üm ne demek? | üm anlamı nedir? | üm

üm anlamı nedir?

üm ne demek?

üm anlamı nedir?

üm | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(ÜMM) (i. A.) (c. ümmât, ümmehât). Ana, Fars. mâder. Ummü’l-Mü’minîn = Peygamber’in zevcesi, bilhassa Hz. Hadice ve Hz. Ayşe. Ummü’l-habâis = mec. Şarap, içki. Umm-i dünyâ = Kahire. Ümm-i Kur’an = Fatiha sûresi. Ümmü’lveled = Çocuk anası olan odalık, câriye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu. - Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kayyum).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah’ın kulu. - Mü’min, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yığmak; toplamak , biriktirmek; birikmek, çoğalmak, yığılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yığma, biriktirme, toplama; toplanma, yığılma; biriktirilmiş veya toplanmış şeyler; biriktirilip sermayeye eklenen faiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplayıcı, biriktirici; toplanmış, birikmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplayıcı şey veya kimse; su gücünü toplayan cihaz; (ing). akümülatör, akü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Çiçekli bitkilerin iki ana bölümünden biri. Bu bitkilerde tohumlar yaprağın üzerinde bulunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aktinyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dirayet, feraset, çabuk kavrayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). açmak; (s). ucu uzun ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). anlamsız veya saçma bir hale gelinceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave edilecek şey veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). istenildiği kadar, istenildiği gibi; (müz). tempo vb hususunda istenildiği gibi çalınabilen notalar;(kıs) ad lib.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, anıştırmak ; gölgelemek. adumbra'tion (i). ima, kinaye; gölgeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tapınağın en iç odası adz (i). keser, marangoz keseri aedile eski Roma'da Bayındırlık memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Afet, felâket, belâ gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Cıva ile klordan mürekkep zehirleyici tesiri fazla bir tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Atom ağırlığı 227 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek şekilde yapılmış cam su kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium. fish tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tehlikeyi veya haberi bildiren işaret veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Albüme). Fotoğraf resimlerini veya sair resim, şekil ve hâtıraları içine alan cüzdan, defter, kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album. long-playing record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

album.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). albümin, yumurta akı. albuminous (s). albuminil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bitkilerin ve hayvanların vücut yapısında bulunan bileşik bir madde. Birçok hastalıklarda vücuttaki albümin oranı çoğalır. Aktutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albumin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda, albümin bulunmasına; Tıp dilinde Albüminüri; halk arasında ise, aktutma denir. Bir çok hastalıklarda, özellikle Böbrek hastalıklarında, idrarda albümin görülür. Mümkün olduğu kadar süt içmeli, patates haşlaması ile muhallebiyi sofradan eksik etmemelidir. Baharatlı yiyecekler, biber, turşu ve tuz kesinlikle terk edilmeli; kahve ve fazla miktarda su içilmemelidir.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 1 avuç tere otu konur. 15 dakika kaynatılır. İnce ve temiz bir tülbentten süzülür. Her gün, 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ağaç özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Umumiyetle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العموم] genellikle, genelde, genel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dünyayı gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dünya çapında, dünyaya yaygın, evrensel, cihanşümûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça terkip. «Sizin üzerinize» demektir. Esselâmü aleyküm = Size selâm olsun, ve Aleyküm Selâm = Size de selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allium familyasından bir çeşit bitki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

british plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Kimya). Değerli bir taş. Alüminyum oksidinden ibaret olan alümin, içindeki renkli maddelere göre yakut (kırmızı), zebercet (sarı), safir (mavi) gibi adlar alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alüminyum oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i alüminyum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Al

Atom Numarası:13

Kütle Numarası:26,982

Yoğunluk:2,702g/cm3

Erime Sıcaklığı:660 °C

Kaynama Sıcaklığı:2519 °C

Dayanıklı, kolay işlenebilen ve hafif bir element olması nedeniyle elektrik hatlarında ve endüstrinin diğer alanlarında yararlanılır.

Alaşımları, uçak ve roket parçaları yapımında kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminum. aluminium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminium. aluminum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aluminium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD bir okul veya üniversiteden mezun olan kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD bir okul veya üniversite mezunu erkek; eski öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deliotu, (bot). Alyssum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atom ağırlığı 241 olan ve sunî olarak elde edilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum. ammonium chloride nışadır. ammonium nitrate amonyum nitrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kakule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Amonyaklı tuzlarda maden rolü oynayan bir halita kökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Sizden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), ikinizden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Onlardan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). O ikiden.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ANSI Lümen Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü tarafından tanımlanan, parlaklık birimi standardıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Lat). harpten evvel (özellikle Amerikan iç harbinden evvel).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antidumping

tic. karşı düşürüm

Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotları familyası (aslanağzı, kurt ağzı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşı, antiserum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akvaryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Lat.

ağaç parkı

Örnek olabilecek çeşitli ağaçların ve bitkilerin bilimsel amaçlarla yetiştirildiği alan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place in which a collection of rare trees and shrubs is cultivated for scientific or educational purposes. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical tree garden where trees are maintained for display purposes Arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landscaped space where trees, shrubs, and herbaceous plants are cultivated for scientific study, educational purposes, and to foster appreciation of plants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A botanical collection of trees, that are normally for public viewing. a facility where trees and shrubs are cultivated for exhibition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arboretum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilimsel amaçlarla ağaç yetiştirilen alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sır, muamma; eski simyacıların çözmeye çalıştıkları doğal sırlar; kuvvetli ve niteliği meçhul ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. argument

kanıt

Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tartışma, münakaşa; karşısındakileri ikna etmek için öne sürülen delil veya hususlar; bir kitabın savunduğu fikirlerin özeti. argumen'tal (s). münakaşa veya delil göstermeye ait. argumenta'tion (i). tartışma, münakaşa; yargılama, muhakeme. argumen'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). tartışmada karşı tarafın söz ve hareketlerini kendi görüşünü savunmada delil olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Küçük org, salon orgu. Piyanoya benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yılanyastığı, danaayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Arzu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gök, sema, sipihr, felek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine almak, deruhte etmek ; farzetmek, var olduğunu kabul etmek; var gibi göstermek, yakıştırmak; yetkisi olmadan bir vazifeyi üstüne almak. assumed (s). farzolunan; hayali; takma, müstear (isim) ; gasbedilmiş assuming (s). kibirli, mağru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir vaat uzerine yapılan sözlesme; akdin bozulması halinde zarar ziyan davası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) farz, tahmin, zan; tavır, poz, amirlik taslama; kendine is edinme, ustune alma; kibir, gurur, kustahlık; semaya yukselme, uruç, bilhassa Hazreti Meryem'in semaya urucu. Feast of the Assumption 15 Ağustosta kutlanan Meryem'in urucu yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Asmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Gök, sema, felek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu’da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) sığınak barinak, melce; himaye, koruma, muhafaza; kimsesiz veya düşkünleri barındıran kurum, yetimhane, düşkünler evi. give asylum to barındırmak. insane asylum akıl hastanesi, şifa yurdu. orphan asylum yetimhane, oksüzler yurdu political

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş gösteren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., fen ve edebiyat kulübü; genel kitaplık, okuma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski Roma evlerinde avlu veya giriş yeri; Orta Çağ'da kilisenin etrafı sütunlarla çevrili avlusu; anat. atriyum, kalpteki kulakçıklardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplantı salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonbahar, güz, hazan. autum'nal (s). sonbahara ait. autumnal equinox (astr). sonbahar ekinoksu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(İt üzümü): Fundagillerden; küçük taneler halinde kırmızı renkli yemişleri olan, tüylü bir bitkidir. 1-3 metre yüksekliğindedir. Her mevsimde yaprakları vardır. Makilerde bulunur. Dalları kırmızımtırak kahverengidir. Yaprakları şimşir yapraklarına benzer. İçinde Hydrochinone vardır. Sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Çiçekleri pembe salkımlar halindedir. Ev ilaçlarında yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kuvvet verir. İshali keser. İdrar yollarını temizler. İdrar söktürür. Ateşi düşürür. İdrar yollarındaki taşların düşmesine yardım eder. Prostat büyümesinden kaynaklanan şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Fundagillerden, küçük taneler halinde yemiş veren tüylü bir bitki. (Uva ursî).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâd = yel, nümâ = gösterici). Rüzgârın cihetini gösterici Alet ki evlerin vesair yüksek yerlerin üstüne konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Bağlarda sona kalan mahsullerin toplanması.

2.Bu işin yapıldığı mevsim, güz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر قلزم] Kızıldeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrick bend. sheet bend. fisherman's bend. clove hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wax. beeswax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beewax. sealing wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). baryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Ba senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. Fr). Başkomutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kokulu reçine; bu reçinenin elde edildiği ağaç; Mekke pelesenk ağacı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(fr.) kibarlar zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, güman = zan).

1.Fenalık düşünen, herkesin fenalığında bulunan, bed-hâh.

2.Her işde bir fenalık gören, vesveseli.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da Müslüman kadm lider; soylu Müslüman kadını, begüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kadın hükümdar, prenses. Doğu Türk hükümdarlarının harem ve kızlarına isim olarak verilirdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frenküzümü cinsinden bir çalı. Taşkırangillerden olan bitkinin yemişi de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Brüksel.

Nüfus: 10.063.000.

Yüzölçümü: 11.787 km2.

Komşuları: Batı’da ve Güney’de Fransa, Güneydoğu’da Lüksemburg, Doğu’da Almanya, Kuzey’de Hollanda.

Önemli Şehirleri: Brüksel, Antwerp, Ghert, Charleroi, Liege.

Din: %75 Katolik.

Dil: Fransızca, Almanca.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monark’a bağlı parlamenter demokrasi.

Siyasi Partiler.

Flaman Bloğu, Halkın Birliği, Fransızca Konuşanların Demokratik Cephesi, Özgürlük ve İlerleme Partisi, Reformcu Liberal Parti, Hristiyan Halk Partisi, Sosyal Hristiyan Parti, Sosyal Parti.

Tarih: Belçika ismi, ülkenin ilk yerleşik insanları olan Belgae’lerden gelmektedir. Ülke olarak Julius Caesar tarafından fethedilmiş ve Romalıların, Frank’ların Burgundy’nin, İspanya’nın, Avusturya’nın ve Fransa’nın da dahil olduğu bir dizi işgalci devlet tarafından 1800 yıl yönetilmiştir. 1815’ten sonra Belçika Hollanda’ya bağlandı fakat bağımsız bir anayasal monarşi olması 1830’a rastlar. Belçika’nın tarafsızlığı her iki dünya savaşında da Almanya tarafından ihlal edildi. Kral

3.Leopold 28 Mayıs 1940’ta Almanya’ya teslim oldu. Savaş sonrası, tahtından feragat edip yerini oğlu Kral Baudovin’e bırakması konusunda siyasi baskıya maruz kaldı. Kuzey Belçika’da yaşayan Flamanlar Hollandaca, güneydeki Valonlar ise Fransızca konuşurlar. Bu dil farklılığı daimi bir karşıtlık kaynağı olmuş, iki grup arasında düşmanlığa yol açmıştır. Parlamento, gücün merkezi hükümetten 3 bölgeye -Valonya, Flander ve Brüksel- transferini amaçlayan bir takım önlemler almıştır. Belçika yaptığı dış ticaret ile ekonomisini yürütmektedir ve toplam ücretiminin %50’si dış ülkelere satılmaktadır.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the town council. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belçika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Gırtlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uyuşturmak, hissini iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برای معلومات] bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zümrüt gibi bazı taşların bileşiminde bulunan bir elemandır. Be senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. berkelyum, bir radyoaktif unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aktinitlerden, atom ağırlığı 244 olan radyoaktif bir eleman. Bk senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. berilyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İkisi arasında: Beynehümâ uyuştular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şüphesiz, şeksiz, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşi, misli ve benzeri olmayan. Fars. bî-memend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eşi, misli ve benzeri olmayan. Fars. bî-memend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayısız, hesapsız, çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lüzumsuz, gereksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in general. all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in general. on the whole. all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالعموم] tüm, bütün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yerin altında bulunup sıvı ve sarımtrak, yahut katı ve kara bir hal ve renkte olan yapıcı bir madde. Bitüm yol yapımında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zift, katran; f. ziftlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziftli, zift gibi. bituminous coal adi maden kömürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bütün, hepsi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur. Böbreklerde kum görüldüğü zaman aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kiraz sapı, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 5 çorba kaşığı kiraz sapı konur. Kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeraltında kemerli büyük mahzen ki kiler veya zindan gibi kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. cellarage. halicarnassus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. subterranean vault. dungeon. cellerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğulmuş yer, boğulmuş kısım. Sazın boğumları. (Anatomi) Lenf damarları veya sinirlerin yumak gibi olan kısımları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. articulation. joint. knuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. internode. ganglion. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnarled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide güfteli eserlerde heceleri belirtip süsleyerek icrâ tarzı. Ar. tekeccî, Fr. articulation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir bölme işlemi sonunda elde edilen sayı, haric-i kısmet

2.(askerlik). Ordu kuvvetlerinin gerektiği şekilde bölünüp dağıtılışı, taksîm-i kuvâ.

3.Herhangi bir bölme sonunda meydana gelen kısımlardan her biri, bölüm. Tabiat bilgisinde, bölümler, sınıftan başlayarak takım, familya, cins, tür ve çeşit kısımlarından geçerek fertte sona erer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

section. chapter. part. category. division. class. department. instalment. installment. cantle. compartment. desk. episode. fraction. fragment. portion. segment. septum. sequence. side. squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. branch. breakup. contingent. department. fraction. instalment. leg. movement. part. passage. portion. proportion. quotient. section. segment. segmentation. side. division. chapter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapter. division. quotient. section. part. division. portion. bay. block. book. branch. catch. category. department. episode. instal l ment. office. paying department. piece. repartition. rubric. segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividing. distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozma, ifsat, tahrip. Bağ bozumu = Üzümün devşirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins kertenkele.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir çeşit zaturree; bronş1arın ve ciğerlerin iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteriş1i fakat değersiz; sahte, taklit; i. şatafatlı fakat değersiz olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as an instance of this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İbranice). Tavşankulağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu hal(Kadın İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. twine. torsion. bend. fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. twisted. spun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Yer, memleket, zemin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baykuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوم] yer. 2.ülke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوم] baykuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. A.B.D., (argo) serseri kimse, başıboş adam, otlakçı kimse, anaforcu kimse, başkalarının sırtından geçinen kimse; ing. but, kaba et; f. başkalarının sırtından geçinmek, serseri bir hayat sürmek, slang otlamak, otlakçılıkla geçinmek; ödünç alıp geri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «mübâr»dan).

1.Koyun vesairenin kalın bağırsağı ki, doldurulup sucuk yapılır.

2.Bu barsağın, ciğer kıyması ve pirinçle doldurulup tava veya tepside pişmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chitterlings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large intestine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bumbar doldurmaya mahsus (kıyma vesaire).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) şemsiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. acemice iş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gövdesi tüylü birkaç çeşit iri arı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very creased. wrinkled all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A zooloji). Baykuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بومهن] deprem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boomerang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boomerang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürülerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerangın İngilizce’de ‘boomerang’ olan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’da kullanılan ve bu kıtaya özgü isimlerin çoğunun kökeni Aborijinlerden kaynaklanır. Örneğin Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da ‘kanguru’ cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında ‘bilmiyorum’ demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmayan benzerlerinin Aborijinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarından itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarını öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şeklinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere paralel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır.

Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınma düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilinenin aksine bütün bumeranglar geri gelmezler. Fırlatana geri dönebilen bumeranglar sadece Avustralya yerlileri Aborijinler tarafından spor olarak veya kuş sürelerini avlamakta kullanılırlar. Aborijinlerin tarih öncesi zamandan beri bumerangları kullandıkları biliniyor.

Bumerang İngilizce’de “boomerang” lan ismi de Aborijinlerin kullandığı isimden türemiştir. Aslında bugün Avustralya’yı ilk keşfedenler kanguruları görünce çok şaşırmış ve Aborijinlere bunların isimlerini sormuşlar, onlar da “kanguru” cevabını verince, bu acayip hayvana kanguru ismini vermişlerdir. Halbuki kanguru Aborijin lisanında “bilmiyorum” demektir.

Bumerang şeklinde ancak geri dönme özelliği olmyan benzerlerinin Abojinler gibi Mısır’da, güney Hindistan’da, Endonezya’da (Borneo) ve Amerika’da yerliler tarafından tarihin ilk çağlarında itibaren kullanıldığı biliniyor. Bu tipler daha uzun ve ağırdırlar. Av hayvanlarıı öldürmede kullanılırlar. Savaşlarda çok ağır yaralanmalara ve ölümlere sebep olurlar. Hatta bazılarının ucu tesiri arttırmak için kanca şekllinde yapılır.

