Ulu ne demek? | Ulu anlamı nedir? | Ulu

Ulu anlamı nedir?

Ulu ne demek?

Ulu anlamı nedir?

Ulu | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: uluğ). Büyük, iri, Ar. azîm, kebîr, Fars. büzürg: Ulu dağ, ukı adam. Ulu orta = Açıktan açığa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yoktur). Sahipler. Ulû’l-emr = Emir sahipleri. İslâm hukukunda halîfe ve onun namına hükmedenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great. grand. almighty. noble. paramount. sublime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. divine. grand. high. sublime. supreme. transcendent. exalted. great.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empyreal. grand. serebe. sublime. supreme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a crescent-shaped knife, small and very sharp, used primarily by Inuit women in the preparation of food and skins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A semi-circular 'woman's knife', used by the Inuit and their ancestors, commonly made from slate in the prehistoric period, and iron in the historic period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Erdemleri bakımından çok büyük, yüce. 2.Zengin, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humbleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modesty. affability. humility. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Alçakgönüllü olanın hali veya bir alçakgönüllüye yakışacak davranış, tevazu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindergarten. playgroup. nursery school. playschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school. kindergarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halka, halka Seklinde olan şey. annulose (s). halka Seklinde, halka halka olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştıran, barıştıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe).

1.Yunan filozoflarından Aristo’nun görüşleri. 2.Bu felsefe yolunda bulunma hali.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstekli, talip, heveskâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. ambitious. athirst for. longing. yearning. wishful. agog. avid. prurient. solicitous. wistful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. eager. longing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. wishing. longing. agog. avid. greedy. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar module.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balon yapan ve kullananın sanatı. Balonla uçmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indebtedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozguncuya yakışır davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defeatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dewy. fogged. steamed up. covered with condensation. misty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fogged. steamed up. covered with condensation. vapo u rous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convoluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventive. inventor. discoverer. detector detektör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discoverer. detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kız ve erkek çocuğun erginlik yaşına ermesi: Bülûğa, bülûğ yaşına ermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep. keep handy. carry. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to have in stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to make available. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

availability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. finding. invention. existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be. exist. stand. be present. be situated. have. present oneself. reside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. attend. be. exist. lie. occur. prove. to be found. to be discovered. to be. to exist. to lie. to turn up. to attend. to be present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be found. to be discovered. to be. to exist. to be present at. to participate in. occur. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. arkeoloji). Kazılar ve başka araştırmalar neticesinde meydana çıkan; bazen de tesadüfen bulunan, eski çağlardan kalma eşya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundling. a rare find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bulmak işi veya tarzı.

2.Yeni bir şey bulma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. invention. creation. contrivance. finding. find. brain child. brainchild. breakthrough. detection. innovation. puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. find. innovation. invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discovery. invention. original thought. brain child. find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. date. rendezvous. meeting. assignation. tryst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. meeting. rendezvous. venue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. encounter. contact. rendezvous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting place. meet. rendezvous. tryst. trysting place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. get together. date. date up. happen on. happen upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convene. meet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet. to come together. forgather. get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerden havaya kalkıp rüzgârla yer değiştiren ve yağmur veya kar halinde yere inen buğu ki, bazen ufukları kaplayıp güneş ışıklarına bir dereceye kadar engel olur. Ar. sehâb, Fars. ebr. Bulutlara kadar, bulutlar içinde: Pek yüksek. Buluttan nem kapmak = Her şey den alınmak Bulut gibi = Ziyadesiyle sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Su buharlarının yoğunlaşmasıyla meydana gelen ve gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BELUTIYYE (i A smüş, botanik) Fasile-i belûtiyye: Meşe ağacına benzeyen bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cloudy. cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık l kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde l-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağırlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1.000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1.000.000 tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2.000 - 6.000 metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6.000 metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbus’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tepenizde gördüğünüz orta büyüklükte, yaklaşık 1 kilometre çapındaki bir bulutun hacmi 4 milyar metreküptür ve içinde 1-5 milyon kilogram su vardır. Peki nasıl oluyor da bu kadar su başımıza kovadan dökülür gibi dökülmüyor, bu kadar tonlarca ağırlık havada durabiliyor? Gerçekten bulutlar gökyüzünün inanılmaz ve harika süsleridir.

Hiçbir bulut diğeri ile şekil ve hacim olarak aynı değildir. Çünkü oluşumlarına etki eden hava akımları, sıcaklık, basınç, havadaki toz miktarı v.b. gibi o kadar çok etken vardır ki, çok değişken olan atmosferde iki yerde bütün bu şartları eşit olarak sağlamak mümkün değildir.

Isınan yeryüzünden buharlaşan su, havadan hafif minik su buharları şeklinde doğruca gökyüzüne yükselir. Belirli bir yükseklikte basınç azaldığı, hava da soğuduğu için minik su damlacıkları haline geçerler ve bulutları oluştururlar. Başlangıçta bu damlalar o kadar küçüktür ki, çapları birkaç mikrometredir. (İnsan saçı 100 mikrometredir.) Ortalama bir yağmur damlasının oluşabilmesi için bunlardan milyonlarcasının birleşmesi gerekir.

Bulutların bu kadar ağarlığa rağmen gökyüzünde asılı kalabilmelerinin sebebi bu damlacıkların çok küçük olmalarıdır. Her ne kadar bir kilometre çapındaki bir bulutta en azından 1000 ton su varsa da bu hacimdeki hava 1 milyon tondur, yani bin kez daha ağırdır. Bu nedenle de bulutlar içerlerindeki yağmur taneleri iyice oluşup, ağırlaşıp yere düşene kadar tepemizde gezinip dururlar. Aslında yağmur yağarken yağmur damlası oluşma işlemi devam ettiğinden bulut içindeki suyu boşaltıp bir anda kaybolmaz.

Bulutun oluşumunda başlangıçta oluşan su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerlerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi beyaz görünürler. Su damlacıkları birleşip büyüdükçe, yani kalınlaştıkça ışığı daha az yansıtırlar, bu nedenle de yağmur bulutları daha koyu, gri hatta siyaha yakın renkte görünür. Gittikçe büyüyerek ağırlaşan bu damlalar bulutun altında toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst taraflarına nazaran daha koyu renktedirler.

Havadaki sıcaklık yatay olarak genellikle aynıdır. Bu nedenle havanın içine suyu alabileceği yükseklik yatay olarak hemen hemen aynı olduğundan bulutların altları daha düzdür. Bulutun ortası ile üst kenarı arasındaki ısı farklı olduğu ve üst tarafında su damlası oluşumu devam ettiği için üst taraflar kıvrımlıdır.

Bulutlar şekillerine ve yüksekliklerine göre sınıflandırılırlar. Genelde üç ana grupta toplanırlar. Bu sınıflandırmaya göre, ince, tutam tutam, ufak bulutlara ‘sirüs’, kümeler halinde olanlara ‘kümülüs’, ufukta tabaka halinde görünenlere de ‘stratus’ deniliyor. Ayrıca iki tane de yükseklik kategorisi var. Bulutun tabanı yerden 2 bin-6 bin metre yükseklikte ise ön ismi ‘alto’, 6 bin metreden daha yükseklikte ise de ‘sirro’ oluyor. Yağmur bulutlarına da diğerlerinden ayırmak için ‘nimbo, nimbüs’ gibi isimler ekleniyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. clouded. overcast. opaque. murky. nebulous. skyless. cloudyly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. hazy. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudy. nebulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. no clouds. sunny. unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Blûz. Bilhassa kadınların giydikleri bir çeşit gömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş, enenmiş, iğdiş olmuş at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buyrulmak tarzı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. sorcery. witchcraft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyü yapılmış kimse.

