Tor ne demek? | Tor anlamı nedir? | Tor

Tor anlamı nedir?

Tor ne demek?

Tor anlamı nedir?

Tor | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tor

Türkçe Sözlük

To ile başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelip mübalâğa gösterir: Tortop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağ, örgü. 2. Ağ ve örgü şeklinde yapılmış: Tor takke, tor kuşak. Tor ağ = Ufak gözlü balık ağı (büyük gözlüsüne «fanye» denir). Tor kese = İki ucu kapalı ve ortası yarık örme kese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tower; a turret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High-pointed hill; a rocky pinnacle. a high rocky hill a prominent rock or pile of rocks on a hill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine-meshed net or netting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terms of reference. isolated mass of rock, usually granite, left upstanding on a hilltop after the surrounding rock has been broken down Weathering takes place along the joints in the rock, reducing the outcrop into a mass of rounded blocks tornado extrem

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terms of Reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prominent hilltop, usually rocky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terminal Owning Region A term associated with a CICS region which provides terminal management on behalf of other CICS regions in the same or different operating systems environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A student at Sunnydale High School, Tor hung out with three other vicious students, all of whom became possessed by wild hyenas while on a school trip to the zoo They eventually took on the characteristics of the hyenas, leading them to devour a live pig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Task order request, task order reporting. a prominent rock or pile of rocks on a hill. a high rocky hill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate , gateway , goal , portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayalık yüksek tepe, kayalık burun

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Toy, deneyimsiz. 2.Ürkek, çekingen, utangaç. 3.Mağrur, gururlu. 4.Fidan. 5.Toksöz. 6.Balık ağı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) davar hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplayıcı şey veya kimse; su gücünü toplayan cihaz; (ing). akümülatör, akü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating ceremony. inaugural ceremonies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). artist, aktör, oyuncu; yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapteur

uyarlayıcı

Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter. adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetmen, idareci, mudur, mütevelli; (huk). vasi, vekil, mirası idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtar mahiyetinde, nasihat şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor. family doctor / physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. acteur). Tiyatro ve sinemada erkek oyuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actor. doer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morals. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. the profession of an actor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şansa bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika timsahı. alligator pear perse ağacı veya meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalgalı elektrik akımı veren dinamo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işi para kazanma gayesiyle değil, zevk için yapan kimse: Radyo amatörü, fotoğraf amatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amateur

özengen

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. hobbyist. dabbler. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. unprofessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âşıkane; ateşli, şehvetle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cet, ata, soy sop, dede. ancestor'ial, ances'tral (s). ecdada ait, ecdattan kalmış, geçmiş zamanlara ait. an'cestry (i). ecdat, nesep; iyi aileden gelme, asalet, soyluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. animateur

canlandırıcı

Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). canlılık veren, canlandıran , hayatiyet veren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. enquêteur

anketçi

Anket yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commemorative ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. armatöre, denizcilik). 1. Geminin direk, seren ve yelken gibi teçhizatını yapan adam. 2. Gemide halat iliştirmeye mahsus ağaç veya demir kol: Armatör çeliği. 3. Gemi sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the operation of a shipping line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava emme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aspirateur

fiz. emmeç

1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt. 2. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extractor. exhaust fan. suction fan. extractor fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction device. aspirator. exhaust fan. suction fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aspiratör, emici alet; (tıb). emerek vücuttan sıvıları çeken alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear reactor. pile. atomic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). başkasının kiracısı olmaya razı olmak; devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship (i). vekâlet, avukatlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot, tayyareci, havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., A.B.D. (k.dili). taşrada temsil vermek; taşra halkını uçakla gezdirip para kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik eden kimse; hayır sahibi; velinimet. benefactress i. hayır sahibi kadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Baş adet, adetleri yerine getiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Özellikle güzel sanatlarda, fotoğrafta ve dansta; verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, « normal» in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçim bozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. Dışavurumculuk ya da Gotik sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçim bozma yoğun olarak kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurt pençesi, yılankökü, bot. Polygonum bistorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. penceresiz kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lehim lambası, benzinli kaynak lambası, pompa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitabevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap eden kimse; hesap makinası; hesap cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinagog ayinlerinde taganni edenlerin lideri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kondensatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esir eden kimse ele geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). carburettor (i). karbüratör. carburetor nozzle karböratür memesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atan kimse veya şey; dökümcü; eşyaların hareketini kolaylaştıran küçük tekerlek; sofrada kullanılan yağ, sirke veya limon şişesi. caster sugar (ing). pudra şekeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). caster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kunduzun guddelerinden çIkarılan keskin kokulu, eczacılıkta ve parfümeride kullanılan bir madde; kunduz kürkünden yapılmıs şapka; (nad). kunduz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ikizler burcundaki Kastor ve Polluks adlı yıldızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

keneotu tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hintyagı. castor-oil plant keneotu,(bot). Ricinus communis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir ettirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşıma ait: kan dolaşımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). clerestory.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir bina, kilise, vagon vb'nin pencereli üst kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). fercin dili, klitoris, bızır, dılak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardımcı (piskopos).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

soğuk hava deposu; kdili geçici olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koleksiyoncu; alımcı, tahsildar; (elek). transistörde cereyanın çıkış noktası; elektrikli trende cereyanlı tele dayanan boynuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paralel ışınları husule getiren ayar aleti, kolimatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salık veren, tavsiye eden; metheden, öven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirmeci; yorumcu, şarih, tefsirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). çevirgeç, komütatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). telafi etmeye yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakip, yanşmacı, yanşçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). mürettip, dizgici, dizici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılavuz, önder, lider, şef; (A.B.D). kondoktör, biletçi; orkestra veya koro şefi; müdür, idareci; iletken madde, geçirgen şey. conductor ducts (bot). iletken damarlar. non-conductor (i). iletici olmayan madde, yalıtkan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tasdik anlamında teyit edici (söz, vesika, delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konservatuvar, müzik ve tiyatro okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iimonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise idare heyeti; Papanın başkanlığındaki kardinaller kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suikastçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inşaat müteahhidi, inşaatçı; yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). burmak, bükmek, eğmek, çarpıtmak. contorted (s). buruşuk, bükük. contortion (i). burulma, bükülme, eğilme. contortionist (i). vücudunu türlü şekillere sokan akrobat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müteahhit, mukavele yapan kimse; kasan şey, kısaltan şey daraltan şey büzen şey, çeken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inkâr ve tekzip manasında; aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcı, iştirakçı; to ile dolaylı olarak sebep olan, katkıda bulunan. contributory negligence (huk). bir kaza vukuunda kazazedenin kısmen suçlu olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litter bag. bin liner. refuse bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzeltici; (ing). tashih eden kimse, musahhih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte imzalayan; (i) . müşterek imza atanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müze veya kütüphane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takbih veya lanet if ade eden veya onlara sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). borçlu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyan eden, ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekoratör, tezyin eden kimse. interior decorator iç mimar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hüküm veya iradeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Detektör.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détecteur

algılayıcı

Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tarafa kaçan kimse. defence (ing)., (bak). defense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déflateur

ekon. para kısıtlayıcı

Para kısıtlaması işlemini yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dekor ve dekorasyon yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décorateur

iç mimar

Bir yapıyı, kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator. interior decorator. house painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). payda, bir sayının kaça bölündüğünü gösteren rakam. Ieast common denominator (bak). Ieast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanetçi, depo, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tevdi eden kimse, mudi, para yatıran kimse; tortu bırakan şey, birikinti bırakan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). küçültücü, aykırı, karşı, zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dessiccateur

tek. kurutma kabı

İçinde nemçeker bir kimyasal madde bulunan ve bazı maddeleri kurutmak veya nemlenmelerini önlemek için kullanılan kapaklı cam kap.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desiccator kurutucu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier. designer. stylist. styler. couturiere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylist. designer. couturier. sketcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. creator of designs and patterns. design engineer. designer of patterns. pattern designer. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamslı, istikrarsız, birbirini tutmayan; tertipsiz, düzensiz, aralannda bağlann olmayan, rabıtasız, dağmık rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bulan şey veya kimse; (elek). dedektör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gizli bir madde veya hadiseyi meydana çıkarmaya, tesblt etmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapsül, fitil, patlayıcı maddeyi ateşleyen şey, funya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diktatör; mutlak hakimiyeti elinde tutan kimse; dikte eden kimse, yazdıran kimse. dictatorship (i). diktatörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diktatörce; amirane. dictatorially (z). amirane, sert ve kati bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Dizel motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Her türlü yetkiyi kendisinde toplamış bulunan devlet yahut hükümet başkanı, memleketi dikta ile idare eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. autocrat. warlord. big brother. caesar. fuhrer. strong man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diktatör olma hali. 2. Bir diktatör tarafından idare edilen ülke. 3. Diktatör idaresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship. rule of force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb).. bir uzvu genişletmek için kullanılan alet; (anat). vücut boşluklarını genişleten adale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işini sonraya bırakan, ağırdan alan, sürüncemede bırakan; ağır, üşenen. dilatorily (z). ağırdan alarak, üşenerek, dilatoriness (i). işini ağırdan alma, geciktirme: üşenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious service. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). direktör, müdür, idareci, müdürler kurulu üyesi; herhangi bir şeyi idare eden şef. directorate (i). müdüriyet; müdürler kurulu; müdürlük. director'ial (s). idareye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müdürlük, direktörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). rehber, nizamname; Fransız ihtilalinde Cumhuriyet Hükümetini idare eden beşler heyeti; (huk). açıklayıcı hüküm; (s). idare eden, istişareye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Müdür.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. directeur

yönetmen

Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director. principal. manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate. direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tooth doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aleyhte davranan ile ilgili; ayırt edebilme kabiliyeti ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâçların ter kibini izah eden kitap, kodeks; eski dispanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eğri büğrü etmek, çarpıtmak, biçimini bozmak, kırmak, bükmek; tahrif etmek, olduğundan başka anlam vermek; azdırmak. distortion (i).çarpıklık, bükülme; tahrif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. distributeur

tek. dağıtıcı

Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributing agency. distributing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributing trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). doktor, tabip, hekim, veteriner, diş doktoru; herhangi bir bilim dalmda doktora yapmış olan kimse; makinalarda birtakım kolaylıklar sağlayan kısımlar; (f)., k.dili doktorluk etmek, tedavi etmek; ilaç içmek, tedavi edilmek; tamir etmek; düze