Aborijinlerin yaptıkları geri dönebilen bumeranglar ise hafif ve ince olup toplam uzunlukları 50 - 75 santimetre, ağırlıkları da 350 gram civarındadır. Bumerangın iki kolunun ucu yapılırken veya yapıldıktan sonra kül ile ısıtılarak birbirinin aksi istikamete kıvrılır.

Bumerang yere parelel veya biraz aşağı doğru atılırsa biraz sonra yükselişe geçerek, 15 metre yüksekliğe kadar tırmanır. Eğer bir ucu yere çarpacak şekilde atılırsa, yere çarpan bir mermi gibi müthiş bir hızla dönerek yükselir, 45 metrelik bir daire veya elips çizerek yörüngesini tamamlar, fırlatanın yakınına düşer.

Bumerangın nasıl geri döndüğü günümüzün bilim insanları tarafından tam anlaşılmış değildir. Dönüşün aerodinamik kaldırma gücü ile üç eksende yaptığı cayroskobik dönüşün birleşiminin yarattığı sanılmaktadır. Geri dönebilen bumerangların, diğerlerinin uçuş şekillerinin gözlemlenerek veya tamamen tesadüf sonucunda geliştirildiği sanılıyor.

Aborijinlerin bumerangla kuş avlamaları ise ilginç. Bumerangı, kuş sürülerinin uçuş yüksekliğinin üzerine fırlatıyorlar. Bumerangın yerdeki gölgesini gören kuşlar arkalarında yırtıcı bir kuş olduğunu sanıyorlar. Kaçmak için dalışa geçiyorlar ve sonunda ağaçlar arasına gerilmiş ağlara takılıyorlar.

Bumerang fırlatma, tarihte kaydedilmiş en eski sporlardan biridir. Günümüzde başta ABD’de olmak üzere bazı ülkelerde, hedefe yakınlık, mesafe, hız ve yakalama kategorilerinde spor olarak hala yapılıyor.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk devletinin kurucusu (Öl. 552). Avarlarla arası açılınca, savaşarak onları çökertti ve merkezi Ötüken olmak üzere Göktürk devletini kurdu (552). Aynı yıl öldü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bumin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bumpkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dilenci serseri; iyi netice vermeyen şey; (argo) uyuşturucu maddelerin kötü etkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vuruş, çarpma, darbe; şiş, yumru, tümsek; f. vurmak, toslamak, çarpmak, bindirmek; yerinden olmak. bump off (argo) öldürmek, slang temizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., oto tampon, çamurluk; ağzına kadar dolu kadeh veya bardak; s. mebzul, alışılandan çok daha bol. bumper crop bereketli mahsul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. budala kimse, ahmak kimse; den. seren, bumba, kuntra mataforası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini beğenmiş, mağrur, kibirli. bumptiously z. kendini beğenmişçesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tümsekli, engebeli, yamrı yumru. bumpily z. tümsekli bir şekilde. bumpiness i. tümsekli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili boş laf, palavra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. buncombe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («burmak» tan). Burma, kıvırıp yarma. (e.). Kıvırıp koparmayı belirtir: Burum burum koparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Bürüme, katlama, katlayış.

2.Bürülmüş, katlanmış şey: Bir bürüm kaymak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koza gibi yumaklanmış şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ham iplikten dokunmuş bez: Bürümcük çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze. crepe. gossamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimped fabric. crêpe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Acele, baştan savma, ehemmiyet vermeksizin çabuk bitiriverme.

2.Başı örtülü, kapalı, izahat ve tafsilât vermeksizin toptan ifade.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sarmak, Osm. leffetmek: Başını bir tül ile bürüdü.

2.Etrafını almak, çevirmek, ihâta etmek, kaplamak: Ortalığı sis bürüdü. Duman gözlerimi bürüdü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover up. to wrap. to enfold. to invade. overrun with weeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyümek işi. Büyümüş, terbiye olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. development. increase. growing. enlargement. expansion. accretion. accrual. augmentation. juvenescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buildup. expansion. extension. growth. sprawl. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. growing up. development. accretion. accrual. augmentation. enlargement. expansion. extension. growing. increase. upgrowth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth rate. rate of growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyüme fiili. Büyük olmak, hacim ve değeri artmak: Üstüne bir kat daha çıkılınca ev hayli büyüdü.

2.Gelişmek, boybos salmak: Bu ağaç büyüdü.

3.Yaşlanmak, yaşı ilerlemek, kocamak: Onun çocuğu büyüdü.

4.Boy atmak, uzamak: insanlar ekseriya on sekiz yaşına kadar büyüyüp sonra bir kararda kalırlar.

5.Rütbe, makam ve itibarca yükselmek: Siz büyüdünüz artık, bizimle görüşmeye tenezzül etmezsiniz.

6.Genişlenmek, bollaşmak, tevessü etmek: Oda, bahçe, havuz büyüdü.Şiddet, kuvvet ve ehemmiyet kesbetmek, şiddeti artmak: Kavga büyüdü.Çoğalmak, tekessür etmek: Serveti çok büyüdü.Terbiye olunmak: İnsan nerede büyürse oranın ahlâkını alır. Dağda büyümek = Terbiyesiz ve kaba olmak. Göze büyümek = Izâm olunmak, çok ehemmiyet verilmek, zor gelmek: Nasılsa bu iş sizin gözünüzde çok büyüdü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grow. grow up. increase. extend. enlarge. greaten. accrue. augment. bulk. expand. flourish. hatch. outgrow. shoot up. swell. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. enlarge. expand. grow. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow (up. to become large. to become more important. augment. enlarge. grow. grow out. grow up. increase. sprout. swell. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Bizans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. b. = edat, el = harf-i tarif, cümle = hep). Hep, bütün: B’il-cümle savaş hazırlıkları sür’atle tamamlandı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, (kim). kadmiyum. cadmium yellow limon sarısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cecum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cesium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalsiyum. calcium carbide karpit. calcium chloride kireç kaymağı. calcium hydroxide kireç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -daria) Roma hamamlarında sıcak oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). simgesi Cf olan radyoaktif sentetik bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika kızılderililerinin kullandığı üstü nakışlı ve uzun barış Piposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, çamur atmak, kara sürmek. calumnia'tion (i). iftira, karacılık. calum'niator (i). iftira eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iftira kabilinden, iftira şeklinde. calumniously (z). iftira ederek. calumniousness (i). iftira etme, iftiracılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). katman doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra, -brums) üstü işlemeli kollu şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ, -la) (bot). kömeç; (anat). kemik başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kırmızı biber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark) zımpara, korindon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Card bus, bellek sürücülerinin ve diğer çevre birimlerinin, bir bilgisayara entegre edilmesini sağlayan standart bir arayüzdür. Card bus, PCMCIA biçiminin geliştirilmiş halidir ve 32 bit/33 MHz bus-mastering uygulamalarına olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbe ve akciğerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, Ar. râbî. (bk.) Çehârüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din eğitimi gören kimse, ilmihal öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anat, (zool). körbağırsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, (bk.) ÇArüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -trums, -tra) merkez, orta; (anat). omurgalılarda gövde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-lums,-la). (anat) beyincik, küçük beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra)., (anat). asıl beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). seryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). sezyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klarnetin en pes perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). krom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kasımpatı, krizantem. corn chrysanthemum sarı pat, (bot). Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yem olarak kullanılan yağlı balık parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (-med -ming) yakın arkadaş, samimi dost; yatılı okulda oda arkadaşı; (f). yakın dost olmak; aynı odayı paylaşmak. chummy (s)., (k.dili). samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çiğnemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). kalın kafalı kimse, budala kimse; kütük, takoz; (argo). kafa, kelle. off one's chump (ing)., (argo). aklını kaçırmış. chumpish (s). budala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor bir cins yâkut.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ-ria)., (mim), büyük kiliselerde mihrabın üstüne çekilen sayvan; Katolik kilisesinde içine takdis edilmiş ekmek konan kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cihân = dünya, nümûden = göstermek).

1.Dünyayı gösteren, harita veya coğrafya.

2.Çatının üzerinde her tarafa nezareti olan açık taraça.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). T. Her tarafı kaplayan.

2.Dünya çapında, dünya ölçüsünde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazebo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

global.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve = F. nümûden = göstermek). Cilve gösteren. Cllve-nümâ = Zuhûr ve tecelli etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -raria). yakılan ölünün küllerinin muhafaza edildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -Ia)., (anat)., (zool). kuşak, kuşak gibi olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). etrafını çeviren, kuşatan, ihata eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafım dolaşmak; tavaf etmek. circumambula'tion (i). etrafını dolaşma. circumam'bulatory (s). etrafını dolaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (şaka). dolambaçlı yol; boş laf etme dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sünnet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sünnet. the Circumcision 1 Ocak'ta kutlanan dini bir bayram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çevresi. circumferen'tial (s). daire çevresine ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). uzatma işareti; (s). uzatma işareti ile ilgili; eğri, çarpık; (f). etrafına dolamak; uzatarak telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birbirinin etrafında akan; etrafı su ile çevrilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafına dökmek (su); etrafını bir sıvı ile çevirmek. circumfu'sion (i). etrafına dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). civarda olan, etraftaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolambaçlı yoldan konuşma, gereksiz kelimeler kullanma; dolambaçlı söz veya deyim. circumlocutory (s). dolambaclı söz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kutupların etrafında olan, dolaykutupsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafına çizgi çizmek, daire içine almak; sınırlamak; çemberlemek; (geom). bir şeklin etrafına diğer bir şekil çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etrafını çizme, daire içine alma; çevreleme;sınırlama, tahdit; para veya mühür üzerinde bulunan daire şeklindeki yazı; sınır çizgisi; mıntıka, bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güneşin etrafında olan veya dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli ihtiyatlı, tedbirli. circumspec'tive (s). dikkatli. cir'cumspect'ly (z). dikkatle. circumspec'tion (i). dikkatlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, durum, keyfiyet, şart, vaziyet; vaka, olay; teferruat, ayrıntı. Circumstances aIter the case Olaylar kararları değiştirir. under no circumstances hiç bir surette. under the circumstances bu şartlar altında. pomp and circumstance debdebe ve tant

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durumla ilgili; teferruata dair, ikinci derecede önemi olan; ayrıntılı, mufassal. circumstantial evidence ikinci derecede deliller. circumstantially (z). durumla ilgili olarak. circumstantially (i). durumla ilgili oiuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tafsilatlı olarak izah etmek; delil ileri sürerek desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). etrafına siper çekili, etrafı çevrili; (f). etrafına siper çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tuzağa düşürmek; hile ile önüne geçmek, atlatmak; etrafını dolaşmak. circumventer circumventor (i). tuzağa düşüren kimse; atlatan kimse. circumvention (i). tuzağa düşürme; atlatma. circumventive (s). tuzağa düşürücü; atlatıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dönmek, deveran etmek, dolaşmak. circumvolu'tion (i). bir merkez etrafında dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Luminance Parazit Azaltma, daha yüksek çözünürlükte daha net, daha temiz görüntüler sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Parlak ışık altında çekilen görüntüleri geliştirmek için bir filtre kullanır. Bu işlev, resimdeki ayrıntılarla karıştırılabilecek parazitleri önleyerek resimin yüksek aydınlatmalı kısımlarındaki ayrıntıları geliştirir. Geleneksel parazit giderme sistemlerinin aksine, paraziti, görüntü ayrıntılarını etkilemeden bastırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yığın, küme; (f). yığmak, kümelemek; ağır adımlarla yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hantal, biçimsiz, beceriksiz, sakar. clumsily (z). hantalca. clumsiness (i). hantallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog -1a) pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok görmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir ila 4 yaşları arasındaki çocukların; geceleri 13, öğleden sonra da 2 saat olmak üzere, günde 15 saat uyumaları, sıhhatli büyümelerini sağlar. 5 ile 7 yaşları arasındaki çocuklara ise, geceleri 11-13 saat uyku yeterlidir. 8-14 yaşları arasında 9-11 saat; 15 yaşından sonra da 8 saat uyku yeterli gelir. 20 yaşını geçenlere 6-8 saat gece uykusu yeterlidir. Hiçbir hastalığı olmadığı halde normalden fazla uyumayı alışkanlık haline getirenlere aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kurutulmuş patlıcan.

Hazırlanışı : Öğle yemeklerinde kurutulmuş patlıcan yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Çoksamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kim kolodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konferans serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -riums veyo -ria) (tıb). göz damlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçılıkta kullanılan ağ kepçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güvercin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(mim).sütun;direk; (matb).bir yazarın gazete veya dergide muntazaman ve aynı başlık altında çıkan yazısı, fıkra;(ask).(kol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yapıda sütun kullanma; kullanılan sütunlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hulasa, özet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kat mülkiyeti, bir binanın kat sahiplerinin ayrı olması hali; bir üIke üzerinde birkaç devletin ortak hakimiyeti; (Roma huk). ortak malsahipliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsorsiyum; (huk). erkek veya kadının evlilikteki hakları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tüketilir, istihlâk edilir, yanması mümkün; sarfolunur, kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüketmek, istihlâk etmek; yakıp yok etmek, çürütmek, bitirmek; israf etmek, ziyan etmek; sarfetmek; yemek, yutmak; tükenmek, istihlâk edilmek, yanmak, uçmak; ziyan edilmek, israf edilmek. consumed with jealousy kıskançlıktan deliye dönmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çok fazla, yanarcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketici, müstehlik; sarfeden kimse. consumer goods tüketim maddeleri. consumers' cooperative tüketim kooperatifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tam, mükemmel. consummately (z). mükemmelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tamamlamak, ikmal etmek. consummate a marriage nikâhtan sonra cinsel temas yolu ile izdivacı tamamlamak. consumma-tion (i). ikmal, itmam, yerine getirme; iyi sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüketim, istihlak; yok etme; (tıb). verem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tüketilecek; (tıb)., eski vereme tutulmuş; (i). veremli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişmez ve arası kesilmez şey, bölünmemiş şey; (mat). sürekli dizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inatçı, asi, itaatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hor görürcesine itaatsizlik; serkeşlik; inat, inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hakaret, tahkir, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevabı kelime oyununa dayanan bir çeşit bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). koryum, derma, altderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -da) hata, yanlış; baskı hatası; (çoğ). hata sevap cetveli, yanlış-doğru cetveli, düzeltmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toplanıp gelme: Balık cörümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korindon; zımpara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kıyafet, elbise; kostüm; (f). kıyafete sokmak. costume jewelry taklit ziynet eşyası, incik boncuk. costumer (i). kostümleri hazırlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ecza). kumarin, tat veya koku veren ve kan pıhtılaşmasını önleyen bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözülmek işi, dağılım, bozgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd k.).

1.Hal, bir meselenin çözülmesinden alınan netice

2.(matematik) Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulunca denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. way out. resolution. answer. denouement. healer. help. key. out. redress. remedy. shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipe. resolution. solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solution. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tahlil etme, halletme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tahlil etmek, halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. analyze. solve. resolve. sort out. clear up. construe. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyse. clinch. to analyse. to analyze analiz etmek. tahlil etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to analyze. analyse. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analysing. analyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analyzer. analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical. analytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kafatası, kafa kemiği. cavum cranii (anat). kafa boşluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırıntı, ekmek kırıntısı; parça, zerre; ekmek içi; (A.B.D), argo değersiz kimse; (f). ufalamak; kırıntılarla süslemek (yemek); sofradan kırıntıları toplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap olmak, çökmek; parçalanmak; ufalamak, ufalanmak. crumbly (s). kolaylıkla ufalanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., argo pis, köhne, bakımsız, adi, kötü, ikinci kalite; (ing)., argo tombul, balık etinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekmek kadayıfına benzer kızarmış bir hamur tatlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buruşturmak, buruşmak, örselemek, örselenmek; çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hıyar, salatalık, (bot). Cucumis sativus. cool as a cucumber kendine hakim, soğukkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlılanmak, lezzetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş) Gaga ile vurmak, gagalamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat, (Lat). ile. cum laude iftihar derecesi ile (diplomada üstün başarı sağlandığını gösteren bir terim).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haftanın altıncı günü ki, cemaatle kılınır hususî bir namazı olup, Müslümanlar’ın toplandığı gün olduğundan bu ismi almıştır: Cuma günü, cuma namazı (İslâm’dan önce «Arube» denilirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fri. friday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Friday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haftanın beşinci günü. 2.Müslümanların ibadet ve Bayram günü. 3.Cuma günü kılınan öğle namazı. 4.Toplanma. Sure-i Cuma Kur’an’ın 62.suresi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk dinî musikisinin cami musikisi dalında, cuma günleri okunmaya mahsus güfteli bir şekli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cuma günü doğan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Cuma gününe veya cuma selâmlığı alayına mahsus: Cumalık üniforma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tek inci anlamında. Hz.Ali (r.a.)’nin kızkardeşi ve Rasulullah’ın amcasının kızı olan hanım sahabi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). coumarin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haftanın yedinci ve son günü, cuma ile pazar arası. Ar. yevmüs-sebt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sat. saturday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Saturday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dışarıya fırlamış yer, tümsek.

