üç Boyutlu Film ne demek? | üç Boyutlu Film anlamı nedir? | üç Boyutlu Film

üç Boyutlu Film anlamı nedir?

üç Boyutlu Film ne demek?

üç Boyutlu Film anlamı nedir?

üç Boyutlu Film | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

three-dimensional film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) zorla almak,(kadın yahut çocuk) kaçırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(çocuk) kaçırma; kız kaçırma abductor(i) kaçıran kimse; dışarı çeken kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah’ın kulu. Mucib, Esmau’l-Hüsna’dandır. - (bkz.el-Mucib).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), Loğusalık; doğum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

“AccuCORE”, Sony disk ortamı teknolojisini tanımlayan bir terim ve bu teknolojinin yüksek teknik beceri ve güvenilirliğini ifade eden bir simgedir. “AccuCORE” (sözcük oluşumu) teriminin kaynağı, “Accurate Compatibility & Reliability” (Hatasız Uyumluluk ve Güvenilirlik)’tir. Amacımız “AccuCORE”un global promosyon ve yayılma etkinlikleri yoluyla Sony disk ortamı için yüksek algılama ve gelişmiş güvenilirlik oluşturmaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). getirmek, göstermek (delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Amca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Malayalılarda görülen ve ruhsal bir bunalımı takip ederek şiddetli öldürme arzusu Seklinde beliren hastalık. run amuck öldürme arzusuyla sağa sola saldırmak ; cinnet getirerek etrafa hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).su yolu kemeri, kemerli su yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hell raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştıran, barıştıran kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ucu sivri demirle donanmış mızrak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimum wage. minimum fee. minimum pay. base wage rate. minimum cost. union rate. wage floor. wage minimum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs).ab urbe condita (Lat). şehrin kuruluş tarihinden itibaren (hesaplanan yıl).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). aksine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). zamana uygun, çağdaş, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). mezat, müzayede ile satış; bir çesit iskambil oyunu; (f). miizayede ile satmak, haraç mezat satmak. auction bridge okşın briç. public auction açık artırma. put up to auction mezada çıkarmak. sell by auction açık artırma ile satmak auct

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter. fighter plane. fighter airplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). onaylamak, teyit ve tasdik etmek, kuvvetle söylemek, iddia etmek, garanti etmek, itiraf etmek, açıkça söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.El ayesiyle parmakların içi. Ar. kef, Fars. muşt.

2.Avcun içine aldığı miktar: Bir avuç buğday. Avuç avuç = Avuç dolusu ile, bol bol. Avuç açmak = Dilenmek, Avuç İçi = El ayası. Avcun içine almak = Ele geçirmek, zabt ve hükmü altında bulundurmak. Avuç kaşınmak = Bir yerden para geleceğini sezmek. Avcunu yalamak = Mahrum kalmak. Elde, avuçta yok = Fakirlik. Osm. sıfr-ülyed. Ele, avuca sığmamak: Zaptolunmayacak derecede haşarı ve yaramaz olmak. Bir avuç = Az miktar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palm of the hand. handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hollow of the hand (palm and fingers. handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Avcun içine almak, avuçla kavramak.

2.Bol bol almak.

3.Kavramak, çevirmek, içine almak: Yelken rüzgârı avuçlamak = Rüzgârdan şişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasp in the hand. take a handful of. fist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to grisp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yatanın veya yatılan yerin ayak tarafı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan ve Arabistana mahsus birkaç cins ağaç, (bot). Acacia arabica; bu ağaçların zamkı, tohum zarfı veya kabukları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bağırsak solucanları, insan vücudunda asalak olarak yaşarlar. Bunlara bağırsak kurtları da denir. Genellikle 5 grupta toplanırlar.

- Yuvarlak kurtlar

- Kıl kurtları

- Kamçı kurtları

- Kancalı kurtlar

- Şerit

Aşağıdaki reçeteler bağırsak solucanlarını düşürmek için kullanılır; ancak hamileler kesinlikle kullanmamalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 avuç nar kabuğu konur. Kaynatılıp süzülür. Sabah aç karnına 1 bardak içilir. Kurtlar dökülünceye kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstü körüklü dört kişilik at arabası, fayton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dizzy. giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giddy. vertiginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas güçlendirme, tek bir dokunuşla bas sinyalinin güçlendirilmesini sağlayan bir Sony teknolojisidir. Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalarla, HiFi veya başka bir ses cihazıyla müzik dinlerken daha zengin ve güçlü bas sesler duymak isterseniz, tek yapmanız gereken, bir düğmeye dokunmaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin baş tarafı.

2.(Astronomi) yeryüzündeki bir noktada şakul doğrultusunda olan üst yön, semtürre’s Başucu uzaklığı = Bakılan yıldızdan bakan göze gelen ışın çizgisi ile o yerdeki çekül çizgisi arasında meydana gelen açı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zenith. head. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head end. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Zengin ve güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary film. documentary picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Belûcistanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برموجب] uyarınca, gereğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

h p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Saniyede 75 kilogrammetrelik iş yapan bir motorun gücü: Bir beygirgücü 0,736 kilovata eşittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brain drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Vücutsuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kütüphanelerde çok değerli veya çok kullanılan kitapların fotografını çekmede kullanılan mikrofilm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی چون و چرا] sorgusuz sualsiz. 2.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the strength of one's fists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) Tek hücreden meydana gelen hayvan yahut bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit kalın deriden yapılmış potin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue jeans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeans. blue-jeans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeans. blue jeans. denims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsana pek fazla sıkıntı veren. Boğulacak hale getiren: Boğucu bir hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airless. close. heavy. muggy. suffocating. stifling. sultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffocating. stifling. heavy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factious. schismatic. schismatical. factionist. schismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisive. dividing. divider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. divider. intriguer. plotter. disrupter. separatist. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bomber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük boru.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destructive. disruptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive. wrecker. demolisher. altering. demolishing. ruining. damaging. decomposing. deforming. dismantling. distorting. denaturalizing. spoiler. dissolving. disturbing. corrodent. nullifying defect. vitiating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köşe, Osm. zâviye: Bir bucağa tıkılmak. Ucu bucağı yok = Pek geniş. Bucak bucak = Her taraf. Köşe bucak = Her taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. township. burg. corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parish. corner. nook. subdistrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nook. subdistrict. corner. community district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. yanağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsan, deniz eskiyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarı insan yarı boa şeklinde olan efsanevi bir canavar; eski devirlerde özel törenlerde kullanılan Venedik devlet kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük İskender'in savaş atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bükreş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıçramak (at); sıçrayıp binicisini sırtından atmak; A.B.D., k.dili karşı gelmek, itaatsizlik etmek; A.B..D., k.dili sallanarak gitmek (araba); mad. ezmek. buck for A.B.D., (argo) (terfi v.b.'ni) temin etmeye uğraşmak. buck up k.dili canlanmak, canlan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek geyik, antilop, tavşan, koyun veya keçi; erkek hayvan; aldırışsız delikanlı; A.B.D., k.dili, asağ. erkek kızılderili veya zenci; A.B.D. (argo) dolar. buck bean su yoncası, bot. Menyanthes trifoliata. buck fever A.B.D., k.dili tecrübesiz avcının

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişilik esnek ve uzun araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kova, gerdel; tulumba pistonu. bucket seat çanak biçiminde koltuk. bucket shop borsa hisseleri üzerinden vurgun yapan; meyhane gibi yer. kick the bucket (argo) nalları dikmek, ölmek bucketful i. bir kova dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kova ile taşlmak veya çekmek; dörtnala at koşturmak; borsa hisseleri üzerinden vurgun yapmak; süratle hareket etmek veya ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus atkestanesine benzer birkaç çesit ağaç Buckeye i., A.B.D. Ohio eyaletinde oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla şık, züppe, hoppa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. toka, kopça; f. toka veya kopça ile tutturmak, iliştirmek; ısı veya basınç ile bükülmek, eğrilmek veya bükmek (madeni eşya) buckle down to work ise ciddiyetle girişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f kalkan, siper; den. loça kapağı; f. muhafaza etmek, korumak buck private A.B.D., (arao) er, nefer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., asağ, siyahların kullandıklan bir terim beyaz adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tela, terzilikte ve ciltçilikte kullanılan çirişli pamuklu bez; suni ve fazla resmi tavır; f. tela ile beslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güderi; çoğ. güderi pantolon; A.B.D. güderi rengindeki at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehri, bot. Rhamnus infectorius; topalak, bot. Rhamnus chlorophorus globosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dışarıya doğru fırlak olan üst ön diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara buğday, esmer buğday, sert buğday, karabaş, Arap darısı, bot. Fagopyrum esculentum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çobanlığa veya kır hayatına ait; pastoral; i. pastoral şiir; çiftçi, çoban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). Hazret-i isâ’nın doğum yortusu. Bucuk kırımı = O zamanki et kesimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «biçmek» ten). Yarım, nısıf, nîm: Bir buçuk, beş buçuk. (Daima bir tam sayı ile beraber kullanılıp, yalnız kullanılmak icap ettiğinde yarım denilir). Az buçuk, yarı buçuk = Azıcık, bir miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and a half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bodur, ufak tefek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat. short. fubsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat. short of stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irgatların ağır şeyleri kaldırmak için kullandığı ve manivela vasıtasıyle kaldırılacak şeyin bağlıa olduğu urganı kendi üzerine saran Alet. Gemi bucurgadı = Tayfaların demir aldıkları böyle bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventive. inventor. discoverer. detector detektör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discoverer. detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bürokrasi, devlet dairelerine mahsus formaliteler, kırtasiyecilik; devlet memurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet dairesinde memur olan kimse; kırtasiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. burç). Burçlar, (bk.) Burc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. burç.). Burçlar (bk.) Burc.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروج] burçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Az büyük, pek büyük olmayan.

2.Oldukça büyük: Büyücek bir evdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyü yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necromantic. magician. sorcerer. wizard. enchanter. charmer. necromancer. warlock. wise man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magician. sorcerer. witch. witchdoctor. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magician. sorcerer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchantress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T A). Türk musikisi sisteminde 5 koma değerinde aralık, bu değerde bemol ve diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Emreden, Amir, hâkim.

2.İşi başkalarına emir ve havale eden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperious. masterful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yan ürün, bir şey üretilirken onun yanı sıra elde edilen ve ikinci derecede önemli olan bir ürün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çabucak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek süratle, süratle ve gürültüsüzce, alelacele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippy. quickly. apace. at no time. in no time. in a snap. with a rush. double-quick. fast. hand over fist. by leaps and bounds. lickety-split. nimbly. in short order. posthaste. quick. readily. slick. speedily. swiftly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quick. quickly. in a flash. like a flash. in no time. in less than no time. chop-chop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly. swift fashion. sharpish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp).canlı ve neşeli bir dans; bu dansın müziği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog caducei) Yunan mabudu Hermes'in tanrıların habercisi olarak elinde taşıdığı asa; tıp ilminin sembolü olarak kullanılan yılanlı asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bunaklık; halsizlik, zayıflık; fanilik, geçicilik,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکوچ] çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo Kanadalı, Kanadalı Fransız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kauçuk, lastik. cap. kıs capital, capitalize, capitalized, ca pta i n.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). az sütlü kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski abidelerde kral ismini gösteren kabartma resim veya şekil; fişeklik, hartuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kafkasya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). Kafkasyalılara özgü, Kafkasya'ya ait, Kafkas diliyle ilgili;(i). Kafkasyalı; Kafkas dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kafkas Dağları; Kafkasya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). (-ed, -ing, -sed, -sing) . ABD mahalli parti meclisi toplantısı; (ing). parti yönetim kurulu; parti disiplin kurulu; (f). parti kurulu toplantısı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکوچ] çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz yazarı. Chaucer'ın eserleri ile ilgili; (i). Chaucer uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığırın boynu ile kürek kemiği arasmdaki kısım; takoz olarak kullanılan odun veya kalas; dağ sıçanı; (mak). torna balama aynası. drill chuck matkap aynası, burgu aynası. chuck wagon içinde kovboylara yemek hazırlanan araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çenesini okşamak; atmak; (k.dili). çöpe atmak; (argo). istifa etmek; (i). okşama; kısa bir mesafeye fırlatma; (ing)., (k.dili). şekerim. chuck out (k.dili). atmak, çöpe atmak; yaka paça. kapı dışarı etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Ieh). yoldaki çamur cukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kıkır kıkır gülmek, kendi kendine gülmek; (i). kıkırdama; anne tavuğun civcivlerini çağırmak için çıkardığı ses. chuckler (i). kıkırdayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). budala kimse, kalın kafalı kimse. chuckleheaded (s). kalın kafalı. chuckleheadedness (i). kalın kafalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün, galip, zafer kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün, galip, zafer kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated cartoon. motion picture / animated cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gıdaklamak; (i). gıdaklama; A.B.D. argo aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karma öğretim. coeducational (s). karma öğretimi uygulayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Birden fazla hücreden meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekiç (çekiç dediğimiz Aletin asıl ismi «çöküç»tür). (bk.) Çekiç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., to veya toward ile sebep olmak, vesile olmak. conducive (s)., to ile yardım eden, sebep veya vesile olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). davranmak; idare etmek, yürütmek; orkestra idare etmek; refakat etmek, yol göstermek, önderlik etmek; (fiz). nakletmek, geçirmek, iletmek. conduct oneself davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). davranış, tavır, hareket; idare. safe-conduct (i). yolculukta emniyet vesikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). iletkenlik, nakil kabiliyeti, isal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taşıma, nakletme, isal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iletici, geçirici, iletken, geçirgen, isal edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kılavuz, önder, lider, şef; (A.B.D). kondoktör, biletçi; orkestra veya koro şefi; müdür, idareci; iletken madde, geçirgen şey. conductor ducts (bot). iletken damarlar. non-conductor (i). iletici olmayan madde, yalıtkan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Konfüçyüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapmak, bina etmek, kurmak, tertip etmek; geometrik olarak çizrnek, resmetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapılan şey, bina edilen şey; (psik). daha basit izlenimlerden oluşan karmaşık bir eğilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inşaat, yapı; inşa tarzı; yorumlama, tefsir; (gram). yapı, inşa, tertip; geometrik şeklin çizilişi, çizim. construction drawing proje çizimi. bear a construction belli bir anlam taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanun tefsircisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapıcı, müspet, olumlu; yapısal; (huk). kanunen var sayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inşaat müteahhidi, inşaatçı; yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Amalthea'nın boynuzu ; sanatçılar tarafından bolluk sembolü olarak kullanılan, içinden meyvalar taşan boynuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating. exhilaratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sedir, kanepe, divan, yatacak yer; in, vahşi hayvan barınağı. couch grass ayrık otu, (bot). Agropyron repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ifade etmek, beyan etmek; ima etmek; yatırmak; indirmek; pusuya yatmak. He couched his demand in respectful words. Talebini hürmetkâr bir lisanla arzetti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yatar vaziyette olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). katarakt ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amaca zararı dokunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solvent. dissolvent. resolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resolvent. solvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyst. decomposer. resolving. resolvent. catalyst. catalytic. disconnector. loosener. tripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çömelmek, yere çökmek; (i). çömelmiş vaziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pota, maden eritme kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). haç taşıyan; (bot). turpgillere özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haç üstünde Isa resmi veya heykeli. crueifix'ion (i). çarmıha gerilme; haç üstünde ölüm; bunu gösteren resim. erueiform (s). haç şeklinde. erueify (f). çarmıha germek ; cefa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Pek kısa boylu (insan vesaire), bodur: Cüce adam, cüce ağaç, cüce kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarf. pygmy. pygmean. scrubby. dwarf. pygmy. lilliputian. elf. gnome. homunculus. hop-o'-my-thumb. manikin. midget. pigmy. runt. scrub. shrimp. tom thumb. ground-. nano-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarf. midget. pygmy. pigmy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarf. manikin. midget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوجه] civciv.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwarfishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karısı tarafından aldatılmış erkek , informal boynuzlu erkek; (f). (kocayı)aldatmak , informal boynuz taktırmak. cuckoldry (i). boynuz taktırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). guguk kuşu; bu kuşun ötüşü; (s)., (A.B.D)., argo budala, kaçık, deli. cuckoo clock guguklu saat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dana ayağı, (bot). Arum maculatum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.)

1.Tatlı, lezzetli. Ar. leziz.

