Uns ne demek? | Uns anlamı nedir? | Uns

Uns anlamı nedir?

Uns ne demek?

Uns anlamı nedir?

Uns | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. A.). Alışkanlık, alışma, Ar. ülfet, ünsiyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bunsen gaz lambası, Bunsen alevi. Bunsen cell Bunsen pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burunsalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burnu düşük veya pek küçük ve basık olan adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

total total.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sel, gürültüyle akan su.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). danışma, müşavere, istişare; dava vekili; tedbir, ihtiyat, basiret; öğüt, nasihat; düşünce, gaye, maksat, plan; (f). nasihat vermek, öğüt vermek, akıl öğretmek. keep one's own counsel fikirlerini kendine saklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışman, müşavir; öğüt veren kimse; (çocuk kamplarında) yardımcı; (pol). müsteşar, bir elçilikte elçiden sonra gelen dışişleri memuru; avukat, dava vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labial consonant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. ideational fikri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı akan sel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) silah atışı; top menzili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) silâh sesinden ürken (köpek, at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tüfekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tüfek kundağı,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Kökbacaklılardan ışın biçimindeki yalancı bacaklarıyla ötekilerden ayrılan tek hücreli bir hayvan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hem erkek, hem dişi olan.

2.(botanik) Erkeklik ve dişilik alâmetlerini bir arada taşıyan bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkeklik ve dişilik organları aynı fertte bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir ferdin hem erkek, hem dişi olması. Bitkilerde de olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kanunu olmayan.

2.Kanuna aykırı olan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. illegal. unlawful. lawless. illegitimate. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. not covered by a law. lawless. against the law. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuskunu olmayan (at).

2.Perişan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Böcek veya meyve ile beslenerek ağaçlar üzerinde yaşayan ve en çok sıcek bölgelerde görülen memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «İmkânsız» yerine halk arasında kullanılır. Yanlış ve çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUNSABB) (i. A. «sebebe» den imef.) (mü. munsabba). Dökülen, denize veya ırmağa kavuşan: Tuna Karadeniz’e munsab olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâb» dan if.) (mü. münşaibe). Kollara ayrılmış, dallanmış: Eskişehir’de demir yol hattı ikiye münşaib olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNŞAKK) (i. A. «şakk» tan if.). Yarılmış, ikiye bölünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» dan if.) (mü. munsarife).

1.Çekilip giden.

2.(e.). (Ar. gramerde) Tenvîn ve kesre kabûl eden (isim). Gayrı mur.sarif = Tenvîn ve kesre kabûl etmeyen isim.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصرف] vazgeçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vazgeçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarâhat» den if.) (mü. munsariha). Sarahatli, açık, zahir, belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neş’et» ten imef.). Kaleme alınmış şeyler, bir münşînin yazdığı şeyler, inşâya ait eserler, mektuplar, yazılar, nesirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sicili» den if.) (mü. münsecile). Sicilli yani resmî kayıtlara işlenmiş, sicile geçmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNSEDD) (i. A. «sedd»

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den if.) (mü. münselibe). Selbolunmuş, ortadan kalkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selh» ten if.) (mü. münseliha). Soyulmuş, yüzülmüş, derisi çıkarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «silk» ten if.) (mü. münselike). Bir yola girip onu takip eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seny» den if.) (mü. münseniyye). Eğri, doğru olmayan, bükülmüş. Hatt-ı münsenî = Doğru olmayan hat, eğri çizgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten if.). (mü. münşerihe). Açık, ferahlı, eğlenen, sıkılmayan: Hatırı, kalbi münşerih olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neş’et» ten if.). Bir mevzuu nesir hâlinde mükemmel şekilde kaleme alabilen yazar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İnşa eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan, iyi katib.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasafet» den if.) (mü. munsıfe).

1.İnsaf eden, insaflı, adalet ve doğruluktan ayrılmayan: Munsıf adamdır.

2.Kötülükte ileri gitmeyen: Munsıf bir hırsız.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصف] insaflı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.insaf ve doğrulukla: Pek munsıfâne hareket ediyor.