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Yüksek tahsilini tamamladıktan sonra, kendi sahasında çalışmalarına devam ederek o İlim kolunda yüksek bir mertebeye vardığını imtihanla isbat edenlere verilen ilmî unvan: Edebiyat doktoru, tıp doktoru, hukuk doktoru. 2. Hekim, tıp doktoru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-. practitioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician. doctor. person with a doctorate. graduate. healer. medical man. medic medico. public liability insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral , doc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Doktor payesi. 2. Doktor olmak için verilen imtihan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postgraduate. doctorate. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. doctoral examination. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doktor, doktor olma hali, payesi. 2. Hekimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral. medicine. physic. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatakhane, kouş; örenci yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz yuvası, toz kapanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek.) direkt akımın voltajını değiştiren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éditeur

yayımcı

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

publisher. editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kitabı matbaaya gitmek üzere tertip edip hazırlayan kimse, müellif, editör; gazete müdürü, başyazar. editorship (i). kitap hazırlama veya yazma, müelliflik, editörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). gazete vb'nin müdürüne ait veya böyle bir kimsenin uslubuna göre; (i). başmakale. editorialize (f). haber naklederken yorum yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éjecteur

fışkırtıcı

Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kazı makinası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. excavateur

kazaratar, kazmaç

Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. digger. power shovel. steam shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. power shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yer küresini eksenine dik olarak iki eşit parçaya ayırdığı farzedilen düzlemle, yeryüzü arasındaki arakesit, hatt-ı istiva: Ekvatorun uzunluğu 40.000 km.’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equator. equator eşlek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ecuador. equator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Quito.

Nüfus: 10.677.000.

Yüzölçümü: 269.178 km2.

Komşuları: Kuzeyde Kolombiya, doğuda ve güneyde Peru.

Önemli Şehirleri: Guaya quil, Quito.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: İspanya, kuzey inka imparatorluğu olan bölgeyi 1633’te fethetti. 24 Mayıs 1822’de Kurtuluş güçleri Quito yakınlarında İspanyolları yenilgiye uğrattı. Ekvator önce Büyük Kolombiya Cumhuriyeti’nin parçası oldu ama 13 Mayıs 1980’de ayrıldı. 1968’den itibaren sivil ve askeri diktatörlerce yönetildi. 1979’da askeri cunta idareyi demokratik sivil hükümete devretti.

1972’den beri ekonomi petrol ihracatına dayanmaktadır. Ekvator, 20 bin kişiyi evsiz bırakan ve ülkenin önemli petrol hatlarını harap eden 5-6 Mart depremini takiben 8.2 milyara yakın dış borcu nedeniyle faiz ödemelerini 1987’de erteledi.

Ülkedeki Hintliler 1990’larda daha fazla hak talep eden bir dizi protesto düzenlediler.


Ülke by

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T). 1. Ekvatorla ilgili. 2. Astronomi araştırmalarında kullanılan bir cihaz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équaritoral

coğ. eşleksel

Ekvator’la ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçmen, seçme hakkı olan kimse; orta çağda Kutsal Roma Germen imparatorluğunda imparatoru seçme hakkına sahip prens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçim veya seçmenlerle ilgili. electoral college A.B.D. Cumhurbaşkanı seçmek için toplanan seçmenler kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy verme hakkına sahip kimseler, seçmenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.) 1. Elektrik motoru. 2. İki nokta arasındaki potansiyel farkını azaltarak iletken devrenin üzerinde elektrik akımının meydana gelmesine yol açan kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. asansör; yükselten veya kaldıran araç; bir uzvu kaldıran adale; A.B.D. tahıl ambarı; tahılı üst katlara nakleden makine; hav. irtifa dümeni. elevator controls goşisman kumandaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bedenin ifrazatını dışarı atan uzuv; s. bu gibi fazlalıkları atan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injecteur

tıp iğne

Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. syringe. needle. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injector. nozzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syringe. injector. injection nozzle. jet pump. injection syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ekvator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ekvator ile ilgili; ekvatoral; (i.), (astr.) iki eksen üzerinde dönen ve eksenlerinden biri dünyanın eksenine paralel olan teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaldıran veya diken şey; anat bir uzvu kaldıran veya dik tutan kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Töreleri olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yürüyen merdiven. escalator clause (i.), A.B.D. hayat pahalılığına göre ücret artışlarını ayarlamak üzere toplu sözleşmelere konan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), fizyol adaleyi harekete geçiren sinir, uyarıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kimse. exec'utory (s.) icrai.; (huk.) ileride veya belirli şartlar altında yürürlüğe girecek olan. exec'utrix (i.), (huk.) vasiyet hükümlerini yerine getiren kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). balgam söktüren: (i). balgam söktürücü ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). balgam çıkarmak, tükürmek. expectora'tion (i). tükürme; tükürük, balgam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şerh eden kimse,yorum yapan veya tefsir eden kimse. expository (s). şerh ve izah eden, açıklayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). extraterritorial.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). zorla almak, koparmak,gaspetmek, slang sızdırmak (para); zorla yaptırmak. extortion (i). zorla alma, zorbalık,kanunsuz şekilde baskı yaparak alma; zorla alınan şey; şantaj. extortioner, extortionist (i). zorla alan kimse, zorba kimse, görevin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulunduğu memleketin kanunları dışında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fabrikacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. mill-owner. fabricator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialist. manufacturer. factory owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer. factory owner. fabricant. fabricator. industrial producer. maker. manufacturing man. mill owner. millowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the manufacturing business. factory business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. factor

ekon. alacaklandırıcı

Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sebeplerden biri; (mat.) çarpılanlardan biri: (tic.) bir firmaya borç para veren kimse; (tic.) komisyon alarak satış yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,(mat.) çarpanlarını bulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (mat.) birbirini takip eden çarpanlara ait; (i). 1 'den başlayarak verilen bir sayıya kadar olan ardıl pozitif sayı serisinin çarpımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. factoring

ekon. alacaklandırma

Alacaklandırmak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fabrika, imalâthane, atölye; (eski.) yabancı bir memlekette iş hanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. facteur

etmen

Birlikte veya ayrı ayrı etkisini gösteren ve belli bir sonuca götüren güçlerden, şartlardan, ögelerden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor. element. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir azizin ölüsünden veya eşyasından geriye kalan kutsal emanetlerin konduğu sandık, bu emanetlerin saklandığı oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pis koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tımarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo romance. photo love story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photonovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i duman veya bu hara ait; i eşyayı tutsülemeye veya du man veya buhardan geçirmeye mahsus yer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şahtere, bot Fu maria officinalis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. guarantor

güvenceci

Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parade. procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing parade. muster parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. jenerator, dinamo; doğuran veya meydana getiren kimse; hâsıl edici cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gladyatör. gladiator'ial s. gladyatöre ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Eski Roma sirklerinde birbirleriyle veya yırtıcı hayvanlarla boğuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bataklık kuşlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefil, garanti eden kimse veya firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) valiye ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tatma duyusu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kabadayı; (f). taciz etmek, rahatsız etmek, başına bela kesilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., varis, kalıtçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hibrit LCD monitör, parlak güneş ışığı altında bile mükemmel bir görüş sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihçi, tarih bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tarihsel, tarihi, tarihe geçmiş; önemli, mühim. historic character tarihi şahsiyet. historic method tarihsel yöntem. historic moment dönüm noktası, tarihi an.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tarihsel, tarihi, tarihe geçmiş; tarihe uygun. historical novel tarihi roman. historically (z). tarihe göre, tarihi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). olayın tarihi yönü, tarihi geçerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarihçi, tarih yazarı. historiography (i). tarih yazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih, tarihi olaylar; tarihi dram; tarih kitabı. family history aile tarihçesi. natural history tabiat bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Husye torbası (erbezi) şişkinliklerinde; nedenin ne olduğunu araştırmak gerekir. Bazı şişliklerde, husye torbasının görünüşü ışık geçirecek kadar şeffaflaşır. Bazıları da ağrılı olur. Husyelerde, şişlik ile birlikte ağrı da hissedilirse, iltihaplanma veya kanama ihtimali vardır. Aşağıdaki reçeteler kanama maksadı ile kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç kuru papatya çiçeği konup, kaynatılır. Soğuduktan sonra husyeler yıkanır. Husyelerdeki ağrıyı keser.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bir fikrin ifadesi olarak vücutta hâsll olan çoğunlukla istem dışl bir harekete dair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urinary bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbasının (mesanenin) bakteri ve virüsler tarafından iltihaplandırılması sonucu ortaya çıkan bu hastalığa, tıp dilinde sistit denir. Hastanın karın bölgesinin alt kısmında ve bacak aralarında ağrı vardır. Sık sık idrar yapmak ihtiyacı hisseder. İdrar yaptıktan sonra da mesanede veya penisin ucunda şiddetli ağrı hissedilir. Bazı durumlarda idrar yollarında yanma ve kanlı idrar da görülür. Ağrıları dindirmek için, karına sıcak su torbası konur. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin konup, karıştırılır. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

