ürd-i Behişt ne demek? | ürd-i Behişt anlamı nedir? | ürd-i Behişt

ürd-i Behişt anlamı nedir?

ürd-i Behişt ne demek?

ürd-i Behişt anlamı nedir?

ürd-i Behişt | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Nisan ayı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlamsız, manasız, akılsızca, gülünç; birbirine karşıt düştüğü için yanlış; imkansız, olmayacak absurdity (i). anlamsızlık, manasızlık; delilik, maskaralık absurdly (z). esassız olarak; saçma bir şekilde absurdness (i). anlamsızlık, manasız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). anlamsız veya saçma bir hale gelinceye kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçları delerek içlerinde yaşayan bir cins kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.

Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay’ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay’dan kaynaklanan hiçbir olumsuz etken yoktur. Yani Ay’ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı?

Ay’ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay’ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapılan farklılaşabilecek buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.

Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay’ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70’i Ay’dan, diğer yüzde 30’u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.

Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada’da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı’nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı’nda pek hissedilmez. Ay’ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.

Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay’ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay’ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya’nın yörünge hareketindeki Ay’dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.

Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.

Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İncinmiş, azar görmüş. Dil-izürde, aıürde-dil = Gönlü incinmiş, hüzünlü, kederli, Ar. mahzun, mükedder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gücendirilmiş, incitilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü kırılmış, hatırı kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cestode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçmak, cennet, firdevs. Behişt-Aşyân: Behişt-mekân = Cennet-mekân. Firdevs-makar = Büyük ölüler için kullanılmış tâbirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشت] cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Cennet. 2.Uçmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cennete mensup ve müteallik, cennetlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهشتی] cennetlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHUDARLIK (i), iş, himmet ve müsbet çalışmanın netice ve mükâfatına kavuşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kan dondurucu, korkunç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erkek hayvanı enetmek, iğdiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir hava ile birlikte çalınan alçak sesli ve tek perdeli nağme; orgda pes birtakım notalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tütsü yakmaya mahsus kap («dân». Farsça’da zarf edatı olduğundan, yine bu mânâda olan Türkçe «lık» edatının ilâvesiyle buhurdanlık demek galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incense-burner. incensory. thurible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censer. thurible buhurluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thurible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخوردان] tütsülük, tütsü kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arapların üstten giydikleri bir çeşit elbise, hırka. Kasîde-i bürde = Arab şairlerinden KAb bin Züheyr’in Peygamberimiz’in huzurunda okuduğu ünlü kasîde ki fevkalâde makbûle geçmekle, kendi bürde-i saâdetlerini omuzlarından çıkararak şairin sırtına atmasıyla, kasîde bu isimle şöhret bulmuştur. Sonra onu tekliden yazılan diğer bir hayli kasidelere dahi bu isim verilmiştir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hırka, Arapların gece üzerlerine örttükleri, gündüz giyindikleri elbise. 2.Ka’b b. Züheyrin yazdığı kaside. Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s) tarafından beğenilmiş ve Peygamberimiz hırkasını çıkararak şaire giydirmiştir. Bu yüzden bu kaside “Kaside-i bürde” olarak tanınır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yük, ağırlık; sorumluluk, mesuliyet; yük taşıma kapasitesi; f. yüklemek; yüklenmek, sıkıntı vermek; üstüne çullanmak. burden of proof ispat kulfeti, ispat etme mecburiyeti. burdensome s. külfetli, sıkıntı verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. esas konu, ana fikir; nakarat. burden of a song bir şarkının nakarat kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dulavratotu, bot. Arctium lappa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buyurtu, buyrultu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cennet gibi yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Varil ve tulum içinde suyun oynayıp canbur cunbur etmesi. 2.Çok gürültü ve patırdı etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Tüysüz, kılsız.

2.Tüyleri kısa at.

3.Bitki örtüsü olmayan yer.

