Ura ne demek? | Ura anlamı nedir? | Ura

Ura anlamı nedir?

Ura ne demek?

Ura anlamı nedir?

Ura | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Vuracak gibi hazır olma (Avrupalılar’ın »hurra» sı da buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğruluk, dikkat, titizlik, ihtimam, incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğru, sahi, tam; ince accurately (z). doğru olarak, kusursuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). accuracy. ac.curs.ed (s). lanetlenmiş, melun,meşum, nefret uyandıran, menfur.accursedly (z). meşum olarak, uğursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Burak)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقورانه] kudurmuşçasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). adi notanın yanına ilâve edilen ufak nota,.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemilerde, küpeştenin iç tarafında bulunan direklere takılı halatları bağlamak için kullanılan delikli ve çubuklu levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate at the edge of the deck with holes for fastening rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thundercloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. surly. down faced. glum. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güven, itimat; inanç, itikat; nefsine itimat, kendine güvenme, cesaret ; söz, yemin, teminat; arsızlık, yüzsüzlük; (ing). sigorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاشورا] aşûre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Muharremin onuncu günü ki, İslâm’dan önce de resmî bir gün idi. 2.O gün pişirilip dağıtılması mutad olan mâruf bir tatlı ki, dövülmüş buğdayla meyve ve hububatın ekserinden birer miktar karıştırılmakla yapılır.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). zamana uygun, çağdaş, modern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cismin saçtığı buhar, koku vb; ruh, hava, atmosfer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulağa veya işitme duyusuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altln renginde, yaldlzlı; parlak, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitler yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baydur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir memlekette bulunan iki ayrı kültür unsuruyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenlore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki kulak ile işitme; iki kulaklı; stereofonik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. hareketli bir parça veya bölüm; yorumlamada hüner gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu mahal, bu yer: Bura adamları çalışkan olur. Buranın meyvesi boldur. Burayı bırakacak mısınız? Buraları da görmüş olduk. Ekseriya zamire eklenerek kullanılır: Buram ağrıyor. Buranız kararmış. Burası çok ucuzluktur. Burası, buraları: Bu hal, bu suret, bu keyfiyet: Asıl burası matlûptur. Buraları iyice anlatmalı. Yakın yere işaret içindir: Ar. hâ, hunâ, Fars. incâ: Buraya gel, burada kal, buradan geçti, buraca bilinmiyor (uzak yeri işaret için «ora» ve orta yer için «şura» kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this place. this spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Chadic language spoken south of Lake Chad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

British Urban Regeneration Association. vi : to ask. a Chadic language spoken south of Lake Chad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this small place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. in this place. in this quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from here. from this place. from hence. hence. herefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

away. hence. from here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A) Mİrâc’da Tanrı tarafından Peygamberimiz’e tahsis edilen binek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. - Hz.Muhammedin Mirac’daki bineği. Kur’an’da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native of this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) Dönüp dolaşarak şiddetle ve havada kasırga gibi bir nevi girdaplar teşkil ederek yağmayı tasvir ederek arka arkaya kullanılır: Buram buram kar yağıyordu. Buram buram duman çıkıyordu. Buram buram terlemek = Fazlasıyle terlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in clouds. in great quantities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) Yel, şimşek ve gökgürültüleri ile karışık yağan ve kısa süren zorlu yağmur: Yazın sık sık buranlar olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Bura, bu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this place. here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this place. here.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither. to this place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

here. hither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. caesuras, caesurae) bir mısraı okurken hafifçe durulacak yer; (müz). durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Canlı TV yayınını duraklatmanıza imkan tanıyan Sony HDD kayıt cihazları sayesinde artık hiçbir anı kaçırmayacaksınız. Yavaş gösterim ve hızlı ileri sarma işlevi dahil olmak üzere kaldığınız yerden itibaren sahneleri farklı hızlarda oynatabilir ve istediğiniz an canlı yayına dönebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ithama lâyık, kusurlu bulunabilir. censurably (z). tenkide yol açan bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Karagöz balığına benzer lezzetli bir Akdeniz balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilt-head bream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gilt head bream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak sigorta poliçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı ölçülere sahip olan, eşit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı birim ile ölçülebilen; orantıl commensurably (z). orantılı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). orantılı, eşit; yeterli; uygun, münasip. commensurately (z). uygun bir öIçü ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i şekil, suret, görünüş; gruplaşma; (astr). gezegenlerin birbirlerine oranla yerleri, yıldız kümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahmini, varsayılı,farazi. conjecturally (z). farazi olarak, tahminen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyü, sihir, sihirbazlık; ruh çağırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan, fitri, tabii; (bak). natural.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çutra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cesaret, yiğitlik, yüreklilik, mertlik. have the courage of one's convictionsdavran ışlarını inançlarına uydurmaya cesaret etmek. take courage cesaretlenmek, kuvvet almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cesur, yiğit,:yürekli, mert. courageously (z). cesaretle, mertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat)., (zool). bacağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Türk halk musikisinde bağlama çeşidinden bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit küçük ve bağırgan atmaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the last drag on a cigarette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tedavisi mümkün, geçici (hastalık); şifa bulur (şahıs, hasta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ok zehiri; (bot). kürar bitkisi; (ecza). kurar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). papaz, vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). şifa veren; (i). ilâç, çare, derman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müze veya kütüphane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Keskin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tatula, tatala, (bot. ).Datura stramonium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii halinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasfiye etmek, arıtmak, temizlemek, temizlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T. A.). Türk musikisinde 7 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, gözünü korkutmak, hevesini kırmak, cesaretini kırmak. discourage somebody from doing something birini bir işten vaz geçirmek; fikrini değiştirmek. discouraging ly (z). hayal kırıklığına uğratarak, hevesini kırarak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik).

1.Bir sıvıyı (içinde eriyerek) doyma haline getiren madde.

