Urn ne demek? | Urn anlamı nedir? | Urn

Urn anlamı nedir?

Urn ne demek?

Urn anlamı nedir?

Urn | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaklı kavanoz veya vazo; kap; ceset külü koyacağı: semaver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ertelemek, tehir etmek, başka güne bırakmak; oturuma son vermek; dağılmak adjournment (i). ertelenme; oturuma son verme; iki celse arasındaki müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (hav). art yakıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ağaç özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kumral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-Fr.) [باژورنال] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay, su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) hudut, sınır; hedef, gaye, varılacak yer; ülke, memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bunsen gaz lambası, Bunsen alevi. Bunsen cell Bunsen pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişirmek : A.B.D., (argo) aldatmak; A.B.D., (argo) elektrikle idam etmek. burn the candle at both ends kuvvetini fazla israf etmek. burn t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanık, yanık yeri; pişirme (tuğla veye kiremit); iskoç çay, ırmak, dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük burnu olan adam: Burnaz Hasan Çelebî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakıcı şey, yakan kimse; gaz memesi, bek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesine, küçük mesine, salatalık sebze, bot. Sanguisorba. great burnet aptes bozan otu, bot. Poterium officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yakma, yakış; fırınlama; s. yanan, yanıcı; üzerinde çok münakaşa edilen, hararetli. burning glass pertavsız. burning point yanma noktası. fokus burning question hararetli sorun. burning shame rezalet, büyük ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cilalamak; parlatmak; i. cilâ, parlaklık revnak. burnisher i. cilâcı perdahçı; mühre perdah kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketde yanmanın bitmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sideburns.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. burn; s. yanık, yanmış. burnt offering tanrılara kurban edilmek üzere yakılan hayvan. burnt orange kırmızımsı sarı renk. burnt sienna kırmızımsı kahverengi boya. burnt umber kırmızıya çalan kahverengi boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceited. supercilious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack- in-office. jumped up. snooky. puffed up with wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle. snivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A).

1.Araplar’ın üstten giydikleri bir libas ki, pek geniş ve kare şeklinde olup yukarıdan iki ucunda kol yerini tutar iki deliği ve başlığı vardır.

2.Eskiden kadınların kırlarda ve gezinti yerlerinde giydikleri bir nevi yeldirme.

2.Banyodan sonra giyilen cübbeye benzer bir giyecek. (bk.) Bornuz.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yayık, yayığa benzer herhangi bir alet; süt kabı; (f). tereyağı yapmak için sütü dövmek, çalkamak; devamlı olarak dövmek, karıştırmak. churning (i). çalkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (coğ -ni) eski Yunan ve Romalılarda trajedi aktörlerinin giydikleri sandalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut JURNAL (i. Fr. journal).

1.Bir memurun gördüklerini, işittiklerini belirterek verdiği müzekkere, küçük lâyiha, rapor: Polis curnalı.

2.Gizli tahkikat üzerine verilen rapor: Curnal vermek.

3.Gazete.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şunu bunu curnal eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curnalcının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıldırcın akını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla).

2.Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). günlük, yevmi, her günkü; gündüze ait, gündüz olan; (bot). günlük bir devir gösteren, gündüz açılıp gece kapanan, bir günlük (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir cins kuş. Turna.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arap'ların giydiği kukuleteli cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnci ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ocak, kalorifer ocağı; azap yeri veya vakti; çok slcak yer; f ocakta kızdırmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f teçhiz etmek, malzemesini vermek; döşemek, tefriş etmek; salamak, tedarik etmek, vermek furnished s möb leli, döşeli furnishings i mefruşat, mobilya, eşya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eşya, mefruşat, mobil ya, malzeme; matb yazılar arasındaki boş lukları doldurmak için kullanılan madent parçalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırlangıçbalığı, (zoot.) Trigla hirundo. armed gurnard dikenli öksüz balığı, (zool.) Peristedion cataphractum. fly ing gurnard uçan kırlangıç, (zool.) Dac tylopterus volitans. gray gurnard benekli kırlangıçbalıgı, (zool.) Trigla milvus. red gur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mide ekşimesinden dolayı boğazda duyulan yanma hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıskançlık, kin, gizli husumet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yakılmış ceset külünü muhafaza içine koymak; gömmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yabanî gülün meyvesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, muhtıra; den. seyir jurnalı; yevmiye defteri; gazete; mecmua; parlamentonun her günkü çalışmasının yazıldığı defter, meclis zabıt defteri; mak. milin yataklara oturan kısmı. journal bearing çarkın mil yatağı. journal box mil kovanı. keep a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. gazeteci üslubu, gazeteci ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. journalise f. yevmiye defterine geçirmek; muhtıra defteri tutmak veya bu deftere kaydetmek; gazetecilik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yolculuk, gezi, seyahat sefer, yol; f. yolculuk etmek. take a journey yolculuk etmek. undertake a journey uzun bir yolculuğa hazırlanıp çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. journal) (denizcilik), fcvmiye defteri. Liman Jurnali = Gemi‘m limanda bulunduğu müddetçe hâdiselerin kaydolunduğu defter. Seyir jurnali = Sefer sırasındaki olayların kaydedildiği defter. bk. Curnal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Curnalcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. denouncer. informer. common informer. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir nefesli saz: Zurnanın pesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tel bükmekte kullanılan, uçları sivri koni şeklinde bir çeşit kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamamlarda musluk altında, içinde su biriktirilen yuvarlak taş tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin of a bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marble basin (under a tap in a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hilekâr.

