Unsatisfac ,tory ne demek? | Unsatisfac ,tory anlamı nedir? | Unsatisfac ,tory

Unsatisfac ,tory anlamı nedir?

Unsatisfac ,tory ne demek?

Unsatisfac ,tory anlamı nedir?

Unsatisfac ,tory | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet vermeyen; yetersiz, tatmin etmeyen. unsatisfactorily z .makbule geçmeyerek, yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ihtar mahiyetinde, nasihat şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şansa bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âşıkane; ateşli, şehvetle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. penceresiz kat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dolaşıma ait: kan dolaşımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). clerestory.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir bina, kilise, vagon vb'nin pencereli üst kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salık veren, tavsiye eden; metheden, öven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). telafi etmeye yarayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tasdik anlamında teyit edici (söz, vesika, delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konservatuvar, müzik ve tiyatro okulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iimonluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kilise idare heyeti; Papanın başkanlığındaki kardinaller kurulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teselli edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inkâr ve tekzip manasında; aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcı, iştirakçı; to ile dolaylı olarak sebep olan, katkıda bulunan. contributory negligence (huk). bir kaza vukuunda kazazedenin kısmen suçlu olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). birlikte imzalayan; (i) . müşterek imza atanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). takbih veya lanet if ade eden veya onlara sebebiyet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyan eden, ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hüküm veya iradeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanetçi, depo, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). küçültücü, aykırı, karşı, zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devamslı, istikrarsız, birbirini tutmayan; tertipsiz, düzensiz, aralannda bağlann olmayan, rabıtasız, dağmık rasgele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işini sonraya bırakan, ağırdan alan, sürüncemede bırakan; ağır, üşenen. dilatorily (z). ağırdan alarak, üşenerek, dilatoriness (i). işini ağırdan alma, geciktirme: üşenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). rehber, nizamname; Fransız ihtilalinde Cumhuriyet Hükümetini idare eden beşler heyeti; (huk). açıklayıcı hüküm; (s). idare eden, istişareye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aleyhte davranan ile ilgili; ayırt edebilme kabiliyeti ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâçların ter kibini izah eden kitap, kodeks; eski dispanser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatakhane, kouş; örenci yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bedenin ifrazatını dışarı atan uzuv; s. bu gibi fazlalıkları atan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açıklayıcı, izahat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fabrika, imalâthane, atölye; (eski.) yabancı bir memlekette iş hanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir azizin ölüsünden veya eşyasından geriye kalan kutsal emanetlerin konduğu sandık, bu emanetlerin saklandığı oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tımarcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i duman veya bu hara ait; i eşyayı tutsülemeye veya du man veya buhardan geçirmeye mahsus yer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şahtere, bot Fu maria officinalis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bataklık kuşlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tatma duyusu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih, tarihi olaylar; tarihi dram; tarih kitabı. family history aile tarihçesi. natural history tabiat bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtıcı, başlatan, başlangıç türünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) soru türünden, soru belirten, sual ifade eden; (i.), (huk.) yazılı olarak sorulan sorular .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) önsöz veya tavsiye kabilinden; tanıtma maksadıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) envanter; deftere kayıtlı eşya; (f.) müfredat defterine geçirmek, kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) davet ihtiva eden, davet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Ölülerin yakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crématorium

yakmalık

Ölülerin yakıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crematorium. crematorium crematory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laboratuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) eski zamanlarda içinde akraba ve dostların göz yaşlarının saklandığı farz edilen ufak şişelerden biri, göz yaşı şişesi; (s.) göz yaşına ait; göz yaşını havi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) övücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) umumi hela; lavabo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zaruri, zorunlu, gerekli; i. mandater; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tehditkar, korkutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. moratoryuma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Buhranlı devirlerde, bir ülke veya bölgede borçların bir kısmı veya tamamının ödenme mecburiyetinin bir müddet geri bırakılması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moratorium

ekon. erteletim

Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede, bölgede, bir bölüm veya tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, diske, bir dizi farklı film öyküsünün kaydedilmesine izin vermektedir. İzleyiciler, oynatma sırasında hikayenin nasıl gelişeceğini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) boş, abes, faydasız; hükümsüz, kıymetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mecburi, gerekli, zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rasathane; etrafın manzarasını seyretmek için yapılmış kule.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Konferans, ders, konser vermeye mahsus salon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. auditorium

