Ult. ne demek? | Ult. anlamı nedir? | Ult.

Ult. anlamı nedir?

Ult. ne demek?

Ult. anlamı nedir?

Ult. | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. ultimately, ultimo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). reşit, ergin, erişkin (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, safiyetini bozmak; (s). karışık, mahlut adultera'tion (i). karıştırma, karıştırılmış olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zina, evli biriyle gayri meşru cinsi münasebet. adulterer (i). zina yapan erkek adulteress (i). zina yapan kadın adulterine (s). gayri meşru (çocuk). adulterous (s). zina eden; caiz olmayan, memnu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım; ziraat, çiftçilik. agricul'tural (s). tarımsal, zirai, çiftçiliğe ait. agricul'turist (i). ziraat uzmanı; çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sondan üçüncü hece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madensel sularda bitki yetiştirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). saldırı, şiddetli hucum, hamle, tecavüz; (f). saldırmak, hücum etmek, tecavüz etmek. assault and battery huk. muessir fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). stetoskop ile dinlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). stetoskop ile dinleme; dinleme, kulak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dergi. bulletin board ilân tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir memlekette bulunan iki ayrı kültür unsuruyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bolt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Halka duyurmak için kısaltılmış şekilde hazırlanan resmî bilgi: Sağlık bülteni, meteoroloji bülteni. 2.Bir cemiyet veya dairenin çalışmalarını aksettiren mevkute: Karayolları bülteni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin. journal. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin. brief report. journal. news letter. message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Os manii devlet teşkilâtında sadâret (başba kanlık) makamından yazılan bir çeşit emirnâme ki, dîvân yazısıyla yazılıp başında o makamın büyük mührü bulunurdu.

2.Bir vali veya diğer bir makamdan yazılıp iş sahibinin eline verilen açık emir-nâme.

3.Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesine kadar olan subaylara, meretlerinden verilen tevcih-nâme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplying glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlargement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlargement. blow up. magnification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Büyütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enlarge. to amplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enlarge. to blow up. to make bigger. glorify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buzulların etrafındaki kayalardan, buzulun üstüne düşen veya altındaki kayalardan kopan kaya ve taş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). mancınık, katapult; (ing). sapan;(f). mancınık ile atmak; sapanla vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). danışmak, baş vurmak, müracaat etmek, sormak; göz önünde tutmak, hesaba katmak; istişare etmek. consultant (i). müşavir, danışman, rehber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müzakere, istişare; konsültasyon. consul'tative (s). istişari; müşavirlikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müşavirlik eden, danışman olan; (i). danışma. consulting room muayene odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezhep; çığır; inanç, tapınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palan örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarlayı sürüp ekmek, yetiştirmek; terbiye etmek; beslemek; (başka bir kimseyi) kendine bağlamaya çalışmak. cultivate a friendship dostluk kazanmaya çalışmak. cultivable, cultivatable (s). ekilebilir, yetiştirilebilir. cultivated (s). ekili; zarif,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). sivri ve keskin kenarlı (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kültür; terbiye, irfan; münevverlik, medeniyet; medeniyetin bir safhası;(tıb). kültür; (f). kültür yapmak, laboratuvarda mikrop üretmek. culture trait kültür hususiyeti. cultural (s). irfana ait; medeniyete ait. cultural anthropology sosyo-a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cult.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihmal; mahkeme, maç v.b.'ne gelmekten kaçınma; hazır bulunmayış, yokluk. in default of payment ödenmediği takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paranın açığını ödemekten kaçınmak, taahhütlerini yerine getirmemek; mahkemede ispatı vücut etmemek; spor karşılaşmasına zamanında gelmeyip hakkını kaybetmek ; ifa etmemek, ödememek;ispatı vücut etmediğinden mahkum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahkemede ispatı vücut etmeyen kimse, gaip kimse; yiyici kimse, irtikâp yapan kimse, emanet edilen paranın hesabını vermeyen kimse, borçlarını ödemeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamslı, istikrarsız, birbirini tutmayan; tertipsiz, düzensiz, aralannda bağlann olmayan, rabıtasız, dağmık rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güç, zor, müşkül, çetin; geçinilmesi zor, huysuz, inatçı: titiz, müşkül pesent: zor anlaşılabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güçlük zorluk, müşkülât: güç şey, engel, mânia: nazlanma, itiraz; sıkıntı, problem. be in difficulties parasız kalmak. make veya raise a difficulty güçlük çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(eğri şeyi) Doğru hale getirmek: Eğri bacaklı doğan çocukların bacaklarını doğrultmak mümkündür.

