Ule ne demek? | Ule anlamı nedir? | Ule

Ule anlamı nedir?

Ule ne demek?

Ule anlamı nedir?

Ule | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) -cik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah’ın kulu. Ehad, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Aslan’ın kulu.- Hz.Rasûlullah (s.a.s)’m reddettiği isimlerdendir. Müslümanlar kullanmazlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlangıcı bulunmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sivri; iğneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ampul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kötülükleri uzaklaştırdığına, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan , doğal ya da insan eliyle yapılmış nesne; bir tür nazarlık ya da muska. Üstte taşınabildiği gibi çeşitli yerlerde de saklanabilir. Değerli taşlar, metaller, hayvan dişleri ve pençeleri gibi pek çok nesne amulet olarak kullanılmıştır. Amuletin kökeni Eski Mısır`a dayanır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muska, nazarlık, tılsım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mikroskopla görülebilen hayvancık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halkacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut APOLET (i. Fr. epaulette). Askerlerin rütbe ve sınıflarına göre sırma, ipek veya yünden omuzlarına taktıkları saçak. Apulet köprüsü = Apuleti tutmak için ceketin omuzu ile yakası arasında çuha veya şeritten köprücük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) 1.Ay kıvılcımı. 2.Ay ışığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uzun boylu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük tüy kenarındaki küçük tüy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). icabında kaldırılacak bir ağırlığa denk ağırlık koymakla meydana gelen sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulvar, iki tarafı ağaçlık geniş cadde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A. c.) (m. be lîğ). Beliğler, (bk.) Belîğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüksek, yüce, Ali: Bülend Avâz ile = Yüksek sesle. Bülendpâye = Mevkii yüksek. Bülend-himmet = Yüksek himmetli, çalışkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Yıldızı yüksek. mec. Tâlihi uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yücelik, yükseklik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yüce yüksek, ala, ulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrancement. fascination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birini büyü ile tesir altına almak.

2.Büyük bir manevî tesirle bir kimseyi kendine çekip bağlamak, sihirlemek, teshir etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast a spell on. enchant. captivate. charm. bewitch. glamorize. glamor. glamour. allure. bedazzle. beguile. catch up. conjure. daze. dazzle. enamor. enamour. enthral. enthrall. entrance. fascinate. hypnotize. inthral. spell. spellbind. voodoo. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. bewitch. captivate. charm. enchant. entrance. fascinate. magnetize. mesmerize. to bewitch. to enchant. to charm. to fascinate. to captivate. to entrance. to beguile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fascinate. to charm. to enchant. to bewitch. allure. captivate. carry away. catch. daze. enamour. entrance. hypnotize. infatuate. mesmerise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enthrallment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyülü hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be under a spell. be captivated. be charmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fascinated. to be charmed. fall under sb's spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewitching. captivating. glamorous. fascinating. enchanting. entrancing. charming. dazzling. enthralling. fetching. ravishing. witching. wizard. challenging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic. charming. enchanting. fascinating. ravishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascinating. charming. challenging. elfin. enchanting. glamorous. ravishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ravishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry. campanile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kapsül, kaşe (hap); (bot). tahıl veya tohumu içinde saklayan kuçük kese, kapsül, açılır meyva; (anat)., (zool). muhafaza eden zar; (s). özlü. capsular (s). kapsüle benzer; kapsül içinde. capsulated (s). kapsül şekli verilmiş; kapsül içinde sakl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(bot). sapı olan, saplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hücrecik, gözcük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gök mavisi, havai mavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce

3.yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddiyüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (den). orasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şişmanlık, etlilik. corpulent (s). şişman, etli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). derin sel çukuru; (jeol). donmuş lav tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fazla içki veya yemekten ileri gelen hastalık, mide fesadı; içkiye aşırı düşkünlük. crapulent, crapulous (s). boğazlı, ayyaş; mide fesadına uğramış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek ufak manasına gelen bir takı, -cik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fakirlerin giydikleri çul veya kaba dokunmuş kumaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yüksük şeklindeki palamut kupulası, kadehçik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toygar ve kuyruk salan cinsinden bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÖKSÜLEMEK (f.) Bir tarafı yanmış odun koyarak (ateşi) tutuşturmak, parlatmak, mec. Kızdırmak, azıtmak: Fesadı eksülemek. (bk.) Oksülemek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. apolet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güleryüzlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) yenilebilir; (i.) yiyecek, sebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çamur, bulanıklık; tortu, posa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çamurlu, tortulu, bulanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baston ucuna geçirilen demir veya madeni halka, yüksük, başlık; (bak). ferule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). öğrencinin eline vurmaya mahsus sopa; (f). bu sopayla dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). midede gaz hasıl eden, bu gaza ait; yalnız gösterişten ibaret; şiskin. flatulence, cy (i). gazlı veya yelli olma. flatulently (z). gösteriş yaparak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün yumağına benzer ufak topak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yün gibi yünlü; pamuğu benzer ufak ufak parçaları olan; top top yünle kaplı. flocculence,-cy (i). yün gibi olma top top olma, topaklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Formül haline getirilmiş, getirici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formulary. collection of formulas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hileli, sahte; hilekar, dolandırıcı; hile ile ele geçirilen. fraudulence (i). hilekarlık. fraud ulently (z). hile ile, sahtekarIıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evli olmayan Alman kadını, Bayan (bekar), Matmazel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haksız ve nizamsız olarak, tecâvüzkârâne, gayrı meşrû surette, zorbalıkla: Fuzûlan tarlamı zaptetti.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu gelişmiş özellik, JPEG biçiminde çekilen dijital fotoğrafların ekranda kolayca görüntülenmesine olanak sağlar. Ayrıca, JPEG görüntülerini Cyber-shot dijital fotoğraf makinenizden Sabit Disk Sürücünüzün / DVD oynatıcınızın dahili sabit sürücüsüne kopyalamanıza imkan tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük tomurcuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük yuvarlak, kürecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçek kümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguishable. perceptible. visible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discernible. noticeable. plan to view. viewable. visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visualization. scanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

view. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tanecik, habbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gülle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bye bye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

au revoir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güler yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry. smiling. cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülmeye sebep olacak şey, Osm. şâyân-ı hande, tuhaf, garip: Size gülecek bir şey söyleyeyim; gülecek bir haldir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Devamlı gülen, ayyüzlü kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Gülenay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül endamlı, gül boylu, nazik, güzel endam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülmesiyle etrafı aydınlatan, ışık saçan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülücü, gülen, ferahlık verici. Ar. mesrûr, Fars. handân, şâdân, açık. Yüze güler = Manzarası zevk veren, iç açıcı: Yüze güler bir renk, bir kumaş. Yüzü güler, güler yüzlü = Somurtkan olmayan, Fars. küşâde-rO, Ar. beşûş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gülen, sevinçli, handan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a smiling face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genial. good- humored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hane.) armalarda kırmızı renk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Güreş, güreşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İki direkli ve yan yelkenli gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigantine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schooner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schooner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gürültü, çığırtı, her ağızdan ses çıkmakla hâsıl olan karmakarışık gürültü: Bir gulgule koptu.

