Urum ne demek? | Urum anlamı nedir? | Urum

Urum anlamı nedir?

Urum ne demek?

Urum anlamı nedir?

Urum | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Rum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İbranice). Tavşankulağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («burmak» tan). Burma, kıvırıp yarma. (e.). Kıvırıp koparmayı belirtir: Burum burum koparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Bürüme, katlama, katlayış.

2.Bürülmüş, katlanmış şey: Bir bürüm kaymak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koza gibi yumaklanmış şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ham iplikten dokunmuş bez: Bürümcük çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze. crepe. gossamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimped fabric. crêpe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Acele, baştan savma, ehemmiyet vermeksizin çabuk bitiriverme.

2.Başı örtülü, kapalı, izahat ve tafsilât vermeksizin toptan ifade.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sarmak, Osm. leffetmek: Başını bir tül ile bürüdü.

2.Etrafını almak, çevirmek, ihâta etmek, kaplamak: Ortalığı sis bürüdü. Duman gözlerimi bürüdü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover up. to wrap. to enfold. to invade. overrun with weeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

CİRM, CÜRM, CÜRÜM (i. A.) (c. ecrim) (cürm şeklinde okunması galattır).

1.Ruhsuz cisim: Ecrâm-ı felekiyye, ecrlm-ı semâviyye = Gökteki seyyare ve yıldızlar.

2.Büyüklük, hacim: Cirmi ne kadardır?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bunun cem’i yerine «cerime» nin cem’i olan «cerâim» kullanılıyor).

1.Kabahat, günah, suç: Benim cürmüm ne idi ki, bu kadar çekiyorum?

2.(hukuk). Ceza kanununun emrettiğini yapmamak ve yasakladığını yapmak suretiyle edilen hareket ki, suçun ağırlığı derecesine göre cinayet, cünhâ ve kabahate bölünür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. offense. felony. misdemeanor. criminal offence. criminal offence offense. public offence. tortious act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. decay. dry-rot. putrefaction. decomposition. corruption. rottenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. decay. putrefaction. rot. corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decay. corrosion. putrefaction. rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enzimlerin etkisiyle organik dönüşmesini ifade etmekte kullanılan, atık su arıtımıyla ilgili terim. Örnek: Lağım çamurunun anaerobik çürütülmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yaş yerde durmaktan lifleri bozulup tutmaz olmak ve yu muşayıp kokmak. Osm. tefessüh etmek: Bu meyveler çürüdü, bu direkler çürümüş. 2 Berelenmek, morarmak, zedelenmek: Vücu du yer yer çürümüş.

3.Müdafaaya c memek, işe yaramaz hale gelmek: Bizim dâvâmız çürüdü.

4.Sıkıntılı bir yerde çok durmaktan bitmek ve harap olmak: Hapishanede çürüdü.

5.itibardan düşmek. 6 Tahsil ve geri alınması imkânsız olmak batmak: O adama verdiğimiz para çürüdü


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. decay. spoil. go bad. become unsound. decompose. canker. decline. fester. go off. languish. molder. moulder. perish. putrefy. sphacelate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. corrode. decay. decompose. languish. moulder. perish. putrefy. rot. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decay. to rot. to putrify. to go bad. to be refuted. to be bruised. decompose. go to the bad or dogs. molder. molder away. perish. putrefy. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decayed. rotten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaziyet, hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Katlama, katlanma, devşirme, büklüm.

2.Kumaş vesairenin katlama yeri, katlandığı yerdeki çizgi: Dürümii bozulmamış = Katlama yerleri belli, daha yeni, çok kullanılmamış.

3.Bir kere katlanmak miktarı, lüle: Bir dürüm kaymak. Dürüm dürüm = Büklüm büklüm.

4.İçine peynir konup dürülmüş yufka.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. condition. situation. circumstances. status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. fold. pleat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur kıvamında

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doughy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather situation. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged condition. mire. plight. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bina, tesis: Bu çadırın, bu çardağın, bu köşkün kurumu.

2.Yaradılış, hilkat: Dünyanın, göklerin kurumu, dünyanın kurumundan beri. 3.Tertip, şekil: O kurumda.

4.Kibir: Onun kurumundan geçilmez. S. Çadır, ordu vesaire yeri. Karakurum = Cengiz Han’ın taht şehri. 6.Bugün «cemiyet» mânâsıyla da kullanılmaktadır: Türk Tarih Kurumu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ocak ve boru isi: Ocak kurumu, kurum renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation. establishment. corporation. institution. institute. airs. vanity. pose. conceit. haughtiness. shop. smut. soot. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. association. conceit. corporation. establishment. institute. institution. smut. society. soot. pose. self-importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. corporation. foundation. soot. institution. enterprise. establishment. fellowship. incorporated body. organization. party. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desiccation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yaşlığı ve ıslaklığı geçip kuru olmak: Çamur kurudu, çamaşır daha kurumadı.

