Unorganized , (ing)- Ised ne demek? | Unorganized , (ing)- Ised anlamı nedir? | Unorganized , (ing)- Ised

Unorganized , (ing)- Ised anlamı nedir?

Unorganized , (ing)- ised ne demek?

Unorganized , (ing)- ised anlamı nedir?

Unorganized , (ing)- ised | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teşkilatsız, organize edilmemiş, düzenlenmemiş; inorganik; sendikalaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz sosta pişmiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uygun olarak, binaen, göre according as göre, tıpkı, aynen according to göre, nazaran accordingly (z). binaen, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapan, işleyen, temsil eden; vekil olan, vekâlet eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıllıca, tedbirli olarak: bilerek, düşünerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama Braketi ile fotoğraf makinesi resmi üç farklı pozlama ayarında çekerek, daha sonra istenen görüntünün seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taklitçi, sahte tavırlı; etkileyen, tesir eden, müessir. affectingly (z) müessir şekilde, etkileyici bir tarzda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaşlanma hali veya belirtileri; yıllanma, eskime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadaka verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaya gösterme, hava alma, gezinti; açığa vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ses dalgalarının dik bir satha çarpıp geri dönmesi sonunda duyulan ikinci ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyden alınan, her sözü kendi aleyhine tefsir edip gücenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift to take offence. easily offended. touchy. sensitive. fragile. susceptive. susceptible. sore. pettish. petulant. squeamish. stuffy. edgy. irritable. techy. tender. testy. tetchy. ticklish. tickly. umbrageous. thin skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficult. irritable. petulant. sensitive. squeamish. touchy. thin-skinned. quick to take offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). olta ile balık avlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antidumping

tic. karşı düşürüm

Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam bir şey, herhangi bir şey, her şey hiç bir şey. anything but... olmasın da ne olursa olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş görünen, hitap eden, cazip, çekici, albenisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözü ilerde olan, bir gayesi olan aspiringly (z). yüksek emeller peşinde koşarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şasırtıcı, hayret verici, şaşılacak. astonishingly (z). şaşılacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sıkmak, sıkıştırmak, teksif etmek. astrin'gency (i). sıkıştırıcılık, sıkıcılık,kabız, kasılma astringent (i)., (s). Iokal olarak doku ve damarlan büzen ilaç; (s)sıkıştırıcı büzücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar). asil kimse; kral naibi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sızlayan, titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tente, güneşlik, sayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracing paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Papa fingo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top gallant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedenen yorucu , yıpratıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım, müzaheret; tasdik; arka, arkalık, destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşırtıcı, aldatıcı, durmadan değişen. baffling winds den. kararsız rüzgarlar. bafflingly (z). şaşırtıcı durumda .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenevir veya jütten dokunmuş olan çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çocuk, bebek, yumurcak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mavnacılardan biri; kumanda eden mavnacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). tenor ile bas arasındaki erkek sesi, bariton; bu sese sahip olan kimse; bandolarda kullanılan bir çalgı aleti, bariton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eti yenen birkaç cins deniz balığı, zool. Sphyraena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat maada, -den gayri, olmadığı takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

güneslenmek için su yüzüne çıkan çok iri cüsseli fakat zararsız bir cins köpek balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kale duvarlarını ve kapılarını yıkmak için kullanılan kalın kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tabaka halinde pamuk (yorgan veya şiltede kullanılır); spor. bazı top oyunlannda vuruş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, tavır, davranış; mahsul, ürün; verme, hasıl etme; taşıma, tahammül etme; ilgi, irtibat, alâka; kiriş ve eşik gibi şeylerin dayandığı destek; mak yatak, mil yatağı; ayak; den. kerteriz .bearing body yatak gövdesi. lose ones bearings şaşırmak, pus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dövme, vuruş; dayak; yenilgi, mağlubiyet; atış (kalp).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cazip, çekici; uygun, münasip; (i). oluş, gelişim becomingly (z).uygun bir şekilde. becomingness (i). uygun oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak takımı; samandan yapılmış hayvan yatağı, gelembe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ineğin doğum yapmasından sonraki ilk sütü, ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekletilmiş şaraplann üzerinde meydana gelen ince tabaka halindeki kaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; menşe; baş, esas, mebde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yakısık almak; lazım gelmek, icap etmek, gerekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oluş, varoluş, mevcudiyet; varlık; var olan şey; insan, beser. Supreme Being Allah, Tanrı, Cenabı Hak. call into being yaratmak, halketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. benchmarking

bilgileşim

Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğme, bükme, kıvırma, inhina, meyil. bending claw kıskaç. bending iron eğme demiri. bending machine eğme makinas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ana dilinin yanı sıra ikinci bir dili de aynı şekilde konuşabilen, iki dilli; i. iki dili aynı derecede konuşabilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sanatçının isminin şöhretine göre afişlerde aldığı sıra; hesap çıkartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız bozukluğu, edepsizce konusma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bağlayıcı, tutucu; geçerli, muteber; i. ciltleme; cilt; kenar şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) içki alemi, işret meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pelte gibi titrek ve dolgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeni doğmuş çocuğun kafasının yumuşak olan üst tarafı, kl tepesiyle alnı arasındadır, Ar. yafuh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fontanel. fontanelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif surette oynayıp titremek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bingo oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilik balığı, zool. Rhodeus amarus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakkabı,soba. v.b. boyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kalp seklinde pembe ve sarkık çiçek kümeleri olan bitki, kız kalbi, bot. Dicentra; sarı sebboy, bot. Cheiranthus cheiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdis, hayır dua, nimet, inayet, lütuf, hamt, şükran; azarlama; slang haşlama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. körleştiren; kamaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçmalayan, zırvalayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dondurucu, korkunç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan alma; kan dokme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çiçekli, çiçek açmış, gençlik ve sıhhatle parlayan; gelişen, gelişmekte olan, serpilen; (argo) karın ağrısı, kör olası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okumuş kadın; entellektüel kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çivit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta kaplama, tahta parmaklık. boarding house pansiyon. boarding school yatılı okul, leyli mektep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. boarding card

uçuş kartı

Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandal, kayık, gemi v.b.'nin eğlence yeri olarak kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alamet, kehanet; s. uğursuz, meşum. bodingly z. uğursuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil veya konser için anlaşma; yer ayırma; bilet alma; deftere kaydetme. booking-office i., ing. bilet gişesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sondaj, delme; delik; çoğ. delik açılırken cıkan moloz; s. can sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağır topla oynanan bir oyun. bowling alley bu oyuna mahsus dar yol. bowling green bu oyunun oynandığı yeşil saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kiriş; f. iple boğarak öldürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boks. boxing glove boks eldiveni. boxing match boks maçı. Boxing Day ing. Noeli takip eden gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kuvvetlendirici, kuvvet verici; i. destek, dayanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağ ispinozu, zool. Fringilla montifringilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. üzerinde sarı lekeleri olan. kızılkahverenkli ve daha çok gübre yığınlarında bulunan küçük solucan, zool. Helodrilus feotidus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılma. breaking point kırılma noktası. breaking and entering huk. meskene tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teneffüs, nefes alma; nefes; bir nefeslik zaman, an; söyleme, ağza alma; ümit, hasret; hafifçe esiş; dilb. h'' harfinin sesi. breathing space rahatça nefes alma imkânı; dinlenme zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın arkasından geçen kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğurma, üreme; yetiştirme; terbiye; bitki ve hayvan türlerini ıslah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir işe başlamadan evvel kesin ve ayrıntılı bilgi vermek için yapılan kısa toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. briefing

bilgilendirme

Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefing. emergency edition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. getirmek; hâsıl etmek; sevketmek; icbar etmek, mecbur tutmak. bring about sebep olmak, hâs etmek; beraberinde getirmek. bring an action, bring suit dava etmek. bring around, bring round kandırmak, ikna etmek; ayıltmak, kendine getirmek. bring down the

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bakımı ve terbiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swift'in ,Guliliver'in Seyahatleri adlı kitabında adı geçen ve herşeyin aslından çok büyük olduğu üIke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Bir çeşit otomatik tabanca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapı bina; inşa etme, yapı yapma. building block çimento bloku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğaların köpeklerle dövüştürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğa güreşlerine mahsus yuvarlak yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süs ve işaret flamaları için kullanılan pamuklu kaba kumaş, bayrak bezi; bir geminin bütün flamaları; kiraz kuşu, zoolş Emberizaden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yakma, yakış; fırınlama; s. yanan, yanıcı; üzerinde çok münakaşa edilen, hararetli. burning glass pertavsız. burning point yanma noktası. fokus burning question hararetli sorun. burning shame rezalet, büyük ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gömme, defnetme. burying ground burying place mezarlık, kabristan; mezar, kabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek kovan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sakar kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kafese kapanmış kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap yapan; ihtiyatlı, dikkatli; egoist çıkarcı. calculating machine hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çap, kalibre; kabiliyet, yetenek, kapasite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kamp yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). samimiyet, açık kalplilik; dürüstlük; tarafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konserve yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün ve pamuk tarama carding machine yün ve pamuk tarama makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyulmuş sanat eseri; sofrada et kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplama, çerçeve; bumbar;( ABD). otomobilin dış lastigi; petrol ve gaz kuyularında kullanılan demir boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. casting

oyuncu kadrosu

Televizyon ve sinema dizi ve filmlerinde oynayan oyuncuların tümü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). döküm, kalıba dökme; atma, atış; toplama, hesap etme; rol taksimi; astar sıva. casting box dökum kalıbı. casting net serpme ağ. casting vote başkanın oyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sâri, bulaşıcı; cazibeli, çekici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. catering

yemek hizmeti

Bir kuruluş tarafından yemeğin hazırlanması ve dağıtılması işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kiriş, bağırsaktan yapılan çalgı teli;(tıb). her iki yüzü keskin uzun bıçak, bisturi, neşter; kedi yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin ses parçalarının CD-ROM sürücüden PC’deki ses dosyasına doğrudan kopyalanmasıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavan; azami sınır; (den). iç kaplama; (hav). yeryüzünün çıplak gözle havadan görülebildiği en yüksek nokta; belirli şartlar altında bir uçağın yükselebildiği yükselti. ceiling price azami fiyat, tavan fiyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekinme huyu olan, ürkek. Ar. muhteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. shy. timid. uncommunicative. unsociable. unsocial. reserved. retiring. bashful. coy. demure. diffident. distrustful of oneself. eunuch. faint. fainthearted. farouche. mousy. shrinking. standoffish. timorous. withdrawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. bashful. coy. diffident. inhibited. reserved. retiring. sheepish. shy. timid. hesitant. mousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. hesitant. ashamed. bashful. coy. diffident. faint hearted. gutless. inhibited. offish. reserved. retiring. shamefaced. shy. strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekingen olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. reserve. timidity. shyness. diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sofrada yemeği ısıtmaya veya sıcak tutmaya mahsus alttan ısınan madeni cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok küçükken gizlice bir diğeri ile değiştirilen bebek; perilerin değiştirdiğine inanılan bebek; eski budala kimse, aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alkış, taraf tutma; (s). memnun edici, neşelendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (argo). cimri; (i). peynir kabuğu; önemsiz bir şey; hasisçe bir davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ı).,(argo). arasıra uyuşturucu ilâç içme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). hayvan bağırsağı, bumbar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesiş, vuruş. chopping block kütük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilit, anahtar ve bunlara benzer demirciliğin ince işlerini yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmith. lock maker. key filer. keysmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kilit, anahtar ve bunlara benzer ince demir Aletler yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locksmithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavga, gürültü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. noisy dispute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçebe ve menşeleri ihtilâftı, esmer renkte bir kavim. Kıbtî. Elek ve kalbur yapmakla, ayı ve maymun oynatmakla, demircilik ve çalgıcılıkla meşhurdurlar. mec.

1.Arsız, hayâsız.

2.Pek hasis, alçak. Çingene borcu = Bakkala, kasaba ve bu gibi esnafa olan ufak tefek borçlar. Çingene palamudu = Palamut batığının Adi ve ufak bir cinsi,


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gypsy. gipsy. romany. zingaro. didicoi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. mean. stingy cimrigypsy. gypsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy. tzigane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çingeneler’e yakışır surette.

2.Pek arsızca, hayâsızlıkla.

3.Pek fazla hasislikle, vakar ve haysiyet gözetmeksizin.

4.(hi.). Çingene dilinde: Çingenece söylemek. Çingeneler’in konuştukları dil: Çingenece, Arî dillerdendir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çingene cinsiyeti: Onun çingeneliği yüzünden bellidir.

2.mec. Arsızlık, hayasızlık.

3.Pek fazla hasislik: Ne çingene adaml


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Asmanın sonradan sürdüğü ufak salkımlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small bunch of grapes. decoration of beads/coins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak sesine benzeyen sesleri ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanın küçüğü, hayvanların boynuna takılanı, hizmetçileri çağırmak için çalınanı va bu gibi başka işlerde kullanılanı. Küçük kuzulara ve kedi yavrularına takılan pek küçüklerine de denir: Çıngırak çalmak, çıngırak sallamak, çıngırak takmak. Kalın seslisine çongurdak derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleigh bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde çıngırak bulunan. Çıngıraklı yılan: Engerek familyasından zehirli bir yılan (oroplus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prairie rattler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattlesnake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıngırak gibi keskin sesle ötmek, çıngır çıngır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıngırak gibi keskin ses, çıngır çıngır etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkgöz, aldatılamayan, işini bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrewd. clever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -Ia)., (anat)., (zool). kuşak, kuşak gibi olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). devir deveran dolaşım; (s). devreden, dolaşan. circulating library dışarıya kitap veren kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). medeniyet, uygarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haykırma, feryat, yaygara; gürültü; (f). yaygara ile istemek; yaygara kopararak zorlamak; haykırmak, feryat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şakırtı, çınlama, madenl ses; gürültü; (f). gürültülü ses çıkarmak. clangorous (s). gürültülü ses çıkaran. clangorously (z). gürültüyle, çınlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. clearing

tic. takas

İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temizleme işi; açığa çıkarma; aydınlatma; açıklık, meydan; takas, kliring. clearinghouse (i). kliring odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (clung) yapışmak, sıkıca sarılmak, tutunmak; yanında olmak; (hatlra vb'ne) bağlı olmak. clinging vine (k.dili). erkeğe fazla dayanan güvensiz kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). et şeftalisi, çekirdeği etine yapışık şeftali; (s). çekirdeği etine yapışık olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giyim eşyası elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuyu bileziği; çatı deliği yan pervazı; (çoğ)., (den). ambar ağzı veya kaporta çerçevesi, mezarna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., argo uyuşturucu ilâç tesirinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). morina yavrusu; (ing). birkaç çeşit elma; ham elma. codling moth bir çeşit meyva kurdu, (zool). Carpocapsa pomonella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., çoğ. tarantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). emreden; etkili: hâkim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karıştırmak, katıştırmak; karışmak, kaynaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat ilgili olarak -e dair, hakkında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güvenen, şüphe etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

