V.p. ne demek? | V.p. anlamı nedir? | V.p.

V.p. anlamı nedir?

V.p. ne demek?

V.p. anlamı nedir?

V.p. | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Vice President.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1280 x 960 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, Internet, e-posta ile gönderme ve hızlı baskı için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Normal şartlarda LCD TV’ler için kullanılan standart 8 bit paneller, 256 kademeli renk geçişi yeteneğine sahiptir. BRAVIA D3000 Serisi için kullanılan 10 bit panel, 1024 geçiş gölgesi sağlar. Bu özellik, ten tonlarından günbatımına her görüntüye canlılık katar ve yine gördüğünüz görüntünün aslına mümkün olduğunca yakın olmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

En iyi HD formatı – 1080p yumuşak bir yüksek çözünürlüklü görüntü için 2 milyondan fazla piksel sağlar. Burada ‘p’, görüntünün tüm görüntü satırlarının her dikey taramayla yenilendiği bir kademeli ya da titreşimsiz resim tarama işlemi yürüttüğünü gösterir. 1080p, HDTV kullanımı için tanımlanan maksimum çözünürlük olup bu format Blue-ray için de kullanılmaktadır. Disc® ve PLAYSTATION®3.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

15 pin D-sub bağlantı noktası, filmleri doğrudan bir bilgisayardan çalıştırabilmenizi sağlar. Bu, depolanan dijital içeriğin gücünü açığa çıkarabilmeniz için ev sinema projektörünüzü bilgisayarınıza bağlamak için bilgisayarlarda kullanılan elektrikli bir konektördür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1600 x 1200 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, yüksek kaliteli baskı ya da ayrıntılı görüntü gerektiren Internet uygulamaları için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu mod, filmlerin yönetmenin büyük ekran için amaçladığı üzere saniyede 24 kare hızında izlenmesine olanak sağlar. Günümüze dek, evde izlenen filmler sinema salonunda olduğundan ‘daha hızlı’ oynatılmaktadır. TV’de yayınlanan ya da DVD olarak satılan filmlerin, PAL biçimiyle uyumlu izlenebilmesi için ayarlanması gerekmektedir. Buradaki fark, filmler saniyede 24 kare hızında çekilirken standart bir TV’nin saniyede 25 kare hızında yayın yapmasından kaynaklanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2:2 Pulldown diğer Pulldown düzenlerinden farklıdır; çünkü herhangi bir kareyi kopyalamaz. Bunun yerine, video şifre çözücüsüne videoyu tek bir Aşamalı Kare olarak değil, iki birbirine geçmiş alan olarak görüntülemesini söyler. PAL ya da SECAM video standartlarının kullanıldığı ülkelerde, televizyon için çekilen bir saniyede 25 kare olarak çekilir. PAL video standardı saniyede 25 kare görüntüler; böylece filmden videoya aktarım basittir; her film karesi için bir video karesi çekilir. Saniyede 30 kare kullanılarak çekilen program ve filmleri, 60 Hz tarama hızına sahip NTSC videoya aktarmak için 2:2 Pulldown özelliği de kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2048 x 1536 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

640 x 480 piksel görüntü çözünürlüğü sunan bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Dosya boyutunun küçük olması, Internet, e-posta ve hızlı baskı için çok hızlı resim transferi olanağı sağlar. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2240 x 1680 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, müthiş hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren çok profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

2560 x 1920 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir. 5,0 megapiksel görüntü, büyük biçim ve poster baskılarında bile en ince görüntü ayrıntılarının gösterilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

720p, bazı Yüksek Tanımlamalı aygıtlar tarafından kullanılan Yatay kademeli satır sayısını ifade eder

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek çözünürlüklü ses örnekleme hızı. Bu yüksek örnekleme hızı, normal bir Audio CD ile kıyaslandığında daha fazla derinlik, zenginlik ve netlik sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan standart.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Güney Afrika'da bulunan ve karınca yiyen bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب کوثر cennet suyu, 2.şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça abâ, Farsça pûşiden = Giymek). Aba giyen, abadan hırka giyen, derviş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) on amperlik elektrik cereyan birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عباپوش] abalı. 2.derviş. 3.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Afuv).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlangıcı bulunmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Kaviyy).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz.el-Vacid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu. - Vali, Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Vali).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasi’nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah’ın kulu. - Vasi kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vasi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vedud’un kulu.- Allah’ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını seven, onlara rahmet ve rızasını yönelten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah’ın kulu. Vehhab, Allah’ın isimle-rindendir. - “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah’ın kulu. - Vekil. Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vekil).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edici olan Allah’ın kulu. - el-Veliyy kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Veli).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Abide gibi, Abideyi andırır.

2.Çok büyük (fr. monumental) (mecazi mânâda da kullanılır: Abidevî bir şiir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدوی] anıtsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s). Latince isimlerde ablatif, ismin -(den) hali; (s) -den halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vaktinden evvel doğmuş; boş, beyhude, eksik, akim; tıb çocuk düşürmeye sebebiyet veren abortively (z). akim kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yukarıda olan; yukarıda zikredilmiş, daha önce gösterilmiş olan; semada olan, gökteki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). daha yukarıda olarak, sıraca önce olarak; rütbe veya iktidarca üstün olarak above-board (s) doğru, hilesiz, aşikâr above ground yeryüzünde, toprağa gömülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat yukarısına, yukarısında, üstüne, üstünde fevkine, fevkinde; -den yukarıya, yukarıda, ustun; daha çok above all hepsinden ziyade, bütün bunlardan başka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). başlangıçtan beri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s) aşındırmak ve bilemek veya cilâ yapmak için kullanılan bir madde; aşındırıcı şey, yıprandırıcı madde; (s). aşındıran, bileme veya cilâ işinde kullanılabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birdenbire olan, ani olan, acele ile olan; ters, haşin; birbirini tutmaz, kesik, pürüzlü; çok dik abruptly (z). birdenbire; terslikle abruptness (i). acele; sertlik, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suç, günah veya cezayı affetmek yahut bunu ilân etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ab, A. heva’dan). (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağzı bozuk, küfürbaz; yolsuz, bozuk; fesatçı abusively (z). yolsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آب و هوا] iklim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. acîbe). (bk.) Acîbe. (Müfred gibi)’ acip, garip, tuhaf, şaşacak: Acâip iş; acâip adam; garip şey: Acâip, öyle mi dedi? (bk.) Acayip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(müz). çalgı eşliği olmadan söylenen (şarkı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, becerikli, cesur kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acâip»).

1.Alışılanlara aykırı, garip, yadırganan: Acayip kılık.

2.Acayip hava.

3.Ünlem olarak hayret gösterir: Demek öyle ha? Acayip!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strange. weird. odd. unusual. curious. out-of-the-way. bizarre. queer. antic. kinky. freak. screwball. comical. crotchety. droll. exotic. fanciful. fantastic. fantastical. flaky. freakish. grotesque. incongruous. kooky. novel. outlandish. peculiar. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awfully. bizarre. bloody. cranky. curious. droll. extraordinary. fantastic. freak. freakish. funky. funny. futuristic. grotesque. kinky. nifty. odd. offbeat. outlandish. peculiar. queer. singular. specimen. strange. uncanny. uncommon. weird. astonishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become odd / awkward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

queerness. awkwardness. eccentricity. freak. oddity. peculiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, almak; icabet etmek; onaylamak, tasdik etmek, razı olmak; anlamak, mana vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, makbul be acceptable makbule geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; kabul edilme ; tasdik ve imza olunmuş tahvil, poliçe v,b non-acceptance (i), (huk). ademi kabul, ret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; anlam, mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yokuş, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşlik eden şey, refakat eden şey; (müz). akompaniman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). piyanoda eşlik eden kimse, akompanist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir kimseye arkadaş olmak, yanında bulunmak, beraberinde gitmek veya gelmek, refakat etmek, rehberlik etmek; (müz). eşlik etmek; maiyetinde bulunmak ; ilâve etmek, eklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, becermek , üstesinden gelmek; tamamlamak, ikmal etmek accomplished (s). ikmal edilmiş ; hünerli; nezaketli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başarı, muvaffakiyet; icra, tamamlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplayıcı, biriktirici; toplanmış, birikmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram) ) (-i) halinde; (i). (-i) hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde dügâh perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şaşma, şaşa kalma, taaccüb, hayret: Acebde kaldım.

1.(müzekkeriyle müennesi bir) acib, garib, şaşacak, tuhaf: N« acep iş = Acaba, yarın bayram mı acep?


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başsız, reissiz; (zool). asefala sınıfından; (bot). başsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, yapabilmek, üstesinden gelmek; kazanmak, meydana getirmek muzaffer olmak achievement (i). başarı, muvaffakiyet; husule getirme, başarma; husule getirilmiş şey. achievement test başarı testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). cücelik, bodurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open- air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frc- hearted. honest. on the level. open- hearted. tweedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market. overt market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank bill. certificate of indebtedness issued before all the details are settled. declared policy. open policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonara denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergency room / ward. emergency room / service. emergency room. emergency service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foldaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike. bread riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açgözlü; elde edilebilen. acquisitive instinct açgözlülük, kespetme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehrin en yüksek noktasında bulunan iç kale veya hisar, akropol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). faal hale getirmek, harekete geçirmek; (fiz). radyoaktif hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faal hale getirme; lâğım sularının hava ve bakterilerle temas ettirilmesi sonucunda temiz su haline getirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket kuvveti olan, etkin, değiştirebilen, fail; faal, çalışkan; pratik; hareketli, canlı, yerinde duramayan, çevik; (gram). etken, aktif; (tic). faiz getiren, paraya çabuk çevrilebilen (sermaye). active officer muvazzaf subay. active vol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etkinci; eylemci, özellikle politikada eylemciliğe meyilli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faaliyet; fiil, amel; kuvvet; etki, tesir; faal oluş; tez canlılık, tetiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Acunal).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). iğne saplamak suretiyle teşhis ve tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominate. entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man-to-man defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenances. customs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir şeye uydurmak, uyarlamak; edeb adapte etmek. adapt oneself uymak, intibak etmek, tabi olmak. adaptable (s). uysal, şartlara uyan, intibak edebilen adapter (i). adaptör; intibak eden ve ettiren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlara ve çevreye uyma yeteneği, intibak kabiliyeti, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tatbik etme işi, bir şeyin bir başkasına göre ayarlanması, bir canlının yaşadığı muhite uyması işi: Bu piyesin adaptasyonu iyi olmuş. Bazı kelebekler adaptasyon sayesinde kendilerini korur, ADAPTE (i. Fr.). Adaptasyonu yapılmış, tamamlanmış: Bu eser Fransızca’dan adaptedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adaptation

uyarlama

Uyarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation. conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, imtizaç , intibak, tatbik, uyma; (edeb). adaptasyon, uyarlama; ışık değişikliklerine gözü alıştırma işlemi; uydurulma, şekil değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapté

uyarlanmış

1. Sinema, tiyatro, radyo ve televizyonun teknik imkânlarına uygun duruma getirilmiş.

2.Kişi ve yer adları değiştirilerek yerli bir eser durumuna getirilmiş (yabancı eser).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angepasst. übertragen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adapteur

uyarlayıcı

Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter. adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adapter adaptor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit. cony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Düşmanlık, husûmet: O adamın bana adâveti vardır.

2.Kin, garez, buğz: İzhar-ı adavet etmek = Kinini açığa vurmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عداوت] düşmanlık. adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). katkı; katılan kimyasal madde; (s). toplamsal, ilâve olunacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adres yazma makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موفقيت] başarısızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم توجه] ilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). usta, mahir;(i). mütehassıs, uzman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyilik, yardımseverlik. 2.Ünlü hanım mutasav-vıfe.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yapışkan, yapışıcı; (i). tutkal, zamk, çiriş adhesive plaster, adhesive tape yapışkan şerit, bant, plaster adhesiveness (i). yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i) etin yağına ait; yağlı; (i) etin yağlı tarafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıfat cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). sıfat; (s). sıfat cinsinden olan, niteleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adâletin barındığı yer, adâlete sığınan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial / court police. criminal police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a doctor of forensic medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic medicine. medical jurisprudence. legal / forensic medicine. forensic / legal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yönetimle ilgili, idari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabul etmek, edinmek, benimsemek ; evlât edinmek. adoption (i). kabul , benimseme; evlatlığa kabul etme, evlât edinme adoptive (s). evlâtlığa kabul eden veya edilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Edirne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Adâ). Çokluğun çokluğu: Eâdî. (Dilimizde daha çok «adû» şeklinde kullanılmıştır). Düşman, hasım: Adüvv-i cân = Can düşmanı, adüvv-i kadîm = Eski düşman, Adây-ı din = Din düşmanları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilerleme, ileri gitme, terakki, terfi; fiyat yükselmesi; avans, öndelik. advances (i)., (çoğ). ilerlemeler; (k).dili açık verme, asılma. advance guard öncü kuvvet. in advance önde, ileride; peşin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, ilerlemek, ileri götürmek, ileri gitmek, terakki etmek, terakki ettirmek, terfi etmek, terfi ettirmek; artmak, yükselmek (fiyat) ; avans vermek, ödünç vermek; teklif etmek. advanced (s). ilerlemiş, ileri advancement (i). terfi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Advanced Titler özelliği, çeşitli dillerde 8 ön ayar ve 2 özel alt yazı sağlar. Alt yazının ekrandaki konumu ver rengi ayarlanabildiğinden, ayarlama esnekliği sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kârlı, faydalı , istifadeli. advantageously (z). faydalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelme, gelip çatma, görünme , olma, vuku. Advent (i)., (kil). Hazreti İsa'nın dünyaya gelmesi; Noel'den evvel bir ay müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) arızi, harici, tesadüfe bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, şansa bırakmak; cesaret etmek, göze almak, atılmak. adventurer (i). maceraperest kimse. adventurous (s). macera seven; cüretli; cesaret isteyen (bir iş),

