Tri-codec ne demek? | Tri-codec anlamı nedir? | Tri-codec

Tri-codec anlamı nedir?

Tri-codec ne demek?

Tri-codec anlamı nedir?

Tri-codec | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tri codec

Teknolojik Terim

Tri-Codec yeteneği, CD’nizdeki MP3, WMA ve Atrac3plus parçaları kayıttan çalabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezsiz, merkez dışı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. actrice). Tiyatro ve sinemada kadın oyuncu. («Aktör» ün dişisidir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actress. superstar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anarthrie

tıp dil tutukluğu

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insanı evrenin merkezi olarak kabul eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antinotrino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropocentrisme

fel. insanmerkezcilik

İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arthritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asymétrie

mat. bakışımsızlık

Bakışımsız olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetrical. dissymmetrical. skew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymmetric. asymmetric bakışımsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ata binmis gibi bacaklan birbirinden ayn olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, sıkıştırmak, teksif etmek. astrin'gency (i). sıkıştırıcılık, sıkıcılık,kabız, kasılma astringent (i)., (s). Iokal olarak doku ve damarlan büzen ilaç; (s)sıkıştırıcı büzücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den). tırnağı denizin dibinden az yükselmiş (çapa).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski Roma evlerinde avlu veya giriş yeri; Orta Çağ'da kilisenin etrafı sütunlarla çevrili avlusu; anat. atriyum, kalpteki kulakçıklardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kis).attribute, attributive.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) vermek, yüklemek, isnat etmek, atfetmek, hamletmek. attributable (s). isnat olunabilir, atfolunabilir. attribu'tion (i). isnat, verme, hamletme, atfetme; sıfat, nitelik; ozellik, hassa; yetki, salâhiyet attributive (s). verici, hamledici; (g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıfat, nitelik, vasıf; (man). yüklem, mahmul; (gram). yüklem; sıfat veya benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürtünmeyle aşınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürtüşme, yıpranma, aşınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avusturya. AustriaHungary Avusturya-Macaristanimparatorluğu Austrian (i). (s). Avusturyalı; (s). Avusturya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batı Asya'da Amu Derya nehri ile Hindukuş dağları arasında bulunan eski bir ülke. Bactrian (s). bu ülkeye ait. Bactrian camel iki hörgüçlü deve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bathymétrie

den. derinlik ölçümü

Okyanus derinliğinin veya yüksekliğinin özel bir aletle belirlenmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patrik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek; üzerinden geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ayda bir vaki olan; iki ay süren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Siyah bir fon önündeyken renkler daha parlak görünür. Sony Black Trinitron® resim tüplerinde, renklerin daha yoğun olmasını sağlayan ve kontrastı artıran özel bir koyu ton bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kiriş; f. iple boğarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ci) kadın şarkıcı, şantoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişek; (foto). filim kutusu, kaset; kartuş. cartridge belt palaska. cartridge case hartuç sandığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). optik ilminin ışınların aynalara vurarak kırılması ile uğraşan dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezi, merkezsel. centri'city (i). merkezi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezkaç, santrifuj; merkezkaç kuvvetle idare edilen. centrifugal casting savurma döküm. centrifugal filter santrifuj filtre.centrifugal force merkezkaç kuvveti. centrifugally (z). merkezden uzaklaşarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santrifuj, santrifuj makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezcil, merkeze doğru giden, merkeze yaklaşan. centripetally (z). merkezcil olarak. centro- onek merkez, orta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaranın üstünü kapatan yeni zar, sikatris: (bot). düşen bir yaprak veya tohumun bıraktığı iz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuk bağlamak, kapanmak, onmak (yara); kapatmak. cicatriza'tion (i). kabuk bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sitrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim). asit sitrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). açık sarı, limon sarısı; sarı renkli bir kuvars taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). klinometre ile ilgili. clinomet'rical s klinometre ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz yumurtasından hâsıl olduğu farzolunan hayali bir yılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Coder – Decoder) Bu, ses sıkıştırma sistemlerine verilen addır. Codec sistemleri işitebildiğimiz ve işitemediğimiz sesleri belirler ve ardından yalnızca işitilebilir bilgileri kaydeder. Bu, birkaç yolla yapılabilir. Bunu yapmanın bir yolu, işitme aralığımızın dışındaki sesleri kaydetmemektedir. Diğer yol ise diğer daha yüksek seslerin maskelediği sesleri çıkarmaktır. Alternatif olarak, Codec’ler yalnızca kulağımızın en çok hassas olduğu frekanslara odaklanabilir. Bu yazılım, verilerin daha az depolama alanı kullanması ve daha sonra çalma için geri yüklenebilmesi için verileri küçültebilir ya da sıkıştırabilir. MP3, WMA ve ATRAC3 codec sistemleri örnekleridir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, yurttaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezleri bir ortak merkezli. concentric'ity (i). merkezlerin bir olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, sıkıştırmak, büzmek, daraltmak. constriction (i). sıkma, büzme; boğaz, dar geçit. constrictive (s). sıkıcı, büzücü. constrictor (i)., (anat). sıkıcı adale; (zool). avını sıkarak öldüren yılan. boa constrictor boa yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bağışlamak, teberru etmek, iane vermek; katkıda bulunmak. contribute to yardım etmek, iştirak etmek; (gazeteye) yazı vermek. contributor (i). veren kimse, yardım eden kimse, katkıda bulunan kimse; dergi veya gazeteye yazı yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım, bağış, muavenet, iane; makale, yazı; (tic). vergi, mükellefiyet; aidat, prim; müştereken mesul olanlardan birinin hissesini vermesi hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcı, iştirakçı; to ile dolaylı olarak sebep olan, katkıda bulunan. contributory negligence (huk). bir kaza vukuunda kazazedenin kısmen suçlu olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). pişman, nadim, tövbekâr. contrition (i). pişmanlık, nedamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tertip, tertibat, icat; mekanizma; gizli plan, entrika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurmak, tertip etmek, düşünmek, icat etmek, yolunu bulmak, bir yol aramak. contrive to do uydurmak, becermek, başarmak. contrived (s). yapmacık, suni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köylümsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Nişastadan elde edilen zamklı bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dextrin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zarar, ziyan, hasar. detrimen'tal (s). zarar veren, zararlı, muzır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). molozların aşınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). aşıntı, kum ve moloz gibi birikim. detrital (s)., (jeol). aşıntıya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekstrin, nişastadan yapılmış yapışkan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiddetli münakaşa; acı ve küçültücü tenkit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (elek). elektrik akımlarını geçirmez, yalıtkan, mücerrit, dielektrik, izole; (i). yalıtkan madde veya araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). iki karınlı. digastric muscle (anat). dar bir veterle iki kısma ayrılmış olan adale, iki karınlı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aksonometrik perspektifin bir türü. Üzerinde çizimi yapılacak nesnenin en, boy ve yükseklik ölçülerinin alındığı eksenler, dimetride birbirleriyle izometridekinin aksine eşit açılar yapmazlar. Dolayısıyla, nesnenin iki boyutunun ölçüleri aynı oranda küçültülerek çizilirken üçüncü boyutu bunlardan farklı oranda küçültülür.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merceklerin ışığı kırmaları ile ilgili bilim dalı. dioptric(al) (s). bu bilimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (nad). müdire; (geom). doğrultman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl nehirden dışarı akan kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dağıtmak, tevzi etmek, yaymak, taksim etmek, bölmek; düzenlemek, tasnif etmek, sınıflama yapmak; (matb). tertip olunmuş harfleri yerlerine dağıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağıtım, tevzi, dağıtma; bölme, taksim; tertip, tanzim; dağılma, yayılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dağıtan, tevzi eden, taksim eden; (man). üleştirimli, tevzii; ferdl; (gram). ''her bir, ''her'', gibi sıfat ların anlamınl ifade eden. distributive jus tice herkesin hakkını verme, adalet dağıtımı, üleştirimli tüze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. distributeur

tek. dağıtıcı

Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributer. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributing agency. distributing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributing trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mıntıka, bölge, havali, nahiye, mahalle, kaza, sancak, seçim bölgesi; (f). mıntıkalara ayırmak. district attorney bir mıntıkanın başsavcısı (kıs DA) district court hukuki bir mıntıka içinde yetki sahibi olan mahkeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Merceklerin veya optik sistemlerin güç birimi. Diyoptri, bir metrelik bir odak uzaklığı olan bir merceğin gücü demektir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kurama, nazariyeci; (s). kuramsal, nazari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuram veya doktrine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akide, öğreti, doktrin, düstur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dinî, felsefî yahut siyasî bîr nazariye, bir öğretim sistemi meydana getiren bilgi ve dogmların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doctrine

