Urmak ne demek? | Urmak anlamı nedir? | Urmak

Urmak anlamı nedir?

Urmak ne demek?

Urmak anlamı nedir?

Urmak | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.) (eskimiştir). Vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to console. to comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Bir vasıtayla eğlendirip oynatmak, iğfal ettirmek, kandırtmak.

2.(Çocuğu) dadısına hoplattırıp oynatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir kimsenin aracılığını istemek, bir İşte bir şeyden yararlanmak üzere ona müracaat etmek: Her çareye başvurdum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make an application. apply. have recourse to. refer. consult. look to. appeal. approach. call on. call upon. fall back on. fall back upon. put in. put in for. resort. resort to. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. consult. refer. to apply. to have recourse to. to resort to. to turn to sb/sth. to fall back on sb/sth. to consult. to appeal to. to refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. refer. to apply. to have recourse to. to refer. to petition. to consult. to resort. call upon. invoke. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğazını sıktırmak. Ar. ihnak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erkek hayvanı enetmek, iğdiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir vasıta ile bozmak, bozmaya sevk ve mecbur veya müsaade etmek, ihlâl veya tahrip ettirmek: Ben yaptığım işi kimseye bozdurmam.

2.Parayı değiştirmek, ufaklığa çevirtmek: Yüz lira bozduracağım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. to cause to spoil/ruin. to change. to cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get change for. to break a bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aralarını açmak: Muhabbetimizi çekemeyip bizi bozuşturmak istiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep. keep handy. carry. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to have in stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to make available. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Burma fiili, döndürüp bükmek, kıvırmak: Bıyık burmak.

2.Parmak arasında kıvırıp koparmak, sıkmak, çimdiklemek: Etini burdu.

3.Kıvırıp incitmek: Kolunu, ayağını burdu.

4.Enemek, iğdiş etmek, Osm. ıhsâ etmek: Atı burmak. Delmek, sakbetmek.

6.Sancımak: Karnım buruluyor. Burun burmak = Beğenmemek, istihfaf etmek. Bıyık burmak = Kurulmak. Dil burmak = (Kekre şey) dili buruşturmak. Dudak burmak = Ağlayacak olmak. Kol burmak = Galebe çalmak. Kulak burmak = ihtar ve ikaz etmek. Bura bura oynamak = Parmakları şıkırdatarak raksetmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist. to screw. to wring. to castrate. to give one's mouth acrid taste. contort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin düzgünlüğünü bozup muntazam olmayan bir surette kat kat ve kırmalı etmek; ütüsünü bozmak: Kâğıdı, kumaşı buruşturmak.

2.Hoşlanmama alâmeti olarak (yüzü) toplayıp kat kat etmek, abûsluk göstermek: Yüzünü buruşturdu.

3.(dilin) Toplanıp çekilmesini mucip olmak: Bu şurup dil buruşturuyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. wrinkle. wrinkle up. crumple. crumple up. corrugate. ruffle. cockle. crinkle. muss. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruckle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crample. to wrinkle. to ruffle. to pucker. to contort. corrugate. crease. crinkle. crumple. crush. line. ruck. screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Emretmek, hükmeylemek: Burada kim buyuruyor?

2.Amir ve hâkim olmak, emri ve hükmü altında tutmak, idare etmek: Vaktiyle Basra ve Musul’a da Bağdad valisi buyururdu.

3.Söylemek, demek (saygı ve zara fet tâbiri) Ne buyurdunuz?

4.Gitmek, gelmek, teşrif etmek: (Keza saygı ve zarafet tâbiri) Buyrun gidelim. Ne vakit teşrif buyurdunuz?

5.Yemek, tenâvüi etmek: Buyrun. Buyurmuyorsunuz.

