Tol ne demek? | Tol anlamı nedir? | Tol

Tol anlamı nedir?

Tol ne demek?

Tol anlamı nedir?

Tol | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tol

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Toll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tape On Label.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tailored Outfitting List.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Character run by Alana Sealy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tolga).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum nitrattan yapılmış patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Anadolu. Anatolian (i)., (s). Anadolulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sanat eserlerinden seçme parçaları toplayan kitap, seçme yazılar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthologie

ed. seçki

Şairlerin, yazarların, bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. anthology seçki. güldeste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology. garland. omnibus book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik makamı ve görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oniki havariden birine ait; havarilerin özelliğini taşıyan; Papa'ya ait. apostolically (z). havarilere has bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., kalpteki kasılma yetmezliği .As you were !Ask. emir. Eski vaziyetinizi alınl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mercan iskeletlerinin birikmesiyle meydana gelmiş olan halka biçiminde ve ortasında bir göl bulunan adacık; mercan adası. Bu adalar bazen insanların yerleşmesine imkân verecek derecede büyük olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atoll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atol, mercanada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tarihsel Gelişim Tarih Öncesi çağlarda (Prehistorya) zanaatçıların nasıl örgütlendiklerine ilişkin kesin bulgular olamamakla birlikte, el sanatları kapsamındaki ürünlerin, önceleri aile işliklerinde üretildiği ama daha zor işlenen metalin (maden sanatı) kullanılmaya başlanmasıyla aile dışı bir örgütlemeye gidildiği varsayılabilir. Eski Mısır` da ya da Mezopotamya` da önemli yapıların inşasında; da yapı ustalarıyla işçilerin belli bir hiyerarşi içinde çalıştıkları düşünülmektedir. Atölyelere ilişkin ilk arkeolojik bulgular, Tel-el Amarna` nın (Mısır) MÖ yaklaşık 1375` te kuruluşu sırasında kent dolaylarında ustalar için kurulan yaşama ve çalışma alanlarının varlığıdır. Aynı dönemde günlük kullanım eşyası genellikle evlerde ve aile reisinin denetimi altında üretilirken; özel yapım teknikleri gerektiren metal eşya, çoğu kez gezgin ustalar tarafından ve geçici kurulan atölyelerde yapılmıştır. Yunanistan`da Antik Çağda üretilen seramiklerin üstün niteliği, bu kapların geçici değil yerleşik atölyelerde üretildiğini kanıtlamaktadır. Bu dönemde babadan oğula geçen aile ilişkileri giderek ortadan kalkmış, özellikle ünlü ressamların açtığı özel atölyeler yaygınlaşmaya başlamıştır. Büyük yapı projeleriyse genellikle yapı alanında toplanan ustalarla sürdürülmüştür. Kuşaklar boyu zanaatçı yetiştiren Roma dönemi atölyeleri, bir süre sonra, bir anlamda seri üretime geçmiş, dönemin beğenisini yansıtan farklı üsluplara bağlı olarak çalışmışlardır. İlk heykel atölyeleri de yine Roma Döneminde açılmıştır. Ortaçağ boyunca atölyeler, Loncalarla birlikte hem üretim hem de eğitim merkezleri olmuş, saray manastır ya da kentler tarafından desteklenmiş ve korunmuşlardır. Bu tür büyük atölyelerde ya az sayıda müşteri için üstün nitelikli küçük eşya üretilmiş ya da yapımı uzun yıllar süren katedraller gibi büyük yapı projeleri yürütülmüştür. Ismarlayanlarla projeyi yürütenler arasında kurulan yakın ilişki sonucunda yeni yapım sistemleri denenebilmiş, Romanesk ve Gotik gibi birçok üslup bu atölyelerdeki denemelerin de etkisiyle biçim bulmuştur. XIII. yy.ın sonlarında atölyeler bir yandan projeler üretirken bir yandan da bunları gerçekleştirmek için gerekli ustaları da bulmaya başlamıştır. Çoğu gezgin olan ustalar, atölyenin başıyla birlikte kent kent dolaşırlardı. Üslupların bir bölgeden öbür bölgeye yayılmasında bu gezici atölyelerin önemli katkısı olmuştur. XIV. yy.da sanatçıların yaşam öykülerinin yazımına geçilmesiyle birlikte atölyelere ilişkin bilgiler de kesinlik kazanmaya başlamıştır. Atölyelerdeki usta, yardımcı ve çırak düzeni de yasalarla belirlenmişti. Usta hem atölyenin başıydı hem de yanında çalışanların eğitiminden sorumluydu. Çıraklık 13-14 yaşında başlar, beş- altı yıllık bir eğitimle sona ererdi. Bu süreyi izleyen üç- dört yıllık ikinci çalışma döneminden sonra zanaatçı artık usta sayılır ve dilerse kendi atölyesini açabilirdi. Eğitim işlevini XV. yy. boyunca ve XVI. yy.ın başlarında sürdüren atölyeler, XVI. yy. içinde akademilerin ortaya çıkmaya başlamasıyla yalnız üretime yönelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atelier