VW200 ve VW60 ev sineması projektörü modelleri ile birlikte gönderilen yazılım paketi. Image Director 3 yazılımı, kullanım kolaylığı için gama düzeltme ayarını düzenlemek ve saklamak üzere, bir RS-232C kablosu ile projektörünüzü bir bilgisayara bağlamanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.) (Latince: İmperator). Büyük kral, hâkan: Roma, Almanya, Rusya imparatorları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. imperial. kaiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emperor. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça nisbet ye’ si ile), imparatora ait: Bâ-emr-i imperatorî, zât-ı imparatorî (zevksiz ve yanlış bir Osmanlıca kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. imparatorun eşi: Almanya imparatoriçesi. 2. İmparatorluk tahtında oturan kadın: İngiltere kraliçesi Victoria, Hindistan imparatoriçesi unvanını da taşırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmparator unvan ve sıfatı: Prusya krallarından I. Wilhelm, Almanya İmparatorluğunu ilân etmiştir. 2. Bir imparatorun idaresinde bulunan devlet, hükümdarı imparator unvanını haiz devlet: Almanya, Rusya imparatorluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. emperorship. imperial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empire. reich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma imparatoru; komutan. imperator'ial s. imparatora ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahtekar kimse, hilekar kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuluçka makinası; suni olarak mikroorganizma geliştirme aygıtı; tıb içi her zaman doğal beden ısısını koruyan ve erken doğmuş bebekleri koymak için kullanılan kutu biçiminde bir aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteren şey veya kimse, işaret eden şey, delil, belirti; mak. gösterge ibresi, gösterge; kim. asit veya alkalinin olup olmadığını bildiren ecza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indicateur

fiz. gösterge

Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtıcı, başlatan, başlangıç türünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. incubateur

kuluçkalık

Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araştırma veya soruşturma yapan kimse; Engizisyon mahkemesi üyesi. Grand Inquisitor Engizisyon mahkemesi reisi. inquisitorial s. Engizisyona ait. inquisitorially z. Engizisyon kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müfettiş, tetkik memuru, enspektör; kontrol memuru. inspetorate, inspectorship i. müfettişlik memuriyeti veya dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başkası ile konuşan kimse; ABD komedyen üçlüsünü sorularıyle yöneten ortadaki adam. interlocution (i.) konuşma, mükâleme, muhavere. interloc'utory (s.) konuşmaya ait, konuşma niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sorgu yargıcı; sual soran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) soru türünden, soru belirten, sual ifade eden; (i.), (huk.) yazılı olarak sorulan sorular .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) önsöz veya tavsiye kabilinden; tanıtma maksadıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icat eden kimse, mucit, türeten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) envanter; deftere kayıtlı eşya; (f.) müfredat defterine geçirmek, kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) davet ihtiva eden, davet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kalite ve dosya boyutunu en iyi hale getirmek için sensörden gelen sinyalleri bellek kartına saklamadan önce işleyen, fotoğraf makinesinin içindeki dijital devre.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. i. estimatore). Gümrükte ticarî mallara baha biçen memur, Ar. muhammin; istimâreci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İner kalkar yaylı perde.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isolateur

fiz. yalıtkan

Elektrik iletkenliği sıfır veya çok zayıf olan (cisim veya madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator yalıtkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir binanın temizlik ve tamir işleriyle meşgul olan memur; kapıcı, odacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Bir enerji şeklini, başka şekilde bir enerjiye çeviren makine. Gaz jeneratörü, buharlı jeneratör. Elektrik jeneratörü = Dinamo.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. générateur

fiz. üreteç

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generating set. power unit. power-plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator üreteç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargıç, hâkim. judicative s. hüküm kudreti olan, yargılamada uzman. judicatory s., i. hükümle ilgili, yasamayla ilgili, hükmeden; i. mahkeme; yasama kurulu; yasama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mazur gösteren, haklıçıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paper bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenginliğini göstermeye özenen kellifelli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Patlamalı motorlarda, akaryakıtı hava ile karıştırarak silindirlere gönderen Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburetor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburettor. carburetor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburetor. carburetor. carburettor. carburetter. carbureter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welcoming ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clit. clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clit. clitoris. clitoris bızır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clitoris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collecteur

fiz. toplaç

Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector toplaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, sıvı ya da katılardan kirleticileri ayırıp toplayan kirlilik denetleme aygıtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Bestekâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. compositeur

müz. besteci

Beste yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. commutateur

fiz. anahtar

İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator. change-over switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içine elektrik enerjisi yığılan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. condensateur

fiz. yoğunlaç

İçinde akımsız elektrik yükü biriktirilen cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condenser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condenser. capacitor yoğunlaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condenser. capacitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. conducteur). 1. Kılavuz, memur, müdür. 2. Trenlerde vagon ve bilet işlerine bakan görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor. conductor rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conservateur

tutucu

Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subscriber's meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convecteur

fiz. ısıyayar

Bir akışkanda ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordinateur

eş güdümcü

Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. créateur

yaratımcı

Özel yetenekle bir nesne veya eser ortaya koyan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. créditeur

krediaçan

Sağladığı bir kredi, mal veya hizmet karşılığında bir para ödenmesini veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesini istemeye hakkı olan taraf.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Ölülerin yakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crématorium

yakmalık

Ölülerin yakıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crematorium. crematorium crematory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laboratuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) eski zamanlarda içinde akraba ve dostların göz yaşlarının saklandığı farz edilen ufak şişelerden biri, göz yaşı şişesi; (s.) göz yaşına ait; göz yaşını havi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) övücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) umumi hela; lavabo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanun yapan kimse; millet meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lecteur

okutman

Üniversitede yabancı dil, Türkçe ve inkılap tarihi gibi ortak, zorunlu dersleri öğretmek için görevlendirilen, uygulamalı çalışmaları yöneten öğretim elemanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. bir uzvu yukarı kaldıran kas, levator kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da yüksek memurlann önünde giden ve elinde değneklerle sarılmış bir balta taşıyan subay, baltacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sahile yakın; i. sahil boyu.littoral cordon jeol. kıyı kordonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. hareket intizamsızlığı, ataksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suçlu kimse; kötülük eden kimse. malefac'tion i. kötülük etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zaruri, zorunlu, gerekli; i. mandater; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Manipleyi kullanan kimsa.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulateur

yönlendirici

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin en geniş yeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabulucu aracı, uzlaçtırıcı kimse; şefaatçi. mediatorship i. aracılık, arabuluculuk, uzlaştırma: şefaat, şefaatçilik. mediatory s. uzlaştırmayla ilgili, uzlaştırıcı; şefaate ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. megastore

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

MemorystickPRO Duo ve kart okuyucu arasında veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla kullanılır. Hafıza kartı adaptörün içine yerleştirilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. mentor

yönder

Herhangi bir iş yerinde farklı görevlerde çalışarak deneyim kazanmış olan, danışan kişinin hedefine ulaşmasını sağlayacak yolu bulmasına yardımcı kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıllı ve güvenilir öğretmen veya kılavuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Felemenkli bir coğrafya ve harita uzmanının adı. Mercator's chart Merkator sistemine göre yapılmış harita. Mercator's projection Merkator projeksiyonu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmete layık, değerli, methedilmeye değer. meritoriously z. övülecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehditkar, korkutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatıştıran kimse; toplantı başkanı; fiz. yavaşlatıcı madde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moniteur

fiz. ve tek. göstergeç

1. fiz. Işının yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen alet. 2. fiz. Ses dalgası iletiminde, iletimi bozmadan ve kesmeden niteliğini denetleyen alet. 3. tek. Televizyon, bilgisayar vb.nde görüntü ile sesin niteliğini eşleme, görüntü seçimini gerçekleştirme, görüntüyü yayımlama gibi işlerin denetlenmesinde kullanılan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monitor. erector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sınıfta düzeni korumakla görevlendirilen öğrenci; nasihat eden kimse; etobur iri bir kertenkele, varan; den. taretinde ağır topları olan güvertesi basık eski bir harp gemisi; izleme veya gözlem tertibatı; f. izlemek, gözlemek. monitorial , moni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhranlı zamanlarda borcun ödenmesini geciktirme hakkı, moratoryum; resmi geciktirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. moratoryuma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Buhranlı devirlerde, bir ülke veya bölgede borçların bir kısmı veya tamamının ödenme mecburiyetinin bir müddet geri bırakılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moratorium

