Uzun Araç ne demek? | Uzun Araç anlamı nedir? | Uzun Araç

Uzun Araç anlamı nedir?

Uzun Araç ne demek?

Uzun Araç anlamı nedir?

Uzun Araç | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

long vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mercanköşk otu, (bot) Majorana hortensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dirsek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Topallık, aksaklık, (bk.) Arec.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). Bir sonuca varmak için kullanılan şey, vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicular. vehicle. means. appliance. tool. instrument. facility. implement. medium. organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appliance. medium. organ. transport. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. tool. vehicle. means. appliance. implement. medium. organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (coğ). (zool). eklembacaklıların örümcek ve akrep sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., zool örümcek ve akrep cinsinden hayvan; (s). bu hayvanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). araknoid, beyin zarlarından biri; (s)., (bot). örümceksi, ağımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzlaştırmak için araya giren kimse: Vasıta, mutavassıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediator. go-between. middleman. intercessor. intermediary. in-between. interceder. intermediate. jobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. intermediary. middleman. mediator. go-between. broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary. agent. go-between. mediator. middleman. negotiator. conciliator. us- weather market-maker. fixer. friendly arbitrator. go- between. go between. interagent. interceder. intercessor. intermediate. intermediate agent. mesne. transactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over. through. via. by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the mediation of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aracının gördüğü iş, vasıtalık, tavassut; vesatet: O, bu işi ancak benim aracılığımla yapabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention. mediatorship. agency. agency business. intercession. intermediate trade. procuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediation)

Sermaye piyasası araçlarının, yetkili aracı kuruluşlar tarafından, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına ve başkası hesabına alım satımıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının tamamının satılacağının aracı kuruluş veya kuruluşlar tarafından ihraçcı şirkete taahhüt edilmesidir. İki türlü olur: bakiyeyi yüklenim veya tümünü yüklenim.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

media. facilities. resources.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- road vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sakinleştirici, yatıştırıcı, huzur verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüzün).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins vaşak, karakulak, (zool). Felis caracal; bu hayvanın kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Caracas, Venezuela,nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). binicilikte yarım çark hareketi; (f). bu hareketi yaparak at sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). karakul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şelâle, buyük çağlayan, çavlan; (tıb). katarakt, perde, aksu, akbasma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karakter, huy, tabiat, ahlak; vasıf, nitelik; hususiyet, özellik; şöhret, nam; bonservis; statü, durum; tip, şahıs; (k.dili). garip kişiliği olan kimse; tiyatro karakter, canlandırılan kişi; işaret, harf; alfabe. character actor karakter oyuncusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). diğerlerinden aylrıcı nitelikte olan, tipik; kendine has; (i). özellik, hususiyet, vasıf; logaritma karakteristiği. characteristically (z). ayırıcı nitelikte olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavsif, tanımlama, tarif, nitelendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tanımlamak, tavsif etmek. characterizer (i). tanımlayan şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karaktersiz, seviyesiz, zayıf ahlaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Son derece dar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek dar. Ar. zıyk, Fars. teng: Daracık bir yere sokulmuş, daracık dükkân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Dokuz derecesinde olan, sekizinciden sonra gelen. Ar. tâsî: Dokuzuncu gün; on dokuzuncu; yüz dokuzuncu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. swindler. spieler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Best Effort Underwriting)

Halka arz edilecek sermaye piyasası araçlarının izahnamede gösterilen satış süresi içinde satılmasını, satılmayan kısmın ise ihraçcıya iadesini ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ziyade, fazla, çok: Cenâb-ı Hak ömrünü füzûn (efzûn) eyleyel

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pek çok, son derece fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ziyadelik, çokluk, bolluk, artma. Ar. kesret: Cenâb-ı Hak füzûnî-i ömr ihsan buyursun I

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz vakti. Ar. nehâren: Gündüzün uyumayı sevmem. Sıcak yerlerde gündüzün yolculuk olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güz vaktinde, sonbahar mevsiminde, Osm. Fasl-ı harîfte = Güzün ekilecek tohumlar.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Public Offering)

Sermaye piyasası araçlarının halka arz yoluyla satışına aracılıktır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(HARAC) (i. A. hurûc’dan).

1.Vergi, Ar. cizye.

