Tu ne demek? | Tu anlamı nedir? | Tu

Tu anlamı nedir?

Tu ne demek?

Tu anlamı nedir?

Tu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tu

Türkçe Sözlük

(e.). «Yazıklar olsun» mânâsına gelen ve tükürmeyi gösteren hakaret ünlemi: Tu, sana! Tu senin yüzünel

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine basarak okumak; önemle belirtmek accentua'tion (i). aksan koyma, vurgulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) gerçek, hakiki, asli, asıl, fiili; şimdiki. actual'ity (i). hakikat ac'tualize (f). gerçekleştirmek, hakiki kılmak, kuvveden fiile çIkarmak. actually (z). hakikatte , gerçekten; bilfiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayat sigortası istatistikleri uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvveden fiile çıkarmak , harekete getirmek; olumlu bir şekilde etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iğne saplamak suretiyle teşhis ve tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden bir bitki. Kökü bazen insanı andıran biçimler aldığından bu adla anılır. Ayrıca eskiden bu bitkide acayip hususiyetler olduğuna inanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Alraunwurzel, Mandragore, Mandrake): Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çesitli preparatların terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Allah nizamı, Allah töresi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın kanunu, ilahi sünnet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the name implies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katıp karıştırılma, ilâve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, şansa bırakmak; cesaret etmek, göze almak, atılmak. adventurer (i). maceraperest kimse. adventurous (s). macera seven; cüretli; cesaret isteyen (bir iş),

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). macera, serüven, sergüzeşt; spekülasyon, vurgun sağlayan teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tapınağın en iç odası adz (i). keser, marangoz keseri aedile eski Roma'da Bayındırlık memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Musiki parçasının duygulu bir üslûpla çalınacağını anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With feeling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tenderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affectionate With tender emotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With tender expressions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilham; vahiy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden topları ateşlemek için, arka deliğin ağzına konan barut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kara ayit, (bot). Vitex agnus castus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım; ziraat, çiftçilik. agricul'tural (s). tarımsal, zirai, çiftçiliğe ait. agricul'turist (i). ziraat uzmanı; çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akbatu).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاقبت الامر] sonunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti, akşama doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Günün hadiseleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualité

güncellik

Güncel olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newsreel. topicality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actualisme

fel. edimselcilik

Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şimdiki, bugüne ait.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. actuel

1. güncel, 2. fel. edimsel

1. Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.). 2. Edim niteliğinde olan, gerçek olarak var olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. contemporary. up-to-date. newsworthy. topical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actual. current. present-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aytuğ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son asırda yanlış olarak «Türk Musikisi» yerine kullanılan tâbir, italyanca alla turca’dan gelir ki, «Türk tarzında» demektir ve Batı Musikisi’nde mehter musikimize benzetilmek istenen eserler için kullanılmıştır. Mızıkay-ı Hümâyûn’a gelen İtalyan müzisyenler tarafından musikimize verilmiş addır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla turca

Doğuluca

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the ottoman/turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system of timekeeping according to which the clock is set at 12 : 00 at sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güveni olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(solidago officinalis): İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğreltiotu çeşidinden tıbda kullanılan bir bitki, iskolopenderyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklik, yükselti, irtifa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tuğ).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay’ın san renkli hali

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bakır alaşımı. 2.Kırmızı bakır. 3.Kırmızı, al gözlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin hakan. Türklerin, Çin’de hüküm süren Türk-Moğol hükümdarlarına verdikleri ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i). Altın renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çok dağınık ve karışık. Altüst böreği = İki yüzü de ayrı ayrı kızartılarak pişirilen börek. Altüst etmek = Karma karışık hale getirmek. Altüst olmak = Karma karışık hale gelmek, şaşkınlıktan perişan olmak: Bu haberi duyar duymaz altüst oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topsyturvy. upside down. topsyturvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. higgledy-piggledy. topsy-turvy. upside-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upside down. topsy turvy. in confusion. higgledy piggledy. upside- down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. dislocate. disorganize. overset. upset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to upset. to ruin. agitate. churn. dislocate. disorganize. invert. knock over. to turn over. overturn. perturb. subvert. throw out. trouble. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be in a mess. to be ruined. badly shaken. turn over. turn turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credo. creed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Atgözü, Kızılağaç, Inula, Inula helenium, Annuèe inule): Bileşikgillerden, nemli yerlerde yetişen, 1 metre kadar sapı olan bir çesit ottur. Yaprakları büyük, yumuşak ve yuvarlaktır. Çiçekleri sarı renkte olup, acı ve kokuludur. Kökü kalındır. Meyveleri küçük, fıstık kozalağına benzer. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Balgam söker. Mikropları öldürür. Vücudda biriken tuzu atar. Üremi, nefrit, sistit, İdrar yolları hastalıklarında faydalıdır. Nefes darlığıını giderir. Karaciğer hastalıklarını tedavi eder. Kaşıntıları keser. Fazla kullanıldığı zaman, mide bulantısı yapar.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğribüğrü, girintili çıkıntılı. anfractuos'ity (i). iğribüğrülük , girintili çıkıntılı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen delik; (geom). birbirini çapraz kesen iki doğrunun arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takım, aletler, cihaz, makine, levazım, aygıt; politik bir örgütün bir kısmı. apparatus criticus (Lat). edebi çalışmalarda kullanılan kitaplar vb; bir eserin derkenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). adi notanın yanına ilâve edilen ufak nota,.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istidat, yetenek, kabiliyet , meyil, anıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madensel sularda bitki yetiştirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

ağaç parkı

Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place in which a collection of rare trees and shrubs is cultivated for scientific or educational purposes. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical tree garden where trees are maintained for display purposes Arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landscaped space where trees, shrubs, and herbaceous plants are cultivated for scientific study, educational purposes, and to foster appreciation of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical collection of trees, that are normally for public viewing. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel amaçlarla ağaç yetiştirilen alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayıs çiçeği; kocayemiş, (bot). Arbutus unedo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimarlık; inşaat, yapı. architec-tural (s). mimari, mimarlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Arkturus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.

Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.

Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık 0,1 gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65’İ su, yüzde 35’i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.

Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. fizik). 1. Kuvvet akımını toplu bir hale koymak için mıknatısın kutupları arasına yerleştirilen demir parçası. 2. Kondansatörlerdeki iki iletken yüzeyden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Donanım. Musikide notanın her satır başına konan diyez ve bemollerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature. condenser plate. fitting. fitter out. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).zırh; hayvan ve bitkilerde zırh; (elek). armatür, mıknatısın iki kutbu arasına yerleştirilen demir parçası; bobin endüvisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ucu sivri demirle donanmış mızrak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü hakanı Alpaslan’ın emrinde Malazgirt savaşına katıldı.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimal amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dirayetli, akıllı, zeki, kurnaz, zeyrek, aldanmaz. astutely (z) dirayetle; kurnazcasına. astuteness (i). dirayet, feraset; kurnazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent of Atatürk's policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firebrick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire brick. refractory brick. stone brick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutum, davranış, tavır; vaziyet alış; (hav). dünya ve ufka göre meyil (s).tutumla tutumla ilgili, vaziyete ait. attitudinize (f). tavır takınmak, vaziyet almak, çalım satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akort etmek; ahenk kazandırmak, uyum sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atıf» dan imüb.). Pek esirgeyici, çok merhametli ve şefkatli: Rabb-ı atûf = Pek esirgeyici Tanrı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah’a karşı sevgi duyan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atûf kelimesinden Osmanlıca’da yapılan, Arapça’da olmayan isim: Esirgeyicilik, şefkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطوفت] şefkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şefkat, merhamet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atûfet, şefkat sahibi. Son devir Osmanlı protokolünde bâlâ rütbesi sahipleri ile vezir müşir rütbesi taşımıyan dâmâd’lara verilen unvandı. Devletlû atûfetlû: Serasker (harbiye nâzırı, savunma bakanı) ile dâmâd olan müşir ve vezirlere verilen unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirgeyici ve pek merhametli olan kimseye ve atûfetlû resmî lakabını taşıyan kişilere mensup ve müteallik mânâsiyle yazışmalarda kullanılır tâbirdir: Cânib-i Alî-i atûfîlerine, zat-ı Alî-i atûfîleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

terbiye edilmeden hazırlanmış yemek; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonbahar, güz, hazan. autum'nal (s). sonbahara ait. autumnal equinox (astr). sonbahar ekinoksu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aventure

macera

Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Karasal HD yayınlarını AVC (MPEG4) biçiminde alan entegre TV tuneri.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden zehirli bir bitki (Adonis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanı avunduran şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation. sth that brings consolation. solace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Almanca: Osterreiche). Bir orta Avrupa ülkesi, Avusturya. Osm. Nemçe, eski Avusturya ve Macaristan devleti, Avusturya imparatorluğu ile Macaristan krallığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Austria) Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa’da İtalya ile Slovenya’nın kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 47 20 Kuzey enlemi 13 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 83870 km².

Kara: 82444 km².

Su: 1426 km².

Sınırları: toplam: 2562 km.

Sınır komşuları: Çek Cumhuriyeti 362 km Almanya 784 km Macaristan 366 km İtalya 430 km Liechtenstein 35 km Slovakya 91 km Slovenya 330 km İsviçre 164 km.

Sahil şeridi: 0 km.

İklimi: Ilıman kıtasal iklim.

Arazi yapısı: Batı ve güneyinde Alpler doğu ve kuzey kısımlarda çoğunlukla düzlükler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Neu***dler See 40 m; en yüksek noktası: Grossglockner 6960 m.

Doğal kaynakları: Demir kereste magnezit kurşun kömür linyit bakır hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %17.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %23.

Ormanlık arazi: %39.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 457 km² (2003 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 8192880 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.09 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.94 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.68 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 4.6 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.07 yıl.

Erkeklerde: 76.17 yıl.

Kadınlarda: 82.11 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.36 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 10000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Avusturyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Avusturyalı %98 Hırvat Sloven diğer (Macar Çek Slovak diğer).

Din: Roma Katolikleri %73.6 Protestanlar %4.7 Müslümanlar ve diğer %21.7.

Diller: Almanca (resmi) macarca slovence hırvatca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Avusturya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Avusturya.

Yerel tam adı: Republik Oesterreich.

yerel kısa şekli: Oesterreich.

ingilizce: Austria.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Viyana.

İdari bölümler: 9 eyalet; Burgenland Kaernten Niederoesterreich Oberoesterreich Salzburg Steiermark Tirol Vorarlberg Wien.

Bağımsızlık günü: 1156 (Bavarya’dan).

Milli bayram: Ulusal gün 26 Ekim (1955).

Anayasa: 1920.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası) AsDB (Asya Kalkınma Bankası) AG (Avustralya Grubu) BIS (Uluslararası İmar Bankası) BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği) (gözlemci) CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi) CE (Avrupa Konseyi) CEI (Orta Avrupa Girişimi) CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı) EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi) EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası) ECE (Birleşmiş Milletl


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avusturya halkından olan kimse. Almanca konuşurlar ve Katolik mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir vasıtayla eğlendirip oynatmak, iğfal ettirmek, kandırtmak. 2. (Çocuğu) dadısına hoplattırıp oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Geciktirerek iğfal edilmek, kandırılmak, eğlendirilerek oyalanmak. 2. (Çocuk) sıçratılarak susturulmak, teskin edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be smoothed and distracted by sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse of the moon. lunar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta durarak: Ayaküstü sohbet ettik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın ayetleri. 2.Özellikle Şii mollalarının kullandığı isimlerdendir. Allah’ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirl(Erkek İsmi) 3.Mucizeler, hikmetl(Erkek İsmi) 4.İz, nişan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü kadın. Ay ve hatun kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Mızrağın ucuna yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2.Tuğ, tüy, fars gibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay ve tül kelimelerinden oluşan birleşik isimlerden. - Son zamanlarda yapılmış, uydurma bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay ve gece.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz.Tuna).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Tunca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ay’ın kütlesi Dünya’nın 81’de biri kadardır ve bir gezegen uydusu olabilmek için çok büyüktür. Güneş sistemimizde başka örneği yoktur. Gerçi Jüpiter, Satürn ve Neptün’ün de Ay’ın boyut ve kütlesine yakın uyduları vardır ama bu gezegenlerin kütleleri de dünyamızdan sırasıyla 318, 95 ve 12 kat daha çoktur. Bu durumda Ay’ın oluşumu özel bir problem niteliğini taşıyor. Dünyamızın tek doğal uydusu, uzaydaki en yakın komşumuz Ay, binlerce yıl önceki uygarlıklar tarafından Tanrıça olarak değerlendirilirken, zamanla düzenli hareketleri ile takvimin oluşmasını da sağlamıştır.

Yakınlığı nedeni ile gözlemlenmesi kolay olan Ay’ın 17. yüzyılın başından itibaren teleskopla incelenmesine de başlandı ve bu gelişim 1969 yılında Ay’a ilk defa bir insanın ayak basmasıyla son aşamasına geldi.

Bütün bu gelişmelere rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu hala bilinmiyor. Yaşının diğer gezegenler gibi dört küsur milyar yıl olduğu, şu anda dışında ve içinde hiçbir faaliyet olmayan ölü bir gök cismi olduğu, Dünya ile karşılıklı çekim gücü sonucunda denizlerde gel-git olayını yarattığı ve Dünya’nın dönüşünü gittikçe yavaşlattığı biliniyor ama nereden geldi, nasıl oluştu halen meçhul. Ayın oluşumu hakkında üç teori vardır. Birincisi, dünyanın oluşumunun başlangıcında çok hızlı döndüğü ve bu nedenle bir parçasının koparak Ay’ı oluşturduğu şeklindedir. Yapılan hesaplamalara göre bu kopma olayının meydana gelebilmesi için Dünya’nın o zamanlar kendi ekseni etrafında iki saatte bir dönüş yapması gerekiyordu ki, bilimsel verilere göre, bu, mümkün değildir. Ayrıca Dünya’mn ve Ay’ın yapılarındaki kimyasal birleşimlerin çok farklı olması ve bunun Ay’dan getirilen aytaşlarının analizleri sonucunda ispatlanması birinci teorinin doğruluğunu mümkün kılmamaktadır.

İkinci teori ise Ay’ın dünyanın yakınlarından geçerken, çekim alanına takılan bir gök cismi olduğudur. Bu tez, birinci teorideki kimyasal birleşim farkını açıklar ama bu şekilde, ayın hızını frenleyerek, yakalamayı sağlayacak büyük enerji miktarını bugüne kadar bilinen hiç bir oluşumun sağlayamayacağı hesap edilmiştir.

Üçüncü teoriye göre, Ay Dünya çevresinde dolanan, gaz, toz ve küçük taşlardan meydana gelen parçacıkların zamanla bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. Ancak bu da Ay’ın yörünge uzaklığını, neden büyük bir demir çekirdeğe sahip olmadığını ve kimyasal farklılığı açıklayamaz. Yani hiçbir teori ayın oluşumuna ait tutarlı bir açıklama getirememiştir.

Günümüzde Ay’ın tarihi çok iyi bilinmesine, 1969 ile 1972 yılları arasında Apollo projesi kapsamında üzerinde insanlar dolaşıp, dünyaya örnekler getirmelerine rağmen Ay’ın nasıl oluştuğu halen büyük bir sırdır.

Öyle görünüyor ki, günümüz bilimindeki tüm gelişmelere ve bu yoldaki gayretlere rağmen, biricik uydumuz Ay, sırlarını şimdilik bize açıklamak istemiyor. Ancak şurası mutlak ki, Ay genetik olarak dünyamızın yavrusu değil. Nereden geldi, kim bilir?