öğreti

1. Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü. 2. Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir torbanın ağzını büzerek kapamakta kullanılan ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eksantrik, alışılagelmişin dışında; acayip, garip, tuhaf; (geom.) merkezleri aynı olmayan, merkezde olmayan, ekseni merkezden geçmeyen, dışmerkezli; (i). garip bir kişiliğe sahip olan kişi; alışılmamış ve garip görünüşlü şey; (mak.) eksantr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendini merkez olarak alan, başka kişileri veya şeyleri kendi durumuna göre düşünen; (fels). kişinin algıladığı şekilde varlığı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égocentrisme

fel. beniçincilik

Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

econometrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). 1. Merkezden uzakta kurulmuş. 2. (matematik) İç içe olduğu halde merkezleri ayrı olan daireler. 3. Müstesna, şaşılacak, hayret verici. Eksantrik mil = Otomobil kamyon vs. motorlarında, supapların ve distribütörün çalışmasını sağlayan mil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. excentrique

1. mat. dış merkezli, 2. top. b. ayrıksı

1. Dış merkezlikle ilgili olan. 2. Alışılagelmiş töre ve davranışlara aykırı olan. 3. Başka, bambaşka, apayrı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentric. cam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentric. eccentric / adj , n / (. highflier. oddball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elektrikle ilgili, elektrikli, elektriki, elektriksel; heyecan veya ürperme veren. electric blue çelik mavisi. electric chair elektrikli sandalye. electric eel Güney Amerika nehirlerine mahsus elektrik saçan bir çeşit iri yılan balığı, zool. Electr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elektrikli, elektriğe ait, elektriksel. electrical engineer elektrik mühendisi. electrically z. elektrik kuvvetiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik tesisatçısı, elektrik teknisyeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik; elektrik bahsi, elektrik bilimi static electricity statik elektrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikleme, elektriklenme, elektrik uygulaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. elektriklemek, elektrik kuvvetiyle işlemek üzere teçhiz etmek; heyecanlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: 6lectricite, aslı Yunanca) (fizik). İlk defa bazı cisimlerde her şeyi kendine çekme hususiyeti ile kendisini gösteren bir enerji çeşidi. Kimyevî olarak elde edildiği gibi, mekanik olarak da elde edilir. Elektrik motoru = Elektrik enerjisini mekanik güce çeviren motor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. electrical. electricity. juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. electricity. power. electric. electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electricity. electric. electrical. appraisal for fixing of utility rates. long-term bonds. public-utility company. customer's costs. juice. public utilities. utility stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric shock. electrocution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamppost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

push button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

button. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric light switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50 - 60 Hz.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse ‘Volt’ta odur. ‘Amper’ de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre l ila 5 miliamper akımın vücutta hissedilme seviyesi; 10 miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsanların elektriğe çarpılmaları onun bir iletkeni haline gelmelerinden oluyor. Sıvılar iyi iletkendirler, yani elektriği iyi iletirler. Vücudumuzu içi sıvı dolu bir kap olarak düşünürsek, bütün koruma görevi derimize kalıyor. O da vücudumuzun her tarafında aynı kalınlıkta değil. Islanınca o da iletkenleşiyor, hele üzerinde bir yara varsa direnci tamamen yok oluyor.

Evlerimizde 220 volt ve 50 Herz akım daima vardır. Ne kadar ilginçtir ki, bir elektrik akımının insana en tehlikeli frekans aralığı 50-60 HZ.dir. Elektrik akımını evimizdeki su tesisatına benzetebiliriz. Suyun basıncı neyse “Volt” da odur. “Amper” de suyun miktarının karşılığıdır.

Elektriğe çarpılmada süre de önemlidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur. Elektrik çarpmasının sonucu genellikle kalp durması olduğu için ilk yardım da ona göre yapılmalıdır. Elektriğe nereden çarpıldığımız da önemlidir. Elektriğin elden ele veya elden ayağa geçmesi aradaki hayati organlarımıza zarar verebilir.

Elektriğe çarpılınca şoka girmemizin nedeni kendi elektriğimizdir. Sinir sistemimizin ürettiği elektrik ile dışardan çarpıldığımız elektrik karşılaşıp iç içe girince vücudumuzda kasılmalar ve titremeler yaratıyor.

Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülüyor. Bu konuda elektrik mühendisleri ile fizikçiler arasında görüş ayrılığı var. Zaten elektriğin kendisinin de tam bir tanımı yapılmış veya tek bir tanım üzerinde uzlaşma sağlanmış değil.

Elektriğin öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akım doğrudan kalbi etkiliyor. Bu düşünüşe göre bir ila beş miliamperde acı başlıyor; 100 miliampere gelince sinirler reaksiyon gösteriyor ve 100-300 miliamperde şok oluşuyor. Tabii bütün bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu bir suyun içinde iseniz, cereyan tüm vücudunuza birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar görebilirsiniz.

Elektriğe çarpılanlar eğer ölmezlerse, genellikle hayatlarının geri kalan kısmını bu olayın izi kalmadan, problemsiz olarak yaşayabiliyorlar. Ama az miktarda da olsa sinir sistemi üzerinde hasar bırakabiliyor. Elektrikten çarpılıp şoka girenlere de, kalp ritmini düzenlemek için yine elektro şok uygulanıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electricity meter reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric power meter. electric meter. demand meter. electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elektrik işleriyle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrician. electrical fitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (yanlış yapılmış, kullanılmaması lâzım bir kelimedir). Elektrike mensup, müteallik ve elektrik hassasını hâiz. Fars. gehrubâİ. (tıp) Elektrik! tedavi = Elektrik vasıtasıyle tedavi usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (fizik). Elektrikleşme, elektirikleştirme, elektrik husulü. Osm. gehrubâiyyet (uydurma bir Osmanlıca kelimedir). Kabil-i elektrikiyyet: = Elektrikleşebilen (cisim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elektrik cereyanı vermek. 2. Gergin ve heyecanlı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to electrify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Elektrik cereyanı almak. 2. Gergin ve heyecanlı bir hal almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be electrified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elektriği olan, elektrikle işleyen. 2. Gergin vaziyet: Toplantıda hava elektrikli idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. live.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. live. electrical. electrified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacuum cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tam renkli, elektronik vizör, LCD’ye, daha alışıldık, geleneksel SLR fotoğraf makinesi stili alternatif olarak kullanılabilir. Sistemde tüm menüler gösterilmektedir. Gözünüzün yaklaştığını algılayan sensör içermektedir ve kullanıldığında görüntüyü otomatik olarak vizöre yönlendirebilir. Vizör ve LCD arasındaki bu otomatik “bu veya şu” çıkış seçimi, güç tüketimini azaltmakta ve pil ömrünü uzatmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric. electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yıkamak, paklamak, yıkayıp tasfiye etmek. elutria'tion i. yıkayıp tasfiye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Sanayi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. industrie

sanayi

Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industry. industry sanayi. işleyim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industry. de man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to industrialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. industrialisme

sanayicilik

İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. industriel

sınai

Sanayi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemler sonucunda ortaya çıkan atık, özellikle sıvı atıklar. Bu atıkların hava, toprak ve su üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Fr. intrigue). Desise, hile, hileli kurulmuş, dolap: Entrikasız tiyatro kitabı olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrigue. plot. scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intrique. trick. maneuvre. conspiracy. contrivance. intrigue. put-up job. machinations. manoeuvre manoeuver. plot. scheme. scheming. shenanigans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hileyle dolap kuran. Ar. dessâs, Fars. hîlekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. schemer. plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) mide hizasındaki karın duvarlarına ait. epigastrium (i.) üstkarın, göbeğin üst kısmındaki karın duvarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ayrı ses ayarı için üç bantlı parametrik ekolayzer.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) biniciliğe ait; atlı; şövalyelere ait; (i.) atlı. equestrian feats binicilik oyunları. equestrian statue atlı heykel. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendi ırkının üstünlüğüne inanış. ethnocentric (s.) kendi Irkının üstünlüğüne inanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. türâb). Türâblar, topraklar, (bk.) Türab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memleket dışına çıkmak, göç etmek;memleket dışına sürmek; (i). kendi vatanından başka bir memlekete yerleşen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurtarmak, çıkarmak,açmak, ayırmak. extricables kurtarılabilir, çıkarılabilir. extrica'tion (i). kurtarma, kurtulma, çıkarma, ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). harici, dıştan gelen,arızi, esaslı olmayan, geçici; (fels). dışınlı, özdışlı. extrinsically (z). dıştan, hariçten, arızî olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony FD Trinitron® WEGA®, hem yatay, hem dikey düzlemde tamamen düz ekranlı ilk resim tüpüdür. Neredeyse hiç yansımasız, etkileyici düzeyde titreşimsiz görüntüler sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. fıtriyye). Hilkatte, yaratılışta olan, doğuştan. (Fr. par naissance), Ar. hulki, tabiî, cibillî. İstidâd-ı fıtrî, mehâsin-i fıtriyye = Doğuştan iyi huylar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connate. inborn. inbred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فطری] yaratılıştan gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photoelectric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. photométrie

fiz. ışık ölçümü

Fiziğin, ışık miktarının ölçülmesini ve cisimlerin ışığı iletme, yansıtma, dağıtma vb. özelliklerini inceleyen bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kardeşini öldürme; kendi kardeşlerini öIdüren kimse. fratrici'dal (s). kendi kardeşini öldüren, kardeş katli kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. mideye ait, midevi. gastric fever mide humması. gastric juice mide suyu. gastric ulcer mide ülseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir. Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır. Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.

Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar.

Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 1 kahve kaşığı kuru nane konur. 10 dakika bekletilip süzülür. Yemeklerden sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gastritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gastritis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide iltihabı, gastrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -trices) geom. yapıcı çizgi; doğuran dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerküresinin merkezine ait; bu merkezden görülen veya ölçülen; merkez olarak yerkü- resine ait olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Matematik ilminin, cisimleri ve şekilleri inceleyen kısmı, (bk.) Hendese. Geometri, matematiğin uzamsal ilişkiler ile ilgilenen alt dalıdır (Eski adı: Hendese). Yunanca Γεωμετρία “Geo” (yer) ve “metro” (ölçüm) birleşiminden türetilmiş bir isimdir. Geometri, arazi ölçümü sözcüklerinden türetilmiştir. Herodot (i.Ö.450), Geometrinin başlangıç yerinin Mısır olduğunu kabul eder. Ona göre geometri kavramı Mısır kö­kenlidir. Sözcüğün kullanımı da Eflatun, Aristo ve Thales’e kadar gider. Yalnız Öklit geometri sözcüğü yerine Elements sözcüğünü yeğlemiştir. Elements sözcüğünün Yunanca karşılığı stoicheia sözcüğüdür. Bir kümenin üzerine konan ve kümenin öğelerini birbirleriyle ilişkilendiren bir uygun yapı, geometri yapılmasını olanaklı kılar. Bir düzlemin üzerine doğal olarak konacak ve sezgisel uzaklık duygusunu gözetecek “lise geometrisi”nin adı Öklit geometrisidir. Bu geometrinin tarihsel olarak ilginç ve önemli bir özelliği paralellik belitidir. Bu beliti sağlamayan ama geri kalan tüm belitleri sağlayan geometrilere Öklit dışı geometriler denir. Bunlara örnek olarak Hiperbolik geometri ya da küresel geometri verilebilir. Günümüzde kullanılan doğru, yay, ışın, açı ortay, kenarortay gibi birçok temel geometri teriminin Türkçe’leri Mustafa Kemal Atatürk’ün Geometri adlı eserinde yazılan eserde önerdiği terimlerden yararlanılarak kullanılmaya başlanmıştır. Geometri günlük yaşamın hemen her alanında gereklidir. Geometride uzunluk, alan, yüzey, açı gibi kavramlar bazı nicelikleri belirlemede kullanılır. Geometri’nin en çok iç içe olduğu dallar; cebir ve trigonometri, mimarlık, mühendislikler (Yol, köprü, yapı, makine, gemi ve uçak yapımı; maden, su ve elektrik işleri gibi bayındırlık ve zanaatla ilgili teknik çalışmalar, vb.), endüstiryel alanlar, simülasyonlar, bilgisayar programları ve grafikleri, sibernetik, tasarım, sanat vb. dir geometrinin kullanılmadığı meslek ya da alan yok gibidir desek yerinde olur. Geometri ve sanat bir sanat eserlerinin geometrik olması onlara estetik değerler kazandırmıştır. Ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin resimde vücut oranları üzerine yaptığı çalışmalar, çizdiği eskizler bulunmaktadır. Bu orana Altın Oran denmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometry. geometry hendese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geometri uzmanı, hendeseci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geometrik, hendesi; geometrik sekillerle süslenmiş eski Yunan çömleklerine ait geo- metric progression geometrik artma ve eksilme. geometric propcrtion, geometric ratio geometrik orantı, geometrik bağlantı. geometric tracery mim. kargir binalarda

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. tırtılları yeri olçer gibi yürüyen birkaç çesit pervane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Geometri ile ilgili veya geometriye uygun olan. Geometrik yer = Hususiyetleri aynı olan noktaların meydana getirdiği çizgi veya yüzey. ,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric. geometrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometrical. geometric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geometric progression. geometrical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geometrik usullerle çalışmak, geometri ile ugraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gériatrie

yaşlılık bilimi

Yaşlılık ve yaşlanmaya bağlı tüm klinik, biyolojik ve sosyolojik tıbbi sorunlarla ilgilenen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyarların sıhhi durumu ile ilgili. geriatrics i. ihtiyarlarla ilgili tıp ihtisası. geriatric'ian i. ihtiyarlık hastalıkları mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Atlas Okyanusunda, Meksika körfezinden başlayıp Norveç kıyılarını yalayarak Avrupa Rusyası’nın kuzey kıyılarına kadar gelen ılık bir deniz akıntısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulf stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) striptiz artistlerinin mahrem yerlerini örtmek için taktıkları bant; (müz.) sol notası teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kadm hastalıklarını teşhis ve tedavi,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (strung) (anat.) diz arkasmda bulunan iki büyük kirişten biri; (f.) bu kirişleri kesmek; sakatlamak, topal etmek; çalışamaz hale getirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbinden vurulmuş, son derece kederli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalbin en kuvvetli hisleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güneşin merkezine ait; güneşi merkez kabul eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Su gücü ile elde edilen elektrik. Hidroelektrik santrali— Su gücünü kullanarak elektrik üreten fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroelectric power plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sahneye ait, aktörlere ait; fazla dramatik; aşırı duygusal. histrionically (z). coşkunlukla, taşkınlıkla. histrionics (i). düzme duygusallık; tiyatro sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merkezleri bir olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hidroelektrik, su gücüyle hâsıl olan elektriğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. karnın alt nahiyesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıbba ait, doktorlarla ilgili. iatry sonek tedavi: psychiatry ruh tedavisi. ib., ibid. kıs. ibidem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ünlü, meşhur, şöhretli; şanlı, şerefli. illustriously z. şanl şöhretli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. herhangi bir düşünce sisteminin esaslarını öğretmek; telkin etmek, (fikir) aşılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sanayie ait, sınai, endüstriyel. industrial arts sanayide kullanılan teknik yetenekler. industrial design fabrika ürünü eşyanın güzel ve kullanışlı olmasını sağlayan tatbiki güzel sanatlar kolu. industrial disease bir sanayi kolunda çalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayii temel olarak kabul eden iktisadi sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanayide mevki sahibi, fabrika sahibi, fabrika yöneticisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sanayileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalışkan, gayretli. industriously z. çalışkanlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sökülemez, içinden çıkılmaz, ayrılamaz derecede karışmış. inextricably z. içinden çıkılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gıdasızlık. innutritious s. gıdasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. interférométrie

fiz. girişim ölçme

İki veya daha fazla dalga hareketini ölçme işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kabileler arasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karışık, sökülmez, müşkül, muğlak, anlaşılması güç; girintili çıkıntılı. intricacy, intricateness (i.) şaşırtıcı derecede karışık olma. intricately (z.) karışık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (Fr.) entrikacı, hilekâr, dalavereci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) entrika, desise, hile; el altından görülen iş; gizli aşk macerası; merak uyandırabilme kabiliyeti; hikâyeyi ilginç bir duruma sokan karışık olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) merakını uyandırmak, ilgisini çekmek; şaşırtmak; el altından iş görmek, entrika çevirmek, dalavere yapmak, hilekârlık etmek; gizlice sevişmek. intriguingly (z.) merakını uyandırarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aslında olan, esasi, yaradılıştan, hakiki. intrinsically (z.) aslında olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir daha ele geçmez; telafi edilemez. irretrievably (z.) bir daha ele geçmezcesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ölçü bakımından eşit olan, öIçüleri eşit olan. isometric exercise hareketsiz olarak kasılma ile adale egzersizi. isometrics (i.) hareketsiz yapılan idman, kasların sistematik ve hareketsiz gerilip açılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ıtriyye). Güzel kokuya ait, güzel kokulu. Güzel kokuya dair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطری] ıtırlı, kokulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Itrî (Buharizâde Mustafa Efendi). Türk besteci, hattat ve şair.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfumes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfumes. attars. essences. perfumery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Güzel kokulu esanslar, yağlar vesair şeyler, esans, losyon, parfüm. Mevâdd-ı ıtriyy» = Kokulu maddeler: Itriyât satıyor, Japon çiçeklerinden yapılan ıtriyât pek makbûldur, ıtriyât kullanmak sünnet-i seniyyedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Itriyat satan kimse veya dükkân, attâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Senbolü Y, atom ağırlığı 88,93 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطریات] kokular, ıtırlar, parfümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. isométrie

