Ula ne demek? | Ula anlamı nedir? | Ula

Ula anlamı nedir?

Ula ne demek?

Ula anlamı nedir?

Ula | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) («evvel» in müennesidir). Birinci. Rütbe-i Ülâ = Eskiden mülkî bir pâye, rütbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولی] ilk, birinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Birinci. 2.Şan ve şeref sahibi kimse - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Afuv).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah’ın kulu. A’la kelimesi Kur’an-ı Kerim’in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azamet ve büyüklük sahibi Allah’ın kulu. - Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Azim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah’ın kulu. (bkz.Aziz). Aziz Allah’ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz: 32.Osmanlı padişahının adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yığmak; toplamak , biriktirmek; birikmek, çoğalmak, yığılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yığma, biriktirme, toplama; toplanma, yığılma; biriktirilmiş veya toplanmış şeyler; biriktirilip sermayeye eklenen faiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplayıcı, biriktirici; toplanmış, birikmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplayıcı şey veya kimse; su gücünü toplayan cihaz; (ing). akümülatör, akü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne ve diken şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayhoş etmek, biraz ekşitmek. acidulous (s) mayhoş, eksice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجولانه] acele acele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaltaklanmak, tabasbus etmek. adula'tion (i). mübalağalı bir şekilde methetme, aşırı övgü, tabasbus, yaltaklanma adulatory (s). aşırı övgü niteliğinde olan, yaltaklanma mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Roma tıp tanrısına ait; tıp mesleğine ait aesthetic, aesthetical bak esthetic, esthetical aestival bak estival aet kıs, Lat aetatis yaşında aetiology bak etiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undesired reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having many bright colours. spotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cankurtaran, ambulans : gezici hastane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ambulance

cankurtaran

Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. blood-wagon. casualty department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gezmek, yürümek. ambulant (s) seyyar, gezici; (tıb). vücudun bir tarafından başka tarafına geçen; (tıb). hastayı yatırmaya lüzum göstermeyen. ambula'tion (i). gezme, gezinme, gezicilik. am'bulatory (i)., (s)., (mim). gezilecek yer; (s). g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köşeli, zaviyeli, açısal; zaviye ile ölçülen; sivri; bir deri bir kemik (insan) ; davranışları rahat olmayan zarafetten yoksun. angular measure açı ölçüsü angular motion deveran dönme. angular velocity (dönüş sırasında) açısal sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açılı veya köşeli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka şeklinde, yuvarlak, dairesel. annular eclipse (astr). dairesel tutulma. annular tube (bot). halkalı damar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halkalı, halkalardan meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halka Sekli, halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanın pıhtılaşmasına engel olan ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) mafsallara ait articularly (z) mafsallara ait olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) mafsal ile birletirmek ; mafsallarla bitişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mafsallı; düzenli bir şekilde birbirine bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça beyan etmek, ifade etmek; telaffuz etmek, söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşüncelerini rahatça ifade edebilen; konuşkan. articulately (z). açıkça ifade ederek, kolay anlaşılır bir şekilde. articulateness (i) açıkça ifade etme kabiliyeti, belagat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mafsal, eklem, oynak yeri; bitiştirme; telâffuz; telâffuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. articulation

dil b. boğumlanma

Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Can ve yürekten istemek, temenni etmek.

2.Göreceği gelmek, özlemek, müştakı olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust after. long for. want. have a yen for. aspire. hanker. lust for. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust. to desire. to wish. to long. to hanker. to lust after/for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. to wish for. to long for. long. will. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr).sütlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çuha çiçeğinin bir çeşidi, ayı kulağı, (bot). Primula auricula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulağa ve işitme duyusuna ait; kulağa söylenmiş, mahrem olarak söylenmiş; kulaktan kulağa; (anat). kulak kepçesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulaklı veya kulak gibi kısımları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudundan alınan bir madde ile aşılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amca veya dayı gibi veya onlara mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] adaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Doğal bir sürecin laboratuar koşullarında ya da bilgisayar modeli kullanılarak sınanması.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Betül).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki kulaklı veya kulağa benzer iki uzvu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. iki hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. iki gözün de kullanılmasını icap ettiren; i sık sık coğ. aynı anda iki gözle bakılabilen dürbün veya teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L. biyoloji). Yumurta hücresi embriyon olmak yolunda iken morula’nın gelişerek içi boş bir toparlak şekline girmesi hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That stage in the development of the ovum in which the outer cells of the morula become more defined and form the blastoderm. early stage of an embryo produced by cleavage of an ovum; a liquid-filled sphere whose wall is composed of a single layer of cell

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early stage of an embryo produced by cleavage of an ovum; a liquid-filled sphere whose wall is composed of a single layer of cells; during this stage implantation in the wall of the uterus occurs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamed. poached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steaming. stewing sth in a covered pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buğuya tutmak, buğudan geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stew sth in a covered pot. to steam. mist over. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evaporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buharlanmak, buğulu hale gelmek, üzerinde buğu peyda olmak: Dışarıdaki sıcaklık birden düşünce otomobilin camları buğulandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mist over. to mist up. to fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mist over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

N foam; bubbles; froth; soapsuds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'princess' onboard the Saucy Mare; one of Captain Capacitor's crew RB: 1 C.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pınar, kaynak, çeşme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kaynak, pınar, çeşme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulamak, bulaştırmak, kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to besmear. to bedaub. to smear. to cover with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll sth in. to besmear. to bedaub with. to smear. mix. malax. lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. dim. muddy. cloud. darken. trouble. upset. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. cloud. to muddy. to roil. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to muddy. to stir up. cloud. dim. thicken. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanmış olan: Bulanık su, bulanık hava. Bulanık suda balık avlamak = Karışık vaziyetlerden faydalanarak menfaat temin etmeye çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddy. blurry. blurred. dim. cloudy. clouded. foggy. out-of-focus. dark. filmy. hazy. indistinct. mackled. misty. murky. troubled. turbid. cloudyly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. dim. fuzzy. hazy. milky. turbid. muddy. blurred. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. dim. out of focus. muddy. turbid. not clear. hazy. thick. nebulous. opaque. blurred. obscure. impure. clear as mud. dirty. as clear as ditch water. dreamy. foggy. muzzy. unclear. vague. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. cloudiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. blur. mackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Duru halini kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get muddy. to get dirty. to become turbid. to cloud over. to be nauseated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be upset. to get muddy / dirty. to become turbid. film over. thicken. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kusacak gibi bir duygu veren mide rahatsızlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickness. nausea. nauseation. qualm. queasiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickness. nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. infectious. transmitted. catching. corruptive. taking. zymotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catching. communicable. contagious. infectious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. infectious. catching. communicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicable disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious disease. communicable disease. contagion. infectious disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulaşmış olan, yemekte kirlenmiş kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty dishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash cloth. dishcloth. dishrag. wash rag. dish cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship with a bad bill of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulaşık yıkamayı iş edinmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher. pot walloper. scullion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scullery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagion. infection. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mess with. become entangled in. have one's hand in. have a hand in. be transmitted by. be contaminated by. catch. smear. rub on. be involved. get at. smudge. welter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smudge. to be smeared. to smudge. to be infected. to spread. to get involved in. to be embroiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be smeared to be spread by contagion. to be involved in an affair. catch. smudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. blurring. contamination. implication. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contamination. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infect. contaminate. transmit. involve. daub. dirty. smear. taint. bedabble. bedaub. besmear. blur. communicate. corrupt. drag. embroil. entangle. imbrue. implicate. inweave. propagate. slush. smudge. splodge. splotch. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contaminate. implicate. involve. smear. smudge. transmit. to smear. to smudge. to blur. to infect. to spread. to transmit. to communicate. to involve. to embroil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear. to infect. to spread. bedaub. besmear. communicate. contaminate. defile. embroil. implicate. propagate. smirch. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı bunçalayın)

1.Bu kadar, bu miktarda: Bunculayın işin ehemmiyeti yoktur.