2.Ağzı dar bir kaptan bir sıvı dökülürken çıkan ses: Sürahinin gulgulesi.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غلغله] kaynaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Kökbacaklılardan ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla ötekilerden ayrılan tek hücreli bir hayvan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freight. load. cargo. dead-weight. freightage. embarkation. charge. lading. thrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حموله] yük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araya girme: Bâzı mâniler haylûlet etti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Herkül'e ait; Herkül gibi kuwetli; Herkül'ün yaptıkları gibi çok güç veya tehlikeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Herkül; çok kuwetli adam; (astr). kuzey burçlanndan biri, Herkül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zİrgüle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da mabede bağlı köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halîfe). Halîfeler. (bk.) Halîfe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلفا] halifeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana getirmek, gerçekleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signature circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. on milyon erg'e eşit olan iş birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâca karıştırılan tatlı bir sıvı; içine buz ve nane karıştırılan bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hint’ten gelir baharattan bir cins tane: Küçük kakule, salkık kakule = çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardamom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cardamon): İkiçenekliler sınıfının, zencefilgiller familyasından bir bitkidir. Hindistan’da ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişir. Meyvesi 1-2 cm boyunda bir kapsüldür. İçinde birbiri üzerine oturan siyah, prizmatik tohumları vardır. Meyveler tamamen olgunlaşmadan toplanır. İçeriğinde sineol, terpineol ve asetat vardır. Kullanıldığı yerler: Ferahlık verir. İştah açar. Mide rahatsızlıklarını ve gazları giderir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A). Öğle uykusu, şekerleme, kestirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbiting. obloquy. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry down. detraction. obloquy. put down. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin veya insanın aleyhinde konuşmak.

2.mec. Zayıflamak, hastalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. speak ill of. denigrate. dispraise. back bite. backbite. cry down. decry. defame. discredit. disparage. do down. revile. revile against smth. revile at smth. run down. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decry. malign. vilify. to speak ill of. to run down. to backbite. to decry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak ill of. to run down. cry down. decry. defame. denigrate. detract. discredit. disparage. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtham olunmak, adı kötüye çıkmak, zarara sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disparaged. to be run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. slump. growing worse. deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. pejoration. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü olmak, fenalaşmak, bozulmak: O iş kötüleşti; hasta yeniden kötüleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get worse. worsen. deteriorate. go down. retrograde. retrogress. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deteriorate. relapse. to become bad. to worsen. to deteriorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bad. to deteriorate. to go downhill. regress. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fenalaştırmak, fena hâle getirmek, bozmak: O işi kötüleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. bastardize. corrupt. deteriorate. exacerbate. to worsen. to exacerbate. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to go wrong. to spoil. to make a mess of. to worsen. aggravate. bastardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olgunluk yaşı, 30 ile 50 aralarında olan yaş: Kühûlet yaşında bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood. cowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowl. hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rumca). İğreti veya yağmurluk ve pelerine bitişik başlık kî, yağmur ve rüzgâr olduğu vakit başa geçirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlığı olan (yağmurluk, pelerin vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Eski tarzda başlık ki, üzerine sarık sarılırdı, Fars. serpûş, Ar. kalensüve.

2.Bilhassa dervişlerin başlığı ki, ekseriya ucu sivri olur: Mevlevî külahı, külâh giymek. Hırka külah = Derviş kıyafeti. 3.Keçeden başka konacak hafif şey: Arnavut külahı, gecelik külâh.

4.Bir şeyin üzerini örtmeye mahsus ve ucu sivri şey: Minare külâhı, nargile külâhı.

5.mec. Hile, dolandırma: Bana külâh etti. Külâh-tabya = Sivri bir çeşit tabya. Külâh kapmak = Bir karışıklıktan faydalanıp kendi menfaatine uydurmak. Keçe külâh = Rütbesi kaldırılmış (vaktiyle rütbe ile beraber, onun alâmeti olan kavuğu da alınıp en alttaki keçe külâhla bırakılırdı). Gec külâh = Başlığını eğri giyen. mec. Nazlı, cilveli, edâlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Dağ tepesi, zirve: Kule-i cebel.

2.Yüksek ve ekseriya dâire şeklinde yapı: Yangın kulesi; saat kulesi; bekçi kulesi. 3.Bazı evlerin üstünde cihannümâ gibi yüksek, manzaralı çıkıntı: O köşkün üzerinde güzel bir kulesi var.

