Use ne demek? | Use anlamı nedir? | Use

Use anlamı nedir?

Use ne demek?

Use anlamı nedir?

Use | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kullanmak: davranmak: alışmak: i. kullanma: kullanılır durumda olma; amaç; âdet; huk. kullanma, intifa hakkı. have no use for gereksememek; k.dili. aşağı görmek. have the use of kullanma hakkı olmak. make use of kullanmak out of use geçersiz,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılması güç, muğlak abstruseness (i). muğlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötüye kullanma, suiistimal; kötü muamele; zarar; fesat, suç; küfür, sövüp sayma; Irza tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kötüye kullanmak; suiistimal etmek; zarar vermek, incitmek; sövüp saymak, küfür etmek; şerefini lekelemek; Irza tecavüz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suclamak, itham etmek, cürüm isnat etmek accusa'tion (i). cürüm isnadı, suçlama, itham; töhmet accused (s). sanık, maznun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). kusturacak kadar, iğrenç derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyhane, birahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). darülaceze, düşkünler yurdu, yoksullar evi, imarethane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eğlendirmek, avutmak. amusement (i). eğlence, zevk. amusement park luna park. amusing (s). hoş, eğlendirici. amusingly (z) hoş ve eğlendirici bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uyandırmak, canlandırmak, ayaklandırmak, kaldırmak, tahrik etmek, harekete geçirmek; uyanmak, canlanmak, harekete geçmek, gözünü açmak. arousal (i). uyandırma, canlandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Arşidükün feşi veya kızı. Habsburg Alman hanedanında imparatorluk prensesi: Büyük düşes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archduchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Asıl gelincik demektir). Yeşil ve pembe dalgalı bir nevi sedef ki, tezyinatta kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gelin, küçük gelin. 2.Bebek gibi güzel kız. 3.İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4.Ateş böceği. 5.Küçük bir mancınık çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. T.). Yukarıda zikrolunan renkli sedefle süslü: Arûsekli ud.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). binanın dışında olan apteshane, tuvalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fırın, ekmekçi dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( bağlaç) çünkü, zira, -den dolayı, sebebiyle, için. because of -den dolayı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aklını karıştırmak. bemused s. şaşkın; dalgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., müz. ninni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. duvarlarında silah atmak için delikler bulunan mustahkem küçük bina; kaba kütüklerden inşa edilmiş ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bulüz, gömlek; f. sarkmak, kendini bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss öpücük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوسه] öpücük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Öpüşmek, öpmek. - İslâmî ahlâka aykırı olduğu için isim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük alan, toplayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük toplayan, kapan, alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapır şupur öpüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpücü, öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinin 13 basit makamının 2’incisi; lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارگوشه] dört köşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). içkili ve gürültülü eğlence, âlem; (f). böyle bir toplantıya katılmak; içmek, kafayı çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atlıkarınca; at yarışlarında gösteri turnuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sebep, illet, neden; harekete sevkedici unsur; gaye, hedef, amaç; (huk). dava konusu. final cause asıl gaye. first cause asıl sebep. make common cause with işbirliği etmek, tarafını tutmak. show cause hukuki sebep göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sebep olmak, sebebiyet vermek; doğurmak, tevlit etmek; netice meydana getirmek. causable (s). bir sebebin neticesi olabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). meşhur bir dava; meşhur olan ihtilâf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sebepsiz, nedensiz, asılsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sohbet, konuşma, söyleşi, hasbıhal; sohbet tarzında yazılmış kısa makale veya deneme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). ıslak veya bozuk arazide yayalar için yapılmış yol, geçit; şose; cadde; (f). geçit yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD Kızılderili midillisi c.c., cc(kıs). cubic centimeters, carbon copy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstübeç.4

