üre-üremi ne demek? | üre-üremi anlamı nedir? | üre-üremi

üre-üremi anlamı nedir?

üre-üremi ne demek?

üre-üremi anlamı nedir?

üre-üremi | Dream Meanings


Sağlık Bilgisi

Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin, idrarla dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir. Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir. Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü bırakması gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 6 tane lahana yaprağı konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) yemin ederek vazgeçmek; kesin olarak feragat etmek, inkâr etmek, sapıklıktan dönmek abjura'tion (i) yeminle vazgeçme, feragat etme abjuration of religion inkâr etme, dinden Sıkma, irtidat abjuratory (s) vazgeçme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open hearted. candid. honest. open. frank. sincere. unreserved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iğne saplamak suretiyle teşhis ve tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Allah rızası için diye rica etmek, istirham etmek adjura'tion (i). ciddi tembih veya dilek; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katıp karıştırılma, ilâve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, şansa bırakmak; cesaret etmek, göze almak, atılmak. adventurer (i). maceraperest kimse. adventurous (s). macera seven; cüretli; cesaret isteyen (bir iş),

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). macera, serüven, sergüzeşt; spekülasyon, vurgun sağlayan teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin, yoğunluğu öbür kısımlarınkinden çok olan iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım; ziraat, çiftçilik. agricul'tural (s). tarımsal, zirai, çiftçiliğe ait. agricul'turist (i). ziraat uzmanı; çiftçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cezbetmek, çekmek, celbetmek, aklını başından almak, meftun etmek. allurement (i). meftun etme, cezbetme, çekme; meftun eden veya cazip şey; sihir. alluring (s). cazip, akıl çelici, çekici. alluringly (z). cazip surette, aklını başından ala

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen delik; (geom). birbirini çapraz kesen iki doğrunun arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madensel sularda bitki yetiştirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaç ve fidan yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mimarlık; inşaat, yapı. architec-tural (s). mimari, mimarlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).zırh; hayvan ve bitkilerde zırh; (elek). armatür, mıknatısın iki kutbu arasına yerleştirilen demir parçası; bobin endüvisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leonine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).temin etmek , temin edici söz söylemek;ikna etmek; söz vermek;sigorta etmek.assured (s).önceden belli olan (ışur'idli) (z) elbette, her halde, mutlaka, muhakkak assuring (i).,(s). emniyet veren, inandıncı (şey veya kimse). assuringly (z). inand

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noah's pudding. a dessert with wheat grains. nuts. dried fruit. etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Muharremin onuncu günü ki, İslâm’dan önce de resmî bir gün idi. 2.O gün pişirilip dağıtılması mutad olan mâruf bir tatlı ki, dövülmüş buğdayla meyve ve hububatın ekserinden birer miktar karıştırılmakla yapılır.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

terbiye edilmeden hazırlanmış yemek; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altln renginde, yaldlzlı; parlak, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hale, agıl, ayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). Allaha ısmarladık; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). gökyüzü, sema; gök mavisi; (s). gökmavisi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakalorya; mezuniyet törenlerinde yapılan dini ayin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mevsiminden evvel yetişen meyve, turfanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of waiting. waiting period. waiting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, hiç görüşme yapılmadan, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon halinde iken, hücreleri bölünerek çoğalmaya baslar. İleride vücudun hangi parçasının bir hücresi olacaklarını bilirler. Yani bir kısmı kas hücresi olarak gelişirken bir diğeri göz, sinir, vb. hücresi olmak üzere çoğalır.

Sinir sistemimizdeki nöron hücreleri ise anne karnında oluşumlarının son safhasına ulaşırlar, tüm yaşam boyunca ulaşabilecekleri en çok sayı olan bu miktarda da kalırlar. Beynimizin milyarlarca hücresinin bu safhada oluşabilmesi için dakikada 2,5 milyon nöron meydana gelir.

Beyin hücreleri oluştuktan sonra ölünceye kadar sayı olarak artmazlar. Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter çalışılırsa, kaslar büyür ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür. Çalışma bırakıldığında bu kaslar tekrar pörsüyebilirler.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gram ağırlığındadır. Bir yaşında 1000 grama, gelişme tamamlanınca da nihai ağırlığına ulaşır. Beyin hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre bu artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil büyümeleri söz konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık 50 bin tanesi ölür. Bu sayı 60 yaşlarında günde 100 bin hücreyi bulur. 75 yaşına geldiğimizde tüm nöronların yüzde 10’unu kaybetmiş oluruz. Tabii bu doğduğumuz ana oranla zekamızın yüzde 10 azaldığı anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi faktörler geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da gelişmelerini sağlarlar. Yani beyin ne kadar çok kullanılırsa o kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sabittir. Beyinde oksijenle birlikte sadece glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki, sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar hatta beynin bazı bölümlerinin ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı vücudun diğer kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde 2’sini oluşturan beynimiz, toplam enerji üretimimizin yüzde 20’sini tüketir. Bu enerjiyi kanın taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri) seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hale geliriz. Oksijen daha da hayati bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin hücreleri en fazla 5 dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır. Ortalama bir kalp dakikada yaklaşık 5 litre kanı vücudun her tarafına pompalar. Bunun 750 mililitresi beyne giderken 600 mililitresi de bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin pompaladığı miktar 17 litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 mililitresi bacaklara giderken beyne giden miktar yine aynı, yani 750 mililitredir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالضروره] zorunlu olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bull fight. bullfight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. broşür, küçük kitap, risale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büro, yazıhane, acente, daire, şube; çekmece, çekmeceli dolap; ing. yazı masası, yazıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bürokrasi, devlet dairelerine mahsus formaliteler, kırtasiyecilik; devlet memurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet dairesinde memur olan kimse; kırtasiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çıplak, açık, yalın: Bürehne-ser = Başı açık. Bürehne-pâ = Yalın ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Çıplaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalınayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başıaçık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. büret, sıvı ölçmeye mahsus cam tüp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zarurî olarak, ister istemez, bilmecburiye, nâçar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tropikal memleketlerde görülen ,şiddetli humma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). zaptetmek, zorla ele geçirmek; esir etmek; (i). zaptetme, ele geçirme; esir, ganimet. capturer (i). ele geçiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim). karbon ile birleştirmek veya doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). carburettor (i). karbüratör. carburetor nozzle karböratür memesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karikatür; karikatür sanatı; kötü taklit; (f). karikatürünü yapmak; çizgilerle alaya almak. caricaturist (i). karikatürcü, karikatürist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kemer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). tenkit, kınama; itham etme, suçlama; (f). sert bir şekilde tenkit etmek; kabahatli bulmak; tasvip etmemek, uygun bulmamak, münasip görmemek. censurer (i). kınayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kundura, ayakkabı, çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kemer kuşak; çevre hududu; (f). etrafını çevirmek, ihata etmek, kuşak dolamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

China ink. chinese ink. indian ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). f kapama, kapanma; son verme, sona erdirme; kapayan kısım; bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir toplantıda tartışmaları keserek oylamaya geçiş; (f). tartışmaları keserek oylamaya geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendinden fazla emin, kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saç biçimi, saç tuvaleti; başlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortak sigorta yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Multiple Price Continuous Auction Method)

