V2 ne demek? | V2 anlamı nedir? | V2

V2 anlamı nedir?

V2 ne demek?

V2 anlamı nedir?

V2 | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

roket bombası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) Güney Afrika'da bulunan ve karınca yiyen bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب کوثر cennet suyu, 2.şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah’ın kulu. Allah’ın isimlerinden, (bkz.el-Afuv).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlangıcı bulunmayan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah’ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Kaviyy).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid’in kulu. Vacid, Allah’ın isimlerindendir. -(bkz.el-Vacid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah’ın kulu. - Vali, Esmau’l-Hüsna’dandır. (bkz.el-Vali).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah’ın kulu. - Varis kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Varis).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vasi’nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah’ın kulu. - Vasi kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vasi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Vedud’un kulu.- Allah’ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını seven, onlara rahmet ve rızasını yönelten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah’ın kulu. Vehhab, Allah’ın isimle-rindendir. - “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah’ın kulu. - Vekil. Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Vekil).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edici olan Allah’ın kulu. - el-Veliyy kelimesi Allah’ın isimlerindendir. (bkz.el-Veli).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Abide gibi, Abideyi andırır.

2.Çok büyük (fr. monumental) (mecazi mânâda da kullanılır: Abidevî bir şiir).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدوی] anıtsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s). Latince isimlerde ablatif, ismin -(den) hali; (s) -den halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vaktinden evvel doğmuş; boş, beyhude, eksik, akim; tıb çocuk düşürmeye sebebiyet veren abortively (z). akim kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yukarıda olan; yukarıda zikredilmiş, daha önce gösterilmiş olan; semada olan, gökteki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). daha yukarıda olarak, sıraca önce olarak; rütbe veya iktidarca üstün olarak above-board (s) doğru, hilesiz, aşikâr above ground yeryüzünde, toprağa gömülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat yukarısına, yukarısında, üstüne, üstünde fevkine, fevkinde; -den yukarıya, yukarıda, ustun; daha çok above all hepsinden ziyade, bütün bunlardan başka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). başlangıçtan beri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s) aşındırmak ve bilemek veya cilâ yapmak için kullanılan bir madde; aşındırıcı şey, yıprandırıcı madde; (s). aşındıran, bileme veya cilâ işinde kullanılabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suç, günah veya cezayı affetmek yahut bunu ilân etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ab, A. heva’dan). (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağzı bozuk, küfürbaz; yolsuz, bozuk; fesatçı abusively (z). yolsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آب و هوا] iklim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yokuş, bayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplayıcı, biriktirici; toplanmış, birikmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram) ) (-i) halinde; (i). (-i) hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başarmak, yapabilmek, üstesinden gelmek; kazanmak, meydana getirmek muzaffer olmak achievement (i). başarı, muvaffakiyet; husule getirme, başarma; husule getirilmiş şey. achievement test başarı testi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open- air.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoor museum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air cinema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergency room / ward. emergency room / service. emergency room. emergency service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike. bread riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açgözlü; elde edilebilen. acquisitive instinct açgözlülük, kespetme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). faal hale getirmek, harekete geçirmek; (fiz). radyoaktif hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faal hale getirme; lâğım sularının hava ve bakterilerle temas ettirilmesi sonucunda temiz su haline getirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket kuvveti olan, etkin, değiştirebilen, fail; faal, çalışkan; pratik; hareketli, canlı, yerinde duramayan, çevik; (gram). etken, aktif; (tic). faiz getiren, paraya çabuk çevrilebilen (sermaye). active officer muvazzaf subay. active vol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). aktivizm, etkincilik ; güneş vb ışınlarının kimyasal değişiklikler meydana getirme özelliği; eylemcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etkinci; eylemci, özellikle politikada eylemciliğe meyilli olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faaliyet; fiil, amel; kuvvet; etki, tesir; faal oluş; tez canlılık, tetiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominate. entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man-to-man defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit. cony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Düşmanlık, husûmet: O adamın bana adâveti vardır.

2.Kin, garez, buğz: İzhar-ı adavet etmek = Kinini açığa vurmak.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عداوت] düşmanlık. adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). katkı; katılan kimyasal madde; (s). toplamsal, ilâve olunacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موفقيت] başarısızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم توجه] ilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyilik, yardımseverlik. 2.Ünlü hanım mutasav-vıfe.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yapışkan, yapışıcı; (i). tutkal, zamk, çiriş adhesive plaster, adhesive tape yapışkan şerit, bant, plaster adhesiveness (i). yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıfat cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). sıfat; (s). sıfat cinsinden olan, niteleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yönetimle ilgili, idari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Adâ). Çokluğun çokluğu: Eâdî. (Dilimizde daha çok «adû» şeklinde kullanılmıştır). Düşman, hasım: Adüvv-i cân = Can düşmanı, adüvv-i kadîm = Eski düşman, Adây-ı din = Din düşmanları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilerleme, ileri gitme, terakki, terfi; fiyat yükselmesi; avans, öndelik. advances (i)., (çoğ). ilerlemeler; (k).dili açık verme, asılma. advance guard öncü kuvvet. in advance önde, ileride; peşin olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilerletmek, ilerlemek, ileri götürmek, ileri gitmek, terakki etmek, terakki ettirmek, terfi etmek, terfi ettirmek; artmak, yükselmek (fiyat) ; avans vermek, ödünç vermek; teklif etmek. advanced (s). ilerlemiş, ileri advancement (i). terfi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Advanced Titler özelliği, çeşitli dillerde 8 ön ayar ve 2 özel alt yazı sağlar. Alt yazının ekrandaki konumu ver rengi ayarlanabildiğinden, ayarlama esnekliği sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kârlı, faydalı , istifadeli. advantageously (z). faydalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelme, gelip çatma, görünme , olma, vuku. Advent (i)., (kil). Hazreti İsa'nın dünyaya gelmesi; Noel'den evvel bir ay müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) arızi, harici, tesadüfe bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeye atmak, şansa bırakmak; cesaret etmek, göze almak, atılmak. adventurer (i). maceraperest kimse. adventurous (s). macera seven; cüretli; cesaret isteyen (bir iş),

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). macera, serüven, sergüzeşt; spekülasyon, vurgun sağlayan teşebbüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). zarf. adverbial (s). zarfa ait adverbially (z). zarf cinsinden olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhalif kimse, düşman , hasım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhalefet belirten , karşı fikri ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt, muhalif, ters, karşı, aksi. adversely (z). karşı olarak, muhalefet ederek. adverseness (i). terslik, zıtlık, muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zorlu sıkıntı, üzgü, zorluk, güçlük; çapraşık durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zikretmek, ima etmek, dokundurmak , hissettirmek. advert to (-dan) bahsetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilân etmek, bildirmek; reklâmını yapmak. advertisement (i). ilân, haber, bildirme, reklâm. advertising agent reklâm ajansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğüt, nasihat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye edilebilir; uygun, münasip, muvafık. advisabil'ity, advisableness (i). uygunluk, muvafık olma, tavsiyeye lâyık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tavsiye etmek; öğüt veya nasihat vermek, akıl öğretmek; haber veya bilgi vermek; danışmak, istişare etmek, akıl sormak. ill-advised (s). akılsız, tedbirsiz well-advised (s). tedbirli, akıllı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). akıllıca, tedbirli olarak: bilerek, düşünerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müşavere , düşünme. under advisement muallâkta ; incelenmekte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) danışman, müşavir; danışman öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tavsiye niteliğinde; akıl öğreten, öğüt veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraf tutma, taraftarlık ; savunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savunan kimse, müdafi kimse, taraftar. devil's advocate tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفت دوران] güzel, dilber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hissi, dokunaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). yemin ederek verilen yazılı ifade, yeminli beyan. draw up an affidavit yeminli beyan yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). olumlu, müspet, tasdik edilen; (i). müspet iddia; tartışmada olumlu tezi savunanları tutan taraf; olumlu cevap a decided affirmative kuvvetli ve olumlu karar. in the affirmative ispat ve tasdik anlamında, olumlu, müspet. The affirma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Affeden, daima suçdan geçip af ile muamele eden, merhametli, acıyan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daima affeden, merhametli. Esmaü’l-Hüsna’dandır. “Abd” takısı alarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عفو] bağışlama, af.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Limona benzer fakat daha büyük ve kabuğu pek kalın bir meyva ki reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim.

2.Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe «ağa» sözünün Arapça çokluğu. Ağalar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). agav, Amerika'da yeti, sen sabır otu, (bot). Agave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Agâh, Agâhî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ağırlaştırmak, kötüleştirmek , şiddetlendirmek; (k). dili kızdırmak, darıltmak; tahriş etmek; abartmak, mübalâğa etmek. aggrava,tion (i). kızdırma, darıltma: şiddetlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rencide etmek, incitmek, kırmak. aggrieved (s). kederli; zarar gören; (huk). haksız hüküm yemiş olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوات] kızkardeşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki kardeş. Osmanlı Alimlerinden Urfalı vâiz Mahmud KAmil efendi’nin babası Mustafa KAmil efendi ile amcası Urfalı Mehmed efendi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آهنگ اصوات] ses uyumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlama, inleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوان] ceylanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهوانه] ceylan gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آه و واه] feryat, sızlanma, hayıflanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آه و واویلا] feryat, âh çekme, figan etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâl). Haller, (bk.) Hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditions. circumstances durumlar. vaziyetler. behaviours davranışlar. events. affairs olaylar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstances. cases. situations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال] haller, durumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال عادیه] olağan haller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احوال صحيه] sağlık durumu

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. uht.). Kızkardeşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوف] en korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havl»den smüş). Şa-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احول] şaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -1.Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2.Zeki, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesur, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aile ile ilgili, ailelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to the family. concerning the family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائلوی] aile ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadaka verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir işin sonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل اول] Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde 10 zamanlı bir küçük usul. Aksak semâİ usulünün bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sevil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çöl sıçanı, yerbû.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activiste

etkinci

Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. activité

etkinlik

Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F. felsefe). Bütün bilgilerin ve ilimlerin, cemiyetin gelişmesine hizmet etmesini isteyen ve böylece iradenin etkinliğini belirten doktrin, etkincilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. activisme

fel. etkincilik

1. Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme.

2.İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavî»den itaf.). Daha, en kuvvetli, fazla kavi: Akvî-yı ihtimalâta göre = En kuvvetli ihtimale, ihtimallerin en kuvvetlisine göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavi). Kaviller. (bk.) Kavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقوال] sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavm). Kavimler. (bk.) Kavm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peoples. nations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقوام] kavimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sulu boya resim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aquariste

akvaryumcu

Bilim ve sanatı kullanarak akvaryum ortamında balık vb.ni besleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek şekilde yapılmış cam su kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium. fish tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aquarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavs). Kavisler. (bk.) Kavs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kuvvet). Kuvvetler. (bk.) Kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavim» veya «kîm» den itaf.). Daha veya pek doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kavi). Kaviler, kuvvetliler, (bk.) Kavi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقویا] kuvvetliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kan ve lenf sıvılarında bulunan yuvarlak hücre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white blood corpuscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Al renkte, koyu ve parlak pembe renkte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receivables and payables. assets and liabilities. owings and receivables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Rivâyet edildiğine, söylenenlere göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علِی وجه] üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی وفق] uygun olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karışıklık, kargaşalık, herc-ü merc.

2.Bir şeyin elden ele verilerek veya atılarak aktarılması: Karpuzları alavere ile sergiye, kiremitleri çatının üstüne attılar.

3.Vapurlara kömür vermek için bordaya kurulan kademeli iskele.

4.Tulumbanın basıp emme suretiyle işlemesi: Alavereli tulumba.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uproar and confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. stockjobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasterboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). odada yatak veya kitap rafları konulması için ayrı yer; kameriye; (jeol). düz kayanın tabakaları içine nehrin açtığı çukur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Derhal, bir defada, birden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), t. Müsâvât üzere.

2.Bir boyda.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Arası kesilmeksizin, arka arkaya, birbiri ardınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implements. paraphernal property. tools and tackle. toolings , furniture and fixtures. tooling and implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی التوالی] peşpeşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı alav).

