ütü Masası ne demek? | ütü Masası anlamı nedir? | ütü Masası

ütü Masası anlamı nedir?

ütü Masası ne demek?

ütü Masası anlamı nedir?

ütü Masası | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

ironing board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anne sütünü artırmak için bol bol sulu gıdalar yemek, üzüntülerden sıyrılıp bir süre dinlenmek faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çakal eriği, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya; 30 gram çakal eriği meyvesi konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayıs çiçeği; kocayemiş, (bot). Arbutus unedo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.

Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.

Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık 0,1 gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65’İ su, yüzde 35’i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.

Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonbahar, güz, hazan. autum'nal (s). sonbahara ait. autumnal equinox (astr). sonbahar ekinoksu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geciktirerek iğfal edilmek, kandırılmak, eğlendirilerek oyalanmak.

2.(Çocuk) sıçratılarak susturulmak, teskin edilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be smoothed and distracted by sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse of the moon. lunar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billiard table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır. Aşağıdaki reçetelerden birini uygulayın. 2 gün içinde geçmezse doktora başvurun.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yarım kilogram çilek, iyice ezildikten sonra, temiz bir tülbente konup, boyuna sarılır. 6 saat sonra sargı açılıp, ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen, (bk.) Bütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright. quite. altogether. wholly. completely. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. wholly. completely. neck and crop. out and out. teetotal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. batn). Batın lar, karınlar, kucaklar, (bk.) Batn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hep, Ar. cemî, cümle, kâffe, tekmil: Bütün Alem, bütün halk, bütün insanlar, bütün gün.

2.Yarım veya parça olmayan, tam: Bütün bir koyun, bütün elma, bütün sayı.

3.Yekpâre, som: Mermerden bütün bir sütun.

4.Eğilmez, yekpâre gibi, çevrilmez, dik ve sert: Bütün endam, bütün huy. 5.Tamam, tekmil: Koyunun bütününü almak.

6.Mecmuan, kâffeten, tamamiyle, hep (ekseriye mükerrer): Bütün bütün harap oldu. Büsbütün = KAmilen, tamamiyle, hepsi. Bütün bütüne = KAmilen, esasen, hepsiyle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطون] karınlar. 2.kuşaklar, nesiller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down- the-line. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian totaliter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). İkmâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. integration. make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination. completion. integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eksik ve noksanını yerine getirip tamamlamak, tekmil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to complete. to make complete. integrate. to raise to full number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complementary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration. concretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalesce. integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defragment. to become a united whole. to be integrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supplemental. supplementary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. totality. wholeness. completeness. unity. integrity. plenitude. collectivity. gross. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entirety. integrity. totality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrity. totality. wholeness. entirety. plenitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

total total.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Büyümesine hizmet olunmak, terbiye olunmak: Bu çocuk kimin tarafından büyütüldü?

2.Pek mühim gibi görülmek: Bu iş çok büyütüldü.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müşterek, ortak; karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erkek terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yaş yerde bırakılıp lifleri tutmaz hale getirilmek. Osm. ifsâd olunmak: Bu kavunlar bile bile çürütülmüş.

2.Aleyhinde bulunularak kötülenerek itibarı bozulmak: Bu gibi sözlerle itibarlı bir adam çürütülmez.

3.Deliller söyleyerek bir dâvâ veya bahis bozulmak ve iptal olunmak: Benim delilim öyle kolay kolay çürütülmez.

4.Bir para, itibarı şüpheli bir yere bırakılarak tehlikeye konmak: O para bile bile çürütüldü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suffer decay. to be refuted. to be proved unsound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili maskara kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter table. typist's desk. typewriter desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kütüphâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (hukuk). Bir şahsın kız çocuklarından olan torunlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feth). Fetihler. Bunun ikinci cem’i olarak fütûhât dahi kullanılır: Yavuz, saltanatını fütûhât ile geçirmiştir. (bk.) Fetih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) {feth’in cem’i olan fütûh’un cem’i). Fetihler, zaferler, fethedilen, zaptedilen ülkeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Gevşeklik, gayretsizlik, rehâvet: İşe fütûr geldi. 2.Bıkma, usanma: Yazı yazmaktan fütûr getirdim. Devamlı çalışmaktan insana fütûr gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i gelecek, müstakbel, istikbalde olan, gelecek zamana ait; i istikbal, gelecek, yarın, ati; ömrün geri kalan kısmı; gram gelecek zaman kipi futures i, çog ileride teslim edilmek üzere satılan veya satın alman mal: vadeli işlemler future perfect g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i fütürizm futurist i fütürist

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Sanatta fütürizm görüşüne bağlı olan.