2.Büyü gücü taşıyan şey: Büyülü bakış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magical. eldritch. occult. sorcerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magic. magical. occult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewitched. charmed. spellbound. magical. occult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı kulu- Abdullah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ-li,-lus.es) (tıb). safra kesesi veya böbrek taşı; (mat). hesap differential calculus diferansiyel hesap. integral calculus toplam hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanalcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, -la) (bot). kömeç; (anat). kemik başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulcu davranışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. looting. plunder. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

china rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -Ia)., (anat)., (zool). kuşak, kuşak gibi olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog -1a) pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ilex auifolium): Çobanpüskülügillerden; hekimlikte yaprakları kullanılan bir bitkidir. 300 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanpüskülügillerden bir süs bitkisi (ilex aquifolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ilex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puerility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pluralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kahkahaçiçeği; sarmaşık gibi sarılan birkaç çeşit fidan. wild convolvulus köpek pençesi, (bot). Calystegia sepium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage collecting. street cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarated. rapturous. excited. cock-a-hoop. declamatory. dithyrambic. effusive. enthusiastic. glowing. gut. stirring. sweeping. vehement. in a glow. transported with joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. bubbly. enthusiastic. vigorous. exuberant. ebullient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fervid. lyrical. rapturous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi, dağılım, bozgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi ve tarzı, (bk.) Çözülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfastening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Oturma, Ar. kuûd.

2.Bir hükümdarın tahta geçmesi: Cülûs-ı hümâyûn-ı hazret-i pâdşâhî.

3.Padişahın cülûs gününe raslayan gün: Cülûs-ı hümâyûn donanması, şenliği.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i bulut yığını; yığın cumulo- önek yığın şeklinde (bulut).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müfredat programı. curriculum vitae hal tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bir çeşit süsleme olan hâlkârîde görülen gül motifinin bir nev’i.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary stamp. finance stamp. inland-revenue stamp. bill stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (ulva lactuca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehousing. storage business. storage operation. storekeeping. storing business. trade of storing. warehouse company / concern. warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acı bademyağı

Hazırlanışı : Yatmadan önce, vücut acı bademyağı ile iyice ovulur. Sabahleyin ılık su ile banyo yapılıp iyice kurulanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of discipline. disciplinary committee / board. board / court of discipline. disciplinary board / court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğrucu olma hali. 2.(felsefe). Tanrı’nın bize verdiği bilgilerin doğru olduğu prensibi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğru olma hali, düzlük, istikamet. Fars. rastî: Bu yolun, bu direğin doğruluğu.

2.Gerçeklik, sıhhat. Fars. dürüstî: Bu haberin, bu sözün doğruluğu.

3.Yalan söylemeyen adamın hali. Ar. sıdk, Fars. rast-gûluk: Bu adamın-doğruluğu.

4.Namus, iyi niyet, istikamet, dürüstlük, doğruluktan ayrılmamalı.

5.Hilesizlik, temizlik: Kalbimin doğruluğu.

6.Hatâ yokluğu, yanlışsızlık, sıhhat: Hesabın doğruluğu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. accuracy. exactness. authenticity. rectitude. honesty. truthfulness. straightness. straightforwardness. candor. candour. correctitude. correctness. directness. evenness. exactitude. faithfulness. fidelity. integrity. justice. justness. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. authenticity. honesty. integrity. justice. precision. probity. propriety. rectitude. righteousness. truth. validity. straightness. uprightness. rightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. honesty. truth. uprightness. straightness. candour. correctitude. correctness. exactitude. exactness. fairness. fidelity. integrity. justness. orthodoxy. precision. probity. rightfulness. validity. veracity. verity. virtue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easterner. oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detrital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. fulness. full. repletion. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hassas, hissi fazla, duyar, teessürlü.

2.Malumatlı, haberdar, bilgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensitive. emotive. sentimental. soulful. sentient. emotional. feeling. susceptible. thin-skinned. passibile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotional. sentient. sentimental. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. sensitive. sentient. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duygulu olma hali, hassasiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde dalga dalga renkler bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üfürükçülük, büyücülük, arpağcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of suction pump. primer pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Andalusiya’dan). Güney İspanya ki, Araplar tarafından bütün İspanya ve Portekiz’e bu ad verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Andalucia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Endülüsiyye). Endülüs’e mensup ve müteallik, Endülüslü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. li) (Lat.) bir âlimin veya sihirbazın uşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i). yün yumağı gibi herhangi bir şey; (anat). beyinciğin bir kısmı: (astr). kalsiyum ile hidrojenden ibaret olup güneşin çevresinde bulunan ve buluta benzer şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Filika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. (m. füls). Fülsler, küçük değerde paralar, en düşük değerde para (para mânâsıyle tekil gibi de kullanılır). (bk.) Füls.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flüt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (ço li) ince lif

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightclub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret. clip joint. nighterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kafa keserek mahkumların hayatına son veren “giyotin” adlı ölüm makinesi bir doktorun insan sevgisi yüzünden icat edilmiştir. Dr. Guillotin o yıllarda Fransız devriminin getirdiği eşitlik ilkesine uygun olarak mahkumların ölümününde eşitlik ilkesine uygun olarak yerine getirilmesini öngörüyordu. Bu yüzden projesini çizdiği yüksekten düşen büyük bir bıçaktan ibaret makine onun ismi ile anılmaya başladı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömülmüş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried. sunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried. sunk. grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried. sunk into. grown into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

readiness. willingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bilginin yalnız görgü ve denemelerden çıktığını ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübeli, İş görmüş, iş bilir. Ar. mücerreb, Fars. kâr-Azmûde, kâr-Azmâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. experienced. of good manners. polite. mannerly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. polite. well-mannered. well- mannered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bekçilik.

2.Nöbetçilik.

3.Casusluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonhomie. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hindinin çıkardığı ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile tebessüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funny. amusing. comic. humorous. laughable. ridiculous. burlesque. camp. derisive. derisory. droll. fantastic. fantastical. foolish. grotesque. jesting. ludicrous. gilbertian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurd. comic. comical. derisive. droll. funny. hilarious. humorous. laughable. ludicrous. priceless. rich. ridiculous. risible. silly. waggish. amusing. foolish. beggarly. very little.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughable. ridiculous. funny. absurd. arty crafty. burlesque. comic. comical. farcical. humo u rous. ludicrous. preposterous. risible. screaming. silly. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ridiculousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absurdity. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laugh. laughter. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. cackle. laugh. laughter. manner of laughing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. smile. laugh. lauching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Üşüşme, ayaklanma, taşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde güneş ışığı tesiriyle meydana gelen dönüş. (bk.) Göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Büyük sesli, şamatalı: Pek gürültülü bir bağırması vardır.

2.Şamata ve velveleyi gerektiren, şamata ile yapılan: Makine dikişi pek gürültülüdür; gürültülü işten, konuşmadan hoşlanmam.