geom. eş ölçüm

Noktalar arasındaki uzaklığı olduğu gibi koruyan noktasal dönüşüm.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géocentrique

yermerkezci

Yerin gözlem noktası olarak alınan merkeziyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. géocentrisme

yermerkezcilik

Yer yuvarlığını evrenin merkezi sayanların görüşü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. calorimétrie

fiz. ısı ölçümü

Çeşitli olaylar sırasında açığa çıkan, ısı miktarının ölçülmesini konu alan fizik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Şantöz, kadın ses sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered grandstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bin trilyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Renk ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimétrie

fiz. renk ölçme

Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Barlarda, müşteriye arkadaşlık eden, onunla içki içen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

B-girl. hostess. taxi dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.)göllerde hâsıl olan; göle ait, gölcül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı mandalını açan ip. The latchstring is always out. Kapımız daima açıktır. İstediğiniz zaman buyurun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özellikle asker karargah veya kamplarında helâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat için gerekli olan esaslı şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesanedeki taşı dağıtıcı veya eritici (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mesane taşını kırarak çıkarma ameliyatı.lith'otrite i. mesane taşını kırma aleti. lithot'ritist i. bu ameliyatı yapan cerrah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın kamış, bot. Lysimachia vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit parlak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü veya yetersiz beslenme, gıdaslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aile veya kabile reisi kadın matriar'chal s. ana hâkimiyetine ait, anaerkil. matriar'chate i. anaerkil toplum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anaerki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matriarcal

top. b. anaerkil

Ana erki temeline dayanan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana katli; ana katili, anasını öldüren kimse. matricid'al s. ana katiline veya katilliğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaydetmek; öğrenci olarak kaydedilmek (bilhassa üniversiteye). matricula'tion i. öğrenci kaydı; ing. olgunluk imtihanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenmeye ait. matrimonially z. evlenmeye ait; evlenme suretiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evlenme, izdivaç, evlilik; evlenme merasimi; bir kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Matbaacılıkta, hazırlanmış, sayfaların özel bir mukavva üzerine alınan kalıbı. 2. Dizme makinelerinde harf kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matrix. strike. matrix. mat. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. matrices, matrixes) bir cisme şekil veren veya dayanak olan şey; biyol. hücreler arasında bulunan madde; anat. dölyatağı, rahim; matb. hurufat kalıbı, matris; jeol. fosil, billur veya başka bir mineralin kaya içinde bıraktığı iz; jeol. gang;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. sosyoloji) (uyd. k.). Anaerkil. Anaca hâkim olan, ana tarafı hâkim olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cicili bicili, sahte gösterişli, kaba süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. mideyi karnın alt duvarına bağlayan zar, mesogastriyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. metreye ait, metreye göre; metre sistemini kullanan; şiir veznine ait, ölçülü. metric system metre sistemi. go metric metre sistemini uygulamak. metrically z ölçüyle; metre sistemine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. metre sistemine dönüştürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métrique

mat. ölçümlü

Metre veya metreyi temel olarak alan ölçülerle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. korkma demek olan «meters» ten Arapçalaşmış). Çarpışan askeri düşman atışından korumak için kazılmış toprak siper, geçici tabya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. işlem hatası yüzünden hükümsüz kalan muhakeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Birkaç arabadan mürekkep bir katarda, motorlu olup diğerlerini çeken araba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tarab» dan if.). 1. Çalgıcı, sâzende. 2. Çalgı hey’eti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطرب] çalgıcı. 2.şarkıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Kitlesi yok denecek kadar az, elektrik yükü olmayan ve Beta ışınlarıyla beraber yayınlanan bir atom zerreciği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geceleri baskın yapan atlı ve maskeli çeteye mensup kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kim.) nitrik asit, kezzap, azotik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) nitratlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (kim.) nitratlaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. kimya). Sanayide kullanılan bir asit, kezzap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqua fortis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nitric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) nitröz asidi tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kısıtlamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) burun deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şartsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Neutrine.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Amerika kunduzu; bu kunduzun kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) besleyici, besinli; gıdalı; (i.) gıda, besin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gıda, besin, yemek. nutrimen'tal (s.) besinsel, gıdalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gıda, yiyecek; besleme, beslenme. nutritious, nu'tritive (s.) gıdalı, besinli, besleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çocuk doğumuna veya gebeliğe ait. obstetrics (i.) gebelik ve doğumla uğraşan tıp dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) doğum mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

OFC (oksijensiz bakır), normal bakıra kıyasla daha iyi elektriksel özelliklere sahiptir. OFC elektrik kablosu, DVD oynatıcılara değişmez güç sağlar

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orchestrina i. orkestranın değişik çalgılarını tak- lit eden org gibi bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devekuşu zool. Struthio camelus. ostrich plume devekuşu tüyü, özellikle kuyruk ve kanatlarının uzun ve beyaz tüyleri. ostrich tip devekuşu tüyünün ucu. ostrichlike s. görmezlikten veya anlamazlıktan gelerek kendini emniyette zanneden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir arabanın yanı sıra giden atlı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. avara demiri; patrisa mataforası; uskundra; dirsekli futa veya bunun ıskarmozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. sınırsız olarak, birden, yekten; bütün bütün, tamamen; dosdoğru; doğrudan dogruya; s. sınırsız; tam, bütün; devam eden; karşılıksız; düpedüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) yarışta geçmek; herhangi bir şeyde üstün çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (briç) fazla kazanılan el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keklik, zool. Perdi perdix; kekliğe benzer birkaç çeşit kuş. gray partridge sil, keklik, zool. Perdix perdix. redlegged partridge kına keklik, kızıl keklik, zool. Alectoris rufa. rock partridge kınalı keklik, kırmızı keklik, zool. Alectoris graeca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir aile veya kabilenin ilk atası, cet, ata; yaşlı ve hürmete layık adam; b.h. patrik. patriar'chal s. patriğe ait; hürmete lâyık. patriarchate i. patriklik; ataerki, pederşahilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Patrikle alâkalı. 2. Pederşâhî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. patriarcal

top. b. ataerkil

Soyda, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları baba soyuna mal eden (topluluk).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asilzadelere ait; i. asilzade, eski Roma'da soylular sınıfına mensup kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babayı öldürme; baba katili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Rum ve Ermeni kiliselerinin büyük dini reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarch (in the Eastern Orthodox Church. patriarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir patrikin idarehanesi ve oturduğu yer: Rum, Ermeni patrik-hânesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Patrik sıfatı 2. Patrik’in işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babadan intikal eden miras; kilise vakfı patrimo'nial s. bu yolla intikal eden miras kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatanperver kimse, yurtsever kimse. patriot'ic s. yurtsever, vatanperver. patriot'ically z. vatanperverane. patriotism i. vatanperverlik, yurt sevgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gabya ve babafingo çubuklarının çarmıh halatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (eski) kilise ileri gelenlerine veya onların yazdıklarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yaya, yayan giden kimse; s. yürümeye ait, yaya yürüyen, piyade; ağır, sıkıcı; adi. pedestrianism i. ağır ve adi yazı üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paediatrics. pediatrics. pediatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrics. paediatrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. çocuk bakımına veya tedavisine ait. pediatrics i., tıb. çocuk bakımı veya tedavisi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk doktoru, çocuk hastalıkları mütehassısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taş kesilme, taşlaşma; taş kesilmiş şey, fosil. petrifactive s. taş haline getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taş haline getirmek; aşırı derecede hayrete düşürmek, aklını başından almak, sersemleştirmek; taşlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışınlar ile elektriğin ortak etkilerine veya birinin diğerini hasıl etme gücüne ait, fotoelektrik. photoelectric cell fotosel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ışıkölçerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pizoelektrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akciğerlere ve mideye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. vatan aşkına, vatan uğruna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Ruh hekimliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychiatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychiatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychométrie

ruh b. ruh ölçümü

Ruhsal süreçlerin ölçülmesinde kullanılan, araçları ve yöntemleri gerektiren bir ruh bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürük, çürümüş, bozuk, bozulmuş, kokmuş; çürüklüğe alâmet olan. putrid'ity, putridness i. çürüklük; çürümüş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ısı elektriğine ait; i. ısı elektriği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kristallerin ısınmasıyle meydana gelen elektriklenme, sıcakla üreyen elektrik, piroelektrik lilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) seçim bölgelerini yeniden sınırlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar memleketine iade etmek; kendi memleketinin vatandaşlığına tekrar girmek; i. tekrar memleketine iade olunan kimse. repatria'tion i. kendi memleketine iade, kendi vatanına dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kısltlamak, bağlamak, sınırlamak; elini bağlamak: tahdit etmek, hasretmek. restrictive s. kısıtlayıcı, bağlayıcı, sınırlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınırlayan kural, şart, hudut sınırlama, kısıtlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşılıkta bulunma; mükâfat veya ceza verme; günah cezası. retrib'utive, retributory s. ödül veya ceza verme eğiliminde, ödül veya ceza kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekrar ele geçirilebilir, tekrar yerine getirilebilir, kazanılabilir, düzeltilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar ele geçirmek; tekrar kazanmak veya düzeltmek; tazmin etmek, çaresini bulmak; bulup getirmek (köpeğin yaralı veya ölü avı bulması gibi); i. tekrar ele geçirme; düzeltme; tazmin; avı bulup getirme. retriever i. vurulmuş avı bulup geti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patates mayasından yapılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr. centrifuge). Merkezkaç, merkezden uzaklaşan. Santrifüj (merkezkaç) kuvvet = Bir merkez etrafınfında dönen cismi o merkezden uzaklaştıran kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. centrifuge

fiz. merkezkaç

Merkezden uzaklaşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugal. centrifugal machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifuge. hydro-extractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Merkezkaç kuvvetten faydalanarak bir karışımın İçindeki unsurları çöktürmekte kullanılan cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. centripMe). Merkeze yönelen, merkezcil. Santripat (merkezcil ) kuvvat = Merkeze doğru yönelen kuvvet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (A.B.D.), k.dili ikinci sınıf (oyuncu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (astr.) Büyükayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuzeysel, yıldızdan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(I). ayakkabı bağı. on a shoestring az parayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Tenazur. Bir cismin iki tarafının bir mihvere göre birbirine tamamen intibak etmesi, birbirinin aynı olma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symétrie

mat. bakışım

Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry. proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry. symmetry bakışım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Simetri, parçaların orta eksenin iki yanında biçimlerin, motiflerin ve renklerin eşdeş olacakları biçimde düzenlenmeleri sonucunda, her iki yarımın birbirinin yansıması olmasıdır. Asimetri ise orta çizgi ile bölünen karşıt yanların parçalarının eşdeş olmadığı bir düzenlemedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. symétrique

mat. bakışımlı

Bakışımı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symmetric. symmetrical. symmetrical bakışımlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even running. symmetrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oturma grevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citric acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında en iyi resim kalitesini garantileyen gelişmiş bir işleme sistemidir. Bu sistem, televizyon ekranında eşit düzeyde yüksek kalite görüntüyü garantilemek için kayıt kalitesi ve kaset koşuluna bağlı olarak aygıtın otomatik şekilde netliği ayarlamasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony LPEC Codec, bulunduğu aygıtın en yüksek dijital veri akışı ya da sinyalini dağıtıp kaydedebilme özelliğine sahip olmasını garantileyen bir standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. striae) ince çizgi; ufak oyuk; paralel birkaç çizgiden her biri. striate(d) s. çizgili. stria'tion i. paralel küçük çizgilerin düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strike: s., A.B.D. hastalanmış; yaralı, yaralanmış; felâkete uğramış; içindekiler kabın ağız seviyesine indirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolu zahire ölçüsünü düz silmeye mahsus tahta; orak bilemeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkı; dikkatli, çok titiz; harfi harfine tanımlanmış tam; şiddetli, sert; sofu, mutaassıp. strict'ly z. tam manasıyla. strict'ness i. sıkılık, sertlik, sıkı disiplin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kınama, takbih, zem, yerme, tenkit; sınırlama; tıb. kanal daralması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strode, stridden) i. uzun adımlarla yürümek, geniş adımlarla gezinmek; üzerine binmek; i. uzun adımlarla yürüme; uzun adım. hit one's stride normal seyrini veya hızını bulmak. make rapid strides hızla ilerlemek; büyük terakki göstermek. take in one'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gıcırtılı, tiz, keskin sesli. stridently z. tiz bir sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gıcırtı; tıb. hırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cırlamak. stridula'tion i. tiz ses, cırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cırlak, cırtlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. didişme, mücadele, çekişme, münazaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma ve Yunan'da uzun saplı hamam kaşağısı; eski Roma binalarında süs için yapılan bir çeşit oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sert kıllı; zool. ince çizgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (struck; struck veya nad., A.B.D. stricken) vurmak, çarpmak, darbe indirmek; yumruk atmak; çakmak; çatmak; basmak, darbetmek; çalmak (saat); gelmek, bulmak, ulaşmak; dolu zahire ölçüsünü bir tahta parçasıyla silip düzeltmek; akdetmek, kararlaştırmak;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, çarpma; grev; umulmadık bir yerde zengin maden filizi bulma; dolu kilenin üstünü silip düzeltecek alet; üstünlük, mükemmellik; doluluk; jeol. bir tabakanın yatay yönü; bir defada darbedilen sikke miktarı; k.dili. anı başarı, büyük vurgun; bo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurucu, vuran kimse; grevci; A.B.D. donanmasında çırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkati çeken, göze çarpan. strikingly z. dikkat çekecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kargabükenden çıkarılan çok şiddetli bir zehir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) Avustralya İngilizcesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip sicim, kaytan, kordon, şerit; şart; tahdit; boncuk dizisi; dizi, seri; A.B.D., k.dili. yarış atı grubu; kiriş tel, saz teli; lif; çoğ. yaylı sazlar. string bag file string band yaylı sazlar orkestrası. string bean çalı fasulyesi; k.dili. uzun v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (strung) tel takmak; akort etmek; germek; ipliğe dizmek, ipe geçirmek; kılçıklarını çıkarmak (taze fasulye); iple bağlamak veya asmak; tel tel olmak; sıra veya dizi halinde gitmek. string along aldatmak; ayak uydurmak. string along with k.dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorlu, yeğin; zor şartlarda engellenmiş; sıkı, dar; paraselik çeken; ikna edici kandırıcı. stringency i. sıkılık; para darlığı. stringently z. para darlığıyla; sıkıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirişçi; yatay kiriş; kadir belirli bir takımdan olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tel gibi; tel tel olan; lifli, iplik iplik; kılçıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. soymak, elbisesini çıkarmak; derisini veya kabuğunu soymak; vidanın dişlerini çıkarmak; ineğin sütünü son damlasına kadar sağmak; tütün yaprağının orta damarını çıkarmak; soyunmak; soyulmak. strip mining madenin üstünü kazarak kömür ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uzun ve dar parça; sınır; şerit; dar arazi; resimli hikaye serisi; f. şeritler halinde kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çubuk, yol, çizgi; çizgili kumaş; çoğ. tutuklu kıyafeti; başka renkten tahları ensiz ve uzun parça; biçim, tip; cins, renk; f. yol yol etmek, çizgilerle süslemek. striped s. çizgili, yollu. of the same stripe aynı cinsten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamçının darbe yeri, bere; kamçı vuruşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delikanlı, genç adam, çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soyma makinası; soyan kimse; A.B.D., (argo) striptiz artisti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. striptiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip-show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser. peeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strove, striven) çalışmak, çabalamak, gayret etmek; çekişmek; uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® resim tüpleri, HDTV (Yüksek Tanımlamalı TV) kullanımı için idealdir. Tüpte, resim kalitesini önemli ölçüde geliştiren parlak bir kaplama bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Super Trinitron® Wide TV görüntüsü, 16:9 en-boy oranına sahip olmanın yanı sıra düzdür. Yansıma ve bozulmalar önemli ölçüde elimine edilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakışık, simetrik, mütenazır; muntazam, mütenasip; bot. simetrik, bakışık; mat. aynı sayıyla bölünebilir. symmetrically z. bakışık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakışım sağlamak, simetrik hale getirmek, mütenasip kılmak, mütenazır kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tensiométrie