2.Bu görüşle yapılan sanat eseri.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futuriste

gelecekçi

Gelecekçilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurist. futuristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i istikbal, gelecek; ileride meydana gelecek bir olay fuze, fuzee bak fuse, fusee

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1910 yılında italya’da doğan ve geçmiş, şimdiki zaman ve gelecekle alâkalı ihtisasları aynı zamanda gösteren sanat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurisme

gelecekçilik

İtalyan şairi Marinetti’nin 1909 yılında yayımladığı bildiri ile ortaya çıkan, yeni hayatı övme, geleneksel edebî kuralları yıkma amacını güden ve Dadacılık, gerçeküstücülük vb. akımlara öncülük etmiş olan edebiyat çığırı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. futurologie

gelecek bilimi

Küresel bir perspektif içinde geleceği öngörmeye çalışan bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusuzca, önemsemeden, umursamadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jauntily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Gençlik, delikanlılık.

2.Yardım severlik, el açıklığı, cömertlik.

3.Mertlik, yiğitlik, mürüvvet.

4.Ortaçağ İslâm ve Türk Aleminde esnaf teşkilâtı, tarikat, lonca ve sendikası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Fütüvvetli, kerem, cömertlik sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Esnaf teşkilâtı ile bunların uymaları icab eden usul ve kaidelerden bahseden eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Mert, lutufkâr, cömert, eli açık. Osm. sehâvet sahibi. 2.Tanzimat sonrası Osftıanlı devletinde mülkiyede râbia ve hâmise rütbelerinde bulunanlara ve askeriyede mülâzim ve yüzbaşılara resmen verilen unvan ve lâkap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜR) (i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder: Kütür kütür erik yiyordu, (bk.) Kütür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAFIZ-I KÜTÜB) (i. A.). Eskiden kütüphanelerdeki kitapların bakım ve korunmasını sağlayan kimse, kütüphane memuru.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Önceden programlanmış belli şekillerin çizilmesi ve menü adımlarının atlanmasıyla nav-u ekranının kontrolü

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi), (bk.) Hatır hatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hatb). İşler, meseleler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hatıra gelme: Hatırıma: Zihnime hutûr etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hat). Hatlar, çizgiler, (bk.) Hat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خطوط] hatlar, yollar. 2.çizgiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mesane (idrar torbası) dolu olduğu halde idrar yapılamaz. Karnın alt bölgesi gerginleşmiştir. Bastırılınca ağrı hissedilir. Tıp dilinde akut retansiyon adı verilen bu durumun nedenleri çeşitlidir. Örneğin, böbreklerde taş, prostat büyümesi, idrar yollarının doğuştan kusurlu olması, fazla miktarda alkol içmek, mesane felci, belsoğukluğu, sinir hastalıkları veya üşütmek idrar tutukluğuna neden olabilir. İlk tedbir olarak hastanın karnına içinde sıcak su olan bir şişe konur. Sıcak su ile banyo yapılırken, idrar çıkarmaya çalışılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kişniş, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya iki çorba kaşığı kişniş konur. Kaynatıldıktan sonra süzlür. Günde iki kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt's estate. trustee of the bankrupt's estate. bankruptcy assets. insolvent estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscrutable person. thing that one knows very little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve kaba ses çıkararak: Elmayı katır kutur yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruchingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Suyu, suya girmeyi, yıkanmayı sevmeyen kedilerin balığı niçin sevdiklerine gelmeden önce kediler sudan gerçekten mi nefret eder ona bir bakalım. Kedilerin sudan nefret ettikleri inancı doğru değildir. Mısır’da evcilleştirilmelerinden önce yaşadıkları ortam su kenarları idi.

Su, kedinin tüylerini ıslatır ve bu da kedinin soğuğa karşı olan direncini azaltır. Eğer bulunduğu yerin hava şartlarına göre bu kedi için önemli ise ıslanmaktan kaçınır. Sıcak iklimlerde yaşayan aslan, kaplan, jaguar gibi akrabaları sudan kaçınmazlar. Kaplan ve jaguarlar sudaki bir avı veya düşmanı yakalamak için hiç düşünmeden suya atlayabilirler. Soğuk bölgelerde yaşayan kar leoparı gibi akrabaları da gerekirse suya girerler ama derin yerlere yaklaşmazlar.

Kedilerin sudan uzak durmalarının diğer nedenleri, zaten temiz bir hayvan olmaları, biraz kaprisli biraz da tembel olmaları ve suya girmenin menfaatleri açısından bir anlam ve amaç taşımamasıdır. Bir taraflarına su değdiğinde bütün vücutlarını yalayarak temizlemek zorunda kalmaları da cabası. Aslında kediler de diğer bir çok hayvan gibi suda gayet iyi yüzebilirler. Van ve Ankara kedileri diğer cinslere göre suyu daha çok severler.

