Tl ne demek? | Tl anlamı nedir? | Tl

Tl anlamı nedir?

Tl ne demek?

Tl anlamı nedir?

Tl | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tl

Türkçe Sözlük

(kimya). Talyum cisminin senbolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl abdest alırken giyilen bir nevi kısa cüppe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kısa cübbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Adâlete uygun düşen veya adâletli olan: Adâletli bir hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. just. equitable. fair. judicious. clean adil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. equitable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Advanced Titler özelliği, çeşitli dillerde 8 ön ayar ve 2 özel alt yazı sağlar. Alt yazının ekrandaki konumu ver rengi ayarlanabildiğinden, ayarlama esnekliği sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gürültü, patırtı etmek, kıyameti koparmak. 2. Istemiyerek mühim bir sırrı ifşa etmek, ağızdan kaçırmak. 3. Ağzını bozmak, söğüp saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «Afet» ten). Sabrını tüketmek, kararsız etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) sütleğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ahretlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muaheme yapmak, sözleşmek, aht ve peymân etmek, yeminleşmek, biribirine karşı taahhüt altına girmek: Kendisiyle bu iş hakkında ahitleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pledge mutually. to conclude an agreement with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ahrete mensup ve müteallik: Ahretlik iş. 2. İyi yaşayıp, dünyadan el etek çekmesiyle ahreti kazanmış: Ahretlik = Evlâtlığa kabul olunmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adopted maid. brother and sister forever and hereafter. brother by adoption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.) Umumiyetle, umumî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاطلاق] genellikle. 2.rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. mantık). Umumî bir mefhumun altında hususî diye alınan bîr şeye, yer vermek, idraç etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Altı, üstü birlikte» dernek olur, «altlı, üstlü» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hattatların yazı yazarken kâğıdı dayamak için kullandıkları kalınca kâğıt, el siperi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaster. mat. mount. support. pad. pedestal. doily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footing. support. base. pad. coaster. horsejack. sole plate. fundament. horse. underlay. bolster. socle. trestle. litter. skid. building block. carriage. centering mount. matting sill. joist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has undergone a surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine yemin verip almak, ahdleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeminli, yemin ve kasem etmiş, tahlif olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquire a monument status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed. crested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Antlaşmak işi. 2. Tarafların, aralarında kararlaşan yola uygun olarak davranmayı kabul etmeleri, muahede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league. treaty. alliance. covenant. concordat. agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. pact. treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty. pact. solemn agreement. concordat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tarafların bir işi üstlerine alıp yerine getireceklerine karşılıklı olarak söz vermesi fiili. Ahitleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude a treaty. to sign a treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude a pact. to contract. to compact. to treat with. to make terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geyik ve karaca boynuzu veya boynuzunun dalı. antlered (s). boynuzlu , boynuzlarla süslenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zool). Karınca aslanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oniki havariden biri, apostol; herhangi bir ahlaki reform hareketinin öncüsü; Mormon kilisesi idare heyeti üyelerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aristo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanianization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor. 2. Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albania. albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Albania) Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 28,748 km².

Kara: 27,398 km².

Su: 1,350 km².

Sınırları: toplam: 720 km.

Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Karadağ 172 km, Serbistan 115 km.

Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı) 2,764 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20.

düzenli ekilen topraklar: %5.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %38.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,530 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: yıkıcı depremler; güneybatı kıyısında su baskınları; kuraklık.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 3,581,655 (2006 Temmuz ayı tahmini) Nüfusun %50 si kırsal alanda ikame eder.

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %24.8 (erkek 464,954; kadın 423,003).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 1,214,942; kadın 1,158,562).

65 yaş ve üzeri: %8.9 (erkek 148,028; kadın 172,166) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.52 (2006 verileri).

Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu km²’ye 113,3 dir.

Mülteci sayısı: -4.67 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.1 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.86 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.04 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.78 yıl.

Kadınlarda: 80.34 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 2.03 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01den az (1999 verileri).

Ulus: Arnavut.

Nüfusun etnik dağılımı: %95 Arnavut, %3 Yunan, diğerleri %2 2 (Roman, Sırp, Bulgar).

Dinler: %70 Müslüman, %20 Arnavut Ortodoksu, %10 Katolik.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır, ayrıca Yunanca konuşulmaktadır.

Okur yazar oranı: 9 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfusta: %86.5 (2003 tahmini).

Eğitim alanında Avrupa sta


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hilesiz, saf, açık sözlü; hünersiz, sanatsız, kaba; tabii, doğal. artlessly (z). hilesizce, saflıkla. artlessness (i). hilesiz oluş, saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asâletli, soy ve neseb sahibi, necib, asil. Osmanlı devrinde resmî yazışmada büyükelçilere ve Hıristiyan büyüklerine, devlet adamlarına ve prenslerine denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asfaltla kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. tar. to asphalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to asphalt. to cover with asphalt. tarmacadam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. surly. down faced. glum. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağın ve suyun asitli emisyonlarla kirlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlayış, (bk.) Atlamak. Atlamataşı = Çamurlu yolun bir tarafından diğer tarafına geçmek için konmuş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. vault. spring. skipping. omitting. omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a jump. skipping. by-pass. jumping off. jumping. leap. spring. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» dan). 1. At gibi kalkıp fırlamak, sıçramak. 2. Fışkırmak. 3. Geçmek, üstünden geçip bırakmak: Okurken iki satır atladı. 4. Aşmak, öteye geçmek: Şu dağı atlasak. Adım atlamak = Kuvvet yettiği kadar adım açarak sıçramak. 5. Bir engeli fırlayarak aşmak: Duvardan atlamak. Hendekten atlamak 6. Vakit kaybetmeden binivermek: Arabaya atlayıp geldim. 7. Yanılmak, aldanmak. Atladı gitti Genç Osman. Gazete falan haberi atlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. omit. dive. elide. grasp at. hop. hop on. leave out. miss out. snatch at. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. leap. omit. overlook. skip. to jump. to spring. to leap. to hop. to leave out. to omit. to skip. to fuck. to bang. to make. to lay. to score. to leap at. to jump at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. omit. skip. to jump. to miss. to catch. to omit. to slip. to leave out. to have intercourse with. gambol. get over. leap. surmount. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukların atlama oyunu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ata bin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. «at» tan). Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derenin ötesine geçmek için suyun içine konan atlamataşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. At gibi kalkmak, şahlanmak. 2. At edinmek, atlı olmak, ata binmek. 3. Geçirilmek, ununtulmak: Bu yazıdan bir satır atlanmıştır. Atlanan atlanana = Kaçan kaçana.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ).(mim). erkek heykel şeklindeki sütunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Atlas Okyanusu; (s). Atlas Okyanusu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda Cebelitar ık'ın batısında var oldugu ve sonradan zelzeleden battığı söylenen efsanevi bir ada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mir’At.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Tüysüz ve parlak demek olan «tals»dan). Yüzü ipek ve tersi pamuk maruf bir cins kumaş, atlas, dîbâ. (Astronomi). Felek-i atlas = Astrolojide bütün felekleri çevirdiğine inanılan felek. (Coğrafya). Harita mecmuası, bütün arzın haritalarını sırasiyle toplayan kitap veya botanik, zooloji, geometri gibi bir fennin şekiller mecmuası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atlas. satin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who sustains a great burden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first vertebra of the neck, articulating immediately with the skull, thus sustaining the globe of the head, whence the name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of maps in a volume A volume of plates illustrating any subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A work in which subjects are exhibited in a tabular from or arrangement; as, an historical atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large, square folio, resembling a volume of maps; called also atlas folio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing paper of large size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See under Paper, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rich kind of satin manufactured in India. a figure of a man used as a supporting column the 1st cervical vertebra a collection of maps in book form a Titan who was forced by Zeus to bear the sky on his shoulders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satin. atlas. mapbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Titan who was forced by Zeus to bear the sky on his shoulders. a collection of maps in book form. the 1st cervical vertebra. a figure of a man used as a supporting column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An early liquid-fueled rocket, used by US astronauts and still in use for unmanned launches Because of its lightweight construction it uses no staging, but only drops two of its engines. a collection of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps and geographic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound collection of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps An atlas of the United States has maps of all 50 states and the U S territories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Book of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps, plates, engravings, tables, etc with or without descriptive letterpress It may be an independent publication or it may have been issued to accompany one or more volumes of text. the result of a comprehensive survey of a large geographica

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An atlas is a package of maps coverring some part of the world, suitable for use in an application For instance an atlas might have maps of Scotland with more detailed coverage of major cities. a computer-controlled instrument which measures the Staple Le

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps, plates, engravings, tables, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of maps in book or loose-leaf form, with a standard design, organized around a coherent theme For example, a world atlas, a national atlas, or an historical atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Volume of maps, plates, engravings, tables, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps, which sometimes includes economic, political and/or geographic information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound collection of maps, illustrations, informative tables, charts, or textual materials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps with or without descriptive text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound collection of maps that may include charts, illustrations, tables, and detailed explanations of features on the maps A detailed atlas or map created about the time your ancestors lived in an area can be very helpful in determining where they lived

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound volume of maps, charts, plates or tables illustrating any subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of two huge particle detectors being built for use in experiments at the LHC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finest woven silk, the best quality of jacquard with the folklore that an entire yard of atlas can be strung through a small ring to show how fine the weave is Expensive and very exclusive and is mostly used for very formal or bridal wear and in collector

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps Healey Library's atlas collection is located on the library's 4th floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first vertebra , atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطلس] atlas kumaş. 2.büyük harita, dünya haritası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). göklere destek olduğu söylenen bir yarı-tanrı. Atlas Mountains Atlas Dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atlas (harita kitabı).;(tıb). boyun fıkra kemiklerinin birincisi, atlas, birinci omur; bir çeşit ipekli kumaş, atlas; buyük boy kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2.Düz, havasız, tüysüz. 3.Büyük harita. 4.Atlas okyanusu. 5.Kuzey Afrika’da Fas, Cezayir’i geçerek Tunus Körfezi’ne kadar uzanan sıradağlara verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlasçiçeğigillerden bir bitki. Yaprakları yayvan ve dikenli olan atlas çiçeği, güzel ve parlak çiçekler açar. Pek çok çeşidi vardır. Kaktüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familya bitkileri sıcak ve kurak ülkelerde yetişir, gövde ve yaprakları etli ve dikenlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atlatılmak. Tehlike atlatıldı. Adam atlatıldı. Deve hendekten atlatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be avoided. to be put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. omission. riddance. making sb jump. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Birini atlatmaya ve sıçramaya sevk ve icbar etmek. 2. Geçirmek, aşırmak, savmak: Bir hastalığı, bir belâyı atlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. the slip. beat smb. to it. overcome. put off. get over. come through. bypass. circumvent. dish. dodge. escape. jump. let down. outwit. parry. pull through. shake. skip. slip. stall off. take. throw off. tide over. turn. ward off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeze. cheat. circumvent. dodge. escape. fend. to make jump. to leap sth over sth. to recover from. to overcome. to escape. to elude. to avoid. to weather. to doge. to throw sth/sb off. to get rid of. to cheat. to evade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb jump. to have a narrow escape from. to overcome. to put off sb with empty promises. circumvent. come through. dodge. escape. fob off. send sb to the right about. shake. shed. shirk. to get through. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlama, (bk.) atlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Atletizmle meşgul olan şahıs. 2. Vücudu iyi gelişmiş kimse. Atlet fanilası: Onü, arkası ve omuz yerleri hayli açık, erkek fanilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete. runner. singlet. sleeveless undershirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete. undershirt. vest. undershirt. west.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atlet veya atletizmle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini geliştirmeye yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan beden çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athleticism. athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletism. athletics. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

