ünlü Uyumu ne demek? | ünlü Uyumu anlamı nedir? | ünlü Uyumu

ünlü Uyumu anlamı nedir?

ünlü Uyumu ne demek?

ünlü Uyumu anlamı nedir?

ünlü Uyumu | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ardıç ağacından toplanan bir zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyuna sarılan şey, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Perişanlık, haraplık.

2.Mağlûbiyet, çözülme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bugün için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for today.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Burnu olan: Büyük, küçük, basık burunlu.

2.Sivri ucu olan, uçlu.

3.mec. Kibirli, böbürlenen, azametli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. totality. wholeness. completeness. unity. integrity. plenitude. collectivity. gross. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. integrity. totality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrity. totality. wholeness. entirety. plenitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökkün olma hali. Ar. inhifaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Coşup taşmış olan nehir vesairenin hali, taşkınlık.

2.Coşmuş adamın hâli, coşuş, hiddetlenme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. ebullience. ecstasy. enthusiasm. fervour. flame of enthusiasm. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çözgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dolmuş şeyin hali. Ar. meşhûniyet, imtilâ.

2.Garaz, kin, yürekte gizli tutulan hiddet: Birine dolgunluğu olmak.

3.Mide şişkinliği. Ar. imtilâ. Kulak dolgunluğu = Çok işitmekten meydana gelen bilgi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulness. plenitude. buxomness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymuş olma hali, işba hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation. satiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kontroller, en iyi resim kalitesinin elde edilmesi için görüntünün hassas biçimde ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketsizlik, Ar. sükûn, rükûdet: Havanın durgunluğu.

2.Gevşeklik, sâkinlik, ağırlık: O durgunlukla hizmet göremez.

3.Bıkıntı, usanç, yorgunluk: Bir durgunluğu var.

4.Ruhsuzluk, hareketsizlik: Ticaretin durgunluğu.

5.Hayret, şaşakalma. Ar. veleh: İnsana durgunluk gelir: Gök cisimlerinin azamet ve hareket düzenleri akıllara durgunluk getirir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. calmness. stagnation. stagnancy. stillness. inactivity. backwater. calm. deadlock. deadness. inaction. inanimation. inertness. languor. placidity. serenity. slack. slackness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. slump. calmness. heaviness. dullness. stagnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnation. calmness. dullness. mental dullness. rest. fatigue. standstill. static condition. stillness. tie-up. inertia. inertion. inaction. quiet. statical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Düşmüş olanın hâli, düşüklük.

2.Saadet ve refahtan sonra gelen mahrumiyet.

3.Tutkunluk, alışkanlık: İşret düşkünlüğü pek fenadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection. attachment. craze. devotion. indulgence. liking. mania. partiality. passion. rage. addiction. fondness. decay. being broken down. poverty. adversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. excessive fondness or addiction. devotion. fixation. indulge. lust. misfortune. penchant. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ak ve kızıl sürmüş, yüzünü boyamış: Düzgünlü bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendini okutup büyü etmiş veya başkasının büyüsü kendisine tesir etmiş olan. Ar, meshûr.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Fazla çalışmaktan yorulan gözleri dinlendirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates, gülsuyu.

Hazırlanışı : 1 Adet çiğ patates soğuk su ile yıkandıktan sonra ortasından kesilir. İki ince dilim alınıp, göz kapaklarının üstüne konur. 10 dakika sakin bir şekilde istirahat edilir. Daha sonra gül suyu ile göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Güne mahsus veya lâyık ve yetecek kadar olan (bu da yalnız kullanılmayıp aşağıdakiler gibi terkiplerde geçer): Bir günlük iş, beş günlük yol, bugünlük bu kadar kâfidir.