2.Bir çelik çubuğu doyma haline getiren indükleyici mıknatıs.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dayanıklılık, mukavemet; sürekli oluş, devam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dayanıklı, mukavim, sağlam, eskimez; devamlı, sürekli. durably (z). dayanıklılıkla, mukavemetle; sürekli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. da «dırac»den). Bir cins sülün (Arapça’da çil demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keklikten biraz büyük bir av kuşu (francolinus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer değiştirmeyen, sabit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inert. constant. stable. immobile. immutable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobile. stable. stationary. fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant. fixed. stationary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide bir makamın karar verdiği perde: Nihâvend makamının durağı rast (sol) perdesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk dinî tasavvufî musikisinde Mevlevîlik dışındaki tarîkatlerde okunan, yalnız Durak Evferi usûlü ile bestelenen bir çeşit tantanalı ilâhî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «durmak») tan

1.Durulacak, durulan yer. Ar. makam, mekân.

2.Mesken, Ar. me’vâ.

3.Demiryolu katarı, otobüs, tramvay, dolmuş vesairenin durduğu yer. Ar. menzil, mevkif. Fr. station.

4.Kur’an-ı Kerim’in durma yerleri ve bu yerlerde mürekkep veya yaldızla resmolunan işaret. Durakotu = Bir cins bitki.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. stopping place. station. full-stop. full point. caesura. rest. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. rest. stand. station. stop. bus stop. halt. break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. halt. pause. break. tonic note. caesura. rest. stand. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yolu taşıyan araçların düzenli olarak durdukları y(Erkek İsmi) 2.Durma, dinlenme. 3.Cümle sonuna konulan nokta.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde dinî eserlerde kullanılan 21 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’ da kayısı demek olan «dürâkan» dan galat olsa gerektir). Tüysüz şeftali cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standstill. pause. hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sagnation. pause. standstill. halt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lâkırdı söylerken tereddütle tutukluk göstermek, kesik kesik söylemek: Pek duraklayarak söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to stop. to hesitate. to waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. to pause. to come to a stop. to stop once in a while. to hesitate. fizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring sth to a standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüysüz bir şeftali çeşidi (nucipersica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. hesitation tereddüt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. demur. hesitancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tereddüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. falter. hesitate. waver. to hesitate. to falter. to waver tereddüt etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate. blow hot and cold. demur. falter. haver. hum. oscillate. pause. vibrate. waver. whiffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstopped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-stop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide durak perdesinin bir üstündeki nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to the dura, or dura mater. of or relating to the dura mater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of or relating to the dura mater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Duraklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to come to a stop. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Dursunali).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(anat.) dura mater, beynin ve omuriliğin en dış zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot.) ağaçların merkeze yakın bulunan sert odun kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kımıldanmayan, Osm. gayri müteharrik, sabit, sakin.

2.Bulunan, Ar. mevcut, kâin, kaim. Durup duran = Açıkça görünen.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hareketsiz halde bulunan, sabit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ayın en uzun süre gökyüzünde kaldığı zaman.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutukluluk, mahpusluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devam, süreklilik; süre, müddet. for the duration güç bir durumun (özellikle

2.Dünya Savaşının) sonuna kadar.


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (gram) sürekli bir etkinlik belirten yüklemleri ifade eden (geniş zaman) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sourpuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşci etmek, teşvik etmek; himaye etmek. encouragement i. cesaret verme, teşvik etme, himaye etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahammül, sabır, dayanma, kaldırma, tahammül gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maiyet, arkadaşlar; etraf, çevre, muhit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erdönmez).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Avrasya. Eurasian (s.),(i.) Avrupa ile Asya'ya ait; (i.) bir Avrupalı ile bir Asyalının evlenmesinden doğan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اوانی ترابه] toprak çanak çömlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehir veya okul duvarları dışında, okullar arası (karşılaşma).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Övünerek, tefahhurla, iftihar ederek: Birtakım fahûrâne bir tavırla sallanarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Nümûne, örnek, kumaş örnekleri destesi: Faturasını gönderdi. 2.Satın alınan bir mal için satıcının verdiği makbuz: Gümrük dairesi fatura ister Malfature = Manifatura’dan galat. (bk.) Manifatura.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoice. bill. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. invoice. receipt. tab. rabbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoice. bill. bill parcels. bill of sale. black letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write an invoice for. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an invoice/bill. having a rabbet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unreceipted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) Sinema ve tiyatroda hiç konuşmayacak veya pek az konuşacak küçük rollere çıkan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra. walk-on. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk-on. extra. bit player. figure artist. walking gentleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eril, figurante dişil (i). figüran; balede figüran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figuration

biçimleme

Çeşitli maddelerin biçimsel imkânları ile birbirleri arasındaki düzen ilişkilerini araştırma işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belli bir biçimde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. figüratif

betili

İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunan (resim veya heykel).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut ya da nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil veya biçim verme, şekle sokma; tasvir, temsil; şekil, şekillerle süsleme; (müz). bir parçayı fazla notalarla süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mecazi, remzi, timsali; süslü; tasviri. figuratively (z). mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). elektrik cereyanı ile siğil yakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Fırat).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kepekli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Büyük bir çalışkanlık ve gayretle, üstün bir iyi niyetle: Gayûrâne müdafaa, gayûrâne davrandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rules of good forms. rules of etiquette. canons of conduct. code of conduct. manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Karga, kuzgun. Guribülbîn = Alaca karga. mec. Uğursuz adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غراب] karga.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kargaya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. garîm).

1.Alacaklılar.

2.Hasımlar, rakipler, düşmanlar.