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). macera, serüven, sergüzeşt; spekülasyon, vurgun sağlayan teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). zarf. adverbial (s). zarfa ait adverbially (z). zarf cinsinden olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhalif kimse, düşman , hasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhalefet belirten , karşı fikri ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt, muhalif, ters, karşı, aksi. adversely (z). karşı olarak, muhalefet ederek. adverseness (i). terslik, zıtlık, muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zorlu sıkıntı, üzgü, zorluk, güçlük; çapraşık durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zikretmek, ima etmek, dokundurmak , hissettirmek. advert to (-dan) bahsetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilân etmek, bildirmek; reklâmını yapmak. advertisement (i). ilân, haber, bildirme, reklâm. advertising agent reklâm ajansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğüt, nasihat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye edilebilir; uygun, münasip, muvafık. advisabil'ity, advisableness (i). uygunluk, muvafık olma, tavsiyeye lâyık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tavsiye etmek; öğüt veya nasihat vermek, akıl öğretmek; haber veya bilgi vermek; danışmak, istişare etmek, akıl sormak. ill-advised (s). akılsız, tedbirsiz well-advised (s). tedbirli, akıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıllıca, tedbirli olarak: bilerek, düşünerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) danışman, müşavir; danışman öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye niteliğinde; akıl öğreten, öğüt veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraf tutma, taraftarlık ; savunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savunan kimse, müdafi kimse, taraftar. devil's advocate tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). uçak, tayyare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). roket, güdümlü mermi ve uzay gemilerinin çalışması konusunda tek bir tabaka sayılan atmosfer ve onun dışındaki boşluk. aerospace industry uzay gemileri ve bunların teçhizatlarını imal eden sanayi kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaküre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski Roma tıp tanrısına ait; tıp mesleğine ait aesthetic, aesthetical bak esthetic, esthetical aestival bak estival aet kıs, Lat aetatis yaşında aetiology bak etiology.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفت دوران] güzel, dilber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hissi, dokunaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). yemin ederek verilen yazılı ifade, yeminli beyan. draw up an affidavit yeminli beyan yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). olumlu, müspet, tasdik edilen; (i). müspet iddia; tartışmada olumlu tezi savunanları tutan taraf; olumlu cevap a decided affirmative kuvvetli ve olumlu karar. in the affirmative ispat ve tasdik anlamında, olumlu, müspet. The affirma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, F.).

1.Güneşe tapan.

2.Nilüfer çiçeği. 3.Ayçiçeği. 4.Kaya keleri.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beklenmedik olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). grizu patlamasından kalan zehirli gaz karması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). doğumdan sonraki ağrılar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kıç taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl piyesten sonraki oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Affeden, daima suçdan geçip af ile muamele eden, merhametli, acıyan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daima affeden, merhametli. Esmaü’l-Hüsna’dandır. “Abd” takısı alarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عفو] bağışlama, af.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing net for fishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Limona benzer fakat daha büyük ve kabuğu pek kalın bir meyva ki reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim.

2.Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayretten ağzı açık kalmış, şaşırmış, şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sevgi, muhabbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe «ağa» sözünün Arapça çokluğu. Ağalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). agav, Amerika'da yeti, sen sabır otu, (bot). Agave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Agâh, Agâhî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ağırlaştırmak, kötüleştirmek , şiddetlendirmek; (k). dili kızdırmak, darıltmak; tahriş etmek; abartmak, mübalâğa etmek. aggrava,tion (i). kızdırma, darıltma: şiddetlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rencide etmek, incitmek, kırmak. aggrieved (s). kederli; zarar gören; (huk). haksız hüküm yemiş olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infamous punishment. imprisonment with hard labour. penal servitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy fine. penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) propaganda ve kışkırtma bürosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). bir beyin hastalığı nedeniyle okuma yazma kabiliyetini kaybetme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوات] kızkardeşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki kardeş. Osmanlı Alimlerinden Urfalı vâiz Mahmud KAmil efendi’nin babası Mustafa KAmil efendi ile amcası Urfalı Mehmed efendi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beggar. buddy. chap. fellow. mate. pal. sod. friend. crony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend. companion. contact. mush. saccharine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احباب] dostlar, sevdikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as friends. laid back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dostluk, muhabbet, dostça münasebet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. conversance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be on friendly terms with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yemin etme, söz verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهد و پيمان] and.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آهنگ اصوات] ses uyumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden. timbered. wood. hardwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clapboard. wood. wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. Sekiz ayaklı).

1.Maruf bir cins deniz hayvanıdır ki kemiksiz olup, uzun ayaklarında nasır gibi çekme kuvveti olan düğümleriyle kayalara yapışır.

2.Kansere benzer bir çeşit çıban: Rahim ahtapotu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus. octopod. devil-fish. polyp. hanger-on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlama, inleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوان] ceylanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوانه] ceylan gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آه و واه] feryat, sızlanma, hayıflanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آه و واویلا] feryat, âh çekme, figan etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâl). Haller, (bk.) Hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditions. circumstances durumlar. vaziyetler. behaviours davranışlar. events. affairs olaylar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstances. cases. situations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال] haller, durumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال عادیه] olağan haller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال صحيه] sağlık durumu

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. uht.). Kızkardeşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوف] en korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havl»den smüş). Şa-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احول] şaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -1.Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2.Zeki, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesur, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaver, emir subayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning. birth control. planned parenthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aile ile ilgili, ailelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to the family. concerning the family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائلوی] aile ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadaka verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfa, Yunan alfabesinin ilk harfi; başlangıç. alpha and omega başlangıç ve bitiş, baş ve son, birinci ve sonuncu, bütün. Alpha rays radyumun saçtığı üç ışından pozitif elektrikli birincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Bir işin sonu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akın yapan yiğit. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İpek gibi kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل اول] Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- (bkz.Pınar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Akarib).

1.Kuyruğu ucunda zehirli iğnesi bulunan zararlı hayvan ki zarar vermekte yılanın eşi sayılır: Akrep soktu. Akrep gibi sokar.

2.Saatin iki ibresinden kısası ki, on iki saatte bir dolanıp saatleri gösterir.

3.(Astronomi). On iki burcun biri ki, güneş, ekim ayında bu burca girer: Burc-ı Akrep.

4.(mec.) Akrep gibi gizliden zarar veren adam: Ne akreptir!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpion. hour-hand. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand. scorpion. hour hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpion. hour hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akrep; sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir. Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Domates. 2- Sirke ve Sarımsak

Hazırlanışı : 1- Olgun bir domates, tam ortasından kesilir ve akrebin soktuğu yere temiz bir bezle bağlanır. 2- Sokulan yer steril bir jiletle kanatılıp, emilir. Sirke ile yıkanır. Sarmısak lapası bağlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Örümcekler ailesinden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renk körlüğü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. achromatopsi

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eski Yunan şehirlerinde, içinde saray ve tapınakların bulunduğu müstahkem tepe. Bunların en tanınmışı Atina akropolüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çöl sıçanı, yerbû.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Panelin iki yüzle kullanılmasını sağlayan benzersiz bir kafa birimi tasarımı. Ön panel (dev bir ekran içeren) açılarak kapsamlı kumandaları ortaya çıkartır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. activiste

etkinci

Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. activité

etkinlik

Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. felsefe). Bütün bilgilerin ve ilimlerin, cemiyetin gelişmesine hizmet etmesini isteyen ve böylece iradenin etkinliğini belirten doktrin, etkincilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activisme

fel. etkincilik

1. Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme.

2.İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavî»den itaf.). Daha, en kuvvetli, fazla kavi: Akvî-yı ihtimalâta göre = En kuvvetli ihtimale, ihtimallerin en kuvvetlisine göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavi). Kaviller. (bk.) Kavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقوال] sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavm). Kavimler. (bk.) Kavm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peoples. nations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقوام] kavimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sulu boya resim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aquariste

akvaryumcu

Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek şekilde yapılmış cam su kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium. fish tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavs). Kavisler. (bk.) Kavs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kuvvet). Kuvvetler. (bk.) Kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavim» veya «kîm» den itaf.). Daha veya pek doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavi). Kaviler, kuvvetliler, (bk.) Kavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقویا] kuvvetliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kan ve lenf sıvılarında bulunan yuvarlak hücre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white blood corpuscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Al renkte, koyu ve parlak pembe renkte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivables and payables. assets and liabilities. owings and receivables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülke alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Pınar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Rivâyet edildiğine, söylenenlere göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علِی وجه] üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی وفق] uygun olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karışıklık, kargaşalık, herc-ü merc.

2.Bir şeyin elden ele verilerek veya atılarak aktarılması: Karpuzları alavere ile sergiye, kiremitleri çatının üstüne attılar.

3.Vapurlara kömür vermek için bordaya kurulan kademeli iskele.

4.Tulumbanın basıp emme suretiyle işlemesi: Alavereli tulumba.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uproar and confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. stockjobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaster mold. gypsum mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odada yatak veya kitap rafları konulması için ayrı yer; kameriye; (jeol). düz kayanın tabakaları içine nehrin açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Derhal, bir defada, birden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), t. Müsâvât üzere.

2.Bir boyda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Arası kesilmeksizin, arka arkaya, birbiri ardınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çok acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. penah = melce). Cihanın sığındığı (yer veya saha): Pâdişâh-ı Alempenâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Halep şehri. Aleppo button , Aleppo boil (tıb). Halep çıbanı, şark çıbanı, yıl çıbanı. Aleppo pine Halep çamı, (bot). Pinus halepensis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implements. paraphernal property. tools and tackle. toolings , furniture and fixtures. tooling and implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی التوالی] peşpeşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı alav).

1.Ateşten çıkan parlak ve yanar hava.

2.Mızrak ucuna takılan küçük bayrak, flama. Alev kesilmek = Pek ziyade kızmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze. fire. spunk. pennant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. fire. flame. blaze yalım. yalaz. alaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze. flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ateşten ve yanıcı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli şekillere giren gazlardan meydana gelen şeffaf dil, yalım. 2.Aşk ateşi, sevda. 3.Alımlı, cazibeli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowtorch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamethrower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenen, parlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alev saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ali» den imen).

1.Hazret-i Ali ile Hazret-i FAtıma sülâlesinden gelen veya geldiğini iddia eden veya geldiğine inanılan şahıslar, seyyid ve şerifler.

2.Hazret-i Ali’ye mensup, taraftar.

3.Bir islâm mezhep ve inancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of the caliph ali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Ali soyundan, Hz.Ali’ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kollarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevî tarikatı’nın umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarır hale getirmek, tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to exacerbate. to incite. enkindle. fan deliberately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazing up. blaze. flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarmak, iştial etmek, tutuşmak. Mec.

1.Şiddetlenmek.

2.Gazaba gelmek, hiddet etmek, birden parlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. to take fire. to blaze. to grow violent. to flare up. to flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break out in flames. to burst into flames. to grow violent. to flare up. flame. glow. inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevlenmiş, alevi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flames. furious. fiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dedeağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

sıfat, eskimiş (a:li:cenap) Arapça

1.Cömert.

2.Onurlu, şerefli: "Senin annen mert, doğru ve alicenap bir kadındır."- Halide Edip Adıvar.

3.zarf Onurlu, şerefli bir biçimde: "Başkalarını tesir altında bırakması, zamanında alicenap davranması onun hakikaten kuvvetli bir kadın olduğunu ispat etmektedir."- Asaf Hâlet Çelebi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receive transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum.

2.Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu.

3.Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sağ, canlı, hayatta, diri; şevkli, sevinçli, faal; heyecanlı; hassas, haberdar, uyanık, farkında. alive with bees arı dolu. Man alive I argo Hey mübarek I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Derhal almak, hemen alıp geçmek.

2.Derhal satın almak, hemen mübayaa etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elde edildiği vakit teslim edilmek üzere, bir mahsul üzerine önceden yapılan satış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à livrer

ekon. önceden satış

Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak takdir ve tahsin etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - İran’da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hafifletmek, yatıştırmak , teskin etmek. allevia'tion (i). hafifleme; teselli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showingly dressed. jazzed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alomorf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (dilb). alofon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değişik hal, alotrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yenibahar; baş biber ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sel ve ırmak sularının biriktirdiği çamur gibi, alüvyonlu, Iıglı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ırmak veya deniz suyunun kıyıyı basması, sel; sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak, alüvyon, Çığ; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Kim.). Kimya bakımından bir değişiklik olmadığı halde bir cismin ayrı hususiyetler göstermesi hali: Kırmızı ve beyaz fosfor arasında, birleşim farkı yoktur. Buna rağmen renklerinin ayrı oluşu bir alotropi halidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Alotropiden ileri gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğit, bahadır, kahraman, pehlivan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alp. hero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alp. alpine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very high mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, in the plural, the highest chain of mountains in Europe, containing the lofty mountains of Switzerland, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Something lofty, or massive, or very hard to be surmounted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bullfinch. any high mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any high mountain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Adrian renegade, a Venetian by extraction, who forswore the Christian faith to become a commander in the Turkish army He led the host to the siege of Corinth, while that country was under the dominion of the Doge He loved Francesca, daughter of Minott

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Annual Leave Payoff Earnings type used when paying the first 240 hours of terminal annual leave for classified staff These earnings are subject to PERS deductions. airport layout plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allied Logistic Publication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australian Labour Party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alkaline phosphatase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Articulated Loading Platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Army Long-Range Plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek dağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehlivan. 2.Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam’dan sonra da Türkler arasında kullanılmaya devam etti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus koyuna benzer bir hayvan, alpaka; alpaka yünü; alpaka yününden yapılmış kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2.Eski Türklerde bir rütbe adı. 3.Eski Türklerde bir kurt adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan.