2.Böyle, bu tarzda, bu halde. Bunculayın adam (yakın için olup, uzak için olan mukabili onculayındır, eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Burgu ile delmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore sth with a gimlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap edilebilir, sayılabilir; güvenilir, sağlam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesap etmek, hesaplamak; saymak; ayarlamak; ABD, (leh), niyet etmek, planlamak, tasarlamak; düşünmek; tahminde bulunmak; upon veya on ile güvenmek, dayanmak. calcula'tion (i). hesaplama, hesap; tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap yapan; ihtiyatlı, dikkatli; egoist çıkarcı. calculating machine hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap eden kimse; hesap makinası; hesap cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynısafa çiçeği, (bot). Calendula arvensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çançiçegi, (bot). Campanula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çan şeklinde, çan biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canbulat en-Naşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat’ı Sultan Kayıtbay’a sattı. Kayıtbay kendisine önemli görevler verdi. Halep ve Şam valiliğine kadar yükseldi. 1500 yılında sultanlığı ele geçirdi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Köpek Burcuna ait; Ağustosun en sıcak günlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vücuttan su çek meye veya vücuda ilaç zerketmeye mahsus tup veya boru; kanül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir katedral veya kilisenin danışma kurulu üyesi; (çoğ). böyle bir kurulun kanun veya nizamnamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kilise kurulu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teslim olmak; silâhları bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlı olarak teslim olma; silahları bırakma; özet, hulâsa; (çoğ). kapitülasyonlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit sicil defteri veya sicil dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Düşünülecek nokta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hücrelerle ilgili; hücreleri olan, hücreli. cellular structure hücreli bünye .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). daireye ait, daire şeklinde, yuvarlak; bir daire içinde hareket eden; dolaylı, dolambaçlı; belirli bir muhit ile ilgili; (i). sirküler tamim genelge. circuIarly (z). dairevi olarak. circular measure daire olçüsü. circular saw daire testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sirküler yollamak: sirküler halinde kaleme almak. circulariza'tion (i). sirküler yollama. circularizer (i). sirküler yollayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). deveran etmek dolaşmak, cevelân etmek; dağıtmak, elden ele geçirmek: dolaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). devir deveran dolaşım; (s). devreden, dolaşan. circulating library dışarıya kitap veren kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir, deveran, dolaşım cereyan; kan dolaşımı; tedavül, piyasadaki para miktan; kitap verme; dağıtım miktarı, tiraj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir ettirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşıma ait: kan dolaşımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafım dolaşmak; tavaf etmek. circumambula'tion (i). etrafını dolaşma. circumam'bulatory (s). etrafını dolaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köprücük kemiği gibi veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pıhtılaştırmak; pıhtılaşmak .coag'ulant (s). pıhtılaştıran. coagula-tion (i). pıhtılaşma. coag'ulator (i) pıhtılaştıran madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sohbet etmek, başbaşa vermek, konuşmak. confabula'tion (i). sohbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tebrik etmek, kutlamak. congrat'ulatory (s). tebrik mahiyetinde. congratula'tion (i). kutlama. CongratulationsI Tebrikler I Tebrik ederim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). polise ait; (i). polis teşkilâtı, zabıta kuvveti; jandarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rabıta; (gram). ingilizcede özne ve tümleci birleştiren be fiili; (müz). rabıta türünden kısa pasaj; (man). önermenin öznesi ile fiili arasındaki bağlantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bağlı, raptedilmiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cinsi münasebette bulunmak, çiftleşmek. copula'tion (i). bağlama, raptetme; cinsi yaklaşma; (man). bağ, rabıta. copulatory (s). bağlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rapteden, birleştiren, atfeden (uzuv veya kelime). copulative conjunction atıf edatı. copulative proposition (man). bağlayıcı önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alaca karanlığa ait (sabah ve akşam); (zool). alaca karanlıkta uçan (kuş, yarasa veya böcek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakao tanelerinin tozundan yapılmış bir çeşit şekerleme, (bk.) Çikolata (çikolata sözü Meksika dilinden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. gül = malûm çiçek, F. Ab = su) («gülâb» dan Arapça’laşmış).

1.Gül-suyu.

2.(tıp). Müshil gibi kullanılan bir şurup. (Fr. julep bundan gelir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Çulha.

2.Örümcek.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جولاه] dokumacı. 2.çulha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birikmek, biriktirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birikerek çoğalan, ilavelerle genişleyen, toplanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DAR-ÜL-ACEZE) (i. A.). Düşkünler, Acizler evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almshouse. poorhouse. hospice. hospital. union. workhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms house. common lodging house. hospital. pauper asylum. poorhouse. wretched inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişleri olan. denticulated (s). diş1i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). nüfusunu azaltmakveya boşaltmak. depopula'tion (i). halkın başka yere gitmesi veya afet sonucu nüfusun azalması veya tükenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (A.B.D)., argo Arap saçı gibi karıştırmak, altüst etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başka türlü göstermek, hislerini gizlemek, ikiyüzlüluk etmek. dissimulation (i). mürailik, ikiyüzlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmation. corroboration. affirmation. verification. correction. avowal. defence. defense. recognition. support. testification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmation. verification. confirmation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification. confirmation. confession. corroboration. protestation. redress. vindication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğruyu söylemek, hakikati kabûl ve itiraf etmek: İşte şimdi doğruladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. confirm. corroborate. attest. certify. verify. affirm. avouch. bear out. correct. homologate. justify. predicate. substantiate. support. sustain. testify. vouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. certify. confirm. corroborate. substantiate. testify. to confirm. to verify. to affirm. to bear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. confirm. to verify. to corroborate. to confirm. attest. certify. confess. correct. own. predicate. vouch for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(daphne mezereum): Dulaptalotugillerin örnek bir bitkisi olan bir ağaçcıktır. Yüksek yerlerde yetişir. Çiçekleri güzel kokuludur. Meyveleri kırmızımtıraktır. Yaprakçıkları ise, açık yeşildir. Kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Zona tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pıtrak): Bileşikgillerden; yol kenarlarında ve seyrek koruluklarda yetişen bir bitkidir. 1-1,5 metre boyundadır. Kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarından yapılan ilaçlar, romatizma ve nikris ağrılarını giderir. Mide iltihaplarını iyileştirir. Kökünden yapılan ilaçlar ise, deri iltihapları ve egzamanın tedavisinde ve karaciğer hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, hekimlikte kullanılan1 bir bitki (artium lappe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinsing. purifying. clearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse. rinse out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse. to rinse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rinse. to clarify. to percolate. to refine. to fine. to deposit. to clear. to clean. to settle. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Durulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. psikoloji). Duygusunu uyandırmak, duygulu hale getirmek, hislendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Hislenme, duygulu hale gelme, mütehassis olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hislenmek, iyi duygular edinmek, içlenmek, mütehassis olmak: Çocuğun o hali beni pek duygulandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be moved. to be affected. to be touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be affected. to be moved. to be touched. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Mermer gibi hâreli veya damarlı olarak boyamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birden bire söyleyivermek; atmak, fırlatmak, fışkırtmak. ejacula'tion (i). ünlem; (fizyol). dışarı atma, fışkırtma. ejaculatory (s). ünlem şeklinde, birdenbire, ani, fevri (söyleyiş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. hadım etmek, enemek, burmak; kuvvetten düşürmek; (bazı kısımları çıkarmak veya sansür etme yoluyla) edebi bir yazıyı hafifletmek; s. kuvvetten kesilmiş; efemine, erkekliği olmayan. emascula'tion i. hadım etme veya edilme; kuvvetten düşürme, kuv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rekabet etmek, geçmeye çalışmak; gıpta etmek, taklit etmek. emula'tion i. rekabet, benzemeye çalışma, gayret. em'ulator i. benzemeye gayret eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eş köşeli, eşit açılı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(mayasılotu): Sığırdiligillerden; çiçekleri beyaz ve menekşeye çalar renkte, yaprakları neşter şeklinde bir bitkidir. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Müzmin ishali keser. Nefes darlığını giderir. Göğsü yumuşatır. Bronşitte faydalıdır. Öksürüğü keser. Ağız, dil ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Karakafes denilen bitkinin bir adı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., with ile dostça tenkit etmek, uyarmak, ikaz etmek, nasihat etmek. expostula'tion (i). dostça tenkit,uyarma. expos'tula'tor (i). nasihat eden kimse. expos'tulator'y (s). tenkit veya ikaz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ders programı dışında kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ. lae) ,(astr.) güneş yüzündeki parlak nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çuhaçiçeğigillerden bir bitki cinsi. 2.Yabanî mercanköşk.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(güveyotu): Çuhaçiçeğigillerden; tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Kokusu güzeldir. Çiçekleri, beyazımtırak erguvan rengindedir. Dallarının ucunda, küçük demetler halinde bulunur. Yapraklarının altı tüylüdür. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde; terpinol, terpinin vethymol gibi kokulu maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, vücuda dinçlik verir. Nezleyi keser. Göğsü yumuşatır, öksürüğü giderir, balgam söktürür. Diş ağrılarını keser. Sinir bozukluklarını giderir. Görme zafiyetinde de faydalıdır. Midevi, yatıştırıcı ve spazm gidericidir. Yaralar için hazırlanan ilaçların bileşiminde vardır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. lae) (i)., (kim). nişasta fekül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytantersi, (bot). Ferula; çomak, asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -lae) (i)., (anat)., (zool). dizden aşağıdaki iki incik kemiğinden küçük olanı, kamış kemik, fibula; eski Roma'da elbiseyi tutturmak için kullanılan kancalı büyük iğne veya broş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, las, Iae) (tıb). fistül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boru şeklinde; (tıb). fistül gibi, fistüle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pamuk gibi top top olmak (bulut); topaklamak (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -lae, -las) (i). usul, kaide; reçete, tertip; (mat)., (kim). formül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). formüler; (ecza). kodeks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). formül halinde ifade etmek; kesin ve açık olarak belirtmek. formula'tion (i). formül şeklinde ifade etme, formül haline koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fular, kadın elbisesi yapılan desenli ince bir kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Farsça pûlâd’dan Arapça’laşmış) Çelik (Türkçe’de polat).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فولاد] çelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. ismi anılmak İstenilmeyen veya her kim olursa olsun kasdolunan şahıs ve şey: Filân adam geldi. Filân falân gidecektir diye tasrih etmeli. 2.Vesaire gibi bir mânâ ile de kullanılır: Sandık filân gibi eşyanız var mıydı? Yazı yazacağım filân dedi. Filin fıstık, filân festegiz — Şu bu, böyle böyle, daha neler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit ince ipekli kumaş, atkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foulard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffler. foulard. padding machine. padding mangle. impregnating machine. pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. cravat. neckerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i tel tel, lifli; i inişli çıkışlı arazilerde kullanılan ve ara baları kablo veya halatla çekilen şimendi fer hattı, füniküler funicular railway kab lo ile işleyen dag demiryolu ve katarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. biyoloji). Blastulanın bir noktasından çukurlaşarak iç içe hücre tabakası şekline girmiş hali. (bk.) Blastula.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An embryonic form having its origin in the invagination or pushing in of the wall of the planula or blastula on one side, thus giving rise to a double- walled sac, with one opening or mouth which leads into the cavity lined by the inner wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. under Invagination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a more general sense, an ideal stage in embryonic development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a gastrula. double-walled stage of the embryo resulting from invagination of the blastula; the outer layer of cells is the ectoderm and the inner layer differentiates into the mesoderm and endoderm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diz gibi mafsalları olan; diz gibi bükülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. söz söylerken el hareketleri yapmak, jestler yapmak. gesticula'tion i. jestler yapma. gestic'ulator i. konuşurken eliyle hareketler yapan kimse. gestic'ulatory s. jest kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, glandulous s. gudde gibi, guddeye ait. glandular fever öpüşme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklinde, küresel, kürevi; yuvarlardan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Macarların tas kebabı, gulaş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Susam, su.