yahut ATLU (i.). Ata binmiş, Fars. süvar, Ar. fâris. Atlıkarınca = Karıncanın bir büyük cinsi. Atlıkarınca = Çocukların binmesine mahsus tahtadan tekerlekli at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equestrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equestrian. horseman. rider. mounted. horse-drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseman. rider. mounted. riding on horseback. equestrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ata binmiş süvari. - Birleşik isim. Atlıhan: Alınca Hanın oğlu. Tatar’ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atûfet, şefkat sahibi. Son devir Osmanlı protokolünde bâlâ rütbesi sahipleri ile vezir müşir rütbesi taşımıyan dâmâd’lara verilen unvandı. Devletlû atûfetlû: Serasker (harbiye nâzırı, savunma bakanı) ile dâmâd olan müşir ve vezirlere verilen unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avukatın hal ve sıfat ve sanatı, mec. Cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. attorneyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Övünen, büyüklük taslayan, mutekebbir, kibirli, ağzı kalabalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(zool). bir çeşit salamandra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadgetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklamak). 1. Tefrik ve temyiz etmek, ayırmak. 2. Bir şeyin iyi kısmını seçmek, intihap etmek, seçkinini ayırmak. Pirinci taşından ayırtlamak: Pek karışık ve müşkül bir işin içinden çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklanmak). T. Tefrik ve temyiz olunmak, ayrılmak. 2. Seçiilip intihap olunmak, seçkin kısmı alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: ayıklatmak). Tefrik Ve temyiz ve intihap ettirmek, seçtirmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya AZAMETLÜ (i.). 1. Büyük, ulu, celâl sahibi: Ey azametli Allahım. 2. Kibirli, kibirlenen, mağrur: Azametli adamdan kimse hoşlanmaz. 3. Tantanalı, debdebeli: Azametli bir alayla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great. grand. arrogant. conceited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Azat edilmiş, (bk.) azâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azadlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tam bedenî kuvvet. 2. Gençlik, delikanlılık. 3. Cesaret, şecaat. Babayiğitlik satmak = Yalandan cesaret göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravado. guts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çeşit yaban ördeği, katâ, suçulluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high- tasted. seasoned. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر محيط اطلسی] Atlas Okyanusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Talihi müsait ve uygun, mes’ut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick with sticky tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocuk, bebek, yumurcak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut koydukları kutu vesaire, barut mahfazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder flask. powder horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalb gözü ile gören, her şeyin asıl ve hakikatini anlayıp tedbirli davranan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forethoughtful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. circumspect. cautious. politic. provident. prudential. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplify. to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. homeliness. primitiveness. smallness. vulgarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). muharebe, savaş; dövüş; (f). savaşa katılmak; mücadele etmek, savaşmak. battle array harp safı. battle-ax (i). cenk baltası, teber; argo huysuz kocakarı. battle cruiser ağır kruvazör. battle cry savaş narası; herhangi bir kampanyada kullanılan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucuna tüy takılmış mantarla oynanan bir oyun; bu oyunda kullanılan raket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcundaki mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bayat olmak, eskiyip tazeliği, taravet ve letâfeti geçmek, bayağılaşmak: Bu ekmek bayatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bırakıp eskitmek: Suyu bayatlatmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahtsızlık, talihin müsaadesizliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misfortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) ed+mes] içip içip dağıtma. bedmestlik etmek içip için dağıtmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tokmak, çomak; ağır çekiç, sahmerdan; f. tokmaklamak, çakmak, kakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. sarkık, taşan; f. sarkmak, dışarı doğru çıkıntı yapmak; taşmak. beetlebrowed s. sarkık kaşlı; çatık kaşlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kınkanatlılar familyasından herhangi bir böcek. black beetle ing. hamamböceği, zool. Blatta orientalis bombardier. beetle fanfan böceği, domuzlan böceği, zool. Brachinus crepitans dung beetle bokböceği reed beetle kamış böceği, zool. Donanica rove beet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. küçültmek, küçümsemek; alçaltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). 1. Perişanlık, haraplık. 2. Pislik, mülevveslik, telvis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Feyz ve bereketi olan, bol, mebzûl: Bu sene ekin pek bereketlidir. Bereketli sene. 2. Meymenet ve saadete kavuşan, meymenetli. 3. Azı çok yerine geçecek surette hayrı görülen: Helâl kazanılan mal daima bereketlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. exuberant. fertile. luxuriant. plenteous. plentiful. rich. blessed. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. fertile. fruitful. copious. fat. fecund. generous. luxuriant. plentiful. productive. prolific. rich. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Kapsüllü yemişlerin tek parçalı olanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adam veya hayvanın bitlerini ayıklayıp kırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediculosys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi bitini ayıklayıp kırmak: Güneşte oturup bitleniyordu. 2. Bitlenmek, bitli olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünde bit bulunan, kehlesi olan, pis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy. infested with lice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber çiçeği, mavi kantaron, bot. Centauria cyanus; iri mavimsi sinek, kurt sineği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir geminin alabileceği miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gırtlak ağzı, hançere. Boğırtlak kuşu = Çil çeşidinden bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden dikenli bir çalı çeşidi ve meyvesi. Bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişir (rubus fruticosus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. dewberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry. bramble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tilkiüzümü): Gülgillerden bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır. Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür. Önceleri kırmızı iken sonraları kararır. Yaprakları; çiçekleri açmadan toplanıp, kurutulur. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Ayaklardaki şişlikleri indirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir. Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur. Ağız, dil, diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir. Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., A.B.D. kaçak içki; s. kaçak olarak imal, ithal veya nakledilmiş; kaçak, kanun dışı; kaçakçılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içki kaçakçılığı yapmak; kaçakçılık etmek; satmak üzere üzerinde kaçak eşya bulundurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içki kaçakçısı, kaçakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, boş, gereksiz. bootlessly z. boş yere, neticesiz olarak. bootlessness i. neticesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) dalkavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe; emzik, biberon. bottle gourd sukabağı. be brought up on the bottle mamayla beslenmek, biberonla beslenmek. the bottle alkollü içki; bebekler için süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişeye koymak, şişelere doldurmak. bottle up şişelere doldurup saklamak; susturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişeye kapanmış cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herkesin kendi içkisini getirdiği içkili toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe fırçası; atkuyruğu, bot .Equisetum arvense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini hava ile şişirebilen bir balık, zool. Saccopharynx ampullaceus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişe yapmak için kullanılan adi yeşil cam. bottle green şişe camı yeşili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar geçit, dar boğaz; engel; iş1erin yürümesini engelleyen kimse veya durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iri burun; bir cins diş1i balina, zool. Tursiops.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulaşıkşı. chief cook and bottlewasher her türlü ev işi yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kalın ve sert kıl, domuz kılı; f. tüylerini kabartmak, öfkelenmek: dikelmek; diken diken olmak (saş, kıl,ve tüy); sert kılları andıran bir şeyle dolu veya kaplı olmak; dikeltmek. bristly s. kıllı; öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kolay kırılır, gevrek; i. içinde fındık v.b. bulunup soğuduğu zaman gevrekleşen ve erimiş şekilde yapılan tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cloudy. cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. clouded. overcast. opaque. murky. nebulous. skyless. cloudyly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. hazy. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kargafunda, yelken eteğinin orta yerini kaldırıp kapamak için kullanılan ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Domuz yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşlık, çakıllık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. telâş etmek, koşuşmak, acele ile hareket etmek; acele ettirmek; i. telaş, koşuşma, acele; eskiden kadınların eteklerini kabarık tutmasl için kalça kısmına taktıkları yastık gibi şey. hustle and bustle telâş, koşuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Haksızlık, hak zıddı, bâtıl ve boş olma: Bâtıl inançların butlânı. 2. Muattal ve hükümsüz olma (tıb) Butlân-ı hi« = Bir ameliyat icrası için hissin iptali. Bir uzvun geçici olarak histen mahrum edilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. voidness. invalidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطلان] boşluk, anlamsızlık. 2.yalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir evin baş erkek hizmetkârı; kethuda, baş uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zırhın buda ve oyluğa gelen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dude ranch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farming on a large scale. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice mass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fond of comfort. afraid of disturbances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eyerin arka kaşı; köşe; parça bölüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit dörtlünün Tincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Casusluk etmek, tecessüs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Casusluk, tecessüs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale. şato, hisar; (satranç). kale. castle in the air, castle in Spain hülya, hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kaleye koymak veya kapatmak; (satranç). küçük veya büyük rok yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Parçaları ayrılmayacak derecede kırık. Ar. münşak, ortasından ayrılmış yarık: Çatlak bardak, değnek. Bir şeyin çatladığı yer, yarık: Şu bardağın burasında bir çatlağı var; tabağın çatlağı var ama belli olmuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interstitial. split. cracked. chapped. chappy. hoarse. crack-brained. nutty. queer. queer in the head. off one's rocker. balmy. barmy. batty. cloven. cuckoo. disordered. fractured. pixilated. potty. screwy. shaken. shaky. touched. off one's chump. cr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy. barmy. batty. bent. breakage. chink. cleavage. cracked. crackers. crackpot. dotty. fault. fissure. fracture. goofy. loony. lunatic. mad. madcap. mental. nut. nuts. nutshell. peculiar. rift. screwy. split. touched. chapped. hoarse. crazy. crackbrain

