Ton Balığı ne demek? | Ton Balığı anlamı nedir? | Ton Balığı

Ton Balığı anlamı nedir?

Ton Balığı ne demek?

Ton Balığı anlamı nedir?

Ton Balığı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ton baligi

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aseton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) Yunus familyasından yırtıcı bir balık. Bazılarının boyu yirmi beş metreyi bulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anberbalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anber.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon).(san). bir kimsenin bir lakap veya unvanla teşhis edilmesi ;bir özel ismin benzer nitelikteki diğer şahıslar için genel olarak kullanılması. antonomastical (s). sıfatla tesmiye usulü ile yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt anlama yelen kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mimarlığa ait, yapı veya plan Çizmeye ait; teknik yönden mimarlığı andıran; bir sistemin organizasyon kurallarını belirten (ilim v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Uçucu, kolayca alev alır, eter kokusunda bir sıvı olup, birçok organik maddeleri eritmek için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şaşırtmak, hayrete dusurmek. be astonished at hayret etmek, şaşmak, şaşakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şasırtıcı, hayret verici, şaşılacak. astonishingly (z). şaşılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i). hayret, şaskınlık, şaşırma.be filled,(seized,struck). with astonishment şaşmak, şaşakalmak, donakalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) cümlenin bolümleri arasında bağlaç kullanmama: I came, I saw, I conquered.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemikli balıklar sınıfından, uzun boylu, büyük başlı, eti yenir bir tatlı su balığı (Silurus glanis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fr.). Belirli makamlar dışında dizilerle eser veren yeni batı musikisi akımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterized by avoidance of traditional Western tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal center, or in which all pitches carry equal importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal centre, or in which all pitches carry equal importance. a commonly misused term which refers to music having no perceived tonal center This perception is often due to the uneducated ears of the listener Twelve-tone and serial musi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that has no well-defined tonal center; it often also implies the lack of chords or other traditional harmonic structures. the absence of a tonal center. 1 What most songs sound like on a first sight-reading 2 Music that looks better than it sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not having a key. describes a piece or passage of music which is in no discernible key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). atonal, ton ve makam temeline dayanmayan (beste). atonal'ity (i)., (müz).atonalite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). telâfi etmek, (bir suç, kabahat v.b.'ni) affettirecek harekette bulunmak, kefaret etmek. atonement (i). kefaret, tazminat , özür dileme, tarziye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). dermansız takatsız, zayıf; gram. aksansız; vurgusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). zafiyet, dermansızlık, kuvvetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendiliğinden hareket eden şey; isteğe bağ1ı olmadan veya mihaniki surette hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özerk, muhtar, muhtariyetle idare edilen, otonom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özerk, muhtar; özerklige ait; müstakil, kendi kendini idare eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özerklik, muhtariyet, kendi kendini idare etme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flipper. seal. seal fok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. badminton

sp. tüytop

Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

badminton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A game, similar to lawn tennis, played with shuttlecocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A preparation of claret, spiced and sweetened. a game played on a court with light long-handled rackets used to volley a shuttlecock over a net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a game played on a court with light long-handled rackets used to volley a shuttlecock over a net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüylü toplarla ve küçük raketlerle oynanan bir çeşit oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek sesleri içinde tenor’la bas arasında ses sahası olan. Bazı çalgılara da bu ad verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baritone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baritone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barytone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). tenor ile bas arasındaki erkek sesi, bariton; bu sese sahip olan kimse; bandolarda kullanılan bir çalgı aleti, bariton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak).baritone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. bastone). 1. Değnek, asâ, el değneği, alafranga zarif değnek. 2. Bazı gemilerin başındaki yatık direğin gemiden dışarıya doğru uzanan parçası. 3. Baston francala = Dar ve uzun biçimli francala çeşidi. Baston yutmuş = Dimdik duran veya yürüyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. rod. walking stick. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rod. stick. walking stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A staff or cudgel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Baton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An officer bearing a painted staff, who formerly was in attendance upon the king's court to take into custody persons committed by the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walking stick. cane. crooked stick. walking staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wooden or rattan stick or cane of varying lengths used in the Filipino martial arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.) rütbe veya mevki alameti olan asa; değnek, sopa, baston; (müz). orkestra şefinin değneği, baton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kum, çakıl gibi maddelerle su ve çimentodan yapılan ve çeşitli yapı işlerinde kullanılan karışım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete. concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demir çubuklardan yapılmış iskeleti olan beton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete. ferroconcrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bétonnaière