3.Fecrin ilk aydınlığı,

4.Düşürülen ölü çocuk için ödenen diyet.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni doğan ay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) gırtlağa ait; boğazdan telaffuz olunan; (i.) gırtlaktan veya ağzın arka kısmından çıkarılan ses; bu sesleri temsil eden harfler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honduras. honduran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; an early center of Mayan culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Honduras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; an early center of Mayan culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Honduras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Honduras.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honduran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Honduran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Hücreler odalar. 2.Kur’an-ı Kerim’in 49.suresinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bazı Batılı milletlerin «yaşa!» mânâsında kullandıkları alkış sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp «hurûc» dan). Bedenin çeşitli yerlerinde çıkan çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıpranarak işe yaramaz hâle gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hurâfe). Bâtıl inanışlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرافات] hurafeler, batıl inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hurâfât). Bâtıl İnanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. legend. myth. silly tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. old wive's tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرافه] batıl inanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خرافه پرور] hurafelere inanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hurafelere inanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. hâr). İri gözlü; aslı güzel Cennet kızları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.). - Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülemez: sınırsız, hudutsuz. immeasurably z. ölçulemez derecede, gayet, pek çok .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülemez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış; kusurlu, tam olmayan, hatalı; aslından farklı. inaccuracy i. tam olmayış, hatalı oluş; kusur, hata. inaccurately z. tam olmayarak, hatalı olarak, kusurlu olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. açlılş töreni ile ilgili; i. başkanın göreve başlarken yaptığı konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. resmen işe başlatmak, (bir kimseyi) törenle bir göreve getirmek; başlamak (işe); açılış töreni yapmak. inaugura'tion i. resmen işe başlama; bir kimsenin göreve başlaması münasebetiyle yapılan tören, açılış toreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. oranssız, nispetsiz, kıyas kabul etmez; ölçülmeyen; i., çoğ, ortak ölçülmez sayılar. in commensurabil'ity i ölçülemez oluş, nis - petsizlik. incommen'surably z nispet sizce, ölçülemez bir ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oransız, nispetsiz, kıyas edilemez; yetersiz. in commensurately z. nispetsiz olarak; yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iyi olmaz, şifa bulmaz, devasız, düzelmez; i. iyi olmaz hasta. incurabil'ity, incur'ableness i. çaresizlik, şifa bulmazlık incur'ably z. şifa bulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,s. katılaştırmak, sertleştirmek; duygusuzlaştırmak; dayanıklı kılmak; s. katı, sert; duygusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( eski) yenileme, tazeleme, onarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sigorta, sigorta etme; sigorta parası, sigorta taksiti. insurance broker sigorta acentesinde çalışan kimse. insurance company sigorta şirketi. insurance policy sigorta poliçesi. insurance premium sigorta primi. fire insurance yangın sigortası. hea

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) duvarlar arasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mektep içinde yapılan, bir okulun sınıfları arasında olan (oyun, müsabaka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Jura dağları; jeol. Jura, Trias'tan sonra gelen jeolojik zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanuni, hukuki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. Jura jeolojik zamanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. yeminli tutanak; yeminli memur; yüksek belediye memuru; Manş adalarında sulh hâkimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Kâm sürücü, süren, arzusuna isteğine kavuşmuş mutlu. 2.Arzusuna erişen, bahtiyar, mutlu. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Patlamalı motorlarda, akaryakıtı hava ile karıştırarak silindirlere gönderen Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburetor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburettor. carburetor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carburetor. carburetor. carburettor. carburetter. carbureter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erlerin belde taşıdıkları, yalın olarak süngü yerine tüfeğin namlusu ucuna taktıkları düz ve kısa kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sword bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kazûre, dilimizde kullanılmaz). Pislik, Ar’, necaset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Pek ufak yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. configuration

bl. yapılandırma

Bilgisayar sisteminin özellikle fiziksel birimlerini gösterme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

configuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kongur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Cesur, yiğit, (Erkek İsmi) Orhan Gazi’nin komutanlarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ökçeli ve ağırca ayakkabı, iskarpinin kabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kundura, potin ve ayakkabı yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoemaker. seller of shoes. repairer of shoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kundura, potin ve ayakkabı yapmak san’atı veya ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kariye). Kariyeler, köyler, bk. Kariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw. lot. drawing of lots. conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in western Asia; rises in northeast Turkey and flows to the Caspian Sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing of lots. lot cast or drawn. conscription based on a drawing of lots. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in western Asia; rises in northeast Turkey and flows to the Caspian Sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قراء] köyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Cesur. 2.Çelik. 3.Toprak içinde bulunan büyük taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kubbeli türbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Un, şeker, süt yahut badem vesaire ile yapılan yuvarlak veya üçgen çörekçik: Bademli, sütlü kurabiye. Kurabiye gibi ufak ve yuvarlak: Kurabiye karpuz, kurabiye saat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookie. cooky. biscuit. shortcake. shortbread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bun. cookie. shortbread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruyup zayıflamış veya eskiyip yıpranmış, işe yaramaz, bitmiş: Kurada beygir, kılıç, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru, yağmursuz, rutubetsiz, Ar. yâbis: Kurak hava, kurak yıl: Bu sene hava pek kurak gidiyor. Kuraklık, yağmursuzluk. Ar. yubûset: Bu sene kuraktan korkuluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. arid. thirsty. rainless. droughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. rainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Kurak yerden hoşlanan: Kurakçıl bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuruluk, yağmursuzluk, rutubetsizlik. Ar. yubûset: Bu kuraklık bir müddet daha devam ederse ekinler yanacak.

2.Yağmursuzluktan ileri gelen kıtlık: Hindistan’da kuraklık olduğu söyleniyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirsiz zamanlarda meydana gelen ve canlıların (özellikle bitkilerin) yaşamını tehlikeye düşürecek veya onları zarara uğratacak kadar azalmış bulunan su kıtlığıdır. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere, belirli bir iklimin karakteristiği olarak belirli mevsimlerde su kıtlığı ” kuraklık” değildir. Herhangi bir yılın, herhangi bir mevsiminde meydana gelen alışılmışın dışındaki su noksanlığıdır. ( Trockenheit/drought, dryness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. dryness. dry. aridness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Kaide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. law. regulation. statute. code. disposition. precept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. constitution. fundamental. law. order. rubric. rule. statute. rule kaide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. convention. regulation. law. maxim. order. ordinance. policy. principle. statute. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Davranışlara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkel(Erkek İsmi) 2.Araç. 3.Silah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach / violation of the rules / regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. who sticks strictly to the rules. formalistic. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth a rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.).