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. crevice. fissure. rift. split. slit. mentally defective. cracked. chap. stria. leaky. fractural. chapped. batty. break. chink. cleft. crackers. cranny. crazy. daft. fault. flaw. fracture. nutty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. stupidity. craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çatlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fracture. cracking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracking. splitting. cleavage. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çat ederek büyük sesle yarılmak, ayrılmak: Cam çatladı. 2. Parçaları ayrılmayacak kadar kırılmak, yarılmak: Bu bardak çatlamış. 3. (dalga vs.) Kırılmak, paralanmak. 4. (hayvan) Çok yürümekten telef olmak: Yarı yolda atı çatladı. 5. mec. Hasetten, hiddetten, sıcaktan ve başka ıztıraptan telef olmak derecesine gelmek: Hasetciler çatlasın, sıcaktan çatlayacağız. 6. Çok ağlamaktan ölmek derecesine gelmek: Şu çocuk çatlayacak, meme verin. 7. Çok ağrımak, ıztırap içinde bulunmak: Başım çatlıyor, karnım çatlayacak. Alın damarı çatlamak = Haya ve hicap kalmamak, arsız, utanmaz olmak. Taş çatlamak = 1. Çok soğuk olmak. 2. Olmayacak şey olmak, imkânsız şey vuku bulmak: Taş çatlasa bu bahçe o kadar mahsul vermez. Çatlasa, patlasa = Her ne yapsa: Çatlasa da patlasa da bu işi yürüteceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. split. craze. dehisce. burst. die of exhaustion. cleave. fracture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. fracture. to crack. to split. to fracture. to chap. to break. to burst with impatience. to die. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crack. to split. to burst with impatience. burst. disrupt. fracture. rupture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi, parçaları büsbütün ayrılmayacak derecede ortadan ayırmak, çatlak hale getirmek. Bu bardağı kim çatlattı? Değneğimi çatlattım. 2. Sıkıntıdan veya çok yemekten patlayacak dereceye getirmek: Adamı çatlatmayın. 3. Çok kıskandırmak, hasetten pek muztarib etmek: Düşmanının muvaffakiyetini söyleye söyleye herifi çatlattım. 4. (atı) Çok koşturup telef etmek: Atını çatlattı. Topuk çatlatmak = Çok koşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. chap. crack. fracture. to crack. split. to fracture. to chap. to ride to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. chap. crack. fracture. rift. rupture. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatlamak işi ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kiriş, bağırsaktan yapılan çalgı teli;(tıb). her iki yüzü keskin uzun bıçak, bisturi, neşter; kedi yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). sığırlar; (asağ). insanlar. cattleman (i). sığır yetiştiren veya güden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bakır Kaplı Alüminyum Tel. Kulaklıkların yüksek frekansta ses performansı, hareketli parçaların kütlesi azaldıkça arttığından, Sony, geleneksel bobinlerden %30 daha hafifliğiyle önemli bir performans artışı sağlayan bakır kaplamalı bir alüminyum tel bobin geliştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toplu, dağınık ve perişan olmayan: Cemiyetli bir halde yaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennete kavuşan, rahmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennete lâyık. Fars. şâyeste-i firdevs, doğru ve dindar adam: Cennetlik adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserving of heaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserving of heaven. sainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Cerahat bağlamak, irin tutmak, işlemeye başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İrinli, işler (yara)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük, iri, cesîm: Hayli cesâmetli bir binâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abetment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. encourage. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. brace up. embolden. give scope for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cesaret almak, cür’etlenmek, korku ve çekinme duymaksızın serbestlik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take courage. take heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Cesareti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spunky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. spirited. courageous. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageous. brave. bold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversification. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çeşidini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing in variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversify. to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in variety. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşidi çok olan. Ar. mütenevvî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulative. assorted. different. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli olma hali. Ar. tenevvû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. variation. variety. distinctness. diversity. diversification. variegation. range. multiplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variety. diversity. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversity. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kıkırdamak, kahkahaları zaptetmek; (i). kıkırdama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yahudilik, Yahudi cinsiyet ve mezhebi. 2. Münâfıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kanatlı ve emici ağızlan olen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların cinsî birleşmesi: Koyunların çiftleşme vakti yaklaşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mating. copulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (bir tek) Eşini bulup çift olmak: Güvercinin eşi ölürse bir daha zor çiftleşir. 2. (hayvanlar) Cinsî birleşmek: Ekseri hayvanlar senede bir kere çiftleşirler. İyi bir kısrak, cins bir etla çiftleşince elbette güzel bir tay vücuda gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. mate. copulate. pair. couple. rut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mate. to become a pair. copulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çift etmek, bir tekin eşini bulup çift yapmak. Araba atlarını çlftleştiremedim. 2. Hayvanları biribirine eş yapmak: Bu köpeği çiftleştlrip yavrularını almalı. Koyunları hangi ayda çiftleştirirler?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a pair. to mate. breed. propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çift sürüp ekin yetiştirmeye mahsus yer, bir kimsenin mülkiyeti altında bulunan çeşitli tarlalarla bağ, orman ve mer’a vesaire kl, işçi ile ve yahut ortaklaşa işleyen ve çiftliğin hususî ev veya kulübelerinde oturan çiftçiler tarafından işlenir: Geminin kıçında, çiftliğin içinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm. ranch. farmstead. bowery. duality. grange. hacienda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farm. plantation. farm place. farmplace. farmstead. farmyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yapraklı karayosunlarından bir bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ciltlemek, kap geçirmek, teclit etmek: O ciltçi, kitapları pek fena ciltledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bind. stitch. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kitap). Ciltlenmek, kap geçirilmek, teclît olunmak: Bu kadar kitap bir günde ciltlenmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kitaba). Kap geçirtmek, teclit ettirmek: Bu kitapları mücellide verip ciltletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have bound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ciltlenmiş, Ar. mücelled: Ciltli kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş şeylerle öğünen. Fars. hod-pesend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karga, Ar. gurâb, Fars. zâğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Böcek gibi cır cır etmek, zırlamak, ötmek. 2. mec. Gevezelik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya CIRLATMAK (f.). Cırt sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Atlantik Okyanusunun bu tarafında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekilen parmak yahut ateşe atılan tuz yahut sıçrayan kıvılcım gibi şey, patlayıp ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parmakları veya ateşte tuz, mısır ve kestane gibi bir şeyi çıtırdatmak, patlatmak. Kıvılcım çıtlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crack (one's knuckles. to drop a hint about. hint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terebinth berry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(celtis): Karaağaçgiller familyasından; 70 kadar türü olan bir çeşit sakız ağacının meyvesidir. Çitlembik ağacının meyveleri mercimekten az büyük ve buruk fıstık tadındadır. Hekimlikte meyvesi, yaprakları, tohumları ve sakızı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ayak terlemelerini keser. Yaraları tedavi eder. Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını dindirir. Öksürüğü keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük taneli ve tek çekirdekli siyah ve leziz bir meyve. Çitlenbik ağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki merlengeç çeşidindendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakız ağacının verdiği kırmızı meyve, bir nevi merlengiç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çit yapmaya elverişli dal veya çubuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cömertlik, kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde çivit bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El açıklığı, sahâvet, cûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounteousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounty. generosity. liberality. munificence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity. liberality. munificence. benevolence. bounty. chivalry. largesse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). netice olarak, binaenaleyh, bu sebeple.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pahalı, kıymetli; mükellef, muhteşem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sayısız, hesapsız, pek çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarayla ilgili; zarif, nazik, azametli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. venturesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Cesur, yiğit davranabilen: Cür’etli adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bahriye kılıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bıçakçı. cutlery (i). çatal bıçak takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pirzola, kotlet, külbastı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkep balığının cilacılıkta kullanılan iç kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkepbalığı, (zool). Sepia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücuttaki kan damarlarının bir kısmının veya tamamının sertleşmesi sonucu, esnekliklerini keybetmesine; halk arasında damar kireçlenmesi tıp dilinde ise Arterio Skleroz veya Atheremo denir. Nedeni, kan damarlarının iç kısımlardaki hücrelerin esnekliğini kaybedip, zayıflaması veya kandaki yağlı maddelerin birikinti yaparak, damarı darlaştırmasıdır. Belirtileri baş dönmesi, baş ağrısı, titreme, yürürken sendeleme, düşünme ve öğrenme gücünde zayıflama, sinirlilik veya damarın sertleştiği bölgelerde ağrılar görülür. İlk belirtiler görüldüğünde önlem alınacak olursa, korkulacak bir şey yoktur. Hastanın neşe ve cesaretini kaybetmemesi ve doktorun tavsiyelerini yerine getirmesi iyileşmede atılacak ilk önemli adımdır. Damar sertliği teşhisi konan kimse, perhiz yapmalı, alkol ve sigara gibi keyif verici maddeleri bırakmalı, yumurta, tereyağı ve benzeri yiyecekleri terk etmeli, tuzu da azaltmalıdır. Ayak damarlarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığı önlemek için de dar ayakkabı giymekten kaçınmalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates.

Hazırlanışı : 1 adet çiğ patates soyulup iyice yıkanır ve rendelenir. Çıkan su sabahları aç karnına içilir. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arteriosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a son-in-law. clothes. gifts. etc. bought for the bridegroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). fırlatıp veya fırlayıp durmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ziyafete çağırılmış. Ar. med’uv: Filân ziyafete davetli misiniz? Kaç davetli vardı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invited. guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invited. invited guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkunç, ürkütücü, pek korkutucu: Dehşetli bir manzara, bir fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direful. fearful. fearsome. frightful. horrendous. dire. terrifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formidable. horrible. terrible. tremendous. marvelous. desperate. dire. dreadful. fearful. fearsome. ghastly. horrific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demetlere bölmek, demet demet bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in bunches. sheaf. stook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demokrasi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection. auditing. checking. supervision. check. inspectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reappraisal. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. supervision. inspection. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Murakabe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. audit. inspect. examine. supervise. superintend. oversee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. guard. inspect. monitor. police. superintend. supervise. to control. to check. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audit. control. to check. to control. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inspected. to be supervised. to be audited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlling. supervisory. controller. inspector. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces. sea forces. marine / naval / sea forces. marine. marine forces. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deride meydana gelen çatlakları tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Alkol, asilbend.

Hazırlanışı : 100 gram alkole 10 gram asilbend konup, merhem yapılır. Çatlaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Dertli hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get worried. to be troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have troubles. to get the blues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dert ve kederleri söyleyip karşılıklı konuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pour out one's grief to each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pour out one's grievances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Dert ve kederi olan. Ar. mağmOm, mahzûn, mükedder. 2. Müzmin bir hastalığı olan. Ar. altl, martz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pained. sorrowful. having a trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troubled. sick. aggrieved. complaining. heavy laden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rum piskoposluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. high hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Government Debt Securities Indices)

Bu tür menkul kıymetlere yatırım yapanlarının kıymetleri fiyat ve getirilerindeki gelişmeleri basit ve anlaşılabilir göstergeler yardımıyla izleyebilmelerini sağlamak amacıyla oluşturulmuşlardır. Ayrıca yatırımcıalrın sabit getirili menkul kıymetlere yaptıkları yatırımlar ile diğer yatırım seçenekleri arasında kolay karşılaştırma yapabilmelerini sağlar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nationalized. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Devlete maf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nationalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut DEVLETLU 1. Dünyada. veya ahirette talih ve saadet veya makam ve nimet sahibi: Ne devletli adamdı. 2. Osmanlı devletinde vezirlere ve müşirlere verilen unvandı: Devletlû paşa hazretleri. Sadrâzamlara fehâmetlû devletlû, eski sadrâzamlara: Übbühetlû devletlû, şeyhülislâmla ra: Devletlû semâhatlû, seraskerlere devletlû atûfetlû, dârüssaâdet-iş-şerîfe ağalarına devletlû inâyetlû, mekke şeriflerine devletlû siyâdetlû, şehzâdelere devletlû necâbetlû unvanları verilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Vezir ve müşir olan pâdişâh dâmat|arına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Sarayın kızlar ağasına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şehzâdeler hakkında kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seraskerlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Şeyhülislâmlara verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Mekke şerifine verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Devletli. Devletli’nin eski şekli aslı —Jı, —lig olan ek önce —lû, sonra —lu, —lü olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Videoları geliştirmek için kullanılan, fotoğrafların karıştırılması ya da stroboskopik ya da “eski film” efektleri ekleme gibi sekiz gelişmiş efekt. Bu efektler şunlardır: Sepia, Solarise, Monotone, Stretch, Slim, Pastel, Negative Art ve Mosaic.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read between the lines. to peruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her işinde ihtimam eden, yanlış ve hata olmamasına çalışan: Çok dikkatli adamdır. 2. Dikkat ve ihtimamla yapılmış: Dikkatli iş, dikkatli yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careful. attentive. heedful. watchful. gingerly. regardful. mindful. thoughtful. argus-eyed. assiduous. canny. cautious. circumspect. intense. intent. particular. rigorous. scrupulous. sleepless. solicitous. studious. wary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. attentive. careful. cautious. chary. circumspect. conservative. deliberate. diligent. diplomatic. exact. intent. meticulous. minute. painstaking. punctilious. rigorous. scrupulous. sedulous. strict. studious. watchful. assiduous. regardful. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attentive. careful. painstaking. mindful. argus eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça dikkat ve ihtimamla: Şunu dikkatlice yazın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dilin üzerinde görülen çatlakların nedenini belirlemek gerekir. Önemli olmayan dil çatlaklarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karanfil, nişadır, hardal.

Hazırlanışı : Havana bir tatlı kaşığı karanfil, 1 tatlı kaşığı nişadır ve bir tatlı kaşığı hardal tohumu konur. İyice dövülür, günde üç kere dilin altına üstüne sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diplomatın mesleği, bu sahada ustalık. 2. mec. Kurnazlık, hilekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayet sahibi, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bilgili ve kavrama yeteneği olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). unvan veya iddiadan mahrum etmek, yetkisini elinden almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzmek, sıkmak. disgruntled (s). üzgün, canı sıkılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sökmek, parçalara ayırmak, kaldırmak; eşyasını boşaltmak (ev), silâhtan tecrit etmek, arma veya silâhlarını almak. dismantlement (i). boşaltma, sökme, parçalara ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Din kaidelerine riayet eden, dindâr. Ar. müttakî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate professorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate professorship. lectureship. readership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Don Quichotte adından). Lüzumsuz kahramanlık göstermeye kalkışma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pis yerlerde yaşayan bir cins böcek, (zool). Geotrupes ster corarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunky dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dört beyi vesairesi olan, dört beyli oyun kâğıdı: Kupanın dörtlüsü bendedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadruple. quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quad. four. quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dört kilo vesaire ağırlığında olan: Dörtlük bir balık. 2. Dört lira vesaire kıymetinde olan: Dörtlük şeker. 3. Dört karış veya metre vesaire boy veya eninde olan: Dörtlük direk, tahta. 4. (argoda) Ehemmiyetsiz, değersiz, parasız, pulsuz: Haydi şuradan dörtlük! 5. (şiirde) Kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quatrain. crotchet. quarter note. quadrature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dost hali, sevgi: Bana dostluk gösteriyor; onun dostluğuna güvenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. good fellowship. camaraderie. attachment. friendliness. neighborliness. neighbourliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. comradeship. concord. friendship. intimacy. society. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. amity. friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içtikten sonra piponun içinde kalan tütün kalıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). şüphesiz, muhakkak; herhalde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Dudaklar, güneş veya soğuk havanın tesiriyle çatlayabilir. Endişe edilecek bir durum yoktur. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri çatlakları gidermek amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Cevizyağı, balmumu.