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). yumuşak bir çeşit saten kumaş, şarmöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

cesetlerin veya öIü kemiklerinin konulduğu mahzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kartuziyen rahipleri tarafından Fransa ve ispanya'da imal edilen kokulu likör; sarımtırak açık yeşil renk. chartulary (bak). cartulary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pirzola servisi yapan lokanta; çin'de gümrük binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (eski). aldatmak, hile yapmak, dolandırmak: (i). hile, oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ciğer köşesi, evlât; sevgili. Türkçe: Ciğerimin köşesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جگرگوشه] ciğerköşe, evlat. 2.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). etrafına dökmek (su); etrafını bir sıvı ile çevirmek. circumfu'sion (i). etrafına dökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). madde, (anlaşma, antlaşma, kontrat, kanunda) bent, hüküm fıkra, şart; gram cümlecik. clausal (s). cümlecikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulüp binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karıştırmak, karmakarışık etmek ; ayırt edememek; şaşırtmak, zihnini karıştırmak, yanıltmak; utandırmak, mahcupetmek. confusion (i). şaşkınlık, bozulma, karışıklık, düzensizlik; mahcubiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). berelemek, ezmek. contusion (i). ezik, bere, çürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). ticarethanenin muhasebe dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adliye sarayı, mahkeme binası; ilçe hükümet binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). testi, küp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism»den) (c. cüseymât). Küçük cisim, cisimcik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cüseym). Küçük cisimler, cisimcikler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gümrük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). dansöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bombadan) fitili sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bitlerini ayıklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). klasik dramda zor bir durumu halletmek için mekanik bir yolla sahneye indirilen tanrı; (edeb). buhranlı bir anda beklenilmeyen şekilde yetişen yardım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayrıntılı, mufassal; çok söz kullanan; geniş, yaygın, yayılmış, vâsi. diffusely (z). yaygın olarak. diffuseness (i). yaygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaymak, dökmek, neşretmek; yayılmak, dağılmak, intişar etmek. diffusion (i). nüfuz; yayılma, dağılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanlış bir fikri düzelterek gözünü açmak, doğru yolu göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanılmama, kullanılmazlık; terk. fall into disuse kullanılmaz olmak, terkedilmiş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kullanmaz olmak, kullanmamak, terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek kulübesi. in the doghouse (A.B.D.)., k.dili gözden düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Gliridae familyasından ufak sincaba benzer fare, kakırca, (zool). Muscardinus avel lanarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suya dalmak, daldırmak, batırmak; ıslatmak; (k.dili). su ile söndürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dürzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tavladan iki zarın birden üçü gösteren taraflarının üste gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nozzle , die , tuyere , tip , blast pipe , jet , nozzle , orifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Pazartesi günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dük’ün karısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (dü = iki, şeş = altı).