2.Körpe, pek taze ve lezzetli. 3.Sakalın bamteli. 4.Soğanın ortası.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). külahlı, kukuleteli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hıyar, salatalık, (bot). Cucumis sativus. cool as a cucumber kendine hakim, soğukkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlılanmak, lezzetlenmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabakgillerden bir bitki; (kim). Iaboratuvarda kullanılan kabak şeklinde bir kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlılandırmak, şekerletmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital kodları, işitsel analog sinyallere çeviren bir IC Yongasıdır. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Deniz suyu devinimlerinin oluşturduğu gücün enerji üretiminde kullanılabileceği, potansiyel yenilenebilir enerji kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Az ısı açığa çıkararak, yüksek düzeyde dengeli, yüksek güçlü Doğru Akım (DC) voltajları oluşturmada kullanılan bir elektronik yöntem. Bu özellik, mükemmel bir çıkış kafa alanı sağlayacak şekilde en iyi amplifikatör performansı sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ayartmak, baştan çıkarmak; (i). sefahat, sefahat âlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sefih kimse, ayyaş kimse, zampara; (fig). çöplük horozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sefahat, ayyaşlık, uçarılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ask). dar ve kapalı bir yerden meydana çıkmak, çıkmak; açık bir yere çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikoduyu sever. Osm. nemmâm, suhançtn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy. scandalous. gossipper. gossipmonger. scandalmonger. taleteller. back biter. backbiter. tittle-tattle. babbler. newsmonger. peddler. pedlar. retailer of news. talebearer. tattler. telltale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossiper. flibbertigibbet. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anlamak, mantıki olarak sonuç çıkarmak, istihraç etmek, istintaç etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak, tenzil etmek; istintaç etmek , sonuç çıkarmak deduction (i). istintaç, netice çıkarma; (man)., tümdengelim; sonuç, netice, istidlâl; hesaptan düşme, tenzil. deductive (s). istintaç ve istidlâl yolunda olan; tümdengelimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval airplane. amphibian. float plane. floatplane. hydroplane. naval seaplane. supermarine. waterplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep-freezer. deep freeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (fırlatılan roket veya bombayı) hedefe ulaşmadan imha etmek. destructor (i). roket imha cihazı; (ing)., çöp fırını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yok edilebilir, imhası mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). harap etme, mahvetme, yok etme, helâk, yıkılma; yıkım; belâ; afet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yıkıcı, zararlı, tahrip edici. destructive criticism yıkıcı eleştiri. (edebiyatta)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskambil ikili; zarda dü; teniste düs, berabere; (k).dili kör talih, kör şeytan. deuce of a time sıkıntılı zaman. deuce point tavlada dü hanesi. the deuce melun; şeytan; aman, deme! Who the deuce is he? Bu herif de kim ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break of discipline. disciplinary offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serial film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TV series.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernaturalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan doğruya, dolaşmayarak, vasıtasız: Bu yoldan doğruca oraya çıkarsınız; doğruca kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. full. right. slap. straight. directly. straight ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima doğru söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. righteous. true-blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. veracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. veracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğrucu olma hali. 2.(felsefe). Tanrı’nın bize verdiği bilgilerin doğru olduğu prensibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

yahut DÖĞÖÇ (i.). Soğuk su ile ve sabunsuz yıkanan çamaşırı dövdükleri tokmak, çamaşır tokacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viviparous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing. frosty. cutting. nipping. perishing. freezer. deep-freezer. chilling. refrigerant. cryo-. frigid. withering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing. cold. chilling. perishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer. converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transforming. converting. convertor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (iskoç). ağır başlı, sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (tıb). şırınga; (f). şırınga etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competent. satisfactory. satisfying. filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. satisfying. satisfactory. convincing. persuasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karanlık, zulmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dücüc).

1.Tavuk.

2.(astronomi). Kuğu burcu, gökyüzünün kuzey yarım küresinde Lyre burcunun yanında, çok parlak birkaç yıldızdan meydana gelen bir burç. Latince: Cygnus, Fr. Cygne.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. zooloji). Tavukgiller.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dük unvanına sahip kimseyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - sahabe-i kiramdan önemli bir şahsiyetin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ulaşmış, çatmış, düşkün. Ar. mübtelâ, Fars. giriftâr: Bir belâya dûçâr oldu: Ağır bir hastalığa dûçâr olmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دچار] uğramış, yakalanmış, maruz kalmış. dûçâr etmek uğratmak, müptela etmek. dûçâr olmak uğramak, müptela olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Avrupa'ya bilhassa Venedik'e mahsus birkaç çeşit altın para, duka altını; (çoğ.) argo para .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fazla karanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. doge). Eski Venedik ve Ceneviz cumhurbaşkanı. Mussolini’ye de «duçe» derlerdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it). Lider, komutan, diktatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düşes, dükün karısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dukalık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İki cihan, dünya ve ahirct.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ördek dişi ördek; Anatidea familyasından ördek; (ing.), (k.dili) sevgili yavru; sakat kimse veya şey, kolay ele geçirilebilen hedef; (A.B.D.), (ask). hem karada hem suda işleyebilen kamyon. duck and drake (veya) ducks and drakes suda taş kaydırma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). başını veya vücudunu suya sokup çıkarmak, suya daldırmak; başını çabucak eğip kaldırmak; bir darbeden sakınmak; dalmak, batmak, başını eğmek, eğilmek; bir vuruştan kaçmak için süratle yana çekilmek; (i).eğilme, başını eğme; birden dalış, b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dok denilen bez, branda bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vücudu kunduza benzeyen, ördek gibi gagası olan ve ayakları perdeli Avustralya'ya mahsus bir hayvan,(zool.) Ornithorhynchus anatinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su mercimeği, (bot.) Lemna minör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo) mükemmel, fevkalade; sevgili, aziz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dücen, dücûnât). Karanlık, kapalı hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıkıntı, darlık, zahmet, zaruret.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat.) özellikle guddelerden sıvı maddeleri nakleden kanal, bezlerin salgısını akıtan kanal; tüp, mecra, kanal; (bot.) damar. ductless (s). mecrasız, kanalsız. ductless gland tıb salgısını doğrudan kana veren iç salgı bezi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). haddeden çekilebilir, dövülünce uzayabilir; şekil verilebilir, yumuşak, plastik. ductileness, ductil'ity (i). haddeden çekilebilme özelliği, kolayca şekil alabilme kabiliyeti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. decâc, dicâc, dücâc). Tavuklar, tavuk, horoz ve piliç cinsleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dürten, teşvik eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Durualp).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber. thought-provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thought provoking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da hanzal ve Fransızca’da coloquinte denilen acı bir meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri büğrü, çarpık çurpuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Işık veren, parlayan, parlak nesne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eğitmek ve öğretmek, terbiye etmek, yetiştirmek, talim etmek, okutmak, öğrenim yaptırmak. educated (s). öğrenim görmüş, tahsilli, aydın. educator (i). eğitmen, öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğitim, eğitim ve öğretim, tedris, tahsil, maarif, yetiştirme, eğitme; ilim, irfan; pedagoji, eğitim bilimi. educational (s). tahsille ilgili, eğitimsel, terbiyevi .educationally (z). terbiye bakımından, eğitim yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sonuç veya anlam çıkarmak, sonuca varmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çıkarılan şey. educ'tion (i). çıkarma, istihraç etme; çıkarılan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Screen Saver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açıklamak, izah etmek, tarif ve beyan etmek; bir konuyu aydınlatmak, açmak. elucida'tion i. açıklama, izah, tarif ve beyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nehir ağzı, vadinin ovaya açılan ağzı, top ağzı; müz. nefesli sazlann ağızlığı; nefesli sazın ağıza yerleştirilme sekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

istihsal edilen şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nüvesini çıkarmak; içini kesmeden çıkarmak (ur); aydınlatmak, izah etmek. enuclea'tion i. nüvesini alma; izah, aydınlatma, aydınlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek gücü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geğirmek; fışkırtmak. eructa'tion (i.) geğirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسباب موجبه] gerekçe, gerekçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sıtma ağacı, okaliptüs, (bot.) Eucalyptus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) Güney Amerika'da yetişen bir zambak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hıristiyan kilisesine mahsus Aşai Rabbani ayini, Komünyon, şarap ve ekmek yeme ayini; bu ayin için takdis edilen şarap ve ekmek. Eucharis'tic (s.) Aşai Rabbaniye ait; şükrana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) iki, üç veya dört kişiyle oynanan bir Amerikan iskambil oyunu, koz diyen oyuncunun uç el kağıt alamayışı; (f.) bu oyunda yenmek; hile yaparak yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Oklit, milattan 300 sene evvel yaşamış olan Yunanlı geometri bilgini Euclid'ean (s.) Oklit'e veya onun geometri sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hadım, harem ağası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eza etmek, üzmek, ıstırap vermek, işkence etmek, acıtmak. excruciating (s.) eza verici, işkence edici. excrucia'tion (i.) ıstırap, işkence, eza, keder,elem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boğaza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,(çoğ)., (anat). boğaz; (zool). helezoni deniz kabuğu ağzının içi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). musluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Akdeniz'e mahsus yelkenli kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güvenen, emniyet ve itimat eden; emniyet ve itimat kabilinden; (fiz). miyar veya ölçü birimi türünden. fiducially (z). emaneten, güvenle, emniyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). itimada dayanan; emanet olan, emanet; itibari; (i). emin, mütevelli, mutemet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture. movie. moving picture. cine film. film. flick. picture. silver screen. cine-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film. movie. picture. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin skin; a pellicle; a membranous covering, causing opacity; hence, any thin, slight covering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slender thread, as that of a cobweb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cover with a thin skin or pellicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The layer, usually of gelatin or collodion, containing the sensitive salts of photographic plates; also, the flexible sheet of celluloid or the like on which this layer is sometimes mounted. a thin coating or layer; 'the table was covered with a film of d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie. film. film. audiovisual aids. epic. melodrama. moving picture. picture play. the screen. tie in. tragicomedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a form of entertainment that enacts a story by a sequence of images giving the illusion of continuous movement; 'they went to a movie every Saturday night'; 'the film was shot on location'. a medium that disseminates moving pictures; 'theater pieces trans

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whether photographic or holographic, film consists of light sensitive chemicals spread on a surface A film's resolution measures the ability to distinguish between details Because holographic films must be able to record very detailed information, they ha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The material used in a camera to record a photographic image Generally it is a light-sensitive emulsion coated on a flexible acetate or plastic base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A roll or sheet of a flexible material coated on one side with a light-sensitive emulsion and used in the camera to record an image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sites dedicated to preservation, celebration and presentation of film, movies and film culture These include film news, film resources, film magazines and film archives, as well as sites that post films or allow for the creation of films online Film does

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A photographic emulsion coated on a flexible, transparent base that records images or scenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Material that is loaded into an imagesetter Film is coated with a light sensitive emulsion and exposed with laser light inside the output device After chemical development the film holds a very sharp image of the layout created by the designer This film i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Photographic material consisting of a thin, transparent plastic base coated with light sensitive emulsion After exposure and processing film is left carrying a visible image in black silver or dye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Film is photo-sensitized acetate sheets which are processed through exposure to light Film carries the images to be printed The acetate sheets are solid black before exposure After esposure, the image areas become clear Film is first used to make proofs a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Film is photo-sensitized acetate sheets which are processed through exposure to light Film carries the images to be printed The acetate sheets are solid black before exposure After exposure, the image areas become clear Film is first used to make proofs a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A photographic mixture coated on a flexible, transparent base that can record images or scenes Based on the type, film has the ability to record either still or moving images.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin, transparent plastic sheet that is coated with a photographic emulsion After exposure, it is developed and processed to produce either a negative or a positive to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compilation of light sensitive silver salts, color couplers , and other materials suspended in an emulsion and coated on an acetate base The storehouse of our visions, nightmares, and dreams.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hi-resolution files are sent from a computer to an imagesetter which prints onto clear film Once the film has been developed with chemicals it is used as a mask when exposing a specially coated metal 'plate'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Printing term for the photosensitive material, usually emulsion-coated acetate, that contains the image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The light sensitive material used in non-digital cameras to record an image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A membrane or sheeting material with a nominal thickness of 10 mils or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In printing, the photographically created mechanical from which printing plates are produced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sheet of polyurethane not greater then 0 010' in thickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any sheet or strip or transparent plastic coated with a light-sensitive emulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single or multiple layers or coatings of thin or thick material used to form various elements or interconnections and crossovers Thin films are deposited by vacuum evaporation or sputtering and/or plating Thick films are deposited by screen printing. bit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film , flick , picture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zar; ince örtü, ince tabaka; ince tel, lif; (f). zar veya ince bir örtü ile kaplamak; zar bağlamak. filminess (i). zarla veya ince bir tabaka ile kaplı olma. filmy (s). zarlı, ince bir tabaka ile kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (foto)., (sin). filim; (f). filim çevirmek, filim yapmak. film fan sinema meraklısı. film pack düz fotoraf filimleri paketi. film speed filim hassaslığı. film strip konferanslarda yardımcı olarak gösterilen hareketsiz filim serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sinema filminin jenerik denen baştaki yazılı kısmında olsun, asıl filmde olsun çalınıp okunan musiki ki, bugün musiki sanatının başlı başına bir dalı hâline gelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film music / score. film music. film score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film star. motion picture star. cinemactor. movie star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.).

1.Resim çekmek için kullanılan, sellülozdan yapılmış ışığa karşı hassas levha veya şerit (fotoğrafçılık, sinemacılık ve radyografide kullanılır).

2.Sinemacılıkta bir oyunun tamamını ihtiva eden şeritlerin bütünü.

3.Verici sinema makinesiyle gösterilen oyun, konu.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir disk yerleştirildiğinde sistem otomatik olarak iki ses modundan birini seçer: Müzik Modu, CD kayıttan çalımı için en iyi bas ayarlarına önceden ayarlanmışken Film Modu DVD filmi kayıttan çalması için idealdir. Film / Müzik Modu, diğer karmaşık ses ayarlamalarınızı kolaylaştırarak müzik ve filmlerinizi hayata geçirir

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moviemaking. film industry. movie business. moviedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فی المثل] örneğin, örnekte olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düzensiz bir şekilde değişmek, bir kararda olmamak; kararsız olmak, tereddüt etmek; (tic). değişmek, tahavvül etmek. fluctua'tion (i). düzensiz değişim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

madem ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva veren, verimli, semereli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). meyva vermek; meyva verir hale getirmek, mümbitleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyva şekeri, früktoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). meyva veren, verimli, semereli, faydalı, yararlı, karlı, kazançlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küpeçiçeği, (bot). Fuchsia hybrida.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). galibarda, koyu kırmızı boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., kaba, vulgar sikmek; (i). sikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Günah, Ar. mâsiyet, sefâhat, fuhşiyyât, zinâ: Fücûr-ül-karâbe = Şer’an nikâh düşmeyen yakın akraba arasında zinâ. Fransızca: inceste.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. fuci) (i)., (bot) esmer deniz alglerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ansızın ve birdenbire ortaya çıkma.

2.Hastalıksız ve inme gibi birdenbire gelen ölüm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birdenbire, ansızın, hasta olmaksızın, inme gibi bir olayla: Füc’eten öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Kulak tırmalayıcı sesi ifade eder: Kuyunun çıkrığı gacır gucur dönüyordu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acemi, beceriksiz, savruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acemice tavır, beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist. surrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admission fee. entrance fee. admission. charge for admittance. entrance rate. entry / entrance fee. cost of entry. entrance. entry fee. attendance fee. door money. gate money. payment for administration. price of admission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir göz hastaIığı, gözde karasu hastalığı, glokom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. bazı kalkerlerde yeşil taneler şeklinde rastlanan bir silikat, glokoni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarımsı yeşil renkte olan; yeşilimsi mavi; bot. üstü toz gibi beyaz bir madde ile kaplı (üzüm, erik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. berilyum (eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. glikoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gömen, defneden.

2.Yiyeceklerini yerin içine gömen bazı kuşlara denir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bilginin yalnız görgü ve denemelerden çıktığını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gören, bakan, Ar. nâzır.

2.Gelinlik kız arayıp bulmaya giden kadın: Görücüler geldi. Kız büyüdü, görücülere çıkıyor. Görücüye çıkmak =

1.Görücü gezmek.

2.Görücünün karşısına çıkmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman sent to find a prospective bride. woman sent to see a marriageable girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman sent to see a prospective bride. match-maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eliminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), A.B.D., (k.dili) mırıldanmak, homurdanmak, söylenmek; (i.), A.B.D., (k.dili) hiç bir şeyden memnun olmayan kimse, şikayetçi kimse, homurdanan kimse; suratsız Iık, homurdanma, söylenme, vızıltı; şikâyet. grouchy (s.), A.B.D., (k.dili) surat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvet, tâkat, kudret, Osm. tâb, tüvân, Ar. iktidar: Gücüm yetmiyor; gücü yettiği kadar.

