Unk ne demek? | Unk anlamı nedir? | Unk

Unk anlamı nedir?

Unk ne demek?

Unk anlamı nedir?

Unk | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Anâk). Boyun, gerdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. (argo), aşağ. kabiliyetsiz yabancı asıllı işçi; özellikle Balkan asıllı yabancı işçi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today's. of today. current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili boş laf, palavra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ranza; k.dili herhangi bir çeşit yatak; f. ranzada yatmak; rahatsız bir yerde yatmak. bunkhouse i. işşi yatakhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) boş laf, saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeraltı sığınağı;den. ambar, yerinden oynamayan ve depo olarak kullanılan büyük sandık; golf sahasında kumluk çukur veya toprak tümsek gibi topun gidişine engel olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. buncombe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstü çizgili birkaç çeşit ufak sincap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). külçe, yığın, topak; (k.dili). kuvvetli ve tıknaz adam; bodur ve güçlü at veya başka hayvan. chunky (s). bodur, tıknaz; topak topak, külçe halinde. chunkiness (i). bodurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çınar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.).

1.Sebep ve illet beyan eder, olduğu için, olduğundan: Gidemem çünkü hastayım.

2.Mademki: Çünkü bilmiyorsun, söyleme, (bk.) ÇÜn.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwhy. because. for. inasmuch as. cos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because. for. as. cos. forasmuch as. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili. kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak drink: (s)., (i). sarhoş içkili, mest; (i). sarhoş adam; sarhoşluk; içki âlemi.drunk as a fiddler veya lord çok saıhoş, fitil gibi, slang küfelik drunk with success basarı sevinciyle kendinden geçmiş. blind drunk körkütük sarhoş.dead drunk fitil gib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayyaş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).sarhoş, sarhoşlukla ilgili, sarhoşluk esnasında olan. drunkenly (z). sarhoşlukla. drunkenness (i). sarhoşluk. drunkom'eter (i). kandaki alkol miktarını nefesten ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir sıvıya batırmak; kurabiyeyi kahve veya çaya batırarak yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gün evvel olan: Dünü, kıdemi olmayan: O, dünkü adamdır. Dünkü gün = Bugünden önce olan gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yesterday's. of yesterday. inexperienced. green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D)., (k).dili başarı kazanamamak, kalmak, slang çakmak; sınavda bırakmak (öğretmen); (i). sınav veya sınıfta kalma. flunk out başarısızlıktan dolayı okulu bırakmak veya bıraktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalkavuk, slang yağcı; uşak, hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f, ing, kdili korku, dehşet; korkak adam; f çok korkmak, korkup çekil mek; korkaklık etmek, kaçınmak; onlemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNKİ) (i.). Bir güne mahsus olan, bir gün vaki olan (yalnız kullanılmayıp aşağıdaki gibi terkiplerde ge;er): Bugünkü, o günkü, geçen günkü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diurnal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of every day. quotidian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili iri parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜNKAR) (i.) («Hudâvendigâr» dan hafifletilmiş).

1.Osmanlı hükümdar, padişah ve sultanı.

2.Mevlânâ Celâleddîn-i RÜmî’nin unvanlarından.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu. 2.15-29 yaş arasında Osmanlı Sultanlarına verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin sularında kullanılan bir çeşit yelkenli gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kullanılmış karışık eşya, hurda; k.dili değersiz eşya, çöp; (argo) esrar; den. hurda halatlar; eskiden gemilerde yenilen tuzlanmış sert sığır eti; f., k.dili çöpe atmak. junk dealer eski eşya satıcısı, eskici, hurdacı. junk shop eski eşya dükk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesilmiş sütten yapılan bir çeşit kaymak, yoğurda benzer bir yiyecek; ziyafet, kır eğlentisi; A.B.D. devlet hesabına gezi; f. eğlenmek, ziyafet vermek; devlet hesabına seyahat etmek; grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) ilaç veya eroin tiryakisi olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kullanılmış arabalar atılan yer; kullanılmış demir ile yedek parça ve inşaat malzemesi satılan yer; eski demir parçalarının yeniden satılması veya kullanılmasl için depo edilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivri ve uzun demirli taşçı kazması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremitten, çimentodan su yolu yapımında kullanılan içi boş silindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyku basmak, gevşemek, uykudan sersem olmak, sızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan if.) (mü. munkabıza).

1.Toplanmış, çekilmiş, büzülmüş.

2.içi sıkılmış, sıkıntılı.

3.Pekliği olan, inkıbaza uğramış («peklik verici» mânâsı galattır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kavd» dan imef.) (mü. münkade). İnkıyâd eden, tâbi olan, baş eğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den if.) Kalbolmuş, dönmüş, değişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den if.) (mü. münkalibe). Kaybolunmuş, başka şekle ve biçime girmiş, değişmiş: Birkaç eğaç dikmekle o tarla bahçeye münkalib oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقلب] değişen, dönüşen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek, dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münkariz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karz» den if.) (mü. münkarize). Tükenip bitmiş, çökmüş, arkası, soyu sopu kesilmiş: Mamut denilen filin nesli münkariz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقرض] yıkılan, çöken, sönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, çökmek, sönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm, kısmet» ten if.) (mü. münkasime). Ayrılmış, bölünmüş, teksim olunmuş: İkiye münkasim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kat’» dan if.) (mü. münkotıa). I. Kesilmiş, kesik, arası kesilen, aralık veren, aralıklı, fâsılalı: Yağmur bir müddet münkatî oldu.