ekon. erteletim

Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bölgede, bir bölüm veya tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(aslı ve doğrusu: MOTOR) (i. Fr.). 1. Herhangi bir enerjiyi harekete çeviren cihaz: Benzin motoru, elektrik motoru. 2. Benzin veya mazot motoru vasıtasıyle hareket eden bisiklet veya deniz teknesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. motor. motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of internal- combustion engine in which the air drawn in by the suction stroke is so highly compressed that the heat generated ignites the fuel , the fuel being automatically sprayed into the cylinder under pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Diesel engine has a very high thermal efficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, imparts motion; a source of mechanical power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prime mover; a machine by means of which a source of power, as steam, moving water, electricity, etc., is made available for doing mechanical work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing or setting up motion; pertaining to organs of motion; applied especially in physiology to those nerves or nerve fibers which only convey impressions from a nerve center to muscles, thereby causing motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A motor car; an automobile. machine that converts other forms of energy into mechanical energy and so imparts motion a nonspecific agent that imparts motion; 'happiness is the aim of all men and the motor of all action'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. motor. motorboat. motorcycle. promiscuous. loose. power plant. motorship. launch motor. motor ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device or machine that converts other forms of energy into mechanical energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In R/C racing this generally refers to an electric motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device which converts fluid power into mechanical force and motion It usually provides rotary mechanical motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Principally a machine that converts electrical energy into mechanical energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are more than 150 variations of motors that drive power tools Among the quality features are welded connections, built-in fans and commutators welded to motor windings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rotating machine that converts electrical power into mechanical power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine that converts electrical energy to mechanical energy It is activated by ac or dc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device used to convert electrical or air power into a rotational force 1 Pump Motor - used to drive the hydraulic pump 2 Stepper Motor - used to drive the rollers of the roll feeds or move the bolster in the Y or Theta-axis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to nerves that give signals to muscles or glands in the body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine that produces motion or power for doing work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A machine which transforms electric energy into mechanical energy Standard motors are dual voltage and operate at 1725 RPM. adj Of, relating to, concerned with, or involving muscular movement. a device that provides rotary movement, see electric motor and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relates to movements of muscles. neurological term to represent that portion of the nerve or joint responsible for activity or motion, as compared to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 1930's economy grade of gasoline, usually with low tetraethyl lead content and correspondingly low octane rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Word used by student pilots and Yankees when referring to the engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An actuator that converts linear power to rotary mechanical force and motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ability to move Motor skills can be thought of as 'output' signals from the brain Many visual skills involve motor components.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A source of mechanical power. related to moving the muscles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brit equivalent to vehicle Not to be confused with engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used as a verb, it is to travel by car. generally refers to an electric motor. machine that converts other forms of energy into mechanical energy and so imparts motion. a nonspecific agent that imparts motion; 'happiness is the aim of all men and the moto

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine , motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. motor; elektrik motoru; makina; ing. otomobil; s. hareket meydana getiren, muharrik; motorlu; tıb. hareket kaslarına ait; hareket nakleden; psik. hareki, devimsel, adaleleri harekete getirici; f. otomobille gitmek veya götürmek. motor nerve m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine oil. motor oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motorlu sandal, motorbot, deniz motoru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İng.). Motorlu sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launch. motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba korteji, konvoy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a motorboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diesel oil. diesel fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To substitute motor- driven vehicles, or automobiles, for the horses and horse-drawn vehicles of. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage' equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on hor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized as opposed to mechanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on horseback'. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage'. equip with armed and armored motor vehicles; 'mechanize armies'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor. motorized. motor-driven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized. motor-driven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Motorlu giriş seçici, CD, radyo ve kaset giriş sinyallerinin yüksek kaliteli, kayıpsız değiştirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor vehicle. automotive / motor vehicle. motor transport. prime motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatman; makinist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dizel motorlu gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, diske, bir dizi farklı film öyküsünün kaydedilmesine izin vermektedir. İzleyiciler, oynatma sırasında hikayenin nasıl gelişeceğini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anesthetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle üstü kapalı yüzme havuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. navigateur

yolbil

Taşıtlarda belirlenen noktaya ulaşmak için yön bulmayı sağlayan aygıt.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Truva savaşında Yunan başkanlarından biri; akıllı ve yaşlı öğüt verici kimse, kıdemli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Nesturi mezhebine ait (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) geçirmez madde, iletken olmayan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şöhret, ün (kötü anlamda); adı çıkmış kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) adı çıkmış. kötülüğüyle ün salmış, dile düşmüş. notoriously (z.) dile düşmüş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boş, abes, faydasız; hükümsüz, kıymetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic reactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mecburi, gerekli, zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rasathane; etrafın manzarasını seyretmek için yapılmış kule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Konferans, ders, konser vermeye mahsus salon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. auditorium

etkinlik merkezi

Konserlere, konferanslara elverişli dinleme salonu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kilisede para toplanırken orgda çalınan beste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. koklamaya ait; i., gen. çoğ. koklama organı, burun; koklama hissi. olfactory nerve koku siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Operasyon, ameliyat yapan hekim, cerrah. 2. Bazı teknik makineleri kullanan kimse: Matbaa operatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opérateur

1. cerrah, 2. bl. işletmen

1. Ameliyat yapan uzman hekim. 2. Bilgisayar vb. teknik aletleri işleten kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator. surgeon. operating surgeon. attendant. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgeon. operator. saw bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. operator; teknisyen; ticari veya sınai kuruluş sahip veya yöneticisi; telgraf veya telefon memuru; tıb. cerrah, operatör; komisyoncu; argo beleşçi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatip, nutuk çeken kimse; belagatle söz söyleyen kimse; huk. davacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hatipliğe ait, hitabet ile ilgili; hatibe yakışır, belâgatli. oratorically z. hatiplikle ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. oratoryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatiplik, hitabet; belagat. oratorical s. belâgatli. oratorically z. belagatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak mabet, özel tapınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (musiki). Batı musikisinde Katolik veya Protestan mezheplerine göre Hıristiyanlık prensiplerini terennüm eden sözlü musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio. libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio. libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Organizasyon işini yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. organisateur

düzenleyici

Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ornithorynque

hay. b. gagalı memeli

Tek deliklilerin gagalı memeliler familyasından, vücudu yumuşak tüylerle kaplı, eti yenen, Avustralya ve Tasmanya ırmaklarında yaşayan bir memeli türü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. ing ). Ray üzerinde işleyen otomobil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Kumanda etme, itaat ettirme hak ve iktidarı. 2. idarî veya siyasî iktidar. 3. Doktrini, muhakemeleri umumiyetle doğru olarak kabûl edilen, bir sahada derinleşmiş şahıs, eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. discipline. domination. control. power. arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. authority. power. authority yetke. sulta. velayet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. power. arm. mastery. raj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritative. authoritarian. domineering. strict. bossy. imperious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritarian. authoritative. imperious. bossy. authoritarian yetkeli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authoritarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autorisation

yetkilendirim

Yetkilendirme işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bazı böceklerin yumurta bırakmaya mahsus ucu sivri tüp şeklindeki uzvu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Private

(Sector(Bonds)Anonim şirketler tarafından çıkarılan borçlanma senetleridir. Vadeleri en az iki yıl olmak üzere serbestçe belirlenebilir ve sabit veya değişken faizli olarak ihraç edilebilir. Kupon ödemeleri yılda 1,2 ya da 4 defa olabilir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz. pastorate i. papazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pastoral

ed. çobanlama

Kır yaşantısını ve özellikle çobanların aşk ve yaşayışlarını anlatan edebiyat türü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idyllic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to shepherds; hence, relating to rural life and scenes; as, a pastoral life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to the care of souls, or to the pastor of a church; as, pastoral duties; a pastoral letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A poem describing the life and manners of shepherds; a poem in which the speakers assume the character of shepherds; an idyl; a bucolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cantata relating to rural life; a composition for instruments characterized by simplicity and sweetness; a lyrical composition the subject of which is taken from rural life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A letter of a pastor to his charge; specifically, a letter addressed by a bishop to his diocese; also , a letter of the House of Bishops, to be read in each parish. a literary work idealizing the rural life a letter from a pastor to the congregation of or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a musical composition that evokes rural life. a letter from a pastor to the congregation. a literary work idealizing the rural life. of or relating to a pastor; 'pastoral work'; 'a pastoral letter'. relating to shepherds or herdsmen or devoted to raising

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relating to a romantic or idealized image of rural life; in classical literature, to a world peopled by shepherds, nymphs, and satyrs. following Theocritus , verse about those shepherds and their beloveds who lived the simple vice-free life in Arcadia, a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A highly conventional mode of writing which celebrates the innocent life of shepherds and shepherdesses in poetry, plays and prose romances Pastoral literature describes the loves and sorrows of musical shepherds - usually in an idealised Golden Age of ru

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A poem that depicts rural life in a peaceful, idealized way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rural life, usually associated with people raising animals. a poem that describes the simple life of country folk, usually shepherds who live a timeless, painless life in a world that is full of beauty, music, and love Close Window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poetry dealing with idealized, rural life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çobanlara ve kırlara ait: papazlığa ait; i. köy veya çobanların hayatını tasvir eden şiir veya resim, pastoral şiir ve resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i köy hayatım tasvir eden şarkl, parça veya piyes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Pastörize etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Pasteur’ün adından). 65 dereceye kadar ısıtıldıktan sonra sıcaklığı birdenbire düşürülmek suretiyle mikropları öldürülmüş olan süt, konserve vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasteurized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Memory Stick™’in bir PC Card bağlantısıyla bağlanmasını sağlar (dizüstü bilgisayar, dijital fotoğraf makinesi).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göğüs boşluğuna ait; göğüse veya akciğer hastalıklarına ait (ilaç); göğüs üzerinde taşınan, boyuna asılan (süs): göğüsten veya gönülden gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapışkanotu, bot. Parietaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kati, kesin, müspet, mutlak; inatçı; otoriter, diktatörce, mütehakkim; münakaşa kaldırmaz. peremptory writ huk. celpname. peremptorily z. kesin olarak, münakaşaya yer bırakmayacak şekilde; diktatörlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünülmeden ve mekanik olarak yapılan: dikkatsiz, baştan savma; sıkıcı, formalite icabı. perfunctorily z. formalite icabı olarak; dikkatsizce, baştan savma. perfunctoriness i. formalite icabı yapma; dikkatsizlik, kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışığa hassas olan alıcı sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldığı ışına göre elektrik akımı ileten transistor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. resimlere ait; resimli; resim gibi, resim şeklinde ifade edilmiş; grafik halinde; i. resimli dergi. pictorially z. resimlerle; resim gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. balıklara veya balıkçılığa ait; balıkçılıkla geçinen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resim mevzuu olmaya uygun manzara.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pittoresque

