Uzun Atlama ne demek? | Uzun Atlama anlamı nedir? | Uzun Atlama

Uzun Atlama anlamı nedir?

Uzun Atlama ne demek?

Uzun Atlama anlamı nedir?

Uzun Atlama | Dream Meanings


Türkçe - İngilizce Sözlük

broad jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gürültü, patırtı etmek, kıyameti koparmak.

2.Istemiyerek mühim bir sırrı ifşa etmek, ağızdan kaçırmak.

3.Ağzını bozmak, söğüp saymak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlayış, (bk.) Atlamak. Atlamataşı = Çamurlu yolun bir tarafından diğer tarafına geçmek için konmuş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. vault. spring. skipping. omitting. omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a jump. skipping. by-pass. jumping off. jumping. leap. spring. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» dan).

1.At gibi kalkıp fırlamak, sıçramak.

2.Fışkırmak.

3.Geçmek, üstünden geçip bırakmak: Okurken iki satır atladı.

4.Aşmak, öteye geçmek: Şu dağı atlasak. Adım atlamak = Kuvvet yettiği kadar adım açarak sıçramak.

5.Bir engeli fırlayarak aşmak: Duvardan atlamak. Hendekten atlamak

6.Vakit kaybetmeden binivermek: Arabaya atlayıp geldim.Yanılmak, aldanmak. Atladı gitti Genç Osman. Gazete falan haberi atlamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. omit. dive. elide. grasp at. hop. hop on. leave out. miss out. snatch at. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. leap. omit. overlook. skip. to jump. to spring. to leap. to hop. to leave out. to omit. to skip. to fuck. to bang. to make. to lay. to score. to leap at. to jump at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. omit. skip. to jump. to miss. to catch. to omit. to slip. to leave out. to have intercourse with. gambol. get over. leap. surmount. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). Bayat olmak, eskiyip tazeliği, taravet ve letâfeti geçmek, bayağılaşmak: Bu ekmek bayatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tüzün).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Çatlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fracture. cracking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracking. splitting. cleavage. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çat ederek büyük sesle yarılmak, ayrılmak: Cam çatladı.

2.Parçaları ayrılmayacak kadar kırılmak, yarılmak: Bu bardak çatlamış.

3.(dalga vs.) Kırılmak, paralanmak.

4.(hayvan) Çok yürümekten telef olmak: Yarı yolda atı çatladı.

5.mec. Hasetten, hiddetten, sıcaktan ve başka ıztıraptan telef olmak derecesine gelmek: Hasetciler çatlasın, sıcaktan çatlayacağız.

6.Çok ağlamaktan ölmek derecesine gelmek: Şu çocuk çatlayacak, meme verin.Çok ağrımak, ıztırap içinde bulunmak: Başım çatlıyor, karnım çatlayacak. Alın damarı çatlamak = Haya ve hicap kalmamak, arsız, utanmaz olmak. Taş çatlamak =

1.Çok soğuk olmak.

2.Olmayacak şey olmak, imkânsız şey vuku bulmak: Taş çatlasa bu bahçe o kadar mahsul vermez. Çatlasa, patlasa = Her ne yapsa: Çatlasa da patlasa da bu işi yürüteceğim.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. split. craze. dehisce. burst. die of exhaustion. cleave. fracture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. fracture. to crack. to split. to fracture. to chap. to break. to burst with impatience. to die. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crack. to split. to burst with impatience. burst. disrupt. fracture. rupture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Dokuz derecesinde olan, sekizinciden sonra gelen. Ar. tâsî: Dokuzuncu gün; on dokuzuncu; yüz dokuzuncu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dudaklar, güneş veya soğuk havanın tesiriyle çatlayabilir. Endişe edilecek bir durum yoktur. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri çatlakları gidermek amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Cevizyağı, balmumu.

Hazırlanışı : 2 çay bardağı cevizyağına, 2 çorba kaşığı eritilmiş balmumu konur. Karıştırılarak soğutulur. Küçük bir şişeye doldurulur. Sabahları dudaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to format.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ziyade, fazla, çok: Cenâb-ı Hak ömrünü füzûn (efzûn) eyleyel

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pek çok, son derece fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ziyadelik, çokluk, bolluk, artma. Ar. kesret: Cenâb-ı Hak füzûnî-i ömr ihsan buyursun I