2.Duvarın hizasından dışarıya çıkmış pencere ki, içine oturulup üç taraftan sokağa bakılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. oriel. bay window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay window. jut. jutty. alcove. seat. recess. pavilion. oriel. bay. colonage. window seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük olmak, ağırlık vermek, sıkıntı vermek, engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hantal sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topluca, hep bir arada: Cümbür cemaat gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together. the whole kit and caboodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ses taklidi). Ağır cisimlerin suya düşmesi veya atılmasıyle çıkardığı sesi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (aslı: cünbiş).

1.Kımıldanma, hareket.

2.Zevk, eğlence: Bu akşam cümbüş edecekler; cümbüş İçin kıra çıkıldı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bancoya benzetilerek yapılmış ve teneke kaplanmış, meyhane musikisinde kullanılan bir çeşit ud. Tanbur şeklinde olanı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamboree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. merrymaking. orgy. revel. revelry. spree. carousal. rave-up. a mandolin with a metal body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy. revel. carousal. a mandolin with a metal body. bacchanal. carouse. festivity. jollification. kick- up. life. merriment. merrymaking. rave. rave up. revelry. saturnalia. spree. team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riotous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Kafatası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cümle). Cümleler, takımlar, kelime toplulukları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CUMHUR) (i. A.) (c. cemâhîr).

1.Halk, Ar. nâs, umûm, enâm.

2.Takım, gürUh, hey’et: Cumhûr-ı fukahâ, cumhûr-ı hükemâ = Fakihler, hakimler sınıfı.

3.Cumhuriyet rejimiyle idare olunan devlet: Türkiye Cumhuriyeti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمهور] halk. 2.kalabalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Halk, ahali. 2.Kalabalık, başıboş kalabalık. 3.Takım, heyet. - Tekke musikisinde koro tarafından okunan ilahi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk dinî musikisinde koro ile okunan ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president of a republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cumhûriyye). Cumhura mensup ve müteallik olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمهوری] cumhuriyetle ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (y. k.). Bir cumhurbaşkanının başında bulunduğu devlet: İsviçre Cumhuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rep. republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonwealth. republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republic. commonwealth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Republican Day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cumhuriyet idaresi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

republicanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمهوریت] cumhuriyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cumhuriyetçi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kimyon, (bot). Cuminum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cümel). t. MecmO, top, birikmiş miktar, miktar veya toplu meblâğ.

2.Bütün, hep, cemî: Cümle dostlar geldi; cümlemiz orada idik.

3.Mânâ ifade edecek kadar kelimeden mürekkep söz ki, dilimizde bir fiil ile bir veya birkaç isimden mürekkep olur. Arapça’da «cümle-i ismiyye (isim cümlesi)» ve «cümle-i fiiliyye (fiil cümlesi)» olarak ikiye ayrılır. Birincisi «mübtedâ» ve «haber» namlarıyle iki isimden mürekkeptir: Cümle-i ibtidâiyye, cümle-i şartıyye, cümle-l mOterize vesaire.

4.(astronomi). Güneş İle etrafındaki seyyarelerden ve onların peyklerinden mürekkep takım ve hey’et, güneş sistemi: Cümle-i şems. Cümle-i kevkebiyye = On iki burç gibi bir şekil ve suret gösteren sabit yıldızlar topluluğu ki her biri bir hayvan veya maddeye benzetilerek onun ismiyle adlandırılır. Bilcümle, hep, bütün, tekmil. Fil-cümle = Elhâsıl, hülâsa-i kelâm. Ezcümle, ez’an-cümle = Cümleden biri. Cümei-i hikemiyye = Vaiz, nasihat ve hakikata ait hakimâne sözler, atasözleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence. clause. proposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentence. clause. system. group. phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hep, bütün, kâffeten, cemîan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok İyi, çok güzel.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer, kuşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Fortunella türünden erik büyüklüğünde bir cins portakal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cemî). (bk.) Cemî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Donukluk, donuk olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Buzul, buz nehri (Fr. glacier).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Cemâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birikmek, biriktirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birikerek çoğalan, ilavelerle genişleyen, toplanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i bulut yığını; yığın cumulo- önek yığın şeklinde (bulut).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعه] cuma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zerdecap, zerdeçal, Hint safranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müfredat programı. curriculum vitae hal tercümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CİRM, CÜRM, CÜRÜM (i. A.) (c. ecrim) (cürm şeklinde okunması galattır).

1.Ruhsuz cisim: Ecrâm-ı felekiyye, ecrlm-ı semâviyye = Gökteki seyyare ve yıldızlar.

2.Büyüklük, hacim: Cirmi ne kadardır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bunun cem’i yerine «cerime» nin cem’i olan «cerâim» kullanılıyor).

1.Kabahat, günah, suç: Benim cürmüm ne idi ki, bu kadar çekiyorum?

2.(hukuk). Ceza kanununun emrettiğini yapmamak ve yasakladığını yapmak suretiyle edilen hareket ki, suçun ağırlığı derecesine göre cinayet, cünhâ ve kabahate bölünür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. offense. felony. misdemeanor. criminal offence. criminal offence offense. public offence. tortious act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. decay. dry-rot. putrefaction. decomposition. corruption. rottenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. decay. putrefaction. rot. corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decay. corrosion. putrefaction. rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enzimlerin etkisiyle organik dönüşmesini ifade etmekte kullanılan, atık su arıtımıyla ilgili terim. Örnek: Lağım çamurunun anaerobik çürütülmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yaş yerde durmaktan lifleri bozulup tutmaz olmak ve yu muşayıp kokmak. Osm. tefessüh etmek: Bu meyveler çürüdü, bu direkler çürümüş. 2 Berelenmek, morarmak, zedelenmek: Vücu du yer yer çürümüş.

3.Müdafaaya c memek, işe yaramaz hale gelmek: Bizim dâvâmız çürüdü.

4.Sıkıntılı bir yerde çok durmaktan bitmek ve harap olmak: Hapishanede çürüdü.

5.itibardan düşmek. 6 Tahsil ve geri alınması imkânsız olmak batmak: O adama verdiğimiz para çürüdü


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. decay. spoil. go bad. become unsound. decompose. canker. decline. fester. go off. languish. molder. moulder. perish. putrefy. sphacelate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. corrode. decay. decompose. languish. moulder. perish. putrefy. rot. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decay. to rot. to putrify. to go bad. to be refuted. to be bruised. decompose. go to the bad or dogs. molder. molder away. perish. putrefy. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decayed. rotten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cism). Cisimler. (bk.) Ecsâm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ölçüde) başlangıç noktası veya hattı; malumat birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça tabl-bâz’dan galat ki, davulcu demektir). Çarkları yandan olan vapurlarda çarkların döndükleri yerleri örtmek için vapurun iki tarafında bulunan iki büyük yarım daire; yan kamaralar da bunların altında bulunurdu: Davlumbazın üstüne çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney hood. paddle box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood fume. hood uptake. fume cupboard. mantel flue. cowl. drum. paddle wheel. paddle box. side paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edebe uygun olma, terbiyeli olma, rabıtalı olma; münasip surette hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yatık; eğilmiş, uzanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. F.). Onuncu, Ar. Aşir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). insanlıktan çıkarmak, canavarlaştırmak; şahsiyetsizleştirmek, makinalaştırmak, robot yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rutubetini gidermek. dehumidifier (i). rutubeti gideren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hezeyan, sayıklama; çılgınlık; taşkınlık. delirium tremens içki iptilâsından gelen titremeli hezeyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hezaren, (bot). Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ephedra campylopoda): Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişen her zaman yeşil, uzun ömürlü, çalı görünümünde bir bitkidir. Gövdesi incedir. Yaprakları, gövde üzerine karşılıklı, çapraz şekilde dizilmiştir. İçeriğinde “efedrin alkoloid” bulunur. 35 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Astım hastalığının şikayetlerini giderir. Terletir. Ateş düşürür. Romatizma ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüylerini yolmak; soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çog -ata) aranılan vasıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atom ağırlığı 2 olan hidrojen. Buna ağır hidrojen de denir; simgesi D’dir.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika’da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Her ne kadar beyinleri gözlerinden küçük olsa da, kuş dünyasının en akıllılarından olmasalar da, devekuşları kendilerini gizlemek için başlarını kuma gömecek kadar da aptal değillerdir. Bu görüntünün asıl nedeni devekuşu yavrularının yırtıcı hayvanlarım saldırılarına karşı açık ve korumasız olmalarıdır. Onlar yetişkin devekuşları gibi hızlı koşup kaçamazlar. Bir tehlikeyi sezdiklerinde aniden kendilerini bulundukları yere bırakarak, hareketsiz kalıp çevreye uyum sağlayarak düşmanlarının dikkatlerinden kaçtıklarını ümit ederler.

Anne devekuşları bazen bütün vücutlarını, kanallarını da açarak toprak üzerine yatırırlar ve yavrularını güneşin kavurucu etkisinden korumaya çalışırlar. Ayrıca devekuşlarının dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldıkları biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafalarını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinledikleri de ileri sürülüyor.

Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bu tip uçamayan büyük kuşların başlarını kuma gömme gibi aptalca bir savunma sistemine zaten ihtiyaçları yoktur. İşitme ve görme duyuları son derecede iyidir. Boylarının da avantajı ile çevreyi çok iyi gözleyebilirler. Düşmanı diğer av adaylarından önce sezebilirler.

Üç metrelik boylarına ve 100 - 150 kilogramlık ağırlıklarına rağmen saatte 50 kilometre hızla koşabilirler. Köşeye sıkıştıklarında ise kolay teslim olmazlar. Çok seri ve kuvvetli tekme atabilirler, uzun boyunları sayesinde düşmanı yaklaştırmadan mücadele edebilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daimlik, devam, sürme: Deymûmet-i ömr ü ikbâliniz için dua ederim (eski tâbirlerden).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yetkili hüküm veya söz; (huk). hüküm, hukuki mütalâa; darbımesel, atasözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read between the lines. to peruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kısa süreli dil büyümelerinde aşağıdaki reçeteler kullanılır. 2-3 günde geçmeyen dil büyümesinde, doktora başvurmak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nar kabuğu, şeftali, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya bir avuç nar kabuğu konur. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Suyuna 3 su bardağı şeftali suyu ilave edilip, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Nehirlerin en eski alüvyonlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yük veya sıkıntıdan kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Atom ağırlığı 162,5 ve senbolu Dy olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs DC) Washington mıntıkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). belge, vesika; senet, delil; (f). tevsik etmek, belgelerle ispat etmek. documenta'tion (i). tevsik, belgelerle ispatlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dökümanter, belgelere dayanan, belgesel, yazılı. documentary bills vesikalı poliçeler. documentary credit (tic). vesikalı kredi. documentary film belgesel filim, dökümanter filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native born.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born and grown up at. native. born and bred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doğmak işi: Doğum kolay oldu.

2.Bir kimsenin doğduğu yıl: Ahmet kaç doğumlu? Doğumevi = Yalnız doğum yapacak hamile kadınların yattığı hastane.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal. nursing. obstetric. puerperal. birth. delivery. accouchement. childbearing. nativity. parturition. termination of pregnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. birth. childbirth. delivery. labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth. delivery. parturition. year of birth. confinement. births marriages and deaths. child birth. childbirth. match and dispatch hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of birth. birthday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur.yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur.yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğum sancıları; doğumun habercisidir. Başlangıçta 20 dakikada bir gelen doğum sancıları, daha sonra sıklaşır ve her seferinde döl yatağı kasılıp, sertleşir. Sancılar sırasında kanama görülmezse korkulacak bir şey yoktur. Doğumu kolaylaştırma ve sancıları dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Sancılar başlayınca bir çorba kaşığı tatlı bademyağı içilir. Ayrıca karın ve tenasül organının çevresi bademyağı ile ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pain. travail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthdate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth date. date of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital. maternity ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maternity hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born in (such and such a year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritme, eritip kalıba dökme. Ar. sebk, izabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. casting. moulding. fall. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokumak işi, dokumak suretiyle yapılan şey. Ar. nesc: Dokuması sık bez.

2.Boyalı pamuk ipliğinden dokunmuş yatak kılıfı ve minder örtüsü yapımında kullanılan bez: Yerli dokuma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. woven. knitted. weaving. contexture. textiles. weaving. soft goods. webbing. fabric. piece goods. textile. weave. web. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. textile. texture. weave. web. weaving. woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. weaving. cotton cloth. woven. hosiery. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.ipliklerin bir takımını tezgâhta arış, bir takımını argaç yapıp bez ve kumaş vesaire yapmak. Osm. nescetmek: Bu bezi nerede dokurlar? Çuha, ipekli, hasır dokumak.

2.Silkmek: Ağaç dokumak. İnce eleyip, sık dokumak = Çok tahkik etmek, lüzumsuz yere çok araştırmak. Mekik dokumak = mec. Bir iş için çok gidip, gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weave. to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundryman. founder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okyanusun rüzgârların hafif ve sakin olduğu ekvatora yakın kısımları; iş ve sanat gibi çevrelerde durgunluk, sükunet; kasvet, keder, bezginlik, sıktntı. be in the doldrums canı çok sıkkın olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. act of filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Santa Domingo.

Nüfus: 7.826.000.

Yüzölçümü: 48.443 km2.

Komşuları: Batıda Haiti.

Önemli Şehirleri: Santo Domingo, Santiago de Los Caballeros.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca.

Yönetim Biçimi: Temsili Demokrasi.

Tarih: 1492’de Kolomb oraya ulaştığında Hispanida adasında Carib ve Arawak Hintlileri yerleşmişti. 1496’da kurulan Santa Domingo kenti yarıkürede Avrupalılarca yerleşilmiş en eski alandır.

1697’de adanın batısındaki 1/3’lük kısmı Fransa’ya devredildi. Santa Domingo 1795’te Fransa’ya katıldı. Haitili lider Toussant L’Ouverture 1801’de burayı ele geçirdi. 1803-1821 arasında pek çok yerli cumhuriyet belli aralıklarla kurulup kalktı. 1822-1844 arasında Haiti bölgeye tekrar egemen oldu ve 1861-63’te İspanyol işgali gerçekleşti.

1916’dan anayasal çerçeveden seçilen hükümetin başa geçtiği 1924’e kadar ülke Amerikan donanmaları tarafından işgal altında tutuldu. 1930’da Gen. Rafael Leonidas Trujiollo Malina devlet başkanı seçildi. Trujillo 1961’de uğradığı suikaste kadar ülkeyi zorbalıklar yönetti. 1960’ta Trujillo tarafından atanmış olan başkan Joaguin Balaguer 1962’de baskılara dayanamadı. 33 yıl içinde yapılan ilk özgür seçimlerde seçilen Juan Bosch; 1963’te devredildi. 24 Nisan 1964’te Bosch taraftarları ve komünistleri de dahil olduğu diğer bazı gruplar ayaklandı. Dört gün sonra Amerikan donanması Bosch yanlısı güçlere müdahale etti. Daha sonra beş Güney Amerika devleti tarafından oluşturulan barış koruma güçleri gönderildi.

Haziran 1966’da Balaguer’in Bosch’u yendiği seçimleri geçici bir hükümet denetledi. Balaguer sonraki 28 yıl boyunca görevde kaldı, ancak Mayıs 1994’te yeniden seçilmesinde hile yapıldığı ortaya çıkınca 1995’te yeni seçim yapma sözü verdi.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). malikiyet, idare, salahiyet, yetki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («dönmek» ten). Eni ve boyu kırk adım veya mimari arşından ibaret arazi ölçüsü (918,672 m2). Bir dönüm dört «evlek» e bölünür: Bu tarla elli dönümdür. Yeni dönüm, Aşarî dönüm = Eni ve boyu yüz metreden ibaret arazi ölçüsü, hektar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Devir, dönme, gezinme.