2.(yanlış şeyi) Doğru hale getirmek, hatasını gidermek, tashih etmek: Şu ifadeyi Doğrultmalı.

3.Temin etmek: Gündeliği doğrulttu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to straighten. to correct. to aim. to point sth at. to direct. redress. right. square. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (matematik), istikamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. istikamet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tortuyu dibe durdurup berrak etmek, tasfiye eylemek: Şu suyu durultmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clarify. to make clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clarify. to clear. to clean. to fine. to cleanse. to settle. to purify. to refine. to filter. to defecate. to decant. to percolate. to depurate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir zafer sonucu) coşmak,övünmek, sevinç izhar etmek. exulta'tion (i).. sevinç, sevinme, övünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yetenekli; seçimli,ihtiyari, mecburi olmayan; bir hassa veya melekeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hassa, meleke; güç, iktidar,yetenek, kabiliyet, kuvvet; (A.B.D.) bir okulun öğretmen kadrosu; bir üniversitenin öğretim üyeleri (topluca); üniversite dalı, branş, fakülte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Üniversitelerin, ihtisas konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. faculty. school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. school of a university. college of a university. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kusur, kabahat, hata, yanlış; eksiklik, ayıp; spor faul, hata; (jeol). fay, çatlak; (f). kusur bulmak, kınamak, ayıplamak, takbih etmek; tenkit etmek; suçlamak, itham etmek; (jeol). fay husule getirmek. faultfinder (i). tenkitçi, her şeye kusur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kusurlu, sakat, bozuk, yanlış. faultily (z). hatalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thunder. clap of thunder. thunderclap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeni açmış gül, gonca.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı, nazik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül tenli, gül vücutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2.Bostan korkuluğu, höyük.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnın gur gur etmesi, barsakların hareket edip gur gur gibi bir ses çıkarması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Gürüldeyen şeyin sesi, büyük ses: Ormanda vahşî hayvanların gürültüsü işitiliyordu. Arabaların, yıkılan duvarın gürültüsü.

2.Muhtelif ve karışık sesler, patırtı, şamata, velvele: Çocuklar çok gürültü ediyordu; gürültü, patırdı dinleyemem.

3.Gök gürlemesi, Ar raad.

4.Karışıklık, kavga, Ar. nizâ İşçiler arasında bir gürültü olmuş, bir gürültü koptu. Gürültüye gitmek = De; bilinmeyerek ziyan olmak. Gürültüye p. buç bırakmamak = Korkmadan bildiği gibi yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. din. sound. uproar. clamor. clamour. ado. bang. charivari. clatter. coil. crash. discord. dustup. fracas. hoi polloi. hubble-bubble. hubbub. hullabaloo. kick-up. loudness. noisiness. pandemonium. peal. pong. pother. racket. rag. razzle-dazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado. affray. babble. clamour. clash. crash. din. fracas. hubbub. hullabaloo. hurly-burly. loudness. noise. peal. racket. riot. roll. row. rumble. sound. tumult. uproar. to-do. noisy quarrel. trouble confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. uproar. noisy quarrel. row. bang. boom. clamour. clangor. clank. clash. clatter. clutter. din. fracas. hubble bubble. hubbub. hullabaloo. moil. pother. rumpus. stir. to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gürültü azaltma teknolojisi küçük, dahili mikrofonlar kullanarak dış gürültüyü algılar ve hoparlör sürücülerine buna eşit ancak azaltıcı karşı sinyal gönderir. Bu, 50-1.000Hz aralığındaki sürekli gürültüyü engeller ve klima, otoban ve uçak kabinlerinden gelen gürültüyü azaltmak için özellikle uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gürültü Azaltma özellikli kulaklıklar, aktif gürültü kontrolü aracılığıyla istenmeyen ortam seslerini azaltır. Ortam gürültüsü %99’a kadar azaltılabilir. Kulaklıkları tıkaç olarak da kullanabilir ve nerede olursanız olun, özellikle de seyahat ederken takıp sessizliğin tadını çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orijinal bant genişliği, vericiye gönderilmeden önce sıkıştırılır. Alındığında, bant genişliği tekrar açılır ve cızırtı gürültüsü azaltılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

İnsanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler yaratan, arzu edilmeyen sesler. Gürültü kirliliğinin başlıca kaynakları arasında uçakların çalışması, yol trafiği, inşaat ve ağır donanım bulunmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracker. racket. riot. row. tow- row. tumult. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ses dalgalarının neden olduğu hava basıncına göre değerlendirilen ve dB(A) birimine göre belirtilen gürültü değerlendirmesidir. Örneğin sakin bir konuşmanın şiddeti 50 dB(A), tren geçişinin çıkarttığı gürültünün şiddeti ise 100 dB(A)dır. ( Lärmstärke/loudness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gürültü ve şamata yapan, şamatacı, her işi gürültü ile yapan: Pek gürültücü bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. tumultuous. tumultuary. boisterous. blatant. bouncing. obstreperous. rackety. ripsnorter. rough. turbulent. rioter. roisterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. troublesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyük sesli, şamatalı: Pek gürültülü bir bağırması vardır.

2.Şamata ve velveleyi gerektiren, şamata ile yapılan: Makine dikişi pek gürültülüdür; gürültülü işten, konuşmadan hoşlanmam.

3.Kalabalıklı, izdihamlı: Hayli gürültülü bir düğün oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. loud. tumultuous. tumultuary. clamant. clamorous. clangorous. hilarious. hurly-burly. jazz. knockabout. rackety. rambunctious. riotous. roaring. robustious. rumbustious. thundering. uproarious. vociferous. disorderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. clamorous. loud. noisy. resounding. riotous. rowdy. stormy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamorous. noisy. tumultuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sessiz, patırtısız, şamatasız, sükûnetle, sessiz olarak yapılan: Gürültüsüz iş, gürültüsüz, patırdısız bir düğün oldu. Sessizce, sükût ve sükûnetle, gürültüsüz çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noiseless. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça sessiz ve şamatasız: Gürültüsüzce bir ziyafet, gürültüsüzce konuşuyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

news bulletin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Osmanlı hânedânında «sultan» denen imparatorluk prenseslerinin kızlarına verilen resmî unvan. Bu prensesler, yalnız ana tarafından Osmanoğlu’dur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul' tural s. bahçıvanlığa ait. horticul'turist i. bahçecilik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Horuldama sesi, horlama sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore. snort. snoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snoring. snore. snort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. günahkar, haksız, kötü, kanuna aykırı. iniquitously z. günahkarca; haksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakaret, onur kırma, aşağısama, hor görme, kötü davranış; tıb. yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tahkir etmek, hor görmek, fena muamele etmek, şerefini kırmak. insultingly z. aşağısayarak, hakaretle, onur kırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hastalığı teşhis etmek ve tedavi şeklini kararlaştırmak için birkaç doktorun toplanıp müşavere ve müzakereleri, Osm. müşâvere-i tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspissation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Küçük hâle getirme.

2.Değer ve itibarını azaltacak davranışta bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making smaller. diminution. reduction. reducing. depreciation. dispraise. lessening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. diminishing. humiliation. deprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). J. Bir şeyi olduğundan daha küçük yapmak, hacim veya genişliğini azaltmak, Osm. tasgıyr etmek: Bu taşı, bu tahtayı, odayı biraz küçültmek.

2.Ehemmiyet vermemek, ehemmiyetini azaltmak: O, daima işi küçültmeyi sever, büyütmek istemez.