2.Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendine güveni olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Selçuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - genç, delikanlı, (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğuştan yiğit olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı günler güneşin doğuşunda ve batışında dağların tepelerine vuran pembe ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağa tırmanmaya mahsus demir uçlu uzun baston.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efsanevi Türk hükümdarı ve destan kahramanı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir. Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden değişik adlarla bahsedilir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alfabe; unsurlar, esaslar. alphabet'ical (s). alfabe sırasına göre. alphabet'ically (z). alfabe sırası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Alp dağlarına ait; yüksek dağlara ait. Alpinist (i). Alp dağlarına veya yüksek dağlara tırmanan adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpiniste

dağcı

Dağa tırmanma sporu yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A climber of the Alps. a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountaineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain climber who specializes in difficult climbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alpinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alpnisme

dağcılık

Dağa tırmanma sporu.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Keskin kılıç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Alp).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ). Alp dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki şıktan birini seçme imkanını gösteren, diğer, başka,(i). şık, iki şeyden biri, çare, iki şıktan biri . I had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold foil. gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anber çiçeği, gaziye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit. grapefruit greyfrut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grapefruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elinde fazla bir parmağı olan (Adam).

2.Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3.Yol yol bir cins kumaş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (güz). (san). yüksek kabartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infra-structure. substructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrastructure. substructure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underwork. infrastructure. substructure. basic facilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrastructural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nehirlerin taşıdığı toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvion. alluvium. placer. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., (zool). küçük çukur; diş çukuru; akciğer alveolu. alveolar (s). diş yuvasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). barsaktan olan, barsağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Anatomi). Kana kırmızı rengini veren, çekirdeksiz yuvarlak hücre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blood cell. erythrocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşka eğilimli; aşkla ilgili. amativeness (i). aşk eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make up in packages. to do the packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kararsız, karışık hisler besleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). göz donukluğu hastalığı, görme bozukluğu. amblyopic (s). görme bozukluğuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). geminin ortasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sularda yaşayan tek hücrelilerden bir hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ameba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amoeba. amoebic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Sekişsiz, özelliği olmayan. amorphism (i). Şekilsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elektrik akımında şiddet birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. amp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere. a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının amperle ölçülen kuvveti; amper miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımının kuvvet birimi, amper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. fizik). Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektriğin miktarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb) 've anlamına gelen işaret: &.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amfetamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hem suda hem karada yaşayan hayvan; hem suya hem karaya inip kalkabilen uçak; (s). böyle hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hem suda hem karada yaşayabilir, iki yaşayışlı; hem su hem kara ile ilişkisi olan; iki tabiatlı, iki sınıfa mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). amfibol kimya ve fizik bakımından piroksenlerden farklı olan bir silikat familyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cümlenin iki anlama gelmesi; belirsiz anlam, belirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -tre (i). amfiteatr, amfiteatr Seklinde herhangi bir şey; spor sahası, arena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki kulplu eski bir cins küp, amfor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). her iki cinsten; her iki yönden etkili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Napolion zamanında Fransa ve Avrupa’da yayılmış olan yapı, mobilya, giyim vs. üslûbu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Yalnız deneme ve müşahedeye dayanan usul.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empirique

1. görgül,

2.deneysel

1. Bir kurama değil yalnızca gözleme dayalı.

2.Deneye başvurularak yapılan, deneyle olan, deneyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. empiriste

fel. deneyci

Deneycilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. empirisme

fel. deneycilik

1. Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti. 2.Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geniş, büyük; bol, mebzul; kâfi, çok; etraflı, mufassal. ampleness (i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bollaştırmak, genişletmek , büyütmek; sesini kuvvetlendirmek; ayrıntıları ile söylemek veya yazmak; mübalâğa etmek. amplifier (i). amplifikator; büyüten, büyültücü veya genişleten alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bolluk, genişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bol bol, kâfi miktarda, fazlasıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.İçinde elektrik akımı yardımıyle ışık vermeye yarayan bir iletken bulunan, havası boşaltılmış cam şişe.

2.içinde sıvı ilâç bulunan, eğzı kızdırılarak kapatılmış küçük şişe.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulb. lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampoule. bulb. bulb. boobs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Ampulla, 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light bulb. electric bulb. ampoule. ampul. ampule. vial. glass bulb. lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small bottle that contains a drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ampul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).şişe; biyol. kabarcık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir uzvunu kaybetmiş olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gate way. main gate. gateway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). çocukların vaftizini reddeden bir Hıristiyan mezhebine mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özel bir açıdan bakılınca muntazam görülen şekilsiz resim; bir resmin şekilsiz yapılması; bu şekilde resim yapma metodu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principal. capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., şiir iki kısa ve bir uzun heceden meydana gelen vezin tefilesi, feilun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelimelerin olağan tertibinin değiştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamsi balığı, tirhos balığı, (zool). Engraulis encrasicholus; ançüez . anchovy pear Batı Hint Adalarında yetişen bir ağacın meyvası; bu ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüz ve bön kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon. yokel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. rüzgârın şiddet ve yönünü otomatik olarak tayin etme tekniği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., meteor. yelkovan , rüzgar pusulası, rüzgârın yönünü veya varlığını gösteren araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Atardamarlardan birinin bir noktasında meydana gelen ve ur biçiminde olan gevşeme şişkinliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ingiliz hayranı ve taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiliz düşmanı; ingiliz aleyhtarı. Anglopho'bia (i). ingiliz aleyhtarlığı, ingiliz düşmanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). İngilizce konuşan (Afrikada devlet veya şahıs).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eleştirici bir şey söylemek, tenkit edercesine söz söylemek. animadversion (i). eleştirme, tenkit, kınama, sitem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora rabbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıl dönümü, senei devriye; yıl dönümünü kutlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıtma sivrisineği, anofel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir tarzda sıralayan eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedia. encyclopedia. cyclopaedia. cyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedia. enyclopedia. encyclopaedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopaedia. encyclopedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopaedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Tufandan evvelki. antediluvian (s).,(i). Tufandan evvelki devre ait; (i). eski kafalı kimse; çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antilop; ceylan, gazal, ahu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nikahtan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sondan üçüncü hece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir ağaç ve bu ağacın kabuklu meyvesi. Yanlışlıkla şamfıstığı da denen bu bitki Antepfıstığıgillerin örnek bitkisidir. (Pistacia vera).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Şam fıstığı): Antepfıstığıgiller familyasındandır; Gaziantep havalisinde yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde bir ağaç ve bunun meyvesidir. İçeriğinde sabit yağ, sakkaroz ve proteinli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü arttırır. Cinsel istekleri kamçılar. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

( i.c ). Ayrı taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insanı evrenin merkezi olarak kabul eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antropolojinin bir dalı, etnoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). insana benzeyen , insanımsı; (i). insana benzeyen maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antropoloji, beşeriyet, insanbilim. anthropolog'ical (s). antropolojiye ait. anthropologist (i). antropoloji bilgini veya uzmanı, antropolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insan vücudunun muhtelif uzuvlarını ölçme ilmi. anthropomet'ric (s). bu ilme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). insanbiçimcilik, antropomorfizm. anthropomorphous (s). insan şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çog. yamyamlar. anthropophagous (s). insan eti yiyen. anthropophagy (i). yamyamlık, insan yeme adeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çırpınmayı önleyen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. antidumping

tic. karşı düşürüm

Ucuzluğa karşı yapılan ucuzluk.


Yabancı Kelime by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. zooloji). Geviş getirenlerin boynuzlu cinsinden olan bir hayvan türü (Anthilopus). Sıcak ülkelerde yaşayan ceylân, bir antilop türüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antelope. impala. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antelope. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. antimoine, kimya). Basit cisimlerden (elemanlardan) bir maden ki, kurşunla karışık olarak matbaacılıkta kullanılır, antimon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). böbrek hastalıklarına karşı faydalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plan ve karakterlere önem vermeyip konuyu duygusal yönden ele alan roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik,

2.ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu.

2.Sevimsiz olma durumu.

3.İtici olma durumu.

4.ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen.

2.Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen.

3.Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan öldürücü (silahlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilâhi okuma usulü; karşılıklı okunan ilâhi, dua vb,, antifoni antiphonal, antiphon'ic (s). karşılıklı okuma usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). bir kelimenin aksi anlamda kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünün aksi tarafında olan; bir şeyin taban tabana zıddı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog).. yeryüzünün aksi tarafında bulunan yer; yeryüzünün aksi taraflarında oturanlar; tabiat, mizaç ve ahlâkça bir başkasına taban tabana zıt olan kimse yahut şey; birbirine zıt iki kimse yahut iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanunlar gereğince seçilmiş Papaya muhalefet eden kanun dışı Papa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Mikropları ilâçlarla öldürme yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antisepsis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antiseptik. antiseptically (z). antiseptik suretiyle. antisepsis (i). antisepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Antisepsi yapmakta kullanılan veya antisepsi vasfı olan madde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köleliğe karşı, kölelik aleyhtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). sinir krizlerini teskin eden veya önleyen (ilaç), kulunç giderici, kasınç giderici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan tiyatrosunda koronun stropheden sonraki dönüş hareketinde okuduğu satırlar; dansta ters hareketler yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meydana geleceğine önceden işaret veya ima edilen olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gümrük veya oktruva harcı ödenmemiş olan malların saklandığı depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonded warehouse. entrepot. packing house. storehouse. warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonded warehouse ardiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse. bonded warehouse. bounded warehouse. entrepot. bond. chandlery. store warehouse. principal store. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropoïde

insansı

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologue

insan bilimci

İnsan bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) insanın anatomik yapısını tarih öncesi ve ırk bakımından inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologie

insan bilimi

İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthropology. anthropology insanbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropologique

insan bilimsel

İnsan bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Tanrı veya başka mefhumları insan mahiyetinde ve insan biçiminde tasarlıyan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anthropomorphisme

fel. insan biçimcilik

İnsanın niteliklerinin başka bir varlığa, özellikle Tanrı’ya aktarılması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. anthropocentrisme

fel. insanmerkezcilik

İnsanı evrenin merkezi sayan, bütün öbür yaratıkların insan için yaratılmış olduklarını söyleyen dinî nitelikli öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidentally. by the way. between brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zor, cebir, kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Zorla, cebren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucu sivri fırtına bulutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). herhangi bir yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geleneğe dayanan, gelenekli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنعنوی] geleneksel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.), a ile başlayan bazı sıfatlara girip mübalağa beyan eder: Apaçık: Pek ve büsbütün açık. Apansız: Asla hatırda yokken, bağteten. Apaşikâr, apak «up» ve «ip» suretlerinde kullanılanın aynıdır: (Upuzun, ipince gibi)

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). April, Apostle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). çabuk, süratle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ABD' nin güneybatısında bulunan Kızılderili kabile gruplarından biri; (k.h.). pariste gece soyguncusu,külhanbeyi, apaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. as plain as a pikestaff. manifest. very clear. glaring. wide-open. conspicuous. crying. beyond dispute. without dispute. evident. evidential. evidentiary. gross. incontrovertible. self-evident. transparent. obviously. clearly. evidently. ope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aboveboard. explicit. incontrovertible. obvious. palpable. wide open. very clear. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obvious. self-evident. clear. open. wide open. crystal clear. as clear as crystal. self evident. glaring. plain as a pikestaff. plainly. signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tombul ve iri küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. anatomi). Körbarsağın ince bir parmak gibi olan 4-12 cm. uzunluğundaki son kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendix. vermiform appendix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Apandis iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Körbağırsağın iltahaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Müzmin apandisitte; kat’iyetle ilaç verilmez. Ameliyat gerekir. Had apandisit; karnın ortasından başlayıp, sağ alt kısma yerleşen bir ağrı ile kendini gösterir. Hazımsızlık ve gazdan şikayet edilir. Kusma görülebilir bazen de miğde bulantısı olur.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Böğürtlen yaprağı, su. 2- Dut kurusu

Hazırlanışı : 1-Çaydanlığa bir avuç böğürtlen yaprağı konur. 15 dakika kaynatıp süzülür. Günde 3 çay bardağı içilir. 2- Dut kurusu çayı ılık olarak içirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendicitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anî, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. all of a sudden. unexpectedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Telâş ve acele ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a panic. headlong. headfirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alıp götürmek: «Geçme nâmert köprüsünden, ko aparsın su seni».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry away. to make off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). ayrı, bir tarafa, bir yana, bir tarafta; münferit olarak, birbirinden ayrı; bağımsız olarak, müstakil bir şekilde; parça parça; (s). ayrı, farklı. drift apart sürüklenmek ; uzaklaşmak; tedricen ayrı düşmek.,set apart ayırmak, bir tarafa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart hotel. apartment hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da ırk ayırımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. apartment building. apartment block. apartment house. rooms. room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment building. apartment house. apartment block. appartement. flatted house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde birden fazla veya çok daire bulunan yüksek bina. Fransızca’da «daire» mânâsındadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apartman dairesi. apartment house apartman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Külhanbeyi, hayta.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apache

hayta

Başıboş, bir baltaya sap olamamış.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). duygusuzluk, duyumsamazlık , hissizlik, kayıtsızlık; soğukluk, cansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely different.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: Hapaz).

1.Kapalı avuç, yumruk, muşt.