2.Zor, cebir, şiddet, Ar. unf, kahır.

3.Zahmet, zorluk, müşkülât: Güçle yapabildi. 4.Elem, keder, ıztırap, dargınlık, infial: Gücüme gitti: Adamın gücüne gider (bu mânâ ile ekseriya böyle «gitmek» fiili ile kullanılır).

5.İş, fiil, meşguliyet, gaile: İş güç yok; onun işi gücü budur (bu mânâ ile ekseriya aynı mânâdaki «iş» kelimesiyle beraber kullanılır).

6.Zor, zahmetli, müşkül, sarp, çetin, Ar. saab, müteassir: Güç iş; güç ders; söyleme si de güç, yapması da güç. Güç etmek = Var kuvvetini sarfetmek. Güç hal ile, güç belâ = Çok zahmetle, pek zor. Güce sarmak = Zor ve müşkül olmak. Gücüne koşmak = Zorlaştırmak, müşkülât çıkarmak. Gücünü yenmek = Nefsini yenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. hard. arduous. baffling. tricksy. strength. power. force. energy. ability. capability. capacity. arm. clout. clutch. command. control. dominance. forcefulness. intensity. iron. might. pep. pith. potency. potential. punch. rod. sinew. spiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. arduous. arm. ascendance. austere. difficult. effort. energy. exacting. force. hard. heavy. impossible. laborious. might. muscle. onerous. pep. potency. potential. power. punch. push. rough. sap. sinew. stamina. steam. sticky. stiff. strength. st

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. impulse. proficiency. influence. rating. task. delivery job. heavy duty. ability. arduous. arm. capability. capacity. competence. difficult. effort. energy. faculty. force. hard. impetus. lift. might. painful. parlous. pith. potency. severe. solidi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power supply. source of power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Güçlükle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynatılmamış bulgur, döğülmüş buğday: Güce tarhanası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Göçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptionable. invidious. vexatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Darıltmak, gü. cenmesine, darılmasına sebep olmak, hatır kırmak: Kendisini gücendirdiniz; kimseyi gücendirmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread on smb.'s corns. offend. displease. give offence. give offense. affront. badger. chafe. disoblige. gall. huff. miff. pique. give umbrage. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offend. to hurt. affront. displease. embitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenmiş, dargın. Ar. münfail, muğber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Dargınlık, Ar. infiâl, iğbirâr: Bir güceniklik çıkmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dargınlık ve kırgınlık meydana gelmek: Hiç sebepsiz gücenilir mi? Ufak çocuğa gücenilmek olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Darılma, dargınlık, Osm. infial, iğbirar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being offended. displeasure. resentment. tiff. umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya kendisinden umulmayan şeyi yapması üzerine ona karşı kırgınlık duymak: Yazısı tenkid edildiği için gücendi. Toplantıya çağrılmazsa bize gücenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resent. to be offended. to be angry with. to resent. to take offence/amiss/umbrage. to be/feel offended.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be offended / hurt by. huff. resent. take exception to. tiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), A.B.D., argo çamur; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜÇ İLE) (i.). Zahmetle, zor, dardarına, daradar, ancak: Güçle vapura yetiştik; güçle idare olunuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kargabüken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booster. buttress. refreshing. strengthening. making more powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortification. reinforcement. strengthening. consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Zor hale koymak, zorlaştırmak: Tertipsizlik kolay işi de güçlendirir.

2.Kuvvet vermek: Gittikçe güçleniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up. vivify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. buoy. buttress. consolidate. empower. fortify. invigorate. refresh. reinforce. revitalize. strengthen. sustain. to strengthen. to reinforce. to invigorate. to consolidate. to buttress sth. to brace. to fortify. to refresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. give teeth to. give weight to. invigorate. solidify. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Güçleşmek, zorlaşmak, zor ve müşkül olmak: İş güçlendi. 2.Kuvvet kazanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow stronger. become strong. stiffen. wax strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. forge. to get strong. to gain strength. to strengthen. to consolidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get strong. grow stronger. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli olmak, güce sarmak: Bu ders gittikçe güçleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zor ve zahmetli etmek, zorluk çıkarmak: İşi kolaylaştıracağına güçleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicate. to make difficult. to complicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make difficult. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir dizide durak’ tan sonraki en mühim perde. Fr. dominante.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, zorlu, Osm. kavi, tüvânâ: Güçlü, kuvvetli bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. forceful. bouncing. brawny. energetic. full-blooded. heroic. high-pressure. iron. keen. mighty. pithy. potent. prepotent. robust. spirited. stalwart. stout. sturdy. vigorous. virile. voluminous. powered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. acute. beefy. drastic. energetic. forceful. forcible. furious. hardy. influential. intense. keen. lusty. massive. mighty. muscular. potent. powerful. pronounced. robust. sappy. stentorian. strapping. strong. sturdy. substantial. tough. vigorous. vir

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. able. brawny. consuming. doughty. forcible. hardy. impact. lusty. mighty. potent. puissant. punchy. rude. sappy. sinewy. superminicomputer. vibrant. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gücü olan kuvvetli zorlu. 2.Bir musiki dizisinde duraktan sonraki en önemli perde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zorluk, zahmet, müşkül olma: Onun güçlüğü yoktur.

2.Sıkıntı, yokluk, fakirlik: Güçlük çekmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulty. arduousness. hardship. hassle. adversity. complexity. complicacy. hurdle. oppression. rub. stumbling block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. austerity. difficulty. drawback. hardship. hassle. job. pitfall. rigour. rub. suffering. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardly. ill. scarcely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Müşkülât çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işi güç görerek yapmak istememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvetsiz, zayıf, gevşek, dermansız.

2.İşsiz ve aylak. İşsiz, güçsüz duruyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faint. feeble. flimsy. impotent. incapable. insubstantial. limp. powerless. senile. thin. unsound. weak. strengthless. languid. languorous. listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeble. weak. without strength. faint. flabby. floppy. impotent. limp. nerveless. poor. power off. powerless. small. weakling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuvvetsizlik, zayıflık, dermansızlık.

2.İşsizlik, meşguliyetsizlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. failure. languor. weakness. feebleness. incapacity. powerlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. feebleness. frailty. impotence. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karakış, erbain (eski kelime).

2.Bez tarağı arkasında ağız açan iplikten tarak: Gücü deyneği.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearness. leaf. reed. weaving reed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consuming power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsiz, zayıf, gevşek. Gücük ay — Şubat ayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvanları yöneten sürücü.

2.Sürüyü sevkeden, çoban, Ar. râİ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, bahçelere süs için dikilen bir bitki çeşidi (Fr. lychnide).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic. funny. comedian. laughable. risible. screaming. waggish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Gürcülerin tarz, usûl veya dilinde olan, Ar. ve Fars. Gürcî. Gürcülerin tarz, usûl ve dilinde: Gürcüce söylemek, giyinmek.

2.Gürcü dili: Gürcüce Kafkas dillerindendir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gürültü ve şamata yapan, şamatacı, her işi gürültü ile yapan: Pek gürültücü bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. tumultuous. tumultuary. boisterous. blatant. bouncing. obstreperous. rackety. ripsnorter. rough. turbulent. rioter. roisterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. troublesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sanrılamak; sanrılatmak. hallucina'tion (i.), (psik.) sanrı vehim, kuruntu; akli denge bozukluğundan ileri gelen kuruntu. hallu'cinative, hallu'cinatory (s.) sanrı kabilinden, kuruntu getiren .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sanrıya kapılmaya sebep olan ilaç. hallucinogen'ic (s.), (i.) sanrıya kapılmaya sebep olan (esrar) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) sanrı getiren hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: cartouche’dan). Top fişeği. Hartuç çantası = Hartuç koymaya mahsus top arabasının arkasındaki sandık, (bk.) Kartuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «hevic» den). Sebzeden sayılan maruf kırmızılı, sarılı uzunca kök: Havuç kızartması, turşusu (asıl Türkçesi keşir’dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(daucus carota): Maydanozgillerden; uzunca koni şeklinde ve etli olan kökünden dolayı sebze olarak yetiştirilen bir çeşit bitkidir. İçeriğinde şeker, A vitamini ve karotin vardır. Kullanıldığı yerler: Müzmin kabızlığı giderir. Çocuk ishallerini keser. Bağırsak iltihaplarını giderir. Mide ve bağırsak kanamalarını keser. Kansızlığı giderir. Cilde canlılık verir. Anne sütünü artırır. Cilt ve göz hastalıklarını önler. Böbrek ağrılarını dindirir. Vücuda kuvvet verir. Astım, bronşit, ses kısıklığında göğsü yumuşatır, rahatlık verir. Veremde de faydalıdır. Mide ve onikiparmak ülserinde şikayetleri giderir. Kalp hastalıkları ve damar sertliğinde faydalıdır. İdrar ve bağırsak gazlarını söktürür. Aybaşı halinin muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz ve boyun kırıklıklarını giderir. Görme gücünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantasy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. imagination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imagination. imaginative power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle for life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss of life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omnipotent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omnipotent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanımeli, bot. Lonicera caprifolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Develerin sırtındaki tümsek, (bk.) Örgüç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hump. humpback. hunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camel's hump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, horrorstricken s. korku veya dehşetten do- nakalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hacc). Hacılar. (bk.) Hacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجاج] hacılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hucec).

1.Delil, Ar. bürhân: Hüccet göstermek.

2.(fıkıh) Bir hükmü, bir şeyin sahipliğini belirten şer’İ mahkeme vesikası: Elinde huccet-i şer’iyye vardır; hüccet ile sahip olduğu mülk. (bk.) Hüccet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüccet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حجت] delil, kanıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Delil.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Senet, vesika, delil. 2.Seçkin alimlere verilen unvan. - Hüccetü’l-İslam: Gazali.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüccet). Hüccetler, deliller. (bk.) Hüccet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüccet). Hüccetler, deliller, (bk.) Hucac.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hücre). Hücreler, gözler, odacıklar. Ağıllar. Sûr»-i Hücerât = Kur’an’ın kırk dokuzuncu sûresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüceste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uğurlu, mübarek, mes’ud: Hüceste-fâl, hüceste-tâlî = FAl ve bahtı mes’ud ve mübarek, (bk.) huceste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خجسته] kutlu, uğurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uğurlu, hayırlı, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Falı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tabiatı uğurlu, güzel huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Mânâsı uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Reyi, fikri, düşüncesi isabetli ve uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hüceyre). Küçük delikler ve oyuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücre» den itas.) (c. hüceyrât) (anatomi). Küçük delik ve oyuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havluluk bir çeşit kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., nad. kalça, but; kalça gibi çıkıntılı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban mersini ve çay yemişine benzer Amerika'da yetişen bir cins ufak ve siyah meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalça kemiği; aşık kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. seyyar satıcı; A.B.D, argo reklamcılıkla meşgul olan kimse; f. seyyar satıcılık yapmak; çekişe çekişe pazarlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kusur, ayıp (söz ve dil hakkında kullanılır).’

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kucak, Fars. Aguuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hücerât).

1.Küçük oda, odacık.

2.Tekkelerde dervişlere mahsus odaların beheri. 3.Tiyatro, hamam vesair umumî yerlerde ayrıca oturmak isteyenlere mahsus küçük oda, loca.

4.Eski tarzda odaların kapı tarafında kanatsız küçük dolap ki bardak vesaire koymaya mahsustu.

5.(anatomi) Dokular içinde arı gömeci şeklinde bitki ve hayvan dokularını meydana getiren unsurların her biri. Her hücre bir zar içindeki çekirdek ve protoplazma’dan ibarettir. Kemik hücresi, sinir hücresi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellular. cell. cubicle. cabin. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. cell göze. alcove. niche. room. chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. room. chamber. alcove. niche. closet. cooler. cubby hole. cubicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Vücuda giren mikropların, yutucu hücreler tarafından yutulup yok edilmesi hâdisesi (fagositoz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cellular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücre» den imen.) (mü. hücreviyye) (anatomi). Ufak hücreleri ve oyukçukları olan. Fr. cellulaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Az.). Az uyuma, uykusuzluk, uyanık durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hücû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜCUM) (I. A.), t. Saldırma, üstüne yürüme, birden koşma. Üşüşme, Ar. savlet: Köpek üzerimize hücum etti; arılar bize hücum ettiler.

2.(askerlik). Savaşarak düşmanın üzerine saldırma, basma: Kaleden hücumla çıktılar: Süvarilerin piyade üzerine hücumu.

3.(tıp) Vücudun bir yerine kan vesaire birikmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault. attack. breakthrough. onrush. push. sortie. onset. charge. a storming. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault. attack. charge. rushing together. verbal attack. strong criticism. aggression. at them. incursion. onrush. onset. onslaught. pressure. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Hücreler odalar. 2.Kur’an-ı Kerim’in 49.suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çıkma, dışarı çıkma: Hurûe etti = Çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hurûc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sortie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خروج] çıkış. 2.ayaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

madem ki, çünkü, i. göz önünde bulundurarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılmaz, bozulamaz, yok edilemez, çok dayanıklı, tahrip olunamaz. indestructibly z. yıkılamayacak şekilde. indestructibility i. yıkıl- mazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikna etmek, kandınp yaptırmak, teşvik etmek; sevketmek; sebep olmak; fiz. elektrik akımı meydana getirmek; man. tüme varmak. inducible s. ikna edilir, teşvik edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sebep, saik, vesile; ikna, teşvik, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. resmen askere almak; vazifeye geçirmek, memuriyete başlatmak. inductance i., elek. indüktans

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askere yeni alınan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzamaz, çekilip tel şekline giremez; boyun eğmez, inatçı. inductility i. uzamayış; inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memuriyete geçirme; man. tümevanm; özel durumlarda doğruluğu kesin olan bir önermenin genel durumlarda da doğru olduğunu tanıtlama, sonuç çıkarma; elek. indüksiyon. induction coil indüksiyon bobini. induction current tesir akımı. induction motor i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tümevarımsal, tümevarımlı; indüksiyon yapan; ilkel. inductively z. tümevanmsal bir yolla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçınılamaz, bertaraf edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evet doğrudur. Hatta bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.

İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.

Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.

A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.

Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., gen. as veya that ile o dereceye kadar, o kadar ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. gailesiz, ilgisiz, kaygısız, tasasız, endişesiz. insouciance i. gailesizlik, ilgisizlik, lâkaytlık, kaygısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. okutmak, ders vermek, öretmek, eğitmek; talimat vermek, yol göstermek. instructor i. öğretmen, eğitmen; asistan; okutman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretme, öğrenim, eğitim, talim; bilgi verme. instructions i. direktif, emir, talimat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğretici, eğitici. instructively z. bilgi verici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdim etmek, tanıştırmak; ortaya çıkarmak, ortaya koymak, teklif etmek; tanıtmak; yeni bir bilgi getirmek; öğretmek, usulünü göstermek; içine sokmak; öne sürmek; başlamak, açmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) takdim, tanıştırma; tavsiye mektubu; kitap önsözü; başlangıç; giriş; ortaya getirilen veya konan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) önsöz veya tavsiye kabilinden; tanıtma maksadıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. involucres, involucra) (bot.) Iifafe, bürüm, bileşik çiçeklerin sapları altında bulunup bir daire teşkil eden ufak yapraklar. involucral (s.) böyle ufak yaprakları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clue. trace. clew. hint. inkling. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clue. cue. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip. hint. clue. indication. lead. presumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilen hale konulamaz; azaltılamaz, küçültülemez; sadeleştirilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

task force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labour force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. with nothing to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Cerrah ve mühendis Aletleri takımı ve bunların içinde bulunduğu kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impulsion. impulsive force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet aircraft. jet airliner. jet plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kalmuk kabilesi, Batı Çin'le Volga nehri arasında kalan bölgede yaşayan Budist bir Moğol kabilesi ferdi; bu kabilenin dili, Kalmukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. lawgiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee capuccino.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Amerika, Asya ve Afrika’nın çeşitli ağaçlarından elde edilen dayanıklı ve esnek madde:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. caoutchouc. india-rubber. rubber. gum. gum elastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. caoutchouc. natural rubber. soft commodities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

geniş ve düz dipli nehir salı. Kentucky coffee tohumlan kahve yerine kullanllan uzun bir agaç, bot. Gymnocladusdioicus; bu agacın tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in odd corners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) parmağın oynak yeri boğum; koyun budunun diz tarafı; dört ayaklı hayvanlarda ayak mafsalı; (çoğ.) muşta; (f.) parmağın oynak yerleri ile vurmak. knuckle down işe koyulmak. knuckle under teslim olmak, boyun eğmek. knucklebones (i.), (çoğ.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koçu denilen araoasürücüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Bir yapıda taşıyıcı nitelikte olan ya da olmayan bütün imalatlar. Bir inşa etme eylemi sonucunda ortaya çıkan ve bir araya gelerek yapıyı oluşturan öğeler bütünü. (2) İnşa etme etkinliği, yapım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Köprü yapan usta. Harpte yollardaki suların üzerine köprü kurmakla görevli istihkâma asker.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz uçlarından göğsün yukarısına gelip kilitlenen iki kemik ki, gerdanın altında dışarıdan da belli olur, boyun çenberi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clavicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collarbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Bekçi. 2.Yeniçeri ocağında bir sınıf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightening. scary. startling. alarming. dark. forbidding. horror. lurid. minacious. minatory. spine-chilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. fearsome. formidable. hairy. scare. scary. frightening. threatening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrifying. frightening. appalling. minatory. off- putting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçi, muhafız, gardiyan, orman vesaire bekçisi, köy korucuları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forester. forest watchman. ranger. woodman. woodsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forest warden. ranger. forester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korucunun işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective. protecting. safety. preventive. preservative. guarding. contraceptive. prophylactic. tutelar. tutelary. protector. preserver. guardian. safeguard. life-saver. conservator. keeper. patron. sentinel. umbrella. warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bodyguard. cover. defensive. guard. guardian. preservative. preventive. prophylactic. protection. protective. protector. safeguard. shield. contraceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardian. protective. protecting. protector. defender. preservative. prophylactic. preveutive. preventative. body guard. bulwark. countenancer. patronizer. prohibitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preventive medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Koruyucu işini yapma, himaye ve muhafaza etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. support. conservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nook and corner. nook and cranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koşan, yarışan.

