Toz Sabun ne demek? | Toz Sabun anlamı nedir? | Toz Sabun

Toz Sabun anlamı nedir?

Toz Sabun ne demek?

Toz Sabun anlamı nedir?

Toz Sabun | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: toz sabun

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft soap. yellow soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsak kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Fagositlerin vücuda giren mikroplan sindirmesi olayı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phagocytose

biy. hücre yutarlığı

Vücuda giren mikropların yutar hücreler tarafından yutulup yok edilmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip pan. deep fryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Meyve şekeri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fructose

kim. meyve şekeri

Balda ve birçok meyvede bulunan bir tür şeker.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: eski Türkçe’de: kotaz). 1. Kadınların kendi saçlarından veya yemeni vesaire ile yaptıkları baş süsü veya giyeceği: Hotoz giymiş; hotozu yakıştırmış. 2. Binalarda yapılan bir çeşit süs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hotoz giyen (kadın). 2. Başında geniş tepesi olan (kuş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Süt şekeri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lactose

kim. süt şekeri

Sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker, süt şekeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon asidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maltose. malt-sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir çeşit feldispat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek hücrelilere ait; i. tek hücreli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Latince «sapo.dan). Kir çıkarmak, gerek vücudu ve gerek çamaşır vesaireyi yıkeyıp temizlemekte kullanılan, zeytinyağıyla kireç, kül, soda veseireden yapılan madde. Girit sabunu = Bir çeşit beyaz sabun. Arap sabunu = Hamur hâlinde ve koyu renklisi. Leke sabunu = Leke çıkarmaya mahsus terkip. Misk sabunu = Kokulu sabun. Sabun taşı = Leke çıkarmak için kullanılan bir çeşit kil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صابون] sabun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı (ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kireç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonra da karıştırmışlardır.

Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olarak kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de, sığır ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodorantlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve reklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. Şampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı(ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda derimizin, üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır.

Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kiraç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonrada karıştırmışlardır. Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olark kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de sığır, ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodoranlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve raklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. İampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather. suds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap bubble. suds. lather. suds soapsuds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabun yapılan yer, sabun fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of soap. manufacturing or selling soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapery. soap factory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sabOniyye). 1. Sabuncu. 2. Sebunle karışık, sabunlu. 3. Sabun çeşidinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit nişasta helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabunla yıkama, sabun sürme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soaping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabun sürmek, sabunla yıkamak: Bu mendili güzelce sabunlamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap. soap down. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather. soap. to soap. wash with soap. to lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soap. to lather (chin before shaving. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soap oneself. to be soaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saponification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to saponification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to saponify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sabun karışmış: Sabunlu su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapy. with soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapy. covered with soap. saponated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish. washcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadın ses san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female singer. chanteuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-zoa) sperma hayvancığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milk powder. powered milk. evaporated / dry / dried milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnce, un hâlinde toprak ki, rüzgârla havaya da kalkar: Toz, toprak, toz, duman; toz olmak; toz kalkmak. 2. Her şeyin incesi, un hâlinde bulunanı: Saman tozu, şeker tozu, kuyumcu tozu. 3. İnce toz hâlinde ilâç ki, kâğıt parçalarına sarılı olup ekseriya su ile yutulur: Her yarım saatte bir toz almalı. 4. Un hâlinde, ince dövülmüş: Toz şeker, toz ilâç. Ayak toıu = Yeni gelmiş olma: Ayağının tozuyla beni görmeye geldi. Tozağacı = Kavak. Toz almak = Süpürdükten sonra eşya üzerine konan tozu silkip temizlemek. Toz etmek = Yürürken toz kaldırmak. Toz, duman = Karartı. Tozu dumana karıştırmak, tozu toprağa katmak = Çok ecele davranmak. Tozkoparan = Çok rüzgârlı (yer). Üzerine toz kondurmamak = Hiçbir ayıp ve suçu kabûl etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şakak köşesi, şakak tarafından kulağa bitişik yer («kulak tozu» bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granulated. dust. powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirt. dust. powder. heroin. snow. angel powder. powdered. in powder form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powder. dust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. root. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

root. base. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektifler değiştirilirken toz parçaları D-SLR fotoğraf makinesinin gövdesine girebilir ve CCD sensörüne yerleşerek görüntü üzerinde nokta ve benekler oluşmasına neden olabilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Kök, asıl, cevh(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloth. dustrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloud. cloud of dust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toz hâlinde şey. 2. Kuş tüyünün incesi, pufla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz kaldırmak, toz etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İnce toz tanesi. 2.Tozu çok olan y(Erkek İsmi) 3.Kar fırtınası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tozlu yer, havaya kalkan tozu çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Toz kaldırmak, toz etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz hâline girmek, toz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz kondurmak, üzerine toz ekmek: Şu kâğıdı tozlayın, burasını kim tozladı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz olmak, üzerine toz konmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tozlaşmak işi. 2. Erkeklik organlarındaki çiçek tozunun rüzgâr veya böcekler vasıtasıyla çiçeklerin tepeciğine konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toz gibi yağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into dust / powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tozu olan, toza bulaşmış, üzerine toz konmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery. pulverulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusty. powdery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tozla karışık veya tozdan korumaya mahsus. 2. Eskiden baldırı tozdan muhafazaya mahsus çuha paçalık ki, iğreti veya potura bitişik olurdu: Tozluk giymek, potur tozluğu. Harman tozluğu — Harmanın dibinde kalan tozlu topraklı buğday, arpa vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leggings. shinguard. gaiter. legging. gaiters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaiter. spat. leggings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gezip tozmak = Birçok yerlere uğrayarak gezmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sabırlı, alçak gönüllü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Tozu kalkıp etrafa yayılmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, asil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toz gibi ince şey. 2. İnce yağmur, çisinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toz kaldırmak. 2. (argo) Aklını oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet soap. facial soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by