1.Ateşten çıkan parlak ve yanar hava.

2.Mızrak ucuna takılan küçük bayrak, flama. Alev kesilmek = Pek ziyade kızmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze. fire. spunk. pennant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. fire. flame. blaze yalım. yalaz. alaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. blaze. flash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ateşten ve yanıcı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli şekillere giren gazlardan meydana gelen şeffaf dil, yalım. 2.Aşk ateşi, sevda. 3.Alımlı, cazibeli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blowtorch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamethrower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alevlenen, parlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Alev saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ali» den imen).

1.Hazret-i Ali ile Hazret-i FAtıma sülâlesinden gelen veya geldiğini iddia eden veya geldiğine inanılan şahıslar, seyyid ve şerifler.

2.Hazret-i Ali’ye mensup, taraftar.

3.Bir islâm mezhep ve inancı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan of the caliph ali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Ali soyundan, Hz.Ali’ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kollarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevî tarikatı’nın umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarır hale getirmek, tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to exacerbate. to incite. enkindle. fan deliberately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazing up. blaze. flare up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarmak, iştial etmek, tutuşmak. Mec.

1.Şiddetlenmek.

2.Gazaba gelmek, hiddet etmek, birden parlamak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flame. to take fire. to blaze. to grow violent. to flare up. to flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break out in flames. to burst into flames. to grow violent. to flare up. flame. glow. inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alevlenmiş, alevi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flames. furious. fiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

receive transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Satınalma işi: Ben alışverişe çıkıyorum.

2.Alım satım işi: Geçen ay alışveriş çok durgundu.

3.Münasebet: Benim, seninle bir alışverişim yok.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopping. buying and selling. trading. deal. connection. dealing. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealings. shopping. trade. buying and selling. relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. shopping. dealing. custom. trading. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sağ, canlı, hayatta, diri; şevkli, sevinçli, faal; heyecanlı; hassas, haberdar, uyanık, farkında. alive with bees arı dolu. Man alive I argo Hey mübarek I

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Derhal almak, hemen alıp geçmek.

2.Derhal satın almak, hemen mübayaa etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elde edildiği vakit teslim edilmek üzere, bir mahsul üzerine önceden yapılan satış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. à livrer

ekon. önceden satış

Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak takdir ve tahsin etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic endowment. natural endowments. flair. innate. native gifts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - İran’da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hafifletmek, yatıştırmak , teskin etmek. allevia'tion (i). hafifleme; teselli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sel ve ırmak sularının biriktirdiği çamur gibi, alüvyonlu, Iıglı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ırmak veya deniz suyunun kıyıyı basması, sel; sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak, alüvyon, Çığ; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sel ve ırmak sularının biriktirdiği toprak; bu çeşit topraktan hasıl olan yeni arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki şıktan birini seçme imkanını gösteren, diğer, başka,(i). şık, iki şeyden biri, çare, iki şıktan biri . I had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold foil. gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (güz). (san). yüksek kabartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nehirlerin taşıdığı toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvion. alluvium. placer. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alluvium. silt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat)., (zool). küçük çukur; diş çukuru; akciğer alveolu. alveolar (s). diş yuvasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). barsaktan olan, barsağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Anatomi). Kana kırmızı rengini veren, çekirdeksiz yuvarlak hücre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blood cell. erythrocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blood cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşka eğilimli; aşkla ilgili. amativeness (i). aşk eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kararsız, karışık hisler besleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hamsi balığı, tirhos balığı, (zool). Engraulis encrasicholus; ançüez . anchovy pear Batı Hint Adalarında yetişen bir ağacın meyvası; bu ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görgüsüz ve bön kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lemon. yokel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Atardamarlardan birinin bir noktasında meydana gelen ve ur biçiminde olan gevşeme şişkinliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eleştirici bir şey söylemek, tenkit edercesine söz söylemek. animadversion (i). eleştirme, tenkit, kınama, sitem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora rabbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıl dönümü, senei devriye; yıl dönümünü kutlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Tufandan evvelki. antediluvian (s).,(i). Tufandan evvelki devre ait; (i). eski kafalı kimse; çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çırpınmayı önleyen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. antimoine, kimya). Basit cisimlerden (elemanlardan) bir maden ki, kurşunla karışık olarak matbaacılıkta kullanılır, antimon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). plan ve karakterlere önem vermeyip konuyu duygusal yönden ele alan roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köleliğe karşı, kölelik aleyhtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zor, cebir, kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Zorla, cebren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). örs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucu sivri fırtına bulutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geleneğe dayanan, gelenekli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنعنوی] geleneksel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

aft, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). cins isim; lakap, mahlâs, unvan; (s). cins isme ait; tanımlayıcı, tavsif edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavramak, idrak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tayine bağlı, tayinle doldurulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı şeyi açıklayan ve yan yana bulunan kelimelerin ikincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıymet bilen, takdir ettiğini gösteren, takdirkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeli, vesveseli ; anlayışlı, müdrik; hassas, duygulu. apprehensively (z). vesveseli olarak. apprehensiveness (i). endişe, vesvese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun bulma, onama, onaylama, tasvip, razı olma, resmi izin. on approval muhayyer olarak, beğenilmediği takdirde geri verilmek şartıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uygun bulmak, tasvip etmek, onaylamak, tasdik etmek, beğenmek, münasip görmek, tensip etmek; denemek, yoklamak. approvingly (z). beğenerek, tasvip ve tasdik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediate examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. interspace. pause. recess. remit. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a break. to take a break. intermit. interrupt. recess. to give time off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car-ferry. ferry-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public ferry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD’lerde bulunan hızlı ileri ve geri ses aramasına izin veren bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., mim sütunlar üzerine konulan ve üst kiriş makamında olan taban, taban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşgul olan kimse, arşivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kayağantaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digitalis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beehive. hive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bee hive. beehive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refinery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca ve Arnavutça’dan). Arnavûd suretinde yazılması lüzumsuzdur. Balkan yarımadasının batı cihetinde oturan bir kavim. Arnavut elması = Kalkandelen cihetinde çıkan Alâ cinsi. Arnavut biberi = Kırmızı biber. Arnavut peyniri =: Arnavutluğun Koniça cihetinde çıkan ufak, kelle şeklinde yağlı bir cins peynir. Arnavut darısı = Darının bir cinsi. Arnavut rıhtımı = Denizin dibini biraz tarayıp büyük taşları birbiri üzerine oturtmak suretiyle yapılan hafif rıhtım. Arnavut kaldırımı = Aynı şekilde yapılmış kaldırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian. albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arnavut dili. 1.Arnavut dilinde: Arnavutça söylemek.

2.Arnavutlar’a mahsus tarzda: Arnavutça kuzu pişirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanianization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor.

2.Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albania. albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Albania) Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 28,748 km².

Kara: 27,398 km².

Su: 1,350 km².

Sınırları: toplam: 720 km.

Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Karadağ 172 km, Serbistan 115 km.

Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı) 2,764 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20.

düzenli ekilen topraklar: %5.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %38.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,530 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: yıkıcı depremler; güneybatı kıyısında su baskınları; kuraklık.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 3,581,655 (2006 Temmuz ayı tahmini) Nüfusun %50 si kırsal alanda ikame eder.

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %24.8 (erkek 464,954; kadın 423,003).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 1,214,942; kadın 1,158,562).

65 yaş ve üzeri: %8.9 (erkek 148,028; kadın 172,166) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.52 (2006 verileri).

Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu km²’ye 113,3 dir.

Mülteci sayısı: -4.67 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.1 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.86 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.04 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.78 yıl.

Kadınlarda: 80.34 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 2.03 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01den az (1999 verileri).

Ulus: Arnavut.

Nüfusun etnik dağılımı: %95 Arnavut, %3 Yunan, diğerleri %2 2 (Roman, Sırp, Bulgar).

Dinler: %70 Müslüman, %20 Arnavut Ortodoksu, %10 Katolik.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır, ayrıca Yunanca konuşulmaktadır.

Okur yazar oranı: 9 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfusta: %86.5 (2003 tahmini).

Eğitim alanında Avrupa sta


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gelmek, vâsıl olmak, varmak, ulaşmak, yetişmek. arrival (i). geliş, varış; gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archives

belgelik

Belge ve yazıların saklandığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archive. archives. record office. records. muniments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archives. muniment room. record. record office. old records.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, uzun süreli arşivlemeden kaynaklanan görüntü bozulmasına ve kalite düşüşüne son derece dayanıklı optik ortam oluşturmak için yüksek güvenilirliğe sahip kayıt malzemesi tasarımını kullanmış ve hazne testlerinde tam üretim kontrolleri geliştirmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archivist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record keeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boz dişi deve.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tavuk karası denilen göz hastalığı. (Fr. himratopie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane.

2.Para ile yemek yenilen yer, lokanta.

3.Bazı tekkelerde yemek pişirilen yer.

4.Düğün gibi toplantılarda, yemekleri hazırlamak için iğreti mutfak olarak kullanılan yer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant. soup kitchen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookhouse. soupkitchen. victuals house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyan ve iddia etmek, katiyetle bildirmek. assevera'tion (i). iddia, soyleme, beyan, söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birliğe ait. associative faculty çağrışım yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, dindirici, teskin edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). farzolunan, zannedilen ; kibirli, magrur. assumptively (z).farzederek , zannederek; kibirle, gururla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. savt, savtlar, sesler), (bk.) Savt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sâib.den itaf.). Daha veya en, pek doğru, daha isabetli, en iyisi: Asveb-i efkâra tâbi olmak = Fikirlerin en doğru olanına uymak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski atalarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. atvel).

1.Uzun boylular.

2.Seçkinler.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atavisme

ant. atacılık

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli, hizmete hazır; kibar, ince, nazik attentively (z). dikkatle, hizmete hazır olarak; nezaketle attentiveness (i). dikkat; nezaket, incelik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tavîl»den itaf.) (mü. tûlâ). Daha veya pek uzun Cenab-ı Hak atvel-i ömür ile muammer eylesin = Tanrı pek uzun ömürle yaşatsıhl

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögretim araçları (radyo, resim, fonograf, televizyon) ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). Allaha ısmarladık; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çevirmeye gerek olmaksızın kasetin her iki yüzünü de çalana sistem.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otoklav, sterilizator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). otomobillerle ilgili; kendiliğinden hareket edebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video bilgisiyle birlikte ek yardımcı (AUX) verisi de kaydedilir. Bu bilgi, kayıt tarihi/saatini, Geniş/PALplus bilgisini ve kaydedilen resim kaynağını içerir. AUX verisi, DHR-1000 tarafından da okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Karada vahşî hayvan yahut kuş ve denizde balık vurmak ve tutmak işi. Ar. sayd, Fars. şikâr: Ava gitmek.

2.Avda vurulan veya tutulan vahşî hayvan ya kuş yahut balık: Av vurmak. Bu dağlarda çok av vardır.