2.Ömrü şu kadar günden ibaret olan, şu kadar gün eskimiş olan, şu kadar gün evvel yapılmış veya meydana gelmiş olan: Kırk günlük bir çocuk, üç günlük et, on günlük bir mezar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel kokusu için ve bir yerin kötü kokmasını önlemek maksadıyla yakılan zamk cinsi buhûr: Günlük yakmak, günlük kokusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. day-to-day. of every day. everyday. fresh. diurnal. per diem. quotidian. workaday. casually. per diem. diary. daybook. journal. frankincense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual. daily. diary. everyday. incense. journal. mundane. frankincense. myrrh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

per diem. journal. log. daily. daily. diary. of the same day. so many days old. everyday. usual. day to day. diem per. diurnal. journal book. local customer. quotidian. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(buhur): Tropik bölgelerde yetişen sığala ağacından elde edilen reçinedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığını giderir, vücuda rahatlık verir Tütsü olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetgum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Atın huysuzluğu, gemden anlamayıp doğru gitmemesi. 2.Muannidlik, inatçılık, serkeşlik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. melancholic. cheerless. sad. blue. depressing. doleful. downcast. dreary. elegiac. funereal. glum. rueful. somber. sombre. sorrowful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. dejected. down. funereal. glum. heavy. lugubrious. melancholy. mournful. plaintive. sad. wistful. woebegone. woeful. sorrowful. heartsick. pensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. melancholic. dolorous. leaden. mournful. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerle yorulan kalbi dinlendirmek ve ortaya çıkan şikayetleri gidermek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuşkonmaz.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tutam kuşkonmaz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlarda dölyatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurşunla örtülmüş: Kurşunlu cami, hamam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaded. leady. plumbiferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing lead. sealed with a lead seal. lead-covered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gücenme, dargınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pet. pique. sulks. umbrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Macun sürülmüş, macunla tıkanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. dejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maymun gibi hareket etme, taklitçilik, tuhaflık, komiklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, çılgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative majority. proportionate majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Odun biriktirilip yığılan yer, odun anbarı veya iskelesi: Bu evin odunluğu, kömürlüğü yok mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodshed. tree ready to be cut for firewood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Olmuş şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. matureness. ripeness. mellowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. ripeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adolescence. ripeness. maturity. ful l ness. nubility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age of maturity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orginality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). Sabun karışmış: Sabunlu su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapy. with soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapy. covered with soap. saponated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish. washcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleness. fadedness. pallor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I, Sürgün adamın hâli, menfîlik,

2.Sürgün yeri, Ar. menfâ.

3.Amel, ishâl: Bu şurup sürgünlük verir.

4.Amel ilacı, müshîl.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturnity. quietness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietness. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompakt tasarımın yanı sıra özel montaj çerçevesi, hoparlörlerin, ekstra delik açılmasına gerek olmaksızın bir çok popüler araba markasının mevcut hoparlör yerlerine doğrudan takılabilmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passion. love. amorousness. captivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. attachment. passion. love. admiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Undan yapılmış veya una bulanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). Vokal, sesli harf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşhur, şöhret sahibi, adlı sanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. well-known. famed. glorious. reputable. noted. prestigious. celebrated. distinguished. eminent. great. illustrious. of mark. prominent. renowned. reputed. sonant. vowel. sonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big. celebrated. distinguished. eminent. famed. famous. illustrious. known. legendary. noted. prominent. reputable. vowel. well-known. renowned. reputable meşhur. şanlı. namlı. vowel sesli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famed. famous. glorious. illustrious. known. legendary. man of mark. noted. proverbial. renowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tanınmış, adı duyulmuş şöhretli, şanlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman zamanında okçulardan ok satın alan ünlü Kemankeşler soyundan 80 yaşındaki Ahmet Ağa’ya bir okçu çırağı, “baba sende kiriş gerecek kuvvet varmı ki ok alıyorsun ?” diye laf attı. Bu sözlere çok öfkelenen Ağa, at üstündeki ihtiyar çarşının kapısından sarkan zincirlere kolları ile sarılıp aynı anda bacaklarını altındaki atın karnına doladı. Kendini yukarı çektiğinde altındaki atı da havaya kaldırdı. Ağa’nın bu harekete etrafındakileri şaşkına çevirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vowel harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talihsiz, bahtsız, şanssız; uğursuz, meşum. unluckily z. şanssızlık eseri. unluckiness i. şanssızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış, ünlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Un konulan yer, un anbarı. Unluksıçanı = Pis, lekeli adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adın duyulsun, ün kazan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jordanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), üzerinde fetha (üstün)) harekesi bulunan, Ar. meftûh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emsalinden ileri olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. altitude. ascendancy. ascendency. beat. championship. class. distinction. dominance. edge. eligibility. excellence. head start. hegemony. lordship. mastery. overweight. pre-eminence. precedence. predominance. preponderance. primacy. spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. ascendance. distinction. dominance. excellence. hegemony. predominance. preference. preponderance. primacy. priority. superiority. supremacy. virtue. ascendancy. head start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. ascendency ascendancy. distinction. dominance. excellence. hegemony. lordship. odds. paramountcy. precedence. predominance. preponderance. primacy. quality. superiority. supremacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebet, lâyık olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congruity. suitability. convenience. accordance. conformity. concord. relevance. handiness. acceptability. adaptation. adequacy. advisability. appositeness. aptitude. coherence. coherency. comeliness. compatibility. conformation. congeniality. congru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. coincidence. convenience. correspondence. expediency. fit. fitness. harmony. propriety. appropriateness. agreeableness. favourableness. suitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. appropriateness. coherence. compatibility. concordance. conformance. conformation. conformity. congruence. congruity. consonance. convenience. correctitude. correspondence. eligibility. felicity. fitness. harmony. orthodoxy. pertinency. proportion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzgün olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low spiritedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzun olan şeyin hâli. 2.Bir cismin boyu: Uzunluğuna, boyca, boyuna; zıddı: en.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. lengthiness. extent. linear measurement. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. length. tallness. lengthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. extent. footage. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik).

