Tüm Canlılar Baktıklarında Aynı şeyi Mi Görüyorlar? ne demek? | Tüm Canlılar Baktıklarında Aynı şeyi Mi Görüyorlar? anlamı nedir? | Tüm Canlılar Baktıklarında Aynı şeyi Mi Görüyorlar?

Tüm Canlılar Baktıklarında Aynı şeyi Mi Görüyorlar? anlamı nedir?

Tüm Canlılar Baktıklarında Aynı şeyi Mi Görüyorlar? ne demek?

Tüm Canlılar Baktıklarında Aynı şeyi Mi Görüyorlar? anlamı nedir?

| Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tum canlilar baktiklarinda ayni seyi goruyorlar

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tapınağın en iç odası adz (i). keser, marangoz keseri aedile eski Roma'da Bayındırlık memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

ağaç parkı

Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place in which a collection of rare trees and shrubs is cultivated for scientific or educational purposes. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical tree garden where trees are maintained for display purposes Arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landscaped space where trees, shrubs, and herbaceous plants are cultivated for scientific study, educational purposes, and to foster appreciation of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical collection of trees, that are normally for public viewing. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel amaçlarla ağaç yetiştirilen alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonbahar, güz, hazan. autum'nal (s). sonbahara ait. autumnal equinox (astr). sonbahar ekinoksu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tıpkı kendisi, yine o: Biz de aynı okulda okuduk. 2. Ayırdedilemiyecek kadar benzeri: Bu otomobil sizinkinin aynı. Aynı ağzı kullanmak = Aynı şeyi söylemek, (bk.) Aynî. Aynı ile = Değişiklik olmadan, olduğu gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. aynîyye). 1. (Anatomi, tıp). Göze mensup ve müteallik: Emrâz-ı aynîyye = Göz hastalıkları, tabakaat-ı aynîyye = Göz tabakaları. 2. Tıpkı, tamamiyle, kendisi: Bu mal gördüğünüzün aynısıdır. (Aynıdır demek daha doğrudur). Aynı ata binmiş. 3. Nakid ve bedel olmayarak, kendisinden olan: Eşyây-ı aynîyye = Tüccarın getirdikleri maldan gümrük hakkı olarak, para yerine bıraktıkları şeyler. Tıpkı, farksız, çok benzer: Bu da onun aynı gibidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. alike. identic. same. equal. in rem. like. look-alike. one. self. selfsame. uniform. very. the same. of a piece. to a hair. idem. all of a piece. similarly. as much as. the same. no change. facsimile. like. homo-. homeo-. homoeo-. like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alike. even. identical. image. one. same. uniform. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. the same. alike. equal. facsimile. one. parallel. self-same. true. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in rem. in kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayn’a ait. 2.Pınar, kaynak, göz. 3.Karşılığı mal olarak ödenmiş. el-Ayni, (1360-1451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right in rem. real right. real claim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

also. both. yet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at the same time. simultaneously. also. backwardation. compensatory damages. concurrently. concurrently with. downstick. equally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) – Hayatın gözü, hayat pınarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı olma hali, aynıyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sameness. identity. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çiçekleri güzel sarı renkli bir bitki (Calendula arvensis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. property. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any change. as it is.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ayn). Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينيه] taşınabilir değerli eşya. 2.göz hastalıkları bölümü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şey veya şahsın aynı veya kendisi olması: Bu malın, bu adamın aynîyyeti anlaşılamadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عينيت] aynılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayniyle, olduğu gibi: O yazıyı biayniha dercetmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtrak, yahut katı ve kara bir hal ve renkte olan yapıcı bir madde. Bitüm yol yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziftli, zift gibi. bituminous coal adi maden kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inatçı, asi, itaatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hor görürcesine itaatsizlik; serkeşlik; inat, inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hakaret, tahkir, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kıyafet, elbise; kostüm; (f). kıyafete sokmak. costume jewelry taklit ziynet eşyası, incik boncuk. costumer (i). kostümleri hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ölçüde) başlangıç noktası veya hattı; malumat birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çog -ata) aranılan vasıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkili hüküm veya söz; (huk). hüküm, hukuki mütalâa; darbımesel, atasözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döşeme işi yapan usta, tesisatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installer. fitter. plumber. electrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -tums, -ta) atkuyruğu, kırk kilit, (bot.) Equisetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (coğ. - ta) tertip hatası, mürettip hatası, sehiv. errata list yanlış - doğru cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâhya, her işi gören memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. tums, ta) (i)., (geom). kesik koni veya piramit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heftümîn