resimsi

Durumu ve görünüşü resim konusu olmaya değer (görünüş).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picturesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy. İngiliz bahçe tasarımı, Yakın Çağda Pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Baroktaki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken öte yandan da onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. portör

tıp taşıyıcı

Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. contact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imparatorun özel muhaflzlanna özgü; i. imparatorun muhafızlarından biri. Praetorian Guard eski Roma'da imparatorun muhafız kıtası; iktidarda bulunanların koruyucuları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niyaz kabilinden, yalvarma niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilisede müziği idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretmen, hoca; okul müdürü. preceptor'ial s. öğretmenle ilgili. preceptorship i. öğretmenlik, hocalık. preceptress i. kadın öğretmen; okul müdiresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yırtıcı kimse veya hayvan; yağma eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağmacılık veya soygunculukla geçinen; yırtıcı, avlanarak yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaız niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önsöz niteliğindeki, mukaddeme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarihöncesi, tarihten önceki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarihöncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

tarih öncesi

Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazırlayıcı, hazırlık niteliğindeki. preparatory school üniversiteye hazırlayan özel okul. preparatory to sending it gönderilmesi için hazırlık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hokkabaz, el çabukluğu ile hüner gösteren kimse. prestidigita'tion i. hokkabazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. praetor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pretoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L ). Zafiyete uğramış kimselerin bakıldığı sağlık evi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prevantoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk cet, ata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denemeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. bir çeşit dava vekili; üniversitede disiplini sağlayan memur; f. (sınavda, sınıfta) disiplini sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da maliye memuru; huk. vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. producteur

1. sin. ve TV yapımcı, 2. tic. üretici

1. Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse. 2. Üretimle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer yapımcı. üretici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cet, ata, dede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yasaklayıcı; engelleyici. prohibitive price satışa mâni olacak kadar yüksek fiyat, aşırı fiyat. prohibitively z. yasak edilecek derecede; engelleyecek şekilde. prohibitiveness s. yasaklayıcılık; engelleyici oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. projektör, sinema makinası; bir şeyi zihninde kuran kimse, proje düzenleyen kimse, plan yapan kimse; fener kulesinde kullanllan ışık aynası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Işıldak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. projecteur

1. ışıldak, 2. yansıtım aygıtı

1. Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı. 2. Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünü oluşturulan alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floodlight. projector. searchlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projector. searchlight. head-lamp. headlight. projector lamp. beacon. floodlight. head lamp. head light. flood-light projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot. spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taraftarlık eden kimse; bazı meclislerin reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dağlık burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mal sahibi, mülk sahibi, mutasarrıf. proprietorship i. mal sahipliği. proprietress i. mal sahibi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davacı; savcı. public prosecutor savcı, müddeiumumi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hami olan kimse, koruyucu kimse; kral vekili. protectorship i. hamilik; kral vekilliği. protectress i. hami kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamilik; bir hükümetin daha kuvvetli bir hükümet tarafından kontrol ve idaresi; başka devletin idaresinde bulunan devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iletki; anat. uzatıcı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. provocateur

kışkırtmacı

Kışkırtma işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocateur. provo. provocative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocateur. inciter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Portoriko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. akciğere hava verme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Püskürtme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pulvérisateur

püskürteç

Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomizer. sprayer. spray gun. duster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Araf, geçici olarak günah cezası çekilen yer, ıstırap yeri. purgator'ial s. Araf'a ait; temizleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Liste tutan; elindeki listeye işaret yapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da idam cezası verme yetkisi olan hâkim; defterdar. quaestorship i. defterdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. quaestor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at toynağındaki irinli yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalorifer, radyatör; fiz. ışık veya sıcaklık yayan şey; oto radyatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içindeki sıcaklığı dışarıya yayacak şekilde yapılmış cihaz. Otomobil radyatörü motoru soğutmaya, kalorifer radyatörü konduğu yeri ısıtmaya yarar: Elektrik radyatörü, gaz radyatörü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person responsible for writing a report. reporter. referent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (tic.) (mark.) emlâkçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) alıcı sinir, reseptör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tavsiye kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) uzlaşma kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mıntıka papazı, kilise papazı; bir okul veya üniversitenin başkanı, rektör. rectorate, rectorship (i.) papaz veya reisin rütbesi veya görev süresi; rektörlük. rector'ial (s.) reisliğe veya papazlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mıntıka papazı evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who prepares a piece of writing for publication. redactor. editor. abstractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) manastır yemekhanesi; üniversite yemekhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ayna, yansıtaç, reflektör; aynalı teleskop; ses aksettiren cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Işık veya ısıyı yansıtmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réflecteur

yansıtıcı

Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. reflector yansıtaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. bull's eye reflector. cat's eye reflector. rear reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ıslahat gerektiren; (i.) reşit olmayan sanıklara mahsus hapishane, ıslahevi. reformative (s.) ıslahat husule getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mercekli teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, itaatsiz; kolay işlenemez, erimez. refractorily (z.) inatla. refractoriness (i.) inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) buzdolabı, soğutucu. refrigerator car frigorifik vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Düzen veren tertibat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régulateur

1. fiz. düzenleyici, 2. ayarlayıcı

1. fiz. Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç. 2. Ayar veya düzen veren şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor düzenleyici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor. controller. control gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Üniversitenin başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rector. chancellor. president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. president. rector. president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university president. rector. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice- chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectorship. rectorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidency. rectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectorate. rectorship or presidency of a university. chancellery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikaye eden kimse, anlatan kimse; huk. ele veren kimse, muhbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlanmış piyesler listesi; depo. repertory theater repertuvarındaki piyesleri, her biri birkaç hafta olmak üzere, oynayan tiyatro topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki, tiyatro vs.de prova yaptıran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhbirlik kabilinden; röportaj kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Alıcı cihaz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. récepteur

fiz. almaç

Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receiver. receiving act. receptor. sense organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi aksettirici alet veya cisim; elektrik akımını yankılayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs olunan havayı ısıtmak veya temizlemek için ağız veya buruna geçirilen alet, respiratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solunumla ilgili, solunumda kullamlan, solunumun sebep olduğu. respiratory system solunum sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr.). Lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aslına uygun şekilde tamir (eski eserlerin tamiri söz konusu olunca kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. restauration

mim. yenileme

Eski bir yapıda yıkılmış, bozulmuş olan bölümleri aslına uygun bir biçimde onarma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. onarma ve düzeltme; restore etme; yenileme, eski haline getirme, eski mevkiini iade etme: iyileşme; bir şeyi sahibine iade etme: bir şeyin asıl şeklini gösteren model. the Restoration İngiltere'de Restorasyon devri: 18. Lui devrinde Borbonların tek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. onaran ve düzelten, iyi hale koyan; i. ayıltıcı ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To store again; as, the goods taken out were re-stored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring back to its former state; to bring back from a state of ruin, decay, disease, or the like; to repair; to renew; to recover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give or bring back, as that which has been lost., or taken away; to bring back to the owner; to replace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give in place of, or as satisfaction for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make good; to make amends for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring back from a state of injury or decay, or from a changed condition; as, to restore a painting, statue, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a picture or model of, as of something lost or mutilated; as, to restore a ruined building, city, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restoration. give or bring back; 'Restore the stolen painting to its rightful owner' bring back into original existence, use, function, or position; 'restore law and order'; 'reestablish peace in the region'; 'restore the emperor to the throne' return to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return to its original or usable and functioning condition; 'restore the forest to its original pristine condition'. return to life; get or give new life or energy; 'The week at the spa restored me'. give or bring back; 'Restore the stolen painting to its

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To refurbish a building or other asset to its original condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A function that allows users to copy files from the backup storage pool to an on-line storage device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return a window to its previous size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return a wetland to a close approximation of its condition prior to disturbance by modifying conditions responsible for the loss or change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return an icon or maximized window to its normal size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system, zone, or sensor that is returned to normal status This does not necessarily mean that the alarm system is considered to be back to full operating status by the monitoring facility However, the term tends to be used interchangeably with Reset, an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make service operative following an interruption by repair, reassignment, rerouting, substitution of parts, or otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A function that permits users to copy a version of a backup file from the storage pool to a workstation or file server The backup copy in the storage pool is not affected Contrast with backup. to return something to its original condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To retrieve a backup copy of data from the Vault Server and upload it to a computer If a file has been accidentally erased or corrupted, it can be restored if there is a backup LiveVault Service can restore data over the Internet directly to the Agent com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To copy files that once resided on your hard disk from another disk or a tape back onto your hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of returning a backup copy to an active storage location for use TSM has processes for restoring its database, storage pools, storage pool volumes, and users' backed-up files For example, users can copy a backup version of a file from the stor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To retrieve a file from backup If a file has been accidentally erased or corrupted, it can be restored if there is a backup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To recall a previously used lighting state later in the performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return your device to the state it was in when data was last backed up This involves copying your backup data to your hp Jornada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Administrator can restore -- bring back -- an archived TechPak or TechNeed and actively work on it again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return data on a disk to its previous state, typically by using a backup copy of the files You can restore files that have been damaged or corrupted back to the state they were in when you backed them up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restores the state of livingstone to what it was when the Checkpoint was stored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of taking data saved to tape and putting it back onto disk See also backup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Restore Helper is that top hat with the cute little bunny ears in the upper right corner of some screens Basically, Restore is used to restore default values.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A restore is a computer program or process that copies information from a diskette or tape onto the system's hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously backed up data can be restored or retrieved with the File, Restore selection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Use all original parts possible to reconstruct the original look and structure of the volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring a window back it its original size after having been minimised or maximised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iade etmek; geri vermek; eski haline koymak, onarmak, restore etmek, yenilemek: iyileştirmek, sıhhatini iade etmek, sağaltmak; eski mevkiini iade etmek; bozulmuş yerini onarmak (resim); zararı ödemek. restorable s. yeniden sağlanabilir; onarılabili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restore etmek. yenıleştırmek. eskı halıne getırmek. onarmak. görevıne ıade etmek. gerı vermek. ıade etmek. kavuşturmak. yenıden tahta geçırmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhetoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sermocination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. retortion.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. isnada veya siteme karşı isnat veya sitemle cevap vermek; sert cevap vermek; karşılık vermek; i. karşılık, cevap; kötü sözü sahibine iade etme, mukabele. the retort courteous nezaketle verilen aksi cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., kim. imbik; f. imbikte ısıtarak damıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkaya doğru ;bükme veya eğme; huk. aynı ile mukabele,misilleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yankı meydana getiren; yansımalı. rever- beratory furnace uzun alevli fırın, yansımalı fırın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fesih veya iptal kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