Hazırlanışı : 1 kahve kaşığı susamın üzerine 5 damla su dökülür. Karıştırılıp göz kapaklarının üzerine sürülür. Yarım saat sonra ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taneli, tane tane olan; (tıb.) tanecikli, içinde tanecikler bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tanelemek, kabartmak; tanelenmek. granulation (i.) tane tane olma, tanelenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gülsuyu şişesi ki, ağzı dar olup sallamakla gülsuyu serpilir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars..) (Erkek İsmi) - Gülsuyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nefes kesen güzellikle. - Gül ve âfet kelimesinden oluşmuş birleşik bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. gılmân). Oğlan, erkek çocuk, köle, bende.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ غلام] köle. 2.genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Oğlan, uşak. 2.İran ve Hindistan’da (abd) kelimesi yerine kullanılmıştır. - Gulam Ali, Gulam İshak Han gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Osmanlı devrinde vergilerden alınan şahst hisse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boğaza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goulash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. gaalî). Pek ileriye varan coşkun takımı. Bilhassa bir mezhepte çok muhafazakâr ve mutaassıp zümreler için kullanılmıştır; Gullt-ı Şia = Şt? mezhebine mensup aşırılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غلات] dinde aşırıya kaçanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşi görülmemiş, şaşılacak, (bk.) HArik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. stupendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارق العاده] olağanüstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiş, taşıma; (d.y.) taşıma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yedi açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altı açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogey. apparition. spook. bogy. spectre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogy. specter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هيولا] ana madde. 2.zihinde tasarlanmış varlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yunanca’dan ki, o dilde madde demektir).

1.Eski filozoflara göre ilk madde ve hayal Alemi. 2.mec. Var sayılamıyacak kadar zayıf veya ehemmiyetsiz şahıs veya şey. 3.Ürkütücü, belli belirsiz karaltı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hayal veya ilk madde Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. heyûlâiyye). Heyûlâya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii'de kol hareketleriyle yapılan ve bir anlam taşıyan dans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Moğol hükümdarı olup, İran’da Moğol hanedanının kurucusudur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Jelâtin. Elmasiye gibi donmuş madde ki, başlıca etten çıkar, Fr. gelatine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ).

1.Bir şeyin en özlü ve kuvvetli kısmı, posası ve fazla şeyleri çıkarıldıktan sonra kalan özü. Ar. zübde: Süt hulâsası, et hulâsası.

2.Uzun bir bahis ve makalenin az sözle ifade olunan mânâsı, netice: Mazbatanın hulâsasını çıkarmalı; bu dilekçeyi hulâsa etmeli. Hulâsa-i kelâm = Sözün neticesi, Osm. netîce-i kelâm, elhâsıl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compendium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summary. résumé. extract. compendium. conspectus. digest. gist. precis. sum. summation. synopsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاصه] özet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاصهء کلام] kısacası, sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bazı dairelerde verilen dilekçelerin hulâsasını çıkarmaya memur kâtip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Kısaca, muhtasaran, hulâsa yoluyla. Az sözle: Maksadı hulâsaten yazmalı, ifade etmeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاصة] özetle, kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, pak; saf; kusursuz. immaculately z. lekesiz olarak,tertemiz bir halde. immaculateness, immaculacy i. lekesizlik, pak oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendisini iyi ifade edemeyen; meramını anlatmaktan âciz; anlaşılmaz; dilsiz; ifade edilmemiş; biyol. mafsalsız, oynak yeri olmayan. inarticulately z. meramım anlatamayarak, ifadeden âciz bir şekilde. inarticulateness i. meramını anlatamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hesaba gelmez, hesap edilemez; sayısız. incalculably z. hesaba gelmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kapsül içine kapamak, sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. özellikle 1500 tarihinden evvel Avrupa,da basılmlş kitaplar; baslı ilk kitaplar; bir şeyin başlangıç devirleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

,- ulate,- uliform s. huni şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşılamak; ağaç aşılamak; mec. aşılamak (fikir). inoculable s. aşılanabilir. inoculation i. aşı; aşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dalları bir araya gelip bitişmek (bedendeki damarlar); bir araya getirip bitiştirmek. inoscula'tion i. bir araya gelip birleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır.

Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmalı, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanmadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adaya ait, adaya özgü; adada yaşayan; ayrılmış; dar fikirli; tıb. adacıklar halinde olan. insular'ity i. dar görüşlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tecrit etmek, izole etmek, yalıtmak; ayırmak. insulating tape elek. izole bant. insula'tion i. tecrit, izolasyon. insulator i., elek. izolatör, fincan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (biyol.) hücrelerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (biyol.) bir birine bağlanmak; birbirinin arasına girmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) molekül içinde bulunan veya meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kasın içine zerkedilen, kasın içini etkileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) düzensiz, kuralsız, nizamsız, intizamsız; usule aykırı, yolsuz, usulsüz; çarpık, düz olmayan; başıbozuk (asker); (gram.) kural dışı; (bot.) simetrik olmayan, bakışımsız (çiçek, bitki); (i.), (ask.) başıbozuk kimse, çeteci. irregular'ity (i.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaka cinsinden, şakalı, şaka yollu; şakacı. jocularly z. şaka olarak. jocular'ity i. şakacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. boyna ait; boyun toplardamarıyle ilgili; biyol. balıklarda boyun yüzgeçleriyle ilgili; i. korunmasız taraf. jugular vein şahdamarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çok şiddetli tedavi uygulayarak gelişmesini durdurmak (hastalık), önüne geçmek, önlemek. jugula'tion i., tıb. gelişmesini durdurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kabukları sertleşmiş, eklemliler sınıfı: Yengeç ve ıstakoz kabuklulardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulakları ince, düzgün ve dik at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalization. compulsory purchase. confiscation. sequestration. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriation. nationalisation. compulsory purchase. nationalization. dispossession. impressment. socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyi satın alarak umuma mal etmek, istimlâk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. condemn. confiscate. dispossess. impress. sequestrate. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expropriate. nationalize. sequestrate. to nationalize. to sequestrate. to expropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expropriate. to nationalize. condemn. confiscate. enact. impress. socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumları meyvenin içinde bulunan bitkileri içine alan ve birçenekliler ile iklçeneklilerden meydana gelen şube.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir ülkede yabancılara verilen İmtiyazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çakala benzer bir cins hayvan ki, arslanın yediğinin artığıyle beslenmek için bu hayvanın arkası sıra gezdiğine inanılır. Fars. siyâh-gûş.

2.Vaktiyle sadrâzamın hizmetinde bulunan memur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden, çiçeklerin renkli taçyaprağı yerine kavuz denilen yeşil renkte yaprakçılar bulunan bitki takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Eğri külâhlı, çarpık başlık giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyükçe ve öne çevrik kulak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıvı daha kalın ve yoğun olmak: Pekmez, şerbet kaynadıkça koyulaşır.

2.Renk kararmak, daha koyu olmak: Bu çocuk büyüdükçe seçı daha koyulaşıyor. Bazı ağaçlar büyüdükçe yaprakları koyulaşır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to darken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıvıyı daha koyu va kesif yapmak: Şu pekmezi biraz daha koyulaştırmalı.

