Uni ne demek? | Uni anlamı nedir? | Uni

Uni anlamı nedir?

Uni ne demek?

Uni anlamı nedir?

Uni | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) bir tek; bir kere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهونگاه] ceylan bakışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Altın renginde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mühimmat, cephane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaradılıştan bir hastalığa karşı bağışıklığı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde, tüm öğelerin koordinasyonu ile asıl temanın, amacın vurgulanacağı bir birlik yaratılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Selâmlık dâiresi, selâmlık odası. Selâmlık dairesine ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Biruni: Büyük İslam bilgini (973-Gazne 1048). İbn Sina’dan ders altı. Hindistan’a gitti. Sanskritçe öğrendi. Pozitif ilimlerin hepsiyle ilgilendi ve bu konuda birçok kitap yazdı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ayakta hası1 olan iltihaplı sişlik. bunyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulaşıcı, sari; ifade edilmesi mümkün, söylenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilgi veren kimse, konuşan kimse; Aşai Rabbaniyi (komünyon) alan veya almaya hakkı olan kilise üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ifade etmek, anlatmak; nakletmek; meramını anlatmak; muhabere etmek, haberleşmek; bulaştırmak; aralannda bağlantı olmak; bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haberleşme; ulaşım; ulaştırma; bağlantı irtibat; haber, mektup. Minister of Communications Ulaştırma Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşkan, duygulannı serbestçe dile getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). paylaşma; katılma; Aşai Rabbani ; Hıristiyanlıkta mezhep; arkadaşlık; sohbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi tebliğ, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komünizm. communist (i)., (s). komünist; (s). komünistlere veya komünizme. ait communis'tic (s). komünizm taraftan olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı yerde veya aynı şartlar altında yaşayan insan topluluğu; toplum, cemiyet; ahali, halk, amme; müşterek tasarruf, ortak mal sahipli. community center A.B.D. şehir kulübü, bir bölgede oturanlann meselelerini çözümlemek veya eğlenmek için toplandıkl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müşterek tasarrufa tabi kılmak, umumun malı haline getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Böyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.iç tarafa mensup ve müteallik, içlik.

2.Yüreğe mensup ve müteallik, kalbî: Derûnî bir sevgiyle seviyor.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درونی] içten gelen, içe ait.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynlma; nifak, ihtilaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, aralarını bozmak; ayrılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, ahenksizlik, uyumsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). İçinde ferro krom bulunan peridotit çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Eflâtûniyye). Filozof Eflâtun’a ve onun felsefî ekolüne mensup ve ait: Meslek-i Eflâtûnî, efkâr-ı Eflâtûnîye c.: Eflâtûniyyûn: Eflâtûn’un felsefe ekolüne mensûb veya inanmış olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Leylak ileerguvân renkleri arasında açık mora çalan bir renk: Eflâtûnî bir köşk, bir çiçek. i. Bu renk: Eflâtûnîye boyamak. Eflâtûnîyi sevmem (bu ismin menşei karanlıktır. Fakat Eflâtûn’un felsefesi gibi karmakarışık, ilk görüşte isim verilemeyen bir renk benzetmesinden geldiği düşünülebilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut FÜZUNİ (i. F.). Çokluk, kesret.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kiliseden aforoz etmek, mahrum etmek, cemaatten tardetmek, Hıristiyan ayinlerine kabul etmemek. excommunica'tion (i.) aforoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eflâtun, eflâtun!.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i tel tel, lifli; i inişli çıkışlı arazilerde kullanılan ve ara baları kablo veya halatla çekilen şimendi fer hattı, füniküler funicular railway kab lo ile işleyen dag demiryolu ve katarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i (ço li) ince lif

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ziyadelik, çokluk, bolluk, artma. Ar. kesret: Cenâb-ı Hak füzûnî-i ömr ihsan buyursun I

