Usan ne demek? | Usan anlamı nedir? | Usan

Usan anlamı nedir?

Usan ne demek?

Usan anlamı nedir?

Usan | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Bıkıntı, bezginlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بشوشانه] güleryüzle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. c). Çavuşlar, (bk.) Çavuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Coşan, kaynayan, coşkun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوشان] coşan. 2.kaynayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz olarak tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (c. hâmûş). Sessizler, susmuşlar. Vâdî-i hâmûşân = Susmuşlar, sessizler vâdisi: Kabristan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırıp şamata eden veya ederek, telâşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Husûsi olarak, bilhassa, hasseten, ayrıca.

2.Hele, alelhusûs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşanmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşak bağlamak, beline kuşak, kemer, kılıç vs. sarmak: Kuşak kuşanmak, kılıç kuşanmak, mec. Kuşak kuşanmak = Bir işe namzet olmak. Giyinip kuşanmak = Hazırlanmak. İpten kuşak kuşanmak = Son derece fakir düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gird on. to put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşanacak şey. Glylnti kuşantı = Bütün elbise, giyimin teferruatı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İsviçre'de Lozan şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hususî surette, ayrıca: Bu yazıyı mahsûsan sizin için yazdım; odaların pencerelerini mahsûsan az yaptırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ümitsizce, ümitsizlikle: Me’yûsâne bir tarzla, me’yûsâne bir bakış, me’yûsâne geri döndü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Odanın kapı tarafındaki yüzünde büyük dolap ki içine yatak vesaire konurdu. Çingene evinde musandıra aramak = Olmayacak yerde bir şey istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sun’» dan imef.) (c. musannaa). San’atla yapılmış, çok süslü, bilgili ve san’atlı, üstad işi: Musannâ bir cami, bir çeşme, bir köprü, Asâr-ı musannaa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.gösterişli. 2.usta elinden çıkmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sınf» tan imef.) (mü. musannefe). Sıraya konmuş, sınıflandırılmış, bir araya getirilmiş, yazılmış, te’lif edilmiş: XVI. asırda musannef bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kitaplar, te’ lif ve kalem eserleri: Musannefâtı bir kütüphane dolduracak miktardadır. Musennefât-ı meşhûre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sınf» tan İf.) (mü. musann ife) (c. musannifin). Kitap te’lif eden: Kendisi birçok kitapların musannifidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصنف] yazar, kitap yazarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) (İng.) (tar.) resmi kiliseye gitmeyi reddeden (kimse); (i.) resmi kilise kanunlarına karşı gelen kimse. recusancy (i.) boyun eğmeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). İki süls, üçte iki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susuzluk duyulmak: Bu havada böyle sabahleyin susanır mı?.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tavşan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bin; i. bin rakamı; çok büyük sayı. thousandfold i., s. bin kat, bin misli. thousandth s. bininci; binde bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adı yüce tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüce şanlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıkma, bezme, bezginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harassment. boredom. tedium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabancı tahvillerin ödenme vadesi; yabancı yerlere çekilen poliçelerin tedavül müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıktıran, bezdiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary. wearisome. wearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harassment. imposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıktırmak, bezdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkmak, bezmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be sickened with. have done with. be fed up with. tire. wearisome. wearisome of. weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weary. to be sick. to be tired of. to be fed up. to be weary of. to weary. to have enough of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get bored with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by