6.Almak, alıp kabûl etmek: (Bir şey takdim ederek) Buyrun.Etmek, yapmak, eylemek: (Saygı ifadesi olarak yardımcı fiil şeklinde kullanılır): Tahrir buyurmak. İrsal buyurmak. Zahmet buyurmayın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid. charge. command. decree. enjoin. ordain. prescribe. rule. to command. to order. to decree. to enjoin. to come. to enter. to have. to eat. to drink. to say. to utter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to command. to come. to enter. to pass. to take / to have sth eating / drinking. decree. order. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Coşmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrapture. titillate. uplift. to carry away. to excite. to enthuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite. to stimulate. to incite. elate. enthuse. exhilarate. galvanize. lash. panic. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dünyaya getirmek, Osm. tevlîd etmek: Herkesi annesi bir kere doğurur; kedi, senede iki defa ve her defasında birkaç yavru doğurur. Dokuz doğurmak = Büyük bir sabırsızlıkla beklemek, merak etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give birth. bear. have a baby. breed. cause. engender. foal. generate. procreate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. generate. have. mother. produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a child. to give birth to. to cause to arise. to lead to. bear. beget. breed. bring forth. call forth. cause. engender. generate. litter. motivate. procreate. produce. stick to one's ribs. teem. to bring into the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.iliştirmek, temasa getirmek. Osm. lems ve massettirmek: Şuraya elinizi dokundurun; şu masayı duvarlara dokundurmayarak götürebilir misiniz?

2.El sürdürmek, bozdurmak: Eşyanıza kimseyi dokundurmadım.

3.İncitmek, sataşmaya bırakmak: O zavallı adama çocukları dokundurmayın.

4.Sözle birine târizde, imâda bulunmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. make touch. adumbrate. gibe. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth touch another thing. to hint about sth to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boş şeyi dolu hale getirmek, içine bir şey koymak: Testiyi su ile, sandığı eşya ile doldurmak.

2.Bir şeyi bir kabın içine koymak: Bu eşyayı sandığa, zahireyi anbara doldurmalı.

3.Eksik olan şeyi tamamlamak. Osm. iblağ etmek: Verdiğiniz parayı beş yüz liraya doldurduk; daha hesabı dolduramadık.

4.Ateşli silâhlara kurşun ve mermi koyup atılmaya hazırlamak: Tüfeği, topu doldurmak.

5.Kesilmiş hayvanın karnına, kabak ve yaprak gibi bir sebzeye pirinçle üzüm, fıstık vesaire koyup pişirmek, dolma yapmak: Kuzu, hindi, domates doldurmak.

6.Çukur bir yeri taş, toprak, moloz vesaire ile düzeltmek: Orasını dolduracağız.Denizin içine taş ve çimentolu moloz vesaire atarak karaya çevirmek: Sahilin sığlarını doldurup rıhtım yapmalı.İçilecek şeyi kadehe koyup sunmak: Bana bir su, bir limonata doldur. Çile doldurmak =

1.Tam kırk gün inzivada kalıp ibadet etmek.

2.Cefa çekmek. Defter-i Amâli doldurulmak = Günah-kâr olmak. Çukur doldurmak = mec. Ölmek, defnolunmak. Donuna doldurmak = Bir kimse, dışarı çıkmaya vakit bulamayıp donuna etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. charge. load. stuff. complete. write out. choke up. clog. congest. cover in. crowd. glut. infest. infuse. line. replenish. store. throng. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. fill. imbue. indoctrinate. load. occupy. pervade. store. stuff. to fill. to fill sth up. to fill sth in. to fill sth out. to crowd. to encumber. to urge. to egg sb on. to cram. to stuff. to charge. to load. to pervade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad. to fill to charge. to load. to fill. to turn sb against sb else. close. congest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Su vesair sıvıları soğutmakla katı hale geçirmek: Bu soğuk, suları, nehri donduracaktır; bu yağı erittikten sonra dışarıya koyup dondurmalı.

2.Üşütmek, soğukta bırakmak: Bizi donduracaksınız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. ice. transfix. to freeze. to chill. to frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. to freeze. to consolidate. bind. congeal. frost. ice. petrify. refrigerate. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin karnını tok etmek, yedirip açlığını gidermek. Osm. işbâ etmek: Aç doyurmak; kırk fakir doyurmak. Karın doyurmak =

1.Yemek yemek, doymak.