2.Bir rengi dahe koyu etmek, açıklığını gidermek: Bunun yeşilini koyulaştırıp sarısını açmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condense. congeal. enrich. thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızıl ile boz renkleri arasında bir çeşit renkte bulunan: Kula saçlı adam. Kula at = Kula donlu at, Farsö semend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kumral. 2.Sarışın, mavi gözlü. 3.Vücudu koyu sarı, kuyruğu ve yelesi siyah olan at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). İnsan iki kolunu açtığı vakit birinin ucundan diğerinin ucuna kadar olan mesafe ölçüsü ki, iki mimar arşını sayılır: Bu kuyunun sekiz kulaç derinliği vardır. Kulaç kulaç = Bol bol, ferah ferah, fersah fersah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom. stroke. crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kulaçla ölçmek (ekseriya derinlik için kullanılır): Bu kuyuyu kulaçladınız mı? Hızla yürümek (bu mânâ ile eskimiştir).

2.Denizde yüzmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke/crawl. to crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke. to swim a crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Düzkanatlılardan karnında çatal şeklinde iki uzantı bulunan bir böcek (forficula auricularia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone. conical hat. cone-shaped container. cornet. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conical hat. paper cone (used as a bag. coif. cone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hile ile, oyunla aldatmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Eski tarzda başlık ki, üzerine sarık sarılırdı, Fars. serpûş, Ar. kalensüve.

2.Bilhassa dervişlerin başlığı ki, ekseriya ucu sivri olur: Mevlevî külahı, külâh giymek. Hırka külah = Derviş kıyafeti. 3.Keçeden başka konacak hafif şey: Arnavut külahı, gecelik külâh.

4.Bir şeyin üzerini örtmeye mahsus ve ucu sivri şey: Minare külâhı, nargile külâhı.

5.mec. Hile, dolandırma: Bana külâh etti. Külâh-tabya = Sivri bir çeşit tabya. Külâh kapmak = Bir karışıklıktan faydalanıp kendi menfaatine uydurmak. Keçe külâh = Rütbesi kaldırılmış (vaktiyle rütbe ile beraber, onun alâmeti olan kavuğu da alınıp en alttaki keçe külâhla bırakılırdı). Gec külâh = Başlığını eğri giyen. mec. Nazlı, cilveli, edâlı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kula).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Külâh yapan ve satan adam.

2.mec. Hilekâr, dolandırıcı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külâh giyen, başında külâh bulunan: Külâhlı bir derviş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsan ve hayvanda işitmeye mahsus olan iki organ ki, başın iki tarafında bulunur. Ar. üzn, Fars. gûş: İnsan kulağı; at kulağı.

2.İşitme, Ar. sem’, sâmia: Kulağı ağır; kulak vermek.

3.Dinleme, dikkat.

4.Bir şeye bir ucundan bağlı parça, bir şeyin pahasını veya isim, ölçü vs. yi gösteren ilişikte bulunan kâğıt, bez, meşin parçası veya bir mektup ve telgraf vesaireye alıcı tarafından imza ve iade olunmak üzere bağlı ilmühaber kâğıdı: Bu vazoların kulağı düşmüş; kıymeti kulağında yazılıdır; götürdüğünüz tezkerenin kulağını imza ettirdiniz mi?

5.İçi kıyma vesaire ile dolmuş yassı hamur parçası: Kulak çorbası.

6.Kasatura ve bıçak gibi kesici Aletlerin kabzasının başındaki çatal çıkıntı: Sivri, yassı kulaklı bıçak. Kulak asmak = Dikkatle dinlemek, söylenilen sözü kabûl etmek: Kendisine söyledim, nasihat verdim kulak asmadı; benim sözüme kulak asmaz. Ağır kulak = Kolay işitmez, sağırca. Eşekkulağı = Bir cins bitki. Ayıkulağı = Yer şakayıkı. Eli kulağında = Hazır. Kulak uğultusu = Aslı olmaksızın kulakta hâsıl olan uğultu ve ses. Kulak, gözkulak olmak = Dikkatli davranmak. Balık kulağı = Balığın kulağa benzer organı ki, teneffüs için suyu oradan alır, tarak. Kulak bükmek = Tavsiye ve ihtar etmek, aklına getirmek. Kulaktozu (doğrusu kulakdozu) = İnsan kulağının aşağı sarkan yumuşak yeri ki, küpe buraya takılır. Can kulağı ile dinlemek = Gayet dikkatle dinlemek. Çıkrıkçı kulağı Bir çeşit demir kalem. Kulak çınlamak, kulağı çınlasın. = bk. Çınlamak. Denizkulağı = Bir cins bitki. Kulağıdelik = HAdiseleri kolayca duyabilen, uyanık insan. Devede kulak = Nisbeten büyük şey, büyük bir şey yanında pek küçüğü. Şeytanın kulağına kurşun = Şeytan işitmesin, nazar değmesin (gıpta edilecek bir hâl için söylenir). Tavşankulağı = Bir ot. Kulak tutmak := Dinlemek, dikkat etmek. Kulak doldurmak = Dinlemek, kandırmak, inandırmak. Kulak dolgunluğu — Çok işitmekle elde edilen bilgi. Kulağakaçan Çabuk yürüyen kulağı çatal bir küçük kara böcek. Kulak kabartmak = Renk vermeksizin dikkatle dinlemek, gizliden kulak vermek, kulak misafiri ölmek. Kabakulak = Bir çeşit hastalık. Karakulak = Postu kürk yapılan ve arslanın artığını yediği söylenen bir cins vaşak, Anadolu vaşağı. Kalemkulak = Bazı atların kesilmiş kalem biçiminde küçük ve güzel kulakları. Kuzukulağı = Sebzeden sayılan mayhoşça bir cins yaprak. Kulak kıkırdağı = Kulağın baştan dışarı olan çıkıntısı. Kulağa koymak = İhtar, tavsiye etmek: Bu işi kulağa koymuşlar. Keçikulağı = Kuzukulağıntn bir çeşidi, sebze gibi kullanılan mayhoşça yaprak. Kellekulak = Vücut, kılık, çalım. Kulağa küpe = Dikkatle işiterek ezberlenen söz: Bu söz kulağınızda küpe olsun. Kulağa girmek = Dikkatle dinlenmek: Onun kulağına söz girmez. Bir kulaktan girip bir kulaktan çıkmak = İşitip dinlememek. Kulak kirişte olmak = İşitmek üzere dikkatli olma, daima uyanık bulunmak. Kulak misafiri olmak = Renk vermeksizin söylenilen sözlere kulak verip işitmek: Bir şey konuşuyorlardı, ben de kulak misafiri oldum. Kulak vermek = Dinlemek. Yerin kulağı var = Bir şey ne kadar gizli


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aural. ear. lug. oto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. lug. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulak ağrısı başka bir hastalığın belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi, ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak külde pişirildikten sonra ufalanır. Üzerine 1 kahve kaşığı zeytinyağı ilave edilip, karıştırıldıktan sonra kulak deliğine sokulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir. İltihabın neden olduğu kulak akıntılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : Kulağa günde 2 kere birer damla saf sirke damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Basit kulak çınlamalarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : 2 su bardağı sirke kaynatılır. Çıkan buhar kağıttan bir huni yardımıyla kulağa verilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.

- Ortakulak İltihabı : Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.

- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı : Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir. Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından açılabilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, havlu.

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı zeytinyağı ısıtılır. Ilıdıktan sonra kulak borusuna 3 damla konup ılık bir havluyla kapatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earlobe. lobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eavesdropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earplug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear splitting. harsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulak, burun ve boğaz hekimi (halk tâbiri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalpte kanı karıncıklara veren iki boşluğun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium. auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Türkçe «kulak» ile Fars. «çîn» den mürekkep yanlış tâbir). Bazı takke ve külâhların kulakları örtmeye mahsus uzantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kulakları veya uzun kulakları olan: Uzun kulaklı; kesik kulaklı.

2.Bir bıçak çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having ears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Soğuktan korumak için kulağa geçirilen kumaştan kılıf.

2.Portatif radyoların, telefon veya telsiz cihazlarının kulağa tutulan kısmı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. headset. earpiece. earphone. deaf-aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earphone. earflap. earlap. headphones. headset. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. earphone. earflap. earlap. earpiece. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağı kesik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast. paederast. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anayurdu Asya olan at ile eşek arası görünüşte yabanıl bir at türü. 2.İki, üç yaşında dişi tay, kısrak. 3.Zafer kazanmış kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (çengel demek olan «küllâb»dan imen.). Tımarhanede delileri zapt ve idare eden hademe. Halk dilinde: Deli güllâbicisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulation

kümelenme

Yığılma, biriktirme, toplanma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. cumulatif

kümeli

Birikmiş, katılmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaş ve ıslak bir şeyi silip kuru etmek, silmek. Yıkandıktan sonra saçınızı iyice kurulanmalısınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to wipe dry. mop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi vücudunun ıslaklığını gidermek, silinmek: Banyodan çıkınca iyice kurulanmak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرون اولی] ilkçağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşkuya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şüphelenmek, tasalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get suspicious. doubt. to smell a rat. suspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. encase. tin. to case. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden bir bitki; yaprakları salata olarak kullanılır (rumex acetosa).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rumex): Karabuğdaygiller familyasından; nemli kırlarda yetişen, genellikle bir kaç yıl yaşayan, yeşil veya firfiri renkte orsu bir bitki cinsidir. Yaprakları hafifçe kabarık ve geniştir. Meyveleri üç köşeli veya yassıdır. Yurdumuzda yetişen türleri; Labada, büyük kuzukulağı, küçük kuzukulağı gibi çeşitleridir. Ev ilaçlarında büyük ve küçük kuzukulağının yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ile salata yapılıp, yenir. İdrar söktürür. Mide şişkinliğini giderir. Egzamalar üzerine kompress yapılır. Romatizmalılar, böbreklerinden hasta olanlar, yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Koyun yavrulamak.

