Ukde-küşa ne demek? | Ukde-küşa anlamı nedir? | Ukde-küşa

Ukde-küşa anlamı nedir?

Ukde-küşa ne demek?

Ukde-küşa anlamı nedir?

Ukde-küşa | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ukde = müşkül, Fars. küşâden = açmak). Müşkülleri halleden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, küşâden = açmak). Gönül açan, kalbe ferahlık veren. Ar. müferrih. (bk.) Dil-güşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eleğimsağma (alâim-i semâ), gökkuşağı, yağmur kuşağı; alkım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparel. array. toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress and finery. wearing apparel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow. bow. iris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.

Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (küşâden fiilinden imas. olup sıfat terkiplerinde bulunur). Açan, açıcı. Dehen-küşâ = Ağzını açan. Ferahlandıran. Dil-küşâ = Gönlü ferahlandıran.

3.Ülke açan, tâfih. Kişver-küşâ = Memleket fetheden, ülke açan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Açma, Ar. feth: Kapıyı küşâd etti. 2.Yeni yapılan resmî bir yapının ilk defa olarak -açılması, Ar. iftitâh: Yeni lisenin küşâdı. Hastahanenin resm-i küşâdı.

3.Yayın çekilip atılması: Yaya küşâd vermek.

4.Oyun tarzı: Tavlada Osmanlı, frenk küşâdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mûsiki). Uvertür.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Açılış, açma. 2.Fetih, fethetme. 3.Açılış merasimi, küşad resmi. 4.Yayın gerilip bırakılması. 5.Musikide uvertür. 6.Bir cins tavla oyunu. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Açık, Ar. meftûh: Onun kapısı daima küşâdedir.

2.Ferah, şen, sevimli. Küşâde-dil, küşâde-hâtır = Gönlü ferah.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.(bkz.Küşad). 2.Açık. 3.Ferah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Çocuklara Arız olan hastalık ki, kemiklerinin incelip, başlarının kalınlaşmasına ve dermansızlığa yol açar. Sıskalık, Fr. rachitisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KURŞAK) (i.).

1.Beli sıkı tutmak için sarılan uzun ve dar kumaş, şal vesaire, kemer: Kuşak kuşanmak, yün kuşak, şal kuşak.

2.mec. Kâgir veya kuru duvarlarda duvarı bağlayıp sağlamlaştırmak İçin çekilen tuğla veya kereste sırası.

3.(denizcilik) Yelkene kuvvet vermek için dördüncü kat camadanın altına bir yakadan diğer yakaya kadar dikilen bez parçası.

4.Batın. Orta kuşak = Vaktiyle büyüklerin resmî olmıyan kıyafeti. Kuşak çözmek = mec. Abdest yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

band. belt. generation. girdle. sash. waistband. zone. diagonal beam. brace. track. generation nesil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. generation. sash. reinforcing band. strap. brace of wood or steel. generation of people born during the same period. brace. cincture. collar. girdle. parentage. zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşak yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşak biçim ve durumunda olup bağlamak ve kuvvetlendirmek için çekilen şey: Duvarın içine kuşaklama demir lamalar koydurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. strengthening or banding. system of braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşakla kuşanır gib bağlamak, sağlamlaştırmak: Binayı demir lamalarla kuşaklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brace. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to band. to tie up. to secure sth to brace. to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İki hayvanın birbirine koşulması veya iki devenin bir iple bağlanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşanılan şeyler (kılıç, kuşak vs.). Giyim kuşam = Giyinilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temiz ve itinayla giyinmiş mânâsındaki giyimli kuşamlı tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşanmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşak bağlamak, beline kuşak, kemer, kılıç vs. sarmak: Kuşak kuşanmak, kılıç kuşanmak, mec. Kuşak kuşanmak = Bir işe namzet olmak. Giyinip kuşanmak = Hazırlanmak. İpten kuşak kuşanmak = Son derece fakir düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gird on. to put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşanacak şey. Glylnti kuşantı = Bütün elbise, giyimin teferruatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yiyen, içen, tüketip yok eden, kaldıran. Mey-küsâr = Şarap içen. Gam-küsâr = Birinin kederini çeken sadık dost: Yâr-ı gam-küsâr (yalnız böyle terkiplerde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşatmak işine mevzû teşkil etmek, çevresi sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be surrounded. to be besieged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrounding. encirclement. enclosure. envelopment. siege. blockade. circumscription. investment. surround.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enclosure. siege. surrounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siege. surrounding. besieging. enclosure. envelopment. inclosure. investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kuşak bağlatmak, beline kemer bağlatmak: Çocuğu giydirip kuşattı (eski kıyafette kuşağın ehemmiyeti fazla olduğundan ekseriya giymek ve giyinmek kelimesiyle beraber geçer).

2.Bele bağlanacak bir şeyi bağlatmak: Kılıç kuşatmak.

3.Etrafını almak, sarmak, muhasara etmek: Kaleyi kuşattı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brood. encircle. enclose. encompass. surround. to surround. to enclose. to encircle. to close in. to besiege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to surround. to besiege. to gird sb with. to wrap around sb's waist. beleaguer. beset. blockade. bound. circle. compass. corral. encircle. enclose. encompass. envelop. fold. girdle. hedge. hem about / around. hem in , hem about. invest. inv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uzaklaşmak. 2.Peygamberin 5.dereceden atası olup İslamiyetten önce Mekke’de Kabe’yi tamir ettirmiş ve yeniden düzenlemiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açıklık, ferahlık. Küşâyiş-i hâtır = İç açıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. müşkil = güç, Fars. küşâden = açmak). Müşkülleri gideren. Hallâl-ı müşkilât = Her türlü müşkülleri çözen. mec. Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torrid zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ukad).

1.Düğüm.

2.mec. Halli müşkül iş, zor mesele, muamma: Bu ukdeyi kim halledebilir?

3.mec. İnsanın çok arzu edip de erişemediği iş ki, fikir ve kalbinde bir düğüm gibi kalır: Bu, bana bir ukde oldu.

4.(anatomi) Sinirlerin toplanıp yumak olmasından ibaret olan bez ve yumru. Ukde-i lisân = Dilde bir düğüm varmış gibi serbest konuşamama, kekeleme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عقده] düğüm. 2.gönül üzüntüsü. 3.sorun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Düğüm. Zor, karışık, iş. 2.Bir gezegen yörüngesinin her iki ucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. ukde = müşkül, Fars. küşâden = açmak). Müşkülleri halleden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Genellikle bir örnek iklim ve toprak özelliklerine sahip alanlar ve bunun bir sonucu olarak da tür, bileşim ve çevreye uyum bakımından son derece birörneklik gösteren biyota.

Türkçe Sözlük by