2.Beslemek, faydalı olmak: Bu iş karın doyurmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. satisfy. satiate. saturate. sate. fill. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appease. content. fill. meet. sate. satiate. satisfy. saturate. suffice. to fill up. to satisfy. to satiate. to saturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fill up. to satisfy. to allay sb's hunger. to saturate. impregnate. quench. sate. satiate. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kımıldatmadan bırakmak, hareketsiz kılmak: Yerinde, ayakta durdurmak; minareyi, kubbeyi durdurmak.

2.Bekletmek: Onu daha bir müddet yerinde durdurmalı.

3.Ayakta durmaya alıştırmak: Çocuğu durdurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halt. stop. deactivate. call off. shut off. abort. arrest. baulk. block. bring short. cease. check. choke back. choke down. choke off. collar. crimp. discontinue. give over. call a halt. hold back. hold up. intercept. intermit. jam. jugulate. lock. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. arrest. cease. discontinue. drop. halt. intercept. stay. stop. waylay. to stop. to cease. to quit. to arrest. to halt. to discontinue. to detain. to stem. to staunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abort. stop. to stop. to bring to a stop. to halt. to shut down. to close. to shut off. to stall. to intercept. to interrupt. to fix. to check. to arrest. to intermit. to stay. to jam. to damp. to trig. to kill. call a halt. call off. curb. have done. hol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Oynamamak, hareket etmemek, sükûn. Osm. sükûnette bulunmak: Yerinde durmak; ayakta durmak.

2.Hareketi kesmek. Osm. tevakkuf etmek: Bizim önümüze gelince durdu; araba, at durdu.

3.Bulunmak, kalmak, bir karar üzere olmak, devam etmek, mevcut ve baki olmak: Sizin aşçı duruyor mu? O kitaplar bende duruyor; dünya durdukça; aç durmak.

4.Beklemek, sabretmek: Durun biraz; duramıyorum.

5.Hareketsiz kalmak, râkid olmak: Su dura dura bozulur.

6.Oturmak, ikamet etmek. Osm. sakin ve mukim olmak: Şimdi nerede duruyorsunuz?Şaşmak, hayrete dalmak, hayrette kalmak: Bunu işitince durdu.Rahat oturmak, telâş ve gürültü etmemek: Hiç durmuyor.Sebat ve devam etmek: Sözünde durmak; bir halde, bir kararda durmak.Geçmemek, ilerlememek, ilişip kalmak: Mideye, boğaza durmak.işlememek, kalmak: Saat, makine durmuş.Dinmek, kesilmek: Yağmur, rüzgâr durdu.Dinlenmek: Burada bir iki saat duralım.Düşmek, konmak: Masanın üzerine toz durmuş.Fiillerde atıf ve iltizam sigalarından sonra yardımcı fiil olarak kalıcılık gösterir: Kakıp durmak, bakıp durmak. Akan sular durur = Hiç diyecek yok; apaçık. Eğri durmak = Muhalefet göstermek. Uslu durmak = Yaramazlık etmemek. İç durmak = Sabretmek. Boş durmak = Hiçbir iş görememek. Tek durmak = Rahat oturmak, hiçbir yaramazlıkta bulunmamak: O tek durmaz. Hazır durmak (ve galatı; has durmak) = Selâma durmak veya diğer bir talim için hazır bulunmak kumandası. Dil durmak = Sükût etmek, söylememek: Onun dili durmaz. Divan durmak = Ayak üzre durup ellerini aşağıya uzatmak kumandası. Zihin durmak = Çok şaşırmak. Rahat durmak = Sükûnet üzre olup yaramazlık etmemek, (askerlik) Tüfeği yere dayayıp ayak üzere durmak. Selâma durmak = Ust geçerken selâmını almak üzere ayağa kalkıp beklemek. Tüfeği veya kılıcı yüzün önünde iki eliyle tutup geçen üstü selâmlamak kumandası: Selâma durl (ve galatı selâm dur). Şöyle dursun, bir yana dursun = Ondan başka. Doğru durmak = İyi harekette bulunmak, yaramazlık etmemek. Karşı durmak = Muhalefet ve serkeşlik etmek. Göze, dize durmak = Şükrü bilinmeyen nimet adamı kör, topal etmek. Mideye durmak = Hazmoiunamayıp ağırlık vermek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. cease. stand. hold. hold on. remain. come to a stop. be. endure. discontinue. draw up. halt. come to a halt. harp. intermit. keep. let up. linger. pull in. pull up. draw rein. rest. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease. discontinue. halt. lie. rest. stall. stand. stay. stop. to stop. to cease. to halt. to remain. to stay. to suit. to go. to look. to wait. to come to rest. to stop off. to pull up. to draw up. to pack up. to cut out. to stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halt. stop. to stop. to last. to continue to exist. to endure. to stand without doing anything. to be / to remain (at a place. to suit. to go. to appear. to look. to lie. to rest. to wait. to repose. to pose. to pause. to pitch. to intercept. to stall. ce