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun: Şeyh Edebali’nin kızı ve Osman beyin karısı.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(hablülhilal): Cava’da ve Malabar’da yetişen ve zehirli meyvesiyle balıkları sersemleterek yakalamaya yarayan zehirli bir bitkidir. 50 santim boyundadır. Dalları yeşil ve tüylüdür. İlaç olarak yaprak ve çiçekleri kullanır. Kullanıldığı yerler: Terletir, idrar söktürür. Vücudu rahatlatır. Had bronşit ve nezlede, bütün bulaşıcı hastalıklarda kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henbane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(konca): Patlıcangiller familyasından; yol kenarlarında, gölgelik yerlerde yetişen, 80 santimetre kadar boyunda uyuşturucu ve zehirli bir bitkidir. Açık yeşil renktedir. Her tarafında beyaz, uzun tüyler vardır. Çiçekleri sarımtırak, kırmızımsı mor renktedir. Meyvesinin içinde yüzlerce tohumu vardır. Ev ilaçlarında kullanılması tavsiye edilmez. Kullanıldığı yerler: Teskin edicidir. Titreme ve çarpıntıyı giderir. Uykuyu kaçırır. Keyif verir. Beyin hastalıkları, kore hastalığı ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. bantu,bantus) Orta ve Güney Afrika'da yaşayan zenci kabile grubu; Bantu; bu gruba mensup kimse; Bantu dil grubu. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - En eski Türk kağanlarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headscarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınların başlarına sardıkları örtü, baş örtüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headgear. kerchief eşarp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başman).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başok).

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(küçük kırlangıç otu): Düğünçiçeğigiller familyasından; ilkbaharda çalılıklar arasında yetişen küçük bir bitkidir. Yaprakları üç parçalıdır. Yeşilimtıraktır. Yumruları yapraklarının arasındadır. Kökü küçüktür. Çiçekleri altın sarısı rengindedir. Sabahları açar, akşamları kapanırlar. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinden doğan şikayetleri giderirler.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aye aye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. sürgün avı, sürek avı; katliam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün gelen, gücü yeten, galip.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Altınordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han’ın torunu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Batır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitler yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Musikide bir ölçülük nota ki, diğer ölçüden bir çizgi ile ayrılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tugay)-

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüze).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüzün).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak saadet, uhrevi saadet. the Beatitudes Hz isa'nın Matta incilinde geçen sözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kakma işiyle süslemek, kakmak; pullarla süslemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Erkeklerle ilgisi olmayan (kadın). Bu sıfatı haiz olduğu için Hazret-i Meryem’e ve Hazret-i Fatma’ya bu unvan verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Betul. (Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bakire. 2.Erkekten çekinen, erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. 3.Ayrı kök salan fidan. 4.Hz.Meryem’in lakabı. 5.Hz.Muhammed (s.a.s)’in kızı Hz.Fatıma’nın lakabı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bakire. 2.Erkekten çekinen, erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. 3.Ayrı kök salan fidan. 4.Hz.Meryem’in lakabı. 5.Hz.Muhammed (s.a.s)’in kızı Hz.Fatıma’nın lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Betül).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيت الله] Kâbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewel house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyt» ten). Bir yerde geceyi geçirme, gece yatma, gece konup misafir olma: O gece filanın evinde beytûtet ettik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيتوتت] geceleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيت المال] hazine, maliye hazinesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir memlekette bulunan iki ayrı kültür unsuruyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kutluk Han’ın annesi. Türk hükümdarı (VIII.yy-).

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Binkan).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Yüksek hızlı Bionz görüntü işleme motoru, kullanıcının ışık hızında resim yakalamasına olanak sağlar. Motor, kesintisiz olarak saniyede üç kareye kadar, 10,2 megapiksel çözünürlükte ve en iyi JPEG sıkıştırma formatında, yüksek hızda burst çekim yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pinch of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wispy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere de tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren ‘antidiuretic’ denilen bir hormondur. Biz buna kısaca ‘ADH’ diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman ‘ADH’ böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani ‘ADH’ vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler ‘ADH’nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile ‘ADH’den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında ‘ADH’ salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren “antidiuretic” denilen bir hormondur. Biz buna kısaca “ADH” diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman “ADH” böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani “ADH” vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler “ADH”nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile “ADH”den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında “ADH” salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içiki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Neşter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lancet. scalpel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mezevek): Düğünçiçeğigiller familyasından; bir çok çeşidi bulunan ve kuzey yarımkürede yetişen bir bitkidir. Tohumlarında Delphinine vardır. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Bit, pire gibi zararlı asalak ufak böcekleri öldürmekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetation. flora. greenstuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. livelong. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Sıracalıgillerden bir bitki. Birçok çeşidi vardır ve kuzey yarımküresinde yetişir (pedicularls). 2. Bitlere karşı kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtrak, yahut katı ve kara bir hal ve renkte olan yapıcı bir madde. Bitüm yol yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziftli, zift gibi. bituminous coal adi maden kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. biyoloji). Yumurta hücresi embriyon olmak yolunda iken morula’nın gelişerek içi boş bir toparlak şekline girmesi hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That stage in the development of the ovum in which the outer cells of the morula become more defined and form the blastoderm. early stage of an embryo produced by cleavage of an ovum; a liquid-filled sphere whose wall is composed of a single layer of cell

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early stage of an embryo produced by cleavage of an ovum; a liquid-filled sphere whose wall is composed of a single layer of cells; during this stage implantation in the wall of the uterus occurs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Biz insanlar kendimizi tabiattaki en mükemmel varlık olarak kabul eder, dünyanın asıl sahibi olduğumuzu zannederiz. Oysa diğer canlılar bir yana insanlar böceklerle yaptığı savaştan bile galip çıkamamıştır. Bir kere böcekler, insanın ortaya çıkmasından milyonlarca yıl önce de dünyada yaşıyorlardı.

O devirlerde onlarla birlikle yaşayan, başta dinazorlar olmak üzere, bir çok canlı türü tabiattan silindikleri halde, onlar çoğalma kapasiteleri ve farklılaşarak yeni türler çıkarma yetenekleri sayesinde günümüze kadar gelebilmişler, okyanusların derinlikleri hariç dünyanın her köşesinde yaşamayı başarmışlardır.

İnsan en baştan beri böceklerle savaş halindedir. Bilim ve teknolojinin bu kadar gelişmesine rağmen insan bu savaşta nihai zafere ulaşamamıştır. Halbuki böcekler fare piresi ile yayılan veba mikrobu aracılığıyla tarihte 100 milyonun üzerinde insanın ölmesine sebep olmuşlardır. Böceklerle taşınan virüs, bakteri ve mikropların insana verdiği zarar ve zayiata tarih boyunca hiç bir savaş sebep olamamıştır.

İlk bakışta boyutlarının küçüklüğü böcekler için bir dezavantaj olarak görülebilir. Oysa böceklerin insanlarla savaşlarındaki başarılarının en önemli faktörlerinden biri de bu boyutlarındaki küçüklüktür. Böcekler bu bedenleri ile her yere girebilmekte, kolaylıkla kaçabilmekte, saklanabilmekte, gıdamıza ortak olmakta, evimizde yaşamakta hatta kanımızı bile emebilmektedirler.

Böceklerin beden yapılarının küçük olması, onların çok kuvvetli bir kas sistemine ve inanılmaz fiziksel özelliklere sahip olmalarını sağlamıştır. Bacak uzunluğu 1,2 milimetre olan bir pire 196 milimetre yüksekliğe sıçrar ve 330 milimetre uzaklığa rahatça atlar.

Eğer insanoğlu kendi bedenine göre pire kadar kuvvetli olabilseydi bacak uzunluğu 90 santimetre olan ortalama bir insan 146 metre yüksekliğe sıçrayabilir, 247 metre uzağa atlayabilirdi. Muhteşem kas yapıları nedeni ile bir kaç milimetre boyunda olan bir sinek saniyede 330 kez kanat çırpabilir, küçük bir karınca ağırlığının 50 katı kadar bir yükü itebilir.

Böcekler üreme bakımından da insanlardan çok üstündürler.

Bir çift sineğin bıraktığı yumurtaların hepsi yaşasa ve bunlar erginleştikten sonra hepsi üremeye devam edebilse 5 ay içerisinde sayıları inanılmaz bir miktara ulaşırdı (l91’in yanına 18 tane sıfır koyun). İükür ki tabiatın dengeleri hiçbir zaman buna müsaade etmez.

Böceklerin bir çoğu insan kemiğinden daha sert, daha dayanıklı ve hafif, mekanik ve kimyasal dış etkenlere hatta aside dayanıklı bir dış iskelete veya beden duvarına sahiptirler.

Ayrıca böceklerin dünyada yaşadıkları yerlerde nüfus yoğunlukları da çoktur. Çekirgelerin sürü halindeki uçuşlarında 320 kilometrekarelik bir alanı kapladıkları görülmüştür. Ormanlık bir bölgede 4 bin 500 metrekarelik bir alanda, toprağın üstünde ve altında 65 milyon böcek yaşayabilmektedir. Eğer dünyadaki bütün böcekler bir araya gelebilselerdi, bunların toplam ağırlığı, dünyamızda yaşayan tüm insanların ve hayvanların ağırlıklarının toplamından fazla olurdu.

Şimdiye kadar böceklerin hep zararlarını anlattık. İpeği yapan ipek böceği ya da balı yapan arı da birer böcektir. Çiçeklerin ve meyvelerin çoğunun üremeleri böceklerin taşıdıkları tozlarla olur.

O halde dünyamızın bu üstün yaratıkları ile savaşla, iyi ile kötüyü ayırt etmeye, tabiatın dengesini bozmamaya çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Zaten şimdilik her iki taraf da belirgin bir üstünlük sağlamış değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden bir bitki (aconitim). Bu bitkinin her tarafında bilhassa kökünde akonitin adlı çok tehlikeli bir zehir vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boğulma, Ihtinak. 2. Sıkılma, ıstırap. 3. Oyalayıp atlatma: Boğuntuya getirmek = Gürültüye getirmek, atlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Böğürme sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bölünmüş parça. Bir bütünün ayrılmış olduğu kısımlardan her biri, taksimat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. section. schism. sect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek işini yaptırmak, paylaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. share out. split. apportion. portion out. portion. allocate. allot. lot. mete. serve out. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distribute. to divide sth among a group. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden top taşıyan büyük harp mavnası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit ağır gıda zehirlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da halbe denilen bir bitki ki tohumuna da «boy tohumu» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır. Aşağıdaki reçetelerden birini uygulayın. 2 gün içinde geçmezse doktora başvurun.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yarım kilogram çilek, iyice ezildikten sonra, temiz bir tülbente konup, boyuna sarılır. 6 saat sonra sargı açılıp, ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozulmuş bir şeyin kalan kısımları, döküntü, enkaz, harabe: Bir eski mâbedin bozuntusu, bozulma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aralarını açmak: Muhabbetimizi çekemeyip bizi bozuşturmak istiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booby trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. fold. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. arkeoloji). Kazılar ve başka araştırmalar neticesinde meydana çıkan; bazen de tesadüfen bulunan, eski çağlardan kalma eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundling. a rare find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüz buruşturmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde Adenoid ve Polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, pamuk

Hazırlanışı : 1 avuç tere otu ezilir. Suyuna batırılan pamuk, burun içindeki ete sürülür. Bu işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. «burmak» tan). Bağırsakları burar gibi karında duyulan şiddetli sancı, burma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation. crush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin düzgünlüğünü bozup muntazam olmayan bir surette kat kat ve kırmalı etmek; ütüsünü bozmak: Kâğıdı, kumaşı buruşturmak. 2. Hoşlanmama alâmeti olarak (yüzü) toplayıp kat kat etmek, abûsluk göstermek: Yüzünü buruşturdu. 3. (dilin) Toplanıp çekilmesini mucip olmak: Bu şurup dil buruşturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. wrinkle. wrinkle up. crumple. crumple up. corrugate. ruffle. cockle. crinkle. muss. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruckle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crample. to wrinkle. to ruffle. to pucker. to contort. corrugate. crease. crinkle. crumple. crush. line. ruck. screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen, (bk.) Bütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright. quite. altogether. wholly. completely. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. wholly. completely. neck and crop. out and out. teetotal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. batn). Batın lar, karınlar, kucaklar, (bk.) Batn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hep, Ar. cemî, cümle, kâffe, tekmil: Bütün Alem, bütün halk, bütün insanlar, bütün gün. 2. Yarım veya parça olmayan, tam: Bütün bir koyun, bütün elma, bütün sayı. 3. Yekpâre, som: Mermerden bütün bir sütun. 4. Eğilmez, yekpâre gibi, çevrilmez, dik ve sert: Bütün endam, bütün huy. 5. Tamam, tekmil: Koyunun bütününü almak. 6. Mecmuan, kâffeten, tamamiyle, hep (ekseriye mükerrer): Bütün bütün harap oldu. Büsbütün = KAmilen, tamamiyle, hepsi. Bütün bütüne = KAmilen, esasen, hepsiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطون] karınlar. 2.kuşaklar, nesiller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down- the-line. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian totaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). İkmâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. integration. make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination. completion. integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eksik ve noksanını yerine getirip tamamlamak, tekmil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to complete. to make complete. integrate. to raise to full number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complementary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration. concretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalesce. integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to become a united whole. to be integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supplemental. supplementary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. totality. wholeness. completeness. unity. integrity. plenitude. collectivity. gross. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. integrity. totality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrity. totality. wholeness. entirety. plenitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