3.Kalabalıklı, izdihamlı: Hayli gürültülü bir düğün oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noisy. loud. tumultuous. tumultuary. clamant. clamorous. clangorous. hilarious. hurly-burly. jazz. knockabout. rackety. rambunctious. riotous. roaring. robustious. rumbustious. thundering. uproarious. vociferous. disorderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. clamorous. loud. noisy. resounding. riotous. rowdy. stormy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamorous. noisy. tumultuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). Erkek ve kız çocuklarının alınlarında ve yüzlerinde çıkan kabarcıklar, ergenlikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. li) (i.) küçük kanca, çengelcik, kanca şeklinde çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disabled ex-serviceman. disabled veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. war college. war academy. cadet school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rail. towel cupboard. for making towels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towel rack. toweling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attend. to be present. to stand by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. indulgent. lenient. permissive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal career. law business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daimîlik, ölmezlik, beka, devam, sermedîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl Ar. mânâsı: konma ve bir menzile inme).

1.Girme, Ar. duhûl, bir şeyin içine geçme.

2.Erişme, gelip çatma, Ar. vusûl: Hulûl-i şitâ = Kışın erişmesi, ramâzan-ı şerifin hulûlü.

3.Tenâsüh akidesinde inançlara göre bir ruhun başka bir bedene girmesi. Ar. tecessüm. (hal) Hulûl-i dâhili, hulûl-i hârici = Sıvıların ve gazların hayvani ve nebatî zarların arasından öteye geçmeleri ki, Yunanca’dan. Fr. exosmose ve entosmose denilir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلول] gelme, gelip çatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelmek, gelip çatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hulûliyyûn). Tanrı’nın cisimleştiğine inanan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hâlislik, saflık, doğruluk, yalan ve hileden uzak olmak: Hulûs-i mahabbet, hulûs-i niyyet, hulûs-i kalb.

2.Samimiyet, samimî sevgi: Hulûsla namaz kılmaz; o adamda hulûs yoktur.

3.Çatma, yaranma, dalkavukluk, Ar. müdâhene: Yalnız hulûs için öyle söylüyor; hulûs çakmak. Arz-ı hulûs etmek = Samimî sevgi göstermek. Akran arasında selâm tâbiridir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلوص] içtenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir insana karşı samimî sevgisi olan, Osm. muhibb-i hâlis.

2.Hulûs çakan, dalkavukluk ve menfaat kasdiyle sevgi ve iyi muamele gösteren, Ar. müdâhin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hal).

1.Samimi sevgi ile.

2.Dalkavuklukla, ikiyüzlülükle, hulûs çakarak.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halis olan, saf, iç temizliği. 2.Samimi, candan. -(bkz.Halis).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خلوصکار] yağcı, dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Samimî sevgi gösterme.

2.İkiyüzlülük, dalkavukluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cant. hypocrisy. two-facedness. double-dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrisy. duplicity. dissimulation. double dealing. insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, makinenin fotoğrafçılık çok yönlülüğünü ve yaratıcılığını artırmak için isteğe bağlı objektiflerin ya da filtrelerin eklenmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farsightedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bitkilerde, ışık etkisiyle meydana gelen göçüm.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uluslararası tanınan standartları tanımlayan bir örgüt. Üyeleri çeşitli ülkelerden seçilen örgütün görevleri arasında, bilgisayar, fotoğrafçılık ve reporgrafinin çeşitli yönleriyle ilgili standartları belirlemek de bulunmaktadır. Örneğin ISO film hassasiyeti, fotoğraf emülsiyonlarının ışık hassasiyetini ve pozlama gereksinimlerini belirlemektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trucking. operation of a trucking firm. truck driving. carrying trade / business. cartage. carting. carriage. haulage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nimbus nimbüs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagözcünün işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç kişinin birini yakalayıp kaldırması: Adamı, kargatulumba götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Osmanlı hazinesinin meşhur “Kaşıkçı Elması” IV. Mehmet zamanında fakir bir adam tarafından İstanbul Yenikapı’da bir çömleğin içinde bulundu. Adam Elmas’ı iki tahta kaşık karşılığı bir kaşıkçıya devretti. Kaşıkçı da Elması çok ucuz bir bedele kuyumcuya sattı. Hadise anlaşılınca Elmas, Sultan IV. Mehmet tarafından hazineye alındı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üzüntülü, endişeli, mahzun.

2.Hüzün ve elem veren, Fars. hüzn-engîz, Ar. fâcî, müellim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a prediction. cast. predict. prophesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.İyi veya kötü bir kokusu olan, kokan, koku veren.

2.Güzel kokan. Ar. muattar, Fars. hoş-bO: Kokulu gül.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odorous. odoriferous. scented. aromatic. fragrant. savory. savoury. perfumed. balsamic. nosey. nosy. redolent. spiced. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. fragrant. perfumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. sweet smelling. fragrant. perfumed. odorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(melilotus): Baklagiller familyasından, Avrupa’da ve yurdumuzda yetişen, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçimindedir. Tüysüzdür. Çok dallıdır. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Sarı çiçekleri güzel kokuludur. Meyvesi 4 mm kadar boyunda 1-2 tohumludur. Çiçekli ve yapraklı dallarında kumarin, melilotik ve kumarik asitler ile uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Hafif kabız vericidir. Romatizma ağrılarını dindirir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, gardiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokerage. being a commission agent. commission business. commission house. interagency. trade for third account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komşu olma hâli, yakınlık: Komşuluk hakkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighborliness. neighbourliness. contiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. neighborhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourliness. vicinage. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kömürcülerin yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling ready-made clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hainlik, alçaklık, hile.

2.Kurnazlık, düzencilik, bk. Köpek, köpoğlu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Korku veren, korkutucu, korkutan, Ar. mahûf: Korkulu rüya, korkulu hikâyeler.

2.Muhataralı, teh likeli: Korkulu yol.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. apprehensive. awestruck. fearful. grim. frightening. horrifying. dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scary. frightening. dangerous. perilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Korkutmaya mahsus şey. Bostan korkuluğu = Kuşları korkutup kaçırmak için bostanlarda odun ve bezlerden adam biçiminde yapılan şey. 2.Düşme tehlikesi olan yerlerde duvar, parmaklık vesaireden çekilen kenar: Köprü, minâre, merdiven korkuluğu, mec. Bostan korkuluğu = Yalnız gösterişi olup elinden bir şey gelmeyen adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. guy. banister. parapet. barrier. balustrade. guardrail. railing. rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. barrier. parapet. scarecrow. banister. mere figurehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. banister. balustrade. railing. parapet. figurehead. paper tiger. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korucunun işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koru gibi eğaçlı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. coppice forest. copse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. small wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Koruyucu işini yapma, himaye ve muhafaza etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. support. conservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, Ar. sû, şer, zarar verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harm. evil. malice. misdoing. badness. wickedness. blackness. darkness. devilry. disservice. enormity. iniquity. malfeasance. malignity. misdeed. perversity. spitefulness. vice. viciousness. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. disservice. evil. harm. ill. malice. misdeed. vice. wrongdoing. badness. bad action. wrong. wickedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition. malicious or evil action. wrong. badness. wickedness. cancer. devilry. harm. ill. ill- doing. iniquity. malfeasance. malice. malignancy. malignity. mischief. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harm. to do harm. to act maliciously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köylü olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a villager or a peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir sıvının kalınlığı, Ar. kesâfet: Balın koyuluğu pekmezinkinden fazladır.