Hazırlanışı : 2 çay bardağı cevizyağına, 2 çorba kaşığı eritilmiş balmumu konur. Karıştırılarak soğutulur. Küçük bir şişeye doldurulur. Sabahları dudaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanları dürtmeğe mahsus kısa üvendire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. honesty. probity. correctness. straightforwardness. fairness. righteousness. faithfulness. sincerity. squareness. conscientiousness. correctitude. directness. erectness. evenness. incorruptibility. incorruption. integrity. justice. recti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. character. equity. honesty. integrity. justice. principle. probity. propriety. rectitude. right. righteousness. truth. frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dut bahçesi. 2. Dut ağaçlarının çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Alt kanatları üstekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim, değerli, ağır. Üzerinde durulması lüzumlu: Ehemmiyetli mesele, ehemmiyetli hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

important. consequential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. having a licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. talented. fit for office. having a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

largely. generally. mostly. usually çoğunlukla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generally. usually. mostly. with a majority of votes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Yarımın bir fazlasıyle elde edilen ekseriyet, mutlak ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکثریت مطلقه] çoğunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yol üzerındekı köprüden geçen demıryolu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilled trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydan savaşına hazırlamak; mazgal yapmak. embattled s. meydan savaşına hazır durumda; savaş halinde; güç durumda, sıkışmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet ve Asâyişi yerinde olan: Emniyetli yerdir. 2. İtimada şâyân, emin: Emniyetli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. secure. trustworthy. reliable. admissible. allowable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. secure. trustworthy. reliable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hak kazandırmak, yetki vermek, salâhiyet vermek; ünvan vermek, ad takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mektup, name, risale; Yeni Ahit'te bir Resulün yazdığı mektup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. equalize. equate. to equalize. to make equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equalize. to equal. compensate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be equalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşit olma, Osm. müsâvât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egalitarianism. equality. evenness. parity. equivalence. equation. equalization. equivalent. par.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equality. parity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equality. equation. par. parity. tie. analogy. symmetrical. identity. equivalence. homology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe, köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar. Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu. Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı. Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu. Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe 1. Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi. Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu. Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Water Closet’in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ‘00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak yerleşmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling. ticketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. to label.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to label. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy. plump. made with meat. pulpy. containing meat. meaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleshy. meaty. paella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefy. corpulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söylenilen şeye kulak asmaksızın devamlı «evet» deyip tasdik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oğulluk, Ar. bünüvvet: Falanı evlâtlığa kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopted child. foster child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopted / foster child. adopted child. adoptee. the adoptee. adoptive child. nurse child. filiation. foster son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) tam, tamam, tamamen, aynen, kesin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zahmetli, meşakkatli, çok ağır ve yorucu: Eziyetli bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. T. A.). Fıkıh ilminde bilgi sahibi olan. Eskiden nesir dilinde müftülere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zihni açık, anlayışlı, zeyrek. Ar. fatîn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). besili hayvan, semiz hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous erdemli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. virtious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazilet sahibi. (bk.) Fazilet. Yazı dilinde de din adamlarına İstanbul ve Haremeyn pâyelerini haiz olanlarına verilen unvandı: Fazîletlû Mustafa efendi hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadrâzama ve Mısır hidîvi ile prenslere verilen unvan: Devletlû fahâmetlû paşa hazretleri, Almanya prenslerinden fahâmetlû hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.) (tarih). Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrâzamlara ve prenslere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musibet ve felâket getiren. Fars. Afet-Amîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedition. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atın topuğu; topuk kılları; topuk mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (f). hal; (end). demir işlemesinde ocağa serilen taş kırıntıları; (f). bu taş kırıntılarını sermek. in fine fettle iyi halde, zinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal opportunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilk sonuç; ilk doğan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). evvela, ilk olarak, ilkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fit vermek, kışkırtmak, Osm. ifsâd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fit veren, Osm. ifsâd eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). Iâyık olduğu şekilde, munasip surette, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pricing. inventory pricing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get expensive. to go up in price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expensive. priced. dear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray insecticide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayaksız, asılsız; (k).diliahmak, budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tiyatro sahne önündeki bir sıra ışık; sahne mesleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemsiz, değersiz; ahmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). serbest, başıboş, kayıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). baş kasarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to format.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). on beş günde bir, iki haftada bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alın bağı; hayvan alnı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). semeresiz, meyvasız; faydasız, nafile; kısır. fruitlessly (z). nafile olarak, boş yere. fruitlessness (i). semeresizlik, faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mert, lutufkâr, cömert, eli açık. Osm. sehâvet sahibi. 2. Tanzimat sonrası Osftıanlı devletinde mülkiyede râbia ve hâmise rütbelerinde bulunanlara ve askeriyede mülâzim ve yüzbaşılara resmen verilen unvan ve lâkap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak gauntlet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ask elleri değnekli iki sıra askerin arasından geçirilmek suretiyle uygulanan eski bir dayak cezası: iki veya her taraftan hücum; üzucu durumlar run the gantlet sıra dayağı yemek; birçok kimsenin hışmına uğramak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski model mitralyöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zırh eldiveni; uzun eldiven take up the gauntlet meydan okuma mahiyetindeki daveti kabul etmek. throw down the gauntlet meydan okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. gantlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelmek, himmet etmek. 2. Kıskanmak. 3. Hamiyet göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışan ve himmet eden, yorulmaz, bıkmaz, çalışkan. 2. Kıskanç. 3. Hamiyetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eager. hardworking. zealous. persevering. arduous. assiduous. diligent. fervent. industrious. full of pep. sedulous. strenuous. studious. vigorous. full of vim. as keen as mustard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. avid. diligent. eager. fervent. strenuous. zealous. sedulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealous. persevering. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strenuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Al. sevimli, misafirperver, tatlı, hoş. gen. kıs. gender, general, genitive, genus. Gen. kıs. General, Genesis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nazik, yumuşak huylu, kibar; tatlı; ıIımlı, mutedil; soylu, asil; hafif, latif. gently z. yavaşça, tatlılıkla, şefkatle, nezaketle. gentleness i. tatlılık, nezaket, şefkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. soylu kişiler, yüksek tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) kibar adam, efendi, terbiyeli adam, nazik adam, iyi bir aileye mensup erkek, çelebi, centilmen. gentleman's agreement karşılıklı söz vermeye dayanan anlaşmaç gentlemanat arms iç kral muhafızlarından biriç gentleman farmer kendi zevki iç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyi bir aileden gelen kadın, hanımefendi, kibar kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. dehşetli, korkunç, iğrenç; ölü gibi, sapsarı; z. dehşetle, ölürcesine .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girit adası ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akciğerden boğaza gelen borusu; boğazdaki iki borudan solunuma mahsus olanı. Ar. kasaba, kasaba-türrie: Gırtlağıma kaçtı. Gırtlağına sarıldı. Gırtlağını sıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laryngeal. guttural. pharyngal. pharyngeal. throat. gullet. larynx. gorge. maw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullet. gush. guttural. larynx. throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throat. larynx. gullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirinin gırtlağına sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be at each other's throats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glottal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. complacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğer ve palanın arkasına kaplanan meşin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. watching. peeping. spying on. surveillance. observation. look-out. lookout. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. spy. lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin yaptıklarını gizlice gözlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. spy on. spy on smb. peep. peek. pry. observe. case. case the joint. keep cave. espy. eye. pry about. pry into. spy. spy out. spy upon. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. shadow. spy. to observe secretly. to watch. to spy on. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe secretly. to spy on. to peep at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözetlemek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be spied on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb spy on another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kıkırdak. gristly (s.) kıkırdaktan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) oburcasına yemek yemek, (colloq.) silip süpürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine arts. the fine arts. polite arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefakâr, sadık, doğru: Çok hakikatli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. loyal. true. constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. loyal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adalet ve insafa yakın olan, Adil, Adilâne: Hakkaniyetli adam; hakkaniyetli karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı, Fars. şîrîn, Ar. halva. 2. Lezzetli, Ar. lezîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skill and industry in housework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamiyet sahibi, hamiyet sahiplerinden olan. Osmanlı devrinde Tanzimat’tan sonra askerlerde mülâzım (teğmen) rütbesinde ve mülkiyede ona eşit rütbede bulunanlara verilen unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite (a discussion , the atmosphere , a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlanmak, kızışmak, coşmak: Maç hararetlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get excited / warm / heated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Canlı, coşkun: Öyle hararetli anlatıyordu ki, sözünü kesemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverish. heated. keen. zealous. thirsty. vehement. active. excited. lively. intense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. excited. lively. feverish. fierce. glowing. heated. hot. intense. strenuous. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enliven. relieve. to set in motion. to activate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jazz up. pep up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into motion or action. to get into action/motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketi çok olan, canlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. mobile. active. live. animate. full of action. alive and kicking. bouncing. brisk. bustling. like a jack-in-the-box. rattling. restless. shifting. sliding. swinging. zippy. go-go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. agile. alive. brisk. busy. colourful. dashing. dynamic. floating. hectic. lively. restless. sappy. skittish. swinging. vibrant. moving. energetic. vivacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. moving. vivacious. animated. breezy. brisk. busy. dapper. dramatic. eventful adj. fervent. go go. / adj. snappy. spry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kaydedicilerde, silme kafası, kaydetme/oynatma kafasından biraz uzakta yer aldığında video düzenlemesi mümkün değildir. Döner silme kafası, video kafası diski üzerinde bulunur ve kaseti tam kayıt konumunda siler. Hareketli silme kafaları Video8, Video Hi8 ve yüksek kaliteli VHS kaydedicilerde standarttır. Sonuçta bu özelliğe sahip kaydediciler, video düzenlemesi için idealdir ve mükemmel ekleme-kesme işlemleri yapabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. dynamism. activity. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. vivacity. animation. briskness. buzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «katlab» dan galat). Kocayemişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâsılat ve iradı olan, iyi gelir veren: O çiftlik çok hâsılatlıdır. Hâsılatlı bir iştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesome. nourishing. healthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Hasiyyeti, itibarı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

His Majesty. stately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azamet ve heybet sahibi, haşmetmeâb. İmparator ve kral derecesinde olan ecnebi hükümdarlara unvan olur: Haşmetlû İsveç kralı hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasreti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separation. homesickness. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longing. yearning. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ye nesih gibi yazılar yazmak mahareti, Güzel yazıya sahip olmak. 2. Güzel yazı öğreticiliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of a calligrapher. penmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force. air forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather conditions. the climatic / weather conditions. the climatic condition. weather condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ hırsızlığı, yol kesicilik, Ar. şekavet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highjacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage in banditry. to misbehave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without hearth or home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değer, kadir ve itibar sahibi, muhterem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignified. self-respecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respecting. proud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nibs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalpsiz, merhametsiz, zalim, vicdansız; yüreksiz; cansız, sönük. heartlessly (z). kalpsizce, merhametsizce. heartlessness (i). kalpsizlik, merhametsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

target audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görenlere korku ve saygı duygusu verecek şekilde görünüşü olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. grand. imposing. proud. solemn. majestic. stately. sublime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand. imposing. majestic. awesome. awe-inspiring. dread. gallant. heroic. monumental. redoubtable. solemn. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamlar teşkiline yarayan altı çeşit dörtlünün altıncısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb furious. to get a rise of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, gazaba gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get furious. to be angry (with. to fly into a temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öfkeli, Fars. gazabnâk, pür-hiddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Hindistanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indian. hindu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Indian. of India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde). 1. Hainlik, hiyanet. 2. Vefasızlık, sözünde durmayış. 3. Hilekârlık, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Services Index)

Hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Services Index)

Ulusal Pazar’da işlem gören ve sadece hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant. vassal. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. employee. servant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man who works as a janitor and messenger for a firm. retainer. vassal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Derisidikenlilerin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş inanışa göre, dirilip geceleri dolaşarak, insanlara kötülük eden ölü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghost. spook. specter. ghost of a dead person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spectre. ghost of dead person. ghost. ghoul. spectre specter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halk inanışına göre günahkâr adam mezarda canlanıp azap çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and haunt people. to arise again. to rise from the dead/grave. to rise again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and hunt people. to rise again. return from the dead. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.,). Hoşnut olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentment. satisfaction. pleasure. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ostler i. seyis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüzlük, kabalık, terbiyesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness. horseplay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rough. to act roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) bencillik, kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to put a limit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectful. deferent (action. worthy of respect. respected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Şeref, haysiyet ve itibar sahibi, saygıya değer. 2. mec. Büyük, okkalı. 3. Osmanlılar’ca Hıristiyan piskopos ve metropolidlere verilen resmî unvandır: Selânik Rum metropolidi hürmetlû felsnca efendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçümsenmiyecek büyüklükte, oldukça büyük, okkalıca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çarpmak; hızla atılmak veya fırlamak; hızla fırlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kalabalıkta itişmek, itişip kakışmak; itip kakmak; acele ettirmek veya etmek; eline çabuk olmak; A.B.D., argo hileli satış yapmak, hile ile para kazanmak; A.B.D., argo fahişelik yapmak; i. itişip kakışma, acele, telâş; k.dili hummalı faaliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reply paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic flight. domestic flights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Namus ve iffet sahibi, namuslu: İffetli bir kadın. 2. Çalıp çırpmaz, rüşvet yemez, doğru, müstakim, haram yemez: İffetli memurun değeri bilinir. 3. Osmanlı devrinde kadınlara «iffetle» şeklinde lekab olarak kullanılıp ismetlü’dan aşağı addolunurdu: Iffetlû hanımefendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. virtuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. pure. pure sili. afif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. virtuous. upright. honest. continent. incorrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). ihtiyata uyan, ilerde ortaya çıkacak hallere karşı lâzım gelen tedbirleri tamamlamış, uzak görüşlü, basiretli: Çok ihtiyatlı adamdır. Ben daima ihtiyatlı davranırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politic. provident. prudent. safe. wary. cautious. discreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. cautious. foresighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makam ve yükselme hırsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

two fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double-storied (- storeyed Br. two storey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Kabuğu çatladığı zaman iki çenete ayrılan meyve. 2. (zooloji) Midye ve istiridye gibi iki parçadan ibaret olan hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir illet ve hastalığa uğramış. Her vakit tekrarlanıp kendisini rahat bırakmıyan bir müzmin hastalığa tutulmuş: O zavallı, illetlidir. 2. Sakat, vücudunda bir sakatlık olan. 3. Bir istisna sebebi olan, özürlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diseased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iltifatla yapılan: iltifatlı muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complimentary. kind. flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be obstinate with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave stubbornly towards each other. to behave stubbornly towards sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Lutuf ve kerem sahibi. Nesir dilinde devletlû ile beraber DArüssaâdet’-iş-Şerife ağasıiçin söylenirdi: Devletlû, inâyetlû efendim hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, kasetin üzerine işaret konmasını, mevcut işaretlerin silinmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaniyeti olan, insana yakışır vasıf ve faziletleri bulunan, vicdanlı, iyiliksever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane. kind. benevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Dividend Right Certificates)