Köpekler böyle değillerdir. Sahibi denize bir sopa veya küçük bir top attığında onu alıp geri getirmek için hiç düşünmeden, mutlu bir şekilde suya atlarlar. Karaya çıktıklarında silkelenerek etraftakilere de duş yaptırırlar. Ne var ki su, köpeklere kedilerden daha fazla zararlıdır. Köpek derisinde ter bezleri yoktur, sadece bol miktarda yağ bezi vardır.

Köpekler insanlarda olduğu gibi ısı düzenlemesi için terlemezler, ısı ayarını solunum sistemleri ile yaparlar. Çok yıkanırsalar deri kurur ve çatlar. Belki bu nedenle köpekler suya girdikten sonra tozlu topraklı yerlere gidip yatarlar.

Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere de olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuşlar ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılarda kedileri evcilleştirme düşüncesini yaratan da bu fare yakalamadaki ustalıkları olmuştur.

Günümüzde bile kedinin kuzey Hindistan ve güneydoğu Asya’da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında dolaşarak balık avlarlar. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, bu arada gerekirse tamamen suya da girerler. Ev kedileri, özellikle yavru olanları havuz veya akvaryumlardaki balıklara karşı aynı eğilimi gösterirler, bu amaçla ıslanmaktan da pek kaçınmazlar.

Yunanlı tarihçi Siculus eski Mısır’ı anlatırken kedi bakıcılarının onları ekmek ve sütle beslediklerinden, Nil nehrinden getirdikleri balıkları çiğ olarak yedirdiklerinden bahseder. Günümüz kedilerinin balık merakının vahşi atalarından gelen genlerden, süt zevkinin ise Mısırlı bakıcıların yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklandığı anlaşılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightening. scary. startling. alarming. dark. forbidding. horror. lurid. minacious. minatory. spine-chilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. fearsome. formidable. hairy. scare. scary. frightening. threatening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrifying. frightening. appalling. minatory. off- putting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryer. drying. drier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying agent. siccative. clothes drier. dehumidifier. drier dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir şey koymaya mahsus tahta, teneke, mukavva vesaireden mahfaza, küçük çekmece: Mücevherat, tütün, enfiye, hap, kahve, şeker, kibrit kutusu.

2.Eskiden kilenin sekizde biri olan tahıl vesaire ölçüsü ve buna mahsus ince tahtadan yuvarlak kap: İki kutu arpa.

3.Mazbut, muntazam ve küçük şey hakkında kullanılır: Kutu gibi ev, oda.

4.mec. İçi bir şeyle dolu ve kendisi onun mahfazası imiş gibi o halle çok vasıflı insan. Cilve kutusu = Pek cilveli. Fesat kutusu = Pek fesatçı. Akıl kutusu = Birine akıl öğreten, yol gösteren, müşavir. Kapalı kutu =

1.Birçok bilgi sahibi olan.

2.Sır vermeyen. Kutunun kapağını açtırmak = Birini söylemeyeceği şeyleri söylemeye mecbur etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canned. box. case. chest. carton. bin. can. cassette. cartridge. coffer. repository.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. box. case. chest. coffer. container. casket. tin. can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. can. tin. bin. chest. coffer. dispenser. receptacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kitâb). Kitaplar. bk. Kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağacın kalın olan aşağı kısmı: Ağaçların dalları kesilip yalnız kütükleri kalmış. Ağacı kütük etmek = Dallarını kesmek.

2.Kalın odun, tomruk: Hamam kütüğü.

3.Bağ ağacı, her sene yeni filiz veren kalın kısmı: On bin kütükten ibaret bir bağ.

4.Ana defter, büyük ve esaslı defter: Kütüğe geçirmek, kütükte kayıtlı.

5.Başlıca iş veya şahıs: Asıl kütük odur. Evin kütüğü. Eski kütük = mec. Tecrübeli, dünya görmüş. Kütük olmak = mec.

1.Kesilmek, şişmek.

2.Çok sarhoş olmak. İş kütüğü = Kasap gibi bazı esnafın tek parçalı kütükten ibaret tezgâhları. Cehennem kütüğü = Cehennemlik, günahkâr. Kütük gibi, körkütük = Pek sarhoş olup yerinden kalkamamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. log. stock. wood block. stump. register. record. registry. logbook. enrollment. enrolment. billet. calendar. chump. clog. ingot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. log. register. stock. stub. stump. chump. vine-stock. ledger. file dosya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data set. file. trunk. strump. chopping block. ledger. billet. chump. log. register. stub. stump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Şarjöre takılı tüfek fişekliklerini koymaya mahsus köseleden küçük çanta; kütüklük, palaska kayışına geçirilerek taşınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. encase. tin. to case. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kurtulmuş, aydınlığa kavuşmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, kutsal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pamuk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutun).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(KUTB) (i. A.).

1.Yer küresinin, yer ekseninin geçtiği farzedilen iki noktasından her biri. Kuzey Kutbu, Güney Kutbu.