2.Çok İyi koşan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Küçük kovuk, göıcük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyan, koymuş bulunan. Yata koyucu = Kanun yapıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Açık kollarla göğüs arası, Fars. Ağûş: Kucağına aldı; kucağında büyüttü; kucakta gezdirmek.

2.Açık kollarla göğsün arasına sığabilen, bir defada sarılıp kaldırılan miktar: Bir kucak odun, ot vesaire. Kucakta, kucaklarda gezmek = Çocuk olmak. Kucağına düşmek = Sığınmak için en sonunda düşmanın eline düşmek. Kucak kucağa = Biribirine sarılmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. lap. arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lap. embrace. armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. armful. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. clasp. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kollarla göğsün üzerine sarmak, Osm. derâgûş etmek: Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı.

2.mec. Çevirmek, içine almak: Bu isim, o familyaya ait bitkilerin hepsini kucaklıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. hug. give a hug. clasp smb. in one's arms. clasp. embosom. strain smb. to one's breast. canoodle. caress. cuddle. encircle. enclasp. enfold. fold in one's arms. give smb. a hug. infold. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. to embrace. to cuddle. to hug. to clasp. to take in one's arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to take in one's arms. to hug. to surround. cuddle. grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucak kucağa sarılmak, biribirini kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle up. embrace one another. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. to embrace one another. to cuddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace or hug each other. cuddle. neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوچه] sokak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köpekleri çağırmak için kullanılır, bk. Kıçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eski şekil: KÜÇÜCEK) (i.).

1.Pek küçük: Küçücük bir ev.

2.Sevimli küçük (sevgi için): Küçücük oğlum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny. wee. very small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Maddesi, hacmi veya genişlik ve mesafesi az olan, ufak, Ar. sagıyr, Fars. hurd: Küçük taş, küçük dağ, küçük köy, küçük dere.

2.Ehemmiyetsiz, değersiz: Küçük iş, küçük adam.

3.Yaşı az, genç: Küçük kardeş, küçük oğlum, o, benden küçüktür.

4.Yavru, Fars. beçe: Devenin küçüğü de yanında idi. Her hayvanın küçüğü güzeldir.

5.Çocuk, Ar. tıfl, sabî: Küçüklerin oynaması için bahçe yapmalı.

6.Küçüklük, Ar. sabâvet, tufOliyyet: Küçükten beri derse çalışmıyor. Küçük düşmek = Karşılıkta bulunamayıp mahcûb olmak. Küçük yaş = Çocukluk: Küçük yaşından beri böyledir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. little. minor. mini. petty. petit. slight. younger. young. baby. junior. bantam. fiddling. not healthy. inconsiderable. minuscule. niggardly. one-horse. paltry. peanut. piccolo. piddling. poky. remote. snug. tiddly. trifling. trivial. undersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. fine. inconsiderable. junior. kid. little. mini. minor. petty. piddling. poky. scrubby. skimpy. slight. small. young. insignificant. child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor. small-minded. low-ranking. miniature. small scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a small-scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit. infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uvula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damak eteğinin ortasından sarkan uzantıya küçük dil denir. Burada meydana gelen şişkinliğin tedavisi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı saf zeytinyağına 3 kahve fincanı kına konur. Iyice karıştırıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı kadar alınıp, küçük dilin etrafına sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. degrade. demean. disgrace. humiliate. mortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to humiliate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asteroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signorina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowercase. small letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackdaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerinde aralık. s

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 2 ilâ 15 zamanlı usullerin hepsine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökyüzünün kuzey kutup bölgesinde olup aşağı yukarı Büyükayı gibi fakat bunun ters durumunda saplı bir tencereye benzeyen takımyıldız (dübbüasgar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generic term for sheep and goats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sheep or goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakaret etmek, küçümseyerek bakıp ehemmiyet vermemek, Osm. istisgaar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Küçük hâle düşmek, küçülmek.

2.Küçükler gibi davranmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küçültmek, küçük yapmak, Osm. tasgıyr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Küçüklü büyüklü = Küçük büyük karışık, birbiri üstüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük olan şeyin hâli, ufaklık. Ar. sigar: Bu taşın, dağın, tarlanın küçüklüğü.

2.Çocukluk, Ar. sabâvet, tufûliyyet: Küçüklüğünde pek yaramaz idi. 3.Yakışıksız, küçük düşürücü iş ve hareket, zül, hakaret: Bu sizin için bir küçüklüktür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diminutiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallness. littleness. childhood. pettiness. indignity. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

littleness. infancy. smallness. childhood. pettiness. meanness. small-mindedness. infancy status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. abasing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrinking. dwindling. humiliation. abasement. decrease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Daha küçük olmak: İyi bakılmadığından ağaçların meyveleri gittikçe küçülüyor.

2.Yaşını gizleyip kendini küçük göstermek: Kadınlar daima küçülmek isterler.

3.Zillet göstermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrease. be reduced. shrink. wane. become small. be on the wane. feel insignificant. derogate. dwindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. dwindle. shrink. to become small. to dwindle. to shrink. to contract. to abase oneself. to be humiliated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shrink. to dwindle. to become small. to be humiliated. decrease. diminish. lessen. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük hâle getirme.

2.Değer ve itibarını azaltacak davranışta bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making smaller. diminution. reduction. reducing. depreciation. dispraise. lessening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. diminishing. humiliation. deprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). J. Bir şeyi olduğundan daha küçük yapmak, hacim veya genişliğini azaltmak, Osm. tasgıyr etmek: Bu taşı, bu tahtayı, odayı biraz küçültmek.

2.Ehemmiyet vermemek, ehemmiyetini azaltmak: O, daima işi küçültmeyi sever, büyütmek istemez.

3.Yaşını saklayıp küçük göstermak: Kızını pek küçültmek istiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniaturize. make smaller. diminish. reduce. minimize. belittle. lower. decrease. lessen. abase. derogate. dispraise. minify. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. lower. shrink. to make small. to shrink. to contract. to diminish. to humiliate. to disgrace. to degrade. to lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. shrink. zoom out. to make sth smaller. to shrink. to diminish. to humiliate. to deprecate. to underrate. abase. demean. disparage. lessen. minify. minimize. overshadow. scale down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), küçükçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underestimation. setdown. disdain. contempt. contemptibility. contemptuousness. scoff. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking down on. despising. disdain. minimization. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make light of. underestimate. underrate. belittle. disdain. undervalue. look down on. depreciate. contemn. defy. despise. flout. minimize. pooh-pooh. scorn. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belittle. depreciate. despise. disparage. flout. minimize. scorn. slight. sneer. snub. underrate. understate. to despise. to belittle. to scorn. to underrate. to minimize. to disparage. to snub. to look down on sb/sth. to look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to despise. belittle. condescend. depreciate. disdain. minimize. pity. pooh pooh. scorn. slight. sneer. snub. underestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça küçük, küçükçe, az daha küçük: O, bundan küçürektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yumurtaya yatmış, piliç çıkarmış yahut yumurtaya yatmak üzere kızmış tavuk ki «gurk gurk» edip tüylerini kabartarak gezer: Bu tavuk kuluçka olmuş; üç kuluçkamız vardır.

2.mec. Yerinden oynamaz, tenbel adam. Kuluçkalık, tavuğun kuluçka olması, kuluçkalık hâli: Tavuklarımızın üçü kuluçkaya yattı; kuluçka oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broody hen. incubation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubation period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer palamudu ve sarımsak otu da denilen bir cins bitki, Osm. haşîşe-i bûkalemûn. Beyaz kurtluca, saçaklı kurtluca = Bunun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin kurulmasına önayak olan kimse, Ar. bânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent. constitutive. founder. builder. foundress. creator. constituent. erector. father. floater. framer. incorporator. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. promoter. founder. promoter. organizer. founding. establishing. constituent. organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. founding. erector. framer. house. incorporator. institutor. organizer. promoter. promoting. raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Founder’s Shares)

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK. Madde: 402) verdiği yetkiye dayanarak Anonim Şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımında, kuruculara ya da önemli hizmeti geçenlere, şirket kârının bir kısmına iştirak hakkı temin etmek üzere nama yazılı olarak çıkartılan bedelsiz hisse senetleridir. Kurucu hisse senetleri, belli bir sermaye payını temsil etmediği gibi, şirketin yönetimine katılma hakkını da vermez.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryer. drying. drier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying agent. siccative. clothes drier. dehumidifier. drier dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sceptic. sceptical. skeptic septik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeptic. suspicious by nature. sceptical skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skepticism. scepticism skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece kazlar değil, martılar, pelikanlar gibi büyük su kuşları da filo olarak toplu halde giderken „V’ şekli oluşturarak uçarlar. Bunun nedeni ile ilgili kesin olmayan, tartışmaya açık çeşitli görüşler vardır. Biz bunlardan en çok rağbet gören ikisinden bahsedelim.

Birinci görüşe gore, sürünün „V’ şeklinde uçmasının amacı enerji tasarrufudur. Bu uçuş şekli ile öncelikle en öndeki kuş, bir arkadaki kuşa gelecek rüzgarı ve hava direncini engeller ve daha az enerji sarf etmesini sağlar.

Bunun bir başka örneği de bisiklet takım yarışlarında birbiri arkasına saklanarak giden ve sık sık en öndekini değiştiren yarışmacılarda da görülür. Araba yarışlarında da arkadaki araba öndekine mümkün olduğunca yaklaşarak, onun kestiği rüzgar ve hava akımının avantajı ile daha az yatık harcamayı amaçlar. Bu şekilde uçan kuşlarda da sık sık en öndeki liderin değiştiği ileri sürülmektedir.

Yine bu görüşe gore, öndeki kuş kanadını çırptığında, kanadının ucunda bir hava boşluğu, yani bir girdap yaratır, arkadaki kuş buraya yükselen havayı kanatlarının altında bularak ve daha az enerji sarf ederek yüksekliğini muhafaza eder. Bu kuşun şeklinin daha ziyade büyük kuşlarda görülmesinin nedeni de bunların büyük kanatları ile yarattıkları hava hareketinin büyüklüğü ve arkadaki kuşun işine yarayabilmesidir.

70’li yıllarda yapılan bir araştırma sonucunda, 25 kuşluk bir filonun bu şekilde uçarak, uçuş mesafesinin yüzde 75 artırabildiği ileri sürülmüştür. Ancak bu teoriye gore her kuşun öndeki ile aynı mesafe ve açıdan uçması ve senkronize yani eş zamanlı kanat çırpması gerekir ki, bu gerçekte mümkün değildir.

İkinci bir görüşe gore ise, kuşların gözleri başlarının yanındadır, dolayısıyla tam önlerini göremezler. Bu uçuş şekli ile sürünün fertlerinin birbirini görerek, kaybolmadan bir arada kalması sağlanır. Bu görüşe karşı olanlar ise kuşların geceleri de uçtuklarını, bu nedenle öndeki kuşu görmenin önemli olmadığını zaten sürüyü kuşların bağırışlarının bir arada tuttuğunu ileri sürüyorlar.

Çok basit gibi görülen bu olayın bile sebebi tam öğrenilmiş değil, belki de görüşlerin bileşimi, yani hepsi doğru. Kuşlar konuşabilseler de anlatsalar!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusturan, Ar. mukayyî: Kusturucu ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vomitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an emetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyu kazıcı, kuyu kazmayı meslek edinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well digger. well driller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyucunun işi, kuyu kazma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük koyun yavrusu. Sevgi tâbiri de olup «kuzucuğum» denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لجوج] inatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salata, bot. Lactuca sativa. cos lettuce, romaine lettuce marul, bot. Lactuca sativa longifolia. head lettuce, top salata. wild lettuce yaban marulu, bot. Lactuca virosa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek renksiz, beyaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kandaki beyaz kürecik, akyuvar, lökosit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, leukoma i., tıb. gözün kornea tabakasında meydana gelen beyaz leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadınlarda olan beyaz akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., foto. ışık almış, ışıkla bozulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lipostructure

yağ ekletme

Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. liposuction

yağ aldırma

Vücuda şekil vermek amacıyla fazla yağların belli yöntemlerle alınması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (birisinin) aşkıyle vurulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Engin deniz, suyun çok ve derin yeri. 2.Kalabalık, yığın, Osm. cemm-i gafîr.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnabalığı, zool. Esox lucius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak, ziyadar, şeffaf, berrak, açık, aydın, vazıh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Luzern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kaba yonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kolay anlaşılır; kafası sağlam; aklı başında; berrak, vazıh, açık; şeffaf. lucid interval hasta veya delinin şuurlu hale geldiği fasıla. lucid'ity, lucid- ness i. berraklık, vuzuh, açıklık; akılselim, sağduyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zühre yıldızı, Venüs, sabah yıldızı; Şeytan, İblis; k.h., eski kibrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talih, şans, baht, ikbal; uğurlu şey. as luck would have it şansıma. down on one's luck talihsiz, bahtsız. for luck uğur getirsin diye. in luck talihli, şansı açık, bahtiyar. just my luck tam benim şansıma. out of luck talihsiz. try one's luck şans