1.Tevla oyununda iki zarın da altı benekli tarafları üste gelmesi. 2.mec. Rasgelme, iyi tesadüf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duchess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godsend. double six. windfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toss- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Yer çekimi istikametinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertical. vertical şakuli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portrait. vertical. perpendicular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). yayılmış; (zool). ağzı açık (bazı kabuklu hayvanlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışarı akıtmak, dökmek; yaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D., k.dili şevk vermek, şevke gelmek; gayret vermek, gayrete gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kabullenmek, benimsemek;evlenmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özür, mazeret, bahane, sebep; özür dileme; izin verme, izin, hâk verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) affetmek, mazur görmek, göz yummak, kusura bakmamak; suçsuz çıkarmak, haklı çıkarmak; from ile izin vermek, müsaade etmek. Excuse me özür dilerim, affedersiniz, kusuruma bakmayın. excuse oneself özür dilemek, izin istemek. excusable (s.) affedilebili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftlik evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Furûsiyyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f eritmek, erimek; eriyip birbiriyle kaynaşmak, yapışmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f fitil, havai fişek fitili; patlayıcı maddenin patlama cihazı; elek sigorta; f sigorta takmak; fitil koymak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fuzee i rüzgârda dahi kullanı labilen kibrit; saat kurgusu zincirinin sarıl dığı kuçük çark; demiryollarında kullanılan parlak işaret lambası; eczalı kav fusel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasîh). Fasîhler, açık konuşanlar, (bk.) Fasih.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, hav uçak gövdesi, gövde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rengârenk boncuklar veya çakıl, taş, sırça vesair ile donatılmış yüzey ki, Fransızca «mosai’que» (mozayik) denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at close quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Iimonluk, ser .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. grouse) tavuğa benzer bir av kuşu, orman tavuğu, (zool.) Lyrurus. hazel grouse dağ tavuğu, (zool.) Tetrastes bonasia. sand grouse kaya kuşu, (zool.) Pterocles arenarius Pallas's sand grouse bağırtlak, (zool.) Syrrhaptes paradoxus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), (k.dili) homurdanmak, söylenmek, sızlanmak, Sikayet etmek; (i.) Sikayet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) askeri karakol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül öpüşlü, öpmesi gülün teması hissini veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köşe, bucak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه] köşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köşebent. Kitap kapaklarının köşelerine yapılan süsleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir köşeye çekilen, münzevî, insanlardan uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşi isiyle kalan mürekkep makamlardan biri. Az kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde buselik beşlisinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. limonluk, ser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev, mesken, hane; ev halkı, aile; kil. piskoposlar meclisi; tiyatro, tiyatro seyircileri; hükümet meclisi; gen. b.h. hanedan; ticarethane, müessese; cemaat; astr. göğün on iki kısmından biri, zodyak'ın bir burcu; santranç hanesi. house agent İng. e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir eve koymak, kendi evine almak; yerleştirmek; den. siper altına almak, aşağı indirmek; evde oturmak, barınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzen ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uşak, erkek hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda veya belirli bir yerde pislemeye alıştırılmış (köpek, kedi); halim selim, munis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev temizliği; pol. temizlik, ayıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun etekli entari, sabahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karasinek, zool. Muscadomestica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ev halkı, aile; s. eve ait; evcil. household word her gün kullanılan kelime. householder i. aile reisi, evsahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde kâhya kadın, ev işlerine nezaret eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğu, kayakoruğu, bot. Sempervivum tectorum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro salonundaki ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta hizmetçisi. housemaid's knee tıb. dizkapağı iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. yatılı okulda bir binayı idare eden öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kız talebe yurdunda idare memuru kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir evde barınacak yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle mutfakta kullanılan ev eşyalan, kap- kacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni eve taşınanlar tarafından dostlanna verilen ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev hanımı; İng. dikiş kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خوشه] salkım. 2.başak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصما] düşmanlar, hasımlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Akıl, anlayış, kavrayıp-

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Küçük sevgili. 2.Hz.Muhammed (s.a.s.)’in torunu, Hz.Ali’nin küçükoğlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. musiki). Türk musikisinde bir perde adı. Portenin dördüncü aralığına yazılan «mi» notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüseynî Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom hipotenüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buz deposu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instinctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instinctive insiyaki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instinctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşılamak; telkin etmek, ilham etmek; içine dökmek veya akıtmak; demlendirmek (çay). infusive s. tesir edici; ilham veren; demlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir firmanın içinde olan, yapılan veya neşredilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karıştırmak, katmak; her tarafı dolmak; karışmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aksırık.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulayamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.

Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belli bir noktada tam tersini yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.

Yapılan deney ve gözlemlerde bir kedinin alçak bir yerden düşmesinin, yüksek bir yerden düşmesine göre çok daha fazla hasar yaratacağı tespit edilmiştir. Örneğin yaklaşık bin metre yüksekliğindeki, otuz iki katlı bir binanın tepesinden düşen bir kediye hiçbir şey olmazken, yedi katlı binalardan düşenlerde ciddi sakatlıklar, hatta ölüm vakaları görülmüştür. Bilim insanları bunu da “limiz hızı” ile izah ediyorlar.

