Tn ne demek? | Tn anlamı nedir? | Tn

Tn anlamı nedir?

Tn ne demek?

Tn anlamı nedir?

Tn | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tn

Teknolojik Terim

Bükülmüş Nematik LCD monitör paneli

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Tennessee.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «tanab» kullanılmamıştır). Çadır ipleri, bağları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطناب] ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azamet, ululuk, yücelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. butûn). 1. Karın, şikem. 2. Kucak, soy, sülâle, nesil. 3. Bir kuşaklık, nesillik zaman: Takriben 33 yıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطن] karın. 2.kuşak, nesil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. batniyye) (anatomi). Karına mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). bitnik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kedinanesi, yaban sümbülü, (bot). Nepeta cataria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elli kilogramlık bir ağırlık birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kestane, (bot). Castanea dentata: kestane kerestesi: kestane rengi; (k.dili). çok duyulmuş fıkra veya espri. (ing). doru at: (s). kızıl kahverengi, kestane rengi olan, maron. candied chestnut kestane şekeri. horse chestnut at kestanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit Doğu Hindistan turşusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak, şerik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu’l-Hasen Ali b. Öm(Erkek İsmi) Tanınmış muhaddislerdendir (917-995) yıllan arasında yaşamış 80 yaşında Bağdat’ta vefat etmiştir. Hadis sahasında kıymetli eserleri vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dretnot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın en hızlı koşuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dörtnal koşarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1907’de denize indirilen bir ingiliz harp gemisinin adı (dreadnought). Bu isim daha sonra aynı tipten olan harp gemilerinin cins ismi ola rak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLİYET-NAME) (i. A. F.). Ehliyeti belirten vesika, şöförlük vesikası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [انگشت نما] parmakla gösterilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - XIV. yy. Orta Anadolu’da Sivas ve Kayseri’de beylik kuran bir zat. Aslen Uygur Türkleri’nden olup Küçük Asya’da Anadolu Selçuklularına ait yerleri idarelerine almış olan İlhanlıların emirlerinden biri. Adil yönelimi sayesinde halkın övgüsünü almış ve kendisine “köse peygamber” lakabı verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ispirto ateşinde bir şey ısıtmaya mahsus kab. Mt Etna Etna yanardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kavmi, kavme ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnographe

budun betimci

Etnografya uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kavimlerin gelişmesini ve kültürlerini inceleyen ilim kolu. Osm. kavmiyyât.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

budun betimi

Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnography budunbetim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toplumların kültürlerini inceleyen bilim dalı. Çoğunlukla ilkel toplulukları ve halk kültürünü ele alır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologue

ırk bilimci

Irk bilimi ile uğraşan kimse, budun bilimci.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). insan cemiyetinin yapısının ana hatlarını ve gelişmesini tesbit etmek için her kavmin hususiyetlerini bütün olarak inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologie

ırk bilimi

İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ethnologique

ırk bilimsel

Irk bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) doğruluk, sıhhat, hatasızlık, kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görgü şahidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). metanet; kale, istihkâm,emin yer; sağlamlık; sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zihin açıklığı, uyanıklık, anlayış, zeyreklik: Eshâb-ı zekâ ve fıtnattan = Zekâ ve fıtnat sahiplerinden (fetânet ile aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطنت] kavrayış, zekîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zihin açıklığı, zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı. Türk şairlerinden meşhur bir İslam hanımının adıdır. Asıl adı Zübeyde’dir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fiten). 1. Azdırma, baştan çıkarma. 2. Karışıklık, fesat. Fars. şûriş. 3. Fitne ve fesada sebep olacak derecede güzel kadın. 4. Ara bozan, karıştırıcı, hilekâr adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instigation. disorder. sedition. mischief-making. factious. factional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discard. dissension. strife (caused by sb not actually involved in it. cabal. sedition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فتنه] bölücülük, kargaşa çıkartma. 2.sıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fitne, Fars. Amîhten = karıştırmak). Fesat karıştıran, fesatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (Ar. fitne = fesat, Fars. cüsten = aramak). Fesat arayan, iş karıştırmaya vesile arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. fitne = fesat, Fars. engîhten = koparmak). Fesat kopana, fesad çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fitneci, fesatçı-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischief-maker. sower of dissent. factious. seditious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gammazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize sb behind his / her back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fitness