3.Ele geçen şey, ganimet: Eline güzel bir av geçti. Av aramak = Kelepir şey istemek. Av eti = Avda vurulan yaban hayvanı ve kuş eti (Balık hakkında kullanılmaz). Av kuşu = Avavlamaya alışık atmaca ve şahin gibi yırtıcı kuş. Av köpeği = Zağar ve tazı gibi av avlamaya alışık köpek. Av havası = Pusluk ve karlık hava. Balık avı = Osm. Sayd-ı mâhî. Sürgün avı = Avlanacak yaban hayvanının etrafını sarıp ortaya almak üzere atla ve kalabalıkla yapılan av.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. shooting. sporting. hunt. chase. shooting. killing. catch. kill. pickup. prey. quarry. shikar. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. game. hunt. kill. trophy. hunting. shooting. fishing. prey. victim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game. hunt. prey. hunting. catch. victim. chase. game hunting. quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'array value', which refers to one of Perl's internal data types An AV is a kind of SV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'array value', which refers to one of Perl's internal data types An AV is a kind of SV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audio-Visual AV Macintosh models have video-capture hardware and have sophisticated sound recording capabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for audio visual An AV computer is capable of input and/or output of audio and video to and from external hardware, such as video cameras, VCRs, computer projection devices, and large screen monitors. an abbreviation used to distinguish the antivi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation of aperture value Used on some camera information displays as a shortened way to refer to aperture settings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for 'array value', which refers to one of Perl's internal data types that holds an array The AV type is a subclass of SV.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The code in the PAS used to specify a movable asset's current status as determined by physical inspection or report by the Department Property Officer, as follows: U - Property that is in use within the control of the noted department A - Property that is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the aperture settings or aperture value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is an acronym for AntiVirus referring to a program to help protect your computer/PC from being infected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audio-Video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Generic term used to deal with animation, audio and video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Av is the fifth of the twelve months of the Jewish calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Artificial Ventilation The mouth to mouth/nose component of cardiopulmonary resuscitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audio-Visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Added volume A subsequent part of a series or set already catalogued and in the library collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This indicates on the online catalogue under Shelfmark that the item is a recording of the work displayed It could be an LP record, a cassette, a compact disc or a videotape - but normally, if none of these is specified, then it is an LP record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Anti-Virus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analog Video.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Avestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armoured Vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Attribute value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Authorized Version. the eleventh month of the civil year; the fifth month of the ecclesiastical year in the Jewish calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Authorized Version.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). average, avoirdupois.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü ve/veya ses bilgilerini kaydeden, işleyen ya da oluşturan/çalan ürünler bu kategoride verilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting dog. beagle. game dog. hound. retriever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı düz ekran TV’lerde video sinyali işleme, video ve ses sinyalleri arasında küçük gecikmelere neden olabilir. bu nedenle ses artık ekrandaki eylemle senkronize edilmez. A/V Sync teknolojisi, bu rahatsızlık veren sorunu gidermek için ses sinyalini ayarlar. Sony alıcıları ve ev sinema sistemlerinin çoğu A/V Sync kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. tarih). Osmanlı sarayında bir hademe sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sanatkâr Alât ve edevâtı, marangoz vesaire takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kit. set of tools. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. equipage. gadget. gearing. kit. set of tools. implements. utensils. hand tools. set. gear. gear and tackle. requisite. facilities. apparatus. instrument. appliance. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Aide). (Dilimizde bu mânâ ile kullanılmaz).

1.Aidât, irat, gelir: Kendisinin vakıftan biraz avâidi vardır.

2.Tahsisat: Kendisine öteden beri bağlanmış avâidi vardır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوائد] gelirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Aika). (bk.) Aika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yarar, fayda, kâr; (f). yaramak, ise yaramak, faydası olmak. of no avail beyhude, boşuna. to avail oneself of yararlanmak, -den istifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kullanışlı, hazır, elde mevcut; piyasada bulunan. availabil'ity, avail'ableness (i). hazır bulunma; muteber olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c._) (m. Akıbet). Akıbetler, neticeler, (bk.) Akıbet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عواقب] sonuçlar. 2.sonlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.Bir ticaret senedine yazılan kefillik, böyle bir kefalete girişen kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sersemlik derecesinde saf olma, bönlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. dummy. gawky. dozy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorsement of a bill of exchange by a third party. stupid. aval. bill guarantee. guarantee commission. guarantor of a bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guarantee added by a bank to an accepted time draft by endorsing the front of the draft 'per aval ' The avalizing bank becomes obligated to pay the draft at maturity if the drawee/acceptor fails to do so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çığ). dağ1ardan yuvarlanan kar kümesi; heyelân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alem). Alemler. (bk.) Alem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوالم] âlemler, dünyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amme), (bk.) Amme. Müfred gibi: Umum, aşağı tabaka, aşağı takım, ayaktakımı havâs mukabili: Avâm için yazılmış şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Am). Yıllar, (bk.) Am.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

populace. the public. to populace. the common people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the common people. the lower classes. herd. common herd. hoipolloi. populace populacy. proletariat. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوام] halk tabakası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Aşağı tabakaca beğenilecek şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşağı tabakanın beğeneceği surette, aydınların hoşuna gitmiyecek kadar kaba ve Adî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Amil). Amiller. (bk.) Amil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوامل] etkenler, faktörler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عوام پسند] halkın beğendiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vakit, zaman, hengâm: Avân-ı şebâbında = Gençlik zamanlarında.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوان] zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first draft. preliminary project / design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avmak» tan). Çabuk aldanır, alık, sâf-derûn, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simpleton. gullible. clot. cluck. nincompoop. ninny. rube. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mug. gull. boob. noodle. pats. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullible. fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avant-garde

öncü

Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlerideki bir alacağa sayılmak üzere önceden verilen para.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avance

öndelik

Yapılacak bir hizmet veya satın alınacak bir mal için anlaşmaya göre önceden ödenen miktar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance payment. retaining fee. head start. retainer. earnest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advance pays. feed. headway. advanced credit. retainer. retaining fee. lead. advance money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir kimsenin, yolunu bulup sağladığı haksız kazanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illicit gain. pickings. cleanup. spoils. plunder. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something obtained illicitly for nothing. cheating with marked cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük,

2.kazanım,

3.yarar

1. Üstün olma durumu.

2.Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak.

3.Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). yenilik getirenler (s). yeni moda yaratan, yenilik getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aventure

macera

Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. avara) (Denizcilik). Sahilden açılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. free-running. neutral gear. idle. out of gear. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Serseri, yersiz yurtsuz: Avâre gezmek.

2.Boş gezen, başıboş, işsiz güçsüz, muattal: Avâre olmak: İşinden geri kalmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagabond. idle. wandering. idled. straggling. strayed. straggly. vagrant. wanderer. dawdler. dosser. drifter. rover. straggler. stroller. yob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drifter. tramp. vagabond. wanderer. idle. vagrant. hobo. loafer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wandering idly. corner man. rogue. vagabond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواره] aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come to be wandering aimlessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Serserilik.

2.İşsizlik (eskiden bunun yerine Avâregî kullanılması abestir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. inaction. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواره سر] aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (hırs)., tamah. avaricious (s). haris, tamahkâr avariciously (z). hırsla, tamahkarlıkla. avariciousness (i). harislik, tamahkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارف] bilginler, arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arıza). Arızalar. Avârız akçası = Vaktiyle her mahalleden fevkalâde olarak alınan vergi. Avârız vakfı: Geliri bir yer veya mahalle ahalisinin veyahut bir sanat halkının belirli ihtiyaçlarına sarfolunmak için kurulan vakıf. (bk.) Arıza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عوارض] belalar. 2.engeller. 3.geçici vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (den). Dur ! Agantal Abosa !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu mitolojisinde bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Atıfet). Atıfetler, lutuflar. (bk.) Atıfet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Defol !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve AVAZE (i. F.).

1.Ses, sadâ, Ar. savt.

2.Nida, nâra. mec. Şöhret.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shout. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواز] ses.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yüksek ses.

2.Şöhret.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آوازه] bağırma. 2.ün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Video Kodlama (AVC), çok yüksek veri sıkıştırma oranlarını gerçekleştirebilen dijital video codec standardıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AVC, yani Gelişmiş Video Kodlama, en yeni video kodlama standartlarından biridir. En güncel kodlama sistemlerini kullanarak üstün video kalitesi sunar. Yavaş gösterim sahnelerinde hareketin her anı korunurken özel efektler belirginleştirilir. İster en yeni Blu-ray Disc(TM) filmi izliyor, ister MP4 WALKMAN® çalarınızda bir klip seyrediyor olun, mükemmel bir görüntü kalitesiyle aldığınız keyif ikiye katlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Karasal HD yayınlarını AVC (MPEG4) biçiminde alan entegre TV tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AVCHD (HD için Ses Video Sıkıştırma), yeni bir yüksek tanımlamalı film kayıt formatıdır. 8cm DVD diskleri ve Sabit Disk Sürücüleri dahil olmak üzere çeşitli ortamlarda Yüksek Tanımlamalı kayıt yapılmasına olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek etkiye sahip codee teknolojilerini kullanan, 1080i ve 720p sinyallerini kaydetmek için kullanılan bir HD dijital video kamera formatı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Av avalayan, Ar. sayyâd.

2.Avı pek seven hayvan: Avcı kedi. Avcıotu = Dem-i zühre denilen bitki. Avcıbaşı = Yeniçeri ocağının otuz üç sekbanın subayı. Askerlik. Avcı bölüğü = Hafif piyade (fr. chasseur).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. hunter. shooter. chaser. birdman. huntsman. huntress. gun. trapper. skirmisher. shikari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunter. trapper. huntsman. skirmisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunter. huntsman. skirmisher. lightinfantry soldier. game hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) l. Avlanan, av sporu yapan kişi. 2.Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3.Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light infantry soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğünçiçeğigillerden zehirli bir bitki (Adonis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter. fighter plane. fighter airplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Av avlamakla meşgul adamın hal ve sıfatı. (Osm.) Sayyâdlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporting. hunting. shooting. the chase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. shooting. fishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huntsmanship. shooting. gunning. hunt. hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geri dönme, rücû, ric’at («avdet» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geri dönme, rücû, dönüş. Hacıların avdeti. Dünyadan giden bir daha avdet etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عودت] geri dönüş. avdet etmek dönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müslümanlığa dönmüş olan bir topluluk üyelerine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i). (Lat). selâm, merhaba; (i).bir selam duası.Ave Maria Selam, ey Meryem !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ave. (kıs).avenue, Avenue.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avc»den smüş). Eğri büğrü, kec.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yulaf veya yulaf cinsinden otlara benzer veya onlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yardımcılar mânâsiyle Avân yerine ve en fazla kötülükte birine yardakçılık yapanlar hakkında kullanılıyorsa da, Arapça’da böyle bir kelime yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. helpers. accomplices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عونه] yardakçılar, avene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İpe geçirilmiş askı; incir, üzüm Avengi. (Dilimizde kullanılan «hevenk» bundan galattır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). intikam almak, öç almak. avenge oneself on -den intikam almak, -den öç almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıldıztaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cadde, geniş yol, sokak; girilecek veya çıkılacak yol; iki tarafı ağaçlıklı yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Averden» fiilinden masdar ismi olup sıfat terkibi teşkiline dahil olur). Getirici, taşıyıcı, sahip, mucip, bâis: Reşk-Aver = Gıbta, çeken, imrenilen. TSb-Aver = Kudrete malik, kudretli. ZûrAver = Kuvvet sahibi, kuvvetli. PeyâmSver = »aber getiren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iddia etmek, kuvvetle söylemek, ispat etmek, tahkik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ortasını bulmak, vasatisini alrnak; vasati olarak yapmak veya almak; vasati yekun tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). vasati hesap, ortalama, vasat, orta; cari olan fiyat, derece veya miktar; adi ölçü; (den). hasar, avarya; (s). muhammin , avarya duzenleyen eksper. average clause sigortada verilecek tazminatın miktar ını sınırlayan madde. above the aver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. average

1. ortalama,

2.sp. sayı farkı

1. İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı).

