Una Voce ne demek? | Una Voce anlamı nedir? | Una Voce

Una Voce anlamı nedir?

Una Voce ne demek?

Una Voce anlamı nedir?

Una Voce | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. oy birliğiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acunal).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) -Ak renkli yaban ördeği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay’ın san renkli hali

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

terbiye edilmeden hazırlanmış yemek; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). belirli bir bölgedeki kuşlar veya kuş türleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avoset, (zool). Recurvirostra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz.Tuna).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahsız, suçsuz, kabahatsiz, mazlûm, masûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) hiçbir, herhangi bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Sırası düşünce, sırası gelince, sırasında, sırasını bularak, sırasını getirerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nöbetleşe, değişe değişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's food only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boğuk, muhtebes, kesik aralıklı, sağnak zıddı (yağmur vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain. needlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş yere, nafile, beyhude, lüzumsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fondly. futile. hopeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in vain. for nothing. to no effect. uselessly. to little avail. without avail. to no end. to little purpose. to no purpose. thankless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kayıklarda dümen yerine kullanılan yarım kürek, boyuna palası. Boyuna vurmak = Kayığı boyuna ile çevirmek, (bk.) Boyana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on and on. always. contunually. lengthwise. longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. steadily. lengthwise. continually. ceaselessly. on and on. all the time. without cease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthwise. longitudinally. incessantly. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Budun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Buna, bu zamirinin datifi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir seşit sentetik lastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. in one's dotage. dotard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senile. dotard. demented. arrage. silly. touch in the brain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. depression. the megrims. melancholy. down. megrims. crisis. dismay. moody. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisis. depression. despondency. juncture. stress. collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. emotional upset. anxiety. crisis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distress. boredom. anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bunalmak, nefes almakta güçlük çekmek.

2.Fazlaca sıkılmak, sıkıntıya düşmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be snowed under. suffocate. swelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel suffocated. to get bored. to be depressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be distressed. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discomfort. distress. anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupefying. suffocating. mind-bending. oppressive. sweltering. sweltry. close. muggy. stuffy. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muggy. oppressive. sultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distressing. suffocating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besiege. oppress. stupefy. to suffocate. to oppress. to weary. to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distress. to cause anxiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. second childhood. dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ateh getirmek, ihtiyarlıktan çocuk gibi olmak.

2.Alıklaşmak, söylediğini bilmez olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in one's dotage. become senile. dote. become a cabbage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become senile. to reach one's dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Pınar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool)., (bot). birleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplumla ilgili, toplumsal, halka ait; umumun malı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her eyaletin ayrı bir devlet olarak idare edildiği idari sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şeyi mahalli halka mal ettirmek; mahalli idare altına sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İkiz çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Öyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sarhoş oyunu, yaygaralı ve gülünç hora: Curcuna tepmek; curcuna havası.

2.Kavga, gürültü patırdı, rezalet: Curcunaya kalkmak, çıkmak, çevirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria. pandemonium. thick. whirl. uproar. hubbub. carousal. clambake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde curcuna usulünün son iki darbının yer değiştirdiği usul. (bk.) Curcuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.işleme, geçme, tesir.

2.Zarar verme, bozma.

3.Başa vurma, sarhoş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz.

2.Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek.

3.Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayın dünyaya karşı gelen tarafının tamamiyle aydın görünmesi hali, ayın on dördü. Ar. bedr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullmoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay’ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta ‘kurt adam’ efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay’ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay’ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay’ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay’ın dünyada okyanuslardaki ‘gel-git’ denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi ‘gel-git’ olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay’ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay’ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay’ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş’in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya’nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş’in, Ay’ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay’ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (deyn’in çokluğu olan düyûn’un çokluğu. Ar. mübalağalı çokluk). Borçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. inside out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Hızlı, çevik, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ergün).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dementia praecox. dementia precocious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersu).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tuna).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Temastan muhafaza için halatı tel ile veya katranlı sicimle sarma: Façuna etmek, façuna maçunası = Bunu yapmaya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Muayyen bir mıntakada yaşayan hayvanların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün hayvanları ifade eden bir terimdir. (orman faunası, çayır ve deniz faunası gibi).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