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu lazer pikap taban birimi, polyester reçine, kalsiyum karbonat ve cam fiberi bileşiğinden yapılmıştır. Mükemmel mekanik özelliklere sahip çok sert, az rezonanslı, anti-manyetik malzemedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i ). Batı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca’dan). Ağzı dar kaplara sıvı dökmeye mahsus Alet ki, yukarısı geniş ve aşağısı dar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanlı, kan dökmeye meyilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funnel. funnel. hopper. cone. hop. pouring funnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanla bulaşmış, kanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bona fides. good will / intention / faith. goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in good faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ NİYYET) (i. A.). İyi niyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muafiyet, dokunulmazlık, masuniyet; bulaşlcı hastalığa karşı muafiyet, bağışıklık; huk. kişisel dokunulmazlık, şahsi masuniyet. diplomatic immunity diplomatik dokunulmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muaf olmak, masun etmek, bağışıkkılmak. immuniza'tion i. baışıklama; aşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parasız, züğürt, fakir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cezadan muaf olma; kişisel dokunulmazlık, sahsi masuniyet. with impunity cezasını çekmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade edilemez; söylenilemez; nakledilemez. incommunicabil'ity i. ifade edilemez durum. incommunicably z. ifade edilmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kimse ile görüştürülmeyerek (hapiste).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fikrini başkasına açıklamayan, ketum, ağzısıkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbiri ile konuşmak veya muhabere etmek, birinden diğerine serbestçe gidip gelmek. intercommunicable (s.) birinden diğerine geçilebilir. intercommunica'tion (i.) bir biriyle temas, ulaşım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) müşterek olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yaşça küçük; kıdem bakımından aşağı olan; iki kişiden küçük olanı; b.h. küçük (babasıyle aynı ismi taşıyan kimsenin ismine ilave olunur); i. yaşça küçük kimse; mevki veya kıdemce küçük olan kimse; lise veya üniversitede sondan bir evvelki sınıf

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıç, bot. Juniperus communis. black juniper kara ardıç, bot. Juniperus sabina. juniper berries ardıç meyvası, ardıç yemişi. juniper resin ardıç sakızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. kaanûniyye).

1.Nizam, yasa ve kanuna’alt, hukuk ilmiyle uğraşan, hukukçu.

2.Kanun ve nizam koyan ve kuran: Kanûnî Sultan Süleyman.

3.Kanun denilen çalgıyı iyi çalan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. rightful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. statutory. rightful. conformable to law. innocent. by law. solemn. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قانونی] yasal. 2.kanun çalan. 3.yasa koyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kanuna ait kararla ilgili. 2.Osmanlıların 10.padişahı Sultan 4.Süleyman’ın lakabı, Osmanlıların yükselme devrinin son padişahı. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bir kararın kanun ve nizam halini alması: Bu lâyihanın kanunlyyeti tasdikine bağlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellowish orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. communication

tek. iletişim

Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. communication iletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Komünizm taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist. communistic. red. communist. commie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commie. communist. red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komünizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Topluluk içinde şahısların her türlü mülkiyet haklarını, aile kuruluşunu, dini kaldırıp her türlü mala herkesi ortak kılmayı güden doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurşun renginde, açık kül renginde, sincâbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaden. dull grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. gray. leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek siyah, koyu siyah: Kuzgunl bir zenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raven black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Napolyon savaşlarına kadar, askeri üniformalar çok renkli ve gösterişli idi. Ancak savaş teknolojisi geliştikçe bunun da bazı sakıncaları ortaya çıkmaya başladı. Kılıç ve kalkanla yapılan savaşlarda gösterişli üniformalar düşmanda moral bozukluğu yaratıyordu ama ateşli silahlar bulununca, bu parlak ve renkli giysiler uzaktan iyi bir hedef olmaya başladı. Bugün askerler savaşa en uygun sadelikte giyinerek giderler ve sadece gerekli teçhizatı taşırlar.

Üniformalardaki haki renk ise ilk kez İngilizler tarafından 1850’li yıllarda Hindistan’da kullanılmaya başlanmıştır. Britanya ordusundan Hary Lumsden İngiliz askerlerinin beyaz üniformaları nedeni ile kolay hedef olduklarını fark edince, üniformaların üzerine toz ve çamur sürerek ve biraz da çay ile boyayarak renklerini gölgeli kahverengine dönüştürmüş ve giysilerin rengini araziye uydurmaya çalışmıştır. Toprak rengine benzeyen bu üniformalara Hintçe toprak rengi anlamına gelen ‘Khaki’ adı verilmiş ve Türkçe’ye de ‘haki’ olarak geçmiştir.