4.(denizcilik) Bazı zırhlı savaş gemilerinin güverteleri üzerinde makine ile dönen çelik kule ki, içinde ağır toplar bulunur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. gun turret. dungeon. gazebo. steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. turret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. turret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Külâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derince, yoğurt, bal vesaire koymaya mahsus tahtadan kap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قلل] kuleler. 2.doruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ligula i., bot. dilcik, ligula çimen yaprağı dibindeki zarfın tepesini meydana getiren çıkıntı; bileşik çiçeğin dil şeklinde olan çiçekçiği. ligulate s. dil şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlakça ufak çıkıntı, lopçuk. lobular s. böyle çıkıntılı, loplu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Halka gibi dürülmüş şey, Fars. tûde: Saç lülesi; kaymak lülesi. 2.Çubuğun ucuna takılıp tütünle doldurulan pişmiş topraktan ve başka maddelerden küçük kab.

3.Boru, masura.

4.Akarsu ölçüsü ki, dört masuradan ibarettir.

5.Kâğıt külâhı. Lületaşı = Bir cins ve yumuşak taş: Eskişehir taşı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curl. lock. ringlet. pouffe. pouf. puff. tress. pipe bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ringlet. curl. lock of hair. twist. fold. roll. clay bowl of a tobacco pipe. spout of a fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curl. lock. ringlet. pouffe. pouf. puff. tress. pipe bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ringlet. curl. lock of hair. twist. fold. roll. clay bowl of a tobacco pipe. spout of a fountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لوله] boru. 2.lüle, kağıt külah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamurdan çubuk lülesi ve ona benzer şeyler yapan sanatkâr. Lüleci çamuru = Lülecilerin kullandıkları özlü ve süzülmüş kızıl balçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî magnezyum silikatından ibaret, beyaz bir taş, Eskişehir taşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protein veya kauçukta olduğu gibi çok büyük molekül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. leke; f., matb. bulanık basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. büyük harf, majüskul; s. büyük harfle yazılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Makbul).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A.). Cins, türlü, çeşit, kabîl: Bu makule şeyler hoş değil, o makule adamlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقوله] kategori.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Makul).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معلولا] sakatlanmış olarak, özürlü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. masculin

erkeksi

Erkeği andıran, erkeğe benzeyen, erkek gibi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâzûl olarak, azlolunduğu halde, memuriyetinden çıkarılarak; MAzûlen döndü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبذولا] bolca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. küçük harf, minüskül; küçük harfli el yazısı; s. küçük harfle yazılı; küçük, ufacık, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kötü idare etmek; i. kötü hükümet, kötü yönetim; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikyas, çap, miyar; ölçü esası; kompütör veya diğer makinalarda standart kısım; bir feza gemisinin her bir kısmı. moon-landing module aya iniş kapsülu, ay modülü. reentry module dünyaya dönüş kapsülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modulaire

parçalı

Mobilyacılıkta, parçalara ayrılarak yeniden başka biçimlerde oluşturulabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tozan, molekül, zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şıpıdık, arkalıksız terlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katır; A.B.D., k.dili çok inatçı kimse; çıkrık makinası; küçük lokomotif veya traktör. mule skinner A.B.D., k.dili katırcı. mule train katır katarı. muleteer' i. katırcı. mulish s. katır gibi; inatçı. mulishly z. inatla. mulishness i. inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten imef.) (mü. mülebbese).

1.Giyilmiş.

2.İltibastı, farksız, karışık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lem» den imef.) (mü. mülemaa).

1.Alaca, renkli, çok renkli. 2.(edebiyat) Her mısraı ayrı bir dilde olan (şiir): Arapça Türkçe bir mülemmâ.

2.(yanlış olarak) Sıvanmış, sıvama, bulaşmış, Fars. Alûde, Ar. mülevves: Üstüm başım mülemmâ çamur oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levn» den imef.) (mü. mülevvene).

1.Renkli: Mülevven cam.