1.Bir cismin hacmine göre ağırlığı, kesafet.

2.Kalınlık, kabalık.

3.Hamlık, terbiyesizlik.

4.İrilik, büyüklük, azamet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compactness. congestion. consistency. denseness. density. depth. intenseness. intension. intensity. thickness. turbidity. volume. consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. density. intensity. thick. thickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deprivation mahrumiyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defect. deprivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorulmuş adam veya hayvanın hâli: Bu kadar yorgunluk çekmemiştim. Yorgunluk almak = Yorulduktan sonra durup dinlenmek, teneffüs ve istirahat etmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun süre çalışmaktan sonra görülen durumdur. Organların sürekli olarak yorgunluğu sonucu bozulmasına da sürmenaj denir. Gereği gibi çalışmama, isteksizlik, halsizlik, baş veya sırt ağrıları, hazımsızlık, huzursuzluk ve huysuzluk, can sıkıntısı gibi belirtilerle ortaya çıkar. En kolay tedavi, ılık duş alıp, istirahat etmektir. Sabah akşam, kol ve bacakları soğuk su ile yıkamak da çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Taze fasulye, su.

Hazırlanışı : Taze fasulye yemeği yenir. Veya taze fasulyeler yeteri kadar suda haşlanıp, günde 3 kere birer çay bardağı suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fag. fatigue. lassitude. staleness. tiredness. weariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. tiredness. weariness. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. frazzle. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yosun bağlamış, yosunla örtülü: Yosunlu taş, su,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Yünden yapılmış: Yünlü fanila, yünlü kumaş.

2.Yünle dolmuş: Yünlü minder.

3.Yün ve yapağı veren: Yünlü hayvan.

4.Yünden mamûl ince elbiselik mensucat çeşidi: Zarif yünlüler getirtmiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woollen. woolly. woolen. wooly. woolen cloth. woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepe. flocculent. wool l en. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aklın geçmiş olayları, öğrenilen şeyleri saklayıp, zamanı gelince şuur üstüne çıkarıp, hatırlaması kabiliyetine hafıza denir. Bu yeteneklerin geçici olarak kaybolmasına da zihin yorgunluğu denir. Zihin yorgunluğunu gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, kereviz.

Hazırlanışı : İki adet elma ile 2 adet kerevizin suları çıkarılır. Karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. bound to. coercible. compulsory. derigueur. enforced. essential. forced. imperative. imperious. incumbent. indispensable. irremissible. mandatory. necessary. obligatory. obliged. requisite. unavoidable. urgent. forcedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsive. compulsory. forced. imperative. incumbent. indispensable. mandatory. necessary. obligatory. requisite. inevitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperative. mandatory. indispensable. obligatory. compulsory. inevitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entail. necessitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make it necessary. to necessitate. to oblige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsoriness. exigency exigence. an absolute must. obligation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burden. essentiality. exigence. exigency. imperative. incumbency. indispensability. necessity. obligation. ought. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obligation. necessity. compulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by