2.Rengin karalığa yaklaşması, açık olmaması: Yeşilin koyuluğu iyi ise de kırmızısını biraz daha koyulaştırmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkness. deepness. thickness. consistency. deep. intenseness. intension. intensity. saturation. somberness. sombreness. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. thickness. density. depth. darkness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri koyulmak, teşebbüs edilmek, girişilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalb). Kalbler. bk. Kalb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قلوب] kalpler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «külbe» den, o da Y.’da «örtme» mânâsında bir kelimeden gelir). Bekçi, bahçıvan ve çoban gibi adamların barınmasına mahsus çalı-çırpıdan muhafazalı küçük yer, ufak ve fakir köylü evi: Bekçi kulübesi; balıkçıların kulübeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hut. hovel. box. booth. cabin. cote. cottage. crib. hutch. kiosk. kiosque. lodge. shack. shanty. shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. cot. cottage. hut. lodge. shack. shanty. shed. cabin. sentry box. telephone booth. telephone box. tollbooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin. hut. shanty. shack. sentry box. telephone booth. talkbooth. barrack flat. chalet. cot. cote. cottage. crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yumurtaya yatmış, piliç çıkarmış yahut yumurtaya yatmak üzere kızmış tavuk ki «gurk gurk» edip tüylerini kabartarak gezer: Bu tavuk kuluçka olmuş; üç kuluçkamız vardır.

2.mec. Yerinden oynamaz, tenbel adam. Kuluçkalık, tavuğun kuluçka olması, kuluçkalık hâli: Tavuklarımızın üçü kuluçkaya yattı; kuluçka oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broody hen. incubation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubation period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Meşhur ünlü. 2.Taşçı, çekici, balyoz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek küçük eşek yavrusu (daha büyüğüne sıpa denir. Aslı Türkçe’de yabanî eşek demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Y.’dan) (tıp).

1.Şiddetli barsak ağrısı.

2.Vaktiyle romatizmaya da bu ad verilirdi. Kulunçotu = Bir cins tıbbî bitki. Kulunç kırmak = İyice ovmak, masaj yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder pain. acute abdominal pain. severe pain. cramp. gripes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şiddetli ağrılara ve özellikle kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir. Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici ağrı şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir. Kulunç ağrılarını dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gelincik yaprağı, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kaynak suya 4 tane gelincik yaprağı konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivri ve uzun demirli taşçı kazması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (dişi eşek) yavrulamak (bazen kısrak hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlarda dölyatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club. clubhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski, işe yafamaz, kullanıla kullanıla bozulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. junky looking. ramshackle. conk out. decrepit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Üst kısımları bembeyaz ve küme hâlinde, taban kısmı koyu renkli ve çok defa düz bulut, kümülüs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulus

küme bulut

Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. L.). Küme hâlindeki bulutlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furriery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, iyi ve oturaklı: Kürsülü yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir tehlikeden uzaklaşma, Ar. halâs, rehâ, necât, selâmet: O hastalıktan kurtuluş yoktur.

2.Kaçma, firar, boşanma.

3.Kaçmak, kurtulmak sebep ve yolu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. out. release. deliverance. salvation. let-out. liberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverance. escape. release. relief. rescue. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation. liberation. release. escape. deliverance. delivery. rescue. riddance. safety. survival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kurtulmak fiili, kurtulma. 2.Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet. 3.İstanbul’da bir semt adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set up. established. formed. wound up. cocked. ready to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the established order. the established regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuru olan şeyin hâli, rutubet ve ıslaklık yokluğu, Ar. yubûset: Havanın kuruluğu.

2.Arıklık, lâğarlık, zayıflık: Kuru bir adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryness. aridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. dryness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryness. thinness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promotional. establishment. foundation. institution. institute. being set-up. set-up. body. concern. enterprise. organ. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporation. establishment. foundation. institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installation. enterprise. establishment. institution. founding. organization. structure. construction. disposition. incorporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruntusu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. full of imaginary fears. neurotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. anxious. vapo u rous. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skepticism. scepticism skepticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşkusu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputable. doubtful. dubious. equivocal. incredulous. questionable. questioning. sceptical. suspicious. uncertain. debatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distrustful. doubtful. suspicious. arousing suspicion. unlikely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenik, dargın, bozuşuk, Ar. münfail, muğber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malformation. wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kütürtüsü olan KÜÜL

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyucunun işi, kuyu kazma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcu san atı, altın ve gümüşten süsler yapmak san’atı, Osm. zer-gerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a jeweller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanında yavrusu olan (koyun).

2.Bitişiğinde kendi cinsinden bir küçük tanesi olan (meyve).

3.Bir küçük kapısı olan (kapı kanadı).

4.Yanında bir ince çizgisi veya gölgesi olan (cetvel çizgisi).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- li)biyol. göze, göz, hücre. locular s. hücrevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. leâl, leâlî). inci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olağanüstü bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnci yağmuru.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışılmışın ötesinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجهول النسب] onun bunun çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) parmağı olmak; müdahalesi bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Ablatif hâli, uzaklaşma hâli. (bk.) Ablatif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Akküzatif hâil, yapma hâli. (bk.) Akküzatif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Lokatif hâli, bulunma hâli. (bk.) Lokatif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. gramer). Datif hâli, yaklaşma hâli. (bk.) Datif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). İnstrüman hâli, vasıta hâli. (bk.) Instrümental.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef.) (mü. mekfûlün-anhâ) (hukuk). Kefalet olunan, kefili bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef.) (mü. mekfûlün-bihâ). Kefaletle taahhüt olunan (şey veya kimse).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten imef). (mü. mekfûlün lehâ). Kefalet olunan, kefili bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektupçu görev ve sıfatı: Maliye mektupçuluğu, Erzurum vilâyeti mektupçuluğu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® fotoğraf makinesi, dijital fotoğraflar ve MPEG filmler için 1 GB’a varan alan sağlayan Memory Stick PRO™’yu, isteğe bağlı bir depolama ortamı olarak kullanabilirler.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Cenaze merasimlerine çiçeklerden yapılmış bir çelenk göndermek, mezarı çiçeklerle donatmak, sonradan yapılan mezar ziyaretlerinde mezara çiçek bırakmak, hemen hemen her kültürde gelenek haline gelmiştir. Bir kaç gün içinde kuruyup gidecek bu çiçeklerin bırakana da bırakılana da bir faydası yoktur ama gelenek çok eski çağlara kadar uzanmaktadır.

Bu konuda eski mezarlarda yapılan çalışmalarda çiçek kalıntılarına rastlamak şüphesiz mümkün değildi. Çiçekler çok dayanıksız olduklarından ve kuruyup gittiklerinde arkalarında iz bırakmadıklarından, araştırmacılar çalışmalarını çiçeğin kendisinden çok daha dayanıklı olan polen kalıntılarına yönelttiler.

İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon’un milattan önce 1346’da öldüğünde mezarının çiçekten taçlarla kaplandığı saptandı. Kuzey Avrupa’da ise milattan önce 2000’li yıllara kadar uzanan bir çok mezarda çiçek izlerine rastlandı.

O tarihlerde mezarlara konulan çiçeklerin güzellikleri ve hoş kokuları nedeniyle iyi ruhları çekme, kötü ruhları kovma gibi bir güce sahip olduklarına inanılıyordu.

Sonradan mezarları bitki ve çiçeklerle donatmanın asıl amacı cesedin çürümesinin yaratacağı kötü kokuları önleme oldu. Seyahatlerinizde uzaktan nerede bir servi ağacı topluluğu görürseniz yaklaştığınızda fark edersiniz ki orası mezarlıktır. Mezarlıklara servi ağacı dikmek de aynı amaç içindir.