Çok fiyat yöntemi; bir menkul değer için verilen alım satım emirlerinin fiyat ve zaman önceliği kurallarına uygun olarak teker teker karşılaştırılması sonucunda oluşan fiyatlarla alım satım işleminin gerçekleştirilmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birleşme noktası, ek yeri; (anat)., (zool). birleşik iki organın birbirleriyle birleşme yeri, dudakların veya göz kapaklarının bitiştiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukunet huzur, dinginlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). varsayı, tahmin, zan, farz; (f). tahmin etmek, zannetmek, farzetmek, tasavvur etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeşitli olay veya işlerin bir araya gelmesi; kritik durum, buhran, kriz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyü yoluyla (ruh veya cin) çağırmak. conjure up büyü kuvvetiyle meydana koymak ; zihinde bir fikir veya hayal uyandırmak; bir yolunu bulmak. conjuror, -er i sihirbaz, büyücü, hokkabaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yalvarmak, rica etmek. conjuror, -er (i). rica eden kimse; ortak bir ant ile bağlı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapı, içyapı, bünye; düzen, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). müteselsil kefil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örtü, saklanma; (huk). bir kadının kocasının himayesi altında olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaratık, varlık, mahluk; insan, hayvan; bende, köle, kukla, bir kimseye bağlı olan ve itaat eden kimse. creature comforts vücudun rahatını sağlayan şeyler, refah. creaturely (s). yaratıklarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kültür; terbiye, irfan; münevverlik, medeniyet; medeniyetin bir safhası;(tıb). kültür; (f). kültür yapmak, laboratuvarda mikrop üretmek. culture trait kültür hususiyeti. cultural (s). irfana ait; medeniyete ait. cultural anthropology sosyo-a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tedavi, çare, derman, ilâç; şifa; kür; konserve yapma. cure-all (i). her derde deva. past cure tedavi edilebilecek haddi aşmış, iyileşmez; çaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şifa vermek, iyi etmek, tedavi etmek, çare bulmak; dumanla tütsüleyerek veya tuzlayarak konserve etmek; sertleşmek (kauçuk gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CÜR’ET) (i. A.). Yiğitlik, cesaret, korkmayarak ileri atılma: Karşı durmaya cür’et etti; karşısında lâkırdı söylemeye cür’et edemiyor. Cür’et-yâb = Cesaret eden, davranabilen: Beni müdafaaya cür’et-yâb oldu (küçümseme mânâsı da verilir: Bu, ne cür’et).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front. boldness. daring. nerve. audacity. brass. chutzpa. chutzpah. derring-do. forwardness. hardihood. hardiness. presumption. temerity. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. courage. insolence. imprudence. cheek. face. forwardness. front. hardihood. liberty. nerve. presumption. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dare. to venere. to act insolently. to have the face. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daring. defiant. forward. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. venturesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kürtaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). küret. ceuretting (i). kürtaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kavislenme, bükülme, eğrilme, eğrilik, eğiliş; (mat). eğrilik. curvature of the spine (tıb). belkemiği kayması, belkemiğinin eğriliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dikkati çeken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). tahvil, senet, pusula. debenture bonds tahvilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). haklı olarak, meşru olarak, kanunen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uslu, yumuşak başlı, kuzu gibi; alçak gönüllü, mütevazı; ağır başlı, ciddi; cilveli; sahte vakarlı. demurely (z). ağır başlılıkla alçak gönüllülükle. demureness (i). ciddiyet, vakar; alçak gönüllülük, tevazu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii özelliklerinden uzaklaştırmak; diğer hassalarına dokunmak sızın içilmez hale koymak (alkol). denaturedalcohol mavi ispirto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takma diş, damak, protez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hareket, gidiş ayrılış, terk; kalkış (vapur, tren); yenilik; dönüşme; sapma, ayrılma, inhiraf; vazgeçme, feragat; den bir geminin doğuya veya batıya doğru kestiği mesafe; bir geminin yola çıkmadan evvelki boylam ve enlem derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). seklini bozmak, çirkinleştirmek, biçimsizleştirmek. disfigurement (i). çirkinleştirme, çirkinlik, şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk, kırılma, gücenme, öfke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). idrarın fazlalaşması. diuretic (dayyuretik) (s)., (i). idrar getiren, müdrir; (i). müdrir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnci serpen. 2.İnci gibi söz söyleyen ağız.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوراندیش] ileri görüşlü, ileriyi düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi önceden düşünüp neticelerini göz önünde bulundurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dür). Dürler, inciler, (bk.) Dür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. dürer = inciler, bâriden = yağmak). İnciler yağdıran, inci gibi söz söyleyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zorlama, cebir, icbar, baskı, tazyik; (huk.) kişiyi istek ve düşüncelerine aykırı bir şey yapmaya veya söylemeye zorlama; (huk.) kanunen onaylama olmaksızın tutukluluk, mahpusluk. under duress baskı altında. a plea of duress (huk.) baskı altında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Yer küresini düz bir satıh üzerinde gösteren harita. Osm. küre-i musattaha.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Suffe ashabındandır. Birçok hadis rivayet etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nehir ağzı, vadinin ovaya açılan ağzı, top ağzı; müz. nefesli sazlann ağızlığı; nefesli sazın ağıza yerleştirilme sekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kapı veya pencerenin meyilli pervazı, ask. mazgal şevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dayanmak, tahammül etmek, çekmek, kaldırmak, katlanmak; devam etmek, sürmek. endurable s. katlanılabilir, dayanılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözbebeği, (bk.) Hadeka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kendinden geçirmek, vecit haline getirmek çok memnun etmek sevincinden çıldırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sağlamak,temin etmek,garanti etmek, emniyete almak; sigorta etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. saçaklık, direk üstü tabanı, sütun pervaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. inure.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. istemeyerek idrar kaçırma (özellikle uyurken).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ince zevk sahibi kimse (bilhassa yemek, müzik, sanat v.b.'nde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) Epikür felsefesi taraftarı, epikürcü; keyfine ve boğazına düşkün kimse; (s.) Epikür veya felsefesine ait; zevk ve safaya düşkün epicureanism (i.) epikürcülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem.) Buldum ! Ieurhythmy (bak.) eurythmy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masraf, harcama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açma, keşfetme, teşhir;muhafazasız olma, maruz olma, açık olma;açığa çıkarma; (huk). mahrem yerlerini gösterme suçu; (foto). alma, çıkarma, poz (filim üzerine). The house has a southern exposure. Evin cephesi güneye bakar. exposure meter (foto). ışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarısızlık, muvaffakiyetsizlik, beceremeyiş; ihmal, yapmayış; bitme,tukenme, kaybolma; zail olma, zayıflama, inkıraz; iflâs; başarı kazanamayan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom manufacturing. contract manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yüz uzuvlarından biri; (çoğ). sima, çehre; özellik, hususiyet, vasıf; hal, şekil; asıl filim; makale; (f). önem vermek, belirtmek, tebarüz ettirmek; (k).dili benzemek. be featured baş rolü oynamak, baş rolde olmak. Feature that (h). dili Dü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rakam, numara, adet; değer, fiyat; vücut yapısı, endam, boybos; yüz, çehre, sima, gösteriş, görünüş; hal, tavır; şahsiyet, şahıs, resim, suret; (geom). şekil; (edeb). mecaz, istiare; dansta figür. figure dancer figür yapan dansör veya dansöz. figu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hesaplamak; tasvir etmek, resmetmek; şekil çizerek göstermek; desenlerle süslemek; hayalen canlandırmak; mecaz yoluyla ifade etmek; (k).dili düşünmek; (müz). süslemek; görünmek. figure on (k).dili güvenmek, hesaba katmak, dayanmak. figure out he

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iplikçilik; iplik fabrikası, iplikhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarık, çatlak, rahne; yarma; (tıb). fisur, cilt veya mukozanın hafifçe veya yüzeysel olarak çatlaması; (f). yarmak, çatlatmak; ayrılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sabit şey. fixtures (i). sabit eşya; (huk). müştemilât, demirbaş. Iight fixtures elektrik teçhizatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eğrilik, bükülme, dirsek, katlanma; kuş kanadının son mafsalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiçek yetiştirme, çiçekçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceza olarak kaybetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırma, kırılma; kırık; (tıb). kemik veya kıkırdağın kırılması, kırık; yarık; çekiçle kırılınca madenin meydana çıkan yüzeyi; (f). kırmak çatlatmak, yarmak; kırılmak. compound fracture (tıb). kırılan kemik uçlarının deriyi delerek dışarı çıkm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eşya, mefruşat, mobil ya, malzeme; matb yazılar arasındaki boş lukları doldurmak için kullanılan madent parçalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i gelecek, müstakbel, istikbalde olan, gelecek zamana ait; i istikbal, gelecek, yarın, ati; ömrün geri kalan kısmı; gram gelecek zaman kipi futures i, çog ileride teslim edilmek üzere satılan veya satın alman mal: vadeli işlemler future perfect g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. garnitür, süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Giriş sinyaline bağlı otomatik resim geliştirme. En iyi izleme koşulları için.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hareket, jest, dikkati çekmek için yapılan hareket; f. el ile hareket yapmak, jest yapmak. gestural s. el hareketlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (matb.) tifdruk, tifdurk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yaban soğanı, yabânî soğan.