harp gemilerinde kumanda kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hasebiyle, göre, nazaran, göz önünde tutulursa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). müşavirlik eden, danışman olan; (i). danışma. consulting room muayene odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitişme, temas, değme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtimal; beklenmedik olay. contingency fund bir bütçede beklenmedik ihtiyaçlara karşı ayrılan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtimal; olay, rastlantı; grup, asker grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). henüz belli olmayan sebeplere dayanan, şarta bağlı. contingent on dayanarak, bağlı; (huk). vuku bulup bulmayacagı şüpheli olan vakaya tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıddı ile tefrik etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). pişirme, yemek pişirme sanatı; (s). yemeklik, yemek pişirmede kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). duvar tepeliği veya üstlüğü. coping saw oyma testere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yerini tutan; mektuplaşan, muhabere eden. correspondingly (z). mukabil olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (argo). pis, kahrolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). katarakt ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). encümen üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). ticarethanenin muhasebe dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlama, kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplama, muhafaza; kat, tabaka; perde, örtü. covering letter evrak ile gönderilen ve evrakın mahiyetini anlatan mektup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak motorunun kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kraking.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çatırdama; (çoğ). jambon rostosunun gevrek ve kızarmış kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şiddetli arzu, özlem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). korkuyla çömelmek, sinmek; yaltaklanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). halat matafyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçiş; geçiş yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağlayan. a crying shame çok yazık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kurnaz, şeytan, hilekar; marifetli; (A.B.D). cazibeli, şirin, sevimli (bebek); (i). kurnazlık, şeytanlık; marifet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıvırma, kıvrılma; buz üstünde ağır taşlarla oynanan bir iskoç oyunu. cur!ing iron saç maşası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kesme, kesiş; (sin). kesim; (bahç). aşı kalemi; (s). keskin; acı, içe işleyen (rüzgâr, söz); dondurucu; inciten. cutting angle (mak). kesme açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bir pazarı elde etmek veya bir malı elden çıkarmak için benzerlerinden çok düşük fiyatla satma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale at reduced prices. dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Diminishing the intensity of vibrations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dissipation of oscillatory or vibratory energy with motion or with time Critical damping Cc is that value of damping that provides most rapid response to a step function without overshoot Damping ratio is a fraction of Cc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Causing vibrations to stop, usually by the use of friction In suspension systems, this is commonly done either by direct rubbing friction, or by pistons forcing fluids through small openings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In resonant circuits, the decay of oscillations due to the resistance in the circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The suppression of oscillations or disturbances; the dissipation of energy with time See viscous damping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction in amplitude of a wave due to the dissipation of wave energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of response at the resonant frequency through the use of a damping media such as oil Usually specified as the ratio of critical damping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the ability of an audio component to 'stop' after the signal ends For example, if a drum is struck with a mallet, the sound will reach a peak level and then decay in a certain amount of time to no sound An audio component that allows the decay t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of the magnitude of resonance by the use of some type of material 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of the magnitude of resonance by the use of some type of material The damping material converts' sound to energy, then disperses the energy by converting it to heat. the reduction of movement of a speaker cone, due either to the electromecha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reducing the volume of a note by touching the strings or using a built-in damping mechanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction of vibratory movement through dissipation of energy Types include viscous, coulomb, and solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Materials, design, and mounting techniques used to reduce ringing in the transducer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The manner in which the pointer settles at its steady indication after a change in the value of the measured quantity There are two general classes of damped motion, as follows: Periodic, in which the pointer oscillates about the final position before com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damping is the dissipation of vibratory energy in solid media and structures with time or distance It is analogous to the absorption of sound in air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reducing vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of applying water to the lithographic plate on a litho printing machine Also the application of moisture to paper in preparation for a subsequent process, e g supercalendering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adjustment to suspension's shock absorbers Controls the speed of the suspension's response to a bump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reduction in amplitude of an oscillation or vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dancing

dans salonu

Dans etmek için gidilen, halka açık yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). (s). karanlıkta; (s). karanlıkta olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sevgili, sevgilim; (s). sevgili; sevimli, cici hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). canlı, faal, atılgan; gösterişli, şık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yaz aylarında saatlerin ileri alınması, yaz saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dealing

tic. satım

Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iş, alışveriş; muamele, alaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maceraperestlik; cüretkârlık, gözüpek oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa namlulu eski tip cep tabancası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mükafata 1ayık, değerli. deserving of praise övülmeye layık değerli deservingly (z). övülmeye lâyık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile. movable hareketli. müteharrik. dynamic dinamik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. active. moving. in motion. mobile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazı yapılan yer; bu kazıdan çıkarılan şey; (ing)., (k).dili pansiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çan gibi ses çıkarmak, çalmak; (i). çan sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili ufak şey; fırlatılan şey; ismi unutulan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çan sesi gibi; (i). çan sesi, dan dan; aynen tekrar edilen ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog geys, ghies) (i). ufak kayık; patalya, dingi; ufak gezinti sandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çark, tekerlek, silindir gibi şeylerin merkezinden geçen mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. arbor. axle-tree. shaft. spindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axis. spindle. axle. arbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. axletree. spindle tree. arbor. journal. spindle. shaft. spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dengesiz olarak sallanmak, titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serene. inert. motionless. static. stationary. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. inactive. placid. serebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. silence. inertia. rest. quieteness. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derecik, etrafı ağaçlıklı ufak dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wild dog found in Australia, but supposed to have introduced at a very early period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It has a wolflike face, bushy tail, and a reddish brown color. wolflike yellowish-brown wild dog of Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wolflike yellowish-brown wild dog of Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avustralya'ya mahsus bir çeşit yabani köpek, (zool). Canis dingo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (gier, giest) donuk, rengi soluk, kirli, paslı. dingily (z). rengi soluk olarak, paslı olarak. dinginess (i). rengi soluk oluş, donukluk; kir, pas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). idrak eden, anlayan, zeki. discerningly (z). idrak ederek, anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fark eden, ayıran, tefrikeden; zevk sahibi olan, anlayarak takdir eden, görüş sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). samimi olmayan, kurnaz, iki yüzlü, gizli maksadı olan. disingenuously (z). samimiyetsizlikle, iki yüzlülükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). sivrilmiş, üstün, mükemmel, zarif, kibar, nazik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırt etmek, ayırmak, tefrik etmek; anlamak, idrak etmek; sivrilmek, temayüz etmek; değer kazandırmak. distinguishable (s). görülebilir, fark edilebilir. distinguishably (z). farkedilecek surette. distinguished (s). üstün, mükemmel, kibar, sivri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işler, vakalar; hareket, tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembel ve haylaz kimse; colloq boş gezenin boş kalfası. don't kıs donot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping. dope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The introduction of an element that alters the conductivity of a semiconductor Adding boron to silicon will create a P-type material, while adding phosphorus or arsenic to silicon will create N-type material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deliberately adding a very small amount of foreign substance to an otherwise very pure semiconductor crystal These added impurities give the semiconductor an excess of conducting electrons or an excess of conducting holes which is crucial for making a wor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Addition of impurities to a semiconductor or production of a deviation from stoichiometric composition to achieve a desired characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intentional introduction of a selected chemical impurity into the crystal structure of a semiconductor to modify its electrical properties For example, adding boron to silicon makes the material more p-type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Process of introducing impurity atoms into a semiconductor to modify its electrical properties. the intentional alloying of semiconducting materials with controlled concentrations of donor or acceptor impurities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The deliberate addition of a small amount of an impuritiy in order to changed the properties of the original substance. the controlled addition of impurities to a semiconductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The addition of DOPANTS to a SEMICONDUCTOR.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introducing chemical impurities into a semiconductor; a stage in chip manufacture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The addition of an ionic impurity to a semiconductor to alter its conductivity in desired well-defined area and to specified depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adding impurities to a neutral lattice to bias conduction You might try Britney's guide to Semiconductor Basics :-).

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Improvement of the performance of automatic speech recognition by the use of sound recordings collected while the service is in operation. the process in which a crystalline structure is altered by replacing existing atoms with those atoms from other elem

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doping , illicit use of drugs before sporting events.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayaklarında beşer tane parmak bulunan İngiliz tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İngiliz Başvekili 'nin ikamet ettiği sokak; (k.dili). ingiliz hükümeti. down payment taksitle alışverişte peşin ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çizim, karakalem resim, resim taslağı; kroki, plan; çizme sanatı; piyango, çekiliş. drawing account açık hesap. drawing board resim tahtası. draw (ing). book resim defteri. drawing card ilgi çekici kimse veya program. drawing compasses resim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir torbanın ağzını büzerek kapamakta kullanılan ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). giydirme, giyme, giyinme; pansuman, sargı; tavuk dolması içi; salça, mayonez, terbiye; gübre; down ile, (A.B.D). (k).dili azarlama. dressing case tuvalet çantası. dressing gown sabahlık. dressing room giyinme odası, gardırop. dressing table tuva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dribbling

sp. top sürme

Topu kısa aralıklarla sürükleyerek veya yere vurarak karşı tarafın kalesine veya potasına doğru götürme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dimi ve dok denilen bir çeşit pamuk veya keten bezi, diril.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) içki içme alışkanlığı, içki iptilâsı. drinking bout içki âlemi. drinking cup kadeh. drinking fountain bardaksız içilen içme suyunu yukarı doğru fışkırtan bir çeşit musluk. drinking horn boynuzdan yapılmış kadeh. drinking song içki içilirken söylene

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damlama, damlayan şey. drippings (i). kızartılan etten damlayan yağ ve su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). sürme, sürüş, araba gezintisi; (s). enerjik, canlı, tuttuğunu koparan; şiddetli, sert; hareket ettiren, çeviren, işleten. driving rain şiddetli yağmur. driving wheel (mak). işletme dişlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damlama, düşme; (çoğ).. damlayan şeyler (mum, yağ), birikinti, sızıntı; (çoğ). gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. dumping

ekon. düşürüm

Mallarda yapılan genel ucuzluk.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit meyvalı hamur tatlısı; kaynar çorba içinde pişen küçük hamur parçası; (k.dili) kısa boylu ve tombul kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat esnasında, zarfında, müddetince, de .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ev, ikametgah, mesken. dwelling house, dwelling place ev, ikametgah, mesken, konut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s).ölüm,ölme;(s).ölen,ölmekte olan dying bed ölüm döşeği .dying confession (veya) declaration ölüm döşeğinde yapılan itiraf, açıklama. dying will ölmek üzereyken ifade edilen arzu, son dilek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kartal gibi hızlı ve yüksekten uçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, kâr; maaş, gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küpe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulak tırmalayıcı, sağır edici (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yeryüzünde yaşayan kimse, fani kimse; kendini dünya işlerine vermiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inançları kökünden sarsan, fikirleri altüst eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den doğuya doğru hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yumuşak uysal tabiatlı, yumuşak başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenar, kenar için kullanılan şerit, dantel, sutaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikli kalemle hakkâklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesme, kırpma, kırkma; (ABD). gazete küpürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. son, nihayet, hitam; uç, baş; gram. takı, sonek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dayanıklı, sabırlı, tahammüllü; ebedi, devamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici, cazip, hoşa giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. asılamak; dikmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyma klişeden çıkarılan resim; hakkâklık, oymacılık; hakkâk işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. içinde kaybolmak; yutmak, girdap içine çekip yutmak. engulfment i. bu suretle yutma veya yutulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s uyanık, açık goz, girişken, muteşebbis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğlenceli, hoş. entertainingly z. eğlenceli bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yoldan sapmış, dalâlete düşmüş, hata yapmış; günahkâr . erron (kıs.) erroneous, erroneously

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olağanüstü görülmemiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azot asidi ile madeni levhayı aşındırmak suretiyle yapılan bir hak usulü; bu levha; bu levha ile basılmış resimveya yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akşam; gece; suvare; bir şeyin sona ermekte olduğu devre, özellikle ömrün son seneleri. evening dress gece elbisesi. evening primrose eşekotu, (bot.) Oenothera biennis. evening star akşam yıldızı, güneş battıktan sonra görülen Zühre yıldızı Good even

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ebedi, ölümsüz, daimi, sonsuz; sürekli, devamlı; fazla uzun süren, sıkıcı; dayanıklı; kuruyunca şekli verengi bozulmayan (çiçek veya bitki); i ebediyet, sonsuzluk; bot kuruduğu zaman rengini ve şeklini koruyan bir çeşit çiçek; birçeşit dayanık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (bağ.) -den gayri, -den başka, hariç; (bağ.) yoksa, meğerki, olmadıkça, etmezse. not excepting dahil. always excepting -den gayri, hariç. exceptfor olmasaydı; hariç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). söndürmek, bastırmak, ortadan kaldırmak, bitirmek, yok etmek, imha etmek, izale etmek; (huk). feshetmek. extinguisher (i). yangın söndürme aleti, mum söndürmeye mahsus şamdan külâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabahati örten, vaziyeti kurtaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaplama; kumaşın kenarına geçirilen astar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. factoring

ekon. alacaklandırma

Alacaklandırmak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kumaş üzerindeki ajurlu nakış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). kusur, zaaf, ayıp; (s). zail olan, eksilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat olmadığı takdirde. failing that aksi takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müh.) karenaj; (hav.) kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzaklara erişen,şümullü, geniş kapsamlı, geniş mikyasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzağı gören, basiret sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeyrek peni (eski biringiliz parası). It isn't worth a farthing. Beş para etmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kadınların giydiği çemberli etek veya iç eteği, jüpon, etegi kabartmak için alttan takılan çember.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnaval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). besili hayvan, semiz hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). his, duyu, duygu, dokunma; dokunma hissi; (çoğ). his dünyası, iç âlemi, merhamet, şefkat; (s). duygulu, hisli, hassas; şefkatli; dokunaklı, tesirli. hurt one's feelings hatırını kırmak, gücendirmek. feelingly (z). tesir ederek, hissederek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskrim; kaçamaklı cevap verme; çit veya parmaklık malzemesi; bir araziyi çevreleyen çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Frenk, Hintlilerin AvrupaIılara verdikleri isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit ensiz şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iif, iplik, tel; karakter. fibered (s). Iifli, telli. fiberboard (i). komprime liflerden yapılmış tahta. fiberglass (i). cam elyafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğe talaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doldurma; dolma içi; doldurulan herhangi bir şey; (dişçi). dolgu. filling station benzin istasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). parmak; parmak gibi şey; parmak boyu; (A.B.D). alkol ölçüsü; (f). parmakla dokunmak, el sürmek, parmakların arasına alıp oynamak, ellemek; çalmak, aşırmak; (A.B.D)., argo ele vermek; parmaklarla ince iş yapmak; (müz). parmakla çalgı çalmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmakla dokunma, yoklama; (müz). parmakları kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parmak büyüklüğünde balık yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşırılık ifade etmek İçin fingirdemek fiiliyle beraber kullanılır: Kız fingir fingir fingirdiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fazla oynak kız veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. frivolous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish. flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazlaca oynak hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f,). Karşılıklı fingirdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dally with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, kılı kırk yaran, çok meraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ateş etme; yakma. firing line (ask). ateş hattı. firing squad idam mahkumunu kurşuna dizen asker bölüğü; ölü kimsenin mezarı başında saygı gösterisi olarak ateş eden asker bölüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilk sonuç; ilk doğan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balık avlama, balık avı, balıkçılık; ağız arama. fishing boat balıkçı kayığı veya gemisi. fishing rod olta kamışı. fishjng tackle veya gear balık takımı, baIıkçı takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (gen). (çoğ). prova; tertibat, teçhizat, takım; (s). uygun, münasip, yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili tertibat, teçhizat; garnitür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri ve yassı taşlarla döşenmiş kaldırım veya sokak; iri ve yassı kaldırım taşları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gevşek, zayıf, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamingo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamenco. flamingo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The flamingoes have webbed feet, very long legs, and a beak bent down as if broken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Their color is usually red or pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The American flamingo is P. ruber; the European is P. antiquorum. large pink to scarlet web-footed wading bird with down-bent bill; inhabits brackish lakes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large pink to scarlet web-footed wading bird with down-bent bill; inhabits brackish lakes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -gos, goes) (zool). flamingo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parlayan şey veya kimse; suni seylâp yapma; yağmurdan korumak için saç kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüyleri henüz bitmiş yavru kuş; acemi çaylak, bir işe yeni başlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Flaman. Flemish (s)., (i). Flamanların oturduğu bölgeye ait; (i). Flaman dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ten rengi dar pantolon; deriden sıyrılarak alınmış ve tutkal için kullanılan et parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (flung) atmak, fırlatmak, savurmak: silkinmek: silkmek; binicisini üstünden atmak (at): öteye beriye sallamak; yıkmak, düşürmek, devirmek; çifte atmak: atılmak; savurmak (küfür); dalmak, sıçramak. fling away dışarı atmak, dışarı fırlamak. fling of

