Uzak Makam ne demek? | Uzak Makam anlamı nedir? | Uzak Makam

Uzak Makam anlamı nedir?

Uzak Makam ne demek?

Uzak Makam anlamı nedir?

Uzak Makam | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Bir makama nisbetle, dizi bakımından, yakın ve benzer olmayan makam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek makam = yer), yeri yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Buzağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farther. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide geçki sırasında asıl makam ki, gidilen makamın zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Musikide geçki sırasında, geçki yapılan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Asıl durağından başka .bir perdeye nakledilmiş, şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قائم مقام] kaymakam. 2.yerine geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (A. kaim = duran, makam = yer).

1.Birinin yerine geçen, yerini tutan, vekil, nâib: Yerine bir kaymakam bırakıp gitti. 2.Bir kazâ (ilçe) idare eden mülkiye memuru: Kazâ kaymakamı, kaymakam tayin edildi. 3.Eskiden yarbay rütbesinin adı. bk. Yarbay.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head official of a district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official charged with governing a provincial district. lieutenant colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vekâlet, vekillik: O işte filân kaymakamlık ediyor.

2.Bir kazânın idaresiyle görevli mülkiye memurunun memuriyeti, hal ve sıfatı: Kaymakamlığı kendisine az görüyor.

3.Yarbay rütbesi: Beş sene kaymakamlık etti. Kıdemli binbaşılardan olduğundan kaymakamlık bekliyor.

4.Bir mülkiye kaymakamının idare ettiği kasaba, ilçe, kazâ: Orası bir kaymakamlıktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank / duties of a kaimakam. administrative district within a province. building housing a kaimakam's office. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Uygulama Kontrol Veri Yolunu kullanarak cihazla iletişim kuran bir uzaktan kumanda. Ev video kaydedicileriyle, bir oynatıcıyla birlikte senkronize düzenleme olanağı sağlayan değiştirilebilir kumanda işlevleri sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (musiki). Musikide belirtilmiş ses dizi veya dizilerinden meydana gelen ve tam bir hususiyet gösteren sistem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im.).

1.Durulan yer, durak, mekân, mahal: Orası sizin makamınızdır; siz makamınıza geçin.

2.Ar. mansıp, mesnet, büyük görev: Makam-ı sadâret-i uzmâ; makama hitaben yazılmış bir dilekçe.

3.Bir velinin veya bir büyük zâtın gömüldüğü veya gömülmediği halde nâmına yapılmış türbe, ziyaret yeri: İstanbul’da birçok türbe ve makamlar vardır. Kaalm-nakaam. (bk.) Kaymakam.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place. office. quarter. station. chair. strain. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music. station. post. office. mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. office. position. post. chair. competent office. mode. music. opposite number. portfolio. prefecture. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقام] yer. 2.kat, huzur. 3.musikî makamı

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (aslında «makame» nin cem’i ise de dilimizde «makam» ın cem’i gibi de kullanılır). Makamât-ı »liyyeye başvurmak; makamât-ı mübâreke; musiki makamatı; makamât-ı Harîrî. (bk.) Makam, makame.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقامات] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im. mü.) (c. makamât).

1.Meclis, cemiyet.

2.Bir meclis ve toplulukta söylenen nutuk.

3.Nutuk şeklinde ve her biri ayrıca bir bahse ait makalelerin her biri: Harirî’nin sekizinci mekamesi; makamât-ı Hartrt; makamat meydanı (bu isimde Arapça’da birçok kitaplar vardır ki, sahiplerinin isimleriyle tanınır).

4.Tasavvufta yüksek mevki. Sâhib-i makamât = Yüksek mevkie erişmiş kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahenkli, ölçülü: Makemlı bir sesle, güzel makamlı bir şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) musiki). Türk musikisinde basit makam hususiyeti taşımayan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜZAKERE) (i. A. «zikr» den masdar) (c. müzâkerât).

1.Bir iş hakkında söyleşme, bir karar vermek üzere bir yere gelinip fikir söyleme: Bu işi yarın müzakere edeceğiz.

2.Bir meclis veya mahkeme heyetinin karar vermeden önce durumu tenha ve gizli olarak konuşması: Hâkimler müzakereye çekildi. 3.Talebenin birleşip dersleri birlikte çalışıp söylemesi: Bizim okulda günde iki saat müzakereye mahsustur, müzakere koğuşu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiation. debate. discussion. powwow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conference. debate. consultation. negotiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberation. conference. consultation. discussion. negotiation. advisement. dealings. debate. parley. powwow. talk. talks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eskiden bir kalemde yazılan yazıları okuyup yanlışlarını düzelten kâtip: Kalemin müzakerecisi. 2.Okullarda dersleri tekrar ve müzakere eden yardımcı öğretmen: Sınıfımızın müzakerecisidir (eskimiştir).