2.Gök küresinin etrafında döndüğü farzedilen ekseninin iki ucundan her biri. 3.Elektrik akımını meydana getiren gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu ik noktadan her biri: Müsbet ve menfi kutuplar.

4.Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri. 5.Bir konuda yüksek bilgi ve selâhiyeti olan kimse. Kutup yıldızı = (astronomi) Küçükayı denilen takımyıldızın en ucunda bulunan yıldız. Daima kuzeyde gözükür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar. pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. terminal. polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. an authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜB-HANE) (i. F.).

1.Kitaplarla dolu yer, kitaplar konup muhafaza edilen bina.

2.Hayır eseri olarak herkesin okuması ve başvurması için kurulan ve içine kitaplar konulan bina (kitapçı dükkânlarına da «kütüphane» denmesi yanlıştır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. athenaeum. bibliotheca. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase. bookshop. library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pusla ibresinin kutba doğru dönme hususuiyeti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be polarized. to be divided into opposing groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUTR) (i. A.) (c. aktâr). I. Taraf, yön, yer, cihet: Aktâr-ı şimâliyede yaşayan hayvanlar (bu mânâ ile cem’i kullanılır).

2.(geometride) Dairenin merkezinden geçmek şartıyla bir tarafından diğer tarafına uzanan düz çizgi ki, dairelerin, silindir ve küre şeklindeki şeylerin ölçüsüdür. Nısf-ı kutr = Dairenin merkezinden yayının bir noktasına uzanan düz çizgi, yarıçap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve gevrek bir şeyin sesini tasvir ve taklit eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a crunching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crunch. to snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küt küt edip ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kütürtüsü olan KÜÜL

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(LUTF) (i. A.) (c. eltâf).

1.İyilik ve yumuşaklıkla davranış: Lutfile muamele etti. 2.İyilik: Çok lutfunu gördüm.

3.Müsaade, izin: Lutuf buyurun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lutuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. favour. grace. mercy. kindness. boon. favor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. kind deed. boon. favour. good grace. voluntary courtesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطف دیده] iyilik görmüş, lütuf görmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لطفکار] lütuf sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewel ery box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki taraflı, karşılıklı; ortak, müşterek. mutual friend müşterek dost. mutual fund bak. fund. mutual insurance karşılıklı sigorta, karın belirli bir kısmının poliçe hamiline ödenmesini gerek- tiren sigorta. mutual love karşılıklı sevgi. mutuality

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Müzik Kutusu, doğrudan Sony HDD/DVD kaydedicinizden dijital müziğe erişmenizi ve bu müziği dinlemenizi sağlar. Kullanımı kolay grafik kullanıcı arayüzünden (GUI) sevdiğiniz müziği seçerek, sürekli CD değiştirmek zorunda kalmadan tüm müzik kitaplığınızın keyfini çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register of births. registration office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NUTK) (i. A.).

1.Söz, lakırdı.

2.Söyleyiş, söylemek kuvvet ve hassası.

3.(Türkçe) Bir topluluğa hitâben söyleyen söz, hitâbe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. discourse. oration. allocution. declamation. harangue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address. grind. harangue. oration. sermon. tirade. speech. discourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address. allocution. discourse. harangue. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezip un yapan. Öğütücü dişler = Azı dişleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. grinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinding. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmende ezilip un edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Un hâline getiren, (bk.) Öğütücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ovütmek işine mevzû olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

card table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaming table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at yanşlarında kaybedenlerin paralarının kazananlara dağıtıldığı bir çeşit müşterek bahis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî olarak masaya benzer dik taşların üstüne yerleşmiş yassı kaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailbox. postbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail box. post. post office box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili önceden ayarlanmış. a putup job hileli iş, hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knob. slight protuberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sertleşmiş deri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumpy. rough. shaggy. chapped. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopped. cracked. chilblained. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yaşlık, nemlilik, ıslaklık: Bu çamaşırda biraz rutûbet var.

2.Havada veya yapı içindeki nem. Mîzânü’r-rutûbe = Havadaki su buharını ölçmeye mahsus Alet, igrometre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humidity. moisture. dampness. moistness. damp. wetness. wet. rawness. hygro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damp. moisture. dampness. humidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damp. humidity. moisture. hermidity. dampness. wet. sap. wetness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رطوبت] nem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moisten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. moist. damp. dampish. dank. clammy. sticky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humid. damp. clammy. moist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) zool. sert sırt kabuğu, kemik gibi sert pul; eski Roma'da uzun kalkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elector roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İster inanın, ister inanmayın gösterilerde kılıcı yutanların yaptıkları numara sahte değildir. Gerçekten kılıcı yutarlar. Ana problem gırtlak adalelerini rahatlatmayı öğrenmek, böylece yutkunmaya mani olmaktır. Bu özellik haftalar boyu süren egzersizlerle kazanılabilir. Kılıcın boğazı kesme ihtimali yoktur, çünkü her iki tarafı da keskin değildir, yani kördür. Kılıcın ucu sivri gibi görünür ama midenizin tabanına ulaşamayacak boyda bir kılıç seçerseniz bu da problem yaratmaz.