betonkarar

Beton yapmak üzere çimento, kum ve suyu karıştıran makine.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nane familyasından birkaç çeşit bitki, bot. Betonica wood betony kestere, bot. Betonica officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Beton karma makinesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. safra kesesinde meydana gelen taş, safra tası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Afrika'da güneşte kurutulmuş yağsız et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kantaşı, üzerinde kırmızı lekeler olan bir çeşit yeşil kuvars . blood stream kan akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göztaşı; yapı ve döşeme işlerinde kullanılan bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kibar davranış veya tarz; asalet; aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kükürt; cadaloz kimse, kavgacı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zamanlarda Britanya adasmın güneyini istila eden Keltlerden biri; Britanya imparatorluğunda oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kahverengi kumtaşı: bu taştan yapılmış ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. takım, alet, edevat, palanga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (f). düğme; tomurcuk, filiz,sürgün; küçük mantar; elektrik düğmesi; ar-go Kızılderililerin uyuşturucu madde niyetine çiğnedikleri dikensiz bir nevi kaktüsün ku-rutulmuş tepe kısmı; (f) düğmelemek, iliklemek;düğme dikmek veya koymak, buttonwood (i). ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ilik, düğme iliği;(f). ilik açmak; yakasına yapışmak. button-holer (i). ilik açan alet veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğme kancası,ayakkabı ve eldiven düğmelerini iliklemede kullanılan kanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (k).dili garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). idari bölümlere ayırmak, kantonlara ayırmak; (kanton ) askerleri konaklatmak. cantoral (s). kantonlara ayırmayla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kanton. Canton crepe ince ve hafif bir cins krep ipekli kumaş. Canton flannel bir yüzü tüylü pamuklu kumaş. Cantonese' (i). Güney ,Çinli; Güney çin dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanton, eyalet; bir bayrağın bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askerlerin sevkedildiği büyük kamp; askeri bölge veya karargâh; kışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstte olan taş; kapak taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italian pepper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karton kutu, mukavva kutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (psik). dış ortamla ilginin kesildiği bir çeşit şizofreni belirtisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarliston dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). et şeftalisi, çekirdeği etine yapışık şeftali; (s). çekirdeği etine yapışık olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş; bir şeyin dayandığı esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). pamuk, pamuklu bez; pamuğa benzer herhangi bir tüylü madde; (s). pamuklu. cotton batting tabaka halinde pamuk. cotton belt A.B.D.'nde pamuk ekim mıntıkası. cotton eake çiğit küspesi. cotton slin çiğiti pamuktan ayıran çark, çırçır.cotton gr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (eski). pamuğa sarmak. cotton u p to (k.dili). yaltaklanmak. cotton to, cotton up to (k.dili). geçinmek, anlaşmak; yağcılık yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (argo). pis, kahrolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'nde bulunan zehirli bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiğit. cottonseed oil pamuk yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'ne mahsus bir tavşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi kavak ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pamuk gibi, pamuğa ait, pamuklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ecza). kroton yağı, kuvvetli bir çeşit müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çorbaya konulan kızarmış küçük ekmek parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaya kaldırımının kenar taşı,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). Dalton hastalığı, renk körlügü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. daltonisme

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daltonism renkkörlüğü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daltonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). patlamak, patlatmak, infilâk etmek. detona'tion (i). patlama, infilak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapsül, fitil, patlayıcı maddeyi ateşleyen şey, funya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détoné

müz. kusurlu

Kusuru olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). diyatonik, içinde yabancı sesler bulunmayan gama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Beş tam ve iki yarım sesten yapılmış musiki dizisi: Diatonik sekizli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. diphtongue

db. ikiz ünlü

Çeşitli ses olayları sonunda söyleyişte yan yana gelen iki ünlü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonguefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diatonik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

john dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir söylentiye göre kartalların yuvalarında fol olarak kullandıkları ceviz iriliğinde bir taş, kartal taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yağmur ormanı ile ona bitişik ağaçlık ya da otlak gibi iki ekolojik topluluk arasındaki geçiş alanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik akımı geçirildiğinde kas veya sinirde meydana gelen değişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. iç iskelet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) Esthonia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Tallinn.

Nüfus: 1.617.000.

Yüzölçümü: 45.100 km2.

Komşuları: Kuzey’de ve Güneyde Baltık Denizi ile Çevrilidir, Doğuda Rusya, Güneyde Letonya.

Önemli Şehirleri: Tallinn.

Din: Lutherci.

Dil: Estonyaca (resmi), Letonyaca, Litvanyaca ve Rusça.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: I. Dünya Savaşı’ndan önce Rusya İmparatorluğunun bir parçası olan Estonya, I. ve II. Dünya Savaşları arasında bağımsız kaldı, ancak 1940’ta SSCB tarafından yeniden fethedildi. Mart 1990’da kendisini “işgal altında ülke” ilan etti. 20 Ağustos 1991’de başarısız bir sovyet darbesi sırasında bağımsızlığını ilan etti. Eylül 1991’de Sovyet Birliği ülkenin bağımsızlığını tanıdı. 50 yıldan sonra ilk özgür seçimler 20 Eylül 1992’de yapıldı. 31 Ağustos 1994’ten son Rus işgalci birlikleri de geri çekildi.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ingiltere de bir kasaba ve bir özel okul. Etoncollar ceket yakası üzerine dönen geniş ve sert bir çeşit gömlek yakası. Eton jacket kısa kadın ceketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hayvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. (Fr. phaeton). Körüklü açık araba, faytona binmek, faytonla gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tek körüklü, dört kişilik yeri olan çift atlı araba, fayton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phaeton. coach. barouche. spider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cab. cabriolet. coach. phaeton. cab payton. tropic bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phaeton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). Avrupa gazetelerinde roman veya sanat eleştirisine ayrılan sütun; bu sutunda çıkan yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezarlarda ayak ucundaki taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolay yontulan taş, Malta taşı; yarma şeftali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i safra taşı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıymetli taş, yontulmamış kıymetli taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit yol çan tası, bavul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kutup porsuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. obur kimse, boğazına düşkün kimse, çok yiyen kimse, açgözlu kimse; haris kimse. gluttonous s. obur, açgözlü. gluttonously z. oburcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oburluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezar taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bileği taşı. keep one's nose to the grindstone durmadan çalışmak, didinmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pamuk barutu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (matb.) resmi hafif noktalarla gösteren klişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geyikdili, (bot.) Phyllitis scolopendrium .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-mixed concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezar taşı; binada temel taşı, köşe taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ocak taşı; ocak, yuva; zemini beyazlatmak için kullanılan yumuşak bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaliteli; sosyetik; yüksek perdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). Malta taşı, bir çeşit yumuşak kumtaşı; (f). bu taşla temizlemek (gemi güvertesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo gürültülü ve pis bir taverna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakmaktaşına benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köpekdili, bot. Cynoglossum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) monoton bir makamla okumak; (dilb.) seslenmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) konuşma şekli, şive, ses tonunun yükselip alçalma şekli; (müz.) doğru ses perdesi, seslem, tonotüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) monoton bir makamla okumak; belirli bir ses vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) osmotik basınçları eşit olan; (müz.) eş aralıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slug. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