biyol. çoğu insanların kanında bulunan pıhtılaştırıcı bir madde. Rh negative içinde bu madde bulunmayan. Rh positive içinde bu madde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belâgat ilmi, konuşma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel söz söylemeye ait; güzel söz söyleme sanatına ait. rhetorical question cevabı beklenilmeyen ve etkili olsun diye kullanılan soru. rhetorically z. belâgat ilmine göre, belâgatli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belagat ilmi âlimi veya hocası; güzel konuşma ustası, hatip; belâgatli hatip veya yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönen şey; (çoğ. -es) anat. bir uzvu döndüren kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rotor

fiz. döneç

Dalgalı akımlı elektrik motor veya dinamolarında hareketli bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail rotor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating part of a generator or motor. rotating mechanism consisting of an assembly of rotating airfoils; horizontal rotors on a helicopter or compressor rotors of a jet engine the rotating armature of a motor or generator the revolving bar of a distr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Half-disc of heavy metal, which is made to rotate inside the case of an automatic watch by the energy produced by the movements of the wearer's arm Its weight tends always to bring it back to the vertical position Demultiplied by a specially designed devi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of an automatic mechanical watch that winds the movement's mainspring It is a flat piece of metal, usually shaped like a semicircle, that swivels on a pivot with the motion of the wearer's arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rotating part of a generator which contains electromagnets Turning the rotor in the stator assembly causes electricity to be produced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotor is the part of the engine that receives the power impulse of the explosion and combustion of the fuel air mixture It supercedes the piston of old internal combustion engines Sometimes loosely called a 'rotary piston'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of an automatic mechanical watch that winds the movement's mainspring It is a flat piece of metal, usually shaped like a semicircle, that swivels on a pivot with the motion of the wearer's arm A-Z Index : S Return to Top sapphire crystal: A cryst

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating element of a machine and, in the case of a compressor, is composed of the impeller and shaft, and may include shaft sleeves and a thrust balancing device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of a self-winding movement which pivots in conjunction with the movement of the wearer's wrist - thus winding the mainspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rotating contact inside the distributor that routes electrical pulses from the coil to the spark plugs Also, the metal disc against which brake pads are forced to stop vehicle. 1) The blade and hub assembly of a wind generator 2) The disc part of a vehi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating or moving component of a motor, including the shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a self-winding mechanical watch that winds the movement's mainspring The rotor swivels on a small pivot with the movement of the watch wearer's hand and arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating component of an induction AC motor It is typically constructed of a laminated, cylindrical iron core with slots for cast-aluminum conductors Short-circuiting end rings complete the 'squirrel cage,' which rotates when the moving magnetic field

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating member of a machine, such as the armature of a motor. rotating member of a motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating component of an induction AC motor It is typically constructed of a laminated, cylindrical iron core with slots of cast-aluminum conductors Short-circuiting end rings complete the 'squirrel cage,' which rotates when the moving magnetic field

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating element of a machine and, in the case of a compressor is composed of the impeller and shaft, and may include shaft sleeves, and a thrust balancing device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating or sliding member of a latch which engages and restrains the latch to the striker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a term used to designate the spinning center of an A C fan motor The same part of a D C motor is the armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part in a motor that turns Usually the inside shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the fan's motor that turns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating part of a machine The rotor is surrounded by the stationary parts of the machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotor is the part of the engine that receives the power impulse of the explosion and combustion of the fuel air mixture It supercedes the piston of old internal combustion engines Sometimes loosely called a 'rotary piston'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating component of an induction AC motor It is typically constructed of a laminated, cylindrical iron core with slots for cast-aluminum conductors Short-circuiting end rings complete the 'squirrel cage,' which rotates when the moving magnetic field

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating assembly of a motor Usually includes a shaft, fan and rotor core. the rotating armature of a motor or generator. the revolving bar of a distributor. rotating mechanism consisting of an assembly of rotating airfoils; horizontal rotors on a hel

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rotor, döneç; helikopter pervanesi; gemide yelken hizmetini gören ve yerinde dönen dikili silindir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician of the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria, -riums) havası ve suyu sağlığa yararlı olan yer; sanatoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Veremlilerin tedavi edildiği hastahane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. sanitarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. convalescent home / hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. en mukaddes yer; inziva yeri, hususi hücre; harim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kum fırtınası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Erkek ses san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. terzi veya terziliğe ait; anat. dizin bükülmesini sağlayan but adalesine ait, terzi kasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dizin bükülmesini sağlayan ve bedenin en uzun adalesi olan but adalesi, terzi kası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet verici, hoşnut edici; kafi, tatmin edici. satisfactorily z. memnun edici surette. satisfactoriness i. yeterlik, kifayet, memnuniyet verici hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -ria) manastırlarda hattatlara mahsus oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heykeltıraş. sculptress i. kadın heykeltıraş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. vücutta sıvı madde hasıl eden, ifrazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom. daire dilimi daire kesmesi, sektör; açılır kapanır bir rasat aleti; ask. mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sector. sector bölüm. kesim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sector. area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçen aygıt veya kimse; mak. idare kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selector. dimmer. clutch pedal. dip switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. yarı iletici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Senato üyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. senatoya ait; senatorce; senatörlerden oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senatorship. house career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. senatorlük .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hizmetçi, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imza eden; i. imza sahibi; kayıt veya imza eden kimse, özellikle anlaşma veya mukavele imza eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simulateur

öğrencelik

Gerçeğe uygun yapay öğrenme aygıtı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kar fırtınası, tipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rica eden kimse, aracı; devlet dairesinde hukuk müşaviri; İng. davavekili. Solicitor General başsavcı, müddeiumumi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Norveç parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyreden kimse, seyirci spectator sport ABD. gösteri mahiyetindeki spor faaliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tic. spekülasyon niteliğindeki; derin düşünme mahiyetindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Spekülesyon yapan.’

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spéculateur

tic. vurguncu

Para dalgalanmalarından yararlanarak kolay yoldan kazanç elde eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. undertaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stabilisateur

dengeleyici

Otomobillerde eğikliği veya yaylanma genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stabilizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. fizik). Dinamo ve elektrik motorunda rotora göre duran kısım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stator

fiz. duruk

Dalgalı akımlı elektrik motor veya üreteçlerinde hareketsiz bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stationary part in or about which another part revolves, esp. when both are large; The stationary member of an electrical machine, as of an induction motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The case inclosing a turbine wheel; the body of stationary blades or nozzles. mechanical device consisting of the stationary part of a motor or generator in or around which the rotor revolves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a motor that is stationary Usually the outside casing, or platform. stationary member of a motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary magnetic field in a generator Also component of torque converter that improves oil circulation and thus, torque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixed part of an AC motor, consisting of copper windings within steel laminations. part of assembly that remains stationary with respect to a rotating part Stator vanes are a stationary set of airfoils in a compressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary part of a rotating electric machine Commonly used to describe the stationary part of an ac machine that contains the power windings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the fan's motor that is stationary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a motor, generator or alternator that does not rotate In permanent magnet alternators it holds the coils and laminates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary part of a rotating electric machine Commonly used to describe the stationary part of an AC machine that contains the power windings. the stationary or fixed element of a pump or motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The nonrotating part of the magnetic structure in an induction motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary part of a motor A PM DC motor holds its magnets in the stator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component in a motor that contains the windings; it does not turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The set of those cells that are ON in all phases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Stator is another term for the windings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary magnetic field in a generator Also, component of a torque converter that improves oil circulation and thus, torque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixed part forming the reference for the moving diaphragm in a planar speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intermediate sleeve between barrel and cylinder. mechanical device consisting of the stationary part of a motor or generator in or around which the rotor revolves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik motorunda hareketsiz kısım, duruk, stator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanuna uygun, kanuni, kanuna bağlı. statutory rape reşit olmayan bir kızla cinsi munasebette bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gür sesli adam stentorian s. çok yüksek, gür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. horultulu, hırıltılı. stertorously z. horultuyla, hırıltlyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. persian blinds. persiennes. shade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strong; powerful; hardy; bold; audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Stoor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roller blind. roller shade. window shade. roll top. venetian blind. sunblind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. depoya koyma veya doldurma; depolama; ardiyede muhafaza etme; depo; ardiye ücreti; kompütörde bilgi saklama kısmı. storage battery akümülator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhur, günlük; günlük ağacı, bot. Styrax; ecza. aselbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (A.B.D. mağaza, dükkân; biriktirilmiş şey, stok; hazne, ambar; çoğ. levazım, kumanya; bolluk; f. saklamak; biriktirmek; levazımını tedarik etmek .store away biriktirip saklamak. store up biriktirmek, yığınak; depo etmek, ambara koymak. store teet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, ardiye, depo, mahzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkâncı, mağazacı; ambar memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar; sandık odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng), bak. story.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hikâye edilmiş, tarihte mühim yeri olan, destan konusu olmuş; tarihi tablolarla süslenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing.) storeyed s. katlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük hikâye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leylek, zool. Ciconia ciconia black stork kara leylek, zool. Ciconia nigra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnagagası, bot. Geranium robertianum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fırtına, bora; şiddetli öfke veya heyecan; ask. müstahkem bir yere hücum; (alkış) tufan; f. fırtına patlamak, bora çıkmak; fırtınalı geçmek; hiddetten köpürmek; ask. müstahkem yere hücum etmek. storm and stress buhran devresi, bak. Sturm und D