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F ). Yedinci, Ar. sâbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heştümîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Sekizinci, Ar. sâmin: Bâb-ı heştümîn: Sekizinci bâb, sipihr-i heştümîn: Sekizinci (kat) gök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Fil burnu. 2. Tulumbaya takılan plastik, lastik veya sık bez boru. 3. Dar sahalı bir siklon çeşidi. Hortum, buhar veya suyun hızla dönüp sütun halinde yükselmesi şeklinde olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. water hose. hose pipe. tornado. elephant's trunk. twister. whirlwind. cyclone. eddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. waterspout. whirlwind. hosepipe. trunk. proboscis. tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. tornado. whirlwind. trunk. proboscis. waterspout. tube. hosepipe. rubber / flexible / elastic pipe. nozzle. cyclone. whirlblast. hurl wind. twister. waterskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük sevgili. 2.Hz.Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz.Ali’nin küçükoğlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şişen, kabaran; hararetle büyüyen. intumescence (i.) şişme, kabarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketm» den imüb.). Sır saklayan, kimseye sır açmayan, boşboğaz zıddı, ağzı sıkı: Ahmed ketum adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discreet. secretive. incommunicative. uncommunicative. close. reticent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cagey. reticent. secretive. tight-lipped. discreet. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightlipped. reticent. close. close lipped. discreet. good. incommunicative. secretive. unobtrusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتوم] sır saklayan, ağzı sıkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. caginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugger mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseye sır açmayan adamın hali, Ar. kitmân: Ketûmluğun o derecesi de fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncommunicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticence. discretion. secrecy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. costume). 1. Giyecek, kıyafet, ziy. 2. Bir çeşit kumaştan giyecek takımı, bir örnek, ceket, pantolon, yelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's two or three-piece suit. costume. dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female suit , ladies suit , ladys suit , costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costumier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün giyecek takımı, yani bir örnek ceket, pantolon, yelek yapmaya mahsus veya buna yakışır kumaş: Kostümlük kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material fit for making a suit. suiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri umumiyetle menfî tarafından gören; her işin sonunu kötü gören, iyimser karşıtı, Fars. bedbin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. pessimist. downbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worrywart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dokunulduğu zaman yaprakları pörsüyen bir bitki (Lat. mimosa pudica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hâtem» den imef.) (mü. mahtûme). Mühürlenmiş, mühürlü (bü mânâda «memhûr» galattır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختوم] mühürlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fatm» dan imef. (mü. meftûme) (tıp). Memeden, sütten kesilmiş (çocuk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cketm» den imef.) (mü. mektûme). 1. Ketmolunan, gizlenen, gizli, sır saklanan, söylenmeyen, ifşa olunmayan. Sırr-ı mektûm = Gizli sır. 2. Gizlenen, kaçırılan, hükümete bildirilmeyen. Esnân-ı mektûme = Askerlik kur’asından kaçırılmak için nüfus defterine kaydettirilmemiş erkek nüfus. Emlâk-i mektûme = Vergisi verilmemek için tapuya kaydettirilmemiş emlâk. Vâridât-ı mektûme = Tahsil olunduğu halde kaydı yapılmamış vegi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتوم] gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Gizletilip yazdırılmamış, bildirilmemiş ve hükümetten kaçırılmış nüfus, emlâk veya gelir: Birçok mektûmât bulup meydana çıkardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quantity of motion in a moving body, being always proportioned to the quantity of matter multiplied into the velocity; impetus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essential element, or constituent element. the product of a body's mass and its velocity; 'the momentum of the particles was deduced from meteoritic velocities' an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Momentum is a property of any moving object For a slow moving object it is given by the mass times the velocity of the object For an object moving at close to the speed of light this definition gets modified The total momentum is a conserved quantity in a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In technical analysis, the relative change in price over a specific time interval Often equated with speed or velocity and considered in terms of relative strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of an object's mass and its velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The product of the mass and velocity of a moving body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The property of a moving object equal to its mass times its velocity. the product of the mass and velocity of a body-a vector quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of an object's mass and its velocity A massive object going at a high velocity has a large momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inertia where the object is in motion If the object's speed is much lower than the speed of light, momentum is mass times velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass times velocity; a quantity that determines the potential force that an object can impart to another object by collision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of change of a share price Hence momentum traders follow rapidly moving markets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having the leverage necessary to control an opponent's moves through the use of threats Creating momentum is the most widely-used, and most effective, strategy for the game This situation is also called initiative and tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quantity of motion Linear momentum is the quantity obtained by multiplying the mass of a body by its linear speed Angular momentum is the quantity obtained by multiplying the moment of inertia of a body by its angular speed The momentum of a system of par

