Top Sakal ne demek? | Top Sakal anlamı nedir? | Top Sakal

Top Sakal anlamı nedir?

Top Sakal ne demek?

Top Sakal anlamı nedir?

Top Sakal | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: top sakal

Türkçe - İngilizce Sözlük

round beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renk körlüğü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. achromatopsi

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy ihtiyarı, koca ba-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anber çiçeği, gaziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit. grapefruit greyfrut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucu sivri fırtına bulutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Telâş ve acele ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a panic. headlong. headfirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat, (s). üstte, üstünde, üzerine, üzerinde; (s). üstündeki. -ator sonek -ici: narrator hikâyeci. -atory sonek netice veren, netice olan: mandatory zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). otoplasti. autoplastic (s). otoplastiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., A.B.D. topun kaçmasnı önlemek için arka plana gerilen ağ veya parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press conference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billiard ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billiard ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asfalt, asfalt yol; f. asfalt ile kaplamak. blackwater fever tıb karasu humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). optik ilminin ışınların aynalara vurarak kırılması ile uğraşan dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatofor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cotopaxi yanardağı, Ekvador'da bir yanardağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağınık olmayan, derlenmiş toparlanmış: Derli toplu bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidy. well-organized. presentable. / adj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). cilt hastalığına sebep olan mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tahrip olmuş cildi düzeltmek için vücudun başka bir yerinden deri parçası kesip bu yere yapıştırma ameliyatı, dermatoplasti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dağınık vaya yaygın halde duran bir şeyi toparlamak, derlemek, (bk.) Derll toplu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather things together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (biyol.) ektoplazma, dışplazma; bir medyumdan çıktığı farz olunan sihirli ruh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çayırmelikesi): Gülgillerden dalları sağlam ve sert kırmızımtırak bir bitkidir. Çiçekleri kar taneleri gibidir ve dalların ucunda toplanmışlardır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Bitkinin her yeri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Böbrek mesane ve idrar yollarındaki iltihapları giderir. Soğuk algınlığını geçirir. Kanı temizler. Sinirleri yatıştırır. Kalbi kuvvetlendirir. Nefes darlığı ve astımda faydalıdır. Diş ağrılarını keser. Diş eti ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (-ped, -ping) huk, kendi eylemi vasıtasıyla hakkını iskât ve iptal etmek estoppage (i.) durdurma, kendi eylemi ile hakkını iptal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) evvelce yapılan bir işin veya verilen ifadenin sonradan ileri sürülen bir iddiayı savunmaya engel olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (den). pruva çanaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pruva babafingo yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pruva gabya çubuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pruva gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). fotograf makinasının diyafram ayarı öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kantoron, bal.

Hazırlanışı : 250 gram süzme bala 3 tatlı kaşığı dövülmüş kantaron kökü konup, iyice karıştırılır. Günde 3 kere aç karnına birer tatlı kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (oto.) üstü çelik araba .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırma atışlar yapmakta kullanılan, namlusu yivsiz top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. mortar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir elemanın, kitle sayısı farklı, fakat hususiyetleri hemen hemen aynı olan çeşitleri: Deuterium, hidrojenin bir isotopudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) izotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. ing.). Durl İstop etmek = Durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. fizik). Fizik hususiyetleri aynı olan cisimler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isotope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gür ve geniş sakallı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bireylere mutsuzluk getirecek şekilde yönetilen toplum kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Hanımeligillerden, zeytine benzer meyvesi olan bir bitki (viburnum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowball. guelder rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goatee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakalı keçininki gibi yalnız çenesinde ve uzunta olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, çayırlarda ve nemli yerlerde yetişen, mavimtırak yahut mor çiçekleri olan bir çayır bitkisi (cistus creticus).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. laptop

dizüstü

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. istenilmeyen bir duruma mani olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. grandi çanaklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cennetten kovulduğu farzedilen yedi şeytandan ikincisi, Mefisto; kötü insan, hain adam. Mephis tophe'lian, -lean s. şeytanca, haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. dorik mimarisinde. çatıyı taşıyan sütun üstündeki kabartmalı dört köşe taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. non-stop

duraksız

Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) aralıksız, duraklamadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahtapot, (zool.) Octopus; yaygın ve yıkıcı örgüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yansıma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopée

db. yansıma

Doğa seslerine benzer seslerle yapılan kelime.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imitative word; an onomatopoetic word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. onomatopéique

db. yansımalı

Tabiat seslerini andıran seslerle yapılmış (kelime).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabii sesleri yansılayan kelimeleri kullanma, yan- sıma; yankı kelime. onomatopoeic s. yansımalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesleri yansılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Kurnazca iş, dalavere, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Tıbbın vücuttaki şekil bozukluklarını düzelten veya önleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics. orthopaedy. orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics. orthopaedy. orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedics. orthopedics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedic. orthopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthopaedic. orthopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Al.). Bir yerde durup bekleyecek otomobillerin sıra sıra dizildikleri saha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. park. parking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. multistorey car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. parking building. car park. parking garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. park. parking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. car park. multistorey car park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking lot. parking building. car park. parking garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Aynı vücudun bir yerinden başka bir yerine canlı parça nakli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Ölüm sebebini anlamak için cesedi açma işi, Osm. feth-i meyyit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autopsy. post-mortem examination. post-mortem. post mortem examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autopsy. postmortem. post-mortem examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autopsy. postmortem. postmortem examination. necropsy. post mortem. post mortem examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. ing.). Gelip geçen otomobillere işaret ederek, duranlara binip parasız seyahat etme usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking. hitch-hiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) tepesini aşmak; üstün olmak, üstün gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