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.İşittirmek, birinin işitmesine müsaade etmek veya işitmesini kolaylaştırmak. Osm. ismâ etmek: Söylediğinizi duyurmalısınız. Bunu kimseye duyurmayırt.

2.Açmak, ifşâ, neşretmek: Bu sözü duyurmamalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announce. notice. broadcast. noise abroad. pronounce. advertise. advertize. annunciate. clarion. give forth. give out. plead. proclaim. give smth. publicity. publish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to announce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dab. rap. tap. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run aground. to go aground. to run ashore. to run on the beach. go aground on. strike the sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to resist. to oppose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tava veya ateşte kızaracak derecede pişirmek.

2.Yakmak: Elimi kavurdum, güneşin harareti bu çiçekleri kavurdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roast. parch. scorch. bake. parboil. sear. torrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roast. scorch. sear. to roast. to fry. to scorch. to blast. to parch. to blight. to sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roast. to blight. to blast. to parch. to scorch. broil. burn. char. torrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birleştirmek, yan yana getirmek, temas ettirmek, Osm. ilsak etmek: Etekleri, önünü kavuşturmak, ellerini göğsü üzerinde kavuşturmak.

2.Mülâkat ettirmek, bir yere getirip görüştürmek. Ayrılıktan sonra birleştirmek: Allah sizi sevdiklerinize kavuştursun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring together. fold. restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. to cause to meet. to bring together. to unite. to cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reunite sb sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gailesini çekmek, bk. Kayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Damarına basmak, tedirgin etmek.

2.Karıştırmak, kuşkulandırmak, bk. Gocundurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yolcu ve misafire konak yapmak: Bizi köyde bir eve kondurduler.

2.Yerleştirmek, yer tutturmak, oturtmak: Elması başına kondurdu. Toz kondurmamak = Bir kimse hakkında hiçbir suç ve kötülük kabûl etmemek: Kendisi sevdiği adama toz kondurmaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make alight upon. to tack on. to stick on. to accept (that one is. to label sb a. to put sb down as a. suddenly to place a kiss on. to give (quick reply. land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make speak. to draw sb out. to play very well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb talk. to allow sb to talk with. to make sb talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Acele İle yürütmek: Hayvanı koşturup ter içinde bırakmış.

3.Sür’atle göndermek, hızla yetiştirmek: Kendisine haber koşturdum.

3.mec. Boşuna yorulmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakıştırmak, ekletmek, Osm. izâfe ettirmek, Isnât ettirmek: İslim dini Tanrı’ya asla ortak koşturmaz.

3.Birlikte göndertmek: Yollar emin ama yine de ona bir iki jandarma süvarisi koşturmalı.

3.Araba, sapan vesaireye hayvan bağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. rush. to cause to run. to make run. to scurry. to buzz about. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hitched to. to send sb to an errand. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. chase. to bustle about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run hither and yon. to rush from one place to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkarttırmak, sürdürmek: Onu her yerden kovduran yaradılışının sertliğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have one person drive another away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peşine düşmek, takip etmek, kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecute. to prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to investigate a crime. to prosecute sb. to take criminal proceedings against sb. to proceed against sb by law. to initiate / to institute / to take / to recur to / to have recourse to le. legal proceedings against sb. prosecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth put somewhere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kuduz olmak, Kuduz hastalığına yakalanmak: Hayvanlardan en çok köpek kudurur.