sağlıklı yaşam

Sağlık kurallarına dikkat ederek sürdürülen hayat.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iiyakat; uygun ve yerinde oluş; sıhhatte oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dipnot, hamiş; (f). dipnot koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki hafta, on beş gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). on beş günde bir, iki haftada bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ختن] sünnet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hootenanny i. halk şarkıları gösterisi; k.dili şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madrasa diploma. practicing certificate. professional licence license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجازت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sözü uzatma, lüzumsuz tafsilâta boğma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

I. A. masdar). Sözü ip gibi çekip uzatma, lüzumsuz tafsilâtla ve fazla sözlerle bphsi uzatma (zıddı: Tefiz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطناب] sözü uzatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili yolcuları ucuz fiyatla taşıyan otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(momordica): Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu - sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ülserini tedavi eder. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطن] pamuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pamuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşek, yıldırım. lightning arrester elektrik aletlerini yıldırımdan koruyan aygıt. lightning bug ateşböceği. lightning conductor, lightning rod yıldırımsavar, paratonerç lightning glance şimşek çakışı gibi bir bakış, bir göz atış. chain lightning,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متن] yazıya dökülmüş bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deed of consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sayıca fazla gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. partner

1. eş, 2. ortak

1. İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu. 2. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has a part in anything with an other; a partaker; an associate; a sharer. 'Partner of his fortune.' Shak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A husband or a wife. Either one of a couple who dance together. One who shares as a member of a partnership in the management, or in the gains and losses, of a business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An associate in any business or occupation; a member of a partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To associate, to join. a person who is a member of a partnership provide with a partner act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person's partner in marriage. an associate who works with others toward a common goal; 'partners in crime'. a person who is a member of a partnership. provide with a partner. act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business associate who shares equity in a firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual with which/whom the Agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives and to secure participation of ultimate customers Partners include host country governments, private voluntary organizations, indigenous and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organisation in the project country with which the funding agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives Partners may include host country governments, local and international NGOs, universities, professional and business associations

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'partner' is a player associated with another player on the same side In a threesome, foursome, best-ball or four-ball match, where the context so admits, the word 'player' includes his partner or partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partners are public and private non-profit organizations that collaborate with DWD in providing services to our customers, the citizens of Wisconsin DWD often has a contractual relationship with partners that is based on enabling legislation such as W-2 o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two programs joining together to allow members to accrue miles or points in one or both programs Also may allow members to use accumulated miles or points to redeem awards with the partner Partners may be accrual partners only, award partners only or both

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means, in relation to a person who is the member of a couple, the other member of the couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Benchmarking, organizations that actively participate in a benchmarking study by replying to questionnaires or participating in interviews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lawyer who has become an owner of the firm and is paid a percentage of the firm's profits that reflects the lawyer's contribution to the firm Sometimes called a shareholder or equity member of the firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two players on a doubles team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The player with whom one plays as a side against the other two players.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A key system made by Lucent for small applications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Players on the same side in the same group or match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An addressable component of a locality; that is, code to which messages can be sent See also locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or customer representative with whom AID works cooperatively to achieve mutually agreed upon objectives and intermediate results and to secure customer participation Partners include private voluntary organizations, indigenous and other in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person with whom the Insured Person lives at the same address and with whom they have a domestic relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partnerships will exist as mutually beneficial business relationships with potential revenue sharing possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practitioner who is deemed to be a partner by the HA under the provisions of Regulation 24. the other member of one's partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional or a team that contributes in the provision of a service Project partners are those who work on a specific project Tech partners are those that provide a specific technical infrastructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate , offsider , pard , partner , mates , pards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who has a part in anything with an other; a partaker; an associate; a sharer. 'Partner of his fortune.' Shak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence: A husband or a wife. Either one of a couple who dance together. One who shares as a member of a partnership in the management, or in the gains and losses, of a business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An associate in any business or occupation; a member of a partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A framework of heavy timber surrounding an opening in a deck, to strengthen it for the support of a mast, pump, capstan, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To associate, to join. a person who is a member of a partnership provide with a partner act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person's partner in marriage. an associate who works with others toward a common goal; 'partners in crime'. a person who is a member of a partnership. provide with a partner. act as a partner; 'Astaire partnered Rogers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business associate who shares equity in a firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or individual with which/whom the Agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives and to secure participation of ultimate customers Partners include host country governments, private voluntary organizations, indigenous and i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organisation in the project country with which the funding agency collaborates to achieve mutually agreed upon objectives Partners may include host country governments, local and international NGOs, universities, professional and business associations