total total.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Os manii devlet teşkilâtında sadâret (başba kanlık) makamından yazılan bir çeşit emirnâme ki, dîvân yazısıyla yazılıp başında o makamın büyük mührü bulunurdu. 2. Bir vali veya diğer bir makamdan yazılıp iş sahibinin eline verilen açık emir-nâme. 3. Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesine kadar olan subaylara, meretlerinden verilen tevcih-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyrultu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyümesine hizmet olunmak, terbiye olunmak: Bu çocuk kimin tarafından büyütüldü? 2. Pek mühim gibi görülmek: Bu iş çok büyütüldü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطون] karınlar. 2.kuşaklar, nesiller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. cactuses, cacti) kaktüs, atlas çiçeği, (bot). Cactus. cactus pear Mlsır inciri. Christmas cactus, crab cactus subayra, (bot). Epiphyllum grandiflora. spine cactus dikenli frenkinciri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tropikal memleketlerde görülen ,şiddetli humma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dear friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hardal çiçeğine benzeyen bir çiçek, iberide, (bot). Iberis amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi hasletlere sahip Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). dini musiki; şarkı, melodi. cantus firmus (müz). çok sesli bir parçanın bölümlerinin eklendiği esas musiki parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir katedral veya kilisenin danışma kurulu üyesi; (çoğ). böyle bir kurulun kanun veya nizamnamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilise kurulu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teslim olmak; silâhları bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlı olarak teslim olma; silahları bırakma; özet, hulâsa; (çoğ). kapitülasyonlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, -la) (bot). kömeç; (anat). kemik başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). zaptetmek, zorla ele geçirmek; esir etmek; (i). zaptetme, ele geçirme; esir, ganimet. capturer (i). ele geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karikatür; karikatür sanatı; kötü taklit; (f). karikatürünü yapmak; çizgilerle alaya almak. caricaturist (i). karikatürcü, karikatürist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sicil defteri veya sicil dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). yüz misli, yüz katı; (f). yüz ile çarpmak; yüz misline çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s)., (i). yüz ile çarpmak, yüz misline çıkarmak; (s). yüz misli, yüz katı; (i). yüz katına çıkarılmış sayı veya miktar. centuplica'tion (i). yüz ile çarpma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da yüzbaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzyıl, asır; yüz kişi veya yüz şeyden ibaret topluluk; eski Roma ordusunda yüz kişilik bölük. century plant yüz yaşına gelene kadar çiçek açmadıgına inanılan bir süs bitkisi, agav, (bot). Agave americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik, katiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşak, kemer; korse; (mit). aşk ilhamı veren ve üzeri birçok şeyle süslenmiş olan Venüs`ün kuşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da boksörlerin giydigi deri bağcıklardan yapılmış ve üstünde maden parçaları olan bir çeşit eldiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Balina takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ürünlerde normal olarak bulunan zararlı öğelerden bazılarını tasfiye etmek amacıyla tasarlanmış ya da değiştirilmiş ürünleri ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kokarsedefotu): Sedefotugillerden, çayırlarda ve hendek kenarlarında yetişen zehirli bir bitkidir. Yaprakları geniş, çiçekleri küçük ve sarı renklidir. Çiçekleri dallarının dışına çıkmış demetler şeklindedir. Keskin bir kokusu vardır. Acıdır. Kullanırken, tavsiye edilen dozu aşmamak gerekir. Kullanıldığı yerler: Kalp çarpıntılarını giderir. Mide ağrılarını dindirir. Zeytinyağı ile kavrulduktan sonra çıbanların üstüne konulacak olursa, olgunlaştırır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(pulmonaria officinalis): Nodangiller familyasından; 10-15 santimetre boyunda çok yıllık, otsu bir bitkidir. Çiçekleri; önceleri kırmızımtıraktır. Sonradan morumsu-maviye dönüşür. Gövdesi dik ve tüylüdür. İçeriğinde tanen, müsilaj, şekerler, reçine ve sabit yağ vardır. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler:Göğsü yumuşatır. Öksürüğü keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kemer kuşak; çevre hududu; (f). etrafını çevirmek, ihata etmek, kuşak dolamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sarızambak): Zambakgillerden, beyaz çiçekli bir bitkidir. Kökündeki yumrulardan çiriş yapılır. Nisan - Temmuz aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Memeli basuru tedavi eder. Mafsal ağrılarını dindirir. İdrar ve adet kanı söktürür. Saçkıran tedavisinde de kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cinsi münasebet, çiftleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çökürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I). Dibe çöken şey, tortu. Ar. rüsûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. debris. depression. sag. collapse. sinking. subsidence. wreckage. sediment. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. ruin. debris. wreckage. sediment. deposit. subsidence. depression. collapsing. settlement. slip. residue. crash. deposition. landslide. residual. slump. cup hole. sedimentary. cave in. dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., argo (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz. ABD, 8rg0 (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müşterek, ortak; karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mefhumlarla ilgili, kavramsal; fikirlerin doğmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). kavramcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tebrik etmek, kutlamak. congrat'ulatory (s). tebrik mahiyetinde. congratula'tion (i). kutlama. CongratulationsI Tebrikler I Tebrik ederim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahmini, varsayılı,farazi. conjecturally (z). farazi olarak, tahminen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). varsayı, tahmin, zan, farz; (f). tahmin etmek, zannetmek, farzetmek, tasavvur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeşitli olay veya işlerin bir araya gelmesi; kritik durum, buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan, fitri, tabii; (bak). natural.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taslak, umumi plan; özet, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir seçim bölgesindeki seçmenler; seçime iştirak edenler; seçimle ilgili olanlar; seçim bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bileşiği meydana getiren; seçme hakkı olan: anayasayı değiştirme yetkisi olan;(i). seçmen; öğe, unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teşkil etmek; meydana getirmek , kurmak, tesis etmek, terkip etmek; tayin etmek, atamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anayasa; tüzük, nizamname; beden yapısı, bünye; huy, yaradılış, tıynet; yapı; bileşim, terkip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). anayasa ile ilgili, anayasaya uygun; sıhhi; bünyevi, yapısal; (i). sağlık için yapılan jimnastik veya yürüyüş. constitutionally (z). anayasaya göre; mizaç itibariyle. constitutional'ity (i). anayasaya uygunluk. constitutionalism (i). meşrutiy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuran, teşkil eden, esas; anayasayı veya nizamnameyi hazırlamaya yetkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örf, adet, alışkanlık, itiyat. consuetu'dinary (s). mutat, alışılagelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hakir gören, hor gören, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapı, içyapı, bünye; düzen, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mukaveleden doğan; mukavele kabilinden, mukaveleye ait, anlaşmaya dair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inatçı, asi, itaatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hor görürcesine itaatsizlik; serkeşlik; inat, inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hakaret, tahkir, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). berelemek, ezmek. contusion (i). ezik, bere, çürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rahibe manastırına ait; (i). manastıra bağlı rahip veya rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Düğünçlçeğigillerden bir bitki ve tohumu. Çöreotu, çeşni vermek İçin çöreklere ekilir (nigella damascena).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen taşına tane döken titrek huni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü kapalı ağaç oluk. 2. Kalın tulumba ağacı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kıyafet, elbise; kostüm; (f). kıyafete sokmak. costume jewelry taklit ziynet eşyası, incik boncuk. costumer (i). kostümleri hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Coşmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrapture. titillate. uplift. to carry away. to excite. to enthuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite. to stimulate. to incite. elate. enthuse. exhilarate. galvanize. lash. panic. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating. exhilaratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesilmiş bir ağacın toprağın üstünde kalan kısmı. 2. Dışarıda kalmış ağaç kökü: «Ummadığın çotuk araba devirir.» 3. Asma kütüğü, teğek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yassı. 2. Yassı burunlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çutra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erkek terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örtü, saklanma; (huk). bir kadının kocasının himayesi altında olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaratık, varlık, mahluk; insan, hayvan; bende, köle, kukla, bir kimseye bağlı olan ve itaat eden kimse. creature comforts vücudun rahatını sağlayan şeyler, refah. creaturely (s). yaratıklarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uçlarında elektron çarptığı zaman parlamak üzere ayarlanmış fosfor tabakası bulunan, böylece ekranda görüntü oluşumunu sağlayan tüpler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kültür; terbiye, irfan; münevverlik, medeniyet; medeniyetin bir safhası;(tıb). kültür; (f). kültür yapmak, laboratuvarda mikrop üretmek. culture trait kültür hususiyeti. cultural (s). irfana ait; medeniyete ait. cultural anthropology sosyo-a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cult.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). 1. Suyun içine düşen bir şeyin veya çalkanan suyun çıkardığı ses. 2. Gürültü, patırdı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çördekotu): Dallı, budaklı, yaprakları sivri ve ayva biçiminde bir çeşit bitkidir. Çiçekleri mavi renkte olup, dikenlidir. Çiçeklerinin tozu; sarı veya sarımsıdır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Hazımsızlık ve mide zafiyetini giderir. Kulunç ağrılarını keser. Zayıf çocukların gelişmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yaş yerde bırakılıp lifleri tutmaz hale getirilmek. Osm. ifsâd olunmak: Bu kavunlar bile bile çürütülmüş. 2. Aleyhinde bulunularak kötülenerek itibarı bozulmak: Bu gibi sözlerle itibarlı bir adam çürütülmez. 3. Deliller söyleyerek bir dâvâ veya bahis bozulmak ve iptal olunmak: Benim delilim öyle kolay kolay çürütülmez. 4. Bir para, itibarı şüpheli bir yere bırakılarak tehlikeye konmak: O para bile bile çürütüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suffer decay. to be refuted. to be proved unsound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavislenme, bükülme, eğrilme, eğrilik, eğiliş; (mat). eğrilik. curvature of the spine (tıb). belkemiği kayması, belkemiğinin eğriliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili maskara kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جست و جو] arayış, arama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital kodları, işitsel analog sinyallere çeviren bir IC Yongasıdır. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Eğreltiotugillerden bir bitki, duvar sedefi (dichapelatum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtluca): Eğreltiotugillerden; sıcak bölgelere yetişen bir bitkidir. Güzel kokulu, pembe çiçekleri vardır. Yapraklarının üstü parlak, altı donuk yeşil kadife rengindedir. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Dizanteri ve ishali keser. Nefes almayı kolaylaştırır. Öksürüğü keser. Karaciğer ve mide hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqualung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kütüphâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالکتب] kütüphane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ölçüde) başlangıç noktası veya hattı; malumat birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatula, tatala, (bot. ).Datura stramonium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Az ısı açığa çıkararak, yüksek düzeyde dengeli, yüksek güçlü Doğru Akım (DC) voltajları oluşturmada kullanılan bir elektronik yöntem. Bu özellik, mükemmel bir çıkış kafa alanı sağlayacak şekilde en iyi amplifikatör performansı sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). tahvil, senet, pusula. debenture bonds tahvilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyarlıktan ileri gelen elden ayaktan kesilme, düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirtekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii halinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii özelliklerinden uzaklaştırmak; diğer hassalarına dokunmak sızın içilmez hale koymak (alkol). denaturedalcohol mavi ispirto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trancendental. metaphysical. theoretical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takma diş, damak, protez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket, gidiş ayrılış, terk; kalkış (vapur, tren); yenilik; dönüşme; sapma, ayrılma, inhiraf; vazgeçme, feragat; den bir geminin doğuya veya batıya doğru kestiği mesafe; bir geminin yola çıkmadan evvelki boylam ve enlem derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Maydanozgillerden, güzel kokusundan dolayı bazı yemeklere konulan bitki (anethum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(tereotu): Maydanozgillerden iplik biçiminde yaprakları olan güzel kokulu bir bitkidir. Sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Hazmı kolaylaştırır, midenin gereği gibi çalışmasını sağlar. Hıçkırık ve hava yutmayı önler. Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Aybaşı kanamalarının kolay olmasını sağlar. Anne sütünü artırır. İştah açar. Ağız kokusunu giderir. Çocuklardaki gaz ağrılarını giderir. Yemeklere ve salatalara tat vermek için konur. Hamileler kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çog -ata) aranılan vasıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., gen of ile yoksul, yoksun, mahrum, muhtaç, fakir. destitu'tion (i). yoksulluk, mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission izin. müsaade. gangway!. make way!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission. leave. make way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستور] izin. 2.zerdüşt rahibi. 3.uzak dur. 4.izin ver.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (el demek olan dest ile «ver» edatından mürekkeptir. Cem’i desâtîr gelir). 1. Hüküm ve nüfuzu olan vezir: Destûr-ı mükerrem, destûr-ı Azâm. 2. Zerdüşt dininin mânevî reisi ve lideri. 3. Büyük defter, başvurulan defter-i kebîr. 4. Esas kaide, bir ilim ve fende kaidelerin uygulandığı esas kaide ve umumî örnek: Hesap, cebir düsturu. 5. Türk devletinin kanunlar dergisi. 6. Ruhsat, izin, mezuniyet. Destur = İzin verin geçelim. Müsaade edin, açılın. Bu mânâ ile cin ve perilere karşı da kullanılıp, karanlıkta bir yere girileceği vakit «destur» denilir. Destûr-ül-amel = Her iş ve hareket ona tatbik edilmek üzere örnek alınan kaide ve nizam veya tâlimat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İzinsiz, müsaadesiz, sellemehüsselâm

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanılmayış, yürürIükten kalkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). aşıntı, kum ve moloz gibi birikim. detrital (s)., (jeol). aşıntıya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Deve tüyünden yapılmış. 2. Deve tüyü renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camel hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Vezir ve müşir olan pâdişâh dâmat|arına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkili hüküm veya söz; (huk). hüküm, hukuki mütalâa; darbımesel, atasözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fransız ihtilâlinin üçüncü yılında Konvansiyon’un yerine geçen idare şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Kurak yerlerde yetişen, ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). benzemeyiş, başkalık, fark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kanştırmak, altüst etmek, düzenini bozmak; rahatsız etmek, taciz etmek, tedirgin etmek; endişelendirmek, müteessir etmek, üzmek; telâşa düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karışıklık, kargaşalık, fesat;rahatsızlık, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm özelliklere sahip PC’nin taşınabilir bir sürümü. Masaüstü bilgisayarlar ve sunucuların aksine, ekran, klavye ve giriş cihazı (fare, touch pad ya da benzeri), bir arada bulunmaktadır. Şarj edilebilir piller sayesinde her yerde çalışma olanağı bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefcase computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laptop computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysical. supernatural. preternatural. superphysical. unearthly. occult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernatural. unearthly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernatural. preternatural. unearthly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernaturalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (matematik), istikamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. istikamet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kavga veya güreş ettirmek: Koç, horoz döğüştürmek. (bk.) Dövüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dökmek işini yaptırmak. 2. Kolaylıkla ve pişkin bir tarzda söylemek, yazmak, oynamak, oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth poured. to have sth cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dökülmüş perakende şey: Buğday, taş döküntüsü; zahire bitip yalnız biraz döküntü kalmıştır. 2. Denizin dalgalarını kesmek için sahilin biraz ilerisine bilhassa dökülmüş veya tabiî halde perakende taşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. refuse. spoils. waste. debris. sweeps. detritus. fall-out. skin eruption. dreg. excuse. fallout. heap. junk. litter. refuse. residuum. rubbish. rubble. scrap. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castoff. dilapidated. eruption. oddment. refuse. scrap. sleazy. remains. remnants. remainder. rubbish. skin eruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. litter. spillage. waste. discarded remnants. skin eruption. refuse. dust. rubbish. brushings. offscouring. crumblings. outfall. offal. tailing. reef. material. waste product. junk. leaving. scraping. dross. rummage. garbage. rummage goods. rift-ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detrital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(paronychia serpilifolia): Karanfilgiller familyasından yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir çeşit bitkidir. Yaprakları beyazımtırak yeşildir. Kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dolama ve çıbanların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dolama otugillerin örnek bitkisi (paronychia serpilifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Gezinip aramak, araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transform. convert. turn into. turn to. coke. reduce. resolve. translate. transmute. transubstantiate. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform. turn. to change/turn. to convert. to transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer. converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transforming. converting. convertor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Dövüştürmek, (bk.) Döğüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pit against each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic adviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiyatro eseri yazma sanatı. dramatur'gic (s). bu sanata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanım, k’adın (eski tâbir olup sonradan başlıca Ermeni kadınlarına ve bunların yaşlılarına denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bütün, tam. 2. Kuvvetli, tüvânâ, dinç.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(daphne mezereum): Dulaptalotugillerin örnek bir bitkisi olan bir ağaçcıktır. Yüksek yerlerde yetişir. Çiçekleri güzel kokuludur. Meyveleri kırmızımtıraktır. Yaprakçıkları ise, açık yeşildir. Kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Zona tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pıtrak): Bileşikgillerden; yol kenarlarında ve seyrek koruluklarda yetişen bir bitkidir. 1-1,5 metre boyundadır. Kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrılarını giderir. Mide iltihaplarını iyileştirir. Kökünden yapılan ilaçlar ise, deri iltihapları ve egzamanın tedavisinde ve karaciğer hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan1 bir bitki (artium lappe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide durak perdesinin bir üstündeki nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motive. drive. motivation. stimulation. challenge. compulsion. ginger. impetus. impulse. impulsion. incentive. spur. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incentive. leverage. motive. spur. urge. drive. impulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impulse. drive. compulsion. goad. stimulus. sting. subject. trigger. urge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dürten, teşvik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nudge. prod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üst üste birkaç defa dürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jostle. nudge. to prod continually. to nudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prod slightly and continually. joggle. spur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be prodded. to be goaded. to be provoked. to be incited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dürtmek işi. (bk.) Dürtmek. 2. Teşvik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poke. push. shove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini dürtmek, bir şeye dikkat nazarını çekmek için birbirini dürtmek: Alaycı adamlardır, ufak bir kusur gördüler mi hemen dürtüşmeye başlarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arka arkaya dürtmek: Hayvanı dürtüştürmek. 2. Zorla bir iş yaptırmak, devamlı şekilde zorlamak ve teşvik etmek: Şimdiki hizmetçiler ancak dürtüştürmekle iş görürler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prod repeatedly. to goad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. desâtîr). t. Kanun, kaide. 2. Vezir, müşîr: Düstûr-i mükerrem. 3. Büyük defter. 4. Esaslı kaide. 5. Kanunları içine alan kitap: DüstOr-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motto. principle. rule. code of laws.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. norm. rule. code of laws. principle. regulation. axiom. criterion. prescription. equation. formula. reference. law. maxim. rule book. terms of reference. watchword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Durmayıp daima öten, çok söyler, geveze: Düttürü Leylâ = Geveze ve kılıksız kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gelinin veya yeni doğmuş çocuğun başına takılıp yüzünü örten tülden süslü örtü. Gelin, çocuk duvağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ دستور] kural, prensip. 2.kanun kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD, MPEG-2 olarak adlandırılan bir video-veri sıkıştırma yöntemi kullanır. Bu sistemde elde edilen görüntü kalitesi, profesyonel video masterlerinde kullanılan Digital Video Format D1’in kalitesine yakındır. DVD Video, VHS (250 satır), Video CD (250 satır) ve Lazer Disk (420 satır) sistemlerine göre daha yüksek bir yatay görüntü çözünürlüğü sunar (yaklaşık 500 TV satırı).

