Uar ne demek? | Uar anlamı nedir? | Uar

Uar anlamı nedir?

Uar ne demek?

Uar anlamı nedir?

Uar | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. United Arab Republic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayat sigortası istatistikleri uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (den). geminin kıçında hizmet eden tayfa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. accessory. accessaries. accessary. attachment. fixings. ornament. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. refinement. prop. spare part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. stage prop. appliances. props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antika meraklısı, eski eserler uzmanı; (s). antika şeylere ait. an'tiquary (i). antika meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suluboya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akvaryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Kova Burcu, Saka takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her üç ayda bir iki defa görülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. alçak kimse; s. alçak, edepsiz, rezil; f. küfretmek, sövüp saymak blackguardism i. alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bodyguard

koruma

Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. elektuvar, ilâç olarak kullanılan bal ile yoğrulmuş bir çeşit macun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nehrin ağzındaki koy, nehrin denizle birleştiği geniş ve açık yer, haliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şubat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Elbiselerde kullanılan bir çeşit açıp kapama düzeni. Daha çok eteklerin yanlarını, blûzların yakasını kapamakta kullanılır. Fermuar karşılıklı ikî rsıra metal dişlerle bunların üstünde hareket ederek birleşip açılmalarını sağlayan bir kısımdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zipper. zip fastener. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zip. zipper. zip fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zipper. zip. zip fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kasap). ön ayak ve yanındaki kısımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muayyen zamanlarda yapılan büyük pazar. Fuarlar çok eski zamanlardan beri yapılmaktadır. Günümüzde millî fuarlar olduğu gibi, milletlerarası fuarlar da yapılmaktadır. Türkiye’deki tek milletlerarası fuar, her yıl izmir’de açılmakta, 20 ağustostan 20 eylüle kadar sürmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. exposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Feuar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun aksesuar ile iletişim sağlayan bir aksesuar yuvası. Örneğin, video ışığı, kayıt başladığında otomatik olarak yanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Aksesuar Yuvası, flaş işlemlerinde çeşitli gelişimler sağlar ve kablosuz bağlantı, ön-flaş özelliği ve otomatik pozlama ayarı gibi olanaklar tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the language spoken by the Guarani people of Paraguay and Bolivia a member of the South American people living in Paraguay and Bolivia the basic unit of money in Paraguay; equal to 100 centimos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kefil; kefalet, teminat; garanti; (f.) garanti etmek, kefil olmak; başkasının sorumluluğunu üzerine almak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefil, garanti eden kimse veya firma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) garanti, kefalet; (f.) garanti etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. guard

sp. oyun kurucu

Karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu, eksen oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) korumak, muhafaza etmek, himaye etmek; gözaltına almak, nezaret altında bulundurmak; nöbet tutmak, bekle mek; dikkat etmek, uyanık bulunmak. guard against önceden tedbir almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhafız, nöbetçi; muhafız alayı; muhafaza, himaye, koruma, müdafaa; nöbetçilik, muhafızlık; kendini korumak için alınan pozisyon; trende memur; herhangi bir şeyi muhafaza eden alet. advance guard ileri karakol. mount guard nöbet tutmak. off guard

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) uyanık, tetikte; korunan, muhafazalı; ihtiyatlı, tedbirli. guardedly (z.) ihtiyatla. guardedness (i.) tedbirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) askeri karakol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koruyucu, muhafız, gardiyan; vasi, veli. guardian angel koruyucu melek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) vasilik, muhafızlık, velilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmaklık, korkuluk; siper demiri; (den.) puntel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bekçi odası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hazır Aksesuar yuvası üzerinden harici flaş birimleri takılabildiğinden, çeşitli flaşlar kullanılabilir. Bu durum özellikle stüdyo ortamı için çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karargâh; kumanda merkezi; merkez büro; merkezde çaIışanlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). but (bilhassa kesilmiş hayvanda), kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) jakar. Jacquard loom desenli dokuma tezgâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaguar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large and powerful feline animal , ranging from Texas and Mexico to Patagonia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is usually brownish yellow, with large, dark, somewhat angular rings, each generally inclosing one or two dark spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is chiefly arboreal in its habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also the American tiger. a large spotted feline of tropical America similar to the leopard; in some classifications considered a member of the genus Felis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large spotted feline of tropical America similar to the leopard; in some classifications considered a member of the genus Felis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerika'ya özgü kaplan cinsinden yırtıcı bir hayvan, jagar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomobile binildikten sonra kapı kollarını gizleyen sensör sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ocak ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Dört ses veya saz için yazılmış musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. quartette