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of acceleration of an economic, price or volume movement An economy with strong growth that is likely to continue is said to have momentum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Designed to measure the rate of price change, not the actual price level Consists of the net difference between the current closing price and the oldest closing price from a predetermined period The Momentum indicator can be used as either a trend-followi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

We will know that we have 'momentum' when many of the significant problems and issues that the church faces initially have been dealt with and precedents set so that the forward energy of the church is unleashed and focussed on expansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Linear momentum, mv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mass of body multiplied by its velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like in physics, a market in motion tends to stay in motion unless it goes too far too fast Momentum indicators signal overbought or oversold when they move to extreme levels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Momentum is the most basic concept in oscillator analysis Momentum is the rate of change at which the market is rising or falling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flow of activities and the pace of teaching and learning maintained in a classroom. 'the effect of an impelling force, suddenly and momentarily communicated'. an impelling force or strength; 'the car's momentum carried it off the road'. the product of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta,- tums) fiz. moment.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. az ve öz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk.) bir hakim tarafından resmi olmayarak ileri sürülen fikir; rasgele söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) anat. epiplon, bağırsakları örten zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) kâfir veya putperest kimse; Hristiyan olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. saf vazelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) miktar, meblâğ; belirli miktar, pay, hisse; fiz. en ufak enerji birimi. quantum leap önemli bir atılım. quantum theory fiz. kuantum teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) bağırsağın makada bitişik düz parçası, kalınbağırsağın son kısmı, rektum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. göden