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istenen sonucu veren, tesirli, etkileyici; yeterli, kifayet edici; geçerli, muteber .effectually (z). etkili bir şekilde; yeterli olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). icra etmek, tatbik mevkiine koymak; üstesinden gelmek, başarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut FELATUN (hi. A.). Yunan filozoflarından Sokrat’ın talebesi ve Aristo’nun üstadıdır, mec. Hakîm, filozof: Eflâtûn-ı Cihân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lilac-coloured. lilac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lilac-coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) 1.Açık mor. 2.Aristo’nun hocası, Sokrat’ın talebesi, ünlü Yunan filozofu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Eflâtûniyye). Filozof Eflâtun’a ve onun felsefî ekolüne mensup ve ait: Meslek-i Eflâtûnî, efkâr-ı Eflâtûnîye c.: Eflâtûniyyûn: Eflâtûn’un felsefe ekolüne mensûb veya inanmış olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Leylak ileerguvân renkleri arasında açık mora çalan bir renk: Eflâtûnî bir köşk, bir çiçek. i. Bu renk: Eflâtûnîye boyamak. Eflâtûnîyi sevmem (bu ismin menşei karanlıktır. Fakat Eflâtûn’un felsefesi gibi karmakarışık, ilk görüşte isim verilemeyen bir renk benzetmesinden geldiği düşünülebilir).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(azakeyeri): Yılanyastığıgiller familyasından; akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm. boyunda bir otsu bitkidir. Meyveleri yeşilimsi renktedir. Çiçekleri, siyahımsı-erguvani renklidir. Tadı mayhoştur. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide ekşimesini geçirir. Mide ülserini iyileştirir. İdrar ve adet söktürür. Dişetlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, ateşi düşürür ve ağrıları dindirir. Kusturur, aksırtır. Sinirleri yatıştırır. Sarılık ve nikris tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Eğreltiotugillerden, kumlu yerlerde yetişen, bir bitki cinsi (nepkrodium filix mas). Kartallı eğreltiotu = Enine kesiti iki başlı bir kartalı andıran bir eğreltiotu türü (pteris aquilina).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(nepkrodium filixma): Eğreltiotugillerden; kumlu yerlerde yetişen bir cins bitkidir. Çok çeşidi vardır. Boyu 120 cm. kadardır. Kökü kalındır. Dışı siyahi, içi beyazdır. Zehirlidir. Tavsiye edilen miktarı aşmamak gerekir. Hekimlikte erkek eğreltiotu kullanılır. Gebeler ve kansızlar kullanamaz. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanları ve tenyaları düşürür. Memeli basur ve variste de faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir. Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekran Üstünde Kontrast, inanılmaz derecede zengin renkler için siyah ve beyaz parlaklık arasındaki farkı vurgular. Bu en karanlık gölge (siyah) ile en parlak gölgenin (beyaz) ölçümüdür. Ne izliyor olursanız olun, kontrast oranı ne kadar yüksek olursa, görüntü kalitesi de o kadar yüksek olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şimdiki halde, bugünkü günde, elyevm, hâlâ, henüz: Necd’in bedevî Arablar’ı el-hâletü hâzihi Arapça’nın fasihini söylüyorlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. elektuvar, ilâç olarak kullanılan bal ile yoğrulmuş bir çeşit macun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold. govern. have. withhold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Emanet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın emaneti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memuriyet unvanını muhafaza eden emekli (profesor).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of suction pump. primer pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kalbi besleyen büyük damarlardan birinin aniden tıkanması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Enfarktüs krizi geçiren hasta; kalp bölgesinde ani bir ağrı hisseder. Bütün benliğini ölüm korkusu sarar. Nefes almakta zorluk çeker. Yapılacak ilk iş, hastanın 45 derece bir meyille oturmasını sağlamaktır. Sonra; vakit geçirmeden doktor çağrılır. Enfarktüs krizini atlattıktan sonra kesin istirahat ve doktorun dediklerine uymak şarttır. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Portakal, toz şeker, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı yeni sıkılmış portakal suyu ile 1 su bardağı su karıştırılır. Üzerine bir tatlı kaşığı toz şeker ilave edilip, içilir. Aynı işlem saat 10, 15 ve 21’de tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infarct. heart attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. infrastructure

top. b. altyapı

Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili familyasından, türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen yaprakları sert tüylü bir ot (echium vulgare).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kendinden geçirmek, vecit haline getirmek çok memnun etmek sevincinden çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Araştırma veya öğretim kurumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institute. college. retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. saçaklık, direk üstü tabanı, sütun pervaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. intellectualisme

fel. anlıkçılık

Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral. longhair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -tums, -ta) atkuyruğu, kırk kilit, (bot.) Equisetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eren-türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (coğ. - ta) tertip hatası, mürettip hatası, sehiv. errata list yanlış - doğru cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sorguç tutan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, doğru, yiğit. - Ertuğrul Gazi: Osmanlı hanedanının kurucusu. Osman Bey’in babası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tuna).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) l. Tunç renkli erkek. -2.Tunç madeni gibi güçlü kuvvetli erkek. - Er ve tunç kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yiğit hakan. 2.Uygur yazıtlarında geçen Türk adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüze).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Evliyaotu denilen bir bitkinin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, sağlıklı Türk.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe, köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar. Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu. Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı. Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu. Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe 1. Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi. Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cumming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi. Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu. Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler. Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu. Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı. 1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznumara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Water Closet’in baş harfleridir. Yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ‘00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak yerleşmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nehrin ağzındaki koy, nehrin denizle birleştiği geniş ve açık yer, haliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İnceleme, tetkik. Musikide didaktik maksatla bestelenmiş eser.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) etud.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research. preliminary study. study hall. study. survey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. preliminary study. study hall. critique. paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to study. to consider. to make a study of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eşyadaki mikrop, bit vs. yi kızgın buharla öldürmekte kullanılan buhar kazanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterilizer. drying oven. incubator. drying train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıtma ağacı, okaliptüs, (bot.) Eucalyptus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) östaki borusu, ortakulakla yutak arasındaki boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اوانی ترابه] toprak çanak çömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıbette, netice olarak vaki olan, nihai, en sonraki. eventually (z.) nihayet, sonunda, er geç, ilerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtimal, netice, işin sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sonuçlanmak, neticelenmek; çıkmak, meydana gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (hukuk). Bir şahsın kız çocuklarından olan torunlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tam ve doğru olma, her işi yolunda, vaktinde ve doğru olarak yapma, hatasızlık, kusursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile dostça tenkit etmek, uyarmak, ikaz etmek, nasihat etmek. expostula'tion (i). dostça tenkit,uyarma. expos'tula'tor (i). nasihat eden kimse. expos'tulator'y (s). tenkit veya ikaz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâhya, her işi gören memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) olaylara dayanan; kelimesi kelimesine, tam. factually (z). olaylara dayanarak, keyfiyete göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide saz imali sanatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) döl yatağı borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden Amerika’da yetişen bir bitki meyvesi; fareleri zehirlemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmaklık, aptallık, budalalık, akılsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ahmak, aptal, budala. fatuously (z). ahmakça, budalaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Nümûne, örnek, kumaş örnekleri destesi: Faturasını gönderdi. 2. Satın alınan bir mal için satıcının verdiği makbuz: Gümrük dairesi fatura ister Malfature = Manifatura’dan galat. (bk.) Manifatura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoice. bill. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. invoice. receipt. tab. rabbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoice. bill. bill parcels. bill of sale. black letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write an invoice for. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an invoice/bill. having a rabbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreceipted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yüz uzuvlarından biri; (çoğ). sima, çehre; özellik, hususiyet, vasıf; hal, şekil; asıl filim; makale; (f). önem vermek, belirtmek, tebarüz ettirmek; (k).dili benzemek. be featured baş rolü oynamak, baş rolde olmak. Feature that (h). dili Dü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eflâtun, eflâtun!.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bunak, kocamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرتوت] bunamış ihtiyar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). cenin, dölüt. fetal, foetal (s). cenine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture. league table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iplikçilik; iplik fabrikası, iplikhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). Devamlı olarak işleyen cerahat yolu; akıntılı hastalık; akarca.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fistule

tıp akarca

Sürekli işleyen çıban.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla anüs yakınında meydana gelen, içi cerahat dolu, ufak, kırmızı ve akıntılı bir şişliktir. Etrafında ağrı vardır. Tedavi edilmedikçe geçmez. Tedavisi için aşağıdaki reçeteler veya ameliyat tavsiye edilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Adaçayı, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya, 3 kahve kaşığı adaçayı konur. 10 dakika bekletilip süzülür. Sonra bu suya batırılan bir parça pamukla, fistülün üzerine kompres yapılır. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fistula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fistula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, las, Iae) (tıb). fistül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boru şeklinde; (tıb). fistül gibi, fistüle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabit şey. fixtures (i). sabit eşya; (huk). müştemilât, demirbaş. Iight fixtures elektrik teçhizatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). midede gaz hasıl eden, bu gaza ait; yalnız gösterişten ibaret; şiskin. flatulence, cy (i). gazlı veya yelli olma. flatulently (z). gösteriş yaparak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -tuses, tus) mide veya karındaki gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzensiz bir şekilde değişmek, bir kararda olmamak; kararsız olmak, tereddüt etmek; (tic). değişmek, tahavvül etmek. fluctua'tion (i). düzensiz değişim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). fetal fetus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceza olarak kaybetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). metanet sebat, tahammül. fortitudinous (s). metanetli, cesur, tahammüllü, dayanıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). evrimin doğal kanunların rastlantılı sonucu olduğuna inanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bir rastlantı sonucu vaki olan, tesadüfi. fortuitously (z). tesadüfen, kazara. fortuitousness, fortuity (i). tesadüf, rastlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Romada talih tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). talihli, bahtiyar, mesut. fortunately (z). iyi ki çok şükür, Allahtan, bereket versin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talih, baht; rastlantı, tesadüf; uğur; şans; kader, kaza, kısmet; servet, çok para. fortune hunter bilhassa evlenme yolu ile zengin olmak isteyen kimse, servet avcısı. fortuneteller (i). falcı. fortunetelling (i). falcılık. make a fortune zengin olma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ney sazını üflerken, asıl nağmeye Adetâ eşlik eden ses ki, ne kadar az olursa o kadar makbuldur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırma, kırılma; kırık; (tıb). kemik veya kıkırdağın kırılması, kırık; yarık; çekiçle kırılınca madenin meydana çıkan yüzeyi; (f). kırmak çatlatmak, yarmak; kırılmak. compound fracture (tıb). kırılan kemik uçlarının deriyi delerek dışarı çıkm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Alman kitaplarında daha çok eskiden kullanılan harf şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital karasal kanallara geçiş sağlayan alıcı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva veren, verimli, semereli, faydalı, yararlı, karlı, kazançlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. tums, ta) (i)., (geom). kesik koni veya piramit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eşya, mefruşat, mobil ya, malzeme; matb yazılar arasındaki boş lukları doldurmak için kullanılan madent parçalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feth). Fetihler. Bunun ikinci cem’i olarak fütûhât dahi kullanılır: Yavuz, saltanatını fütûhât ile geçirmiştir. (bk.) Fetih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) {feth’in cem’i olan fütûh’un cem’i). Fetihler, zaferler, fethedilen, zaptedilen ülkeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Gevşeklik, gayretsizlik, rehâvet: İşe fütûr geldi. 2. Bıkma, usanma: Yazı yazmaktan fütûr getirdim. Devamlı çalışmaktan insana fütûr gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i gelecek, müstakbel, istikbalde olan, gelecek zamana ait; i istikbal, gelecek, yarın, ati; ömrün geri kalan kısmı; gram gelecek zaman kipi futures i, çog ileride teslim edilmek üzere satılan veya satın alman mal: vadeli işlemler future perfect g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i fütürizm futurist i fütürist

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Sanatta fütürizm görüşüne bağlı olan. 2. Bu görüşle yapılan sanat eseri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futuriste

gelecekçi

Gelecekçilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurist. futuristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i istikbal, gelecek; ileride meydana gelecek bir olay fuze, fuzee bak fuse, fusee

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1910 yılında italya’da doğan ve geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekle alâkalı ihtisasları aynı zamanda gösteren sanat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurisme

gelecekçilik

İtalyan şairi Marinetti’nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurologie

gelecek bilimi

Küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusuzca, önemsemeden, umursamadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jauntily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gençlik, delikanlılık. 2. Yardım severlik, el açıklığı, cömertlik. 3. Mertlik, yiğitlik, mürüvvet. 4. Ortaçağ İslâm ve Türk Aleminde esnaf teşkilâtı, tarikat, lonca ve sendikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Fütüvvetli, kerem, cömertlik sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Esnaf teşkilâtı ile bunların uymaları icab eden usul ve kaidelerden bahseden eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mert, lutufkâr, cömert, eli açık. Osm. sehâvet sahibi. 2. Tanzimat sonrası Osftıanlı devletinde mülkiyede râbia ve hâmise rütbelerinde bulunanlara ve askeriyede mülâzim ve yüzbaşılara resmen verilen unvan ve lâkap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فتوحات] fetihler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فتور] gevşeklik. 2.bıkkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فتوت] gençlik. 2.yiğitlik. 3.eskiden Anadolu’da kurulup gelişen esnaf teşkilatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kocaman, iri; obur, doymaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garnish. trimming. trimmings. garnishing. garniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garnish. garniture. trimmings trimmings. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. garnitür, süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, bir bitki familyası. Familyanın örnek bitkisi gebreotu’dur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gaysler tübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Giriş sinyaline bağlı otomatik resim geliştirme. En iyi izleme koşulları için.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu gelişmiş özellik, JPEG biçiminde çekilen dijital fotoğrafların ekranda kolayca görüntülenmesine olanak sağlar. Ayrıca, JPEG görüntülerini Cyber-shot dijital fotoğraf makinenizden Sabit Disk Sürücünüzün / DVD oynatıcınızın dahili sabit sürücüsüne kopyalamanıza imkan tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gerçek Görüntü İşlemcisi, tıpkı bir PC’deki işlemci gibi, fotoğraf makinesinin temel işlevlerini yürüten bir çiptir. Başlatma süresini, fotoğraf makinesinin çalışma hızını ve güç tüketimini kontrol eder. Daha iyi renk gösterimi ve gelişmiş sinyal-parazit oranı sunarak yüksek kaliteli fotoğraflar sağlar. İşlemci, fotoğraf makinesinin hızlı başlatma süresine ve minimum deklanşör gecikmesine (düğmeye basılması ile resmin gerçekten çekilmesi arasında geçen süre) sahip olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist. surrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hareket, jest, dikkati çekmek için yapılan hareket; f. el ile hareket yapmak, jest yapmak. gestural s. el hareketlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گشت و گزار] dolaşma, gezinti, gezip tozma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbise takımı; yapılış, tertip; öncecilik, getupandgo i. oncecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dittany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavice, mavimsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. clap of thunder. thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orta Asya’da yaşamış eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gerçekte olmadığı halde varmış gibi görünen şey, hayal, tayf, hayalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. image. picture. sight. view. display. outlook. semblance. spectacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image. look. picture. spectre. phantom. frame. vision. spector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