2.Futbol vb. karşılaşmalarda bir takımın elde ettiği sayıların, karşı takımın elde ettiklerine oranlanmasıyla bulunan sayı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibni Rüşt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). to ile karşı, aksi fikirde olan, muhalif; çekinen, içtinap eden. averse to going gitmek istemeyen, gitmekten çekinen. averseness (i). çekingenlik çekinme, içtinap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, iğrenme, tiksinme, istikrah; tiksinti veren şey, menfur şey. have an aversion to sevmemek, hoşlanmamak, tiksinmek, yıldızı barışmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başka tarafa çevirmek, yön değiştirtmek; önlemek, menetmek, defetmek, bırakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Arap düşünür (Basra- ? ) İhvanu’s-Safa denilen İslam felsefe akımının kurucularından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Gebe inek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar dibinde su geçmesine mahsus delik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuşlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) kuşhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uçak kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havacılık, tayyarecilik; uçuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot, tayyareci, havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibni Sina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arzulu, hırslı, haris. be avid for -e arzulu olmak, haris olmak. avidity (i). istek, arzu, hırs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). belirli bir bölgedeki kuşlar veya kuş türleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak kullanma tekniği , pilotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Avîhten» fiilinden imef.). Asılmış, asılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, bilgi, malumat; muhabere gemisi, avizo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). «Görünce» anlamına gelen bir terim. Gösterildikçe ödenmesi lâzımgelen poliçelere yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vitaminsizlikten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Avîhten» fiilinden imas. olup vasfı terkibilere girer). Asılan, asılı bul unan: Dil-Avîz = Gönlün asılı bulunduğu, gönlü çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lamba, fener, gaz veya mumları havi olarak tavana asılan billûr veya madenden süs eşyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. luster. lustre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chandelier. pendant. luster. lustre. luminaire. ficture. lighting. ceiling lamp. fixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آویزه] asılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yucca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zanbakgillerden bir bitki. Anavatanı Amerika’dır. Başak halinde iri ve beyaz çiçek verir. (Yucca gloriaso).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alıkoyma, mani olma, engel olma, tehir: İşimizi avk ve tehir etti. (TAvik daha çok kullanılmıştır.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AVKIMAK (f.). Sıkıp ufaltmak, eğmek, ezmek ufalanmak, dağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Avkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dere, vadi, su cedveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «av» dan). Av yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting ground. shoot. hunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. covert. shooting ground. hunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. dropping thereturn gently over the net to an unprotected spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av, sayd, şikâr etmek, Osm. istiyad etmek: Tavşan, keklik, balık avlamak, mec. Gözetmek, kovalamak, tasarruf etmek. Rüzgâr avlamak = Süratle hareket etmek, Osm. bâd-ı peymâ olmak. Sinek avlamak = Boş şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunt. shoot. fish. account. bag. chevy. chivvy. chivy. gun. hawk. kill. prey on. prey upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. hunt. pot. to hunt. to bag. to trap. to snare. to deceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hunt. to shoot. to deceive. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlanma, mec. kandırılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av edilmek, saydolunmak, gafil avlanmak, aldatılmak, iğfal olunmak, kandırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be hunted. to be caught. to go hunting. hunt. pot. prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony AVLS (Ses Seviyesi Sınırlama Sistemi), PSP®, WALKMAN® ve diğer taşınabilir ses cihazlarında bulunan bir koruyucu özelliktir. Gürültülü bir tren gibi yüksek sesli ortamlarda ses seviyesinin tehlikeli düzeylere çıkmasını önlemek üzere tasarlanmıştır. Böylece, kulaklarınızın zarar görmemesi sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Evin veya bir dairenin etrafında duvar veya çitle çevrili yer. Havlu. (Arapça «havi» ve Türkçe «ağıl» ile benzerliği tesadüfî olmak lâzım gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backyard. court. courtyard. quad. quadrangle. yard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courtyard. court. quadrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Avân). Yardım eden adam, yardımcı, imdatçı, muavin. (en fazla cem’i kullanılmıştır): Avânı ile beraber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yardım imdat, nusret: Avn-ı Hudâ ile: Allah’ın yardımı ile. Blavn-lllah, biavnihi-taâlâ = Tanrı’nın avn ve inayetiyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عون] yardım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yardımla ilgili, yardıma ait. 2.Fatih Sultan Mehmed’in şiirde kullandığı mahlas.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kukuletalı bir çeşit yağmurluk. (eskiden kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. 2.Yardım etmiş. Yardımla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Allah’ın yardımı. - Birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., avocado pear perse ağacınn meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatörce meşgale, iş, meşguliyet, hobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avoset, (zool). Recurvirostra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sakınmak, çekinmek, kaçınmak , uzak durmak, içtinap etmek; (huk). bertaraf etmek, feshetmek, iptal etmek. avoidable (s). kaçınılır, sakınılır, içtinap olunur ; bertaraf edilir, fesholunur avoidance (i). sakınma, içtinap; (huk). iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). avoirdupois.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İngiltere ve Amerika'da kullanllan tartı usulu; (k).dili şişmanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). onaylamak, teyit ve tasdik etmek, kuvvetle söylemek, iddia etmek, garanti etmek, itiraf etmek, açıkça söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça söylemek, beyan etmek, ilân etmek, ikrar etmek, itiraf etmek, kabul ve tasdik etmek.avowal (i). beyan, ilân, ikrar, itiraf, kabul, tasdik. avowedly (z). açıkça, sarahaten, alenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eurasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eurasia. eurasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın, karı. Avrat pazarı = Eskiden cariyelerin satıldığı pazar, (bk.) Avret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. cow. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. wife. cow. dame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عورات] kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

AVRCP 1.3, Uzaktan Ses/Video Kontrol Profilinin güncel bir sürümüdür. Bir uzaktan kumanda görevi görerek farklı cihazları doğrudan WALKMAN® ürününüzden kontrol edebilmenizi, örneğin parçayı değiştirmenizi veya bir albüm aramanızı sağlar. A2DP (Gelişmiş Ses Dağıtım Profili) ile uyumludur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.İnsan bedeninde görünmesi ve gösterilmesi ayıp sayılan ve dinde haram olup, namazda örtülmesi şart olan yerler: Bacağın avret olduğuna dair hadîs-i şerîf vardır.

2.Türkçe (halk dilinde avrat) karı, kadın: Er ve avret.

3.Karı, zevce: Avreti öldü. (Bu son iki mânâsı İle edebî dilde kullanılmaması icabeder).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عورت] kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «avrımak» tan). Kıvrık, kavisli, çarpık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Yayı) kurmak, çarpmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğilmek, kıvrılmak, çarpılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Bir kıt’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european. eur. europe. euro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europe. european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Europe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Avrupalılar’a has, Avrupalılar’ın yaptığı şekilde: Avrupaî bir davranış, Avrupaî bir makale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avrupa ahalisinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

europeanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Avrupalı bir hale gelmek. Avrupalılar’ın çalışma ve yaşayış tarzını benimsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become europeanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Afşar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulması ve yakındoğunun Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.El ayesiyle parmakların içi. Ar. kef, Fars. muşt.

2.Avcun içine aldığı miktar: Bir avuç buğday. Avuç avuç = Avuç dolusu ile, bol bol. Avuç açmak = Dilenmek, Avuç İçi = El ayası. Avcun içine almak = Ele geçirmek, zabt ve hükmü altında bulundurmak. Avuç kaşınmak = Bir yerden para geleceğini sezmek. Avcunu yalamak = Mahrum kalmak. Elde, avuçta yok = Fakirlik. Osm. sıfr-ülyed. Ele, avuca sığmamak: Zaptolunmayacak derecede haşarı ve yaramaz olmak. Bir avuç = Az miktar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palm of the hand. handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the hollow of the hand (palm and fingers. handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Avcun içine almak, avuçla kavramak.

2.Bol bol almak.

3.Kavramak, çevirmek, içine almak: Yelken rüzgârı avuçlamak = Rüzgârdan şişmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasp in the hand. take a handful of. fist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to grisp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. avocat). Mahkemede ücret karşılığı taraflardan birinin savunmasını ve davasını üzerine alan hukukçu, mec. Müdafaaya muktedir, çeneli, cerbezeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawyer. attorney. advocate. barrister. attorney at low. counselor. counsel. solicitor. pleader. mouthpiece. counsellor-at-law. counselor-at-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. attorney. barrister. counsel. counsellor. lawyer. practitioner. solicitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. barrister. attorney at law. advocate. lawyer. solicitor. articled clerk. public attorney. champion. counsel. counsel l or. defender. law agent. pleader. solicitor at law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avukatın hal ve sıfat ve sanatı, mec. Cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. attorneyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koparma, sökme; kopmuş, parça; (huk). bir ırmagın yolunu değiştirmesi gibi tabii bir sebepten dolayı bir mülkün başka bir mülk sahibinin tarafına geçmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amca veya dayı gibi veya onlara mensup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to console. to comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Oyalanmak, iğfal edilmek: Şuna biraz güler yüz göster de avunsun.

2.Gebe kalmak (inek v.s. için kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

console. console oneself. be distracted. draw consolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be consoled. to be comforted. to be divert oneself. to amuse oneself. to become pregnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be consoled. to be preoccupied with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanı avunduran şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolation. sth that brings consolation. solace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Sesli harfi ek alınca sondaki t, d olur: Avurdu). Yanağın iç tarafı, boş yeri. mec. Öğünme. Avurt etmek, satmak = Büyüklük taslamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Övünen, büyüklük taslayan, mutekebbir, kibirli, ağzı kalabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Okyanusya kıtasının esası olan ülke ve devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australian. aussie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australia. australian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Australia) Coğrafi Verileri

Konum: Avustralya dünyanın en eski kıtalarından biridir. Hint ve Pasifik Okyanusları arasında uzanır. Komple bir kıtayı kaplayan tek ülkedir.

Coğrafi konumu: 27 00 Güney enlemi 133 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avustralya kıtası.

Yüzölçümü: toplam: 7686850 km².

Kara: 7617930 km².

Su: 68920 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 25760 km.

İklimi: Kıtanın hemen hemen üçte biri tropik ve kalanı ılıman bölgedir. En soğuk bölgeler Tasmanya’nın yayla ve yüksek yerlerinde ve anakaranın güney doğu kıyılarındadır. Yıllık ortalama sıcaklık kuzeyde 27 dereceden güneyde 13 dereceye kadar değişir.

Arazi yapısı: Genellikle yüksek olmayan yaylalar güneydoğuda verimli ovalar yer almaktadır. Erozyonla ortaya çıkan asıl ana kara 3000 milyon yıldan daha yaşlıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Eyre Gölü -15 m.

en yüksek noktası: Kosciuszko Dağı 2229 m.

Doğal kaynakları: boksit kömür demir yatakları bakır kalay gümüş uranyum nikel tungsten mineraller kurşun çinko elmas doğal gaz petrol.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

Otlaklar: %54.

Ormanlık arazi: %19.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 25450 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Kıyı boyunca kasırgalar; sert kuraklıklar.

Coğrafi Not: Toprak bakımından Rusya Kanada Çin Amerika ve Brezilya’dan sonra dünyanın

6.en büyük ülkesidir. Avustralya dünyanın en büyük adası ve en küçük kıtasıdır. Ayrıca bir ülkeden oluşan tek kıtadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 20264082 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %19.6 (erkek 2031313; kadın 1936802).

15-64 yaş: %67.3 (erkek 6881863; kadın 6764709).

65 yaş ve üzeri: %13.1 (erkek 1170589; kadın 1478806) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.85 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.85 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.02 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.79 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 4.63 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.5 yıl.

Erkeklerde: 77.64 yıl.

Kadınlarda: 83.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 14000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Avustralyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Beyaz ırk %92; Asya Kökenli %7; Aborjinler ve diğerleri %1.

Din: Anglikan %26.1; Roman Katolik %26; Diğer Hıristiyan Mezhepleri %24.3.

Dil: İngilizce ve diğer yerel lisanlar.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %99.

Erkek: %99.

Kadın: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Avustralya.

ingilizce: Australia.

Yönetim biçimi: Federal Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Canberra.

İdari bölümler: 6 eyalet New South Wales Victoria Queensland


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avustralya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

australian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Almanca: Osterreiche). Bir orta Avrupa ülkesi, Avusturya. Osm. Nemçe, eski Avusturya ve Macaristan devleti, Avusturya imparatorluğu ile Macaristan krallığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Austria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Austria) Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa’da İtalya ile Slovenya’nın kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 47 20 Kuzey enlemi 13 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 83870 km².

Kara: 82444 km².

Su: 1426 km².

Sınırları: toplam: 2562 km.

Sınır komşuları: Çek Cumhuriyeti 362 km Almanya 784 km Macaristan 366 km İtalya 430 km Liechtenstein 35 km Slovakya 91 km Slovenya 330 km İsviçre 164 km.

Sahil şeridi: 0 km.

İklimi: Ilıman kıtasal iklim.

Arazi yapısı: Batı ve güneyinde Alpler doğu ve kuzey kısımlarda çoğunlukla düzlükler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Neu***dler See 40 m; en yüksek noktası: Grossglockner 6960 m.

Doğal kaynakları: Demir kereste magnezit kurşun kömür linyit bakır hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %17.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %23.

Ormanlık arazi: %39.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 457 km² (2003 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 8192880 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.09 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.94 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.68 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 4.6 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.07 yıl.

Erkeklerde: 76.17 yıl.