Khaki 20. yüzyılın başlarında günün standartlarına göre değiştirildi. Bu model Amerikan özel timleri tarafından tehlikeli görevlerde kullanılmaya başlanıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda da kullanılan bu renkteki kumaşlar çok sert oldukları için askerlerin hareket kabiliyetlerini azaltıyor ve ıslandıkça daralıyorlardı. 1932 yılında pamuktan üretilen ‘cramerton’ ordu elbisesi dayanıklı olması ve içinde kolayca hareket edilebilmesi açısından İkinci Dünya Savaşı’nda ordunun kullandığı en yaygın arazi elbisesi haline geldi.

Bir sonraki aşama ise askerlerin düşman tarafından görülmemesini sağlayacak kadar araziye uygun ama aynı zamanda aynı tarafın askerlerinin birbirlerini vurmamasını sağlayacak şekilde ayırt edilebilir kumaş renk ve desenini yaratmaktı.

Aslında kamuflaja ilk olarak askerler tarafından değil, hayvanların kendilerini fark etmelerini önlemek için avcılar tarafından başvurulmuştu. Kamuflaj desenlerini yaratabilmek için İngiliz ve Fransız orduları ressamlarla işbirliği yapmıştır. Hatta Picasso’nun ordu giysilerini görünce, ‘Bunlar benim desenlerim’ diye bağırdığı bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşle aynı ilişkisine veya hareketine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’L-MEMNÜNİYYE) (i. A.). Memnunlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. nothing loath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مع الممنونيه] seve seve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasa, kaygı, keder, gam, dert, hüzün: Bu kadar mahzûniyyete sebep yoktur: Yüzünde mahzûniyyet eserleri görünüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kavuşuk ve bitişik olma, yakınlık, Ar. kurb: Bu haberin doğruluğa makrûniyyeti hâlinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Lübnan’da yaşıyan Katolik Arap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Osmanlılar’ca yapılmış bir kelimedir). Masunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mecnunluk, delilik, cinnet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفتونيت] tutkunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meftunluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. gramer). Datif hâli, yaklaşma hâli. (bk.) Datif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( MEMNÜNİYYET) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir).

1.Minnet altında bulunma, minnettarlık.

2.Sevinç.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. gladness. satisfaction. contentment. contentedness. gratification. complacence. complacency. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. pleasure. gladness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. satisfaction. gratification. joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممنونيت] memnunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with pleasure. gladly. with open arms. fain. lief. nothing loath. nothing loth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. eagerly. willingly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladly. with pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displeasure. discontent. disgust. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ME’ZÜNİYYET) (i. A.). Izinlillk, izin, ruhsat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevb» den if.) (mü. münîbe). Hakka dönen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnabe eden, asiliği, azgınlığı bırakarak Allah’a yönelen. 2.Güzel yağan, faydalı yağmur. 3.Taze ve verimli bahar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Münib).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Münih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehre ait; belediyeye ait, beledi. municipal council belediye kurulu. municipal law belediye nizamı. municipal police polis teşkilâtı. munici pality i. belediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nevf» ten if.) (mü. münîfe). Yüksek, haysiyetli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüksek, ulu, büyük, ali, bülend. 2.Yüksek, büyük hüküml(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Münif).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, eli açık. munificence i. cömertlik. munificently z. cömertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nimet veren,

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., huk. senet, tanıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nûr» dan if.) (mü. müntre). Nurlandıran, ışık veren, parlak, şâşaalı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nurlandıran, ışık veren, parlak, ziyalar. 2.Kur’an’da peygambere ve ilahi kitaplara sıfat olarak kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Münir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «üns» den if.) (mü. mûnise).

1.İnsana yakın, herkesle görüşen, kanı sıcak.