2.Meyve yanında kendi cinsinden bir küçük tane çıkarmak.

3.Cetvel çiziğinin yanında bir ince çizik veya gölge olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lamb. to give birth to a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuzu gibi uysal ve zararsız hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become as gentle as a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mercimek şeklinde; iki yüzü dışbükey mercek şeklinde; merceğe ait. lenticularly z. mercek gibi eğri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Göz bebeği.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. leke, nokta, benek (güneş veya deride).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lekelemek, kirletmek. macula'tion i. leke, lekeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benekli, lekeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Doğrudan vârisi olmadığı halde ölenlerin evkafa ait mirasları. Mahmûlât dairesi = Bu çeşitten emlâke bakan daire, mahlûlât müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mahsul). Mahsuller, (bk.) Mahsul,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (I. A. c.). Akıl ile bilinir ve nakle dayanmıyan meseleler, ilimler ve bahisler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معقولات] aklî bilgiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mâmûl). Mamûller. (bk.) MAmûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

products. manufactures. manufacture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معمولات] imal edilenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. el ile işletmeye ait; eski Roma ordusunda altmış veya yüz yirmi erden ibaret olan bölüğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulation

yönlendirme

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkileme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. el ile işletmek, hünerle işletmek veya yapmak, ustalıkla idare etmek, manevra yapmak; hile karıştırmak. manipula'tion i. el ile işletme, idare; manevra, dalavere, hile manip'ulative, me nip'ulatory s. el ile işletme kabilinden; dalavereci manip'ula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Manipleyi kullanan kimsa.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. manipulateur

yönlendirici

İnsanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde bilinçli ve amaçlı olarak etkileyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Budala, alık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kaydetmek; öğrenci olarak kaydedilmek (bilhassa üniversiteye). matricula'tion i. öğrenci kaydı; ing. olgunluk imtihanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Böcek veya meyve ile beslenerek ağaçlar üzerinde yaşayan ve en çok sıcek bölgelerde görülen memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meçhuller, bilinmeyen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهولات] bilinmeyenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. c.) Nakl İle bilinen, nakle ve rivayete dayanan bilgi, naklî ilimler, zıddı: mâkulât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. me’kûl). Me’kûller, yiyecekler, (bk.) Me’kûl.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midede duyulan ve insana kusacak gibi bir duygu veren hale bulantı denir. Nedenleri çok çeşitlidir. Yemeklerin mide ve bağırsaklarda gereği gibi hazmedilmemiş olması, mide, bağırsak, safra kesesi, karın zarı veya böbreklerde iltihaplanma, mikroplu hastalıklar, sigara tiryakiliği, alkoliklik ya da sinir bozukluğu mide bulantısına neden olabilir. 1-2 gün içinde geçmezse, doktora başvurmak gerekir. Mide ve bağırsak bozukluklarından kaynaklanan mide bulantılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, limon.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 çorba kaşığı nane ve orta boyda bir limonun kabukları konup, 10 dakika kaynatılır. Süzüldükten sonra 1 çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea. qualm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hesap etmek. miscalcula'tion i. yanlış hesaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modül gibi; modülle yapılmış, modüle ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. konuşma ve şarkı söylemede ses perdesini icabına göre değiştirmek; yumuşatmak, hafifleştirmek, tatlılaştırmak (ses); makam ile söylemek; radyo modüle etmek. modula'tion i. tadil, hafifletme, hafifleme; müz. modülasyon, geçiş; fiz., radyo taşıyıcı bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. moleküle ait, moleküllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek gözlü; tek gözle kullanmaya mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek molekül kalınlığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. biyoloji). Yumurta hücresinin gelişmesi sırasında aldığı ilk şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sphere or globular mass of cells , formed by the clevage of the ovum or egg in the first stages of its development; called also mulberry mass, segmentation sphere, and blastosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Segmentation. a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suç tespiti için kalıp veya iz alma; mulaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lûb.dan masdar) (c. mülâabât). Oynaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten masdar).

1.Benzeyen iki şeyin biribirinden farkolunamayıp karışması, Ar. iltibâs.

2.Münasebet: Bu mülâsebetle; akrabalık mülâbesesiyle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taneleri üstünde bulunan yani harmanda döğülmemiş arpa sapları: Hayvana mülâgama yedirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iahz»dan masdar) (c. mülâhazât).

1.Dikkatle bakma.

2.İyice düşünme: Bu işi iyi mülâhaza ettiniz mi? İşi mülâhaza etmeden konuşmamalı. Mülâhazasiyle = Fikriyle, fikrine dayanarak, düşünerek: Yağmur yağar mülâhazasiyle muşambayı giydim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. considered though. consideration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapacağını veya söyleyeceğini etrafıyla düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşüncesizlik, tedbirsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mülâhazalar, düşünceler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considered thoughts. observations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank space (on a printed form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok şişman (Arapça aslı: lâhim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mülâhhasa). En iyi kısmı ve ehemmiyetli noktaları alınıp lüzumsuz tarafı çıkarılarak hulâsa edilmiş olan, kısaltılmış: Mülâhhas bir eserdir; o mazbatanın mülâhhası budur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir şeyin balmumu, alçı gibi bir madde ile alınan kalıbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking an impression. moulage. cast. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «lika» öan masdar). Buluşma, birleşme, görüşme: İki imparator filân yerde mülâkat edeceklerdi; aralarında mülâkat olacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. interview görüşme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «lika» dan if.) (mü. mülâkıyye). Buluşan, kavuşan, görüşen: Babasına mülâkî oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(la ince) (I. A. «lakab» dan imef.) (mü. mülakkabe). Lâkaplanmış, lâkaplı: Barbaros lakabiyle mülakkap Hayreddin Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lems» ten masdar). Biribirine dokunma, temâs etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüsûk» tan if.) (mü. mülâsıka). Bitişik, yapışık, yanyana bulunan, yanaşık: Deri, ete mülâsıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lutf» tan masdar).

1.Lutf ile muamele.

2.Latife söyleşme, şakalaşma: Mülâtafa yoluyla bir şey söyledi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lutf» tan if.) (mü. mülâttıfa) (c. mülattıfât) (tıp). Yumuşatıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz ile zenci melezi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «le’m» den masdar).

1.Uygunluk, muvafakat.

2.Yumuşaklık.

3.Kabızlığın aksi: Mülâyemet verrecek bir ilâç almalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «le’m» dan if.) (mü. mülâlme).

1.Uygun, muvafık, uyar: Akla mülâyimdir.

2.Yavaş, yumuşak: Pek mülâyim adamdır; mülâyim tabiatli. 3.inkıbâzı, kabızlığı olmayan: Daima mülâyim olmaya dikkat etmeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tender. sweet-natured. sweet-tempered. bland. dovelike. pliable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bland. clement. mild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uygun, muvafık. 2.Yumuşak huylu, yavaş kimse. Pekliği olmayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temperateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan masdar).

1.Bir şeye veya şahsa ayrılmaz surette katılma.

2.Devam, bir işe sarılıp onunla uğraşma: İki yıldan beri bir eser yazmaya mülâzemet ediyor.

3.(eskiden) Bir göreve geçmek üzere bir daireye maaşsız devam ve hizmet etme, staj: Filân keleme mülâzemet ediyor; üç sene mülâzemetten sonra memuriyete geçti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan if.) (mü. mülâzıme).

1.Bir yere veya bir şahsa yapışıp ayrılmayan.

2.Bir sınıf veya heyete dahil olmak maksadiyle maaşsız devam ve hizmet eden, staj gören: Filân kalemde mülâzımdır. Şûrây-ı devlet mülâzımı = (eskiden) Üye namzedi. 3.(askerlik) MGIIzım veya müllzım-ı sini yahut ikinci mülâzım s Teğmen. Müllzım-ı evvel yahut birinci mülâzım = Üsteğmen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Stajyerlik.

2.Teğmenlik.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. çok hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adali, kasa ait; adale ile yapılan; adaleli, kuvvetli. muscularity i. kasların iyi gelişmiş olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜŞKİLAT) (i. A. c.). Güçlükler, zorluklar, müşküller, (bk.) Müşkül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulties. problems. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1Birkaç sert çekirdeği olup sonbaharda yetişen bir meyve. Türkçe’de yabanisine «döngel», bahçede yetişenine «ezgil» ve iri bir cinsine «beşbıyık» denir. mec. Buruşuk ve sevimsiz şey hakkında kullanılır: Muşmula suratlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinçli bir haberi bildirmek, müjdelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell the good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Mülâyim olmayan, uymaz.