token. slug (metal pieces used in pay phones and turnstiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Para yerine kullanılan marka. Kumarda, telefonlarda, garsonların kasa ile hesaplaşmasında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jeton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). isviçre’yi meydana getiren devletlerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dolgusu yer yer dikişle bastırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted. padded. upholstered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quilted. tufted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İnce mukavva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardboard. pasteboard. cardboard. pasteboard. paperboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteboard. cardboard. carton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteboard. cardboard. board page. box board. card board. carton. carton paper. millboard. mount. paper box. paperboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardboard , cardboard box , carton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yapıları süslemek için. kullanılan sertleştirilmiş mukavva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster molding ornamenting a ceiling. papier mache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rockfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kensington Technology Group tarafından geliştirilmiş bilgisayar kilitleri için kullanılan ünlü bir standarttır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Bir karbonil ile iki alkilin birleşmesinden meydana gelen cisimlerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ketone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. keton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anahtar taşı, kilit taşı; esas madde, temel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spearfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swordfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. 1000 ton’a eşit ağırlık birimi. 2. Atom bombası gibi nükleer silâhların kudretini gösteren birim. Bir kiloton 1000 ton T.N.T. (trinitrotolüen) nin patlamasıyle meydana gelen enerjiye eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a measure of explosive power equal to that of 1000 tons of TNT one thousand tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The energy of a nuclear explosion that is equivalent to the explosion of 1,000 tons of trinitrotoluene explosive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The energy of a nuclear explosion that is equivalent to an explosion of 1,000 tons of TNT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nuclear explosive force equal to a thousand tons of conventional high explosives. one thousand tons. a measure of explosive power equal to that of 1000 tons of TNT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurnard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red gurnard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark. dogfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Creton köyünün adından). Bir çeşit keten patiska veya basma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cretonne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Kr senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) kripton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand eel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kunduracıların dizleri üzerine koyup üstünde kösele dövdükleri taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian. lettish. latvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian. lettish. latvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa, Baltik Denizi kıyısında, Estonya ile Litvanya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 57 00 Kuzey enlemi, 25 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 64,589 km².

Sınırları: toplam: 1,368 km.

sınır komşuları: Beyaz Rusya 167 km, Estonya 343 km, Litvanya 576 km, Rusya 282 km.

Sahil şeridi: 531 km.

İklimi: Deniz iklimi, nemlidir, kışlar orta sertlikte geçer.

Arazi yapısı: Alçak ovalar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Baltik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Gaizinkalns 312 m.

Doğal kaynakları: Kehribar, bataklık kömürü, kireçtaşı, hidro enerji, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %28.19.

daimi ekinler: %0.45.

Diğer: %71.36 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 200 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,274,735 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.67 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -2.26 mülteci/1,000 nüfus (20016 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 9.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.33 yıl.

Erkeklerde: 66.08 yıl.

Kadınlarda: 76.85 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 7,600 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 500 den az (2003 verileri).

Ulus: Letonyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Letonyalı %56.5, Rus %30.4, Beyaz Rus %4.3, Ukraynalı %2.8, Polonyalı %2.6, diğer %3.4.

Din: Lutherci, Roma Katolikleri, Rus Ortodoksları.

Diller: Letonyaca (resmi), Litvanyaca, Rusça, diğer.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.8.

erkekler: %99.8.

kadınlar: %99.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Letonya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Letonya.

Yerel tam adı: Latvijas Republika.

yerel kısa şekli: Latvija.

Eski adı: Letonya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Riga.

Bağımsızlık günü: 18 Kasım 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BIS (Uluslararası İmar Bankası), CBSS (Baltik Ülkeleri Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (U


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireçtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. lodestone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. mıknatıs taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kırk kilometreden uzun bir yol üzerinde yapılan mukavemet ve hız koşusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marathon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marathon race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megaton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a measure of explosive power equal to that of one million tons of TNT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An explosive force equal to one million metric tons of TNT The energy released in the explosion of one megaton of TNT is equal to 4 2 x 1022 ergs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The energy equivalent released by 1,000 kilotons of trinitrotoluene explosive Typically used as the unit of measurement to express the amount of energy released by a nuclear bomb. a measure of explosive power equal to that of one million tons of TNT. one