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz vakti. Ar. nehâren: Gündüzün uyumayı sevmem. Sıcak yerlerde gündüzün yolculuk olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güz vaktinde, sonbahar mevsiminde, Osm. Fasl-ı harîfte = Güzün ekilecek tohumlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahzân). Keder, gam, acı: Bu hava, bu ses insana hüzün veriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüzn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. sadness. melancholy. gloom. gloominess. doldrums. dole. dolefulness. dreariness. ruefulness. shadow. somberness. sombreness. spleen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blues. dumps. gloom. melancholy. shadow. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadness. melancholy. blue. blues. depression. grief. lament. murk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüzün duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel sad. to grieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel sad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. melancholic. cheerless. sad. blue. depressing. doleful. downcast. dreary. elegiac. funereal. glum. rueful. somber. sombre. sorrowful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue. dejected. down. funereal. glum. heavy. lugubrious. melancholy. mournful. plaintive. sad. wistful. woebegone. woeful. sorrowful. heartsick. pensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sad. melancholic. dolorous. leaden. mournful. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. demonstrate. evidence. make smth. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove kanıtlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. to demonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi ve kayığı).

1.Kalafat etmek, tahtalarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürmek: Gemiyi iyi kalafatlamış.

2.mec. Sahtelendirmek, düzgün sürmek, boya vesaire ile kusurları örtmek: Yüzünü kalafatlamış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi veya kayığı). Kalafat ettirmek, kaplama tahtlarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürdürmek: Şu kayığı kalafatlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caulk. to repair. to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat haline sokma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carbonate. to impregnate with carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bükme, kat kat etme, devşirme. Katlama yeri = Büküm yeri, kıvrım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. folding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. doubling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kumaş vesaireyi kat kat bükmek, bükerek sarmak, devşirmek: Kumaşı, elbiseyi, çamaşırı katlamak, kâğıdı ikiye katlamak.

2.İki kat etmek, tekrarlamak: Çifti İki, üç kere katlamak, tarlayı iki, üç kere sürmek.

3.Hamuru ince açmak, yufka yapmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. pleat. bend. crease. crimp. double. drape. enfold. fold down. infold. shut. tuck. tuck up. turn back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. crinkle. double. fold. punish. slaughter. tuck. turn. wrap. to fold. to pleat. to walk over sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fold. to fold up. crumple. enfold. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan 80 dakikalık MiniDisc’in kapasitesini, maksimum 320 dakikalık dijital müzik alacak hale genişleten yeni bir özelliktir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Doğumdan sonra geçen günlerde, bazı kadınlarda memelerin uç kısımlarının çatladığı görülür. Anne yavrusunu emzirirken, memesinde sancı hisseder. Bebek de, emdiği sütle beraber ağzına gelen kanı kusarak çıkarır. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş, ucunda çatlak olan memeyi en az 24 saat dinlendirmektir. Bebek bu memeden emzirilmez. Memede biriken sütü de almak gerekir. Ayrıca tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 bardak havuç suyu hazırlanıp, meme uçları sık sık ıslatılır. Aynı işlem, her gün yeni sıkılmış havuç suyu ile tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population explosion. population explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam, yiğit. 2.Yumuşak huylu, sakin.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yirmi dokuzdan sonra gelen, otuz derece ve mertebesinde bulunan: Ayın otuzuncu günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirtieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Patlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. detonating. fulminating. explosion. detonation. burst. bang. blow-out. blowup. boom. burst-up. eruption. fireworks. fulmination. outburst. puncture. simmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. blowout. burst. detonation. eruption. explosion. outburst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. detonation. eruption. explosion. sudden expansion. bursting. blow-up. blownout. break. outburst. puncture. fulmination. fulminate. bang. breakout. clap. outbreak. comprehensive / household policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sesle çatlamak, tazyikle yarılmak: Tulum, şişe, çıban patlamak.

2.Ateş alıp, şiddetli sesle tutuşmak, tazyikle havaya atılmak: Top tüfek patlamak.

3.Yarılmak, çatlamak.

4.Çıkmak, fırlamak, dışarı uğramak: Gözü patladı, şişenin tıpası patladı.

5.mec. Çok sıkılmak, çok hiddet etmek: Of patlayacağım!

6.Çok yiyip içmek.Birdenbire ve ansızın zuhur etmek, kopmak: Bir bora patladı. Od Patlamak = Çok korkmak. Kabak başına patlamak = Haksız zarara uğramak, acısını çekmek. Patlamadın ya! = Sabret, bekle mânâsiyle azarlama tâbiridir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. explode. go off. crack. erupt. blow. blow up. pop. break. detonate. fulminate. go up. knock back. let fly. plonk. plunk. go pop. puncture. set back. snap. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. detonate. explode. fume. pop. puncture. to burst. to occur. suddenly. to blurt out. to explode. to go off. to blow up. to pop. to detonate. to erupt. to puncture. to break out. to burst out. to be bored to death. to cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to burst. to explode. to blow up. to burst open. to break out. to give vent to one's feelings. to cost sb so much. to blowout. to erupt. to fulminate. to pop. detonate. to blow one's mind. to go pop. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation. relief. reprieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. relax. let go. ease. feel relieved. let oneself go. open out. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. unwind. to become comfortable. feel relieved. calm down. to feel relieved. to relax. to rest. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel better / relieved. to feel at ease. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infringement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Sakat hâle getirmek.