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atma, atış; sıçrayış, fırlayış; hakaret, laf sokuşturma, iğneli söz; hareketli dans; çıIgınlık, eğlence, serbest davranış. have a fling at denemek, yapmaya çalışmak. have one's fling baskıdan kurtulup serbestçe hareket etmek, meydanı boş bulup bol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzen; bağlı olmayan; gezici, seyyar, sabit olmayan; değişen. floating anchor (bak). sea anchor. floating bridge yüzen köprü dubalı köprü. floating capital (tic). döner sermaye. floating debt gayri muntazam borç. floating derrick (den). gezer maç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). uçma, uçuş; tayyarecilik, havacılık: (s). uçan; havacılıkla ilgili. flying boat deniz uçağı. flying buttress (mim). duvar dirseği, payanda, istinat kemeri. with flying colors parlak bir başarı ile. Flying Dutchman fırtınalı havalarda Ümit B

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). taraftarlar, bağımlı olan kimseler, tabi olanlar; (s). takip eden, izleyen; ertesi, muteakıp, aşağıdaki; ilerdeki, istikbaldeki. the following şunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). belirli bir cins veya boyda hurufat takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). basılan yer, ayak basacak yer; mevki, hal; ilişki; yekun; temel ayağı, taban. on a better footing than ever araları her zamankinden daha iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önemsiz, değersiz; ahmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, haşin, ürkütücü nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işaret parmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yakında çıkacak, gelecek; hazır, mevcut; (i). geliş, varış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlatlık, manevi evlât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). buluntu, ana babası tarafından terkedilip sokakta veya başka bir yerde bulunan bebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tekerlekleri serbest dönen; (k). dili fazla serbest davranan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmakta; dondurucu, çok soğuk. freezing point donma noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkutucu, dehşet verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). saçak, püsküllü saçak; saçak gibi şey, perçem, kakül; kenar; (fiz). ışın kırılmasından meydana gelen koyu çizgilerden biri; (f). saçak veya kenar takmak. fringe benefit işçiye ücreti dışında sağlanan her hangi bir şey (sosyal sigorta, emekl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keklerin üzerine konan şekerli karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çırpıcı dibeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kürk; dil üzerindeki kir; mim döşeme tahtasını düz tutmak için kirişin girintili yerlerine konulan tahta parçasl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i havlıcan, kulunç otu, bot Alpinia officinalis; zencefile benzer ko kulu bir kök; kırk boğum, bot Cyperus longus

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kumarbazlık, kumar oy nama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s fazla uzun boylu, colloq Ieylek gibi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplantı, toplanma; topluluk; şiş, cerahat, apse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski model mitralyöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın kaplama; yaldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zencefil, zencefil kökü; argo canlılık; f. zencefil katmak; canlandırmak. ginger ale zencefilli gazoz. gingerbread i. zencefilli çorek; gösterişli süs. gingerbread tree dum ağacı, bot. Hyphaene thebaica gingersnap i. zencefilli çörek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. yavaşça, ihtiyatla; s. yavaş, ihtiyatlı, tedbirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaca dokuma, çizgili pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diş etlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dik ve düşmanca bakışlı; çok parlak, göz kamaştırıcı; apaçık, hemen göze çarpan. glaringly z. dik dik bakarak; göz kamaştıracak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma, akış, süzülüş. gliding angle hav. süzülme açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akşam karanlığı, ortalığın kararması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dindar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (f.) gidiş, ayrılış; yolların durumu; (s.) mevcut olan; hareket eden; işleyen; (f.) gelecek zamanı belirten yardımcı fiil: I am going to do this. Bunu yapacağım. goings on (k.dili) olup bitenler, hal ve hareket (çoğu zaman fena anlamda). a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz palazı, kaz yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düzenli olarak kodlanmış bilgi yollayan bir uydu ağıdır ve uydularla aramızdaki mesafeyi ölçerek yeryüzündeki kesin yerimizi tespit etmemezi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Global yer belirleme sisteminin kısa yazımı. Uydular aracılığıyla anlık yerinizi bulmanıza olanak sağlayan bir sistem.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) haris, tamahkâr, aç gözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pencere kafesi; ızgara; (fiz.) güneş spektrumunun hatlarını ölçmeye mahsus şebeke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool) kurşuni tatlı su balığı, dere kayası; bir kurşuni kelebek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) golden'e benzer bir elma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) selam. greeting card tebrik kartı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; sorguya çekme, sıkıştırma, ahret suali sorma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İsp.), (asağ.) ana lisanı İngilizce olan yabancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprağa yakın yaşayan bitki veya hayvan; deniz dibinde yaşayan balık; basit zevkleri olan kimse; eski tiyatroda ayakta duran seyirci .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çok yorucu, bitap düşürücü; (i.) çok yorucu şey, işkence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) striptiz artistlerinin mahrem yerlerini örtmek için taktıkları bant; (müz.) sol notası teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) avcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) silah kaçakçılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saatin içindeki kıl gibi yay .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (strung) (anat.) diz arkasmda bulunan iki büyük kirişten biri; (f.) bu kirişleri kesmek; sakatlamak, topal etmek; çalışamaz hale getirmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) elle dokunma; işleme tarzı. handling charges elden geçirme masrafları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) perende atma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) e! yazısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s.) asma; ipe çekerek idam; (çoğ.) oda duvarlarına asılan kumaş; (s.) asılı, sarkan; askıda kalmış, bir sonuca varılmamış; idama layık; idam cezası vermeye meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olay, vaka; tiyatro kısmen ve irticalen sahneye konan ve seyircileri şaşırtmak gayesini güden oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) haberci, müjdeci .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) liman; sığınacak yer, sığınak; (f.) barındırmak; misafir etmek; beslemek. harborage (i.) barınacak yer, sığınak, melce .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok çalışkan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harman yapma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dayak atma; fazla veya zor iş; şaka olarak munasebetsiz işler yaptırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) serlevha, başlık; maden yolunun dar başı; baş koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşmak üzere, dopdolu, tepeleme, silme, lebalep .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işitme duyusu, işitim; işitme; (huk). celse, duruşma, oturum; ses erimi. hearing aid kulaklık, işitme cihazı. hard of hearing ağır işiten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıskançlık, kin, gizli husumet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek parçalayıcı, çok acıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalbin en kuvvetli hisleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ısıtıcı; kızıştırıcı, tahrik edici; (i). Isıtma sistemi, ısıtma. heating coil (elek). rezistans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektolitre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Hedging)

Nakit piyasada bulunulan bir pozisyondan oluşan risklerden diğer piyasalarda (futures, options vs.) pozisyon alarak korunmadır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım; bir tabak yemek, porsiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ringa, (zool). Clupea harengus. herringbone stitch (terz). ringa kemiğine benzer dikiş, çapraz dikiş, hıristo teyeli, iğne ardı dikiş. Pontic herring karagöz tirsi, (zool). Clupea pontica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saklanacak yer, gizlenecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). menteşe, reze; dayanak noktası, destek, esas; midye gibi hayvanların kabuğunda mafsal; (f). menteşe takmak; dönmek; dayanmak, bağlı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (aşağ). ücretli adam, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istifçilik; (ing). muvakkat tahta perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. conglomeration. conglomerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act or state of sustaining, grasping, or retaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tenure; a farm or other estate held of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which holds, binds, or influences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The burden or chorus of a song. designed for retention; 'a holding pen'; 'a retaining wall'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. community company. conglomerate. consolidated company / corporation. holding. overhead s company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grabbing and holding onto an opponent or the opponent's stick; incurs a minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using your hands on an opponent or the opponent' equipment to impede your opponent's progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a parachute is flying directly into the ambient wind, it is said holding See running and crabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When you use your hands to grab your opponent or his or her stick A minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using the hands or arms to impede an opponent's movements A personal foul, and the penalty is a direct free kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A judge's decision in a case - the legally operative part of a decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ruling contained in a judicial opinion upon which the result depends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Land and buildings held by a freehold or leasehold occupier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the shares , contracts , or face amount you own of an investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The designated area to which the Extra Performers report and stay while waiting to go on set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Aircraft flying a 'racetrack' pattern based on a defined constraint point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keeping another player from advancing by literally holding him back with one's hand Usually illegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hands or stick to hold an opponent It is illegal and calls for a penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of the thermal cycle during which the temperature of the object is maintained constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maintaining full draw whilst aiming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minor penalty called when a player uses his or her hands to hold an opponent or their stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). tutma; kira ile tutulmuş arazi; spot engelleme; (gen). (çoğ). mal, mülk ve tahvil gibi eldeki değerler, edinç; (s). tutan, elinde bulunduran. holding company holding şirketi. holding pattern (hav). havaalanına inmeye izin beklerken uçağın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eve veya memlekete dönüş; mezunlar günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

posta güvercini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev temizliği; pol. temizlik, ayıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni eve taşınanlar tarafından dostlanna verilen ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşa, belleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iskân; evler; barınacak yer; bir makinanın kısımlarını yerinde tutan çerçeve veya levha. housing problem mesken sorunu. housing project site.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olağanüstü bir şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vızıldayan, mırıldanan, uğuldayan; k.dili kuvvetli, canlı, dinç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinekkuşu, zool. Trochilus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avcılık; arama, araştırma; mak., elek. dalgalanma. hunting box İng. avcı kulübesi. hunting cap coğunlukla kadifeden yapılmış avcı kasketi. hunting case madeni saat kapağı. hunting dog av köpeği. hunting knife av bıçağı. hunting seat av köşkü. happy

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ, topluluk ismi seçim hazırlığı; politikacıların konuşma yaptıkları yerler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasta ve kek üzerine veya içine sürülen şekerli krema.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vurmak (ses ışık), çarpmak; sınırı aşmak, tecavüz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heybetli, muhteşem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canlının kendi cinsini veya kendisini barındıranı tanımasını sağlayan doğal eylem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı soy ve cinsten hayvan ve bitkilerin çiftleştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. giren, ele geçen; yeni (hükümet, yıl), başlayan; i. girme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmesi olanaksız, seçilemez. indis- tinguishably z. seçilemeyecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söndürülemez, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bozmak, ihlâl etmek; tecavüz etmek, karşı gelmek. infringement i. tecavüz; sakatlama, bozma; bir hakkın ihlâli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek kök fiildeki hareketi belirtme: fishing balık tutma; a singing bird ötücü kuş; drinking fountain su içilen çeşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasadı toplama, devşirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hünerli, marifetli; zeki, usta; usta işi, maharetle yapılmış. ingeniously z. maharetle, ustallkla. ingeniousness i. maharet, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. saf kız; sahnede saf kız rolü yapan kadın oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; maharet, hüner, marifet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık yürekli, samimi, candan; masum, saf. ingenuously z. açlk yüreklilikle. ingenuousness i. açlk yüreklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. midesine indirmek (yemek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.İngiltere ahalisinden olan adam. İngiltereli: İngilizlerin ahlâkı, İngiliz kadını, ingiliz çocuğu.

2.İngiltere ve İngiliz kavmine ait ve onlarla alâkalı: İngiliz devleti, İngiliz dili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

english. englishman. english woman. britisher. englander. brit. john bull. gringo. anglo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Englishman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

English.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.ingilizler’e mahsus, İngiliz Adet ve usûlüne uygun olarak: İngilizce dans, İngilizce karşılama.

2.ingiliz lisanı: İngilizce’yi öğrendi, ingiliz tavrında veya lisanıyle: ingilizce davranır, İngilizce konuşuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

english. in english. english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the English language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi.). İngilizler’e mahsus tavır ve hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Avrupa’nın kuzey batısındaki ada ve buradaki krallık. Büyük Britanya Devleti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yolların sağından gitmelerini istedi.

Bir süre sonra aslında kendisi de bir solak olan Napolyon, ordularındaki ikmal arabalarının yolların sağından gitmeleri emrini verdi ve zaptettiği her ülkede de bu uygulamayı hayata geçirdi.

İngiltere hiçbir zaman Napolyon tarafından zapt edilemediğinden İngilizler yolun solundan gitme alışkanlıklarından vazgeçmediler. Avustralya, Hindistan gibi tüm eski sömürgelerinde de bu usulü devam ettirdiler. Zaten İngilizler’de Amerikalılardan farklı olarak sürücü arabanın üstünde ve sağında oturuyordu.

Modern araba teknolojisinin gelişmesi ile bu gelişimin dünyada öncüsü olan ABD’de sürücü koltuğu ve direksiyon sağdan gidişe uygun olarak sola konuldu ve dünyanın birçok bölgesinde bu şekilde yaygınlaştı.

İngiltere’de ve eski sömürgelerinde, trafik akışını sağ şeride almanın faturası o kadar yüklüdür ki, artık isteseler de kolay kolay bunu yapamazlar.

Hangi ülkede olursanız olun, trafiğin yönü ister sağdan olsun ister soldan, karşıdan karşıya geçmeden önce, siz yine de her iki yöne bakmayı ihmal etmeyin.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayıp, şerefsiz, utandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. içeriye giren; memuriyete başlayan; i. içeri girme, başlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kökleştirmek, yer etmek; ham iken boyamak, dokunmadan boyamak; s. kökleşmiş; ham iken boyanmış. ingrain carpet dokunmadan boyanmış halı. ingrained s. kökleşmiş, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nankör kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevdirmek; sevgisini kazanmak. ingratiate oneself with a person yağcılık yaparcasına birisine sokulmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nankörlük, iyilik bilmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. şiddeti yavaş yavaş artan, ağırlaşan (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir karışımdaki maddelerden her biri, cüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. girme, girme yetkisi; girilecek yer; astr. güneş tutulduğu zaman ayın arz gölgesi içine girmesi, bir gezegenin arz ve güneş arasından geçerken güneş dairesinde ilk görünüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giriş, giriş hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sosyol üyelerinin karşılıklı bir dayanışma içinde olduğu herhangi bir grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin içine doğru büyüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine batmış. ingrown nail etin içine gömülerek büyüyen ayak tırnağı, batan tırnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kasığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. engulf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. oburcasına yutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ima, işaret; seziş, kuşku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( beysbol) her iki taraf oyuncularının birer vuruş sırası, beysbolda iki tarafın sıra ile vurucu mevkiine gelmesi. innings i., (kriket) bir tarafın on oyuncusu oyun dışı edilinceye kadar vuruş sıraları; bir parti veya bireyin iktidar mevkiinde bulun

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) enteresan, dikkate değer, çekici. interestingly (z.) alâka uyandıracak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) birbirine karıştırmak veya karışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sinirlendirici, asap bozucu, kızdırıcı; tahrik edici; tahriş edici . irritatingly (z.) sinirlendirerek; tahrik ederek; tahriş ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) balık tutkalı; mika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Yelkenlerin yukarı kaldırılıp toplanması ve bu hareketin yapılması için verilen kumanda: İstinga yelken = Yelkeni toplal