2.Kapalı avuca sığan miktar: Bir apaz buğday.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin yelkeni ziyade şişirerek yavaş gitmesiyle hasıl olan hafif yalpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yelkenin ziyade şişmesiyle rüzgârı avuçlamışçasına gitmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)b kuyruksuz veya kısa kuyruklu maymun; maymun; mukallit kimse, taklitçi; (f). taklit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den) dikey olarak, amudi olarak, apiko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Cash-call for the unpaid portion of capital)

Pay bedelinin taksitle ödenmesinin sözkonusu olduğu durumlarda, ortaklık yönetim kurulu tarafından ortaklara yapılan çağrıya denir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

insana benzeyen primat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakış, nazar; özet, hulâsa, plan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). müshil, laksatif; (i). müshil tesiri yapan ilaç veya yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apéritif

ön içki

İştah açmak için yemekten önce içilen alkollü içki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitif. aperitive. drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apéritif. appetizer. short drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drink taken before a meal to stimulate the appetite. a drink before a meal designed to encourage the appetite: it could be either a commercial product or a mixed cocktail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A before-dinner drink; a drink to arouse the appetite before a meal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine drunk before eating, ostensibly to induceappetite, but in fact as an excuse to start drinking early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to act as an appetizer before a meal Usually is a drink this contains alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wine taken before a meal to induce good appetite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Although the term once meant a before-dinner liqueur drink, it is now used with the word cocktail almost interchangeably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any wine served before a meal Traditionally, aperitifs were vermouths or other similar wines flavored with herbs and spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A beverage served as an appetizer before a meal. taken before a meal as an appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperitive , appetiser , appetizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aperitif, yemekten evvel içilen iştah açıcı içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delik, gedik, menfez; fotoğraf makinesinde merceklere giren ışığı ayarlamak için genişletilip daraltılabilen delik; (geom). birbirini çapraz kesen iki doğrunun arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taklitçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doruk, zirve, tepe, uç; (geom). açının tepesi; (astr). apeks, güneş hareketinin hedef noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). afazi, söz yitimi. auditory aphasia söz sağırlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). bir gezegen veya bir kuyruklu yıldız yörüngesinin güneşten en uzak olan ucu, afel, evc, yeröte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). yaprak biti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). afoni, ses kısılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize, darbımesel. aphoristic (s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Işıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). pamukçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

aft, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arılarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı kovanlarının bulunduğu yer, arı kovanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). apex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). parça başına, her biri, her birine, tane olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Geminin zinciri toplayıp demir kaldırmak üzere hazır bulunması, (mec.) Hazır, tetikte. Fars. cüst-ü çâlâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.).

1.Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması.

2.Hazır, tetik, derli toplu: Apiko bir delikanlı. Apiko giyinmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (apuş dahi yazılabilir). Oyluğun iç tarafı, budun iç yüzü. Apış ayrılmak = Yere gelmek (hayvan) çatlamak, bacaklarını açarak dikilip durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork. crotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the inner side of the thighs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perineum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). maymun gibi, maymunumsu; aşırı taklitçi apishly (z). maymun gibi; taklit ederek. apishness (i). taklitçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kuyruğu bacağın arasına alıp yorgun ve yılgın bir halde giden (kurt vesaire).

2.Yorulup Aciz kalmış, şaşırmış (Adam).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (upuşmak dahi yazılabilir).

1.(Hayvan) apışlarım açıp çatlaya kalmak.

2.Bir yere dikilip durmak, ileri gidememek.

3.Bir işin uhdesinden gelememek, Aciz kalmak; şaşırıp kalmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collapse from tiredness. to squat down. to be astonished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give up. to stand helpless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.(Hayvanı) çok yormak, artık yürümeye mecali olmayacak dereceye getirmek.

2.Yıldırmak, horonlatmak.

3.(Gemiyi) iki ucundan demirleyip veya bağlayıp sağlam kasmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fıb). bir uzvun tam gelişmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Duvar şamdanı, duvar lambası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall-light. wall fixture. sconce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası dikerek yapılan süs, tatbik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendine aşırı güven, nefsine itimat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soluk almanın dinmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vahiy; keşif; ifşa olunma. apoc'alyp'tic (s). vahye ait. apocalyptically (z). vahiy şeklinde, vahiy ifade ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Eski Ahit'e bağlı olup İbranice metinleri bulunmadığı için herkesSe Kitabı Mukaddes'in metnine dahil edilmeyen ve bazı kiliselerce mukaddes kabul edilen bir takım kitaplar, apokrifa. apocryphal (s). apokrifaya ait; doğruluğu kabul edilmey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).ayaksız hayvanlarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sabit, belli, itiraz kaldırmaz, müsellem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). şart cümlesinin ikinci kısmı, ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). bir gök cisminin (özellikle ayın) yörüngesinin yeryüzünden en uzak noktası, apoje; doruk, zirve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bitkinin topraktan yükseğe büyüme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épaulette

ask. omuzluk

Subaylarda rütbeyi göstermek için üniformaların omuzlarına takılan işaretli parça.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epaulet. epaulette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Apollo; çok yakışıklı genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cehennemin en derin çukuru Gayya-nın bekçisi, zebani.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendini mazur göstermek için yazılan yazı, savunma, müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazılı veya sözlü olarak bir şahıs veya fikri savunan kimse, müdafi, apolojist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). özür dilemek, tarziye vermek, itizar etmek, mazeret beyan etmek; yazılı veya sözlü olarak savunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahlâki hikâye, içinden kıssadan hisse çıkarılan hikâye; alegori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür, tarziye, itizar; mazeret; savunma, müdafaa; yetersiz bir örnek veya taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). vücudun bazı yerlerinde bulunan mukavim bir deri, akderi, akortü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). san bir konu hakkında konuşmayı inkâr ederek bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). apothegm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inme veya felce ait; felce meyilli. an apoplectic fit inme gelmesi, felç inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inme, nüzul, felç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Av köpeğine verilen «getir» emri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On or towards the port or left side; said of the helm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-in capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z).,(den). sol tarafa, sol tarafta, iskeleye, iskelede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). sözünü birdenbire yarıda bırakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). irtidat, din değiştirme; bir partiden başka bir partiye geçme; esas doktrinden cayma, prensip ve inançlarında değişiklik yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). din değiştiren kimse; siyasi parti veya inancını değiştiren kimse; s din değiştiren, mürtet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Tecrübeyi takip ederek, tecrübeden sonra mânâsındaki bu kelime, muhakemenin tecrübeye dayanması prensibini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

fel. sonsal

Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). (man). aposteriori, sonsal .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (not)., haşiye, derkenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oniki havariden biri, apostol; herhangi bir ahlaki reform hareketinin öncüsü; Mormon kilisesi idare heyeti üyelerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik makamı ve görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). oniki havariden birine ait; havarilerin özelliğini taşıyan; Papa'ya ait. apostolically (z). havarilere has bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apostrophe

db. kesme işareti

Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tepeden virgül, kesme, apostrof; (kon). (san) nutuk esnasında appeal orada bulunmayan belirli bir şahsa hitaben söylenen sözler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir söylevde hazır bulunmayan bir şahsa hitap etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Likenlerin çiçekliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eczacı. apothecaries' measure eczacı ölçüsü. apothecaries' weight eczacı tartısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (geom). iç yarıçap, yanal yükseklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâhlaştırma, tanrılaştırma; bir şahsı veya prensibi aşırı derecede yükseltme; kutsal kabul edilen fikir veya ideal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kötülüğe karşı koruyucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). appal (f). dehşete düşürmek , korkutmak, yeise düşürmek. appalling (s). korkunç, müthiş. appallingly (z). dehşete düşürecek kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kral tarafından hanedana mensup olanlara irat ve maaş olarak tahsis olunan arazi veya para; has, tımar; bir kimsede yaradılıştan mevcut olan kabiliyetler , fıtri istidat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takım, aletler, cihaz, makine, levazım, aygıt; politik bir örgütün bir kısmı. apparatus criticus (Lat). edebi çalışmalarda kullanılan kitaplar vb; bir eserin derkenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). esvap, elbise, kıyafet, kılık, kisve: (f). giydirmek, donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay anlaşılır, idrak edilir; açık, vazıh; gözle görülebilir, meydanda olan, ortada olan; zahiri, görünüşte olan. heir apparent taht, unvan vb'nin vârisi. apparent time mahalli saat. apparently (z). görünüşte, galiba; güya. apparentness (i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalet, görüntü, tayf; gözle görülen şey, vaka, olay, hadise; acayip bir cismin görünmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münacat, yalvarış, yakarış; cazibe, çekicilik; daha yüksek bir makama baş vurma; (huk). temyiz, davayı daha yüksek bir mahkemeye devretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rica etmek, istirham etmek, yalvarmak; yardım talebinde bulunmak; (huk). davayı daha yüksek bir mahkemeye devretmek ; müracaat etmek, istida etmek; hoşuna gitmek, hitap etmek; baş vurmak. appeal from the chair meclis başkanının kararına ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş görünen, hitap eden, cazip, çekici, albenisi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözükmek, görünmek; belirmek ; meydana çıkmak, zuhur etmek; aşikâr olmak, belli olmak; bizzat veya vekil vasıtasıyla mahkeme huzuruna çıkmak, ispatı vücut etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görünüş, gösteriş; dış görünüş, zevahir; meydana çıkma, zuhur etme; hadise, olay; (huk). davalı veya davacının mahkeme huzuruna çıkması. for the sake of appearances ele güne karşı, gösteriş olsun diye, zevahiri kurtarmak için. keep up app

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teskin etmek, yatıştırmak; tatmin etmek; bastırmak, susturmak. appeasable (s). teskin olunabilir, yatıştırılabilir, bastırılabilir. appeasement (i). yatıştırma; (pol). harp tehdidinde karşı tarafa taviz verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). davayı daha yüksek bir mahkemeye temyiz eden kimse, davanın yeniden görülmesini talep eden taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). davaların yeniden görülmesine ait.appellate court temyiz mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ad, isim, nam, lakap, unvan, mahlas; isimlendirme, ad verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). cins isim; lakap, mahlâs, unvan; (s). cins isme ait; tanımlayıcı, tavsif edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). dava temyizinde davalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilave etmek, eklemek; iliştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilâve, katkı, ek, zeyil, mülhakat; (biyol). uzantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). asılı, takılı, muallakta ; ait olan, müteallik, mülhak, bağlı, merbut; (i). eklenen veya ilave edilen kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). apandis ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)b apandisit körbağırsağın iltihaplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ek, zeyil, lahika; (tıb). apandis, körbağırsağın solucanımsı uzantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, kavrama, intikal kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ait olmak, bağlı olmak, merbut olmak appertaining (s). ait olan, ilgili, alâkadar, mensup, bağlı, merbut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştiha, şiddetli arzu; tabii eğilim, temayül, istidat. appetens (s). after veya of ile arzulu, istekli, iştahlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah; istek, arzu, şehvet. Iose one's appetite iştahı kesilmek. ravenous appetite aç kurt iştahı, azgın istek. sharpen one's appetite whet one's appetite iştah açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah açan şey, çerez, meze, iştah açıcı içki, aperitif, açar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alkışlamak; takdir etmek, beğenmek, tasvip etmek. applause (i). alkış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elma. apple blossom elma baharı. apple butter elma marmelâdı. apple green elma yaprağı renginde. applejack (i). elma rakısı. apple juice elma suyu. apple of discord (mit). kavga tanrıçası tarafından tanrılara atılan ve Paris tarafından Venüs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başvuran kimse, müracaat eden kimse, talip kimse, aday, namzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AppliCast™, BRAVIA TV’nizde program izlerken PC’nizi açmak zorunda kalmadan, heyecan verici internet tabanlı uygulamalarına erişmenizi sağlar. TV’nizi açar açmaz kullanılabilen 3 dahili araç (Analog Saat, Takvim ve ‘AppliCast™ Kullanım kılavuzu) ve TV’nizi İnternet’e bağladığınızda erişilebilen ek araçlar (Hesap Makinesi, Alarm, Dünya Saatleri ve Çevrimiçi Resim Çerçevesi) bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tatbiki, uygulamalı; denenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). aplike, bir kumaşın üzerine diğer bir kumaştan tatbik edilmiş (motif v.b.) ; (f). aplike etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaklaştırmak; uygulamak, tatbik etmek; atfetmek, vermek; tahsis etmek, hasretmek, (-e). ayırmak; mahsus olmak, ait olmak, taalluk etmek; müracaat etmek, başvurmak apply a match kibritle tutuşturmak. apply oneself to something kendini bir şeye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). adi notanın yanına ilâve edilen ufak nota,.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). atamak, tayin etmek, tahsis etmek, memur etmek; tesis etmek, vaz'etmek, koymak; kararlaştırmak, tayin etmek (zaman v.b.); donatmak, teçhiz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atanan kimse, tayin edilmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tayine bağlı, tayinle doldurulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atama, tayin; memuriyet, hizmet, görev, iş; randevu; emir; (çoğ).. donatım, teçhizat (gemi, otel v.b.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eşit olarak bölmek, paylaştırmak, taksim etmek. apportionment (i). pay; paylaştırma, bölme, taksim, hisselere ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diğer parmakların uçlarına dokunabilen (baş parmak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yan yana koymak; yapıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, münasip, yerinde. appositely (z). uygun bir şekilde. appositeness (i). uygunluk, yerinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). aynı şeyi açıklayan iki kelimenin yan yana konması; bir araya koyma, ekleme, ilave etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı şeyi açıklayan ve yan yana bulunan kelimelerin ikincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değer biçme, kıymet takdir etme, tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değer biçmek, kıymet takdir etmek, keşfini yapmak; tahmin etmek. appraisement (i). değer biçme, kıymet takdir etme; tahmin appraiser (i). muhammin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sezilebilir, tefrik edilebilir; değer biçilebilir, takdir edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paha biçmek, kıymet takdir etmek, değerlemek; kadrini bilmek, kıymet bilmek; fiyatı yükseltmek, değerlendirmek ; ayırt etmek, tefrik etmek; fiyatı yükselmek , kıymeti artmak, değerlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdir, değerlendirme , kıymet bilme; tenkit, özellikle lehte tenkit; (tic). kıymet artışı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıymet bilen, takdir ettiğini gösteren, takdirkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vesayet altına almak ; tutuklamak, tevkif etmek; anlamak, idrak etmek, kavramak; korkmak, endişe etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, fark olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, endişe, kuruntu, vesvese; (psik). ilk sezi; anlayış, kavrayış, idrak; zan, tahayyül; akıl, zihin; tevkif, tutuklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeli, vesveseli ; anlayışlı, müdrik; hassas, duygulu. apprehensively (z). vesveseli olarak. apprehensiveness (i). endişe, vesvese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) çırak; (den). miço; (f). usta yanına çırak olarak vermek, usta yanına koymak. apprenticqship (i). çıraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). haber vermek, bilgi vermek; paha biçmek, kıymet takdir etmek. apprizer (i). muhammin. apprizement (i). paha biçme; haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yaklaştırmak, yakına getirmek, yaklaşmak, yanaşmak, yakına gelmek ; baş vurmak, müracaat etmek; başlamak, işe koyulmak; (i). yaklaşma, yanaşma; methal; başlangıç; spor golf topunu yeşil meydana sokan vuruş. approachable (s). müracaat e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmen tasvip etmek, onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenme, tensip , tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). istimlâk edilebilir , mal edilmesi mümkün veya caiz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). almak, kendine mal etmek; tahsis etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münasip, uygun, yerinde; mahsus, has. appropriately (z). uygun bir şekilde. appropriateness (i) uygunluk , yerinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahsisat; ayırma, tahsis etme; mal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun bulma, onama, onaylama, tasvip, razı olma, resmi izin. on approval muhayyer olarak, beğenilmediği takdirde geri verilmek şartıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uygun bulmak, tasvip etmek, onaylamak, tasdik etmek, beğenmek, münasip görmek, tensip etmek; denemek, yoklamak. approvingly (z). beğenerek, tasvip ve tasdik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). approximate, -Iy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaklaşık olarak, takribi, tahmini, yakın. approximately (z). yaklaşık olarak, tahminen, takriben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaklaşmak, yaklaştırmak, yakın olmak, yakına gelmek, yakına getirmek. approxima'tion (i). tahmin; yaklaşma, yakın olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olan şey veya kimse; ilâve, ek, müştemilat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bağlı, merbut, tabi, ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). April.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Vücudun hareket faaliyetlerindeki intizamsızlık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. apraxie