2.Bozmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. disable. maim. mutilate. to injure. to disable. to cripple. to mutilate. to maim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disable sb physically. to cripple. to maim. to mutilate. to spoil the shape or appearance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokat atmak, tokat vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick out of. slap. smack. box. cuff. sock. swindle. swipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffet. slap. smack. to slap. to smack. to cuff. to buffet. to swindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slap. to cuff. plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yumuşak huylu, sakin kimse, soylu, asil.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yumuşak başlı, sakin, asil yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuzun (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «uz» dan).

1.Boyu çok olan: Uzun adam, uzun ağaç, uzun duvar, uzun tarla.

2.Çok süren, devam eden: Uzun müddet, uzun gün, uzun Ömür, uzun yol.

3.Çabuk bitmeyen, tafsilâtlı, mufassal: Uzun iş, uzun söz.

4.Çok, çok vakit: Uzun sürer; uzun söyleme. Uzun uzadıya, uzun uzadiye = Pek tafsilâtlı, Osm. arîz ve amîk. Eli uzun =

1.Muktedir, nüfuzlu.

2.Hırsız. Uzun etmek =

1.Boş yere uzatmak, lüzumsuz olarak çok söylemek.

2.Pek ileriye varmak, ileri iddiada bulunmak. Uzun boylu = Tafsilâtlı. Uzun hayvan = Yılan. Uzun tutmak = Çok sürecek veya pek mufassal ve büyük olacak surette başlamak. Uzun Hava = Türk halk musikisinde usulsüz söylenen parça.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. tall. lengthy. extended. prolonged. maxi. far-off. faraway. interminable. prolix. long-. maxi-. macro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. spindly. tall. tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baguette. far. great. lengthy. long. tagliatelle. tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

em-dash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable. hardwearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartmak için, kaset hareket hızının yarıya indirilmesi işlemi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kasetin kayıt süresini iki katına çıkartarak, bir 120 dakikalık Video8 PAL kasetine 240 dakika kayıt yapılabilmesini sağlar. MiniDV ve Digital8 için kayıt süresi %50 artar. Yani 60 dakikalık MiniDV kasete, 90 dakika kayıt yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Long Position)

Bir malı, menkul kıymeti veyavadeli işlem sözleşmesini satın almaktır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC’in (geleneksel MiniDisc ses sıkıştırması) iki katı ses sıkıştırması sunan ATRAC3 ses sıkıştırma teknolojisini kullanan bu işlev, MO-MD’lerin kayıt ve çalma sürelerini ikiye ya da dörde katlama olanağı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingering. long. perennial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at length. prolix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sulu yerlerde yaşayan uzun bacaklı kuşlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz veya fazlaca uzun, oldukça uzun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endways endwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uzun olan şeyin hâli. 2.Bir cismin boyu: Uzunluğuna, boyca, boyuna; zıddı: en.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. lengthiness. extent. linear measurement. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. length. tallness. lengthiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. extent. footage. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long measure. measure of length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Üzülme, can sıkılma, yorulma, ıztırap.

2.Merak, endişe.

3.Eziyet, ezâ, cefâ, azap: Çok üzüntüyü gerektirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. care. chagrin. damp. dejection. desolation. distress. disturbance. fret. grief. hurt. mopes. regret. sadness. slough. sorrow. strait. trouble. unhappiness. woe. worry. straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. agitation. care. cross. distress. dumps. gloom. grief. regret. sorrow. stew. trouble. woe. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. annoyance. blue devil. bother. botheration. chagrin. despair. fret. grief. load. mope. sorrow. thorn. tribulation. trouble. vexation. woe. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. distressed. hard-pressed. sad. sorry. woebegone. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggrieved. gloomy. heartbroken. regretful. rueful. sad. upset. worried. unhappy. distressed. sorrowful. distressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. depressed. doleful. heavy laden. lamentable. unhappy. upset. worried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unclouded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Yüz derecesinde olan: Yüzüncü sene, iki yüzüncü, bin yüzüncü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hundredth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on one's account. on account of. owing to. because. because of. because of. owing to. due to. from. of. on account of. seeing. thro. through. thru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. from. through. because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the ground that. prima facie. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by