1.Kaideye uygun.

2.(gramer). Belli bir kaideye göre yapılmış, kıyasî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which conforms to a rule regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.).

1.Kaidesi olmayan,

2.(gramer). Kaide dışı, gayri kıyasî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. sth which does not conform to a rule irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomie. anomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k ). Nazariye, teori.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theory. theorem. hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation. theory. theory teori. nazariye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theory. hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theorist. theoritician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferring to think in theoritical rather than practical terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. theoretic. abstract. academic. academical. doctrinaire. hypothetic. hypothetical. notional. pure. speculative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. pure. speculative. theoretic. theoretical. doctrinaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyu al donunda (at).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Güney Amerika yerlilerinin dilinden). Yerlilerin ok uçlarına sürdüğü çok tesirli bir zehir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Makasla kesilen şeyden çıkan parçalar, kesinti, kırkıntı, kırpıntı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قراضه] kırıntı, döküntü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. what is left over. fraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Odd Lot Orders)

İşlem biriminin ihtiva ettiği hisse senedi sayısından daha az miktarlar için verilmiş emirlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («lâhûrî» isminin Rumca kaidesince yapılmış şeklidir).

1.Hind lâhûrîsi taklid edilerek yapılan yünden bir çeşit ince kumaş: Mavi lahuraki. 2.Lahuraki denilen yünden yapılmış: Lahuraki entari, hırka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. denzcilik). Gemilerde çeşitli maksatlarla kullanılan ince ip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik) (İ. ligatura = bağ). Salamastradan yapılmış, sicim ve bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aldanıp güvenilmeyecek bir şeye güvenerek boş bir şeye dayanarak.

2.Gurur, kibir ve azametle: Mağrûrâne hareket, mağrûrâne söylüyor.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مغرورانه] gururlanarak, kendini beğenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (fıkh). Yasak ve haram şeyler: Zaruret mahzûrâtı ortadan kaldırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). (Fr. manlfactura). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünlarl: Manifatura mağazası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Manifatura çeşidindan dokuma vesair fabrika ürünlarl satan tacir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuma vesaireye alt fabrika ürünleri satan tacirin ticarati: Manifaturacılık odiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ve galatı: MâSRA) (i.).

1.Kısa ve ince kamış kalem.

2.Çıkrıkta iplik sarılıp mekiğe takılan kalem kl, mekiğin içinde dönerek ipliği bırakır.

3.Çeşme lülesi. 4.Akarsu ölçüsünde lülenin dörtte biri ki, dört çuvaldız sayılır: Bir masura suyu vardır.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olgunlaşmak; tıb cerahat toplamak. matura'tion i. olma veya olgunlaşma, yetişme, kemale erme; cerahat toplama. mat'urative s. olgunluğa götüren, erginleştiren; cerahat top laylcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülebilir, ölçüye gelir; sınırlı, ılımlı. measurably z. ölçülür surette; ölçülü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçülebilir, ölçülmesi mümkün; belirli bir müzik üslubuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölçüye ait; ölçmeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçme mesaha; hacim ve alan ile uzunluk belirlenmesinden bahseden matematik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسرورانه] sevinçle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Metre şeridi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure. tape. measuring tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape measure. measuring tape. tape line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. su dökmek, işemek. micturi'tion i., tıb. sık sık su dökme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kulakla işitmeye ait; sesi tek bir yönden gelen, stereo olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «riâyet» ten masdar). Bakma, gözetme, sayma, saygı, riâyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rebaha» dan) (Arapça’da «kâr ve tamâ» mânâsına gelir). Tefecilik: Murâbaha kanunen yasaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. landing money at an illegal rate of interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contract of sale between the bank and its client for the sale of goods at a price plus an agreed profit margin for the bank The contract involves the purchase of goods by the bank which then sells them to the client at an agreed mark-up Repayment is usu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a contract whereby a financial institution buys goods for a customer from a third party and then resells the goods to the customer at a pre-agreed price on deferred payment terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the most controversial type of transaction, it is a contract of sale in which payment is made some time after delivery of the goods transacted Used as the basis of modern Islamic banking since the amount charged for deferred payment is in excess of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rub’» dan imef.) (mü. murabbâa).

1.Dörtlü, dört şeyden mürekkep.

2.Dört köşeli. 3.(matematik) Kendi misliyle çarpılmış (rakam, son).

4.Kare: On kilometre murabbâ genişliğinde bir çiftlik.

5.(edebiyat) Türk şiirinde dörder mısrâlık kıt’alardan yapılmış şekil.

6.(musiki) Türk musikisinde dört mısrâlı söz eseri: Murabbâ beste, murabbâ şarkı, (matematik)

1.Dört köşeli ve dört açılı şekil, dörtgen: Murabbâ-ı müstatil; murabbâ-ı maîn; murabba-ı münharif.

2.Bir rakamın kendi misliyle çarpılmasından çıkan miktar: 8’in murabbaı nedir?

3.Mesafenin enlemesine ve boylamasına ölçülmüşü: Bir arsanın boyu on, eni beş metre olursa murabbaı ne eder? (denizcilik) Murabbâ yelken = Seren yelkeni.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مربع] dörtgen. 2.kare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مربع الشکل] dörtgen şeklinde, kare şeklinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuzey Afrika dervişlerine verilen ad. Murâbıt kuşu = Leyleğe benzer bir kuş (Lat. leptoptilu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan f.) (c. mürâbıtîn). Kendini ibâdete veren zâhid (Fas’ta dervişe verilen unvandır), (c.). Mürâbıtîn = Mürâbıtlar. Ortaçağ’da Fas ve Endülüs’te saltanat sürmüş büyük bir Arap hanedanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rücûdan).