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. megaton, büyükton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yünlü kalın kumaş. kıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kon. san. bir şeyi belirli bir özelliği ile isimlendirme usulü: good food. için a good table. metonym'ic(al) s. bu usule ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmen taşı; engel, yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeknesak, bir düziye, bitevi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. monotone

tekdüze

Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. drab. humdrum. opaque. pedestrian. soul-destroying. soulless. dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. all in the same key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous , monotonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynı perdeden ses; yeknesaklık; müz. tek ve değişmez perde; yeknesak şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotone. monotony. sameness. vapidity tekdüzelik. yeknesaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeknesaklık, tekdüzelik, monotonluk, aynı perdeden ses çıkarma. monotonous s. yeknesak, tekdüze, monoton, sıkıcı monotonously z. tekdüze olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .aytaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işlenmiş koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. cuttlefish. cuttlefish supya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyun eti. mutton chop koyun pirzolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) ahmak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. néoplatonisme

fel. yeni Platonculuk

İskenderiye’de milattan sonra III. yüzyılda ortaya çıkan ve VII. yüzyıla kadar okullarda okutulan felsefe öğretisi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üçüncü yüzyılda Eflatun'un fikirleriyle doğunun mistik düşünüşlerinin kaynaşmasından meydana gelmiş felsefe sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. büyük İngiliz tabiat bilgini Newtona veya onun kanununa ait; i. Newton kanunu taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bileği taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autochtone

yerli

Bir yerin ilk sakini olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. autonome

özerk

Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous özerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Merkezî bir iktidarı olan daha büyük bir teşkilât içinde kendi kendini serbestçe idare etme hakkı, Osm. muhtariyet, (uyd. k.) özerklik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autonomie

özerklik

Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomy. self-rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. armonik seslerden biri; boyalı bir yüzeyin yansıttığı ışığın rengi; ima edilen fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığırdili, bot. Anchusa officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. son hecesinde kuvvetli vurgusu olan; i. son hecesi vurgulu kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yapıları yıldırımdan koruyan cihaz, yıldırımlık, Osm. siper-i sâika.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paratonnerre

yıldırımsavar

Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning conductor. conductor. lightning rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning arrester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning conductor. conductor. lightning rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightning rod. lightning arrester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phaeton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Vücut tarafından sindirilecek hâle gelmiş albüminli besin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pepsinin tesiri ile hazımdan hasıl olan bir madde. peptonize f. pepsin tesiri ile hazmı kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y ). Karın zarı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péritone

anat. karın zarı

Karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peritoneum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nea) anat. karınzarı, periton. peritoneal s. peritona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Karın zarı iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péritonite

tıp karın zarı yangısı

Karın zarının çabuk ilerleyen veya kronik iltihabı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. karınzarı iltihabı, peritonit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fayton, payton, üstü açık atlı binek arabası. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. simyacıların yanma olayının esası olarak kabul ettikleri uçucu madde. phlogistic s. bu madde ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. foton, ışık enerji birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halibut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Fr.). 1. Bir motorda silindirin içinde hareket eden parça. 2. (argo) Yardımcı, tavsiye eden, koruyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piston.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sliding piece which either is moved by, or moves against, fluid pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It usually consists of a short cylinder fitting within a cylindrical vessel along which it moves, back and forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in steam engines to receive motion from the steam, and in pumps to transmit motion to a fluid; also for other purposes. mechanical device that has a plunging or thrusting motion United States neoclassical composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piston. pull. backing. friend at court. sucker. swab. fixer. influence. leverage. plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A partly hollow cylindrical part closed at one end, fitted to each of the engine's cylinders and attached to the crankshaft by a connecting rod Each piston moves up and down in its cylinder, transmitting power created by the exploding fuel to the cranksha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round metal cylinder which is attached to the top end of the connecting rod, inside of the cylinder The piston compresses the air - fuel mixture on the upward motion, and is pushed downward when the air - fuel mixture explodes This downward motion then

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Component that rides up and down in the cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The piston moves in the cylinder to carry power to the connecting rod see cylinder, connecting rod, four cycle engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cylindrically shaped metal piece that is moved back and forth in a cylinder by pressure from explosion of the air/fuel mixture fed into the cylinder then ignited by the sparkplug Or in other applications, from the introduction of liquid or air In an eng

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An internal part of an internal combustion engine that slides back and forth inside a sleeve If the piston must be replaced, the sleeve must be replaced also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cylindrical part, closed at the top, that moves up and down inside the cylinder to compress the fuel/air mixture and drive the engine by means of a connecting rod, which is attached to the piston at one end and to the crankshaft at the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piston is a cylindrical piece of metal that moves up and down inside an engine's cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round or cylindrical plug, which closed at one end and open at the other It slides up and down in the cylinder It is attached to the connecting rod and when the fuel charge is fired, will transfer the force of the explosion to the connecting rod then to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disc which moves backwards and forwards inside a hollow cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to convert hydraulic power to mechanical power Used to push the ram down and pull the ram up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part that moves up and down in a cylinder. a sliding piece moved by or moving against fluid pressure which usually consists of a short cylinder fitting within a cylindrical vessel along which it moves back and forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States neoclassical composer. mechanical device that has a plunging or thrusting motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. piston; müz. nefesli çalgılarda piston. piston crown mak. piston başı. piston ring piston yayı. piston rod piston kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gevrek ve camsı volkanik kaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

python.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a metal spike with a hole for a rope; mountaineers drive it into ice or rock to use as a hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long-nosed, spike shaped, piece of metal driven into cracks for protection or aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A metal spike that is hammered into a crack for use as protection or an anchor A staple of early climbers, they are not widely used anymore Also known as pins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A solid or folded metal spike driven into a crack in a rock to form an anchor Climbing and SRT Ref JJ. n a long-nosed, spike shaped, piece of metal driven into cracks for protection or aid. metal loop climbers screw into rock to run rope through for safet