2.Vaktiyle Müslüman olmayan tab’anın askerlik bedeli olarak verdikleri şahsî vergi. Haraca kesmek = Haraca bağlamak; birisini haraç ödemeye, mutlaka bir şey vermeye mecbur etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HARAC) (i.). Bir malın artırmaya çıkarılması, mezatla satılması. Tellâlların «haraç mezâd...» diye bağırmaları bu mânâ iledir (kelime Arapça ise de Arapça’da böyle bir mânâsı yoktur. Belki «çıktı» demek olan fiilin mazi kipi «harece» den galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribute. tax. exaction. racket. extortion. pad. protection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tribute. tax. racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خراج] haraç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Arapça: harâç, Farsça: güzârîden = ödemek). Haraç veren, haraca kesilmiş, Osm. cizye-güzâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle Müslüman olmayan tab’adan haraç adıyla alınan şahsî vergiyi toplamakla görevli adam. Haraç tahsildarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racketeer. extortionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. racketeering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muharebede düşman üzerine humbara atan, havan topunu kullanan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahzân). Keder, gam, acı: Bu hava, bu ses insana hüzün veriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüzn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. sadness. melancholy. gloom. gloominess. doldrums. dole. dolefulness. dreariness. ruefulness. shadow. somberness. sombreness. spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. dumps. gloom. melancholy. shadow. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. melancholy. blue. blues. depression. grief. lament. murk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüzün duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel sad. to grieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel sad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. melancholic. cheerless. sad. blue. depressing. doleful. downcast. dreary. elegiac. funereal. glum. rueful. somber. sombre. sorrowful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. dejected. down. funereal. glum. heavy. lugubrious. melancholy. mournful. plaintive. sad. wistful. woebegone. woeful. sorrowful. heartsick. pensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. melancholic. dolorous. leaden. mournful. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of communication. communication media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban keçisi çeşidinden boynuzsuz küçük bir cins hayvan ki, eti lezzetli olup avcılarca makbûldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolun yukarısı, karaca kemiği. Karacabalığı = İstavrit yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyahça, esmer, siyahımsı. bk. Karaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roe deer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deer. roe. dark. blackish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deer. return deer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Rengi karaya çalan, esmer, yağız. 2.Geyikgillerden, küçük, boynuzlu, güzel görünüşlü av hayvanı. 3.Üst kol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer bey, rengi karaya çalan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik).

1.Baklagillerden, kurak yerlerde yetişen, dikenli bir fidancık (prunus spinosa).

2.Bir cins barbunya balığı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackthorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

makebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Karaca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden, çayır halinde yetiştirilen bir park bitkisi (lolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haydut (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slanderer. defamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldier. army officer. slandering. person who slanders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karın boşluğunda, midenin sağında bulunan iri bir bez. Karaciğer, vücuttaki bezlerin en büyüğüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hepatic. liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.

Karaciğerin görevi :

- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.

- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.

- Vücudun ısısını ayarlar.

- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.

- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.

- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.

Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.

Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :

Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limonsuyu.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı saf zeytinyağına, 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış limon suyu karıştırılır. Sabahları aç karnına içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayva

Hazırlanışı : 2 tane ayva külde pişirilip, yemeklerden önce yenir. Bunun yerine ayva marmelatı da yenebilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Humbaracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanlarda su taşıyıp yolculara dağıtan adam, kafile sakası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahte davranışlarda bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impostor. faker. tall talker. charlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faker. phony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam, yiğit. 2.Yumuşak huylu, sakin.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yirmi dokuzdan sonra gelen, otuz derece ve mertebesinde bulunan: Ayın otuzuncu günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. paraşüt; f. paraşütle atlamak; paraşütle indirmek. parachutist i., ask. paraşütçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şefaatçi; yardıma çağrılan kimse. the Paraclete Ruhulkudüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Dingil üstünde olmayan asma araba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee. bracket. hanger. angle tie. knee plate. angle bracket. angle brace. bracer. gusset plate. gusset. floor hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee. bracket. hanger. angle tie. knee plate. angle bracket. angle brace. bracer. gusset plate. gusset. floor hanger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sandarak ağacı; dağ ardıcı, bot. Callitris quadrivalvis; bu ağacın buhur ve cilâ olarak kullanılan reçinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SERRAC) (i. A. «sere» den imüb.).

1.Eyer ve başka at takımı yapan ve satan adam.

2.Meşin ve sahtiyan üzerine sırma ve ipekle işleyerek çeşitli eşya yapan esnaf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddler or maker or seller of saddles and harness. harness maker. saddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Koşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse. 2.Sirac kelimesinin değişikliğe uğramış şekli. Kandil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Saraç işlerinin yapıldığı çarşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Suriye ve Arabistan çöl kabilelerinin bir ferdi; Haçlı Seferleri zamanında Müslüman veya Arap kimse; Haçlı Seferi düşmaı. Saracen'ic(al) s. Araplara veya Müslümanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus bir çeşit çam, lariks, bot. Larix laricina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağma, çapul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاراج] yağma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Oturup hava almaya yarayan etrafı açık yüksekçe seki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrace (flat roof or open platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yumuşak huylu, sakin kimse, soylu, asil.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak başlı, sakin, asil yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuzun (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Uzay mekiğinin içindeki astronotların havada yüzer gibi dolaştıklarını, eşyaların ortalarda uçuştuklarını televizyonda görmüşsünüzdür. Uzay mekiğinin dönüp durduğu yükseklik, dünyanın boyutları ile mukayese edildiğinde o kadar da fazla değildir. Peki nasıl oluyor da bu kadar bir yükseklikte yer çekimi sıfırlanıyor? Koskoca Ay’ı bile yörüngesinde tutan dünyamızın çekim gücü, ufacık bir uzay aracına nasıl etkili olamıyor?

Aslına uzay aracında da yer çekiminin yok olması söz konusu değildir. “Yerçekimsiz ortam” deyimi doğrudur ama bu, mekiğin yörüngesindeki uçuşundan doğan bir durumdur.