2.Boyanmış, boyalı: Lâcivertle mülevven.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» ten imef.) (mü. mülevvese).

1.Kirletilmiş ve pis, murdar, bulaşık: Orası mülevvestir; üstü başı mülevvestir.

2.Tertipsiz, düzensiz, karmakarış: Mülevves bir bakkal; mülevves bir İflâs işi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levn» den if.) (mü. mülevvine). Renk veren, Osm. telvîn eden (yalnız eski terimlerde kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boynuzsuz (inek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «linet» ten if.) (mü. müleyyine) (tıp). Yumuşatan, yumuşatıcı, Osm. linet veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalınca kabuklu, iri ve uzunca taneli bir üzüm çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ufak ve yuvarlakça yumru veya düğüm, ufak boğum; (tıb.) ufak şiş veya yumru, düğüm, düğümcük, bezecik; (jeol.) yuvarlakça maden parçası. nodular (s.) yumru veya düğüme ait; yumrulu, düğümlü. '

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Optik cihazlarda objektiften gelen ışınları göze veren mercek serisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -cy i. servet, zenginlik; bolluk. opulent s. zengin, bol. opulently z. bolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa ve önemsiz eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örgü yapmak, örmek: Saçları örgülemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçersiz kılmak, kararını iptal etmek; hükmünü geçirmek, etkili olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tohum taslağı; zool. yumurtacık, ilk gelişme devresindeki yumurta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güler yüzlü, içten gülen kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gül(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Köşe, tekye, yer, kenar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hap, ufak hap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bileşik yaprakların tekrar tekrar bölünmesinden meydana gelen yapracık; zool. küçük kanat gibi organ veya kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tohumda gövde ve genç yaprakların taslağı, tümürcük; kuşun ince tuyleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. populaire

herkesçe tanınan

Herkes tarafından bilinen, ünlü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. popular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çocuk gibi ağlamak, ağlamsamak, ağlamsayarak şikayet etmek. puling s. mızmız, ağlamsık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. toz haline konmuş; tozlu. pulverulence i. tozluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. cerahatli, irinli. purulence, -cy i. cerahat toplama. purulently z. cerahatli halde, cerahat gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sivilce, kabarcık, püstül; bot. kabartı, sivilceye benzer benek. pustulous s. sivilcelerle dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rebî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadına mahsus ufak el çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eğlenme, istihza, alay: alay konusu; f. istihza etmek, alay etmek, gülmek, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak su, dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -leaux, -leaus) Fr. fişek (para).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rulet; kakmacılıkta noktalı çizgi yapmak veya kâğıt üzerinde delikler açmak için kullanılan dişli ufak tekerlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yönetim; hüküm, kanun; âdet; kaide, nizam, kural; alışılmış durum; yol, usul; tüzük; çizgilik, cetvel, cetvel tahtası; matb. ince çizgi. as a rule çoğunlukla, genellikle. by rule kurala göre; kanunen. rule of three mat., üçlü kuralı. rule of thumb

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yönetmek, hüküm sürmek, idare etmek; hükmetmek; baskın çıkmak, fazla etkisi olmak; tahakküm etmek; buyurmak; hâkim olmak, dizginlemek; çizmek, cetvelle çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yönetici, hükümdar, amir; cetvel tahtası, çizgilik, cetvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Döner bir Aletle oynanan bir kumar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roulette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roulette. caster. roller. fillet. pricker. pricking wheel. tracing-wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian roulette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kesecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. liste; tarife; program; f. program yapmak; tarifeye geçirmek; programa koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özerklik, otonomi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, bülend = yüksek) (c. ser-bülendân). Başı yüksek, başta gelen, üstün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Başta gelen, yüce üstün. - Türk müziğinde eski bir makam, zamanımızda örneği yoktur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dağıtılmak üzere çoğaltılan mektup. Ar. tamim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. circulaire

1. genelge,

2.duyurum

1. Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı.