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınaya tutulmuş, fırtına yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınadan gecikmiş; fırtınadan mahsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınaya karşı dayanıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınalı, bozuk. stormily z. fırtınalı bir şekilde; hiddetle. storminess i. fırtınalılık. stormy petrel fırtına martısı; yelkovankuşu, zool. Hydrobates pelagicus; dert getiren kimse; asi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hikaye, öykü; tarih; rivayet, anlatılan şey; makale; masal, efsane, destan; kısa roman; roman taslağı; k.dili. yalan, martaval; f. hikaye anlatmak: tarihi tablolarla süslemek. story hour masal saati. story writer romancı, hikâyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina katı; bir katta bulunan odalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikâye kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikaye anlatan kimse, masalcı; k.dili. yalancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahile yakın; inme çizgisi ile 40 metre derinlik arasındaki sulara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. emerek beslenen veya yapışan, emici veya yapışıcı uzvu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ia) hamamlarda terleme odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. terleyen; terletici, ter döktürücü; i. sıcak hamam veya banyo; terletici madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. âşık, bir kıza talip erkek; huk. davacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. supozituvar, fitil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık veya ceviziçi ezmesiyle ekmek içi, sirke ve sarmısaktan yapılan salça ki, bazı yemeklere ve salatalara konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut and garlic sauce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a rich sauce made with walnuts. bread. garlic. olive oil and vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkrıkçı çarkı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kaptan köprüsündeki dümen dolabı ile dümen arasındaki donanım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sınırlayan veya tahdit eden şey; bitiren şey; (astr.) ay veya gezegenin aydınlık ve karanlık kısımlarını ayıran sınır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karaya veya araziye ait; belirli bir bölgeye ait; Birleşik Amerika'da devlet teşkilatına girmemiş bölgelere ait; bölgesel savunma için hazırlanmış askeri kuvvetlerle ilgili. territorial acquisitions ilhak olunmuş topraklar. territorial army ana vat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak, arazi, memleket; bir devlete ait üIke; başka devletin hükmü altında bulunan memleket; (bh) eskiden Birleşik Amerika'da henüz devlet teşkilâtına girmemiş ancak merkezi hükümet tarafından atanan bir vali idaresindeki bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşekli yıldırımlı fırtına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. renk veya boyaya ait; renk veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tevrat, Eski Ahdin ilk beş kitabı; Musa şeriatı; k.h. Musevi edebiyatında kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömür yaktıkları toprak kümbelti ve çukuru.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İri, cahil, serkeş genç, terbiye ve zarafetten mahrum, kaba genç irisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sturdy young man / child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, kuvvetli, iri yan kimse. 2.Yiğit, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tobra). 1. Kıldan olmayan küçük çuval, büyük kese. 2. Vücudun bir tarafında hâsıl olan sarkık şiş ve ur: Böğründe bir torba peydâ olmuş. 3. Husye zarfı: Torbası şişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. sack. plastic bag. carrierbag. cyst. pochette. pocket. poke. pouch. vesica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. pocket. pouch. sack. scrotum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. poke. pouch. sack. handbag. haversack. gland. scrip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Torba gibi gevşeyip sarkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Torbası olan, torba taşıyan: Torbalı dilenci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burma madenden gerdanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çekingen, utangaç.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşale; asetilen lambası; İng. cep feneri; (argo) yangın çıkarma delisi. torch race eski Yunanlılarda koşucuların elde tuttukları meşaleleri birbirine vererek yaptıkları menzil yarışı. torch singer melankolik aşk şarkıları söyleyen kimse. torch song

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşale taşıyan kimse; bilgi veya doğruluk yayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşale ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keten ipliğiyle işlenen bir çeşit dayanıklı dantela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanun, nizam, yasa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. morals. observance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. rite. mores. customs. traditions. rules. moral laws. traditional practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law. custom. accepted practice. consuetude. customs. mores. ethics. morals. jurisprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. tam kaval (yarım daire profilinde yuvarlak silme kısmı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Eğitim, görgü, gelenek. 2.Soyluluk, asalet. 3.Eksiksiz, mükemmel. 4.Geline verilen armağan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ispanyolca «torero»dan). Boğa güreşçisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. toréadore

boğa güreşçisi

Boğa güreşi yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bullfighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who fights bulls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğa güreşçisi, toreador. toreador pants balıkçı pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahlâk dışı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geleneksel, geleneğe uygun, gündemde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görgülü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. ethical. moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Töreye uygun olan, töre ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ceremonial. celebration. exercise. formality. investiture. solemnity. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. ceremony. service. celebration merasim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ritual. rite. function. pageant. parade. service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonious. ceremonial. ritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İsp. torero

boğa güreşçisi

Boğa güreşi yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a matador or one of the supporting team during a bull fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toreador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a matador or one of the supporting team during a bull fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maden oymacılığına ait. toreutics i. maden oymacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Serçe, tarla kuşu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ufak serçe kuşu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'da Sinto tapınağının ulu ve süslü tore kapısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palamut balığının büyükçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bonito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large bonito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hep utangaç ve çekingen ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu ve tok sözlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel, genç, yakışıklı. 2.İyi gelişmiş ağaç fidanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toprak kulübe. 2. Kömür yakılan çukur, torlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. işkence etmek, eziyet etmek, eza vermek, azap çektirmek; canını sıkmak, başını ağrıtmak; kızdırmak. tormentingly z. işkence edercesine. tormentor i. eziyetçi kimse; işkence aleti; sahne içindeki yan perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işkence, eziyet, ezinç, eza, elem, azap, cefa; cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmakotu, bot. Potentilla reptans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. tear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Yuvarlak şeyleri yontup işlemeye mahsus Alet: Tornadan çekmek. 2. Çıkrıkçılık. 3. Bakırcı ve dökmeci çarkı. 4. (denizcilik) Bir dilli makara. Torna tezgâhı = Torna işlerine mahsus tezgâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe. turning machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe. turn. turn bench. turning lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe operator. latheman. turner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent whirling wind; specifically , a tempest distinguished by a rapid whirling and slow progressive motion, usually accompaned with severe thunder, lightning, and torrents of rain, and commonly of short duration and small breadth; a small cyclone. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a localized and violently destructive windstorm occurring over land characterized by a funnel-shaped cloud extending toward the ground. a purified and potent form of cocaine that is smoked rather than snorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air in contact with and extending between a convective cloud and the surface of the earth It is the most destructive of all storm-scale atmospheric phenomena They can occur anywhere in the world given the right conditions, b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air that is in contact with the ground Tornadoes usually develop from severe thunderstorms and can produce winds of 100 to 300 mph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Appears as a powerful, funnel-shaped wind current in the lower parts of the atmosphere with winds that twist upwards at high speeds - often spawning from severe thunderstorms The tornado usually emerges from the base of a cumulonimbus cloud It usually has

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent rotating column of air, in contact with the ground, pendant from a cumulonimbus cloud A tornado does not require the visible presence of a funnel cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating narrow column of air in contact with the ground and extending from a thunderstorm base The tornado is most often found in the southwest quadrant of the storm, near the trailing edge of the cumulonimus cloud Tornadoes and funnel clouds

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A twisting, spinning funnel of low pressure air The most unpredictable weather event, tornadoes are created during powerful thunderstorms As a column of warm air rises, air rushes in at ground level and begins to spin If the storm gathers energy, a twisti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Tornado is a violently rotating vortex of air in contact with a parent cloud and a land surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air, reaching down from a cumulonimbus cloud and touching the ground Generally observed as funnel-shaped, it is the most destructive of all storm-scale atmospheric phenomena They occur only in certain areas of the world and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rapidly rotating column of air extending from a cumulonimbus cloud with a circulation that reaches the ground However, the visible portion might not extend all the way to the ground. intense, cloud-cored vortex extending from the base of a severe local

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air, pendant from a cumulonimbus cloud, and nearly always observable as a funnel cloud or tuba On a local scale, it is the most destructive of all atmospheric phenomena Its vortex, commonly several hundred yards in diameter,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent rotating column of air, usually forming a pendant from a cumulonimbus cloud with the circulation reaching the ground It nearly always starts as a funnel cloud and may be accompanied by a loud roaring noise On a local scale, it is the most destru