Astronotları (veya kozmonotları) bu ortama alıştırmak için özel hazırlanmış yolcu uçaklarının kullanıldıklarını duymuşsunuzdur. Uçak belirli bir yüksekliğe gelince aniden ve hızla bir eğri çizerek yere doğru inişe geçer. Saniyeler süren bir sürede uçağın içinde yer çekimsiz ortam yaratılmış olur.

Uzay mekiğinin ve uzay istasyonlarının dünya etrafında dönüşü, uçağın yaptığı hareketin veya çizdiği rotanın sürekli olan bir şeklidir. Yerden bakınca düz gidiyormuş gibi görünür ama uzay aracı devamlı düşüş halindedir. Eğer düz gitseydi (uzaydan baktığınızı düşünün) yörüngeden çıkar giderdi. Nasıl lunaparkta eğlence trenleri önce yükseğe çıkar sonra oradan hızla düşermiş gibi inerse, uzay aracının da dönüşü, aslında bu düşüş hareketinin devamlı bir halidir.

Uzay araçlarının uçtukları yükseklikte şüphesiz yer çekimi vardır ama bu sadece aracı yörüngede tutmaya yarar. Dünya’dan Ay’a doğru düz bir hat üzerinde yolculuk yaptığınızı düşünün. Ay ile Dünya arasında öyle bir nokta vardır ki burada Dünya’nın yerçekimi kuvveti biter Ay’ınki başlar. Yani uzayda nereye giderseniz gidin bir şeyin sizi çekmesinden kurtuluş yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. «uz» dan).

1.Boyu çok olan: Uzun adam, uzun ağaç, uzun duvar, uzun tarla.

2.Çok süren, devam eden: Uzun müddet, uzun gün, uzun Ömür, uzun yol.

3.Çabuk bitmeyen, tafsilâtlı, mufassal: Uzun iş, uzun söz.

4.Çok, çok vakit: Uzun sürer; uzun söyleme. Uzun uzadıya, uzun uzadiye = Pek tafsilâtlı, Osm. arîz ve amîk. Eli uzun =

1.Muktedir, nüfuzlu.

2.Hırsız. Uzun etmek =

1.Boş yere uzatmak, lüzumsuz olarak çok söylemek.

2.Pek ileriye varmak, ileri iddiada bulunmak. Uzun boylu = Tafsilâtlı. Uzun hayvan = Yılan. Uzun tutmak = Çok sürecek veya pek mufassal ve büyük olacak surette başlamak. Uzun Hava = Türk halk musikisinde usulsüz söylenen parça.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. tall. lengthy. extended. prolonged. maxi. far-off. faraway. interminable. prolix. long-. maxi-. macro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. spindly. tall. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baguette. far. great. lengthy. long. tagliatelle. tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

em-dash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable. hardwearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartmak için, kaset hareket hızının yarıya indirilmesi işlemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartarak, bir 120 dakikalık Video8 PAL kasetine 240 dakika kayıt yapılabilmesini sağlar. MiniDV ve Digital8 için kayıt süresi %50 artar. Yani 60 dakikalık MiniDV kasete, 90 dakika kayıt yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Long Position)

Bir malı, menkul kıymeti veyavadeli işlem sözleşmesini satın almaktır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC’in (geleneksel MiniDisc ses sıkıştırması) iki katı ses sıkıştırması sunan ATRAC3 ses sıkıştırma teknolojisini kullanan bu işlev, MO-MD’lerin kayıt ve çalma sürelerini ikiye ya da dörde katlama olanağı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingering. long. perennial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at length. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sulu yerlerde yaşayan uzun bacaklı kuşlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz veya fazlaca uzun, oldukça uzun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endways endwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzun olan şeyin hâli. 2.Bir cismin boyu: Uzunluğuna, boyca, boyuna; zıddı: en.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. lengthiness. extent. linear measurement. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. length. tallness. lengthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. extent. footage. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üzülme, can sıkılma, yorulma, ıztırap.

2.Merak, endişe.

3.Eziyet, ezâ, cefâ, azap: Çok üzüntüyü gerektirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. care. chagrin. damp. dejection. desolation. distress. disturbance. fret. grief. hurt. mopes. regret. sadness. slough. sorrow. strait. trouble. unhappiness. woe. worry. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. agitation. care. cross. distress. dumps. gloom. grief. regret. sorrow. stew. trouble. woe. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. annoyance. blue devil. bother. botheration. chagrin. despair. fret. grief. load. mope. sorrow. thorn. tribulation. trouble. vexation. woe. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. distressed. hard-pressed. sad. sorry. woebegone. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. gloomy. heartbroken. regretful. rueful. sad. upset. worried. unhappy. distressed. sorrowful. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. depressed. doleful. heavy laden. lamentable. unhappy. upset. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who will set up a bowl about sth on the slightest provocation. alarmist. clamorous. obstreperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Yüz derecesinde olan: Yüzüncü sene, iki yüzüncü, bin yüzüncü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hundredth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on one's account. on account of. owing to. because. because of. because of. owing to. due to. from. of. on account of. seeing. thro. through. thru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. from. through. because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the ground that. prima facie. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by