isim Üzüm şırasını kestirmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak, marn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıktan korkma, Işık fobisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filme alınan sahne oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki patolojisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protoplazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratılan ilk şey; asal hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı hücrenin asıl kısmını meydana getiren albüminli madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyoizotop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rosbi oğlu. Orostopoğlu, orospu oğlu. mec. Kalleş, karaktersiz.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yaş ilerledikçe saça ve sakala rengini veren maddenin yapımı azalır, bir süre sonra da tamamen kesilir. Kumral ve kızıl saçlar, daha erken beyazlaşır. Genç yaşlarda görülen beyazlaşmalar ise, ırsidir. Tedavisi yoktur. Ancak aşağıdaki reçeteler uygulanarak boyanabilirler.

Tedavi için gerekli malzeme : Reyhan, tereyağı.

Hazırlanışı : İki tutam reyhan 2 çorba kaşığı tereyağında pişirilir. Soğuduktan sonra beyaz yerlere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Erkeklerde yüzün etrafında ve alt çenenin üzerinde biten kıllar. Ar lihye, Fars. rîş. Aksakal = Köy ihtiyarı, muhtarı. Ak sakal, kara sakal = Büyük, küçük herkes. Sakalı ele vermek = Başkalarının nüfuzuna tâbi olup İrâdesine sahip olamamak. Tahta sakal = Enli sakallı. Sakalı tıraş atmak = İddia tabiridir: Böyle değilse ben sakalımı tıraş ederim. Sekalcücüğü = Bamteli. Sakalı değirmende ağartmak = Tecrübe kazanmaksızın ihtiyar olmak. Saç sakal = Yaş ve yıl. Tep sakal, kaba sakal, köse sakal = Sakalı bu şekillerin birinde olan adam. Keçisakal = Ucu sivri kesik sakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beard. whiskers. beaver. fungus. pogono-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beard. whiskers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beard. whiskers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sakal kılının kolayca koparılması ve kopan kılın ucunda da cerahat damlacığı görülmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Tıp dilinde sikozis denen bu hastalığa, stafilokok cinsi mikroplar neden olur. Sakal diplerini oksijenli su ile yıkadıktan sonra aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 avuç doğranmış maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, sakal dipleri yıkanır. Yüzün tamamı da yıkanabilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbiriyle şaka etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. to joke with one another. to banter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to joke with one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.) (müfredi «saki» dilimizde kullanılmaz). İnsan ve cin, dünya ile Ahıret, insan ile hayvan, Arap ile Acem yahut ağır şeylerle hafif şeyler. Seyyid-i Sakaleyn = Peygamberimiz. Şeyhülislâm Ebussûd Efendiye «Müftt-i Sakaleyn» unvanı verilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. saklab, saklâbt). Slavlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sakalı gelmek, sakallı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprout a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded. with a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearded. whiskered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beardless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beardless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left dumbfounded by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., beysbol ikinci ile üçüncü minder arasında oynayan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. humlu bitkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To close, as an aperture, by filling or by obstructing; as, to stop the ears; hence, to stanch, as a wound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To obstruct; to render impassable; as, to stop a way, road, or passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arrest the progress of; to hinder; to impede; to shut in; as, to stop a traveler; to stop the course of a stream, or a flow of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To hinder from acting or moving; to prevent the effect or efficiency of; to cause to cease; to repress; to restrain; to suppress; to interrupt; to suspend; as, to stop the execution of a decree, the progress of vice, the approaches of old age or infirmity

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To regulate the sounds of, as musical strings, by pressing them against the finger board with the finger, or by shortening in any way the vibrating part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To point, as a composition; to punctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make fast; to stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cease to go on; to halt, or stand still; to come to a stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cease from any motion, or course of action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To spend a short time; to reside temporarily; to stay; to tarry; as, to stop with a friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of stopping, or the state of being stopped; hindrance of progress or of action; cessation; repression; interruption; check; obstruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which stops, impedes, or obstructs; as obstacle; an impediment; an obstruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device, or piece, as a pin, block, pawl, etc., for arresting or limiting motion, or for determining the position to which another part shall be brought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The closing of an aperture in the air passage, or pressure of the finger upon the string, of an instrument of music, so as to modify the tone; hence, any contrivance by which the sounds of a musical instrument are regulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the organ, one of the knobs or handles at each side of the organist, by which he can draw on or shut off any register or row of pipes; the register itself; as, the vox humana stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member, plain or molded, formed of a separate piece and fixed to a jamb, against which a door or window shuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This takes the place, or answers the purpose, of a rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, a pin or block to prevent a drawer from sliding too far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A point or mark in writing or printing intended to distinguish the sentences, parts of a sentence, or clauses; a mark of punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The diaphragm used in optical instruments to cut off the marginal portions of a beam of light passing through lenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The depression in the face of a dog between the skull and the nasal bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is conspicuous in the bulldog, pug, and some other breeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some part of the articulating organs, as the lips, or the tongue and palate, closed so as to cut off the passage of breath or voice through the mouth and the nose , or so as to obstruct, but not entirely cut off, the passage, as in l, n, etc.; also, any o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the event of something ending; 'it came to a stop at the bottom of the hill'. the act of stopping something; 'the third baseman made some remarkable stops'; 'his stoppage of the flow resulted in a flood'. a brief stay in the course of a journey; 'they mad