2.Sünbül-i Hindi (Hind sünbülü) soğanı.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yaşından üç yaşına kadar olan tay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. garîb). Garipler. Gurebâ Hastahanesi = Eskiden kendilerini baktırmaya parası olmayan fıkaranın bakılıp tedavi olundukları hastahane. Bugün İstanbul’dadır, (bk.) Garip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غربا] garipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Maiyeti geniş, çevresi güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guramâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gurre). Gurreler, parlaklıklar, (bk.) Gurre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞ) (i.). Pehlivanların ve bazı hayvanların tutuşmaları, döğüşmeleri, birbirini yenmeye çabalamaları; pehlivanların, koçların güreşi, güreş tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling. wrestling. wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling. wrestling match. fight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞÇİ) (i.). Güreş eden, pehlivan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreşle uğraşan spor kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreş edilmek. Osm. mübâreze ve musâraa olunmak: Burada güreşilmez, bu sıcakta güreşilir mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreş etme, Ar. musâraa, pehlivan oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestling. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreş etmek, döğüşmek, birbirini yere vurmaya çalışmak, Osm. musâraa etmek: Pehlivanlar, koçlar, horozlar güreşiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestle. to wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞTİRMEK) (f.). Güreş ettirmek, pehlivanları veya koç, horoz gibi hayvanları tutuşturmak, Osm. musâraa ettirmek: Pehlivan, horoz güreştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to match sb with another in wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küreyve.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (güz. san.), resimde göIge çizgileri; haritalarda dağ yamaçlarını gösteren ince çizgi, tarama çizgi; (f.) tarama çizgilerle göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Atmosfer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). yüksek basınç; (s). zorla yapılan (satış); zorlayıcı; (f). (bir kimseyi) zorlamak, üstüne düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul' tural s. bahçıvanlığa ait. horticul'turist i. bahçecilik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Kedicik, kedi yavrusu. - Ebu Hüreyre: Ashab-ı Kiram’dan en çok hadis rivayet eden sahabi. Kedi yavrularını çok sevdiği için bu ismi aldığı söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing home. rest home. home for the aged. eventide home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home. old age asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حسن صورت] yüz güzelliği. 2.en iyi biçim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmamış, kemal bulmamış, ham, toy, olmamış, gelişmemiş, pişmemiş. immaturely z. yetişkin kimse gibi davranmayarak; vaktinden evvel, ol gunlaşmadan. immaturity i. hamlık, toyluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafına duvar çekmek; üstüne duvar örmek; hapsetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hile, sahtekarlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirli, pis, murdar; karışık, katışık, mahlut; iffetsiz; saf olmayan (lisan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sözleşme kâğıdı, resmi senet, bilhassa hizmetçi veya uşakla yapılan onaylı sözleşme; f. kontrat veya senetle bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. incitmek, fenalık etmek, zarar vermek; bozmak, ihlal etmek; rencide etmek, haksızlık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emniyetsiz, sağlam olmayan, garantili olmayan, tehlikeli; endişeli. insecurely z. emin olmayarak, sağlam vaziyette olmayarak. insecurity i. emniyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sigorta etmek; emniyet altına almak; sigorta olmak; temin etmek. insurable s. sigorta edilebilir. insured s. sigortalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) muhtelif şeylerin birbirine karışması; karışmış şey, ka rışım, halita; ilave edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir şeyin başka şeyler arasına veya muhtelif şeylerin birbirine örülüp karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dayanmaya alıştırmak, adet etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) resmen memuriyet makamına koyma, tayin; resmi elbise, üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dahili bir fotoğraf sensörü, ortam aydınlatma koşullarını kontrol eder ve resim parlaklığını otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Güneşin yüzünü kaplayan ışık tabakası, fotosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., huk. bir kadına kocası tarafından ve kocanın ölümünden sonra kalmak şartıyle bağlanan gelir; f. böyle gelir bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yargılama hakkı, yargılama işlev ve işlemi; hâkimlik; mahkeme, hâkimler heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitişme, bağlantı, irtibat; oynak yeri, mafsal; dikiş yeri; nazik zaman, mühim an; aralık, vakit, zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Allahın bağışladığı hak ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarantine period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاروره] idrar şişesi, ördek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesin olarak, kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bulanıklık.

2.Gam, tasa.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil cihazlarda, şarj edilebilir bataryanın tam olarak dolduğu andan, tükenene kadar hiç durmadan görüşme yapıldığında geçen süredir. Bu süre, en başta baz istasyonuna yakınlık olmak üzere çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effervescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copying ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça küçük, küçükçe, az daha küçük: O, bundan küçürektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bulanıklık.

2.Gam, tasa, kederli olma hâli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kültüre ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kubbenin tepesi, en yüksek yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kürât) (çift r ile söylemek yanlıştır).

1.Yuvarlak şey, top.

2.(matematik, geometride). Yüzünün her noktası merkezden eşit uzaklıkta bulunan cisim, küre dilimi. Küre-i Arz =

1.Küre şeklinde olan yer, yani dünya.

2.Dünyanın dış yüzeyini göstermek üzere üstü yazılı sun’İ top, mücessem harita. Küre-i Semâ = Göğün bütününü, yıldız, burç vesairenin yerlerini gösteren sun’İ top.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenci ocağı, toprak ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. globe. orb. sphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe. sphere. the earth. the world. ball of soil. orb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوره] kuyumcu ocağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yerde bulunan toprak, kum, gübre ve kar gibi şeyleri küremeye yani kazıyıp toplamaya mahsus demir veya tahtadan yassı veya uzun saplı bir Alet ki, sapıyla ileriye itilerek kullanılır. Kazma kürek = Kazma ile onun kazdığı toprağı toplayıp atmaya mahsus demir kürek. Harman küreği = Tahılları savurmaya mahsus tahta kürek. Ekmekçi, fırıncı küreği =

1.Ekmeği fırının içine koyup çıkarmaya mahsus pek uzun saplı tahta kürek.

2.Ateşten kor ve kül çıkarmaya mahsus sapı ile beraber tek parçalı küçük demir Alet. Maşa kürek = Ateş küreği. Mutfak küreği = Daha büyüğü.

3.Kayık, sandal ve vaktiyle küçük gemileri de yürütmeye mahsus ucu yassı ve sapı yuvarlakça kalın tahta Alet ki, teknenin kenarına tutturulur; her biri veya her çifti bir kayıkçı tarafından kullanılır: Kayık küreği, kayıkçı küreği. Kürek çekmek = Kürek kullanarak kayık yürütmek.

4.Vaktiyle beylik gemilerde kürek çekmek hizmeti ki, cinayet suçlularına verilen bir ceza idi. Akıntıya kürek çekmek = Boşuna yorulmak. Kürekkemiği = Omuzun arka tarafındaki yassı kemik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade. oar. shovel. paddle. baker's peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oar. shovel. paddle. baker's peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to row a boat. to row. pull a boat. scull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade bone. scapegrace. shoulder blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kürek yapan ve satan adam.