Havadan yere düşen cisimler, önce gittikçe artan bir hızla yere düşerler. Sonra kütlelerine bağlı olarak belirli bir mesafede hızdaki bu artış durur ve “limit hız” denilen sabit bir hızla yere düşmeye devam ederler. Yani bir gökdelenenin tepesinden atılan madeni bir paranın yere düşme anındaki hızı ile uçaktan atılan (aynı) paranın hızı arasında bir fark yoktur. İyi ki de yoktur, çünkü bu “limit hız” olmasaydı ve cisimler gittikçe artan bir hızla düşmeye devam etmeselerdi, yağmur damlaları kafamıza kurşun gibi düşebilirlerdi.

Bu teoriye göre yüksekten düşen kediler, yaklaşık saatte yüz kilometre sürate gelince limit hıza ulaşırlar, artık hep aynı hızda düşerler ve stresi atlatıp, kendilerine gelir ve gevşerler. Başlangıçta bahsettiğimiz dönme hareketini yaptıktan sonra, Avustralya’da yaşayan uçan sincapların uçuşuna benzer şekilde, tüm vücutlarını paraşüt gibi kullanarak, yaralanma olasılığını en aza indirerek, yere inerler.

Tabii bütün bu deney sonuçlerı ve teoriler, hayvan hastanelerine gelen kediler göz önüne alınarak ortaya çıkartılmıştır. Yüksekten düşüp de ölen veya alçaktan düşüp, ölmeyip, olay yerini terk eden, her iki şekilde de hayvan hastanalerine uğramamış kedilerin sayıları bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köşe. bk. Köşe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kalın parlak ve ağır gramajlı bir kâğıt çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوسه] köse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوشه] köşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. kûşe = bucak, giriften = tutmak). Bir köşe tutan, bir köşeye çekilen, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fars. kûşe = bucak, nişisten = oturmak). Bir köşede oturan, bir köşeye çekilmiş, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çabuk küsen.

2.Kin tutan.

3.Alıngan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden bir bitki (malva sylvestris).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çoban dağarcığı): Turpgiller familyasından; beyaz veya mor çiçekli otsu bir bitkidir. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerini tedavi eder. Boğaz ağrılarını geçirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunk. berth. couchette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couchette. berth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyük beni Amir b. Şaşa’a grubuna dahil bir Arap kabilesi. Kuşeyri: İslam aleminin büyük sufi müelliflerinden. Kuşeyri Risalesi adıyla ünlü eseri bulunmakta.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fener kulesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. lice) bit, kehle, zool. Pediculus;( argo) eşekoğlueşek, pis herif. crab louse kasık biti, kıl biti, zool. Phthirus pubis. plant louse fidan biti, zool. Aphis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lisân» dan itas.) (anatomi, botanik). Küçük dil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tımarhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâkûs olarak. Tersine, ters. Mâkûsen mütenasip = Ters orantılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masajcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. mavzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Odalık mânâsiyle kullanılıyorsa da, Arapça’da yoktur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. âdet kesilmesi, aybaşı kesimi, menopoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Miki Fare; A.B.D., (argo) hava cıva şey; karışlk durum; çok kolay ders; basit, kolay, önemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü kullanış; suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü işte kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mitralyöz, makinalı tüfek. mitrailleur i. makinalı tüfek kullanan asker, mitralyözcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. mouse

bl. fare

Düz bir yüzey üzerinde yuvarlanan bir top aracılığıyla imlecin hareketini sağlayan elektronik araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fare avlamak, fare tutmak; sinsi sinsi bir şeyin peşinden gitmek. mouser i. avcı kedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mice) fare, sıçan. mouse color fare rengi, kurşuni renk. field mouse, meadow mouse tarla faresi. harvest mouse cüce sıçan, zool. Micromys minutus house mouse fare, zool. Mus musculus shrew mouse orman soreksi, zool. Sorex araneus. white mou

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fare deliği; çok ufak delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıçankuyruğu, bot. Alopecurus agrestis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fare kapanı; tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaire yardım eden ilham, esinleyici güç; b.h. Müzlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düşünceye dalmak, derin düşünmek; temaşaya dalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seb» den imef.) (mü. müsebbaa).