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Button at end of Netscape's Tool Button Bar Use to stop downloading of a document For more information see 'Netscape Basics '. 1 An aperture setting that indicates the size of the lens opening 2 A change in exposure by a factor of two Changing the apertur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either the stationary lip at the back of a rabbet, or the removable molding at the front of the rabbet, either or both serving to hold lite or panel in the sash or frame with the help of spacers Also the part of a door frame against which the door closes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The molding on the inside of a window frame against which the window sash closes; in the case of a double-hung window, the sash slides against the stop Also called bead, side stop, window stop, and parting stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A label given to a PushButton in some DialogBoxes that performs the action of stopping the work in progress indicated by the DialogBox. 1)A diaphragm setting on a lens at one of its apertures 2) A change in exposure by a factor of two One stop more exposu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Segments produced by a complete blockage of the air flow at some point in its passage e g , [p], [t], [k], [b], [d], [g] Stops are labeled according to the point of articulation, such as labials, alveolars, dentals, palatals, velars, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes servers get overworked from too many requests from browsers and consequently their ability to send you a page slows down past the point where you are willing to wait for the information If you get impatient waiting for a page, hit the Stop butto

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Small molding strips attached to side and head jambs to guide and stop moving sash and swinging doors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rank of jacks or a device producing a peculiar tone quality or alteration of the sound Examples are: eight foot stop, machine stop, buff stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A relative measure of light that can be used to describe an aperture or shutter speed, although it is more commonly used with aperture settings A difference of one stop indicates half or double the amount of light To stop down means to narrow the aperture

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An order to buy at the market only when the market moves up to a specific price, or to sell at the market only when the market moves down to a specific price. 1 The knob or tab which is used to turn a type of sound on or off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That part of a rabbeted frame that the door closes against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An icon on your browser's toolbar, that allows you to stop a search in progress Can be useful if it is taking too long to download a particular website.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the context of PD diagrams, the stop symbol represents the termination of a process. the collection of pipes on an organ activated by one lever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of frame against which door closes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A moulding used to hold a piece of glass in a sash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The shutoff valves under sinks and toilets Back to alphabetical list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Visible indentation in the cat's nose Persian cats for example have a very strong stop Also called 'break'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Use the stop button in the browser tool bar to stop downloading of a document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) durdurmak, alı koymak, engellemek; mola vermek; durmak; kalmak; stop etmek; fren yapmak; kesmek; tıkamak; kapamak; tıpalamak; yenmek; müz. çalgıda ses perdesini değiştirmek için tele veya deliğe basmak; noktalamak. stop a gap bir boşluğu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durma: duruş; durak yeri; mâni, engel; müz. ses perdesini değiştirmek için çalgının tel veya deliğine basma; müz. jödorg; (İng) nokta, noktalama işareti. put a stop to durdurmak, kesmek, son vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to come to a halt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail light. tail lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stoppage

tic. ön kesinti

Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoppage. withholding tax. collection at source. deduction at source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection at source. withholding tax. stoppage at source. stoppage n. withholding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vana, zarp musluğu, valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maden tabakalarını birer birer çıkarmak için yapılan kazı; f. böyle kazı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stopper

sp. kesici

Futbolda savunmanın önünde görev yapan ve topu kesip dağıtan oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici tedbir veya vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trafik lambasının kırmızı ışığı; oto stop lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiyat düşüşu sonucu daha fazla kaybı önlemek amacıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

