üşmek ne demek? | üşmek anlamı nedir? | üşmek

üşmek anlamı nedir?

üşmek ne demek?

üşmek anlamı nedir?

üşmek | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(f.). Yığılmak, toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split. to share. to go shares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to share sth. to divide it up among themselves. share. to go snacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pucker. to wrinkle. to crinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her taraftan birden gelip çökmek, toplanıp inmek: Kuşlar tarlaya çöküştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir şeyi meydana getiren unsurları birbirinden ayrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribiriyle kavga veya güreş etmek. Osm. mudârebe etmek: Koçlar, horozlar dövüşüyor, (bk.) Dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şekil veya halden başka bir şekil veya hale girmek. Osm. tahavvül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. change. turn into. turn to. grow. be transformed into. shade into. convert. expand. pass. resolve. return to. shade. shade off. shade off into. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. degenerate. mutate. turn. to change. to transform. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into. to be transformed into. to mutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini dövmek, birlikte dövüş etmek. (bk.) Döğüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. have a fight. combat. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fight. to fight. to struggle. to combat. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fight. to struggle. to clash. carve up. engage. scrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini dürtmek, bir şeye dikkat nazarını çekmek için birbirini dürtmek: Alaycı adamlardır, ufak bir kusur gördüler mi hemen dürtüşmeye başlarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir işe devam edip çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yukarıdan aşağıya birden bire, ansızın ve elde olmayarak inmek. Osm. sukut etmek: Damdan bir kiremit düştü. Pencereden bir şey düştü.

2.Yukarıdan inmek, Osm. hübût, nüzûl etmek: Pencereden düştü.

3.Yürürken yahut dururken yıkılıp yere yatmak: Düşüp kolunu incitti. Hayvandan düştü. Az kaldı düşüyordum. Çocuğa bakın düşmesin.

4.Yıkılmak, devrilmek. Osm. münhedim olmak: Bahçe duvarının bir tarafı düştü. Bu ağaç bir gün düşecektir.

5.Yağmak: Bu gece epeyi yağmur düştü. Dağlara kar düşmüş olmalıdır.

6.Kıymetçe aşağılamak, ucuzlamak, kıymeti olmamak. Osm. tedenni etmek: Zahire çok düştü. Piyasa gittikçe düşüyor.Derece ve miktarı yahut şiddeti azalmak, hafiflenmek, tenezzül etmek: Sıcak, soğuk, rüzgâr düştü. Sıtması daha düşmedi. Hiddeti düşünce haksızlığı anladı.Kuvvetsiz kalıp zayıflamak, kuvvetten düşmek: Zavallı kadın, o kadar ihtiyar değilse de çektiği acılardan çok düştü. Artık bu son zamanda çok hasta düştü.Servet ve itibarını kaybedip fakir olmak: Düşmüş bir aileye mensuptur. Pek muteber bir tacir iken ziyana uğrayıp düştü.Uğramak, Osm. musâb olmak, tutulmak: Belâya düştüm. El ağzına düştük.Tesadüf etmek, vaki olmak, vuku bulmak, zuhur etmek: Gün düşer ki çok alış veriş olur. Bazen öyle düşer. İşim düşerse gelirim. Oradan yolunuz düşerse bize uğrayın. Köy yolun sağına düşer.Uymak, yakışmak, ait ve münasip olmak: Söylemek bana düşmez ama söyleyeceğim. Benim aleyhimde bulunmak size düşer mi? Öyle demek düşer.Katılmak: Kervanın önüne, arkasına, peşine düştü. Önümüze düştü. Yola düştük.Sığınmak, Osm. ilticâ ve dehâlet etmek: Ocağına, eteğine, ağına düştü. Ardına, arkasına düşmek = Takip etmek, arkasını bırakmamak. Etten düşmek = Arık ve lağar olmak, zayıflamak. Elden, ayaktan düşmek = Takatsiz kalmak, kötürüm olmak, iş yapamaz hâle gelmek. Üstüne düşmek = Çok sevmek, çok uğraşmak. Hesaptan düşmek = Tenzil etmek. Damdan düşmek = Münasebetsiz vakitte ve sırası değilken bir şey söylemek. Küçük düşmek = Mahcup olmak, mukabele edememek. Gözden düşmek = İtimadı ve teveccühü kaybetmek. Düşüp kalkmak = Beraber yaşamak, refakat etmek, arkadaşlık etmek. Düşe kalka = Düşüp kalkarak, zahmetle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come down in the world. fall on evil days. fall. fall down. fall on. fall in a heap. collapse. come down. crash. crumble. crumple. crumple up. decline. decrease. deduct. degrade. dive. droop. drop. drop down. drop off. ebb. end up. fall among. fall f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. crash. decline. degenerate. descend. dip. drop. ebb. fall. lapse. lower. pitch. slip. topple. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall. to drop. to decrease. to subtract. to deduct. to be born dead. to lie within one's responsibility. to fall to wind up in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.iki veya fazla kimsenin karşılıklı konuşması; karşılaşmak, buluşmak: Kardeşimle çoktan görüşmedim. Komşularla her gün görüşürüz. Görüşmeyeli nasılsınız? Birbirimizi görmeyeli. 2.Konuşmak, sohbet etmek, muhabbet eylemek: Bir saat kadar görüştük. Öteki beriki ile görüşmeye sarfedeceğim zamanı kitap okumaya ayırsam daha faydalı olur. Uzun uzadıya görüştük.