hay. b. direy

Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fauna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The animals of any given area or epoch; as, the fauna of America; fossil fauna; recent fauna. all the animal life in a particular region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all the animal life in a particular region. a living organism characterized by voluntary movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The communities of animals in an area; all of the animal life in a given region or period of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal life, especially the animals found in a particular region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The animal life of a region or geological period. is the total animal life in an area. the animals that live in a particular area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The animal life of an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A general term for all forms of animal life characteristic of a region, period or special environment Faune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire animal population, living or fossil, or a given area, environment, formation, or time span. all of the animals found in a given area. the total animal population that inhabits an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the animal life of a given place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animal life of a region or environment today, or in the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The animal life of a region. The animals living in a specified region. animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire animal life of a particular region or geological period. animals of a particular region or time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Animals collectively, especially of a particular period, region, or environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire animal population, living or fossil, of a given area, environment, formation, or time span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collective term used to group all animal life. animal life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The entire group of animals found in an area. all of the animals that live in an area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. nae, faunas) (i). fauna,direy, bir memlekete veya bir jeoloji devrîne ait hayvanların topu; bu hayvanlar hakkında yazılmış eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fİ’L-İ MÜN’AKİS) (i. F. A.). Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Romada talih tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). talihli, bahtiyar, mesut. fortunately (z). iyi ki çok şükür, Allahtan, bereket versin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i ip cambazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayarak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül gibi çekici kadın. Güzel sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türlü, çeşit, nevi: Bir gûnâ. Bir güne = Bir türlü, bir veçhile (ve menfi cümle) hiçbir suretle. Bu gûnâ, güne = Bu türlü, böyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alaca, türlü türlü, renk renk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوناگون] rengarenk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNAh) (i. F.). Öbür dünyada cezalandırılmayı icab ettiren i;, suç. Ar. ism, cürm: Günah etmek, günah işlemek, Allah günahlarımızı affetsin! Hayvanlara eziyet etmek günahtır. Günahı boynuma = Günahı varsa bana ait olsun. Günaha girmek = Günahkâr olmak. Günahına girmek = Birini haksız itham etmek veya hakkında kötü düşünmek: Günahıma girme. Bi-günâh = Günahsız, günahı olmayan, kabahatsiz, mâsum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sin. fault. evil. wrongdoing. iniquity. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sin. isn't it a pity. crime. error. hamartia. iniquity. transgression. trespass. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapegoat. fall-guy. fall- guy. fallguy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkâr şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Günah işleyen, kabahatli. Ar. Asim.

2.Kötü yolda bulunan kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinful. sinner. wrongdoer. culpable. impious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ).

1.Günah ve kabahat işleyen adamın hâli. 2.Fuhş, fahişelik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günah, cürüm ve kabahati olmayan, Fars. bî-günâh. Ar. mâsûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinless. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. sinless. faultless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günahsız ve mâsum adamın hâli, mâsûmluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. sinlessness. state of grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gün olup ertesi gün olmayarak ve böylece sürüp giderek, iki günde bir: Gün aşırı gezmeye çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on alternate days. every other d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gündüz, gün aydınlığında ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün söylenen selâmlaşma tabiri (gününüz aydın olsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning. good morning!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hunâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Ab = su).

1.Sulu kan, kanlı su, su ile kan karışık.

2.mec. Kanlı gözyaşı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. tıp) («hunnâk» gibi çift n ile yazmak yanlıştır). Boğaz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. hunâkıyye). Boğaz hastalığına ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خون آلود] kanlı, kana bulanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (dişi çift kişi için). Onlara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorla isteyen, ısrarla bir şey isteyerek rahatsız eden. importunacy, importunateness i. Israrla isteyerek rahatsız etme. importunately z. ısrarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. özellikle 1500 tarihinden evvel Avrupa,da basılmlş kitaplar; baslı ilk kitaplar; bir şeyin başlangıç devirleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ayın görünmediği zamanla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing ). İki direkli bir çeşit yelkenli gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). İki direkli, yelkenli, hafif bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir cins kara kök ki, reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çogny) Çekoslovakya' da para birimi, koruna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korunmak maksadıyla sığınılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yabani hayvan ini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eden, edici veya ederek. Nâle-künân = inleyerek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ., Lat. nae, (İng. nas) boşluk, aralık, boş yer, eksiklik; (biyol.) kemikte bulunan boşluk; (biyol.) bitki ve hayvan dokularındaki hücrelerarasl boşluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ay; ay tanrıçası; (eski) gümüş. Luna moth Amerika'ya mahsus iri bir pervane, zool. Tropaea luna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delilik, cinnet, akıl hastalığı, divanelik, kaçıklık, ahmaklık, delicesine hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. amusement park. pleasure ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funfair. fun fair. amusement park.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusement park. funfair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aya ait, kameri; yarımay şeklinde; gümüşe ait, gümüşlü. lunar caustic cehennemtaşı. lunar distance ayın güneşten veya bir yıldızdan derece hesabıyle olan uzaklığı. lunar module, LM aya insan götürmek için kullanılan roketin en ön kısmı. lunar month