2.Bir kayık veya sandalda kürek çeken kayıkçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarsman. oarswoman. rower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rower. oarsman. oarman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küreği olan: Bir, iki, beş çifte küreği olan sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shovel up. to clear away with a shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerîm). Kerîmler, cömertler, bk. Kerîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimsel(Erkek İsmi) 2.Ulular, büyükl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear away with a shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yerde bulunan toprak vesaireyi kürekle sürüp temizlemek: Bahçeyi, ahırı küremek. Toprağı, gübreyi küremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. karin). Osmanlı sarayında mâbeynci: İkinci, üçüncü kurenâ. bk. Karin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı sarayında mâbeyncilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. spheric. globular. globose. orbicular. round. conglobate. sphaero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. globular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. global. globular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globalization. globalisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kureviyye). Köye ait, köylü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küre» den imen.) (mü. küreviyye). Küre şeklinde, yuvarlak, müdevver, küre ile alâkalı, küreye alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Peygamberimizin de mensûb olduğu Mekkeli Arap kabilesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Peygamberin soyu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A. «Kureyş» den imen.) (mü. Kureşiyye). Kureyş kabilesine ait, bu kabileden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Küreyveler. bk. Küreyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. küreyvât) (küre’nin ism-i tasgıyri) (anatomi). Küçücük top ve yumru şey, Fr. globule: Küreyve-i beyzâ (alyuvar) kureyve-i hamrâ (kırmızı yuvar).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کدورت] bulanıklık. 2.tasa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (i.) başarılarından ötürü şeref payesi vermek için seçilen; defne dallarından çelenk giymiş; çelenk giymeye layık, mümtaz; defneden yapılmış; (i.) mümtaz şair; İngiltere'de kral veya kraliçe tarafından verilen baş şairlik payesine erişmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ed, ing veya led ling) defne ağacı, (bot.) Laurus nobilis; defne dalından çelenk; (çoğ.) şeref, şan, şöhret; (f.) defne dalı ile süslemek. bay laurel defne ağacı. cherry laurel taflan ağacı, karayemiş ağacı, (bot.) Prunus laurocerasus moun

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) ismini St. Lawrence nehrinin kuzeyinde bulunan pek eski kaya tabakalarından alan kaya çeşidine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir pikselin açılması ya da kapanması için geçen süre

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. konferans, belirli bir konu üzerine konuşma; umumi ders; tekdir, paylama, azarlama; f. konferans vermek; ders vermek: tekdir etmek azarlamak. lecturer i. konferans veren kimse; okutman. lecture ship i. okutmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlan koyan millet meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. boş vakit; işsizlik, serbestlik, fırsat; s. serbest, boş. at leisure serbest, boş vakti olan; acelesiz. at one's leisure vakti olduğu zaman. leisured s. boş vakti olan, işsiz, atıl. the leisured class çalışmayan sınıf, aristokrat sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. acelesiz iş yapan; acelesiz yapılan; z. yavaş yavaş, sükünetle, acele etmeden.leisureliness i. ace- lesiz hal, acelesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bag, bağlama, raptetme; tıb. kan damarını bağlamak için kullanılan tel veya iplik; müz. bağ; f. tel ile bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. lipostructure

yağ ekletme

Yağ aldırma işlemi sırasında alınan yağların yüzün belli bölgelerine yedirilmesi yoluyla yüze genç bir görünüm kazandırılması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebiyat: yazılmış kitaplar, eserler: edebi meslek: müz. belirli bir çalgı veya çalgı takımı için yazılmış parçaların bütünü: hususi bir mevzu hakkındaki eserler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak basınçlı; meteor. normalden aşağı basıncı belirten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hayan veya balık tutmak için yem; şahin veya atmacayı geri getirmek için gösterilen kuş veya ete benzer şey; cazibe, tuzak; f. cezbetmek; kuş veya et gibi bir şey göstererek çağırmak (şahin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Güvenerek, dayanarak, itimat ederek: Lutuf ve merhametinize mağrûren bu işe teşebbüs ettim.

2.Aldanarak, aldanıp boş bir şeye dayanıp güvenerek: Servetine mağrûren pervâsız konuşuyor.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) -(bkz.Mahmur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cami içinde hükümdara mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Maksur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Meskûn ve zengin ülke: Amerika’nın Pasifik kıyıları mâmûrelerle doludur.

2.Şehir; kasaba, belde: Mâmûre-i Bursa.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معموره] bayındır yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. el ve bilhassa tırnak tuvaleti; manikürcü; f. manikür yapmak. manicurist i. manikürcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mansur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. imal, yapma; mamulat; f. imal etmek, yapmak; yalandan icat etmek, uydurmak. manufacturer i. fabrikatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gübre; f. gübrelemek. artificial manure suni gübre. barnyard manure ahır gübresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Manzur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kemale erdirmek, olgunlaştırmak; olmak, olgunlaşmak, kemale ermek; vadesi gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olgunlaşmlş, olmuş, kemale ermiş, ergin, olgun; iyi hazırlanmlş, tamam; vadesi gelmiş. mature de liberation iyi ve uzun düşünme. maturely z. olgunca; tamamen, dikkatle. matureness i. olgunluk, kemal. maturity i. olgunluk hali; vade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçü, miktar; ölçek; her hangi bir ölçü sistemi; ölçüm, ölçme; derece, mertebe, hudut, had; şiir vezni; tedbir, yol; kanun; müz. ölçü. angular measure açı ölçüsü. beyond measure hadden aşırı, son derece. full measure tam ölçü. for good measure faz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ölçmek, tartmak, kıymet biçmek; ölçüsü olmak; karşılaştırmak; ölçüsünü almak; süzmek, dikkatle bakmak; uydurmak, ayarlamak. measure off uzunluğuna belli bir kısmı ölçmek. measure out ölçüp ayırmak. measure swords kılıçla çarpışmak; biri ile boy ölçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) (bkz.Mebhur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mebrur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüzü beyaz, gösterişli güzel kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(t. A.). Mecbur olarak, mecburiyet altında, zorla: Gitmek istemezdim ama mecbûren gideceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fikriden) (Arapça’da yoktur. Ziya Gökalp tarafından yapılmış bir kelimedir). Ülkü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفکوره] ülkü, ideal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ülkü, ideal.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفکوروی] ülkü ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fütûr» dan). Yorgun, bezgin, yılgın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mensur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Menşur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Menzur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşhur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşkur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mesrur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizli tutulan işlerlerde harcanmak üzere hükümetin emrine verilen para. Tahsîsât-ı mestûre = Örtülü ödenek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meysur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Memur olarak, memuriyetle, yerine getirmekle görevli bulunulan bir emirle: Me’mûren Anadolu’ya giden, me’mûren filân yerde bulunan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. minyatur; (eski) elyazısı kitaplarda resim veya tezhipli yazı; s. minyatür halinde, çok ufak yapılmış; f. minyatür halinde resmetmek. miniature camera 35 m.m.'lik veya daha dar bir film kullanan fotoğraf makinası. in miniature ufak boyda y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaza, belâ, talihsizlik, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karışım; karıştırma; katıştırma; karışma, karıştırılma, kaynaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» dan imef.) (mü. mûrebe). Arap gramerinde İrâb kabûl eden kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rebeve» den if.) (mü. mürebbiyye). Bir veya birkaç çocuğun eğitilmesiyle görevli erkek veya kadın, terbiyeci, hususî öğretmen: Mürebbiyeler ve mürebbîler elinde büyümüş adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governess of children. governess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadın terbiyeci. (bk.) Mürebbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rüchân»dan imef.) (mü. müreccaha). Ötekilerden daha fazla beğenilip, sunulan, tercih olunan, İleri, önde: Yolculukta otomobil trene müreccahtır, trenden müreccahtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rücûb» dan imef.). Saygı değer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüfûh» ten imef.) (mü. müreffehe). Geçimi için her türlü ihtiyacı tamamlanmış, refaha erişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous. well-to-do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lives in ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Refah içinde, refahla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Birkaç parçadan yapılmış maddeler.