2.Duyurma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. circular letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular genlge. tamim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. printed notice. circular letter. circular order. form letter. circular nfr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişik kalınlıkta tabakalarla kaplı ilâç tanecikleri bulunan kapsül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kürecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince veya iğne gibi şey; zool. iğne, spikul. spicular, spiculiform s. iğne şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot., zool. dikencik, iğnecik. spinulose s. dikenli, iğneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol. küçük spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaprak sapının dibinde çift olarak bulunan ufacık yaprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü; bot. etlenmiş, körpe ve sulu; dolgun, yararlı fikirlerle dolu. succulence, -cy i. körpe ve sulu olma, özlülük. succulently z. sulu sulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kolaylık: SühOletle öğrenilir, yapılır bir iştir.

2.Kolaylık verici vasıta: Şehirden uzakça ise de gidip gelmek için sühûlet vardır.

3.Yavaşlık, usûl, nâzik tarz ve muamele: Sühûletle.

4.Elveriş, ele doğru ve kolay gelme, kullanış: Bu dar yerde kılmıldanmaya, yazı yazmaya sühûlet yoktur; Borcunuzu ne vakit sühûletiniz olursa verirsiniz.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kolaylık. Yumuşaklık. Mülayemet. 2.Uygunluk. Elverişlilik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Kolaylık veren, kolay kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolay kullanılır, kolaylığı olan, kullanışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alev, parıltı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Alev, yalım. Alevli ateş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şûle = lev, Fars. dâşten — tutmak). Alevli, alevlenmiş, parıltılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şûle = alev, Fars. glrîften = tutmak). Alevlenen, tutuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i c. A.) (m. sâlih). Sâlihler, doğru insanlar, (bk.) SAlih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلحا] salih kişiler, iyi amelli kullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Salih, iyi, yarar, selahiyet, günah işlemeyen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kanuni Sultan Süleyman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alevlendirmek, tutuşturmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İbranice “huzur, sükun”. 2.Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberden biri. Ulu’l-Azm peygamberlerdendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Başak.

2.(Astronomi) 12 burçtan biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk Musikisin’de artık kullanılmıyan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde tiz sekizlideki si bemol perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sünaü ile vurmak, süngü kullanarak hücum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bayonet. to stab. thrust through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bayoneted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Kapının arkasına) Sürgü sürmek, Sürgü ile sağlam kapamak: Kapıyı sürgülediniz mi?

2.(tarlaya) Sürgü denilen silindiri sürmek: Tarlayı sürgülemek lâzım.

3.(Şoseyi veya çimento ve saireyi) Silindir ile bastırıp düzeltmek: Şoseyi, taraçayı sürgülemek.

4.(sıvayı) Büyük mala ile düzeltmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt (a door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bolted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهولت] kolaylık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönül alçaklığı ile, kibirsizlikle: Lutuf ve tenezzül ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vesile kabûl ederek, sarılarak, İtimat ederek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski coğrafi bilgilere göre dünyanın en kuzeyinde bulunan meçhul bir yer. Ultima Thule Lat. en uzak kuzey memleketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Törpü denilen çelik Aletle düzeltmek veya perdahlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rasp. file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. rasp. to rasp. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vahşi, haşin ve merhametsiz, gaddar, zalim; insafsız, yıkıcı. truculence, -cy i. vahşilik, haşinlik. truculently z. gaddarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak tüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Çocukluk, küçüklük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kurnaz, açıkgöz, düzenci. 2.Efe. 3.Çok genç, delikanlı. 4.Zengin. 5.Saygın kimse. 6.Sakin, gururlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuş) Bahar mevsiminde tüy dökmek. Tüyleri dökülüp cavlak kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Boyca, boyuna olarak: O arsa tûlen 25, arzen 18 metredir.