tıp beceri yitimi

İnme veya duyusal bir bozukluk olmaksızın belirli bir amaca yönelik hareketi yapamama durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). apraksi, işlev yitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. chemical finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. sizing. size. dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). güneşte ısınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kayısı, zerdali, (bot). Prunus armeniaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Nisan. April fool Nisan birde aldatılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Tecrübe öncesi verilere dayanarak kabul edilen; tecrübeden önce olan bilgiler. Fizik ilimleri apriori olarak kurulamaz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à priori

fel. önsel

Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). apriori, önsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önlük, göğüslük, önlük gibi kullanılan şey, peştamal; tiyatro sahnesinin ön kısmı; (hav). hangarın önündeki beton saha; makinelerin üzerindeki koruyucu metal kapaklar; kayışlı taşıyıcı; buzul eteği; örtü. tied to her apron strings aşırı der

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). of veya to ile vaktinde olan, yerinde olan, uygun, münasip; (z). bu münasebetle, sırası gelmişken (söz veya fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Apışları açık (hayvan).

2.Kuvvetten düşmüş, yürüyemez, tembel.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projecting part of a building, esp. of a church, having in the plan a polygonal or semicircular termination, and, most often, projecting from the east end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In early churches the Eastern apse was occupied by seats for the bishop and clergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bishop's seat or throne, in ancient churches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reliquary, or case in which the relics of saints were kept. a domed or vaulted recess or projection on a building especially the east end of a church; usually contains the altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscess. gathering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A semicircular projection, roofed with a half-dome, at the east end of a church behind the altar Smaller subsidiary apses may be found around the choir or transepts Also known as an exedra The adjective is apsidal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vaulted extension or projection, usually from a choir or chapel and generally circular or polygonal in shape; Rounded and usually of a chancel or chapel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eastern end of a church, generally semicircular, in which the altar is housed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Semi-circular or polygonal recess at the end of a building, either projecting from it or subsituting one of the walls In churches it is normally part of the sanctuary In Rome they are traditionally richly decorated with mosaics or paintings In Eastern chu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 180 degree, semicircular extension space, which traditionally projects from the eastern end of Christian churches, or from that end which contains the altar and faces the nave The space is usually covered by a 180 degree half-dome and the space provides

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of a building projecting outward, usually semicircular in shape When it is part of a church, it is located at the eastern end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projecting part of a building that is usually semicircular in plan and vaulted. area of circular or polygonal shape, covered by a vault, which is located behind the altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In architecture, a semicircular, projecting part of a building, usually domed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rounded and usually of a chancel or chapel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a church, a semicircular or polygonal projection at the altar end, beyond the sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ada Programming Software Enviroment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ada Programming Support Environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A semicircular and usually vaulted projection from a rectangular structure Origins of the word are classical, but it is most commonly used to describe an element of a Gothic church A recess, usually singular and semi-circular, at the east end of a Christi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Association for Persons in Supported Employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area of semicircular or multi-angled form, projecting from the ecclesiastical east end of the church and containing a number of chapels. a domed or vaulted recess or projection on a building especially the east end of a church; usually contains the alt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (mim). bir binada ve bilhassa bir kilisede ekseriyetle yarım daire şeklindeki çıkıntılı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İçine pelin katılarak kokulandırılmış sert bir içki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absinthe. absinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., matematik).

1.Yönlü bir eksen üzerinde bulunan bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebir bakımından değeri: Bir eksen üzerindeki noktalar apsisleriyle belirtilir.

2.Bir noktanın uzaydaki yerini tesbite yarıyan ana çizgilerden yatay olanı. (bk.) Koordinat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the two points of an orbit, as of a planet or satellite, which are at the greatest and least distance from the central body, corresponding to the aphelion and perihelion of a planet, or to the apogee and perigee of the moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The more distant is called the higher apsis; the other, the lower apsis; and the line joining them, the line of apsides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Apse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a domed or vaulted recess or projection on a building especially the east end of a church; usually contains the altar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). gezegenin yerçekimi merkezine en uzak ve en yakın noktaları; elipsin tepeleri; (mim)., (bak). apse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)....eğiliminde olan, muhtemel, mümkün; çabuk kavrayan, zeki, anlayışlı; uygun, yerinde, münasip. apt to believe inanmak eğiliminde. aptly (z). uygun bir şekilde yerinde. aptness (i). uygun oluş; çabuk kavrayış, yatkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) eğiliminde olan, muhtemel, mümkün ; çabuk kavrayan, zeki, anlayışlı; uygun, yerinde, münasip. apt to believe inanmak eğiliminde. aptly (z). uygun bir şekilde, yerinde., aptness (i). uygun oluş, münasip oluş; çabuk kavrayış, yatkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâsı gelişmemiş kimse. (bk.) Abdal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. stupid. silly. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr. ass. barmy. berk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. fool. simpleton. booby. clueless. dim. dope. empty- headed. fat head. gormless. lumpish. moon calf. soppy. a bit thick. thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fondly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. crass. crazy. emptily. foolish. harebrained. ludicrous. nonsensical. puerile. rubbish. sappy. sloppy. stupid. vacuous. stupidly. foolishly. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. cloddish. cockeyed. half baked. jerky. vacuous. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zekâsını işletemez hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal olma hali veya aptalca iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. crime. folly. foolery. idiocy. insanity. stupidity. foolishness. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly. foolishness. imbecility. stupidity. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act like a fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). kanatsız böcekler, (zool). Apterygota. apteral, apterous (s). kanatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). apteriks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Şerit. Aptesbozan otu = Gülgillerden, yeşil ve siyah boya elde etmekte kullanılan bir bitki (Opterium spinosum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdestlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdestsiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istidat, yetenek, kabiliyet , meyil, anıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrovetide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Semiz kaz gibi iki yana sallanarak yürümeyi tasvir için mükerrer kullanılır: Apul apul yürümek = Sallana sallarla yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut APOLET (i. Fr. epaulette). Askerlerin rütbe ve sınıflarına göre sırma, ipek veya yünden omuzlarına taktıkları saçak. Apulet köprüsü = Apuleti tutmak için ceketin omuzu ile yakası arasında çuha veya şeritten köprücük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su kayağı, deniz surat motorlarının arkasına takılıp üstüne binilen tahta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediate examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. interspace. pause. recess. remit. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a break. to take a break. intermit. interrupt. recess. to give time off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car-ferry. ferry-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public ferry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD’lerde bulunan hızlı ileri ve geri ses aramasına izin veren bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(ARAB) (hi. mü. A.). Arabistan yarımadasından çıkıp yayılan SAmî bir kavmin umumî ve fert adı: Kavm-i necîb-i Arab, evlâd-ı Arab, ben Arab’ım, bir Arab gördüm. Arâb-ı Abide: Eski ve nesilleri kalmamış Ad ve Samûd gibi Arap kavimleri. Arâb-ı Arîbe, Arâb-ı Aribe = Halis ve eskiden Arab olan Arablar: Arâb-ı mütaarribe, Arâb-ı müstârebe = Esasen Arap olmayıp sonra Araplar’a karışarak Araplaşmış olanlar. Cezîret-ül-Arab = Araplar’ın asıl vatanları bulunan ve hâlâ her tarafı iyi Arapça konuşan Araplar’la meskûn olan büyük yarımada: Arabistan. Lisân-ül-Arab: Arap dili, Arap kavminin konuştuğu dil. Büyük kültür, ilim, edebiyat, şiir ve medeniyet dillerinden biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arab. arabic. arabian. arabian. arab. negro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arab. arabian. arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabian. negro. black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apple Talk Remote Access Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AppleTalk Remote Access Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for Apple Remote Access Protocol, an Apple authentication protocol which uses challenges and responses, like CHAP, to avoid sending clear text passwords through the network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

algorism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft soap. yellow soap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenci, siyah, siyahî ki, memleketimize Arap ülkelerinden geldiklerinden dolayı böyle isimlendirilmeleri Adet olmuştur. Ve tefrik için asıl Araplar’a «Beyaz Arap» yahut «Ak Arap» denilmeğe mecburiyet elvermiştir. Arap köle, Arap halayık. Arapsaçı = Karma karışık ve müşevveş şey. Arap darısı = Kara buğday dahi denilen hububat nevi. Fr. sarrazin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.).

1.Araplar’ın tarz ve haline uygun ve bunlara mensup ve müteallik: Arapça lisan, Arapça yaşayış, Arapça şarkı. Araplar’ın dilinde veya hal ve tarzlarında: Arapça söylemek, Arapça yaşamak.

2.Lisân-ı Arabî: Arapça pek vâsî bir lisandır. Mısır Arapçasının Şam Arapçasından hayli farkı vardır, mec. Anlaşılmayan meçhul şey: Bu, benim için Arapçadır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Arabic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinden çıkılamaz derecede karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woolly hair. tangled skein. skein. tangle. snarl. dogs dinner. elflock. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hash. ragbag. snarl. tangle. fuzzy hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mix up. muddle. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli akasyalardan elde edilen bir zamk. Zamk-ı Arabî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patch. lot. parcel of land. spread of land. tract. tract of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpiskopos. archbishopric (i) başpiskoposluk makamı veya bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl numune, ilk örnek, orijinal model veya numune.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz; takımadalar ; adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi, Ege Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., mim sütunlar üzerine konulan ve üst kiriş makamında olan taban, taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşgul olan kimse, arşivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpapaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kayağantaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Atina-da Akropol'ün yanında bulunan bir tepe; o tepede toplanan yüksek hukuk meclisi. Areopagite (i). Aeropagus meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digitalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bee hive. beehive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arıları eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu karışımın su oranının yüzde 17’ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar:

l) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için;

2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3,

5.8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması,

5.Sayı ileSayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

background. back drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kuş ile sürüngen arası bir hayvan fosili.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archétype

kök örnek

Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca ve Arnavutça’dan). Arnavûd suretinde yazılması lüzumsuzdur. Balkan yarımadasının batı cihetinde oturan bir kavim. Arnavut elması = Kalkandelen cihetinde çıkan Alâ cinsi. Arnavut biberi = Kırmızı biber. Arnavut peyniri =: Arnavutluğun Koniça cihetinde çıkan ufak, kelle şeklinde yağlı bir cins peynir. Arnavut darısı = Darının bir cinsi. Arnavut rıhtımı = Denizin dibini biraz tarayıp büyük taşları birbiri üzerine oturtmak suretiyle yapılan hafif rıhtım. Arnavut kaldırımı = Aynı şekilde yapılmış kaldırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian. albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arnavut dili. 1.Arnavut dilinde: Arnavutça söylemek.

2.Arnavutlar’a mahsus tarzda: Arnavutça kuzu pişirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanianization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor.

2.Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albania. albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Albania) Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 28,748 km².

Kara: 27,398 km².

Su: 1,350 km².

Sınırları: toplam: 720 km.

Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Karadağ 172 km, Serbistan 115 km.

Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı) 2,764 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20.

düzenli ekilen topraklar: %5.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %38.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,530 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: yıkıcı depremler; güneybatı kıyısında su baskınları; kuraklık.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 3,581,655 (2006 Temmuz ayı tahmini) Nüfusun %50 si kırsal alanda ikame eder.

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %24.8 (erkek 464,954; kadın 423,003).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 1,214,942; kadın 1,158,562).

65 yaş ve üzeri: %8.9 (erkek 148,028; kadın 172,166) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.52 (2006 verileri).

Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu km²’ye 113,3 dir.

Mülteci sayısı: -4.67 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.1 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.86 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.04 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.78 yıl.

Kadınlarda: 80.34 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 2.03 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01den az (1999 verileri).

Ulus: Arnavut.

Nüfusun etnik dağılımı: %95 Arnavut, %3 Yunan, diğerleri %2 2 (Roman, Sırp, Bulgar).

Dinler: %70 Müslüman, %20 Arnavut Ortodoksu, %10 Katolik.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır, ayrıca Yunanca konuşulmaktadır.