2.Geri geliş, avdet.

3.Kere, defa, nöbet. Gün dönümü = Güneşin yaz başında kuzeyden, kış başında güneyden Ekvator’a doğru gelişi, gece yahut gündüzün uzamaya başlaması.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a land measure of about square metres. turn. revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a land measure of about 920 square meters. about a quarter of an acre. turning. returning. rotating. revolving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dönüme yetecek miktarda: Bir dönümlük tohum kaldı.

2.Dönüm kadar: İki dönümlük bir bağ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Değişme, başka bir hale girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. transmutation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotative. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşarcıların ekin yığınlarını damgalattıkları tahta damga (eskiden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Doyma, kanma. Ar. şib’.

2.Kanaat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. satiety. orgasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satiety. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ganimet almış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir defa doyacak miktar: Bir doyumluk ekmek.

2.Doymaya esas olan: Bu para doyumluk değil a.

3.Yağma, ganimet, çapul.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. greedy. avid. grasping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malcontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). davul, trampet, dümbelek, darbuka; davul sesi veya ona benzer ses; (anat). timpan boşluğu, davul boşluğu (orta kulağın bir parçası); (mim). alın; (mak). gömlek, silindir. drumbeat (i). davul sesi. drumhead (i). davul derisi. drumhead court-martia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (med, ming) davul çalmak; sert bir yüzeye ritmik bir şekilde parmaklarla vurmak; davul sesi çıkarmak; davulla tempo tutmak; davul sesi ile bir araya toplamak, çağırmak; devamlı tekrar ederek aklına sokmak; kanat veya ayaklarıyla davul sesi çıkarm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Sciaenidae familyasından davul sesi çıkaran bir çeşit balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol) buzul birikintilerinden meydana gelmiş dar uzun yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).davulcu, trampetçi; ABD gezgin satıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. «düğmek» ten), iki ip vesairenin birlikte bağlanmasından hasıl olan bağ. Ar. ukde: Düğüm yapmak, düğüm çözmek. (denizcilik) Paraketenin sicimi üzerinde mesafeyi gösteren bölümler. Kördüğüm = Çözülmesi zor bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal. knot. tangle. tie. nodule. gradient. loop. node. nodosity. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tangle. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

node. knot. tie. difficult problem. simple knot. thumb knot. kink. joint. tangle. knurl. slub. nodule. nodus. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düğüm yaparak bağlamak: Şu iki ipi birlikte düğümlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot. tie. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to knot. to tie a knot. to fasten with a knot. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tied with a knot. to get tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğümü olan, düğümle bağlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knotted. tied in knots. nodular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). ikinci: Bâb-ı dum = ikinci, kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). «Dü» hecesiyle başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelip mübalağa ve tekid beyan eder: Dümdüz (düm düz). Türk musikisinde ağırlık, usullerde kuvvetli zamanı gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. düm = kuyruk, dâşten = taşımak) (askerlik). Ordunun arkasından gidip arka tarafını muhafaza eden sınıf, artçı. Mukabili: Pİş-dâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Rus parlamentosunun çarlık zamanındaki adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given to steam cooking which traditionally involved using a pot with a close fitting lid tightly sealed with cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Russian national parliament, convened and dissolved four times between 1905 and 1917.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Duma, percursion instruments used by Hausa people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çarlık devrinde Rus parlamentosu; Rus milli meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ateşten kalkan siyah hava, tütün. Ar. duhan, Fars. dûd: Ateşin dumanı gözlerimizi kör etti; dumanda kurutmak.

2.Havadaki sis, pus: Ortalığı duman kapladı.

3.İnce tozun havaya kalkmasından hasıl olan bulanıklık: Toz dumandan göz gözü görmezdi. 4.Meyve ve çiçeklerin ve sıcak havada soğuk bir sıvı ile dolu kapların üzerine konan ince buğu: Dumanı üstünde = Taze kesilmiş. Tozu dumana katmak = Çok koşmak, fazla acele etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoke. mist. fume. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fume. haze. mist. smoke. hash. hashish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoke. fumes. vapour. steam. smother. gas. mist. haze. reek. cloud. flue gas. bloom. film colour. aerosol. dispersoid. fume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Duman vermek, dumana tutmak veya asmak.

2.Bulandırmak, karartmak. Kafayı dumanlamak = Sarhoş olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Dumanda durmak, dumandan kararmak.

2.Bulanmak, kararmak: Göz dumanlanmak = Kararıp görmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filled with smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı, sisi, pusu yahut buğusu olan: Dumanlı hava, dağ, çiçek, meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foggy. smoky. misty. tipsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoky. filled with smoke. misty. foggy. tipsy. fuddled. hazy. vapo u rous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duman kaplamış, duman içinde olan, sisli: Hava dumanlık idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dumanı olmayan, duman çıkarmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smokeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dilsiz; dili tutulmuş sessiz konuşmayan; konuşmadan yapılan, pandomim şeklinde, mimikle ifade edilen; (A.B.D.), (k.dili) sersem kafasız, budala. dumbbell (i). jimnastik güllesi, halter; (A.B.D.) (argo) aptal kimse.dumb piano egzersiz için kullanı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit darbuka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. tabor. timbal. silly. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girdiği yerde patlayarak tehlikeli yaralar açan bir çeşit tüfek kurşunu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dumdum kurşunu, vücutta tehlikeli yaralar açan tüfek mermisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç pürüzü olmayan, tamamen düz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight. absolutely straight. quite smooth. plane. satin. straight. as the crow flies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. straight. very straight. very smooth. straight ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the crow flies. as straight as a line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıb). Kan çıbanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin istikametini düzelten ve istenilen tarafa çeviren Alet. Dümen, gemi kıçlarında, suyun içinde hareket eden, ağaç veya madenden olup, geminin üstünden el, dolap veya makine ile çevrilir. Dümen tutmak, kullanmak. Dümende = En geride. Dümen neferi = Bir sınıfın en gerisinde bulunanı. Dümeni eğri = Çarpık kuyruklu at. Dayısı dümende = İltimasçısı ve koruyucusu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudder. steering wheel. wheel. trick. cheat. cabal. dope. helm. rig. ramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rudder. trick. tail. control. surface. catch. humbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the wake of a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin dümenini kullanan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cox. coxswain. helmsman. navigator. steersman. crook. swindler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steersman. the last or laziest student. tricky person. helmsman. mate. pilot. timoneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümenci işi ve vazifesi: Gemide dümencilik etmek kolay şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayretler içinde bırakmak, şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). kukla, manken; taklit, suret; dilsiz, az konuşan kimse; (argo) budala kimse; (matb.) mizanpaj; (iskambil) ölü el; sözde kendisi hakikatte başkası hesabına hareket eden kimse; (s). dilsiz, dili tutulmuş, sessiz; sahte, yapma, taklit. dummy ba

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). boşaltmak, atmak; (tic.) damping yapmak, fiyatları düşürmek, toptan ucuz fiyata vermek; düşmek; (i). çöp yığını, çöplük, mezbele;(A.B.D.), (argo) köhne ve kötü şöhretli ev veya otel; komputer makinadaki bütün bilginin makinadan boşalıp kâğıd

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiltere'de bazı çocuk oyunlarında kullanılan kalın maden parçası; Avustralya'ya mahsus ufak para; gemi inşasında kullanılan bir çeşit cıvata; bir çeşit şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dumping

ekon. düşürüm

Mallarda yapılan genel ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit meyvalı hamur tatlısı; kaynar çorba içinde pişen küçük hamur parçası; (k.dili) kısa boylu ve tombul kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüzün, neşesizlik, keder; kuruntu, evham. down in the dumps melankolik bir halde. dumpish, dumpy (s). melankolik, hüzünlü, kuruntulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bodur, tıknaz; asık suratlı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dede Korkut hikayelerinde geçen bir kahramanın adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dem’). Dem’ler, gözyaşları, (bk.) Dem’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Bir uzvun beslenmeyip zayıflaması ve kuruyup hareketsiz kalması. Fr. atrophie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrophy körelme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دمور] körelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat.) duodenum, onikiparmak bağırsağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaziyet, hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Katlama, katlanma, devşirme, büklüm.

2.Kumaş vesairenin katlama yeri, katlandığı yerdeki çizgi: Dürümii bozulmamış = Katlama yerleri belli, daha yeni, çok kullanılmamış.

3.Bir kere katlanmak miktarı, lüle: Bir dürüm kaymak. Dürüm dürüm = Büklüm büklüm.

4.İçine peynir konup dürülmüş yufka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. condition. situation. circumstances. status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. fold. pleat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. F.). On ikinci, on ikide bir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. F.). ikinci: Bâb-ı düvüm = İkinci kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duyma, duyuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji). Duymak işi. Bir tenbihin duyulabildiği en aşağı derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensation. sense. sensation ihsas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensorial. sensory. sensuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feel. to feel. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Dış varlıkların tesirlerine, bilhassa hissi tesirlere karşı ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilhassa musikide kalıp hâlinde usul, ölçü, nota.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, adaptör kullanılmasına gerek olmadan DV ya da MiniDV kasetler kullanabilirler. Kasetin boyutu otomatik olarak belirlenir ve makara tablası konumu buna göre ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geri doğru uyumluluk, aygıtların eski kuşak biçimlerle çalışabilmesini tanımlayan bir terimdir. DVD Video oynatıcılar, DVD’lerin yanı sıra ses CD’leri ve Video CD’ler de oynatabilmektedirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı ebem gümeci). Çiçeği ve kökü tıpta kullanılan ve yaprığı sebze gibi yenilen meşhur bitki, pinpirik. Ar. habbâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hubbaz): Ebegümecigillerden; çiçekleri ilaç, yaprakalrı da sebze olarak kullanılan ve genellikle tarla kenarlarında kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm. boyundadır. Yaprkalrı sarmaldır. Mayıs - Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda müsilaj vardır. Yaprak ve çiçekleri kurutulmadan kullanılır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar. Kabızlığı giderir. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Nezle, bronşit, nefes darlığı tedavisinde kullanılır. Lapası çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Burun kanamasını durdurur. Dişeti hastalıklarını tedavi eder. Mide ağrısını keser. Burun tıkanıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). evrensel; kiliselerin birleşmesine ait; bütün Hıristiyanlarca kabul edilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hıristiyan kiliselerinin evrensel birliği için uğraşan kimselerin düşünce ve prensipleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Umumî düşünce, umumun fikri. Bir memleket halkının bir mesele üzerindeki fikri ve nokta-i nazarı, (uyd. k.) kamuoyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. müshil olarak kullanılan eşek hıyarı özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden bulunan doğal bir çeşit altın ve gümüş alaşımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. cennet; güzel ve ferah yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Emirlerin emîri. Abbâsî devletinde başkumandan. Tanzimat’tan sonra Osmanlılar’da sivil (mülkî) paşalığın ilk derecesi ki, askerî rütbelerden kaymakama (yarbay) eşitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Osmanlı devrinde pâdişâh mülkleri. Hazîne-i hâssa nezâretince idare edilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of suction pump. primer pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aylık, ücret, bir hizmet karşılığında alınan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ticaret yeri, ticaret merkezi, dükkân, mağaza. empoverish bak. impoverish.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. methiye, kaside.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. necm). Necmler, yıldızlar, (bk.) Necm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, incumber f. engel olmak, mani olmak; yüklemek, zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak. encumbrance i. yük, engel, mâni; çocuk, bakımından sorumlu olunan kişi; huk. borç, ipotek . without encumbrances çocuksuz; ipoteksiz, ilişiksiz. encumbrancer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Meclis, cemiyet, şûrâ: Encümen-i dâniş = Akademi. Encümen-i teftiş ve muayene = II. Abdülhamid devrinde sansür komisyonu (halk dilinde Evcimend = Bir yere toplanma, öbek olma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council. committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

committee. council. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplantı yeri, meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Akademi, ilim encümeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Siyasî encümen, politika kulübü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kalbin iç zarı, endokard. endocardial s. kalbin içinde; kalbin iç zarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Çalgı, musiki Aleti.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrument

1. müz. çalgı,

2.tic. mali belge

1. Müzik aleti, çalgı aleti. 2.Kredi açılışını göstermek için çıkarılan ve ikrazcı bankaya finansman yenilemesi yapmayı sağlayan senet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. musical instrument. ax. axe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument çalgı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumental

müz. sözsüz

Sözleri olmaksızın çalınan (müzik).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumentalisme

fel. araççılık

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Çalgıları inceleyen musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saymak, birer birer saymak veya söylemek. enumera'tion i. sayma, sayım; ayrıntılı liste, katalog. enu'merative s. birer birer sayan veya söyleyen, sayıma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) epikardiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -di.a) mersiye, ağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). İç zarların dış tabakası: Geniş ağız, mide gibi iç boşluklar epitelyumla kaplıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğün kasidesi, düğün için yazılan şiir veya şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) epitelyum, mukozanın dış tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) denge, muvazene; bak. balance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -tums, -ta) atkuyruğu, kırk kilit, (bot.) Equisetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). «Er» senbc‘ü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muhterem, muazzez, şerefli, değerli, saygı değer (aslı: ercmend).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amacına, isteğine kavuşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ordunun sevk ve idaresiyle meşgul en yüksek askerî makam, genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارکان حربيهء عموميه] genel kurmay başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (coğ. - ta) tertip hatası, mürettip hatası, sehiv. errata list yanlış - doğru cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD ve MiniDisc çalarlara, bellek kapasitesini artırmadan darbelere karşı müthiş bir direnç kazandırır. Ses sinyalleri, veri akışı darbe ya da titreşim sonucunda kesilmese bile sürekli olarak okunur. Olası veri hataları hafızada düzeltir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. via) (i). fena koku gibi hafif ve gözle görülmeden ortaya yayılan madde; çürüyen cisimlerden çıkan fena koku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) günahları cezalandıran üç tanrıça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tuba cinsinden nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «encümen» den galat).

1.Top, yğın, küme, toplanma: Gelin bir evcümend olalım.

2.Toplu idareli, evini muntazam tutan: Evcümend bir kadın (bu ikinci mânâ hem top ve toplu mânâsından hem de «ev» den çıkmış sanılmasından doğmuştur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Eu senbolü ile gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) toprağı kazıp çıkarmak; mezardan çıkarmak; açığa çıkarmak. exhuma'tion (i.) mezardan çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başlangıç; nutuk veya yazının giriş kısmı, mukaddeme, önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Başka şeyler arasında, başlıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in essence. essentially. in brief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kâhya, her işi gören memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda üzerindeki renkle kodlanmış düğmeler, sayfa numarasını girmeden belirli sayfalara doğrudan ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin şed makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a threadlike anatomical structure or chainlike series of cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). iplik, lif, filum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -lums, la) (biyol). kamçı şeklinde parça; kamçı, kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). değirmen altında bulunan su yolu; (A.B.D). çay veya ırmak akan dar boğaz; (f). böyle bir boğazdan geçirmek, kanal vasıtasıyla ırmak veya gölden su akıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keşkeğe veya bulgur pilavına benzer bir yemek; muhallebi gibi bir çeşit meyvalı ve yumurtalı tatlı; tatsız şey, anlamsız kompliman, boş laf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), argo şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (k).dili ağır bir şeyi birden bırakıvermek; çökmek; (i). ağır bir şeyin düşmesinden hâsıl olan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(foto). diyafram ayarı öIçüsü,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. tarih). Eski Romalılar zamanında, umuma mahsus işleri konuşmak için halkın toplandığı meydan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