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayda yaşadığı farz edilen kimse; ayı inceleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarımay şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. deli, mecnun, akıl hastası, çılgıca yapılan; delilere mahsus; i. deli kimse. lunatic fringe aşırı hareketlerle bir fikir veya hareketi destekleyen kimseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki yeni ay arasındaki 291/2 günlükdevre, kameri ay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing. machine = makine) (denizcilik). Büyük ağırlıkları kaldırmaya mahsus büyük bocurgat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mağzûbualeyhâ, c. mağzûbüaleyhim). Birinin gazabına uğramış, kendisine gazab olunan: Tanrı’nın gazabına uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasa ve kaygı ile, gam ve kederle: Mahzunâne yüzüme baktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [محزونانه] hüzünlü bir halde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mavna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delice, mecnûnlara yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجنونانه] çılğınca, delicesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Ablatif hâli, uzaklaşma hâli. (bk.) Ablatif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜMKİNAT) (I. A. c.). Olabilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «necv»den masdar).

1.Allah’a dua edip yakarma.

2.Türk şiir ve musikisinde bu mevzuda şiir ve eser.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nidâ» dan imef.) (gramerde). Gerek nidâ edatı ile ve gerek nidâ edatı olmadan da ismin çağırmaya mahsus hâli: Ali! Ey Ali! gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedm» den masdar). Nedimlik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nidâ» dan if.). Dellâl, bağırarak bir şeyi ilân eden adam: Bedesten’de münâdîlik yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefy» den masdar). Biribirine zıd olma, muhalefet, uymama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefret» ten masdar) (c. münâferât). Biribirinden nefret etme, sevişmeme: İki ortak arasında münâferet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefs» ten masdar). Biribirine karşı çekememe gösterip haset ve rekabet etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefy» den if.) (mü. münâfiyye). Aykırı, muhalif, uymaz, uyuşmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münâfık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nifâk» tan if.) (c. münafıkîn).

1.Nifak çıkaran, ikiyüzlülük eden.

2.Peygamberimizin zamanında Müslüman olmuş gibi görünüp sapıtkanlıkta devam eden adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocrite. double-dealer. makebate. mischief maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münâfıkın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «nakl»den) (m. münâkale). Ulaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakl» den masdar) (c. münâkalât).

1.Ulaşım.

2.Aktarış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksân» dan masdar) (c. münâkasât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Alınacak veya yaptırılacak bir şeyin en az bedele razı olana ihâle olunmak üzere açık eksiltmeye konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNAKAŞA) (i. A. «nakş» tan masdar) (c. münâkaşât). Atışma, çekişme, mücadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underbidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. disputation. altercation. argumentation. bickering. hassle. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. wrangle. heated debate. encounter. altercation. argumentation. barney. broil. bust up. competitive tendering. confab or conflab. contest. controversy. disagreement. disputation. parley. rhubarb. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nikâh» tan masdar) (c. münâkehât). Nikâh kıyışma. islâm hukukunda nikâha ait bahisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten if.) (mü. mün’akise).

1.Tersine dönmüş, çevrilmiş. Ar. mâkûs.

2.Bir yere çarpıp geri dönen, akseden: Ses, duvardan mün’akis oldu.

3.Parlak bir şeye vurup oradan ışığı, resim ve şekli gelen veya görünen: Şekli aynaya, suya mün’akis oluyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «makh» tan imef.) (mü. münakkaha).

1.Soyulmuş, ayıklanmış, temizlenmiş.

2.En iyi kısmı seçilmiş, seçkin.

