Utan ne demek? | Utan anlamı nedir? | Utan

Utan anlamı nedir?

Utan ne demek?

Utan anlamı nedir?

Utan | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(.). Hayâ, mahcupluk, utanma (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardımcı, muavin; emir subayı, yaver. adjutant general komutana bilgi veren ve emirlerini orduya tebliğ eden general. adjutant stork Hindistan'da bulunan bir çeşit iri leylek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir milletin veya birleşmiş birkaç milletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini komutası altında tutan komutan, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander in chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief başkumandan. serdar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief. commander in chief. generalissimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Thimphu.

Nüfus: 1.739.000.

Yüzölçümü: 18.147 km2.

Komşuları: Batıda ve Güneyde Hindistan, Kuzeyde Çin.

Önemli Şehirleri: Thimphu.

Din: %75 Lama Budisti, %25 Hindu.

Dil: Dzongkha, Gurung, Assemese.

Yönetim Biçimi: Monarşi.

Tarih: Bölge, 16. yy.da Tibet hakimiyetine girdi. İngiliz etkisi 19. yy.da giderek arttı. 1907’de kurulan monarşi, 1910’da yapılan bir andlaşma ile İngiliz himayesine girdi. 1949’da bağımsızlık kazanan Bhutanın dış ilişkilerini Hindistan yürütmektedir. Dışardan aldığı yardımın büyük kısmı da Hindistan’dan gelmektedir. Butan-Hindistan bağlantıları hava taşımacılığında ve yol yapımında girişilen işbirlikleriyle daha da güçlenmiştir. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sıvı hale getirilerek kullanılan yanıcı bir gaz. Bütan gazı petrol damıtımından elde edilir ve yakıt olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Bütler, putlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütan, bütan gazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., biyol deriye ait, cilde ait, cildi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sosyeteye ilk defa takdim olunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münakaşacı, tartışmacı, münakaşada bir tarafı savunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; konser veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşerek, düşen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Adamotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.) (uyd. k.). Askerî bir birliğin başı, kumandan: Takım komutanı, tüman komutanı, ordu komutanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandant. commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officer. commander. captain. high-ranking officer. commandant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Komutanın görevi, kumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlarda tehlikeli bir hastalık ki, burunlarında kemik hâsıl eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç demirli büyük pulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutaneous , skin-related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dua, yalvarma. 2.Saka kuşu. 3.Saban. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officers of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişken; biyol. genleri değişmiş, mutasyona uğramış; i. mutasyona uğramış hayvan veya bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tantana» dan imef.) (mü. mutantana). Tantanalı, debdebeli, haşmetli: Mutantan bir alay, mutantan bir resm-i kabûl (asıl Arapça’da «gürültülü» demektir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطنطن] tantanalı. 2.gösterişli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. gerekli değişiklikler yapılmış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eğitici, öğretmen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orangutan i. orangutan, zool. Simia atyrus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (orang-outang Malayca «yaban adamı» demektir). İndonezya’da yaşayan büyük bir maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orangutang. orangutan. orangoutang. orangoutan. orang-utan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orangutang. orangutan. orangoutang. orangoutan. orang-utan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirleten şey, havayı veya suyu kirleten kimyasal madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz cüppesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deri altındaki; deri altına zerk olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman değişti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Mahkeme, meclis gibi yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazılmışı, zabıt ceridesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record. minutes. protocol. official report. report. minute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. proceeding. protocol. record. report. written report. signed proceedings. minutes. court record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. record. official report. statement signed by several persons. minute book. minutes. proceeding. protocol. record. written record. report of proceedings. account of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu tan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Utanabilir: Hiç utanacak adama benziyor mu? O, utanacak adam değildir.

2.Utandıran: Utanacak bir iş yapmadım.

3.Kendisinden utanılır, karşısında dikkatli bulunulması gereken, yabancı: İçimizde utanacak kimse yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahcupluk, (bk.) Utanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. disgrace. deception. opprobrium. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt. shame. modesty. bashfulness. embarrassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. bashful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opprobrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. embarrassing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Başkasının utanmasına sebep olmak, mahcupluk vermek: Çocuğu utandırmayınız.

2.Utandırıcı olacak bir söz söylemek veya iş yapmak: O işinize aracılık edeyim ama sonra beni utandırmayasınız.

3.Büyük iyilik etmek, ikrâm ve ihsâniyle mahcub etmek: İyiliğinizle bizi utandırdınız.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass. put smb. to shame. shame. put to the blush. put smb. to confusion. humiliate. make smb. feel small. bring disgrace on smb. disgrace. abash. confound. mortify. scandalize. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abash. embarrass. humiliate. mortify. shame. wither. to put to shame. to shame. to mortify. to humiliate. to embarrass. to show sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok utanan, Ar. mahcup, Farsi şermende: Pek utangaç çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shy. bashful. timid. shamefaced. coy. shame-faced. diffident. embarrassed. gawky. mean. pudent. retiring. timorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashful. coy. inhibited. sheepish. shy. timid. backward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashamed. bashful. coy. diffident. mean. prude. retiring. self-conscious. shamefaced. shy. strange. timid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk utanan adamın hâli, mahcupluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. shyness. bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanan, mahcup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaç, mahcup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaçlık, mahcupluk,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmak işi ve tarzı, mahcupluk, Fars. şerm: Bu ne utanıştır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. being ashamed. embarrassment. blush. confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blush. compunction. shame. feeling ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgraced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı «ateş» demek olan «ot» tan otanmak»). Bir kötü iş veya sözden veyahut sebebsiz kızarmak, mahcûb olmak: Yanına çıkmaya utandım; o sözü söylemeye utanmaz mısın? İnsan hakkını istemekten utanır mı? Utanacak bir şey söylemedim; çocuktur, utanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be shy. blush. be ashamed. be ashamed of. blush with shame. feel shame at. look small. feel small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blush. outrageous. to blush. to be ashamed. to be embarrassed. to blush. to feel cheap. to look small. to feel small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel humiliated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanması olmayan adam, arsız, hayâsız, küstah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameless. impudent. unashamed. bare faced. barefaced. bold. bold-faced. brazenfaced. gay. immodest. ribald. sassy. unabashed. unblushing. unembarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefaced. blatant. brassy. profligate. shameless. unabashed. vile. brazen. immodest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by