3.Yaşını saklayıp küçük göstermak: Kızını pek küçültmek istiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniaturize. make smaller. diminish. reduce. minimize. belittle. lower. decrease. lessen. abase. derogate. dispraise. minify. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. lower. shrink. to make small. to shrink. to contract. to diminish. to humiliate. to disgrace. to degrade. to lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. shrink. zoom out. to make sth smaller. to shrink. to diminish. to humiliate. to deprecate. to underrate. abase. demean. disparage. lessen. minify. minimize. overshadow. scale down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa, bodur, boysuz (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (y. k.). Aynı yapı ve terkipte olan büyük taş parçası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk prensi ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir milletin manevî varlığını ve düşünce birliğini meydana getiren fikir ve sanat mahsullerinin, an’anelerin bütünü.

2.Fikrî çalışmalarla çeşitli zihnî melekelerin gelişmesi, zenginleşmesi. 3.Bu zenginleşmeye temel teşkil eden bilgilerin bütünü. Kültür-fizik = Beden eğitimi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture. ethos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) kültür, hars, ekin, ekinç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural capital / centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kültüre ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical-fitness exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültür sahibi insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured. intelligent. sophisticated. enlightened. well-educated. cultivated. thoroughbred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. cultured. sophisticated. literate. well-read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültürü olmayan, cahil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowbrow. uncultured. uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırlarda ve ormanlarda çerden çöpten yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kurulmak» tan). Meclis, şûrâ, encümen, dîvân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congress. general assembly. council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general assembly. general meeting of a political party. deliberative assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

2000 üzerinde antik arcade oyununu emule edebilen bir yazılım parçası.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب سلطانی] Galatasaray Lisesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. molt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lebs» ten lf.) (mü. mültebise). İltibastı, diğer bir şeyden farkolunmayan, şüpheli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lec» den im.). İltica olunan yer, sığınılacak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lec» den if.) (mü. (mü. mülteciyye). İltica eden, sığınan: Mültecilerin iadesi sulh şartlarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refugee. fugitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refugee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refugee. exile. displaced person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «left» ten lf.) (mü. mültefite).

1.İltifat eden, yüzünü çevirip bakan, iltifatçı: Çok mültefit adamdır.

2.Ehemmiyet veren: Benim fikirlerime mültefit olmadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obliging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehb» den if.) (mü. mültehibe).

1.Alevlenmiş, tutuşmuş.

2.(tıp) Şişip kızarmış, iltihap yapmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mültehlfe).

1.Alevlenmiş, tutuşmuş.

2.Pek fazla kederli ve hasretli, yanıp yakaran.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lühûk» tan lf.). İltihak etmiş, ilhak olunmuş, katılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «le’m» den if.) (tıp). Onulan, iyileşen, kapanan, Osm. iltlyâm bulan (yara).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «lika» dan im.). İki şeyin ve bilhassa iki deniz veya nehrin birleşip biribirine kavuştukları yer: Mülteka’l-bahreyn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Kavuşma, buluşma, birleşme yeri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «lika» dan if.) (mü. mültekıyye). Iltika eden, kavuşan, buluşan, birleşen: Fırat, Dicle’ye mültekî olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lakt» tan lf.) (mü. mültekıte). Yerde bulunen şeyi kaldırıp alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lems» ten imef.) (mü. mültemese). İltimas olunan, biri tarafından korunarak İlerlemesi rica olunan: O adam mültemestir; o, filânın mültemesidir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Parlayan, parıldayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lems» ten if.) (mU. mültemise). İltimas ve rica eden, birinin lehinde aracılık edip işinin yapılmasını isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «lüsûk» ten if.) (mü. mültesika).

1.Bitişik, yapışık.

2.Yapışmış, birbirine bağlanmış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lev» den if.) (mü. mülteviyye). Eğilmiş, bükülmüş, sarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iüz0m»dan imef.) (mü. mültezeme). İltizâm olunan, lâzım sayılan: Sizin hazır bulunmanız mültezemdlr; bence bu iş mültezemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iüz0m»dan if.) (mü. mültezime).