toplu tartışma

Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A market place or public place in Rome, where causes were judicially tried, and orations delivered to the people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tribunal; a court; an assembly empowered to hear and decide causes. a public facility to meet for open discussion a public meeting or assembly for open discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a public meeting or assembly for open discussion. a public facility to meet for open discussion. a place of assembly for the people in ancient Greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An online discussion group or newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A discussion area within an ezboard community A community may have one or more forums A forum may have one or more topics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A forum is an online discussion group Forums can be newsgroups, or they can be Web-based The Sympatico discussion forums are Web-based forums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message area on CompuServe or Delphi, equivalent to an echo of FidoNet, a newsgroup on Usenet or a conference on CIX.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Web based interface where people can post messages and converse with others on the spectrum of topics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A feature of online services and bulletin boards that allows subscribers to post messages for others to read, and to reply to messages posted by other users. 1 A public place or marketplace in an ancient Roman city 2 A public meeting place, radio or TV pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A script on a website with a submission form that allows visitors to post messages on your website for others to read These messages are usually sorted within discussion categories, or topics, chosen by the host, or possibly the visitor A forum is also ca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A discussion group for a specific subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A forum is an online discussion group Forums can be newsgroups, or they can be Web-based.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The equivalent or term used by newsgroups a place where you can post or leave email messages. The place where a legal decision is made The court or locale wherein causes are judicially tried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A forum in WebCT is a group This group can be either closed or open Forums are often used for peer editing groups, for survey questions, or for group or class projects Collaborative work may be done in a forum, sending and receiving messages and sharing w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A public place to discuss subjects online.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Message boards and chat rooms where people can talk to eachother online to express their interests and opinions There are rules that apply Web Production House does not allow forums on its servers, nor does it offer technical support for forums on other s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An online area focusing on a particular topic; the new-age forum on CompuServe has bulletin boards, a chat room and a library. an assembly for discussing questions of foreign interests.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Function when individuals interested in joining a fraternity at Mercer are able to meet with members of all the organizations and learn more about them. a message area on CompuServe or Delphi, equivalent to an echo of FidoNet, a newsgroup on Usenet or a c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another name for a discussion group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Archived discussion forums relative to any topic accessible via web browser. is a special interest group devoted to a single topic and exists on many general purpose gateways such as AOL or Compuserve Newsgroups and mailing lists serve similar functions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forum , panel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Romada pazar yeri veya meydan; forum; mahkeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackcurrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redcurrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taşkırangillerden bir çalı ve bunun kırmızı ve mayhoş meyvesi (ribes rubrum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ribes rubrum): Taşkırangillerden; bir çalıdır. Yemişi uzun salkım şeklinde olup, taneler, ufak ve kırmızıdır. Tadı mayhoştur. 150 kadar türü vardır. Daha çok şurubu yapılarak kullanılır. İçeriğinde organik asitler vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. Böbreklerdeki taşların düşürülmesine yardımcı olur. Karında toplanan suyu söker. Karaciğer şişliğini giderir. Sarılığı giderir. Romatizma ve mafsal kireçlenmelerinde de faydalıdır. Sindirim yollarındaki iltihapları temizler. Şurubu, çok besleyicidir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çoğ. nums, na) (anat). bir organın hareketini sınırlayan gışa kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma hamamlarında serinleme yeri, soğukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). buğday türünden, bugday veya diğer tahıllara benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, furmenty furmety (i)., (ing). bulgur sütlacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acayip kılıklı ve huysuz kadın, rüküş. frumpish, frumpy (s). böyle bir kadını andıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. tums, ta) (i)., (geom). kesik koni veya piramit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -cra) (i)., (mak). dayanak noktası, dayanma noktası, manivela mesnedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manyetik yataklar üzerine takılmış tweeter diyaframı ve devre sonrası (downstream) akustik lens içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i volkanik duman püs kürten küçük delik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i duman veya bu hara ait; i eşyayı tutsülemeye veya du man veya buhardan geçirmeye mahsus yer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i el yordamıyle beceriksizce aramak, boş yere çabalamak; tutamamak; becerememek; konuşurken duraklamak; oyun da topu duşürmek; i tutamayış, becereme yiş; topu düşürme fumbler i beceriksiz kimse fumblingly z beceriksizce

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Tütsülenerek kurutulmuş balık veya et.

2.Duman rengi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoked. smoke-coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f duman, buhar, pis kokulu duman, kurşun gibi madenlerin buğusun dan hâsıl olan toz; öfke, hiddet; f du man veya buhar çıkarmak, tütmek; tüt sülemek; buğusu çıkmak; kızmak, öfkelen mek fumeless s dumansız fumy s du man çıkaran, dumanlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Volkanik arazide yerden gaz fışkırması: Fümeroller çok vakit sülfridrik gaz yayar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fbuharladezenfekteet mek fumiga'tion i buharladezenfekteetme; buhardan geçirme fum'igator i bu şekil de dezenfekte eden kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şahtere, bot Fu maria officinalis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرومایه] aşağılık, alçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fin bilgini Gadolin’in adından) (i. kimya). Atom ağırlığı 157,3 olan ve Gd simgesiyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ecza şeytantersi, kasnı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kim galyum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f Iap lap yürümek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buğday.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گندمگون] buğday rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general outlook. overall picture / survey / view. overall picture. panorama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıtır, sardunya çiçeği, bot. Pelargonium. geranium grass Mekke samanı, bot. Andropogon scoenan thus. feather geranium nezle otu, bot. Chenopodium botrys.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Atom ağırlığı 72,5 olan ve «Ge» senbolüyle gösterilen eleman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Gerundium

db. zarf-fiil

Zarf olarak kullanılan fiil soyundan kelime.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex sentence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlar yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlar gibi görünen, ağlamışa benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment given in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. berilyum (eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asık yüzlü, suratsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kavuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kavuz, çayırgillerin başakçıklarında pul şeklinde bir çenek, gluma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Bazı kimyevi maddelerin yahut elektrik, ısı, ışık gibi kuvvetlerin tesiriyle protoplazmanın yer değiştirmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavice, mavimsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görme, görüş. Ar. rü’yet, müşâhede. Yüz görümü = Güveyinin gelinin yüzünü açıp gördüğü zaman vermesi Adet olan mücevher gibi bir hediye: Yüz görümü takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karıya nisbetle kocanın kız kardeşi: Gelin, görümceleriyle iyi geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sister-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show oneself. appear. to seem. husband's sister. wife's sister-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband's sister. sister-in-law of the wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güveyinin geline taktığı yüz görümü hediyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. view. complexion. outlook. aspect. perspective. prospect. sight. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. outlook. scene. scenery. sight. spectacle. view. aspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outlook. view. appearance. facet. landscape. ostensible. prospect. semblance. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iliğin madeni kenarı; (den.) ipten yapılan simit halkası, çevirme kasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) söylenmek, şikâyet etmek; (i.) homurdanma, halinden şikâyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) grommet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) asık yüzlülük, suratsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksiligi tutmuş, hırçınlığı üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Müşkülât çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gütme işi, sevk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sevkedilebilen, güdülebilen: Güdümlü balon.

2.Belli bir hedefe göre yürütülen: Güdümlü ekonomi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlled. directed. governed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art produced according to certain guidelines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncontrolled. unguided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sert bir ufak ağa;.

2.Bu ağacın verdiği, eriğe benzer mavi meyve.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde bazen: güm).

1.Su taşımaya ve ateşte su ısıtmeya mahsus bakırdan, büyük ve kulplu ağzı dar kap: Bir güğüm su; mutfağın güğümlerini doldurmak.

2.O şekil ve biçimde küçüğü, bakırdan güğüm şeklinde ibrik: Kahve güğümü; sahlepçi güğümü; asma güğüm.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Hz.Peygamber (s.a.s.)’in kızlarından birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile tebessüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gülümseme Deklanşörü, portre ve aile çekimlerinize neşe katar. Cyber-shot™, fotoğrafı çekilen kişinin gülümsemesini algılayıp deklanşörü tam zamanında otomatik olarak çalıştırır ve daha fazla mutlu anı ölümsüzleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (med, ming~) zamk sürmek; zamklamak; zamk akıtmak; yapışmak. gum up pislikle dolup çalışmaz hale gelmek veya getirmek; argo işi bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (gen.) (çog.) dişeti. gumboil (i.) diş eti iltihabı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zamk; sakız; sakız agacı; çiklet; lastik. gum arabic akasya sakızı, arap zamkı. gum juniper ardıç sakızı. gum mastic sakız, mastika. gum plant sütleğen, (bot.) Euphorbia resinifera. gum resin zamk ve reçineden meydana gelen bir karışım. gum tho

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaybolmuş, telef olmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bamya; bamya çorbası; yumuşak ve yapışkan toprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. booming sound. roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumbling. roaring. booming. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) jelatinli şekerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sakız gibi, sakızlı, yumuşak ve yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) cesaret, girişkenlik, beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liable to pay customs duty. dutiable. tariff bound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. customhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. duty. tariff. customs house. clear in. customhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs union. tariff union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border gate. customs station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs tariff. tariff duty. book of rates. rate book. statement of duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs duty. specific duty. customs tax. bill of customs. customs duties. customs rate. tariff rate. tariff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gümrük memuru, müdürü: Gümrükçülerin kendilerine mahsus kıyefetleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer. revenue officer. landwaiter. gauger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer. customs agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs officer / agent. coastal waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir malın gümrükçe muamelesini yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear sth at the customhouse. effect customs clearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cleared through customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutiable. duty-paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject to customs duties. with customs duties paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty-free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty free. duty-free. free of duty. toll- free. uncustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) Iastik çizme; lastik ayakkabı; argo hafiye; (f.), argo hafiyelik etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sığırların boyunları altından geçip boyunduruklarına sokulmuş olan yarım halka şeklinde eğik ağaç.

2.Boncuk ve çıngırak tasması. Hayvanın boynundaki, tasma gibi halka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bostan ve ormanda daldan yapılan bekçi ve avcı kulübesi. 2.Bostan korkuluğu, höyük.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. gam). Gamlar, kederler, (bk.) Gam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غموم] gamlar, kederler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arslan ve deve gibi büyük hayvan büyük ve korkunç sesle bağırmak: Arslan gibi gümürdeniyor, gümürdüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gümürdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yaban soğanı, yabânî soğan.

2.Sünbül-i Hindi (Hind sünbülü) soğanı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömmek’ten).

1.Değerli beyaz maden ki, altından sonra gelir. Ev eşyası, kadın süsleri vesaire imâline ve para basmaya yarar. Gümüş, 10.5 yoğunluğunda Ag senbolü ile gösterilen bir elemandır. Ar. fıdda, Fars. stm: Külçe gümüş, işlenmiş gümüş.

2.Gümüşten çatal, bıçak, kaşık: Gümüşleri kaldırdınız mı? Eskiden kalma çok değerli gümüşleri vardır.

3.Gümüşten yapılmış, Fars. simin: Gümüş şamdan. Gümüş kaşık çatal takımı.

2.Gümüş gibi beyaz; gümüş gerdan, gümüş kol. Gümüş balığı = Atrina, çamuka. Gümüş servi — Ayın suya aksetmesiyle hasıl olan beyaz yol. Gümüş suyu = Berrak su. Gümüş göz = Para göz, paradan başka gözüne bir şey girmeyen. Gümüş yaldız = Gümüşten yapılmış beyaz yaldız.


Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ag

Atom Numarası:47

Kütle Numarası: 107,87

Yoğunluk:10,5 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 961,78 °C

Kaynama Sıcaklığı: 2162 °C

Saf gümüş, ısı ve elektrik iletimi en yüksek olan metaldir.

Genellikle çeşitli süs eşyaları, ve mücevher yapımında kullanılır.

En önemli kullanım alanlarından biri, fotoğrafçılıktır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. argent. luna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver. made of silver. metallic currency. nonmonetary investments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver plated. silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silversmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silvery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silvery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüşle kaplamak veya yaldızlamak veyahut süslemek: Şamdanları, kaşıkları, çekmeceyi, sigaralığı gümüşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to silver-plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gümüş sürdürmek, gümüşle kaplatmak, yaldızlatmak veya donatmak: Kaşıkları, bastonu, sigaralığı gümüşletme!!.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth silver-plated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gümüşü olan. gümüşle süslü: Gümüşlü çekmece, sigaralık, baston.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solstice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz ile gecenin eşit olduğu gün, yılda iki defa olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde güneş ışığı tesiriyle meydana gelen dönüş. (bk.) Göçüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ.sia) spor salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bazı Avrupa memleketlerinde lise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. cea) eski Yunan ve Roma'da harem dairesi; (bot.) çiçek pistillerinin topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alçıtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senbolü Hf, atom ağırlığı 178,3 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curriculum vitae. biography. short autobiography. personal history. life history. enlistment engagement record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. halkaviyye, halkumiyye) (anatomi). Boğaza mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ham.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur kıvamında

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doughy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev bark, aile ocağı. (bk.) HAnmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Hoonoomaun. in Hinduism, the monkey god and helper of Rama; god of devotion and courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey god.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monkey king, faithful ally of Rama in the Ramayana Hanuman in the whale , Votive image , Alagarkoil mandapa , birthplace , fighting , stele. the monkey God, protagonist in Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'Monkey-God' who serves Rama in the Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A great servant devotee of Lord Rama who crossed the sea by jumping over it with the power of constant remembrance of the name of Rama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Monkey warrior who became Rama's devoted friend and servant , also called 'Sun of the Wind-God Vayu'. the son of air and faithful servant of Lord Rama, in the form of a mighty monkey According to mythology, he was a half-brother to Bhima. in Hinduism, the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Umumî harp, Birinci Cihan Harbi (1914-1918).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرب عمومی] Birinci Dünya Savaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) harmonyum, küçük org .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Piyanoya benzeyen ve körüğü ayakla işletilen küçük org. (bk.) Armonyum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) deli, patavatsız; (i.) delidolu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Lüzum dolayısıyle, gerekli olarak, gerektiği için.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -la) bazı böcek ve kabuklu hayvanların emme organı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather situation. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Burun deliğinin yukarısı, derin yeri, geniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonbahar görünüşlü. mec. Hüzün verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hazm’dan imüb.).

1.Çok hazmeden, hazmı kuvvetli. 2.mec. Çok tahammül eden, içi geniş.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

3B hız sensörü ani hareketleri algılar ve HDD kafasını derhal kilitler. HDD darbeye karşı koruma sistemi, dizüstü bilgisayarın düşmesini veya çarpmasını algılayan donanım ve yazılımın bir birleşimidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heftümîn

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F ). Yedinci, Ar. sâbî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). helyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). He senbolüyle gösterilen bir eleman. Gaz halindeki bu eleman, hafifliği dolayısıyle balon doldurmakta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: He

Atom Numarası: 2

Kütle Numarası: 4,0026

Yoğunluk: 0,179 g/cm3

Erime Sıcaklığı: -272,2 °C

Kaynama Sıcaklığı: - 268,93 °C

Tüm elementler arasında, kaynama noktası en düşük olan elementtir.

Yanıcı olan hidrojene göre çok daha güvenli bir gaz olduğundan balonlarda kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çog iums, ia) kurutulmuş bitki koleksiyonu; böyle bir koleksiyonu saklamaya mahsus oda veya bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Birbirine karışma, karışıklık, alt üst.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Heştümîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Sekizinci, Ar. sâmin: Bâb-ı heştümîn: Sekizinci bâb, sipihr-i heştümîn: Sekizinci (kat) gök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâyûn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohum göbeği, hilum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo seyircinin ilgisini çekmek için baş vurulan oyunlar; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L.). Ho senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ücret, serbest meslek sahibine hizmet karşılığında verilen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sokak serserisi, kabadayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Fil burnu.

2.Tulumbaya takılan plastik, lastik veya sık bez boru.

3.Dar sahalı bir siklon çeşidi. Hortum, buhar veya suyun hızla dönüp sütun halinde yükselmesi şeklinde olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. water hose. hose pipe. tornado. elephant's trunk. twister. whirlwind. cyclone. eddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. waterspout. whirlwind. hosepipe. trunk. proboscis. tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. tornado. whirlwind. trunk. proboscis. waterspout. tube. hosepipe. rubber / flexible / elastic pipe. nozzle. cyclone. whirlblast. hurl wind. twister. waterskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Memeli hayvanların, burunları hortum biçiminde uzayanları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜCUM) (I. A.), t. Saldırma, üstüne yürüme, birden koşma. Üşüşme, Ar. savlet: Köpek üzerimize hücum etti; arılar bize hücum ettiler.

2.(askerlik). Savaşarak düşmanın üzerine saldırma, basma: Kaleden hücumla çıktılar: Süvarilerin piyade üzerine hücumu.

3.(tıp) Vücudun bir yerine kan vesaire birikmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault. attack. breakthrough. onrush. push. sortie. onset. charge. a storming. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault. attack. charge. rushing together. verbal attack. strong criticism. aggression. at them. incursion. onrush. onset. onslaught. pressure. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assault boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜKM) (i. A.) (c. ahkâm).

1.Hâkimlik, hükümet, Amirlik: Filânın hükmü geçer, filânın hükmü altındadır.

2.Emir, irade, kumanda: Hükmetmek; hükmü geçmek; hükmü nâflz olmak; filânın hükmüyle hareket ediyor.

3.Karar; bir dâva veya meseleyi dinleyip iyice tahkik ve muhakeme ettikten sonra verilen katî karar ve netice, kanun icabının ortaya çıkması: Hüküm vermek; mahkemenin hükmü; beş sene müddetle hapsine hükmolundu.