4.Cilt hastası deve.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesilmiş sütün katı kısmı; yumuşak ve tuzsuz lor peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Çıplak vücut.

2.Çorak, bitki örtüsünden mahrum yeri ar.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). pıhtılaştırmak, pıhtılaşmak, kesilmek. curdle the blood korku ve dehşet vermek, kanını dondurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çördekotu): Dallı, budaklı, yaprakları sivri ve ayva biçiminde bir çeşit bitkidir. Çiçekleri mavi renkte olup, dikenlidir. Çiçeklerinin tozu; sarı veya sarımsıdır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Hazımsızlık ve mide zafiyetini giderir. Kulunç ağrılarını keser. Zayıf çocukların gelişmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvet, üstünlük, zafer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü incinmiş, kalbi kırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = kalb, mürde = ölü) (c. dil-mürdegân). Kalbi ölü, mânevi tesirlerden habersiz, duygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). İnci tanesi. mec. Pek güzel ve sevgili çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarabın tortusunu içen, kalender meşrepli, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarabın tortusunu içen kimse, rind meşrebli sarhoş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnci tanesi. 2.Sevgili, kıymetli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوردست] ırak, çok uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tortu, çöküntü, bilhassa şarap tortusu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Dursaliha).*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopping. hold. arrest. check. interception. interruption. retention. shutoff. stoppage. suppression. suspension. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shutoff. stop. stoppage. interception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kımıldatmadan bırakmak, hareketsiz kılmak: Yerinde, ayakta durdurmak; minareyi, kubbeyi durdurmak.

2.Bekletmek: Onu daha bir müddet yerinde durdurmalı.

3.Ayakta durmaya alıştırmak: Çocuğu durdurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halt. stop. deactivate. call off. shut off. abort. arrest. baulk. block. bring short. cease. check. choke back. choke down. choke off. collar. crimp. discontinue. give over. call a halt. hold back. hold up. intercept. intermit. jam. jugulate. lock. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. arrest. cease. discontinue. drop. halt. intercept. stay. stop. waylay. to stop. to cease. to quit. to arrest. to halt. to discontinue. to detain. to stem. to staunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abort. stop. to stop. to bring to a stop. to halt. to shut down. to close. to shut off. to stall. to intercept. to interrupt. to fix. to check. to arrest. to intermit. to stay. to jam. to damp. to trig. to kill. call a halt. call off. curb. have done. hol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stopped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home for indigent people incapable of making their own living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Füsürde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalbi, gönlü donmuş, hissiz, duygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Beyni donmuş. mec. Kabiliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. fleurs-de-lis) süsen çiçeği, susam; eski Fransız armasındaki zambak şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızla ve ses çıkararak kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bubble noisily. to boil up. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fosur sesi çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İsrar eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Donmuş, Ar. câmid: Füsürde-dil = Yüreği donmuş, hissiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Görünüşe göre: Görünürde kimseler yok.

2.Ortada, meydanda: Çok çalışıyor ama, görünürde bir şey yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ostensibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in appearance. in sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sukabağı, (bot.) Cucurbita pepo; kantar kabağı; bunların kabuğundan yapılan kap veya maşrapa. bitter gourd hanzal, (bot.) Citrullus colocynthis dish cloth gourd lif, (bot.) Cucurbita luffa. snake gourd yılan kabağı, (bot.) Trichosanthes angunia .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arslan ve deve gibi büyük hayvan büyük ve korkunç sesle bağırmak: Arslan gibi gümürdeniyor, gümürdüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gümürdemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yiğit, kahraman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, gelişmiş dal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kürdî’li Hicâzkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouch. grumble. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfke ile, yarı anlaşılır, yarı anlaşılmaz şekilde söylenip durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumble. grouch. grouse. grumble. murmur. mutter. to mutter to oneself. to grumble. to mutter. to murmur. to bumble. to grouch. to grunt. to snarl. to grouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mutter angrily to oneself. crab. grouch. grouse. growl. grumble. grunt. mutter. rabbit. snarl. snort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içerken hafif gürültülü ses çıkarmak: Kahveyi höpürdeterek içti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slurp. to sip noisily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüngür hüngür ağlamak, sesle bir çeşit asabi halecanla ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sob violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük, ufak. Hurdahâş, hurd mürd = Parça parça: Aynayı bir yumrukla hurdahâş etti. Hurd-sâl = Küçük yaşta, Ar. sagıyr-üs-sinn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرد] küçük, ufak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Ufak şey, ufak parça, Fars. rîze: Bakır hurdaları.