Kılıç ve alev yutmanın büyük ustalarından Dan Mannix, bu konuda 1951 yılında bir kitap bile yazmıştır. Mannix bu işi başarabilmek için haftalar boyunca, günde en az bir saat, kesme ihtimali olmayan bir kılıç ile çalıştığını söylüyor. Birinci problem yutkunma refleksinden çıkmış. Yine haftalarca öğle yemeği yemeyerek, kılıç boğazdan girerken boğazın büzüşmesi problemini halletmiş. Sonunda bir gün kılıcı sokarken boğazı gevşeyebilir hale gelmiş.

Mannix işin en zor yanını geçtiğini zannederken esas zorlukla Adem Elma’sı denilen yerin arkasında karşılaşmış. Oradaki kıvrımı da geçmeyi başardıktan sonra, kaburga kemiklerine de dikkat ederek, kılıcı kabzasına kadar yutabilme yeteneğini kazanmış.

Kılıç yutmayı evde kendi kendine öğrenmeye kalkışmak son derece tehlikelidir. Hele bu numarayı yaparken konuşmayı profesyoneller düşünmezler bile. Yutmadan önce ve sonra kılıcın steril hale getirilmesi de çok önemli bir husustur.

Çok az da olsa katlanabilir kılıçları kullanan bazı hilebazlar ortaya çıkınca, Mannix kılıcı gerçekten yuttuğunu ispatlayacak başka numaralara geçmiş. Özel olarak imal edilmiş, çok ince kalınlıktaki, elektrik bağlantıları sadece bir tarafında bulunan, ‘U’ şeklindeki bir neon tüpü yutmuş. Elektrik verilip neon lambası yanınca, ışık vücudunun dışından da görülmüş. Böylece bu tip şeyleri gerçekten yuttuğunu ispatlamış.

Mannix ve asistanları işi öyle geliştirmişler ki, kızgın, kızarmış kılıçları yutma numaraları bile yapmışlar. Tabii önce asbest bir kılıç kınını yutarak.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İster inanın, ister inanmayın gösterilerde kılıcı yutanların yaptıkları numara sahte değildir. Gerçekten kılıcı yutarlar. Ana problem gırlak adelelerini rahatlatmayı öğrenmek, böylece yutkunmaya mani olmaktır. Bu özellik haftalar boyu süren egzersizlerle kazanılabilir. Kılıcın boğazı kesme ihtimali yoktur, çünkü her iki tarafı da keskin değildir, yani kördür. Kılıcın ucu sivri gibi görünür ama midenizin tabanına ulaşamayacak boyda bir kılıç seçerseniz bu da problem yaratmaz.

Kılıç ve alev yutmanın büyük ustalarından Dan Mannix, bu konuda 1951 yılında bir kitap bile yazmıştır. Mannix bu işi başarabilmek için haftalar boyunca, günde en az bir saat, kesme ihtimali olmayan bir kılıç ile çalıştığını söylüyor. Birinci problem yutkunma refleksinden çıkmış. Yine haftalarca öğle yameği yemeyerek, kılıç boğazdan girerken boğazın büzüşmesi problemini halletmiş. Sonunda bir gün kılıcı sokarken boğazı gevşeyebilir hale gelmiş.

Mannix işin en zor yanını geçtiğini zannederken esas zorlukla Adem Elma’sı denilen yerin arkasında karşılaşmış. Oradaki kıvrımıda geçmeyi başardıktan sonra, kaburga kemiklerine de dikkat ederek, kılıcı kabzasına kadar yutabilme yeteneğini kazanmış.

Kılıç yutmayı evde kendi kendine öğrenmeye kalkışmak son derece tehlikelidir. Hele bu numarayı yaparken konuşmayı profesyoneller düşünemezler bile. Yutmadan önce ve sonra kılıcın steril hale getirilmesi de çok önemli bir husustur.

Çok az da olsa katlanabilir kılıçları kullanan bazı hilebazlar ortaya çıkınca, Mannix kılıcı gerçekten yuttuğunu ispatlayacak başka numaralara geçmiş. Özel olarak imal edilmiş, çok ince kalınlıktaki, elektrik bağlantıları sadece bir tarafında bulunan, “U” şeklindeki bir neon tübü yutmuş. Elektrik verilip nepn lamba yanınca , ışık vücudunun dışından da görülmüş. Böylece tip şeyleri gerçekten yuttuğunu ispatlamış.