4.Kuvvet, ehemmiyet, nüfuz: Onun Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmünü icra ediyor; kışın hükmü geçti. 6.Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmündedir.İktizâ, icap, gerek: Kanun hükmünce; zarafet kaidesi hükmünce. Hükmü olmak = Kuvvetli ve nüfuzlu olmak. Hükmünde olmak = Değerinde bulunmak. Hüküm sürmek =

1.Hâkim olmak, hükümet etmek.

2.Cârî olmak. Hükmü geçmek =

1.Emri nüfuzlu ve cârî olmak.

2.Kuvvet ve tesiri geçmek, c.

1.Emirler, irâdeler: Ahkâm-ı llâhiyye.

2.Nizamlar, kanunlar: Adlî ahkâm, ahkâm-ı dîniyye.

3.Yıldızlardan başka tabiî ve semâİ alâmetlerden çıkarılmak istenilen mânâlar, Ar, istihrâcât, gaipten haber vermeler: Ahkâm çıkarmak: Müneccimlerin ahkâmı, mec. Garip ve gülünç hükümler: Ahkâm kurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. ride. to be rife. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdara mahsus veya lâyık bir hal ve şekilde: Hükümdârâne azametle; hükümdârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.).

1.Hükümdara mensup ve ait: Bâ-emr-i hükümdarı = Hükümdara ait emirle, hükümdar emriyle.

2.Hükümdarlık: Icrâ-yı hükümdârî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2.Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3.İdare usûlü: Demokrat hükümet.

4.İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governmental. political. government. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. cabinet. government administration / office / building. the administration. authority. dominion. government. ministry. polity. power. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat.

2.Mahkemece hüküm giymiş kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hükm = hükümet, Fars. rânden = sürmek). Hüküm ve saltanat süren, hâkim, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruling. reigning. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hüküm süren kimseye ait. Hüküm sürme, hükümdarlık. Hukuk-ı hükümrânî = Hükümranlık hakları, Fr. suzeraineti denilen siyasî terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hükümran olma.

2.Hâkimiyet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Boğazdan mideye olan yol. Râhat-ül-hulkum = Rahat lokum denilen maruf şekerleme, lokum, lâtilokum. (bk.) Halkum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلقوم] boğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küp. Hum-i mey = Şarap küpü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خم] küp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, i., f. (-med, -ming) Ya, öyle mi? Acayip! Hım! (tereddüt belirten ünlem, bir düşüneyim'' anlamındaki ses); i. bu tür bir ünlem; f. tereddüt ve hoşnutsuzluk ünlemi çıkarmak. Bak. hem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-med, -ming) i. ağzını açmadan 'm' sesi çıkarmak; arı gibi vızıldamak; dudaklar kapalı olarak şarkı söylemek; mırıldanmak; k.dili faaliyette olmak; harıl harıl çalışmak, fig. kolları sıvamak; mırıltı ile söylemek (şarkı); i. vızıltı, mırıltı; makina

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennetkuşu, devletkuşu. mec. Saadet, kutluluk, saltanat. Hümâ-pervâz = Yükseklerde uçan ve mecâzen yüksek himmetli (eski Yunanlılar’ın ph£nix dedikleri kuşa da Doğu’da hümâ deniyor).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devlet kuşu. 2.Saadet, mutluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok yüksek dereceli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gibi yükseklerde uçan. mec. Yüksek himmetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gölgeli, gölgesi saadet ve saltanat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. ahmak). Ahmaklar, (bk.) Ahmak, humeka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hem» den smüş.) (c. hümmâm). Himmet sahibi, yüksek himmetli, bir işe çalışıp gayret eden adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insana ait insani, beşeri, beşeriyete ait; i. insan. human affairs toplumsal olaylar. human being insan, insanoğlu. human equation hesaba katılması gereken insanca hata veya güçsüzlük etkeni. human nature insan tabiatı, insan hali. human race ins

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insancı, merhametli, müşfik, insaniyetli; yükseltici, uygarlaştırıcı. humane letters, humane studies beşeri ilimler, konusu insan olan bilimler. humane society insan veya hayvanları himaye eden kurum. humanely z. insanca, merhametle, şefkatle. hu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanlık çıkarlarına bağlılık; ilâhiyat ve metafiziğe önem vermeyen bir felsefe sistemi; edebi talim ve terbiye; b.h. humanizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humane. classical. humanist. classical scholar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanist. humanist insancıl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insaniyetperver, hayır seven, insancı, insani; yardımsever kimse. humanitarianism i. hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan, beşer; insanlık, beşeriyet, beniâdem; insaniyetperverlik, merhamet, şefkat. the humanities klasik Yunan ve Latin edebiyatları üzerinde çalışma; konusu insan olan ilimler, hümaniter bilimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. insanlaştırmak; insanileştirmek; insanlaşmak, insanileşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.).

1.Ortaçağın iskolastik düşünüşüne karşı Eski Yunan ve LAtin kültürünü en yüksek kültür örneği olarak alan felsefe, bilim ve sanat görüşü.

2.(felsefe) İnsanlık sevgisini en yüksek gaye sayan doktrin.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanoğlu; beşeriyet, beniâdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Hümanizm görüş ve felsefesini tutan şahıs, yahut o görüşe uygun düşünce, davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçkiden sonra gelen baş ağrısı ve sersemlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمار] mahmurluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. humâsiyye).

1.(Arapça gramerde) Beş harften mürekkep (kelime): Fiil-i humâsî = Beşli fiil. Ef’Al-i humâsiyye = Beşli fiiller.

2.(botanik) Beş yaprağı, tanesi veya köşe vesairesi olan (bitki): Humâsî’l-varak vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hümâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri, dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.)

1.Kuvvetli, saadetli, Fars. huceste, mübarek: Tâlî-i hümâyûn.

2.Devlet ve saltanat sahibi olan padişaha ait, şâhâne, mülükâne, sultânî: Saray-i hümâyûn = Padişah sarayı. Enderûn-i hümâyûn = Eski Osmanlı saray üniversitesi. Amedî-i dîvân-ı hümâyûn = BAbıâlî’nin dîvân-ı hümâyûnla olan yazışmalarına mahsus daire. Dîvân-ı hümâyûn kalemi = Babıâli’de muahedelerin, fermanların, beratların kayıt ve zaptına memur daire. Hatt-ı hümâyûn = Osmanlı padişahının el yazısı ile yazılmış en yüksek derecede ferman. Gülhane hatt-ı hümâyûnu; Babıâli’de hatt-ı hümâyûn okundu. Ordu-yı hümâyûn = Osmanlı impaartorluk ordusu. Donanmay-ı hümâyûn = Osmanlı imparatorluk donanması. Nâme-i hümâyûn — Osmanlı padişahının diğer hükümdarlara gönderdiği mektup.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: kumbara)

1.Demirden içi boş veya dolu büyücek mermi ki, muharebelerde havan topuyla atılırdı.

2.Para biriktirmek için kullanılan, toprak veya madenden yapılma, bir tarafında yarığı bulunan kap, kumbara.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muharebede düşman üzerine humbara atan, havan topunu kullanan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Humbara yapılan beylik fabrika.

2.Humbaracılar kışlası.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. alçak gönüllü, mütevazı; hakir, aciz; saygılı, hürmetkar; f. kibrini kırmak, colloq. burnunu sürtmek, karşısında eğilmeye mecbur tutmak. humble apology alçak gönüllülükle özür dileme. humble dwelling mütevazı ev. eat humble pie kibri kırılmak, ö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bumblebee.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) yalan, hile, dolap, slang martaval, dümen; yalancı kimse, hilekar kimse; f. aldatmak; hile yapmak, slang kazık atmak, madik atmak. humbuggery i. hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olağanüstü bir şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. can sıkıcı, yeknesak, yavan; i. can sıkıcı kimse; monoton herhangi bir şey; boş ve sıkıcı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). «Ahmak» ın çokluğu olmak üzere dilimizde kullanılmışsa da «ahmak» ın cem’i «humâkî» olup «humekaa» yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمقا] ahmaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kol kemigi, dirsekten omuza kadar olan kemik, karaca kemiği, pazı kemiği. humeral s. kol kemiğine veya omuza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. humeviyye). Sıtmaya ait: Alâim-i humeviyye = Sıtma alâmetleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Beyaz tenli kadın. 2.Hz.Aişe’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Birini arkasından çekiştirmek. Kur’an-ı Kerim’in 104.suresinin adı. İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarap küplerinin veya fıçılarının konduğu yer, meyhâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خم خانه] şarap mahzeni. 2.meyhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaş rutubetli, nemli. humid'ity, hu'midness i. rutubet, nem. humid'ify f. nemlendirmek. relative humidity nispi nem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nemlendirici tertibat veya cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nemlendirme kutusu; tav kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kibrini kırmak, utandırmak, hakaret etmek, rezil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kibrini kırma, rezil etme, utandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak gönüllülük, tevazu; boyun eğme, yumuşak başlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahmaklık, budalalık, bönlük, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمق] ahmaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Sıtma.

2.Ateşli hastalık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hummâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fever. pyrexia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حما] nöbet, ateş nöbeti. 2.sıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Humması olan, ateşli. 2.Sürekli, hareketli ve sıkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feverish. intensively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with fever. febrile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vızıldayan, mırıldanan, uğuldayan; k.dili kuvvetli, canlı, dinç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinekkuşu, zool. Trochilus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yuvarlak tepe, tümsek yer. hummocky s. tümsek, tümsekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Moisture, especially, the moisture or fluid of animal bodies, as the chyle, lymph, etc.; as, the humors of the eye, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vitiated or morbid animal fluid, such as often causes an eruption on the skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

State of mind, whether habitual or temporary ; disposition; temper; mood; as, good humor; ill humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Changing and uncertain states of mind; caprices; freaks; vagaries; whims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That quality of the imagination which gives to ideas an incongruous or fantastic turn, and tends to excite laughter or mirth by ludicrous images or representations; a playful fancy; facetiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To comply with the humor of; to adjust matters so as suit the peculiarities, caprices, or exigencies of; to adapt one's self to; to indulge by skillful adaptation; as, to humor the mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To help on by indulgence or compliant treatment; to soothe; to gratify; to please. the trait of appreciating the humorous; 'she didn't appreciate my humor'; 'you can't survive in the army without a sense of humor' the quality of being funny; 'I fail to se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a message whose ingenuity or verbal skill or incongruity has the power to evoke laughter. the trait of appreciating the humorous; 'she didn't appreciate my humor'; 'you can't survive in the army without a sense of humor'. a characteristic state of feeling

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humor , humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, İng. humour i., f. güIünçlük, komiklik; nüktedanlık, nüktelilik; mizah, güldürü; keyif; mizaç , huy, tabiat; kapris; tıb. salgı; sivilce; suyuk, hılt, eski fizyolojide kan, safra balgam veya sevda salgısı; f. keyfine tabi olmak, ayak uydurmak, kapr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyuktan ileri gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. kapris, fantezi ve oynak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse, nüktedan kimse; mizahçı, güldürü yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. latife kabilinden, mizahi, gülünç, komik. humorously z. şaka tarzında, mizah yollu. humorousness i. şakacılık; gülünçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kambur, hörgüç; tümsek yer, tepe; İng., argo huzursuzluk, iç sıkıntısı; f. kamburlaştırmak; gen. oneself ile gayrete gelmek, azmetmek. over the hump iyileşme yolunda. humpy s. girintili çıkıntılı; tümsekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kambur; kambur kimse; bir çeşit iri balina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, f. hım. (şüphe, tereddüt veya hakaret ünlemi); f. böyle ses çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

düşüp kırılınca tamir edilemeyen şey (bir çocuk şiirinde yumurta anlamma gelir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kızıllık, kırmızılık.

2.(tıp) Yılancık illeti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حمرت] kırmızılık, kızıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beşte bir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خمس] beşte biri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hemm). (bk.) Hemm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fazla ihtiyarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bitkilerin yetişmesi açısından büyük önem taşıyan, topraktaki ayrışma sonucu oluşan koyu renkte madde; lağım suyu arıtma işlemlerinde biyo-kimyasal süreç sonunda ortamda kalam karmaşık organik madde atığı ( Humus ).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the soil formed by the decomposition of animal or vegetable matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a valuable constituent of soils. partially decomposed organic matter; the organic component of soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humus. mould. topsoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Partially decomposed organic soil material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dark colored semi-soluble organic substance formed from decomposition of soil organic matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Decomposed organic material. organic portion of the soil remaining after prolonged microbial decomposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The well-decomposed, more or less stable part of the organic matter of the soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The well decomposed, relatively stable portion of the partly or wholly decayed organic matter in a soil, which provides nutrients and helps the soil retain moisture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The organic portion of soil; black or brown material formed by partial decomposition of vegetable or animal matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The end result of successful composting is humus It is the rich, dark, and fine mixture of decomposed organic materials Humus contains the microorganisms necessary for healthy soil, as well as a ready supply of the macro- and micro-nutrients necessary for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the soil profile that is composed of decomposed organic matter from dead and decaying plants and animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dead organic material derived from decomposition of plant and microbial wastes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Decomposed plant or animal matter; the organic portion of soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Total of the organic compounds in soil exclusive of undecayed plant and animal tissues, their 'partial decomposition' products, and the soil biomass The term is often used synonymously with soil organic matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All of the organic compounds in soil exclusive of undecayed plant and animal tissues, their partial decomposition products and the soil biomass It is highly stable and resistant to further alteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for the more or less decomposed plant and animal residues in the lower organic soil layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dark brown, decomposed, colloidal organic matter found in soils Humus usually has a beneficial effect on aeration and soil structure due to its ability to flocculate, or aggregate, multivalent cations. finished compost, formed through the break down of pl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dark coloured fraction of soil organic matter formed during the decomposition of organic residues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From the Latin word for earth or ground, humus is the organic matter in quality soil The reason we work compost into our soil is to increase the humus level which improves the quality and health of the soil. organic material consisting of decayed vegetabl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dark brown or black partially decomposed organic matter. partially decomposed organic matter; the organic component of soil. a thick spread made from mashed chickpeas, tahini, lemon juice and garlic; used especially as a dip for pita; originated in the Mi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki ve hayvan artıklarının çürümesinden meydana gelen organik toprak, kara toprak, humus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ekşilik, kekrelik (kimya) Müvellüd-ül-humûza = Birçok cisimleri terkip eden elemanların başlıcalarından biridir: Oksijen, Fr. oxygfene.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حموضت] ekşilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasm). (bk.) Hasım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasımlık, düşmanlık, Ar. adâvet: Husûmetini saklayıp yalandan dostluk gösteriyor. Illn-ı husûmet = İki devlet arasında savaş ilânı, Osm. İlân-ı harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. spite. hostility. hostility hasımlık. düşmanlık. yağılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enmity. hostility. animosity. antagonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصومت] düşmanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجوم] saldırı, akın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ibret, Fars. nümûden = göstermek). İbret gösteren, ibreti mucip: Bir ibret-nümâ ceza ile cezasını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İbret gösteren, ibret olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. firavunfaresi, zool. Herpestes ichneumon. ichneumon fly tırtır, zool.Ichneumon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Konya'nın eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Batı musikisinde ikişer zamanlı ölçülerden yapılmış düzüm ve usuller. Zıddı: Uçüzlü düzümler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, makinenin fotoğrafçılık çok yönlülüğünü ve yaratıcılığını artırmak için isteğe bağlı objektiflerin ya da filtrelerin eklenmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anat. incebağırsağın alt yarısı, kıvrım bağırsak ileac s. bu bağırsağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (erkek çokluk için). Onlara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalça kemiği