Şirket genel kurulunun alacağı kararla bazı kimselere çeşitli hizmetler ve alacak karşılığı olarak kuruluştan sonra verilen ve sermaye payını temsil etmeyen hisse senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bazı mürekkep makamların sonunda kullanılan bir dörtlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Yerinde, uygun, münasip, yerini bulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-directed. on the mark. pointed. sagacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unerring. right. exact. well-timed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very fitting. very appropriate. felicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. sign. note. tick. tick off. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mark. plot. to mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mark. to point out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be marked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Karşılıklı işaret vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make signs to one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked. tagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked. tagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(İSMETLÜ) (i.), ismet, iffet, namus ve perde sahibi. Eski protokolde kadınlar hakkında kullanılan unvan. Devletlû ismetlû = VAlide-sultânlar, sultân-efendiler, kadın-efendiler hakkında kullanılan unvan. Yalnız . ismetlû, hanım-sultenlar ve hanım-efendi denen padişah ve şehzâde eşleri hakkında kullanılırdı. Bu prenseslere «ismet-meâb, ismet-penâh» denirdi. Prenses olmayan yüksek kadınlara. meselâ vezir zevcelerine iffetlû unvanı verilirdi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uluslararası tanınan standartları tanımlayan bir örgüt. Üyeleri çeşitli ülkelerden seçilen örgütün görevleri arasında, bilgisayar, fotoğrafçılık ve reporgrafinin çeşitli yönleriyle ilgili standartları belirlemek de bulunmaktadır. Örneğin ISO film hassasiyeti, fotoğraf emülsiyonlarının ışık hassasiyetini ve pozlama gereksinimlerini belirlemektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. demonstrate. evidence. make smth. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove kanıtlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. to demonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talented. promising. capable. apt. gifted. predisposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tulü» dan c. istıtlâAt). Anlamaya, bilmeye, öğrenmeye çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tulû» dan masdar) (c. istitlâat). Öğrenmeye ve heberdar olmaya çalışma, inceleme, araştırma: İstllâAtını yazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. istıtlâ). Bilmeye, öğrenmeye çalışmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüklerini dinleyen, aldığı emre uyup muhalefet etmeyen. Ar. mutî, münkad: Pek itaatli çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obedient. good. orderly. tractable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensub olduğu mezhebe inanan, itikadı tam olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who has religious conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliable. trustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Başkasının üzerine bırakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «telef» ten masdar) (c. itlâfât). t. Öldürme, telef ve helâk etme. 2. Boş yere sarf, israf: Babasından kalan o kadar malı az vakitte itlâf etti. 3. Bozma, mahvetme, harâb etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

killing. destruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتلاف] öldürme, telef etme, ortadan kaldırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Salıvermek, bırakmak, umumîleştirmek: Alelıtlak = Umumiyetle, genel olarak. Itlak olunmak = Ad verilmek, anılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «talâk» tan masdar). 1. Salıverme, koyuverme, kurtarma, Ar. tahlîs: Esirleri, mahbüsları itlâk ettiler. 2. Af, hapis vesair cezadan kurtarma: İtlâk olundu; itlâka nâil oldu. 3. Boşama: Zevcesini itlâk etti (bu mânâda «tatllk» daha çok kullanılmıştır). 4. Kayıtlı olmaktan kurtarıp umumiyet üzere kullanma, mânâsına genişlik verme, yaygınlaştırma: Zencilere de «Arap» denip «Arap» kelimesinin mânâsını itlâk etmemelidir. 5. isim verilme, Ar. tesmiye: Küçük kitaplara risâle itlâk olunuyor (dördüncü mânâdan çıkmıştır). Itlâk-ı inân = Bir yere yönelme. İtlâk-ı lisân = Ağıza geleni söyleme. Itlâk-ı yed = Hayır İşleme. Ale’l-itlâk = Kayıtsız, bir şeye bağlamaksızın, umumiyet üzere: Ale’l-itlâk eskiden Avrupalılar’a Frenk denirdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطلاق] bırakma, salma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpeklik 2. mec. kötü ve aşağılık davranma, hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paved with good intentions. well intentioned. well meant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hürmet, ikram ve izzet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hürmet, ikram ve izzet görmek: İlim sahipleri nereye gitse izzetlenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değer, itibar ve şeref sahibi, değeri ve mertebesi yüksek olan. Tanzimat devri sonrası Osmanlı protokolünde mülkî rütbelerden sivil paşalığın en aşağı derecesinde ve bunlarla eşit sayılan askerî rütbelerden kaymakam (yarbay) ve miralay (albay) olanlara verilen resmî unvan: Izzetlû paşa, izzetlû miralay bey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. itip kakmak, dürtüklemek; i. itip kakma, kalabalık arasında sıkışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. guilty. in the wrong. culpable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culpable. guilty. blameworthy. criminal. delinquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçu olan, suçlu: Kendisi kabahatli olduğunu biliyor da sesini çıkarmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Suç sahibi olma, suçluluk:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabiliyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. capable. competent. skilful yetenekli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent. capable. talented. gifted. skillful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Fotoğraf makinesinden bağımsız’ adı verilen uzak flaş ünitelerine, fotoğraf makinesi gövdesine bağlantı kablosu gerekmeden otomatik olarak komut verilebilir. Pozlama ve flaş güç düzeyleri en iyi sonuçları vermesi için fotoğraf makinesi tarafından otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). El altında durması gereken kâğıtları koymaya yarayan bir çeşit kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi ve kayığı). 1. Kalafat etmek, tahtalarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürmek: Gemiyi iyi kalafatlamış. 2. mec. Sahtelendirmek, düzgün sürmek, boya vesaire ile kusurları örtmek: Yüzünü kalafatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi veya kayığı). Kalafat ettirmek, kaplama tahtlarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürdürmek: Şu kayığı kalafatlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caulk. to repair. to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kalafat edilmek. (gemi ve kayığın) Kaplama tahtalarırının araları tıkanıp üstüne zift sürülmek: Kayık iyi kalafatlanırsa birkaç sene sürer. 2. mec. Sahte bir suretle süslenmek, düzgün veya boya sürmek: Bu kadın, genç görünmek hevesiyle iyice kalafatlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalebent olma cezası. bk. Kalebent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposing out. well-dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uçmaya başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanat çıkarmak (küçük kuşların) kanadı çıkmak, uçacak hâle gelmek: Güvercin palazları daha kanatlanmadı. Çekirgeler kanatlanınca çok zararlı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wing. to develop wings. to take wing. to be overjoyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop wings. to become powerful. to sprout wings. to take to itself wings. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanadı olan: Kanatlı böcek, uzun kanatlı, çift kanatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alated. winged. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving. proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. verify. show. be contented with. substantiate. attest. attest to. aver. certify. demonstrate. document. establish. evidence. shore. stamp. stand. make smth. stick. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attest. establish. prove. substantiate. testify. witness. to prove. to demonstrate. to attest. to establish. to substantiate ispat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. argue. attest. bring home. show. substantiate. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental power. land forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat haline sokma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carbonate. to impregnate with carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrariness. opposition. reciprocity. antinomy. hostility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antithesis. contrast. opposition. polarity. variance. contradiction. reciprocity. antagonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resmin diğer tüm unsurları arasındaki karşıtlıklar, resmin anlatım olanaklarının en önemli unsurlarından birisidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tazeliği geçip kart ve sert olmak: Bu salatalıklar, bu bamyalar kartlaşmış, kartlanmış (kartalmak şekli eskimiştir). 2. Gençliğin zindeliğini aşmak: O kadın yaşlı değilse de çabuk kartlaşmış, kartlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kartlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow old. to get past one's prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tazeliği geçip sertleşmiş olan sebze ve meyve yahut gencin hâli: Bu salatalığın, bamyanın kartlığı. Gelinin biraz kartlığı olmasa güzelliğine diyecek yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oldness. staleness. toughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasalanmak, keder etmek, gailesini çekmek: Siz onun için hiç kasâvetlenmeyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tasalı, kederli, gamlı, gaileli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentional. deliberate. intended. purposely. aforethought. designed. felonious. meaning. prepense. studied. voluntary. wilful. willful. designedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious. deliberate. intentional. wilful. purposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. intentional. premeditated. prepense. witting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüzün ve melâl veren, hazîn, sıkıntılı: Orası kasvetli bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. dreary. cheerless. dismal. dark. sad. black. bleak. comfortless. doleful. drear. funereal. grave. howling. lugubrious. melancholy. mopish. muzzy. pitchy. sable. somber. sombre. sullen. tenebrous. waste. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismal. dreary. funereal. lugubrious. sombre. sullen. depressing. gloomy. desolate. cheerless. glum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. depressing. bleak. cheerless. close. dismal. dreary. funereal. gaunt. leaden. lonely. murky. oppressive. saturnine. severe. solitary. sombre somber. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öldürme, helâk etme: Fırsat bulup düşmanını katletti. Kati ile ithânn olundu. Katl-i nüfûs = Adam öldürme. Katl-i nefs = Kendi kendini öldürme, intihar. Katliâm = Zaptolunan bir memleketin bütün ahalisini kılıçtan geçirme: Cengiz, istilâ ettiği yerlerin çoğunda katliâm emrini verirdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قتل] öldürme, katil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bükme, kat kat etme, devşirme. Katlama yeri = Büküm yeri, kıvrım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. folding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. doubling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kumaş vesaireyi kat kat bükmek, bükerek sarmak, devşirmek: Kumaşı, elbiseyi, çamaşırı katlamak, kâğıdı ikiye katlamak. 2. İki kat etmek, tekrarlamak: Çifti İki, üç kere katlamak, tarlayı iki, üç kere sürmek. 3. Hamuru ince açmak, yufka yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. pleat. bend. crease. crimp. double. drape. enfold. fold down. infold. shut. tuck. tuck up. turn back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. crinkle. double. fold. punish. slaughter. tuck. turn. wrap. to fold. to pleat. to walk over sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fold. to fold up. crumple. enfold. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm bükmek. 2. Çaresiz râzı olup kabûl etmeye mecbur eylemek: Hastalık zavallıyı çocuklarından ayrılmaya da katlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri katlanmak: Vatan için her türlü mahrumiyete katlanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. endurance. being folded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kat kat olmak, bükülmek, eğilmek: Beli katlanmış, bu kumaş iyi katlanmış. 2. Çaresiz kabûl etmek, isteyerek veya istemeyerek râzı olmak, çekmek: İnsan evlâdı için her şeye katlanır. Bükülmek, eğilmek: Mukavva kırılmadan katlanmaz, saç zor katlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take one's medicine. stand the racket. endure. take. take it. tolerate. accept. digest. bear. undergo. go through. abide. brook. crease. do with. double. face. face up to. grin and bear it. last out. lump. lump it. put up with. sit down under. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abide. bear. collapse. endure. fold. stomach. tolerate. to fold. to bend. to put up with. to bear. to stand. to endure. to tolerate. to abide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be folded. to bear. to tolerate. to endure. to put up with. to resign. abide. brook. eat crow. face. fold. stomach. support. take it. take lying down. undergo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Çaresiz kabûl edip râzı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kumaş, elbise vesaireyi birine kat kat ettirip devşirmek: Bu kumaşları kime katlatacağız? Şu elbiseyi eli yakışır birine usuliyle katlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assassination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murder. slay. to murder. to kill. to butcher. to assassinate. to spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to murder. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kat kat katlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugated. folded. -storied. having. storeys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folded. turnup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. massacre. butchery. battue. bloodletting. bloodshed. carnage. decimation. hecatomb. pogrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodbath. carnage. massacre. slaughter. genocide. pogrom. bloodbath kırım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massacre. mass murder. blood bath. butchery. carnage. hecatomb. mass execution. wholesale slaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarta bağlamak, Osm. takyîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaydı yapılmış, kayda geçirilmiş olan. 2. Şarta bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recorded. on record. registered. stated. inscribed. booked. inscriptive. listed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered. recorded. enrolled. conditional. restricted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered. enrol ed. entered. recorded in a record book. noted down. bound by a restriction. bound. conditional. enrolled. inscribed. on record. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered capital. authorized capital. capital. registered capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Authorized Capital)