2.iki veya fazla kelimenin birleşmesinden yapılmış kelimeler.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜREKKEB) (i. A. «rükûb» dan imef.) (mü. mürekkebe). İki veya fazla şeyin karışmasından meydana gelen, sade ve düz olmayan. Cehl-I mürekkeb = Kendini bilgin senan insanın cahilliği. Fâiz-i mürekkeb = Faize de faiz yürütmekten iberet faiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimeden). Yazı yazmaya mahsus boya terkibi: Siyah, kırmızı, yeşil mürekkep. Mürekkep balığı = İçinde siyah bir sıvı bulunan ve bunu İstediği vakit koyuvererek etrafındaki suları karartıp kendini kurtaran bir cins balık ki, yenir. Mürekkep yalamış = mec. Okuyup yazmış, cahil olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ink. consisted of compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compound. composed of. made up of. artists'medium. ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) musiki). Türk musikisinde basit makam hususiyeti taşımayan makam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mürekkep püskürtmeli, bir görüntü yaratmak için küçük bir diyafram açıklığından mürekkep damlalarının optik bir diskte belirtilen bir konuma doğrudan püskürtüldüğü, etkisiz bir nokta grafikli baskı teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde birden fazla usûlün birleşerek yaptığı usuller ki, 4 zamanlıdan başlayarak bütün usûller mürekkeptir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. cuttlefish. cuttlefish supya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear ink on. to blot sth with ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ink-stained. blotted with ink. inky. nib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı yazmak için mürekkep koymaya mahsus kap kl, içine kalem batırttır. Hokka, divit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Akarsu, dere, ırmak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «resm»den imef.) (mü. müressem).

1.Resmedilmiş, çizilmiş, işaret olunmuş.

2.Resimler ve çiçeklerle süslenmiş, resimli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «retb.den imef.) (mü. mürettebe).

1.Tertip olunmuş, sıralanmış, sıraya konmuş.

2.Kurulmuş, uydurulmuş, yalandan düzenlenmiş.

3.Tayin ve tahsis olunmuş, hususî.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.).

1.Maaş ve tâyinât: Hazineden mürettebatı vardı.

2.(denizcilik) Savaş gemisinin insan mevcûdu; yolcu vapurları ve şilebleri kullanan vazifelilerin tamamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. complement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. flight crew. ship's crew. man. member of the crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müretteb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜRETTİB) (i. A. «retb» den imef.) (mü. mürettibe).

1.Tertip eden, sıraya koyan, kuran, hazırlayan, (i. A.) (bu mânâsı Türkçe’ye mahsustur).

2.Matbaada harfleri dizen işçi: Matbaa mürettipleri, başmürettip.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typesetter. composition. compositor. maker up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Matbaalarda yazıların dizildiği ve sayfa hâlinde tertip edildiği yer ve servis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri dizme işi: Matbaada mürettiplik ediyor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aklı, fikri, düşünüşü görünüşü sağlam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «revâc» dan imef.) (mü. mürevvice).

1.Geçiren, revaç kazandıran.

2.mec. Yürüten, nüfuz kazandıran, itibar veren.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. murices) dikenli salyangoz, iskerlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiat, mizaç, yaradılış, maya; doğa, tabiat, âlem, dünya; varlıklar, yaratlklar; kâinat; ilah. insan ahlâkının düzelmemiş hali; içgüdü; çeşit; doğal durum. nature worship doğaya tapma, doğacılık. against nature tabiata aykırı. by nature tabiatıyle,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.(musiki). Nota yazısında bir sesin notasız yani bemol ve diyezsiz olduğunu gösteren terim. Bekar ile karıştırılmamalıdır, (bk.) Bekar.

2.Tabiî, tabiata uygun.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. naturel

doğal

Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natural. innate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâİr). Su dolabı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. yaprak damarı; zool. böcek kanadının siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir ilim veya fen dalına ait terimler, terminoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin nuru, ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. -Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Nurlu insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Nurer).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) besleyen şey, gıda; terbiye; bakıp büyütme; (f.) beslemek, bakıp büyütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) çapraşık, anlaşılması güç; belirsiz, gösterişsiz, tanınmamış; bulutlu, karanlık; (f.) karartmak, karanlık yapmak; örtmek, gözden saklamak. obscurely (z.) anlaşılmayacak şekilde. obscureness, obscurity (i.) çapraşıklık, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türemış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until he is almost dead. savagely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pislik, gübre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fazla poz verme; fazlaca teşhir etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önerme; müz. uvertür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür davranan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü korkusuz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çayır, otlak, mera; f. çayırda otlamak veya otlatmak. pasturage i. otlak. put out to pasture emekliye ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mashed patatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pedikür, ayak ve tırnaklarının bakımı; ayak ve hastalıklarının tedavisi; pedikürcü; f. ayak hastalıklarını tedavi etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., (eski) belki, olabilir, şayet, kazara; muhtemelen; i. şüphe; belirsizlik; tahmin, ihtimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalan yere yemin ettirmek. perjure oneself yalan yere yemin etmek. perjured s. yalan yere yemin etmekten suçlu; yalan, yalan şahadete dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotogravür, fotoğrafla klişe yapma işi; fotogravürle çıkarılan klişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. resim, tasvir, suret, timsal; tanımlama, tarif; filim; gorüntü; f. tanımlamak, tarif veya tasvir etmek, resmetmek; canlandırmak, tasavvur etmek, hayal etmek. picture book resim kitabı, resimli kitap. picture frame resim çerçevesi. picture gall

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony görüntü ve video düzenleme yazılımı paketi

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Picture Power, akıllı resim ve kontrast geliştirme teknolojilerini içermektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictureGear™, mevcut görüntü dosyalarını genel olarak gösterir ve düzenler. Diğer seçenekler arasında Microsoft® Windows® masaüstü için basit arkaplan tasarımı ve temel slayt gösterileri bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinelerinde görüntülerin işlenmesi, organizasyonu ve paylaşımı gibi konularda kullanıcıya yarar sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pitoresk, resim konusu olmaya elverişli, renkli, etkili; güzel; canlı, kuvvetli (ifade). picturesquely z. pitoresk bir şekilde. picturesqueness pitoresk oluş; güzellik, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

‘Resim içinde resim’ özelliği ile aynı anda pek çok kanalda ne olduğunu izleyebilir. Daha düşük enerji tüketimi kullanıcılara çok daha uzun çalışma süresi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balık uretimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy. İngiliz bahçe tasarımı, Yakın Çağda Pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Baroktaki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak “düzenlenmemiş”, “el değmemiş” doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan “olduğu gibi” yansıtmaya çabalarken öte yandan da onu “yabani” olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla pitoreski Romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un online müzik mağazası’ servisinin genel udi. Üzerinde ‘plays for sure’ logosu taşıyan cihazlar bu servisten çekilen herhangi bir içeriği oynatabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. zevk, sefa, haz, lezzet sevinç, keyif, memnuniyet; emir, irade; f., (eski) zevk vermek; zevk almak. at pleasure isteğe göre. do (one) the pleasure of lütfunda bulunmak. It is a pleasure Benim için bir zevktir. take pleasure in -den zevk almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyurethane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyurethane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; resim sanatı; tarif, tanımlama, tavsif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. postmaturé

tıp geçdoğan

Normal zamanından sonra doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. duruş, poz, vaziyet; hal, işlerin gidişi; zihni vaziyet, tefekkür hali; f. suni vaziyet vermek veya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir vali veya yüksek rütbeli memurun sorumlu olduğu bölge, makam, hizmet süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden canlandırmak; önceden düşünüp hayal etmek. prefigura' tion i. önceden canlandırma. prefigurative z. ilerde vaki olacak bir olayı temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prématuré

