üke ne demek? | üke anlamı nedir? | üke

üke anlamı nedir?

üke ne demek?

üke anlamı nedir?

üke | Dream Meanings


İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Onur, şeref. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arşidük. archducal (s). arşidüke ait. archduchess (i). ariduşes. archduch'y (i). arşidükün idaresi altındaki bölge. archduke'dom (i). arşidüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. livelong. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Samurai Translated as 'person or military class '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Samurai Translated as 'person or military class'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Samurai Translated as 'person or military class '. warrior family of the samurai social class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çiçek demeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet. posy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet. bunch of flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çiçek demeti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). En yüksek pâyeli elçi. Osm. sefîr-i kebîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. ambassador sefiri kebir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Kırık cemi, kırık çokluk. Arapça’da c. yapılacağı zaman müfredinln şekli bozularak yapılan cemi: İlm, ulûm gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Sathı çıkıntılı ve şişkin olan, konveks. Ar. muhaddeb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dük dukedom (i). dukalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hep, bütün. (bk.) Düğeli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (argo) yumruklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). talih, rastlantı, tesadüf: (f). şansla isabet etmek; tesadüfen kaybetmek veya kazanmak. fluky (s). tesadüfe dayanan, şansa bağlı; kararsız, dönek, sağı solu belli olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (den). gemi demirinin tırnağı veya ona benzer şey: ok ve mızrak damağı veya dikeni; balina kuyruğunun yassı parçalalarından her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dilbalığı, yassı bir balık: yaprak şeklinde ve yassı bir parazit kurt. fluke worm hayvanların karnında bulunan bir kurt, şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hakîm). Hakimler, bilgeler, (bk.) Hakîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de jure. in jure. legally. on from a point of law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). Sathı, bir yarım kürenin içi gibi düzgün ve yuvarlak çukur biçiminde olan, obruk, muka’ar, konkav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içine para atılınca istenilen plakları çalan otomatik pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) içki içilen ve dansedilen meyhane veya bar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden zehirli bir ağaç ve meyvesi. Bu bitkiden hekimlikte kullanılan striknin adındaki alkaloit çıkarılır (strychnos nox vomica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest-house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest house (of an institution or business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lösemi, kan kanseri. leuko bak. leuco-.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yeni Ahdin üçüncü kitabı; bu kitabın yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılık; soğuk, kayıtsız, ilgisiz. lukewarmly z. ılık olarak; ilgisizce. lukewarmness il ılıklık; kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Memluk, Kölemen, Mısır'da kölelerden meydana getirilen asker sınıfı ve Mısır Sultanları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Matuk).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mebruk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bırakılmış, boşanmış karı: Metrûkesine nafaka veriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keder» den imef.) (mü. mükeddere).

1.Bulandırılmış, bulanık.

2.Kederli, gamlı, hüzünlü: Bu işten çok mükedder oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten İmef.) (mü. mükellefe).

1.Bir külfet, bir yük yüklenmiş, bir vazifeyi yerine getirmeye mecbur. Ahilî-i mükellefe = Vergi vermekle mükellef halk.

2.Çok özenerek, mükemmel surette ve külfetli yapılmış, tantanalı, debdebeli, ihtişamlı: Mükellef bir konak, bir sofra.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged with. obliged to. liable. grand. sumptuous. taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged with or obliged to do sth. grand. elaborate. tax-payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mükellef olma hâli: Askerlik mükellefiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. obligation. liability. contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ikili»’den imef.) (mü. mükellele). Taçlı, başında taç, iklîl bulunan, taçla süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kemâl» den imef.) (mü. mükemmele). Kemâle erdirilmiş, kemâl bulmuş, olgun, eksiksiz, kusursuz, tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfect. excellent. complete. unique. accomplished. all-around. alpha plus. ambrosial. banner. beyond praise. bully. capital. champion. classic. classical. classy. commanding. consummate. copybook. dandy. dreamy. elegant. famous. faultless. fine. fin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. consummate. excellent. exquisite. fabulous. faultless. flawless. glittering. grand. ideal. immaculate. impeccable. masterly. perfect. prodigious. smashing. spectacular. splendid. superb. terrific. ultimate. prodigous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. excellent. perfect. superb. absolute. clean. down to the ground. elegant. exemplary. fabulous. famously. fine. finished. first rate. gilt edged. good. great. groovy. impeccable. lush. on the nose. peachy. perfection to. splendid. terrific. tho