2.(coğrafya) TÜl, boylam derecesi bakımından.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalkantılı dalgalı; kavgacı, şamatacı; karışıklık çıkaran. turbulence,-cy i. şiddetli çalkantı; çalkantılı hava; karışıklık, kargaşalık. turbulently z. çalkantılı bir şekilde; kargaşayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buhur yakmak, tütsü vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause. to smoke. to smoke. to fumigate. to cure. to smudge. to incense. fume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendine tütsü vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buhur yaktırmak, tütsü verdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Musikide üçlü dizi veya aralıklar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii adalarına ait telli kitara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alim).

1.Alimler, bilginler, (bk.) Alim.

2.Osmanlı devrinde yüksek din, hukuk ve ilim adamları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A college or corporation in Turkey composed of the hierarchy, namely, the imams, or ministers of religion, the muftis, or doctors of law, and the cadis, or administrators of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A college or body composed of the hierarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That of Turkey alone now has political power; its head is the sheik ul Islam. the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the I

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the Islamic community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علما] bilginler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ulema.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) ile dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek, pay etmek, paylaşmak: Ganimet malını aralarında üleştiler

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer yer, şurada burada, serpinti ve seyrek olarak: Uleştiri yağmur yağdı (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pay etmek, dağıtmak, bölüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Batmakta olan güneş. 2.Salgın. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bölme, pay, kısmet, hisse.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB Fotoğraf Görüntüleyici özelliği ile, USB bağlantısı aracılığıyla D-SLR fotoğraf makinenizi, Cyber-shot® dijital fotoğraf makinenizi ya da USB çoklu kart okuyucunuzu bağlayarak, BRAVIA TV’nizi devasa bir dijital fotoğraf makinesi ekranına dönüştürebilirsiniz. Özelleştirilebilir ayarlar sayesinde büyük ekranda yakınlaştırılmış fotoğraflarınızın keyfini çıkarabilir, Cyber-shot® albümlerini düzenleyebilir ve özel slayt gösterileri yaratabilirsiniz. En sevdiğiniz fotoğrafı bekleme ekranı olarak bile seçebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. ironing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıcak demirle düzeltmek, ütüden geçirmek: Çamaşırı ütüledi. 2.Kızgın demirle veya ateşte tüylerini yakıp temizlemek: Paçaları ütüleyip hazır satarlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. press. singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıcak demirle düzeltilmek, ütüden geçirilmek: Çamaşırın hepsi ütülendi. 2.Kızgın demirle veya ateşle tüyleri yakılıp temizlenmek: Paçalar daha ütülenmedi. 3.Ateşte veya alevde alazlanmak.

4.(hayvan) Kazâen tüylerini yakmak: Bu kedi nerede ütülendi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıcak demirle düzelttirmek: Bu çamaşırı kime ütületmeli?

2.Deri veya hayvanın tüylerini yaktırmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افعوله] .görev, fonksiyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افعولوی] görevle ilgili, fonksiyonel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. giriş, antre; trende vagonlar arasındaki kapalı geçit; anat. kanal; dehliz; f. antre veya dehliz yapmak; vagonlan kapalı geçitlerle birleştirmek. vestibuled s. kapalı geçitleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. eğri çizgi ( / ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok zehirli, çok tehlikeli, öldürücü; çok kötücül; kin hissini kötülükle belirten. virulence, -cy i. çok zehirlilik, tehlikelilik; aşırı sertlik; şiddetli düşmanlık; şiddetli kin. virulently z. zehirli olarak; kinle, düşmanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vocabulaire

db. söz varlığı

Bir dildeki sözlerin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Noel, Noel mevsimi. yule log Noel gecesi merasimle ocağa atılan iri kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Noel mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çan») (musiki). Türk musikisinde Hicaz ailesinden basit bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ زنگوله] çan. 2.çıngırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde orta sekizlide bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zengûle’li sûznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar, zulmetler, (bk.) Zulmet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hz.Yusuf un hanımı, güzelliğiyle ünlenmiştir.

İsimler ve Anlamları by