Ortaklıkların, esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydıyla, Yönetim Kurulu Kararıyla, Türk Ticaret Kanunu’nun sermayenin artırılmasına dair hükümlerine tabi olmaksızın çıkartabilecekleri, azami hisse senedi miktarını gösteren, Ticaret Sicili’ne tescil edilmiş sermayeleridir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) büyük bir dikkatle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kemircik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet etmek, kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlayıp yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to fasten together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to clasp together firmly. to lock. cramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlanıp yapıştırılmak: Bu taşlar kenetlenmezse açılır. 2. mec. Kenet olmuş gibi sıkı kapanmak: Dişleri kenetlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clamped together. to clasp. to dock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clamped in place. to be firmly clasped together. to be locked. lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet ettirmek, kenet ile bağlatmak: Bu çerçeveyi kenetletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlanarak yapıştırılmış, kenetlenmiş: Kenetli taşlar; kenetli tabak. 2. mec. Pek sıkı kapalı, kenetlenmiş gibi açılmaz: Dişleri kenetlendi

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. safra olarak gemide daimi duran demir külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. town-dweller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living in a city. city-dweller. cityfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürümsüzlük, revaçsızlık, kesat: Ortada kesatlık vardır. 2. Sürümsüzlük ve kıtlık vakti: O sene kesatlıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slackness. stagnation. letdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çokça, bolca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bolluk üzre olan, çok fazla, ziyade: Orada böcekler kesretlidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) çok, fazla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tencere; çaydanlık; kazan; güğüm; kayada veya buzulda kazan biçimindeki oyuk. That's a fine kettle of fish Ayvayı yedik iş iyice karıştı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı bakır veya pirinç, kazan şeklindeki büyük orkestra davulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeterli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well dressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitlemek). 1. Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım. 2. Biribirine geçirmek, kenetlemek: Parmaklarını kilitlemiş duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. latch. lock. to lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. to lock. to lock sth / sb in a place. to dovetail. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kltlenmek). Kilit ve anahtarla kapanmak: O odadakiler kilitlenmez; bu kilit bozulmuş, kilitlenmiyor. 2. Biribirine geçmek veya geçirilmek: Parmaklar kilitlenmek. Dişler kilitlenmek = Çeneler biribirine geçmiş gibi sıkışıp durmak ki, soğuktan veya korkudan olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be locked. be fastened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be locked up. to be dovetailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitletmek). Kilit ve anahtarla kapattımak: Ahırın kapısını seyise kiltletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) ( halk dilinde: kltli). 1. Kilit ve anahtarla kapanmış, kapalı: O odadakiler kilitlidir. 2. Biribirine geçmiş veya geçmiş gibi sıkışmış: Parmaklan, dişleri kilitli duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked. having a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked. provided with a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dört kanatlı böceklerden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of carats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıtlama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) kadın fistanı; (eski)erkek ceketi veya paltosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation. restriction. restraint. inhibition. constriction. qualification. straitjacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constraint. crackdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. the act of putting an incompetent person under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip one's wings. limit. restrict. restrain. bound. circumscribe. constrict. cramp. hedge. hedge about. hedge around. hem in. inhibit. qualify. stint. tie down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. cramp. to restrict. to limit. to cramp. to put under restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be restricted. to be put under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limiting. restricting. restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrictiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited. restricted. constricted. narrow. penurious. scant. scanty. stinted. strait. qualified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted. restrictive. limited. under legal disability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the state of being under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti bol olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çayı, şekerini İçine atmayıp, ağıza alarak içmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Osm. «kahtlaşmak» tan galat). Az ve nâdir bulunur hâle gelmek, bulunmaz olmak: iyi yazı yazan hattatlar kıtlaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become scarce. to become hard to find. run short of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yığın, öbek. bk. Kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. massif. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. mass. crowd of people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. large block or chunk. crowd of people. crew. crowd. wadge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KİLİTLEMEK) (f.). 1. Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım. 2. Birbirine geçirmek, bağlamak: Parmaklarını kitlemiş duruyordu. bk. Kilitlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kilitlenmiş olan, kilitli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Az ve seyrek bulunan şeyin hâli, azlık. Ar. nedret: Tahıl kıtlığı; adam kıtlığı. 2. Kuraklıktan ve bunun neticesi olarak ürün yetişmemekten ileri gelen açlık: Hindistan’da sık sık kıtlık oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famine. scarcity. dearth. shortage. drought. exiguity. failure. paucity. penury. scantiness. scantness. scarceness. slimness. sparseness. sparsity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dearth. famine. scarcity. shortage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general scarcity of food. dearth. famine. paucity. scarcity. scrimpiness. shortage. shortfall. shortness. squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şekil, biçim veya giyeceği uygun ve yolunda olan: Kıyafetli bir adam idi. 2. Belli bir kılıkta bulunan: Mübaşir kıyafetli bir adam geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressed in a certain way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing the value of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the worth of. to up the value of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in value. to become more valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değeri olan, pahalı, ağır: Kıymetli taşlar; zümrüt, kıymetli bir taştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. valued. dear. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. venerable. precious değerli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious. valuable. worth. substantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. commercial paper. valuable papers. negotiable instrument. securities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gemstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious stone. gem. jewel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Katı atık ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüştürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komünizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kontrat İle bağlı, böyle bir senetle kiraya verilmiş veya kiralanmış: O dükkân bir sene İçin kontratlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ex contractus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt ya da çalma sırasında MiniDisc’in kapasitesini gösteren, ekrandaki grafik çizgisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). Bir harita ve taslaktaki noktaların kotlarını koymak, râkımlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put down the elevations of places on a map. to show the dimensions of things on a plan. to spell out a word using the first letters in the name of cities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Pirzola.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Galeta tozuna bulanarak yağde kızartılmış pirzola.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced. malevolent. malignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mala fide. malevolent. in bad faith. baleful. corrupt intent. malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). Muktedir, iktidar sahibi, gücü yeter. Kudretlû = Padişahlara verilen unvanlardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. capable. mighty. puissant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusting with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dust with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dusted with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kükürdü olan, kükürtle yapılmış: Kükürtlü su; kükürdü olan maden suyu: Bursa’nın kükürtlüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphurous. sulfurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulfurous. containing sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külfeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublesome. inconvenient. burdensome. cumbersome. cumbrous. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdensome. troublesome. involving great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lot of. a great deal of. great. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok, bol: Anadolu’dan külliyetli buğday elde edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panty hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantihose. tights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit dörtlüden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çürütüp kurt tutturmak, kurt peydâ ettirmek:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çürüyüp kurt tutmak, kurt peydâ etmek: Et, peynir kurtlanmış. 2. mec. Kurtlar yiyip rahatsız edermiş gibi, sabırsız, huzursuz olmak, telâş göstermek, sabırsızlık ve telâş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurt tutmuş: Kurtlu et, peynir, yemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grubby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wormy. fidgety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer palamudu ve sarımsak otu da denilen bir cins bitki, Osm. haşîşe-i bûkalemûn. Beyaz kurtluca, saçaklı kurtluca = Bunun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Founder’s Shares)

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK. Madde: 402) verdiği yetkiye dayanarak Anonim Şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımında, kuruculara ya da önemli hizmeti geçenlere, şirket kârının bir kısmına iştirak hakkı temin etmek üzere nama yazılı olarak çıkartılan bedelsiz hisse senetleridir. Kurucu hisse senetleri, belli bir sermaye payını temsil etmediği gibi, şirketin yönetimine katılma hakkını da vermez.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory. celebration. greeting. congratulation. commemoration. felicitation. gala. jamboree. jubilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. congratulation. toast. maske mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. congratulation. celebratory ceremony. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mes’ut bir hâdise dolayısıyle duyulan sevinci söz, yazı veya hediye ile anlatmak. 2. Mes’ut bir hâdiseyi anma maksadıyla yapılan eğlence, toplantı: Kutlama töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate. greet. commemorate. emblazon. felicitate. keep. observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to congratulate. to celebrate. felicitate. push the boat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, mutlu ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlu olmak, Osm. meymenetli olmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutluluklar, uğurlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu kutlu ay. 2.Kır donlu at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: KİTLE) (i. A.). 1. Yığın, kitle, (jeoloji). 2. Maden, taş vesaireden iri parça. bk. Kitle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. bulk. block. aggregate. body. group. force. gob. pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. group. social body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. large block or chunk. crowd of people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarmak, küt küt vurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu küt olmak: Bıçağın ucu kütlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt diye ses çıkaracak biçimde vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğurlu, meymenetli. Ar. said, mes’Üd, mübârek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. auspicious. blessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucky. blessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. auspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu, hayırlı. 2.Mübarek. 3.Mesut, bahtiyar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu yiğit-

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, mutlu, şanslı, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutluğ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutlamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kuwaiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kuwaiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensifier. refresher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuvvetli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hop up. strengthen. fortify. stiffen. build up. support. beef up. brace up. confirm. intensify. recruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. to strengthen. to fortify. to brace güçlendirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuvvetli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gain in strength. to become powerful or strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlü, zorlu, kavî, sağlam, tüvânâ, muktedir: Kuvvetli adam, at, makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. powerful. vigorous. energetic. hearty. healty. forceful. mighty. doughty. heady. intense. lusty. muscular. potent. robust. rugged. sappy. sinewed. sinewy. sound. stalwart. stout. swinging. virile. virulent. powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute. beefy. hard. massive. mighty. potent. stern. stiff. stout. strong. sturdy. powerful. forceful. potent güçlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. acute. doughty. energetic. forceful. forcible. hearty. heavy. humming. intense. jungle- juice. potent. punchy. rugged. smart. stout. tenacious. tough. vigorous. violent. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lânet okuma. Ar. tel’İn, kargıma, (i.) Tel’İn olunmuş, lânetlenmiş, mel’un. Ar. laîn, merdûd, menfûr: Lânetleme adam!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act of cursing. anathema. damnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lânet okumak, Osm. tel’İn etmek, asıl Türkçe: llinmek, kargımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. blow. curse. damn. revile. to curse. to damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curse. to damn. cuss. drat. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lânetlenmiş, ilinmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursed. effing. accursed. accurst. cussed. damnable. damned. dratted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accursed. cursed. damned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursed. damned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Levent olma. 2. Hafif ve yakışıklı hareket, tavır ve kıyafet: Leventlik satmak istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlandırmak, lezzet vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make taste delicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make taste delicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lezzet kazanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become delicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become delicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lezzeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tasty. delicious. yummy. zestful. dainty. delicate. goluptious. luscious. palatable. sapid. savory. savoury. succulent. sweet. tasteful. toothsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palatable. tasty. delicious. dainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicious. tasty. dainty. delectable. nutty. palatable. rich. toothsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hafifçe; bir dereceye kadar; canlılıkla; ciddiye almadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Price Orders)

Fiyat ve Miktarın girildiği emirlerdir. İşlem kısmen veya tamamen olmazsa, gerçekleşmeyen kısım sistemde pasif olarak görünür.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, sayısız, son derece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Limit Orders)

Emri veren alıcının, işlemin gerçekleşmesi için kabul ettiği en yüksek fiyatı; satıcının ise satmaya razı olduğu en düşük fiyatı belli ettiği emir tipidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayıtsız, kaygısız, dikkatsiz: neşesiz, halsiz. listlessly z. kayıtsızca. listlessness i. kayıtsızlık; neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-r, -st; less veya lesser, least) z., i. küçük, ufak; kısa, az, cüzi; cici; ehemmiyetsiz, değersiz, naçiz; dar fikirli, geri; z. az miktarda; hemen hiç gibi; i. az miktar; ufak şey; az zaman. Little Bear, Little Dipper Küçükayı takımyıldızı. litt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehil, müstahak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. worthy. deserving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

würdig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapışıp uzayan, vıcık vıcık: Bal lüzûcetli bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Becerikli, usta, mahir, hâzik: Maharetli adam. 2. Ustalıkla yapılmış, ustalıklı, hünerli: Maharetli