Servi ağacı uzun boyu, sık dalları ve kışın dökülmeyen yaprakları ile bir bölgeyi rüzgardan korumak için en ideal ağaçtır. Ömrü çok uzundur, hemen hemen hiç çürümez ama en önemlisi odununun damıtma yoluyla lavantacılıkta da kullanılan hoş kokusudur. Bu nedenlerle servi ağacı mezarlıkların adeta bir simgesi haline gelmiştir.

Cenaze merasimlerinde ve mezar ziyaretlerinde, bizde pek yaygın olmasa da kadın ve erkeklerin niçin siyah elbise (ve aksesuar) giyindiklerini merak ettiniz mi hiç ? Bu da atalarımızın hayalet korkusundan kalma bir gelenek.

Binlerce yıl önce cenaze töreninde bulunanlar, gömülecek ölünün hayaletinin orada bulunanlardan birinin bedenine girmek isteyeceğine inanıyorlardı. Bundan sakınmak, hayaletten saklanmak için vücutlarını siyaha boyuyorlardı. Daha sonraları zaman içinde bu adet siyah giysi olarak devam etti ve günümüze kadar geldi.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn tassel. corn silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. modül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. botanik).

1.Hatmi, gülhatmi. 2.Bundan galat olarak mülhiye denilen sebze.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. melik). Melikler, krallar, (bk.) Melik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hükümdara alt, sultânî, şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cami musluklarında abdest almak üzere ceketini çıkaranların cüzdanını veya ceket vesairesini aşırmak suretiyle yapılan hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumbery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müjde ve müjdelik’ten galat. (bk.) Müjde, müjdelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müjdeciye verilen armağan, müjdelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mutlu olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. well-being. felicity. bliss. blissfulness. elation. glory. heaven. nirvana. weal. welfare. sense of well-being. smiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. high. joy. weal. wellbeing. bliss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happiness. cheer. elation. felicity. heaven. weal. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof’ sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziğiyüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu.yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi.yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi (C=do, D=re, E=mi, F=fa, G-sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığındanyüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradanyüzyılda Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. virtuousness. chastity. honesty. trustworthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

"Onun nasıl bir şey olduğunu gördünüz, buna ne diyorsunuz?" anlamında kullanılan bir söz. Deyim

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle de soru mu olur, tabii ki fıkralara, komik laflara ve olaylara gülüyoruz diyebilirsiniz. Ama araştırmalar olayın bu kadar basit olmadığını gösteriyor. Tabii sizler de haklı olabilirsiniz. Gülmek araştırmacılar tarafından yıllarca araştırıldığı kadar karmaşık olmayıp, ilkel atalarımızdan kalan, çevremize uyum ve sosyal hayatı paylaşmakla ilgili bir davranış biçimi de olabilir.

Bebekler doğar doğmaz içgüdüsel olarak ağlarlar ama ancak dört hafta sonra gülümsemeye başlarlar. Anne ve babanın bundan mutluluk duyduğunu hissettikçe bebeklerin gülmeleri fazlalaşır. Gülmek bir çeşit dışa vurum gibidir. Gülerken kalp atışı hızlanır, derin nefes alınır, beyin tarafından ‘endorfın’ denilen kimyasallar salgılanır. Endorfin ise vücudumuzda gerginliği, ağrıyı azaltır.

Gülmek de üzüntü veya öfke gibi bir boşalma yoludur, ancak bunun niçin böyle olduğu tam olarak bilinmiyor. Şüphesiz hepimiz güldükten sonra kendimizi daha iyi hissediyoruz. Gülerken bedendeki gerginlik, kaslardaki denetimin yitirildiği noktaya kadar azaldığından, sandalyeden düşebiliyoruz veya birçok olayda kendimizi tutamıyoruz.

Gülmek sosyal ilişkilerde mutluluğu paylaşmak gibi görülebilir ama her zaman mutluluk ifadesi değildir. Hepimiz patronumuzun yaptığı bir şakaya (pek komik olmasa bile) gülme eğilimindeyizdir. Yani güç, karşısında daima tebessüm eden yüzler görür.

Çok yüksek sesle gülmek, gelebilecek tehlikelere karşı sinirsel bir reaksiyon da olabilir. İki insan arasındaki bir mücadelede, bir oyunda güçlü olan zayıfı ezerken de gülebilir. Yani gülmek, gücün ve saldırganlığın bir göstergesi de olabilir. Gülerken insanın yüz ifadesinden mutlu olduğunu herkes anlar ama o yüz ifadesi ile arkasında yatan duygular arasındaki ilişkiyi psikologlar bile hala tam olarak izah edemiyorlar.

Hala bir müsabakayı kazanıp mutluluktan gülmesi gerekenlerin niçin gözyaşları içinde ağladıklarının, ağlaması gereken bir yerde bir insanın yine gözyaşları içinde kahkahalarla niçin güldüğünün sebebi anlaşılmış değildir. Ancak bu arada kahkaha ile gülmekle, gülümsemeyi ayırt etmek gerekir. Gülümsemek kesinlikle insanın, karşısındaki için iyi şeyler hissetmese bile kendisi için bir mutluluk ifadesidir.

Yapılan bir araştırmaya göre insanlar 50’li yıllarda günde ortalama 18 dakika gülerken, bu süre günümüzde 6 dakikaya düşmüş bulunmaktadır. Yetişkinlerin günde ortalama 60, çocukların ise 500 kez güldüğü ve bir gülüşün ortalama 6 saniye sürdüğü araştırmacılar tarafından saptanmıştır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Böyle de soru mu olur, tabii ki fıkralara, komik laflara ve olaylara gülüyoruz diyebilirsiniz. Ama araştırmalar olayın bu kadar basit olmadığını gösteriyor. Tabii sizler de haklı olabilirsiniz. Gülmek araştırmacılar tarafından yıllarca araştırıldığı kadar karmaşık olmayıp, ilkel atalarımızdan kalan, çevremize uyum ve sosyal hayatı paylaşmakla ilgili bir davranış biçimi de olabilir.

Bebekler doğar doğmaz içgüdüsel olarak ağlarlar ama ancak dört hafta sonra gülmeye başlarlar. Anne ve babanın bundan mutluluk duyduğunu hissettikçe bebeklerin gülmeleri fazlalaşır. Gülmek bir çeşit dışa vurum gibidir. Gülerken kalp atışı hızlanır, derin nefes alınır, beyin tarafından “endorfin” denilen kimyasallar salgılanır. Endorfin ise vücudumuzda gerginliği, ağrıyı azaltır.

Gülmek de üzüntü veya öfke gibi bir boşalma yoludur, ancak bunun niçin böyle olduğu tam olarak bilinmiyor. İüphesiz hepimiz güldükten sonra kendimizi daha iyi hissediyoruz. Gülerken bedendeki gerginlik, kaslardaki denetimin yitirildiği noktaya kadar azaldığından, sandalyeden düşebiliyoruz veya bir çok olayda kendimizi tutamıyoruz.

Gülmek sosyal ilişkilerde mutluluğu paylaşmak gibi görülebilir ama her zaman mutluluk ifadesi değildir. Hepimiz patronumuzun yaptığı bir şakaya (pek komik olmasa bile) gülme eğilimindeyizdir. Yani güç, karşısında daima tebessüm eden yüzler görür.