Kadınlarda: 82.11 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.36 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 10000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Avusturyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Avusturyalı %98 Hırvat Sloven diğer (Macar Çek Slovak diğer).

Din: Roma Katolikleri %73.6 Protestanlar %4.7 Müslümanlar ve diğer %21.7.

Diller: Almanca (resmi) macarca slovence hırvatca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Avusturya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Avusturya.

Yerel tam adı: Republik Oesterreich.

yerel kısa şekli: Oesterreich.

ingilizce: Austria.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Viyana.

İdari bölümler: 9 eyalet; Burgenland Kaernten Niederoesterreich Oberoesterreich Salzburg Steiermark Tirol Vorarlberg Wien.

Bağımsızlık günü: 1156 (Bavarya’dan).

Milli bayram: Ulusal gün 26 Ekim (1955).

Anayasa: 1920.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası) AsDB (Asya Kalkınma Bankası) AG (Avustralya Grubu) BIS (Uluslararası İmar Bankası) BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği) (gözlemci) CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi) CE (Avrupa Konseyi) CEI (Orta Avrupa Girişimi) CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı) EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi) EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası) ECE (Birleşmiş Milletl


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Avusturya halkından olan kimse. Almanca konuşurlar ve Katolik mezhebindendirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Austrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balm. condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teselli etmek, eğlendirip, oyalamak, geciktirecek aldatmak, kandırmak.

2.(Çocuğu) sıçratarak veya başka şekilde susturmak, teskin etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

console. delude. distract. comfort. cheer up. solace. cheer. relieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. condole. console. relieve. to soothe. to distract. to condole with. to solace. to comfort. to console. to amuse. to divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to comfort. to console. to smoothe. to distract. to lead sb up the garden path. to offer a mite for comfort. solace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ).

1.Bir vasıtayla eğlendirip oynatmak, iğfal ettirmek, kandırtmak.

2.(Çocuğu) dadısına hoplattırıp oynatmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Geciktirerek iğfal edilmek, kandırılmak, eğlendirilerek oyalanmak.

2.(Çocuk) sıçratılarak susturulmak, teskin edilmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be smoothed and distracted by sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. i.). Ud çalan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

veya AV’AVE (i. A.).

1.Köpek havlaması.

2.mec. şamata, hezeyan, saçma sapan konuşma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman ‘X’ harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan ‘X’ şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı ‘X’ şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şeklinden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çocukların oluşumunu anne ve babadan aldıkları kromozomlar belirliyorsa, her insanda bir set kromozom varsa ve de bu kromozomlar zamanla değişmiyorsa, aynı anne ve babadan olan çocukların da birbirinin aynı olması gerekmez mi? Üreme konusunda tabiat müthiş şaşırtıcıdır. Tabiatta çocukların oluşumu ile ilgili özel bir sistem dizayn edilmiştir.

Son yılların gözde konusu DNA ile ilgili olarak gazetelerde ve dergilerde çizilen resimlerden belki dikkatinizi çekmiştir. Kadın veya erkek olsun her insanın bir set kromozomu vardır ve her kromozom birleştikleri zaman “X” harfini oluşturan iki parçadan ibarettir. Bu ikili DNA’nın birbirine sıkıca sarılmış iki koludur.

Bir insanın kromozomunun, bu iki yakasından biri anneden, diğeri de babasından gelir. Ortadan “X” şeklinde bağlı bu yeni kromozomun her iki yarısı da komple bir gen setini taşır.

Sperm, yumurta ile birleşerek yeni bir insanın oluşumunu sağlar. Sperm yeni bebeğin kromozomunun bir yarısını taşır, yumurta diğerini. Esas soru şudur: Sperm ve yumurtadaki DNA nereden gelmektedir? Babadaki her hücre, birbirinin tamamen aynı “X” şeklindeki kromozomları taşır. Anne için de bu aynıdır. Baba ile annenin kromozomları da kendi anne ve babalarının kromozomlarından gelmiştir. Ama hangi yarısı gelmiştir? İşte doğanın müthiş düzeninin ipucu da buradadır.

Babada sperm hücreleri oluşurken, kendi anne ve babasının kromozomlarının birer yarısını rasgele, yani bir kurala bağlı olmadan alır. Annenin yumurtalarında da aynı şey olunca, doğan her çocuk dört kişinin, yani anneanne, babaanne ve her iki dedesinin (dolayısıyla onların da ebeveynlerinin) genlerinin rasgele karıştırılmış şekilden oluşur ve her çocuk farklı fiziksel ve psikolojik özellikler gösterir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Devletin gözü. 2.Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi sevgili. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aysev).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayva: Ekmek ayvası, şeker ayvası, gevrek ayva, limon ayvası, Çin ayvası = Bu meyvenin çeşitleri. Ayva çekirdeği = Donuk penbe renk. Ayva gibi = Pek sararmış, hasta. Ayvayı yutmak, yemek = Sarhoş olmak, fena bir vaziyete düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quince. tit. boob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sefercel): Gülgillerden çiçekleri iri ve pembe renkli; yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikteki bir ağacın meyvesidir. Ayva; limondan büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe ve ufak çekirdekli bir meyvedir. Vitamini boldur. Çiğ yenilmesi tavsiye edilmez. Komposto veya jöle yapılarak veya külde pişirildikten sonra yenmesi uygundur. Kullanıldığı yerler: İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Karaciğer tembelliğini giderir. Safra akışını sağlar. Çarpıntıyı dindirir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Bronşit, müzmin öksürük ve veremde faydalıdır. Ağızdan su gelmesini ve kan kusmayı önler. Vücudun gelişmesine yardım eder. Merhem yapılarak kullanıldığı takdirde; el ayak ve meme ucu çatlaklarını, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir. Egzama kaşıntılarını ve basur memelerinin doğurduğu şikayetleri giderir. Kabızlık çekenler ve tansiyonu yüksek olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayva ağaçları olan yer, ayva bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir tarafı dışarıya açık olan oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça’dan tahrif olunmuştur). Bir büyük daire ve konakta adi hizmetler, bilhassa mutfak ve sofraya ait aşağı işlerde kullanılan hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arapça ivaz kelimesinin bozulmuş şekli. 2.Eskiden kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak. 3.Karagöz perdesinin belli başlı tiplerinden biri. 4.Köroğlu destanında bir kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eşkıya kılıklı ve daha çok Iriyarı kimseler hakkında söylenen «aznavur gibi» deyiminde geçer.

2.Asilzâde.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Azak Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hami, isnad, nisbet, bir adama bir iş veya sözü yakıştırma, onundur diye hükmetme: Bana söylemediğim birtakım sözler azvetmişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban mersininin bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Allah’ın sıfatı). Aziz ve celîl olan (Allah).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعوج] yamuk, eğri büğrü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعور] tek gözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Doğru olarak, doğrulukla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(zool).çileğe benzer küçük ve etli meyva ile beslenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şöförün hareketlerine müdahale eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Kullanılan şekli: Bedava). Parasız, meccanen, beleş (bilâ şey) : Bâdihevâ sirke baldan tatlıdır. Pek ucuz: Bunu bâdihevâ almışsınız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باغچوان] bahçıvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçeye bakan, bir bahçe idare eden, bahçeye bakmak san’atını bilen adam: Konağın bahçıvanı; falan adam iyi bahçıvandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardener. horticulturist. hedger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahçıvan İşi ve san’atı, bahçeye bakmak, çiçek, ağaç ve sebze yetiştirmek ilmi: Bizde bahçvanlık ediyor; bahçıvanlıkta mahareti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horticulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardening. horticulture. garden designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر متوسط] Akdeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şah Avrangzeb’in gözde kadınlarından biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşkünlerin, müzmin hastalığı olanların sürekli olarak bakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursing home. home. hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensary. nursing home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensatory. clinic. nursing home. dispensary. welfare home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hamurdan ceviz, badem veya kaymakla yapılan maruf tatlı, Antep, Şam baklavası.

2.Baklava dilimleri şekli, maîn şekli. Baklava şeklinde, maİn şeklinde parçalara bölünmüş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baklava.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very sweet dessert made of layers of flaky pastry filled with a mixture of ground nuts and sugar The pastry is sliced, baked, and brushed with a honey syrup flavored with lemon or rose water. [Middle Eastern - Greek] A very sweet dessert made of layers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Middle Eastern rich dessert of flaky pastry, honey and nuts. rich Middle Eastern cake made of thin layers of flaky pastry filled with nuts and honey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yukardan alan, yüksekten atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالاپرواز] yükseklerden uçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BALIKLAĞA) (i.). Deniz veya gölün balık yatağı olan tarafı, sahili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بامقاوله] sözleşme ile, sözleşmeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir geçit töreninde bandoyu taşıyan araba; A.B.D., (k.dili). gözde olan taraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tub. bath tub. washing tub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F).

1.Meyveli, meyve veren.

2.Faydalı, semereli, iyi netice veren.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Yemiş veren, meyvedar, verimli, meyve verici. 2.mec. Faydalı, faydayı mucip, iyi netice veren, yararlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barışçı olan, barış içinde yaşamaktan hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. pacific. peaceful. unwarlike. pacifist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifist. peaceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peaceableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pacifism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dini görevleri yüklenebilecek yaşa gelmiş Musevi erkek çocuk; ergenlik töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بارور] verimli. 2.meyvalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbe sıralamasında üsçavuşla başgedikli arasındaki assubay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master sergeant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basım işi yapılan yer, matbaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney general. chief prosecutor. general attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of the attorney general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (bak). basrelief.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crude. perfunctory. slapdash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly. in a perfunctory way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ölümden sonra dirilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A). Başbakanlık

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Başbakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. recourse. reference. application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. application. request. recourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir kimsenin aracılığını istemek, bir İşte bir şeyden yararlanmak üzere ona müracaat etmek: Her çareye başvurdum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make an application. apply. have recourse to. refer. consult. look to. appeal. approach. call on. call upon. fall back on. fall back upon. put in. put in for. resort. resort to. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. consult. refer. to apply. to have recourse to. to resort to. to turn to sb/sth. to fall back on sb/sth. to consult. to appeal to. to refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. refer. to apply. to have recourse to. to refer. to petition. to consult. to resort. call upon. invoke. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. letter of application. recourse. appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. application. reqest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. application. recourse. request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Yaverlerin başı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aide-de-camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باوقار] ağırbaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Tasdik, inanma. Sağlam, pek doğru.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut BAVLU (i.).

1.Avcıların, köpeklerini alıştırmak için, kullandıkları tüyden sahte kuş.