2.mec. Azmak, heyecana gelmek, çok kızmak: Bunu. İşitince büsbütün kudurdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be attacked by rabies. going mad. rage. fume. lash oneself into a fury. ramp. rampage. rave. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rampage. romp. simmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rabid. to go mad. to become hydrophobic. to be beside oneself with anger. to be foaming at the mouth. to go wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Parçalardan mürekkep bir şeyin parçalarını bir yere getirterek ve yerli yerine koydurarak ayakta durdurmak, bütününü teşkil ettirmek, tesis ettirmek: Çadır, fabrika, köşk kurdurmak.

2.Zenberekle işleyen saat veya diğer bir makinenin zenbereğini sıkıştırıp işleyecek hâle getirtmek: Saati, oyuncağı kurdurmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Parçalardan mürekkep bir şeyin parçalarını bir yere getirip birleştirmek, çatmak: Çadır, çardak, köşk kurmak.

2.Yerleştirmek, ikame etmek, tertip etmek, hazırlamak: Ordu kurmak, sofra kurmak, kazanları kurmuşlar, tuzak kurmuşlar.

3.Osm. akd ve teşkil eylemek, toplamak: Meclis, meşveret, dîvân kurmak.

4.Saat vesair zenberekli Aletlerin zenbereğini toplamak, germek: Bu saati kurdunuz mu?

5.Olmaya koymak, gereğini hazırlayıp olmak üzere oturtmak: Turşu, reçel kurmak.

6.Zihnine koymak, devamlı düşünmek, kendince karar vermek, hayal etmek: Başkan olmayı kurmuş, artık o seyahati kurmuş, vazgeçmesi mümkün değildir. Bağdaş kurmak = Dizleri kırıp baldırları çapraz koyarak oturmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. set. set up. constitute. build. build up. construct. establish. erect. organize. found. wind up. base. cock. cog. conspire. fix up. form. frame. ground. install. institute. lay. pitch. plant. promote. put. put together. ruminate. start. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. build. conceive. constitute. construct. contrive. devise. establish. fabricate. found. install. institute. locate. mount. organize. predicate. project. propose. relocate. set. to set up. to establish. to organize. to found. to mount. to assemble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

install. set up. to wind. to set up. to assemble. to put together. to set. to pitch. to cock. to set. to prepare a mixture and set it aside to pickle or ferment. to establish. to found. to form. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yediğini çıkart mak: Kusturacak bir ilâç lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ovdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ovuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vukua getirmek, vuku buldurmak.

2.Yetiştirmek, hâsıl etmek, vücuda getirmek.

3.Olgun hâle getirmek: Hurmaları oldurmak için eylülde pek sıcak rüzgârların esmesi lâzımdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring sth into being. to ripen. to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. create. compose. carve out. constitute. effectuate. forge. generate. make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

build. compose. constitute. form. generate. to form. to constitute. to compose. to make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form. to constitute. call into being. compose. develop. make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yellenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fart. break wind. poop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fart. to break wind. to fart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break wind. to fart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayakları toplayıp kıç üzerine yerleşmek, vücudun yalnız yukarı kısmı dik olacak şekil almak: Yere oturmak, sandalye üzerine oturmak.

2.Hareket etmeyip durmak, kalmak, vakit geçirmek, eğlenmek: Burada kaç gün oturacağız?

3.İkamet etmek: Bu evde oturuyorum, yazın Boğaziçi’nde oturur.

4.Hiç bir işle meşgul olmayıp istirahat etmek, işsiz vakit geçirmek.

5.Çökmek, aşağı inmek.