photography (bir çiçeğin açılmasını bile gösterebilen) aralıklarla filme alma yöntemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mola, konaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkama; durdurma, kesme; maaşa haciz koyma; stopaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tapa, tıkaç; durduran kimse veya şey; f. tapa ile tıkamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tıkaç, tapa; f. tapa ile tıkamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baskı durduğu sırada gazeteye eklenen; zamana uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saniye ölçer saat, duraklı saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stratosfer ile mezosfer arasındaki geçiş bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water polo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) öIüm üzerine düşünceler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. en yüksek derece; bir şeyin tam tepesi; k.dili en iyi kalite; s. en âIâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toplanıp yuvarlak olmuş şey. 2. Katlanıp bağlanmış bir denk, deste ve bağ hâline konmuş kumaş vesaire: Bir top bez, çuha, kâğıt, şerit, kaytan. 3. Büyük ateşli silâh. Kale topu = Sabit olanı. Sahrâ topu = Düz yerlerde tekerlekle, hayvanla veya motorla taşınan büyük top. Dağ topu = Sarp yerlerde katırla naklolunan hafifi. 4. Topun atılması, boşanması ve sesi: Selâm topu, iftar, sahur topu, yangın topu. Top atmak = 1. Top boşaltmak. 2. (argo) İflâs etmek: Bu sırada birçok tüccar top attı. Topu atmak = (argo) Ölmek: rııan da topu attı. Top atımı = 1. Topun bir kere boşanması. 2. Topun attığı güllenin vardığı menzil, top menzili. Top arabası = Topun, naklolunurken yüklendiği iki tekerlekli alçak araba. Top altı = Kale meydanı, kale toplarının altında bulunan alçak yer. Altıntop = Bir çiçek. Altın topu = Pek güzel küçük çocuk. Top anbarı = Uç güverteli gemilerin ikinci güvertesi. Top otu = Kuru sıkı. Top oyunu = Top atıp tutmakla oynanılan oyun. Topçeker = Ağır topla silâhlı eski ganbotların büyükçesi. Topa tutmak = Topla nişan alıp gülle atmak, topla dövmek. Kar topu = 1. Karı yuvarlayarak yapılan büyük yığın. 2. Birbirine vurup oynamak için elde sıkarak yuvarlatılan kar. 3. Bir çeşit çiçek. 4. mec. Beyaz tombul çocuk. Top gibi = Tereddütsüz, hemen. Top yoluna gitmek = Heder olmak. 5. Yuvarlak, küre şeklinde: Top salata, top akasya, top çehre. 6. Yığılmış, toplanmış: Topyekûn, top edelim. 7. Bütün, cümle, hep: Topu geldiler, topunu gördük. Tortop = Karmakarışık toplanmış: Giyeceklerini tortop edip bir köşeye attı. Toptan = Hepsi birden, birlikte. Top topuz = Kısa boylu tıknaz, topaç adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. globe. knob. roll. cannon. gun. fagot. fairy. pellet. poof. pouf. pouffe. queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artillery. ball. cannonball. globe. gun. knob. roll. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A child's toy, commonly in the form of a conoid or pear, made to spin on its point, usually by drawing off a string wound round its surface or stem, the motion being sometimes continued by means of a whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plug, or conical block of wood, with longitudital grooves on its surface, in which the strands of the rope slide in the process of twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest part of anything; the upper end, edge, or extremity; the upper side or surface; summit; apex; vertex; cover; lid; as, the top of a spire; the top of a house; the top of a mountain; the top of the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The utmost degree; the acme; the summit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest rank; the most honorable position; the utmost attainable place; as, to be at the top of one's class, or at the top of the school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chief person; the most prominent one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The crown of the head, or the hair upon it; the head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The head, or upper part, of a plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A platform surrounding the head of the lower mast and projecting on all sudes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It serves to spead the topmast rigging, thus strengheningthe mast, and also furnishes a convenient standing place for the men aloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bundle or ball of slivers of comkbed wool, from which the noils, or dust, have been taken out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eve; verge; point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a cut gem between the girdle, or circumference, and the table, or flat upper surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Top-boots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise aloft; to be eminent; to tower; as, lofty ridges and topping mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To predominate; as, topping passions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To excel; to rise above others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cover on the top; to tip; to cap; chiefly used in the past participle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise above; to excel; to outgo; to surpass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise to the top of; to go over the top of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take off the or upper part of; to crop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To perform eminently, or better than before.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To raise one end of, as a yard, so that that end becomes higher than the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stroke on the top of the ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A forward spin given to the ball by hitting it on or near the top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cover with another dye; as, to top aniline black with methyl violet to prevent greening and crocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put a stiffening piece or back on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arrange, as fruit, with the best on top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike the top of, as a wall, with the hind feet, in jumping, so as to gain new impetus; said of a horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To improve by crossing certain individuals or breeds with other superior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut, break, or otherwise take off the top of to remove unsound metal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike above the center; also, to make by hitting the ball in this way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike a ball above the center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise at one end, as a yard; usually with up. a garment that extends from the shoulders to the waist or hips; 'he stared as she buttoned her top' covering for a hole ; 'he removed the top of the carton'; 'he couldn't get the top off of the bottle'; 'put

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. cannon. globe. gun. mass. roll. roll. ream. sphere. knob. howitzer. lump. poise. web. spheric. clot. round. orb. orbed. spherical. globoid. bob. bowl. bolt. bead. bale. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the upper part of anything; 'the mower cuts off the tops of the grass'; 'the title should be written at the top of the first page'. the highest or uppermost side of anything; 'put your books on top of the desk'; 'only the top side of the box was painted'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indicates the higher price one is willing to pay for a stock in an order; implies a not held order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used in the context of general equities Indicating the higher price one is willing to pay for a stock in his order; implies a not held order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shot mistakenly hit with the bottom edge of the club, so that the ball is embedded in the ground before popping up, and in most cases traveling only a short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A planned leave from the university for a semester or a year after which you do not need to reapply for admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A continuous strand of untwisted wool, with fibres lying parallel and short fibres removed This is the product needed for spinning into a yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program on some Unix systems that shows the current state of system resource usage. 1 when the bottom of the club contacts the ball above its center of gravity and the ball immediately hits the ground 2 the end of the backswing Example: Nobody likes to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