1.Yedi parçadan yapılmış, yedili. 2.Yedi kat, yedi ile çarpılan.

3.(matematik) Yedi köşesi veya açısı olan, yedi köşeli: Şekl-I müsebbâ.

4.(edebiyat). Yedi mısrâdan meydana gelen manzume.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. A. «şeb’» den imef.) (mü. müşebbaa).

1.Doymuş, tok.

2.(kimya) Bir maddeden erimiş hâlinde tutabileceği miktarı alıp fazla eritemeyen (sıvı), Fr. satur6 («meşbû» da denir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «sebeb» den imef.) (mü. müsebbebe). Sebep verilip vücuda getirilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Şibh» den imef.) (mü. müşebbehe). Benzetilen, teşbih olunan. Müşebbehün-bih = Kendisine teşbih olunan (cesur adamı arslana teşbih ettiğimizde «cesur» müşebbeh ve «arslan» müşebbehün-bih’tir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine benzetilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sebeb» den İf.) (mü. müsebbibe).

1.Sebep ve vesile olan, icap ettiren.

2.Kuran, vücuda getiren, icat eden, tertip ve teşkil eden. Müsebbib-i hakîkî, müsebbibü’l-esbâb = Allah.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause. causer. author. instigator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sec’» den imef.) (c. müseccaa). Cümlelerinin sonu kafiyeli olan (nesir). Secîlendirilmlş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «seci» den imef.) (mü. müseccele). Sicille geçirilmiş, deftere kaydolunmuş, kayıtlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscribed. proprietary. registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten imef.) (mü. mü şeddede).

1.Teşdîd olunmuş, kuvvet verilmiş, kuvvetli. 2.Şiddetlenmiş, artmış: Hastalığı müşedded oldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seds» den imef.) (mü. müseddese).

1.Altı kısımdan ibaret, altı parçadan yapılmış, altıya bölünebilen. altılık, altılı.

2.(matematik) Altı açısı ve köşesi olan: Şekl-i müseddes.

3.(matematik) Altı açı ve köşesi olan şekil: Bir müseddes.

4.(edebiyat) Altı mısrâdan mürekkep kıt’alardan meydana gelen nazım şekli. Müseddes şarkı = 6 mısrâlı şarkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedâd»dan if.) (mü. müseddide). t. Doğrultan, doğru yola sevkeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «sed» den if.) (tıp). Tıkayan, kapayan, tıkanmış, kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şiddet» ten if.) (mü. müşeddide).

1.Teşdîd eden, şiddetlendiren, kuvvet veren.

2.Şiddeti arttıran, azdıran, azdırıcı. Esbâb-ı müşeddide = (hukuk) Suçlu hakkında bir cezanın şiddetlendirilmesin! gerektiren hâller.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Şiddetlendirici. (bk.) Müşeddid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şekl»den imef.) (mü. müşekkele). Şekil ve kıyafeti yerinde, yalnız kalıbı, gösterişi olan: Müşekkel bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “sükûn”dan İf.) (mü. müseskkine) (tıp). Ağrı vesaireyi durduran, teskin eden, rahatlandıran, uyuşturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmative. sedative. tranquillizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “silâh” dan imef.) (mü. müsellaha). Silâhlanmış, silâhlı: Müsellah adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Silâhlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den imef.) (mü. müselleme). Tasdik olunmuş, kimse tarafından inkâr veya itiraz olunamayan (Türkçe). Eskiden asker şevkinde baltacılık ve arabacılık etmek şartiyle vergiden muaf köylü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Herkesçe tasdik olunup İnkâr kabûl etmeyen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâse» den imef.) (mü. müsellese).

1.Uçlü, üç kat, üç şeyden ibaret, üç kısımdan yapılmış. Ittifâk-ı müselles — Uç devlet arasındaki ittifak.

2.Uç köşeli, üç açı ile çevrilmiş: Şekl-I müselles.

3.(matematik, geometride). Uç köşeli ve üç açı ile çevrilmiş şekil, üçgen.