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. çok şükür, talihine, bereket versin ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talihli, şanslı, uğurlu, meymenetli. lucky day uğurlu gün, mesut gün. lucky dog talihli adam. Lucky dog! Kerata ,sanslı. lucky penny uğurlu para. luckiness i. şanslılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karlı, kazançlı, yararlı. lucratively z. karlı olarak, kazançlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para, servet. filthy lucre (şaka) para, akçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gece geç saatlere kadar çalışmak, kafa yorarak çalışmak; emekle eser meydana getirmek. lucubra'tion i. emekle meydana getirilmiş eser. lu'cubrator i. böyle emekle çalışan kimse. lu'cu- bratory s. gece çalışmasına ait; zahmetli, yorucu, sıkıntılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lüzûcet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yapışkanlık, yapışma, yapışıp uzayan şeyin hâli: Meyvelerin suyunda bir lüzûcet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapışıp uzayan, vıcık vıcık: Bal lüzûcetli bir maddedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hale» dan imef.). Atılmış pamuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. mâr = yılan, pîçîden = dolaşmak). Helezon! telden yapılma ve ince meşinle kaplı, boru ki, nargileye takılır ve dumanı onun içinden geçerek ağza gelir. (bk.) Marpuç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Fars. mâr-pûş = yılan kisvesi), (bk.) Marpıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Marpıççı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. coğrafya). Denizin inme ve kabarması: Med ve cezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEFLÜC) (i. A. «felç» den imef.) (mü. meflûce). Felce yakalanmış, kendisine nüzul gelmiş, inmeli: Meflûç bir ihtiyar, sol kolu meflûçtur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفلوج] felçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

felç olmak, kımıldayamaz hale gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مفلوجيت] felçlilik. 2.kıpırdayamama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) bir milyon dolar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğumdan sonra geçen günlerde, bazı kadınlarda memelerin uç kısımlarının çatladığı görülür. Anne yavrusunu emzirirken, memesinde sancı hisseder. Bebek de, emdiği sütle beraber ağzına gelen kanı kusarak çıkarır. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş, ucunda çatlak olan memeyi en az 24 saat dinlendirmektir. Bebek bu memeden emzirilmez. Memede biriken sütü de almak gerekir. Ayrıca tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 bardak havuç suyu hazırlanıp, meme uçları sık sık ıslatılır. Aynı işlem, her gün yeni sıkılmış havuç suyu ile tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meze» den imef.) (mü. memzûce). Karışmış, karışık, Osm. mezcolmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممزوج] karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaşlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar’ı içine alan bölgeyi fethederek XII. yy.’ın ilk yansına kadar elinde tutan Türk sülalesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesc» den imef.) (mü. mensûce). Dokunmuş, nescolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منسوج] dokunmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Nescolunmuş, dokunmuş şeyler, dokumalar, kumaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile goods. dry goods. soft goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textiles. hosiery. textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منسوجات] dokumalar. 2.dokuma sektörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Ye’cûc ile beraber kıyâmete yakın, dünyayı karıştıracak şahıslardan biri ki, ikisi de çok kısa boylu olarak tasavvur edilmiştir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., iskoç. çok büyük; i. çok miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikrofilm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kitap, harita, gazete vs. nin çok küçültülerek çekilmiş fotoğreflarını havi film; bu maksatla kullanılan film.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü davranış; zina; suiistimal; kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek. misconduct oneself ahlâkseca davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış anlama, yanlış yorumlama, yanlış mana verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aysar, çılgın, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün güç kaynağındaki MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör) anahtarlamalı cihazlar, etkili, yüksek güçlü bir çözüm sağlarlar. Yüksek verim sayesinde, daha az ısı açığa çıkarırlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), çeşitli Sony amplifikatörlerin sürücüsünde ve güç çıkışı aşamasında kullanılan yüksek performanslı bir elektronik devredir. Yüksek güçlü ses amplifikatörlerinde mükemmel geçiş reprodüksiyonu sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makineniz ile kısa video ve ses dizileri çekmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda ya da AV çıkışı ile TV’den izlenebilir ya da başka bir multimedya cihaza düzenlemek ya da saklamak üzere aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizle kısa video dizileri yakalamanızı ve bunları dijital olarak Sony Memory Stick™’e kaydetmenizi sağlar. Veriler daha sonra istenildiği zaman LCD ekranda izlenebilir ya da düzenlemek ya da saklamak üzere kolayca ve dijital olarak Memory Stick™ üzerinden başka bir multimedya cihaza aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cevâb» dan imef.). Kabûl cevabına erişen, isteği kabûl olunan («müstecâb» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kabul cevabı almış olan. Duası kabul olunan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MÜCADELE) (i. A. «cedel»den masdar). Atışma, tutuşma, anlaşmazlık, kavga, vuruşma: Aralarında mücadele ediyorlardı, bir mücadele olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle. strife. contention. fight. battle. contest. crusade. combat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. struggle. fray. contention. combat. conflict. contest. controversy. encounter. hassle. strife. tussle. war. warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uğraşma, savaşma, çatışma. 2.Kur’an surelerinden birisinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter. contender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den masdar).

1.Çalışma, uğraşma, nefsi yenmek için gayret: insen mücâhede ile yüksek derecelere erişir.

2.Tenrı yolunda harb etme, cihâd, gazâ (bu mânâ İle «cihâd» daha çok kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den if.) (c. mücâhidin).

1.Gayret eden, çok çalışan, nefsini yenebilen.

2.Cihâd eden, din uğruna ve Tanrı yolunda savaşan: Mücâhidîn-i islâm.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cihad eden, din düşmanlarıyla savaşan. Savaşan, uğraşan, savaşçı. 2.Gayret eden, çok çalışan. 3.Tasavvufta nefsine karşı gelerek kendini terbiye eden ve böylece manevi makamlara erişen kimse, derviş. - Türk dil kurallarına göre d/t olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din savaşçısı, İslam askeri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combatant. fighter. champion of islam. fighter for islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter for the Islamic faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan masdar). Birlikte oturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücâmaat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den masdar). Cinsî münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cenb» den masdar). Bir tarafa çekilme, uzaklaşma, sakınma, kaçınma: Kötülükten mücânebet etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» ten mesdar). Bir cinsten olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cins» den if.) (mü. mücânise). Bir cinsten olan («mütecânis» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «cevâb» dan masdar). Birbirine cevap verme, atışma, sözle veya yazıyla tartışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ctvâr» dan masdar).

1.Komşuluk.

2.Bir büyük türbenin veya mâbedin yanında yalnızlığa çekilme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «civâr» dan if.) (mü. mücâvire).

1.Komşu.

2.Bir büyük mâbet veya türbenin yanında yalnızlığa çekilen: Kâbe-i Şerîfe mücâvirleri, Hazret-i Yahyâ’ nın türbesinde mücâvir idi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» dan imef.).

1.İcâzet almış.

2.Yapılması mahzurlu olmayan, câiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezâ» dan mastar). Bir suça karşı cezâ verme, kanuna göre icabeden iş (asıl Arapça’da «karşılık» demek olup «mükâfat» yerine de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cezb» den masdar). Birbirini çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cebr» den if.) (mü. mücbire). Icbâr eden, zorlayan, zorla bir iş yaptıran veya bir şeye sevk eden: Sebeb-i mücbir, kuvve-i mücbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compelling. coercive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act of god. act of providence. act of got. force majeure. circumstances beyond one's control. acts of God. fortuituous / unforeseeable event / circumstances. case of absolute necessity. superior force. main act. impossibility of performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kıvırcık, kıvrılmış, lülelenmiş saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vücûb», İcâb’dan imef.).

1.Bir söz veya işin icap ettiği şey, netice: Hadîs-i Şerîf mucibince.

2.Büyük bir memurun kendisine sunulan evrakı tasdik için ettiği işaret.

3.Bir irade veya fermanın icabını açıklamak için yazılan yazı. (bk.) MÜcib.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedd» den imef.). Yeni, taze, henüz kullanılmamış: Mücedded bir kat elbise, bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yeni olarak, yeni ölmek üzere, baştan, tamir suretiyle olmayarak: O köşkü yıkıp müceddeden yaptılar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yeni, henüz kullanılmamış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedd» den if.). Yenileyen, yeni hâline koyan, yeni bir şekil ve usûle koyan, yeniden kuvvet veren: II. Sultan Mahmud Osmanlı devletinin müceddididir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜCEFF) (‘i.). Geometride yanlış olarak «mücevvef» yerine kullanılmıştır. (bk.) Mücevvef. Topun boş olan silindir şeklindeki içi ki, topların büyüklüğü bunun çap denilen kutruyla tayin olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cef» den if.) (mü. müceffife) (tıp). Kurutan, kurutucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan imef.) (mü. mücehheze).

1.Hazırlanmış, tamamlanmış: Savaş için mücehhez bir gemi, mücehhez bir gelin.

2.Yelken, halat ve demir gibi şeyleri tamamlanmış ve donanmış (gemi): Mücehhez bir gemi, bir filo.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipped with. furnished with. fitted out with. prossessing. armed. rigged. tackled. well-equiped. reinforced. outfit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cihâz» dan İf.). Lüzumlu şeyleri hazırlayan, bu işle görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cilâ» dan imef.).Cilâlanmış, parlatılmış, parlak: Mücellâ bir ayna.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlatılmış, parlak, cilalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cild» den imef.) (mü. mücellede). Dikilip kap geçirilmiş, ciltlenmiş (kitap): Bütün kitapları mücelleddir. (c. mücelledât) Kitabın, birlikte dikilmiş ve bir hacim teşkil eden kısmı veya bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücellit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «cild» den İf.). Kitapları dikip kenarlarını düzelterek kap gaçiren işçi: Bu kitapları mücellide göndermeli, mücellit dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder. bookbinder ciltçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbindery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kitapları dikip kap geçirme, ciltçilik san’atı: Mücellidlikte mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book binding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Acem», ic’Am’den imef) (mü. mûceme).

1.Noktalı (harf): Cİm-i mûceme.

2.Alfabetik eser.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Büyük Müeenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük Mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tecrübe» den imef.) (mü. mücerrebe). Denenmiş, tecrübe olunmuş: Böyle olduğu mücerrabdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tecrübe olunmuş işler, görgü: O adamın ilmi yoksa da mücerrebâtı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mücerret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Clsmânt olmayıp rûhânt ve mânevi olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜCERRED) (I. A.).

1.Tecrtd edilmiş, soyulmuş.

2.Bekâr.

3.(gramer) Yalın hâl.

4.Yalnız, ancak.

5.(felsefe) Soyut (y. k.), (Fr. abstralt).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. inert. isolated. free. plain. pure. distinct. infinity. single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Mücerret olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism» den imef.) (mü. mücesseme).

1.Cismi olan, vücutlu, gövdeli, maket: Yaptıracağı yapıların mukavvadan mücessem şeklini yaptı.

2.mec. Mânevi bir cisim hâlini almış: O adam fazîlet-l mücessemedir.

3.(geometri) Uç boyutlu: Mücessem bir şekil. Zıddı: musatteh. Handese-i mücesseme = Uzay geometri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevher»den imef.) (mü. mücevhere).

1.Elmasla donanmış, elmaslı. Ar. murassâ: Mücevher saat, kutu.

2.Yalnız noktalı harfleri ebcetle hesap olununca tarih çıkan (beyit veya ibâre): Mücevher tarih.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewel. gem. precious stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gem. stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece of jewelry / jewel. diamond. gem stone. jewel l ery. sparkler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Değerli süs eşyası. 2.Arap alfabesinde noktalı olan harf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewel ery box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.). Elmas ve başka değerli taşlarla süslü takımlar: O kadının mücevherâtı çoktur, mücevherâtın kıymeti daima yüksektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry. valuables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeweller. jeweler. jewel l er.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevf» den imef.) (mü. mücevvefe) (galat olarak «mücef» de denmiştir). İçi boş, kovuk, oyuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle giyilen bir cins tören kavuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vucûz», İcâz’dan imef.) (mü. mûceze). Kısa, muhtasar, İcâz yoluyla ifade olunmuş veya yazılmış. Ar. mücmel: MÜcez bir yazı, bir ifade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجز] derli toplu, özlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (more, most) z.,i. çok, fazla, hayli;,z. çokça, fazla derecede; hemen hemen; i. çok şey, çok miktarda şey; önemli şey. make much of çok önem vermek, klymet vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili çokluk. much of a muchness hemen hemen aynı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vecâ», İcâ’dan if) (mü. mûcia). Ağırtan, acıtan, vecâlı, vecâ veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâb» dan if.). icabet eden, uyan, kendisinden olunan iş ve soruyu kabû! edip yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vücûb», İcâb’dan if.) (mü. mûcibe).

1.İcap eden, sebep olan: Şikâyeti mûcib bir hâl yoktur. Esbâb-ı mûcibe = Bir hâli gerektiren sebepler, bir mazbatada verilen hüküm ve kararın dayandığı sebepler.

2.(mantık) Müsbet. Kazıyye-i mûcibe = (i. A.) Sebep, vesile: Bu kadar külfete ne mûcib var? Bilâ-mûcib = Sebepsiz ve vesilesiz olarak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâb» dan if). İcâbet eden, kendisinden isteneni kabOl edip yapan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ موجب] gereken. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İcabet eden, uyan. İcap eden, gereken. 2.Sebeb olan, vesile teşkil eden. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sebep olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mucib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as required by. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vücûd» dan if.) (mü. mûcide).

1.Yeni bir şey icat ve ihtirâ eden adam: Telgrafın mûcidi. 2.Kendiliğinden fikir ve mânâ yaratabilen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜCİDD) (i. A. cldd» den if.) Elinden geldiği kadar çalışan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجد] icat eden, mucit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yaratıcı. 2.Bir buluş ortaya çıkaran kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mucid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yeni bir şeyi icat ve ihtirâ edenin hâli: Mucidlik şerefi ona aittir.

2.Kendiliğinden fikir ve mânâ yaratabilen: O şairin mucitliği fevkalâdedir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapan demirini temizlemeye ve çamurunu düşürmeye mahsus ucu keskin demirli deynek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamk; bitkilerden sızan yapışkan sıvı. mucilaginous s. erimiş zamk türünden, zamklı, zamk gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MÜcib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause. reason. approval. motive. necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den if.) (mü. mûcire). Kira ile veren, kiralayan, İcâr eden: Bir mülkün mûcir ve müste’ciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MÜcid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventor. inventress. deviser. forger. originator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventor. creator. deviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acz» den if.) (mü. mûcize). Başkalarını Aciz bırakan, kimsenin yapamıyacağı hâl ve şekilde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acz» den if. mü.) (c. mûcizât). Peygamberler tarafından meydana getirilen harikulade durumlar ki, halkı acz ve şaşkınlıkta bırakıp imana gelmelerini mucip olur: Hazret-i Salih’in gösterdiği mûcize (Tanrı’nın gösterdiği mûcizeye «Ayet» ve evliyânınkine «kerâmet» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. marvel. wonder. prodigy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marvel. miracle. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. marvel. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hayran bırakan, olağanüstü olay. İnsan aklının alamayacağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculously. supernatural. portentous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gübre, yaş gübre; bataklık çamuru; pislik; f. gübrelemek; k.dili kirletmek, pisletmek. muck heap gübre yığını. muck'y s. pis, kirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., argo kaba kimse, ayak takımından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özellikle siyasette bir şahsa kötü şeyler yüklemek; haksızlığı arayıp meydana çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cümle» den imef.) (mü. mücmele). Kısa ve az sözle ifade olunmuş, hülâsa edilmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Kısa ve az sözle anlatılmış, öz, özet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa olarak, az sözle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İspanyolca’dan).

1.Gemilerde serenlere çıkmak üzere bulundurulan çocuk, küçük tayfa.

2.(F. muğbeçe» den galat) Meyhaneci çırağı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. balgam türünden; balgam salgılayan; balgamlı; sümüklü. mucous membrane bazı uzuvlarm iç yüzünü kaplayan salgılı zar, mukoza mucosity i. balgam gibi yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cürm» den İf.) (mü. mücrime). Suç işleyen, kabahatli: Mücrim olduğu sözünden bellidir, (c. mücrimin) Suç işlemiş adamlar, suçlular: Mücrimtne mahsus hapishane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilty suçlu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Suçluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seçilmiş, seçkin.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seçilmiş, seçkin. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den İf.) (c. müctehidin). Kur’an ve hadislerden yeni hükümler çıkaracak kudrette din ve hukuk bilgini, imam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İctihad eden, gücü yettiği kadar çalışan. Ayet ve hadislerden şer’i hükümler çıkaran din alimi. - İmam-ı Azam gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den if.) (mü. müctemia). Toplanmış, toplu, bir yere gelmiş, birleşmiş, birleşik. MemSlik-i müctemia = Birleşik ülkeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Toptan, toplanmış oldukları halde, hep birden, cemâatle: Müctemian gittiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cânib» den if.) (mü. müctenibe). Çekinen, uzaklaşan, bir tarafa çekilip karışmayan, çekingen: Pek müctenib bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜCTERR) (i. A. «cer» den if.) (mü. mücterre). Geviş getiren: Hayvân-ı mücter, hayvânât-ı müctere (geviş getiren hayvanlar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanmış demir birikintisi. 2.Maden veya ağaç kömürü süprüntüsü, kırığı.