B Bands or Classes- Small groups dating back to 1727 in Herrnhut They were intended to foster spiritual growth within the congregation They met informally for prayer and intimate discussion of personal experience A member could apply to join any group to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shot mistakenly hit with the bottom edge of the club, so that the ball is embedded in the ground before popping up, and in most cases traveling only a short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Contents Index Glossary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The top width of the wetted cross section in the detailed output for the time step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TRICARE Overseas Program The managed health care program Outside the Continental United States TOP blends many of the features of the Department of Defense stateside TRICARE program while also allowing for the significant cultural differences unique to fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ISO 4217 currency code for the Tonga Pa'anga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The high end of the mast. 1 when the bottom of the club contacts the ball above its center of gravity and the ball immediately hits the ground 2 the end of the backswing where the hands are at their highest Example: 'Nobody likes to top the ball ' 2 'Joe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technical and Office Protocol A development of the CSMA/CD protocol under the auspices of Boeing Computer Services for office and laboratory automation use This has been combined with MAP and further development will be under the auspices of the MAP/TOP U

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A strand of longer fibers that have been straightened, made parallel and separated from the shorter fibers by combing. display top CPU processes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The value must be a file name for an existing file, and you can do completion with M-TAB.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The value corresponding to an agent on which no objects were successful, , or for an object which succeeded on every agent An estimate of this value requires information or assertions beyond the current data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The highest point on a share price or other graph over a defined period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Department Name of the hiring department within Miami-Dade County.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The orientation in which the positive x-axis points right and the positive y-axis points up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topaç. sleep like a top külçe gibi uyumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üst, tepe; zirve, doruk; baş; başın tepesinde bulunan saç tutamı; çoğ. bitkinin toprak üstünde kalan kısmı; en yüksek derece, en yüce yer; den çanaklık; (spor) topun tepesine vuruş; s. en yüksek; âlâ, birinci derecedeki, birinci sınıf. top boot

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (-ped, -ping) tepesini kesmek; üstünü kapamak, kapak koymak; kapak yerine geçmek; tepesine çıkmak; tepeye varmak, üstünden geçmek; geçmek, üstün gelmek; üstesinden gelmek; kim. damıtarak en uçucu kısmını ayırmak; (spor) topun tepesine vurmak top of

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gun carriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gun carriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

round beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilinen teletekst sisteminin Almanya’da kullanılan yeniden düzenlenmiş bir sürümü. Özel Top-Text dekoderiyle, yayın istasyonları tarafından sağlanan ücretsiz bilgi servislerine erişim sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çocukların kırbaçla döndürdükleri ve ucunda sivri bir çivi bulunan tahtadan oyuncak, fırıldak çeşidi. 2. Kayık küreğinin kayığın içinde kalan kalın ve toparlak yeri. 3. Kısa ve kalın olarak biçimsiz: Topaç adam, topaç hıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top. teetotum. whipping top. humming-top. peg-top. pegtop. spinner. whirligig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gyroscope. top. top. teetotum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top. gyroscope. peg top. wad. whirligig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. topaze). Bir çeşit sarı yakut, zebercet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Yuvarlak şey, top: Bir topak yağ. 2. Hayvan ayağının topuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump. pellet. chunk. clew. clue. cob. dollop. glob. hunch. knurl. nub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cake. rpundish lump. lump. pellet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump. round mass. ball. pellet. glomerate. cake. conglomerate. conglomeration. slump. thick. nugget. agglomeration. agglomerate. hunch. dollop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form into pellets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form lumps. to become lumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir ayağı sakat yani diğerinden kısa, aksak: Topal adam, topal at. 2. Ayakları hükmünde olan dayanaklarından biri kırık: Topal sandalye, masa. 3. Sakat, kusurlu: Kör, topal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lame. crippled. game. cripple. lame duck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. game. lame. lamed. crippled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lame. crippled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak, gülle şeklinde: Topalak adam. 2. Yuvarlak pamuk dengi: Bir topalak pamuk. 3. Hünnapgillerden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Topal yürümek, aksamak: Topallayarak gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. limp. to limp. to hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to walk with a limp. dot and go one. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ayağın diğerinden kısa veya sakat olması, aksaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak, gülle şeklinde, eni. boyu fcir: Toparlak adam, tostoparlak bir çocuk. 2. Top arabasına bağlı cephane sandığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very round. limber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation given in round figures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housekeeping. assembly. assemblage. overhauling. picking up. revision. recovering. rally. retracting. synthesis. round up. roundup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toplayıp yuvarlamak, top etmek: Hamuru toparlamak. 2. Toplayıp takımıyle götürmek, beraberinde alıp gitmek: Düşman, askerlerini toparlayıp gitti. Pılı pırtısını toparlayıp defoldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

find one's legs. collect. put together. sum up. piece together. re-collect. tidy up. tidy out. clean up. make up. compose. do out. pick up. rake together. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. titivate. to gather together. to pack up. summarize. to collect together. to tidy. to clear up. to summarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather together. to collect. to summarize. to put in a nutshell. to straighten up. to assemble. to overhaul. to pick up. to revise. to recover. to retract. to get together. build up. to make round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendini toplamak. 2. Hastalıktan sonra sağlığa kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull oneself together. collect oneself. pick oneself up. gather strength. gather. rally. tidy oneself up. tidy up. pack. pack up. pick up. pick up one's strenght.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rally. recover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered together. to be collected. to be summarized. to pull oneself together. to set one's house in order. pull oneself upright. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı renkte uzunca bir kavun çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Topaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mineral occurring in rhombic prisms, generally yellowish and pellucid, also colorless, and of greenesh, bluish, or brownish shades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It sometimes occurs massive and opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a fluosilicate of alumina, and is used as a gem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Either one of two species of large, brilliantly colored humming birds of the Topaza, of South America and the West Indies. a mineral that occurs in crystals of various colors and is used as a gemstone a yellow quartz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given to the metal or when borne by peers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

