Ugh ne demek? | Ugh anlamı nedir? | Ugh

Ugh anlamı nedir?

Ugh ne demek?

Ugh anlamı nedir?

Ugh | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Of ! Öf ! (nefret veya tiksinme belirtir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonradan akla gelen fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baçlaç gerçi, her ne kadar, ise de, olmakla beraber, olduğu halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıfır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (z). şey, nesne, zerre; hiç bir şey; hiç; (z). hiç bir şekilde For aught I carel Umurumda deği.l Vız gelir tırıs gider. Bana ne !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. beseech.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasaba, kaza, ilçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i agaç dalı, büyük dal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. buy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. cepheyi yarıp geçme; hamle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kupa arabası: elektrikle iş1eyen eski bir tip otomobil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bring.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). catch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğmaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırmızı gagalı dağ kargası, kızılca karga, (zool). Pyrrhocorax pyrrhocorax.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dar bir vadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). öksürük; (f). öksürmek. cough drop öksürük pastili. cough up öksürüp çıkarmak; (argo). zorla vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kız evlât, kız, kerime. daughter-in-law (i). gelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kız evlâda yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşırmış, aklı başından gitmiş, üzülmüş; çılgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamur; hamur gibi herhangi bir şey; (argo). para. doughy (s). hamur gibi, hamur kıvamında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalı çörek; (A.B.D)., (k.dili).

1.Dünya Savaşında piyade.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yağda kızarmış bazen ortası delikli, bazen mayalı ufak ve yuvarlak şekerli çörek, gözleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (şaka). kuvvetli, yiğit, cesur. doughtily (z). cesaretle, kuvvetle. doughti ness (i). cesaret, kuvvet, yiğitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). draft.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). draftsman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). drafty.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalın yünlü palto veya kumaş; (den). eskiden kullanılan ağır toplu bir deniz zırhlısı, dretnot; gözüpek kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuraklık, susuzluk; kıtlık, eksiklik. droughty (s). kurak, susuz; kıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z., (ünlem) yeter miktar; s. kâfi, yetişir, elverir; z. kâfi derecede: (ünlem) Yeter! .enough and to spare yeter de artar bile. I have had enough of him. Artık ondan bıktım Burama kadar geldi. oddly enough işin tuhaf tarafı şu ki. sure enough

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem Püf ! Aman ! Ne fena ! Berbat !Uf be!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kalın yünlü kumaş, bu kumaştan yapılmış palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyat, tedbir; basiret; evvelden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). fight.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolu, yüklü. fraught with danger çok tehlikeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f sıla izni, sılaya gitme; f sıla izni vermek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıkı dövüşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mağrur, kibirli, kendini beğenmiş. haughtily (z.) gururla, kibirle. haughtiness (i.) kibirlilik, gururlu olma, kendini beğenmişlik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hıçkırık; (f). hıçkırmak. the hiccups hıçkırık tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba kahkaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) işlenerek başka bir şeye geçirilmiş; içine başka şeyler dokunmuş, karışıp birleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutluğ).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (i.) gülmek; sevinmek, eğlenmek; gülerek ifade etmek; (i.) gülme, gü1üş, hande; kahkaha. laugh at (birine) gülmek. laugh away gülüşle meseleyi kapatmak, gülerek geçiştirmek. laugh down gülerek susturmak. laugh line göz kenarındaki buruşukluk. l