3.Her şeyin işe yaramaz kısmı, bücürü, (bk.) Mıcır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small bits of coal. fine gravel. slag. dross. scolia. debris. trash. refuse. rubbish. rock dust. broken stone. screenings. slack. dressing. breeze. binder dust. bore meal. crusher sand. waste coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümük; balgam; balgam gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rendelenmiş kabak, soğan ve maydanozla yapılan kızartma yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable patty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merc). Mercler, çayırlar, (bk.) Merc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müjdeci, muştu getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net rate / wage. net rate. net wage. nominal wage. take-home wage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde Nişâbûr makamında kullanılan üçlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (meteor.) gece parlayan (bulut).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) geçirmez madde, iletken olmayan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşsiz kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (mat.) Öklit geometri sistemi kurallarından ayrı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) atom bombası olmayan (memleket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mahsul vermeyen, verimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) nonesuch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. necîb). Necîbler, asiller, (bk.) Necîb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bot.) tohum nüvesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çekirdeksel, nükleer. nuclear family çekirdek aile. nuclear reaction nükleer reaksiyon. nuclear physics nükleer fizik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) çekirdekli; (f.) çekirdekleştirmek; nüve halini almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. li) çekirdecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nükleon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) hücre çekirdeğinin asıl maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. nuclei) öz, iç; nüve, çekirdek; cevher, esas; (fiz.) çekirdek, atomun merkez kısmı; (astr.) kuyrukluyıldızın parlak başı; (anat.) omurilik veya beyinde sinir hücreleri yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. necm). İlm-i nücûm =

1.Astronomi, hey’et.

2.Astroloji (daha çok bu mânâda kullanılır), (bk.) Necm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü nücûmiyye). Yıldızlar ilmine, astronomi veya astrolojiye ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) engel olmak, mani olmak; tıkamak, kapamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mani, mania, engel, set; blokaj, bloke etme. obstructionism (i.) siyasette bloke etme. obstructionist (i.) bloke eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) engel olan. obstructively (z.) engel teşkil ederek. obstructiveness (i.) engelleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oymak. Hısım, akraba. 2.Bereket.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezip un yapan. Öğütücü dişler = Azı dişleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. grinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinding. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok gibi güçlü ve hızlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kaide ile okuyan.

2.Ses san’atkârı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. singer. reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. singer. chanter. reading public. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Öldüren, kaatil.

2.Helâk eden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. fatal. killing. lethal. mortal. murderous. punishing. suicidal. terminal. virulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly. fatal. killer. murderous. mortal. oppressive. suffocating. murderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lethality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öpüş. Öpücük göndermek = Parmaklarının ucunu öpüp karşıdan birine atar gibi yaparak onu selâmlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss. smack. snog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss. smack. snog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Devenin arkasındaki tümsek: Bir, iki örgüçlü deve.

2.Buna benzer her çeşit tümsek: Ayak, burun örgücü.

3.Tepe, çıkıntı: Dağ örgücü. (bk.) Höi-güç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örgüç gibi bir tümsek peydâ etmek, kanburlaşmak, tümsekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devenin örgücü üzerine konulan küçük semer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. rûze’den) (Türkçe’de kelime r ve I harfleriyle başlamadı ğı için bu Farsça kelime «orûze» ve son ra «oruç» olmuştur). Dini kaideler içinde yiyip içmekten kaçınma, Ar. savm, sıyâm. Oruç açmak, oruç bozmak = İftar etmek. Oruç tutmak = Oruçlu olmak. Oruç yemek = Oruçsuz olmak, oruç tutmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İslam’ın beş şartından birisidir. Tan yerinin ağarmasından güneş batana kadar Allah rızası için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakınmak. İbadet. Savm. -Oruç Reis; Önceleri Cezayir’de olup daha sonra Osmanlı donanmasına katılan ünlü denizci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumaş, şal vesaire yırtıklarını örerek tamir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darned. knitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darned. knitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel, çok öten: Ötücü kuşlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Ah ! Of ! Aman !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. pek çok, gereğinden fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. piyasaya göre fazla imal etmek. overproduction i. piyasayı etkileyecek kadar fazla imalât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. yumurtanın rahme giderken geçtiği kanal, yumurta geçidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. commendatory. glowing. laudatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. commendatory. glowing. laudatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Un hâline getiren, (bk.) Öğütücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story teller. short-story writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story teller. short-story writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temel güç. Ana kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «pâpûş»dan) (pâ = ayak, pûşîden = örtmek). Türkçe’de

1.Ökçesiz ayakkabı, terlik, pantufla.

2.Umumiyetle ayakkabı. İki ayağını bir pabuca sokmak = Çok aceleye getirmek. Pabucu dama atılmak = İtibardan düşmek. Pabuçsuz kaçmak = Dar kurtulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe. dog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pabuç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fıçıyı araba veya gemiye yüklemeye mahsus halat; f. bocurgat halatı ile yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azlık, nadir oluş, kıtlık, yetersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı şeffaf, ışık geçiren; anlaşılması kolay, açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddeste Eski Ahdin ilk beş kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların çekildiği andaki kadar canlı görünmesini sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret, yüreklilik; koparma, yolma; çekme; sakatat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. koparmak (çiçek, meyva), yolmak; çekmek, asılmak, zorlamak; tüylerini yolmak; (argo) yağma etmek, soyup soğana çevirmek; parmakla veya mızrapla çalmak (telli saz); aldatıp soymak; (ing), (argo) imtihanda çevirmek veya reddetmek. pluck off koparmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cesur, yiğit, yürekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birden fazla çekirdeği olan, polinükleer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazır bulunan yemek, Allah ne verdiyse .take potluck bulunan yemeği yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kese, torba; küçük para kesesi; hartuç kesesi; posta torbası; göz altlannda meydana gelen torba gibi şişkinlik; tıb. içinde sıvı toplanmış ur, kese; zool. bazl hayvanlann yavrularını veya yiyeceklerini taşıdıkları cep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. torbaya koymak, cebe indirmek; yutmak; torba veya kese husule getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. sünnet derisi, gulfe. prepu'tial s. gulfeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahsul, ürün, hasılat; zerzevat, sebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydana getirmek; vermek, mahsul vermek; göstermek, meydana koymak, ortaya çıkarmak; doğurmak; yapmak, üretmek, imal etmek; uzatmak; sonuç çıkarmak; sahneye koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müstahsil, üretici, fabrikatör; hasıl eden kimse, meydana getiren kimse; sin. yapımcı, prodüktör; karbon monoksit gazının istihsal olunduğu ocak. producer goods hammadde, üretim maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ürün, mahsul, hasılat; sonuç, netice; mat. çarpım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imal, üretim, istihsal; ürün; eser; sahneye koyma; uzantı (çizgi); huk. ibraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. verimli, bereketli, mümbit; yaratıcı. productive of meydana getirici. productively z. verimli surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. verimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus çatal boynuzlu bir geyik,zool. Antilocapra americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuyruk sokumu: Puç kemiği. 2.İşe yaramaz, boş şey. İş puç olmak = Hayrı görülmemek, boş çıkmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyu mor renk, koyu kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz hokeyinde kullanılan lastik disk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz folklorunda yaramaz peri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buruşturmak, kırıştırmak; buruşmak, kırışmak; büzülmek; i. buruşukluk, kırışık; k.dili şaşkınlık, heyecan, telaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaramaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repelling. repellent. atomizer. spreader. sprinkler. sprayer. spray. injector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Randevu evi işleten kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boğuk, kısık; velveleli, gürültülü, kaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar inşa etmek, yeniden yapmak veya tertip etmek; kalıntılarından eski halini anlamak; geçmiş bir olayın ayrıntılarına inerek parça parça incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tekrar inşa; yeniden yapılan şey; savaştan sonra kalkınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) azaltmak, indirmek, kırmak, küçültmek; şiddetini azaltmak; (tıb.) organları normal yerine getirmek; tertip etmek, tanzim etmek; tahvil etmek, çevirmek; getirmek, bir hale sokmak; (İskoç.), (huk) kanuni şekilde iptal etmek; (kim.) redüklemek; (foto

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) bir şeyin mantıksızlığını ispat; aksinin yalan olduğunu ispat suretiyle bir fikrin doğruluğunu gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azaltma, eksiltme, küçültme; azaltılmış şey; (tıb.) organı normal yerine getirme; perhizle zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Afrika'da bulunan bir cins antilop, (zool.) Redunca arundineum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden eğitmek; eğiterek ıslah etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertising film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenmeden yapılan, gönülsüz, isteksiz, zorla yapılan. reluctance, reluctancy i.istemeyiş,gönül- süzlük, rızasızlık. reluctantly z. istemeyerek, gönülsüzlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. elektrik cereyanına veya mıknatıslanmaya karşı direnç derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kopya etmek, suret çıkarmak; tekrar meydana getirmek; yeniden hâsıl etmek; tekrar çıkarıp göstermek; biyol. doğurmak, yavrulamak, çoğalmak, üremek; aynını yetiştirmek, türetmek; tekrarlamak, yeniden temsil etmek; hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üreme; tekrar hâsıl etme veya husule gelme; hayvan veya bitkilerin üremesi. reproductive s. yeniden hâsıl eden veya olan; zürriyet hâsıl etme kabilinden. reproductive organs üreme organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. düzeltmek, yeniden tashih etmek; yeniden gözden geçirmek; foto. rötuş etmek; i rötuş edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat ürününün, özellikle resmin çoğaltılması. Bu işlem genellikle basım yöntemleri kullanılarak yapılır. Bir sanat eserinin bu anlamda çoğaltılması ve röprodüksiyon sayılabilmesi için, özgün yapıtın gerçekte tek nüsha olarak yapılmış olması gerekir. Röprodüksiyonu kopyadan ayıran özellik, onun taklit olmayıp; yalnızca özgün yapıtın özgün tekniği dışında bir teknikle yeniden üretilmesidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğaüstü felsefesini insan ilişkilerine uygulama yolunda kurulan milletlerarası bir derneğin üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üstün olma («rüçhâniyyet» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priority. preference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Üstünlük, üstün olma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pre-emptive right. preferential right. right of preference. right or priority / preference. preference subscription. stocks right. first option. first refusal. first right of purchase. first refusal of. stock warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Pre-emptive Right)

Ortaklıkların bedelli sermaye artırımlarına mevcut ortakların öncelikle katılma hakkıdır. Sözkonusu hak, hisse senedine bağlı “Yeni Pay Alma Kuponları” karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın kullandırılır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Rights Coupon Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketlerin nakdi sermaye artışı yapmak üzere belirledikleri rüçhan hakkı kullanma süresi içinde sözkonusu hisse senedi üzerinde bulunan yeni pay alma kuponunun alınıp satılabilmesi için, Borsa’ca belirlenecek süre içinde açılan pazardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbise süsü için kullanılan kırmalı dantela. ruch'ing i. kırmalı dantela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

I. kalabalık, halk yığını, izdiham.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. i. buruşturmak, kırıştırmak, örselemek; buruşmak, örselenmek; i. buruşukluk, kırışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırt çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. (argo) karışıklık, kargaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili ayaklanma, kargaşa, karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Geri dönme, avdet, ric’at.

2.Cayma, sözünden dönme, sözünü geri alma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescinding. revoking. returning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescinding. revoking. retracting. returning. withdrawal. reference. recourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of recourse. right of avoidance. right of cancellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akan yıldız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

296 saat müzik ya da yaklaşık 4000 parça alabilen tümleşik 16 GB sabit diske sahip bir radyolu CD olan yeni MEX-1HD’i tanımlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Musevilikte ahret ve ölümsüzlüğü yadsıyıp özdekçiliğe yönelen kimse, Saduki Saddu cean s. Sadukilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle düşman memleketinde seyahat edenlere verilen seyahat tezkeresi veya himaye belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölülere ücretle ağlayan erkek veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائر فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. üçgen şeklinde eski bir telli çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sanıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan Sphyrapicrus cinsinden ağaçkakan kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bülbül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sarıca).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. salça, sos, terbiye; haşlanmış meyva sosu; k.dili terbiyesizce söylenmiş söz, küstahça lakırdı; f. salça ilave etmek, terbiye etmek, lezzet vermek; k. dili. terbiyesizlik etmek, küstahlık etmek. What's sauce for the goose is sauce for the gand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili büyüklerine karşı saygısızlıkta bulunan çocuk; terbiyesiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun saplı tencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay bardağının tabağı, fincan tabağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arsız, sulu sırnaşık, saygısız, küstah; dokunaklı; eğlenceli. saucily z. arsızca, saygısızca. sauciness i. arsızlık, sululuk; saygıslzlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. champion. defensive. exponent. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defender. counsel for the defense. defensive. advocate. assertor. champion. counsel for the defence. upholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski italyan komedisinde soytarı; korkak soytarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) saf kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Küçük kap. Küçük testi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayartmak, azdırmak, ifsat etmek, baştan çıkarmak; namusuna leke sürmek, iğfal etmek. seducement i. iğfal, ifsat, ayartma, baştan çıkarma seducer i ayartan adam iğfal eden adam. seducible s. baştan çıkarılabilir, azdlrılabilir, iğfal edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğfal, ifsat, ayartma, baştan çıkarma, namusuna leke sürme; baş tan çıkarıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayartıcı, çekici seductively z. ayartarak seductiveness i. ayartma, baştan çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayartıcı kadın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gofre kumaş, çizgili ve üstü pürtüklü ince dokuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Silifke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini yetiştirmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. özindükleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. yarı iletici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talking film. sound film. talkies. sound picture. talkie. talky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silent film. silent film / screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). zarf, kabuk, kılıf, özellikle ceviz veya mısır kabuğu; (A.B.D). istiridye veya midye kabuğu; (f). kabuklarını çıkarmak; soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili kabuk soyma; mısır kabuğu soyma sırasında yapılan eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem değersiz şey; ünlem Öf! Allah Allah!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kedi, köpek ve farelerde ter bezleri ayaklarının altında, yarasalarda başın yan tarafında, tavşanlarda ağızlarının etrafında, geyiklerin burunlarının dibindedir. İnsan derisinin ise her tarafında ter bezleri vardır. Avuçiçi ve tabanda bu bezlerin sayıları daha fazla, koltuk altlarında ise boyları daha büyüktür.

Normalde aşırı sıcaklarda suratımız ve koltuk altlarımız en çok terleyen yerlermiş gibi görünür ama aslında ellerimiz, daha doğrusu avuçiçlerimizdeki ter bezleri sayısı çok daha fazladır. Yani ellerimizin terlemesi doğaldır ama niçin sıkıldığımız veya sinirlendiğimiz zaman?

Tam olarak bilinmiyor ama tahminlere göre bu da bize atalarımızdan kalan bir vücut refleksi veya reaksiyonu. Ellerimizdeki ter aslında atalarımızın, bir tehlike anında kaçarak ağaçlara tırmanmalarını kolaylaştırıcı bir salgı. Ağaçlara tırmanırlarken ellerinin nemlenmeleri nedeniyle daha az çizik ve yara oluşuyor, daha rahat yüksek dallara tırmanabiliyorlarmış.

İnsanın milyonlarca yıl devam ettiği önesürülen evriminde, artık işe yaramayan kuyruğu kaybolmuş ama sıkılınca ellerinin terlemesi, korkunca tüylerinin diken diken olması, çene ve bacaklarının titremesi devam ediyor.

Sıcak havada terliyoruz, hadi sıkılınca terlemek de atalarımızdan miras, peki biber yiyince niçin terliyoruz?

Baharatlı yiyecekler ve biberler içlerindeki yakıcı kimyasallar nedeniyle, yenildiklerinde, ağız içindeki sinir uçlarını uyarırlar ve sanki hava sıcaklığı çok yükselmiş gibi algılamalarına sebep olurlar. Sinir uçları sıcak ve yakıcı uyarılarının aralarındaki farkı hissedemediklerinden beyne, yüz tarafındaki hava ısısının yükseldiği sinyalini gönderirler. Beyin derhal soğutma mekanizmasını devreye sokarak yüzün etrafındaki ısıyı düşürmek için ter bezlerini faaliyete geçirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pesky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jarring. pesky. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peak. point. prickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. prong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dikkatsizce gevşek oturmak; serserice yürümek; oturduğu yere yayılmak; i. başın sarkması; ağır hareket eden ve beceriksiz kimse; şapkanın sarkık kenarı. slouch hat kenarı aşağı doğru kıvrılmış şapka. He's no slouch at baseball k.dili. iyi bir be

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüz hatları algılama teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooling. refrigerating. refrigerant. cooler. refrigerator. refrigerant. cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coolant. cooler. freezer. refrigerator. frigorific. cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coolant. cooling agent. refrigerator. cooling. refrigerative. refrigeratory. cooling element. radiator. evaporator. frigorific. chiller. cooler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Toprağın içine sokulan ayaksız kurt türü.