White, yellow, blue, gold, orange Natural blue and yellow are popular and reasonably priced Unfortunately, the blue gets confused with artificially coloured stones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topaz; bir çeşit sarı safir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarı veya zeytin renginde, grena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top çam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Topçay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır top taşıyan, küçük savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top kullanan asker sınıfı: Topçu askeri, topçu süvarisi, seyyar topçu, kale topçusu, topçu dairesi, reisi, topçu okulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunner. artilleryman. bombardier. layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunner. cannoneer. artilleryman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top kullanan askerin vazifesi: Topçuluk hizmeti zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunnery. artillery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top demir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili iyi cins, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serpme gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok içki içmek, ayyaş olmak. top'er i. ayyaş kimse, bekri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak kubbeli Buda tapınağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. camgöz, zool. Galeus canis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyindeki ön lobun kısmen çıkarılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en iyi kalite, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. babafingo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). 1. Tanzimat ordusunda topçu sınıfını içine alan müstakil teşkilât. Tophâne-i Amire Müşiri = Tanzimat’tan sonra bu dairenin başı olan mareşal ki, hükümet üyesi sayılırdı. 2. Devlete ait top fabrikası. 3. İstanbul’da vaktiyle tophanenin bulunduğu semt: Tophane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon foundry. artillery school. arsenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (eskiden) Tophâneye yani askerin topçu sınıfına mensup (subay vs.).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. havaleli, üst taraf çok yüklü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs şehri yakınlarındaki Hinnom deresinde eskiden çocukların kurban edildiği bir yer; cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ tophi) tıb. gut hastalığında mafsallarda kireç toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., bahç. süslü şekilde budanmış; i. süslü şekilde budama sanatı; böyle düzenlenmiş bahçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konu, mevzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuya ait; tartışmalı; yöresel, mahalli, mevzii; güncel, günün meselelerine değinen; tıb. lokal. topical coloring kumaş basması, bez üstüne yapılan renkli basma. topical song güncel konulu şarkı topically z. tartışmalı olarak; yöresel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuş sorgucu tepe ibik; saç topuzu; kordele ve tüy gibi saç süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uç parmaklı harman yabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

add up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yekûn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. total. total. amount. sum. aggregate. whole. summation. tot. muster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. count. gross. number. overall. total. in all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