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağcılıkta kullanılan madeni mıh, piton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Sularda bulunan mikrobik canlıların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Havuz, göl, akarsu, deniz, okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında, su hareketleriyle sürüklenen veya çok yavaş olarak yüzen, hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the animals and plants, taken collectively, which live at or near the surface of salt or fresh waters. the aggregate of small plant and animal organisms that float or drift in great numbers in fresh or salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passively floating or weakly motile aquatic plants and animals. the passively floating or weakly motile aquatic plants and animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Minute plant and animal organisms that are found in aquatic ecosystems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tiny, free-floating organisms of the ocean or other aquatic systems They may be phytoplankton or zooplankton. 1) Small, usually microscopic, plants and animals in aquatic systems 2) All of the smaller floating, suspended or self-propelled organisms in a b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free-swimming microscopic plants or animals that live in water; they can be larval forms of other animals such as fish or crustaceans, or adult forms of plants and animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The small and microscopic organisms drifting or floating in the sea or fresh water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free-floating plants or animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small plants and animals that are suspended in the water and either drift with the currents or swim weakly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small floating or drifting life forms in water bodies Plankton includes both plants and animals that are carried passively in the water currents Those that can swim do so to change or adjust their depth in the water, not to move from place to place Plankt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aquatic organisms that drift, or swim weakly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passively floating or weakly swimming plant and animal life in either fresh or marine waters From the Greek, planktos , 'to wander or drift '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Microscopic plant and animal life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organisms that float through the water column, not attached to any substrate and unable to move against currents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The collective term for all organisms which drift passively, or are unable to move against prevailing currents The plankton includes four groups primary producers , primary consumers , secondary consumers and the decomposers See also zooplankton, nekton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Floating or weakly swimming aquatic plants and animals that live in the open water of lakes and rivers, and that form the base of the ocean food chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used to refer to both phytoplankton and zooplankton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Microscopic plants and animals which many fish feed upon early in their lives Some lake trout populations feed upon plankton for their entire lives and are said to be planktivorous. The passively floating or weakly swimming animal and plant life in either

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plankton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Eflatun veya felsefesine ait, Platonik. platonic love saf aşk, manevi aşk, platonik sevgi. platonic relationship samimi arkadaşlık, içli dışlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) (idealist filozof Platon (Eflâtun) un adından). Buluşmayla, vuslatla neticelenmeyen, hep hayalde kalan sevgi, aşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflatun'un felsefesi, Eflatunculuk; Eflatun'dan kalma deyim. Platonist i. Eflatun felsefesi taraftarı. Platonize f. Eflatun felsefesini taklit etmek; bu felsefeye uydurmak; idealleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Güneş sisteminin, güneşten en uzakta bulunan gezegeni.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .ölüler diyarına ait; cehennemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. ısı etkisiyle oluşmuş (taş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. plutonyum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. çoktonlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. birkaç perdeyi birden kullanma tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birçok perdeleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Batık gemileri askıya almakta kullanılan büyük duba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Pontoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pontoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. dubalı köprüler yapan istihkâmcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Nötronla beraber atom çekirdeğini meydana getiren madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stable particle with positive charge equal to the negative charge of an electron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the basic particles that makes up an atom The proton is found in the nucleus and has a positive electrical charge equal to the negative charge of an electron and a mass similar to that of a neutron: a hydrogen nucleus. a fundamental particle with a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The positively charged part of an atom The number of protons determines which element the particle is It is part of the nucleus More about protons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A common subatomic particle found in the nucleus of every atom, often along with neutrons Made of two up quarks and one down quark, a proton has a positive charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle that is located in the nucleus of an atom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A subatomic, or elementary, particle with a single positive charge equal in magnitude to the charge of an ELECTRON and a mass of 1; very close to that of a NEUTRON; the nucleus of a HYDROGEN ATOM is composed of a single proton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged elementary particle that forms the nucleus of the hydrogen atom and is a constituent particle of all nuclei.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle that is found in the nucleus of an atom and has a mass approximately 1836 times that of an electron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the elementary particles of nature The proton has a charge of 1 6 x 10-19 Coulombs and a mass of 1 67 x 10-27 kg, much higher than an electron The proton resides in the nucleus of an atom, sharing the space with neutrons, neutrally charged particle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the basic particles of the atomic nucleus Its charge is as large as that of the electron, but positive See also: Electron, Neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sub-particle of an atom that contains a positive charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic particle in an atom's nucleus that has a positive electrical charge. a subatomic particle possessing positive charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the basic particles which makes up an atom The proton is found in the nucleus and has a positive electrical charge equivalent to the negative charge of an electron and a mass similar to that of a neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Protons are heavy nuclear particles carrying a positive electrical charge Along with neutrons, they are the principal components of atomic nuclei It has a mass of 1 67 x 10-24 grams, 1836 times the mass of an electron Protons are composed of two 'up' quar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle of an atom The charge and relatively large mass of protons account for the Bragg peak effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle that is a constituent of an atom It has a mass similar to a neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Particle found in a nucleus with a positive charge Number of these gives atomic number Back to top Q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subatomic particle with a positive charge that is nucleus of hydrogen atom. a positively charged particle in an atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particle of mass unity carrying a unit positive charge; it is identical physically with the nucleus of the ordinary hydrogen atom All atomic nuclei contain protons See Nucleus. a stable particle with positive charge equal to the negative charge of an el

