üdi ne demek? | üdi anlamı nedir? | üdi

üdi anlamı nedir?

üdi ne demek?

üdi anlamı nedir?

üdi | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Ud çalan sâzende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lutist. lutanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عودی] ud sanatçısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Unilateral Declaration of Independence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm ve karar vermek adjudica'tion (i). hüküm ve karar verme; hüküm. adjudicator (i). hüküm ve karar veren kimse, hakem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adudîye). Anatomi. Kola mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهودل] ödlek, korkak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. amûdîye) (matematik). Direk gibi yukarıdan aşağıya düz ve şakulünde olan: Hatt-ı Amûdî = Amûdî çizgi, sath-ı amûdî = Amûdî yüzey. Mukabili: Ufkî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمودی] dikey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Angıt kuşu renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Armut şeklinde olan. Armudî altın (ve galatı: Armudiyye): Nazarlık yerine çocuklara takılan yassı ve ince, yazılı altın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işitileilir, duyulabilir. audibil'ity, audibleness (i). işitilebilme duyulabilme. audibly (z). işitilebilecek surette, duyulacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir toplantıda hazır bulunanlar, dinleyiciler; resmi göruşme, huzura kabul. audience chamber kabul salonu. give an audience to huzura kabul etmek. have an audience with huzura kabul olunmak, mülakat yapmak, gürüşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işiten, duyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ses yoluyla kafasında kavramlar oluşmuş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulağa hitap eden, müzik reprodüksiyonuyla ilgili. audio frequency ses dalgalarının frekansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses dublajı özelliğine sahip video kaydedicilerde, audio dub ya da audio insert işlevi bulunur. Bu işlevler, sesin üzerine yeniden kayıt yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

En iyi ses efekti için iki kayıtlı stereo kanal (12 bit modu) arasında denge sağlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögretim araçları (radyo, resim, fonograf, televizyon) ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme duyusunu inceleyen bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme kuvvetini ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslına uygun müzik çalan elektronik araçlar (radyo, teyp, fonograf v.b. ) meraklısı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan gelişmiş DVD oynatıcılarda, DVD Video seslerinin ve ses CD’lerinin çalınması sırasında en iyi ses kalitesinin elde edilmesi için audiophile (yüksek müzik kalitesi sunan) dirençler ve kapasitörler kullanılmaktadır. Düşük manyetik akı sızıntısına ve zengin düşük frekansta ses üretimine sahip, gereğinden büyük bir R-Core transformatör kullanılmaktadır. Ses devresi, video devresinden ayrıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). üst dişlere dayama suretiyle işitmeye yardım eden bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). hesapların gözden geçirilmesi, hesapların kontrolu, kesin hesap; (f). hesapları kontrol etmek. auditor (i). hesap kontrolörlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dinlemek; ABD dinleyici talebe olarak bir dersi takip etmek. auditive (s)., (i). işitmeyle ilgili (şey) auditory (s). işitme duyusu ve organları ile ilgili; (i)., (çog). dinleyiciler. auditory canal (anat). kulak yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (opera, koro, v.b.'ne girmek için yapılan) ses imtihanı; işitme hassası, işitme kuvveti, işitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü ve/veya ses bilgilerini kaydeden, işleyen ya da oluşturan/çalan ürünler bu kategoride verilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Barut renginde, koyu zeytunî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadınların, kıvrım için, saçlarını sarıp sıkıştırdıkları açılır kapanır küçük zıvana.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bigoudi