tıp erkendoğan, günsüz

Zamanından önce doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaktinden evvel olan veya gelişen; mevsimsiz; erken doğan. prematurely z. vaktinden evvel, mevsimsiz olarak, erken. prematurity i. vaktinden evvel gelişme, mevsimsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı, tazyik, basınç; hücum; basınç kuvveti. pressure cabin hav. tazyikli kabin. pressure cooker düdüklü tencere. pressure gauge basıölçer, manometre. pressure group hükümete tesir etmeye çalışan nüfuzlu grup; kendi çıkan için meclise veya umuma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilk evlât olma; huk. büyük evlât hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işlem, muamele; huk. davaya bakma usulu; iş görme usulü. procedural s., huk. dava usulune ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tedarik etmek, elde etmek, edinmek, kazanmak; istihsal etmek; ettirmek, yaptırmak; pezevenklik etmek. procurement i. tedarik; istihsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tedarik eden kimse; muhabbet tellâlı, pezevenk. procuress i. pezevenk kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. delme; iğne deliği gibi ufak delik; patlama (otomobil lastiği); f. delmek, delik açmak; değersizliğini ispat etmek. We had a puncture. Lastiğimiz patladı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ezme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puree. purée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saf, safi, som, halis, has, temiz; kusursuz, lekesiz; nazari, tatbikatsız; iffetli, namuslu, masum. pure and simple sadece, yalnız, tek. pure'ly z. sadece, yalnız; tamamen, bütün bütün; masumiyetle, iffetle. pureness i. safilik, paklık, temizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. püre, ezme; koyu pişmiş et ve sebze çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kimi ağaçlarda yapraklardan ayrı olarak süren ince yaprak. Çalılık ve sık otlu yerl(Erkek İsmi) Sarı, kırmızı, çiçek açan ufak yapraklı anların çok sevdiği bir tür ot. Meşe ağacı filizi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kare yapma; mat. alan hesabı; astr. dördün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendinden geçme, vecit hali, vecde dalma; aşırı sevinç. rapturous (s.) vecit halinde, kendinden geçmiş. rapturously (z.) kendinden geçerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) güvenini tazelemek, tekrar temin etmek; (bak.) reinsure reassur ance (i.) temin edilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) tekrar zaptetme; (f.) zaptedilmiş şeyi geri almak; hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. reasürans etmek; tekrar sigorta etmek. reinsurance i. reasürans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Güneşin ışıkküresini kaplayan tabaka, kromosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İzlediğiniz kanalın teleteksti, ekranın sağ tarafında gösterilirken, resim solda kalmaya devam eder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) yuvarlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. tifdruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kopma, kırılma; millet ler veya bireyler arasındaki uyumun bozulması; tıb. fıtık, debelik; f. koparmak, kırmak; kopmak, kırılmak; ilişkisini kesmek; fıtık olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karagoz istavrit balığı, zool. Trachurus mediterraneus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olma, edilme, kılınma, bir hâlden diğer bir hâle değişme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddes; k.h. kutsal yazı; eskiyazı, yazılmış şey, kıs. Script.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel, heykeller; heykelcilik, heykeltıraşlık; oyma, oyma işi; f. oymak, kalemle hakketmek; su kuvvetiyle şeklini değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

32 GB’a kadar kapasite artırımına izin veren yeni nesil SD hafıza kartı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. emin, korkusuz, tehlikeden uzak; kaygısız, şüphesiz; emniyetli, muhafazalı; f. korumak, emniyet altına almak; tehlikeden masun kılmak; sağlamlaştırmak, bağlamak; iyice kapamak; ele geçirmek, bulmak. securely z. emniyetle; sımsıkı secureness i. s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakalama, zapt, haciz, müsadere, el koyma; nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok şükreden, şükredici, değer bilen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çoğalan, zengin olan, meyve veren verimli. Ashabın kullandığı isimlerden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gömme, defin; eski kabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all-in wrestling. catch-as-catch-can wrestling. all in wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipekböcekçiliği, ipekçilik. sericul'turist (i.) ipekböceği yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imza; müz. işaret, nota imi; matb. kitap formasının ilk sayfasına konulan işaret; forma; ecza. reçetede ilacın kullanılış şeklini belirten kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçlandırma, ormancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. halis, saf; gerçek; alın açık yüzü ak, lekesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağır çalışma gerektirmeyen memuriyet; arpalık. sinecurist i. böyle bir işte çalışan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socio-cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boy, kamet, endam, insan veya hayvan boyu. moral stature ahlaki fazilet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kınama, takbih, zem, yerme, tenkit; sınırlama; tıb. kanal daralması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yapı, bina; inşaat, yapılış; bünye; f. bütünüyle planlamak; bir bütün olarak düşünmek. structured s., plânlanmış, idare altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. structurel

yapısal

Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

structural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. bir başka besi yerinden nakledilmiş kültür; sosyol toplum içinde davranışlarıyla farklı bir unsur meydana getiren grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçültülmüş bir şeyden daha ufak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. veznedar yardımcısı. subtreasury i. veznedarlık şubesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şekerle konserve edilmiş (domuz eti).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Yeryüzünün denizlerden meydana gelen kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kükürtlü, kükürt gibi. sulfureously z. kükürtlü olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ed, -ing; -ted, -ting) i. kükürtle karıştırmak, içine kükürt katmak; i. sülfid. sulfuretted hydrogen kükürtlü hidrojen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşte kurutulup konserve yapılmış (et).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. kendi salâhiyetiyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel üzerine kurulan bina, ilâve kat; zemin katı üzerinde bulunan binanın tümü; üst yapı; üst kademe; ilişkiler; demiryolunun taş zemini üstünde bulunan travers veya ray; den. palavra üstündeki yapı kısımları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. suver). Kur’an-ı Kerîm’in bölündüğü 114 faslın herbiri: SÜre-i FAtîha, SÜre-I Bakara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir hadisenin başı ile sonu arasındaki belirli zaman, müddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çorak toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sura.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Certainly knowing and believing; confident beyond doubt; implicity trusting; unquestioning; positive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Certain to find or retain; as, to be sure of game; to be sure of success; to be sure of life or health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fit or worthy to be depended on; certain not to fail or disappoint expectation; unfailing; strong; permanent; enduring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Betrothed; engaged to marry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Free from danger; safe; secure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a sure manner; safely; certainly. physically secure or dependable; 'a sure footing'; 'was on sure ground' certain not to fail; 'a sure hand on the throttle' infallible or unfailing; 'a sure sign of one's commitment' worthy of trust or confidence; 'a su

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sura.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definitely or positively ; 'the results are surely encouraging'; 'she certainly is a hard worker'; 'it's going to be a good day for sure'; 'they are coming, for certain'; 'they thought he had been killed sure enough'; 'he'll win sure as shooting'; 'they s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time. span. continuance. duration. bout. interval. length. period. respite. run. space. stretch. term. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duration. grace. period. season. space. spell. term. time. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شوره] çorak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., (ünlem) muhakkak, şüphesiz; olumlu, müspet; kesin, kati; emin, sağlam, güvenilir; sabit, metin; nad. sıkı, sıkı bağlayan; z., k.dili. şüphesiz; (ünlem) tabii, elbette. sure enough muhakkak, sahiden. be sure dikkat etmek. for sure elbette, muha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., A.B.D., k.dili. hakiki; z. muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili başaracağı şüphe götürmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayağını sıkı basan, düşmez, kaymaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Çoraklık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuum. duration. course. process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

process. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîf). Şerifler. (bk.) Şerîf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have gone on for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronic. continued. lasting. chronic müzmin. kronik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saf ırklar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Devam:

2.Hayvan sürüsü, büyük sürü.

3.Çok süren, sür’atle giden süvari. Sürek avı = Birçok avcının katılmasıyle, avı kuşatarak ve çok defa atlı olarak yapılan av.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duration. drove. driving fast. going fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîk). Şerikler, ortaklar, (bk.) Şerik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok süren, devamlı, uzun: Bu sene kış şiddetli olmadıysa da pek sürekli oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. lasting. constant. steady. enduring. permanent. standing. abiding. assiduous. chronic. consistent. continual. continuum. durable. habitual. hourly. imprescriptible. incessant. invariable. perennial. perpetual. persistent. running. secular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

away. ceaseless. confirmed. consistent. continual. continuous. everlasting. incessant. insistent. lasting. on. permanent. perpetual. persistent. running. stable. standing. steady. together. uninterrupted. unrelenting. unrelieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Continuous Auditing)

Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi ortaklıkların, mevzuat ve genel kabul görmüş denetim ve muhasebe esas ve ilkelerine uygunluk yönünden, defter, kayıt ve belgelerinin her yıl denetlenmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Bir musiki eserinde devamlı geçki kl, geçici geçki’nin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bunlar, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan farklı Otomatik Odaklama yöntemleridir. Sürekli AF, deklanşör düğmesi kullanıldığından doğru odaklama sağlar. Normal olarak deklanşör düğmesine yarım basılması, görüntü odağını ‘kilitler’. Sürekli AF modunda, doğru odaklama elde edilene kadar odaklamaya devam eder. Çok Noktalı AF, çekim alanı kameranın merkezinde olmasa dahi mükemmel olarak odaklanırken, odak kilidi yapmanız gerekmez ve daha yaratıcı olabilirsiniz. Merkez Ağırlıklı AF, odaklama için görüntünün merkezini kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürekli olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. permanency. duration. endurance. invariability. lastingness. perpetuity. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. stability. standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuousness. assiduity. continuance. continuity. permanence. permanency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. spasmodic. transient. discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinious. transitory. transient. impermanent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (musiki), (bk.) Geçici geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Belli süre aralıklarıyla çıkan, periyodik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

periodical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which lasts for a certain amount of time. time application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. elbette, muhakkak; emniyette olarak; tehlikesizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinite. sine die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinite. indefinitely. for an indefinite period of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transient. transitory. sth which is not limited by time. sine die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. suver) (Arapça terkiplerde «sûre» şeklinde bulunur).