Çok yüksek sesle gülmek, gelebilecek tehlikelere karşı sinirsel bir reaksiyon da olabilir. İki insan arasındaki bir mücadelede, bir oyunda güçlü olan zayıfı ezerken de gülebilir. Yani gülmek, gücün ve saldırganlığın bir göstergesi de olabilir. Gülerken insanın yüz ifadesinden mutlu olduğunu herkes anlar ama o yüz ifadesi ile arkasında yatan duygular arasındaki ilişkiyi psikologlar bile hala tam olarak izah edemiyorlar.

Hala bir müsabakayı kazanıp mutluluktan gülmesi gerekenlerin niçin gözyaşları içinde ağladıklarının, ağlaması gereken bir yerde bir insanın yine gözyaşları içinde kahkahalarla niçin güldüğünün sebebi anlaşılmış değildir. Anacak bu arada kahkaha ile gülmekle, gülümsemeyi ayırt etmek gerekir. Gülümsemek kesinlikle insanın, karşısındaki için iyi şeyler hissetmese bile kendisi için bir mutluluk ifadesidir.

Yapılan bir araştırmaya göre insanlar 50’li yıllarda günde ortalama 18 dakika gülerken, bu süre günümüzde 6 dakikaya düşmüş bulunmaktadır. Yetişkinlerin günde ortalama 60, çocukların ise 500 kez güldüğü ve bir gülüşün 6 saniye sürdüğü araştırmacılar tarafından saptanmıştır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Oduncu işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodcutting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting or selling wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archery. making or selling of arrows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phenomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ölçülmüş.

2.Mutedil, uygun nisbette.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sober. temperate. measured. moderate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

measured. moderate. prudent. careful. continent. demure. dimensional. low key. sober.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefully calculated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moderation. continence. temperament. temperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lethality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defunctness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortality. transitoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. pioneering. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneering. being an advance courier. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. pioneering. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneering. being an advance courier. leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pioneer. to be initiator of sth. spearhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pioneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pioneer. to be initiator of sth. spearhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Onuncu olma, onuncunun derece ve mertebesi: Sınıfında onunculuk kazanabilirse yine iyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaited. braided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitted. woven. braided. reticular. corded. webbed. meshed. tissued. quilled. plaited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaited. braided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitted. woven. braided. reticular. corded. webbed. meshed. tissued. quilled. plaited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. fickleness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. dirty trick. treachery. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. fickleness. dirty trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. dirty trick. treachery. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Örtülmüş: Örtülü bir masa.

2.Gizil; Gizli, örtülü bir şsy değildir.

3.mec. Kapalı, anlaşılması zor: Orasını pek örtülü geçti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered. veiled. wrapped. under cover. covert. buried. masked. shut. clad. coated. mantled. muffled. submerged. submersed. thick with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implicit. covered. veiled. shut. closed. hidden. hushed up. concealed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Örülmüş, örgü edilmiş: Örülü saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitted. darned. braided. woven. built.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knitted. darned. braided. woven. built.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sadece ülkeyi seçerek, VCR’ın tamamen ayarlı ve programı hale getiren otomatik kurulum işlevi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. fun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a player (of a game. acting. being an actor or actress. trickery. deceitfulness. playfulness. frolicsomeness. gamesmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz gülüm.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. besin maddesi, yiyecek, gıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a grower / seller of cotton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a grower / seller of cotton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parachuting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parachuting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rakkas, sarkaç, saat rakkası; sürekli olarak değişen şey. compensation pendulum ısı değişmesinden etkilenmeden belirli bir uzunluğu koruyan rakkas. torsion pendulum yay ile hare ket eden daire şeklinde rakkas. pendulum of popularity kamuoyunun aks

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peruvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peruvian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philately. stamp collecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobansüzeği denilen bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğünçiçeği, turnaayağı, (bot.) Ranunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Arslankalbi yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. reguli) yan tasfiye edilmiş maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağ, şebeke; anat. ağcık, ağ, retikül; zool. gevişgetiren hayvanların ikinci midesi, börkenek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind rose. compass rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a maker or seller of soap. manufacturing or selling soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cirrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -li) bak. saccule .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonsensical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. discreet. having common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has common sense. responsible. right minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of health. medical board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Depository Institution (Custodian))

Müşterisi adına menkul kıymetleri saklamaya yetkili kurum ve kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selection committee. jury. electoral college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited liability. limited liability / responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asceticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Mes’Üiiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsibility. liability. blame. accountability. baby. buck. burden. charge. control. custody. encumbrance. engagement. load. office. onus. pidgin. place. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. buck. care. charge. commitment. duty. guilt. liability. onus. responsibility. trust. duty mesuliyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of inquiry. committee of enquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyguncu işi, soygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despoilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway of robbery. brigandage. crimen roberiae. depredation. despoliation. heist. rapine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genteelness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. ancestry. aristocracy. gentility. peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -la) tıb. bedenin iç taraflarını muayene maksadıyle bir deliği genişletmek veya açık tutmak için kullanılan aynalı veya aynasız aletlerden biri, spekulom; madeni ayna; teleskop aynası; zool. bazı kuş kanatlarında bulunan renkli lekeler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.-i) dürtü, uyarıcı şey, saik.stimulus and response uyarım ve tepke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockpiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -li) stratokumulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt. criminality. delinquency. culpability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt. quiltiness. guiltiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Suyu olan, Fars. Ab-dâr: Sulu armut.

2.Çok sulu: Sulu şerbet, yoğurt.

3.Su ile yapılmış, yalnız su İle hazırlanmış: Suluboya.

4.mec. Yılışık, LAubâlî tavırları olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watery. juicy. wet. moist. hydrated. hydrous. aqueous. sassy. saucy. sloppy. weak. lush. pappy. ripe. runny. slushy. smarmy. soft. soupy. succulent. washy. saucily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. facetious. familiar. fresh. frivolous. gross. juicy. mellow. perky. pert. runny. soggy. thin. watery. weak. succulent. silly. saucy. familiar. wet. sappy. fluid. importunate. too familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the most prominent tribe of the Moro tribes, occupying the Sulu Archipelago; also, their language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juicy. watery. dilute. watered down. sb who makes stale. annoying jokes. fresh. overly familiar. aqueus. hydrous. succulent. thin. washy. wishy washy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az sulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızı boya ve boya astarı gibi kullanılan zirkonyum madeni: Sülüğen sürmek, sülüğenle boyamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çocukların başında çıkan bir cins çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir yola girme, bir sıraya dizilme. Askerliğe sülük etti. 2.Tasavvuf yoluna girme: Ehl-i sülükten bir adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sülükgillerden kan emmek için vücûdun bir tarafına tutulan hayvan. Sülük yapıştırmak. Eşeksülüğü = Bu işe yaramıyan kaba cins.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birds' water bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leech. bloodsucker. cirrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodsucker. leech. tendril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Halkalılar takımından kan emici parazitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become overly familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wateriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wateriness. diluteness. juiciness. making stale. annoying jokes. freshness. impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragopan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pheasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pheasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Yaban horozu, yaban tavuğu» da denilen fevkalâde lezzetli eti olan güzel bir av kuşu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi güzel, uzun boylu, endamlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sülün gibi boylu endamlı kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SÜLS) (i. A.).

1.Üçte bir.