2.Aldanmaz, uyanık, zeyrek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. shrewd. astute. tricky. artful. crafty. arch. cagey. calculating. canny. cattish. catty. cute. designing. dodgy. downy. feline. foxy. hard-boiled. heady. knowing. leery. politic. quirky. roguish. serpentine. sharp. shifty. slick. slim. sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. astute. calculating. canny. crafty. cunning. foxy. knowing. politic. shrewd. slick. sly. smart. subtle. tricky. wily. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxy. shrewd. cunning. artful. clever. crafty. cool customer. dodgy. leery. pettifogger. politic. shifty. sly. subtle. vulpine. wily. wisehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craftily. cunningly. foxily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machiavellian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hilekârlık.

2.Aldanmazlık, uyanıklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. cunning. guile. ruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. foxiness. cunning action. shrewdness. devilment. guile. mastermind. slyness. subterfuge. subtlety. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî gül ağacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosehip. hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fructus rosa canina): Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, ishali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarısalkım, (bot.) Laburnum anagyroides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç ocakçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. matem tutmak, yas tutmak; ağlamak, kederlenmek. mourner i. yaslı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, mahzun, yaslı; hazin, acıklı, dokunaklı. mourn fully z. kederle .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kederlenme, ağlama, ağıt, yas tutma; matem, yas; matem elbisesi; yas süresi. half mourning yas süresinin son kısmı; yas, matem elbisesi. in mourning matem elbisesi giymiş; yaslı. mourning dove bir çeşit kumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geceye özgü; geceleyin olan; geceleyin çiçek açan; geceleri gezen veya yem arayan (hayvan). noctur nally (z.) gece, geceleyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tatlı ve duygulu müzik parçası, geceye mahsus parça; resimde gece manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Geceye ait, geceyi terennüm eden musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. like a bear with a sore head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Serçegillerden uzun gagalı bir kuş (calao).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devirmek, altüst etmek, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devirme, altüst etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetede çok fotoğraf kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geri dönmek, geri gelmek, geri gitmek, avdet etmek; eski sahibine dönmek; yanıtlamak, cevap vermek; mukabele etmek; geri getirmek; geri göndermek, iade etmek; ödemek; (kar) sağlamak, getirmek; (tenis) iade etmek (topu); resmen ilan etmek veya bild

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş, geri dönüş, geri geliş, geri gidiş, avdet; geri getirme; geri gönderme, iade; eski haline dönüş; tekrar tutma, nüksetme; tekrar olma; kâr, kazanç, hasılât, faiz; resmi rapor; çoğ. istatistik cetveli. return address gönderenin adresi. return

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Rom. mit. Saturn, ziraat tanrısı; astr. Zühal, Saturn. Satur'nian s. bu tanrıya veya gezegene ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. veya tek) Satürn bayramı; aşırı derecede eğlence ve sefahat bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı, kasvetli; asık yüzlü, abus çehreli: eski, kim. kurşuna ait; tıb. kurşundan oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarım günlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. favori (saçlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kalmak, geçici olarak kalmak, misafir olmak; i. konukluk, misafir olarak kalma. sojourner i. misafir, konuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekme atıp defetmek, tekme ile kovmak; hakaretle reddetmek; i. hakaret edici davranış; nefretle reddetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güneş yanığı; f. güneşten yanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سورنا] zurna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. soyadı; aile ismi; lakap; f. soyadı koymak; soyadı ile tanınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturaliste

doğaüstücü

Doğaüstücülük yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturalisme

doğaüstücülük

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşmaz, sessiz, suskun. tacitur'nity i. sessizlik, suskunluk. taciturnly z. sükutla, suskunlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. turnuva; f. turnuvaya katılmak; mızrak oyununa katılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı sargı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş devir, deveran; sapış, yön değiştirme, yönelme, istikameti çevirme; sapak, dönemeç; viraj; oyun sırası; korkutma, ödünü koparma; gezme, dolaşma; gidip gelme; muamele; sıra, nöbet; kabiliyet, yetenek, istidat; biçim; yön; tarz, nevi; k.dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döndürmek, çevirmek; devrettirmek, altüst etmek; torna tezgâhında biçim vermek; tersyüz etmek; burkmak; biçimini değiştirmek, bozmak, tahvil etmek, değiştirmek; kıvırmak; körletmek; uygulamak, faydalanmak; etmek yapmak; doğrultmak, tevcih etmek, yöne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıl ve leyleğe benzer büyük bir kuş, telli turna vs. Mısır turnası = Karaleylek. Turnabalığı = Deniz ve gölde yaşıyan bir cins balık. Turna gagası = Bir cins çiçek. Turna katarı =

1.Sürü ile gezenler hakkında kullanılır.

2.Buz üzerinde dört, beş kızağın arka arkaya konup kayılması. Turnakırı = Kül rengine çalar at tonu. Turna geçidi = Bahar fırtınası. Turnagözü = Berrak sarı. Turnayı gözünden vurmak = MakbûI bir şeyi elde etmek (alay yoluyla söylenir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane. crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlıkarınca; aksi yöne veya fikre dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yeniçeri ocağında doğancı gibi bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda ince uzun bir uç bulunan bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. liftin uskuru, germe donanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönek adam, prensip değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. musluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devrik (yaka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir tiyatro veya musiki topluluğunun, bir solistin temsiller vermek üzere yer yer dolaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour. the road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour. circuit. circular tour / trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeviren kimse, döndüren veya dönen şey; tornacı; bedeneğitimi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tornacılık; tornacı işi; tornacı dükkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jimnastikhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Geçenleri sayacak tertibatı olan veya teker teker geçmeyi sağlayan döner kapılı geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile. turnstile. tourniquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnpike. pay gate. tourniquet. turnstile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş, dönme; yoldan sapma veya çıkma; dönemeç, dönüş yeri. turning point dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şalgam, bot. Brassica rapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. zindancı, gardiyan; s. anahtar teslim usuluyle yapılan. turn-key job tamamlayıp teslim etmek üzere kontrat yapılan iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. döner düğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir tekerlekli makara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katılanlar toplantı mevcudu; istasyonlarda yan hat; mahsul, ürün, verim; trafikte sapma; İng. grev; sapak; malzeme; at ve koşum takımları ile beraber araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devrilme; sermaye tedavülü, devir; sermaye ve bununla kazanılan meblâğ; meyvalı turta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş parası alınan yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir sıvının asit ve alkali olduğunu anlamak için kullanılan boya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebapçı, döner çeviren kimse; eskiden ayak değirmenini çevirmekte kullanılan köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pikapta plağın altındaki döner tabla; demiryollarında vagonları bir hattan diğerine geçiren veya lokomotifin yönünü değiştiren döner platform, döner levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. katlı; i. katlı kısım; (iskambil) yüzü çevrik kağıt; şans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus. turnsole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Birkaç takımın katıldığı spor yarışması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tournament. tourney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tournament. joust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jimnastik kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Londra'da bir idam meydanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mobilyasız, döşenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukanya çevirmek veya çevrilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya dönme; iyileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Antik Roma`da taş, pişmiş toprak ya da tunçtan yapılan vazoya benzer, kapaklı veya kapaksız kap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geriye dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartopu, bot. Viburnum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gömlekli lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgârdan meydana gelen deri kızarıklığı, rüzgâr yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç tornacılığı. woodturner i. ağaç tornacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. sûrnâ’dan).

1.Keskin, acı bir ses çıkaran ve ekseriya davul ile beraber olarak üfleyerek çalınan maruf çalgı.

2.mec. münasebetsiz ve soğuk sözlerle çok gevezelik eden adamdan kinaye olur. Zil zurna = (argo) Çok sarhoş, kendini bilmez sarhoş. Davul zurna ile = Gürültülü, patırtılı bir şekilde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna çalan çalgıcı: Zurnacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zurna denilen çalgıyı çalan çalgıcı, Fars. sûrnâ-zen.

Türkçe Sözlük by