gerilim ölçümü

1. Sıvılardaki yüzey gerilimlerini belirleme işi. 2. Mekanik gerilim niceliğini, birtakım ölçü araçlarından yararlanarak belirleme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak mesafelere elektrikle tesir eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) Isı enerjisi ile elektrik enerjisi arasındaki münasebetleri inceleyen” fizik kolu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermoelectricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dünya veya karayla ilgili veya onlara ait; karadan meydana gelen; arza ait, dünyevi; karada yaşayan; karasal; (i.) dünyada var olan şey. terrestrial telescope görüntüyü düz gösteren teleskop. terrestrially (z.) dünyevi şekilde; karasal olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tiyatroya ait, temsili, gösteriş kabilinden, yapmacık, sahte; (i.), (çoğ.) amatörler tarafından oynanılan piyesler. theatrical makeup sahne makyajı. theatricalism (i.) gösteriş için fazla heyecanlı davranma. theatrically (z.) sahnede imiş gi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) piyesi sahneye koyma; dramatik etki yapma sanatı; sahte heyecan gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allahı her şeyin merkezi olarak tanıyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termoelektrik, ısı elektriği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. termometreye ait. thermometrically z. termometre ile, termometreye göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. renksiz ve patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) üç, üç misli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM 900MHz, 1800MHz ve 1900MHz frekanslarında yayın yapan şebekelerle iletişim kurabilen cep telefonları için tanımlanan özelliktir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tri-Codec yeteneği, CD’nizdeki MP3, WMA ve Atrac3plus parçaları kayıttan çalabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tecrübe olunur, denenmesi mümkün; davası görülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üçlü takım; müz. bilhassa birinci ile üçüncü ve beşinci notalardan ibaret uçlük akort, triade; kim. üç değerli atom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. davanın görülmesi, muhakeme, duruşma, yargılama; tecrübe, deneme, bakma, imtihan; tecrübe olunma, denenme; imtihan kabilinden olan felaket veya keder. trial and error çeşitli yolları deneme; deneyerek. trial balance muhasebede zimmet ve matlup

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşeli şekil, üçgen; gönye; üçlü grup; müz. üçköşe, triangel. the eternal triangle rakip aşk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli, üçgen şeklindeki. triangularity i. üçlülük. triangularly z. üç köşeli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. üçgenlerle bölünmüş; üçgen; f. üçgen yapmak; üçgenlere bölmek; nirengi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nirengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The formation situated between the Permian and Lias, and so named by the Germans, because consisting of three series of strata, which are called in German the Bunter sandstein, Muschelkalk, and Keuper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Triassic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. jeol. Jura devrinden evvel gelen. Trias devrine ait; i. Triasik devir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

den. direk kulumbirleri arasındaki ıstralya, karanfil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabileye ait. tribalism i. kabile kültürü ve ilişkileri. tribally z. kabile seklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

900/1800/1900 MHz’lik GSM frekanslarında çalışan cep telefonları.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. üç bazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabile, aşiret, oymak, soy, uyruk; aynı sınıftan veya aynı sanattan kimseler, grup; biyolı takım, familya; dişi hayvandan gelen zürriyet. tribes'man i. kabileye mensup fert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teknolojide cisimlerin sürtünmelerini inceleyen dal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. tribology

sürtünme bilimi

Sürtünme olaylarını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) üç kısa heceli vezin parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihnet, musibet; dert, keder, büyük sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Kapalı ve açık seyir yerlerinde seyirciler için yapılmış anfiteatr biçiminde oturacak yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tribune

sekilik

Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandstand. tribune. grandstand. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandstand. stands. bleachers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahkeme; hakim kürsüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Roma tarihinde soylulara karşı halkın seçtigi ve halkı koruyan sulh hakimi; halkı savunan kimse. tribunate, tribuneship i. halkl savunan memur makamı. tribunicial, -tial s. bu makama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kursu, platform, tribun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vergi veren; tabi olan, bağımlı; vergiye ait, haraç olarak verilen; yardımcı; bir ırmağa karışan (ayak); i. haraca tabi hükümdar veya hükümet; ırmak ayağı; göle dökülen ırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. övme, sitayiş, takdir; hediye: haraç, vergi, baç; haraç verme mecburiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. up (ile) kaldırıp baglamak; hisa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lahza, an. in a trice bir lahzada, çabucak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç başlı kas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kirpiklerin içe doğru dönmesi; idrarda ipliksi elyaf görülmesi, trikiyazis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -nae) tıb. trişin. trichinosis i., tıb. trişinoz. trichinous s. trişinli; trişinozlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) saç, kıl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki kabuğunun iç zarından çıkan şey (kıl).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saç hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç kısma bölünme; insan tabiatının beden, ruh ve can olarak üç kısma ayrılması. trichotomous s. üç kısma ayrılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç renkten ibaret, üç renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hile, oyun, desise, dolap, şey tanlık; marifet, ustalık; hokkabazlık, el çabukluğu; adet; garip taraf; huy, hususiyet; (briç) bir devirde oynanılan kağıtlar; den. nöbet; f. aldatmak, hile yapmak. trick out veya up süslemek. bag of tricks bir sü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile kabilinden, hilekâr; hüner isteyen. trickishly z. hile ile trickishness i. hile, hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. damla damla akmak veya akıtmak; azar azar gelmek; i. damlama; damla damla akan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hilekâr veya düzenbaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavla oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile; ustalık isteyen; becerikli, usta, hünerli. trickily z. hile ile. trickiness i. hile; hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. üç ekseni dik olmayan açılarla kesişen (kristal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romalıların yemek yerken üzerine uzandıkları ve ortadaki masanın üç yanını çevreleyen sedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç renkli bayrak; b.h. Fransız bayrağı. tricolored s üç renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden giyilen üç kenarı kalkık şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. triko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç çatallı (azı diş leri veya kalp kapağl gibi). tricuspid valve anat. üçlü kapacık, triküspid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. üç tekerlekli velespit; f. üç tekerlekli velespite binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç parmaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üç dişli gladyatör mızrağı; üçlü çatalı olan balık zıpkını; Neptünün sembolü; s. üç çatallı mızrak gibi, üç çatallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dişli, üç çıkıntısı veya ucu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. trioecious.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. try; s. güvenilir, güvene layık; saf, arıtılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç senede bir olan, üç sene süren; i. üç senede bir olan veya üç sene süren şey; üçüncü ylldönümü. triennially z. üç senede bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübe eden kimse; yargılayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat., zool. beyinden çıkan beşinci çift sinirlere ait, trigeminusa ait; i. üçüz sinir, trigeminus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üçlü çatal; üçe bölünmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. önemsiz şey; az miktar, cüzi şey; ucuz ve adi süs eşyası; pandispanya ve meyvalardan yapılan bir çeşit tatlı; kalay ve kurşun alaşımı; f. oynamak; boşuna harcamak; boş şeyler konuşmak; oyalamak, oyalanmak; şaka yapmak. trifle with önem verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehemmiyetsiz, ufak, cüzi, az; sathi; her şeyi ehemmiyetsiz gibi karşılayan; değersiz, işe yaramaz. triflingness i. ehemmiyetsizlik. triflingly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yakın, orta ve uzak mesafeler için) üç ayrı kısmı olan (gözlük). trifocals i. üç kısımlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç yapraklı, yaprak gibi üç kısmı olan; üç yaprakçığı olan (yaprak); mim. üç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç yaprakçığı olan (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yonca, tirfil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria) mim. büyük kiliselerin yan galerilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç kısımlı, üç şekli olan; üç şekilden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üçlü çatal üç kısma ayrılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. (-ged, -ging) şık, temiz giyimli; sağlam dayanıklı sıkı; güvenilir; canlı cıvıl cıvıl; f., out veya up (ile) şıklaştırmak; güzelleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) takoz, köstek; f. altına takoz koyarak hareketine mâni olmak; frenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. trigonometry.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üçlü; anat., zool. trigeminusa ait; i. trigeminus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tüfek tetiği; mak. zembereği serbest bırakmaya mahsus cihaz; dürtü; f. başlatmak. trigger man A.B.D., (argo) cinayet işlemeyi üzerine alan gangster. quick on the trigger eli tetikte; hazırcevap, kafası çabuk işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çotira zool. Balistes capriscus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) önemsiz sebeplerle silah kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan mimarisinde Dorik frizlerde fasıla ile sıralanan düşey üç yivli taş levha, triglif. triglyph'ic(al) s. böyle levhaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zodyak'ın dörtte biri; üç köşeli bir çeşit çenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli; kristalde üç katmerli simetriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. geometri). Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu ki, İslâm bilginlerince bulunmuştur, Osm. ilm-i müsellesât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Trigonometriyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trigonometri. trigonomet'ric(al) s. trigonometriye ait. trigonomet'rically z. trigonometrik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ses çıkaran üç harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç yüzlü, üç yanlı, tek noktada birleşen üç yüzlü (cisim), trihedron. i, geom. bir noktada birleşen üç düzlemden husule gelen sekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç çift yaprakçığı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Örgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitwear. knitting. tricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitwear. fabric knitted by machine. machine-knit fabric. tricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zoolloji). Barsaklarda parazit olarak yaşayan bir kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Örgü işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / seller of knit goods. knitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç yanlı, üç kenarlı, üç yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç hattan ibaret, üç hatta ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dilde ifade olunan; uç dil konuşan, üç dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç harften ibaret (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sesi titremek veya titretmek; titrek ses ile söylemek veya terennüm etmek; i. sesin titremesi; müz. titrek ses; ''r'' sesinin titretilerek söylenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz sistemine göre 18. sıfırlı, Amerikan ve Fransız sistemine göre 12 sıfırlı rakam, trilyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çiçek etrafında uç yaprağı olan fidan, trilyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç loplu, üç kısımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bedeninde üç bölme bulunan ve şimdi soyları tükenmiş olan deniz böcekleri takımından bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç gözlü, üç hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tümleşik video kaset kaydedici içeren Sony TV’lerde bulunur. Sinyali ölçüp, parazit gidermesi ve frekans tepkisini otomatik olarak ayarlayarak her türlü video kasetin oynatımını ve kaydını en iyi hale getirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video kaset kaydı ve oynatımı için otomatik bir ayarlama yöntemi. Yalnızca 2,5 saniyede alınan ölçümler, parazit giderme ve frekans tepkisinin otomatik olarak düzeltilmesini sağlar. Her türlü VHS kasette kullanılabilen bu sistem, video kafalarının kullanım ömrünü önemli ölçüde artırmanın yanı sıra daha parlak görüntü, daha net resimler ve güçlü renkler sağlar. Tri Logic Plus, oynatma parametrelerinin daha iyi ayarlanması ve yeni parazit giderici sistemi sayesinde resim kalitesini önemli ölçüde geliştirir. Super Tri Logic ile Long Play kayıtlar bile en iyi görüntü kalitesinde izlenebilir. Tri Logic Digital, dijital bir devre kullanarak VHS sistemlerde genelde görüşen renk parazitini düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üçlü eser, triloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. trilogie