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak, tenvir etmek; kandillerle donatmak; kitap veya yazıyı renkli resim ve harflerle süslemek, tezhip etmek; fikirlerini geliştirmek, zihnini açmak, uyandırmak; anlatmak, izah etmek; illumina'tion i. tenvirat, aydınlatma; kitapta tezhip,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aydınlatmak, tenvir etmek; zihnini açmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüketilemez, istihlak edilemez .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş. görev, ödev; memuriyet; memuriyet devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zorunlu, yükümlü, ödevli, görev olarak yükletilmiş; i. görevli kimse, memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. encumber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebe aykırı hareket; ertem ve yönteme aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. indiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). İn senbolü ile gösterilen, atom ağırlığı 114,8 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. eğreltiotunun spor keselerini örten zarf; zool. böceğin sürfe kesesi. indusial s. böyle zarf veya keseye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan bu benzersiz teknoloji, pilin cihazı daha ne kadar çalıştırabileceğini bir dakikalık bir hassasiyetle göstermektedir. InfoLITHIUM piller hafif, küçük, güçlü ve çevre dostudur. Diğer teknolojilerin aksine, hafıza etkisi içermezler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zalim; ilgisizlik veya bilgisizlikten dolayı başkalanna veya hayvanlara eziyet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gömmek, defnetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanlık dışı, merhametsiz, şefkatsiz, zalim; kıyıcı. inhumanly z. insafsızca. inhumanity i. insaniyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sayılmaz, sayıya gelmez, hesapsız, pek çok. innumerably z. sayısız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ilelebet, ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alet; vasıta; enstrüman, müzik aleti, çalgı, saz; belge; belgit, senet; f., huk. senet yazmak. instrument panel kontrol tablosu. on instruments aletler vasıtasıyle uçak idare edilerek. percussion instrument davul ve zil gibi vurularak çalınan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsmin bir hali. ismi vasıta bildiren halidir. Instrumentel ekleri, ile, -lela’dır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yararlı, tesirli, etkili; yardımcı, aracı olan; bir alete ait; müz. enstrümantal. instrumentalist i. çalgı çalan kimse. instrumentally z. yararlı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç; vasıta olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. etkili eylem için mantıki düşünce gerektiğini ileri süren bir tür faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir müzik parçasının çeşitli seslerini çalgılara taksim etme, enstrümantasyon; aletler takımı; alet kullanma; aletli iş görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri, zar, kabuk, gömlek. integumen'tary s. deri veya kabuktan ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) bina direkleri arasındaki açıklık, iki sütun arasındaki aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ((çoğ.) -na, -nums) iki hükümdar devresi arasındaki hükümdarsız devre; hükümetin kanunen çaIışamadığı devre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şişen, kabaran; hararetle büyüyen. intumescence (i.) şişme, kabarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. involucres, involucra) (bot.) Iifafe, bürüm, bileşik çiçeklerin sapları altında bulunup bir daire teşkil eden ufak yapraklar. involucral (s.) böyle ufak yaprakları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya), ir senbolü ile gösterilen, atom ağırlığı 193,1 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department of labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division of labour. division of labor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. ischia) (anat.) verek, kalça kemiğinin bir kısmı, iskiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bitkilerde, ışık etkisiyle meydana gelen göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Biribirine takılmış kat kat halat veya zincir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black nightshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Senbolü Yb, atom ağırlığı 173,5 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Senbolü Y, atom ağırlığı 88,93 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Patlıcangillerden bir bitki (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(köpeküzümü): Patlıcangillerden; ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak siyahtır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması gerekir. Kullanıldığı yerler: Romatizma ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.).

1.Bir ışık kaynağından çıkan ışıklarla bir ekran üzerinde bir görüntü meydana getirme işi veya böylece meydana gelen görüntü.

2.(matematik) İzdüşüm düzlemi denilen bir düzlem üzerinde, bazı geometri kaidelerine uyularak, bir cismin gösterilmesi, Ar. irtlsâm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. projection. projection projeksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. incebağırsağın üst yarısı, boş bağırsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. karmakarışık iş, intizamsızlık; ufak simit şeklinde ince ve tatlı kek; f. karmakarışık olmak veya etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok büyük, iri, azman;çok iri yapılı kimse veya şey. jumbo jet beş yüz insan taşıyabilen jet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıçramak, atlamak, fırlamak, zıplamak; sıçratmak, zıplatmak, fırlatmak, atlatmak; üzerinden atlamak; içine atlamak, binmek (tren); kışkırtmak, yuvasından çıkarmak; geçivermek (bahis, sayfa). jump a claim zorla sahip çıkmak (arazi). jump a horse atı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlama, sıçrayış; atılış; bir atlayışta geçilen mesafe; birden silkinme; fırlayış, yükseliş (fiyat). broad jump uzun atlama . get the jump on one (argo) birinden evvel davranmak, üstün gelerek birini şaşırtmak. give one the jumps (argo) çok sinirle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlayan veya sıçrayan kimse; delik delme aleti, delgi; elek. geçici olarak kullanılan bağlantı teli; den. sereni veya direği muhafaza etmek için bağlanan halat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bluz veya kazak üzerine giyilen kolsuz elbise; elbise üzerinden çocuklara giydirilen pantolonlu ceket tulum; gemici veya işçi dış gömleğiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirli, sıçramaya hazır, diken üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Cd senbolü ile gösterilen, 8,6 yoğunluğunda eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squiffy. tiddly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). As denilen hayvanın başka bir adı. Nefîs kürk verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kuzey ülkelerinde bulunan sansar ve gelinciğe benzer boz ve siyah kuyruklu bir hayvan ki, kürkü pek makbuldür, bk. Kakım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «California» adından). Cf senbolü ile gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. kimya). Ca senbolü ile gösterilen, 1,55 yoğunluğunda bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ca

Atom Numarası: 20

Kütle Numarası: 40,078

Yoğunluk: 1,55 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 842 °C

Kaynama Sıcaklığı: 1484 °C

Doğada hiçbir zaman serbest olarak bulunmaz.

Kireçtaşı, en yaygın olarak oluşturduğu bileşiktir.

Kalsiyum bileşikleri olan çimento, alçı ve kireç yapı malzemesi olarak kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (cambria bölgesinin adından). En eski jeolojik kat. Omurgasız fosiller bu katta görünmeye başlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumları meyvenin içinde bulunan bitkileri içine alan ve birçenekliler ile iklçeneklilerden meydana gelen şube.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sert ve kemiksiz bir kabuk içinde yaşayan, ağır yürüyüştü bir sürüngen hayvan (testudo). Suda yaşayan bazı kaplumbağaların ağırlığı 300 kiloyu bulur. Kaplumbağa yürüyüşü = Pek ağır yürüyüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortoise. turtle. tortoise. chelonian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortoise. turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turtle. tortoise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sürüngenlerin, kara ve deniz kaplumbağalarının muhtelif cinslerini içine alan alt sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.İş, menfaat gösteren.

2.Usta çıkacak çırakların, ustalıklarını göstermek üzere yaptıkları örneklik iş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşli, ağır bir barsak hastalığı, tifo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç kişinin birini yakalayıp kaldırması: Adamı, kargatulumba götürdüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard boiled egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Yer küre bir uçta kalmak üzere, yerin, güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri, İçtima.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjunction içtima.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Yeryuvarlağı bir uçta kalmak üzere yerin güneşin ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri. 2.İçtima. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıyâm» dan imüb.). Zâtiyle var olan, ezelden ebede kadar var olan Tanrı (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir) (kayyum yerine kayyim demek yanlıştır, bk. Kayyim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caretaker of a mosque. trustee. administrator. curator. holder on trust. lay clerk. receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Gökleri, yeri ve herşeyi tutan. Herşeyin varlık sahibi olabilmesi için gerekeni veren. Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetanus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Eğri kuyruklu.

2.(zooloji) Akrep.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akrebe ait.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini eksikliğidir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turp yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç turp yaprağı konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed. flaxseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(graine de lin): Keten denilen kireçli topraklarda yetişen otsu bir bitkinin tohumudur. İçeriğinde sabit yağ, müsilaj, protein, siyanogenetik bir glikozit olan linamarin vardır. Ketenyağında asitler vardır. Boya ve muşamba sanayiinde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Akciğer hastalıkkları bronşit ve soğuk algınlığında faydalıdır. Lavman olarak kullanılırsa kabızlığı giderir. Müzmin öksürüğü keser. Dolama, köpekmemeleri ve her türlü çıbanın tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı bakır veya pirinç, kazan şeklindeki büyük orkestra davulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketm» den imüb.). Sır saklayan, kimseye sır açmayan, boşboğaz zıddı, ağzı sıkı: Ahmed ketum adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discreet. secretive. incommunicative. uncommunicative. close. reticent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cagey. reticent. secretive. tight-lipped. discreet. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightlipped. reticent. close. close lipped. discreet. good. incommunicative. secretive. unobtrusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتوم] sır saklayan, ağzı sıkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. caginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugger mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseye sır açmayan adamın hali, Ar. kitmân: Ketûmluğun o derecesi de fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncommunicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticence. discretion. secrecy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hartum, Sudan'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kıble, Fars. nümûden = göstermek). Kıbleyi gösteren pusule.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı tropikal ağaçlardan çıkan, ilâç ve tabaklıkta kullanılan, kurutulmuş, kırmızı, sıkıştırıcı usare veya zamk; bu zamkı veren ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

konuşu

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i ince) (i. Colombie’ nın adından) (kimya). Niyobyum.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika, Güney Atlas Okyanusu kıyısında, Angola ile Gabon arasında.

Coğrafi konumu: 1 00 Güney enlemi, 15 00 Batı boylamı.

Harita konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 342,000 km².

Kara: 341,500 km².

Su: 500 km².

Sınırları: toplam: 5,504 km.

sınır komşuları: Angola 201 km, Kamerun 523 km, Orta Afrika Cumhuriyeti 467 km, Kongo Demokratik Cumhuriyeti 2,410 km, Gabon 1,903 km.

Sahil şeridi: 169 km.

İklimi: Tropikal iklim hakimdir. Mart - Haziran ayları arası yağış mevsimi, Haziran - Ekim ayları arası kuru mevsimdir; yüksek sıcaklık derecesi ve nem oranı değişmezdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca ovalar, güneyde havzalar, orta kısımda yaylalar, kuzeyde havzalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Berongou Tepesi 903 m.

Doğal kaynakları: petrol, kereste, potas, kurşun, çinko, uranyum, bakır, fosfatlar, doğal gaz, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma elverişli: %1.45.

Sürekli ekinler: %0.15.

Diğer: %98.4 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 20 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Mevsimsel su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,702,314 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.6 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.62 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.01 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.98 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 85.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 52.8 yıl.

Erkek: 51.65 yıl.

Kadın: 53.98 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.07 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %4.9 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 90,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - ölümleri: 9,700 (2003 verileri).

Ulus: Kongolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kongo %48, Sangha %20, M’Bochi %12, Teke %17, Avrupalılar 8,500.

Dinler: Hıristiyanlık %50, animizm %48, Müslümanlık %2.

Diller: Fransızca (resmi), Lingala ve Monokutuba, diğer yerel diller ve lehçeler (Kikongo en çok kullanılanıdır).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %83.8.

Erkek: %89.6.

Kadın: %78.4 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kongo Cumhuriyeti.

Yerel tam adı: Republique du Congo.

Eski adı: Orta Kongo, Kongo/Brazzaville, Kongo.

ingilizce: Congo, Republic of the.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Brazzaville.

İdari bölmeler: 9 bölge ve 1 başkent; Bouenza, Brazzaville, Cuvette, Kouilou, Lekoumou, Likouala, Niari, Plateaux, Pool, Sangha.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1960 (Fransa’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Ağustos (1960).

Anayasa: Eylül 2000.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), BDEAC, CCC (Gümrük İşbirliği Konsey


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir ülkeye maddî yardımda bulunmak maksadıyla iki veya daha çok ülkenin malî bakımdan anlaşması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consortium

ekon. şirketler birliği

1. Uluslararası kuruluşların ve bazı hükûmetlerin iktisadi ve mali yardımları yürütmek üzere oluşturdukları geçici yardım kurulu.

2.Köprü, yol, baraj vb. büyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin geçici olarak bir araya gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consortium. business on joint account. combine. syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

position. location. site. situation. status. attitude. configuration. lay. lie. standing. state. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. location. place. position. situation. status. lacation. site.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

position. site. locations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt ya da çalma sırasında MiniDisc’in kapasitesini gösteren, ekrandaki grafik çizgisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

GPS sinyal kaybı sırasında bile hatasız rota yönlendirmesi için üç sensör konumlandırma, GPS, Hızlandırma Sensörü ve Basınç Sensörü

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çekilen görüntünün, fotoğraf makinesi yatay ya da dikeyken çekilip çekilmediğini otomatik olarak algılayan bir cihaz. Görüntü daha sonra monitörde uygun yönlendirme ile gösterilir. Ayrıca her zaman doğru gösterimin çağrılmasını sağlamak için veri dosyasında doğru konum kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Positioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İtüzümünün başka bir adı (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı içerikli çalışmaların, yasadışı kopyalanmasını korumak için DVD’lerde bulunan bir sistemdir. Telif hakkının korunması için görüntü sinyallerine analog kopyalama koruması eklenmişse, analog resim çıkışı düzgün biçimde kaydedilemez.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that can't be untied. gordian knot. deadlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that refuses to come undone. very complicated situation. gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korumak işi. Ar. himaye, vikaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal ve insanların oluşturduğu çevre kaynaklarının (madenIer, su, ormanlar, balık yatakları, vahşi yaşam vb.) tükenme ve israfa karşı ve aynı zamanda güzelliğinin bozulmaması amacıyla korunması, yönetimi ve akılcı kullanımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective. protection. defending. guarding. keeping. preservation. conservation. escort. guard. bodyguard. lifeguard. covering. aegis. asylum. conservancy. convoy. custody. defense. favor. favour. indemnity. maintenance. patronage. retention. safegu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. conservation. guard. keeping. patronage. preservation. protection. safeguard. safekeeping. saving. security. shadow. trust. ward. bodyguard. defence. prevention. prophylaxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preservation. protection. defense. asylum. auspices. conservancy. conservation. custodial care. guard. keeping. patronage. preserving. safeguard. safeguarding. safekeeping. shield. vindication. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağı rüzgar erozyonundan korumak için dikilen ağaçlar ve çalılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Beklemek, saklamak: Köyün otlağını ve ormanını korumak lâzımgelir.

2.Yeterlik, yetme, vefa etmek, idare, Osm. tekabbül eylemek: Bu iş masrafını korumaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. protect. preserve. guard. defend. spare. cover. keep. save. secure. buffer. cocoon. conserve. convoy. embosom. embower. escort. fence. keep guard. indemnify. maintain. patronize. safeguard. screen. shade. shelter. shield. sponsor. vindicat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. conserve. defend. deliver. guard. harbour. insulate. keep. maintain. perpetuate. preserve. protect. reserve. save. secure. shelter. shield. sponsor. to protect. to save. to defend. to guard. to watch over. to preserve. to conserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protect. to protect. to guard. to preserve. to shield. to watch over. to defend. back. conserve. cover. maintain. maintain a patent. patronize. safeguard. save. screen. secure. shade. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. costume).

1.Giyecek, kıyafet, ziy. 2.Bir çeşit kumaştan giyecek takımı, bir örnek, ceket, pantolon, yelek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's two or three-piece suit. costume. dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female suit , ladies suit , ladys suit , costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costumier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün giyecek takımı, yani bir örnek ceket, pantolon, yelek yapmaya mahsus veya buna yakışır kumaş: Kostümlük kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material fit for making a suit. suiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvanın arabaya takılması, araba ve ona benzer tekerlekli şey çekmesi. Koşum atı = Araba atı.

2.Araba ve ona benzer şeylere takılan hayvanın takımı: Araba ile atı ucuz aldıysa da koşumu pahalı geldi. Güzel bir koşum almış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draft animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kösünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged condition. mire. plight. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri umumiyetle menfî tarafından gören; her işin sonunu kötü gören, iyimser karşıtı, Fars. bedbin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. pessimist. downbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worrywart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Ölülerin yakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crématorium

yakmalık

Ölülerin yakıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crematorium. crematorium crematory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuala Lumpur, Malezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), küçükçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underestimation. setdown. disdain. contempt. contemptibility. contemptuousness. scoff. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking down on. despising. disdain. minimization. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make light of. underestimate. underrate. belittle. disdain. undervalue. look down on. depreciate. contemn. defy. despise. flout. minimize. pooh-pooh. scorn. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belittle. depreciate. despise. disparage. flout. minimize. scorn. slight. sneer. snub. underrate. understate. to despise. to belittle. to scorn. to underrate. to minimize. to disparage. to snub. to look down on sb/sth. to look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to despise. belittle. condescend. depreciate. disdain. minimize. pity. pooh pooh. scorn. slight. sneer. snub. underestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Mevlevi musikisinde kullanılan usul vurma Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدوم] gelme. 2.kudüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Mevlevîler’in kudûm’a verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (musiki). Kudüm vuran san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Mevlevî Ayinlerinde kudüm vurarak mutrıbi yöneten san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden bir büyük adamın bir yerden dönüşünde veya bir yere gidişinde kendisine sunulan hediye, yazılan kasîde: KudCmiye takdimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدوم زن] kudüm çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppet government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). (Sesi dolayısıyla verilen İsim). Baykuş cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. müz. A. coğrafya). (Y.’ da: kapalı, mahsur). Kızıldeniz sahilinde ve Süveyş yakınında eski bir şehir. Bahr-IKulzüm = Kızıldeniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Pek ufak ve sert taneler hâlinde olan toprak: Dere kumu; deniz kumu. İri kum = Taneleri büyük. İnce kum = Taneleri küçük.