2.İnce, hassas, dakîk mânâ, nükte, gizli mânâ Ar. mazmûn.

3.Ufak ve kırıntıdan ibaret olan: Hurda inci. 4.Pek ince ve küçük: Hurda yazı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattletrap. scrap. junk. salvage. write-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carcass. crock. wreck. dilapidated. scrap. junk. old car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk. scrap. scrap iron / metal. waste. refuse. worn-out. completely worn-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük şeyleri gösteren, mikroskop.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). inceden inceye, pek ince ve derin: Hurdabînâne tetkik etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hurdabinle (mikroskopla) görülebilecek kadar küçük (Arapça olamıyacağından müennesinde «hurdabîniyye» demek yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ufak tefek şeyler veya eski demir Aletler ve şeyler satan adam, hırdavatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrap dealer. junkman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrap dealer. scrap iron dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırdavat satan adamın işi, hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İşe yaramayacak şekilde kırılıp parçalanmış, paramparça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. bashed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalmak, parça parça olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junkyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Farsların kullandığı şemsi senenin 3.ayına verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. hürde = kırıntı, çîden = toplamak). Kırıntı toplayan, dökülen kırıntıları toplayan fakir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hürde = küçük, ince; dânisten = bilmek). Nükte ve incelikleri anlayan, bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hürde = ufak tefek şeyler, fürûhten = satmak). Ufak tefek şeyler satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. hürde = mec. mazmun, gizli mânâ, giriften = tutmak). Sözün içinde gizil mânâyı arayarak itiraz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mikroskop, (bk.) hurdabîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خرده بين] büyüteç. 2.mikroskop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرده گير] kusur bulan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yarışlarda kullanılan engel veya çit; engelli yarış; seyyar ağıl; İng. dallardarı sepet gibi örülmüş portatif parmaklık veya engel; f. etrafına parmaklık veya çit çevirmek; yarışta engel atlamak. high hurdles yüksek engel; yüksek engelli 110 m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hüray).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. latarna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüseynî Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kürt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kürt. Kurdish (s.), (i.) Kürt; Kürtçe. Kurdistan (i.) Kürdistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Halatın geçmesi için gemi ve sandallarda teknenin kenarına tutturulmuş açık ağız biçimindeki madenî parçalar.

2.Doğramanın birbirine geçen dişleri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Diş çöpü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpick. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pick. toothpick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki cinsi (lycopodium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbon. tape. braid. riband. snood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbon. braid. fillet. tape. topknot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Daha çok atlarda görülen serpme kan çıbanı.

2.İnsanda etlerin fiske fiske kızarmasından ibaret hastalık.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir çeşit alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre devam eder. Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı derecede heyecanlamadır. Tedaviye geçmeden önce hastalığı doğuran nedeni bulmak gerekir, ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayıkulağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç ayıkulağı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, kaşınan yere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. urticaria. nettlerash. hives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. nettle rash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nettle rash. urticaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit dörtlüden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde, orta sekizlinin si bemolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya).

1.Kürd ülkeleri: Kürdistan dağları.

2.iran’ın Ardelân eyaletinin eski adı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Parçalardan mürekkep bir şeyin parçalarını bir yere getirterek ve yerli yerine koydurarak ayakta durdurmak, bütününü teşkil ettirmek, tesis ettirmek: Çadır, fabrika, köşk kurdurmak.