1.İltizâm eden, bir şey veya şahsı lâzım sayıp taraftarlık gösteren.

2.Tahsildar (c. mültezimin). Eskiden götürü olarak bir yerin vergisini üzerine alan: Aşâr mültezimi; maden kömürünün, filân gölün balık avının mültezimi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaseholder. obligant. supplier. furnisher. tenant of the demesne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Götürü vergi alma işi: Mültezimlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Multi Burst, dijital fotoğraf makinesinin otomatik olarak 16 fotoğraf çekmesini ve bunu bir JPEG dosyası olarak kaydetmesini sağlar. Bu fotoğrafları, fotoğraf makinesinde 0,8 saniyelik aralıklarla veya PC ekranında 16 görüntülü bir kurgu halinde izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir çok önemli temel işleve ve programlama seçeneğine hızlı ve kolay kontrol sağlayan ergonomik bir özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek )çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mini sistemlerde, farklı yayılım düzenleriyle üç tweeter’ın geliştirilmiş ve genişletilmiş sürümü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

9 farklı kamera açısından çekilen video görüntüleri (örneğin canlı konserler ve spor etkinliklerinde) DVD’de saklanabilmekte ve oynatım sırasında kullanıcı tarafından anında seçilebilmektedir. Bu DVD oynatıcı işlevi, yalnızca oynatılan DVD’de çok açılı çekimler bulunduğu zaman kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, diske, bir dizi farklı film öyküsünün kaydedilmesine izin vermektedir. İzleyiciler, oynatma sırasında hikayenin nasıl gelişeceğini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. çok hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok çeşitli, türlü türlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok şekilli, çok biçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ufak bir matbaa makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok yanlı, çok taraflı, çok kenarlı; çok milletli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birkaç dil kullanan, çok dil bilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ufak bir ofset makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mixed-media.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. multimedia

bl. çoklu ortam

Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok zengin kimse, mültimilyoner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., mat. çok terimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci defa anne olan veya birden fazla çocuğu olan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. çok safhalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok yönlü, çok kısımlı, katmerli; i., elek. çok safhalı cereyan; mat. katsayı. multiple choice testlerde cevaplardan birini seçme usulü. multiple circuit elek. çok safhalı devre. multiple reentry vehicle birkaç ayrı bomba taşıyan roket. least c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir hat üzerinde, aynı zamanda birkaç konuşma yapılmasını sağlayan ve elektrikle çalışan bir cihaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kısımlı, kat kat, katmerli; elek. tek kanalda iki yönlü iletim sağlayan sisteme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğaltma, çoğalma; mat. çarpma. multiplica tion table çarpım tablosu, kerrat cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çokluk, çok türlülük, çeitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çoğaltmak, artırmak; mat. çarpmak; çoğalmak, yayılmak; üremek, türemek; çok misal getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok safhalı; kısım kısım ateşlenen (roket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok sayı; kalabalık, izdiham, halk yığını; çokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok, pek çok; çok kısımlı; (şiir) kalabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. çeşitli bölümlerden meydana gelen büyük üniversite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. multivision

çoklu gösterim

Görsel veya işitsel iletişim araçlarını bir arada kullanarak herhangi bir konuyu daha yönlü tanıtma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. az ve öz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) gizlemek; (astr.) önüne geçip gizlemek (güneş veya ayın bir yıldızı kapaması gibi); kaybolmak (bir görünüp bir kaybolan fener kulesi ışığı gibi). occulta'tion (i.) gizleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) büyü ile ilgili; esrarlı, tabiattan üstün; gizli, saklı; bilinmez, anlaşılmaz. occult arts büyücülük gibi faaliyetler. occultism (i.) gizli kuvvetlere inanma ve onları etkisi altına alma. occultist (i.) bu işlerle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. occultisme