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arnavutça: ştronga). Çitten yapma mandra kapısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) cezaevi, tutukevi, hapishane, tevkifhane; hapis; (f.) hapishaneye kapamak, hapsetmek, tutuklamak. jail fever tifüsün eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gardiyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan ve Çin'de kullanılan bir çeşit hafif top ve tüfek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şıngırtı; vezinsiz şiir; (tekerleme gibi) küçük eğlenceli şiir; İrlanda veya Avustralya'ya özgü iki tekerlekli ve kapalı araba; küçük şarkı; f. şıngırdatmak, tıngırdatmak; vezinsiz şiir yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -goes) ulusçuluk duygularını bağnazlık derecesine getiren kimse, savaş taraftarı. by jingo vallahi. jingoism i. aşırı milliyetçilik. jingoistic s. bu siyasete uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jogging

sp. doğa yürüyüşü

Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jogging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of giving a jog or jogs; traveling at a jog. running at a jog trot as a form of cardiopulmonary exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another term for inching, which is the movement of a crane hook, bridge or trolley when they are moved in short, jerky increments, such as stop and start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manual movement, either by hand or power operated, of the mechanical positioning components of machine tools to assist in set-up. rapid application of full power to a motor to move it or its load into position desired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve ortası çukur bir hamur tatlısı, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerin kozalaklılar takımından büyük orman ağaçlarını içinde toplayan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutma, koruma, muhafaza etme; geçim, geçimini temin etme; himaye. in keeping with uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İskoç çok küçük miktar, iz; işaret; farketme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Germen şiirinde her hangi bir şeyin yerine kullanılan metafor: deniz'' yerine balina yolu'' gibi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kensington Technology Group tarafından geliştirilmiş bilgisayar kilitleri için kullanılan ünlü bir standarttır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s .öldürme, katil; vurgun (av): k.dili vurgun, büyük kazanç; s. öldürücu; k.dili çok güldürücü, katıltıcı; çok, kuvvetli, pek sıkı. killingly z. gülmekten katıltacak derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral; başta olan kimse; bir konuda en usta kimse; satranç şahı; iskambil papazı; dama olan taş; çoğ., b.h. Eski Ahit'te Krallar kitapları. King's Bench İngiltere'de vaktiyle kralın bizzat başkanllk ettiği yüksek mahkeme heyeti. king crab yengece be

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kralllk etmek. king it krallık etmek; krallık taslamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral kuş, bir tür sinekçil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana kilit, ana sürgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, hükümdarlık; hükümet; saltanat; krallık ülkesi; biyol. âlem. kingdom come öteki dünya, cennet, ahret.kingdom of heaven Allahın hâkim oldugu ülke. the United Kingdom Büyük Britanya ile Kuzey İrlanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük uskumru; (A.B.D.), k.dili kodaman, bir mahalle veya partinin kuvvetli adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalıçapkını, iskele kuşu, emircik, zool. Alcedo atthis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .küçük kral; çalıbülbülüne benzeyen bir çeşit ufak kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kral gibi, krala yaraşır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. krala ait; krala yaraşır; şahane, azametli, muhteşem, kral gibi. king liness i. kral heybeti ve azameti, haşmet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bowling oyununda en önde bulunan çomak; k.dili baş, elebaşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili normal ölçülerden büyük (sigara).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). İki ülke arasındaki alışverişte karşılıklı olarak mal ödenmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örme; örgü. knitting machine örgü makinası. knitting needle örgü şişi. knitting work örgü işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bilgisi olan, malumatı olan; çok bilmiş, şeytan, kurnaz, açıkgöz. knowingly (z.) bilerek, bile bile, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) cahil kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zarkanatlılardan bir böcek, (zool.) Neuroptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaytanla bağlama veya sıkma; kaytan veya şerit geçirme; bağcık, kaytan, şerit; içkiye karıştırılmış alkol; (k.dili) dövme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamâyil şeklinde takılan fişeklik, göz göz palaska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yükleme. bill of lading konşimento.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmak biçiminde yapılan bir çeşit hamur işi; yüksükotu, (bot.) Digitalis purpurea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keçe veya asbest ile kaplama veya döşeme; kemer kalıbı döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hançer gibi saplanan (sancı), keskin (ağrı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hav.) iniş; iskele; merdiven sahanlığı; karaya çıkma veya çıkarma. land (İng.) beam (hav.) iniş kılavuzu, radyo işareti. landing craft çıkartma gemisi. landing field havaalanı. landing gear (hav.) iniş takımı. landing place, landing stage iske

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuvvetsiz; baygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağmurkuşuna benzeyen bir kuş, kızkuşu; (zool.) Vanellus vanellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ip, halat; iple bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kamçılama; azarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) dayanma, beka, bozulmayış, sürme; kadın iskarpini için dayanıklı yunlü kumaş; (s.) devam eden, dayanıklı, devamlı olan. lastingly (z.) devamlı surette, daimi olarak. lastingness (i.) devamlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kapı mandalını açan ip. The latchstring is always out. Kapımız daima açıktır. İstediğiniz zaman buyurun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gülen, güldüren; gülme, gü1üş. laughing gas güldürücü gaz, (tıb.) azot monoksit gazı (anestezi için kullanılır). laughing hyena benekli sırtlan. laughing jackass (bak.) jackass laughing stock gülünecek kişi. no laughing matter şakaya gelme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) suya indirme; hareket ettirme. launching pad roketin hareket sahası; yeni bir teşebbüse atılmak için seçilen yer veya vesile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna itaat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yol gösterme, rehberlik; ima; (s.) önde olan, yol gösteren, rehber olan. leading article (İng.) başmakale. leading lady piyeste başrolü oynayan kadın. leading man başrolü oynayan erkek. leading question belirli bir cevabı gerektiren soru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurşun ile kaplama veya bölme; kurşun çerçeve (pencere için); (matb.) satır aralarının anterlini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) temayül, eğilim, meyil, arzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilim, bilgi, malumat; irfan; öğrenme, ilim kazanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. leasing

ekon. kiralama

1. Bir taşınır veya taşınmazın kullanım hakkının belli bir süre için ve belli bir kira karşılığında kiracıya verilmesi. 2.Anlaşmaya göre kira süresinin bitiminde mülkiyetin kiracıda bırakılabilmesi durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. artıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. tozluk, getr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuzey memleketlerine özgü bir çeşit iri kır faresi, yaban sıçanı, zool. Lemmus lemmus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harflerle işaret etme; tabela üzerine yazılan harfler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalayış, yalama; k.dili dayak; biçim verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlandıran, hayat veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat için gerekli olan esaslı şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lifting

gerdirme

Gerdirmek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hırsızlığı benimsemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aydınlatma; ışıklandırma tertibatı; resim ve fotoğrafta ışığın kullanılışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimşek, yıldırım. lightning arrester elektrik aletlerini yıldırımdan koruyan aygıt. lightning bug ateşböceği. lightning conductor, lightning rod yıldırımsavar, paratonerç lightning glance şimşek çakışı gibi bir bakış, bir göz atış. chain lightning,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. for ile sevme, hazzetme, meyil, alâka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek isimde küçültme meydana getiren ek: duckling.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuzey denizlerine mahsus ve morina balığına benzer eti yenir bir balık, zool. Molva molva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süpürgeotu, bot. Calluna vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrılamamak, gitmemek; gecikmek; gitme vaktini uzatmak; oyalanmak; kolayca ölmemek, uzun zaman can çekişmek; kolay kolay geçmemek; yavaş yavaş gitmek. lingeringly z. ayrılmayarak, gecikerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın iç çamaşırı ve gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -goes) lehçe; bir mesleğin argosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden Akdeniz sahillerinde konuşulan İtalyanca'dan bozma dil; milletlerarası ticari dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dile ait; dil ile telaffuz olunan (harf); i. dil ile telaffuz olunan harf (t, d, n); dil ile çıkarılan ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., dil ,şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birçok dil bilen; dil alimi, dil uzmanı, dilci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dile ait; dilbilime ait. linguistic stock dil ailesi. linguistically z. dil bakımından. linguistics i. lengüistik, dilbilim. comparative linguistics karşılaştırmalı dilbilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astar; astarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıt, kaydetme; liste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaşayan, canlı, diri, sağ; canlandırıcı; yaşayanlara ait; zinde, kuvvetli, faal; tıpkı. living language yaşayan dil. living picture canlı tablo. living wage geçindirebilecek maaş. a living faith kuvvetli iman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşama, hayat tarzı; geçim; geçinme; the ile yaşayanlar. living room bir ailenin oturma odası. good living hali vakti yerinde olma, rahat yaşama. makeone's living hayatını kazanmak, geçinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yükleme; yük; ağırlaşması veya kalınlaşması için herhangi bir şeye katılan madde; sig. masrafları karşılamak için prime eklenen miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici olarak oturulan mesken; çoğ. pansiyon; kiralık oda. lodging house kiralık odaları olan ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. politikada karşılıklı yardım yolu ile iki kişinin birbirini tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun devirli (plak), dakikada 331/3 devir yapan (büyük plak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammüllü, sabırlı, azap çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters yönde olan; karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kazançlı olmayan, ziyan gören.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horoz ibiği çiçegi, yabani kadife çiçeği, bot. Amaranthus tricolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seven, sevgi gösteren, müşfik. loviny cup iki kulplu büyük içki kâsesi, mükafat olarak verilen kâse. loving-kindness i. şefkat, lütuf, iyilik, merhamet. lovingly z. sevgi ile. lovingness i. sevgi tavrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kereste için ağaç kesimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hantal, kaba; gürültülü. lumberingly z .hantalca

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit parlak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatış; yatacak yer. lying-in i. çocuk doğurma; loğusalık. lying to den. faça edip yatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalan söyleme, yalancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıldırtıcı, delirtici; sinirlendirici, can sıkıcı. maddeningly z. çıldırtırcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgın, zıvanadan çıkmış, köpürümüş, çok hiddetlenmiş; çıldırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük zemberek, ana yay; asıl sebep, baş sebep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapma, etme; teşekkül, yapı. başarı sebebi; çoğ. malzeme; çoğ. hususiyetler, nitelikler. making iron kalafat demiri. He has the makings of a man Adam olacağa benziyor. in the making olmakta, yapılmakta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalandan kendini hasta göstermek, hasta pozu yapmak, hastalık taslamak. malingerer i. hasta pozu yaparak vazifeden kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. marketing

tic. pazarlama

Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pazarlama; çarşıdan öteberi alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretler; çoğ. hayvanların tüy veya deri veya pullarının farklı renkleri; işaretleme. marking ink (çamaşır üzerine marka koymaya mahsus) sabit mürekkep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şahlanmasına engel olmak için beygirin dizgin veya geminden kolanına bağlanan kayış. martingal kayışı; den. cıvadra sakalı, kör baston, dikme kösteği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftleşme, çiftleştirme. mating season çiftleşme mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hasır, hasır örgüsü; hasır örme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlam, mana; amaç, gaye, maksat; yorum; önemç meaningful sç anlamlı, manalı. meaningless s. anlamsız, manasız; boş, abes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maksatll, niyetli; manalı, anlamlı. meaningly z. manalı manalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplantı; cemaat; birleşme, bitişme; meydan toplantısı, miting. meeting house toplant için kullanılan ev; Kuveykır kilise binası. meeting place toplantı yeri, buluşma yeri; uğrak. summit meeting pol. zirve toplantıse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıb. beyinzarı iltihabı, menenjit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasta üzerine konan bir çeşit krema; beze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şen, neşeli; i. cümbüş, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçenekIilerden, mersin, karanfil ağacı, okaliptüs gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiir vezni, ölçü; müzik ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metre .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. orta, iyice; orta taba kaya mahsus; z., k.dili orta halde, şöyle böyle. middlings i., çoğ. orta kalitede mahsul, borsada fiyat ayarlamasına esas olan ve liflerinin uzunluğu orta derecede pamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değirmencilik; madeni paranın kenanndaki tırtıllar. milling machine freze makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) sanrı uyandıran; zihni bulandıran; şaşırtıcı; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., (argo) sanrı uyandırıcı; çıldırtıcı; i. sanrılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görümü yoğunlaştıran veya değistiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katıp karıştırmak; birbirine karıştırmak; katmak; karışmak, karıştırmak; katılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madencilik; maden kazma; ask. mayın dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağ Almanya'sında lirik şair ve aşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen.,çoğ. şüphe, kuşku, kuruntu; korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksik, olmayan, kayıp. missinglink bak. link the missing savaşta kayıp askerler. There is a page missing bir sayfa eksik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Gösteri maksadıyla yahut bir hadiseye dikkati çekmek için yapılan toplantı, nümayiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. rally. demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little one; used as a term of endearment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. mass meeting. demonstration. rally. popular assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaycı kuş, zool. Mimus polyglottos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak; biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing. moulding i. tiriz, pervaz, korniş, silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo. asıl işinden başka bir işte de çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin bağlanmasına mahsus lenger, palamar veya şamandıra, geminin bağlanacağı yer.ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sabah, sabah vakti, seher; başlangıç, başlama; b.h. fecir tanrıçası; s. sabahleyin olan, sabaha mahsus. morning gown sabahlık, robdöşambr. morning performance matine, sinema veya tiyatronun gündüz seansı. morning sickness hamilelerde sabah bula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündüzsefası, kahkahaçiçeği, bot. Convolvulus purpureus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destek, dayanak, çerçeve, koyacak; binme, biniş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kederlenme, ağlama, ağıt, yas tutma; matem, yas; matem elbisesi; yas süresi. half mourning yas süresinin son kısmı; yas, matem elbisesi. in mourning matem elbisesi giymiş; yaslı. mourning dove bir çeşit kumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kımıldanır, oynar, hareket eder; hareket verici; etkili, dokunaklu. moving day mesken değiştirilen gün, taşıma günü. moving picture sinema. moving picture. machine sinema makinası. moving platform hareket eden platform. moving stairway yürüyen merdi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genellikle politikada hasmına çamur atan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birkaç dil kullanan, çok dil bilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Herhangi bir mesleki eğitim görmemiş ressamlarca üretilen ve çocuksu bir betimleme anlayışını yansıtan resim sanatı ürünleri. Naif resim, perspektifin kuralların yadsıyışı ve çocuksu anlatımı dışında genel üslup özellikleri göstermez. Naif ressamlarca geliştirilen teknik ve üsluplar, daima kişisel niteliktedir. Dış gerçekliği akademikleşmiş yanılsama teknikleriyle değil de âdeta “masum bir gözle” algılayıp betimlemeleri açısından sanatsal değer taşırlar. 19. yüzyılın ikinci yarısında beliren Naif Resim`in en tanınmış ustaları H. Rousseau ve G. Moses`dir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nanking.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D., (argo) sevişirken kucaklaşıp öpüşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. komşu; yakın kimse veya şey; f. komşu olmak; yakın olmak; yaklaşmak, yaklaştırmak. good neighbor policy iyi komşuluk siyaseti. Howdy, neighbor! Merhaba kardeş! next door neighbor kapı komşu, yakın komşu. neighboring on komşu, yakın. neigh borly

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavru kuş, yuvadan henüz çıkamayan yavru kuş; yavru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örme işi, ağ örme; ağ, cibinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiç durmayan, bitip tükenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiç bitmez, ebedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çiçekleri yalnız gece açılan bir kaktüs, (bot.) Selenicereus grandiflorus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