işlik

Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier. studio. workshop. workplace. machine shop. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier. studio. workshop. workplace. machine shop. works. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop. factory. factory plant. studio flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dolunay. 2.Ay’ın ondördü gibi güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Washington'da ABD Kongresinin toplandığı bina; Roma'daki Jüpiter mabedi; (kh). eyalet meclisi binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klimatoloji, iklimler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sistoloji, hücreleri inceleyen bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deontoloji, ahlak bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. sosyoloji). Vazife bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déontologie

ödev bilimi

Bir mesleği uygularken uyulması gereken ahlaki değer ve etik kuralları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deontology ödevbilgisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologue

tıp cildiyeci

Cilt hastalıkları uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist cildiyeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cildiye, dermatoloji, ciltten ve deri hastalıklarından bahseden ilim. dermatologist (i). cilt hastalıkları mütehassısı dermatolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologie

tıp cildiye

Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology cildiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fizyol). kalp inbisatı, kalp genişlemesi, diyastol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectologie

lehçe bilimi

Bir dilin lehçelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Mısır uygarlığını inceleyen ilim kolu. Egyptologist (i). bu uygarlığı inceleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbin normal atışlarına, fazladan atış eklenmesine Ekstrasistol bir başka deyişle fazladan atış denir. Kalbin bir atışı, vaktinden önce olur. Sonra, bir süre atış olmaz. Bu atışlar, tek tek veya arka arkaya meydana gelir. Kalp hastalıklarında görüldüğü gibi; fazla sigara, içki içmek; heyecanlanmak ve hazmı güç yemeklerden sonra da görülebilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Marrup, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı ufalanmış marrup yaprağı konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Şikayet ortaya çıktığı zaman içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mektup kabilinden, mektup tarzında; mektuplardan meydana gelmiş (roman); mektubun içinde geçen; mektuplaşma ile yürütülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ilah.) eskatologya,ölümden sonraki hayata ait bahis dünya ve hayatın sonu bahsi eschatolog'ical (s.) böylebahis ve doktrinlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (Ied, ling) övmek, yüceltmek, lehinde konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilbilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knickerbockers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus fours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektolitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yüz litrelik hacim ölçüsü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectoliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hematoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). sürüngenler ilmi. herpetologist (i). sürüngenler uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mikroskopik anatomi, histoloji, dokubilim. histologist (i). histoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çekilmez, dayanılmaz, tahammül olunmaz. intolerabil'ity (i.) dayanılmaz hal. intolerably (z.) çekilmez derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hoşgörüsüz, müsamahasız; tahammülsüz. intolerance (i.) müsamahasızlık, hoş görmeme. intolerantly (z.) müsamaha göstermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İspirto yakan küçük ocak, kamineto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Y.’dan). Papa’nın rûhânî liderliğini ve başkanlığını tanıyan en büyük Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholic. catholik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Catholic. papist. roman catholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katolik mezhebi ve Katolik mezhebinde bulunanların usûl ve tarzında: Katolikçe ibâdet, Katolikçe Ayîn, Katolikçe vaftiz oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Katolik mezhebi: Katolikliğin Ortadoksluk’tan Protestanlık’ tan daha çok farkı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicism. catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. climatologue