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gülünç, gülünecek, gülünür; tuhaf, acayip. laughably (z.) gülünecek kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gülen, güldüren; gülme, gü1üş. laughing gas güldürücü gaz, (tıb.) azot monoksit gazı (anestezi için kullanılır). laughing hyena benekli sırtlan. laughing jackass (bak.) jackass laughing stock gülünecek kişi. no laughing matter şakaya gelme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gü1üş, gülme, hande; gülünecek şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, İskoç. gö1, körfez, haliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. loch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adam öldürme, insan katli; huk. önceden tasarlamadan adam öldürme, kasıtsız katil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. 1ades kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hiç, hiç bir şey; sıfır. come to naught boşa çıkmak. set at naught hiçe saymak, önem vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaramaz, haylaz; serkeş; münasebetsiz; fena; ahlaksız. naughtily z. haylazca. naughtiness i. yaramazlık; münasebetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) naught.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiddetli saldırı, hücum. Ont. kıs. Ontario.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıfır, hiç, bak. aught.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla işlemeli; sinirleri bozuk; aşırı heyecanlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. plow.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pürüzlendirmek; (spor) itip kakmak. rough in, rough out kabataslak yapmak. rough it rahatına fazla düşkün olmamak, sıkıntılara katlanmak; çok basit bir şekilde yaşamak veya seyahat etmek. rough up itip kakmak, dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kabaca. play rough itişip kakışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. pürüzlü, düzgün olmayan; tüylü; taşlık; inişli yokuşlu; kaba, zahmetli, sert; fırtınalı; hoyrat; kabataslak; yaklaşık; i. kaba ve terbiyesiz adam; pürüzlü şey; (golf) düz olmayan saha. rough breathing Yunancada ''h sesi. rough draft ilk müsvedd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaba fakat gayretli ve elinden iş gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. intizamsız ve kuralsız (durum).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba madde; çok selülozlu yiyecek maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taslak; kaba sıva; f. taslağını yapmak; kaba sıva ile sıvamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (çamaşırları) sadece kurutup ütülememek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pürüzlendirmek, pürüzlenmek; kabartmak, kabarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. keresteyi veya taşı kabaca yontmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) gürültü patırtı; f. gürültü patırtı çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiye eden kimse; azgın ata binebilen kimse; kovboy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayarlı, nallarında buz mıhları olan. ride roughshod over başkasının hakkını yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini eğitmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hayvan kesme; katil; katliam, kan dökme; f. kesmek, boğazlamak, kılıçtan geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salhane, mezbaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dökme kabilinden, katil, öldürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. düşürülen yara kabuğu; canlı dokudan ayrılan veya atılan ölü doku; yılanın değişip atılan derisi, yılan gömleği; f. atılmak (ölü doku), çıkarılıp atılmak; kabuk olarak dökülmek; deri değişmek (yılan) slough off, slough away dökmek (kabuk), soy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içinde su biriken durgun bataklık, gölcük; ahlâk bozukluğu. sloughy s. çamurlu, bataklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. derin çamurlu yer. slough of despond çaresizlik, karamsarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uğultu; f. uğuldamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. seek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya olarak kullanılan ekşi hamur; (argo) Alaska'da altın arayıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üvey kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., A.B.D., k.dili. hakiki; z. muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulaklıklarınızı çıkarmadan çevrenizdekilerle iletişim kurabilmenizi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. teach .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, mükemmel; çok dikkatli; baştan başa. thoroughly z. tamamen, adamakıllı. thoroughness i. kusursuzluk; dikkatlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan; soylu; tam; i. saf kan hayvan; b.h. bir cins at; k.dili. kültürlü kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cadde, yol, geçit. No thoroughfare Yol yok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, daniska; çok dikkatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her çeşit yuruyüşe alışkın (at); her şeye gelir, tam, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç), z. her ne kadar ise de, velev, gerçi; yine olsa da; z. bununla beraber, olduğu halde. as though sanki, güya, -miş gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşünce, fikir, tasavvur, mütalaa; düşünme düşünüp taşınma; endişe; görüş, kanaat; düşünme kuvveti; ümit; nad. bir parça. a happy thought mutluluk veren düşünce. on second thought daha iyi düşününce .take thought düşünmek, tartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünceli; dikkatli; başkasını düşünür, saygılı, nazik. thought fully z. düşünceye dalarak; nazikçe, incelikle. thoughtfulness i. düşüncelilik; nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız, dikkatsiz, pervasız; ahmak, avanak. thoughtiessly z. düşüncesizce. thoughtlessness i. düşüncesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünüp taşınılmış, tasarlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z., s. içinden, bir yandan öbür yana, bir başından öbür başına; başından sonuna kadar; vasıtası ile; -den, -den geçerek; her bir taraffından, her tarafına; her yerine, her yerinde; -den dolayı; yüzünden; sayesinde; z. yandan yana; baştan başa; b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), z. baştan başa, her yerinde, her hususta; z. baştan başa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. hız yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kopmaz, kırılmaz; sert, pek dayanıklı; kart; güç, zor, çetin; kuvvetli, eğilmez; direşken; belâlı; i. külhanbeyi. tough spot çıkmaz. That's tough. Tough luck. Geçmiş olsun. Vah, vah! Pek yazık. He had the toughest beat in the city. Şehrin en

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katılaşmak, katılaştırmak; güçlüklere alıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili külhanbeyi; çıkmaz durum, açmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s katı, yeğin; çetin; çakırpençe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekne, yalak: oluk: iki dalga arasındaki çukur; uçurum. low pressure trough alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .cahil, tahsil görmemiş; dogal, öğrenilmeden bilinen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünülmemiş, hatıra gelmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukarı çekiş, havanın yukarıya yükselmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins irlanda veya iskoç viskisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saygın, itibarlı, makbul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., (eski), bak. work; s. işlenmiş; çekiçle dövülüp şeklini bulmuş; incelikle işlenmiş. wrought iron dökme demir.wrought up heyecanlı, sinirli, gergin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (briç) 9 ludan yüksek kağıt olmayan el.

İngilizce - Türkçe Sözlük by