2.Nesh yazısına benzeyen bir cins kalın yazı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a third.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). İki süls, üçte iki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A ). Üçte bire ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compèring. emceeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süpürmekten çıkan çörçöpün atıldığı yer, mezbele, çöplük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolted. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolted. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürücü hizmet ve işi: Sürücülük ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motoring. driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. destek bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süt satmak işi: Birkaç inek edinmiş sütçülük ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration tribunal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage-due stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüksek medrese talebesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L A. F ). Abbâsî imparatorluğunun yıkılmasından sonra İslâm Aleminde teşekkül eden küçük devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuk alıp satan adamın işi: Tavukçuluk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry rearing. poultry husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken farming. poultry selling. poultry culture raising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. T. sosyoloji) (Taylor özel adından). İş verimini artıracak yolda işletmeciliği düzenlemek için teklif edilen usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

review committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth / box / kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ameliyat sırasında atardamarı tutmak için kullanılan kancalı alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) çıngırak, çıngırdak. tintinnabulary s. çıngırağa ait; çıngırak sesli. tintinnabula'tion i çıngırdama; çan çalınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show business. show biz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatrical technique. the theater business. acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being content with what one has.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top kullanan askerin vazifesi: Topçuluk hizmeti zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunnery. artillery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir arada bulunan şeylerin tamamı.

2.Vasıfları bakımından bir bütün meydana getiren ve bir arada bulunan canlıların bütünü, cemiyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

group. crowd. party. company. society. community. colony. troop. army. cohort. corps. coterie. ensemble. gathering. herd. hive. knot. push. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. band. brotherhood. community. congregation. crop. crowd. group. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community. assemblage. collectivity. the community. corps. ensemble. gathering. group. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sosyalizm. (bk.) Sosyalizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filed. rasped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökeleği ve posası olan, berrak olmayan, bulanık: Tortulu şarap, yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbid. sth which has sediment in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloud. cloud of dust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Trusted™ Platform Modülü çipi, verilere yetkisiz erişimin engellenmesine yardımcı olan önemli güvenlik hizmetleri sağlar. Bu çip, donanım ve yazılım da dahil olmak üzere, platformun kendisini izleyebilir. Parolalar ve şifreleme anahtarları gibi büyük önem taşıyan veriler için tamamen güvenli bir saklama ortamı sağlar. Daha sonra, her bir makineye benzersiz bir kimlik atayarak, dahili akıllı kart işlevi görür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tulûAt).

1.Doğma, bir yıldızın doğudan görünmesi: Tulû-ı Şems, tulû-ı Kamer, tulû-ı Zühre.

2.mec. Birden doğar gibi ortaya çıkma: Öyle bir fikir zihnime tulü etti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طلوع] doğuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Doğma, doğuş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TULÜAT) (i. A. c.). İrticalen oynanan Türk sahne oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play in which the performers improvise their lines. improvisations. ad libs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طلوعات] doğaçlamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tuluat oyuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tulum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlkel bir üfleme çalgı, gayda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvanın bütün çıkarılmış derisinden ibaret kap ki, pekmez, bal, yağ, sirke veya su gibi sıvılar yahut peynir vesaire koymaya mahsustur: Sirke tulumu, bir tulum yağ, tulum peyniri. 2.Nefesle şişirlip bir yandan sıkılarak bir ucuna bağlı bulunan düdük çalınan deri: Gayda tulumu.

3.İki kısımdan ibaret, tuluma benzer kürk. Tulum çıkarmak — Hayvanın derisini bütün ve sakatsız, yani tulum yapılacak surette yüzmek. Tulumunu çıkarmak — Yüzmek, mec. Haddini bildirmek, çok dövmek.

4.Şişmek ve şiş hakkında da kullanılır: Tulum gibi şişmek, tuluma dönmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overalls. bib. rompers. workwear. siren suit. skin. leather bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overalls. skin made into a bag. bagpipes gayda. tube tüp. jump suit. boiler suit. rompers. skin bag. bagpipe. sleepers. coveralls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal skin used as a casing. overalls. jump suit. bagpipe. slough. leather bag. skin. bag hose. ferry. overall. cover- alls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheese encased in a skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. tromba’dan galat).

1.Suyu bir taraftan çekip diğer teraftan vermeye mahsus makine: Kuyu, yangın tulumbası. Firenk tulumbası = Su çıkarmaya mahsus madenî tulumbe,

2.Denizden suyu yukarıya çekip sonra boşaltan bir çeşit kasırga ki, rastgeldiği gemiler için pek tehlikelidir, hortum, Fars. gird-bâd.

3.(tıp) Vücudun İçinde biriken sıvıları çekip almaya veya sıvı bir ilâcı vücudun içine vermeye mahsus büyük şırınga.

4.Bir tulumbaya bağlı olup onu idare eden başıbozuk veya asker, tulumbacılar takımı. Tulumba tatlısı = Fıskiye gibi bir makineden sıkılıp çıkarılan bir cins hamur tatlısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. force pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. fire engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. water pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eskiden mahallelerde eski usul yangın tulumbalarını yangın yerine götürüp orada kullanan adam.

2.Evlerde su tulumbalarını tamir eden işçi. 3.mec. Çapkın, haylaz, terbiyesiz, hâl, hareket ve muamelesi pek kaba ve sert adam, hayta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / seller of pumps. member of a fire brigade. hell-raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yangın tulumbası idare edip yangın söndürmek ve su tulumbası tamir etmek işi: Tulumbacılık, tehlikeli bir iştir.

2.mec. Terbiyesizlik, çapkınlık, kaba ve sert hareket ve muamele, haytalık.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay ağıl, hale. (bkz.Tülin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -li) höyük; çoğunlukla mezar üzerindeki toprak yığını. tumular s. yığın şeklinde. tumulous, tumulose s. tepeleri çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk milliyetçiliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Turşucu İşi: Turşuculuk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşu yapmaya mahsus veya elverişli: Turşuluk hıyar, patlıcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious. hellbent. sultry. warm-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. desirous. fervent. passionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caused. smoked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment. detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. being under arrest. detention under remand. custody awaiting trial. protective / preventive custody. fetters. imprisonment in the second degree. vigorous imprisonment. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecliptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness. sparingness. thrift. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brackishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte uçan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamışızdır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte uçan yolcu ve savaş uçaklarının uçtuğu bu yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğuk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘sublime’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı bir buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve basınç düştükçe, hava artık su buharım içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, yani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, uçağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.

Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.

Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ‘’sublime’’ olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.

Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.

İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.

Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üçüncü derece, üçüncü olma: Sınıfta üçüncülüğü kazandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hastalara okuyup üfleyen üfürükçünün işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.(felsefe) Ülküyü yani düşüncede mevcut olan asıl gerçeği insan zihnine mal eden felsefî doktrin, idealizm.

2.Sanatta ülküyü, yani gerçekten daha güzel olanı yaratmaya çalışan çığır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism. idealism idealizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok erdemli, yüce yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsal, büyük yemin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce, saygın, erdemli kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygınlığı olan bey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın kişilikli yiğit..