2.Alışık doğan yavrusu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (zağarı) Bavlı ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitcase. trunk. hold-all. valise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portmanteau. suitcase. trunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luggage. suitcase. trunk. baggage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعث بعد الموت] ölümden sonra diriliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BBE® ViVA yüksek kaliteli ses ve dahili Virtual Dolby®, sadece iki ön hoparlörden tam surround ses efekti oluşturur. BRAVIA TV yelpazesinde bulunan bu teknoloji yüksek ses kalitesi eksikliği, zor anlaşılır diyaloglar ve uzak orta kanal gibi 3B sesin rahatsız edici etkilerini ortadan kaldırır. Sonuç ise solo vokaller ve konuşmalar için kristal netliğinde, doğal ve üç boyutlu bir sestir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kunduz, zool. Castor fiber; kunduz kürkü, kastor; kastor Sapka; kalın yünlü kumaş; miğferin yüzün alt kısmını örten parçası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir cins suni tahta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, gevher = asıl, maya). Aslı, esası ve mayası kötü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça bâd-ı hava’ dan). Parasız, meccanen, beleş (bilâ şey): Bedava sirke baldan tatlıdır, mec. Pek ucuz: Bunu bedava almışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. free of charge. no charge. cheap as dirt. dirt cheap. dirt-cheap. gratis. gratuitous. for nothing. gratis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complimentary. free. gratis. gratuitous. buckshee. dirt cheap. very cheap. for free. for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free of charge. free-of-charge. free. gratis. for nothing. dirt cheap. cost- free. costless. for free. free of charge. free of payment. as a / by free gift. gratuitous. no expense to be incurred. on the house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her işini parasız veya çok ucuza sağlamaya çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who wants to get things for nothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدآواز] kötü sesli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bedevîlik, bâdiyenişinlik, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بداوت] göçebelik. 2.bedevîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bedeviyye). Bâdiyede yani çölde, çadır ile konup göçerek yaşayan; medenî mukabili: Akvâm-ı bedeviyye = Bedevî kavimler. Bu halde yaşayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedouin. bedouin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedouin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bedouin. nomadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدوی] çöl arabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çileden çıkartmak, azap vermek, eziyet etmek; cinnet getirtmek; bozmak, ifsat etmek. bedevilment (i). çileden çıkartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bâdiye ve çölde, çadır altında yaşayan ve konup göçen halkın hali. Çadırda oturma, medeniyyet (şehirlilik) zıddı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدویت] göçebelik. 2.bedevîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı kovanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. sıdırlar, kocabaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. davranmak, hareket etmek; görgü kurallanna göre hareket etmek. behave oneself terbiyesini takınmak, iyi hareket etmek. well-behaved s. uslu, terbiyeli. behavior, ing. i. hal ve hareket, tavlr, davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, psik. davranışçılık kuramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yakısık almak; lazım gelmek, icap etmek, gerekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. A.). Türk musikisinde Bektaşî nefeslerinde görülen az kullanılan bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel çiçekli bir kaktüs cinsi (Echinocactus).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Cinsel ilişki sırasında, meninin vaktinden önce boşalmasına verilen isimdir. Halk arasında erken boşalma. Tıp dilinde ise ejakulasyon denir. Nedeni çoğunlukla ruhsaldır. Tedaviye sinirleri dinlendirmek, açık havada dolaşmak, sabah akşam ılık banyo yapmak ve hazmı kolay şeyler yemekle başlanır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, su.

Hazırlanışı : Her sabah, bir kahve kaşığı çörek otu az su ile içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incontinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. sagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. inanmak, güvenmek, itimat etmek; iman etmek; zannetmek; in ile güvenmek, itimat etmek Believe me! Sözüme inan ! believable s. inanılır believer i. iman eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sevgili, aziz; i. sevgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it., mim. tepe köşkü, binaların özellikle üst kat taraçaları; manzara seyredilmesi için yapılmış bina. the Belvedere Roma'daki Vatikan sanat galerisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, nuvâhten = okşamak). Kendi mensuplarını okşayıp taltif eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, perverden = beslemek). Mensuplarını kayırıp refahlarına çalışan, ikram edici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mensuplarını kayıran efendiye bağlı olan veya bende-perver şekilde: Eltâf-ı bende-perverâneleri: Eski nezaket tâbirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendeperverlik, kendi mensuplarını kayırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilikseverlik; cömertlik; yardım, sadaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardımsever, başkalarına iyilik etmek isteyen; kar gayesi gütmeyen.benevolently z. yardımseverlikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-assertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = yükseltme edatı, Arapça devâm = dâim olma). Devam üzre bulunan, süren dâim, bâkî: Sıhhat ve Afiyette ber-devam olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Havaya gitmiş, uçurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuing. going on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بردوام] sürekli, devam eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mahrum etmek; merhametsizce elinden almak bereavement i. mahrumiyet. bereft s. mahrum edilmiş. the bereaved geriye kalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Berât’ın c.). Eskiden rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren fermanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروات] beratlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEREVAT) (i. A. c.) (m. berât). Beratlar (fermanlar), (bk.) Berat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بروجه] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Müjdeci, haberci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde Devr-i Revân usûlünün bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cevz-i bevâ: Küçük Hindistan cevizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bâdiye). Bâdiyeler (çöller), (bk.) BAdiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. bakî). Bâkîler, kalanlar. Yalnız şu tâbirde kullanılır: Kassü aleyh-ül-bevâkî -Kalanları da buna kıyas et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Helâk, mahvolma. Dâr-ül-bevâr = Cehennem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s., mak. iki yüzeyin 90° dışındaki herhangi bir eğimi; açı; iletki; f. şevlendirmek, eğik olarak kesmek; s. şevli, meyilli, eğik. bevel gear konik dişli. bevel square dülgerlerin, eğik olarak biçilen yüzeylerin doğruluğunu ve açılarım öIçmede kull

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içecek, meşrubat, içki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: bevl) (i. A.). Sidik, Ar. idrar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بول] idrar. 2.işeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بولی] idrar ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idrar yolları hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urology üroloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوليه] üroloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kapıda bekleyen adam, kapıcı. (Başlıca, mektep kapıcılarına denirdi. Farsça kaidesince cemi «bevvâbân» dahi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بواب] kapıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bevvâb). Kapıcılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Bevvâb). Kapıcılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوابين] kapıcılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapıcılık: Filân mektebin bevvaplığı (kapıcılığı) açıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bevl» den imüb.). Çok işeyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuş sürüsü; takım, zümre; bilhassa kadınlardan meydana gelen grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ümit ile korku arası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beyzavi (Abdullah b. Ömer). İran’da yaşamış Tefsir ve Kelam alimi. Şafii mezhebindendir. Tefsirin yanında fıkıh usulü, kelam ve irab hakkında eserler vermiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nasipsiz, kimsesiz, mahrum, fakir, muhtaç, zavallı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şeyden çekinmez, sakınmaz, lâubâlî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakitsiz, münasebetsiz vakitte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Melcesiz, koruyucusuz, hâmîsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Sebepsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vefasız, sadakatsiz, dönek, sözünde durmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Vezinsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Vücutsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Vukufsuz, malûmatsız, bihaber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Durmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zevalsiz, daim, bSki, kalıcı, geçici olmayan: HudSy-ı bî-zevâl = Zeval bulmayan Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yardımiyle mânâsına Arapça: Biavnillâh-ı Taâlâ = Tanrı’nın yardımiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine harvester. combineharvester. harvester thresher. harvester. reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine. combine harvester biçilmiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combine. harvester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Durmadan, beklemeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Veletsiz, çocuksuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلاپروا] korkusuzca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesici Aletleri bileyecek Alet. Ar. meşhaz: Bileği çarkı = Bilemeye mahsus çark. Bileği demiri = Kasap masadı. Bileği taşı = Bilemeye mahsus maruf taş. Bileği kayışı = Berberlerin ustura biledikleri kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlighten. inform. instruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish information. to give information. acquaint. clue. enlighten. inform. render information. advise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمناوبه] dönüşümlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالواسطه] dolaylı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مروت] mürüvvetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâni, engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بينوا] zavallı. 2.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی پروا] korkusuz. 2.çekinmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-A.) adeta, bir bakıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere de tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren ‘antidiuretic’ denilen bir hormondur. Biz buna kısaca ‘ADH’ diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasa da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman ‘ADH’ böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanımızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani ‘ADH’ vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler ‘ADH’nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile ‘ADH’den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda aynı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında ‘ADH’ salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bira, insanlığın en eski ve en güzel içeceklerinden biridir. Ama bu güzel içkinin küçük bir kusuru vardır. İki bardağı bitirene kadar en az iki kere tuvalete gitmek zorunda kalınır. Neredeyse içilen bira kadarı tuvalete bırakılıp, gidilir.

Aslında bu olayın biranın sıvı kısmı ile pek alakası yoktur. Bira içince tuvalete gitme ihtiyacını hissettiren “antidiuretic” denilen bir hormondur. Biz buna kısaca “ADH” diyeceğiz. Vücudumuzda üretilen bu hormon idrar miktarını ayarlar ve doğrudan olmasada da kanımızdaki su miktarını etkiler.

Susuz kaldığımız zaman “ADH” böbreklerimize sinyal gönderip idrar üretimini durdurtur. Böylece su harcaması kesilerek kanıızdaki su miktarı korunur ve plazmadaki tuz miktarının yükselmesine mani olunur. Yani “ADH” vücudumuzdaki su ve tuz miktarını dengeleyen, koruyucu bir işlev görür.

Halk arasında idrar söktürücü adı da verilen bazı maddeler “ADH”nin salgılanmasına mani olur. Bu durumda böbrekler idrar üretip üretmeyeceklerine karar veremezler ve sonunda üretmeye devam ederler. Mevcut dengenin bozulduğunu bilmeden suyu dışarı atarlar, insanı tuvalete gitmeye mecbur bırakırlar ve vücudun kurumasına sebep olurlar.

Vücudumuzdaki bu hormonu en çok etkileyen maddelerden biri de alkoldür. Birayı bolca içince, içindeki alkol nedeni ile “ADH”den sinyal de gelmeyince böbrekler fazla mesai yaparak vücuttaki suyu idrar haline getirirler. Tabii biranın sıvı kısmının da buna katkısı vardır, ama aynı sürede, aynı miktarda su içildiğinde bu kadar tuvalet ihtiyacı duyulmaz.

Aslında aynı durum tüm alkollü içeceklerde de geçerlidir. İçilme zamanı ve miktarı biraya eşdeğer olduğunda ayı etki onlarda da görülür. Bu hormonu etkileyen bir diğer önemli madde de kafeindir. Kahve ile birlikte yeterli kafein alındığında “ADH” salgılanması durur ve böbrekler idrar üretmeye devam eder.

Görüldüğü gibi içiki içmenin sonuçlarından birisi de vücudun kurumasıdır. Buna karşı vücutta susama ile birlikte acıkma duyusu da uyarılır. Kaybedilen suya karşı gece yarısı yemek yeme ihtiyacı duyulur. Durum buna uygun değilse sabah kalkıldığında bir sürahi su içilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit varilci keseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Erkek ve dişi organları aynı kök üzerindeki ayrı çiçeklerde bulunan mısır, ceviz, fındık gibi bitkiler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını karşılamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız bir, bir tanecik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tek sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BİSKÜİ, BİSKÜİT (i. Fr.). Bir çeşit ufak ve gevrek peksimet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cracker. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teşvik ederek, kışkırtarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bütün, yekpâre, tekmil. Bir düziye, boyuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. incessantly bidüziye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. iki değerli çift değerli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., zool. yumuşakçalardan çift kabuklu midye ve istiridye gibi hayvan: s. çift kabuklu; çenetli. bivalvular s. midye gibi birbirlerine kenetli çift kabuğu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيوه] dul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dul kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی وفا] vefasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيوه زن] dul kadın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f.açık havada kurulan geçici ordugâh; f. açık hava ordugâhı kurmak; açıkta gecelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasavvurda olarak, düşünce hâlinde, iş hâline gelmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nöbetleşe, değişe değişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Kalın ağaçlardan yapılmış küçük istihkâm.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. boulevard.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ilah. Budalık mertebesine ulaşabilen fakat başkalarının ıstırabına karşı duyduğu merhamet ile bu mertebeden vazgeçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bolivya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivia. bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolivia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bolivia) Başkent: La Paz.

Nüfus: 7.719.000.

Yüzölçümü: 424.164 km2.

Komşuları: Batıda Peru, Şili; Güneyde Arjantin, Paraguay; Doğuda ve Kuzeyde Brezilya.