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly. superbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mükemmellik, eksiksizlik, kusursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

processing. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. perfect. to perfect. to consummate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame up. tide it over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. excellence. faultlessness. class. consummation. finish. impeccability. soundness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «künye» den imef.) Künyeli: «Eb’ul-Hasan» künyesiyle mükennâ Ahmed Bey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den imef.) (mü. mükerreme). Saygı gören: Mekke-i Mükerreme. Düstûr-i mükerrem = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Muhterem, aziz sayın, saygıdeğer, sayılan, onurlandıran, hürmet ve tazime erişmiş. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek: Mükerremen uğurladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr» den imef.) (mü. mükerrere). Tekrar olunmuş, bir daha olmuş, biribiri üstüne iki veya fazla vuku bulmuş, (musiki) İki defa çalınıp okunan mısrt, hâne, söz veya saz parçası. Kand-i mükerrer = Birkaç kere kaynatılmış bitki şekeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeated. reiterated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeated. reiterated. bis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tekrar olarak, bir daha: Mükerreren söyledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr» den İf.) (mü. mükerrire).

1.Tekrar eden.

2.(hukuk). İki veya daha çok cürüm işleyen, sabıkalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr»den imef.) (mü. mükessere). Kırık, kırılmış, Fars. şikeste. (e.) (Arapça gramerde) cem’-l mükesser = Kaidesiz, bükümlü çokluk ki, harflerin değişmesiyle olur: Nedim, nüdemâ; şiir, eş’Ar; tanbOr, tanâbîr... gibi. Zıddı: cem’-i sâlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesâfet» ten if.) (mü. mükessife) (tıp). Koyulaştıran, kesif hâle koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yoğunlaştırıcı, kondansatör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den imef.) (mü. müvevene). Yapılmış, hâsıl olmuş, husûle getirilmiş, vücut bulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Husûle gelmiş ve vücut bulmuş şeyler, yaratılmışlar, varlıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den if.) (mü. mükevvine) (tıp). Yapan, hâsıl eden, husûle getiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A. c.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Keyif veren şeyler, sarhoşluk getiren ve tiryakilik çeşidinden olan şeyler: Tütün, enfiye ve afyon mükeyyifâttandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «kizb» den if.) (mü. mükezzibe). Yalancı çıkaran, birinin yalanını meydana koyan, bir haberin yalan veya birinin yalancı olduğunu gösterip ilân eden, yalanlayan, tekzîb eden: O haberi mükezzib resmî bir ilân.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo atom bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nükte). Nükteler. (bk.) Nükte.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuk (Erkek İsmi) Sevilen, sevgili insan, saygı değ(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oğuz destanında Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık kutsal bölge. 2.Moğolca’da yer Tanrıçası. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda erkeklerin giydikleri peruka, takma saç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kusmak, çıkartmak, istifrağ etmek; kusturmak; i. kusma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) azarlamak, paylamak, tekdir etmek; (i.) azar, paylama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peygamberimlz’in iki torunu, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Sessiz, sakin, ağırbaşlı, onurlu. Hz.Hüseyin (r.a.)’in kızının adıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bereket ve uğur sayarak: Teberrüken işe cuma günü başlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for good luck. owing to its being lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tam, bütün, mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kusursuz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletion. exhaustion. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bitmek, kalmamak, tamamıyle harcanmak: Hayvanların samanı tükenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be exhausted. come to an end. be consumed away. die out. run out. fail. drain away. die off. go. peter out. play out. wear away. waste. waste away. wear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. drain. fail. go. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exhausted. to be used up. to run out. to give out. to become exhausted. to be consumed. to be depleted. to drain of resources. consume. exhaust. outwear. peter out. wear away. wear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmez, çok: Allah, tükenmez ömürler ihsân eylesin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tükenmez kalem, mürekkebi ağır biten dolmakalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustible. interminable. unfailing. endless. ball-point. ball-point pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustible. endless. ball-point pen. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint. biro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. ball-point pen. ball point pen. ball point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustibleness. endlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletory. consumer. user.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. consumer müstehlik. consuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. user. enjoyer. exhausting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.).

1.Tüketmek işi. 2.Üretim karşıtı: İstihlak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumptive. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. consumption yoğaltım. istihlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. using / eating up. expenditure. depletion. drain. exhaustion. attrition. coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annihilation. depletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarfedip, kullanıp bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaust. consume. use up. finish. eat. spend. waste. deplete. destroy. dispose of. drain. eat up. erode. expend. extinguish. swallow up. wear away. wear out. whittle away. whittle off. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. deplete. drain. exhaust. expend. spend. use. to consume. to deplete. to use up. to expend. to spend. to exhaust. to drain sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exhaust. to use up. to expend. to spend. to consume. to. to eat up. to burn up. to finish off. to deplete. to drain. make inroads into. put away. sap. shag. tax. to spend up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house of detention. gaol. jail. prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dahk» tan). Gülecek şey, şaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxpayer. tax payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vekil). Vekiller. (bk.) Vekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil olanın sıfat ve hâli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havralarda giyilen bere, bir nevi takke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yürük).

İsimler ve Anlamları by