Tos ne demek? | Tos anlamı nedir? | Tos

Tos anlamı nedir?

Tos ne demek?

Tos anlamı nedir?

Tos | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tos

Türkçe Sözlük

(e.). To ile başlayan bazı Türkçe sıfatlardan önce gelip mübalağa gösterir: Tostoparlak. D ile başlayanlarda «dos» şeklinde olur: Dosdoğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koç gibi baş ve alın veya boynuzla vurma: Bu koç tos vuruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanı töskürmede kullanılan bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for 'The Other Service ' Often used among a group of people who have switched from one on-line service to another The service they came from is 'the other service ' It often refers to Genie or AOL, but can refer to Compuserve or Prodigy or even th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type Of Service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Terms Of Service, the AOL 'Rules of the Road' governing online behavior by all AOL members [subscribers] TOS is violated by all Fundies witnessing or preaching in chatrooms not designated for their particular faith. type of service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terms of Service Terms and conditions of their program - their responsibilities and yours.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terms Of Service A stated list of the terms that must be agreed on by a user of a particular service; the terms under which a service provider provides a particular service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Test Operating System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stack is an area of memory set aside for storage of temporary data The base address of the stack is pointed to by the SS register and the offset is pointed to by the SP register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for an ISP's 'terms of service,' which usually state that accounts will be dropped should they be used for spamming When that happens, the account is said to have been TOSsed See SPAM. test operating system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Definition Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Oynaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Roma’nın birinci imparatorunun isminden gelir: Augustus). Kullandığımız takvimin sekizinci ayıdır. Asya’da Süryânîce’den alarak (Ab) derler. Ağustosböceği = Yazın çok öten çırlak böceği, (mec.) Çok söyleyen geveze adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aug. august.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the month of August.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalıtıcı özellikleri nedeniyle, özellikle 19. yüzyılda inşaat malzemesi, su boruları ve elektrikli aletlerde yaygın olarak kullanılan, doğal olarak ortaya çıkan lifli silikatlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).amyant,asbest, yanmaz taş dağ keteni, taş keten, yeşil taş pamuğu. asbestos packing asbest salmastrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi kendine telkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Juraik devrinde yaşayan dinozor cinsinden çok büyük bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanser tümörlerinin vucuda yayılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane muayenesine mahsus alet, sistoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). herhangi bir cilt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kemik şişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photosynthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Güneşin etrafındaki ışıklı kısım, ışık küresi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photosphère

gök b. ışık yuvarı

Güneş›in veya bir yıldızın görülen yüzeyi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyva şekeri, früktoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, kim süt şekerinden yapılan bir çeşit şeker

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pis kokan nefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuz maddesinden, boynuz maddesine benzer yapıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boynuz maddesine benzer teşekkülleri olan cilt hastalığı, keratoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sütteki yağ miktarını tespit eden alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) süt şekeri, laktoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Dünyanın kabuğunu meydana getiren katı maddelerin tamamı, taşküre.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lithosphère

jeol. taş yuvarı

Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lithosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmurluk; kauçuk kaplı ince kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Majestic or majestically; a direction to perform a passage or piece of music in a dignified manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., it., müz. ağır ve görkemli; z. maestoso

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maltoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. karyokinez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu bisiklet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorbike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike. chopper. cycle. motorbike. motorcycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorcycle. motor bicycle. motor cycle. motorcyle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunanistan'da İnebahtı limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekiz heceli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocyste

anat. işitme kesesi

Suda yaşayan bazı omurgasız hayvanlardan, işitme taşını içinde bulunduran akışkan sıvılı organ.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. ing.). Gelip geçen otomobillere işaret ederek, duranlara binip parasız seyahat etme usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking. hitch-hiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch hiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitchiker. hitcher. hitchhiker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışığa hassas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotosfer, ışıkküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotostat, negatife lüzum kalmadan doğrudan doğruya fotoğraf çeken makina; böyle çekilen fotoğraf. photostat'ic s. fotostatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. karbon özümlemesi, fotosentez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı tura atma oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Dördüncü zamanın başlangıç devri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pléistocène

jeol. Buzul Çağı

Dördüncü Çağın, yeryüzünün bugünkünden daha büyük bölgelerinin buzullarla örtülü bulunduğu dönemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir organın öne veya aşağı doğru düşüklüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. gözün üst kapağının sinir felcinden dolayı sarkması; bir organın normal yerinden daha aşağıya düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., İt., müz. canlılıkla; s. canlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük basınç derecelerini gösteren hassas barometre; hav. çok hassas yükseklik ölçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Anatomi). Statolitlerin içinde bulunduğu kesecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stethoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stethoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Atmosferin 30 kilometre kalınlığındaki ikinci kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stratosphére

gök b. kat yuvarı

Yer atmosferinin 10-60 kilometre yükseklikleri arasında kalan katmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stratosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stratosfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stratosfer altı atmosfer tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testosterone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testosterone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyokim.) testosteron, erkeklik hormonlarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzeri pamuk gibi tüylü,yünlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Göğsü gergin olmak, ileri çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaplumbağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortoise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Başlıca iki Arnavut topluluğundan güneyde olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Arnavutluk’un Toskalar’la meskûn güneyi ki, kuzeyden Işkombi nehri ile Gegalık’tan ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanı geri geri yürütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tos vurmak. 2. (argo) Para vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barge. bump. butt. pitch. ram. to butt. to have a slight collision. to pitch. to bump. to ram. to barge. to pay. to shell out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to butt. to pay out. to fork over. to blunder against / into sth. bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. atmak; havaya fırlatmak; (başı) arkaya doğru silkmek; öteye beriye çarpmak; çalkalamak, çalkandırmak; çalkanmak; bir yandan öbür yana atılmak; silkinmek, sarsılmak; karıştırmak; tartışmak; yazı tura için parayı havaya atmak; i. fırlatma, atma; atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı tura için para atma; düşeş, şans işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toasted sandwich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toasted sandwich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of bread suitable for making toasted sandwiches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grill for making toasted sandwiches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamıyle toparlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dana hâlinden çıkıp iki yaşını geçmiş sığır aygırı, genç boğa. 2. mec. Tıknazca ve kuvvetli yiğit: Ha tosunum, göreyim seni!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young bull. bullock. lad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Normalden daha iri doğmuş bebek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big and healthy newborn baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubbing alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by