Mannix ve asistanları işi öyle geliştirmişler ki, kızgın, kızarmış kılıçları yutma numaraları bile yapmışlar. Tabii önce asbest bir kılıç kınını yutarak.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooling. refrigerating. refrigerant. cooler. refrigerator. refrigerant. cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coolant. cooler. freezer. refrigerator. frigorific. cooling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coolant. cooling agent. refrigerator. cooling. refrigerative. refrigeratory. cooling element. radiator. evaporator. frigorific. chiller. cooler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cooled. to be put off sb / sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) salya tükürük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Övülmüş.

2.Övülmeye lâyık.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سطوح] yüzeyler, satıhlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şetm). Şetmler, küfürler, (bk.) Şetm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Yunanca ile münasebeti vardır).

1.Direk, Ar. amûd: Ayasofya’nın sütunları.

2.Gazete, kitap vs. sayfalarında yukarıdan aşağıya bölünen kısımlar. Fr. colon: Bu gazetenin sayfalan yedi sütundur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

columnar. column. pillar. post. pylon. scape. shaft. stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column. pillar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column. pillar. post. prop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Ahır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. satır). Satırlar, (bk.) Satır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). At ve deve gibi binek ve yük hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. setr). (bk.) Setr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deve.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سطور] satırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seyis, hayvana bakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Deveci, deve güdücü, deve çobanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tıraş edilmiş, yontulmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikiş; dikiş yeri; tıb. yara kenarlarının dikiş ile birleştirilmesi; bu kenarları birleştiren dikiş; kafatası kemiklerinin dikişe benzeyen ek yerleri; bot. sutur, dikiş yeri; f. dikişle birleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register of title deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustcloud. cloud of dust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fundagillerden pembe çiçekli her dem taze bir bitki, bot. Epigaea repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TÜTİ) (i. F.) (Türkçe halk dilinde: dudu). Papağan, dudu kuşu. Ar. bebga. Tûtî-i şekerhâ = Şeker çiğneyen papağan. mec. Güzel söz söyleyen, mec. Dudu kuşu = Anlamaksızın çok söyleyen, geveze. Tûtî-nâme = Asılsız, uydurma sözler (bu isimli bir masal kitabından kinaye).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. mortgage. pledge rehin. ipotek. pawn. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

South African prelate and leader of the antiapartheid struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security. collateral. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A side-blown horn used by the Aluku and other Guianese Maroons to communicate messages. [tew-TEW] This is the short classical ballet skirt made of many layers of tarlatan or net The romantic tutu is the long skirt reaching below the calf. four.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

South African prelate and leader of the antiapartheid struggle. very short skirt worn by ballerinas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balerinlerin giydiği çok kısa ve kat kat kabarık eteklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. sectarian. dyed in the wool. die-hard. fanatic. fanatical. fuddy-duddy. hidebound. puritan. puritanical. square-toed. stick-in-the-mud. strait-laced. stuffy. unprogressive. uptight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservative. diehard. binding. hard hat. hunker. old- line. retentive. standpat. strait laced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conservatism. fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağır hareketli, ağır: Tutuk adam.

2.İnmeli. 3.Mahcup, utangaç.

4.Kısık, tutulmuş: Tutuk ses.

5.Tutulmuş, tıkanmış: Tutuk yol, boru.

6.Yüze tutulan şey, yaşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue-tied. hesitant. stopped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cramped. sb who speaks in a hesitant. disjointed way. shy. reserved. serious-minded. paralyzed. sb who is under arrest. jammed. locked. caught. captured. arrested. imprisoned. stiff. astatic. stopped. clogged. stuck. gripped. slow. defect. fixed. throttle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house of detention. gaol. jail. prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. bust. arresting. detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. arresting. arrestation. apprehension. detention. taking sb into custody pending criminal investigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tevkif etmek, kanun yoluyla bir yere kapamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take into custody. arrest. imprison. jail. apprehend. bust. take smb. in charge. nick. pick up. pull in. rap. seize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. arrest. bust. seize. to arrest. to apprehend. to bust sb. to run sb in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrest. to detain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be under arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arrested. to be under arrest. to be detained. to be on remand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Kanun yoluyla bir yere kapatılan kimse, Ar. mevkuf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisoned. under arrest. prisoner. detainee. prisoner on remand. inmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detainee. person who is under arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ağırlık.

2.Felç hâli. 3.Utangaçlık, mahcubiyet.

4.Ses kısıklığı.

5.Tutulma, tıkanma, kapanma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. timidiy. shyness. stuttering. lisping. breakdown. stopage. jamming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shyness. reservedness. paralysis. locking. arresting. imprisoning. stoppage. clogging. cramp. stiffness. tie-up. gripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprisonment. detention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. being under arrest. detention under remand. custody awaiting trial. protective / preventive custody. fetters. imprisonment in the second degree. vigorous imprisonment. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutulmak işi. (bk.) Tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popularity. rating. being held. eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being held / caught. eclipse. immersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Ele geçirilmek, Osm. Ahz ve kabz olunmak, giriftâr olmak: Geyik, zor tutulur.