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. proton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yosun sporlarının çimlenmesinden meydana gelen iplik biçiminde organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary growth from the spore of a moss, usually consisting of branching confervoid filaments, on any part of which stem and leaf buds may be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. prothonotary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo aldatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. tint. tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suni elmas, elmas taklidi madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ponza, süngertaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumtaşı, kefeki taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akpelin, bot. Artemisia maritima; ak pelin çiçeklerinden yapılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. santonin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. yarımton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kıl fitili, bundan çıkan cerahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zangoç; küçük ölü hayvanları gömen bir cins böcek, (zool.) Necrophorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) iğneleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) on sekizinci yüzyılda Thomas Sheraton tarafından icat edilen zarif ve hafif mobilya stili ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmak veya budala kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., iskambil bazı oyunların başlangıcında oyuncunun elinde bulunan bir renkten tek kağıt; tek bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iskelet; çok zayıf kimse, insan kurusu, kadit; bina çatısı, kafes: ana hatlar, taslak; s. iskelete benzer, iskelet kabilinden; bir deri bir kemik. skeleton at the feast keyif kaçıran herhangi bir sey . skeleton crew çekirdek tayfa, asgari kadro

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iskeletini hazırlamak, tasarlamak, iskelet haline koymak; sayıca azaltmak, asgari miktara indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nabza göre şerbet veren, riyakâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabuntaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı sesli (çalgı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salmon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlangıç, atlama taşı; ilerleme vasıtası, basamak, ilk adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iyi cins İngiliz peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılınca veya oğuşturulunca pis koku saçan bir çeşit taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. taş; taştan yapılmış şey; taşa benzer şey; tıb. mesane taşı; anat. haya, husye; meyva çekirdeği; matb. mürettip masası; (İng.) 14 librelik ağırlık ölçüsü; s. taştan yapılmış, kâgir. Stone Age taş devri. stone crusher taş kırma makinası; taş kı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taş atmak, taşa tutmak, taşlayarak öldürmek; meyvanın çekirdeğini çıkarmak; taş duvar örmek, taş döşemek; hadım etmek, enemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamıyla kor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş taşımakta kullanılan tahta kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. meteliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuyrukkakan, zool. Saxicola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğu, kaya koruğu, bot. Sedum sempervivum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı; taş yontma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(A.B.D.), (argo) sarhoş; uyuşturucu madde tesiri altında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamamen sağır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşçı, duvarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyikotu, taş nanesi, bot. Cunila origanoides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. krikette puan kazanmaktansa kaybetmemek için oynamak; Avustralya mecliste zorluk çıkararak muhalefet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert bir çeşit çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvarcı işi; çoğ. taş kesilen ve yontulan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taşlı, taşı çok, taştan ibaret; taş gibi; sert, eğilmez; taşlaştıran, taş haline getiren; (argo) parasız meteliksiz. stony hearted s. taş yürekli, zalim. stonily z. soğuk soğuk sertçe, stoniness i. taşlı gibi oluş, taştan yapılmış olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr.) (musiki). Güçlüaltı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., elek. (frekans bakımından) birbirine uydurma. syntony i.,elek (iki tertibat) birbirine uyma; seselim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inşaat veya yapıya ait; tektonik ile ilgili. tectonics i. mimarlık, yapı sanatı, inşaat sanatı, tektonik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Parçalanıp dağılmış yer tabakalarının birbirleriyle olan alâkasını araştıran jeoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tectonics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsaw fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Burnu uzun ve iki yanı testere gibi dişli olan bir balık (pristis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) on altıncı yüzyılda kullanılan bir Fransız gümüş parası; aynı yüzyılın İngiliz şilini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski Germen kabilelerinden birinin ferdi; Alman veya İskandinavyalı veya Felemenkli kimse. Teuton'ic (s.) bu milletlere veya dillerine ait. Teutonism (i.) Germen ırkının üstünlügüne inanma; Germen kültürü. Teutonize (f.) Germenleşmek, Germenleştir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezar taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). 1. Ses perdesi. 2. mec. Nüans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1000 kilogramdan ibaret ağırlık birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Orkinos: Ton balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short ton. tonne. ton. metric ton. tonicity. tone. tint. color. colour. gradation. manner. cast. chord. value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expression. ton. tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pl. of Toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common tunny, or horse mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The prevailing fashion or mode; vogue; as, things of ton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of weight or quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The weight of twenty hundredweight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Forty cubic feet of space, being the unit of measurement of the burden, or carrying capacity, of a vessel; as a vessel of 300 tons burden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A certain weight or quantity of merchandise, with reference to transportation as freight; as, six hundred weight of ship bread in casks, seven hundred weight in bags, eight hundred weight in bulk; ten bushels of potatoes; eight sacks, or ten barrels, of f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tone. ton. tone. shade. tint. pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a United States unit of weight equivalent to 2000 pounds. a British unit of weight equivalent to 2240 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measurement for air conditioning system capacity One ton of air conditioning removes 12,000 Btu's of heat energy per hour from a home Central air conditioners are sized in tons Residential units usually range from 1 to 5 tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of measure for an air conditioning system's capacity One ton of air conditioning removes 12,000 BTUs of heat energy per hour from a home Residential air conditioners usually range from one to five tons Typically used as a measure for central air