4.Uç kere kaynatılıp koyulaştırılmış, baharat ve şekerle karışık şurup.

5.Uç mısrâlık nazım şekli, şarkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. matematik). Trigonometri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm» den if.). Tanzimat’tan önce kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müslüman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «silsile» den imef.) (mü. müselsele). Zencir gibi birbirine bağlı olan. kesiksiz bir sıra teşkil eden, bir silsile şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zencir gibi birbirine bağlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ism, semv, sümüvv» den imef.) (mü. müsemmât). Bir ismi olan, adlandırılmış: Ahmed ismiyle müsemmâ bir adam. İsmiyle müsemmâ = Kendisine yaraşır ve hâline uygun bir isimle isimlendirilen. Müsemmâ b’ln-nakiz = Hareket ve tutumunun tam tersi mânâda ismi olan: Kötü bir adamın adının «Hayri» olması gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUŞAMMA) (i. A. «şem » den imef.) (mü. müşemmaa). Muşamba (bk.) Muşamba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semân» dan imef.) (mü. müsemmene).

1.Sekiz kat, sekizli, sekizlik, sekiz parçadan yapılmış.

2.(matematik) Sekiz açılı, sekiz köşeli, sekizgen: Şekl-i müsemmen.

3.(edebiyat) 8 er mısralık kıtalarla yazılmış manzume. Müsemmen şarkı == 8 mısrâlı şarkı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (musiki). Türk musikisinde 8 zamanlı bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemsiden imef.) (mü. müşemmese). Güneşe gösterilmiş, güneş görmüş, güneş gören, güneşli: Müşemmes oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müsennât).

1.İki katlı, iki parçadan yapılmış, ikili, ikilik.

2.Tesniye sîgasında iki şahıs veya şeye delâlet eden (kelime).

3.İki noktalı (harf): Tâ-i müsennâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (m. müsennâ). Müsennâlar, ikililer, (bk.) Müsennâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. müsenneme, matematik).

1.Ev çatısı şeklinde olan.

2.Kabartma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Arapça «mlnşâr» dan). Marangoz ve çıkrıkçı gibi esnafa mahsus eğri testere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten imef.). Teşrih olmuş, otopsi ile açılmış ceset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeref» ten imef.) (mü. müşerrefe). Şereflenmiş, şerefli, şeref ve izzete erişmiş, teşrifinizle müşerref olduk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Şereflendirilmiş kendisine şeref verilmiş, şerefli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» den if.) (c. müşerrihîn). Teşrih yapan doktor ve bilgin, anatomi mütehassısı, Fr. anatomiste.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. mûsâ» dan imen.) (mü. mûseviyye).

1.Hazret-i MÜsâ’nın dinine tâbî, Yahudi, isrâilî.

2.İmam MÜsâ KAzım nesline mensup: Sâdât-ı MÜseviyye’den.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewish. judaic. israelite. jew. hebrew. israelite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew. jewish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şevk» den imef.) (mü. müşevvek) (botanik, paleontoloji). Dikenli veya diken şeklinde sivri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çevresine sur, duvar çevrilmiş korunmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şevâş» dan imef.) (mü. müşevveşe). Karışık, karma karışık, anlaşılmaz, şüpheli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevâd» den if.). Başkası tarafından temize çekilmek üzere müsvedde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «şevk» den İf.) (mü. müşevvika).

1.Şevk ve gayrete getiren, arzusunu arttıran.