2.Zenberekle işleyen saat veya diğer bir makinenin zenbereğini sıkıştırıp işleyecek hâle getirtmek: Saati, oyuncağı kurdurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a crunching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crunch. to snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir büyüğün veya bir resmî dairenin mühürünü taşıyıp evrakı mühürlemek vazifesiyle görevli kâtip: Sadâret mühürdârı.

2.Hususî kâtip: Vali paşanın mühürdârı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir büyük devlet adamının veya resmi bir dairenin mühürünü taşıyıp evrakı mühürlemek görevi, mühürdâr sıfat ve memuriyeti: Seraskerlik mühürdârlığı.

2.Eskiden hususî kâtiplik: Bazı vezirlere mühürdârlık etmişti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ölmüş, gebermiş: Mürd oldu (hayvanlar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Ölmek, gebermek (hayvanlar hakkında kullanılır), (bk.) Mürd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MURDAR) Pis: Murdar iş, murdar adam. Murdar ağacı = Kurtbaharı biçiminden bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pisletmek. Münasebetsiz bir yere pislemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pislik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - İran güneş yılının 5.ayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. mürdegân). Ölü, ölmüş, ölmüş adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Ölü yıkayan, Ar. gassâl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. adam öldürme, cinayet; k.dili baş belası; f. katletmek, öldürmek, kasten öldürmek; bozmak, harap etmek. murder a piece of music bir müzik parçasını berbat etmek. murder in the first degree kasten adam öldürme. Murder will out. Cinayet gizli k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor ve yeşil renkte küçük bir cins erik ki, başlıca hoşafı ve reçeli yapılır: Mürdüm eriği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damson plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsünde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurdağı, Nurdan dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur’a ait, nurdan yapılmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurdan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, ışıklı gönül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. hostel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taşıyabileceğinden fazla yük yüklemek; fazla sıkıntı vermek, fazla sorumluluk yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz durdu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Buruşmuş, buruşuk: Pejmürde kâğıt.

2.Solmuş, rengi gitmiş: Pejmürde çiçek.

3.Eski püskü, pis ve yırtık: Kıyafeti pek pejmürde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby. ragged. down at heels. down the heels. tacky. down heels. out at heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedraggled. ragged. shabby. tatty. worn out. down at heel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragged. shabby. worn-out. frowzy. ratty. scruffy. seedy. tacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Can sıkıntısından veya hırstan sesli sesli nefes alıp vermek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peçe; kadınların örtünme usulü, gizlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) bir şeyin mantıksızlığını ispat; aksinin yalan olduğunu ispat suretiyle bir fikrin doğruluğunu gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sabl-Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cottage hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, hürde = yemiş). Yaşlı, ihtiyar, geçkin: Bir pîr-i sâl-hurde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cumartesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir Ahenk (düzen) ve bir ney çeşlti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Homurdanmak, söylenmek, mırıldanmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sordine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maya olarak kullanılan ekşi hamur; (argo) Alaska'da altın arayıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, dayanıklı, metanetli, sağlam bünyeli; sebatlı azimli. sturdily z. kuvvetle, dayanacak şekilde. sturdiness kuvvetlilik; sebat; gürbüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyunlara mahsus sersemlik illeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sayılmış, sayılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teslim ve terk olunmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mat. asam, (karekök 2) gibi tam miktarı ifade edilemeyen (kemiyet); dilb. f, p, s, k gibi sessiz (harf).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musikisi). Keman, trombon gibi sazların sesini kısmak için kullanılan küçük Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. going on. elongation. prosecution. pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Maintenance Margin)

Borsa tarafından belirlenen ve başlangıç teminatının, vadeli işlemler piyasasındaki olumsuz fiyat değişmeleri sonucu oluşan zarar dolayısıyla, ineceği asgari teminat seviyesini gösteren tutardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Bir şeyi diğer bir şeye temas ettirerek gezdirmek: Hamamda kendine kese sürdürdü.