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan. 2.Ünlü Türk denizcisi Uluç (Kılıç) Ali Paşa’nın adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı, uğurlu dönem.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu - çam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erdemli, saygın, yüce kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uluç - kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok büyük, yüce dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğuştan yüce, uğurlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, uğurlu, yüce kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, yüce, soylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. elf). Elfler, binler. (bk.) Elf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asker, yeniçeri maaşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ علوفه] yem. 2.yeniçeri maaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir sınıf Osmanlı süvari askeri (yanlış olarak «ulûfeciyân» suretinde cem’ini de kullanırlardı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maaşlı, ulûfe sahibi asker (ler).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu, büyük, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük, saygın hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «İlâh» tan). Tanrılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الوهيت] tanrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük, saygın hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu yüce kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok uğurlu, kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. «ulu» dan). Ulu göstermek, pek fazla saygıda bulunmak,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Büyüklük taslamak, kibir satmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uluyan; feryat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ulumak; ötmek (baykuş); feryat etmek. ulula'tion i. uluma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüklük, azamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaltation. supremacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ilm). İlimler, bilgiler, bk İlim. Talebe-i ulûm = Eskiden medrese okuyan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علوم] ilimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ululuk, haşmet, büyük gösteriş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aklî ilimler, müsbet ilimler, fen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinî ilimler: Hadîs, tefsîr, kelâm vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Naklî, edebî ilimler. Müsbet ilim sayılmayan bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ululation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. howl. howling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (köpek) Uzun bir sesle ağlarcasına ürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howl. yowl. ululate. woof. bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. howl. yowl. to bawl out. to howl. to bay. to yowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. howl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu, yüksek, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu meriç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Büyük, ulu. 2.Temrensiz ok. 3.Buğday, arpa kökü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aslını bilmeden, düşünüp danışmadan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü yüce, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a.). Eski Türkler’de bir toplum. Oymakların (kabîle) birleşmesine il (aşîret), illerin birleşmesine ulus denirdi: Cuei Ulusu, Çağatay Ulusu (şimdi «millet» mânâsına kullanılıyorsa da bu mânâsı uydurmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nation. people. commonwealth. commonweal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonwealth. country. nation. nationality. people. people millet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonwealth. country. nation. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Millet, halk, insan topluluğu. 2.Göçebe. 3.Oba, aşiret, kavim. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bölme, pay, kısmet, hisse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu şahin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Milllî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national. public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national. public. national milli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(ISE National – 100 Index)

1986 yılında 40 şirketin hisse senedi ile başlayarak zamanla sayısı 100 şirketin hisse senedi ile sınırlanan Bileşik Endeks!in devamı niteliğindedir. Ulusal Pazar’da işlem gören, yatırım ortaklıkları hariç önceden belirlenmiş şartlar yanında sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilmiş hisse senetlerinden oluşmakta ve İMKB-30 hisse senetlerini otomatik olarak kapsamaktadır. Hisse Senetlerinin fiyatları ve her bir hisse senedinin; aynen saklamada bulunanlar hariç, Takasbank saklamasında bulunan hisse senedi sayısının toplam hisse senedi sayısına oranları, baz alınarak piyasa değeri ağırlıklı olarak hesaplanır ve hisse senetleri piyasasının genel bir göstergesidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(National Market)

Borsa Yönetim Kurulu kararı ile pazarı açılmış, endekse dahil olan ve olmayan Borsa kotunda yer alan her şirket hisse senedi için alım satım işlemlerinin gerçekleştirildiği pazardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(ISE National – 30 Index)

Vadeli İşlemler Piyasası’nda kullanılmak üzere, yatırım ortaklıkları hariç Ulusal Pazar’da işlem gören şirketlerden önceden belirlenmiş şartlar yanında, piyasa değeri ve likiditesi yüksek olanlardan sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilen 30 hisse senedinden oluşan endekstir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Millîleştirmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adı yüce tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce şanlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Milliyetçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalism. nationalism milliyetçilik. nasyonalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçok ulusları ilgiiendiren, milletlerarası, beynelmilel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international. transnational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(International Market)

İMKB Uluslararası Menkul Kıymetler Serbest Bölgesi içinde “Serbest Bölgeler Mevzuatına” göre faaliyet gösterecek esas olarak eski Doğu Bloku Ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu ülkelerindeki şirketlere ait menkul kıymetlerin işlem göreceği pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). (köpekler) Birlikte ulumak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu, yüce, soylu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce, kutlu su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalarıyla bir şeyi paylaşan, hissedar (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu tan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu taş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu tay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yükseklik, büyüklük: Ulüvv-i mertebe. Ulüvv-i cenâb = Alî-cenablık, cömertlik, yüksek karakter. Ulüvv-i şân = Şan ve şeref. Ulüvv-i himmet = Himmet ve gayret büyüklüğü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولو العظم] büyük peygamber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولو الابصار] görüş sahipleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولو الامر] padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علو] yücelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flour business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiye, uysallık, yavaşlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ütücü işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleeping bag. body bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepy. dozy. drowsy. blear-eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dopey. dozy. drowsy. sleepy. dopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyku sersemliği üzerinde iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kundaktaki yavrunun avucunda biriken pürüz.

2.Kuzunun gırtlağında bulunan irice bezler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetbread. pancreas. scurf on baby's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmoniousness. suppleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compatibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space capsule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space capsule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of conciliation. conciliation committee. conciliation board. mediation board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. distressed. hard-pressed. sad. sorry. woebegone. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. gloomy. heartbroken. regretful. rueful. sad. upset. worried. unhappy. distressed. sorrowful. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. depressed. doleful. heavy laden. lamentable. unhappy. upset. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating a steamship line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism. existentialism egzistansiyalizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

existentialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) zool. yosunsu hayvanların uzun ve kamçı şeklindeki korunma organı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) bağlayan şey, bağ., rabıta; mat. terimleri birbirine bağlamak için kere yerine kullanılan tepe çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hırs, düşkünlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Girme, sokulma, Ar. duhûl; hurûc mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stressed. accented. emphatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profiteering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vurma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Kır gülü. Bozkır çiçeği. 2.Kuşburnu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın açan gül.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemekten sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemeklen sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bitki kök ve saplarının yerçekimi tesiriyle belli bir istikamet almalar! hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Seyahat, sefer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. journey. run. travel. voyage. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. tour. travel. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. compulsion. duty. encumbrance. engagement. function. impost. incumbency. liability. obligation. onus. ought. responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability amenableness. contribution. engagement. liability. obligation. obediential obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Mutlu, mesut. 2.Hak, adalet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustura.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüyleri yolunmuş, tüysüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çekip koparmak, yolmak.

2.Tıraş etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Tıraş eden adam, berber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tümsek, ur gibi yuvarlak şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar veya şu türlü yüzü olan adam veya şeyin hâli: Güleryüzlülük, ikiyüzlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burden. essentiality. exigence. exigency. imperative. incumbency. indispensability. necessity. obligation. ought. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation. necessity. compulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. Zulu, Zulus)s. Afrika'da bir kabile, Zulu; Zulu dili; s. bu kabileye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZÜLF) (i. F.). Sevgilinin saçı ve bilhassa yüzün iki tarafında sarkan saçlar. Zülf-i arûs = Fasulye cinsinden güzel çiçekli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sidelock. earlock. lock or tress of the hair of one's beloved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzünün iki tarafında zülüfü olan. Zülüflü baltacı = Eskiden bir sınıf saray hademesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZULM) (i. A.). Zulüm, haksızlık, eziyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. grimness. oppression. persecution. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. cruelty. outrage. persecution. tyranny. oppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. oppression. tyranny. injustice. ill- usage. outrage. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zulmet). Karanlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلمات] karanlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by