1.Geri dönme, geri gelme: Eski fikirlerine müracaat etti. 2.Başvurma, danışma, yardım isteme.

3.Bir şahsın veya heyetin fikrinden veya bir kitaptan faydalanmaya niyet etme: Avukata, mahkemeye müracaat ettim.

4.Bir şahsı veya bir şeyi aramaya gitme: Dükkânda bulamayınca evine müracaat ettim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. application. reception desk. recourse. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. to apply to. to have recourse to. to turn to. to call upon sb'for help. to refer to. consult. invoke. refer. resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant. claimant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd»dan imef.)

1.istek.

2.Maksat: Bu sözden murâdın nedir? Lafz-ı murâd = MAnâsı düşünülmeksizin yalnız lâf etmek için söylenen kelime.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A) [مراد] istek, arzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Arzu, istek, dilek. Maksat meram. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redf» den if.) (mü. mürâdife). (bk.) Müterâdlf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Murad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ref’»den).

1.Dava için mahkemeye başvurma, dâvâlıyı mahkemeye davet ettirme.

2.Mahkemede yüzleşip muhakeme olma: yarın murâfaa olacağız.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرافعه] duruşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıfk» tan masdar). Arkadaşlık, yoldaşlık, birlikte bulunma: Bu yolculukta bana kim mürâfakat edecek?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıfk» dan if) (mü. murâfıka). Yoldaşlık ve arkadaşlık eden, bir şeyle birlikte bulunan: Gümüş, toprakta ekseriya kurşunla murâfık bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tefecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahame»den imef.) (mü. mürahhama). Harf atılarak hafifletilmiş (kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ruhsat» dan imef.) (mü murahhasa).

1.İzinli, ruhsat verilmiş.

2.Gönderen devlet veya hey’et nâmına istediği şekilde rey verebilen diğer bir devlet veya hey’et nezdine gönderilmiş vekil, delege.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envoy. delegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envoy. plenipotentiary. duly authorized or empowered. delegate. representative. deputy. negotiator. deputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرخص] delege.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managing director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

managing director. delegate member. corporate executive. executive appointed by the board of directors of a corporation. president director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «hey’et-i murahhasa» dan kısaltılmış ve galat) Ermeni piskoposu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Murahhaslık: Murahhasiyyetle Berlin’e gitmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasip gördüğü şekilde rey ve karar vermeye salâhiyeti olan vekil veya elçinin hâl ve sıfatı: Murahhaslıkla Viyana’ya gönderilmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.). Bülûğ çağına ermiş, on iki yaşına basmış erkek çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murahlk olma, bülûğ çağına ermişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rü’yet» ten if.) (mü. mürâiyye). Gösteriş için iyi bir şey yapan, ikiyüzlü, riyâkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocritical. hyrocrite. devil dodger. double tongued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş için İyilik yapan adamın hâli, riyâ, riyakârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mürâİce, riyâ ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükub»dan).

1.Bakıp gözetme.

2.(tasavvuf) Tanrı’nın birliğine dalıp kendinden geçme, Ar. istiğrak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introspection. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection. control. audit. contemplation. meditating on spiritual things. revision. examination. surveilance. superintendence. overlooking. oversight. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مراقبه] denetim. 2.kendi iç dünyasına dalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراقب] denetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MURAKIB) (i. A.) Murakabe eden, denetleyici, denetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. auditor denetçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. comptroller. inspector. comptroller of accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murakabecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرقع] yamalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. murakkaât). Birbiri üzerine yapıştırılıp mukavva gibi olmuş kâğıdın üzerine yazılmış güzel yazı örneği, hattat meşk-nâmesi: O hattâtın bir hayli murakkaatı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rikkat» ten imef.) (mü. murakkaka). İncelmiş, ince. Ar. rakik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rakam» dan imef.) (mü. murakkama).

1.Rakamlandırılmış, yazılmış, yazılı.

2.Bir rakamla işaret olunmuş, numarası konmuş, numaralı: Kütüphanede 250 rakamıyla murakkam bir kitap vardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rukat» ten imef) (mü. murakkaa). Yama yama üstüne dikilmiş, yamalı: Delk-ı murakkaa = Yobazların sofuluk alâmeti saydıkları yamalı hırka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Puslanın ibresi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. duvara ait; duvara asılan; duvar gibi; i. duvara yapılan resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. zooloji). Yılan balığına benzer çok yırtıcı bir deniz balığı (Lat. muraena).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karınca gibi, karıncaya yakışır surette, mec. Acizâne, naçizane: MÜrâne bir hizmette bulunmak üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resel» den masdar) (c. mürâselât).

1.Mektuplaşma, muhabere.

2.Vaktiyle kadınların, vekil tayini için yazdıkları resmî mektup.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ras’» dan imef.) (mü. murassaa).

1.Mücevherli: Murassâ bir nişan.

2.İki mısraı tamamen birbirine uygun ve kafiyeli beyit.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرصع] değerli taşlarla süslenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rass» dan imef.) (mü murassasa). Kalay veya kurşunla lehimlenmiş veya kaplanmış, Osm. tarsîs olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Murâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wish. desire. aim. intention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wish. desire. goal. aim. intention. object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. imply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) (bkz.Murat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «revd»den masdar). Arzu, talep, meyil, istek, sevme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rü’yet» ten masdar). Gösteriş, riyâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Murâdına, isteğine erişememiş, murâd alamamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامراد] muradına ermemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). İnsanda yapılış hususiyeti, kimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. doğal, tabii, asıl, doğuştan; normal, suni olmayan; tabiata uygun; müz. doğal, natürel; i., A.B.D., k.dili doğuştan hünerli kimse; müz. be kar; piyanonun beyaz tuşu; (eski) doğuştan budala. natural child gayri meşru çocuk; öz çocuk. natural chi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğacılık; tabii hal, tabii hisse dayanan düşünüş, eğilim veya hareket; ilah. yalnız tabiata dayanan ahlâk ve din veya felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat bilgisi uzmanı; natüralizm ögretisine bağlı kimse. naturalistic s. tabiata uygun, doğaca; tabiat bilgisine ait; natüralizm ekolüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yabancı uyrukluğa kabul etmek; yabancı kelimeleri lisana almak; bir bitki veya hayvanı yerlileştirmek; tabiata uydurmak, tabiileştirmek; yerlisi gibi olmak; tabiatı incelemek. naturaliza'tion i. uyrukluğa kabul; yerlileşme; yerlileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe).