Önemli Şehirleri: La Paz, Santa Cruz, Cochabamba.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca, Quechua ve Aymara dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: İnkalaryy. da bölgeyi ilk sahipleri Kızılderililerden alarak fethettiler. İspanya’nın hakimiyeti 1530’larda başladı ve 6 Ağustos 1825’e kadar sürdü, ülkenin ismi bağımsızlık savaşçısı Simon Bolivar’dan esinlenerek konuldu. 1879-1935 yılları arasında süren bir dizi savaşta Bolivya; Pasifik sahilini Şili’ye petrol yataklarına sahip Chaco’yu Paraquay’a ve kauçuk yetiştirilen bölgelerini de Brezilya’ya bıraktı. Özellikle maden işçileri arasında başgösteren ekonomik huzursuzluk, uzun süredir devam eden siyasi istikrarsızlığı besledi. 1951-64 yılları arasında Victor Paz Estensaro başkanlığındaki reformcu hükümet (kalay) madenlerini millileştirdi ve Kızılderili çoğunluğun yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çabalarda bulunda fakat askeri bir cunta tarafından devrildi. Darbeler ve karşı darbeler askeri cuntanın General Villay’ı devlet başkanı olarak seçtiği 1981 yılına kadar sürdü. 1982 Temmuz’unda askeri cunta büyüyen ekonomik kriz ve dış borç zorlukları arasında iktidarı devraldı. Cunta Ekim’de istifa etti ve 1980’de demokratik yollardan seçilen Kongre’nin iktidara gelmesine izin verdi. Kokainin hammaddesi olan koka üretiminin azaltılması yönündeki Amerikan baskısı, polisle koka üreticileri arasında çatışmalara yol açtı ve Bolivyalılar arasındaki Anti-Amerikan duyguları artırdı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolivian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bolşevikliği benimseyen kimse, komünist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rus sosyal demokrat partisinin ekseriyeti elde bulunduran sol kanadının Lenin prensiplerine dayanan doktrini, komünistlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Bolşevik. Bolshevist i. Bolşevik. Bolshevism i Bolşeviklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. testimonial. reference. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. testimonial. certificate of good service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of recommendation. certificate of good service. bene decessit. character. testimonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. lüks hayatı seven kimse, keyfine düşkün adam; neşeli arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. iyi yolculuklar, yolunuz açık olsun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leisure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch basin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce suit. divorce case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Bosnalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Bosnalı, Bosna ahalisinden olen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak memleketlerde yetişen çiçekli bir bitki, bot. Bougainvillea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bulvar, iki tarafı ağaçlık geniş cadde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sığır vesair hayvanları sokup kudurmuşa döndüren bir cins sinek, mavi sinek. Böğelek sokmuşa dönmek = Azmak, kudurmak.

2.Bir cins zehirli örümcek, hat, retila. (bk.) Böğe, Böğelek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öküz ve inek gibi büyükbaş hayvanlarla ilgili; bu hayvanlara benzer; sıkıcı, durgun, hissiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabadayılık, kuru sıkı atma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. cesur, yürekli, yiğit; yağız, yakışıklı; i. yiğit kimse, kahraman; Kızılderili savaşçı; f. cesaretle karşı koymak, göğüs germek, karşı gelmek. bravely z. yiğitçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cesaret, kahramanhk, yiğitlik; gösteriş, ihtişam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Best Resolution Audio Visual Integrated Architecture ( En İyi Çözünürlüklü Sesli Görsel Entegre Mimari )

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kabloları görüş alanından çıkaran BRAVIA 1080 Wireless teknolojisi, harici Blu-ray Disc™ ve DVD oynatıcılarını, PLAYSTATION®3 konsollarını ve diğerlerini BRAVIA televizyonunuza kablosuz olacak bağlayabileceğiniz anlamına gelmektedir. Bileşenler, BRAVIA LCD setinizle Wi-Fi® aracılığıyla iletişim kuran ayrı bir şık Medya Alıcısı kutusunda barındırılmaktadır. Bu da, manzarayı bozan kablo kalabalığını düşünmeden büyük ekranda 1080i yüksek kaliteli dijital görüntünün ve sesin keyfini çıkarabileceğiniz anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE en yeni Sony LCD televizyonlarda kullanılan, yüksek görüntü performansı motorudur. Canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Akıllı gürültü giderme ve Gelişmiş Kontrast Geliştirici gibi en yenilikçi teknolojilerimizi kullanan BRAVIA ENGINE 2, büyük beğeni kazanan BRAVIA ENGINE teknolojisinin gücü üzerine inşa edilmiş olup, dört yeni görüntü işleme aşaması katar. Dahası, BRAVIA ENGINE 2 birçok farklı sinyali de içine alacak şekilde, tüm dijital sinyal işleme süreçlerini bir araya getirir. Sonuç ise olabilecek en doğal tonlara sahip, net ve gerçeğe yakın renklerdir. Net ve güvenilir bir parlaklık ve kontrasta sahip siyak düzeyleri en derin ve en ayrıntılı düzeylerdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Engine 2 PRO görüntü verilerini size ekranda görmeden önce filtreleyen, temizleyen ve optimize eden güçlü bir işlemcidir. Full HD 1080p LCD ekranınızda gerçeğe en yakın High Definition görüntüleri sunmak için sinyal kalitesi büyük ölçüde iyileştirilir. En beğendiğiniz programlar, Blu-ray Disc™’ler, DVD’ler ve PLAYSTATION®3 oyunları bugüne kadar gördüğünüz en üstün renk aralığı, en yumuşak yüksek hızlı hareket ve en temiz siyahlar olarak canlanır. Hiçbir şeyin izleme deneyiminizi engellemesine izin vermeyen gürültü azaltma teknolojisi, mükemmel görüntüyü sunmak için her sahnede hareket ve parlaklık ayarlarını otomatik olarak yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE EX, yeni ünlü BRAVIA ENGINE Akıllı Resim Teknolojisi’nin gelişmiş bir sürümüdür. Birçok işlevin aynısını fakat daha yüksek düzeyde gerçekleştirir. Dört gelişmiş teknoloji (Kompozit Komponent Teknolojisi, Görüntü Formatı Teknolojisi, Düz Panel Ekran Teknolojisi ve Dijital Gerçeklik Oluşturma), daha fazla yoğunluk ve derinliğe sahip resim performansı üretmek için birleşmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA ENGINE PRO, gelişmiş Dijital Gerçeklik Oluşturma teknolojisinden tam olarak yararlanarak BRAVIA ENGINE EX’in (yukarıda açıklanmaktadır) bir adım ötesine geçer. Bu, High Definition sinyalinizi güçlendirerek daha mükemmel çözünürlük ve üstün resim performansı elde etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

BRAVIA Sync arkanıza dayanıp, BRAVIA TV’nizin uzaktan kumandasını kullanarak, Sony tarafından üretilmiş olan Handycam® video kamera ya da Blu-ray Disc™ oynatıcınızı kontrol etmenizi sağlar. Sony ürünlerinden daha da iyi yararlanmak için bir diğer inanılmaz basit yöntem. Örnek olarak, Blu-ray Disc™ oynatıcınız HDMI™ bağlantısı üzerinden BRAVIA TV’nize bağlıysa, BRAVIA uzaktan kumandanızın Play tuşuna basarak, film izleyebilirsiniz. Veya Cyber-shot® dijital fotoğraf makinenizi HDMI™ bağlantısı üzerinden BRAVIA TV’nize bağlarsanız, cihazda bulunan film ve fotoğrafları görüntülemek için TV’nin uzaktan kumandasını kullanabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bravia Theatre Sync, Ev Sineması ayarlarını kontrol etmenin yeni yoludur. HDMI™ bağlantıları ve bir uzaktan kumanda kullanılarak, sistemi oluşturan çeşitli birimler arasında sinyaller gönderilebilir. BRAVIA Theatre Sync her türlü karmaşıklığı ortadan kaldırır; bu sayede, filmin keyfini çıkarmaya konsantre olabilirsiniz. Tek bir tuşa dokunmanızla ses cihazı ve TV açılır, doğru girişler seçilir ve Blu-ray Disc™ veya DVD oynatıcı çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Aferin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravo!. well done!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A daring villain; a bandit; one who sets law at defiance; a professional assassin or murderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravo. well done. bully for you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem) Aferin! Bravo!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haydut, eşkıya, cani, suikastçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. hareketli bir parça veya bölüm; yorumlamada hüner gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Brazzaville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. iki tam notaya eşit nota; huk. resmi yazı; sesli harflerin kısa okunması için üzerlerine konulan ^ işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. subayların fahri ve salâhiyetleri sınırlı olarak atandıkları bir üst rütbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik kilisesinde okunan günlük dua ve okuma parçalarından ibaret kitap; diğer kiliselerde kullanılan buna benzer kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. 8 puntoluk harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısalık, kısa oluş; bir fikrin kısaca ifade edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İhtisas belgesi, şahadetname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diploma. certificate diploma. şahadetname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Bir çeşit otomatik tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koku, râyiha: Anber-bO = Anber gibi kokan. Hoş-bû = Güzel râyihalı. mec. Ümit: BÜy-i vefâ = Vefadarlık kokusu (ümidi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقعوی] yerel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgur pilaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Al). Geniş ve ağaçlı cadde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boulevard. avenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avenue. boulevard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boulevard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bungalow. chalet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibn» den). Oğulluk, evlâtlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (Alman) tar. hisar muhafızı; bir kale veya şehrin babadan oğula geçen valilik makamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr). Burjuvaziye mensup kimse, şehirli sınıfından.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeois

kent soylu

Orta sınıftan olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. bourgeois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. bourgeois kentsoylu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeois. middle class. square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. Fr.).

1.Avrupa’da vaktiyle asilzadelerle köylüler arasında yer alan şehirliler sınıfı.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bourgeoisie

kent soyluluk

Burjuva sınıfı


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie kentsoyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bourgeoisie. communist bourgeoisie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make-up examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir sinek çeşidi. Bu sineğin soktuğu hayvan delirmiş gibi koşar. (bk.) Böğe, böğelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük, yüksek mertebeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Ululuk, büyüklük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بلندپرواز] yükseklerden uçan. 2.şerefli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوالهوس] maymun iştahlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنيویات] bünye ile ilgili bilim dalı, morfoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklına geleni yapmak isteyen, keyfine buyruk, maymun iştahlı, herşeye arzulu, arzusu çok olan. kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Maymun iştahİıcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sebatsızlık, maymun iştahlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b. = edat, el = harf-i tarif. Muvacehe = yüzleşme, yüzleştirme). Yüzleşerek, yüzleştirerek, Fars. rûbe-rû, yüz yüze, yüzleştirerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif. Vasıta = araya giren). Birini araya koyarak, birinin tavassutuyla, doğrudan doğruya olmayarak: B’il-vâsıta kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Praia.

Nüfus: 428.000.

Yüzölçümü: 4.033 km2.

Komşuları: Moritanya, Senegal.

Önemli Şehirleri: Mindelo, Praia.

Din: Katolik.

Dil: Portekiz (resmi dil), Crioulo.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Cabo Verde, 1450’li yıllarda Portekizlilerce keşfedildi. İlk Portekizli sömürgeciler 1462’de yerleşti; çok geçmeden Afrikalı köleler getirildi. Cabo Verdelilerin çoğunluğunu bu iki grubun torunları oluşturur. 5 Temmuz 1975’te bağımsız olan Cabo Verde’de 1991 yılında Antonia Mascarenhas ulusun ilk özgür başkanlık seçimini kazanmıştır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.). c. Çâbük-süvârân, iyi at süren, ata iyi binen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک رو] hızlı giden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ceset, kadavra. cadaverous (s). kadavra gibi, soluk, pörsümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sihirbaza lâyık olan veya lâyık surette, sihirbazâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çâker = kul, nüvâhten = okşamak). Kullarını okşayıp taltif eden (zerafet tâbiri olarak hitâb edilen şahsa söylenirdi). Nisbet beyan eden «çâker-nüvâzâne» ve «çâker-nüvâzî» sıfatları da yazı dilinde bazen kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, perverden = beslemek). Kullarını besleyip kayıran, bende-perver (zarafet tâbiri olarak hitap edilen şahıs hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı’nın övgüsüne mazhar olmuş kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepetçilikte kullanılan bir kavak çeşidi, sepetçi kavağı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hz isa'nın çarmıha gerildiği yer; (kh). Hz isa'nın çarmıha gerilmesini canlandıran heykel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buzağı doğurmak, buzağılamak; parçalara ayrılmak (buzul, aysberk); buzağı doğurtmak; parçalara ayırmak, parçalamak (buzul, aysberk).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). calf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalvinizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalvinist, Kalvin doktrinine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başın tepesindeki kellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Armaya çıkma kumandası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. can = ruh, Averden = getirmek). Canlı, ruhlu. Fars. zîrûh. (bk.) Canavar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruh besleyen, iç açan, gönül açan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «cân-Aver yahut cânver»den).

1.Yırtıcı, vahşî hayvan; tufandan evvelki garip canavarlar.