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skilful. proficient. dexterous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillful. proficient. intelligent. perfection to. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done or said with an aim in mind. done or said in order to hurt somebody. intentional. purposeful. purposive. studied. witting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilgili: Çok malûmatlı adamdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kolsuz manto; örtü, örten şey; midye gibi kabuklu su hayvanlarını örten iç deri; lüks fitili, lüks gömleği; jeol. yer kabuğu ile yerözeği arasında kalan bir katman. mantled s. örtülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hüner ve mârifet sahibi, Fars. hüner-ver: Çok mârifetli adamdır. 2. Hüner ve mârifetle yapılmış, hünerli: Pek mârifetli bir makine icat etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nimble fingered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deft. skilled. talented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who possesses a special skill. deft. ingenious. versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırlangıç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «meşhed» den galat). Gayrimüslim, bilhassa Yahudi mezarlığı: Yahudi, Ermeni maşatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümetçe işi olenlar: Yalnız maslahatltları içeriye koyuyorlar (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tulü) dan im. ve masdar) (c. metâlî). 1. Güneşin veya diğer bir yıldızın doğması, tulû. 2. Güneş ve yıldızların doğdukları yer. 3. (edebiyat «arûz»da) Bir kasîde veya gazel’in ilk beyti (astronomi) Matâlî-i üstüvâiyye = Yıldızların doğuş yerlerinin ekvatordan uzaklıkları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلع] doğuş yeri. 2.kaside ve gazelin ilk beyti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den masdar) (c. metâlib). 1. İstek, istenilen şey, Ar. matlûb, maksad, müddea: Sizin matlabınız nedir? Bu adamın bitmez metâlibi vardır. 2. Ehemmiyetli kaide, mesele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلب] konu. 2.istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lusterlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den imef.) (c. matlûbat). 1. İstenilen, aranılan, talep ve arzu olunan: Servet herkesin matlûbudur. 2. Verilmiş, borç verilmiş, alacak Bervech-i matlûb, matlûb veçhile = Arzu olunduğu yolda, istenildiği gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلوب] istenilen, aranan. 2.alacak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstenilen, aranılan, talep edilen şey.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matlub.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Matvlub).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Matlûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. receivable account. due. demand. active. debt. lien. money on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zararlı, muzır, kötülüğü dokunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünüşü çekinme ve saygı duygusu veren, heybetli, şanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keremli, cömert. 2. Saygı değer (müderris pâyesinde olan ulemâya verilen unvandı).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğumdan sonra geçen günlerde, bazı kadınlarda memelerin uç kısımlarının çatladığı görülür. Anne yavrusunu emzirirken, memesinde sancı hisseder. Bebek de, emdiği sütle beraber ağzına gelen kanı kusarak çıkarır. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş, ucunda çatlak olan memeyi en az 24 saat dinlendirmektir. Bebek bu memeden emzirilmez. Memede biriken sütü de almak gerekir. Ayrıca tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 bardak havuç suyu hazırlanıp, meme uçları sık sık ıslatılır. Aynı işlem, her gün yeni sıkılmış havuç suyu ile tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yerin halkından, bir memleket ahelisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. gladly. with open arms. fain. lief. nothing loath. nothing loth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. eagerly. willingly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Faydalı, kârlı, istifadeli: Çok menfaatlı bir iş, bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merâmet ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Erlik, erkeklik. 2. Cesaret, yiğitlik, bahadırlık. 3. Hamiyyet, insanlık, (bk.) Mertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement. compassionate. gracious. merciful. pitiful. humane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassionate. merciful. charitable. clement. gracious. humane. pitiful. soft hearted. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acıyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Merdlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. bravery. manliness. courage yiğitlik. erkeklik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. manliness. courage. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. gruelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesuliyeti olan, sorumlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Metropolit sıfat, unvan ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huy, tutum ve gidiş; şevk, hırs, hararet. on one's mettle elinden gelen en iyi işi yapmaya hazır. mettlesome s. canlı, ateşli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbeti!, seven (eskiden aşağı rütbede bulunanlara verilen unvandı).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ökseotu, bot. Viscum albüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. her an; bir anlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çeşitli kısımlardan meydana gelmiş, birbirine benzemez, ayn cinsten, karmakarışık; karışık renkli, alaca, rengârenk; rengârenk giysili; i. uyumsuz karışım; rengârenk giysi. wear motley soytarılık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. beneklemek, türlü renklerle doldurmak; i. benekli görünüş; benek,leke. mottled s. benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kitapları dikip kap geçirme, ciltçilik san’atı: Mücellidlikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Mücerret olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth having time limitations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zealotry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kalleşlik etmek, edilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mukallit, taklitçi insanın hâli ve işi, taklit, taklitçilik: Mukallitlik o adama vergidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb or sth which has staying power of resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mukayyitin sıfat ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uygun, muvafık, münasip: Bu iş pek münasebetli oldu. 2. Yakışır, yaraşır: Münasebetli bir kıyafet. (hâl) Münasebetli münasebetsiz = Münasebet olsun olmasın: Oraya münasebetli münasebetsiz gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportune. appropriate. securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaniyetli, faziletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musibet ve Afete uğramış, uğursuz: Babasının öldüğü gün onun için musibetll bir gün oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a building contractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «talâk» dan imef.) (mü. mutlaka). 1. Kayıtsız, şartsız, umumiyet üzere, serbest. Mutlaku’l-inân = Başıboş, kayıtsız. Vekil-i mutlak = Her istediğini yapmakta serbest vekil. 2. Adetâ, alelâde, sırf. 3. Elbette: Bugün mutlak gelmelidir, mutlak akşama yetiştirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peremptory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. positive. sure. unconditional. unconditional salt. saltık. absolutely mutlaka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. unconditional. unlimited. unrestricted. by all means. without fail. surely. certain. infinite. peremptory. plenary. positive. unconditioned. unquestioning. utter. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطلق] kesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kelvin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uluslararası yoksulluk düzeyi olarak belirlenen günde 1 dolardan az gibi sabit bir standarda göre tanımlanan yoksulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessarily. regardless. surely. absolutely. without fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without fail. by all means. surely. that's for certain. at any rate. anyhow. needs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطلقا] kesinlikle, zorunlu olarak, kayıtsız şartsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Kayıtsız ve şartsız, umumiyet üzere: Ben o sözü mutlaka söyledim. 2. Behemehal, elbette: Bunu mutlaka böyle yapmalısınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolutism. autocracy. absoluteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mutlak olma hâli. 2. Parlamentosuz rejim diktatörlük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Mutlu, sevinçli ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Uğurlu, kutlu, mes’ut, bahtiyar: Ne mutlu adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. blissful. merry. blithe. chuffed. contented. delighted. elated. felicitous. palmy. rejoicing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. blithe. content. elated. exultant. gay. glad. happy. jolly. thankful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. content. blithe. chuffed. contented. fortunate. pleased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Talihli, uğurlu. Bahtiyar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mutlu olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. well-being. felicity. bliss. blissfulness. elation. glory. heaven. nirvana. weal. welfare. sense of well-being. smiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. high. joy. weal. wellbeing. bliss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. cheer. elation. felicity. heaven. weal. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlay).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mersin, bot. Myrtus communis; küçük Cezayir menekşesi, bot. Vinca minor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nal takma işi ve mesleği.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Registered Shares)

Hisse senedinin üzerinde sahibinin adının yazılı olduğu ve şirketin pay defterine bu adın kaydedildiği hisse senetleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAmerdî.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Navi Shuttle’de, çeşitli çalma seçeneklerine ulaşmak için bir Jog halka ve menü seçeneklerini seçmek için bir imleç artısı bulunmaktadır. DVD’nin tek parmakla kontrol edilebilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Asalet ve necâbeti olan, soyu temiz. Devletlû necâbetlû = «Şehzade» denen Osmanlı Türk imparatorluk prensleri için resmî yazılarda kullanılan unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nemrud’ça surat asma, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nemrud’ça surat asma, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birbirine sokularak yatmak; barındırmak, sığındırmak; sıkı sarılmak, bağrına basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavru kuş, yuvadan henüz çıkamayan yavru kuş; yavru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to a true picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. sharpness. glibness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. reception. sharpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ısırgan, bot. Urtica urens; ısırgangillerden herhangi bir ot; f. kızdırmak, sinirlendirmek; ısırgan gibi batmak. nettle rash kurdeşen, ürtiker hemp nettle kedi başı, bot. Galeopsis tetrahit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nazikliği ve zarafeti olan (eski yazı dilinde kadınlar ve kızlar hakkında kullanılan unvandı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höflich. verbindlich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gece kandili, gece açık bırakılan loş ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) gece boyunca (süren).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitrification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propose. to intend. to plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intend. to mean. to aim. to plan to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oruç tutmak üzere niyet etmiş olan: Bugün niyetliyim; siz de niyetli misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. disposed. intent. prospective. set. who has an intention. fasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who intends to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıra ile nöbet tutarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by turns. in rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take turns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. T.) (musiki). Nota yazısında her türlü nüansı gösteren işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population explosion. population explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nasihat vermek. 2. Fitlemek, kışkırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to advise sb to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize. to be oxidized. to oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be oxidized. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize. to make into a group which has an organizational structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to become organized teşkilatlanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to be made into a group possessing an organizational structure. gang up against / on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to become organized teşkilatlanmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be organized. to be made into a group possessing an organizational structure. gang up against / on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı’da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilirdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. hostler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «otlamak» tan). 1. Hayvanlara otlatacak yer, mer’a. 2. Otu çok yer, çayır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. grass. grassland. meadow. pasturage. pasture. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasture. grassy area. feeding ground. field. pasture field. grass. grassland. grazing. grazing land. lea. meadow. meadowland. pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otlamak yoluyla geçinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. cadger. sycophant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. cadger. sycophant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galat kelime). Beylik otlaklardan alınan eski bir vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ateş demek olan «ot» tan). Ateş vurmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ot» tan). 1. (hayvan) Gezerek yerden ot yemek. 2. Şunun bunun sırtından geçinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to sponge. to freeload. feed. grass. mooch. pick. scrounge. sponge on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to be graved over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to be graved over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasturage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanları). Gezdirip ot yedirmek: Koyunları otlatmak için mer’a lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graze. pasture. to pasture. to pasture. to graze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put an animal out to pasture. grass. graze. put out to graze. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırcık çeşidinden çok öten bir cins siyah küçük kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kurbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ot» dan). Otla örtülü yer, çayır, mer’a. 2. Kuru otun yığıldığı yer, ot yığını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ateş» demek olan «od» dan). Falya deliğine mahsus ince barut (sıfat gibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay field. hayloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Seçilen Sony DVD kaydedicilerde bulunan ve kaydedilmiş TV programının adını otomatik olarak DVD başlık listesine ekleyen, zaman tasarruflu ve kullanışlı bir özelliktir. Ad bilgisi yayıncının Teletekst hizmeti tarafından sağlanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuhaf, acayip; k.dili saçma, uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. -dan çok dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kanuna karşı gelen kimse; kanuni haklardan yoksun bırakılmış kimse, sürgün; f. yasaklamak; kanun dışı ilan etmek; kanuni haklardan yoksun bı- rakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanuna karşı gelme; kanun dışı kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masraf, giderler; harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dışarı çıkacak yer, kapı; yol, ağız, delik; elek fiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. outlet center

indirim merkezi

Mağazaların seri sonu mallarını ucuz olarak sattığı alışveriş yeri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. resim veya haritanın ana hatları; taslak; f. taslağını çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birinden fazla yaşamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görünüş, genel görünüş, manzara; seyredilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzakta bulunan, sınır dışındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Special

(Auditing)Menkul kıymetlerin halka arzı için kayda alınmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuran veya Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında olup, birleşme, devir veya tasfiye durumunda bulunan anonim ortaklıklar ile aracı kurumlar ve yatırım ortaklıklarından Kurul’ca belirlenenlerin mali tablo ve raporlarının denetlenmesidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Special Limit Price Orders)

Emir miktarının “Sıfır-0” olarak girildiği, sadece fiyat verilerek sisteme aktarılan emirlerdir. Belirli bir fiyata kadar olan bütün emirleri karşılamak amacı ile girilir. Bu emirler, belirtilen fiyat seviyesine kadar tüm fiyat seviyelerindeki emirleri karşılar.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to summarize. abridgment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summarize. abstract. sum up. abridge. wrap up. boil down. brief. compress. encapsulate. epitomize. incapsulate. outline. precis. reduce. resume. totalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abridge. abstract. compress. condense. recapitulate. summarize. to summarize. to condense. to compress. to abstract. to sum sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to summarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be summarized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be summarized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu olan şeyin kendisi. Özü kutlu, uğurlu olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. pack up. package. wrap up. do up. enfold. infold. packet. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. to package. to make into a parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzdeki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leanorda da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4.5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jackques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş, İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını 1.000 metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2.400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında en çok merak edilen paraşütün icadından çok, onunla havadan ilk kimin atladığıdır. Kim böyle bir şeyi ilk defa denemeye cesaret etmiştir? Sanıldığının aksine paraşüt uçaktan sonra değil, yaklaşık bir yüzyıldan fazla bir zaman önce, balonla hemen hemen aynı tarihlerde ama çok ayrı çalışmalarla icat edilmiştir.