sarmaç

Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hair ball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curler. hair curler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddhist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budhist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buda tarafından kurulan ve Uzak Doğu ülkelerinde yaygın bulunan bir din.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddhism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budhismus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topallama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edepsizlik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Cömert, eli açık. 2.İyilik severlikle ilgili.- Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh’un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cudi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Buzul, buz nehri (Fr. glacier).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمودیه] buzul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Hazret-i DAvûd’un sesine benzer kalınca, pek hoş ve tesirli (ses): Müezzin DAvûdî bir sesle ezan okudu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın son hızla koşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a full gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) âlim, geniş bilgi sahibi, allâme. eruditely (z.) âlimane, geniş bilgi sahibi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çok geniş ve çeşitli bilgi, okuma ve araştırma ile edinilen bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) gazları tahlil ve ölçmek için kullanılan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahkeme veya dava dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Freud tarafından bulunan psikanaliz usulünün taraftarı, Freudyen; (s). Freud kuramlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حسودی] kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Razı ve memnunluk («hoşnûdiyyet» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. muzmin sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. utanmazlık, hayasızlık, edepsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işitilemez, duyulamaz. inaudibly z. işitilmeyerek, işitilmeyecek surette. inaudibil'ity i. işitilmezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedbirsiz, akılsız, basiretsiz. injudiciously z. tedbirsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yargılanması olanaklı, hakkında hüküm verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargıç, hâkim. judicative s. hüküm kudreti olan, yargılamada uzman. judicatory s., i. hükümle ilgili, yasamayla ilgili, hükmeden; i. mahkeme; yasama kurulu; yasama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargılama hakkı, yargılama işlev ve işlemi; hâkimlik; mahkeme, hâkimler heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adli mahkemelere veya hükümlerine ait, hâkime ait; adli, hukuki; yargılayan; şer'i. judicial assembly hakimler heyeti, adli encümen. judicial discretion huk. takdir hakkı. judicial murder adli katil, adli hata üzere idam. judicial notice huk. meş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adli, hukuki, muhakemeye ait; i. yasama kurulu; bu işlevi yürütmek için kurulan mahkeme sistemi, adliye; hâkimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıllı, tedbirli, iyi düşünebilen; sağgörülü; mantık ve muhakeme ile yapılmış. judiciously z. mantıklı bir şekilde, akıllıca. judiciousness i. sağgörülülük, basiretlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Mavilik.

2.Mâvi renkli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütdişi de denilen ve doğumdan altı yedi ay sonra çıkmaya başlayan ilk dişlere verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) özellikle dinde geniş düşünüşlü, mutaassıp olmayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzunluğuna, uzunlamasına; boylama ait. longitudinally z. boydan boya uzanarak, uzunlamasına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oynama ile ilgili; civelek, oynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gülünç, güldürücü, komik. ludicrously z. gülünç şekilde, komik olarak. ludicrousness i. komiklik, güldürücülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). II. Mahmud zamanında basılmış takriben yirmi beş liralık ince ve yassı bir altın para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bahtiyarlık, kutluluk, mes’Üd olma: Mesûdiyet içinde yaşıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Varlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

availability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. entity. existence. presence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existence. presence. actuality. entity. subsistence. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

varlık göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موجودیت] var olma, varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ved’» den if.) (mü. mûdia). Emanet ve vedîa bırakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depositor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depositor. person who puts money in a bank. bailor. bailsman. bank's client.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUDİLL) (i. A. «dalâlet» ten if.) (mü. mudille). Idlâl eden, doğru yoldan sapıtan, azdıran, baştan çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güç, zor, çetin, muğlak, karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «adi» den if.) (muaddelât şekli galattır). Büyük, mühim ve ağır işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜDİRR) (i. A.) (mü. müdirre) («müdrir» galattır) (tıp). Süt, kan ve sidik vesair şey akıntıları bol akıtan (ilâç vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageress. directress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageress. directress. head-mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: MÜDÜRİYET) (i. A.).

1.Müdür sıfat ve görevi, müdürlük.

2.Bir müdürün idare ve emrinde bulunan daire.

3.Osmanlı devrinde Mısır’da sancak (vilâyet).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok, pek çok; çok kısımlı; (şiir) kalabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.1. Hoşnutsuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nohut renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نخودی] nohut rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nüdizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nudist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıplak gezmenin vücut ve ruh sağlığına faydalı olduğunu kabûl eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sıtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alkış, takdir. plauditory s. alkış veya takdir anlamına gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. önyargı, peşin hüküm; tarafgirlik; haksız hüküm veya işten gelen zarar; garaz; f. birine tesir ederek haksız hüküm verdirmek; haksız hüküm veya iş ile zarara uğratmak. prejudice against -e karşı haksız önyargı. prejudice in favor of lehine ön

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önyargılı; zararlı, muzır. prejudicially z. önyargıyla; zararlı surette. prejudicialness i. tarafgirlik; muzır olma, zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla iffet taslayan. prudishly z. fazla fazilet taslayarak. prudishness i. iffet taslama, fazla fazilet iddiasında olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iffet, namus, utanç, ar, hayâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.).

1.(jeoloji) Taş ve çakıl kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından meydana gelmiş kütle.