Okur yazar oranı: 9 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfusta: %86.5 (2003 tahmini).

Eğitim alanında Avrupa sta


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. aromathérapie

koku tedavisi

Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(fr. harpe). Telleri parmakla çekilerek çalınan çoksesli büyük musiki Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alsatian artist and poet who was cofounder of Dadaism in Zurich; noted for abstract organic sculptures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol; for mapping an IP address to a physical machine address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol; a TCP/IP function for associating an IP address with a link-level address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol A TCP/IP protocol used for resolving local network addresses by mapping a physical address to an IP address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is an acronym for the Address Resolution Protocol It is how a network machine associates an IP Address with a hardware address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol, arp See RFC826 A low-level protocol which, given an IP address on the local network, returns the Ethernet MAC address of the corresponding interface cf RARP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol A dynamic method of discovering the MAC address of a device on the network A device sends an ARP request out with the IP address of the machine it is looking for The machine with that IP address answers, sending its MAC address

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol A network protocol that allows hosts to discover a node's hardware address from its IP address ARP requests are generally sent as broadcast to all nodes, and the node whose IP address matches that in the request replies The arp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol Used to dynamically discover the low-level physical network hardware address that corresponds to the high level IP Address for a given host, for instance ARP is limited to physical network systems that support broadcast packets

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol Internet protocol used to map an IP address to a MAC address Defined in RFC 826 Compare with RARP. A means of determining a host's address from its Internet address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is an acronym for the Address Resolution Protocol and this is how a network machine associates an IP Address with a hardware address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol An Internet protocol used for mapping an IP address to a physical address on an Ethernet LAN.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Address Resolution Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Address Resolution Protocol, a protocol for translating between IP addresses and MAC-layer addresses in an ethernet Defined in RFC 826 See Also: BOOTP, DHCP, and RARP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol, arp RFC826 A low-level protocol which, given an IP address on the local network, returns the Ethernet MAC address of the corresponding interface cf RARP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol provides dynamic address mapping between an IP address and hardware address. Address resolution protocol under TCP/IP used to dynamically bind a high level IP address to a low-level physical hardware address ARP is limited to a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol Internet protocol used to map an IP address to a MAC address Defined in RFC 826 Compare with RARP See also proxy ARP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol An Internet protocol which runs on ethernets and token rings and maps Internet addresses to MAC addresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol An Internet protocol which runs on Ethernet and all IEEE 802 X LANs which maps internet addresses to MAC addresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The protocol that translates Internet Protocol, or IP, addresses into physical network addresses One of the many members of the TCP/IP protocol suite, ARP is a key player in the process that allows a packet of data addressed to a particular Internet host

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Address Resolution Protocol The Internet protocol used to dynamically map Internet addresses to physical addresses on local area networks Limited to networks that support hardware broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alsatian artist and poet who was cofounder of Dadaism in Zurich; noted for abstract organic sculptures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğdaygillerden, ekmek ve bira yapımında kullanılan, yem olarak hayvanlara verilen tahıl. Arpa saman = Hayvan yemi. Arpa ekmeği = Arpa unundan yapılan ekmek. Çorba, frenk, Nemçe arpası = Çorbalık kırılmış arpa. Peygamber arpası = Bir cins adi buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley. barleycorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley. money. dough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The agency which initially sponsored the development of the ARPAnet, the forerunner of the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency, part of DOD.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advance Research Projects Agency. Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency, part of DOD.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See: Defense Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The governmental organization responsible for creating the beginnings of the Internet. sponsored a wide area network called ARPANET Today ARPA is called DARPA and the network is called The Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency Now called DARPA, the U S government agency that funded the ARPANET.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The US governmental agency responsible for creating the ARPANET, the ancestor of the Internet Now known as Defense Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and development organization for the Department of Defense It manages and directs selected basic and applied research and development projects for DoD, and pursues research and technolo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency of the U S Department of Defense ARPA funded research and experimentation with ARPANET, the predecessor to the Internet See also TCP/IP. 'The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and developme

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency of the Department of Defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency Research and development organization that is part of Department of Defense ARPA is responsible for numerous technological advances in communications and networking ARPA evolved into DARPA, and then back into ARPA again S

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency USA's defense department agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Project Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

US Advanced Research Projects Agency This agency developed the first system of networked computers in the United States [week 1].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Advanced Research Projects Agency , founded in 1957 by President Eisenhower and controlled by the U S Department of Defense, was part of the U S reaction to the Soviet Union's launch of Sputnik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the U S Advanced Research Projects Agency. US governmental organization responsible for creating an experimental network which heralded the beginning of the Internet Now known as Defence Advanced Research Projects Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency An agency of the U S Department of Defense responsible for the development of new technology for use by the military ARPA was responsible for funding much of the development of the Internet we know today, including the Be

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hordeum vulgare): Buğdaygillerden; taneleri ekmek ve bira yapmakta kullanılan bir bitkidir. Hayvan yemi olarak da verilir. Nişastası boldur. Kavrulup kahveye de karıştırılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Mesane ve idrar yollarındaki iltihapları temizler. Böbrek ve kum taşlarının dökülmesine yardım eder. Prostat büyümesini önler. Asabi kusmaları durdurur. Boğaz ve yarımbaş ağrılarını dindirir. Dil iltihaplarını giderir. Temriye ve mayasılda haricen kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa ve umumiyetle hayvan yemi satan adam. mec. Arpacı kumrusu gibi düşünmek = Endişeli ve derin düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)

1.Göz kapağının ucunda çıkan kabarcık.

2.Tüfek namlusu üzerinde nişan almaya mahsus kabarma. Arpacık soğanı = Soğanın küçük tanelisi.


Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında it dirseği de denir. Doktorların Hordoleum dedikleri hastalıktır. Göz kapağındaki herhangi bir kılın dibinde; içi dolu bir şişlik meydana gelir. Acı ve zonklama vardır. Arpacıkla, hiçbir şekilde oynamayın, onu sıkmayın! Beslenmenize önem gösterin, üzüntülerinizi bırakıp biraz daha mutlu olmaya bakın.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak, iyice dövülür. Arpacığın üstüne sürülür. 20 dakika sonra, ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty. stye. foresight. bead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sty on the eyelid. front sight. sty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Hafifletilmişi «arpa»).

1.Şaman Türkleri’nin din büyüklerinin hastalara okuduğu afsun, sihir.

2.Yılanı kovuğundan çıkarmak için veya zehirinin tesirini gidermek için okudukları afsun. (Doğu Türkçesi’nde afsun etmek, mânâsiyle «arpalmak» fiili dahi kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yulafa benzer bir nebat. Yaban arpası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Efsun-ger, sihirbaz, üfürükçü, efsuncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), rülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hayvan dişlerinde yaşla silinen ve binaenaleyh yaşını gösteren nişan: Arpalığı silinmiş at, pek yaşlı.

2.Osmanlı devrinde ilmiye sınıfı büyüklerine aynen veya nakden verilen tahsisat.

3.Toprağı kuvvetli (tarla).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barley field. a person from whom a sponger benefits. benefice. sinecure. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arpa vesaire bazı hububattan çıkarılan maruf gıda verici içki, bira.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). çalgıda notaları hızlı ve kesik çalma; bu şekilde çalınan notaların toplamı; arpej.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Musikide telli sazları çalışta bir tarz.

2.Armonide bir bahis.

3.Tanınmış bir Fransız parfümü.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gelmek, vâsıl olmak, varmak, ulaşmak, yetişmek. arrival (i). geliş, varış; gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archives

belgelik

Belge ve yazıların saklandığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive. archives. record office. records. muniments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives. muniment room. record. record office. old records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record keeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülgillerden yabanî bir bitki (Alchemilla).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (coğ), (zool) eklembacaklylar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). haruspex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boz dişi deve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerves sinirler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible!. as soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As Soon As Possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible. as soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ASAP stands for Application System Authorization Process ASAP is used to send email notification to the reviewers that an update has occurred and to send additional notifications to other interested parties ASAP can also be used to refer to the notice tha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible In ITV, this term means 'as soon as possible after NTID projects, RIT projects for deaf students, exchange projects with use dates, and exchange projects without use dates '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Society for Automation in Pharmacy also, Analytic Systems Automated Purchasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AHOS SHEF Automatic Processing System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cisco Any Service, Any Port solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Metasolv, formerly Nortel Networks, and Architel Solutions product referred to as Automatic Service Activation Program ASAP delivers service activation through the process of receiving service requests from the service order entry system, translating them

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tavuk karası denilen göz hastalığı. (Fr. himratopie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). American Society of Composers, Authors and Publishers.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanlıların tıp ilâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükleme, isnat, atıf. ascription of praise Tannya övgü sunma, hamt, tesbih, tehlil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Tıbbî Aletleri İlâç kullanmadan, yalnız ısı yardımı ile mikropsuzlaştırma işi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mikropsuzluk, asepsi. aseptic (s). mikropsuz, aseptik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane.

2.Para ile yemek yenilen yer, lokanta.

3.Bazı tekkelerde yemek pişirilen yer.

4.Düğün gibi toplantılarda, yemekleri hazırlamak için iğreti mutfak olarak kullanılan yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant. soup kitchen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookhouse. soupkitchen. victuals house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Sonsuz bir eğrinin yakınına çizilmiş bir doğru. Bu doğru uzatıldıkça eğriye yaklaşır, fakat onunla asla birleşmez.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. asymptote

mat. sonuşmaz

Sonsuza giden bir eğrinin çeşitli noktalarının gittikçe yaklaştığı başka bir eğri veya doğru.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asymptote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amortization. depreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik) Asklı mantarların sporu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lion's share. lion share.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's mantle. carbuncle. sore of anthrax şirpençe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(alchemila vulgaris): Gülgillerden; çayırlarda, ormanlarda yetişen ve türlü çeşitleri olan bir yabani bitkidir. 5-7 parçalı olan yaprakları büyüktür. Kökü geniştir. Çiçekleri; ufak yıldız şeklinde olup, yeşilimtıraktır. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler:Ateş düşürür. Vücuda kuvvet verir. Yarımbaş ağrılarını keser. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). uykuda olan, uyuşmuş; (z). uyurken, uykuya. fall asleep uykuya dalmak. fast asleep derin uykuda. My foot is asleep. Ayağım uyuşmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). meyilli, yatyk, eğri; (z). meyilli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension bridge. drawbridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). engerek yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. asparagus

uydurma

Gerçek olmayan, gerçekmiş gibi gösterilen haber.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşkonmaz, (bot). Asparagus officinalis. asparagus fern perçemli kuşkonmaz. wild asparagus dişi kuşkonmaz, (bot). Asparagus acutifolius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görünüş, gösteriş, veçhe, suret; yüz, çehre, sima; bakış, görüş, nazar; safha, hal, durum, vaziyet; (astrol). gezegenlerin birbirine oranla durumları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaprakları çok titreyen bir çeşit kavak ağacı, toz ağacı, (bot). Populus tremuloides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akçe, pul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ''h'' sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pürüz, sertlik; kabalık, şiddet; zorluk, güçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). tohumsuz, aslı tohumsuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, lekelemek, çamur atmak; serpmek. aspersion (i). iftira, leke. cast aspersions taş atmak, laf sokuşturmak, dokundurmak. aspersive (s). iftira kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشپز] aşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden zifti; asfalt, maden zifti ile kum veya çakıl taşını karıştırarak yol yapımında kullanılan malzeme; asfalt yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çirişotu, (bot). Asphodelus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). asfeksi, oksijen yokluğundan ileri gelen boğulma, nefes kesilmesi. (havagazından boğulma gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boğmak, oksijensiz bırakmak; boğulmak.asphyxia'tion (i). oksijen yokluğundan boğulmaya sebep olma, boğulma, nefes kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ahçı. et vb'nin yanında garnitür olarak servis yapılan iştah açıcı bir çeit jelatin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr..Y. botanik). Zambakgillerden, daha çok saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evergreen perennial with large handsome basal leaves; grown primarily as a foliage houseplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evergreen perennial with large handsome basal leaves; grown primarily as a foliage houseplant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). aspidistra, zambak familyasından çok güzel yaprakll bir salon bitkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). istekli, arzulu, talip (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). h sesi ve ''h harfi; h', gibi ses çIkarma; (f). h sesiyle telâffuz etmek; (s). ''h sesiyle telâffuz olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arzu, istek, iştiyak; yüksek bir gaye edinme; teneffüs etme, nefes alıp verme; (gram). h harfini telâffuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava emme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aspirateur

fiz. emmeç

1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt.

2.Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extractor. exhaust fan. suction fan. extractor fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction device. aspirator. exhaust fan. suction fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aspiratör, emici alet; (tıb). emerek vücuttan sıvıları çeken alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yüksek bir gaye edinmek, arzu etmek, talip olmak, göz dikmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. tıp). Asit asetil salisilik terkibindeki bir ilâca bir firma tarafından konan meşhur isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white crystalline compound of acetyl and salicylic acid used as a drug for the salicylic acid liberated from it in the intestines. the acetylated derivative of salicylic acid; used as an analgesic anti-inflammatory drug usually taken in tablet form; use

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

n A drug used in the treatment of arthritis, commonly found in a container with a childproof cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acetylsalicylic acid ; aspirin and other products containing ASP should not be used by people with bleeding disorders since ASA slows the clotting process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medication that decreases platelet funtion. the acetylated derivative of salicylic acid; used as an analgesic anti-inflammatory drug usually taken in tablet form; used as an antipyretic; slows clotting of the blood by poisoning platelets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i ).aspirin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözü ilerde olan, bir gayesi olan aspiringly (z). yüksek emeller peşinde koşarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban safranı ki, kırmızı olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyan ve iddia etmek, katiyetle bildirmek. assevera'tion (i). iddia, soyleme, beyan, söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Assosiated Press haber ajansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birliğe ait. associative faculty çağrışım yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, dindirici, teskin edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bir vaat uzerine yapılan sözlesme; akdin bozulması halinde zarar ziyan davası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) farz, tahmin, zan; tavır, poz, amirlik taslama; kendine is edinme, ustune alma; kibir, gurur, kustahlık; semaya yukselme, uruç, bilhassa Hazreti Meryem'in semaya urucu. Feast of the Assumption 15 Ağustosta kutlanan Meryem'in urucu yortusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(Ing). ylldlnm ve gök gürültüsünden aşım korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) astrografi, yıldızların haritasını çıkarma veya yıldızları tarif etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) fotografçılığın astronomiye uygulanması. as'trophotograph'ic (s). gökcisimlerinin foto ğraflannln allnmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) gökcisimlerinin fiziksel ve kimyasal yapılarını inceleyen ilim, astrofizik. astrophysical (s) astrofizikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Tropikanın yanında olan: Astropikal iklim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. savt, savtlar, sesler), (bk.) Savt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sâib.den itaf.). Daha veya en, pek doğru, daha isabetli, en iyisi: Asveb-i efkâra tâbi olmak = Fikirlerin en doğru olanına uymak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,mat.asimptot, sonuşmaz.asymptotic (s) asimptotik, sonuşmazla ilgili veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski atalarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. atvel).