6.(geminin) Dibi sığda toprağa dokunmak, karaya gelmek: Az kaldı vapur oturuyordu.(bir Sıvının tortusu) Dibe çökmek, süzülmek, teressüb etmek: Tortu şişenin dibine oturmuş. Aşağı oturmak = Rahat etmek. Geri oturmak = Edepsizce vaziyet almak. Kan oturmak = Kan toplanıp mor ve kırmızı bir hâlde görünmek: Gözüme kan oturdu. Kuluçkaya oturmak = Tavuk vesaire, piliç çıkarmak üzere yumurtaların üzerine yatmak ve mec. Daima bir yerde kalıp hareket etmemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sit. sit down. be seated. take a seat. sit oneself. seat oneself. sit on. fit. live. reside. occupy. dwell in. indwell. inhabit. gear. hang out. locate. lodge. park oneself. perch. room. set. settle. stable. tenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell. inhabit. live. reside. sit. to sit. to sit down. to squat. to live. to reside. to inhabit. to occupy. to dwell. to fit well. to settle. to sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit. to sit down. to sit upon. to reside at. dwell to fit on to settle. to subside. to house. to stay. to quarter. to inhabit. to lodge. to rest. stabilize. to precipitate. to sink. to r.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elle ovdurup sıktırmak, masaj yaptırmak: Sızlayan yerlere yağ sürüp güzelce ovdurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürerek ovmak: Ellerini ovuşturmak, mec. El ovuşturmak = Hayrette kalıp ne yapacağını şaşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. chafe. wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub. knead. to rub. to massage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to massage. to knead. to rub. to rub together. to wring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başkası vasıtasiyle oymak, çukurlatmak, kazıtmak, Osm. hâkkettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Karıştırmak, altüst etmek: Harmanda ince saman kırıntısı ile karışık olan tahılı havaya atıp ayırmak: Harmanı, buğdayı savurmak.

2.Bir sıvıyı fıçının veya küpün musluğundan çekip üstüne atarak karıştırmak: Sirkeyi, turşuyu savurmak.

3.(argo) Yalandan övünmek, avurt satmak. Esip savurmak = mec. Atıp tutmak, bağırıp çağırarak hiddet etmek. Külünü savurmak = mec. Mahvetmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow about. scatter. brandish. bung. chuck. chuck away. dash. flap. fling. hurl. hurtle. swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brandish. dash. fling. to toss about violently. hurl. to winnow. to brandish. to bluster. to spend etravagantly. to toss about. to throw about. to hurl. to fling. to brandish. to wave around. to spend extravagantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to winnow. to throw sth into the air. to drive sth about. to throw sth violently. to hurtle. to hurl. to fling. to brandish. to land. to fling. to fell. to waste. to spend prodigally. to exaggerate. cast. dart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geçirmek, geçiştirmek.

2.Kurtulmak, baştan atmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parry. to cause to go away. to avoid. to escape. to parry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get rid of. to shake. to ward off. to parry. to deflect. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to absorb. to soak up. suck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokmaya zorlamak veya sokmayı sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth inserted to thrust or put in (a place. to allow sb to enter (a place. to have sth smuggled into (a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Usulca sokmak, dar yere tıkıştırmak: Şu bohçayı dolabın içine sokuşturuverin.

2.Usulca vermek: Fakirin eline birkaç para sokuşturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squeeze sth / sb into a narrow place. to slip bad goods in with the good. inject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Soluk hâle getirmek: Kuraklık bu çiçekleri soldurdu; Güneş perdeleri soldurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discolor. discolour. fade. wither. blanch. decolor. decolorize. decolour. decolourize. etiolate. pale. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fade. to cause sb to fade. discolour. pale. wilt. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Surat asıp dargın durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sual ettirmek, biri vasıtasıyla sormak: Bir kere sordurunuz evde midir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb ask about sb / sth. have sb inquire about sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öğrenilmek istenen şeyi birçok kişiye sorarak iz aramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquire. investigate. query. to make inquiries. to inquire about. to investigate. to inquire into. to ascretain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inquire. to ask. to question. to query. to make inquiry. to take up / to institute / to pursue / to follow up / to conduct / to carr. to ask about. to ask questions. to put querries. to put a question to. to interpellate. ascertain. fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Giyeceğini çıkarmak: Çocukları soydurup yatırmalı.

2.Derisini veya kabuğunu çıkarmak, yüzdürmek: Kuzuyu, portakalı, elmayı soydurmalı.