image. video. picture. phantom. specter. apparition. mirror image. presence. tableau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visualization. scanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki veya fazla adamın birbirlerini görmelerine vasıta olmak, mülâkat ettirmek, bir yere gelmelerine yardım veya müsaade etmek: Sizi seveceğiniz bir adamla görüştüreceğim. Bu mektepte talebeyi yabancılarla görüştürmezler. 2. Sohbet ve mükâleme veya müzakere ettirmek: Ben iki tarafı görüştüreyim de karalarını size bildiririm. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring about a meeting between (one person and another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Görüşmeleri sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brought together (for a meeting , discussion , interview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkaya doğru, gerisin geri, büyük bozgun ile (ekseriya arka arkaya kullanılır): Götün götün döndü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Götün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Götürmek işi. (bk.) Götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swap-out. carrying. carriage. traction. conveyance. conduct. dispatch. haul. elimination. cancel. removal. shift. transportation. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Götürmek, yakından uzağa sevk ve nakletmek, getirmek mukabili: İzin verdiğimiz uşak, eşyasını alıp götürdü. On defa eşyasını getirip götürdü. 2. Koparıp almak, Osm. ref ve İzale etmek: Gülle bir kolunu götürdü. Atını su götürdü. 3. Kaldırmak, tahammül etmek, kabil ve mütehammil olmak: Bu pirinç çok su götürür. Sert adamdır, lakırdı götürmez. 4. Almak, taşıyabilmek: Bu kap iki okka götüremez. Su götürmek = Tevile müsait olmak. Başka türlü ifadeye müsait olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take. carry. take away. carry away. lead. guide. bear. bear away. conduce. get. lead on. put across. remove. take off. usher. whip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. deliver. drive. ferry. get. lead. sail. take. transport. usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take (away. to carry (off. to convey. to accompany. to remove. to destroy. to cause the death of. to stand for. to bear. to put up with. to lead to a result. to take off to jail. to take with. to lead. to guide. to shift. to conduct. to eliminate. to w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Götürmek işini yaptırmak: Şu eşyayı yerine götürtmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartı veya ölçü ile olmayarak toptan ve kesin olan: Götürü satış, götürü pazarlık, götürü bina. Toptan, kesinlikle, tartı ve ölçü ile olmayarak: Bir araba kömürü götürü yüz liraya aldım. Evini götürü yaptırdı, mec. Götürü bina = Götürü usuliyle yapılmış bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the piece. by the job. in the lump. by contract. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a lot. by the piece. by the job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

job work. work by the job. lump / piece work. lump sum job. jobbing. task work. task. lump / contract work / job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump bargain. contracting by the job. contracting for the whole lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakından uzağa doğru taşınmak: Bu sandık vapura götürülecektir. Onun buraya getirilmesi kolay ama tekrar oraya götürülmesi zordur. 2. Kaldırılmak, katlanılmak: Ağır sözler kolayca götürülemez. 3. Koparılıp alınmak: Kolu bir gülle ile götürüldü. Nehre düşüp götürüldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be carried away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şükran, minnettarlık, kadir bilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bedava, parasız; sebepsiz, keyfi; asılsız. gratuitously (z.) ücretsiz olarak; gereksiz yere, belli bir sebep olmadan. gratuitousness (i.) bedava oluş; asılsız oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hediye, teberru, bağış; bahşiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. booming sound. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2. Bostan korkuluğu, höyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnın gur gur etmesi, barsakların hareket edip gur gur gibi bir ses çıkarması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gürüldeyen şeyin sesi, büyük ses: Ormanda vahşî hayvanların gürültüsü işitiliyordu. Arabaların, yıkılan duvarın gürültüsü. 2. Muhtelif ve karışık sesler, patırtı, şamata, velvele: Çocuklar çok gürültü ediyordu; gürültü, patırdı dinleyemem. 3. Gök gürlemesi, Ar raad. 4. Karışıklık, kavga, Ar. nizâ İşçiler arasında bir gürültü olmuş, bir gürültü koptu. Gürültüye gitmek = De; bilinmeyerek ziyan olmak. Gürültüye p. buç bırakmamak = Korkmadan bildiği gibi yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. din. sound. uproar. clamor. clamour. ado. bang. charivari. clatter. coil. crash. discord. dustup. fracas. hoi polloi. hubble-bubble. hubbub. hullabaloo. kick-up. loudness. noisiness. pandemonium. peal. pong. pother. racket. rag. razzle-dazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado. affray. babble. clamour. clash. crash. din. fracas. hubbub. hullabaloo. hurly-burly. loudness. noise. peal. racket. riot. roll. row. rumble. sound. tumult. uproar. to-do. noisy quarrel. trouble confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. uproar. noisy quarrel. row. bang. boom. clamour. clangor. clank. clash. clatter. clutter. din. fracas. hubble bubble. hubbub. hullabaloo. moil. pother. rumpus. stir. to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gürültü azaltma teknolojisi küçük, dahili mikrofonlar kullanarak dış gürültüyü algılar ve hoparlör sürücülerine buna eşit ancak azaltıcı karşı sinyal gönderir. Bu, 50-1.000Hz aralığındaki sürekli gürültüyü engeller ve klima, otoban ve uçak kabinlerinden gelen gürültüyü azaltmak için özellikle uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gürültü Azaltma özellikli kulaklıklar, aktif gürültü kontrolü aracılığıyla istenmeyen ortam seslerini azaltır. Ortam gürültüsü %99’a kadar azaltılabilir. Kulaklıkları tıkaç olarak da kullanabilir ve nerede olursanız olun, özellikle de seyahat ederken takıp sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orijinal bant genişliği, vericiye gönderilmeden önce sıkıştırılır. Alındığında, bant genişliği tekrar açılır ve cızırtı gürültüsü azaltılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

İnsanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan, arzu edilmeyen sesler. Gürültü kirliliğinin başlıca kaynakları arasında uçakların çalışması, yol trafiği, inşaat ve ağır donanım bulunmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracker. racket. riot. row. tow- row. tumult. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ses dalgalarının neden olduğu hava basıncına göre değerlendirilen ve dB(A) birimine göre belirtilen gürültü değerlendirmesidir. Örneğin sakin bir konuşmanın şiddeti 50 dB(A), tren geçişinin çıkarttığı gürültünün şiddeti ise 100 dB(A)dır. ( Lärmstärke/loudness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gürültü ve şamata yapan, şamatacı, her işi gürültü ile yapan: Pek gürültücü bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. tumultuous. tumultuary. boisterous. blatant. bouncing. obstreperous. rackety. ripsnorter. rough. turbulent. rioter. roisterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. troublesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük sesli, şamatalı: Pek gürültülü bir bağırması vardır. 2. Şamata ve velveleyi gerektiren, şamata ile yapılan: Makine dikişi pek gürültülüdür; gürültülü işten, konuşmadan hoşlanmam. 3. Kalabalıklı, izdihamlı: Hayli gürültülü bir düğün oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. loud. tumultuous. tumultuary. clamant. clamorous. clangorous. hilarious. hurly-burly. jazz. knockabout. rackety. rambunctious. riotous. roaring. robustious. rumbustious. thundering. uproarious. vociferous. disorderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. clamorous. loud. noisy. resounding. riotous. rowdy. stormy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamorous. noisy. tumultuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sessiz, patırtısız, şamatasız, sükûnetle, sessiz olarak yapılan: Gürültüsüz iş, gürültüsüz, patırdısız bir düğün oldu. Sessizce, sükût ve sükûnetle, gürültüsüz çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noiseless. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça sessiz ve şamatasız: Gürültüsüzce bir ziyafet, gürültüsüzce konuşuyorlardı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gırtlağa ait; boğazdan telaffuz olunan; (i.) gırtlaktan veya ağzın arka kısmından çıkarılan ses; bu sesleri temsil eden harfler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜR) (i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder: Kütür kütür erik yiyordu, (bk.) Kütür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden, atropin adlı ilâcın çıkarıldığı bitki (atropa belladonna).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(belladon): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen 180 santimetre kadar boyunda, birkaç sene yaşayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. İçeriğinde Atropin vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Hekimlikte ağrıları dindirmek için kullanılır. Mide ve bağırsak hastalıkları, astım, beyin hastalıkları, kalp hastalıkları ve sinir hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گفت و گو] dedikodu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alışılmış, mutat, itiyat edinilmiş; daimi. habitually (z.) alışıldığı şekilde, âdet üzere. habitualness (i.) alışkanlık, âdet, mutat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) alıştırmak, alışkanlık haline getirmek, itiyat kespettirmek. habitua'tion (i.) itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) âdet, itiyat, alışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müdavim, daimi ziyaretçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Habitude; mode of life; general appearance. person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person's predisposition to be affected by something ; 'the consumptive habitus'. constitution of the human body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خبط و خطا] yanlış yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Darb-ı Türkt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حافظ کتب] kütüphaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAFIZ-I KÜTÜB) (i. A.). Eskiden kütüphanelerdeki kitapların bakım ve korunmasını sağlayan kimse, kütüphane memuru.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden programlanmış belli şekillerin çizilmesi ve menü adımlarının atlanmasıyla nav-u ekranının kontrolü

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: cartouche’dan). Top fişeği. Hartuç çantası = Hartuç koymaya mahsus top arabasının arkasındaki sandık, (bk.) Kartuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hasır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(saz): Hasırgiller familyasından; düz ince uzun, dayanıklı olan yaprakları; minder ve yastık gibi şeyleri doldurmaya, hasır örmeye yarayan bir sazdır. Bataklıklarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi), (bk.) Hatır hatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HâDUN, KADUN, KADIN) (i.) (Arapça’da cem’i: havâtîn). 1. İslâm’ dan önceki ve daha sonraki Türk devletlerinde hâkan zevcesi, imparatoriçe. 2. İtibarlı kadın, hanım, Fars. bânû, Ar. seyyide kullanılıyorsa da, hâtûn kelimesinde daha fazla saygı vardır. Hâtûn, kimseye derdini anlatamıyor. Güzelhâtun otu, güzelavrat otu = İtalyanca belladona dedikleri çiçek ki, tıbbî bitkilerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wifie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. lady. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. lady. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kadın. 2.Eş, zevce. 3.Eskiden yüksek kişilikli kadınlara ya da hakan eşlerine verilen unvan.- Örfte isim olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük veya az itibarlı kadın, kadıncağız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zihin körlüğü, anlayışsızlık; letarji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heftümîn

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F ). Yedinci, Ar. sâbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heştümîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Sekizinci, Ar. sâmin: Bâb-ı heştümîn: Sekizinci bâb, sipihr-i heştümîn: Sekizinci (kat) gök.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. Lat. tus, ing. tus es) aralık, açıklık, fasıla, boş yer; iki sesli harfin birleşmeden iki hece veya iki kelime arasında yan yana gelmesi, hemze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın bağışlaması, bağışı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ancak Allah’ın bileceği iş. 2.Allah’ın hikmeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Derisidikenlilerin bir sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Homurdanma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muttering. mutter. growl of a bear. growl. grunt. snarl. snort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul' tural s. bahçıvanlığa ait. horticul'turist i. bahçecilik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Fil burnu. 2. Tulumbaya takılan plastik, lastik veya sık bez boru. 3. Dar sahalı bir siklon çeşidi. Hortum, buhar veya suyun hızla dönüp sütun halinde yükselmesi şeklinde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. water hose. hose pipe. tornado. elephant's trunk. twister. whirlwind. cyclone. eddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. waterspout. whirlwind. hosepipe. trunk. proboscis. tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. tornado. whirlwind. trunk. proboscis. waterspout. tube. hosepipe. rubber / flexible / elastic pipe. nozzle. cyclone. whirlblast. hurl wind. twister. waterskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Horuldama sesi, horlama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore. snort. snoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snoring. snore. snort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hüngür derken çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hüsn-i kuruntu şeklinde alay maksadıyle mahsus yapılmış terkip) (i. T.). Bir durumu saflıkla kendi tarafına yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishful thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hatb). İşler, meseleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatıra gelme: Hatırıma: Zihnime hutûr etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hat). Hatlar, çizgiler, (bk.) Hat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خطوط] hatlar, yollar. 2.çizgiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, TV’nin, kablo TV yayınlarında bulunan daha geniş aralıktaki belirli kanalları almasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). Bir cemiyetin iç işlerini düzenleyen tüzük.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bazı kimseler, öksürme, aksırma, gülme, ağlama, hallerinde veya heyecanlandıkları zaman idrarlarını tutamayıp kaçırırlar. Bu durum bilhassa çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür. Nedeni ön ve arka boşaltım kanallarındaki kasların zayıflamış olmasıdır. Ayrıca böbrek veya idrar yollrındaki taş veya tümör, omuriliğin hastalanması da idrar tutamamaya neden olabilir. Küçük çocuklarda ise, bağırsak solucanları idrar kaçırmaya neden olabilir. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Günlük, su.

Hazırlanışı : Küçük bir parça günlük havanda iyice dövülür. Aç karnına yarım kahve kaşığı yenir. Üzerine 1 bardak su içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kişniş, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya iki çorba kaşığı kişniş konur. Kaynatıldıktan sonra süzlür. Günde iki kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins ayrıkotu (andropogon).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı geceler bataklıklarda görülen ve organik maddelerin çürümesinden hasıl olan gazlardan çıkan ateşli buhar; aldatıcı ümit veya her hangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmamış, kemal bulmamış, ham, toy, olmamış, gelişmemiş, pişmemiş. immaturely z. yetişkin kimse gibi davranmayarak; vaktinden evvel, ol gunlaşmadan. immaturity i. hamlık, toyluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakur, ağır başlı, temkinli, nefsine hakim, soğukkanlı. imperturbability i. ağır başlılık, vakur olma, temkinli olma, soğukkanlılık. imperturb'ably z. nefsine hakim olarak, vakarla imperturba'tion i. soğukkanlılık, itidal, ağır başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acelecilik, tez canlllık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aceleci, düşünmeden hareket eden; düşünmeden yapllan; zorlu, sert, şiddetli; çabuk, hızlı. impetuously z. düşünmeden, acele ve şiddetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hız,güç, zor, şiddet; bir teşebbüse hız kazandıran kuvvet, saik, güdü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorla isteyen, ısrarla bir şey isteyerek rahatsız eden. importunacy, importunateness i. Israrla isteyerek rahatsız etme. importunately z. ısrarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısrarla istemek, tekrar tekrar istemek. importunity i. usandırıcı ısrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hile, sahtekarlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. baskı ruhsatnamesi (özellikle Katolik Kilisesi tarafmdan verilen).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. hazırlıksız; z. hazırlıksız olarak, irticalen; i. irtical, hazırlıksız söylenmiş veya yapılmış şey; müz. empromptü, küçük parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. eski halinde, evvelki gibi, statüko halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeteneksizlik, kabiliyetsizlik; uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın lütfü. Allah’ın ihsanı. İnayetullah Kenbu: Şah Cihan dönemini anlatan, Şahcihanname isimli yapıtın sahibi. Hintli tarihçi, yazar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüphe, tereddüt, kararsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akraba ile zina kabilinden; akrabası ile zina yapmış; akraba ile zina yapmaktan hâsıl olmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sözleşme kâğıdı, resmi senet, bilhassa hizmetçi veya uşakla yapılan onaylı sözleşme; f. kontrat veya senetle bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirsiz, faydasız, boş, başarısız. ineffectually z. boşuna, faydasızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aklını çelmek, çıldırtmak, meftun etmek, aşırı sevdaya düşürmek. infatua'tion i. delicesine sevdaya tutulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hudutsuzluk, mahdut olmayış, sonsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nankörlük, iyilik bilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamansız, mevsimsiz, münasebetsiz, uygunsuz, sırasız. inopportunely z. vakitsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ilelebet, ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahatsızlık, sükunetsizlik; endişe, kaygı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evet doğrudur. Hatta bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.

İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.

Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.

A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.

Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan gücünü aşan. Ar. fevkalbeşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman. transcendental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman. preternatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. asıl yerinde, tabii vaziyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kurmak, tesis etmek; kil. atamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuruluş, müessese; enstitü, okul; bilimsel kurum; konferans serisi. institutes i. hukuk el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerleşmiş gelenek veya kanun; devamlı olan şey; kuruluş, müessese, tesis; tımarhane, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuruluş veya kuruma ait; geleneğe ait, bir mevzuun esasına ait. institutional food herhangi bir müessesenin çıkardığı yemek. institutionalize f. kurum haline getirmek; adet haline getirmek; A.B.D., k.dili düşkünler evine yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gelenek veya âdetlere ait, hukukla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). İdrakin -duygu ve iradenin üstünde olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. akli, zihni; akıllı, yüksek zekâ sahibi; çok okumuş, âlim, bilgili, münevver; i. münevver kimse, entellektüel kimse. intellectuality i. münevverlik, zihni kabiliyet. intellectually (z.) zeka ile, anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münevverlik, anlıkçılık, ilmin mantıktan çıktığını ileri süren kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akla fazla kıymet veren kimse; ilmin mantıktan çıktığını iddia eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) âlimce ifade etmek; düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhtelif şeylerin birbirine karışması; karışmış şey, ka rışım, halita; ilave edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. intertextuality

ed. metinler arasılık

Bütüncül bir yapıya kavuşturulması amacıyla bir edebî metnin dokusuna hem edebiyat alanından hem de başka alanlardan metin parçalarının katılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir şeyin başka şeyler arasına veya muhtelif şeylerin birbirine örülüp karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (tıb.) boğaz gibi bir nefes alma organının içine boru sokmak (difteride). intubation (i.) boru sokma ameliyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içine doğma; muhakeme kullanmadan meydanda olmayan bir şeyi sezme, sezgi. intuitional (s.) içe doğma ile ilgili, sezgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) hakikatlerin akıl ve bilgi ile değil de sezgi yolu ile ortaya çıkarılabileceğini ileri süren öğreti; duyularımızla algıladığımız cisimlerin gerçek olduğunu savunan öğreti; insanın sezgi anlayışına sahip olduğunu ve bununla doğru ahlâk kai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sezgi yolu ile anlaşılan veya öğrenilen. intuitively (z.) sezgi ile .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şişen, kabaran; hararetle büyüyen. intumescence (i.) şişme, kabarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) içine alma; (tıb.) bir kısım bağırsağın yanındaki kısmın içine girmesi; yiyecek gibi yabancı bir maddenin vücuda girerek doku haline gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) resmen memuriyet makamına koyma, tayin; resmi elbise, üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili bir fotoğraf sensörü, ortam aydınlatma koşullarını kontrol eder ve resim parlaklığını otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnily enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(urtica urenus): Isırgangillerden ilkbaharda yetişen, her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur. Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır. Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar. Tohumları da kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dıştan tatbik edildiği zaman, iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir. Burun kanamasını keser. Egzamanın şikayetlerini giderir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür. Haricen tatbik edildiği zaman, dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Cerrah ve mühendis Aletleri takımı ve bunların içinde bulunduğu kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. stoffato). Salçalı bir çeşit et yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. stoffa). Bir cins ipek kumaş ki, ekseriya sırmalı veya kılaptanlı olup döşemecilikte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital bir ortam oynatıcı yazılım uygulaması olan iTunes®, ses dosyalarını PC’nizde veya Sony VAIO dizüstü bilgisayarınızda düzenlemenizi sağlar. iTunes üzerinden alınan müzik veya iTunes Plus formatında indirilen şarkılar Sony’nin İçerik Aktarım aracı ile kolayca bir Sony WALKMAN® cihazına aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Patlıcangillerden bir bitki (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(köpeküzümü): Patlıcangillerden; ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak siyahtır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması gerekir. Kullanıldığı yerler: Romatizma ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair weather friend. fair-weather friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

17. yy. itibarıyla burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu, orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. bir kadına kocası tarafından ve kocanın ölümünden sonra kalmak şartıyle bağlanan gelir; f. böyle gelir bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargılama hakkı, yargılama işlev ve işlemi; hâkimlik; mahkeme, hâkimler heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitişme, bağlantı, irtibat; oynak yeri, mafsal; dikiş yeri; nazik zaman, mühim an; aralık, vakit, zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Artık belirli BRAVIA TV’lerde kablolu yayın şebekelerinde kullanılmak üzere, entegre televizyon tuneri bulunmaktadır. Bu da, bir alıcı kutusuna gerek kalmadan, BRAVIA TV’nizi anten girişi aracılığıyla doğrudan kablolu yayın şebekesine bağlayabilmenizi sağlar. Teknik ya da ticari nedenlerle, tümleşik TV tunerlerimiz her ülkedeki yerel kablolu yayın şebekeleri ile uyumlu değildir. Hangi entegre TV tunerin bulunduğunuz yere uygun olduğunu kontrol edin.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sarıçalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gale. hysterics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atlasçiçeğigiîlerden, birçok çeşitleri bulunan dikenli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus. cactus atlasçiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. elite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hemoptizi denilen kan tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır. Ayrıca tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, sirke, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı kuru nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna bir kahve kaşığı saf sirke ilave edilip, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Şifalı Bitki

(senecio): Bileşikgiller familyasından bir bitki cinsidir. Adikanaryaotu denilen çeşidi, bütün yıl boyunca çiçek açan 10-40 santimetre boyunda bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük silindir şeklindedir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, inulin vardır. Köklerinde ise; “Senecin” ve “Senecionin” adlı iki alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Aybaşı kanamalarını düzenler. Aybaşı ağrılarını keser. Bağırsak kurtlarını düşürür. İshal, dizanteri ve kanamalarda faydalıdır. Yaraları iyileştirir. Romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscrutable person. thing that one knows very little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir ülkede yabancılara verilen İmtiyazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true friend. friend who sticks by you when you're in trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavadula stoechas): Ballıbabagiller familyasından, bir veya çok yıllık otsu yahut dip kısmı odunsu bir bitkidir. Ezildiği zaman çok kuvvetli ve hoş olmayan bir koku çıkarır. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Bir türünden karabaşyağı denilen bir esans çıkarılır. Yurdumuzda alçak makilerde bulunur. Kullanıldığı yerler: Ağrıları geçirir. Kalbe kuvvet verir. Damar sertliğinde faydalıdır. Balgam söker. Sara ve beyin hastalıklarında kullanılır. Uyuşukluğu giderir, zindelik verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run aground. to go aground. to run ashore. to run on the beach. go aground on. strike the sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç kişinin birini yakalayıp kaldırması: Adamı, kargatulumba götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir kimsenin, bir şeyin veya bir olayın biçimi gülünç hale getirilerek çizilmiş resmi. 2. mec. Beceriksizce yapılmış şey, taslak: Ev karikatürü, insan karikatürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. take-off. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. comic strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karikatürist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art or work of a caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karikatür çizmeyi meslek edinen ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karikatür haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caricature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak tırmığı, büyük tarla tarağı, küçük sürgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Fr.). Kâğıt, karton veya maden mahfaza içine konmuş patlayıcı madde: Dinamit kartuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erlerin belde taşıdıkları, yalın olarak süngü yerine tüfeğin namlusu ucuna taktıkları düz ve kısa kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sword bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, küçük ve güzel çiçekler açan bir bitki (agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, yaprakları kaşığı andıran bir bitki (cohlearia officinalis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fıtıkotu): Karanfilgiller familyasından; Avrupa’da, Asya’da ve yurdumuzda yetişen, toprak yüzeyinde yatık olarak gelişen bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçüktür ve kümeler halindedir. Hekimlikte; toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Böbrek ve mesane hastalıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kasık şişmelerini indirir. Bademcik iltihap ve şişmelerini tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cochleria): Turpgiller familyasından; Mart’tan Temmuz’a kadar beyaz çiçekler açan, güzel yeşil renkli bitkidir. Hardala benzer. Lezzeti acı, kokusu keskindir. Yaprakları etli, kenarları kaşık gibi içeri doğru kıvrıktır. Taze yapraklarında acı ve yakıcı bir esans vardır. Yaprakları ve kökü kullanılır. Taze iken kullanılır. Kullanıldığı yerler: Skorbütte ve sıracada faydalıdır. Diş eti iltihaplarını giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve kaba ses çıkararak: Elmayı katır kutur yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruchingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleştirmek, yan yana getirmek, temas ettirmek, Osm. ilsak etmek: Etekleri, önünü kavuşturmak, ellerini göğsü üzerinde kavuşturmak. 2. Mülâkat ettirmek, bir yere getirip görüştürmek. Ayrılıktan sonra birleştirmek: Allah sizi sevdiklerinize kavuştursun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring together. fold. restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. to cause to meet. to bring together. to unite. to cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reunite sb sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tabiatta kaya şeklînde bulunan tuz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Bir yıldız kümesi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(kedi tırnağı): Bir çeşit çalıdır. Fransa’da ve ülkemizin Akdeniz bölgesinde yetişir. Yemişi nohuttan büyüktür. Turşusu yapılır. Kökünün kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. İştah açar. Skorbüt tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(keçisedefi): Baklagiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde “tanem” ve “galegin” adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Suyu, suya girmeyi, yıkanmayı sevmeyen kedilerin balığı niçin sevdiklerine gelmeden önce kediler sudan gerçekten mi nefret eder ona bir bakalım. Kedilerin sudan nefret ettikleri inancı doğru değildir. Mısır’da evcilleştirilmelerinden önce yaşadıkları ortam su kenarları idi.

Su, kedinin tüylerini ıslatır ve bu da kedinin soğuğa karşı olan direncini azaltır. Eğer bulunduğu yerin hava şartlarına göre bu kedi için önemli ise ıslanmaktan kaçınır. Sıcak iklimlerde yaşayan aslan, kaplan, jaguar gibi akrabaları sudan kaçınmazlar. Kaplan ve jaguarlar sudaki bir avı veya düşmanı yakalamak için hiç düşünmeden suya atlayabilirler. Soğuk bölgelerde yaşayan kar leoparı gibi akrabaları da gerekirse suya girerler ama derin yerlere yaklaşmazlar.

Kedilerin sudan uzak durmalarının diğer nedenleri, zaten temiz bir hayvan olmaları, biraz kaprisli biraz da tembel olmaları ve suya girmenin menfaatleri açısından bir anlam ve amaç taşımamasıdır. Bir taraflarına su değdiğinde bütün vücutlarını yalayarak temizlemek zorunda kalmaları da cabası. Aslında kediler de diğer bir çok hayvan gibi suda gayet iyi yüzebilirler. Van ve Ankara kedileri diğer cinslere göre suyu daha çok severler.

Köpekler böyle değillerdir. Sahibi denize bir sopa veya küçük bir top attığında onu alıp geri getirmek için hiç düşünmeden, mutlu bir şekilde suya atlarlar. Karaya çıktıklarında silkelenerek etraftakilere de duş yaptırırlar. Ne var ki su, köpeklere kedilerden daha fazla zararlıdır. Köpek derisinde ter bezleri yoktur, sadece bol miktarda yağ bezi vardır.

Köpekler insanlarda olduğu gibi ısı düzenlemesi için terlemezler, ısı ayarını solunum sistemleri ile yaparlar. Çok yıkanırsalar deri kurur ve çatlar. Belki bu nedenle köpekler suya girdikten sonra tozlu topraklı yerlere gidip yatarlar.

Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere de olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuşlar ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılarda kedileri evcilleştirme düşüncesini yaratan da bu fare yakalamadaki ustalıkları olmuştur.

Günümüzde bile kedinin kuzey Hindistan ve güneydoğu Asya’da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında dolaşarak balık avlarlar. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, bu arada gerekirse tamamen suya da girerler. Ev kedileri, özellikle yavru olanları havuz veya akvaryumlardaki balıklara karşı aynı eğilimi gösterirler, bu amaçla ıslanmaktan da pek kaçınmazlar.

Yunanlı tarihçi Siculus eski Mısır’ı anlatırken kedi bakıcılarının onları ekmek ve sütle beslediklerinden, Nil nehrinden getirdikleri balıkları çiğ olarak yedirdiklerinden bahseder. Günümüz kedilerinin balık merakının vahşi atalarından gelen genlerden, süt zevkinin ise Mısırlı bakıcıların yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklandığı anlaşılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulayamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.

Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belli bir noktada tam tersini yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.

Yapılan deney ve gözlemlerde bir kedinin alçak bir yerden düşmesinin, yüksek bir yerden düşmesine göre çok daha fazla hasar yaratacağı tespit edilmiştir. Örneğin yaklaşık bin metre yüksekliğindeki, otuz iki katlı bir binanın tepesinden düşen bir kediye hiçbir şey olmazken, yedi katlı binalardan düşenlerde ciddi sakatlıklar, hatta ölüm vakaları görülmüştür. Bilim insanları bunu da “limiz hızı” ile izah ediyorlar.

Havadan yere düşen cisimler, önce gittikçe artan bir hızla yere düşerler. Sonra kütlelerine bağlı olarak belirli bir mesafede hızdaki bu artış durur ve “limit hız” denilen sabit bir hızla yere düşmeye devam ederler. Yani bir gökdelenenin tepesinden atılan madeni bir paranın yere düşme anındaki hızı ile uçaktan atılan (aynı) paranın hızı arasında bir fark yoktur. İyi ki de yoktur, çünkü bu “limit hız” olmasaydı ve cisimler gittikçe artan bir hızla düşmeye devam etmeselerdi, yağmur damlaları kafamıza kurşun gibi düşebilirlerdi.

Bu teoriye göre yüksekten düşen kediler, yaklaşık saatte yüz kilometre sürate gelince limit hıza ulaşırlar, artık hep aynı hızda düşerler ve stresi atlatıp, kendilerine gelir ve gevşerler. Başlangıçta bahsettiğimiz dönme hareketini yaptıktan sonra, Avustralya’da yaşayan uçan sincapların uçuşuna benzer şekilde, tüm vücutlarını paraşüt gibi kullanarak, yaralanma olasılığını en aza indirerek, yere inerler.

Tabii bütün bu deney sonuçlerı ve teoriler, hayvan hastanelerine gelen kediler göz önüne alınarak ortaya çıkartılmıştır. Yüksekten düşüp de ölen veya alçaktan düşüp, ölmeyip, olay yerini terk eden, her iki şekilde de hayvan hastanalerine uğramamış kedilerin sayıları bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i ). İkiçeneklilerden, kökü hekimlikte kullanılan bir bitki (valeriana). bk. Kedi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(valeriana): İkiçenekliler sınıfının, kediotugiller familyasından; kökü az etli, çok yıllık bir otsu bitkidir. Boylarına göre iki gruba ayrılır. Bir kısmının boyu 5-50 santimetre kadardır. Diğerleri ise, 2 metreyi bulabilirler. En yaygın türü tıbbi kediotudur. Yurdumuzda büyük yapraklı kediotu, küçük kediotu ve dağ kediotu gibi türleri vardır. Tıbbi kediotu: Avrupa ve Kuzey Asya’da yabani olarak yetişir. Öneminden ötürü kültür bitkisi olarak da yetiştirilir. 1-1,5 metre yükseklikte çok yıllık bir kediotu türüdür. Gövdesinin içi boştur. Yarprakları karşılıklı olarak dizilmiştir. Sapları kısa, kenarları dişlidir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri küçük ve tüylüdür. Rizom ve köklerinde nişasta, şeker, reçine, chatin, valerin ve uçucu bir yağ vardır. Kökü tazeyken kokusuzdur. Kuruduğu zaman keskin fena bir kokusu vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri telkin eder. Nevrasteni ve isteride faydalıdır. Ateş düşürür, spazm çözer. Sinirsel baş ağrılarını, sinirsel çarpıntıları teskin eder. Tıbbi kediotunun kökünden elde edilen kediotu esansı isteri, kore ve epilepside kullanılır. Baş dönmesi, taşıt tutması ve heyecanlanma hallerinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