1.Uzun boylular.

2.Seçkinler.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atavisme

ant. atacılık

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(it)., (müz). evvelki tempoya dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) zamanla ilişkisi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-pâre). Ateş parçası, kıvılcım, şerare, mec. Pek şiddetli ve bahadır adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş peresten = Ateşe tapmak. Ateşe tapan, Zerdüştî, Gebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşpereslik, ateşe tapmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پاره] kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پرست] ateşe tapan, ateşperest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtının izleyici üzerinde bıraktığı etkiyi, nedeni olduğu ruh hâlini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaküre, atmosfer; çevre, muhit; (fiz). havaküre (basınç birimi). atmospher'ic, -al (s). havaya ait, atmosferik. atmospher'ics (i).,(çoğ). radyoda parazit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat, (s). üstte, üstünde, üzerine, üzerinde; (s). üstündeki. -ator sonek -ici: narrator hikâyeci. -atory sonek netice veren, netice olan: mandatory zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC DSP-Type R, ATRAC 4.5’a yapılan bir geliştirmedir. Müzik verilerini yeniden analiz eder ve güç algılanan, gereksiz veri biti ayırmalarını arar; sonuçta bit ayrımlarını iyileştirir ve kaynak sinyal reprodüksiyonunu geliştirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC3plus, daha hassas bilgiler elde etmek için ses sinyallerini daha uzun süreler analiz eder ve çok çeşitli ses sinyalleri için en iyi veri ayırımını sağlayan bir algoritma kullanır. Sonuçta, orijinal ses kaynağının 1/20’si gibi yüksek sıkıştırma seviyelerinde yüksek kaliteli ses elde edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den). tırnağı denizin dibinden az yükselmiş (çapa).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). gıdasızlıktan zayıflama, bedenin zayıflayıp kuruması; dumur,atrofi körelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güzelavrat (belladonna) otundan çıkarılan bir ilâçtır. Hekimlikte kullanılır, zehirlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atropine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atropin, güzelavrato1undan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir hale koymak; adapte etmek, uydurmak, intibakını sağ1amak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kalkışmak, yeltenmek , teşebbüş etmek; çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek; hayatına kastetmek, suikast teşebbüsünde bulunmak; (i). teşebbüs, yeltenme, kalkışma; deneme, tecrübe attempt on one's life suikast teşebbüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli, hizmete hazır; kibar, ince, nazik attentively (z). dikkatle, hizmete hazır olarak; nezaketle attentiveness (i). dikkat; nezaket, incelik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tavîl»den itaf.) (mü. tûlâ). Daha veya pek uzun Cenab-ı Hak atvel-i ömür ile muammer eylesin = Tanrı pek uzun ömürle yaşatsıhl

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tipik olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. au pair

bakıcı

Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögretim araçları (radyo, resim, fonograf, televizyon) ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslına uygun müzik çalan elektronik araçlar (radyo, teyp, fonograf v.b. ) meraklısı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan gelişmiş DVD oynatıcılarda, DVD Video seslerinin ve ses CD’lerinin çalınması sırasında en iyi ses kalitesinin elde edilmesi için audiophile (yüksek müzik kalitesi sunan) dirençler ve kapasitörler kullanılmaktadır. Düşük manyetik akı sızıntısına ve zengin düşük frekansta ses üretimine sahip, gereğinden büyük bir R-Core transformatör kullanılmaktadır. Ses devresi, video devresinden ayrıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (tıb). üst dişlere dayama suretiyle işitmeye yardım eden bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). (Fr). hizmetçi kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). Allaha ısmarladık; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma'da kâhin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uğur getireceğine inanılan törenlerle açmak, açış töreni yapmak, başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuşların hareketine bakıp kahinlik etme; fal, alâmet.auspices (i). himaye, nezaret .under the auspices of himayesinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kehanetle ilgili; uğurlu, hayırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uğurlu, hayırlı. auspiciously (z). hayırlı bir şekilde, uğurlu olarak. auspiciousness (i). uğur, hayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yazarlık, muharrirlik, müelliflik; kaynak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çevirmeye gerek olmaksızın kasetin her iki yüzünü de çalana sistem.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otobiyografi , bir yazarın kendi hal tercümesi. autobiograph'ical (s). kendihayatından bahseden yazarın biyografisine ait. autobiographically (z). kendi hayat hikâyesi ile ilgili olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kil). kendi kendini idare eden, müstakil, başına buyruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otoklav, sterilizator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir kimsenin kendi el yazısı; muharririn kendi eliyle yazılmış yazı veya müsvedde; bir kimsenin kendi el yazısı ile imzası; (f). kendi el yazısı ile imza atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). akort çalan bir çeşit kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kendini hipnotize etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başkalarını da kendi gibi farzeden. automorphism (i). başkalarını da kendisi gibi farzetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). otomobillerle ilgili; kendiliğinden hareket edebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). otoplasti. autoplastic (s). otoplastiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kendi kendine tedavi; hastanın kendi vücudundan alınan bir madde ile tedavi edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video bilgisiyle birlikte ek yardımcı (AUX) verisi de kaydedilir. Bu bilgi, kayıt tarihi/saatini, Geniş/PALplus bilgisini ve kaydedilen resim kaynağını içerir. AUX verisi, DHR-1000 tarafından da okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karada vahşî hayvan yahut kuş ve denizde balık vurmak ve tutmak işi. Ar. sayd, Fars. şikâr: Ava gitmek.

2.Avda vurulan veya tutulan vahşî hayvan ya kuş yahut balık: Av vurmak. Bu dağlarda çok av vardır.

3.Ele geçen şey, ganimet: Eline güzel bir av geçti. Av aramak = Kelepir şey istemek. Av eti = Avda vurulan yaban hayvanı ve kuş eti (Balık hakkında kullanılmaz). Av kuşu = Avavlamaya alışık atmaca ve şahin gibi yırtıcı kuş. Av köpeği = Zağar ve tazı gibi av avlamaya alışık köpek. Av havası = Pusluk ve karlık hava. Balık avı = Osm. Sayd-ı mâhî. Sürgün avı = Avlanacak yaban hayvanının etrafını sarıp ortaya almak üzere atla ve kalabalıkla yapılan av.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. shooting. sporting. hunt. chase. shooting. killing. catch. kill. pickup. prey. quarry. shikar. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. game. hunt. kill. trophy. hunting. shooting. fishing. prey. victim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game. hunt. prey. hunting. catch. victim. chase. game hunting. quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'array value', which refers to one of Perl's internal data types An AV is a kind of SV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'array value', which refers to one of Perl's internal data types An AV is a kind of SV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audio-Visual AV Macintosh models have video-capture hardware and have sophisticated sound recording capabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for audio visual An AV computer is capable of input and/or output of audio and video to and from external hardware, such as video cameras, VCRs, computer projection devices, and large screen monitors. an abbreviation used to distinguish the antivi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation of aperture value Used on some camera information displays as a shortened way to refer to aperture settings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'array value', which refers to one of Perl's internal data types that holds an array The AV type is a subclass of SV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The code in the PAS used to specify a movable asset's current status as determined by physical inspection or report by the Department Property Officer, as follows: U - Property that is in use within the control of the noted department A - Property that is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the aperture settings or aperture value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is an acronym for AntiVirus referring to a program to help protect your computer/PC from being infected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audio-Video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Generic term used to deal with animation, audio and video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Av is the fifth of the twelve months of the Jewish calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Artificial Ventilation The mouth to mouth/nose component of cardiopulmonary resuscitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audio-Visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Added volume A subsequent part of a series or set already catalogued and in the library collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This indicates on the online catalogue under Shelfmark that the item is a recording of the work displayed It could be an LP record, a cassette, a compact disc or a videotape - but normally, if none of these is specified, then it is an LP record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Anti-Virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analog Video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Avestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armoured Vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attribute value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Authorized Version. the eleventh month of the civil year; the fifth month of the ecclesiastical year in the Jewish calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Authorized Version.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). average, avoirdupois.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü ve/veya ses bilgilerini kaydeden, işleyen ya da oluşturan/çalan ürünler bu kategoride verilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting dog. beagle. game dog. hound. retriever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı düz ekran TV’lerde video sinyali işleme, video ve ses sinyalleri arasında küçük gecikmelere neden olabilir. bu nedenle ses artık ekrandaki eylemle senkronize edilmez. A/V Sync teknolojisi, bu rahatsızlık veren sorunu gidermek için ses sinyalini ayarlar. Sony alıcıları ve ev sinema sistemlerinin çoğu A/V Sync kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Osmanlı sarayında bir hademe sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatkâr Alât ve edevâtı, marangoz vesaire takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kit. set of tools. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. equipage. gadget. gearing. kit. set of tools. implements. utensils. hand tools. set. gear. gear and tackle. requisite. facilities. apparatus. instrument. appliance. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Aide). (Dilimizde bu mânâ ile kullanılmaz).

1.Aidât, irat, gelir: Kendisinin vakıftan biraz avâidi vardır.

2.Tahsisat: Kendisine öteden beri bağlanmış avâidi vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوائد] gelirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Aika). (bk.) Aika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarar, fayda, kâr; (f). yaramak, ise yaramak, faydası olmak. of no avail beyhude, boşuna. to avail oneself of yararlanmak, -den istifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kullanışlı, hazır, elde mevcut; piyasada bulunan. availabil'ity, avail'ableness (i). hazır bulunma; muteber olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c._) (m. Akıbet). Akıbetler, neticeler, (bk.) Akıbet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عواقب] sonuçlar. 2.sonlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir ticaret senedine yazılan kefillik, böyle bir kefalete girişen kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sersemlik derecesinde saf olma, bönlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. dummy. gawky. dozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorsement of a bill of exchange by a third party. stupid. aval. bill guarantee. guarantee commission. guarantor of a bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guarantee added by a bank to an accepted time draft by endorsing the front of the draft 'per aval ' The avalizing bank becomes obligated to pay the draft at maturity if the drawee/acceptor fails to do so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çığ). dağ1ardan yuvarlanan kar kümesi; heyelân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem). Alemler. (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوالم] âlemler, dünyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amme), (bk.) Amme. Müfred gibi: Umum, aşağı tabaka, aşağı takım, ayaktakımı havâs mukabili: Avâm için yazılmış şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Am). Yıllar, (bk.) Am.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populace. the public. to populace. the common people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the common people. the lower classes. herd. common herd. hoipolloi. populace populacy. proletariat. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوام] halk tabakası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Aşağı tabakaca beğenilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağı tabakanın beğeneceği surette, aydınların hoşuna gitmiyecek kadar kaba ve Adî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amil). Amiller. (bk.) Amil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوامل] etkenler, faktörler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عوام پسند] halkın beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit, zaman, hengâm: Avân-ı şebâbında = Gençlik zamanlarında.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوان] zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first draft. preliminary project / design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avmak» tan). Çabuk aldanır, alık, sâf-derûn, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. gullible. clot. cluck. nincompoop. ninny. rube. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. gull. boob. noodle. pats. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullible. fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avant-garde

öncü

Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlerideki bir alacağa sayılmak üzere önceden verilen para.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avance

öndelik

Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance payment. retaining fee. head start. retainer. earnest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance pays. feed. headway. advanced credit. retainer. retaining fee. lead. advance money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir kimsenin, yolunu bulup sağladığı haksız kazanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illicit gain. pickings. cleanup. spoils. plunder. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something obtained illicitly for nothing. cheating with marked cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük,

2.kazanım,

3.yarar

1. Üstün olma durumu.

2.Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak.

3.Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yenilik getirenler (s). yeni moda yaratan, yenilik getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aventure

macera

Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. avara) (Denizcilik). Sahilden açılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. free-running. neutral gear. idle. out of gear. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Serseri, yersiz yurtsuz: Avâre gezmek.

2.Boş gezen, başıboş, işsiz güçsüz, muattal: Avâre olmak: İşinden geri kalmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagabond. idle. wandering. idled. straggling. strayed. straggly. vagrant. wanderer. dawdler. dosser. drifter. rover. straggler. stroller. yob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drifter. tramp. vagabond. wanderer. idle. vagrant. hobo. loafer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wandering idly. corner man. rogue. vagabond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواره] aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to be wandering aimlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Serserilik.