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vortex of rapidly moving air associated with some severe thunderstorms Winds within the tornado funnel may exceed 600 kilometers per hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A strong, rotating column of air extending from the base of a cumulonimbus cloud to the ground. a powerful column of winds spiraling around a center of low atmospheric pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rapidly rotating column of air which is attached to a thunderstorm and is in contact with the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent storm characterized by strong swirling winds and updrafts; tornadoes form when a strong cold front pushes under a warm, moist air mass over the land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rotating column of air ranging in width from a few yards to more than a mile and whirling at destructively high speeds, usually accompanied by a funnel-shaped downward extension of a cumulonimbus cloud. a column of air that is whirling very fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the TALC, a period of rapid growth in which most pragmatist buyers first adopt a product based in a new technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whirling tubes of concentrated wind with very high speeds, attached to funnel-shaped clouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent storm where various natural forces cause a strong circular wind that can reach over 300 miles per hour Like some natural disasters, they are unpredictable and unpreventable, and they cause indiscriminate damage, so they tend to not cause a dimin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A funnel extending from a towering cumulus touching the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, very intense cyclonic storm with exceedingly high winds, most often produced along cold fronts in conjunction with severe thunderstorms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -does, -dos) kasırga; hortum; şiddetli fırtına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn (on a lathe. to lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turned (on a lathe. to be lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turned on a lathe. lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Vida, yani burgulu çivileri çevirip sıkıştırmaya veya gevşetmeye mahsus ucu yassı demir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver. turnscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Geminin geri geri gitmesi; bu maksatla pervanesini ters yönde çevirmesi. 2. mec. Ters yüz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sternway. disavowal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse ! astern ! backward rotation. going backwards. making over by resewing it. reversing back motion. reverse motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatöre dengeli voltaj sağlayan, yüksek verimli ve düşük manyetik sızıntılı yüksek performanslı bir besleme transformatörü yapısı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. yumrulu; zool. şişkin, çıkıntılı, boğumlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tırmanıcı, güzel kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -does, -dos) f torpil; demiryolu üzerine konulup işaret olarak tekerlekler altında patlatılan fişek; eğlence için taş üzerine atılıp patlatılan fişek; uyuşturanbalığı, torpilbalığı, zool. Raia top pedo; f. torpillemek, torpil ile harap etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyuşmuş, uyuşuk; cansız gibi; durgun; duygusuz; faaliyetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyuşukluk, hareketsizlik, cansızlık. torpidly z uyuşukça; hareketsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. torpid, torpedo) (denizcilik). Düşman gemisini delip batırmaya mahsus mermi. Torpidobot, torpido ganbot = Bu maksatla silâhlanmış savaş gemisi. Torpidogeçer = Torpidoyu battal etmeye mahsus gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torpedo. torpedo boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torpedo boat. egg. fish. torpedo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glove compartment. glove compartment / box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. torpille). 1. Torpido. (bk.) Torpido. 2. (argo) iltimas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend at court. torpedo. mine. backing. influence. pull. push. oracle. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clout. influence. pull. torpedo. a friend at court. string-pulling. backer. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torpedo. pull. influence. influential person. big gun. big lie. whopper. fixer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favouritism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Torpil atmak, torpille batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to torpedo. to fail a grade. to flunk a grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be torpedoed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyuşukluk, cansızlık, hareketsizlik; sersemlik. torporif'ic s. uyuşukluk getirici, uyuşturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maden rendelemeye veya perdahlamaya mahsus çelik Alet ki, eğe gibi çizikli olmayıp kısa ve sivri iğneli olur. Ağız törpüsü — Kaba cilâya mahsus çeşidi. Balık sırtı, sıçan kuyruğu törpü = Bu şekillerde olan çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. rasp. nail file. rubber file. broach file. float-cut file. wood rasp / file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Törpü denilen çelik Aletle düzeltmek veya perdahlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rasp. file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. rasp. to rasp. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filed. rasped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. boynu halkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mak. devir meydana getiren kuvvet, dönme momenti; bazı sıvı ve billurlardan geçme sonucunda polarılmış ışık düzleminde meydana gelen dönel etki; bak. torc.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kavurmak, yakmak; mad. tas. yüksek ısıyla gazlarını defetmek için kurutmak; ecza. kurutup gevrekleştirmek torrefac'tion i. kavurma. uyuşuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sel, çok hızlı akıntı; sel gibi akan veya zorlu şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sel gibi; selden meydana gelen; şiddetli, kızışık. torrentially z. sel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. barometrenin ana ilkesini keşfeden İtalyan fizik bilgini; Toricelli'ye ait veya onunla ilgili Torricellian tube barometrenin cam tübü Torricellian vacuum barometre cıvası üzerindeki hava boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşten kavrulan: çok sıcak kızgın, ateş gibi yakıcı. Torrid Zone Sıcak Kuşak. torrid'ity i. sıcaklık yakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burma, bükme kıvırma; burulma bükülme, kıvrılma; mak. burulmuş tel veya cubuğun eski haline dönmesini gerektiren kuvvet. torsion balance burulmalı terazi. torsion meter burma ölçeği torsion scale tel veya maden çubuklarının burulması ile işleyen t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezgitgillerden herhangi bir balık, zool. Gadidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kollar, bacaklar ve baş dışında kalan insan gövdesinin heykeli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan gövdesi; heykel gövdesi; güdük şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. haksız muamele, haksız fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ahçı. turta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. haksız fiil isleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kasılma sonucu boynun çarpılması, boyun tutulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bükülmüş, çöreklenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Meksika bir çeşit pizza, lahmacun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. haksız fiil kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaplumbağa, tosbağa, zool. Testudo. tortoise shell bağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çilli evcil kedi, üç renkli dişi kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as round as a ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı sıvıların dibine çöken koyu şey, çökelek, çöküntü, posa: Şarap, yağ tortusu, tortusu kalmış. Kahve tortusu = Telve. Üzüm tortusu = Cibre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dregs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit. dregs. grounds. residue. scale. sediment. precipitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit. dregs. sediment. residue. the drags of a social group. leaving. fecule. grounds. wash. settling. deposition. marc. sludge. impunity. residuary. tailing. residual. segregation. sedimentary. lees. precipitate. residuum. settlings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (uyd. k.). Tortuların birikmesinden meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökeleği ve posası olan, berrak olmayan, bulanık: Tortulu şarap, yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbid. sth which has sediment in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğri büğrülük, yılankavilik. tortuously z. eğri büğrü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğri büğrü, dolambaçlı büküle kıvrıla uzayan; hileli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. işkence, eza, eziyet, azap, elem; f. işkence etmek, eziyet etmek, azap vermek; biçimini bozmak, anlamını değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. free of sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yaratılış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yırtıcı bir kuş türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çocuğun çocuğu, evlâdın evlâdı. 2. İki yaşında deve yavrusu (bunun aslı «torum» dur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandchild. grandson. granddaughter. descendant. offshoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descendant. grandchild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandchild. grand child. descendant. offshoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. tori) mim. tam kaval; anat. kasta veya kemikte yuvarlak çıkıntı, yumru, kabartı; bot. çiçek tablası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karga cinsinden bir çeşit kuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., İng. tutucu parti üyesi; s., k.h. tutucu Toryism i. tutuculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Th senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. traktör; kamyonun şoför mahalli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hain kimse, vatan haini. traitress. i hain kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haince, hıyanet kabilinden traitorously z. hainlikle. traitorousness. i hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mermi yolu; geom. eğri, münhani; astr. yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr ). 1. Çekme işi gören makine veya mekanizma. 2. Çift sürmede, başka çekme işlerinde kullanılan arka tekerleği çok iri motorlu vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor. agrimotor. mule. caterpillar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of tractors. repairer of tractors. tractor operator. tractorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisinin geriliminde, şiddetinde veya biçiminde değişiklik sağlayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transformateur

fiz. dönüştürücü

Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genellikle farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Germanyum veya silisyumun iletkenliğinden faydalanmayı sağlayarak elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. transistor. transistorize f. transistorla teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçici, süreksiz; fani, kalımsız. transitorily z. geçici olarak. transitoriness i. geçicilik; fanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercüman, çevirmen, mütercim; telgrafı gönderen otomatik cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. triporteur

üçteker

Eşya taşımak için bir kasası bulunan, çoğu kez motorlu, üç tekerlekli küçük taşıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-wheeler. luggage carrier. three-wheeled parcel carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinli jeneratör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hususi öğretmen; İng. öğretmen; huk. veli, vasi; f. özel ders vermek; hususi hocalık etmek; hususi hocadan ders almak. tutorage i. hususi hocalık. tuto'rial s. her öğrenciyle bir öğretmenin meşgul olduğu ders sistemine ait. tutorship i. husus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ulan-Bator (Urga), Moğolistan'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet vermeyen; yetersiz, tatmin etmeyen. unsatisfactorily z .makbule geçmeyerek, yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğretilmemiş, öğrenim görmemiş; saf, basit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cafe / dining car. restaurant car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan lise ve üniversitelerinde diploma töreninde veda konuşmasl yapan son sınıf birincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. veda kabilinden; i. diploma törenindeki veda söylevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava akımı sağlayan elektrikli fırıldak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airexhauster. blower. fan. fanner. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fan. radiator fan. air propeller. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive / fan belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damar daraltan ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damargenişleten ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. kan damarlarını büzücü veya genişletici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. vektör; biyol. taşıyıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İstikameti ve uzunluğu belirli olan ve bir ok işaretiyle gösterilen doğru çizgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., viatores) yolcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreten şey; elektrik zilinin dili; osilatör; titreşimli masaj aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titretici; titreşim özelliği olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fatih, galip (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört tekerlekli ve körüklü gezinti arabası; Güney Amerika'ya mahsus iri bir nilüfer. Victoria Cross ingiltere hükümetinin asker veya bahriyelilere verdiği en yüksek kahramanlık nişanı. kıs. VC.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. muhafazakâr; Kraliçe Viktorya zamanına ait (kimse) Victorianism i. tavır ve harekette tutuculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. galip, muzaffer. victoriously z. zaferle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zafer, yengi, utku, muzafferiyet, galebe; başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya halindeki şaraptan çıkan alkollü buharı toplayan cihaz, şarap kondansatörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misafir, ziyaretçi; müfettiş; turist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kusturucu; i. kusturucu ilâç; eski Roma'da amfiteatr giriş veya çıkış koridoru. vomitive s. kusturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by