ed. üçleme

Bir yazarın, konu ve fikrî yapı olarak birbirini izleyen üç eseri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trilogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TRILUMINOS televizyondaki renk gösteriminde bir devrimdir. İnce TRILUMINOS LED arka ışığı olağanüstü renk gösterimi sağlar ve görüntüye daha fazla derinlik katar. Sony tarafından geliştirilen bu teknoloji kırmızı, yeşil ve mavi için ayrı LED’ler kullanır. LED’ler daha saf kırmızı ve yeşil renk yaydığından, kaynağın gerçek renklerini yakalayan daha parlak ve daha net bir ışık üretebilirler. Sonuç ise, gerçeğine daha yakın, zengin renklerle dolu bir ekrandır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bin milyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billion. trillion. a million million.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-mer, -mest), f. (-med, -ming), i. temiz ve yakışıklı, biçimli, şık; f. budamak, kırkmak, kesip düzeltmek; süslemek; temizleyip nizama koymak; den. yükü düzgün istif ederek gemiyi denk etmek; yelkenleri rüzgâra göre düzeltmek; hav ayar etmek; k.d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine benzer üç kısmı olan; bot. üç klsımlı (çiçek); biyol. üç eklemli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç aylık müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç cüz (tef'ile)den. ibaret (mısra).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süsleyen kimse, düzenleyici kimse; yağcı, dalkavuk; bir çeşit yapı kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i süsleme; süsleyici şey; garnitür; çoğ. kırpıntı; k.dili mağlubiyet, dayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

üç ayda bir (olan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı türde üç şeklin bulunması. trimorphic, trimorphous s. üç şekilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç kat uçlü, üç kere yapılan; i. üçlü takım; b.h. teslis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında adalar, Venezuela’nın kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 11 00 Kuzey enlemi, 61 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 5,128 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Ovalar ve dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: El Cerro del Aripo 940 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, asfalt.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %14.62.

daimi ekinler: %9.16.

Diğer: %76.22 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 40 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,065,842 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.87 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -11.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.05 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.76 yıl.

Erkeklerde: 65.71 yıl.

Kadınlarda: 67.86 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.74 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %3.2 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 29,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,900 (2003 verileri).

Ulus: Trinidad ve Tobagolu.

Nüfusun etnik dağılımı: zenci %39.5, Doğu Hindistan %40.3, melez %18.4, beyaz %0.6, Çinli ve diğer %1.2.

Din: Roma Katolikleri %29.4, Hindu %23.8, Anglikan %10.9, Müslüman %5.8, Presbyterian %3.4, diğer %26.7.

Diller: İngilizce (resmi), Hindi, Fransızca, İspanyolca, Çince.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.6.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %98 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Trinidad ve Tobago Cumhuriyeti.

kısa şekli : Trinidad and Tobago.

Yönetim biçimi: Parlamenter demokrasi.

Başkent: Port-of-Spain.

İdari bölümler: 9 bölge, 3 belediye ve 1 semt; Couva/Tabaquite/Talparo, Diego Martin, Mayaro/Rio Claro, Penal/Debe, Princes Town, Sangre Grande, San Juan/Laventille, Siparia, Tunapuna/Piarco.

Bağımsızlık günü: 31 Ağustos 1962 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 31 Ağustos (1962).

Anayasa: 1 Ağustos 1976.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Ulusla


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Trinidad ve Tobago.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. teslis prensibine ait; i. teslis prensibine inanan kimse. Trinitarianism i. teslis prensibini kabul eden mezhep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nitrat ile toluenden mürekkep kuvvetli bir patlayıcı madde, kıs. T.N.T.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üçlü, üçlü birlik; b.h., ilah teslis; teslisi temsil eden simge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzük veya duğme gibi ufak sus; kıymetsiz şey, oyuncak, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yelken gemisinde pruva direğinin en altındaki seren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç düğüm veya eklemi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. üç terimli; biyol. üç kelimeli ismi olan, i., mat + veya işaretiyle birleşmiş üç terimli ifade; biyol. üç kelimeli isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. musiki). Üçleme, üçsesli eser.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. trio

müz. üçlü

1. Üç ses veya çalgı için düzenlenmiş müzik parçası. 2. Bu parçayı çalan üç kişilik müzik topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Three, considered collectively; three in company or acting together; a set of three; three united.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A composition for three parts or three instruments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The secondary, or episodical, movement of a minuet or scherzo, as in a sonata or symphony, or of a march, or of various dance forms; not limited to three parts or instruments. a musical composition for three performers three people considered as a unit a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the cardinal number that is the sum of one and one and one. a musical composition for three performers. three performers or singers who perform together. a set of three similar things considered as a unit. three people considered as a unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vocal or instrumental piece for three performers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ensemble of three musicians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event in which three swimmers work together as a team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of music performed by three performers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Three singers with guitars singing boleros, sons, guarachas and other songs : this formation was popularized during 20ties of the 20th century. : a group of three instruments; a work written for that group; or the contrasting middle section of a minuet or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Three meanings: 1 A kind of chamber ensemble featuring three players 2 The genre associated with such an ensemble 3 A kind of interlude in the middle of a piece, often lighter in texture and in a contrasting key This feature occurs in both classical music

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ask your guidance counselor about TRIO programs such as Educational Talent Search and Upward Bound TRIO programs help students whose families are not familiar with planning for college Participation is free, and students can work together toward their edu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üçlü takım; müz. üç1ü, triyo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. aynı türün değişik bitkilerinde erkek ile dişi ve hünsa çiçekleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Üçlü, notada grupların üç eşit parçada okunması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit sekiz mısralı şiir kıtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde üç oksijen atomu bulunan oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa seyahat veya yolculuk; tur; sürçme, çelme, ayak takılması; seğirtme; mak. kastanyola, durdurucu tertibat; hata, yanlış; (argo) uyuşturucu madde kullanma ve bunun tesiri. trip hammer otomatik demir çekici. round trip gidiş dönüş. take a trip

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) sürçmek, çelmek, selme takmak; hafif hafif veya sekerek yürümek, sekmek, sıçramak, seğirtmek; yanılmak, hata yapmak; mak. açılmak, çözülmek, boşalmak, engeli kaldırıp serbest bırakmak, harekete geçirmek; nad. yolculuk etmek; hatasını