2.İnsandan kaçmayan, alışık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subdued. sociable. friendly. tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tame. sociable. friendly. companionable. housebroken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مونس] cana yakın, alışılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ünsiyetli alışılan, yadırganmaz, alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Munis).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. harp levazımı; çoğ. savaş gereçleri; f. savaş gereçleriyle donatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Alıcı, alacak olan şahıs. Kendisine gönderilen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .tanrı Neptüne ait; astr. Neptünle ilgili; jeol. su tesiri ile meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sendikaya mensup olmayan: sendika üyelerine iş vermeyen; sendikaları tanımayan. nonunionist (i.) sendikalara karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Oportünizm anlayışına, görüşüne uygun hareket eden, idare-i maslahatçı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opportuniste

fırsatçı

Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunist. temporizer. timepleaser. timeserver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. opportunisme). Hareketlerini, düzenli bir plana veya moral prensiplere göre değil de, zamanın şartlarına göre ve çıkarına uyacak şekilde ayarlayan davranış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opportunisme

fırsatçılık

Güç durumlarda, davranışlarını ahlak kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.fırsatçılık,oportünizm. opportunist i.fırsatçı kimse,oportünist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırsat, uygun zaman, elverişli durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. paradan ibaret, parayla ilgili, maddi; karşılığı para cezası olan. pecuniar'ily z. paraca, para yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. petunya, boruçiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, değersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., (eski) memleket dışında olan mahkemeye müracaat etme suçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Kartacalılara ait, Pön; hain, sadakatsiz; i. Kartaca dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ceza vermek, cezalandırmak; yola getirmek; azarlamak, tekdir etmek; ıstırap çektirmek, eziyet vermek; şiddetle dövmek, hırpalamak (boksta). punishable s. cezalandırılır; cezaya layık. punishment i. ceza, tekdir; k.dili zorluk, cefa, eziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ceza kabilinden; cezayı gerektirici; cezalandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekrar kavuşma, yine birleşme; yeniden bir araya gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sabOniyye).

1.Sabuncu.

2.Sebunle karışık, sabunlu.

3.Sabun çeşidinden.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit nişasta helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. false. spurious. synthetic. synthetical. imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. false. affected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. affected. contrived. cultured. sophisticated. synthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial fertilizer / manure. artificial fertilizer. artificial manure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial respiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial respiration. kiss of life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tâÜniyye) (tıp). TâÜna, vebaya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekomünikasyon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) türlü yazı, işaret, resim, ses vesairen1 li, telsiz, optik, elektromanyetik vasi: yayınlanması ve alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télécommunication