2.El dokunulmak: Kitap öyle tutulmaz.

3.Tevkif olunmak, yakayı ele vermek: Haydut tutuldu.

4.Alıkonmak: İnsan yoldan tutulmaz.

5.Kiralanmak, mukavele altına alınmak, hizmete girmek: Bu ev tutuldu mu?

6.Tıkanmak, kapanmak: Boru, su yolu tutuldu.İnme veya sancıdan işlemez veya hareket etmez hâle gelmek: Sağ kolum tutuldu.Kısılmak, sesi çıkamamak: Sesim, boğazım, dilim tutuldu.Osm. münkesif veya münhasıf olmak: Güneş, ay tutuldu.Alınmak, gücenmek, Osm. münfail olmak: Ben, buna tutulurum.Sayılmak, makbul ve muteber olmak. Bu söz tutulmaz.Davayı kaybetmek: Kendi diliyle tutuldu.Aşık ve müptelâ olmak: O kadına tutuldu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a crush on smb. be held. be taken. be at a premium. be in a request. make a hit. attack. attaint. catch on. come in. come up. drop. be enamored of. be enamoured of. go into. incur. indulge. smite. be smitten with. stiffen. be stuck. be stuck on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. to be caught. to be eclipsed. to have a cramp. to fall in love with. to be affected. to be held. to be eclipsed. to fall for. to fall/be in love with. to catch on. to click. to become stiff. to be stiff. to go down with sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be held / caught. to catch on. to become popular. to get stiff. to become tongue-tied. to fall in love with. to get caught (in a storm. gone on. incur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken. reserved. engaged. hired. lovestruck. in love. stiff. stricken. afflicted. afflicted with. smitten. smitten with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. retained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecliptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Summak.

2.Kurulmuş turşu vs.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muamele, hareket, tavır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. manner. behavior. behaviour. carriage. demeanor. providence. sparingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. complexion. demeanour. economy. frugality. saving. spirit. thrift. manner. conduct. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. thrift. manner of conduct. way of behaving. economy. saving. approach. behaviour. course of conduct. joint policy. policies. stance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frugal. provident. saving. sparing. thrifty. economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. thrifty. economic. frugal. penny saver. sparing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness. sparingness. thrift. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not thrifty. spendthrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thriftlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of thrift. improvidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yanan bir şeyden çıkıp havaya karışarak yukarıya kalkan siyahımsı gaz, duman. Ar. duhân. Tütünü doğru çıkmak = İşi yolunda olmak.

2.Yakılıp dumanı içe çekilen yaprak. Patlıcangillerden bir bitki, duhân: Yenice, Havana tütünü, sert veya yumuşak tütün. Tütün içmek = Tütünü yakıp dumanını içe çekmek, tütün kullanmak. Tütün balığı = Dumanda kurutulmuş balık pastırması. Tütün tabakası = Cepte taşınan, içine tütün konan kutu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baccy. tobacco. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tobacco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tobacco. baccy. smoke. snout. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(nicotiana): Patlıcangiller familyasından, anayurdu Amerika olan bir bitkidir. Gövdesi dik, silindir biçiminde, tüylü ve yapışkandır. Batı Anadolu’da yabani tütün adlı türü doğal olarak yetişir. Yapraklarında tanen, zamk, nişasta, reçine ve nikotin vardır. Tohumları yağ bakımından zengindir. Alışkanlık yapar. Tiryakilik derecesine varınca; el-ayak titremesi, sinir bozukluğu, hafıza durgunluğu, migren, mide rahatsızlığı, damar sertliği, tansiyon yüksekliği, akciğer kanseri, astım ve diğer nefes yolları hastalıklarına sebep olur. Kullanıldığı yerler: Sigara olarak kullanıldığında hiçbir faydası yoktur.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ev, aile.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). Tütün satan tacir ve dükkâncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dumana asmak, dumanda kurutmak, tütsülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutunmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grabbing. holding on to. hanging on to. clinging to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kendi vücudu üzerine koymak, örtünmek, sarmak, bağlamak: Yaşmak tutunmak.

2.Kullanmak: Ustura tutunmak.

3.Kendi üstüne tutmak: Sülük tutunmak.

4.Tutup yapışmak, sarılmak, asılmak: Parmaklığa, merdiven trabzanına, direğe tutundu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get a toe-hold. hold on to. cling. get a grip. hang on. catch. fasten on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hold. cling. to take hold. to get along well. to take hold. to hold out/on. to hang on. to endure. to catch on. to take on. to last.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grab hold of. to hold on to. to hang on to. to cling to. to get firmly established in a place. to clutch sth / sb. catch on. cling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the manner of holding sth. hold. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çekişme, tartışma. Savaş, mücadele.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşmak işi. (bk.) Tutuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catching fire. holding hands. combustion. explosion. flare up. ignition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak, temas etmek: El ele tutuştular.