3.İdare maksadiyle fazlası kesilmiş (mesraf).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakş» tan imef.) (mü. münakaşa). Nakışlı, süslü, resimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nokta» dan imef.) (mü. münakkata). Nokta konmuş, noktalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nikayet» ten if.) (mü. münakkıyye). Temizleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» tan masdar). Esit iki kısma bölme, yarı yarıya paylaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yarı yarıya: Şu bir küfe üzümü münâsafaten alalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münâsebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNASEBET) (İ.A. «nisbet» ten masdar) (c. münâsebât). İki şey arasındaki nisbet, uygunluk, muvafakat: Hâli ile kıyafeti arasında münasebet yoktur.

2.Yakışma, uyma: Münasebet almaz.

3.Alâka, yakınlık, bağlılık: Kendisiyle biraz münasebetimiz vardır; onun bizimle münasebeti vardır.

4.Vesile: Bir münasebetle kendisine işi açtım; münasebet düşerse söylerim. Ne münasebet? = Oyle şey mi olur? Bunun imkânı var mı? S. İki şahıs veya topluluk arasındaki iş ve bağlılıklar: Onunla münâsebâtımıZ pek İyi değildir; biz onunla münasebeti kestik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasion. relation. connection. intercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. connection. reason. means. comparison. contact. intercourse. pertinency. proprieties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in connexion with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the occasion of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uygun, muvafık, münasip: Bu iş pek münasebetli oldu.

2.Yakışır, yaraşır: Münasebetli bir kıyafet. (hâl) Münasebetli münasebetsiz = Münasebet olsun olmasın: Oraya münasebetli münasebetsiz gidiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportune. appropriate. securely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Münasebeti olmayan, uygunsuz, yersiz: Bu iş münasebetsiz oldu.

2.Yakışıksız, yaraşmaz: Münasebetsiz bir kıyafet.

3.Söyleyeceğine ve yapacağına münasip vakit ve hâl düşünmeyen: Pek münasebetsiz adamdır.

4.Münasebet düşmeksizin, vesilesiz: Ben oraya münasebetsiz gidemem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inappropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inappropriate. inopportune. tactless. thoughtless. impertinent. impossible. improper. inapposite. incongruous. inconvenient. inexpedient. irrational. malapropos. naughty. out of the way. unbecoming. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impertinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inopportuness. unseemliness. tactless action. tactlessness. impertinence. impolicy. inconvenience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNASİB) (i. A. «nisbet» ten if.) (mü. münâsibe).

1.Bir nisbet üzere bulunan, münasebetli, uyguh, muvafık: O benim hâl ve ihtiyacıma münasiptir; bedene münasip elbise.

2.Yaraşır, lâyık: Düşündüğünüz pek münasiptir: Kendisi bu işi münasip görmüyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. agreeable. proper. apposite. congruous. decorous. meet. pat. pertinent. tailormade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apt. pat. proper. seemly. fit. suitable. appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. fit. proper. suitable. advisable. opportune. apposite. appropriate. becoming. congruous. convenable. correct. eligible. expedient. feasible. fitting. good. seemly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevbet» ten masdar). Nöbetle iş görme, nöbetleşme: Münâvebe ile bekleriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternation. rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nöbetle, sıra ile: İki kişiye bir at düştüğünden münâvebeten biniyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevi» den masdar). El uzatıp bir şey verme, sunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den masdar) (c. münâzaât). Ağız kavgası, dalaşma: Aralarında bir münâzaa başgöstermlş; kârın bölüşülmesinde münâzaa etmişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar) (c. münâzarât). Kaide ve usûl dahilinde karşılıklı konuşma ve münakaşa: Münâzaraya giriştiler. Fenn-I münlzara, usOl-i münazara = Mantıkin münâzaradan bahseden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputation. discussion. moot. teach-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debate. discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal debate. controversy. disputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. münâzaün-fiha). Hakkında anlaşmazlık ve münazaa olunan, davalı, kavgalı: Bu arsa, bu mesele münâzaün-fihtir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den if.) (mü. münâziyye). Kavga eden, kavgacı, ağızla kavgaya girişen, dalaşmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Münasebetsiz, uygunsuz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok tuna.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Okunması kolay yazı veya kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. fair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legible. readable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlükle okunabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreadable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegible. unreadable. cramped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Olgunay, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu, beğenilen yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Orgun alp.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Örgün alp.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Özgün ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Tuna). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın bedir haline ait, dolunaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) P,nar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük ve üstü açık otomobil; üstü açık talika; küçük motorbot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kaçak, kaçkın, firari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاف درونانه] safça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Finnish steam bath; steam is produced by pouring water over heated rocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dry heat in a wooden room used to open the pores and eliminate toxins through sweat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dry heat in a wooden room is used to open the pores and eliminate toxins through sweat In combination with refreshing cold showers, saunas can improve the body's immune defenses and favor recovery from stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Finnish dry heat treatment in a wood-lined room The heat induces sweating to cleanse the body of impurities. a Finnish steam bath; steam is produced by pouring water over heated rocks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sauna, Fin hamamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sözünde duran kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you ! (a greeting used by Muslims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarımay şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