2.Sert, çetin.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kayık şeklinde. navicular bone anat. sandal kemik (el ve ayak bileğindeki). navicular disease atların topuk kemiğine arız olan bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nebülöz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) astr. pek uzak olduğundan bulut gibi görünen yıldızlar yığını, nebula; tıb. gözbebeğine arız olan duman. spiral nebula sarmal yapılı yıldız takımı, spiral nebula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulut gibi görünen yıldız kümesine ait. nebular hypothesis güneş sisteminin aslında bulut şeklinde bir madde yığınından ileri gelmiş olduğu varsayımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukurlanmak, oyulmak, çukur çukur olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) göze ait, gözle görülür, gözle ilgili; (i.) teleskop veya mikroskopta göz merceği, oküler. ocularly (z.) gözle görülür şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - On bulak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Onun gibi, ona göre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanetle ilgili; anlaşılmaz veya gizli anlamı olan; hikmetli; muğlak; hayret verici, harikulade. oracularly z. kehanet olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küre şeklinde, küresel, yuvarlak; bot. daire biçiminde, dairemsi (yaprak). orbiculate s. yuvarlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kulak zarının arkasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ortak özellikleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağıza ait; öpüşe veya öpmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., şaka öpmek; değdirmek; geom. hiç olmazsa üç noktanın birbirine dokunmasını sağlayacak şekilde temas etmek; biyol. ortak özellikleri olmak. oscula'tion i. öpme, öpüş. osculatory s. öpmeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nüfusun yüzölçümü ve olanaklara göre fazla olması veya büyük bir hızla artması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., anat. yumurtlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumurtlama; yumurtalık içinde yumurtacıkların oluşumu; yumurtacıkların yumurtalıktan dışan çıkmaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballot. ballot paper. voting paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express delivery. express messenger. first class mail. special mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express delivery. express messenger. first class mail. special mail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gül ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Özpolat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -lae), papule (çoğ. -s) i. kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belirli, muayyen, özel, hususi, has, mahsus; her bir; zata mahsus, şahsi; dikkate lâyık; titiz, meraklı, dikkatli; ayrıntılı, teferruatlı, etraflı; huk. ferdi, mahalli, kısmi;i. madde, tafsilâtın bir maddesi, husus; çoğ. ayrıntılar, tafsilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin kendisini belirli fikir veya partiye adaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı ayrı söylemek veya göz önünde bulundurmak; ayrıntıları ile anlatmak, isim zikretmek, şahıslar üzerinde durmak. particularization i. ayrı ayrı mütalaa etme; isim zikretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iç etmek, zimmetine geçirmek. peculation i. zimmetine geçirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bite ait. pediculosis i. bitlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarımada. peninsular s. yarımadaya ait. Peninsular Campaign Gelibolu muharebesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şurasını burasını gezmek, dolaşmak; etrafını gezmek; gözden geçirmek, teftiş etmek. perambu la'tion i. gezme, dolaşma. perambulator i., ing. çocuk arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dikey, şakuli, düşey, amudi; mim. amudi tezyinat tarzına ait; dik, doğru; i. dikey çizgi, şakuli hat; şakul ipi, dikey doğrultusunu gösteren alet; dik duruş. perpendicular'ity i. dikey oluş, şakuliyet; amudiyet. perpendicularly z. dikey olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. huysuz, ters, titiz, alıngan, sinirli. petulance, -cy i. terslik, huysuzluk. petulantly z. huysuzca, titizlikle, alınganlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kefaret eden; kefarete muhtaç, günahkâr; suçlu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halk, avam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. herkes tarafından sevilen, popüler, revaçta olan;avama mahsus, halka ait; herkesçe anlaşılabilir; halkın kesesine elverişli, ucuz. popular election herkesin oyunu kullanabildiği seçim. popular front pol. faşizme ve gericiliğe karşı gelen ve gösterilerd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. popularité

tutulma

Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popularity. vogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halkın rağbet edeceği şekle sokmak; halka hitap etmek; herkesin anlayacağı şekle sokmak. populari za'tion i. halkın benimseyeceği şekle sokma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. population

1. varlık,

2.nüfus

1. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı.

2.Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nüfuslandırmak, şeneltmek, meskun hale getirmek; bayındırlaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nüfus, şenlik; ahali, sekene; iskân. exchange of populations ahali mubadelesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semizotu, bot. Portulaca sativa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talip olan kimse; bir şey üzerinde hak iddia eden kimse; namzet, özellikle papazlığa namzet kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. mantık ve matematik). Bir ilmin kuruluşunda temel vazifesi olmakla beraber mütearifeden daha az olan ve tarif edilmeyen iptidaî gerçek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postulat

man. ve mat. ön doğru

1. man. Bir bilimin kuruluşunda temel görevi görmekle birlikte belikten daha az olma ve tanımlanmayan ilkel gerçek.

2.mat. İspatsız kabul edilen önerme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. talep etmek, istemek, dilemek; ispatsız olarak ifade etmek, kaziye diye kabul etmek; var saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. önerme, kaziye, ispatına lüzum görülmeden kabul edilen mesele; kabulü zaruri olan esas, her şeyden evvel lâzım olan şart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çelik. (bk.) Polat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پولاد] çelik, polat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik fabrikası, çelik yapılan yer. (bk.) Polat-hâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پولاد] çelik, polat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üremek; üreyip kaynamak; dallanıp budaklanmak; türemek. pullula'tion i. üreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s., tıb. sivilceler hâsıl etmek, kabarcık haline girmek; s. sivilce dolu. pustulant i. sivilceler hâsıl eden bir ilaç. pustular s. sivilcelerle dolu, sivilce kabilinden. pustula'tion i. sivilce hâsıl etme, sivilcelenme; sivilce, kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kullanılan şekli: pusla, i. bussola). Dünyanın kutuplarındaki mıknatıslık sebebiyle daima kuzeye doğru dönen bir ibre vasıtasiyle yön tayinine yarayan Alet. Pusulayı şaşırmak = mec. Ne yapacağını bilememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hatırda kalması veya birine hatırlatılmak istenen bir şey yazılmış küçük kâğıt, küçük tezkere.

2.Bir hesap ve alış veriş hülâsası yazılı kâğıt: Pusulasını gönderin, parasını vereyim.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. bussola

yön belirteci

Üzerinde kuzey güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön tespit etmek için kullanılan kadranlı araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compass. chit. note. scrip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. compass. reminder. slip. note. slip of paper. compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compass. line. slip. tag. note. memorandum. bill. nillet. leaflet. letter. account. billet. debenture. scrip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. dişli dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fix an appointment with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rebî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) özetlemek. recapitula'tion (i.) özet. recapitulatory (s.) özetleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) muntazam, nizamlı; kurallı, usule uygun, kaideye muvafık; (mat.) kenar ve açıları birbirine eşit; (bot.) muntazam; (ask.) nizami (asker); (i.) Katolik manastır sistemine mensup rahip, Katolik papazı; nizami asker; ABD siyasi partiye sadık o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) intizama koymak, düzenlemek, usulüne uydurmak. regulariza'tion (i.) tanzim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régulation

1. ayarlama,

2.düzenleme

Düzene koyma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nizama sokmak, tanzim etmek,düzenlemek, yoluna koymak, uydurmak; ayar etmek. regula'tion (i.) nizam, tanzim, düzen; kanun, talimat, astüzük; (çoğ.) tüzük, yönetmelik. regulative (s.) tanzim edici. regulator (i.) düzenleyici şey veya kimse; saat r

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Düzen veren tertibat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régulateur

1. fiz. düzenleyici,

2.ayarlayıcı

1. fiz. Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç.

2.Ayar veya düzen veren şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor düzenleyici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor. controller. control gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağ şeklinde, ağ gibi, karışık, dolaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. ağ şekline koymak; şebeke gibi göstermek veya yapmak; s. ağ gibi, şebekeli; bot. ağsı, retikulat. reticulation i. şebekeleşme, ağ gibi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. nağmeleme; içine dolma içi doldurulup pişirilen ince et dilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ploughshare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (coğ. -lae) anat. kurek kemiği, skapula. scapular s. kürek kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. bazı tarikat keşişlerinin giydiği kolsuz gömlek; bazı tarikat mensuplarının giydiği uzun hamail; çoğ. kuşların omuzunda biten tüy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. süpürge şeklindeki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. çukurları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sıraca illeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sıracaotu familyasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dünyevi, cismani; layik, dini olmayan, ruhani olmayan; manastır sistemine bağlı olmayan; yüz yılda bir vaki olan, asırlık; asırlarca süren; i. mahalle papazı. secularly z. layikçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cismanilik, dini mahiyeti olmayan işlerle meşguliyet; layiklik secular'ity i. cismanilik, dünyevilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. layikleştirmek, dünyevileştirmek. seculariza'tion i. manastır sisteminden kurtarma; vakfı mülke çevirme; dini tesirden uzaklaştırma, layikleştirme, layikleştirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. secularist

fel. dünyacı

Dünyacılık yanlısı kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. secularism

fel. dünyacılık

Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) pek ince testere dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yassısolungaçlılardan bir bölüm.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -cra) suret, hayal; hafif benzeyiş, taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simulation

1. benzetim,

2.öğrence

1. Taklit etme, benzerini yapma.

2.Öğrenmek amacıyla benzerini yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek, taklidini yapmak. simulation i. taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simulateur

öğrencelik

Gerçeğe uygun yapay öğrenme aygıtı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız, tek, ayrı, münferit; eşsiz, müstesna; gram. tekil, müfret; bambaşka, görülmemiş, tuhaf, garip; i., gram. tekil kelime; tek şey .singularity i. tuhaflık, garabet; özellik, hususiyet, dikkati çeken şey. singularly z. müstesna olarak, fe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özelliğini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. circulation

1. ekon. dolanım,

2.anat. ve ekon. dolaşım

1. ekon. Alışveriş ve hizmet karşılığının ödenmesini sağlamak üzere paranın el değiştirmesi. 2.anat. Kan dolaşımı.

