Uşak ne demek? | Uşak anlamı nedir? | Uşak

Uşak anlamı nedir?

Uşak ne demek?

Uşak anlamı nedir?

Uşak | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.) (Eski Türkçe’de «uşağ», «ufak» ve «küçük» demek olup «uşatmak», «uşalmak» gibi fiilleri de vardır).

1.Çocuk, Ar. tıfl (bu mânâ ile İstanbul’da kullanılmaz).

2.Delikanlı, genç: Rumeli, Anadolu uşağı.

3.Erkek hizmetkâr: Uşak bulmak, kullanmak; uşak odası. Uşakkapan = Ufak çocukları kaldıran akbaba.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant. domestic help. man. manservant. body servant. do-all. factotum. flunkey. flunky. footman. helper. henchman. lackey. myrmidon. pursuivant. retainer. servitor. valet. varlet. waiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant. valet. male servant. boy. youth. lackey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manservant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KURŞAK) (i.).

1.Beli sıkı tutmak için sarılan uzun ve dar kumaş, şal vesaire, kemer: Kuşak kuşanmak, yün kuşak, şal kuşak.

2.mec. Kâgir veya kuru duvarlarda duvarı bağlayıp sağlamlaştırmak İçin çekilen tuğla veya kereste sırası.

3.(denizcilik) Yelkene kuvvet vermek için dördüncü kat camadanın altına bir yakadan diğer yakaya kadar dikilen bez parçası.

4.Batın. Orta kuşak = Vaktiyle büyüklerin resmî olmıyan kıyafeti. Kuşak çözmek = mec. Abdest yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

band. belt. generation. girdle. sash. waistband. zone. diagonal beam. brace. track. generation nesil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. generation. sash. reinforcing band. strap. brace of wood or steel. generation of people born during the same period. brace. cincture. collar. girdle. parentage. zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşak yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşak biçim ve durumunda olup bağlamak ve kuvvetlendirmek için çekilen şey: Duvarın içine kuşaklama demir lamalar koydurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. strengthening or banding. system of braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşakla kuşanır gib bağlamak, sağlamlaştırmak: Binayı demir lamalarla kuşaklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brace. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to band. to tie up. to secure sth to brace. to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Rodezya'nın başşehri, Lusaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavrulmuş kıyma ile pişmiş sebze, bilhassa patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moussaka. mousaka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sakafe»den imef.). Vakıfların binalardan gelen geliri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «sakf»dan) (m. musakkaf). Damlı mülkler. Üzeri damla örtülmüş gayri menkul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torrid zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Susamış, Fars. teşne, Ar. atşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirsty. stupid. dense. daft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uşağın işi ve hâli (mec. aşağılayıcı mânâda da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Genellikle bir örnek iklim ve toprak özelliklerine sahip alanlar ve bunun bir sonucu olarak da tür, bileşim ve çevreye uyum bakımından son derece birörneklik gösteren biyota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benignant. bland. ductile. easygoing. effeminate. flabby. flaccid. floppy. gentle. heartthrob. kid-glove. kindly. lax. lenient. light. limp. malleable. mellow. mild. pulpy. smooth. soft. soft-boiled. spongy. supple. tender. velvet. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benignant. bland. ductile. easygoing. effeminate. flabby. flaccid. floppy. gentle. heartthrob. kid-glove. kindly. lax. lenient. light. limp. malleable. mellow. mild. pulpy. smooth. soft. soft-boiled. spongy. supple. tender. velvet. yielding. creamy. feath

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

berry. clement. easy. easy going. floppy. honeyed. lenient. mellow. mild. pliable. smooth. soft. squashy. sweet. tender. velvety. woolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim araması ve yavaş oynatım gibi tüm oynatma hızlarında yumuşak görüntü sağlayan geliştirilmiş bir işlev. Saniyede gösterilen resim sayısı %50 artırılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Katı olmayan, dokunulunca mukavemet etmeyen ve batmayan, Ar. nâim, latif, Fars. nerm: Yumuşak şilte.

2.Yavaş, halim: Pek yumuşak adamdır, yumuşak tabiatı vardır.

3.Kolay işlenir, sert olmayan: Yumuşak ağaç, yumuşak demir.

4.Rahatça dayanılabilen: Yumuşak iklim.

5.mec. Okşayıcı, gönül alıcı (söz).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omurgasız, yumuşak vücutlu, çoğu suda yaşayan ve kabuklu olan hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ductility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

softness. mildness. gentleness. flexibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leniency. softness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Yumuşak olanın hâli.

Türkçe Sözlük by