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç kısma ayrılmış; üç kısımdan veya kopyadan ibaret; üç taraf arasında yapılmış. triparti'tion i. üç parçaya bölünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işkembe; k.dili saçma, manasız veya değersiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çiçeği üç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., elek üç fazlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir hecede birleşmiş üç ünlü. triphthon'gal s. bir ses çıkaran birleşik üç ünlü kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç dereceli tüysü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst üste üç kanatlı uçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., i. üç kat, üç misli, üçlü; f. üç misli yapmak veya olmak; i., beysbol üç kalelik bir top vuruşu. Triple Alliance. Üçler ittifakı. tripleexpansion engine üç genişlemeli makina. triple measure, triple time müz. üç vurgulu tempo. triple threat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. triplex

üç katlı

Üç katı olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç şeyden ibaret takım; (şiir) üç mısralı kafiyeli şiir parçası; müz. triolet, üçlem; üçüzlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç kısımdan mürekkep, üç kat; i. üç daireli ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üç kat etmek; üç kopyasını çıkarmak. triplica'tion i. üç kat etme veya olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç kat, üç misli;üç kopyadan ibaret; i. üçlü kopya; aynı cinsten üç şey. in triplicate üç kopya olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i üç kat veya üç misli olma; üçlü takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç ayaklı sehpa; fotoğraf sehpası. tripodal s. sehpaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bazı kaynakların çevresinde bulunan silisli ince bir çeşit opal tozu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An earthy substance originally brought from Tripoli, used in polishing stones and metals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It consists almost wholly of the siliceous shells of diatoms. a port city and commerical center in northwestern Lebanon on the Mediterranean Sea the capital and chief port and largest city of Libya; in northwestern Libya on the Mediterranean Sea; founded

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a way to hand-finish metal This style of polishing removes the coarse marks left behind by sand polishing, and leaves a smoother finish. Soft decomposed rock that may contain crystalline or amorphous forms of silica. a form of hand finish polishing which

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Trablusgarp; Trablusşam; k.h. Trablus taşı, cilâ için kullanılan alçıtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Trablusgarp ülkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. triporteur

üçteker

Eşya taşımak için bir kasası bulunan, çoğu kez motorlu, üç tekerlekli küçük taşıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-wheeler. luggage carrier. three-wheeled parcel carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cambridge üniversitesinde şeref payesi imtihanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyahat eden kimse; İng., k.dili turist; mak. kastanyola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çevik, kıvrak; hafif adımlarla yürüyen; i. hafif ve çevik adımlarla yürüme; hafif bir dans. trippingly z. sekerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. triptan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triptyque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triptyque. triptique. tryptyque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirine menteşeli üç ahşap levhadan oluşan Avupa resim sanatı ürünü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç kanatlı resim; üç kere katlanan yazı levhası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç taraflı, üç köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç sıra kürekleri olan eski savaş gemisi, kadırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üç kısma bölmek; geom. üç eşit kısma ayırmak. trisec'tion i., geom. üç eşit kısma ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç sıra olarak tertip edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. zooloji). Domuzun kaslarında yaşayan ve iyi pişmemiş domuz eti yiyenlere de geçerek trişinoz denilen hastalığı yapan küçük solucan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Trişinin sebep olduğu hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. cene kilitlenmesi. trismic s. çene kilitlenmesi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, bot. üç tohumlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. kederli, acıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. keder.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, eski kederli üzüntülü. tristfully z. kederle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç satırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. üç stilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç heceli kelime. trisyllab'ic s. üç heceden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. herkesçe bilinen, basmakalıp, malum; adi; bayatlamış, eskimiş. trite'ly z. adi bir şekilde. triteness i adilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç uknumun üç ayrı tanrı olduğuna dair itikat. tritheist i. böyle bir inancl olan kimse. tritheis'tic(al) s. bu itikat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). T senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tritiumun bir protondan ve iki nötrondan meydana gelen atom çekirdeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabled sea demigod, the son of Neptune and Amphitrite, and the trumpeter of Neptune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He is represented by poets and painters as having the upper part of his body like that of a man, and the lower part like that of a fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He often has a trumpet made of a shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of many species of marine gastropods belonging to Triton and allied genera, having a stout spiral shell, often handsomely colored and ornamented with prominent varices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Some of the species are among the largest of all gastropods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also trumpet shell, and sea trumpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any one of numerous species of aquatic salamanders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common European species are Hemisalamandra cristata, Molge palmata, and M. alpestris, a red-bellied species common in Switzerland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most common species of the United States is Diemyctylus viridescens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. under Salamander. tropical marine gastropods having beautifully colored spiral shells a sea god; son of Poseidon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sea god; son of Poseidon. tropical marine gastropods having beautifully colored spiral shells. small usually bright-colored semiaquatic salamanders of North America and Europe and northern Asia. A variety of sea shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A satellite of Neptune orbiting at a mean distance of 354,000 kilometers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TRIangle Trans-Ocean buoy Network, maintained by JAMSTEC in collaboration with TAO.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. yarısı adam yarısı balık olan deniz mabudu; k.h., zool. boru şeklinde bir çeşit deniz salyangozu veya bunun kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ezip toz etmek, öğütmek; dövmek; i. ezilip toz haline getirilmiş madde. triturable s. ezilip toz haline getirilir. tritura'tion i. ince öğütme, toz halinde ezme; toz haline getirilmiş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zafer alayı; zafer, başarı, muvaffakiyet, galebe; zafer sevinci; f. zafer kazanmak muzaffer olmak, galip gelmek, yenmek; iftihar etmek, övünmek; zafer merasimi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zafere ait, zafer kabilinden. triumphal arch zafer takı. triumphal column zafer abidesi, zafer sütunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muzaffer, galip; iftihar eden; zaterli; övünen. triumphantly z. muzafferane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -virs, -viri) en yüksek hükümet mevkiini eşit olarak elde tutan üç devlet başkanından biri. triumvirate i. üç kişinin bir arada devlet başkanı olması, triumvirlik; üçler grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ilah. birde üç olan (teslis için). triu'nity i. birde üç olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. üç değerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofrada sıcak tabak altına konulan ayaklı madeni tepsi nihale; ayakı destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. değersiz şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçma, abes; cüzi, önemsiz, ehemmiyetsiz. trivial'ity, trivialness i. saçmalık, ehemmiyetsizlik. trivially z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağ üniversitelerinde ilk dört seneyi teşkil eden dilbilgisi ile belâgat ve mantık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. üç haftada bir veya haftada üç kere (olan veya çıkan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) (or ekiyle biten bazı isimlerin dişil sekli: aviatrix, executrix)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «tril» okunması yanlıştır) (musiki). Üzerine geldiği notayı komşu nota ile titreterek okutan işaret.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çok yüksek süratle çalışan santrifüj makinası; f. böyle bir makinanın tesiri altında bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vatanperver olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, kısıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strung) tellerini çıkarmak; gevşetmek; zayıflatmak, (sinir) bozmak. unstrung s. gevşetilmiş, gevşek; sinirleri bozuk sinirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tecrübe edilmemiş, denenmemiş; muhakeme edilmemiş, yargılanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesine, PC’ye bağlı olduğu sürece otomatik olarak güç sağlayan USB bağlantısı özelliği.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. içkulakta bir boşluk, kırbacık; bot. torbacık. utric'ular s. ufak torbaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. ventriloque). Karnından konuşan, başkası söylüyormuş gibi konuşma marifeti gösteren kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ventrilogue

karnından konuşan

Başkası söylüyormuş gibi konuşma becerisi olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventriloquist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventriloquist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fizyol. damar daraltan ilaç veya sinir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. beden veya organda boşluk; karıncık. ventric'ular s. karıncıkla ilgili, karıncığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göbekli; ortada veya yanda şişkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vantrlogluk. ventriloquist i. vantrlog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. veratrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cam gibi, cam şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cam haline koymak veya girmek. vitrification i. camlaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Camekân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display window. glass case. shop window. shopwindow. show glass. show window. window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showcase. window. shopwindow. china cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopwindow. showcase. vitrine. china cabinet. display. display case. display window. glass case. shop case. shop front. shop window. squeegee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sülfürik asit, zaç yağı, karaboya; herhangi bir maden sülfatı; iğneleyici söz veya yazı; yakıcı şey. blue vitriol göztaşı. vitriolic s. zaç yağına ait; acı, yakıcı; iğneleyici; öfkeli (söz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vitriyol haline koymak; zaç yağı ile yakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. maddelerin hacimlerini karşılaştırarak ölçmeye ait. volumetrically z. hacimleri ölçerek. volumetry i. hacim ölçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tecrit şeridi yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. itriyum. yttria i., kim. itriyum oksidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüşt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Zerdüşt kimse; s.Zerdüşti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by