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her objektifin temel ölçüsüdür. Görüş alanını ve dolayısıyla nesnenin ne kadar büyütüldüğünü belirtir. Odak uzaklığının kısa olması, geniş görüş alanı ve düşük büyütme oranı anlamına gelir. Odak uzaklığının uzun olması, dar görüş alanı ve yüksek büyütme oranı anlamına gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Objektifin odak uzaklığı, objektif sonsuza odaklandığında, optik eksen boyunca objektifin ikinci temel noktasıyla CCD düzlemi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital ve 35 mm fotoğraf makineleri, farklı odak uzaklıklarına sahip objektiflere sahiptirler. Odak uzaklığı, objektif ile sensörün yüzeyi arasındaki mesafedir. Tipik dijital sensörler, 35 mm filmin doğrusal boyutlarının yaklaşık altı biri kadardır. Görüntünün daha küçük dijital sensör üzerine yansıtılabilmesi için, odak uzaklığının aynı ölçüde küçültülmesi gerekmektedir. Örneğin 1/4 inç CCD kullanırken, odak uzaklığının 35 mm filme göre düzeltilmesi için 9,5 faktörüyle çarpılması gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Göçürülmüş, transpoze edilmiş makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı tutmak’tan: tutsak).

1.Kuş ve yabanî hayvan tutmaya mahsus Alet, Fars. dâm: Tuzağa düşmek, tuzağa tutulmak.

2.Pusu: Kendisine tuzak kurmuşlar.

3.mec. Hile: O, bir tuzaktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trap. a warm corner. snare. decoy. ambush. catch. complot. hook. net. ambuscade. cobweb. gin. lure. noose. springe. toil. toilets. wire. toils. come-on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambush. decoy. lure. mesh. net. pitfall. snare. stratagem. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambush. cobweb n. collusion. come on. deadfall. gin. lure. mantrap. mousetrap. net. pitfall. plant. snare. stratagem. toils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Evin her yerinde tam özgürlük için, TV’nizi, ses sisteminizi ve diğer cihazlarınızı kumandayı kızılötesi alıcıya doğrultmaya gerek olmadan çalıştırın

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zaman ve yere yakın olmayan, uzun süren: Arabistan buradan uzaktır; o vakitler artık uzaktır.

2.Muhtemel olmayan, beklenmeyen, ihtimal dışı: O işi çok uzak görüyorum.

3.Muhalif, uymaz, uyuşmaz: O adamın fikirleri bana uzaktır.

4.Uzak yerde: Uzak oturuyor; benden uzak. Uzak düşmek = Birbirinden uzak bulunmak. Uzakta bir yer: Uzağa gitmek, uzaktan gelmek. Uzak akraba = Birkaç kuşak önceden, öteden akraba. Uzaktan bakmak = Seyirci kalmak, müdahale etmemek, karışmamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

far. distant. remote. out-of-the-way. faraway. off. back. far-off. outlandish. outlying. recluse. standoffish. away. far away. far. afar. aloof. far off. insofar. off. a long way off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afar. aloof. back. cool. distant. far. faraway. farther. off. out. outlying. remote. far-off. off the beaten track. out-of-the-way. improbable. unlikely. outside. distance place. far off. distant place. the distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote. far. out- of-reach. outlandish. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distant relative. distant relation / relative. distant relation. remote kinsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Yakın bir makama değil, uzak bir makama yapılan geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long sight. long- sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Bir makama nisbetle, dizi bakımından, yakın ve benzer olmayan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az uzak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzaklaşmak işi. (bk.) Uzaklaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming distant. retiring from. divergence. divergency. estrangement. remove. revulsion. secession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirinden ayrı düşmek: Uzaklaştık da görüşemiyoruz.

2.Mâzide, geçmişte kalmak: O günler uzaklaştı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become distant. retire. move away. draw away. grow away from. recede. walk away. walk off. wander. wander away. wander off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diverge. recede. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. back out of sth. clear off. recede. retreat. sashay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forcible transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birbirinden ayrı düşürmek: Bu masaları biraz uzaklaştırmak

2.Uzağa sürmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estrange. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zoom out. banish. chase. estrange. fend off. repress. send away. unship sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Mesafe veya zamanca yakın olmayış: Çarşının uzaklığı sebebiyle bu ev bize gelmez.

2.Fark, uymazlık: Bu iki mal arasında çok uzaklık vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displacement. distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distant. away. afar. off. clear. out. at a distance. far away. far off. far. aloof. in the distance. insofar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afar. apart. away. clear. distant. far. off. way. aloof. far afield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aloof. away. off. ulterior. well away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâka derecesi az olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distant. from a distance. afar. kissing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a) from afar b) distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektromanyetik enerjinin bulunmasıyla sözgelimi havadan fotograf çekme gibi, fiziksel özelliklerle ilgili uzak mesafelerden bilgi toplama yöntemi. ( Remote sensing )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote controlled. remote guided. wireless- controlled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanılacak bir hâli olmama.

Türkçe Sözlük by