2.İşsizlik (eskiden bunun yerine Avâregî kullanılması abestir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. inaction. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواره سر] aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (hırs)., tamah. avaricious (s). haris, tamahkâr avariciously (z). hırsla, tamahkarlıkla. avariciousness (i). harislik, tamahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارف] bilginler, arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arıza). Arızalar. Avârız akçası = Vaktiyle her mahalleden fevkalâde olarak alınan vergi. Avârız vakfı: Geliri bir yer veya mahalle ahalisinin veyahut bir sanat halkının belirli ihtiyaçlarına sarfolunmak için kurulan vakıf. (bk.) Arıza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارض] belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (den). Dur ! Agantal Abosa !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu mitolojisinde bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Atıfet). Atıfetler, lutuflar. (bk.) Atıfet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Defol !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve AVAZE (i. F.).

1.Ses, sadâ, Ar. savt.

2.Nida, nâra. mec. Şöhret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shout. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواز] ses.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yüksek ses.

2.Şöhret.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آوازه] bağırma. 2.ün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Video Kodlama (AVC), çok yüksek veri sıkıştırma oranlarını gerçekleştirebilen dijital video codec standardıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AVC, yani Gelişmiş Video Kodlama, en yeni video kodlama standartlarından biridir. En güncel kodlama sistemlerini kullanarak üstün video kalitesi sunar. Yavaş gösterim sahnelerinde hareketin her anı korunurken özel efektler belirginleştirilir. İster en yeni Blu-ray Disc(TM) filmi izliyor, ister MP4 WALKMAN® çalarınızda bir klip seyrediyor olun, mükemmel bir görüntü kalitesiyle aldığınız keyif ikiye katlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Karasal HD yayınlarını AVC (MPEG4) biçiminde alan entegre TV tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AVCHD (HD için Ses Video Sıkıştırma), yeni bir yüksek tanımlamalı film kayıt formatıdır. 8cm DVD diskleri ve Sabit Disk Sürücüleri dahil olmak üzere çeşitli ortamlarda Yüksek Tanımlamalı kayıt yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek etkiye sahip codee teknolojilerini kullanan, 1080i ve 720p sinyallerini kaydetmek için kullanılan bir HD dijital video kamera formatı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Av avalayan, Ar. sayyâd.

2.Avı pek seven hayvan: Avcı kedi. Avcıotu = Dem-i zühre denilen bitki. Avcıbaşı = Yeniçeri ocağının otuz üç sekbanın subayı. Askerlik. Avcı bölüğü = Hafif piyade (fr. chasseur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. hunter. shooter. chaser. birdman. huntsman. huntress. gun. trapper. skirmisher. shikari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunter. trapper. huntsman. skirmisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunter. huntsman. skirmisher. lightinfantry soldier. game hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) l. Avlanan, av sporu yapan kişi. 2.Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3.Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light infantry soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden zehirli bir bitki (Adonis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter. fighter plane. fighter airplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Av avlamakla meşgul adamın hal ve sıfatı. (Osm.) Sayyâdlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporting. hunting. shooting. the chase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. shooting. fishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huntsmanship. shooting. gunning. hunt. hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geri dönme, rücû, ric’at («avdet» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geri dönme, rücû, dönüş. Hacıların avdeti. Dünyadan giden bir daha avdet etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عودت] geri dönüş. avdet etmek dönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müslümanlığa dönmüş olan bir topluluk üyelerine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i). (Lat). selâm, merhaba; (i).bir selam duası.Ave Maria Selam, ey Meryem !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ave. (kıs).avenue, Avenue.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avc»den smüş). Eğri büğrü, kec.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yulaf veya yulaf cinsinden otlara benzer veya onlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yardımcılar mânâsiyle Avân yerine ve en fazla kötülükte birine yardakçılık yapanlar hakkında kullanılıyorsa da, Arapça’da böyle bir kelime yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. helpers. accomplices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عونه] yardakçılar, avene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İpe geçirilmiş askı; incir, üzüm Avengi. (Dilimizde kullanılan «hevenk» bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). intikam almak, öç almak. avenge oneself on -den intikam almak, -den öç almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cadde, geniş yol, sokak; girilecek veya çıkılacak yol; iki tarafı ağaçlıklı yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Averden» fiilinden masdar ismi olup sıfat terkibi teşkiline dahil olur). Getirici, taşıyıcı, sahip, mucip, bâis: Reşk-Aver = Gıbta, çeken, imrenilen. TSb-Aver = Kudrete malik, kudretli. ZûrAver = Kuvvet sahibi, kuvvetli. PeyâmSver = »aber getiren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iddia etmek, kuvvetle söylemek, ispat etmek, tahkik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortasını bulmak, vasatisini alrnak; vasati olarak yapmak veya almak; vasati yekun tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). vasati hesap, ortalama, vasat, orta; cari olan fiyat, derece veya miktar; adi ölçü; (den). hasar, avarya; (s). muhammin , avarya duzenleyen eksper. average clause sigortada verilecek tazminatın miktar ını sınırlayan madde. above the aver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. average

1. ortalama,

2.sp. sayı farkı

1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı).

2.Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibni Rüşt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). to ile karşı, aksi fikirde olan, muhalif; çekinen, içtinap eden. averse to going gitmek istemeyen, gitmekten çekinen. averseness (i). çekingenlik çekinme, içtinap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, iğrenme, tiksinme, istikrah; tiksinti veren şey, menfur şey. have an aversion to sevmemek, hoşlanmamak, tiksinmek, yıldızı barışmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başka tarafa çevirmek, yön değiştirtmek; önlemek, menetmek, defetmek, bırakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Arap düşünür (Basra- ? ) İhvanu’s-Safa denilen İslam felsefe akımının kurucularından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gebe inek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar dibinde su geçmesine mahsus delik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuşlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kuşhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uçak kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havacılık, tayyarecilik; uçuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot, tayyareci, havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibni Sina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arzulu, hırslı, haris. be avid for -e arzulu olmak, haris olmak. avidity (i). istek, arzu, hırs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). belirli bir bölgedeki kuşlar veya kuş türleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak kullanma tekniği , pilotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Avîhten» fiilinden imef.). Asılmış, asılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, bilgi, malumat; muhabere gemisi, avizo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). «Görünce» anlamına gelen bir terim. Gösterildikçe ödenmesi lâzımgelen poliçelere yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vitaminsizlikten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Avîhten» fiilinden imas. olup vasfı terkibilere girer). Asılan, asılı bul unan: Dil-Avîz = Gönlün asılı bulunduğu, gönlü çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan billûr veya madenden süs eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. luster. lustre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. pendant. luster. lustre. luminaire. ficture. lighting. ceiling lamp. fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آویزه] asılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yucca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zanbakgillerden bir bitki. Anavatanı Amerika’dır. Başak halinde iri ve beyaz çiçek verir. (Yucca gloriaso).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alıkoyma, mani olma, engel olma, tehir: İşimizi avk ve tehir etti. (TAvik daha çok kullanılmıştır.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AVKIMAK (f.). Sıkıp ufaltmak, eğmek, ezmek ufalanmak, dağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Avkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dere, vadi, su cedveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «av» dan). Av yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting ground. shoot. hunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. covert. shooting ground. hunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. dropping thereturn gently over the net to an unprotected spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av, sayd, şikâr etmek, Osm. istiyad etmek: Tavşan, keklik, balık avlamak, mec. Gözetmek, kovalamak, tasarruf etmek. Rüzgâr avlamak = Süratle hareket etmek, Osm. bâd-ı peymâ olmak. Sinek avlamak = Boş şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunt. shoot. fish. account. bag. chevy. chivvy. chivy. gun. hawk. kill. prey on. prey upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. hunt. pot. to hunt. to bag. to trap. to snare. to deceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hunt. to shoot. to deceive. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlanma, mec. kandırılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av edilmek, saydolunmak, gafil avlanmak, aldatılmak, iğfal olunmak, kandırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting. hunt. pot. prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony AVLS (Ses Seviyesi Sınırlama Sistemi), PSP®, WALKMAN® ve diğer taşınabilir ses cihazlarında bulunan bir koruyucu özelliktir. Gürültülü bir tren gibi yüksek sesli ortamlarda ses seviyesinin tehlikeli düzeylere çıkmasını önlemek üzere tasarlanmıştır. Böylece, kulaklarınızın zarar görmemesi sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Evin veya bir dairenin etrafında duvar veya çitle çevrili yer. Havlu. (Arapça «havi» ve Türkçe «ağıl» ile benzerliği tesadüfî olmak lâzım gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backyard. court. courtyard. quad. quadrangle. yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courtyard. court. quadrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Avân). Yardım eden adam, yardımcı, imdatçı, muavin. (en fazla cem’i kullanılmıştır): Avânı ile beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yardım imdat, nusret: Avn-ı Hudâ ile: Allah’ın yardımı ile. Blavn-lllah, biavnihi-taâlâ = Tanrı’nın avn ve inayetiyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عون] yardım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardımla ilgili, yardıma ait. 2.Fatih Sultan Mehmed’in şiirde kullandığı mahlas.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kukuletalı bir çeşit yağmurluk. (eskiden kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. 2.Yardım etmiş. Yardımla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’ın yardımı. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., avocado pear perse ağacınn meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatörce meşgale, iş, meşguliyet, hobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avoset, (zool). Recurvirostra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sakınmak, çekinmek, kaçınmak , uzak durmak, içtinap etmek; (huk). bertaraf etmek, feshetmek, iptal etmek. avoidable (s). kaçınılır, sakınılır, içtinap olunur ; bertaraf edilir, fesholunur avoidance (i). sakınma, içtinap; (huk). iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). avoirdupois.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiltere ve Amerika'da kullanllan tartı usulu; (k).dili şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). onaylamak, teyit ve tasdik etmek, kuvvetle söylemek, iddia etmek, garanti etmek, itiraf etmek, açıkça söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça söylemek, beyan etmek, ilân etmek, ikrar etmek, itiraf etmek, kabul ve tasdik etmek.avowal (i). beyan, ilân, ikrar, itiraf, kabul, tasdik. avowedly (z). açıkça, sarahaten, alenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eurasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eurasia. eurasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın, karı. Avrat pazarı = Eskiden cariyelerin satıldığı pazar, (bk.) Avret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. cow. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. wife. cow. dame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عورات] kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AVRCP 1.3, Uzaktan Ses/Video Kontrol Profilinin güncel bir sürümüdür. Bir uzaktan kumanda görevi görerek farklı cihazları doğrudan WALKMAN® ürününüzden kontrol edebilmenizi, örneğin parçayı değiştirmenizi veya bir albüm aramanızı sağlar. A2DP (Gelişmiş Ses Dağıtım Profili) ile uyumludur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İnsan bedeninde görünmesi ve gösterilmesi ayıp sayılan ve dinde haram olup, namazda örtülmesi şart olan yerler: Bacağın avret olduğuna dair hadîs-i şerîf vardır.

2.Türkçe (halk dilinde avrat) karı, kadın: Er ve avret.

3.Karı, zevce: Avreti öldü. (Bu son iki mânâsı İle edebî dilde kullanılmaması icabeder).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عورت] kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avrımak» tan). Kıvrık, kavisli, çarpık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Yayı) kurmak, çarpmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, kıvrılmak, çarpılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Bir kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european. eur. europe. euro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europe. european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Europe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Avrupalılar’a has, Avrupalılar’ın yaptığı şekilde: Avrupaî bir davranış, Avrupaî bir makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avrupa ahalisinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europeanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avrupalı bir hale gelmek. Avrupalılar’ın çalışma ve yaşayış tarzını benimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become europeanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Afşar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulması ve yakındoğunun Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.El ayesiyle parmakların içi. Ar. kef, Fars. muşt.

2.Avcun içine aldığı miktar: Bir avuç buğday. Avuç avuç = Avuç dolusu ile, bol bol. Avuç açmak = Dilenmek, Avuç İçi = El ayası. Avcun içine almak = Ele geçirmek, zabt ve hükmü altında bulundurmak. Avuç kaşınmak = Bir yerden para geleceğini sezmek. Avcunu yalamak = Mahrum kalmak. Elde, avuçta yok = Fakirlik. Osm. sıfr-ülyed. Ele, avuca sığmamak: Zaptolunmayacak derecede haşarı ve yaramaz olmak. Bir avuç = Az miktar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palm of the hand. handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hollow of the hand (palm and fingers. handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Avcun içine almak, avuçla kavramak.

2.Bol bol almak.

3.Kavramak, çevirmek, içine almak: Yelken rüzgârı avuçlamak = Rüzgârdan şişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasp in the hand. take a handful of. fist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to grisp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. avocat). Mahkemede ücret karşılığı taraflardan birinin savunmasını ve davasını üzerine alan hukukçu, mec. Müdafaaya muktedir, çeneli, cerbezeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawyer. attorney. advocate. barrister. attorney at low. counselor. counsel. solicitor. pleader. mouthpiece. counsellor-at-law. counselor-at-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. attorney. barrister. counsel. counsellor. lawyer. practitioner. solicitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. barrister. attorney at law. advocate. lawyer. solicitor. articled clerk. public attorney. champion. counsel. counsel l or. defender. law agent. pleader. solicitor at law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avukatın hal ve sıfat ve sanatı, mec. Cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. attorneyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koparma, sökme; kopmuş, parça; (huk). bir ırmagın yolunu değiştirmesi gibi tabii bir sebepten dolayı bir mülkün başka bir mülk sahibinin tarafına geçmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amca veya dayı gibi veya onlara mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to console. to comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Oyalanmak, iğfal edilmek: Şuna biraz güler yüz göster de avunsun.

2.Gebe kalmak (inek v.s. için kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

console. console oneself. be distracted. draw consolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be consoled. to be comforted. to be divert oneself. to amuse oneself. to become pregnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be consoled. to be preoccupied with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanı avunduran şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation. sth that brings consolation. solace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Sesli harfi ek alınca sondaki t, d olur: Avurdu). Yanağın iç tarafı, boş yeri. mec. Öğünme. Avurt etmek, satmak = Büyüklük taslamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Övünen, büyüklük taslayan, mutekebbir, kibirli, ağzı kalabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Okyanusya kıtasının esası olan ülke ve devlet.