3.Birinin eşyasını, parasını çaldırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb peel undress rob (another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to project. to extend. to prolong. to overhang. to let. to let to jut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susmaya, sükûta mecbur etmek, sükût ettirmek, Osm. iskât etmek: Şu bağıran çocukları susturun; ben onu sustururum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settle smb.'s hash. silence. cut short. shush. blanket. burke. confute. gag. hush. outtalk. quiet. quieten. shut up. squelch. still. stow. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gag. hush. muzzle. quieten. silence. squash. squelch. still. wither. to silence. to quieten. to hush. to muzzle. to gag. to shut up. shut up. cut off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiesce. to silence. to make sb stop talking. appease. bottle up. gag. hush. muzzle. pose. put down. put to silence. quell. quiet. quieten. shut up. squelch. still. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokundurmak, vuruşturmak, çarpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to collide with together to clink (glasses when toasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuş ağzına yem vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Aldırmak, el dokundurmak: O, kendi eşyasını kimseye tutturmaz.

2.Tevkif ettirmek: Haydutları tutturdular.

3.Başlayıp devam etmek, kesmemek, İsrar etmek: İsterim diye tutturdu, bir öksürük tutturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be hung up on. insist. attach. fasten. pin. seam together. clasp. bind. bond. braid. clip. hasp. infix. latch. rub in. stereotype. stick. stick together. tack. tack together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix. engage. fasten. hold. importune. to keep bothering. to insist. to be preoccupied by. be obsessed with. to cause to hold. to attach. to fasten. to pin. to clip. to assert. to nag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb hold sth. to let sb hold sth. to fasten. to tack. to nail sth together with. to saw sth together with. to glue sth together. to maintain. to keep sth going. to assert sth obstinately. to get sth into one's head and go on about it insistently. (

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirine tutturmak: El ele tutuşturmak.

2.İliştirmek, bitiştirmek: Bunun iki kenarını tutuşturmalı.

3.Kavga ettirmek: Onun maksadı bizi tutuşturup uzaktan seyretmektir.

4.Alevlendirmek: Şu odunları tutuşturmalı.

5.Sıkıştırmak, usullacık vermek, eline bırakmak: Eline birkaç kuruş tutuşturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflagrate. ignite. set on fire. kindle. enkindle. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. ignite. inflame. kindle. to accend. to set on fire. to set alight. to fire. to kindle. to ignite. to slip into. to thrust into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sth on fire. to ignite. to kindle. suddenly to thrust sth into sb's hands. to cause to start (fighting , wrestling. to fasten things together. burn. enkindle. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Uçmaya zorlamak veya imkân vermek.

2.mec. Çok övmek.

3.Sür’atle göndermek, çabuk yetiştirmek: Haber uçurmak.

4.Çalmak, çarpmak: Kitaplarımızı birer birer uçuruyorlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow. fly. wing. to fly. to chop off. lop off. to fly. to cause to fly. to let fly. to evaporate. to cut off. to nick. to pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fly. let fly. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Ümid ettirmek, ümide düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Unutmasına sebep olmak, Osm. nisyana sebep olmak: Oyuna olan merakı kendisine vazifesini unutturuyor.

2.Daha büyük acı gelip ondan evvelkinin unutulmasını mucip olmak: Oğlunun vefatı, babasını unutturdu.

3.Affettirmek, affına sebep olmak: Bana sonradan etmiş olduğu iyilikler evvelki davranışlarını unutturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause to forget. live down. efface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to forget. to make forget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to forget sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uvmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki şeyi birbirine sürterek uvmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Tatbik etmek, uygun getirmek: Ceketi vücuda uydurmalı.

2.Düzeltmek, tesviye etmek, yoluna koymak: İşleri uydurup sonra rahat etmeli. 3.Düzmek: Kendiliğinden birtakım haberler uydurmuş.

4.İyi tesir bırakmıyacak şekilde elde etmek: Bu kitabı nereden uydurdunuz? Ayak uydurmak = Peşinden gitmek, birine ve bir şeye uymak. Anahtar uydurmak = Asıl anahtardan başka bir anahtarla kilidi açmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talk through one's hat. make up. concoct. fake up. cook up. cook. fabricate. frame. invent. manufacture. tell a fib. adjust. adapt. fit. suit. tune up. tune. accommodate. attune. conform. dream up. fashion. feign. fib. forge. fudge. gear. improvise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. assimilate. concoct. conform. contrive to do. fabricate. fake. fake up. fit. forge. frame. fudge. gear. hammer out. invent. mate. realign. shift. square. suit. tailor. trump up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Hissi iptal ederek duymaz hâle getirmek: Ağrıyan yeri biraz eter sürerek uyuşturdum.