müz. dörtlü

Dört kişiden oluşan müzik topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Paris'te talebe ve ressamların oturdukları semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plajlarda boğulma tehlikesinde olanların imdadına yetişmeye hazır özel memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gömülmeye ait; olümle ilgili; i. cenazelerin geçici olarak konulduğu yer, morg. mortuary chapel mezarlık kilisesi. mortuary urn yakılan ölülerin külünü saklamaya mahsus kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ar» dan masdar) (c. muârazât).

1.Biribirine karşı gelme, muhalefet.

2.Kavga, anlaşmazlık: Aralarında muaraza eksik değildir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversy. dispute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معارضه] çatışkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfân» dan masdar). Bilişme, yanışma, bildiklik, ülfet, biribirini bilip tanıma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ark» ten masdar). Kavga, vuruşma, muharebe, cenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «arz» dan if.) (mü. muarıza). Karşı gelen, muaraza ve muhalefet eden: O adam bana daima muârız bulunur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معارض] karşıt, itirazcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «uryı» dan imef.).

1.Çıplak, soyulmuş.

2.Boş, mahrum: İlim ve terbiyeden muarrâ bir adam.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معری] arınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çıplak, soyulmuş. An, temizlenmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» dan imef.) (mü. muarrebe). Arap’laşmış; Arapçaiaşmış: Farsça’dan muarreb bir kelime (insanlar hakkında «mütearreb» ve «rnüstareb» kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfân», târîf’ten imef.) (mü. muarrefe). I. Bildik, belli, mâlûm, mâruf.

2.(e.) (Arap gramerinde) Harf-i târîfi olan, belirli bir şey gösteren, münkir mukabili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfân», târîf ten if.) (mü. muarrife). Târif ve tâyin eden, anlatan, sınırlayan: Ahlâk esaslarını muarrif bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arak» tan if.) (mü. muarrıka) (tıp). Terleten, ter getiren (ilâç vesaire).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) bir öIü hakkında yazılan kısa biyografi; (s.) birinin öIümüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kemik saklamaya mahsus yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karantina; f. karantinaya koymak, ayırmak. quarantine flag karantina bayrağı, bulaşıcı hastalık işareti olan sarı bayrak. quarantine period karantina müddeti. quarantine regulations karantina nizamları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. maddenin esası olduğu farzedilen ve kısmen elektrik yüklü olan üç çeşit zerrecikten herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. eskiden tatar yayı ile atılan ucu dört köşeli ağır ve kısa ok; taşçı kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing veya -led, -ling) kavga etmek, çekişmek, bozuşmak; kusur bulmak; ağız kavgası etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavga, çekişnıe, bozuşma. pick a quarrel kavga çıkarmak. take up a quarrel kavgaya iştirak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, ters, huysuz. quarrelsomely z. kavga etmeye meyilli olarak, kavgacı tavırla. quarrel someness i. kavgacılık, kavgacı tabiat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baklava şeklinde pencere camı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şahin veya atmaca ile tutulan av; av, şikâr; kovalanan herhangi bir kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taş ocağı; f. taş ocağından kazıp çıkarmak; taş ocağı açmak. quarrier i. taş ocağı işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir litreye yakın hacim ölçüsü, galonun dörtte biri, kuart. liquid quart A.B.D. 0,946 litre; İng. 1,136 litre. dry quart A.B.D. 1,101 litre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrimde bir vaziyet; piket oyununda dört kâğıtlık mütevali takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört günde bir olan dördüncüye ait; i., tıb. dört günde bir tutan sıtma gibi bir nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dörtte bir kısım, çeyrek; 25 sentlik sikke; senenin dörtte biri, üç aylık müddet; öğretim yılının dörtte biri; dördün, ay devri müddetinin dörtte biri; den. gemi bordasının kıça doğru her iki tarafı; kasabın kestiği hayvanın bir tarafının yarıs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dört eşit kısma ayırmak, dörde bölmek; askeri kışlaya yerleştirmek; oturtmak, yerleştirmek; her tarafa koşup aramak (av köpeği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç ayda bir verilen ücret veya ödeme; kışla, karargâh; mesken bulma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan futbolunda oyunu idare eden oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek final.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek saat, saat başından bir çeyrek evvel veya sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. kıç omuzluğuna doğru esen, kıçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. üç ayda bir verilen veya olan; i. üç ayda bir yayımlanan mecmua; z. üç ayda bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. iaşe subayı; den. serdümen, vardiya çavuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ölçünün dörtte biri; İng. dört librelik (1,8 kg) ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. dört yapraklı ve on altı sayfalı forma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çift fazlı (cereyan), birbirinden 90 derece farklı (iki cereyan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (bir kütüğü) uzunlamasına dörde biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden silah olarak kullanılan bir kadem boyunda sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. dört ses veya dört çalgıya mahsus müzik parçası; böyle çalgı çalan veya şarkı söyleyen dört kişi, dörtlü; dört kişiden ibaret takım. double quartet sekiz kişilik takım. male quartet dört erkekle kurulan okuyucu takımı. mixed quartet iki erke