3.ekon. Para ve para yerine geçen bono, senet vb.nin geçerli olması, sürümde bulunması.

4.ekon. Mal veya paranın elden ele dolaşması, dolanım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

questioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisition. interrogation. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogation. cross-examination. to grilling. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross-question. question. interrogate. examine. query. give a grilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogate. to interrogate. to question. to grill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to grill. to cross-examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be interrogated. to be grilled. to be cross-examined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spatula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling knive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An implement shaped like a knife, flat, thin, and somewhat flexible, used for spreading paints, fine plasters, drugs in compounding prescriptions, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palette knife, under Palette. a hand tool with a thin flexible blade used to mix or spread soft substances a turner with a narrow flexible blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small implement with a broad, flat, flexible balde that is used to mix plasters, elastomers and similar substances Artists' spatulas are usually finer and more flexible, while cement spatulas are stouter and stiffer. Ground and polished fingers of soft

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mablak, spatula; tıb. dilbasan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. spatula şeklindeki, kaşık biçimindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. görülmeye değer, harikulade; i. hayret verici manzara. spectacularly z. harikulade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. speculum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayna gibi, aynaya ait; tıb. speküloma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düşünmek, mütalaa etmek, zihninde tartmak; tic. spekülasyon yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihnen tartıp tahlil etme, fikren mütalaa, üzerinde düşünme; kurgu; spekülasyon; oyuncuların birbirinden koz satın aldıklan bir tür iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünüp tasavvur eden; mali spekülasyonla ilgili; tehlikeli, rizikolu. speculatively z. zihninde tartarak. speculativeness i. zihinde tartma. speculator i. spekulator, vurguncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tic. spekülasyon niteliğindeki; derin düşünme mahiyetindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Daha sonra pahalı satmak İçin bir malı geni; ölçüde alıp saklama: Demir spekülasyonu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spéculation

1. tic. vurgunculuk,

2.saptırma,

3.fel. kurgu

1. İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak haksız kazanç sağlama.

2.Saptırmak işi. 3.Uygulamaya geçmeyen yalnız bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation. spec. adventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spéculatif

1. fel. kurgusal,

2.tic. saptırıcı

1. Kurgu ile ilgili. 2.İleride doğabilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak gelir sağlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Spekülesyon yapan.’

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spéculateur

tic. vurguncu

Para dalgalanmalarından yararlanarak kolay yoldan kazanç elde eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. undertaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince veya iğne gibi şey; zool. iğne, spikul. spicular, spiculiform s. iğne şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sporla üreyen bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla donanmış; küçük yıldız gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. uyarıcı, muharrik, canlandırıcı, tahrik ve teşvik edici, uyandırıcı; i.uyarıcı veya muharrik şey; k.ili. alkollu içki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uyarmak, teşvik etmek, tahrik etmek, harekete geçirmek, kamçılamak; tembih etmek; elektrik kuvvetiyle veya alkollü içki ile harekete geçirmek.stimulation i. uyarım, teşvik, tahrik. stimulative s. uyandırıcı, canlandırıcı, muharrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şart koşmak, maddeler halinde belirtmek, kayıt ve şarta bağlamak; söz vermek, garanti etmek, taahhüt etmek; anlaşmak. stipulation i. şart, madde; şart koyma, taahhüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak; tıb. düğümlemek (bağırsak), sıkıştırmak (damar). strangulated hernia boğulmuş fıtık. strangula'tion i. boğma, boğulma; düğümlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (jeol.) ince tabakalardan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cırlamak. stridula'tion i. tiz ses, cırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kulak altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. kürek kemiği altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. biz şeklindeki, sivri uçlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Suyu çok, batak: Sulak yer, sulak tarla.

2.Kuşlar için su konulan küçük kap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watery. wet. water through. water bowl. marshy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-watered marshy. watery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soy, zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. lineage. stirps. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. line. lineage. descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. line. ruling house. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Toprağa su verme, Ar. iskaa, irvâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watering. irrigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrigation. watering. quenching. quench. sprinkling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Su vermek, Osm. iskaa, irvâ etmek: Bu mevsimde ağaçları gün aşırı sulamak lâzımdır.

2.(mec. argo): Parayı peşin vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water. sprinkle. irrigate. hydrate. quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

douse. water. to water. to irrigate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to water. to irrigate. to quench. to temper. to harden. sprinkle. flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diluting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diluting with water. dilution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su vermek, yaş ve nemli yahut çok sulu etmek. Ağız sulandırmak = Ağzın suyunu akıtmak, imrendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. to water down. to make watery. to dilute. to water sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilute sth with water. to water down. to dilute. to thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sulanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sulu hâle gelmek, su salıvermek.

2.Suyu çoğalmak.

3.Sulamak işine konu olmak: Tarla sulandı.

4.(argo) İmrenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become watery. water. get fresh with smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become watery. to be watered. to flirt. bother. to become silly or too familiar. to be irrigated. to water. to get fresh with. to slaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become watery / dilute / thin. to delinquesce. to be watered / irrigated. for a man to make improper advances to a woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at about. around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Salı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Üçlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Üçlü, üç şeyden meydana gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Su döktürmek, su serpiştirmek, ıslattırmak: Şu taşlığı sulatsanız epeyi serinlik verir.

2.Toprağa su verdirmek, Osm. iskaa ve irvâ ettirmek: Bahçeyi sulattınız mı? Şu ağaçları suletmalı.

3.(mec. ve argo): Parayı peşin, verdirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb water (a plant or animal. to have sb irrigate (an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become overly familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok moleküllü; molekülden daha karmaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Anlaşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya bir prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kınlamaz, görüntü retinada tanı odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olarak kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denize dalıp gözlerimizi açtığımızda etrafı bulanık görürüz ama deniz gözlüğünü takınca her şey netleşir. Analşılıyor ki, gözümüzün önünde deniz gözlüğünün içindeki hava olmadıkça, suyun içinde görme işlevinde bir aksama olmaktadır.

Gözümüzün dışbükey şeklindeki dış yüzeyi sadece bir mercek görevi görür. Bu mercek olmadan gözümüz ışığı alıp, arka taraftaki retina tabakasına odaklayamaz. Yani gözümüzün dışı bir görme elemanından ziyade, görüntünün ince ayarını yapan basit bir mercektir.

Işık, havadan suya veya prizmanın içinden geçerken olduğu gibi, farklı yoğunluktaki cisimlerden geçerken kırılır. Bunu biliyoruz. Gözümüzün yoğunluğu ve dışbükeyliği öyle ayarlanmıştır ki, gelen ışık kırılma sonucunda gözümüzün arkasındaki retinada odaklaşır.

Işığın sudaki hızı, gözümüzü geçerkenki hızı ile yaklaşık aynıdır. Ancak suyun yoğunluğu farklı olduğundan buradan gelen ışık, havadan gelecek ışığa göre yoğunluğu ayarlanmış gözümüzde tam kırılmaz, görüntü retinada tam odaklaşamaz ve suyun altında cisimleri flu görürüz.

Eğer su ile gözümüz arasına bir cam koyar ve arkasında havanın bulunduğu bir boşluk bırakırsak, sudan havaya geçen ışık oradan gözümüze gelerek normal olaraka kırılır ve görüntü de retina da net olarak odaklaşır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gökte süzülen ay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. masa şeklindeki, masa gibi düz; cetvel şeklindeki; cetvele göre hesap olunmuş. tabularly z. masa şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. üzerine hiç yazı yazılmamış levha; yeni doğan çocuğun hiç bir eser taşımayan beyni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tabooed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. cetvel haline koymak; s. üstü düz; tabaka halindeki. tabula'tion i. cetvel haline koyma. tabulator i. cetvel haline koyan kimse veya alet: cetvelleyici, tabulatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahavvül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahayyül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get title to a piece of land. to issue a title deed for a piece of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüteyla, bir çeşit büyük örümcek, zool. Lycosa tarentula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TATÜLE) (i. Hinçte’den). t. Hint baharatından bir cins ceviz, cevz-i mâil.