NightFraming, karanlıkta fotoğraf çekebilmek için üç işlevi (NightShot, Hologram AF ve Flaş öncesi pozlama kontrol) birlikte kullanır. NightShot ile çerçevenin belirlenmesi: Kızılötesi teknolojisini kullanarak, tamamen karanlıkta bile çekilecek nesneyi görüntüler. Hologram AF ile odaklama: Deklanşöre yarım bastığınızda, fotoğraf makinesi Hologram AF ile çerçevedeki görüntüye odaklanır. Bir lazer, nesnenin kenarlarını algılar ve fotoğraf makinesinin buna düzgün biçimde odaklanabilmesini sağlar. Ön Flaş ile Kayıt: Deklanşör düğmesine tam basıldığında ön flaş yanar. Pozlama belirlenir ve ana flaş yanar; böylece mükemmel biçimde odaklanılmış, çerçeve içine alınmış ve pozlanmış görüntü çekilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bülbül, (zool.) Luscinia megarhynchos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin, acı, ısırıcı, zehir gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) olaysız durum, ilgi çekmeyen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kuzeye doğru katedilen mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basamak çıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şartsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (z.) hiç bir şey; sıfır; önemsiz şey veya kimse; hiç; hiçlik, yokluk; (z.) hiç, hiç bir suretle, asla, katiyen. Nothing doing (k.dili) Olmaz. Ben karışmam. nothing like benzemez, hiç de değil. for nothing bedava; boşuna; sebep yokken. in nothin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yokluk, hiçlik; anlamsızlık, önemsizlik; şuursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, edat gerçi, her ne kadar; bakmayarak; bağlaç mamafih, bununla birlikte; edat rağmen, gene de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hemşirelik, hastabakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meme çocuğu, süt çocuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazik, hoş davranan, yardım etmeye hazır. obligingly (z.) nazik bir şekilde. obligingness (i.) nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırmızı veya sarı renkli bir çeşit demir cevheri, aşıboyası, toprak boya; koyu sarı renk. ochreous, ocherous (s.) sarı renkten, içinde aşıboyası bulunan. crude ochre (min.) aşıtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koku; şöhret, itibar. be in bad odor adı çıkmak, kötü şöhreti olmak, itibarsız olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kusur, kabahat; suç; tecavüz, hücum, saldırı; incitme, gücendirme. commit an offense kabahat işlemek. give offense gücendirmek, kızdırmak. No offense. Gücenmeyiniz. Ayıp olmasın. take offense gücenmek, darılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teklif; sunulan şey; kilisede toplanan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahilden görülen açık deniz; sahilden ölçülen deniz mesafesi. in the offing yakında, pek uzak olmayan (olay).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süprüntü, çerçöp, kir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ürün; döl, evlât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yaklaşmakta olan; i. yaklaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı; açma, açış; açıklık, delik; başlangıç; açılış; fırsat; satrançta açış. open market serbest piyasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. orienteering

yönbul

Her türlü arazide harita ve pusula yardımıyla katılımcıların denetim noktalarını bulmaya çalıştıkları bir doğa sporu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sempatik dost tavırlı; giden, çıkan; i. gidiş, çıkış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezinti. outing flannel fanila, fanilaya benzer pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzakta bulunan, sınır dışındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, göze çarpan; kalmış (borç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yayılmış, serilmiş, uzanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorba tavırlı; küstah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek bol; taşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkıcı, kahredici; çok kuvvetli (sebep, koku, his).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendinden fazla emin, gururlu, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kuvvetli, karşı konulamaz; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borç olan; borçlu. owing to sebebiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşyayı bavula veya sandığa koyma; denk yapma, paket etme, ambalaj; salmastra, tıkaç, conta, tampon. packing box, packing case eşya sandığı. packing house büyük mezbaha. packing needle çuvaldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatka; doldurmak için kullanılan yumuşak madde; abartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. özenen, dikkat sarfeden; zahmet çektiren; i. özenme, itina etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tablo; ressamlık; nakkaşlık; resim yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çit yapmaya mahsus kazıklar; çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden doğma; tenasuh, ruh göçü, ruh sıçraması; biyol. üremede atasal özelliklerin yeniden meydana çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i l. denizcilik). Gemi direğinin üçüncü yelkeni.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. felce uğratmak; kuvvetini kırmak, sakatlamak, tesirsiz hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabuğunu soyma; soyulmuş kabuk parçası. paring knife patates soyacak bıçak paring machine kabuk soyma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oturma odası, salon; bir otelde umumi salon. parlor car rahat koltuklarla döşenmiş vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ayrılma; veda etme; ayrılma yeri; ayıran sey, bölünme çizgisi; (eski) ölüm; s. ayrılırken yapılan; ayıran; bölen. partina shot bak. Parthian shot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. geçen, geçici; çabuk geçen (zaman); rasgele olan; i. gitme, göçme, ölme; geçit; intikal. passing grade geçer not. passing tone müz. ahenkli olmayıp iki nota arasında geçiş olan nota. in passing geçerken; tesadüfen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol döşeme; yol döşemede gerekli olan maddeler. paving stone kaldırım taşı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırımcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşkesten sonra tarafların antlaşma koşullarına uymasını sağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyyar satıcı, gezici esnaf, çerçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. peeling

soyum

Üst derinin özel işlemlerle soyulması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pekin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Pekinli; i. Pekin köpeği; Pekinli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (edat) henüz bir karara bağlanmamış, askıda olan, muallakta olan; asılı, sarkan; (edat) esnasında, müddetince, vuku buluncaya kadar, beklerken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine işleyen; nüfuz edici, delip geçen; zeki, anlayışlı; etkili, tesirli; keskin. penetratingly z. içine işler durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yağlı boya tablo anlamında kullanılır. Kökeni Fransızca’dır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, zihni karıştırıcı. perplexingly z. şaşırtıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf vasıtasıyle klişe çıkarma işi; böyle bir klişeden yapılan resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deyim kurma tarzı; müz. cümleleyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplama; toplanılan şey; çoğ. toplanılacak artıklar; aşırma; aşırılan şey. slim pickings k.dili kıtlık, darlık, imkânsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. açık yük vagonuyle yüklü kamyon nakletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of heaping up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of building up, heating, and working, fagots, or piles, to form bars, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A series of piles; piles considered collectively; as, the piling of a bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a column of wood or steel or concrete that is driven into the ground to provide support for a structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In printing, the build up or cracking of ink on rollers, plate or blanket; will not transfer readily Also the accumulation of paper coating on the blanket of an offset press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In printing, the building up or caking of ink on rollers, plates or blankets; will not transfer readily Also, the accumulation of paper coating on the blanket of an offset press. In printing, the building up or caking of ink pigment on rollers, plate or b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A post driven into the ground below the waterline to support a pier, dock, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The build up or caking of ink on rollers, plate or blanket or the paper build up on the blanket of an offset printing press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Round timbers to be driven into the ground to support other structures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The building up or caking of ink on rollers, plates or blankets which will not transfer readily. general term applied to groupings of piles in a construction see PILE, SHEET PILES.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heavy beam driven into the ground used to support a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pushing logging debris into piles. a number of piles used together to form a construction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel kazıkları; kazık çakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurşunun havada çıkardığı ses, buna benzer herhangi bir ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Büyük bir masada özel bir topla ve raketlerle oynanan bir çeşit tenis, masa tenisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kan fincanı, hacamat kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indoor modification of lawn tennis played with small bats, or battledores, and a very light, hollow, celluloid ball, on a large table divided across the middle by a net.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A size of photograph a little larger than a postage stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To play ping- pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table tennis. ping-pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pingpong, masa tenisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağlı, kaygan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru donanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kaval çalan; ıslık çalan (rüzgâr), düdük gibi ses çıkaran, tiz, kulak tırmalayıcı; i. kaval çalma; kaval ile çalınan hava; borular; şerit, harç, sutaşı; pasta üze- rine krema ile yapılan şerit şeklinde süs; kulak tırmalayıcı ses. piping hot ço

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

planya makinası, planya tezgâhı. planing mill kereste rendeleme fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madeni levha kaplama, kaplamacıllk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oyun kâğıdı, iskambil kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş, sevimli, hoşa giden, memnuniyet verici. pleasingly z. hoşa gidecek surette, memnun edici şekilde, hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir binadaki boru tesisatı; kurşun ve lehim işleri; su tesisatım yapma; boru tesisatçılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorba veya lapa kasesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takip edilen, önde bulunan. the preceding bundan evvelki, yukarıda gösterilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cazibeli, alıcı. prepossessingly z. cazibeyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acele, evgin; sıkı. pressingly z. sıkıştırarak, acele ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. galip gelen, hâkim olan, üstün gelen; en sık esen (rüzgar); geçerlikte olan, yaygın. prevailingly z. galip gelerek; en çok, genellikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işlemeye hazırlama (tulumba); yemleme, ağızotu, falya barutu; astar boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basma, tabetme; baskıcılık; baskı sayısı; matbaa harfleriyle yazılmış yazı. printing machine İng. elektrikli matbaa makinası. printing press matbaa makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muamele; huk. dava muameleleri, yargılama usulleri; çoğ. tutanak; ilerleme, ileri gitme. legal proceedings dava muameleleri. summary proceedings kendi yetkisi dahilinde derhal verilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici; kendisinden çok şey umulur, istikbali parlak. promisingly z. ümit verici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç), baz. (that ile )şayet, eğer, şartıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhallebi, puding. pudding stone jeol. puding, yığışım. The proof of the pudding is in the eating. Bir şeyin değeri kullanıldığında anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahmak, aptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökme demiri ocakta tavlama; kanalı balçıkla sıvama; balçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.).

1.(jeoloji) Taş ve çakıl kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından meydana gelmiş kütle.

2.Bir çeşit tatlı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iten; enerjik, girişken; küstah, sataşkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı; üzücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört dilden, dört dil konuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. kıç omuzluğuna doğru esen, kıçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seri ateşli (top).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istilâcıların aleti olarak memleketini yöneten vatan haini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karbon tarihlendirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. rafting

sp. sal yarışı

Özel botlarla debisi yüksek ırmaklarda yapılan bir tür spor.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmaklık; parmaklık gereçleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabartma; ahçı. mayalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. avare dolaşan; çeşitli yönlerde düzensizce yayılan; konudan konuya atlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gıcırtılı, hışırtılı; çatlak sesli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. rating

değerlendirme

İletişim organlarında izlenme oranı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tasnif, sınıflama; takdir; tahmin; küçük subay veya er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) azarlama, tekdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Rating)

İhraçcıların (şirket, devlet, vs.) ihraç ettikleri borç niteliğindeki menkul kıymetlerin (tahvil, finansman bonosu vs.) anapara ve faizini zamanında geri ödeme yeterliliğine ne ölçüde sahip olduklarını göstermek amacıyla bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan değerlemedir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tıkırdayan; (k.dili) canlı; çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sökülmüş iplik, kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) açgözlü; yırtıcı, canavarca; çıldırmış, kudurmuş; (i.) açgözIülük; av.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) çılgın, gözü dönmüş, kudurmuş; (i.) deli saçması, saçma söz. stark raving mad kudurmuş, delirmiş. ravingly (z.) çıIgınca, kudurmuşcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esritici, çok sevindirici, kendinden geçiren, büyüleyici. ravishingly (z.) büyüleyici şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) okuma; okunma; okunuş; edebi araştırma, çalışma; mana; okunacak metin; göstergenin kaydettiği öIçüm; metin; yorum; (s.) okumaya elverişli. reading desk kitap sehpası; kürsü. reading lamp masa lambası. reading room okuma salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) anlamak, tasavvur etmek; idrak etmek; gerçekleştirmek; tahakkuk ettirmek; para getirmek; paraya çevirmek. realizable (s.) gerçekleştirilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhakeme, uslamlama, usa vurma. deductive reasoning tümdengelim uslamlamasl, tümdengelimli usa vurma. inductive reasoning tümevarım uslamlaması, tümevarımlı usa vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hesap, sayma; hesap görme, borç ödeme. day of reckoning hesaplaşma günü; kıyamet günü. dead reckoning (den.) parakete hesabı. out in one's reckoning hesabında yanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) araştırma yapmak, incelemek, tetkikte bulunmak; (i.) araştırma, inceleme, tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) plak; bant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ispatsız olarak komünistlikle suçlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Arkası yırtmaçlı, uzun etekli, çift sıra düğmeli resmî ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frockcoat. frock. prince albert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) redingot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pas rengi ardıçkuşu; Amerika'ya mahsus kırmızı kanatlı bir çeşit karatavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) yuvarlak silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bircins baştankara, (zool.) Panurus biarmicus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akseden; derin düşünen. reflecting circle (astr.) oktant cinsinden tam daire bir alet. reflecting telescope aynalı teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çarpıp geriye veya başka yöne sekme; aksetme, yansıma, refleksiyon; aksettirilen şey, akis; üstüne atma, iftira, ayıplama, kınama; düşünme, tefekkür; fikir, düşünce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canlandırıcı, hayat verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hakkında, hususunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sevinç, sevinme; sevinç ifadesi, şenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utangaç, sıkılgan, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tiksindirici, iğrenç, korkunç. revoltingly z. tiksindirici surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. döner, devir yapan. revolving door döner kapı. revolving fund döner sermaye, işleyen para; daima ödünç verilip iade edilen para. revolving light döner fener.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaburgalar: den. ıskarmozlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kaza, ilçe; Kanada bir mebusun temsil ettiği seçim bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. biniş: binicilik: s. binek: yolculuk veya binicilikte kullanılan. riding habit kadın için binici elbisesi. riding hood kadın biniciye mahsus başlık. riding master binicilik hocası. riding school binicilik okulu. riding whip süvari kamçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin arması, donanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Daha çok boks. güreş müsabakalarının yapıldığı kenarı halatla çevrili, zeminden yüksekçe platform.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring. circle. prize ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause to sound, especially by striking, as a metallic body; as, to ring a bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make , as by ringing a bell; to sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To repeat often, loudly, or earnestly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sound, as a bell or other sonorous body, particularly a metallic one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To practice making music with bells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sound loud; to resound; to be filled with a ringing or reverberating sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To continue to sound or vibrate; to resound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be filled with report or talk; as, the whole town rings with his fame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sound; especially, the sound of vibrating metals; as, the ring of a bell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any loud sound; the sound of numerous voices; a sound continued, repeated, or reverberated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chime, or set of bells harmonically tuned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circle, or a circular line, or anything in the form of a circular line or hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, a circular ornament of gold or other precious material worn on the finger, or attached to the ear, the nose, or some other part of the person; as, a wedding ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circular area in which races are or run or other sports are performed; an arena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inclosed space in which pugilists fight; hence, figuratively, prize fighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circular group of persons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The plane figure included between the circumferences of two concentric circles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The solid generated by the revolution of a circle, or other figure, about an exterior straight line lying in the same plane as the circle or other figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument, formerly used for taking the sun's altitude, consisting of a brass ring suspended by a swivel, with a hole at one side through which a solar ray entering indicated the altitude on the graduated inner surface opposite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An elastic band partly or wholly encircling the spore cases of ferns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Sporangium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A clique; an exclusive combination of persons for a selfish purpose, as to control the market, distribute offices, obtain contracts, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To surround with a ring, or as with a ring; to encircle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make a ring around by cutting away the bark; to girdle; as, to ring branches or roots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fit with a ring or with rings, as the fingers, or a swine's snout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To rise in the air spirally. jewelry consisting of a circlet of precious metal worn on the finger; 'she had rings on every finger'; 'he noted that she wore a wedding band' a square platform marked off by ropes in which contestants box or wrestle a charact

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poe a toroidal shape; 'a ring of ships in the harbor'; 'a halo of smoke' attach a ring to the foot of, in order to identify; 'ring birds'; 'band the geese to observe their migratory patterns' sound loudly and sonorously; 'the bells rang' make ring, often

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boxing ring. circular route followed by a ship. circle. prize ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a characteristic sound; 'it has the ring of sincerity'. a toroidal shape; 'a ring of ships in the harbor'; 'a halo of smoke'. a rigid circular band of metal or wood or other material used for holding or fastening or hanging or pulling; 'there was still a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classification of network technology exemplified by Token Ring and FDDI The interconnected devices are connected one-to-another in the shape of a ring and data flows around it in one direction See also 'Counterrotating Ring'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network configuration in which all computers and devices are connected to a circular pathway See star and bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A connected set of edges that composes the face border Any single ring is only referenced to and by a single face If the same set of edges is shared by two different faces, two rings that correspond to the two faces are created from the single edge set Ri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classification of network technology exemplified by Token Ring and FDDI The interconnected devices are connected one-to-another in the shape of a ring and data flows around it in one direction See also Counterrotating Ring. 1 A polarity designation of o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circular area on the trading floor of an exchange where traders and brokers stand while executing futures trades Some exchanges use pits rather than rings See Pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The set of files currently being edited are arranged in a ring formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network topology that connects network devices in a continuous loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the wires that make up the local loop, Ring is the connected ring on the jack that was used when operators use to switch the calls Also the term for the energy on a POTS line that allows the telephone to ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of nodes wherein information is passed sequentially between nodes, each node in turn examining or copying the information, finally returning it to the originating node.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of stations wherein information is passed sequentially between stations, each station in turn examining or copying the information, and finally returning it to the originating station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network topology in which the nodes are connected in a closed loop Data is transmitted from node to node around the loop, always in the same direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mathematical system that has two operations, usually called addition and multiplication A ring is an abelian group with respect to addition Multiplication is associative and distributive with respect to addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In networking, a topology in which the physical medium is distributed to form a closed loop Often used to assure high availability of the transport medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network configuration in which devices are connected via a closed path, single-direction transmission link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circular area on the trading floor of an exchange where floor traders and floor brokers stand while executing futures trades. 1 A network topology in which each node is connected to form a circular configuration 2 A unidirectional cycle that is created