iklim bilimci

İklim bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. climatologie

iklim bilimi

İklimleri inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology. climatology iklimbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Kuvvetleri ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karadan karaya atılan ( roket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kayalar, taşlar üzerinde çalışan ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lithologie

taş bilimi

Taşların yapısını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Y. kimya). Nane ruhundan çıkarılan kokulu bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Silâhlı adam, muhafız, kır serdarı. 2. Vaktiyle Tuna korsanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Her zaman sözünün eri ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). I. Mitleri inceleyen ilim. 2. Bir milletin mitlerinin hepsi: Yunan mitolojisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mythological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişlerden ve dişlerin gelişmesinden bahseden ilim. odontologist (i.) diş ilmi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıklar bilgisi, yaratılış ilmi, ontoloji; gerçeğin asıl kendisini ve niteliğini inceleyen konu. ontologic(al) s. yaratıklar bilgisine ait, ontolojik. ontologist i. yaratıklar bilgisi alimi, ontolojist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ontologie

varlık bilimi

Konu olarak eski Yunan felsefesinden beri ele alınan ve Aristoteles’in ilk felsefe, adını verdiği, var olanların özü üzerine bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ornithologue

kuş bilimci

Kuş bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. ornithologie

kuş bilimi

Kuşları inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornitology. ornithology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornitology. ornithology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kiraz kuşu, zool. Emberiza hortulana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. otolite

anat. işitme taşı

Omurgalılarda ve bazı omurgasızlarda denge organı olan, iç kulakta bulunan kalker parçacıkları.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulak ve kulak hastalıkları bilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskivarlıkbilim, paleontoloji. paleontolog'ical s. paleontoloji ile ilgili. paleontol'ogist ' paleontoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fosilleri inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paléontologie

taşıl bilimi

Taşıllara dayanarak jeolojik devirlerde yeryüzünde yaşamış varlıkları, yerin geçmişini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palaeontology. paleontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palaeontology. paleontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pants. trousers. a pair of trousers. breeches. bags. pair of bags.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trousers. breeches. pants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trousers. pants. longs. trollybobs. trouser. unmentionables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu parazitler olan ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. parasitologie

asalak bilimi

Asalakların yapısını, yaşayışını, konakçıyla ilişkisini ve yaptığı hastalıklarla bu hastalıklara karşı girişilecek savaşı konu alan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Hastalıklar ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) botanik, bitkibilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-led,-ling) pistol, tabanca, revolver, piştov; f. tabanca ile vurmak. pistol grip tüfeklerde tabanca kabzasına benzer yer. pistol shot tabanca ateşi; ta- banca menzili. pistolwhip f. tabanca namlusu ile vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Batlamyus'a ait. Ptolemaic system dünyanın sabit olduğu ve bütün gökcisimlerinin bunun etrafında döndüğü düşüncesine dayanan sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Batlamyus (ikinci yüzyılda Mısır'da yaşamış Yunanlı coğrafyacı ve astronom).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. humma ilmi, piretoloji, ateşli hastalıkları inceleyen tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gübre tetkik ilmi; müstehcen yazılar. scatological s. müstehcen, açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek bilgisi; pehriz ihtisası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cytologie