2.Bir çeşit tatlı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. reddetmek, tanımamak; ödememek, kabul etmemek. repudia'tion i. reddetme, tanımayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilke, ilk adım; gelişmemiş şey; biyol. eski görevini kaybederek gelişmeyen uzuv (apandis gibi). rudimen'tal, rudimen'tary s. temel;gelişme- miş, eksik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kalitede ses depolama ortamı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Suudi Arabistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi mütalâa olunmuş, düşünerek yapılmış, mahsus yapılmış; maksatlı. studiedly z. maksatla, mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stüdyo. studio couch yatak olabilen sedir, açılır kapanır kanepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalışkan, ödevcil, gayretli, okumayı sever; dikkatli, hevesli. studiously z. çalışarak, gayretle, dikkatle. studiousness i. çalışkanlık, gayret, dikkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifade olunmayan şeyi anlama veya anlatma; ima yoluyla anlaşılan veya anlatılan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yararlı, faydalı, kazançlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sudi).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

SACD’ye bakın.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Suud).

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Basra Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Yemen’in kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 25 00 Kuzey enlemi, 45 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 1,960,582 km².

Sınırları: toplam: 4,415 km.

sınır komşuları: Irak 814 km, Ürdün 728 km, Kuveyt 222 km, Umman 676 km, Katar 60 km, Birleşik Arap Emirlikleri 457 km, Yemen 1,458 km.

Sahil şeridi: 2,640 km.

İklimi: Sert ve kuru çöl iklimi.

Arazi yapısı: Issız çöller büyük bir bölümü kapsamaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Jabal Sawda’ 3,133 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir, altın, bakır.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %56.

Ormanlık arazi: %1.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 4,350 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yaygın kum ve toz fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 22,757,092 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.27 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 1.32 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 51.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 68.09 yıl.

Erkeklerde: 66.4 yıl.

Kadınlarda: 69.85 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.25 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (1999 verileri).

Ulus: Suudi Arabistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap %90, Afrika-Asyalı %10.

Din: Müslüman %100.

Diller: Arapça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %62.8.

erkekler: %71.5.

kadınlar: %50.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Suudi Arabistan Krallığı.

kısa şekli : Suudi Arabistan.

Yerel tam adı: Al Mamlakah al Arabiyah as Suudiyah.

yerel kısa şekli: Al Arabiyah as Suudiyah.

Yönetim biçimi: Mutlak Monarşi.

Başkent: Riyad.

İdari bölümler: 13 bölge; Al Bahah, Al Hudud ash Shamaliyah, Al Jawf, Al Madinah, Al Qasim, Ar Riyad, Ash Sharqiyah (Doğu Bölgesi), ‘Asir, Ha’il, Jizan, Makkah, Najran, Tabuk.

Bağımsızlık günü: 23 Eylül 1932 (Krallığın kuruluşu).

Milli bayram: Krallığın kuruluşu, 23 Eylül (1932).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-77, GCC (Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. taammüdiyye). Kasit ve niyetle, isteyerek ve bilerek, hattâ önceden düşünüp tertip edilen (cürüm ve cinayet): Bu cinayetin taammüdî olduğu daha anlaşılamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension. retirement day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Tekaüd maaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kulluk, kölelik.

2.Mensûb olma, kul olma.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبودیت] kulluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önyargısız,tarafsız; huk. haklanna dokunmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalışma sonucu öğrenilmemiş; tabii; çalışılmamış, hazırlıksız, plansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony VAIO (Video Audio Integrated Operation) felsefesi, AV ve BT alanlarını bir araya getirmektedir. Temel bileşeni, tüm ilişkili işlemleri kontrol eden ve yürüten VAIO dizüstü bilgisayardır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıhhatsiz, devamlı hasta, müzmin hasta, zayıf mizaçlı (kimse); sağlığına aşırı düşkün (kimse), sıhhatine meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YAHUDİ) (hi. A.) (mü. Yahûdiyye). Hz. Yâkub’un evlâdından Yehûdâ’ya mensup olan, Benî Isrâİl ile alâkalı veya bu kavimden olan: Isrâilî, MÜsevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hebrew. israelite. jewish. hebrew. israelite. jew. levite. yid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew. jewish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew. hebrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yahudi tarz, usul veya dilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yahudi din ve mezhebi, MÜsevîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zümrüt renginde, zümrüt gibi yemyeşil.

Türkçe Sözlük by