2.Kışkırtan, hırslandıran, harekete getiren.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyb» den imef.) (mü. müseyyebe). Kayıtsız, işine dikkat ve ihtimam etmeyen, ihmalci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kayıtsızlıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şîyd»den imef.). Yüksek, sağlam yapılmış, tahkim olunmuş (bina).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiyd» den if.) (mü. müşeyyide). Yükseltip sağlemlaştıran, sağlam surette yapan ve kuran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mide bulantısı; deniz tutması; tiksinme, iğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. midesini bulandırmak, iğrendirmek, tiksindirmek; midesi bulanmak, tiksinmek, nefret etmek. nausea'tion i. mide bulantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.mide bulandırıcı, tiksindirici.nauseously z. mide bulandırarak. nauseousness i. mide bulan- tısı; mide bulandırıcı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nûşendegân). içki içen, içki düşkünü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zeki olmayan; duygusuz; (geom.) geniş; boğuk (ses). obtuse angle geniş açı. obtusely (z.) duygusuzca. obtuseness (i.) duygusuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ouzel i. karatavuk, zool. Turdus merula; bir çeşit ardıçkuşu, zool. Turdus pilaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayrı kulübede apteshane; çiftlikte asıl binadan ayrı ufak bina; çoğ. müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kalın, parlak beyaz kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. durma; sekte, durgu; gram. durma işareti, nokta; fasıla, aralık; müz bir noktanın üzerine veya altına konan uzatma işareti; f. kısa bir zaman için durmak, duraklamak, olduğu yerde kalmak; tereddüt etmek, duraksamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çatı katı, çekme kat; sundurma, önü açık ve bir tarafı duvara yapışık meyilli çatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. serpmek; sıvamak, üzerine sürmek; üzerine dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dikkatle okumak, mütalaa etmek, incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaptan köşkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro; çocukların içinde oynadıkları kuçük ev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darülaceze, düşkünler evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit kalın ve yumuşak biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik santralı; (argo) olağanüstü enerjiye sahip kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok, bol; müsrif; cömert; verimli. profusely z. bol bol. profuseness, profusion i. bolluk; müsriflik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpüş, bûse. (bk.) BÜse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BÜselik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oğul, erkek evlât.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Oğul, erkek çocuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby carriage. pushchair. stroller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stroller. pushchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) münzevi, dünya işlerinden kendini çeken; (i.) münzevi kimse, dünyadan çekilmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kabul etmemek, reddetmek, vermemek, razı olmamak; istememek, vaz geçmek; hendek veya çitten atlamayı istememek (at). refusable (s.) reddolunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) süprüntü; (s.) değersiz diye istenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden fitil yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dinlenme evi, konak yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çökük, tepesi yuvarlak ve hafif girintili (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şehir dışında yol kenarındaki lokanta veya gece kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) gürültü patırtı; f. gürültü patırtı çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokomotiflere mahsus yuvarlak bina; den. kıç güvertesinde kamara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. uyandırmak, kaldırmak; canlandırmak, gayrete veya harekete getirmek, tahrik etmek; (av hayvanını) kışkırtmak; telâşlandırmak, telâşa düşürmek; i. uyandırma, kaldırma; canlandırma, harekete getirme. rous'ing s. uyandırıcı, heyecan verici; canlı,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hile, düzen, desise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Aydın, aydınlık.