2.Kavga etmek, mücadele etmek: Onlar sonunda tutuşacaklardır.

3.Alevlenmek, parlamak: Ateş tutuştu, ocak tutuşmuş.

3.Başlamak, girişmek, teşebbüs etmek: Kavgaya, yazıya tutuştu.

4.Birlikte tutmak, bir yere getirmek, temas ettirmek: El tutuşmak.

5.Bağlamak, anlaşmak: Lades tutuşmak, bahis tutuşmak. Etekler tutuşmak = mec. Çok telâş etmek, çaresiz kalıp ne yapacağını şaşırmak. Haberi alınca etekleri tutuştu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. ignite. kindle. to catch alight. to catch fire. to kindle. to blaze. to ignite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to catch fire. to begin to burn. to ignite. to kindle. blaze. catch. to be on fire. to take fire. grapple. inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on fire. to be in flames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition. lighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirine tutturmak: El ele tutuşturmak.

2.İliştirmek, bitiştirmek: Bunun iki kenarını tutuşturmalı.

3.Kavga ettirmek: Onun maksadı bizi tutuşturup uzaktan seyretmektir.

4.Alevlendirmek: Şu odunları tutuşturmalı.

5.Sıkıştırmak, usullacık vermek, eline bırakmak: Eline birkaç kuruş tutuşturdu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflagrate. ignite. set on fire. kindle. enkindle. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. ignite. inflame. kindle. to accend. to set on fire. to set alight. to fire. to kindle. to ignite. to slip into. to thrust into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sth on fire. to ignite. to kindle. suddenly to thrust sth into sb's hands. to cause to start (fighting , wrestling. to fasten things together. burn. enkindle. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing table. toilet. toilet table. vanity. vanity table / dresser. dress- table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Hatırdan çıkmak, çıkarılmak: iyi öğrenilen ders kolay unutulmaz; sizin iyiliğiniz unutulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be forgotten. fall into oblivion. sink into oblivion. go into the discard. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be forgotten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be forgotten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basilisk. scary. crawly. eerie. eery. frightening. gruesome. macabre. parlous. spine-chilling. startling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. eerie. formidable. frightful. grisly. scary. gruesome. eery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direful. dread. eerie. fearsome. forbidding. formidable. gruesome. hairy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. chilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy. barmy. bats. batty. bent. bonkers. cracked. crackers. dotty. freak. nut. nutcase. nuts. nutshell. potty. queer. scatty. screwy. touched. unbalanced. funny. off one's head. nut-case. nutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moonstruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Isınmış demirle kumaşlara verilen düzgünlük, bunun yapılması: Bu çamaşırın ütüsü Hiç iyi değildir.

2.Kızgın demirle veya ateş üzerinde derinin ve paçanın tüylerini yakmak işi. 3.Kumaşları, elbise vesaireyi üzeltmeye veya tüyleri yakmaya mahsus demir Alet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatiron. iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat- iron. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironing board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çamaşır, kumaş vesaireyi sıcak demirle düzelten.

2.Paçaların tüylerini kızgın demirle yakıp hazırlayan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ütücü işi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطوفت] şefkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. ironing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıcak demirle düzeltmek, ütüden geçirmek: Çamaşırı ütüledi. 2.Kızgın demirle veya ateşte tüylerini yakıp temizlemek: Paçaları ütüleyip hazır satarlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. press. singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıcak demirle düzeltilmek, ütüden geçirilmek: Çamaşırın hepsi ütülendi. 2.Kızgın demirle veya ateşle tüyleri yakılıp temizlenmek: Paçalar daha ütülenmedi. 3.Ateşte veya alevde alazlanmak.

4.(hayvan) Kazâen tüylerini yakmak: Bu kedi nerede ütülendi?


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sıcak demirle düzelttirmek: Bu çamaşırı kime ütületmeli?

2.Deri veya hayvanın tüylerini yaktırmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geriye dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyku getiren, uyku veren, Ar. münevvim: Uyutucu ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gearbox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear box. transmission. gearbox. transmission box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writing table. writing desk / table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemekten sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemeklen sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defada yutulan şey, bilhassa sıvı için az miktar, içim: Bir yudum su, çorba. Bir yudum suda boğmak = Pek ziyade kin, düşmanlık duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yürütmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yutan, Osm. bel’eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Boğazdan aşağı indirilmek, Osm. bel’olunmak: Bu hap kolay yutulmaz.

2.Kabûl edilmek, inanılmak: Böyle bir yalan yutulur mu?

3.Oyunda yenilmek, kaybetmek.


Türkçe Sözlük by