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of bells, numbering 3, 4, 5, 6, 8, 10, or 12, hung for change ringing Mounted to each headstock is a wheel from whose grooved rim a rope extends to the floor below When the rope is pulled, the bell is made to swing in an arc of slightly more than 36

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As in Tip and Ring One of the two wires needed to set up a telephone connection See Tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In land-use and transit planning, the approximate area between 1/4-mile radius and 1/2-mile radius from a rail transit station, representing about a 10 to15-minute walk to the station Also refered to as the 'neighborhood '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the Church a ring is worn as part of the insignia of bishops, abbots, et al ; by sisters to denote their consecration to God and the Church The wedding ring symbolizes the love and union of husband and wife. sequence of nonintersecting chains or string

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a spell Duration Spells with a Ring duration last for as long as a ring drawn by the caster remains intact and the Target of the spell remains inside it This is often used for spells with a Circle target This has the same difficulty as casting at

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area on a trading floor where futures or equities are traded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of network topology where the devices are connected to a continuous conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circlet , curl , cycle , ring , torus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.(rang, rung) i.çalınmak, ses vermek; çınlak; zili çalmak; çalkanmak (şöhret ile); tesir etmek (söz); çalmak; çılatmak; çan ile ilân etmek; ses çıarmak; i.çan sesi; çınama sesi; ahenk; akis.ring down tiyatro perdeyi indir işareti vermek; bir şeye son

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. i.etrafına halka çekmek, etrafını kuşatmak, çember içine almak; halka veya yüzük takmak; halka şeklinde soymak (ağaç kabuğu); halka meydana getirmek; helezonlar halinde yükselmek; halka şekline girmek; i.halka, daire; yüzük; çember; güreş meydanı;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring tour. circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins yassı balık ki, kurutulmuşu meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gagasında renkli hal kası olan (kuş) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halkalı civata, mapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atta topuk nasırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boynu halkalı güvercin, tahtalı güvercin, zool. Streptopelia risoria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık; bot. iç yaprakları ayrık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çan çalan kimse veya cihaz; ( argo) hakkı olmadan hile ile yarış veya oyuna giren kimse veya at; argo tam benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halka oyununda kazığa geçen halka; bir şeyin etrafını halka gibi saran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idareci, tertipçi, ele başı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saç lülesi; ufak halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sirkte gösteriyi sunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boynu renkli halkalı bir yılan veya ördek türü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ringe veya sirk sahnesine yakın (yer).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüyleri renk renk halkalı olan, çizgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karışık renkli kuyruklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mantar hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalkalama; gen. çoğ. içinde herhangi bir şeyin çalkanmış olduğu su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boydan boya kesen, yaran;ing), (argo) çok güzel, mükemmel, âlâ. a rip ping good time çok güzel vakit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,( A.B.D.),( argo) neşeli, canlı; gürültülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. roaming

dolaşım ortaklığı

Müşterilerine yurt dışında da hizmet verebilmek için cep telefonu firmalarının başka ülkelerin iletişim firmalarıyla kurduğu iş birliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. gürleme; kükreme; kişneme; hırıltlll soluma meydana getiren at hastalığl; s. gürleyen, kükreyen. roaring applause ortalığı çınlatıcı alkış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oyuncuların oynadıkları karakterlerin rollerine bürünerek birleşik bir hikaye yarattıkları oyun türü.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yuvarlanma, yuvarlanış; s. yuvarlanan, inişli yokuşlu; dalgalı; sallanan; devrik (yaka); gürleyen. rolling mill hadde fabrikası, hadde. rolling pin oklava. rolling press ütü makinası. rolling stock lokomotif ve vagonlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yönetim, hükümdarlık; yargı, hüküm, hukuki karar; cetvelle çizgi çizme; cetvelle çizilmiş çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. koşuş; koşma; akıntı; akıntı miktarı; s. koşan; koşuya ait; sarılgan, sürüngen (bitki); sürekli, devamlı, aralıksız; akan; kolay geçen; üst üste; art arda; işleyen; bitişik (elyazısı); sıvı; tıb. akıntılı, sızıntılı; düz; cari, geçer; tekrarla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süvari kılıcı. saber rattling savaş tehditi. sabertoothed tiger bugün yalnız fosil halinde bulunan ve uzun azı dişleri olan kaplan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çul, çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklama, himaye, saklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi ile yolculuk; gemicilik; den. kalkış saati. sailing boat yelkenli gemi. sailing orders sefer talimatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ve her şeyden sakınan, çekingen, ürkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. cautious. cagey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. soluk borusu veya dolyolu iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güherçile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patates mayasından yapılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz çulluğu, zool. Crocethia alba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fidan, körpe ağaç; deli kanlı, genç çocuk; bir yaşında av köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tat, lezzet. saporous s. tadı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kurtarıcı; idareci; koruyan, muhafaza eden; kayıtlayıcı; i. tasarruf, iktisat; çoğ. biriktirilmiş para. savings account tasarruf hesabı. savings bank tasarruf bankası veya sandığı. savingly z. tasarruf ederek: kurtuluşunu sağlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat), (bağlaç) maada, -den başka. saving your presence haşa huzurdan, sözüm yabana sözüm meclisten dışarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtancı, halaskar; b.h. Hz İsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tat, lezzet, çeşni; koku, rayiha; hassa; f., of ile tadı olmak, lezzeti olmak; çeşni vermek; lezzet vermek; kokusu olmak; zevk almak, tadına varmak. savorless s. tatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i. lezzetli iştah açıcı; hoş kokulu, rayihalı; baharatlı; uygun; i., ing. yemeğin başında veya sonunda yenen sıcak bir yemek. savorily z. iştah açacak sekilde. savoriness i. lezzetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, lakırdı, darbımesel, tabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşantiyon; kereste kalınlığı ince uzun kereste parçası; numune, az bir miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, kırıcı, inciten; yakıcı. scathingly z. acı acı, sertlikle, esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. az miktar; serpinti; dağılış, saçılma; s. serpilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asa, kral asası; kral hâkimiyeti, saltanat; f. hakimiyet vermek. sceptered s. hükümet asası elinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avusturya para birimi, şilin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğitim ve terbiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çıkarılan kir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. izcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kazıma; kazıma sesi; gen. çoğ. kazıntılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haykıran, bağıran, çığlık atan; göze çarpan, frapan (renk); kahkahalarla güldüren. screamingly z. çok gülünç bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. denizcilikle uğraşan; deniz yoluyle seyahat eden; i. deniz yolculuğu; denizcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık denize çıkmaya elverişli (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araştırıcı, inceden inceye araştıran; nüfuz eden; keskin searchingly z. arayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemeklere lezzet veren baharat; kullanışa uygun hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (A.B.D.), k.dili ikinci sınıf (oyuncu).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mademki, madem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. görünüşte; i. dış görünüş, aldatıcı görünüş. seemingly z. görünüşte, zahiren, guya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendine işleyen, otomatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hep kendini düşünen, benci, benlikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

huk. nefis müdafaası, meşru müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı otomatik (tabanca).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kabaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız kendi çıkarını gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini geçindiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şehvanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) gömüt, sin, mezar, kabir; (f.) gömmek, defnetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (ask.) çavuş; komiser muavini; (İng.) eski yüksek davavekilii sergeant at arms parlamentoda güvenlik görevlisi. sergeant major başçavuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Brezilya'da yetişen kauçuk ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kakılmış şey, mücevher yuvası; bir defada kuluçkaya konulan yumurtalar; tiyatro dekor; konunun geçtiği yer ve zaman, ortam; batma, gurup; bir kişilik yemek takımı; beste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerleşme; halletme; (çoğ.) tortu, posa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dikiş, dikilecek veya dikilmiş şey. sewing circle bir araya ge!erek yardım için dikiş diken kadınlar. sewing machine dikiş makinası. sewing silk ibrişim. sewing woman dikişçi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) talaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ikinci kez kırkılan yapağı; yapağısı ilk kez kırkılan koyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kılıfına sokma; kılıf; kaplama; kaplamalık malzeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırkım. sheepshearer (i.) koyun kırkıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çarşaflık bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo gailibiyet, üstün gelme, hakkından gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) raflar; rafa kaldırıp unutma; tehir etme; raf malzemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koruyucu kılıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şilin, eski İngiliz gümüş parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iri ve yuvarlak çakıl; çakıllı sahil. shingly (s.) çakıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) çatı kaplamaya mahsus ince tahta, tahta kiremit, tahta pul, padavra; (k.dili) avukat veya doktor tabelası; alagarson saç; (f.) ince tahtalarla kaplamak (çatı); (saçı) kısa kesmek. hang out one's shingle (k.dili) yazıhane açmak (avukat); mu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.), (tıb.) zona, belin etrafını kabarcıklarla kuşatan bir sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) parlak, ışıltılı, parıltılı; fevkalade, üstün. shiningly (z.) ışıldayarak, parıldayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemi yapımı, gemi inşaatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemiler; bir memlekete veya limana ait bütün gemiler; tonaj; gemi ile taşıma, nakletme. shipping bill manifesto. shipping company nakliye şirketi. shipping room işyerinde paketleme ve sevkıyat dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşırtıcı, şok tesiri yapan, tiksindirici; (k).dili çok kötü. shockingly (z). şok tesiri yaparak, şaşkına çevirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(I). ayakkabı bağı. on a shoestring az parayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

avcı kulübesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çarşıya çıkma, alışveriş etme. shopping center alışveriş merkezi, büyük çarşı. shopping district çarşı. shopping list alışveriş listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kusur, ihmal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yağ; kısaltma, kısalma, ihtisar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gösteriş, göz önüne serme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili kabuk soyma; mısır kabuğu soyma sırasında yapılan eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hastalık getiren; tiksindirici, iğrenç; kusturucu. sickeningly z. tiksindirici surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana yatmış, eğri; z. yana yatmış şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. candan, içten; kahkaha yaratan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yan hat, demiryolunda ana hattan ayrılan şube hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlıksız okuma veya çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezme; ilginç yerleri ziyaret etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ipek çorap giymiş; ağır giyinmiş, aristokratça, kibar, lüks; i. zengin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (sang, sung) i. şarkı söylemek, terennüm etmek; çağlamak; ıslık gibi ses çıkarmak, uğuldamak (rüzgar); çınlamak (kulak); şiir okumak; ötmek, şakımak; (argo). suçu açığa vurmak; i., k.dili. şarkı söyleme; terennüm, özellikle birçok kimsenin bir ara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Singapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Asya, Malezya ve Endonezya arasında adalar.

Coğrafi konumu: 1 22 Kuzey enlemi, 103 48 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: 647.5 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 193 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: alçak.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Singapur Şeridi 0 m.

en yüksek noktası: Bukit Timah 166 m.

Doğal kaynakları: balık.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

daimi ekinler: %6.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %5.

Diğer: %87 (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,300,419 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.5 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 26.45 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 3.62 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.17 yıl.

Erkeklerde: 77.22 yıl.

Kadınlarda: 83.35 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.22 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.19 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 4,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 210 (1999 verileri).

Ulus: Singapurlu.

Nüfusun etnik dağılımı: Çinli %76.7, Malay %14, Hintli %7.9, diğer %1.4.

Din: Budist, Müslüman, Hıristiyan, Hindu, Sikh, Taoist, Konfüçyanist.

Diller: Çince (resmi), Malay (resmi), Tamil (resmi), İngilizce (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %93.5.

erkekler: %97.

kadınlar: %89.8 (1999).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Singapur Cumhuriyeti.

kısa şekli : Singapur.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Singapur.

İdari bölümler: yok.

Bağımsızlık günü: 9 Ağustos 1965 (Malezya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Ağustos (1965).

Anayasa: 3 Haziran 1959.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), PCA (Daimi Hakemlik


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (singeing) i. azıcık yakmak, ütülemek, alazlamak, hafifçe yakmak; i. hafif yanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarkı söyleyen kimse, şarkıcı; muganni, hanende; ozan, şair, aşık; ötücü kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Seylan'a ait; i. Seylanlı; Seylan dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir salkımı meydana getiren küçük salkımlardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Kırık dökük, perişan, dağınık. Sıngın adalar = Dağınık adalar.

2.Mağlûp.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kırık, dökük. 2.Dağınık. 3.Sıkıntılı, kederli. 4.Çekingen, gözü korkmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şıngırdama sesi. (bk.) Şangır şangırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi), (bk.) Şangırdama.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. single

tekli

Bir sanatçının tek eserini seslendirdiği kaset.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek, bir, yalnız, ayrı, münferit; bekar, evlenmemiş; özel, hususi, tek kişilik; iki tarafta yalnız birer rakip bulunan (oyun); sağlam; sade, basit, saf; bir kat, yalın kat; çiçekleri yalın kat olan; i. bir, tek; gen. çoğ. teniste tekler, single;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. out ile seçmek, ayırmak; birer birer almak; beysbol. vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruşu vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek yönde çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek sıra düğmeli (ceket).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kişi ile işletilen; tek el ile çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temiz kalpli, sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek amaçlı; sade; samimi; hilesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birlik, yalnızlık; bekarlık; samimiyet, dürüstlük, sadakat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim değneği; değneklerle oynanılan eskrim; kısa kalın sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., iskambil bazı oyunların başlangıcında oyuncunun elinde bulunan bir renkten tek kağıt; tek bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yalnız, tek başına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. aynı tempoda ve cansız bir makamla okuma; s. aynı tempoda ve cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız, tek, ayrı, münferit; eşsiz, müstesna; gram. tekil, müfret; bambaşka, görülmemiş, tuhaf, garip; i., gram. tekil kelime; tek şey .singularity i. tuhaflık, garabet; özellik, hususiyet, dikkati çeken şey. singularly z. müstesna olarak, fe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özelliğini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: siringa).