2.Pek ileriye varmayarak: Biraz munsıfâne vuruyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ligneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ligneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgunsu

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bol ve gür akan su.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yemek yağlarından) damar sertliğine karşı koruyucu tipte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kelime oyunu yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerde görülen fazla güneşten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin fazla güneşten kavrulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günbatımı, güneş batması, gurup; akşam; günbatımında gök renkleri; çöküş devri, gerileme devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş siperliği, güneşlik; güneş şemsiyesi; tente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ışığı; güneş; güneşin ısıtıcı ışığı; neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş lekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş çarpması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. inâs). Dişi, kadın, kız (cem’i daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadın, kız, nisa.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Adın duyulsun, ünlen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eyerini çıkarmak; eyerden düşürmek, attan düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emniyetsiz, tehlikeli, gu venilmez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söylenmemiş, bahsedil memiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Adın duyulsun. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılamaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Ünsal). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kutsallaştırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet vermeyen; yetersiz, tatmin etmeyen. unsatisfactorily z .makbule geçmeyerek, yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. doymamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatsız, lezzetsiz, yavan; nahoş, çirkin, kötü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (said) sözunü geri almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaralanmamış, yarasız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilimsel olmayan, bilime aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. karmakarışık halden çıkarmak, düzene sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. vidalarını çıkarmak, gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vicdansız; töresiz; prensipsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mührunü bozmak veya çıkarmak; açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikişlerini sökmek, dikişlerini sökerek parçalara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz, idrak edilmez, keşfolunmaz; gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsimsiz, zamansız, vakitsiz. unseasonableness i. mevsimsizlik. unseasonably z. mevsimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baharatsız; olgunlaşmamış; yaş (tahta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mevkiinden atmak, azletmek, görevden almak; attan ,düşürmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denize çıkmaya elverişsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yakışıksız, uygunsuz, çirkin. unseemliness i. uygunsuzluk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keşfedilmemiş, göze görünmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cömert, kendi çıkarını düşünmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işe yaramaz, yararsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerinden çıkarmak; tedirgin etmek; düzenini bozmak; yerinden çıkmak; tedirgin olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsıız, kararlaştırılmamış; henüz yerleşilmemiş; belirsiz; değişken (hava); yerleşmemiş, göçebe; ödenmemiş, kapanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ün seven. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ün sev(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ün sevin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed,- sewn) dikilmiş seyi sökmek, dikişini sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cinsiyetinden yoksun kılmak; kadınlıktan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zincirlerini çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kolay korkmaz, kolay değişmez, sabit, sarsılmaz, sağlam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarsılmamış; sabit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .iyi şekil verilmemiş, biçimsiz, şekilsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak parçalara ayrılmamış, parçalanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kınından çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) gemiden çıkarmak; den. yerinden çıkarmak, fora etmek (kürek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçı kesilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekmeyen; çekinmesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Alışmış, sokulgan. 2.Arkadaş, dost.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göze hoş görünmeyen, çirkin görünümlü. unsightliness i. çirkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ünsi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptıkları bir Ar. kelimedir), (bk.) Uns.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maharetsiz, hünersiz; maharet gerektirmeyen. unskilled labor kaba iş; kaba iş yapanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maharetsiz, hünersiz, beceriksiz, ustalıksız, ihtisassız, tecrübesiz, acemi. unskillfully z. hunersizce, beceriksizce, acemice. unskill fulness i. beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sönmemiş kireç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (slung) askıdan indirmek, asılı olduğu yerden almak (tüfek); den. izbirosunu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) yayına basarak gevşetmek; açmak (çıtçıt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .dolaşık şeyi açmak, çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşmayan, sohbetten hoşlanmayan, merdümgiriz, çekilgen, yalnızlığı seven, kaçınık. unsociabil'ity, unsociableness i. çekilgenlik. unsociably z. çekilgence; sohbetten kaçmarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sohbetten hoşlanmayan; merdümgiriz, toplumdan hoşlanmayan; topluma karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirlenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lehimini çıkarmak; eritmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenilmemiş, talep edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum; halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion i. saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlam olmayan, sıhhatsiz; gerçeksiz, geçersiz; derme çatma, çürük; derin olmayan, hafif (uyku). unsoundly z. çürük bir şekilde. unsoundness i .çürüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esirgemeyen; bol, çok; affetmeyen, aclmasız, merhametsiz. unsparingly z. esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ifade edilemez, söylenemez, tarifsiz; ağıza alınmaz; berbat. unspeakably z. ifade edilemeyecek şekilde; çok fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtisas görmemiş, uzmanlaşmamış; belirli bir işlevi olmayan, değişik işlere yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerinden ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sportmence olmayan, sporcuya yaraşmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekesiz, beneksiz; temiz, pak, arı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabit veya sağlam olmayan; kararsız, hercai, yeltek, gelgeç, dönek, kaypak; kim. çabuk eriyen veya değişen; değişken. unstableness, unstabil'ity i. sabitsizlik; kararsızlık, döneklik; değişkenlik. unstably z. kararsızca; sabit olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabit olmayan, sallanan; titrek; düzensiz; değişken, kararsız, güvenilmez. unsteadily z. sallanarak, düşecek gibi; kararsız. unsteadiness i. kararsızlık; sabit olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. silâhları bıraktırmak; yumuşatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,- ping) den. yerinden çıkarmak (gemi direği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (stuck) koparmak, açmak (yapışmış şeyi). come unstuck kopmak, çıkmak, açılmak; (argo) boşa çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) tıkaç veya kapağını çıkarmak; açmak, engelleri kaldırmak. unstopped s., dilb. duraksız (ünsüz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped,-ping) kayışını çıkarmak veya gevşetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strung) tellerini çıkarmak; gevşetmek; zayıflatmak, (sinir) bozmak. unstrung s. gevşetilmiş, gevşek; sinirleri bozuk sinirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalışma sonucu öğrenilmemiş; tabii; çalışılmamış, hazırlıksız, plansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cisimsiz, katı olmayan; asılsız; hakikatte olmayan, hayali. unsubstantiality i. cisimsizlik. unsubstantially z. cisimsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .başarısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, yakışıksız. unsuitabil'ity, unsuitableness i. uygunsuzluk, yakışık almama. unsuitably z. uygunsuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanınmamış, ünsüz, duyulmamış; söylenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. desteksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. anâsır).