geniş ve düz dipli nehir salı. Kentucky coffee tohumlan kahve yerine kullanllan uzun bir agaç, bot. Gymnocladusdioicus; bu agacın tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketm» den imüb.). Sır saklayan, kimseye sır açmayan, boşboğaz zıddı, ağzı sıkı: Ahmed ketum adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discreet. secretive. incommunicative. uncommunicative. close. reticent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cagey. reticent. secretive. tight-lipped. discreet. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightlipped. reticent. close. close lipped. discreet. good. incommunicative. secretive. unobtrusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتوم] sır saklayan, ağzı sıkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. caginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugger mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseye sır açmayan adamın hali, Ar. kitmân: Ketûmluğun o derecesi de fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncommunicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticence. discretion. secrecy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sarıkantaron): Kılıçotugiller familyasından; Mayıs - Eylül ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları sapsızdır. Koyu yeşildir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Çiçek dallarında; pinen, cadinen, tanen, reçine, zamk, acı maddeler ve boya maddeleri vardır. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. İdrar ve balgam söktürür. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. İştah açar. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi yaraları iyileştirir. Filizlenmiş uçlarından yapılan haşlama, bağırsak kurtlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cryptogamae): Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Kullanıldığı yerler: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(hilaliye): Gelincikgiller familyasından, Nisan - Mayıs ayları arasında sarı renkli çiçekler açan, 30 - 70 cm yüksekliğinde çok yıllık otsu bir bitkidir. Kuzey Anadolu bölgesinde yetişir. Çiçekleri dallarının ucundadır. Bitkinin tamamında ve özellikle yapraklarında sarı renkli boya maddesi ve alkoloidler vardır. Sapı kırıldığı zaman sarı renkli bir süt akar. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Sütü siğil ve nasırların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass tourism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırlara yedirilen susam ve kinin posası, küsbesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kolun göğüsün yanıyla omuz altında teşkil ettiği açıklık: Koltuğunda bir çıban çıkmış. 2. Kenar, köşe, tenha ve kuytu yer: Orası bir koltuktur. 3. Sokak köşelerinde dükkân vesaire şubesi: Koltuk bakkal (ı); koltuk meyhane (si). 4. Tellâl ve eskici dükkânı (bu son üç mânâsı eskimiştir). 5. Kol dayanacak yerler) yani İki yandan kanarları olan büyük sandalye, koltuklu sandalye. 6. Pohpoh, yüze kaşı övme: Koltuğu sever; koltuğa gelir. 7. övünme. Koltuk altına almak = Himayeye almak. Koltuk altı = Koltuğun içi, oyuğu. Koltuk deyneği = Ayakta duramayan kimselerin kullandığı, koltuğa koyup dayanacak yeri olan deynek. (denizcilik) Koltuk halatı = Gemiyi rıhtıma sokmak için baş ve kı; tarafından verilen palamar. (İstihkâm) Koltuk zaviyesi = İstihkâmın köşe tabyası. Koltuk resmi = Eskiden zifaf günü güveyin, gelinin koltuğuna girip kadınların ortasından geçerek odasına çıkarması töreni. Koltuk kabarmak = Övünmek, çok memnun olmak. Koltuğa girmek = Birini ve bilhassa güveyi, gelini koltuğundan tutup yürütmek veya bir yere çıkarmak. Koltuk vermek = Yüzüne karşı öğmek, Osm. müdâhane eylemek. Koltuğa vermek = Gelini, koltuğuna girmek üzere güveye takdim etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat. armchair. chair. stall. elbow chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armchair. seat. easy chair. armpit. flattery. stalls. support. protection. official position. chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. armchair. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). I. Kullanılmış şeyler satan ve satın alan kimse. 2. Ayakta içki veren meyhaneci. 1. Yüze karşı öven dalkavuk, Ar. müdâhln.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of armchairs. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Koltuklamak işi. 2. Yaranmak maksadıyla söylenen övücü söz, kompliman, pohpohlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koltuğuna girmek, kolundan tutmak. 2. Yüze karşı övmek, dalkavukluk yapmak, komplimanda bulunmak, Osm. müdâhene eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trick sth under one's arm. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol dayanacak yeri olan: Koltuklu sandalye = Sadece «koltuk» denilen kenarlı büyük sandalye, kürsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk yapmakta kullanılan kumaş vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elbiselerin koltuk altına içten dikilen parça, subra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkenin muayyen bir zamandaki siyasî, sosyal yahut ekonomik durumunun bağlı bulunduğu unsurların bütünü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conjoncture

geçerli durum

Bir ülkenin ekonomik hayatının yükselme ve alçalma yönünde gösterdiği inişli çıkışlı, dalgalı hareketlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic sitaution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjuncture. the economic situation (of a country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Kâinatın madde ile var olduğunu, maddeden ayrıldığı takdirde sadece mefhumdan ibaret kalacağını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. conceptualisme

fel. kavramcılık

Kavramın, onu bildiren sözden farklı bir varlık olduğunu ve gerçeğin zihinde bulunmadığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatoire. conservatory. school. academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contour. outline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dış çizgi. Bir nesnenin dış hatları, sınırları anlamına gelen terim, nesnelerin silüetlerinin ya da kütle içindeki biçimlerinin çizgisel olarak belirlenmesine yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatar beylerinin giydikleri yüzü harçlı dar kollu üstlük, kapaniçenln bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make speak. to draw sb out. to play very well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb talk. to allow sb to talk with. to make sb talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kopmuş parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken bit. fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightening. scary. startling. alarming. dark. forbidding. horror. lurid. minacious. minatory. spine-chilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. fearsome. formidable. hairy. scare. scary. frightening. threatening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrifying. frightening. appalling. minatory. off- putting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çeşit büyük semer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. costume). 1. Giyecek, kıyafet, ziy. 2. Bir çeşit kumaştan giyecek takımı, bir örnek, ceket, pantolon, yelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's two or three-piece suit. costume. dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female suit , ladies suit , ladys suit , costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costumier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün giyecek takımı, yani bir örnek ceket, pantolon, yelek yapmaya mahsus veya buna yakışır kumaş: Kostümlük kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material fit for making a suit. suiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Acele İle yürütmek: Hayvanı koşturup ter içinde bırakmış. 3. Sür’atle göndermek, hızla yetiştirmek: Kendisine haber koşturdum. 3. mec. Boşuna yorulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakıştırmak, ekletmek, Osm. izâfe ettirmek, Isnât ettirmek: İslim dini Tanrı’ya asla ortak koşturmaz. 3. Birlikte göndertmek: Yollar emin ama yine de ona bir iki jandarma süvarisi koşturmalı. 3. Araba, sapan vesaireye hayvan bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. rush. to cause to run. to make run. to scurry. to buzz about. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hitched to. to send sb to an errand. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «koşulmak» tan). 1. Bir adamın arkası sıra gidenler, gayretkeşler. 2. Arkadaşlar, yardakçılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. chase. to bustle about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run hither and yon. to rush from one place to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyi olmayan, fena, Fars. bed: Kötü mal; kötü adam; kötü iş («fena» kelimesini yerli yersiz kullanıp «kötü» kelimesini unutmamalıdır). 2. Kötülükle, kötü surette: Kötü yazıyor; kötü söylüyor. 3. Kötülük, fenalık. İyi kötü = Ar. hayr-ü şer, Fars. nîk-ü bed; iyiyi kötüden fark etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged condition. mire. plight. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news. evil news. evil tidings. alarming news. bad tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolence. malicious. mala fide. bad faith. bad intention. bad will. ill- will. wicked will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced. malevolent. malignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mala fide. malevolent. in bad faith. baleful. corrupt intent. malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbiting. obloquy. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry down. detraction. obloquy. put down. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin veya insanın aleyhinde konuşmak. 2. mec. Zayıflamak, hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. speak ill of. denigrate. dispraise. back bite. backbite. cry down. decry. defame. discredit. disparage. do down. revile. revile against smth. revile at smth. run down. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decry. malign. vilify. to speak ill of. to run down. to backbite. to decry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak ill of. to run down. cry down. decry. defame. denigrate. detract. discredit. disparage. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtham olunmak, adı kötüye çıkmak, zarara sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disparaged. to be run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. slump. growing worse. deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. pejoration. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü olmak, fenalaşmak, bozulmak: O iş kötüleşti; hasta yeniden kötüleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get worse. worsen. deteriorate. go down. retrograde. retrogress. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deteriorate. relapse. to become bad. to worsen. to deteriorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bad. to deteriorate. to go downhill. regress. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fenalaştırmak, fena hâle getirmek, bozmak: O işi kötüleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. bastardize. corrupt. deteriorate. exacerbate. to worsen. to exacerbate. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to go wrong. to spoil. to make a mess of. to worsen. aggravate. bastardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, Ar. sû, şer, zarar verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harm. evil. malice. misdoing. badness. wickedness. blackness. darkness. devilry. disservice. enormity. iniquity. malfeasance. malignity. misdeed. perversity. spitefulness. vice. viciousness. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. disservice. evil. harm. ill. malice. misdeed. vice. wrongdoing. badness. bad action. wrong. wickedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition. malicious or evil action. wrong. badness. wickedness. cancer. devilry. harm. ill. ill- doing. iniquity. malfeasance. malice. malignancy. malignity. mischief. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harm. to do harm. to act maliciously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri umumiyetle menfî tarafından gören; her işin sonunu kötü gören, iyimser karşıtı, Fars. bedbin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. pessimist. downbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worrywart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misusage. adverse use. improper exploitation. misapplication. misemployment. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu, kibirli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kotuz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Kovuşturmak işi. 2. Suçu bildirilen biri hekkınde yapılan soruşturma ve araştırma, takibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution. investigation of a case by a legal agency of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peşine düşmek, takip etmek, kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecute. to prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to investigate a crime. to prosecute sb. to take criminal proceedings against sb. to proceed against sb by law. to initiate / to institute / to take / to recur to / to have recourse to le. legal proceedings against sb. prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(peucedanum ostruthium): Dantela gibi güzel yeşil yapraklı bir bitkidir. Çiçekleri pembe ve beyaz renkte olup, dallarının ucuna toplanmıştır. Yaprakları ilkbahar, kökü ise sonbahar aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. Kanı temizler. Damar sertliği ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular letter of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (musiki). Kuartet ile aynı mânâdadır, bk. Kuartet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın gücü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dişotu): Dişotugiller familyasından, koyu yeşil renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30-120 cm arasındadır. Yaprakları sert ve dalgalıdır. Çakıllı, çorak arazide yetişir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Ödem hastalığında faydalıdır. Mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Spazm ve ağrıları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir milletin manevî varlığını ve düşünce birliğini meydana getiren fikir ve sanat mahsullerinin, an’anelerin bütünü. 2. Fikrî çalışmalarla çeşitli zihnî melekelerin gelişmesi, zenginleşmesi. 3. Bu zenginleşmeye temel teşkil eden bilgilerin bütünü. Kültür-fizik = Beden eğitimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture. ethos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) kültür, hars, ekin, ekinç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural capital / centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kültüre ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical-fitness exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültür sahibi insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured. intelligent. sophisticated. enlightened. well-educated. cultivated. thoroughbred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. cultured. sophisticated. literate. well-read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültürü olmayan, cahil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowbrow. uncultured. uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski, işe yafamaz, kullanıla kullanıla bozulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. junky looking. ramshackle. conk out. decrepit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırlarda ve ormanlarda çerden çöpten yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikeden uzaklaşma, Osm. halâs, selâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. disposal. help. riddance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Bir tehlike veya bir sıkıntıdan uzaklaşmak, hastalıktan sıyrılmak: Üç kişi o hastalığa tutuldu; ikisi kurtuldu, kendisi bir iftlrâ ile tevkif olunduysa da kurtuldu. 2. Selâmete çıkmak: Hele kurtulduk, kurtulduğuna teşekkür etmeli. 3. Bağını koparıp kaçmak: Bir at kurtulmuş; zincirden kurtulmuş gibi; mahbuslar hapishaneden kurtulmuş. 4. Bağlandığı yerden çıkmak, fırlayıp ayrılmak: Tahtanın biri kurtulmuş. Elinden kurtulmak = Ele geçmemek, geçmişken sıyrılmak: Onun elinden kimse kurtulmaz. Elimden kurtulamazsınız = Elbette elime geçersiniz. İpten kazıktan kurtulmuş — Sabıkalı, cânî, kötü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make a bonfire of. get clear of. break oneself of a habit. be saved. be freed. get out of. get away. smooth away. shake off. break away. break loose. defecate. discard. disengage. dispose of. ditch. elude. evade. extricate oneself. escape. free onese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. cheat. disengage. elude. liquidate. to be rescued. to be saved. to escape. to get rid of sb/sth. to dispose of sb/sth. to elude. to dodge. to get off. to recover. to be finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rescued. to be saved. to escape. to give birth. to slip out of. to fall out of. to get loose. to break loose from a restraining rope. to be rid of. to break free from. burst. get out. set aside. survive. win loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir tehlikeden uzaklaşma, Ar. halâs, rehâ, necât, selâmet: O hastalıktan kurtuluş yoktur. 2. Kaçma, firar, boşanma. 3. Kaçmak, kurtulmak sebep ve yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. out. release. deliverance. salvation. let-out. liberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverance. escape. release. relief. rescue. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation. liberation. release. escape. deliverance. delivery. rescue. riddance. safety. survival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kurtulmak fiili, kurtulma. 2.Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet. 3.İstanbul’da bir semt adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yük hayvanlarına vurulan iri ve hantal semer. 2. Rüzgârın yaptığı kar yığını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aslı olmadığı halde zihinde kurulan şey, hulyâ, hayal, vehim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. delusion. fancy. illusion. imagination. qualm. vision. strange fancy. imagination evham. vesvese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. worry. anxiety. groundless fear. delusion. fancy. fantasy. hallucination. illusion. imagination. phantasm. stew. vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruntusu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. full of imaginary fears. neurotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. anxious. vapo u rous. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryer. drying. drier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying agent. siccative. clothes drier. dehumidifier. drier dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chickweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. feather. fluff. plume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dokunulduğu zaman yaprakları pörsüyen bir bitki (Lat. mimosa pudica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yediğini çıkart mak: Kusturacak bir ilâç lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gücendirmek, darıltmak, muğber etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offend. hurt. make angry. vex. dissatisfy. huff. miff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusturan, Ar. mukayyî: Kusturucu ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vomitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an emetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş tüyü gibi pek yumuşak oturacak, yatacak yer; kuştüyü ile doldurulmuş: Kuştüyü yetak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusulan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şey koymaya mahsus tahta, teneke, mukavva vesaireden mahfaza, küçük çekmece: Mücevherat, tütün, enfiye, hap, kahve, şeker, kibrit kutusu. 2. Eskiden kilenin sekizde biri olan tahıl vesaire ölçüsü ve buna mahsus ince tahtadan yuvarlak kap: İki kutu arpa. 3. Mazbut, muntazam ve küçük şey hakkında kullanılır: Kutu gibi ev, oda. 4. mec. İçi bir şeyle dolu ve kendisi onun mahfazası imiş gibi o halle çok vasıflı insan. Cilve kutusu = Pek cilveli. Fesat kutusu = Pek fesatçı. Akıl kutusu = Birine akıl öğreten, yol gösteren, müşavir. Kapalı kutu = 1. Birçok bilgi sahibi olan. 2. Sır vermeyen. Kutunun kapağını açtırmak = Birini söylemeyeceği şeyleri söylemeye mecbur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canned. box. case. chest. carton. bin. can. cassette. cartridge. coffer. repository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. box. case. chest. coffer. container. casket. tin. can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. can. tin. bin. chest. coffer. dispenser. receptacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kitâb). Kitaplar. bk. Kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağacın kalın olan aşağı kısmı: Ağaçların dalları kesilip yalnız kütükleri kalmış. Ağacı kütük etmek = Dallarını kesmek. 2. Kalın odun, tomruk: Hamam kütüğü. 3. Bağ ağacı, her sene yeni filiz veren kalın kısmı: On bin kütükten ibaret bir bağ. 4. Ana defter, büyük ve esaslı defter: Kütüğe geçirmek, kütükte kayıtlı. 5. Başlıca iş veya şahıs: Asıl kütük odur. Evin kütüğü. Eski kütük = mec. Tecrübeli, dünya görmüş. Kütük olmak = mec. 1. Kesilmek, şişmek. 2. Çok sarhoş olmak. İş kütüğü = Kasap gibi bazı esnafın tek parçalı kütükten ibaret tezgâhları. Cehennem kütüğü = Cehennemlik, günahkâr. Kütük gibi, körkütük = Pek sarhoş olup yerinden kalkamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. log. stock. wood block. stump. register. record. registry. logbook. enrollment. enrolment. billet. calendar. chump. clog. ingot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. log. register. stock. stub. stump. chump. vine-stock. ledger. file dosya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data set. file. trunk. strump. chopping block. ledger. billet. chump. log. register. stub. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Şarjöre takılı tüfek fişekliklerini koymaya mahsus köseleden küçük çanta; kütüklük, palaska kayışına geçirilerek taşınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. encase. tin. to case. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kurtulmuş, aydınlığa kavuşmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, kutsal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pamuk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(KUTB) (i. A.). 1. Yer küresinin, yer ekseninin geçtiği farzedilen iki noktasından her biri. Kuzey Kutbu, Güney Kutbu. 2. Gök küresinin etrafında döndüğü farzedilen ekseninin iki ucundan her biri. 3. Elektrik akımını meydana getiren gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu ik noktadan her biri: Müsbet ve menfi kutuplar. 4. Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri. 5. Bir konuda yüksek bilgi ve selâhiyeti olan kimse. Kutup yıldızı = (astronomi) Küçükayı denilen takımyıldızın en ucunda bulunan yıldız. Daima kuzeyde gözükür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar. pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. terminal. polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. an authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜB-HANE) (i. F.). 1. Kitaplarla dolu yer, kitaplar konup muhafaza edilen bina. 2. Hayır eseri olarak herkesin okuması ve başvurması için kurulan ve içine kitaplar konulan bina (kitapçı dükkânlarına da «kütüphane» denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. athenaeum. bibliotheca. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase. bookshop. library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pusla ibresinin kutba doğru dönme hususuiyeti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be polarized. to be divided into opposing groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUTR) (i. A.) (c. aktâr). I. Taraf, yön, yer, cihet: Aktâr-ı şimâliyede yaşayan hayvanlar (bu mânâ ile cem’i kullanılır). 2. (geometride) Dairenin merkezinden geçmek şartıyla bir tarafından diğer tarafına uzanan düz çizgi ki, dairelerin, silindir ve küre şeklindeki şeylerin ölçüsüdür. Nısf-ı kutr = Dairenin merkezinden yayının bir noktasına uzanan düz çizgi, yarıçap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a crunching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crunch. to snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küt küt edip ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kütürtüsü olan KÜÜL