alçak sesle, kendi kendine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. string.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın altında olan, bu dünyada bulunan, dünyasal, arza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay gibi güzel, uzun boylu, endamlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Erkek ördek.

2.Suna gibi güzel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu zamirinin datif hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Erkek ördek. Görünüşündeki zerafet sebebiyle bayan ismi olarak kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(fi.). Tapınaklarda üzerinde kurban kesilen, başında merasim yapılan taş masa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Saygılı bir biçimde verir, takdim ed(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay’ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شئونات] olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekevvün.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayın ondördü, mehtap, dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayın ötesindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahkeme; hakim kürsüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. denizaltı yer sarsıntısından ileri gelen büyük dalga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tonbalığı, orkinos, istavrit azmanı, zool. Thunnus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Çok bol. 2.Yavru. 3.Görkemli, gösterişli. 4.Karaor-manlardan doğan, Karadeniz’e dökülen, Avrupa’nın Volga’dan sonra en uzun ırmağı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akort edilebilir, ayarlana bilir, düzeltilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Işıklı, mehtaplı gece. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tün - al. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tün - ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Geceleyin söylenen selâm sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good afternoongood evening. good night. good evening!. good night!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Good evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak başlı, sakin, asil yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just about. narrowly. a near thing. by a nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for the sake of. on account of. in the cause of. on one's account. for one's sake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. for the sake of. for the sake of sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the cause of. for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. oy birliğiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapamaz, -mez, iktidarsız, aciz; beceriksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısaltılmamış, orijinal, aslı gibi, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. intibak etmemiş; tertibatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi rahatını feda edemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanında kimse olmayan; müz. refakatsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hünersiz; başarılmamış; yapılmamış, tamamlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlatılmaz, anlaşılmaz; mesuliyetsiz, sorumsuz, hesabı verilmeyen; olağanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutat olmayan, alışılmamış; alışmamış; fazla tanınmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul edilmemiş, onaylanmamış, cevaplandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeltilmemiş, ayar edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süslenmemiş, donatılmamış; asıl; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karıştırılmamış, safiyeti bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nasihat almamış (kimse); tedbirsiz, düşüncesiz (hareket). unadvisedly z. tedbirsizce; nasihat almadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahte tavırlı olmayan, tabii, samimi; etkilenmemiş, değişmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardım edilmemiş, yardım görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Adın duyulsun, tanın, ün kazan. 2.Ün al. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adı duyulmuş, ün kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ün aldı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saf, karıştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ün ve şan kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilmesi imkânsız, sabit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Sadakat, bağlılık. 2.Hak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İnleme, nalan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ittifak, oy birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı fikirde; uyuşmuş olan, bağlaşık. unanimously z. tam ittifakla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cevaplandırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müracaat edilemez; huk. temyiz edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zevksiz, cazip olmayan, nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arkadaşlık edilmesi zor olan; ulaşılmaz; yaklaşılmaz; mukayese edilemeyecek kadar üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz; muhtemel olmayan; zeki olmayan. unaptly z. uygunsuzca. unaptnoss i. uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. silâhtan tecrit etmek. unarmed s. silahsız; koruyucu tabakası olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmayan, mahcup olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. sorulmamış davetsiz; z .sorulmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telaffuzda h sesi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğundan şüphe edilemez, çürütülemez, muhakkak; zaptedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tayini mümkün olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yardımcısız; z. yardım görmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mütavazı, gösterişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Doğru yolu tutan. Akıllı. Ergin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bağlı olmayan; eşi veya nişanlısı olmayan, bekâr; orduda alay veya bölüğe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elde edilemez, ulaşılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakılmamış, yapılmamış (iş); ihmal edilmiş; yalnız, refiksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici olmayan, gösterişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetkisiz; resmi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevcut olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boşuna, nafile; başarısız; tesirsiz, faydasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaçımlmaz, bertaraf edilmez; iptali kabil olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farkında olmayan, habersiz; önemsemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hazırlıksız olarak, evvelden düşünmeden; beklenmedik bir anda, gafil avlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi tanınmış, ünü parlak, şöhretli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. talihsiz, bahtsız, bedbaht, biçare, kimsesiz; başarısız; i. şanssız kimse. unfortunately z. yazık ki, maalesef .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ürün ay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vikunya, bot. Lama vicugna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. şifahen, sözle, sözlü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yoğun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçeden küçük teğelti, belleme nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi coğrafya).