1.Tenkıye Aleti. 2.Doktor iğnesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypodermic. jab. syringe. hypodermic syringe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syringe. hypodermic needle. hypo. injection syringe. shot. spike. squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. celse, oturum; kuluçkalık yumurta sayısı; kuluçka müddeti; s. oturmaya mahsus. sitting duck k.dili. kolay vurulan hedef. sitting room salon, oturma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahar (kâğıt); haşıl (kumaş), helme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hünerli, marifetli, becerikli, mahir, usta. skillfully z. maharetle, ustalıkla. skillfulness i. maharet, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paraşütü açmadan önce gosteri yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçak ile havada yazılan yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uzun kesik veya yara; kesik veya yara açma; s. kuvvetli, şiddetli, amansız; k.dili. çok büyük, çok güzel. slashingly z. şiddetle, amansız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaypaklık, kızağın kaymasına elverişli olma; nakliyat işlerinde kızak kullanma hard veya rough sledding müşkül durum güçlükler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. uyku hali; s. uyuyan, uykudaki; uyku için kullanılan. sleeping bag uyku tulumu. sleeping Beauty Uyuyan Güzel. sleeping car yataklı vagon. sleeping partner ing. işin idaresine karışmayan ortak. sleeping pill uyku hapı. sleeping sickness uyku ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

değişebilen değerlendirme oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (slung) sapan; askı; bir şeyi kaldırmak veya asmak için kullanılan kayış; den. izbiro; f. sapanla atmak, fırlatmak; askıya koymak; askı ile kaldırıp çekmek; askı ile asmak; uzun adımlarla yaylanarak yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. cin katarak su ve limonla yapılan buzlu bir içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sapan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlı, çevik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çok güzel, cazip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bal peteği şeklinde iğne işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sigara içenlere mahsus vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ev kıyafeti olarak giyilen rahat ve bol ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, alçak, cebin, sinsi; gizli ve çekingen; açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şey; bir parça şey; olağanüstü bir şey; falan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Norveç parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini inceleme, kendine eğilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iskandil etme, derinliğini yoklama, sondaj; çoğ. iskandil edilen suyun derinliği. sounding line iskandil ipi veya teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneye doğru mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Şövale üzerinde yapılan ve taşınabilir boyuttaki küçük yağlı boya resim. 17. yy.da burjuvazinin gelişimi sonucunda yaygınlaşmış ve resmin evlere girmesine olanak vermiştir

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aralıklarla düzenleme; espas, aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idareli, tedbirli; merhametli, vicdanlı. sparingly z. tedbirli olarak sparingness i. tedbir, ihtiyat, idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlayan, pırıldayan; canlı; köpüklü. sparklingly z. pırıldayarak. sparklingness i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hitabetme kabiliyeti olan; söz söyleyen; konuşacak gibi, canlı; i. konuşma, söyleme; ezberden nutuk söyleme; hitap. speaking acquaintance uzaktan aşinalık; tanıdık. speaking likeness aşırı benzeyiş, tıpkısı olma. speaking tube odalar veya ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayal, hayalet, hortlak, tayf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süratli okuma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imlâ, yazılış, yazım; heceleme, imlasını söyleme. spelling bee, spelling match imlâ yarışması. spelling book imlâ kılavuzu. spelling reform imlâ reformu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mağaraları keşfetme spelunker i. mağara keşfeden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta tıkaçlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. eğirme, bükme; s. eğiren. spinning frame eğirme tezgâhı. spinning jenny iplik eğirme makinası, çıkrık makinası. spinning wheel çıkrık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ruhanileştirmek, manevi veya ruhani bir nitelik veya anlam vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parlaklık, şaşaa, nur; ihtişam, saltanat, debdebe, tantana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin, şiddetli. splitting headache şiddetli baş ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. spor ile ilgili; oyun kurallarına uyan, sportmen; kumarbaz. sporting chance k.dili. kazanma ihtimali ağır basan şans. sporting house genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yay, zemberek; yaylanma; atlama, fırlama veya sıçrama gücü veya yeteneği; geri tepme; atılış fırlayış, sıçrayış, hamle; ilkbahar bahar; başlangıç; kaynak, menşe; memba, kaynak pınar; den. seren veya kerestenin çatlağı veya eğrilmesi. spring bala

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (sprang veya sprung; sprung) yay gibi fırlamak; ileri atılmak, sıçramak; eğilmek, bükülmek, çarpılmak; çıkmak, sürmek; gelmek; neşet etmek, hâsıl olmak, zuhur etmek; sürpriz yapmak, birden yapmak; (şiir) şafak sökmek, başlamak (gün); yükselmek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tramplen; başlangıç noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Afrika'da bulunan bir cins ceylan zool. Antidorcas marsupialis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilmekli tuzak, kuş kapancası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçrayan şey veya kimse; mim. kemer kıvrıntısının başladığı yer ve burada bulunan taş; bir çeşit av köpeği; bir çeşit geyik; piliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pınar başı, memba, kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pınar üzerine yapılan ve buzdolabı niyetine kullanılan ufak bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilkbahar, bahar mevsimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaylı, yay gibi; pınarları çok. springiness i. yaylılık; pınar çokluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

acıdilek, eşekhıyarı, bot. Ecballium elaterium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahır ve ahır malzemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina iskelesi; menzil arabasıyla yolculuk: sahneye koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkasında avcının siper aldığı at veya at şeklinde şey; arkasında gizlenilen şey, maske.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müneccim gibi yıldızlara bakma; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığırcık kuşu, çekirge kuşu, zool. Sturnus vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köprü ayağının etrafına kakılan kazıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, ürkütücü. startlingly z. ürküterek, şaşırtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. açlıktan ölüm derecesine gelen çocuk veya hayvan; s. aç, aç kalmış, çok yoksul, perişan; yetersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. ayakta duran; işlemez halde, muattal; devam eden, baki, daimi; sabit; i. durma, ayakta durma; duracak yer, durak; mevki, şöhret, itibar, derece, mertebe; devam, süreklilik, eskilik; z. ani bir duruşla. standing army daima silâh altında bul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlangıç, atlama taşı; ilerleme vasıtası, basamak, ilk adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İngiliz parasının resmi ölçüsü; sterlin gümüşü; sterlin; s. sterlinle ödenebilen; sterlin gümüşü ile yapılmış; hakiki, değerli, kıymetli. sterling money İngiliz parası.. sterling silver çatal bıçak takımı yapımında kullanılan 0,925 gümüş alaş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (stung) i. arı gibi sokmak; iğne gibi acıtmak, batmak; canını yakmak; tahrik etmek; acımak, acı vermek, sızlamak; (argo) kazıklamak; i. arı iğnesi, zehirli iğne; ısırgan tüyü; sokma: diken yarası; batma; dürtu, saik; iğneli söz; acı, elem, sızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sting ray dikenli uyuşturanbalığıgillerden herhangi bir balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arı iğnesi; sokan hayvan veya bitki; kırıcı söz veya davranış; (A.B.D.) bir cins kokteyl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng), (argo) kuvvetli bira; zevk, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasis, cimri, pinti, tamahkâr; kıt, pek az. stingily z. hasisçe, cimrice. stinginess i. hasislik, cimrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. sokabilen, sokan, batan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. noktalarla hakketme veya resimlendirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heyecanlandırıcı, harekete geçirici, canlandırıcı; kımıldayan. stirring times heyecanlı günler. stirringly z. heyecan uyandırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorap. in stocking feet çorapla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina katı; bir katta bulunan odalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stretching

sp. gergevşet

Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkati çeken, göze çarpan. strikingly z. dikkat çekecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip sicim, kaytan, kordon, şerit; şart; tahdit; boncuk dizisi; dizi, seri; A.B.D., k.dili. yarış atı grubu; kiriş tel, saz teli; lif; çoğ. yaylı sazlar. string bag file string band yaylı sazlar orkestrası. string bean çalı fasulyesi; k.dili. uzun v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (strung) tel takmak; akort etmek; germek; ipliğe dizmek, ipe geçirmek; kılçıklarını çıkarmak (taze fasulye); iple bağlamak veya asmak; tel tel olmak; sıra veya dizi halinde gitmek. string along aldatmak; ayak uydurmak. string along with k.dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorlu, yeğin; zor şartlarda engellenmiş; sıkı, dar; paraselik çeken; ikna edici kandırıcı. stringency i. sıkılık; para darlığı. stringently z. para darlığıyla; sıkıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirişçi; yatay kiriş; kadir belirli bir takımdan olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tel gibi; tel tel olan; lifli, iplik iplik; kılçıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delikanlı, genç adam, çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayret verici, çok güzel, fevkalade, müstesna; sersemletici. stunningly z. insanın aklını başımdan alacak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üslup kazandırmak, bir üslûba uydurmak; stilize etmek; gelenek haline getirmek. stylized s. geleneğe uygun; suni, tabiata uymayan, stilize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (ev yapımında) tabanın alt ve kaba tahta döşemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. dil altında olan. sublingual gland dilaltı bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. para vermek, açığını dışarıdan gelen yardım ile kapatmak; rüşvet vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yardım etmek, imdadına yetişmek, sıkıntıdan kurtarmak; i. yardım, imdat; imdada yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ıstırap, elem, acı, keder; s. ıstırap çeken; mazlum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takım elbiselik veya tayyörlük kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. özetlemek, hülâsa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. palan kolanı; kil. papaz cüppesinin kuşağı, zünnar; f. kolan veya kuşakla bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahilden dalgaların arasına olta atarak balık avlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgalar üzerinde tahta ile kayarak yapılan bir cins su kayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayret verici, şaşırtıcı. surprisingly z. hayret uyandıracak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesaha ilmi, yer ölçmesi; mesaha etme. aerial surveying havadan mesaha etme, uçakla harita çıkarma. hydrographic surveying bir bölgenin idrografik haritasını çıkarma. photographic surveying fotoğraf çekmek suretiyle mesaha etme. surveyor's level

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. Thames nehri üzerindeki kuğuların senede bir yapılan markalama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyük bir alanı kapsayan, şümullü, genel, umumi. sweeping statement geniş ve genel kapsamı olan ifade. sweepings i., çoğ. süprüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nevi tatlı elma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu arkaya doğru çekilmiş kanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yüzme; baş dönmesi; s. dönen (baş); yüzen, yüzmeye ait veya uygun; sulu, yaşlı (göz). swimming hole A.B.D. derede yüzmeye elverişli derin kısım. swimming pool A.B.D. swimming bath ing. yüzme havuzu. swimmingly z. kolaylıkla, süratle, başarıyla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swung) i. sallanmak, salıncakta sallanmak; eksen veya reze üzerinde dönmek; salınarak ilerlemek (asker yürüyüşü); k.dili. asılmak darağacına asılmak; sık sık up ile sallandırmak asmak: salıncakta sallamak; k.dili. idare etmek, işletmek; becermek; (a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğraf makinasının arkasında bulunan çeşitli açılara göre düzenleme cihazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (eski) dövmek, kamçılamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sallanan şey veya kimse; (argo) çılgınca hayatın tadını çıkarmaya uğraşan kimse; (argo) eşini paylaşan çiftten biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) canlı, çekici; paylaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. keten tokmağı; f. tokmakla dövmek (keten).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. araba falakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yükletmek için arka kısmı bir yana açılan (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hızlı gitmek için kanatları kısmen kapanabilen (uçak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (farklı düşünceleri) birbirine uydurmaya çalışmak. syncretist i. iki tarafı birleştirmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ful, ağaç fulü, bot. Philadelphus cotonarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şırınga; f. şırınga etmek, şırınga ile yıkamak. fountain syringe lastik torba veya şişesi olan şırınga. hypodermic syringe ineli şırınga, enjeksiyon şırıngası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. yarısı dışarıda yarısı içeride bulunan taş veya tuğlanın duvar içindeki kısmı; çoğ. posa, tortu; maden filizi ayıldıktan sonra kalan kir; harmandan kalan saman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 1850-1864 Çin isyanına katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alma, alış; s. cazip, sevimli; sari, bulaşıcı. the takings ele geçen para. takingly z. alıcı tavırla; hoşa gidecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i konuşan, konuşabilen; konuşkan; i. konuşma. talking machine eski gramofon. talking point üstünde durulacak nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. azarlama, paylama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sepileme, tabaklama, debagat; güneşte esmerleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşuna ümit vermek, hayal kırıklığına uğratmak, bir şeyi gösterip vermemek, colloq. kuyruk sallamak .tantaliza'tion i. boşuna ümit verme, kuyruk sallama. tantalizingly z. hayal kırıklığına uğratarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafifçe vurma; musluktan alınan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretme, öğretim; öğretilen şey, telkin, talim. teaching machine öğretici makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çılgınca; (İng.) korkunç, kocaman .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirli, etkili .tellingly z. etkili bir şekilde, tesirli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl çelici, cezbedici, çekici. temptingly z. çekici bir şekilde davet edici görünüşte. temptingness i. cazibe, çekicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nazik büyümüş kimse; yeni çıkmış geyik boynuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her tür pişmiş topraktan yapılmış kullanım eşyasının genel adı. Tuğla, kiremit gibi kaba yapı malzemeleri pişmiş toprak ya da keramik sayıldıkları hâlde, terracotta değildirler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teşekkür, minnet; şükran duası, şükür; alenen Allaha şükretme; (bh) Amerika'da şükran günü, hindi bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) teori kurmak, nazariye yürütmek. theoriza'tion (i.) teori yapma. theorizer (i.) nazariye yürüten kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ısı ile sertleşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şey, nesne; mevcudiyet; cansız şey veya madde; mahluk; çoğ. pılı pırtı, eşya; çoğ. giyecekler. do one's thing (argo) kendi istediğini yapmak. first thing hemen, derhal. make a good thing of k.dili. istifade etmek, kar etmek. see things hulyalan olm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. şey, zımbırtı, zırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, daniska; çok dikkatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dayak; mağlubiyet. thrashingfloor i. harman yeri. thrashing machine harman dövme makinası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gürleyen; uğultulu; k.dili. çok büyük, daniska. thunderingly z. gürleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minder veya tente için kullanılan sıkı dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. haber, havadis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatıyı kaplayan kiremitler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vakit alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. timing

zamanlama

Zamanlamak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayarlama. timing gears motorun içinde valf ayarını temin eden iki dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çınlama sesi; f. çınlamak. tingaling i. ufak zil sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Birden büyük bir gürültü ile düşmeyi tasvir eder: Tıngadak bir şey düştü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafifçe boyamak, renk vermek; içine başka şey karıştırmak; i. hafif renk; cüzi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngırdatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi).

1.Sahan ve tencere gibi şeylerin çıkardığı gürültülü sesi ifade eder ve ekseriya art arda veya tıngır mıngır şeklinde kullanılır: Bakırlar raftan tıngır mıngır yuvarlandı; ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken.

2.Peşin para sayılmasını tasvir eder: Parayı tıngır tıngır saydı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Bir sesin kuru çınlamalı olduğunu anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıngır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngırtı sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıngır sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make clang / rattle. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenî şeylerin gürültüsü gibi kuru ve sesli gürültü: Raftan kaplar büyük bir tıngırtı ile yuvarlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic clang or rattle. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (tokat, uyuşukluk veya soğuktan) yanıp acımak, sızlamak; i. yanıp aclma, sızlama; karıncalanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lastik, tekerlek çemberi veya lastiği. radial tire radyal lastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili azarlama, haşlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serpme gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün, âlâ; İng., k.dili zinde, çok sıhhatli; çok iyi; i. tepesini kesme; tepe; sos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., edat dokunaklı, içe dokunur, etkili; (edat) -e dayanarak, -e bağlı olarak. touchingly z. dokunaklı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek, kule gibi; çok şiddetli, şiddeti artan towering rage dehşetli öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kopya etme; kopya; iz, yol. tracing paper aydinger kâğıdı, ince kopya kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alışveriş; değiş tokuş. trading post uygurlaşmamış yerlerde değiş tokuş için kurulmuş dükkân. trading stamp kâr pulu, pay kuponu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fundagillerden pembe çiçekli her dem taze bir bitki, bot. Epigaea repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talim, terbiye, tahsil; antrenman. training camp askeri veya spor talim kampı. training seat çocuk için eğitici oturak. training ship okul gemisi. go into training antrenman yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sakinleştirmek, sakinleşmek, yatıştırmak, yatışmak. tranquiliza'tion i teskin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. süslü koşum takımı süs, tezyinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. trekking