gizlicilik

Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sondan bir evvelki; i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık uretimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. palaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavukçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yara lapası; f. yaraya veya cerahatli yere lapa koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kümes hayvanları. poultry farm tavuk çiftliği. poultry house kümes. poultry yard tavuklara mahsus avlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., sık sık in (ile) çıkmak meydana gelmek, varmak: sonuçlanmak: i. netice, sonuç, son, akıbet, semere, mahsul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. meydana gelen, neticesi olan; i. sonuç; fiz. iki ayrı kuvvetin bileşkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük Frekanslı gürültüleri azaltır. Rüzgarlı hava koşullarında çekim yaparken etkilidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir şarapnel çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gömme, defin; eski kabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipekböcekçiliği, ipekçilik. sericul'turist (i.) ipekböceği yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçlandırma, ormancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simultané

anında

Aynı anda, o anda yapılan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda vaki olan, eşzamanlı. simultaneously z. aynı zamanda, birlikte, bir arada . simultaneousness i. aynı zamanda vaki olma, eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taklak, perende; f. taklak atmak, perende atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socio-cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aptallaştırmak, aptal gibi göstermek; ket vurmak. stultifica'tion i. aptallaştırma; ket vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bir başka besi yerinden nakledilmiş kültür; sosyol toplum içinde davranışlarıyla farklı bir unsur meydana getiren grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otorite.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلطه] baskı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SULTANİ) (i. A.).

1.İslâm dininden imparator.

2.Osmanlı hükümdarı.

3.Osmanoğulları’nda imparatorluk prensesi: Ayşe Sultan. Vâlide-Sultan = Osmanlı hükümdarının annesi olan Türk ana imparatoriçesi. Hanım-Sultan = Annesi sultan olan Osmanlı prensesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ruler, or sovereign, of a Mohammedan state; specifically, the ruler of the Turks; the Padishah, or Grand Seignior; officially so called. the ruler of a Muslim country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ruler of a Muslim country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay term used for a king or ruler of the country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ottoman Emperor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally 'Holder of Power'' a mortal Islamic king who does not claim to be a caliph; among Cainites; a generic term for the preeminent vampire in a city or other large domain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Title of the Almoravid, Hafsid, and Ottoman overlords of Libya Considered the ultimate secular title for a Muslim ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سلطان] hükümdar. 2.hükümdar eşi ve kız çocuğu. 3.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sultan, padişah; Türkiye asıllı ayakları tüylü ve beyaz tepeli bir çeşit paçalı tavuk. sultanate i. sultanlık padişahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Padişah, hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Annesi sultan olan Osmanlı prensi ki »bey-efendi» diye anılırlar: Sultân-zâde Ahmed Bey-Efendi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanım sultan, sultan karısı, kızı veya kız kardesi, valide sultan; sarayda cariye; İzmir'in çekirdeksiz kuru üzümü, sultani. sultaness i. sultan karısı veya validesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ruler of a Muslim country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay term used for a king or ruler of the country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ottoman Emperor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally 'Holder of Power'' a mortal Islamic king who does not claim to be a caliph; among Cainites; a generic term for the preeminent vampire in a city or other large domain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Title of the Almoravid, Hafsid, and Ottoman overlords of Libya Considered the ultimate secular title for a Muslim ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir musiki makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıcak, boğucu, bunaltıcı, rutubetli, durgun; tutkulu, ihtiraslı. sultriness i. sıcak ve rutubetli oluş; ihtiras.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CNR : Taşıyıcı – Gürültü Oranı (dB). Taşıyıcı – gürültü oranı, alınan taşıyıcı gücünün alınan ses gücüne göre ölçüsüdür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yük yığını, bohçalaşmış eşya ki, at yükünün iki dengi arasına atılır.