etkinlik merkezi

Konserlere, konferanslara elverişli dinleme salonu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kilisede para toplanırken orgda çalınan beste.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. koklamaya ait; i., gen. çoğ. koklama organı, burun; koklama hissi. olfactory nerve koku siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatiplik, hitabet; belagat. oratorical s. belâgatli. oratorically z. belagatle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak mabet, özel tapınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (musiki). Batı musikisinde Katolik veya Protestan mezheplerine göre Hıristiyanlık prensiplerini terennüm eden sözlü musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio. libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratorio. libretto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapışkanotu, bot. Parietaria officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kati, kesin, müspet, mutlak; inatçı; otoriter, diktatörce, mütehakkim; münakaşa kaldırmaz. peremptory writ huk. celpname. peremptorily z. kesin olarak, münakaşaya yer bırakmayacak şekilde; diktatörlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşünülmeden ve mekanik olarak yapılan: dikkatsiz, baştan savma; sıkıcı, formalite icabı. perfunctorily z. formalite icabı olarak; dikkatsizce, baştan savma. perfunctoriness i. formalite icabı yapma; dikkatsizlik, kayıtsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. balıklara veya balıkçılığa ait; balıkçılıkla geçinen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niyaz kabilinden, yalvarma niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağmacılık veya soygunculukla geçinen; yırtıcı, avlanarak yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaız niteliğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önsöz niteliğindeki, mukaddeme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarihöncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

tarih öncesi

Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazırlayıcı, hazırlık niteliğindeki. preparatory school üniversiteye hazırlayan özel okul. preparatory to sending it gönderilmesi için hazırlık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L ). Zafiyete uğramış kimselerin bakıldığı sağlık evi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denemeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yasaklayıcı; engelleyici. prohibitive price satışa mâni olacak kadar yüksek fiyat, aşırı fiyat. prohibitively z. yasak edilecek derecede; engelleyecek şekilde. prohibitiveness s. yasaklayıcılık; engelleyici oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. dağlık burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Araf, geçici olarak günah cezası çekilen yer, ıstırap yeri. purgator'ial s. Araf'a ait; temizleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tavsiye kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) uzlaşma kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mıntıka papazı evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) manastır yemekhanesi; üniversite yemekhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ıslahat gerektiren; (i.) reşit olmayan sanıklara mahsus hapishane, ıslahevi. reformative (s.) ıslahat husule getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, itaatsiz; kolay işlenemez, erimez. refractorily (z.) inatla. refractoriness (i.) inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlanmış piyesler listesi; depo. repertory theater repertuvarındaki piyesleri, her biri birkaç hafta olmak üzere, oynayan tiyatro topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solunumla ilgili, solunumda kullamlan, solunumun sebep olduğu. respiratory system solunum sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yankı meydana getiren; yansımalı. rever- beratory furnace uzun alevli fırın, yansımalı fırın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fesih veya iptal kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria, -riums) havası ve suyu sağlığa yararlı olan yer; sanatoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Veremlilerin tedavi edildiği hastahane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. sanitarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanatorium. convalescent home / hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet verici, hoşnut edici; kafi, tatmin edici. satisfactorily z. memnun edici surette. satisfactoriness i. yeterlik, kifayet, memnuniyet verici hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. vücutta sıvı madde hasıl eden, ifrazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. imza eden; i. imza sahibi; kayıt veya imza eden kimse, özellikle anlaşma veya mukavele imza eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tic. spekülasyon niteliğindeki; derin düşünme mahiyetindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanuna uygun, kanuni, kanuna bağlı. statutory rape reşit olmayan bir kızla cinsi munasebette bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hikaye, öykü; tarih; rivayet, anlatılan şey; makale; masal, efsane, destan; kısa roman; roman taslağı; k.dili. yalan, martaval; f. hikaye anlatmak: tarihi tablolarla süslemek. story hour masal saati. story writer romancı, hikâyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bina katı; bir katta bulunan odalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikâye kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikaye anlatan kimse, masalcı; k.dili. yalancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. terleyen; terletici, ter döktürücü; i. sıcak hamam veya banyo; terletici madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. supozituvar, fitil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak, arazi, memleket; bir devlete ait üIke; başka devletin hükmü altında bulunan memleket; (bh) eskiden Birleşik Amerika'da henüz devlet teşkilâtına girmemiş ancak merkezi hükümet tarafından atanan bir vali idaresindeki bölge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., İng. tutucu parti üyesi; s., k.h. tutucu Toryism i. tutuculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Th senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mermi yolu; geom. eğri, münhani; astr. yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geçici, süreksiz; fani, kalımsız. transitorily z. geçici olarak. transitoriness i. geçicilik; fanilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet vermeyen; yetersiz, tatmin etmeyen. unsatisfactorily z .makbule geçmeyerek, yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. veda kabilinden; i. diploma törenindeki veda söylevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titretici; titreşim özelliği olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zafer, yengi, utku, muzafferiyet, galebe; başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kusturucu; i. kusturucu ilâç; eski Roma'da amfiteatr giriş veya çıkış koridoru. vomitive s. kusturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by