2.Arkası gelmeyen, son bulan: Cengiz sülâlesi Çin’de münkatî oldu.

3.Ayrılmış, kesilmiş, bağlantısı kalmamış: O, bizden büsbütün münkatî oldu. Herkesten kesilip yalnız bir kişiye intisâb eden: Filân zâta münkatî idi (şimdi bu mânâda kullanılmıyor). Geyr-I münkatî = FAsılasız, sürekli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kat’» den if. infial). Kesilmiş. Munkatı’ olmak = Kesilmek, arkası gelmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kazâ» dan if.) (mü. münkazıyye). Bitmiş, tükenmiş, ardı kesilmiş, son bulmuş: Davanın müddeti münkazî oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekr» den imef.).

1.Kabûl ve tasdik olunmayan, reddolunan.

2.Kabûle değer ve makbûl olmayan.

3.Şer’an tecvîz olunmayan, zıddı: mârûf. Gayr-i münker = inkâr edilemeyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şer’an câiz olmayan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küsûf» tan İf.) (mü. münkesife). Küsûfa uğramış, tutulmuş, ayin araya girmesiyle görünmez olmuş (güneş) (ay hakkında «münhasif» denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «keşf» ten if.) (mü. münkeşife).

1.Meydana çıkmış, açık.

2.Keşfolunmuş, meçhul iken bulunup bilinmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr»den if.) (mü. münkesire).

1.Kırılmış, kırık, parçalanmış: Ayna münkesir oldu.

2.mec. Kırgın, gücenmiş, mahzun, kederli: Kalbi münkesir oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekr» den if.) (mü. münkire) (c. münkirin).

1.İkrâr ve itiraf etmeyen, inkâr eden: O suçu işlediği ısrarla söyleniyorsa da, kendisi münkirdir.

2.Kabûl ve tasdik etmeyen, yalanlayan, inanmayan, imansız: O adam Ahıreti münkirdir. Münkir (-1 vahdânîyyet) — Kabir sualleri soran iki melekten biri. Diğeri: Nekir.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his. hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his. hers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

his.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., z., k.dili mızrapla ses çıkarmak; birden. düşmek; i. ağır darbe; z. tam isabetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, geri kalmış herhangi bir küçük kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokuma sırasında çektirilmiş (kumaş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. çürük tahta; kav; A.B.D., (argo) değersiz şey, boş laf; (argo) çeteci, gangster; (argo) cahil adam, yemlik; s., A.B.D., (argo) değersiz, kalitesiz; rahatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'a mahsus asma yelpaze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. çok ufak tatarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadınlar arasında «nüzul, felç» mânâsında kullanılan Arapça bir söz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(S)., (bak). shrink.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kokarca, Kuzey Amerika'da bulunan sansargillerden bir hayvan, zool. Mephitis mephitis: kokarca kürkü; k.dili. pis herif; f., (argo) tamamen yenmek. skunk cabbage yılanyastığıgillerden pis kokulu bir bitki, bot. Symplocarpus foetidus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. slink.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mağaraları keşfetme spelunker i. mağara keşfeden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kav, mantar kavı; kıvılcım alev; kibrit; k.dili. azim kuvvet, metanet cesaret; öfke, hiddet. spunky s. cüretli; öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stink.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. sink. sunk fence hendek içinde saklı bahçe duvarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su içine gömülmüş; bir yüzey altında olan; etrafından daha alçak seviyede olan; çökmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sungur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., leh., bak. think.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. gövde, beden; sandık; otomobil bagajı; ana hat; zool. hortum: madeni veya ağaç oluk veya künk; den. yolcu kamarasının güverteden yüksek kısmı, mezarna; çoğ. erkek mayosu; mim. sütun bedeni; s. demiryolu veya telgraf ana hattına ait. trunk call şe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çalışan, etkin. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen, soylu kan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taranmamış, dağınık; inceliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kulübesinden çıkarmak veya çıkmak (köpek); keşfetmek, meydana çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şefkatsiz, hatır kıran; zalim, sert. unkindly z. sertçe, şefkatsizce. unkindness i. şefkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .(-ted, -ting) sökmek (örgü) çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilinmeyen, bilinemeyen; anlaşılması imkansız. the Unknowable fels. bilinmeyen gerçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. habersiz. unknowingly z. bilmeyerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bilinmeyen, meçhul, yabancı; i. meçhul kimse, yabancı. Unknown Soldier Meçhul Asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (c. anâkıd). Salkım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. sketchy. superficial. skin-deep. superficially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivocal. superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genç, küçük bey; şovalye; (eski) genç çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by