Paraşüt fikri eski Çin’e kadar gider. Günümüzde ki paraşüte benzer bir şeyler geliştirilmiş ama oyuncak olmaktan öteye geçememiştir. Leonardo da Vinci’nin de bu konudaki çalışmaları biliniyor. Bu fikri hayata ilk geçiren kişi ise Fransa’da 1783 yılında Louis-Sabestian Lenomand olmuştur.

Lenomand 4,5 metre yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına birer adet bir çeşit şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır. Ancak o, buluşunu o seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan atlayarak kaçmak için düşünmüştü.

Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi ise Fransız Andre-Jack-ques Garnerin’e aittir. 1769 Paris doğumlu Garnerin Fransız ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş. İngiltere’de iki yıl hapis yatmış ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını bin metreden bir balondan yapmıştır. Bu ilk paraşüt şemsiye şeklindeydi, çapı yedi metreydi ve ketenden yapılmıştı. Garnerin daha sonra birçok gösteri atlayışı yapmış, hatta bir keresinde 1802 yılında İngiltere’de 2 bin 400 metreden atlamıştır.

Önceleri ketenden yapılan paraşütler, sonraaları ipekten yapılmaya başlanıldı. Uçaktan ilk atlayışı gerçekleştiren ise 1912 yılında, ABD Kara Kuvvetleri’nden Yüzbaşı Albert Berry oldu.

Birinci Dünya Savaşı başlarında uçaktan paraşütle atlamanın pratik olmadığı görüşü hakim olduğundan, sadece gözetleme balonlarında görevli olanların, uçak saldırılarından kaçışlarında çok yaygın olarak kullanılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru paraşütün uçak pilotlarının da can dostu olduğu anlaşılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda ise uçak ebatlarının büyümesi ve teknolojilerinin gelişmesi ile insanların ve birliklerin yere indirilmeleri dışında silahları indirmek, mahsur kalan birliklere ikmal malzemesi göndermek, ajanları indirmek gibi birçok alanda kullanılmışlardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler.

En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur.

Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır.

Şüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır. Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekerseniz, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır.

Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içersinde tekrar oluşması biraz zaman alır.

Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar küçük gaz miktarının bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabı da henüz yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Evet geldik en çok merak edilen soruya! Parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bu konuda elde çok az bilimsel çalışma sonucu vardır. Bir görüşe göre parmak çıtlatmanın eklem yerlerimizdeki sıvıya bir tesiri yoktur. Diğer bir görüşe göre ise sürekli olarak bunu yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin kavrama gücü azalmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuzun buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler.

En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur.

Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır.

İüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır. Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekerseniz, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 arttırır.

Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır.

Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar küçük gaz miktatının bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabı da henüz yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Evet geldik en çok merak edilen soruya! Parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zaralı mıdır? Bu konuda elde çok az bilimsel çalışma sonucu vardır. Bir görüşe göre parmak çıtlatmanın eklem yerlerimizdeki sıvıya bir tesiri yoktur. Diğer bir görüşe göre ise sürekli olarak bunu yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin kavrama gücü azalmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kısmen, kısmi, bir dereceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Patlamış, çatlamış, yarılmış, çatlak, yarık: Patlak pabuç, patlak davul. 2. Dışarı vurmuş, fırlamış, çıkıntılı: Patlak göz. 3. Patlama, çatlama, yarık, çatlak. Patlak vermek = Birdenbire meydana çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowout. burst. torn open. explosion. bursting. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. form open. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Patlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. detonating. fulminating. explosion. detonation. burst. bang. blow-out. blowup. boom. burst-up. eruption. fireworks. fulmination. outburst. puncture. simmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. blowout. burst. detonation. eruption. explosion. outburst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. detonation. eruption. explosion. sudden expansion. bursting. blow-up. blownout. break. outburst. puncture. fulmination. fulminate. bang. breakout. clap. outbreak. comprehensive / household policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sesle çatlamak, tazyikle yarılmak: Tulum, şişe, çıban patlamak. 2. Ateş alıp, şiddetli sesle tutuşmak, tazyikle havaya atılmak: Top tüfek patlamak. 3. Yarılmak, çatlamak. 4. Çıkmak, fırlamak, dışarı uğramak: Gözü patladı, şişenin tıpası patladı. 5. mec. Çok sıkılmak, çok hiddet etmek: Of patlayacağım! 6. Çok yiyip içmek. 7. Birdenbire ve ansızın zuhur etmek, kopmak: Bir bora patladı. Od Patlamak = Çok korkmak. Kabak başına patlamak = Haksız zarara uğramak, acısını çekmek. Patlamadın ya! = Sabret, bekle mânâsiyle azarlama tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. explode. go off. crack. erupt. blow. blow up. pop. break. detonate. fulminate. go up. knock back. let fly. plonk. plunk. go pop. puncture. set back. snap. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. detonate. explode. fume. pop. puncture. to burst. to occur. suddenly. to blurt out. to explode. to go off. to blow up. to pop. to detonate. to erupt. to puncture. to break out. to burst out. to be bored to death. to cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to burst. to explode. to blow up. to burst open. to break out. to give vent to one's feelings. to cost sb so much. to blowout. to erupt. to fulminate. to pop. detonate. to blow one's mind. to go pop. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliği ve müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe artan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içersindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oranını en fazla yüzde l arttırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Patlamış mısırın hikayesi beş bin yıl evveline, Amerika kıtasına kadar uzanıyor. Amerika yerlileri gıda için kullanılacak mısır ile içi daha sulu olan patlayabilir mısırların arasındaki farkı biliyorlardı.

Kolomb kıtaya ayak bastığında yerlilerin mısır kültürünü gördü, ama asıl ilgi 1510’lu yıllarda Güney Amerika’da terör estiren Hernanda Cortes’in Aztek’lerin dini ayinlerde ipe dizilmiş patlamış mısırları yediklerini görmesi ile başladı. Üstelik yerliler mısırı bir çeşit şişe geçirerek, tekrar tekrar ısıtarak veya kızgın kuma gömerek değişik şekillerde patlatarak yiyorlardı.

Amerika kıtasının keşfinden sonra Avrupa’ya getirilen ürünlerin içinde en ünlüleri patlamış mısır ve tütündü. Birincisine çok fazla yağ ve tuz ilave etmezseniz, kesinlikle ikincisinden daha sağlıklıdır. Ancak tüm mısır taneleri patlamaz. Patlayan mısırın gizemini yaratan iki faktör vardır: Mısır tanesinin içinin çok güzel bir ısı geçiş özelliğive müthiş bir mekanik mukavemete, yani sağlamlığa sahip kabuğu.

Mısıra dikkatli bakıldığında, etrafında kalın ve su geçirmez bir kabuk olduğu görülür. Bunun altında iki tabaka daha vardır. Tanenin bu iç kısımlarındaki moleküllerin sıralanış biçimi, normal mısır tanelerine göre daha düzenlidir. Bu sayede ısı normal tanelere oranla neredeyse iki misli hızla içine yayılabilir.

Kalın kabuk ısıtıldığında, tanenin içi de süratle ısınır ve içindeki su, basınçlı bir su buharı oluşturur. Isınma süresince gittikçe arrtan bu basınç, sonunda kalın kabuğun adeta infilak ederek yırtılmasına yol açar. Tane ilk boyutundan yaklaşık 30 misli büyür, içi dışına gelir, yani tanenin içindeki yumuşak kısım dışarı çıkarak yenilebilir kısmı oluşturur. Bu özelliği tabiatta başka hiçbir şeyde göremezsiniz. Belki biraz ekmeğin oluşumunu buna benzetebiliriz.

Bir mısır tanesinin ideal bir şekilde patlayabilmesi için, içinde en az yüzde 14 oranında su olması gerekir. Bunun altındaki oranlarda yine patlar ama kısmeen açılır, istenen sonuç alınamaz. Mısırın içerisindeki su oranını artırmak için, kapalı bir ortamda üzerine su serpiştirilmesi ve beklemeye bırakılmasının faydalı olacağı söylenir ama bu işlem mısırın içindeki su oaranını en fazla yüzde 1 artırır. Bir mısırı iğneyle delerseniz, bir fırında veya güneş altında bekletirseniz, 150 derecenin altında ısıtırsanız, yukarıda bahsedilen suyun buharlaşması, basınç ve infilakın hiçbiri gerçekleşmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kamıştan veya bükülmüş kâğıttan yapılan ve patlama sesi çıkaran oyuncak. Ağız patlangıcı = Gıcırlı sakız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Patlamasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make explode. make burst. make blow up. let off. set off. touch off. blast. blow up. bust. detonate. explode. pop. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. burst. clout. deal. detonate. explode. to blow up. to infuriate. to hit. to burst. to explode. to touch sth off. to set sth off. to detonate. to puncture. to exasperate. to clout. to deal sb/sth a blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow up. to explode. to cause sth to burst open. to fire. to infuriate. belt. biff. burst. detonate. land. puncture. slosh. touch off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlama özelliği olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosive. fulminating. detonating. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosive substance. fulminating explosive. fulminate. fulminant. exploder. plastic explosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlamak işi ve tarzı: Bir patlayış patladı ki. (bk.) Patlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. batengan’dan Arapça’laşımış badincan’dan). Patlıcangillerin örnek bitkisi ve bu bitkinin meyvesi. Bostan patlıcanı = Kalın ve yuvarlak cinsi. Kemer patlıcanı = Uzun ve eğri cinsi. Frenk, domata, yumurta patlıcanı = Diğer çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eggplant. aubergine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aubergine. eggplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(badincan): Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır. Kullanıldığı yerler: Kansızlığı giderir. Karaciğer ve Pankreasın muntazam çalışmasını sağlar. İdrar söktürür. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanması ve ağrısını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntısını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide bağırsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar patlıcan yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi patlıcandır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir taşıtın taşıdığı gelir getiren yük, bir roketin taşıdığı yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havaneli, havan tokmağı; f. tokmak veya havaneliyle dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piloting. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a pilot. piloting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mil, eksen; dümenin erkek iğneciği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* Pramitlerin her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir. Bu taşlar temin etmek için en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

* Pramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir.(Doğdugu ve tahta tahta çıktığı günler)

* Mumyalarda radyoaktif madde bulunuyor. Bu yüzden mumyaları ilk kez bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

* Pramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

* Kirletilmiş suyu, birkaç gün pramit’in içine bırakırsanız suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

* Pramit’in içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

* Bitkiler pramit’in içinde daha hızlı büyürler.

* Pramit’in içine bırakılmış su 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan pramit içinde mumyalaşır.

* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir pramit’in içinde daha cabuk iyileşme eğilimi gösterir.

*Pramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar. Ancak içlerini göremediler.

*Pramitlerin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolayca kabuğundan fırlayabilen: Pırtlak üzüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popeyed. bug-eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (meyve) Kabuğundan kayıp dışarı çıkmak; kayarak fırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fine arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucu olmayan, uçsuz, ucu kor; manasız, etkisiz; gayesiz, maksatsız; sayı kaydedilmeyen, puvansız (oyun). pointlessly z. anlamsızca, manasız olarak. pointlessness i. anlamsızlık, manasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iri yapılı, cüsseli, şişman; heybetli, gösterişli. portliness i. cüsseli oluş; heybetli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harp esirlerinin ve ganimet olarak alınmış malların harpten sonra evvelki yerlerine veya hukuki sahiplerine iadesi kanunu, postlimini. post liminiary, postliminious s. bu kanunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kilise ayini sonunda özellikle orgla çalınan parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (Kuzey Pasifik sahilinde oturan Kızılderililerde) hediye; kış festivali; misafirlere hediye dağıtılan ve eşyanın tahrip olunduğu tören; k.dili parti, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazır bulunan yemek, Allah ne verdiyse .take potluck bulunan yemeği yemek.

İngilizc