Kalın bağırsağın son bölümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. intizamsız ve kuralsız (durum).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tums, -ta) kutsal yer, girilmesi yasak özel oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. en mukaddes yer; inziva yeri, hususi hücre; harim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) çilek türünde bitkilerin yerde uzanan filizi, kol. sarmentose s. yerde sürünen filizler veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) anat. torba derisi, skrotum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) zool. sert sırt kabuğu, kemik gibi sert pul; eski Roma'da uzun kalkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. ta) (biyol.) bölüm, septum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hanların başı, önderi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SEYR) (i. A.). 1. Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket. 2. Yolculuk, sefer. 3. Gezme, gezinme: Seyre gitmek, seyretmek, seyir yeri. 4. Eğlenmek için bakma, temâşâ: Bahçeyi, çarşıyı, yeni gelen eşyayı seyretmek. 5. Uzaktan bakıp karışmama: Seyrediyordum. 6. Görülecek ve gezilecek şey, görülmeye değer alay veya eğlence: Filân yerde seyir varmış. Seyrettirmek = Seyre değer bir şeyi göstermek. Seyr-i deryâ ‘= Deniz seyahati. Seyr-i sefâln = Gemi işletme işi ve mesleği, Fr. navigation. Seyr-i fi’i-menâm = Tamemiyle uyanmaksızın gece kalkıp gezmek hâli ki, bir hastalıktır, uyurgezerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. cruising. course. journey. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pattern. process. run. progress. motion. spactacle. show. observation. course. looking at. watching. cruising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movement. motion. progress. watching. looking at. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seyreden. 2. mec. Uzaktan bakıp karışmayan: Ben seyirciyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience. viewer. televiewer. spectator. onlooker. looker-on. bystander. beholder. public. televisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bystander. onlooker. spectator. viewer. member of the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onlooker. spectator. viewer. kibitz. looker on. member of the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az oynamak, kımıldanmak, sinir hafif surette oynamak: Gözüm seyiriyor. (bk.) Seğirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ata bakıp tımar eden hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groom. tender of horses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groom. stableman. hostler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) salya tükürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -ta) kat, tabaka, katman; jeol. yeryüzü tabakası; biyol. doku tabakası; tabaka, sınıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-med, -ming) üzüm suyu, şıra; f. içine şıra katarak şarabı tazelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. düşecek gibi olmak, sürçmek, tökezlemek, kösteklenmek, sendelemek; sendeleyerek yürümek; dili sürçmek; günaha girmek; hataya düşmek; i. sürçme, tökezleme, kösteklenme; yanlışlık, hata, yanılgı. stumble across, stumble on, stumble upon rast gelm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şakın budala, şaşkaloz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çotuk, kütük; kesilen uzvun geri kalan parçası, kök; çoğ., k.dili. bacaklar; (kriket) üç hedef sopasından her biri; karakalem resimde kullanılan meşin kalem; siyasi hatiplere mahsus platform; k.dili. meydan okuma; f. kesip kökünü bırakmak; bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kerestelik ağaçlar; ağaçları kesme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kütüklerle dolu; kısa, bodur, tıknaz. stumpiness i. bodurluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (çoğ., -s, -ta) temel; alt tabaka; fels. dayanak, asıl sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üst tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şetm). Şetmler, küfürler, (bk.) Şetm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» den masdar). Çok lüzumlu ve yerinde olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumar kabilinden topaç çevirme oyunu; el ile çevrilen topaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «!utm»dan). (dalgalar) Birbirine çarpma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاطم] çalkantı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bol ve kısa iç donu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yiyinti, rızk, azık. 2. Çeşni, lezzet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (uyd. k.). Bütün, bir şeyin tamamı. 2. Tümen kelimesinin kısaltması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de: tim = kubbeli şey). Yumru, top şey, tomalak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole. entire. total. all. clear. undivided. utter. over all. entire. whole. entirety. totality. full complement. pan-. all over the.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. entire. entirety. overall. total. the whole of. whole. absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. all of. all. complement. livelong. plenary. whole. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!.). Deniz kuvvetlerinde tümgeneralin dengi olan amiral,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral. senior rear admiral. full rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tümen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tomar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Düşen şeyin sesini taklit ve düşmeyi tasvir edip çocuk dilinde düşmek mânâsiyle de kullanılır: Tumb yere düştü, tumb suyun içine düştü, tumb etti («cumb» gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yatağa atılıp rahat ve çocuk dilinde yatmak mânâsıyla kullanılır: Saat dokuza gelince haydi tumba! Uykusu gelince tumba yattı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning upside down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman ve bilimsiz, kısa ve şişman: Tumbadiz bir adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tüm bay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ufak yumru: Toprak tümbek. 2. Bir tarafı açık ve bir tarafı gergin deri ile kapalı bakırdan dümbelek, darbuka. 3.Dümbelek şeklinde saksı: Beşik tümbeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. düşmek, yıkılmak, devrilmek; yuvarlanmak; acele ve dikkatsizce yürümek; takla atmak; karıştırmak, altüst etmek; örselemek; yıkmak, devirmek, yuvarlamak, düşürmek; cila makinasında yuvarlayıp temizlemek; i. düşüş, yuvarlanma; taklak; A.B.D., k.di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bokböceği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılacak gibi, yıkılmak üzere, yarı yıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su bardağı; taklakçı güvercin, uçarken takla atan güvercin; emniyet kilidinde hareketli kısım; tabancada tetik ile hareket ettirilen bir kısım; hacıyatmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horozibiği, yabani kadife çiçeği, bot. Amaranthus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cambazlık; taklak; güvercinin uçarken taklak atması. tumbling barrel, tumbling box parlatmaya mahsus döner varil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçi arabası, kağnı; Fransız ihtilâli zamanında suçluları idam yerine götürmek için kullanılan araba; eskiden suya batırmak maksadı ile üstüne suçlu kadınları bağladıkları tekerlekli iskemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yük yığını, bohçalaşmış eşya ki, at yükünün iki dengi arasına atılır. 2. Üzerine seyisin bindiği hafif yük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tüm - can.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence. sentence cümle. sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely. wholly. totally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. deduction talil. dedüksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yiyinti, rızk. 2. Lokma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişmek, şişirmek; kabarmak, kabartmak. tumefa'cient s., tıb. şişiren, şişlik meydana getiren. tumefac'tion i. kabartı, şiş; şişme, kabarma, şişirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Yumru olmak, kanburlanmak, domalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. great number. a great many. division.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. large heap or pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.On bin. 2.Pek çok. 3.Yığın, küme, sürü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük küme. 2. On bin (10.000). 3. iran’da on bin akça değerinde altın sikke. 4. Eski Türk devletlerinde 10.000 kişilik birlik. 5. Fırka, tugay’la kolordu arasında askerî birlik. Mîr-i tuman = İran’da korgeneral. Tümen tümen = Binlerce, on binlerce.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tümen komutanı onbin kişilik grubun lideri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tam erkek, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok erdemli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction. reasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara ve hava kuvvetlerinde tuğgeneralle korgeneral arasında olan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigadier. major general. air vice-marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major general. air marshal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişmiş, şişkin, kabarmış; çıkıntılı; mübalağalı, tantanalı, debdebeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kanlı, canlı, sağlıklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tüm - kurt.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok talihli, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k.). Tamamlayan şey, mütemmim, mef’Ül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complement. complement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complement. object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combinatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şişmek, urlanmak, tümseklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Vücudun belirli bir yerinde anormal şekilde gelişen hücre topluluğu, ur.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tumeur