2.Uyuşup anlaşmasını sağlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benumb. numb. anaesthetize. narcotize. dull. drug. lull. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. numb. to numb. to narcotize. drug. to deaden. to anaesthetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benumb. lull. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Vurmaya zorlamak.

2.Yakıp yıktırmak, yok ettirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çalmak, vurmak: Başına vurdu, arkasına vurdu.

2.Öldürmek, katletmek, yaralamak: O adamı haydutlar vurmuş.

3.İsabet ettirmek, tutturmak: Şu kuşa üç kere attım do vuramadım.

4.Ateş etmek, topa veya kurşuna tutmak: Kaleden düşman gemilerine vuruyorlar.

5.Atmak, düşürmek, yatırmak: Onu yere vurdu.

6.Sürmek, geçirmek: Duvarlara sıva, tahtalara boya vurmak.Dayamak, koymak, yapıştırmak: Binaya destek vurmak, çamaşıra yama vurmak.Takmak, koymak: Hayvana eyer, dizgin vurmak.Yüklemek, yük koymak: Beygire yük vurmak.Çalmak: Çan vurmak, davul vurmak.Dokunmak, tesir etmek: Güneş başıma, gözüme vurdu, bu koku başa vuruyor.Sapmak, saldırmak, Osm. müteveccih olmak, doğrulmak: Gemi karaya vurdu.Göstermek, gösteriş yapmak, yalan bir harekette bulunmak: Deliliğe, hastalığa, bilmezliğe vurmak.Sokulmak, girmek, dalmak: Ormana, sürüye vurdu. Açığa vurmak = Meydana çıkarmak, Aşikâr etmek. Aşağı vurmak = Azaltmak, aşağı varmak. Uste vurmak = İlâve etmek. Volta vurmak = Bir yandan bir yana gidip gelerek durmamak. İçeri vurmak = Dışarda olan bir hastalık geçip, içerde meydana çıkmak. Başvurmak = Müracaat etmek. Başa vurmak = Başağrısı vermek. Bir atıp iki vurmak = Bir söz veya iş ile iki iş görmek. Boyun vurmak = Kafa keserek idam etmek. Pırangaya, demire, zencire vurmak — Ceza olarak bunlara bağlamak. Dem vurmak = Bahsetmek, iddiasında bulunmak. Dışarıya vurmak = Hastalık vücudun dışında görünmek. Yola vurmak = Yola koyulmak. Yüze vurmak = Birinin ayıp ve kabahatini yüzüne karşı söyleyip utandırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bang. beat. bruise. bust. catapult. catch. clap. clip. clout. dash. deal. gun. hit. impinge. inflict. kayo. knock. land. lay out. lay to. lodge. mall. nail. pack. plant. plonk. plug. plunk. pound. pummel. punch. ram. shoot. shoot off. slog. smash. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bang. beat. birch. buffet. bump. catch. clip. clout. crack. dash. deal. drive. fell. flap. get. hit. knock. pound. slap. smite. strike. to hit. to strike. to bash. to dash. to bump. to knock. to bang. to slap. to clip. to clout. to deal sb/sth a blow. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hit. to strike. to knock on. to tap on. to shoot. to stab. to kill. to hit. to hunt. to strike. to pinch. to chafe / to blister one's foot. to blight a crop. to slam. to slap. to blow. to lash. to dash. to splash. to sh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yuğurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticize. impaste. knead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knead. to knead. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knead. mold. mould.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çektirip kopartmak, söktürmek: Bahçenin otlarını yoldurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koyulaştırmak, basa basa karıp hamur yapmak: Unu su ile karıştırıp iyice yuğurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplanıp yumru olmak, şişip ur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yutmasını sağlamak, yutmasına sebep olmak.

2.(argo) Aldatmak, inandırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fob. foist. sell. to cause to swallow. to make sb believe. to sell. to lead sb on. to put sth across sb. to fob off on. to foist on. to fob. to foist off. to palm off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull sb's leg. take in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by