Uygulama Süreci/ Icra (proce ne demek? | Uygulama Süreci/ Icra (proce anlamı nedir? | Uygulama Süreci/ Icra (proce

Uygulama Süreci/ Icra (proce anlamı nedir?

Uygulama Süreci/ icra (proce ne demek?

Uygulama Süreci/ icra (proce anlamı nedir?

Uygulama Süreci/ icra (proce | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bessemer ameliyesi; Bessemer'in bulduğu çelik yapma usulü. Bessemer steel Bessemer çelidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f. psikoloji). Duygusunu uyandırmak, duygulu hale getirmek, hislendirmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el sanatı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Ayrılık acısı.

2.Unutulmaz acı, tesir, dokunma: O söz bana hicran oldu. Yüreğimde hicran vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separation. bitterness of heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هجران] ayrılık. 2.ayrılık acısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ayrılık. 2.Unutulmaz acı, ked(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyân» dan masdar) (c. icrâAt).

1.Akıtma, Ar. isâle: Suyu arklara icra etti. 2.Tasarlanan bir işin fiil hâline gelmesi, bir karar veya hükmün tatbiki, infâz: Hakkındaki karar daha icrâ olunmadı.

3.Resmî muamelesi görülüp bitme, ifâ: Falân yere memuriyeti icrâ olundu. (hukuk) İcrâ memuru; icrâ heyeti: Mahkemenin kararlarına uyarak borçludan parayı alıp, alacaklıya vermek görevini alan adliye memuru ve maiyeti, c. İcrâAt = Tatbikat, iş: Filânın icraatı pek iyidir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki ile aynı kelime) (musiki). Bir musiki eserini çalıp okuma. İcrâ heyeti = Türk musikisi konseri vermek için teşkil edilmiş saz söz topluluğu, koro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive. execution. levy. performing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execution. performance. rendering. rendition. carrying out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execution. carrying out. performance. doing. interpretation. legal action for collection of a debt. court for claims. enforcement. accomplishment. exercise. fulfilment. fulfillment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

- An international, independent, non-profit organization which administers a rating system to identify potentially objectionable material included in rated Web sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Centre for Development Oriented Research in Agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Collegium of Rehabilitative Audiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجرا] yürütme, yapma, yerine getirme. 2.yapılma, yerine getirilme, yürütülme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yürütülmek, yapılmak, yerine getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

execute. fill. perform. render.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. to carry out. to enforce. to execute. to perform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yürütmek, yapmak, yerine getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İcrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bailiff. enforcement officer. execution officer. public official who supervises the collection of debts. sequestrator. bound bailiff. law enforcement officer. sheriff's officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of the cabinet. minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. icrâ). İş, işler, yapılan şeyler, bk. İcrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activities. actions. operations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actions. operations. performances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجراآت] yapılanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person who brings to conclusion whatever he undertakes. man of deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kafatasının dış zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işlem, muamele; huk. davaya bakma usulu; iş görme usulü. procedural s., huk. dava usulune ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ileri gitmek, ilerlemek; yol tutmak, usul takip etmek; (from ile ) çıkmak, meydana gelmek, baş göstermek, türemek; huk. dava etmek, dava açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muamele; huk. dava muameleleri, yargılama usulleri; çoğ. tutanak; ilerleme, ileri gitme. legal proceedings dava muameleleri. summary proceedings kendi yetkisi dahilinde derhal verilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. hâsılat, kazanç, gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. yöntem, metot, yol, usul; süreç, vetire; işlem; ilerleme; huk. belge; celpname, çağırı kağıdı; dava muamelesi; biyol. yumru; s. özel işleme tabi tutulmuş; f. muamelesini yapmak; özel işleme tabi tutmak; huk. tebliğ etmek; dava açmak. chem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alay; oluş, meydana çıkma, baş gösterme; f. alay ile yürümek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alay çeşidinden; i. dinsel tören esnasında okunan ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar işlemek. reprocessed wool kullanılmamış fakat bir defa örülüp sökülerek tekrar örülmüş yün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spring. jumping. bouncing. springing. skipping. splash. leap. start. bounce. jump. vaulting. bound. caper. capriole. gambol. hop. rush. saltation. skip. spring. take-off. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. hop. jump. leap. spring. jumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. caper. dash. frisk. gambol. hop. jump. jumping. start.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Havaya kalkıp öteye fırlamak, oynamak: Çocuklar sıçrayıp oynuyorlardı; çamur üstüme sıçradı. Can, akıl başa sıçramak = Dehşet gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. bounce. leap. skip. start up. vault. splash. splatter. splutter. bound. buck. capriole. cavort. gambol. hop. jerk. jink. leap up. skitter. spatter. spring. sputter. squirt. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. caper. gambol. hop. jig. jump. leap. prance. spring. start. to leap. to start. to spurt out. to splash. to pounce on. to jump. to spring. to bounce. to bound. to skip. to strat. to hop. to gambol. to spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump. to spring. to leap. to start. to be startled. to fly out. to be thrown out. to spatter. to splatter. to splash. to spread. to hop. to jerk. to spill. to pulsate. to arch. to ramp. to hitch. to whisk. to jolt. to vault. bounce. buck. cavort. gambo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yukarıya fırlamasına sebep olmak, yukarıya fırlatmak, zıplatmak: Çocuğu oynatıp sıçratıyor. Leke sıçratmak = Bulaştırmak. Üstüne sıçratmak = Bir kötünün taarruzuna uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. splash. to cause to jump. to splash. to spatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb jump. to startle. to cause sth to fly out. to spatter. to splatter. to splash. to cause sth to spread. dash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıçrayan, fırlayan, oynayıp hoplayan: Sıçrayıcı hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ipek kumaşla yapılan bir çeşit basma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practice. exercise. application. implementation. technics. technic. execution. administration. effect. enforcement. praxis. pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. execution. implementation. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliance. consolidation policy. demonstration. enforcement. execution. exercise. implementation. implementing. practice. praxis. reduction to practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Tatbik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perform. put into practice. carry out. practise. exercise. apply. fulfil. fulfill. administer. complete. deploy. dispense. enforce. exert. impart. implement. realize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. enforce. execute. exercise. practise. realize. to apply. to carry out. to put into practice. to enforce. to execute. to realize. to practise. to practice. to implement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied. operative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hands on. practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by