tıp ur

Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. tumour. growth ur. tumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neoplasm. tumour. vegetation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiş, yumru, ur, tümör; (eski) mübalâğa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yumru şey, ufak küme: Bel kemiğinin tümsekleri. 2. Bu şekilde olan tümsek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gibbous. protuberant. mound. bump. swell. prominence. protuberance. hillock. hump. barrow. bulge. hummock. rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. hump. mound. rise. small mound. protuberance. prominent. protuberant. convex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hillock. knoll. protuberance. small wound. small pile. hump. lunch. heap. molehill. kame. knurl. barrow. bank. bench. obstruction. umbo. hub. camber. bulge. bump. high ground. hummock. prominence. rising ground. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yamrı yumru olmak, kanburlaşmak: Tümseldl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tantanalı ve debdebeli olan söz, telâffuzunda pek parlak görnen: Tumturaklı ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz ve kelimeleri tantanalı ve debdebeli olen, parlak görünen: Tumturaklı sözlere aldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandiloquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious and inflated. grandiloquent. magisterial. mouth- filling. orotund. sententious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, karışıklık, kargaşalık, kargaşa; heyecan. tumultuary s. gürültülü, patırtılı, kargaşalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzensiz; gürültülü, patırtılı, kargaşalı. tumultuously z. düzensizce. tumultuousness i. kargaşalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -li) höyük; çoğunlukla mezar üzerindeki toprak yığını. tumular s. yığın şeklinde. tumulous, tumulose s. tepeleri çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Full Underwriting)

Sermaye piyasası araçlarının, bedeli satışın başlamasından önce tam ve nakden ödenmek suretiyle tamamının satın alınarak halka satılacağının, satışı yapana karşı taahhüt edilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Summak. 2. Kurulmuş turşu vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muamele, hareket, tavır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. manner. behavior. behaviour. carriage. demeanor. providence. sparingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. complexion. demeanour. economy. frugality. saving. spirit. thrift. manner. conduct. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. thrift. manner of conduct. way of behaving. economy. saving. approach. behaviour. course of conduct. joint policy. policies. stance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frugal. provident. saving. sparing. thrifty. economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. thrifty. economic. frugal. penny saver. sparing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness. sparingness. thrift. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not thrifty. spendthrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of thrift. improvidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta,-s) ültimatom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defada yutulan şey, bilhassa sıvı için az miktar, içim: Bir yudum su, çorba. Bir yudum suda boğmak = Pek ziyade kin, düşmanlık duymak.

Türkçe Sözlük by