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. cover. coverage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İçerlek, içten içe olan, bir koy teşkil eden, mahfuz ve karanlıkça: Kuytu yer, kuytu bir oda. 2. Bu hil ve özellikte bulunan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snug. cosy. out-of-the-way. nook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet and secluded. off the beaten path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتب] kitaplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کتبخانه] kütüphane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlmî sınâİ çalışmalar, araştırmalar yapmaya yarayan çeşitli cihaz ve malzemenin bulunduğu yer: Kimya laboratuvarı, fen laboratuvarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lab. laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) topyekün seferberlik; böyle seferberlikte toplanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dermansızlık, halsizlik, bitkinlik, yorgunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arz derecesi; genişlik; bolluk, şümul; serbestlik, tolerans, musamaha; (astr.), (coğr.) enlem; mıntıka; (foto.) filmin toleransı. high latitudes kutuplara yakın yerler. latitu'dinal (s.) arz cihetiyle, enine olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) özellikle dinde geniş düşünüşlü, mutaassıp olmayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. konferans, belirli bir konu üzerine konuşma; umumi ders; tekdir, paylama, azarlama; f. konferans vermek; ders vermek: tekdir etmek azarlamak. lecturer i. konferans veren kimse; okutman. lecture ship i. okutmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlan koyan millet meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salata, bot. Lactuca sativa. cos lettuce, romaine lettuce marul, bot. Lactuca sativa longifolia. head lettuce, top salata. wild lettuce yaban marulu, bot. Lactuca virosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azalma; sakinleşme; ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bag, bağlama, raptetme; tıb. kan damarını bağlamak için kullanılan tel veya iplik; müz. bağ; f. tel ile bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik) (İ. ligatura = bağ). Salamastradan yapılmış, sicim ve bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limon asidi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lipostructure

yağ ekletme

Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. littérature

1. edebiyat, 2. kaynak

1. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi. 2. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebiyat: yazılmış kitaplar, eserler: edebi meslek: müz. belirli bir çalgı veya çalgı takımı için yazılmış parçaların bütünü: hususi bir mevzu hakkındaki eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -gical s. ayine ait, umumi duaya ait, ayinle ilgili. liturgically z. ayin kabilinden olarak. liturgics i. umumi ibadet merasimini idare etme sanatı; ayinlerin tarih ve tefsiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayinler kitabına bağlı kimse; ayinler kitabını tertip eden veya bu ilmi bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplulukla dua usulli; kilise ayinleri kitabı; ekmek ve şarap takdisi ayini, Aşai Rabbani, komünyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, tırmanıcı bir bitki (aristolochia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutchmans pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boylam; astr. tul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzunluğuna, uzunlamasına; boylama ait. longitudinally z. boydan boya uzanarak, uzunlamasına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was fabled by the ancients to make strangers who ate of it forget their native country, or lose all desire to return to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lote, or nettle tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of leguminous plants much resembling clover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ornament much used in Egyptian architecture, generally asserted to have been suggested by the Egyptian water lily. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians native to eastern Asia; widely cultivated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native to eastern Asia; widely cultivated for its large pink or white flowers. annual or perennial herbs or subshrubs. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Famous for the Lotus 1-2-3 spreadsheet of the 1980's, and more recently for it's Notes Groupware system Bought by IBM in 1995.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus is a water lily whose leaves, root, and seeds are used in oriental cooking The root can be used as a vegetable The seeds are used in desserts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classic ornament in the shape of a conventionalized water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flower; Hindu symbol of beauty, purity and good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese water lily whose root, leaves and seeds are often used in oriental cooking. common term for the plant nymphaea caerulea, which was not a lotus at all, but rather the Blue Water Lily Its buds and blossoms were the emblem of Upper Egypt and a symb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lotus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was fabled by the ancients to make strangers who ate of it forget their native country, or lose all desire to return to it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lote, or nettle tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Lote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of leguminous plants much resembling clover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ornament much used in Egyptian architecture, generally asserted to have been suggested by the Egyptian water lily. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians native to eastern Asia; widely cultivated

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native to eastern Asia; widely cultivated for its large pink or white flowers. annual or perennial herbs or subshrubs. white Egyptian lotus: water lily of Egypt to southeastern Africa; held sacred by the Egyptians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Famous for the Lotus 1-2-3 spreadsheet of the 1980's, and more recently for it's Notes Groupware system Bought by IBM in 1995.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus is a water lily whose leaves, root, and seeds are used in oriental cooking The root can be used as a vegetable The seeds are used in desserts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classic ornament in the shape of a conventionalized water lily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flower; Hindu symbol of beauty, purity and good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Chinese water lily whose root, leaves and seeds are often used in oriental cooking. common term for the plant nymphaea caerulea, which was not a lotus at all, but rather the Blue Water Lily Its buds and blossoms were the emblem of Upper Egypt and a symb

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nilüfer çiçeği, bot. Nymphaea lotus; hünnap, çiğde, bot. Zizyphus jujuba; ark. eski binaların üstüne süs olarak yapılan nilüfer çiçeği şekli; mit. meyvasının yiyenlere tatlı bir uyuşukluk verdiği farzolunan ağaç. lotus eater kendini hayali bir uyu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Göz bebeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(LUTF) (i. A.) (c. eltâf). 1. İyilik ve yumuşaklıkla davranış: Lutfile muamele etti. 2. İyilik: Çok lutfunu gördüm. 3. Müsaade, izin: Lutuf buyurun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lutuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. favour. grace. mercy. kindness. boon. favor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. kind deed. boon. favour. good grace. voluntary courtesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطف دیده] iyilik görmüş, lütuf görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطفکار] lütuf sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyüklük, boy; önem, ehemmiyet; astr. kadir. star of the first magnitude birinci kadirden olan yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hâtem» den imef.) (mü. mahtûme). Mühürlenmiş, mühürlü (bü mânâda «memhûr» galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختوم] mühürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hitâmdan imef.) Hitân olmuş, sünnetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatt» tan imef.) (mü. mahtûta). Yazılmış, çizilmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخطوط] yazılı. 2.çizili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayar ve görüntü düzenleme yazılımına gerek kalmadan yanlış pozlama ve diğer sık rastlanan görüntü sorunlarının telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kat» dan imef.) (mü. maktûa). 1. Kesilmiş, kesik. 2. Pahası kesilmiş, pazarlık kabûl etmez: O mağaza maktû fiyatla satış yapar. 3. Ölçü ile satılmayan, götürü: Bunu maktû aldım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقطوع] kesilmiş, kesik. 2.pazarlık yapılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Colateral)

Borsa üyeleri tarafından hisse senetleri piyasasında işlem yapabilmek için yatırılması gereken teminatın tüm aracı kuruluşlar için sabit tutar olarak belirlenen kısmıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Götürü olarak, toptan: Getirdiği malın bütününü maktûan aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kati» den imef.) (mü. maktûle). Öldürülmüş, katlolunmuş. (i. A. c.) Maktûlîn: Vurulmuş adamlar. Efrâd-ı maktOle — Bir vuruşma ve olayda yaralı ve ölülerin sayısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقتول] öldürülen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öldürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (Fr. manlfactura). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünlarl: Manifatura mağazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Manifatura çeşidindan dokuma vesair fabrika ürünlarl satan tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünleri satan tacirin ticarati: Manifaturacılık odiyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski yumuşak huyluluk, munislik, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 17. yüzyılda kadınların giydiği bol manto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nutk» dan İmef.) (mü. mantuka). 1. Söylenmiş, denilmiş, Fars. güfte. 2. Söz, Ar. kelâm, nutuk. 3. Mefhum, mânâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. imal, yapma; mamulat; f. imal etmek, yapmak; yalandan icat etmek, uydurmak. manufacturer i. fabrikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istimna etmek. masturba'tion i. istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yas tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atf» dan imef.) (mü. mâtûfa). 1. Eğilmiş, eğik, mâli, bir tarafa doğru dönmüş. 2. Yöneltilen, verilen, birine ait olan: Onun gelmemesi kibrine mâtuftur (bu mânâ Arapça’da yoktur). 3. (gramer) Bir harf-i atıf vasıtasıyla diğer kelimeye bağlı (kelime) kl, diğerine de «mâtûf-ı aleyh» derler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معطوف] yönelik, çevrili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ateh» den imef.) (mü. mâtûhe). Ateh getirmiş, bunamış, bunak: MâtOh bir ihtiyar, mâtûhe bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتوه] bunak, bunamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتوهه] bunak, bunamış (bayan).

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ila) (i. A. «ıtak.dan imef.) (mü. mâtuka). Azat olunmuş, azatlı («mûtak» gibi).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Matuk).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olgunlaşmak; tıb cerahat toplamak. matura'tion i. olma veya olgunlaşma, yetişme, kemale erme; cerahat toplama. mat'urative s. olgunluğa götüren, erginleştiren; cerahat top laylcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemale erdirmek, olgunlaştırmak; olmak, olgunlaşmak, kemale ermek; vadesi gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmlş, olmuş, kemale ermiş, ergin, olgun; iyi hazırlanmlş, tamam; vadesi gelmiş. mature de liberation iyi ve uzun düşünme. maturely z. olgunca; tamamen, dikkatle. matureness i. olgunluk, kemal. maturity i. olgunluk hali; vade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabaha ait, sabahleyin olan, erken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(egzamaotu): Ballıbabagillerden; yurdumuzun hemen hemen her bölgesinde yetişen, beyaz tüylerle kaplı, alçak bir bitkidir. Yaprak kenarları alta doğru kıvrıktır. Çiçekleri beyazdır. Ev ilaçlarında çiçekli bitki kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide rahatsızlıklarını giderir. Sinirleri uyarır. Ateşi düşürür. Egzamaya faydalıdır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. yol, kanal; kanal ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة النبی] Medine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة السلام] Bağdat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feth» den imef.) (mü. meftOha). 1. Açılmış, açık, Fars. küşâde: Dükkânlar gece yarısına kadar meftûhtur. 2. Fetholunmuş. Bilâtt-ı meftûha = Fethedilmiş ülkeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مفتوح] açık. 2.fethedilmiş. 3.fethalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açılmış, açık. 2.Ele geçirilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meftah).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. «fıtk» dan imef.) (mü. meftûka). Fıtık olmuş, fıtıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fitil» den imef.) (mü. meftûle). Bükülmüş, eğrilmiş, fitil olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fatm» dan imef. (mü. meftûme) (tıp). Memeden, sütten kesilmiş (çocuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEFTÜN) (i. A. «fitne» den imef.) (mü. meftûne). 1. Sihre uğramış gibi kendisine mâlik olamıyacak derecede vurgun, tutkun, Aşık: Filânın meftûnudur. 2. Hayran, şaşkın, bir şeyi pek fazla beğenerek hayran olan, şaşakalmış: O binaya meftun oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivated. charmed. infatuated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفتون] tutkun, aşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Fitneye düşmüş, sihirlenmiş. 2.Gönül vermiş, tutkun vurgun. Hayran olmuş, şaşmış.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aşık etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aşık olmak, tutulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meftun).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفتونيت] tutkunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meftunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fıtrat» tan imef.) (mü. meftûre). 1. Yaratılmış, Ar. mahlûk, Fars. Aferîde. 2. Yaradılışta olan, tabii, cibillî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fütûr» dan). Yorgun, bezgin, yılgın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مکتوب] yazılı. 2.mektup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتوبات] mektuplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Osmanlı devrinde nezâret ve eyâletlerin özel kalem müdürü ve genel sekreteri olan yüksek görevli ki, «mektupçu» da denirdi: Mektûbî-i sadâret-i uzmâ, mektûbî-i vilâyet. Mektûbî kalemi = Nezâret ve eyâlet özel kalem ve genel sekreterliği ki, başında «mektûbî» veya «mektupçu» bulunurdu: Hâriciyye mektûbî kalemi kâtiplerinden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتوبی] valilik özel kalem müdürü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cketm» den imef.) (mü. mektûme). 1. Ketmolunan, gizlenen, gizli, sır saklanan, söylenmeyen, ifşa olunmayan. Sırr-ı mektûm = Gizli sır. 2. Gizlenen, kaçırılan, hükümete bildirilmeyen. Esnân-ı mektûme = Askerlik kur’asından kaçırılmak için nüfus defterine kaydettirilmemiş erkek nüfus. Emlâk-i mektûme = Vergisi verilmemek için tapuya kaydettirilmemiş emlâk. Vâridât-ı mektûme = Tahsil olunduğu halde kaydı yapılmamış vegi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتوم] gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gizletilip yazdırılmamış, bildirilmemiş ve hükümetten kaçırılmış nüfus, emlâk veya gelir: Birçok mektûmât bulup meydana çıkardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEKTÜB) (i. A. «ketebe» den imef.) (mü. mektûbe). Yazılmış, yazılı, Fars. nüviste, Ar. muharrer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEKTÜB) (I. A.) (c. mekâtîb). Gerek iş ve gerek sevgi ve tebrik ve başsağlığı için yazılıp gönderilen kâğıt, eski Türkçe: bitig, Fars. nâme, Ar. risâle, varaka, nemîka: Mektup yazdım gönderdim, mektup alamadım. Mektûb-ı sâmî = Sadâret emirnâmesi ki, «emr-i sâmî» de denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter. epistle. missive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter. reminder. valentine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter. chit. communication. epistle. lettergram. note paper. post book. postage book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envelope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envelope. letter cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektûbî. (bk.) Mektûbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektupçu görev ve sıfatı: Maliye mektupçuluğu, Erzurum vilâyeti mektupçuluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. exchange of letters. intercommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine mektup yazmak, Osm. mükâtebe, mürâsele, muhâbere etmek: Taşrada bulunan babamla daima mektuplaşıyoruz.