1.Yaratıcı bir sebebin, ilâhî bir düzenleyicinin varlığını reddederek tabiatın kendiliğinden var olduğunu kabul eden doktrin.

2.(edebiyat) Müsbet ilmin metotlarını ve vardığı neticeleri sanata tatbik ederek, gerçekleri mükemmel bir objektiflikle anlatmayı hedef alan edebî görüş.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturalisme

fel. doğalcılık

Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fake invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat., zool. sinire ait, sinirle ilgili, asabi. neural ganglions anat. sinir boğumları. neural tissue sinirdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. şiddetli sinir ağrısı, nevralji. neuralgic s. nevraljiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir zayıflığı, sinir argınlığı, nevrasteni. neurasthen'ic s., i. nevrasteniye ait; i. nevrastenik kimse, sinir hastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde var olurlar. Nonfigüratif sanat yerine günümüzde soyut sanat terimi yeğlenmektedir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur, ışık al, ışıklı ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Evrenin nuru, alemi aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurlu, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Işıklı. Nurlu, nura ait.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nûrâniyye).

1.Nûrlu.

2.Manzarası saygı veren ve şanlı; mübarek görünüşlü.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نورانی] nurlu, ışıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Işıklı, ışık saçan. Saygı uyandıran, nurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Nûrlu ve saygıya değer adamın hâli: Yüzünde bir nûrâniyyet var.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nuralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Işık saçan ay. Ayın en çok ışık saçtığı dönem.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, katı kalpli; sert, kırıcı, yumuşatılamaz; idaresi zor. obduracy (i.) inatçılık, sertlik. obdurately (z.) inatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ilerlemeye veya ilme karşı olan, bilgisizlik taraftarı, gerici (kimse). obscurantism (i.) bilgisizlik taraftarlığı. obscurantist (i.) bilgisizlik taraftarı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karartma; kararma; karanlık; (astr.) ay tutulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Samimi, içten yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ata.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Uzun ömürlü ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuruyla tanınmış ad.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şan, şeref kazan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuruyla tanınmış kimse. Yiğit ve onurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Oturma, dinlenme, dernek: O kış Erzurum’da oturak tuttular.

2.Oturulacak yer, oturulan yer, merkez, makam.

3.Oturulacak yer, sıra, sofa.

4.Konak: Beş gün askere oturak verdi. 5.Bir şeyin yere değecek ciheti, kaide.

6.Kayıkta kürek çekilirken oturulan yer.Aptes etmek için kullanılan kap, lâzımlık.Seferde istirahat hâlinde olan, konaklayan: Beş gün oturak kaldık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedpan. pot. saddle. chamber pot. bottom. foot. stand. seat. badpan lazımlık. thwart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber pot. slop jar. potty. low stool. bottom. base. foundation. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yere gelen tarafı geniş olmakla yerinde sağlam duran: Oturaklı şişe.

2.Gösterişli: Oturaklı ev, adam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emekli (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedate. dignified. sober. well-chosen. very appropriate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedateness. dignity. serious-mindedness. sobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhabitant. sitting. snug-fitting. inhabitant sakin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resident. residentiary. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz duran.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keman şeklinde (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.Turancılık. PanTuranian s. Turancılıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pantouranisme

Turancılık

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında ortaya çıkmış olan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). İki çift öküz koşulan ağır sapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dayanıklı; sürekli, daimi, baki, ebedi, ölmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoşa giden zevkveren; tatmin edici. pleasurably z. hoşça, zevk verecek şekilde; tatmin edici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- rae) anat. pleva, akciğer zarı, göğüs zarı pleural s. göğüs zarına ait, plevral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. birden fazla; i., gram. çoğul, cemi. plural marriage birden fazla karısı olma. plural vote bir kimsenin birden fazla oy kullanma hakkı. plurally z. birden fazla olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğul olma hali; değişik milletlerden meydana gelen toplum; fels. çokçuluk. pluralist i., fels. çokçu. pluralis'tic s. değişik milletlerden olan; bütünlük gerektirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pluraliste

1. top. b. çoğulcu,

2.fel. çokçu

1. Çoğulculukla ilgili olan (kimse veya görüş).

2.Çokçuluk öğretisini benimseyen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaylar arasında en fazla oy alma; birden fazla oluş; çokluk, ekseriyet; (A.B.D.) bir seçimi kazanan kimsenin ikinci gelen şahıstan fazla olarak aldığl oy sayısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çoğul şeklini kullanmak, çoğul yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pluralisme

1. top. b. çoğulculuk,

2.fel. çokçuluk

1. Çeşitli eğilimlerin, düşüncelerin, yönetimde etkisini kabul eden siyasi yöntem.