1.Basit cisim, esas, aslî, madde, asıl. Anâsır-ı erbaa = Eskilerin basit cisim sandıkları toprak, su, ateş ve hava.

2.Bir bütünden ayrılan kısım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. fact. ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. component öğe. eleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

element. component. factor. integral. item. primary matter. staple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ عنصر] eleman.madde. 2.topluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Öğe, ilke, eleman. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçilemez, üstün, eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphelenilmeyen, şüphe altlnda olmayan; önceden akla gelmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. masum, saf, güvenilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvoiced. surd. consonant. surd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consonant. unknown. obscure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağını çözmek, bandajını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swore, sworn) sözünü geri almak, yemininden dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sapmaz; değişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sistemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uymaz: Bana uygunsuz geliyor. 2, LAyık ve münasip olmayan: Uygunsuz bir iştir.

3.Kötü harekette bulunan, terbiyesiz: Uygunsuz bir adam.

4.Yoldan çıkmış: Uygunsuz kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitable. inconvenient. improper. wrong. indecent. unhandsome. incorrect. unseemly. derogatory. illegitimate. impolitic. inapposite. inappropriate. incongruous. indecorous. indelicate. ineligible. inexpedient. infelicitous. near the knuckle. malapr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. improper. inappropriate. inconvenient. indecent. inept. inexpedient. inopportune. obnoxious. undue. unearthly. unfortunate. unhappy. unseemly. untimely. wrong. unsuitable. out of turn. out of place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill- assorted. ill- matched. impolitic. improper. inapposite. inconvenient. inimical. inopportune. off. out of the way. ratty. tasteless. unapt. unbecoming. undue. unearthly. unfit. unhappy. unseemly. unsuitable. unsuited. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uymazlık.

2.Münasebetsizlik, uygun olmayan iş ve hareket.

3.Kötü hareket, kötü muamele, yaramazlık: Bu adamın uygunsuzluğu mâlûm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuitability. unseemliness. impropriety. indecency. disorderliness. inexpediency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impropriety. inconvenience. mismatch. unsuitability. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord. inaptitude. inconvenience. indelicacy. ineptitude. inexpediency. unfitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by