total, sum. total. overall. aggregate. aggregate amount. cumulative. total sum. tale. total result.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, bir oynatıcı aygıtının harmonik sesler ya da yüksek sesler ekleyerek bir ses sinyalini ne kadar bozabileceğini toplam ses sinyalinin yüzdesi olarak ölçen ve gösteren bir değerdir. %1’in altındaki bir THD değeri işitilemez fakat ses bozulması kümülatiftir. Yani bir ses sinyali beş ayrı bileşenden geçiyorsa, bu ses sinyali her bir bileşende THD toplamı kadar bozulabilir. Örneğin, her bir bileşende %1 THD varsa, toplam bozulma %1’in 5 katı ya da, %5 olarak ölçülürdü.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dört işlemden biri, Osm. cem’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addition. summation. collecting. collection. rallying. agglomerate. agglomeration. aggregation. casting-up. catchment. concentration. congregation. convention. cull. gathering. gleanings. grouping. picking. roundup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addition. collection. concentration. collecting. accumulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregation. collection. adding. addition. collecting. summation. gathering together. gathering. raising. infiltration. storage. levy. reaping. harvest. harvesting. pick-up. assemblage. folding. cumulative. redemption. round-up. turnout. impounding. compi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plus sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration camp. concentration / internment camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere getirip yığınak, devşirmek: Koyunları toplamak. 2. Sarmak, çekmek, kaldırmak: Saçları, etekleri toplamak. 3. Biriktirmek: Birçok para, bir büyük servet, birtakım eski kitaplar toplamış. 4. Katlamak: Şu bohçayı, yatakları toplayın. 5. Dâvet etmek, çağırmak: Bütün dostlarını topladı. 6. Kesip devşirmek: Üzüm, kiraz toplamak. Para toplamak = İane almak. Asker toplamak = Asker yazıp silâh altına almak. Aklını başına toplamak = Uyanmak, kendine gelmek, gafletten kurtulmak. Kendini toplamak = 1. İyileşmek: Epeyce kendini topladı. 2. Aklını başına devşirmek: Kendini toplayıp parasını kimin çaldığını anladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. assemble. bring together. sum up. add together. add up. combine. pick up. gather. gather up. clear away. accumulate. add. agglomerate. aggregate. amass. build. call in. cast up. club. compile. concentrate. congest. congregate. consolidate. c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. add. aggregate. amass. cluster. collect. convoke. gather. muster. pick. pull. raise. reap. total. to collect. to gather. to assemble. to gather sb/sth round. to add. to total. to amass. to accumulate. to pick. to gather sth. to reap. to put on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gather. sum. to gather. to collect. to add. to add up. to total. to amass. to accumulate. to pick. to harvest. to straighten up. to tidy up. to pick up. to convene. to convoke. to put on weight. to gain weight. to store. to assemble. to raise. to rally. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir araya gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. concentration. concourse. balling up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering together. being added. concentration. flip flop buffering. gathering. muster. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir yere gelmek, içtima etmek: Bugün meclis toplanacaktır. 2. Birikmek, çoğalmak, yığılmak: Hayli para toplandı. 3. Çekilip darlaşmak, sıkılaşmak: Bu kumaş yıkandıkça toplandı.. 4. Eteklerini çekerek ve önünü ilikleyerek öyle oturmak: Büyüklerin karşısında toplanıp oturmak lâzımdır. 5. İşlerini düzelterek yoluna koymak, işlerini perişanlıktan ve dağınıklıktan kurtarmak: Biraz toplanalım da bir eğlence yapalım. 6. Semirmek: Oranın havası yaradı, epeyce toplanmış. 7. Bir yere getirilmek, yığılmak: Birlikler toplandı. 8. Devşirilmek sarılmak, katlanmak: Yataklar, bohça, çamaşır toplandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get together. club together. band together. club. meet. group. keep together. accumulate. agglomerate. assemble. build. bunch. cluster. collect. combine. congregate. convene. meet in council. crowd. drift. flock. forgather. gather. herd. horde. mob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. assemble. collect. concentrate. congregate. convene. crowd. flock. huddle. meet. muster. polarize. press. reunite. to be collected. to be gathered. to be added. to be picked. to gather. to come together. to congregate. to assemble. to crowd. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be gathered. to be collected. to be amassed. to be accumulated. to be picked. to be harvested. to be tidied up. to be picked up. to gather. to assemble. to shape up. to adopt a better attitude. to put on weight. to gain weight. bunch. centre. club toge

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kimselerin belirli bir maksatla bir araya gelmesi, içtima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. meeting. convention. gathering. assemblage. get-together. company. concourse. conference. congress. convocation. court. forum. function. parley. powwow. rally. seance. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. congress. convocation. gathering. meeting. parley. rally. reunion. session. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering. meeting. assemblage. assembly. concourse. congregation. congress. convention. entertainment. parley. party. session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium. hall. assembly room. meeting room. assembly / meeting hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathering place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting place. venue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convoke a meeting. to convene / convoke a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi) (y. k.). Kirli kanı kalbe taşıyan demar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere toplanmak. 2. Eşyasını toplayıp hazırlanmak. 3. Yamrıyumru olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather together. to mass. cluster around. flock together. get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir yere getirtmek, devşirtmek: Üzüm toplatmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. topless

üstsüz

Belden üst kısmında giysi olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir ucunda bir başı, bir topu, bir yuvarlağı olan: Toplu iğne, toplu çadır. 2. Toplanmış, muntazam, dağınık ve perişan olmayan: Derli toplu kadın, toplu daire. 3. Eteklerini toplayıp ceketini ilikleyerek terbiyeli duran, terbiyeli: Toplu çocuk, toplu tavır. 4. Semiz: Kendisini bu defa toplu gördüm. Toplu iğne = Bir şey iliştirmeye mahsus küçük başlı iğne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. whole. concerted. corporate. roundabout. holo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. collective. fleshy. together. wholesale. collected. gathered. neat. tidy. global. overall. buxom. plump. rotund. having a knob/round head. having a knob. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batch. collective. collected. assembled. neat. tidy. plump. comprehensive. cumulative. grouped. joint. integrated. knobbed. gross. brief. funneled. general. abstract. ball headed (pin. concentrated. aggregated. corporate. fleshy. global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contributed work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass housing. public housing. cooperative apartment house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public transportation. collective transport. bulk transport. mass transit. mass transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir arada bulunan şeylerin tamamı. 2. Vasıfları bakımından bir bütün meydana getiren ve bir arada bulunan canlıların bütünü, cemiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

group. crowd. party. company. society. community. colony. troop. army. cohort. corps. coterie. ensemble. gathering. herd. hive. knot. push. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. band. brotherhood. community. congregation. crop. crowd. group. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community. assemblage. collectivity. the community. corps. ensemble. gathering. group. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Topluluk, cemiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

society. the community. socio-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

society. the community. socio-. community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community. society. social group. world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riot police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sosyoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social scientist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sosyalizm. (bk.) Sosyalizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a society. to become a social group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social. communal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. communal. social. social sosyal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social. societal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak, gözden kaçırmamamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde; bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. gabya çubuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en iyi kalite, üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Arazideki arızaları belirtecek şekilde bir yeri kâğıt üzerinde çizgilerle göstermek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. topografyaya ait, topografik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. topografya. topographer i. topografya uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. geometrik şekillerin veya üc boyutlu cisimlerin bazı durumlarda değişmeyen özelliklerini inceleyen matematik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. toponymie