2.(bitki) Kökten nem çekmeyerek hayatı son bulmak: Bu çınar kurudu.

3.Arıklanmak, zayıf ve lâğar olmak.

4.Organlardan biri felce uğrayıp hareketten kalmak: Eli, ayağı kurudu. Bu mânâ ile beddua ve inkisar için kullanılır: Elin, ayağın, dilin kurusun! Kanı kurumak = Azap çekmek. Kökü kurumak = Nesil ve soyu kalmamak, tamamen ortadan kalkmak. Mürekkebi kurumadı = Daha pek yeni, hemen olmuş: Aldığınız emrin daha mürekkebi kurumadı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain. dry. wither. to dry. to dry up. to run dry. to wither. to become thin and weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to get dry. to die. to get thin. desiccate. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - topluluk, sürü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kurum, kibir satmak.

2.Kurum tutmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become an association. to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kibirli, azametli, tavır ve hâli cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sooty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbet tellâlı, kaltaban (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Institutional Investors)

Bireysel yatırımcılardan ayrı olarak, kendisine devredilen paralardan ya da tahvil ve hisse senedi satışıyla sağladığı kaynaklardan oluşan fonları yatırıma yönelten kurum, kuruluş veya örgütlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.).

1.Celse. bk. Celse.

2.Oturmak işi, ikamet. Açık oturum = Bir meselenin karşılıklı görüşülüp, enine boyuna münakaşa edilmesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sessional. sitting. session. hearing. meeting. seance. conclave. court. diet. forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. hearing. session. sitting. residence. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

session. sitting. hearing. banc. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir malın sürülmesi, revâç, itibar: Bu sene bu malın sürümü vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânayı kuvvetlendirmek için sürünmek fiilinden önce art arda kullanılır: Sürüm sürüm sürünüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. offtake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. demand. sale revaç. circulation tedavül. rapid sale. great demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

version. demand. sale. sales combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Sürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kaldırmaksızın yerden çekerek götürmek, sürüklemek: Terliklerini sürüyordu.

2.Beraber götürmek, taşımak. Ayağını sürümek -Geciktirmek. İpini sürümek = Haydutluk etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drag (along the ground. drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürümü, satışı çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is in demand. which sells well. vendible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürümü olmayan, az satılan mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is not in demand which is hard to sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek sarp ve dik yer, yar, yarlı yer: Uçurumdan düşmek, yuvarlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff. gap. precipice. abyss. abysm. bluff. chasm. crag. gulf. scarp. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. chasm. cliff. gulf. precipice. rift. abyss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. cliff. gulf. precipice. scarp. trough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum ve yarları çok (yer): Uçurumlu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum ve yarları çok: Uçurumluk yer (uçurumları çok yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defa üfürülen nefes veya hava: Bir üfürüm tütün (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köpeğin durduğu yerde bağırması, uluma, havlama, Ar. av’ave.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (köpek) Durduğu yerde bağırmak, ulumak, havlamak: İt ürür, kervan göçer (yürür).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yowl. to howl. to bay. to yowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk. walking. pace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marching. walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ayakları kullanarak hareket etmek, adım adım ilerlemek: Bu at iyi yürür, günde bir, iki saat yürümek sıhhate faydalıdır.

2.Harekete muktedir olmak, adım atma kuvvetine sahip olmak: Bu çocuk yürüyor mu? Bazı çocuklar geç yürürler.

3.Yayan gitmek: Siz binin, biz yürüyeceğiz.

4.Yol almak, süratle gitmek: Biraz yürüyelim.

5.Hareket etmek, işlemek, Osm. cevelân etmek: Ağaçlara su, damarlara kan yürümek.

6.İlerlemek, ileri gitmek, terakki etmek: İş yürüyor, dersler yürümüyor.Şiddetle hücum etmek, akın etmek: Türk ordusu düşman üzerine yürüdü.Azarlamak, çıkışmak.(argo) Ölmek, vefat etmek: O da yürümüş. Alıp yürümek = Mesleğinde hızla ilerlemek. Üzerine yürümek = Tehdit etmek. Yol yürümek = Yol almak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir one's stumps. ankle. have a walk. hike. pace. step. step up. toddle. tread. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. proceed. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. go about. leg it. move. pace. step. to stir one's stumps. tread. walk. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by