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

You'll often see this as a measurement of the capacity of an air conditioning system Don't panic, it doesn't measure weight! Just like gas and oil furnaces, air conditioners and heat pumps are rated in Btu's One ton of air conditioning is 12,000 Btu's per

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cooling unit of measure Heat pumps and air conditioners are generally sized in tons Typical sizes for single-family residences are between two and five tons Each ton equals 12,000 BTUH.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of measurement for determining cooling capacity One ton of cooling equals 12,000 BTU.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Heat pumps and air conditioners are generally sized in tons Typical sizes for single family residences are between two and five tons Each ton equals 12,000Btuh It is important to note that actual capacity is not constant and will change based on outdoor o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Heat pumps and air conditioners are generally sized in tons Typical sizes for single family residences are between two and five tons Each ton equals 12,000 Btuh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

You'll often see this as a measurement of the capacity of an air conditioning system Don't panic, it doesn't measure weight! Just like gas and oil furnaces, air conditioners and heat pumps are rated in Btu's One ton of air conditioning is 12,000 Btu's per

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measurement used for determining cooling capacity One ton is the equivalent of 12,000 BTU's per hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One ton equals 12,000 BTUs of cooling per hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short ton or 2000 pounds. measure of mass or weight used in the United States for large size objects -- 'Convert 9500 pounds to tons '. a unit of weight equal to 2,000 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Imperial ton or US ton. 1,000 kg. means 2000 pounds avoirdupois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Threshold Odor Number Unit of measure used to describe that level at which an odor is detected The higher the number, the more noticeable the odor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of weight If not otherwise specified, a short ton equal to 2 000 pounds is assumed A long ton equals 2 240 pounds A metric ton equals 1 000 kilogams , also called a tonne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade , audio , chime , clay , sound , tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ton, (A.B.D.), (Kanada) 2000 libre (909 kilo); İng. 2240 libre (1018 kilo); 1000 kiloluk ağırlık; den. gemi ambarında 2,83 metreküplük yer; bir ton suya eşit olan gemi istiap ölçüsü. long ton büyük ton, 2240 libre. short ton küçük ton, 2000 libre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. moda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Boyalı bir cismin planlarının aydınlık ve karanlık dereceleri. Nesnelerin çeşitli bölgeleri birbirleriyle karşılaştırıldıklarında, aralarındaki açıklık ve koyuluk farklarına ton denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir geminin iç hacmine göre taşıma kapasitesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage. shipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ses perdesine ait. tonally z. ses perdesine dikkat ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. tonalite, tonculuk, bir bestenin ton özelliği; resimde renk uygunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nitelik, perde ve süresi itibariyle ses; müzik sesi; müz. aralık; ses rengi; ton, perde; tıb. vücudun veya uzvun sıhhatli hali, beden kuvveti; fikir hali; nitelik; güz. san. renk tonu; tarz, tavır, hal. tone color müz. ses rengi. tone poem müz. sen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., foto. kimyasal banyo ile rengini değiştirmek; renk almak; rengi uygun düşmek. tone down mülayimleştirmek, yumuşatmak; donuklaştırmak, parlaklığını azaltmak. tone up kuvvetlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. perde farkını işitemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lotion for cleansing the skin and contracting the pores a substance used in a printer to develop a xerographic image a solution containing chemicals that can change the color of a photographic print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in laserprinters, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colored powder or liquid used to print onto various materials on non-impact printers, such as electrostatics, and contains a colorant, an electrostatic thermoplastic, charge control agent, and often a magnetic material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The colored powder contained in the toner cartridges that is used to print images on the paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A powdery ink used dry or suspended in a liquid to produce a photocopy or laser print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic-carbon based substance that forms the image on the paper Toner is part of a mono-component, or dual- component developing system It has the appearance of a dry powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic magnetic ink used in electronic printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'ink' that a laser printer uses Toner is fused onto the paper's surface, rather than absorbed into it , and so does not bleed or smudge as ink does.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very fine powder bonded to iron particles used to generate images in laser printers Comprised primarily of iron oxide and plastic resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Product that is used after cleansing to help return the skin to its natural pH A toner helps remove dirt or debris from the skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ultrafine colored plastic powder used in laser printers and photocopiers to produce the image on paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dry ink used in photocopy presses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dry or liquid material used in copy machines to form shades of gray and black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Imaging powder that is transferred to the paper as the print on the copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also tone generator In a tone test set, the tone generating device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer Related terms: Laser printer, Printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in printers, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged area

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The black powder in the cartridge made of plastic and metal, or just plastic, and ground into particles between seven and 18 microns in diameter Toner is magnetically or electrically attracted to, and then melted to, the paper. colourant used to add tone

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyet gösteren gizli Çin örgütü; A.B.D. aile