1.Balkanlar’ın güneyinde bir yarımada.

2.Yunanlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yunan tarz ve usûlünde veya dilinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romaic. greek. romaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek. in greek. greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Yûnâniyye). Yunanistan’la alâkalı veya bu memleket ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Yunan memleketi (aslında Yunan, zaten memleket ismi olduğundan, «sitân» edatının ilâvesi galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Greece. greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Avrupa’da, Ege Denizi, İon denizi ve Akdeniz kıyısında, Arnavutluk ile Türkiye arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 22 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 131,940 km².

Sınırları: toplam: 1,228 km.

sınır komşuları: Arnavutluk 282 km, Bulgaristan 494 km, Türkiye 206 km, Makedonya 246 km.

Sahil şeridi: 13,676 km.

İklimi: Ilıman, kışlar yumuşak ve nemli, yazlar kuru ve sıcak geçer.

Arazi yapısı: Dağlar denizden başlayarak bir silsile oluşturmaktalar. Kuzeydoğuda billurlu dağlar, batıda Dinar sistemine bağlı sıradağlar ve Ege Denizinde adalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Olimpos Dağı 2,917 m.

Doğal kaynaklar: Boksit, linyit, manganez, petrol, mermer, hidro enerji.

Doğal kaynakları: tarıma uygun topraklar: %20.45.

daimi ekinler: %8.59.

Diğer: %70.96 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 14,530 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Ara sıra depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,688,058 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.18 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.34 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.24 yıl.

Erkeklerde: 76.72 yıl.

Kadınlarda: 81.91 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 9,100 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Yunan.

Nüfusun etnik dağılımı: Yunan %98, Türk ve diğer %2.

Din: Yunan Ortodoksları %98, Müslümanlar %1.3, diğer %0.7.

Diller: Yunanca %99 (resmi), İngilizce, Fransızca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.5.

erkekler: %98.6.

kadınlar: %96.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Yunan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Yunan.

Yerel tam adı: Elliniki Dhimokratia.

yerel kısa şekli: Ellas or Ellada.

Eski adı: Yunanistan Krallığı.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Atina.

İdari bölümler: 51 bölge ve 1 bağımsız bölge; Ayion Oros (Mt. Athos), Aitolia kai Akarnania, Akhaia, Argolis, Arkadhia, Arta, Attiki, Dhodhekanisos, Drama, Evritania, Evros, Evvoia, Florina, Fokis, Fthiotis, Grevena, Ilia, Imathia, Ioannina, Irakleion, Kardhitsa, Kastoria, Kavala, Kefallinia, Kerkyra, Khalkidhiki, Khania, Khios, Kikladhes, Kilkis, Korinthia, Kozani, Lakonia, Larisa, Lasithi, Lesvos, Levkas, Magnisia, Messinia, Pella, Pieria, Preveza, Rethimni, Rodhopi, Samos, Serrai, Thesprotia, Thessaloniki, Trikala, Voiotia, Xanthi, Zakinthos.

Bağımsızlık günü: 1829 (Osmanlı İmparatorluğu).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 25 Mart (1821).

Anayasa: 11 Haziran 1975; Mart 1986 tarihinde yeniden düzenlenmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar B


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Yunan ahalisinden adam: Eski Yunanlılar, bugünkü Yunanlılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek. hellene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by