2.Apaçık, ortada olan. Dîdeler rûşen = Gözler aydın.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ روشن] aydınlık. 2.açık, aşikar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Aydın, parlak. Belli, aşikar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamak, söylemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aydın, ışıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aydınlık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Aydınlık, açıklık. Belli olma. 2.Bir tarikatın adı. Halvetiyyenin Ruşeni kolunun kurucusu olan Aydınlı Ömer Dede’dir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (reşm’den küçültme ismi) (botanik). Tohumun aslı olan tanecik, Fr. embryon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi İla kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul binası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini aşağılama; suiistimal; istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Halk arasında yanlış olarak «susamçiçeği» denilen bitki ki, çiçeğinin rengine göre çeşitleri olur. (bk.) SÜsen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Trafik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic. navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic of vehicles. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salhane, mezbaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et veya balık ve derinin tütsü ile kurutulduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. salamura; salamura turşusu; salamuraya bastırma; (argo) ayyaş kimse; f. tuzlamak, salamuraya bastırmak; sulu bir şeye batırıp çıkarmak, ıslatmak; (argo) kafayı çekmek, sarhoş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski), f., i., z. üstüne çullanmak; atmaca gibi üstüne atılmak; i. çullanma, üstüne atılma; z. baş aşağı hızla inerek, pike yaparak, dalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eş, koca veya karı, zevc veya zevce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pınar üzerine yapılan ve buzdolabı niyetine kullanılan ufak bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle ızgara et yenilen lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, ardiye, depo, mahzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stratosfer ile mezosfer arasındaki geçiş bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. koyu, esmer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafa yayılmak, kaplamak; boya vermek, renk vermek. suffusion i. yayılma; kızartı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kameriye, çardak. summersault bak. somersault.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine dökmek; dökülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Halk arasında galat olarak «susamçiçeği» denilen bitki, ki çiçeğinin rengine göre çeşitleri olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜSEN) (i. botanik). Süsengillerden, çiçekleri türlü renkte bir süs bitkisi (iris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوسن] susam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(iris): Süsengiller familyasından; Nisan - Haziran ayları arasında türlü renklerde ve güzel kokulu çiçekler açan, 30-80 cm boyunda, çok yıllık soğanlı otsu bir bitkidir. Çiçekleri dalların ucunda başak şeklindedir. Dış kısımları soyulup, kurutulduktan sonra menekşe kökü diye kullanılır. İçeriğinde uçucu yağ, sabit yağ, müsilaj, nişasta, tanen, şeker, iridin ve reçineli maddeler vardır. Yurdumuzda 20 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Az miktarda kullanıldığı takdirde astım ve bronşitte faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Balgam söktürür. Yüksek dozda kullanıldığı takdirde kusturucudur. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Vücutta biriken suyu boşaltır. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu bir süs bitkisi. Zambak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçenekl ilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi süsendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Sukamışıgillerden, bir metreye kadar uzayabilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde buselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mice) baştan kara, zool. Parus major bearded titmouse bıyıklı baştankara, zool. Panurus biarmicus. blue titmouse mavi baştankara, fanta, zool. Parus caeruleus. coal titmouse iskete, sam baştankarası, zool. Parus ater. long tailed titmouse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş ücreti toplayan memurun kulübesi. tollhouse cookie için de ufak çikolata parçaları bulunan fındıklı çörek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıvıyı bir kaptan başka bir kaba boşaltmak, sıvıyı aktarmak. transfu'sion i. aktarma. blood transfusion kan nakli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. pantolon pair of trousers pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توشه] azık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [توسن] serkeş at.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Yüz ekşiliği, çehre çatıklığı, gülmez yüz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ülkü ile ilgili, ülkü niteliğinde. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaratılmamış, kendiliğinden vücuda gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanllmamlş. unused to -e alışok olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmış, eski. used to alışmış, alışık; eskiden... idi: leh. eskiden olduğu kadar. He used to come at eight Eskiden saat sekizde gelirdi. be used up çok yorulmak, bitkin hale gelmek; tükenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydalı usefully z. faydalı olarak. usefulness i. fayda, kullanışlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük vaşak, karakulak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faydasız, yararsız, boş, nafile, abes. uselessly z. faydasızca. uselessness i. faydasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenme, tenbellik: Üşen getirmek (İstanbul şivesinde: üşeniklik).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tenbel etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatory. indolent. lazy. slothful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent. slow coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üşenen, tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilatoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalışmayı, yapmayı arzu etmemek, tenbellik etmek: Kalkmaya, gitmeye üşendim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hang about. hang around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be too lazy to. not to take the trouble to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to have the energy or desire to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. esîr). Esirler, (bk.) Esir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انوثت] dişilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşya deposu; ambar; antrepo; toptan satış yeri; mağaza. ware houseman i. eşya deposu sahibi veya işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tazyikli hava ile işleyen kuvvetli fren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemide dümen köşkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. odunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. darülaceze; A.B.D. ıslah evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuruluk, nemsizlik, rutubet yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یبوست] kuruluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ülkeni, yurdunu sev.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یبوست] kuruluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by