2.Sarsakların içinde yaşayan bir cins uzun kurt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angleworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worm. earthworm. ascarid. roundworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tansy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer solucanı, tenya gibi vücutları uzun, ayaksız hayvanları içine alan kol.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tanacetum vulgare): Bileşikgiller familyasından; Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesinde doğal olarak yetişen bir bitkidir. Taze bitkinin çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploiter. exploitative. preyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire extinguisher. damper. quencher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire extinguisher. extinguishing (agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Netice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

result. consequence. consequent. conclusion. outcome. issue. end. aftermath. close. corollary. decision. deduction. denouement. effect. event. finding. fruit. harvest. inference. joy. payoff. produce. product. resultant. sequel. show. success. sum. u.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avail. child. close. conclusion. consequence. corollary. deduction. effect. ending. event. finding. fruit. hangover. inference. outcome. product. ramification. result. sequel. upshot. effect netice. end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

result. attendant. conclusion. consequence. corollary. culmination. curtains. deduction. effect. event. eventuality. fruit. harvest. inference. issue. judgment judgement. outcome. pay off. payoff. product. pursuance. ramification. sequel. termination. ups

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deduce the consequences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. bring to an issue. accomplish. finalize. get through. leave off. put a period to. snuff out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. effect. to bring to a conclusion. to conclude. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry through. conclude. tie up. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be concluded. end. finish. turn out. end up. work out. come out. conclude. culminate. be at an end. eventuate. go. issue. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culminate. to result. end. come to a conclusion. to come to a conclusion. to conclude. to result in. to end in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to a conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without any result.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Başa takılan tuğ.

2.Bazı kuşların tepelerindeki tüyden süs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aigrette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crest. plumed ornament (attached to the turban of a sultan or high official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyah çin çayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yolcuların üstünde bulduğunu alan, hırsız, Ar. harâmt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeling. peeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral speakie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Afrika'da bulunan bir cins ceylan zool. Antidorcas marsupialis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. şık, giyimine titiz, colloq. iki dirhem bir çekirdek; müşkülpesent, titiz meraklı; f., gen. up ile zarif ve şık giyinmek; düzenlemek, çekidüzen vermek. sprucely z. şık spruceness i. şıklık zarafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ladin, bot. Pinus picea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

acıdilek, eşekhıyarı, bot. Ecballium elaterium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aktörlük hevesine tamamen kapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ses performansı sunan, sürücü için ayrı çıkışlara ve güç çıkışı aşamalarına sahip bir verimli amplifikatör güç kaynağı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strike; s. grevde. struck measure silme ölçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bina veya yapıya ait; yapısal; inşaata ait; jeol. yapısal. structural botany yapısal bitkibilimi. structural linguistics yapısal dilbilim. structural steel yapı demiri, inşaat çeliği. structurally z. yapı bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yapı, bina; inşaat, yapılış; bünye; f. bütünüyle planlamak; bir bütün olarak düşünmek. structured s., plânlanmış, idare altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -coes, -s) f. kum ve kireç ile çimento karışımı dış duvar sıvası; f. bu karışımla sıvamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stick; s. saplanmış; sıkışmış; takılmış; yapışmış. stuck on k.dili. âşık, tutkun, vurgun. get stuck saplanmak; yolda kalmak; batmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. k.dili. burnu havada olan, kendini beğenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel. substructure i. temel toprak altı yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).l. Kabahat, hata: Benim ne suçum var?

2.(hukuk) Kanunun yasakladığı fiil.

3.Günah: Suç etmek. Suç almak = Suçlamak, iftira etmek. Suçlan geçmek = Affetmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. offence. offense. guilt. crime. sin. wrong. blame. caper. criminality. culpability. delict. delinquency. error. felony. irregularity. job. misdeed. misdemeanor. misdemeanour. rap. transgression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. crime. fault. offence. sin. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. guilt. offence. offense. criminal offence. abuse. caper. crimen. criminality. debt. delict. fault. infraction. misdeed. misdoing. criminal offense. public offence. sin. tortious act. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abettor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abettor. accessory. accomplice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplice. associate in crime. associate in guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) şecâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzun düzgün boy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cesaretli, cesur, yiğit. 2.Aslan ve yengeç arasında yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâcid). Secde edenler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (çoğ., -s, -nea) vekil; bedel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başarmak, muvaffak olmak, becermek; izlemek, takip etmek; halefi olmak; halef selef olmak, yerine geçmek veya oturmak; vâris olmak; tahta vâris olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başarı, muvaffakiyet; başarılı şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başarılı, muvaffakıyetli. successfully z. başarıyla, muvaffakıyetle. successfulness i. başarılılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıllık; silsile, dizi, sıra; birbiri arkasından gelen şeyler; vekâlet, yerine geçme; yerine geçme hakkı döl döş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardıl, birbirini ileyen, müteakıp, silsile halindeki. successively z. sıra ile, birbiri arkasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halef, ardıl, vâris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az ve öz, muhtasar, kısa; biyol. ipek iplik ile çevrilip tutulmuş. succinctly z. kısaca. succinctness i. az ve öz olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. kehribar asidi, suksin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yardım etmek, imdadına yetişmek, sıkıntıdan kurtarmak; i. yardım, imdat; imdada yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hindiba, bot. Cichorium intybus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fasulye ve mısır haşlaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Sukkoth.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -bi, -buses) ifrit, şeytan; mit. geceleyin kadın şeklinde erkeklerin rüyasına girip onlarla cinsel münasebette bulunan dişi şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü; bot. etlenmiş, körpe ve sulu; dolgun, yararlı fikirlerle dolu. succulence, -cy i. körpe ve sulu olma, özlülük. succulently z. sulu sulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilmek, mağlup olmak, dayanamamak; ölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle sarsmak; tıb. göğsünde su olup olmadığını anlamak için sarsmak. succussion, succussation i., tıb. sarsma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). (bk.) Şüc’An.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağaçcık, nihal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bunun gibi, böyle, şöyle, öyle. such and such filan. such a one filan kimse; öyle biri ki. such as gibi, meselâ, örneğin. such as it is her nasılsa, kötü veya değersiz olmakla beraber. as such böyle olmak sıfatıyla, bu sıfatla, haddi zatında; sadec

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zam. benzeri, bunun gibi; zam. böylesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Çiçeği andıran, fakat pek hafif olan bir çocuk hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox. varicella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. emmek, massetmek; içine çekmek, soğurmak; sorumak; içmek, çekmek, almak; emer gibi içine çekmek; (argo) yetmemek, eksik gelmek; i. emme, emiş, mas; emilen şey; yudum, içim; ana sütü; anafor. give suck emzirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. emen şey veya kimse; meme emen çocuk veya hayvan; sazana benzer tatlı su balığı; zool. emici uzuv; tulumba pistonu; emici boru; kökten ayrılarak kendi başına büyüyen fidan, piç; A.B.D., (argo) enayi kimse; emilerek yenen çubuklu şeker; f. piçle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. emzirmek, meme vermek; meme emmek. suckling i. memede olan çocuk veya hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. charge. accusing. blaming. blame. arraignment. censure. complaint. condemnation. crimination. denunciation. excoriation. impeachment. incrimination. inculpation. indictment. plaint. rap. reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. implication. indictment. reproach. charge. indictment itham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. accusing. censure. charge. denunciation. impeachment. imputation. incriminating. incrimination. indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suç yüklemek. Osm. ithâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put in the dock. accuse. charge smb. with smth. charge. blame. put the blame on smb. bring an accusation against smb. arraign. censure. condemn. criminate. excoriate. impeach. impute. incriminate. inculpate. indict. reproach. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. blame. charge. impeach. incriminate. indict. plead. reprehend. to accuse. to indict. to blame. to charge sb itham etmek. lay the blame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accuse sb. to accuse sb of an offence / crime. to charge sb. to indict sb for sth. accuse. allege. blame. bring about an accusation. bring a charge. complain. criminate. denounce. impeach. incriminate. inculpate. indict. reprehend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suçlu olduğuna karar vermek. Osm. Tecrîm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. to find sb guilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ithâm edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accused. to be accused of. to be charged with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kabahatli. 2.Günahkâr. Suçlu durmak = Suçlu gibi mahcub durmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilty. culpable. delinquent. offender. criminal. culprit. con. convict. delinquent. evil-doer. felon. malefactor. misdemeanant. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. culprit. delinquent. guilty. offender. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. felon. guilty. offender. criminal person. criminal offender. culpable. culprit. delinquent. lag. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt. criminality. delinquency. culpability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt. quiltiness. guiltiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sucre, Bolivya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sakaroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsiz, mâsüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not guilty. innocent. guiltless. blameless. harmless. clean-handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. clear. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. not guilty. blameless. clean handed. guiltless. in the clear. unimpeachable. unsuspecting. white handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsizlik, Osm. bîgünahsızlık, mâsumluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blamelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. white hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emme. suction pump adi tulumba, emme basma tulumba. suction stroke emme devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. emerek beslenen veya yapışan, emici veya yapışıcı uzvu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water seller. water-bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water seller. water- bearer. water carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Namazda veya saygı gösterisi olarak yere yüz sürme, yere kapanma, secde etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Islatıp döğerek yapılan bazı şeyler, temizlenip kurutulmuş koyun veya inek barsak ve bunları içine doldurulmuş baharları kıymadan ibaret şey ki hem çiğ, hem de kızarmış ve pişmişi yenir: Ev sucuğu, Kayseri sucuğu.

2.Et sucuğu şeklinde şekerleme ki ipe dizilmiş ve şeker yahut pekmez şerbetine batırılmış badem, ceviz, fındık vesair içinden ibaret olur: Badem, ceviz sucuğu, (mec.): Sucuk olmak = Çok ıslanmak. Sucuğunu çıkarmak = Çok döğmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bologna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sausage. garlic-flavored sausage. confection made of grape juice boiled and dried on strings of nuts. sausage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faggot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flagrante delicto. red-handed. in the very act. in the fact. flagrant offence. in delicto. in fault. red handed. with hands red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magistrates. police court. flagrante delicto court. summary court of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fair cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şecî). Şecîler, yiğitler, (bk.) Şecî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptionally cheap. dirt cheap. with a fine pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az sulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. presenter. hostess. emcee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compere. ham. host. compère. emcee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

server. master of ceremonies. emcee. compère. narrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compèring. emceeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. aşırı soğukken elektrik akımını dirençsiz olarak geçirebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şeye ilaveten meydana getirmek, ek olarak katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine bina etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel üzerine kurulan bina, ilâve kat; zemin katı üzerinde bulunan binanın tümü; üst yapı; üst kademe; ilişkiler; demiryolunun taş zemini üstünde bulunan travers veya ray; den. palavra üstündeki yapı kısımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpüren, süpürmek . vazifesiyle görevli hizmetçi. Ocak süpurücüsC = Ocakları süpürüp temizleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sere), (bk.) Sere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir ve deve gibi yük hayvanlarını süren adam. Bu hayvanların kiracısı veyahut kiracının uşağı: Beygir sürücüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver. rider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver. projectile. drover. propellor. chauffeur. carman. coach driver. spreader. impellent. mover. postillion. pusher. pushing. propellant. propulsive. impeller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver's license. driving license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürücü hizmet ve işi: Sürücülük ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motoring. driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. silence. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffler. silencer. silencer. withering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir cins sütleğen.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelişmiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstünde kalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. övüngen kimse; kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tic. mark. Arnavut biberi çok bir çeşit salça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime committed by imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden düşülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den).

1.Açılma, ferahlanma: Teferrüc için gezmeye çıkmıştı.

2.Eğlenmek için gezinme, gezme, seyahat: Deniz kıyılarında teferrüc etmekte idiler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teferrüc, Fars. gâh, geh = yer). Eğlenmek için gezinmeye mahsus yer, eğlenme, dinlenme yeri: Bu şehrin teferrücgâhları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ganc»dan). Nazlanma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tegucigalpa, Honduras'ın başkenti .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heyecân» dan). Heyecana gelme, coşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecine. television film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûcet» ten). Lüzûcetli ve yapışkan olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mevc» den masdar). Dalgalanma, çalkanma, karışıp dalgalar kalkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet plane. jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şene» den) (tıp). Sinirin çekilip büzülmesi, ispazmoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tâc» dan).

1.Taç giyme, kendi başına taç koyma.

2.Avrupa hükümdarlarının, taç giyme merasimleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zevç» den). Evlenme, nikâhla karı alma, zevce edinme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. termonükleer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldırım çarpmış, yıldırım vurmuş; büyük hayrete düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Moğol imparatorluğunun kurucusu Cengiz’in asıl adı. 2.Katı, sağlam demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.En büyük çocuk. 2.Bir tür kuş, baykuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatöre dengeli voltaj sağlayan, yüksek verimli ve düşük manyetik sızıntılı yüksek performanslı bir besleme transformatörü yapısı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tukan, zool. Rham phastidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dokunmak, ellemek, el sürmek; temas etmek, değmek; bitişik olmak; erişmek; yaklaşmak; tesir etmek; düzeltmek; mütehassıs olmak; (argo) para koparmak; İng., (argo) aldatmak; sözünü etmek, bahsetmek; yemek; müz. çalmak; mat. teğet geçmek, değmek. to

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dokunma, dokunuş, temas, değme; bitişik olma; dokunum, dokunma duyusu; hisleri uyandırma kuvveti; koku, çeşni; iz; üslup; (argo) kendisinden kolayca para koparılan kimse; (argo) para isteme; müz. tuşlayış, dokunuş; tuşların direnci; spor taç touch a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Parmak hareketleri veya basınca duyarlı hale getirilmiş ve özellikle dizüstü bilgisayarlarda fareye alternatif olarak kullanılan yumuşak bir zeminden oluşan işaretleme aygıtı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehlikeli, nazik; baştan savma, gelişigüzel, yüzeysel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan futbolunda gol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) (eksrimde) Tuş! Dokundun ! Tam yerinde !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski toplarda falya deliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., edat dokunaklı, içe dokunur, etkili; (edat) -e dayanarak, -e bağlı olarak. touchingly z. dokunaklı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kına çiçeği, bot. I mpatiens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denektaşı, mihenk taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmadan daktilo kullanmak. touchwood i. ağaç kavı, kav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alıngan, çabuk darılır; titiz, huysuz; çabuk tutuşan. touchily z. alınganca. touchiness i. alınganlık; titizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iftira etmek, karalamak, çamur atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kafkasların güneyinde Azerbeycan, Gürcistan ve Ermenistan'ı içine alan bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enerjiyi bir sistemden başka bir sisteme nakleden cihaz, iletme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı şeffaf. translucency i. yarı şeffaflık translucently z. yarı şeffaf bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mancınık; hassas terazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşkes, mütareke anlaşma; ara, fasıla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kamyon, yük arabası; domuz arabası; iki tekerlekli el arabası; ağır yük vagonu; İng tablalı yük vagonu; tekerlekli çerçeve; f. el arabası veya kamyon ile yük taşımak; kamyon kullanmak; A.B.D., (argo) yürümek, gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. mübadele etmek, değiş tokuş etmek, trampa etmek takas etmek; i. mübadele, değiş tokuş takas, trampa; k.dili süprüntü, pılı pırtı: önemsiz şeyler; A.B.D. bostanda yetiştirilen meyva ve sebze; k.dili ilişki. truck farm bostan. truck farming bost

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük nakletme bedeli; el arabası veya kamyon ile yük taşıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabacılığı: değiş tokuş; bostancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., to (ile) kendini alçaltıp tabi olmak, yaltaklanmak; i. ufak tekerlek; leh. açılır kapanır karyolanın altına itilen tekerlekli yatak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabacısı, kamyoncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vahşi, haşin ve merhametsiz, gaddar, zalim; insafsız, yıkıcı. truculence, -cy i. vahşilik, haşinlik. truculently z. gaddarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâclr). Tâcirler. (bk.) Tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant. tradesman. trader. commercial man. dealer. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer. merchant. trader. dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer. merchant. trader. tradesman. businessman. businesswoman. shopkeeper. commercial buyer. commercial man. commercial men. free dealer. market dealer. marketeer. merchandiser. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüccar işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade. commerce. business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içine tıkmak, içine sokmak, altına kıvırmak; kat kat edip küçültmek; sıkıştrıvermek, tıkmak; üstünü örtüp etrafını tıkmak; kat yapmak; i. elbise kırması; geminin kıç kuruzu; İng., (argo) yemek. tuck away (veya) in İng., k.dili iştahla yemek, tı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili yormak. tucker out yormak, bezdirmek, bıktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. şekerci dükkânı, pastane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. liftin uskuru, germe donanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşu kurup satan, turşucu dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of seller of pickles. pickleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Turşucu İşi: Turşuculuk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yağlı boya resimde fırça darbesiyle yüzey üzerinde oluşan boya lekesi. İzlenimci resme dek ressamlar, tuşların görülebilir olmasından özellikle kaçınmış ve homojen yüzeyler elde etmeyi amaçlamışlardır. İzlenimci resim ise büyük oranda tuşların farkedilebilir nitelikte bırakılması tekniğini yeğlemiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. sectarian. dyed in the wool. die-hard. fanatic. fanatical. fuddy-duddy. hidebound. puritan. puritanical. square-toed. stick-in-the-mud. strait-laced. stuffy. unprogressive. uptight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. diehard. binding. hard hat. hunker. old- line. retentive. standpat. strait laced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tuzu fazlaca, çokça tuzlanmış.