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (argo) Tongaya basmak = Tuzağa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug useful in neuralgia, derived from a Fijian plant supposed to be of the aroid genus Epipremnum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of light two-wheeled vehicle, usually for four persons, drawn by ponies or bullocks. the language of the Tonga people of south central Africa a monarchy on a Polynesian archipelago in the South Pacific; achieved independence from the United Kingdom

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. fast one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a monarchy on a Polynesian archipelago in the South Pacific; achieved independence from the United Kingdom in 1970. the language of the Tonga people of south central Africa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tonga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Tonga adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zengin kimse. 2.Yaşlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük, güçlü. 2.Yaşlı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. maşa. a pair of tongs maşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.En büyük çocuk. 2.Bir tür kuş, baykuş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., müz. dil vuruşu yapmak; tahtalara geçme kenar yapmak; k.dili konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dil; lisan; dil şeklinde şey; söz, konuşma; konuşma tarzı; konuşulan dil; araba oku; broş iğnesi; denize uzanan sivri burun, dil. a sharp tongue sert söz söyleme eğilimi. find one's tongue yeniden konuşabilmek, konuşmaya başlamak. gift of tongues d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lamba ve zıvana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili azarlama, haşlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dili tutulmuş. tongue twister tekerleme, ses oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kuvvet ilacı, tonik; müz. ana nota, baş nota; dilb. vurgulu ses; içilecek soda; s. ses veya ses perdelerine ait; dilb. vurgulu; kuvvet verici; vücudu kuvvetlendirici; resimde gölge ve ışık veya renk etkisine ait. tonic accent kelime telaffuzunda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıhhat, zindelik, esneklik (kas).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., z. içinde bulunulan gece; içinde bulunulan günün gecesi; z. bu gece, bu akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Durak (perdesi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic. tonic water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic. tonic water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Gemilerin taşıyabileceği yükü anlatmakta kullanılan birim; bir tona eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonnage. ton. tonnage depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which can carry tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tohumları tütüne karıştırılan ve Güney Amerika'ya mahsus bir ağacın meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which weighs tons. sth which can carry tons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Tonmeister

ses yönetmeni

Radyo ve televizyon yayınlarında ses düzenini sağlamakla görevli kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Alm.) (musiki). Musiki yayınlarında ses ayarı ile meşgul olan mütehassıs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tonmil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ton olarak bir geminin taşıma kabiliyeti, istiap haddi, tonaj, tonilato; gemideki yükün ağırlığı; bir memleketin bütün gemilerinin tonajı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski bir otomobilin oturacak yerlerini de kapsayan arka kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ses perdesini ölçme aleti; diyapazon, akort verme aleti; gözün tansiyonunu ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Biçimi alttan obruk olmak üzere tuğla ve harçla örülmüş tavan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault. beach gear. ground gear. ground tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. bademcik. tonsillar s. bademciğe ait, bademcikle ilgili. tonsillec'tomy, tonsillot'omy i., tıb. bademcik ameliyatı. tonsillitis i.,tıb. bademcik iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. berbere ve berberliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Katolik papazlarının tıraş olunan tepe kısmı; başın tepesini tıraş etme; f. Katolik papazının tepesini tıraş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ortaklaşa hayat sigortası sistemi, tontin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hoşa giden biri için söylenen bir tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darling. sweet. dear (old person or child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. devamlı kas kasılması; biyol. bir uyarıya cevap olarak kasların kasılma yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denektaşı, mihenk taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tritiumun bir protondan ve iki nötrondan meydana gelen atom çekirdeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabled sea demigod, the son of Neptune and Amphitrite, and the trumpeter of Neptune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He is represented by poets and painters as having the upper part of his body like that of a man, and the lower part like that of a fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He often has a trumpet made of a shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of many species of marine gastropods belonging to Triton and allied genera, having a stout spiral shell, often handsomely colored and ornamented with prominent varices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some of the species are among the largest of all gastropods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also trumpet shell, and sea trumpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of numerous species of aquatic salamanders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common European species are Hemisalamandra cristata, Molge palmata, and M. alpestris, a red-bellied species common in Switzerland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most common species of the United States is Diemyctylus viridescens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. under Salamander. tropical marine gastropods having beautifully colored spiral shells a sea god; son of Poseidon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sea god; son of Poseidon. tropical marine gastropods having beautifully colored spiral shells. small usually bright-colored semiaquatic salamanders of North America and Europe and northern Asia. A variety of sea shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A satellite of Neptune orbiting at a mean distance of 354,000 kilometers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TRIangle Trans-Ocean buoy Network, maintained by JAMSTEC in collaboration with TAO.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. yarısı adam yarısı balık olan deniz mabudu; k.h., zool. boru şeklinde bir çeşit deniz salyangozu veya bunun kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. on ikili, kromatik, makamı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düğmelerini çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak ses tonu, fısıltı; donuk veya mat renk; ima edilen fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. gang.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. zevk veya sefahat düşkünü; şehvet düşkünü; avare dolaşan; sebepsiz; kötü niyetli; ahlâksız, ahlâksızlık düşkünü; aklına eseni yapan, önünü arkasını düşünmeyen; i. şehvet düşkünü kimse; ahlaksız kimse; kayıt altına girmeyen kimse; f. kendi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Washington.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Wellington, Yeni Zeland'ın başkenti; çoğ. çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolphinfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolphin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanları otopsi ilmi ve ameliyesi, karşılaştırmalı anatomi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by