2.Üzerine kodurmak, yapıştırtmak: Duvara boya, tahtaya yaldız, başa savun, yaraya merhem sürdürmek. El sürdürmek = Dokundurmak, bulaştırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kovdurmak, yerinden çıkarıp attırmak.

2.Devam ettirmek, uzatmak: Düğünü bir hafta sürdürdüler.

3.İleri getirtmek, yürüttürmek, koşturmak: Arabayı arabacıya sürdürmeli. 4.Sapanı yürütmek, toprağı işlettirmek: Çift sürdürmek, tarlayı sürdürmek.

5.Geçirmek: Rakat sürdürmek, güzel bir ömür sürdürmek.

6.Emri yerine getirmek: Hüküm sürdürmek.Revaç kazandırmak, sattırmak: İstanbul’da satamadığı malları Anadolu’da sürdürüyor.Amel ettirmek, ishal verdirmek: Sürdürecek bir ilâç içmeli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep the ball rolling. continue. keep on. keep going. maintain. remain. carry on. keep up. go ahead with smth. elongate. follow. keep. lead. perpetuate. persist. prolong. prosecute. pursue. support. sustain. wage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continue. maintain. perpetuate. preserve. proceed. pursue. resume. sustain. to continue. to carry on. to keep on. to keep sth up. to maintain. to perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continue. to continue. to carry on. to have sb plow (a field. to have sb spread / rub / smear sth on sth. assimilate. carry on with sth. draw on. maintain. perpetuate. prolong. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tıraş edilmiş, yontulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tenture d’iode). Mikrop kapmasını önlemek için sıyrık, kesik yerlere sürülen ilâç, iyod tentürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Tokurtu çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. üstün kudret veya hüner gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaka, bok; A.B.D., (argo) hergele, herifçioğlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneous. homologous. of the same kind. congener. congenerous. solid. of that ilk. fellow creature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogenous. homogeneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homogeneity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardıçkuşu şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. kara tavukgillerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükten kurtarmak; derdini dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nisan ayı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Urduca, Urdu dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Urdu language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jordanian. jordan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jordan. jordan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jordanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassive. impervious. insusceptible. pachydermatous. stolid. thickskinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stolid. insensitive. thick-skinned. callous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. thick-headed. callous. insensitive. impassible. thick skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick-headedness. stupidity. callousness. insensivity. stolidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vurmaya zorlamak.

2.Yakıp yıktırmak, yok ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılırsak, nefes alamadığımız için oksijenlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.

Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.

Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.

Yine de bir aksilik olr, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına ve yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.

Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınları kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?

Mikrodalga fırınlarında ışın yolculuğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pişsin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yağmur yağarken koşanların daha çok ıslanacağını ileri süren, insanı yağmurda sallana sallana dolaşmaya iteleyen bir görüş ile hiçbir şey fark etmeyeceğini iddia eden bir başka görüş ortada dolanıp durmaktadır.

Hiçbir şey değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı olmadan vücudunuza düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir.

‘Yağmurda yürüyünüz’ diyenler ise koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını, aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağını ileri sürerek ‘ahmak ıslatan’ diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın da çok yağış alacağı.

‘Koşunuz!’ görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır.

Yapılan bir deneyde, yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağıyorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7 saniyede koşulduğunda 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir.

Şüphesiz bu Önermeler yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yurdu için doğmuş kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ülkene gül. İlken için yararlı ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yurduna, ülkene ışık saç, aydınlat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yurdu şenlendiren. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yurdu aydınlatan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yurda canlılık veren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), iğne deliği.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ülkeni, yurdunu sev.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., zahm = darbe, yara; hürden = yemek).

1.Bir darbeye uğramış. Ar. musâb, duçar.

2.Yaralı.


Türkçe Sözlük by