2.Üzerine seyisin bindiği hafif yük.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, karışıklık, kargaşalık, kargaşa; heyecan. tumultuary s. gürültülü, patırtılı, kargaşalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzensiz; gürültülü, patırtılı, kargaşalı. tumultuously z. düzensizce. tumultuousness i. kargaşalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağa gelen gürültülü ve boğuk ses: Kulağımdan bir uğultu eksik olmuyor; arıların uğultusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babble. chorus. hum. buzz. murmur. boom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burr. murmur. sough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. ultimately, ultimo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.sonraki; açığa vurulmamış, itiraf edilmemiş, gizli; uzakta, öt yanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelimenin son hecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. son, nihai, en son, en uzak; esas, cüzlere ayrılmayan, çözümlenemez; müfrit, aşırı; en büyük, en yüksek (kuvvet); i. sonuç. ultimate reality son gerçek. ultimate weapon herkesi öldürecek olan silâh. ultimately z. eninde sonunda, nihayette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir devlet tarafından, bir anlaşmazlık karşısında, diğer devlete yapılan son ve kesin ihtar ki, kabul edilmemesi savaşa yol açabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultimatum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal notice. ultimatum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta,-s) ültimatom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (eski) geçen ayda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük oğlu varis olarak kabul eden sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. aşırı, hadden ziyade, müfrit; üstün; i. iş ve düşünüşünde aşırılığa kaçan kimse, müfrit kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Evin her yerinde tam özgürlük için, TV’nizi, ses sisteminizi ve diğer cihazlarınızı kumandayı kızılötesi alıcıya doğrultmaya gerek olmadan çalıştırın

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® U, şık ve zarif bir alüminyum gövdeye sahiptir ve yalnızca 87 gram ağırlığındadır. Hafifliği ve küçüklüğü (yalnızca 84,5 x 39,8 x 28,6 mm) harika tasarımını güçlendirmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. kudret veya yetkinin ötesinde; k.dili. yasak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) fazla, aşırı, ifrat derecede; öbür tarafta; -in ötesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çok yüksek süratle çalışan santrifüj makinası; f. böyle bir makinanın tesiri altında bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı derecede muhafazakâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ince filtre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(radyo) 300 ile 3000 megasikl arasında frekans, kıs. uhf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifrat taraftarlarının prensipleri. ultraist i. müfrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. lâcivert, lâcivert boya; s. denizaşırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok hassas bir mikrometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok ufak cisimleri yandan verilen ışık vasıtasıyle görülür hale getiren mikroskop, ültramikroskop. ultramicroscopic s. mikroskopla görülemeyen; ültramikroskopa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremely modern; 'Dadism and ultramodern art'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla modern, ültramodern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dağların ötesinde; Alp dağlarının güneyinde bulunan; i. Papanın mutlak yetkisi olmasına taraftar kimse. Ultramontanism i. Papanın mutlak hakimiyetini fazlasıyle isteyen zümrenin sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kâinatın veya şimdiki hayatın ötesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızılötesi, enfraruj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ultrason

fiz. yansılanım

İnsan kulağının alamayacağı nitelikte olan yüksek frekanslı ses titreşimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duyulamayacak kadar yüksek perde (ses), yüksek frekanslı (titreşim, ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ültraviyole, mor ötesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneş tayfında bulunan ve yapma olarak da elde edilen ışın, morötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ultraviolet

fiz. mor ötesi

Gözle görülmeyen, dalga boyları yaklaşık 4000 angströmle 200 angström arasında olan, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Microsoft, Intel ve Samsung tarafından geliştirilen, tablet PC’Ierden daha küçük, ultra portatif kişisel bilgisayarlar. Windows XP Tablet Edition kullanırlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılmamış, safiyeti bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işlenmemiş (toprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f. atlama, atlayış; sırıkla yüksek atlama; atın sıçraması; f. atlamak, sıçramak. vault'ing horse sporda kullanılan kasa, kuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tonoz, çatı kemeri, kemer; gök, sema; mahzen; kasa; yeraltında kemerli kabir; f. kemer yapmak, üstüne kemer çevirmek. bank vault banka kasası. vault'ing i. tonozlu yapı, kemerli yapı; kemer yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarapçılık için üzüm yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcılık, bağ yetiştirme. viticultural s. bağcılığa ait. viticulturalist i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akbaba; haris kimse. bearded vulture uşak kapan, ötleği, zool. Gypaetus barbatus. black vulture rahip akbaba, zool. Aegypius monachus. griffon vulture kızıl akbaba, zool. Gyps fulvus. vulturine s. akbaba familyasından, akbabaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by