üss ne demek? | üss anlamı nedir? | üss

üss anlamı nedir?

üss ne demek?

üss anlamı nedir?

üss | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(bk.) Üs.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.es-Sabur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah’ın kulu. - Samed, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah’ın kulu. - Şekür, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah’ın kulu. - es-Selam kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyden arınmış olarak bütün sesleri, sözleri ve kelimeleri işitip ayırdeden yüce Allah’ın kulu. (bkz.es-Semi’).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Günahları örten, gizleyen Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaybozan tüfeği; aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bursa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brüksel. Brussels carpet Brüksel halısı. Brussels lace el dokuması. Brüksel danteli. Brussels sprouts Brüksel lahanası, ufak lahana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) ve leh. öpücük, buse; f. öpmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit kremalı pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kundura, ayakkabı, çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). darbe vuruşu ile beyne tesir etmek; sarsmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarsma; darbe vurma; çarpışma; çarpışma neticesi olan şiddetli sarsıntı; (tıb). sadme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D). (k).dili küfretmek, sövmek, lanetlemek; (i). Iânet; (k).dili herif. a queer cuss (k).dili acayip yaratık. cussedness (i)., (A.B.D)., (k).dili terslik, huysuzluk; Iânetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gövde, beden, cisim, kalıp: Azîm-ül-cüsse = İri gövdeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cüsseli, iri yapılı, irikıyım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gövdesi büyük, cesîm, iri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big-bodied. bulky. burly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. great. huge. hulking. portly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [داء الصله] yurdunu özleme, köyünü özleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). çaprazvari geçmek; X şeklinde geçmek; (s). X şeklinde, çaprazvari .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şilebin manyetik alanını siper edip manyetik mayınlardan korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval base. sea base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müzakere etmek, görüşmek, münakaşa etmek, tartışmak. discussant (i). bir toplantı veya seminere katılan kimse, konuşmacı. discussible (s). münakaşa edilebilir, müzakeresi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müzakere, görüşme, münakaşa, sözlü veya yazılı tartışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary. fictional. visionary. unreal. utopian. romantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fanciful. fantastic. imaginary. subjective. unreal. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictional. romantic. surreal. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f telas, yaygara, itiraz, tartlşma; aşırı övgü; f titiz davranmak ufak ayrıntılarla ilgilenmek; meraklanmak; yakınmak, sızlan mak; telâş etmek; telâşa vermek fussbudget i, kdili telâşlı veya yaygaracı kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kılı kırk yaran; titiz, tel3şçı; huy suz, clrlak; cicili bicili, fazla süslü fussily z titizlikle fussiness i titizlik, telâş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Matematikçi Gauss’ un adından. Magnetik alanın şiddet birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The C.G.S. unit of density of magnetic field, equal to a field of one line of force per square centimeter, being thus adopted as an international unit at Paris in 1900; sometimes used as a unit of intensity of magnetic field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It was previously suggested as a unit of magnetomotive force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German mathematician who developed the theory of numbers and who applied mathematics to electricity and magnetism and astronomy and geodesy a unit of magnetic flux density equal to 1 maxwell per square centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of magnetic field strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of magnetic induction in the cgs system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of intensity of a magnetic field equal to a field of one line of force per cm2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of magnetic flux density equal to 10 -4 weber per meter square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of measure of magnetic induction, B, or flux density in the CGS system. a measurement of magnetic flux density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lines of magnetic flux per square centimeter This is a measure of flux density.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of magnetic induction, equal to 1 Maxwell per square centimeter Higher Gauss measurements mean more power can be induced to flow in an alternator Gauss readings can be increased by putting steel behind magnets, stacking magnets, or using larger or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit for magnetic induction , measured in flux lines per square centimeter See Induction, Magnetic and Magnetic Flux Density Gauss meter- An instrument that measures the flux density of a magnetic field, usually measured in Gauss Gilbert- The C G S un