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'partner' is a player associated with another player on the same side In a threesome, foursome, best-ball or four-ball match, where the context so admits, the word 'player' includes his partner or partners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partners are public and private non-profit organizations that collaborate with DWD in providing services to our customers, the citizens of Wisconsin DWD often has a contractual relationship with partners that is based on enabling legislation such as W-2 o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two programs joining together to allow members to accrue miles or points in one or both programs Also may allow members to use accumulated miles or points to redeem awards with the partner Partners may be accrual partners only, award partners only or both

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Means, in relation to a person who is the member of a couple, the other member of the couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Benchmarking, organizations that actively participate in a benchmarking study by replying to questionnaires or participating in interviews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lawyer who has become an owner of the firm and is paid a percentage of the firm's profits that reflects the lawyer's contribution to the firm Sometimes called a shareholder or equity member of the firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two players on a doubles team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The player with whom one plays as a side against the other two players.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A key system made by Lucent for small applications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Players on the same side in the same group or match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An addressable component of a locality; that is, code to which messages can be sent See also locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An organization or customer representative with whom AID works cooperatively to achieve mutually agreed upon objectives and intermediate results and to secure customer participation Partners include private voluntary organizations, indigenous and other in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person with whom the Insured Person lives at the same address and with whom they have a domestic relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partnerships will exist as mutually beneficial business relationships with potential revenue sharing possibilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A practitioner who is deemed to be a partner by the HA under the provisions of Regulation 24. the other member of one's partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional or a team that contributes in the provision of a service Project partners are those who work on a specific project Tech partners are those that provide a specific technical infrastructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mate , offsider , pard , partner , mates , pards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ortak, şerik, arkadaş; karı veya koca; eş; dans arkadaşı; f. ortak etmek veya olmak; ortağı gibi davranmak. partnership i. ortaklık, şirket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğruluk, adalete uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diploma. 2. Bir mesleği yapabilmek için alınan evrak. 3. Hüsn-i hâl, iyi hal vesikası. 4. Bir muamelenin yapıldığını tasdik eden kayıt ve vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şartlı anlaşma metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. list of conditions. contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specifications. articles and conditions. specifications. document listing the terms of a contract. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرط نامه] şart mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma, mezuniyet belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel book. travels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شکایت نامه] şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan yapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Vietnam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rusların uzaya gönderdiği ilk uydunun ismi, sputnik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wet nurse. foster- nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hoşluk, tatlılık, sevimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. bond. letter of commitment. covenant. written contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative covenant. letter of undertaking. written engagement. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تخت نشين] tahtta oturan, hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليمات نامه] yönetmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعزیت نامه] başsağlığı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. renksiz ve patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıksız, şahitsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ وحشتناک] korkunç. 2.ıssız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وصيت نامه] vasiyet mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. proxy. power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proxy. power of attorney. proxy statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وکالت نامه] vekillik belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viet nam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vietnam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a communist state in Indochina on the South China Sea; achieved independence from France in 1945.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vietnam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a communist state in Indochina on the South China Sea; achieved independence from France in 1945. a prolonged war between the communist armies of North Vietnam who were supported by the Chinese and the non-communist armies of South Vietnam who were suppor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Viet Nam, Vietnam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Asya’da, Tayland Körfezi, Tonkin Körfezi ve Güney Çin Denizi kıyısında, Çin, Laos, ve Kamboçya sınırında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 16 00 Kuzey enlemi, 106 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: 329,560 km².