2.mec. Ağza alınmaz, yenmez ve içilmez, lezzetsiz şey: Bu, tütün değil tatula.


Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(boru çiçeği): Patlıcangiller familyasından; 3 - 100 cm boyunda, dik gövdeli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları saplı, büyük, oval ve kenarları tam, az girintili veya lopludur. Çiçekleri beyazdır. Meyvesi, çok tohumlu bir kapsüldür. 10 kadar türü vardır. Bunlardan datura metel ve datura stramonium yurdumuzda yetişir. İlaçlarda yaprakları ve tohumları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığını giderir. Astımda faydalıdır. Uyuşturucudur. Spazm giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çuhaçiçeğlgillerden bir süs bitkisi: Siklamen (cyclamen).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siklamen): Çuhaçiçeğigiller familyasından; toprak altında yassı ve toparlak yumruları olan çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları uzun saplı, kalp şeklinde ve açık renkli lekelidir. Çiçekleri uzun saplıdır. Rengi pembe, veya morumsu pembedir. Hafif kokuludur. Meyvesi kapsül şeklindedir. Toprak altında bulunan kısmında; zamk, pektin, şeker ve saponin karakteri bir glikozit taşır. Köküne, topalak kökü denir. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanı söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebeddül.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuğla gibi, tuğlaya ait; tuğla biçiminde düzenlenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) testis şeklindeki, yumurta şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. lakaba ait; unvandan dolayl olan; yalnız unvandan ibaret; unvan veren; i. görev veya sorumluluğu olmayıp yalnız unvanı olan kimse; fiili varlığı kalmamış bir piskoposluğun unvanını alıp merkezde kalan piskopos. titulary s. unvan dan ibaret, unvan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) anat. bağ. trabecular, trabeculate s. bağ gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli, üçgen şeklindeki. triangularity i. üçlülük. triangularly z. üç köşeli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. üçgenlerle bölünmüş; üçgen; f. üçgen yapmak; üçgenlere bölmek; nirengi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nirengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mihnet, musibet; dert, keder, büyük sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç gözlü, üç hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boru şeklindeki; borulu; boru sesi gibi. tubulous s. boru şeklindeki; borulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den imas.) (mü. tûlâniyye). Boyun eninden fazlalığı, boylu, boyca, boy bakımından: TÜlânî ölçmek, tûlânî koymak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طولانی] uzunluğuna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemirgenlerden insanlara geçen ateşli bir hastalık, tularemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İncelikle, düşle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. turbulence

coğ. burgaç

Beklenen hızından farklı bir biçimde ve beklenmeyen yönlerden gelen şiddetli hava akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak kuleli, ufak kuleye benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get crushed to a pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırsızlık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bağlayan, bağlayıcı. Sınır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sınır hanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eflâkiı Romen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Romence.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatar, postacı. El-ulağı = Yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messenger. courier. carrier. despatch rider. dispatch rider. dispatch-rider. runner. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messenger. courier haberci. messenger - özel ulak. special deliver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. messenger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takım, bölük. Ulam ulam = Takım takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

category.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Birbirine bağlı, ulaştırma, zencirleme, Ar. vasi. 2.Eklenip uzatılacak (kelime). Ulamayonca = Yerde sürünerek açılan yonca çeşidi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liaison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addition. appendix. liaison. supplement. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orthodox religious scholars within Islam; pressed for a more conservative and restrictive theology; increasingly opposed to non-Islamic ideas and scientific thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collective term for Muslim religious scholars. , Islamic scholars. the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the Islamic comm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Bitiştirmek, kavuşturmak, bağlamak.

2.Dolayarak bağlamak, sarmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (oğlan’dan argo). Pek kaba bir hitap sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddy. buddy!. hey. fellow!. you!. you rascall!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Uhlan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ulan-Bator (Urga), Moğolistan'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zencirleme uzanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bitişmek, Osm. muttasıl olmak, tesellül etmek, birbirine zencirleme sarılıp uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitişme, bitişiklik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Amacına eriş, isteğine kavuş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitişik.

2.Yetişmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. contact. access. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercommunication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. accession. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession. attaining. composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bitişmek.

2.Erişmek, vâsıl olmak.

3.Görüşmek, kavuşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reach. get at. achieve. attain. approach. come to. come at. come. arrive. come up to. come up with. effect. figure out at. gain. hit. live up to. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. arrive. attain. carry. come. gain. get. go. hit. reach. turn. to arrive. to reach. to hit. to attain. to get. to get at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. arrive. attain. come. come at. find. gain. go. to come to hand. make. reach. strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitişik olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ulaştırmak işi. 2.Haberlerin, malların ulaşmasını temin eden, işlerin ve vasıtaların bütünü, münakalât.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communications. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bitiştirmek.

2.Görüştürmek, kavuşturmak: Allah, sevdiklerinize ulaştırsın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. to convey. communicate. to bring. to communicate. to transport. to transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ulamak» tan). (çözülen bezi) Tarağa geçirmek: Bezi ulatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpeği çekip çile yapan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ulu» dan). Ulu göstermek, pek fazla saygıda bulunmak,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyüklük taslamak, kibir satmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uluyan; feryat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ulumak; ötmek (baykuş); feryat etmek. ulula'tion i. uluma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dalgalı, titrek. undulant fever tıb. Malta humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. dalgalandırmak; dalgalanmak, dalga dalga olmak; s. dalgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgalanma; dalga şekli; dalga; müz. titreşim, titreme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ; tırnaklı; i. tırnaklı hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ungulae) tırnak, toynak, pençe; geom. kesik koni veya silindir; toynakları olan memeli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. toynak veya tlrnağa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. inek veya at gibi toynaklı; i. toynaklılar familyaslndan bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (radyo) module edilmemiş; makamsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rağbet görmeyen, benimsenmeyen, tutulmayan; gözden düşmüş. unpopularity i. gözden düşmüş olma; rağbet görmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanık, yanık renkli. ustula'tion i. yanma; ecza. nemli maddeleri kurutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) anat. küçük dil, dilcik. uvular s. küçük dile ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to becomea sattelite nation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practice. exercise. application. implementation. technics. technic. execution. administration. effect. enforcement. praxis. pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. execution. implementation. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliance. consolidation policy. demonstration. enforcement. execution. exercise. implementation. implementing. practice. praxis. reduction to practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Tatbik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perform. put into practice. carry out. practise. exercise. apply. fulfil. fulfill. administer. complete. deploy. dispense. enforce. exert. impart. implement. realize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. enforce. execute. exercise. practise. realize. to apply. to carry out. to put into practice. to enforce. to execute. to realize. to practise. to practice. to implement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hands on. practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicability. enforceability. practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lae) anat., bot. çukurcuk. vallecular, valleculate s. çukurcuğa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. damar cinsinden; damarlı, damarları çok. vascular'ity i. damar damar olma, damarlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solucana benzer, kurt şeklindeki; solucan hareketi gibi. vermiculate(d) s. solucana benzer; kurt yemiş gibi delik deşik; kurt yeniği şeklinde süsü olan; solucan gibi sürünen veya hareket eden; solucanlı, kurtlu. vermicula'tion i. solucan gibi sürün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ana diline ait; yerli konuşma dilindeki; bölgesel; argoyla ilgili; yaygın; i. anadili; konuşulan dil, günlük dil; lehçe; deyim, argo; yaygın isim. vernacularism i. lehçe deyimi; şive; konuşulan dili kullanma. vernacularize f. yerlileştirmek. ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayetlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabarcık şeklindeki; kese gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kabarcıklarla kaplamak veya dolmak; s. kabarcıklı; keseli. vesicula'tion i. kabarcıklarla kaplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Polonya'da Vistül nehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek sözlük, lügatçe; kelime bilgisi; bir dilde bulunan bütün kelimeler; güz. san. ifadeyi meydana getiren bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vâlî). Valiler, (bk.) Vali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give point to. lay stress on. lay stress upon. accent. accentuate. emphasize. keynote. lay stress. play to. stress. underline. underscore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent. accentuate. emphasize. stress. underline. to emphasize. to stress. to highlight. to accent. to accentuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlight. emphasize. to lay stress on. to emphasize. to stress. to accent. to accentuate. highlight. keynote. lay stress / weight on. make much of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. pup. reproduce. to bring forth young. to produce young. to breed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth young. breed. cast. fawn. generate. procreate. propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Meşale. Kandil. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğdaygillerden, daha çok yem olarak yetiştirilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oaten. oat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oats. oat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gruel. oat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alef): Buğdaygiller familyasından; daha ziyade hayvan olarak yetiştirilen otsu bir bitkidir. Nişasta bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kandaki şeker miktarını düşürür. İktidarsızlığı giderir. Guatrı önler. Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanı çekmek ve bağlamak için başına takılan ipten dizgin: Yularından çekmek, bağlamak, yuların ipi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridle. halter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halter. leash. tether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yumru hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Saf ve hâlis su.

2.(kimya) Yumurta akı gibi madde, Fr. Sîbumine.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hafif, saf ve tatlı su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zülâliyye) (kimya). Yumurta akı kabilinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Züğürt, parasız.

Türkçe Sözlük by