uz iletişim

Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunications. telecommunication uziletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunication. telecomms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative immunity. immunity accorded to legislators.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunan ve Romalıların kollu veya kolsuz ve dizlere kadar inen gömlek veya entarisi; tünik; ask. günlük asker ceketi; zool. gömlek, kılıf, zar; anat. tabaka, kılıf. tunicate(d) s. zarlı, tabakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince entari; bazı papazlann iç entarisi; biyol. zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akort. tuning fork diyapazon. tuning hammer, tuning key piyano akort aleti. tuning peg, tuning pin akort anahtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tunus şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tunus ülkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin ürettiği 60 mm’lik 1.8 GB kapasiteli disk.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ketum, ağzı sıkı, az konuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Papa'nın yetkisini tanımakla beraber kendi ayin ve adetlerini muhafaza eden doğu kiliseleri üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek eksenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek meclisi olan (parlamento) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. United Nations Children's Fund .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek boynuzlu at şeklinde hayali bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek tekerlekli sirk aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleşme, birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s birleştirilmiş, birleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. tek yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i.,f. değişmez şekilli,aynı şekilde olan,hepsi bir şekilde;muntazam;yaknesak,bir kararda,benzer aynı tarzda;i. ünifotma,resmi elbise,asker elbisesi;f. üniforma giydirmek;birbirine benzer şekle sokmak.out of uniform üniforması eksik.naval uniform bahriy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resmî elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniform. official dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career costume. full dress. investiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformed. liveried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in livery. uniformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aynılık,tam benzerlik;nizam;tekdüzelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir taraflı, tek yanlı; yalmz bir tarafa tesir eden, bir tarafla ilgili olan; huk. yalnlz bir tarafa sorumluluk yükleten veya imtiyaz veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek harften ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaratma kabiliyeti olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zarar görmemiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahkemece itham edilemez; kusursuz, suçsuz, aleyhinde diyecek olmayan. unimpeachably z. şüphe götürmez derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. engellenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, unimportance i. önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış işlenmemiş; sürülmemiş (toprak); iyileşmemiş. unimproved road toprak yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haberdar edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamet edilmemiş, oturulmamış; ıssız, boş, tenha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaralanmamış, incilmemiş; zarar görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sönük, çekici olmayan; ilham olmamış, esinlenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talimat verilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sigortasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istemeyerek yapılan. unintentionally z. istemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alakadar olmayan, ilgisiz, aldırışsız, lakayt. uninterestedly z. ilgisizce. uninterestedness i. ilgisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kesilmemiş, aralıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. davet edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Amerikan iç savaşı zamanmda Kuzey hükümetine bağlı olan; i., (the) ile Amerika Birleşik Devletleri; (eski) Güney Afrika Birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birleşme, bağlaşma; birlik; sendika; bir bayragın köşesinde bulunan birliğe mensubiyet belirtisi. union card sendika kartı. union down imdat isteme belirtisi olan başaşağa edilmiş bayrak. Union Jack İngiliz bayrağı. union label sendika üyeleri tara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sendikacılık; bir birliğe bağlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birlik taraflan; sendika tarafları, sendikacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birlik haline getirmek; sendikalaştırmak . Union of Soviet Socialist Republics Sovyet- ler Birliği, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. tek doğuran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kutuplu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek, yegane, bir tane, eşsiz, emsalsiz; nadir. uniquely z. eşsiz derecede. uniqueness i. eşsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. her iki cinse uygun, cins farkı gözetmeyen; i. cins farkı gözetmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek cins.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Teksesli (musiki eseri veya icrâsı).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. birlik, ahenk, uygunluk; müz. aynı perdeden olma. act in unison hep beraber hareket etmek. in unison beraber birlikte, bir ağızdan. unisonal, unisonant unisonous s. aynı perdeden; birlikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir, vahit, birim, ünite; fert, tek, bir tane; belirli bir miktar; kurala göre düzenlenmiş birim; puvan (üniversitede). unit of measurement ölçü birimi. heating unit ısnma tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. teslis doktrinini kabul etmeyen kimse; b.h. teslis doktrinine karşı gelen inanca dayanan bir. Hıristiyan mezhebi üyesi; s., b.h. bu Hıristiyan mezhebine ait; birimsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uniteye ait, birimsel; butün, bölünmez, tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unitary. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation. unit. unity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. birleştirmek ittifak ettirmek, raptetmek, bağlamak; birleşmek, birlikte iş görmek; bitişmek; nikahlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birleşmiş, birleşik; ittifak halinde; ahenkli. United Arab Republic Birleşik Arap Cumhuriyeti (Mısır'ın resmi adı). United Kingdom Britanya Krallığı United Nations Birleşmiş Milletler. United States of America Amerika Birleşik Devletleri. unitedly

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. unitaire

merkeziyetçi

Merkeziyetçilik yanlısı olan (kimse) veya merkeziyetçiliğe uygun (iş, yönetim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birleştlrici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birlik, ittihat, ittifak, vahdet; birleşme; mat. bir, teklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. universal universally, university.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. tek değerli, tek valanslı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tek kabuklu deniz böceği; böyle böceğin kabuğu; s. tek valflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. universal

evrensel

Bütün insanlığı ilgilendiren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. allround.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. evrensel, kâinatı içine alan, dünya çapında, her yanı kaplayan, külli, umumi; man. tümel; mak. üniversal; i. umumi önerme; evrensel düşünce veya kaide; kardan kavraması. universal applause umumi takdir, umumi alkış. universal coupling, univers

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nihayette her kesin ilâhi affa uğrayacağına inanan kimse veya mezhep. Universalism i. bu yolda inanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evren, kâinat, âlem, cihan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muhtelif fakültelerden meydana gelen yüksek öğretim müessesesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university. college. university. varsity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school. university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university. varsity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercollegiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üniversite öğrencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undergrad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üniversite;( İng.) k.dili. universite spor takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. tek anlamlı (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cezalandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Son dönem elektronik cihazlarda bulunan bağlantı standartıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. detektif romanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zeytin renginde.

Türkçe Sözlük by