Sınırları: toplam: 4,639 km.

sınır komşuları: Kamboçya 1,228 km, Çin 1,281 km, Laos 2,130 km.

Sahil şeridi: 3,444 km.

İklimi: Güneyde tropikal, kuzeyde musonal iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Güney ve kuzeyde alçak ve düz deltalar, orta kısımda dağlık araziler, kuzey ve kuzeybatıda tepelikler ve dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Güney Çin Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Ngoc Linh 3,143 m.

Doğal kaynakları: Fosfat, kömür, manganez, boksit, krom, ormanlar, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %17.

daimi ekinler: %4.

Otlaklar: %1.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %48 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 18,600 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Tufanlar ve su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 79,939,014 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.45 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 30.24 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.56 yıl.

Erkeklerde: 67.12 yıl.

Kadınlarda: 72.19 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.49 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.24 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,500 (1999 verileri).

Ulus: Vietnamlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Vietnamlı %85-%90, Çinli, Hmong, Tay, Khmer, Cham, dağlık bölge grupları.

Din: Budizm, Hoa Hao, Cao Dai, Hıristiyanlar, yerel inançlar, Müslümanlar.

Diller: Vietnamca (resmi), İngilizce, Fransızca, Çince, ve Khmer; dağlık bölge dilleri.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %93.7.

erkekler: %96.5.

kadınlar: %91.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti.

kısa şekli : Vietnam.

Yerel tam adı: Cong Hoa Xa Hoi Chu Nghia Viet Nam.

yerel kısa şekli: Viet Nam.

Yönetim biçimi: Tek Partili Sosyalist Cumhuriyet.

Başkent: Hanoi.

İdari bölümler: 58 eyalet, 3 belediye; An Giang, Bac Giang, Bac Kan, Bac Lieu, Bac Ninh, Ba Ria-Vung Tau, Ben Tre, Binh Dinh, Binh Duong, Binh Phuoc, Binh Thuan, Ca Mau, Can Tho, Cao Bang, Dac Lak, Da Nang, Dong Nai, Dong Thap, Gia Lai, Ha Giang, Hai Duong, Hai Phong, Ha Nam, Ha Noi, Ha Tay, Ha Tinh, Hoa Binh, Ho Chi Minh, Hung Yen, Khanh Hoa, Kien Giang, Kon Tum, Lai Chau, Lam Dong, Lang Son, Lao Cai, Long An, Nam Dinh, Nghe An, Ninh Binh, Ninh Thuan, Phu Tho, Phu Yen, Quang Binh, Quang Nam, Quang Ngai, Quang Ninh, Quang Tri, Soc Trang, Son La, Tay Ninh, Thai Binh, Thai Nguyen, Thanh Hoa, Thua Thien-Hue, Tien Giang, Tra Vinh, Tuyen Quang, Vinh Long, Vinh Phuc, Yen Bai.

Bağımsızlık günü: 2 Eylül 1945 (F


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vietnam. Vietnamese i., s. Vietnamlı; Vietnam dili; s. Vietnamlı; Vietnam diline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vietnamese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vietnamese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tüccarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biblo rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şahit, tanık; şehadet, şahitlik, tanıklık; delil, burhan, hüccet, tanıt; f. şehadet etmek, tanıklık etmek; görmek, gözü ile görmek, müşahade etmek, şahit olmak. witness box , witness stand tanık kürsüsü. Witness my hand and seal. İmzam ve mührüm bu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes of a meeting. minute book. written proceedings of a legislative assembly. court record. transcript. police record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضبط نامه] tutanak, zabıt yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by