2.mec. Pahalıca, oldukça pahalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şeyin sivri tepesi: İğne, mızrak, kazık ucu.

2.Kenar, taraf, yan: Dünyanın bir ucunda, gözün ucu.

3.Son, nihayet: Ucu, ortası belli değil.

4.Köşe, burun: Karanın denize girmiş bir ucu.

5.Baş, tepe, meme ucu, çıban ucu.

6.Sınır: Uç beyleri. Uç uca = Ucundan birleşmiş. Uçdan uca = İfrattan tefrite. Bir ucdan bir uca = Bir yandan bir yana, boyuna. Ucunu, ortasını bulmak = Kestirmek, karar vermek. İpucu = İz, emâre, vesile. İpucu vermek = Anlamaya yarayan bazı bilgiler vermek. Başucu = Yatan adamın yastık tarafı, mec. Yakın, yan: Başucuna dikilmek, başucundan ayrılmamak. Ucunu bulmak — Halletmek. Ucu bulunmaz — Halli müşkül. Burun ucu = Yakın: Burnunun ucundadır; pek yakındır. Dilin ucunda = Hatırlanıp tam söyleneceği zaman unutulan şey hakkında söylenir: Onun ismi dilimin ucunda. Ucunu kaçırmak, ucunu elinden kaçırmak = Hesabı şaşırmak, zarar, iflâs etmek. Uç vermek =

1.Zuhur etmek, gözükmek.

2.Bitmek, sürmek, yetişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). İkiden sonra olan sayı, 3, Ar. selâse, Fars. se: Üç kişi, üç gün, on üç 13, yirmi üç 23, yüz üç, üç yüz, üç bin. Üç aylar = Recep, şaban ve ramazan. Üç aylık = Üç ayda bir ve üç aya mahsus: Üç aylık hesap, üç aylık abone, üç aylık çocuk, (denizcilik) Üç anbarlı = Üç anbarı veya üç sıra top yeri olan eski savaş gemisi, üçte bir = Bir şeyin bölündüğü üç kısım veya hissesinden biri, Ar. sülüs. Üç kat = Bir şeyin üç misli, üç o kadar olan: Bu tarla ötekinden üç kat büyüktür, onun üç katıdır. Üç katlı = Üç dereceli, üç tabakalı: Üç katlı bir ev. Üç köşeli = Üç köşesi olan şekil veya cisim, üçgen, Ar. müselles.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peak. terminal. tip. point. extremity. end. the extreme. apex. bit. cusp. pole. tab. tail. terminal. toe. top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edge. extreme. limit. nib. peak. point. spout. summit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apex / n /. cusp. end. limit. peak. point. snag. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three. three.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarterly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. stereoscopic. d- dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-dimensional film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üç iskambil kâğıdı ile kumar oynayarak saf insanları kandıran dolandırıcı.

2.mec. Hilekâr, düzenbâz, yalancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three decker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-storeyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ellipsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskin, en yüksek giriş seviyesine sahip bölümünü bulur. Bu durum, aşırı sinyal yüklemesini önler ve doğru kayıt seviyesi ayarı için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bebekler iki yaşına geldiklerinde artık yürüyebilen, düşünebilen, konuşabilen, akıl yürütebilecek tutarlı davranışlar göstermeye başlayan birer minik insan haline gelirler. Bu yaşta insanların isimlerini bilirler, basit şarkıları ezberleyebilirler hatta bir önceki gün ve bir önceki hafta içinde olanları hatırlayabilirler. Ancak tüm bunları zaman içinde unuturlar. Hafızaları bir iki önemli görüntü dışında tamamen silinir.

Bilim insanları geçmiş tecrübelerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Bu görüşe göre üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller. Hikaye ve anılarını anlatamıyorlar daha doğrusu hikayenin kurgusunu yapıp kişileri yerlerine oturtma yeteneğine ancak üç yaşından sonra sahip olabiliyorlar. Bu nedenle de üç yaşından önce zaman, yer ve karakter kavramlarını anlayamıyorlar.

Üç yaşından küçükler çok düzgün konuşabildikleri, anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde, tüm olanları bir bütün içinde şekillendiremiyorlar, bunu ilerde anlatabilecek bir hikayeye dönüştürüp hafızaya kaydedemiyorlar. Bir başka deyişle hafızamız, hayatta ne yaptığımızı ve ne yapıldığını kavramaya başladığımız 3 - 4 yaşlarında çalışmaya başlıyor ve daha önce olan olayları hatırlamamız mümkün olmuyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler crabs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpriced contractual action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Minor portions of C, M and Y are inserted under the neutral and dark areas to enhance brilliance and contrast. refers to the Unfair Competition Act under which trademarks were registered It replaced the Trade Mark and Design Act Registration No's vary bet

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli, yüce kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Uçarak yol alan taşıt, tayyare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aero. aeroplane. airplane. plane. aircraft. airship. craft. kite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeroplane. airbus. aircraft. airplane. craft. hijacker. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. aeroplane. air craft. air plane. air vessel. aircraft. airliner. flier. flying machine. kite. ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Düşman uçaklarıyla yerden savaşmak için kullanılan top, makineli tüfek vs.

2.Aynı maksatla kurulan askerî birlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anti-aircraft. anti-aircraft gun. flak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiaircraft. antiaircraft weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazen çocuğa alınan bir uçan balon elinden kaçabilir. Hep beraber havada yükselen balona bakakalınır. Bu balon havada ne kadar yükselecektir acaba?

Uçan balonların doldurma uçları ne kadar iyi bağlanmış olursa olsun, çok az da olsa hava daha doğrusu helyum kaçırırlar. Havadan çok daha hafif helyum gazı ile şişirilen bu balonların ağızlarından kaçırdıklarını eve getirdiğimiz ve tavana yapışıkmış gibi havada duran balonun sabah olunca porsuyup yere inmiş olduğunu görünce anlarız.

Balonun ağzının ideal bir biçimde bağlanmış olduğunu kabul etsek bile havada yükselebileceği mesafe yine de sınırlıdır. Yükseldikçe hava basıncı azaldığından ve balonun iç basıncı dışındakinden daha yüksek kaldığından balon yükseldikçe şişmeye başlar. Sonunda balonun yapıldığı malzemeye, hacmine ve malzemenin kalınlığına bağlı olarak belirli bir yükseklikte patlar.

Küçük uçan balonlar en çok 10 bin metreye, sepetinde insan taşıyan büyük balonlar 30 bin metreye, bilim insanları tarafından içinde ölçüm aletleriyle birlikte yollanan araştırma balonları da 40 bin metreye kadar yükselebilirler.

Balonların belirli yükseklikte dış basıncın azlığına dayanamayıp patlamalarından bazı bilimsel gözlemlerde de faydalanılır. Hava tahmin balonlarına bağlı hava sıcaklığını, basıncını ve nem oranını ölçen aletler vardır. Bu balonlar yaklaşık 30 bin metre yükseklikte patlayacak şekilde yapılmışlardır. Aletler açılan bir paraşütle yere yumuşak iniş yaparlar. Hem üzerlerindeki değerler kaydedilir hem de oldukça pahalı olan bu ölçüm aletlerinin tekrar kullanılabilmeleri sağlanır.

Bu ölçüm aletleri bir tarlanın ortasına, bir ağacın tepesine veya bir vadi yatağına da düşebilirler. Onları bulanların ilgili makamlara götürmeleri artık aletlerin ne olduklarını anlamalarına veya insaflarına kalmıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying- saucer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying fortress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi yüksek anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı, atak, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçan, gaz olup havaya karışan: Uçar ruhlar, sıvılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uçan, uçucu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uçar (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok çapkın, haşarı: Uçarı çapkınlardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauched. giddy. rakish. dissolute. debauchee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolous. licentious. profligate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lewdness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Yücelikte eşsiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Egoistlik, mağrurluk, kibir, gurur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عجب] kendini beğenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sınır beyi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu ve Osmanlılar’da sınırlardaki askeri güçlerin kumandanlarına verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Yüce, yüksek. 2.Ar(Kadın İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si.). Her birine veya her defasında üç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three each. three at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üç (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Uç uca konulmuş üç doğru parçasından yapılmış kapalı şekil ki, uçlu noktalarına tepe, doğru parçalarına kenar denir. Dik üçgen = Kenarlarından ikisi bir birine dikey olan üçgen. Eşkenar üçgen = Uç kenarı da birbirine eşit olan üçgen, Ar. müselles.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangle. trigon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangle. triangular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban yoncası, tirfil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yaban yoncası. 2.Üç gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sınır şehir hanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan. crafty. devious. dodgy. fiddler. foxy. knave. rogue. rook. shady. shark. sharper. slick. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deli dolu, havai, toy.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşten uçan ateş parçacığı, kıvılcım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Kıvılcım. 2.Pahalı, yüksek. 3.Uçan, çapkın. 4.Becerikli, eli tez. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ürkmek, dehşete düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («kur» eski Türkçe’de «kuşek» demektir ve aslında içkur’dur). Eski tarzda şalvar veya dona geçirilip belde bağlanan ince kuşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawstring for trousers or a bag. waistband. belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçkurla bağlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Eski tarzda şalvar ve donun yukarı ucunda uçkur geçirmeye mahsus oluk.

2.Kese ve torbanın ağzını bağlayacak kaytan ve bağın geçmesine mahsus oluk.

3.Uçkur geçirmeye mahsus ucunda kaytandan halkası bulunan deynekçik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork out / up. shower down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 3 ses veya saz için yazılmış çoksesli eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Üçe erdirmek: Atları üçledim.

2.Uçe bölmek.

3.Uçe bükmek, üç kat etmek: Halatı üçlemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üç sayısına erişmek: Onun çocukları üçleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üçe eriştirmek: Siz bahçıvanları üçleştirmişsiniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üçleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu olan, tepesi sivri bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uç kısımdan yapılmış, üçe bölünmüş. Ar. sülâsî.

2.İskambil kâğıtlarının üç beneklisi: Maçanın üçlüsü, ispatinin üçlüsü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Aralarında üç ses bulunan iki nota veya art arda gelen üç notadan yapılmış dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triple. tripartite. trine. ternary. ternate. threefold. threesome. triplex. threefold. three. trio. triplet. tern. terzetto. trey. triad. trine. trinity. triple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ternary. treble. trio. triplicate. consisting of three parts. the three.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triad. trinity. trio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üç lira vesaire değerinde olan: Üçlük basma. 2, Üç metre vesaire boyunda veya eninde olan: Üçlük direk.

3.Uç şeyden yapılmış, üç kısma bölünmüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Musikide üçlü dizi veya aralıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flight. flying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dağın karlarla örtülmüş dik yamacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Havaya kalkıp gitmek: Kuş uçtu.

2.Gaz veya buhar hâline geçip hevaya kalkmak: Bu süt kaynaya kaynaya uçtu.

3.Yok olmak, sıyrılıp gitmek, mahvolmak: Rengi, benzi uçmuş.

4.Çalınmak, aşırılmak; görünmez olmak: İki gün kütüphanemi açık bıraktımdı, kitaplarımın yarısı uçtu.

5.Yardan, uçurumdan yuvarlanıp düşme: Köprünün üstünden uçup nehre düştü.

6.Fazla koşmak, pek hızlı gitmek: Hücum kumandası verilince süvariler uçup gözümüzden kayboldular.Çapkınlıkta pek ileri varmak, uçarı çapkın olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take wing. fly. wing. evaporate. fade. barrel. flush. freak out. sail. soar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. flit. float. flutter. fly. scorch. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. fade. fly. to get high. vanish. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uçan uçucu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oğuz destanına göre sol kolda bulunan 12 Oğuz boyuna verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: UÇRAK) (istanbul şivesinde: ÜCRA) (i.). Pek uçta ve kenarda bulunan: Ücra bir yerdir (Arapça zanniyle hücrâ yazılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ücûr, ücûrât).

1.Emeğe karşı verilen para, hak, gündelik, maaş: Ücretli işler.

2.Bir okula, otele ve benzer yerlere verilen para, kira.

3.Posta, telgraf, demiryolu vesaireye verilen para: Ücreti verilmemiş bir mektup.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues. fee. charge. terms. payment. wages. pay. wage. salary. earnings. rate. emolument. hire. honorarium. remuneration. stipend. wage rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emolument. fee. pay. payment. rate. screw. wage. wages. cost. price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wage. fee. charge. compensation. disposable income. emolument. hire. honorarium. kickback. pay. quittance. rate. rate regulation. remuneration. reward. stipend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ücret karşılığında, ücretle olan, paralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. salaried. gainful. mercenary. stipendiary. wage earner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. salaried. that has to be paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wage earner. with cost. mercenary. salary earner. stipendiary. wage- earning man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired gun. mercenary troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ücret alınmaksızın, parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. free. free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpaid. free. gratis. complimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of charge. free-of-charge. no charge. without charge. clear of charges. gratuitous consideration. cost- free. without cost. costless. free of charge. free offer. free of payment. honorary. nonremunerative. without payment. without remuneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu olmayan. Uçsuz bucaksız = Sonu yokmuş duygusu verecek kadar geniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointless. without a point. untipped. endless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çocuk oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just about. narrowly. a near thing. by a nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ucb» dan) (c. eâcib). Pek acayip ve garip şey; UcObe-i zamân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monstrosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. monstrosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçan: Kuş, uçucu bir hayvandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evaporating. volatile. fugacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying. volatile. pilot. pilot pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dudakta çıkan kabarcıklar: Uçuk çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dudakta veya burun kenarında hafifçe şişmiş, kırmızı ve ağrılı bir leke şeklinde beliren bir hastalıktır. Nedeni, tükürükte bulunan bir çeşit virüstür. Daha ziyade ateşli hastalıklar ve soğuk algınlığı sırasında görülür. Tıp dilinde Herpes simplex denir. Dudak veya burun kenarında meydana gelen kırmızı lekeler, bir süre sonra su toplar, küçük kabarcıkar meydana gelir. Birkaç gün sonra da sararırlar ve kabuk bağlarlar. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu.

Hazırlanışı : Uçukların üzerine günde birkaç kere limon suyu sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crackpot. ethereal. blain. vesicle. herpes. cold sore. faded. pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pallid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uçmuş, soluk renk. 2.Çökmüş yer, toprak. 3.İyi. 4.Sivri dağ tepesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (dudak) Kabarcıklar peydâ etmek: Dudakları uçuklamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get a cold sore. to have vesicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uçmak işi yapılmak: Hava olmayan yerde uçulmak mümkün değildir; kanatsız uçulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi). İkinciden sonra gelen, üç derecede bulunan, Ar. sâlis: Üçüncü gün, sokağın üçüncü evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

third. third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary. third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary. third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

third person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary sülasi. tersiyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üçüncü derece, üçüncü olma: Sınıfta üçüncülüğü kazandı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Vakit, an, fırsat. 2.Mevsim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Uçmaya zorlamak veya imkân vermek.

2.mec. Çok övmek.

3.Sür’atle göndermek, çabuk yetiştirmek: Haber uçurmak.

4.Çalmak, çarpmak: Kitaplarımızı birer birer uçuruyorlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. fly. wing. to fly. to chop off. lop off. to fly. to cause to fly. to let fly. to evaporate. to cut off. to nick. to pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fly. let fly. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukların, ucuna ip bağlayarak rüzgâr yardımıyle havaya uçurdukları oyuncak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kite. paper kite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uçmaya zorlamak veya uçmasına sebep olmak: Kuşu uçurttu.

2.Gaz hâline getirmek: Şişenin ağzını açık bırakarak lokmanruhunu uçurtmuşlar.

3.Kılıçla vurarak bir şeyin tepesini alıp götürmek.

4.Yıkıp tehrip etmek.

5.Bir şeyi sür’atle alıp meydandan yok etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek sarp ve dik yer, yar, yarlı yer: Uçurumdan düşmek, yuvarlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff. gap. precipice. abyss. abysm. bluff. chasm. crag. gulf. scarp. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. chasm. cliff. gulf. precipice. rift. abyss.