3.Söyleşmek, konuşmak, müzakere etmek: Bu iş için görüşmeliyiz. Kendileriyle görüşüp bir karar verelim.

4.Sohbet, anlaşma, temas etmek: O, kimse ile görüşmez. Görüştüğü adamlar sayılıdır.

5.Tanışmak, birbirini tanımak, tanışıklığı bulunmak, Osm. muârefesi olmak veya muârefe peyda etmek: Falan zatla görüşüyor musunuz? Komşuyuz ama, görüşmüyoruz. Alçaktan görüşmek = Dalkavukluk etmek, aşağıdan almak, Osm. müdârâ etmek. Görüşmemek = Dargın olmak, münasebeti kesmek: Ben, onunla görüşmüyorum.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. have a talk with. meet. talk. discuss. negotiate. approach. argue. canvass. confer. consult. contact. parley. powwow. reason. see. get into touch. keep in touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confer. contact. debate. discuss. interview. meet. negotiate. reach. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet. to converse. to have an interview. to visit each other. to see each other. to discuss. to talk over. to speak. to debate. to consult. to confer. to call. to negotiate. to reason. to contact. to handle. powwow. see. talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall from grace. to fall in esteem. to fall into contempt. to fall into disfavour. to grow out of estimation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laugh together. to laugh at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flabbergast. puzzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Gücenmek, darılmak.

2.Mevkiini rahat ve refahını kaybetmek.

3.Yerinden hoşlanmamak, büyümemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be in the sulks. be offended. be angry with. be cross. sulk. be vexed with smb. huff. quarrel. repine. take smth. ill of smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repine. sulk. to be offended. to miff. to sulk. to become stunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put out with. to be offended by. to be mad at. huff. sulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cross with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy ölçüşmek = İki kişi birbirinin derecesini anlamak için yarışmaya çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Birbirini öpmek, bûse verip almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kiss one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine karşı veya hep birden ötmek: Kuşlar ötüşmeye başladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chirp. cheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. to tread upon sb's heels. heel. hunt. pursue. tread on sb's heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küfürleşmek: Çocukları sövüştürmemen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine sürtünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rub against each other. to irritate each other. rub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunmak, birbirine sürünmek: Pencere kanatları sürüşe sürüşe aşınmışlar (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tos vurmak, itip yere düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her taraftan hücum edip yığılmak, koşuşup toplanmak: Karıncalar şekere üşüştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowd. flock. pour. press on. swarm. swarm to a place. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. pile on. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thin. to get scrawny. to get weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by