2.ince toprak, toz. 3 Eskiden yazıyı kurutmaya yarayan toz.

4.Armutta ve bazı meyvelerde dişlere dokunan sert tenecikler.

5.Bazı dokumalarda pek ufak ve sık benekler.

6.Mesâne, böbrekte ve karaciğerde olan ince taşlar: Mesânesinde, karaciğerinde kum vardır; idrarında kum geliyor.mec. Bolluk ve sıklık için kullanılır: Kum gibi kaynamak, mec. Kumda oynamak = Mahrum olmak. Kumbalığı = Yılanbalığı familyasından hamsiye benzer bir balık, sakankur. Kum saati = İki taraflı ve araları ince bir deliğe bağlanan camdan bir küçük kap ki, başaşağı çevrilince bir tarafındaki ince kum tam bir saatte öbür tarafa akarak zamanı ölçer. Kum gibi = mec. Gayet çok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bitişik zamirlerde

2.çokluk şahıs).

1.Siz, sizin, size, sizi. Salâ-ün-aley-küm = Sizin üzerinize selâm olsun! (yalnız böyle bazı tâbirlerde bulunur).

2.Kem küm etmek sözünde geçer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand. gravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Qum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand eel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand viper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dust storm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hourglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hour glass. hourglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbrek kumlarını dökmek ve onların neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol bol su içmek çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pırasa, su.

Hazırlanışı : 6 bardak suya 1 tane pırasa doğranır. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 1 su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok karılı evliliklerde kadının ortağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow wife. second wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow wife in a polygamous household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). XII. yüzyılda Ukrayna’da yaşamış olan bir Türk boyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commande).

1.Askere verilen emir, askeri idare etme, kumandanlık: Bu askere, orduya, bölüğe kim kumanda ediyor?

2.Emir, Amirlik, hüküm: Bu işe kim kumanda ediyor? Bu daire kimin kumandasındadır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. direction. conn. attendance. remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. actuation. control. drive. order. purchase order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. commandant). Bir askerî birliğin baş subayı, Amiri: Ördü, alay, tabur, bölük kumandanı; jandarma kumandanı; başkumandan (Fransızca” da olduğu gibi dilimizde «binbaşı» mânâsında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. headman. warlord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander komutan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commanding officer. high-ranking officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir askerî birliğin subaylığı, Amirliği: Ordu, alay, tabur, bölük kumandanlığı; başkumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik).

1.Gemi zahiresi, bir gemi içinde bulunanların beslenmesi için gemiye doldurulan erzak; kumanya memuru.

2.Geminin erzak koymamaya mahsus yeri, kileri. 3.Eskiden piyade kayığının kıçındaki dolapçık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. provisions. portable rations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

food taken along to be eaten while traveling. soldier's rations. field rations. commissaries. ship's bill. ship chandler. stores. tons deadweight. viaticum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: kımâr). Para vesaire karşılığında oynanılan oyun: Kumar oynamak; kumarda kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. gambling. play. gaming. hazard. game of hazard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble. play. gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambling. gaming. speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمار] kumar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gamble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gamble. to play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kımâr = oyun, Fars. bâhten = oynamak). Kumar oynayan: O, kumarbazın biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler. player. gamester. plunger. spieler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gambler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aleator. gambler. common gambler. punter. sport. sporting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Para vesaire karşılığında oyun oynama alışkanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction to gambling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumarbazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kumar oynanılan yer: Orası Adetâ kumarhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. disorderly house. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gambling house. gaming house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. gambling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akmişe).

1.İpekten veya yün, keten vesaireden ağır dokuma: Avrupa, Şam, Hind kumaşı (Arapça’ da her çeşit dokuma için kullanılır).

2.Giyeceklerin dokunduğu dokuma cinsi: Bu ceketin biçimi güzel, ama kumaşı pek iyi değil; siz kumeşına bakmayın.

3.mec. Her şeyin aslı, mayası, içyüzü: Kumaşı aşağı adam; onun ne kumaş olduğunu siz bilmezsiniz. mec. Hindkumaşı = Ele geçmez şey, ganimet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. materials. cloth. material. stuff. contexture. drape. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth. drapery. fabric. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth. fabric. material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قماش] kumaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wool l en drapery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.(«humbara» dan galat), bk. Humbara.

2.Çocukların para koyup biriktirmek için ağızsız ve yalnız paranın girmesine müsait ve çıkmasına engel dar bir yarığı olan toprak vesaireden yuvarlak küçük kap kl, sonunda kırılır yahut açılır ve içindeki para alınır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. money box. moneybox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piggy bank. coinbox. token box. money box. save- all. thrift box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Humbaracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Künbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault. cupola. dome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapılar için kum taşıyıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Kumlu toprakta yetişen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yığın, birikinti: Bir küme buğday. Otu küme küme yığıdılar.

2.Tepe, künbet, kule.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap. pile. mass. cluster. group. tuft. conglomerate. league. aggregate. aggregation. bank. clamp. cloud. clump. conglomeration. family. stack. congeries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. batch. cloud. clump. cluster. conglomerate. crop. group. heap. lump. mass. pile. troop. tuft. flock. clump. bank. league. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde kalabalık ve tam kadro ile icrâ edilen fasıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Üst kısımları bembeyaz ve küme hâlinde, taban kısmı koyu renkli ve çok defa düz bulut, kümülüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregation. heaping up. grouping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. to heap up. to pile up. clump. heap. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap together. group together. heap up. conglomerate. build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be heaped up. to form a group. to cluster around a place. cluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («yığın» demek olan küme’den mi, yoksa Rumca’dan yahut Arnavutça kumaç’tan mı?).

1.Tavukların gece yattıkları kapalı yer, tavuk ahırı, kodes.

2.Ufak ve mütevazı ikamet yeri, kulübe, izbe: Bir kümeste oturuyor. Başını bir kümese sokmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. pen. poultry-house. hut. hovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coop. cote. poultry house. poultry yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Koyu doru at.

2.Kırmızı veya siyah şarap.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kımız, Tatarlarca pek makbul olan mayalanmış kısrak sütü; inek sütünden yapılan kımıza benzer içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «kımkım» dan). Her tarafı yuvarlak testi ve mürekkep şişesi vs. mec. Fitna kumkuması = Fesatçı, çok dedikoducu, ara bozucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumluk yer, kumsal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kumu olan, kumla yapılan: Kumlu harç.

2.Kum gibi taneleri olan: Kumlu armut.

3.Pek ufak ve sık benekli: Kumlu kumaş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arenaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. arenaceous. speckled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. whose meat has a gritty texture. covered with woven dots. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kumdan ibaret, kum hâlinde: Kumluk yer, kumluk ova.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy. sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kâmil). Kâmiller, olgunlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) anason ve kimyonla tatlandırılmış Alman veya Rus likörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. compagnie).

1.Şirket: Vapur, demiryolu kumpanyası. Anonim kumpanya = Anonim şirket, isimsiz şirket.

2.mec. Zümre, takım, cemaat: Onlar hep bir kumpanyadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. business concern. theatrical company. troupe. group. gang. band. bunch. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.(Fr. compas) Pergel.

2.mec. Ölçüp biçme, ölçüş: Kumpas etmek.

3.Tertip, kurma.

4.Hile, fesat, tezvir: Kumpas kurmak.

5.(Fr. composteur’dan) (basın) Mürettiplerin harfleri dizip satır boyunda sıralamak üzere elde tuttukları demirden Alet ki, harfleri elan kısmı vida ile açılıp kapanır.

6.(İng. compasse’dan) (denizcilik) Pusla. Çap kumpası = Çap ölçmeye mehsus eğri ayaklı pergel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. stick. plot. have. callipers. mariner's compass. trick. intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composing stick. calipers. calper rule. mariner's compass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tertip edilmiş, tasarlanmış.

2.Fesatlı, tezvirli: Kumpaslı if-


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baked potatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: konur al. Rengini andırdığı kumdan veya kumrudan gelmesi muhtemeldir). Koyu sarı, açık kestane rengi: Kumral saçlı, kumral sakallı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. fair. brown. brown-haired. brown-skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. brown-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمری] kumru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güvercine benzer ve o büyüklükte, gerdanında siyah bir dairesi bulunan kuş ki, dilimizde kumru denilir. bk. Kumru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. kumrî). Güvercinden küçük boz renkte ve gerdanında siyah halkası olan bir kuş. Yabanîsi, evcili olur ve eti yenir. Ufak bir cinsine «yusufçuk» derler, mec. Arpacı kumrusu gibi = Mahrum, dertli. Kumru göğsü = Koyu boz rengi. Kızıl kumru = Hakuran kuşu. Yabanî kumru = Uveyk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turtle. mourning dove. dove. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dove. turtledove. pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güvercinlerden, uzunca kuyruklu boynunun yanlarında benekler bulunan ve güvercinlerden daha küçük olan boz renkli kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kumru).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Kumluk yer, kumla örtülü deniz kıyısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sandy seashore. plage. sandbank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy beach or shore. sandy. beach. sandy beach. shoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kum tanelerinin birbiriyle kaynaşıp taşlaşması sonunda meydana gelmiş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağıstan’da yaşayan bir Türk boyu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılıç. 2.Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kumuk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand dune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulation

kümelenme

Yığılma, biriktirme, toplanma.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. cumulatif

kümeli

Birikmiş, katılmış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cumulative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırlarda ve ormanlarda çerden çöpten yapılmış kulübe.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cumulus

küme bulut

Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. L.). Küme hâlindeki bulutlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kurchatovium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Curie adından). Aktinitlerden, yapma olarak meydana getirilen, Cm senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mincemeat. raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currant. mincemeat. raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bina, tesis: Bu çadırın, bu çardağın, bu köşkün kurumu.

2.Yaradılış, hilkat: Dünyanın, göklerin kurumu, dünyanın kurumundan beri. 3.Tertip, şekil: O kurumda.

4.Kibir: Onun kurumundan geçilmez. S. Çadır, ordu vesaire yeri. Karakurum = Cengiz Han’ın taht şehri. 6.Bugün «cemiyet» mânâsıyla da kullanılmaktadır: Türk Tarih Kurumu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ocak ve boru isi: Ocak kurumu, kurum renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation. establishment. corporation. institution. institute. airs. vanity. pose. conceit. haughtiness. shop. smut. soot. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. association. conceit. corporation. establishment. institute. institution. smut. society. soot. pose. self-importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. corporation. foundation. soot. institution. enterprise. establishment. fellowship. incorporated body. organization. party. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desiccation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yaşlığı ve ıslaklığı geçip kuru olmak: Çamur kurudu, çamaşır daha kurumadı.

2.(bitki) Kökten nem çekmeyerek hayatı son bulmak: Bu çınar kurudu.

3.Arıklanmak, zayıf ve lâğar olmak.

4.Organlardan biri felce uğrayıp hareketten kalmak: Eli, ayağı kurudu. Bu mânâ ile beddua ve inkisar için kullanılır: Elin, ayağın, dilin kurusun! Kanı kurumak = Azap çekmek. Kökü kurumak = Nesil ve soyu kalmamak, tamamen ortadan kalkmak. Mürekkebi kurumadı = Daha pek yeni, hemen olmuş: Aldığınız emrin daha mürekkebi kurumadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain. dry. wither. to dry. to dry up. to run dry. to wither. to become thin and weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to get dry. to die. to get thin. desiccate. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - topluluk, sürü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kurum, kibir satmak.

2.Kurum tutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become an association. to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kibirli, azametli, tavır ve hâli cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sooty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbet tellâlı, kaltaban (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Institutional Investors)

Bireysel yatırımcılardan ayrı olarak, kendisine devredilen paralardan ya da tahvil ve hisse senedi satışıyla sağladığı kaynaklardan oluşan fonları yatırıma yönelten kurum, kuruluş veya örgütlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimosa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dokunulduğu zaman yaprakları pörsüyen bir bitki (Lat. mimosa pudica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Siyah ve pek ufak taneli bir üzüm çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the end of the spinal column. tailend. behind. rump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi), insanda omurganın ait ucunun bitim yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Altın ve gümüşten yapılma süs maddeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altın ve gümüşten süse ait şeyler yapan san’atkâr, Fars. zerger: Kuyumcu işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jeweller. jeweler. goldsmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldsmith. jeweller. jeweler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goldsmith. jeweller. jewel l er.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyumcu san atı, altın ve gümüşten süsler yapmak san’atı, Osm. zer-gerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery. jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a jeweller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bazitli mantarlardan, şapkası etli, kalın, koni biçiminde ve pürüzlü olan, zehirsiz bir mantar.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Napolyon savaşlarına kadar, askeri üniformalar çok renkli ve gösterişli idi. Ancak savaş teknolojisi geliştikçe bunun da bazı sakıncaları ortaya çıkmaya başladı. Kılıç ve kalkanla yapılan savaşlarda gösterişli üniformalar düşmanda moral bozukluğu yaratıyordu ama ateşli silahlar bulununca, bu parlak ve renkli giysiler uzaktan iyi bir hedef olmaya başladı. Bugün askerler savaşa en uygun sadelikte giyinerek giderler ve sadece gerekli teçhizatı taşırlar.

Üniformalardaki haki renk ise ilk kez İngilizler tarafından 1850’li yıllarda Hindistan’da kullanılmaya başlanmıştır. Britanya ordusundan Hary Lumsden İngiliz askerlerinin beyaz üniformaları nedeni ile kolay hedef olduklarını fark edince, üniformaların üzerine toz ve çamur sürerek ve biraz da çay ile boyayarak renklerini gölgeli kahverengine dönüştürmüş ve giysilerin rengini araziye uydurmaya çalışmıştır. Toprak rengine benzeyen bu üniformalara Hintçe toprak rengi anlamına gelen ‘Khaki’ adı verilmiş ve Türkçe’ye de ‘haki’ olarak geçmiştir.

Khaki 20. yüzyılın başlarında günün standartlarına göre değiştirildi. Bu model Amerikan özel timleri tarafından tehlikeli görevlerde kullanılmaya başlanıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda da kullanılan bu renkteki kumaşlar çok sert oldukları için askerlerin hareket kabiliyetlerini azaltıyor ve ıslandıkça daralıyorlardı. 1932 yılında pamuktan üretilen ‘cramerton’ ordu elbisesi dayanıklı olması ve içinde kolayca hareket edilebilmesi açısından İkinci Dünya Savaşı’nda ordunun kullandığı en yaygın arazi elbisesi haline geldi.

Bir sonraki aşama ise askerlerin düşman tarafından görülmemesini sağlayacak kadar araziye uygun ama aynı zamanda aynı tarafın askerlerinin birbirlerini vurmamasını sağlayacak şekilde ayırt edilebilir kumaş renk ve desenini yaratmaktı.

Aslında kamuflaja ilk olarak askerler tarafından değil, hayvanların kendilerini fark etmelerini önlemek için avcılar tarafından başvurulmuştu. Kamuflaj desenlerini yaratabilmek için İngiliz ve Fransız orduları ressamlarla işbirliği yapmıştır. Hatta Picasso’nun ordu giysilerini görünce, ‘Bunlar benim desenlerim’ diye bağırdığı bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laden, (bot.) Cistus; laden zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ.bella) (bot.) dudak şeklinde bir korol kısmı, dudakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. bia) dudak; (anat.) kadının tenasül uzvunda dudak şeklinde kısım, dudak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarısalkım, (bot.) Laburnum anagyroides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) labdanum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Uygulama Kontrol Veri Yolunu kullanarak cihazla iletişim kuran bir uzaktan kumanda. Ev video kaydedicileriyle, bir oynatıcıyla birlikte senkronize düzenleme olanağı sağlayan değiştirilebilir kumanda işlevleri sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) lantan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) büyük arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) Lokum. bk. Halkum, hulkum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ecza afyon tentürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lavrensiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baklagiller familyasından bitkinin tanesi veya tohumu, baklagiller familyasından bitki; baklanın dış kabuğu veya zarfı ile içinde bulunan tohum; baklamsı meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baklagiller familyasına ait; baklagillerden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Leh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Lİ-ÜMM) (Ar. terkip) (li = edat, üm = ana). Ana tarafından, yalnız annece bir (üvey kardeş): Onun li-üm kardeşidir.

Türkçe Sözlük by