doğa yürüyüşü

Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ehemmiyetsiz, ufak, cüzi, az; sathi; her şeyi ehemmiyetsiz gibi karşılayan; değersiz, işe yaramaz. triflingness i. ehemmiyetsizlik. triflingly z. önemsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dilde ifade olunan; uç dil konuşan, üç dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i süsleme; süsleyici şey; garnitür; çoğ. kırpıntı; k.dili mağlubiyet, dayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çevik, kıvrak; hafif adımlarla yürüyen; i. hafif ve çevik adımlarla yürüme; hafif bir dans. trippingly z. sekerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabacılığı: değiş tokuş; bostancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorucu, sabır tüketici, sinirlendirici, sıkıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru takımı, borular; boru yapmaya mahsus madde; boru şeklinde dokunmuş kumaş; tüp veya boru yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cambazlık; taklak; güvercinin uçarken taklak atması. tumbling barrel, tumbling box parlatmaya mahsus döner varil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiş, yumru, ur, tümör; (eski) mübalâğa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akort. tuning fork diyapazon. tuning hammer, tuning key piyano akort aleti. tuning peg, tuning pin akort anahtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş, dönme; yoldan sapma veya çıkma; dönemeç, dönüş yeri. turning point dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. birdenbire sancı vermek, ıstırap vermek, birdenbire sancılanmak; i. birden gelen şiddetli sancı; azap, üzüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz kırpıştırma; pırıltı, pırıldama; bir an. in the twinkling of an eye göz açıp kapayıncaya kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikiz doğurma; iki şey veya kimsenin birleşmesi; iki kristalin birleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tie.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daktiloda yazı yazma, daktilografi; daktilo yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi rahatını feda edemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nasihat almamış (kimse); tedbirsiz, düşüncesiz (hareket). unadvisedly z. tedbirsizce; nasihat almadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zevksiz, cazip olmayan, nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mütavazı, gösterişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boşuna, nafile; başarısız; tesirsiz, faydasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yakışıksız, yakışmaz; uygunsuz, münasebetsiz. unbecomingly z. uygunsuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inanmayan, şüpheci; iman etmeyen, imansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararından dönmez, boyun eğmez; kararlı, sabit, azimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızarmak bilmez, utanmaz. unblushingly z. utanmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devamlı, aralıksız, fasılasız; sonsuz, ebedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sünnetsiz; Musevi olmayan; putperest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şikayet etmeyen, sabırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fikir veya prensiplerinden vaz geçmez; eğilmez; uzlaşmaz, uyuşmaz; sözünden dönmez. uncompromisingly z. kesin olarak; yılmayarak; uzlaşmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ast., madun, mevkice daha aşağı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. anlayış, kavrayış; kafa, zekâ; fikir; söz kesme; anlaşma; anlaşmazlığın halledilmesi; s. akıllı, anlayışlı. understandingly z. anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el atma, girişme; girişilen iş; cenaze işi; taahhüt, teşebbüs, üzerine alma, deruhde etme; vaat, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. planı veya gizli maksadı olmayan, samimi; basit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yolunu şaşmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizlenmemiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feshetme; mahvetme, perişan etme; mahvolma sebebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölez, ölumsüz, sonsuz, nihayetsiz, ebedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitmeyen; zamansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanılmaz, emin; kesin, doğru, tam isabetli. unerringly z. emin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gevşemeyen, yorulmaz, zayıflamayan; yanılmaz, şaşmaz, güvenilir; sadakatli; tükenmez, nihayetsiz. unfailingly z. daima, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hissiz, duygusuz; zalim, katı kalpli. unfeelingly z. acıma göstermeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekinmeyen; boyun eğmez, gözü yılmaz. unflinchingly z. gözü yllmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteyerek yapan; istekli; seve seve yapan. ungrudgingly z. seve seve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkat etmeyen aldırış etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. menteşelerden çıkarmak; yerinden oynatmak; kararslzlığa düşürmek; oynatmak (akıl).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. habersiz. unknowingly z. bilmeyerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlamcız, mana sız; ifadesiz, boş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yararsız, faydasız; aldırışsız ilgisiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teşkilatsız, organize edilmemiş, düzenlenmemiş; inorganik; sendikalaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acımasız, amansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit vermeyen, ümitsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantlkla hareket etmeyen, mantıksız. unreasoningly z. mantlksız olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yansımasız aksetmeyen; derin düşünmeyen. unreflectingly z. derin duşünmeyerek; akset meyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhametsiz, amansız, sert; gevşemeyen. unrelentingly z. durmadan; merhametsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bagışlamaz, vaz geçmez; direşken; sükun bulmaz; sürekli, aralıksız. unremittingly z. devamlı, mütemadiyen, aralıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tövbe etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rakipsiz; eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekmeyen; çekinmesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maharetsiz, hünersiz, beceriksiz, ustalıksız, ihtisassız, tecrübesiz, acemi. unskillfully z. hunersizce, beceriksizce, acemice. unskill fulness i. beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slung) askıdan indirmek, asılı olduğu yerden almak (tüfek); den. izbirosunu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esirgemeyen; bol, çok; affetmeyen, aclmasız, merhametsiz. unsparingly z. esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtisas görmemiş, uzmanlaşmamış; belirli bir işlevi olmayan, değişik işlere yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strung) tellerini çıkarmak; gevşetmek; zayıflatmak, (sinir) bozmak. unstrung s. gevşetilmiş, gevşek; sinirleri bozuk sinirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. masum, saf, güvenilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sapmaz; değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; düşünce kabiliyeti olmayan. unthinkingly z. düşünmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmak bilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isteksiz; gönülsüz, zoraki yapılan veya söylenen. unwillingly z. istemeyerek. unwillingness i. isteksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkusuz. unwincingly z. göz kırpmadan, ürkmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farkında olmayan; kasıtsız. unwittingly z. istemeyerek, bilme yerek, farkında olmadan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert; boyun eğmez, direngen; yol vermez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkgöz, girişken; ümit verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terbiye, yetişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukarı çekiş, havanın yukarıya yükselmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru, dürüst; dik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya sallanış; ilerleme, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir Digital8/MiniDV ve MICROMV Video Kamera ve Image Mixer yazılımıyla, video dosyalarının kameradan doğrudan PC’ye aktarılması mümkündür. MPEG ya da JPEG biçimlerine dönüştürülen fotoğraf ya da video dosyaları, elektronik tebrik kartları olarak atılabilir ya da web sayfası tasarımında kullanılabilir. Kamera, Internet üzerinden video iletişiminde bir webcam olarak da kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. faydalı kılmak; kullanmak; yararlanmak, istifade etmek. utilizable s. kullanılır, yararlanılabilir. utiliza'tion i. kullanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, gururlu. vaingloriously z. mağrurca, gururla. vaingloriousness i. kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı derecede kendini beenmişlik, boş gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yiğitlik, cesaret, mertlik, bahadırlık, kahramanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hükümetçe fiyat tespit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. buhar, buğu, duman; gaz haline gelmiş madde; geçici şey; uçucu şey; çoğ, (eski) karasevda; f. buhar çıkarmak; buharlaşmak, buhar olup uçmak; övünmek. vapor lock buhar ile tıkama. vapor pressure fiz. buhar basıncı. vapor trail yüksekte uçan uçağı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. cakalı, övüngen i. caka satma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok renkli, rengarenk; yanardöner, şanjan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baklagillerden ve burçak cinsinden herhangi bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, dinçlik, gayret, enerji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda iskandinav savaşçısı; korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. iskambilde yirmibir oyunu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mengene; f. mengene ile sıkıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ziyaret eden. visiting book yapılmış veya yapılacak ziyaretlerin yazıldığı defter. visiting card kartvizit. visiting day kabul günü. visiting fireman A.B.D., k.dili. resmi ziyarette bulunan kimse. visiting nurse gezer hastabakıcı. visiting profess

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rekabet eden; çatışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkaç, tampon; vatka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaplamalık tahta; kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezme, yürüme. walking beam makinada kuvvet nakleden ve muntazam rakkas hareketiyle işleyen kol. walking delegate sendika temsilcisi. walking dictionary her kelimenin anlamını söylemeye hazır olan kimse, canlı sözlük. walking legs yürüyebilme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolaşan, gezen, gezginci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

telgrafçiçeği, bot. Tradescantia fluminensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (edat) eksik, noksan; (edat) -siz, eksik, az. wanting in noksan, eksik. be wanting in common sense sağduyudan yoksun olmak. be found wanting kusurlu bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ihtar, uyarma, ikaz; ihbar; s. uyarıcı; ihbar eden. a week's warning bir haftalık vade. be a warning to someone birisine ibret olmak. give warning uyarmak, ikaz etmek, tehlikeyi haber vermek. take warning nasihat kabul etmek, ibret almak. warn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıkama, yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Washington.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sulama; suvarma; hareleme; s. sulayan, sulayıcı; sahildeki; kaplıcaya yakın. watering place içmeler, maden suları bulunan yer; plaj; kaplıca. watering pot bahçe sulama kovası, süzgeçli kova. watering trough yalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipekkuyruk kuşu, zool. Bombycilla garrula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yolculuk eden; i. yolculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. cılız kimse veya hayvan; s. cılız, güçsüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıpratıcı; yorucu; giyilmeye elverişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh, evlenme merasimi, düğün; evlilik yıldönümü. wedding cake düğün pastası. wedding ring nikah yüzüğü. golden wedding evliliğin ellinci yıldönümü. silver wedding evliliğin yirmi beşinci yıldonumü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağlayan, gözleri yaşlı; ince ve sarkık dallı. weeping willow salkımsöğüt, bot. Salix babylonica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haltercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. refah, iyilik, saadet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Wellington, Yeni Zeland'ın başkenti; çoğ. çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi niyetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıya doğru yönelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. batıya doğru katedilen mesafe; batıya yönelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tazyikli hava ile işleyen kuvvetli fren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıslanma, ıslatma; ıslatan şey. wetting agent kim. sıvıya ilâve edilen ıslatıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., (İng.), k.dili. kocaman, heyulâ gibi; z. çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. whop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .iskele muhafaza memuru rıhtım müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamçılama, kırbaçla dövme; dayak; ipin etrafına sarılan sicim. whipping boy başkalarının suçlan üzerine yukletilen çocuk. whipping post kamçılamak için suçluların bağlandığı direk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -rin) i. vızlamak, vızıldamak, pırlamak; i. vızıltı, pırlama sesi; zırıltı; karışıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. fısıltı; fısıldama; s. fısıldayan. whispering campaign bir kişi veya grup aleyhine dedikodu veya iftira yayma. whispering sallery fısıltı sesini bir uçtan öbür uca nakleden koridor veya salon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyaz üniformalı sokak süpürücüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arıtılmış tebeşir tozu, ispanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merlanos, zool. Merlangus merlangus; mezit, zool. Gadus merlangus; barlam, zool. Merluccius merluccius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çok iri, çok büyük, okkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yabani ağaç veya fidan ve bunların meyvası; s. evcilleştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, söz dinlemez, direngen; kasıtlı, bilerek yapılan. will fully z. kasten, mahsus. willfulness i. inatçılık; kasten yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istekli hazır; razı; içten; gönüllü, isteyerek yapan. willingly z. isteyerek, seve seve. willingness i. isteyerek yapma, gönüllülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sarmal sargı; dönemeç; dolambaç; elek. bobin, bobin dolamı, dolam; s. sarmal; dolambaçlı; sarılgan. winding sheet kefen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kanat, cenah; kol; uçuş; uçuşan şey; kapı kanadı; açıkta oynayan futbolcu; mim. binanın yan çıkıntısı; ek bina; tiyatro yan oda; ask. ve den. kol; f. uçmak, kanatlanmak; kanat takmak; tüy takmak; uçurmak; uçarak götürmek; uçarak geçmek; yan par

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayakları kanatlı; çabuk koşar; zool. ayakları uçmaya yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açık kanatlar arasındaki mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kazanma, galip gelme; gen. çoğ. kazanç, kazanılan para; s. kazanan, galip; cazip, alıcı, sevimli, hoş. winning stroke başarı kazandıran vuruş. winningly z. cezbederek, cazip bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perde arkasından ipleri çekme, slang. torpil patlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle gizlice dinleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sihir, büyü, füsun; büyücülük; s. büyüleyici, teshir edici, füsunkâr; büyüye elverişli. witchingly z. büyüleyici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ukala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilerek yapılmış, kasıtlı, maksatlı. wittingly z. bilerek, bile bile, kasten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oymacılık; tahtada oyma işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç tornacılığı. woodturner i. ağaç tornacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aklı başka yerde olma, hayal kurma, dalgınlık, dalgacılık. woolgatherer i. dalgın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazılış tarzı, üslup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çalışan; çalışmaya ait, işe ait, işe gelir; çalışır vaziyetteki; mayalanan, köpüren; seyiren; i. çalışma; çoğ. maden ocağında çalışma yapılan yerler. working capital döner sermaye; net cari aktif.working class işçi sınıfı. working conditions çalışm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok mühim, bütün dünyayı sarsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dünyaperest kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket kağıdı; ambalaj ipi; sargı; kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (wrung) i. burup sıkmak; burmak, bükmek; ellerini oğuşturmak; zorla söküp çıkarmak veya almak; çarpıtmak; çok üzmek, incitmek, canını acıtmak; zora getirmek, sıkıştırmak; i. buruş, sıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büken kimse veya şey; çamaşır mengenesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sırılsıklam, çok yaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazı, el yazısı; yazı yazma, yazılma; yazarlık; yazılı kağıt veya kitap; telif; tahrir; gen. çoğ. eser, kitap; kitabe. the writing on the wall tehlike belirtisi; başarısızlık işareti. writing pad bloknot; sumen. writing paper yazı kağıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., İskoç.,uğuldayan, uğultulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MEX-1HD’nin maksimum kayıt hızını gösterir. CDDA’dan (CD Digital Audio), tümleşik sabit diske veri transferi, normal çalma hızından sekiz kat daha hızlı olabilir. Alternatif olarak normal hızlı (x1) kaydı seçebilir ve işlem sırasında tüm CD’yi dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i ). Kavak gibi kabuğu soyulur (ağaç).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir yıllık; i. bir yaşında hayvan yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arzu, özlem. yearningly z. özlem çekerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dün akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dün sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. genç; i. genç çocuk; taze fidan; acemi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. zapping

geçgeç

Seyredilecek uygun bir program aramak amacıyla televizyon kanallarını tarama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I.). İkiçeneklilerden, zeytin, dişbudak gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., k.dili. vızıltı; enerji; f. vızıldamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İt. Çingene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. zencefilgillrden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zıngır, zıngırdamak vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zıngırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şiddetle titreyip ses çıkarmayı taklit ve tasvir ederek art arda kullanılır: Zıngır zıngır titriyordu, topun sesinden camlar zıngır zıngır oynadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şiddetle ve sesli olarak titreyip oynamak: Zelzelede bütün ev zıngırdadı. (bk.) Zangırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şiddetli sesle titreyip oynama: Soğuktan dişlerinin zıngırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. 16. yy.'da yaşamış olan İsviçreli Protestan lideri Zwingli'nin öğretilerime ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Mobbing İngilizce bir kelime. Saldırma, aşağılama, hor görme anlamlarına geliyor. Çalışma ortamında belirli bir kişiyi hedef alan ve uzun süre devam eden olumsuz davranışlar olarak tanımlanıyor. ‘İşyerinde ruhsal taciz’ veya ‘psikolojik terör’ olarak Türkçe’ye çevriliyor.

İlk kez 1984’te İsveçli psikolog Heinz Leymann’ın yaptığı bir araştırmayla gündeme geldi. Leymann ‘mobbing’i bir ya da birkaç kişinin bir çalışana karşı sistematik olarak ve düşmanca yürüttüğü aktiviteler olarak tanımlıyor. Saldırılar kişinin itibarını zedelemeyi, onun iletişim fırsatlarını ortadan kaldırmayı ve iş başarısını düşürmeyi hedefliyor. Bu davranışlar o kişiyi bezdirmek ve işinden istifa etmesini sağlamak amacıyla yani bilinçli bir şekilde uygulanıyor.

Bir şirketin organizasyonundaki bozukluklar ve kötü yönetim otomatik olarak mobbing için ortam yaratıyor. Bu nedenle en çok hastane, okul veya dini kurumlar gibi otoritenin pek de sıkı olmadığı ortamlarda rastlanıyor. Belirsizlikten kaynaklanan otorite boşluğunda güçlü güçsüzü eziyor. İirketin üst yönetimi bu problemi çözmek yerine görmezlikten gelirse problem derinleşiyor ve büyüyor.


Genel Bilgi by