Unf ne demek? | Unf anlamı nedir? | Unf

Unf anlamı nedir?

Unf ne demek?

Unf anlamı nedir?

Unf | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Şiddet, sertlik, kabalık: Unf ile muamele etmek, cevap vermek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنف] sertlik, katılık, şiddet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) top ateşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. matematik). Çarpan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Lokatif hâli, bulunma hâli. (bk.) Lokatif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fiilden if.) İçine işlemiş, alınmış, müteessir, gücenmiş, muğber: O sözden münfail oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fasl.dan İf.) (mü. munfasıla).

1.Ayrılmış, ayrı, bitişik olmayan, muttasıl zıddı.

2.Yerinden ayrılmış, memuriyetinden çıkmış.

3.(musiki). Yanaşık dereceli olmayan notalar.

4.Eski alfabede: Hurûf-ı munfasıla = Alttan bitişmeyen harfler. Hurûf-ı muttasıla’nın gayrı olan (elif, dal, zel, re, zı, vav) harfleri. Zamîr-i munfasıl = (Ar. gramerinde) Diğer kelimeye bitişik olmayan zamir, zamîr-i muttasıl olmayan zamir: HÜ, int gibi. (bk.) Münfasıl.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منفصل] ayrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «fehm»den if.) (mü. münfehlme). Anlaşılan, Osm. fehmolunan: Mektubundan münfehim olduğuna göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNFEKK) (i. A. «fekk» ten if.) (mü. münfeke). Ayrılmış, çıkmış, sökülmüş, kopmuş, Osm. infikâk etmiş: Dükkânın mühürünü münfek buldum. Gayr-i münfek = Ayrılmaz, bitişik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den if.) (mü. münferice). Arası açık, geniş, iki yanı biribirinden uzak. Ztviye-i münferice = Doksan dereceden fazla açık köşe, geniş açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den if.) (mü. münferide).

1.Yalnız, tek, tenha, bir yerle bağlantısı olmayan, kendi başına, ayrı: Münferid bir tepe, bir köşk; münferid bir halde yaşıyor.

2.(fizik) Elektriklendirmek üzere bağlantısı kesilmiş, Fr. isol6.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Yalnız, tek ve ayrı olarak, kendi kendine: Bahçıvan, bir kulübeye çekilmiş münferiden yaşıyor.

2.Ayrı ayrı, birer birer, zıddı: müetemian.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severally. individually. personally. in person. separately. apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. discrete. isolated. individual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. discrete. individual. isolated. lonely. sporadically. disjunctive. to stand on one's own. several. solitary. ultimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» ten if.) (mü. münfesiha). Fesholunmuş, Ar. mefsûh, mülga: Kanunun münfesih maddeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anulled. abrogated. terminated. abolished. dissolved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feth» ten if.) (mü. münfetiha). Açılmış, açık, fetholunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «nafaka» dan if.) (mü. münfıka). İnfak eden, nafaka veren, besleyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşte solmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -fish, -fishes) ay balığı, pervanebalığı, zool. Mola mola; güneş balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayçiçeği, gün çiçeği, günebakan, bot. Helianthus annuus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gevşemeyen, yorulmaz, zayıflamayan; yanılmaz, şaşmaz, güvenilir; sadakatli; tükenmez, nihayetsiz. unfailingly z. daima, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haksız, adaletsiz; hileli. unfairly z. adalete aykırı olarak, haksızca. unfairness i. haksızlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sadakatsiz, hakikatsiz; güvenilmez; yanlış; eski inançsız. unfaithfulness i. sadakatsizlik. unfaithfully z. sadakatsiz bir sekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .alışılmamış, mutat olmayan; yabancı, iyi bilinmeyen, aşina olmayan. unfamiliarity i. alışkın olmayış; bilinenlerden olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modaya uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çözmek, gevşetmek, açmak; çözülmek, gevşemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. babasız, piç; belgelenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. derinliklerine varılamaz, anlaşılmaz, kavranılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) unfavourable s. hayırlı olmayan; muisait olmayan; elverişsiz; mahzurlu, zararlı; aksi, ters. unfavorableness i. elverişsizlik. unfavorably z. zararlı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yemek verilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; zalim, katı kalpli. unfeelingly z. acıma göstermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapmacıksız, samimi; hakiki. unfeign'edly z. samimiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Unf ile, şiddet ve kabalıkla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنفا] sertçe, şiddet kullanarak, kabalıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayalandırılmamış, ekşimemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kısıtlayıcı bağlardan kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. unfiyye). Şiddetli, sert.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlada yakışmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitmemiş, tamamlanmamış; son duruma gelmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. (-ted.- ting) uygunsuz; uymaz; intibak etmez; ehliyetsiz; f. ehliyetsizleştirmek, kuvvetten düşürmek, zayıflatmak. unfit for service iş görecek halde olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sökmek, çözmek; kararsız kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temkinli; soğukkanlı; şaşmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüyleri bitmemiş; gelişmemiş, toy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cismani olmayan, tinsel, ruhani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekinmeyen; boyun eğmez, gözü yılmaz. unflinchingly z. gözü yllmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kıvrımlannı açmak, yaymak; göz önüne sermek, izah etmek, açıklamak, ayrıntıları ile bildirmek; gelişmek; açılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beklenmedik, umulmadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. unutulmaz. unforgettably z unutulmayacak bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affedilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. unutulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şekilsiz, biçimsiz; yaratılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. talihsiz, bahtsız, bedbaht, biçare, kimsesiz; başarısız; i. şanssız kimse. unfortunately z. yazık ki, maalesef .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temelsiz, asılsız esassız, boş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok ziyaret edilmeyen; insan ayağı bas- mamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dostsuz kimsesiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. arkadaşlığa yakışmayan, dosta yakışmayan, dostça olmayan, samimiyetsiz, nahoş; z. soğuk bir tavırla. unfriendliness i. nahoş muamele veya tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. papaz rütbesinden mahrum etmek; elbisesini çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahsulsüz, verimsiz; dölsüz, kısır.unfruitfully z. iyi netice vermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyacı karşılanmamış; yerine getirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (yelken, bayrak gibi sarılmış olan bir şeyi) açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mobilyasız, döşenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gençlik ve güzelliğin başlangıcı ve en parlak devri, tazelik, güzellik, dinçlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنفوان] gençlik ödnemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by