1.Dışarıdan görünüş, şekil, kılık: Sureti güzel bir insan.

2.Dış gösteriş, samimî olmayan hal: Mânâ ve gerçek arayanlar sûrete ehemmiyet vermezler.

3.Türkçe’de: «surat» Yüz, çehre.

4.Tarz, uslûb, tavır, gidiş: İşin bu suretle halli mümkün değildir.

5.Takdir, hal: O surette iş değişir.

6.Resim, fotoğraf: SÜretini çıkartmış.Nüsha: Yazının sûretini çıkarıp gönderiniz.(Surat) Abusluk, yüz ekşiliği: Bana surat ediyor, surat gösteriyor; Surat asmak — Çehre ekşitmek, Hüsn-i sûret = Bir meseleyi iyi bir şekilde halletme. Sûret-i tesviye = Fr. Arrangement kelimesinin tercümesidir ki uyuşma demek olup bilhassa siyasette kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circs. copy. duplicate. exemplar. transcript. counterpart. ditto. repetition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy. facsimile. transcript. appearance. form görünüş. biçim. manner. way biçim. yol. tarz. duplicate nüsha. face yüz. çehre. replica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy. form. image. shape. transcript. figure. way. manner. phase. transcription. duplicate. carbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صورت] yüz. 2.çare. 3.biçim. 4.tarz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. sûret = şekil, F. nümûden = göstermek). Şekil ve sûretini gösteren, vücut bulan, vücude gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. sûret = şekil, F. pezîreften = kabul etmek). Şekil ve sûret alan, hâsıl olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. sûret = şekil, F. yâften = bulmak). Şekil ve sûret bulan, husûle, vücuda gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hal. A.) (ve daha doğrusu «sûreten»). Görünüşte: Bize sûretâ güleryüz gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outwardly. affected. put-on. assumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صورتا] görünüşte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صورتگر] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kefil, rehine; teminat, emniyet. stand surety kefil olmak. surety ship i. kefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir takım yıldız, T. Ülker, Fars. Pervîn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Ülker yıldızı, pervin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شوره زار] çorak arazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikiş; dikiş yeri; tıb. yara kenarlarının dikiş ile birleştirilmesi; bu kenarları birleştiren dikiş; kafatası kemiklerinin dikişe benzeyen ek yerleri; bot. sutur, dikiş yeri; f. dikişle birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سرور انگيز] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., güz. san. resim; müz. tablatura; anat. kafatası kemik tabakalarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak dümbelek; arkasız iskemle, tabure; elişi için kasnak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Arkalıksız iskemle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. footstool. taboret. tabouret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. footstool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Devletin bazı organlarının, Sayıştay’ın murakabesinde olmayan ve genel bütçede görünmeyen harcamaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardhearted. stonyhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin merkez çekirdeğinin etrafını kuşatan katı küre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı derecesi; sıcaklık, sühunet: tıb. insan vücudunun ısı derecesi; ateş,ısı, hararet. temperature curve belirli bir süre içindeki ısı değişikliğini gösteren eğri. critical temperature kritik sıcaklık. normal temperature normal vücut ısısı. take one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Mevlevi dervişlerinin semâ esnasında giydikleri geniş etekli bir nevi elbise, eteklik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنوره] mevlevî dervişlerinin sema giysisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işinde kalabilme hakkı; memuriyet veya kullanım süresi; imtiyaz, ayrıcalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir pikselin açılması ya da kapanması için geçen süre

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tepki süresi bir pikselin aktif (siyah) durumdan pasif (beyaz) duruma geçip tekrar aktif duruma dönmesi için geçen süredir (milisaniye cinsinden). BRAVIA TV’ler ve ev sinema projektörlerinin sahip olduğu hızlı tepki süreleri, görüntünün kusursuz bir şekilde daha pürüzsüz ve net olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağızdan ağıza yayılarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dokum, dokunuş; kumaş; teşekkül, bünye, yapı. textural (s.) bir maddenin dokumuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) belirli bir yapısı veya bünyesi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hafif renk; ecza. mahlul, ruh, ispirto eriyiği; başka şeye katılmış cüzi şey; f. hafif renk vermek; içine katmak; hafifçe etkilenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. Katolik papazlarının tıraş olunan tepe kısmı; başın tepesini tıraş etme; f. Katolik papazının tepesini tıraş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. işkence, eza, eziyet, azap, elem; f. işkence etmek, eziyet etmek, azap vermek; biçimini bozmak, anlamını değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şeklini değiştirmek; yüceltmek. transfigura'tion i. suret veya şekil değişmesi; b.h. dağda Hazreti İsa'nın suretinin değişmesi, tecelli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hazine, para hazinesi; biriktirilmiş şey; değerli şey; f. hazine yığmak, para biriktirmek; çok kıymetli tutmak. treasure city hazinenin bulunduğu şehir; erzak depoları ve mağazalar şehri. treasure house hazine dairesi. treasure hunt saklanmış bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haznedar, veznedar, kesedar. treasurership i. haznedarlık, veznedarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meydana çıkarılan sahipsiz define.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Görenek, gelenek, töre. 2.Subay, komutan. 3.Hak ve hukuka uygunluk, adalet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «türemek» ten).

1.Türemiş, derme çatma, öteden beriden toplanmış: Türedi adamlar.

2.Aslı, nesli, ne olduğu belirsiz: Türedinin biri. 3.Asî: Türedi olmak istiyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upstart. parvenue. new man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük çorba kâsesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - gün.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tepelerin ortasındaki çıkıntı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hukuksal, hukukla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction. breeding. springing up. appearing suddenly. parvenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Öteden beriden toplanıp vücuda gelmek, derme çatma ortaya çıkmak.

2.Meydana gelmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derive. to spring up. to sprout up. to appear. to come into existence. to derive. come into existence. appear. to increase and multiply. to be derived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reproduce. to increase. to multiply. to breed. to be derived from. to spring up. to appear suddenly. to come on the scene suddenly. to generate. to grow. to develop. to produce. to propagate. to shoot. to spread. to descent. derive. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yasa adamı, hukukçu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derived. derivative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivation. creation. formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivation. invention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Türemesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form. make up. create. to bring into existence. to create. to derive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb / sth spring up. to derive from (another. derive. invent. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Türemiş, başka bir şeyden çıkmış olan. Ar. müştak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative. involution. differentiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative. derivative müştak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Oluşan, ortaya çıkan, türeyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Derivatives Market)

İlerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere herhangi ibr malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Türev piyasaların tanımı forward, futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eli uğurlu olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük oğlu varis olarak kabul eden sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaralanmamış, incilmemiş; zarar görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sigortasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Azotlu besinlerin vücutta yanmasıyle meydana gelerek erimiş bir hâlde sidikle dışarı atılan ve günde aşağı yukarı 30 gr. tutan azotlu madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procreate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin, idrarla dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir. Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir. Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü bırakması gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 6 tane lahana yaprağı konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. üre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. arîf). (bk.) Arif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفا] arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procreation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propagation. reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the birds and the bees. proliferation. reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çabuk yetişip bol şekilde yayılmak, türemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. increase in numbers. propagate. be reproduced. proliferate. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. propagate. reproduce. to reproduce. to multiply. to propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. pullulate. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Ürenin kanda birikmesinin sebep olduğu hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. üremi. uremic s .uremili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Bir enerjiyi elektrik akımı hâline çeviren Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. generator jeneratör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sidik yolu, idrar yolu, siyek, uretra. urethral s. idrar yoluna ait, uretral. urethrotomy i. idrar yolunu açma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, anat. idrar yolu, siyek tıb. idrar yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idrar yolunun içini gösteren alet. urethroscopy i. bu aletle idrar yolunun içini muayene etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idrara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üretimle uğraşan kimse, müstahsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproductive. generative. producer. manufacturer. breeder. grower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer. grower. producing. generating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeder. fabricant. fabricator. generating. generator. grower. maker. manufacturer. manufacturing man. producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik kütleleri üretme ve değiştirme yeteneğine sahip organizmalardır. Ototrof (kendibeslek) organizmalar. Bunlar, inorganik maddelerden organik madde üreten canlılardır. Eğer bu üretim için güneş enerjisini kullanılırsa, bunlara fotoautotrof, kimyasal enerji kullanırlarsa kemauototrof denmektedir. Her iki grup canlıya birden “birincil üreticiler-primer üreticiler” denmektedir. İkincil (sekunder) üreticiler ise birincil üreticilerin meydana getirdiği organik maddelerle beslenerek bunlardan yeni ürünler meydaha getirirler. Bunlara hetetrof organizmalar, sekunder üreticiler denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bitkilerden ve hayvanlardan ürün sağlama işi, istihsal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production. manufacture. output. generation. outturn. procurement. turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation. making. output. production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production. business corporation. manufacture. manufacturing. marginal analysis. output. outturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir ekosistemdeki organik madde üretimini belirlemeyi, inceleme ve araştırma konusu olarak almış bulunan ekoloji dalıdır. Ekosistemdeki madde üretimiyle, enerji tüketimi arasındaki ilişkileride inceleyen toplum ekolojisi dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relations of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producers'cooperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dinlenme ve eğlenme amacına hizmet eden peyzajların aksine, sadece tarım ve endüstri amaçlı kullanım için yararlanılan peyzajlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productive. reproductive. producing. procreative. active. generative. originative. copious. fertile. prolific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productive. fertile. generative. prolific. reproductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproductivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity. productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generation. breeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeding. fabricating. fabrication. manufacturing. producing. propagation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (hayvan ve ürünleri) Yetiştirip çoğaltmak, cinslerini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. produce. propagate. manufacture. fabricate. generate. churn out. grow. incubate. procreate. procure. put out. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine. procreate. produce. propagate. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generate. breed. effect. fabricate. make up with. manufacture. produce. propagate. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسطوره] efsane, mitoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسطوروی] efsanevî, mitolojik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tefeci, murabahacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC’in (geleneksel MiniDisc ses sıkıştırması) iki katı ses sıkıştırması sunan ATRAC3 ses sıkıştırma teknolojisini kullanan bu işlev, MO-MD’lerin kayıt ve çalma sürelerini ikiye ya da dörde katlama olanağı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingering. long. perennial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسطوره] efsane. 2.uydurma söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kadife, velur; kadifeye benzer kumaş; kadife fırça; f. kadife fırça ile fırçalamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. risk, riziko: şans işi, tehlikeli iş, cüret: f. bahta bırakmak; cesaret edip girişmek: cüret etmek: tehlikeli işe atılmak, riske girmek. at a venture rasgele. May I venture a suggestion? Bir teklifte bulunabilir miyim ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cüretli, atak, atılgan; riskli. venturesomely z. cesaretle. venturesomeness i. yiğitlik; maceraperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşillik; bitki yeşilliği; çimen. verdurous s. yeşil çimen kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) kıyafet, kılık, üst baş; elbise; örtü; f., eski giydirmek, örtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarapçılık için üzüm yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcılık, bağ yetiştirme. viticultural s. bağcılığa ait. viticulturalist i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akbaba; haris kimse. bearded vulture uşak kapan, ötleği, zool. Gypaetus barbatus. black vulture rahip akbaba, zool. Aegypius monachus. griffon vulture kızıl akbaba, zool. Gyps fulvus. vulturine s. akbaba familyasından, akbabaya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Küçük damar, ince damar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vüreykaat) (botanik). Küçük yaprak, yaprakçık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yaprakçık, küçük yaprakçık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.).

1.Üzerinde yaşadığımız küre, Osm. küre-i arz.

2.Üzerine dünyanın haritası çizilmiş olan küre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clay. sphere. terra. terrestrial globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. terrestrial globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Göğüs boşluğunda iki akciğer arasında kaslardan meydana gelen, kanı akciğerlere, vücuda basan organ, kalb.

2.mec. İnsanda duygu merkezi, gönül. Ar. fuâd: Yüreği katı, yüreği pek hassas.

3.Karın, bağır, Ar. batn, Fars. şikem: Yürek sancısı, yürek sürmek.

4.mec. Cesaret, Ar. şecaat: Harpte yürek lâzım.

5.Acımak hissi, merhamet, şefkat: Sizde hiç yürek yok mudur? Yürekler acısı = Pek acınacak hâl. Yürek oynamak = Kalb çarpıntısına uğramak. Yürek tüketmek = Beyhude yere çok söylemek, telâş etmek. Yürek çarpmak = Yürek sık sık vurup helecana uğramak. Yürek çarpıntısı = Kalbin normalden fazla atması. Yürek sürmek = İshale uğramak. Yürek dayanmak = Bir acıya veya can acıtacak işe tahammül edip müteessir olmamak: Benim yüreğim dayanamaz. Yürek katılmak = Baygınlık gelmek. Yürek kopmak = Şiddetli sancıya uğramak. Yürek vermek = Cesaret vermek, Osm. teşcî etmek. Yüreğin yağı erimek =

1.Şiddetle ve sabırsızlıkla arzu etmek.

2.Pek fazla üzülmek. Yürek yağ bağlamak =

1.Bu hâli gerektiren hastalığa uğramak.

2.mec. Pek gai leşiz ve içi geniş olmak.

3.Çok sevinmek. Yüreği yufka = Merhametli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacity. breast. heart. ticker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heart. spirit. ticker. courage. boldness. ticker kalp. guts cesaret. stomach mide. karın. iç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cesaret vermek, Osm. teşcî ve teşvik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheer. encourage. favour. hearten. invite. to hearten. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. hearten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cesaretlenmek, cesarete gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cesur, kahraman; pek yürekli. Katı yürekli = Merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. brave. courageous. great-hearted. hardy. plucky. red-blooded. valiant. valorous. hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. bold. chivalrous. courageous. fearless. gallant. stouthearted. valiant. brave. plucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courageous. gallant. gutsy. plucky. stout hearted. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yürekli olma hâli, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. pecker. pluck. spunk. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacity. chivalry. courage. exploit. fortitude. gallantry. grit. gumption. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. fortitude. pecker. pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkak, ödlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordial. cordially. devout. heartfelt. hearty. kind. sincerely. sincere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordial. dearly. heartfelt. heart to heart. hearty. intimate. within.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute necessity. essentiality. vitalness. indispensability. ineluctability. extreme poverty. destination. distress. exigency exigence. an absolute must. need. position of constraint. urgency of poverty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ضرورت] sıkıntı. 2.yoksulluk. 3.zorunluluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zarOrât) (Ar. tâbirlerde zarûre şeklinde kullanılır). Çaresiz kalma, nâçârlık, bir işe mutlaka mecbur olma. Bi’z-zarûre = İster istemez, nâçar, çaresiz (bizzarûr dememeli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zenberek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنبورک] zemberek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Zinnur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İki nur sahibi. Hz.Osman’a Hz.Muhammed (s.a.s)’in iki kızıyla evlendiği için bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zarîf).

1.Zarifler, nazikler.

2.(teklik gibi) Sevici kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zurefâ.

Türkçe Sözlük by