yer adı bilimi

Yer adlarını inceleme konusu edinen dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer ismi; bulunduğu yerden dolayı verilen isim. topon'ymy yer adları bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şeyin tepesini kesen kimse veya alet; kaban; (argo) üstün kimse; (argo) kaliteli şey; (argo) silindir şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün, âlâ; İng., k.dili zinde, çok sıhhatli; çok iyi; i. tepesini kesme; tepe; sos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devirmek; devrilmek, düşecek gibi yana yatmak; itip yuvarlamak, düşürmek. topple over düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arzın üzerini kaplayan madde; su ile karıştırılınca çamur olur ve kuruyunca bir miktarı toz hâline geçer, Ar. turâb, Fars. hâk: Toprağı işlemek, kuru toprağın üzerine yatmak, kara topraklara geçmek; taş, toprak altında yatmak. 2. Yer, arz, zemin, memleket: Rumeli toprağı, Anadolu toprağı. 3. Arazi cinsi, ekilen yerin çeşidi: Buranın toprağı pek verimli. 4. Yer, arazi: Toprak sahibi, burada sahipsiz toprak yoktur. Toprakbastı = Bir yere giren insan veya eşyadan alınan para. Baba toprağı = Vatan. Kara toprak = Mezar. Kuru toprak = Bir şey döşenmemiş yer: Kuru toprakta yatmak. 5. Toprak veya çamurdan yapılmış: Toprak testi, toprak tencere. 6. Toprak çeşidinden veya toprak renginde: Toprak boya. 7. Döşemesiz, kaldırımsız, kuru topraktan ibaret: Toprak sokak, toprak oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-. dirt. lump. roll. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agricultural geology. chunk. dike. dirt. domain. earth. ground. land. soil. territory. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Yerkabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. 2.Ülke, memleket. 3.İşlenmiş arazi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide. landslip. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land slip. landfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir yere gelen yolcudan veya eşyadan alınan vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthing. grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ateş vesaireyi) Toprakla örtmek, üzerine toprak çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to earth. to ground. to cover with earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give land to a landowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthed. grounded. mixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) en iyi, birinci sınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., ask. çok gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den., gen. çoğ. geminin su hattından yukan olan dış yanı, borda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toprağın üst tabakası, humus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., i. altüst, başaşağı, karmakarışık; i. başaşağı vaziyette olma; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toplu olarak. 2. Büyük ölçüde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesale. bulk. gross. total. collectively. in the lump. in bulk. by wholesale. wholesale. en bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. wholesale. collectively. in all. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesale. bulk. direct sale. en masse. by the gross. in gross. in bulk. in the lump. volume business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Wholesale Market)

Alıcıları önceden belli olan veya olmayan, belli bir miktarın üzerindeki hisse senedi işlemlerinin Borsa’da güven ve şeffaflık ortamında organize bir piyasada gerçekleşmesini sağlayan pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Perakendecilere topluca mal satan tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. jobber. packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. wholesale dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. wholesale. wholesale dealer / trader / merchant. bulk supplier. wholesale dealer. wholesale establishment. large merchant. quantity buyer. salesman. wholesale trader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaling. being a wholesaler. wholesale trade / commerce / business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in all. all told. altogether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayağın baldıra bağlandığı yerdeki mafsalın teşkil ettiği yumru. 2. Çay ağzının biraz açığında kumdan biriken sed: Çay topuğu. 3. (denizcilik) Direk ve serenlerin en aşağısı. Omurga topuğu = Gemi omurgasının kıç tarafındaki nihayeti. Topuk çalmak = (at) Yürürken topuklarını birbirine çarptırmak. Çamur topuklara çıkmak = Sokaklarda çok çamur bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heel. ankle. self. bank. shoal. overfall. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astragalus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat-heeled. low-heeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestanenin dikenli dış kabuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’laşmışı: debbûs). 1. Ucu tokmaklı sopadan ibaret eski savaş Aleti. 2. mec. Kısa ve kalın adam. Topuz altında = Zorla, kahrederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mace. knob. topknot. pommel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knob. mace. war club. globular knob. knot of hair. mace. globular knob. knot. bun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mace. doorknob. bun. knot. pestle. club. beetle. mallet. ball. ball head. boss. bowl. globe. pommel. pull. lock. handle. thumb piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir ucu top gibi olan silah. 2.Kısa boylu kimse. 3.Balyoz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knobbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a knob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as round as a ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamıyle toparlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) tıkaç veya kapağını çıkarmak; açmak, engelleri kaldırmak. unstopped s., dilb. duraksız (ünsüz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ideal yer veya hal; ütopya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i .ülküsel mükemmel, ideal, hayali, ütopik; i. utopyacı kimse. ütopianism i. ütopyacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. utopique

hayalî

Hayal niteliğinde veya hayal ürünü olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utopian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. utopiste

hayalci

Bir şeyi gerçekleşmiş gibi kabul edip zihninde tasarlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ütopyalara kapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data acquisition / collection. data collection. collection of data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by