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lines of magnetic flux per square centimeter, cgs unit of flux density, equivalent to lines per square inch in the English system, and Webers per square meter or Tesla in the SI system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of measure for magnetic flux density. scientific unit of magnetic field strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of magnetic flux density in the CGS system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit for measuring electromagnetic fields.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Measure of flux density in Maxwells per square centimeter of cross- sectional area One gauss is iC-4 Tesla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit mea,sure of the magnetic flux density produced by a magnetizing force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German mathematician who developed the theory of numbers and who applied mathematics to electricity and magnetism and astronomy and geodesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manyetik alan öIçü birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. gusas). Tasa, keder, kaygı, gam, hüzün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غصه] üzüntü, keder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) köşebent; elbise veya eldivenin üç köşeli peşi,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airbase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base. naval base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsid). Haset edenler, kıskananlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Macar süvarisi; süslü üniforması olan hafif süvari askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adı çıkmış kadın, aşüfte; civelek kız; İng. dikiş kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) içine alma; (tıb.) bir kısım bağırsağın yanındaki kısmın içine girmesi; yiyecek gibi yabancı bir maddenin vücuda girerek doku haline gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. emir kipine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. dövülmüş krema, yumurta akı ve şekerle yapılmış dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مربع الشکل] dörtgen şeklinde, kare şeklinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., k.dili karmakarışıklık, intizamsızlık; kargaşa; kavga, boğuşma; f., gen. up ile buruşturmak, örselemek; bozmak, kirletmek. mussy s., A.B.D., k.dili karmakarışık, buruşuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. midye, kara kabuk midyesi, zool. Mytilus edulis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. (çoğ. -mans) Müslüman, islam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Irz ve edebi olmayan: Namussuz bir adam.

2.İffet ve doğruluğu olmayan: Namussuz bir kadının sözüne güvenilemez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent. corrupt. crooked. deceitful. devious. dishonest. dodgy. rascal. rogue. shady. shameless. scoundrel. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. immoral. unvirtuous. rotten wretch. damned thing. blighter. corrupt. crooked. dishonest. dishonourable. dodgy. double. ignominious. reptilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchasteness. dishonesty. roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâsır). (bk.) NAsır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuvvetli ve çabuk vurmak; tıb. muayene gayesiyle parmaklarla veya bir aletle hafif hafif vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurma, çarpma; tüfek kapsülünü vurma; tıb. perküsyon, parmaklan birbirine vurarak organların durumunu muayene usulü; müz. piyano veya davul gibi bir çalgıya vurarak ses çıkarma. percussion cap tüfek kapsülü. percussion instrument vurularak çalınan m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boğmaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Prusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Prusyalı, Prusya'ya ait; i. Prusyalı; Prusya dili. Prussian blue koyu lâcivert renk veya boya. Prussianize f. Prusyalılaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit prusik tuzu. prussic acid kim. asit prusik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kedi; çocuk veya genç kadın (sevgi belirtisi). puss moth Avrupa'ya mahsus iri bir pervane. a sly puss kurnaz kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo yüz, surat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cerahat dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kaba ferç; kaba cinsi münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kedi. pussy willow ipek gibi püskülleri olan bir söğüt ağacı, bot. Salix discolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kedi gibi sessizce yürümek; kendi fikrini belirtmemek; i. fikrini belirtmeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri tepme, seğirdim; yansılama, akis. repercussive s. geri tepip aksetmekten ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ucu yukarıya doğru kalkık (burun).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Rus; Rusça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. koyu kırmızı; kuru yaprak renginde; i. koyu kırmızı veya kuru yaprak rengi; bu renk kumaş veya giysi. russet apple kış elması. russety s. koyu kırmızı renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rusya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Rus, Rusya'ya veya Rus diline ait; i. Rus; Rusça .Russian dressing turşulu ve baharatlı mayonez. Russian leather Rus meşini, sahtiyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kayak ile hızla aşağıya kaymak; i. hızla kaymaya elverişli düz ve dik yokuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldırış etmeden, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birlik, yalnızlık; bekarlık; samimiyet, dürüstlük, sadakat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) mızmız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tıb. kore hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle sarsmak; tıb. göğsünde su olup olmadığını anlamak için sarsmak. succussion, succussation i., tıb. sarsma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvarnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. undecorated. unadorned. unembellished. austere. homely. simple. stark. uncoloured. unvarnished. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelin eşyası, çeyiz, cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fıtık bağı, kasık bağı; kiriş, destek, makas, dayak, üçgenlerden oluşan takviye iskeleti; kuru ot veya saman demeti; bağlam, demet; den. büyük serenin orta yerini direğe bağlayan demir çember; f. tavuğu pişirmeden önce kanadını kırıp bağlamak;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. öksürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. öksurüğe ait, öksürükten ileri gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güreşme; itişme, itişip kakışma; uğraşma, mücadele; f. mücadele etmek, uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ot öbeği, çalı kümesi; top. tussock grass sazlık yerlerde demetler halinde büyüyen herhangi bir ot. tussock moth sürfesi uzun tüylü bir çeşit pervane. tussocky s. top top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bağını çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. Aşık). Aşıklar, (bk.) Aşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir basit makam. Dügâh (lâ) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عشاق] aşıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Türk musikisinde basit makamlarda kullanılan 6 dörtlüden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Union of Soviet Socialist Republics. SSCB.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üstsubay.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

mim. kemer taşı, kemeri meydana getiren kama şeklindeki taşlardan her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by