2.Gerçekçiliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (yemek yağlarından) damar sertliğine karşı koruyucu tipte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağandışı; doğaüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulunur, tedarik olunur, elde edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik, elde etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik, elde etme; huk. vekillik, vekalet; vekâletname; pezevenklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da maliye memuru; huk. vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proforma invoice. interim invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. damar bozukluğundan ileri gelen ve deride morumsu lekelerle kendini gösteren hastalık, purpura.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıda, tavan ya da duvar üzerine resmedilerek içinde yeraldığı mekânın devam ettiği yanılsamasını yaratan resim. Özellikle Barok iç mekân düzenlemelerinde çok sık biçimde uygulanmıştır. Örneğin, bir duvar boyunca uzanan gerçek boyutlarda bir mimari iç mekân perspektifi, quadratura sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir sigorta şirketinin, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réassurance

ikili sigorta

Bir sigorta ortaklığının sigorta ettiği paranın bir bölümünü, olabilecek zarara karşı, başka bir ortaklığa yeniden sigorta ettirmesi işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinsurance. counter assurance. counterinsurance. reassurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokantacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırsal, köye ait; köy hayatına ait; çiftçilikle ilgili, tarımsal, zirai. ruralist i. köy veya kır hayatı yaşayan kimse; kır hayatını tavsiye eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. köylüleştirmek; köyde yaşamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geminin alt anbarına, dengeyi tutmak için konulan ağırlık, safra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca).

1.Peynir ve balık gibi şeylerin bozulmamak için batırıldıkları tuzlu su: Salamuraya yatırmak, salamura peyniri, balığı.

2.Salamuraya batırılmış tuzlu şey: Bamya, patlıcan, yaprak, balık salamurası, mec. Salamura suyu = Tatsız ve yavan şey.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickled. salted. in salt. corned. pickle. brine. souse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brine. souse. soused food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickle. brine used for pickling food. saltwater. slated. marinade. secondary fluid. briny. pickle-cured. pickled. brine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. samurai, samurais) eski Japon derebeylik sisteminde ikinci derecede asilzade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samurai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samurai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işba haline getirilebilir, doyurulabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. emdirmek, doyurmak; kim. herhangi bir cisme başka bir cismi katarak fazlasını alamayacak derecede doldurmak, işba etmek. saturant i., s. emici veya massedici şey; s., fiz. doyuran. saturated s. doymuş. satura'tion i. doyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddese ait veya onda bulunan; Kitabı Mukaddese göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bina veya yapıya ait; yapısal; inşaata ait; jeol. yapısal. structural botany yapısal bitkibilimi. structural linguistics yapısal dilbilim. structural steel yapı demiri, inşaat çeliği. structurally z. yapı bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. structuraliste

yapısalcı

Yapısalcılık görüşü ve yöntemini benimseyen.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. structuralisme

yapısalcılık

Bilimin her dalında yapıdan yola çıkarak sonuçlara ulaşma yöntemi.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, tabiatüstü; harikulade, mucize kabilinden. supernaturalism i. doğaüstü olma; doğaüstü güce inanma. supernaturally z. doğaüstü kuvvetlere dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla doymuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cerahat toplamak; işlemek (yara). suppura'tion i. cerahat, irin. suppurative s. cerahat hasıl edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu mahal, şu yer: Şuranın meyvesi pek lezzetli olur, şurayı da görelim. Zamire eklenerek de kullanılır: Şuram ağrıyor, şurasını düzeltmeli. Şurası, şuraları = Şu hal, şu iş, şu keyfiyet: Asıl düşünülecek iş şurasıdır. Ek olarak orta uzaklıkta yere işaret için zarf mânâsı taşır: Şurada, şuradan, şurace. Şurada, burada — Ötede beride, çeşitli yerlerde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müzakere yeri, meclis, divân. ŞOrây-ı Devlet = Danıştay. Dâr-ı Ş0rly-ı Askerî = Yüksek Askerî Meclis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the sections or chapters of the Koran, which are one hundred and fourteen in number. one of the sections in the Koran; 'the Quran is divided in 114 suras'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chapter division in the Qur'an, the scripture of Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic word for a chapter - used for designating the chapters of the Holy Quran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chapter of the Qur'am A chapter of the Qur'am.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Celestial being who enjoys the highest pleasures to be found in cyclic existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Southern Universities Research Association, based in Washington DC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 114 chapters of the Qur'an Where I have quoted the Qur'an in this writeup, I have used the suras from the Pickthall translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chapter of the Holy Qur'an. one of the sections in the Koran; 'the Quran is divided in 114 suras'. the muscular back part of the shank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شورا] danışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuran suresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ek olarak yalnızca ve belirli bir yeri işaret eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Delik, gedik, yarık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوراخ] delik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins yumuşak ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜRAHİ) (I. A.). Uzun boyunlu su ve şarap şişesi: Bir sürahi su; sürahiyi doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jug. pitcher. decanter. carafe. water-bottle. water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decanter. carafe. jug. dispenser. pitcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحی] sürahi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. baldıra ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu yer ahalisinden olan, şu memleket halkından bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Çehre. (bk.) SÜret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜR’AT) (i. A.). Çabukluk, çabuk olma, acele. Sür’at-i intikal = Söylenilen sözü çabuk anlama; mevzuu, derhal kavrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. countenance. mien. pan. court card. dial. kisser. map. phiz. puss. snoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. mug. puss. mug yüz. çehre. sour face. countenance. angry look.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face (used deragatorily. sulkiness. face. map. mien. mug. mush. pan. puss. visage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Consciousness. the hearing power of the Soul This term was formerly used in this teaching to refer to the spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A monkey-like creature with a long prehensile tail and bat-like wings, sometimes kept as pets within the Clans Also a Clan epithet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speed. rapidity. rapidness. velocity. celerity. speediness. quickness. swiftness. career. clip. promptitude. promptness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pace. rate. speed. velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness. speed. velocity. rapidity. expedition. fastness. haste. pelt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express train. vestibule train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expeditiously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. posthaste. quick. quickly. rapidly. expeditiously. promptly. fast çabucak. çabuk. hızla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedily. fast. rapidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accelerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go faster. to speed up. to gain speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü gülmez, somurtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çabuk, acele: Süratli iş, yürüyüş. Süratli adım = Asker yürüyüşünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. speedy. fastmoving. swift. express. quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express. fast. quick. speedy. rapid. express hızlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. quick. rapid. speedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çehresiz, çirkin, gösterişsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dour. morose. ugly. sour faced. sulky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. grim-looking. sour-faced. bad-tempered. grim. morose. sourpuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glumness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturaliste

doğaüstücü

Doğaüstücülük yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturalisme

doğaüstücülük

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanbura çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصورات] tasavvurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Buharlanmalar. (bk.) Tebahhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. ovations. cheers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yell. public demonstration. ovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestations. signs. demonstration (to protest sth. ovation. cheering. applause. booing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika muzculu, zool. Turacus fischeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transfiguration

biçim değişimi

Şekil ve görünüşü değiştirme işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uranyumdan daha ağır olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ezip toz etmek, öğütmek; dövmek; i. ezilip toz haline getirilmiş madde. triturable s. ezilip toz haline getirilir. tritura'tion i. ince öğütme, toz halinde ezme; toz haline getirilmiş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tantanalı ve debdebeli olan söz, telâffuzunda pek parlak görnen: Tumturaklı ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz ve kelimeleri tantanalı ve debdebeli olen, parlak görünen: Tumturaklı sözlere aldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandiloquent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious and inflated. grandiloquent. magisterial. mouth- filling. orotund. sententious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: Tuğra).

1.Oyun oynamakta kullanılan örme mendil, kuşak vs.: Tura oyunu oynamak, tura ile vurmak.

2.Kös, davul ve trampet gibi şeylere vurmaya mahsus ip veya çomak: Davul turası.

3.Kamçı, örme kırbaç.

4.Demet, bağ, paket: Bir tura ip. Dam turası = Saçak kenarı. (bk.) Tuğra.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. heads. skein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle. spool. bobbin. skein. reel. whip. tuft. coil. stack. staple. hank. flock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tuğra. 2.Kalkan, sip(Erkek İsmi) Turahan: Osmanlı komutanlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etribe). Toprak, toz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. türâbiyye). Toprağa ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Toprakla ilgili. Topraktan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sülün çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Keklik cinsinden eti yenir bir av kuşu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça: TÜrân). Eski Iranlılar’a göre «iran» zıddı. Iran ötesi, Türkler’le meskûn ülkeler: Iran ve Turan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski İranlılara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler’in ve Turan kavimlerinin birleşmesiyle meydana gelecek devlet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Turan kavimlerinin birleştirilmesinin gerektiğine inanan akım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Turâniyye). Turan’a, Türk ülkelerine ve Türkler’le akraba kavimlere ait: Turan dilleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [تورانی] Turanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Turanlı. Turanianism i. Turancılık, Panturanizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) [تورانی الاصل] Tûran asıllı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi). Turan halkından veya bu soydan olan kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tur ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur - al.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı ata.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Uğurlu ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görgü, bilgi, deneyim kazan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görgülü, bilgili, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayal kırıklığına uğramamış, cesareti kırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dayanılmaz, çekilmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabiata aykırı,gayri tabii, suni; tuhaf, garip, anormal. unnaturally z. garip bir şekilde. unnaturalness i. anormallik, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. doymamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Kitabı Mukaddes'e aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Hudut nişanı, sınır belirtmek için yükseltilen tepe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. uremia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mısır tanrı ve krallannln sembolü olan kutsal engerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Karaib dilinden) (coğrafya). Birkaç kasırganın karşılaşmasıyle meydana gelen fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurricane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ural .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hazar denizine dökülen, ırmak ve sıradağ.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. UralAltay dağlanna ait; UralAltay dillerine ait; Turanlı; i. UralAltay dil ailesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kentli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ur - altan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ur - altay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük, geniş yol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yetenekli, usta, becerikli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Seçkin, seçilmiş. 2.Hayırlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Savaşçı, savaşkan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. astronomi müzü; Af rodit'in bir ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. uranit, uranyum fosfatlarından bileşik bir mineral. uranitic s. uranite ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uranyum .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerini tarif ilmi; gök haritası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gök ve gökcisimleri ilmi; bu ilim hakkında eser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. astronomi). Güneşten uzaklık itibariyle yedinci gezegen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uranus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Uranus; Yu. mit. göğü temsil eden tanrı Uranus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). U senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: U

Atom Numarası: 92

Kütle Numarası: 238,03

Yoğunluk:18,95 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 1132 °C

Kaynama Sıcaklığı: 3927 °C

Ağır, radyoaktif bir metaldir.

Dünyanın çekirdeğindeki ısının kaynağını büyük oranda bu element oluşturur.

Nükleer yakıt olarak büyük önem taşır.

Atom bombası yapımında kullanılır.

ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. ürat, ürik asidin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şans, talih.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) 1.Hediye, armağan. 2.Konuğa çıkarılan yiyecek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «estere» den). Tıraş etmeye mahsus berber Aleti. Ustura vurmak, çekmek = Ustra ile tıraş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor. straight razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygar yiğit. Uygur’a mensup kişi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجورات] ücretler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ام القرا] Mekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağırbaşlılıkla, temkinle: Vakurâne hareket, vakurâne baktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقورانه] ağırbaşlılıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Vur al.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Vural han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dik yokuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağ sırtı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). -Tekerlek parmağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضرورات] sıkıntılar, mecburiyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sümerlerin dört köşe planlı, dıştan dolaşan bir rampa ile kuşatılmış, katlar hâlinde yükselen tapınaklarına denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zigurat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hesapta olmayan, umulmadık (şeyler).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظهورات] beklenmedik gelişmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boynu uzun ve ön ayakları yüksek bir cins yabanî hayvan ki, başlıca Afrika’da yaşar (halk talaffuzu: zürefâ).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giraffe. lesbian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ظرفا] zarifler. 2.seviciler, sevici kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zürâfa.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Saçıntı, saçılan şey.

İsimler ve Anlamları by