hücre bilimi

Biyolojinin, hücrenin yapısı, görevi, çoğalması ve hayatıyla ilgili dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. somatoloji, insan vücudunu inceleyen ilim dalı; antropolojinin insanın fizik yapısı ile ilgilenen dalı. somatologic(al) s. somatoloji ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Omurgalılarda denge ve yönetimle olan alâkası bakımından işitme taşlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. short. take off and landing hav. kısa mesafede havalanabilen veya iniş yapabilen (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun cuppe; kil. piskoposların ipek atkısı; etol; şal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. steal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, vurdumduymaz; kolay heyecanlanmayan: hislerini belli etmeyen. stolidly z. vurdumduymazcasına, hislerini belli etmeden. stolidity, stolidness i. duygusuzluk, vurdumduymazlık, hislere hakimiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çilek filizi gibi ucundan kırık ve tomurcuk veren filiz, stolon, kol; zool. bazı aşağı sınıf hayvanlarda filiz gibi uzuv. stolonif'erous s. çilek gibi filiz süren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ağız ve ağız hastalıkları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. yürekle damarların kasılması; gram. uzun bir heceyi kısaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lüzumsuz yere tekrarlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gereksizce tekrarlanan ifade; lüzumsuz söz tekrarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.), (biyol.) teşekküldeki biçimsizlik ve anormallikleri inceleyen biyoloji ve tıp dalı. teratologist (i.) bu ilmin uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ehli hayvan veya fidan üretme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. renksiz ve patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da 11,5 gramlık bir ağırlık birimi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Dolu, boş olmayan. 2.Keyif, neşe. 3.Güçlü korkusuz. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Topluluk, cemiyet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tell.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dayanılabilir, çekilebilir, tahammülü mümkün, katlanılabilir; orta, ne iyi ne kotü, iyice; k.dili sıhhati oldukça iyi. tolerableness i. tahammül imkanı. tolerably z. oldukça, iyice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsamaha, müsaade, hoşgorü, hoş görme, tahammül; mak. tolerans, müsaade edilen hata veya fark derecesi; sikkelerde muteber tutulan ayardan farklı olmasına müsaade edilen ağırlık. derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tolérence

hoşgörü

Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. toleration. allowance. forbearance. complaisance. free play. latitude. margin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. margin. tolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowed variation. error margin. latitude. remedy allowance. tolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant hoşgörülü. müsamahalı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indulgent. permissive. tolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müsamahakar, tahammüllü, hoşgörücü, sabırlı. tolerantly z. hoş görerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahammül etmek, menetmemek, müsamaha etmek, hoş görmek, yapılmasına müsaade etmek, katlanmak; tıb. bir ilaç veya sarsıntının tesirine dayanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsaade, müsamaha, hoşgörü; tahammül, sabır; yapılmasına müsaade etme; dini işlerde fikir farkını hoş görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmet. war helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

war helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir harp başlığı. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık. Miğf(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü ve çevreli lider, han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolanma, dolaşma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevre, dolay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. talk show

<İ>TV söz gösterisi

Toplumun ilgisini çeken, çeşitli konuların ele alındığı, karşılıklı şaka ve takılmalarla süslenen program.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. çanı ağır ağır çalmak; (saat) çalmak; çan çalarak çağırmak; avı cezbedecek hareketler yapmak; cenaze çanı çalınmak; i. ağır çan sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim; köprü veya yol parası, geçiş vergisi; geçiş resmi; duhuliye resmi, giriş vergisi, oktruva; geçiş parası alma hakkı; değirmen payı veya hakkı; şehirlerarası telefon ücreti; zorla alma. death toll ölü sayısı. toll bridge geçiş ücreti alınan kö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş ücretinin ödendiği köprü veya yol girişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş ücreti toplayan memurun kulübesi. tollhouse cookie için de ufak çikolata parçaları bulunan fındıklı çörek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tonoz dediğimiz şeyin daha doğru ismidir, (bk.) Tonoz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Orta Meksika'da Azteklerden evvel yaşayan pek medeni bir kavim Toltecan s. bu kavme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Maden kömürü katranında bulunan bir hidrokarbon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit balsamdan çıkarılan ve ilaç veya boya imalâtında kullanılan benzin gibi bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamıyle yuvarlak hâlde olan ay, bedir. (bk.) Dolunay.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolun, bedir, ayın ondördü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayın ondördü, mehtap, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birikimli, kişiliği gelişmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which can carry tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. traumatologie

sarsıntı bilimi

Cerrahinin yara ve bereleri tedavi eden bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traumatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nitrat ile toluenden mürekkep kuvvetli bir patlayıcı madde, kıs. T.N.T.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlatılamaz, tarifsiz; tahmin edilemez, hesapsız, sayısız; anlatılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. vertical takeoff and landing şakuli kalkış ve iniş yapan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by