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. (kıs. 4to veya 4 ) tabakayı dört yaprağa bölen; i. tabakaların dört yaprağa yani sekiz sayfaya bölünmesinden meydana gelen kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvars, türlü silislerin genel adı. quartz crystal kuvars kristali, elektronik cihazlarda kullanılan kuvars. quartz if'erous s. bileşiminde kuvars bulunan. quartz'ite i. kuvarsit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azizlerden kalma kemik gibi kalıntı ve andaçların saklandığı mahfaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Bir tiyatro topluluğu veya bir orkestranın seçip hazırlamış olduğu piyes, musiki eserleri vs. nin listesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla ve artakalan, artık. residuary clause huk. bir vasiyetnamede malın taksiminden sonra geriye kalan kısmın tahsisi hakkındaki hüküm. residuary estate mal bölümünden sonra açıkta kalan mülk. residuary legatee malın taksiminden sonra kalan servet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reservoir. flush tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reservoir. flush box. flush tank of a toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dördüncü yüz yılda Ren nehri sahillerinde ve Köln civannda yerleşmiş olan Franklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koruma, himaye; koruyucu şey; ihtiyat tedbiri; muhafız; f. muhafaza etmek, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mabet, ibadethane; kutsal yer; melce, sığınak. right of sanctuary iltica hakkı; masuniyet. take sanctuary iltica etmek, sığınmak. wild life sanctuary yabani hayvanların korunduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. kare, dört köşeli, dik açılı; omuzları enli; doğru, âdil, insaflı; namuslu; tam, kesirsiz; tam, açık; (argo) modadan habersiz, gençlik fikirlerine karşı koyan, eski kafalı; z., k.dili. doğru, dosdoğru; tam yerinde, isabetli. square dance dör

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kare, dördül: gönye, T cetveli, iletki; şehir içindeki meydan veya küçük park; etrafı dört sokakla sınırlanmış arsa, ada; iki sokak arasında mesafe; (dama tahtasında) hane; mat. bir sayının ikinci kuvveti, kare; (argo) yeniliklerden habersiz ve b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dört köşeli hale getirmek; doğrultmak, doğru tutmak (bilhassa omuzları); uydurmak; uygun kılmak; ödeşmek, hesabını temizlemek; mat. ikinci kuvvete çıkarmak, karesini almak; (argo) rüşvet ile ağzını kapatmak. square away hazırlamak. square off m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. sert pullu, sıkı ve sert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. heykel koleksiyonu, heykeller; heykeltıraş; heykeltıraşlık; s. heykel veya heykeltıraşlığa ait..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâir). Şâirler, (bk.) ŞAir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شعرا] şairler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. soirée

gece gösterimi

Gece yapılan sinema veya tiyatro gösterisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening party. evening performance evening showing (of a movie. soirÇe. dinner party. evening. night performance. soiree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarfiyata ait masraflarla ilgili, masrafları sınırlayan. sumptuary law masrafları sınırlayan kanun; din veya ahlâka dayanarak özel hayatı düzenleyen kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhafazasız, koruyucusuz; tedbirsiz, ihtiyatsız, gafil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., huk. intifa hakkına ait; i. intifa hakkı olan kimse . usufructuary lease hasılât icarı. usufructuary tenancy yarıcılık sözleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. ileri kol, öncü kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şehvet veya zevk düşkünlüğüne ait; i. şehvetperest kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by