2.Domuz, hınzır: Canavar resmi. 3.Pek gaddar ve kıyıcı adam: O, insan değil, Adetâ bir canavardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. beast. brute. chimera. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. imp. monkey. cruel. evil. super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. dragon. impudent. wild beast. bully. fiend. hellkite. monstrosity. ogre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvan sıfat ve hususiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savagery. ferocity. brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. savagery. ferocity. monstrosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Canlı TV yayınını duraklatmanıza imkan tanıyan Sony HDD kayıt cihazları sayesinde artık hiçbir anı kaçırmayacaksınız. Yavaş gösterim ve hızlı ileri sarma işlevi dahil olmak üzere kaldığınız yerden itibaren sahneleri farklı hızlarda oynatabilir ve istediğiniz an canlı yayına dönebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cansın).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). dirsek, yalnız bir ucu destekli olan kol; binanın dışarıya çıkık olan kısmı. cantilever bridge her biri bir ayak üzerinde dengeli oturan iki parçadan ibaret köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yelken bezi, çadır bezi; çadır; yelken; kanaviçe; (güz). (san). tuval; tuval üzerine yapılmış resim. canvasback (i). Kuzey Amerika'ya mahsus yabani ördek. under canvas ,çadırda; yelken açmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kapı kapı dolaşarak oy veya sipariş toplamak; tetkik etmek, incelemek; soruşturmak; muzakere etmek, tartışmak; (i). sipariş toplama; oy toplama; tetkik, inceleme; soruşturma; seçim kampanyası. canvasser (i). sipariş veya oy toplayan kimse; tetk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان ور] canlı. 2.canavar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canlı, haşere.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkı askeri, akıncı, ılgarcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). büyülemek, cezbetmek. captiva'tion (i). büyüleme, cezbetme. captivator (i). büyüleyen şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). esir, tutsak, mahpus; tutkun kimse; (s). esir düsmüş; baskı altında, kayıt altında; esarete ait; büyülenmiş. captiv'ity (i). esaret, surgun; tutkunluk. captive audience ABD zoraki dinleyiciler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervan; üstü kapalı büyük yolcu veya yük taşıyan araba; kamyon; (ing). arabanın arkasına takılarak çekilen tekerlekli seyyar ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karavela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça, L. «küçük çar, Sezarcık»). Çarın büyük oğlu, Rusya imparatorluk veliahdi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif yüzeylerindeki ışık yansımasını azaltarak gölgelenme ve parlama gibi sorunları ortadan kaldıran çok katmanlı T* kaplamasına sahip bir objektif. Geleneksel objektiflerden daha az yansıma ile daha fazla doğal ışık görüntü çipine ulaşabilir, böylece daha doğal ve canlı görüntüler oluşturulabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik zoom, geniş açıdan telefotoya kadar çok geniş bir aralık sağlayarak, fotoğrafçının görüntü çerçevesini mükemmel biçimde belirlemesini sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır. Vario-Sonnar® lensler, daha fazla ışığı etkili biçimde topladığından, daha iyi fotoğraflar çekmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kompakt fotoğraf makineleri ve video kameralarda kullanılması için tasarlanmış küçük, güçlü bir objektif. Parlak, net görüntü üretmek üzere kontrast ve rengi yakalamak için mükemmel.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şarlman hanedanına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). yel (gaz) çıkarıcı; (i). karın ağrısı geçiren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnaval, eğlence; Katolik ve Ortodokslann büyük perhizden önce gelen eğlence zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etobur, et yiyen hayvan; sinek kapan bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). et yiyen; etoburlara ait. carnivorously (z). et yiyerek.carnivorousness (i). et yeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hasılât bakiyesi, nakliyekun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oymak, hakketmek; parçalara bölmek, kesmek (et, tavak) ; oymalarla süslemek. carver (i). oymacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). caravel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyulmuş sanat eseri; sofrada et kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç tüyü olmayan, örtüsüz, çırılçıplak: Cascavlak tıraş etmişler. Cascavlak kalma = Tam mânâsıyle eli boş kalmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). manyok, (bot). Manihot; tapyoka, manyok kökünden çıkarılan nişasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sebep olan; (gram) ettirgen, müteaddi causatively (z). sebep olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derme çatma, değerşiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süvari alayı; süvarilerin veya atlı arabalann geçit töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). atlı, şövalye; ,şövalye ruhlu kimse, centilmen; kavalye;(bh). ingiltere kralı 1.Şarl taraftarı; (s). kendini beğenmiş, kibirli, mağrur serbest, laubali. cavalierly (z). önemsemeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük uskumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süvari sınıfı. cavalryman (i). süvari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıların, avlanan balığı içine attıkları sepet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güneş. Güneşli y(Erkek İsmi) 2.Güney.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). basit bir melodi, hava.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telve ile yapılmış sahte kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hububatın esmer ve uzun taneli bir cinsi ki, ekmeği iyi pişirilmek şartıyle lezzetli olursa da, ekseriya hamur gibi kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumpernicel. rye bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğdaygillerin ve daha çok çavdarın başağında türeyen ve horoz mahmuzunu andıran bir mantar çeşidi (claviceps purpurea).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(claviceps purpurea): Çavdar ve ona benzeyen bitkilerin çiçeklerinde üreyen parazit bir mantarın kışı geçirmek üzere aldığı mukavemet şeklidir. 10-35 milimetre uzunluğunda, 2-5 milimete genişliğindedir. Dışı siyahımsı-mor; içi pempemsi veya morumsu beyaz renktedir. Tadı yoktur. İçinde ergotin denilen zehirli bir madde vardır. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Damarları daraltıcı özelliğinden ötürü hekimlikte kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mağara. cave man mağara adamı; (k.dili). kaba ve hoyrat adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). oymak, yıkmak; oyulmak, yıkılmak. cave in çökmek; (k.dili). teslim olmak, razı olmak .cave-in (i). çökme, göçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Köpekten sakının.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). alâkadar bir şahsın ilgili makamlara, yetkileri dahilindeki belirli işlemlerin kendisi dinleninceye kadar yapılmaması veya durdurulması için yaptığı müracaat; ihtar, ikaz. Caveat emptor(Lat). Alıcı dikkatli olsun. Bütün sorumluluk alıcıya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çavın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşatılıp tatlılaştırılmış ve kalıplar halinde sıkıştırılmış tütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük mağara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mağaraları olan; derin (göz); kalın, derinden gelen (ses); delikli, gözenekli; mağaraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday arasında biten bir cins darı, karaca darı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidân, câvidâne, câvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاود] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Baki, daimi, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ebedî. (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاودان] kalıcı, sonsuz, ebedi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) CAvidânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalıcı, geçici olmayan. Ar. dâimî, bâkî sermedî, ebedî: Hayât-ı câvid, câvidâne. Câvidânî = Geçici olmayan, ebedî hayat.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cavidan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). bahane aramak,yersiz itirazlarda bulunmak ; (i). bahane,itiraz. be beyond cavil münakaşa kabul etmemek,itiraz kaldırmamak.caviler (i). itirazcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın derisinden veya tenasül Aletinden yapılmış kırbaç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Cavid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). boşlama;(mak). kavitasyon, akan bir sıvıda alçak basınçlı buhar boşluklarının meydana gelip çökmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oyuk; (anat). kavite, boşluk; (dişçi). çürük, oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplak, açık. Cascavlak = Çırçıplak.

2.Tüysüz, dazlak: Başı cavlak = Daz kafalı. Ar. eslâ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çıplaklık.

2.Tüysüzlük, dazlaklık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya), (bk.) Şelâle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterfall. cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Büyük çağlayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Terbiye olmamış şahin ve doğan yavrusu (terbiye olmuşuna bavlı derler).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Ava alıştırılmamış doğan. Çavlı Çandar : (Öl. 1146). Selçuklu emiri. Sultan Mesud döneminde yararlı işler yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). (Ok) nişandan şaşmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., ABD sıçramak, oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden bir bitki ve bunun reçinesi (opoponax chirorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe çav fiilinden).

1.Vaktiyle divanlarda hükümdarların hizme tinde bulunan yâver veya muhzır gibi subaylara denilirdi. Tanzimat’tan önceki Osmanlı saray teşkilâtında çavuşlar, padişahın yâverleri ve çavuşbaşı mâbeyn müşîri idi. Çavuşluk, Enderun mensupları arasında da bir pâye idi. 2.Şimdi orduda onbaşıdan yukarı ve assubaydan aşağı bir derecedir: Piyade, süvari, topçu çavuşu. Başçavuş = Usçavuşla başgedikli arasındaki assubay. Emir çavuşu = Emir ve evrak tebliğ ve ulaştırılmasında kumandanın maiyetinde bulunan çavuş.

3.işçi vesairenin başları. Çavuş üzümü = Vaktiyle bir çavuş tarafından çubuğu TAif’ten İstanbul’a getirilmiş, iri taneli güzel bir çeşit üzüm. Çavuş kuşu = Kırlı kuşu, ibibik kuşu, hüdhüd.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. noncom. non-commissioned officer. noncommissioned officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sergeant. head man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoopoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. c). Çavuşlar, (bk.) Çavuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş rütbe ve vazifesi: Piyade, süvari çavuşluğu, başçavuşluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'ya mahsus birkaç çeşit kobay, (zool). Cavia cobaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teahouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CCD kameranın ışığı alan kısmıdır. 3CCD, kameranın uçana renk olan kırmızı, yeşü ve mavi (RGB) İçin ayrı bir CCD göz özelliği olmasıdır. Gelen ışık üç ana renge ayrılır ve renkleri ayrı olarak ele aldığından; daha gerçekçi ve parlak görüntüler elde edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan Digital Mavica, resimleri kaydetmek için bilinen 3,5 inç disketleri kullanmaktadır. Popüler JPEG resim sıkıştırma biçimiyle Mavica, dijital fotoğraf makinelerinde devrim yaratmıştır. Yeni CD, 156 MB kapasiteli bir CD-R diskler kullanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cedvel). Cedveller. (bk.) Cetvel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جداول] cetveller, çizelgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدول] cetvel. 2.çizelge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çek Bohemya ahalisinden olan, bu memlekette oturan kavim ki, Kuzey Slavlar’ındandır: Çeh kavmi. (bk.) Çek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kurtuba’da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslavakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yerini yurdunu terk etmek. 2.Tasavvufta, kulun, Allanın sıfatlarıyla halvetten çıkışına ve fena fillahda fani oluşuna denilir. Celvetiye; Aziz Mahmud Hüdayi’nin kurduğu tarikatının adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جمعيت اقوام ]Birleşmiş Milletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Eski Cenova (Genova) hükümeti ve ahalisi: Cenevizliler’den kalma; Ceneviz donanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geneva. geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Geneva. geneva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (m. cengâver). Cenkçiler, dövüşkenler, savaşçılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cenkçiye, savaşana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çenkçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cenk = harp, Averden = getirmek). Cenkçi, cenk etmede mâhir, cenge alışık, asker, savaşçı, muharip, tab’an cesur olan: Türkler cengâver bir kavimdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنگاور] savaşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جنگاوری] savaşçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harp ve darbe alışık ve usta adamın hali: Türkler’in cengâverliği meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her tarafını kuşatacak şekilde, fırdolayı, (bk.) Çepe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çepeçevre, (bk.) Çepçevre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâr-çûbe» den olduğu zannolunuyor).

1.Cam yahut ayna veya tabla denilen oymalı, tahta takılmaya mahsus doğrama kafesi. Pencere, kapı, ayna, levha, resim çerçevesi. Korniş.

2.Basmacı tezgâhı. Çerçeve kâğıdı = Cam yerine çerçeveye takılan yağlı kâğıt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. casing. mount. rim. skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. mount. rim. setting. window frame. sash. limits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. outline. window frame. sash. cadre. casing. chassis. framing. mount. mounting frame. framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirletici emisyonlarının denetimi bağlamında amaçlanan sınırlamaların uygulanmasında, belirli kirleticilerin çıkış kaynaklarından ziyade bunların etkiledikleri alanların ele alınması gerektiğini savunan yaklaşım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

framer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeye çerçeve geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame. to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çerçevesi olan: Çerçeveli resim, levha.

2.Kenarı cetvelli, Çizgili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Siyah sarık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). rahim boynuna ait, rahim boynuyla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). geyik gibi; geyiğe ait, geyik familyası ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritilmiş sığır yağı ve eti. Çerviş yağı = Bu madde ile sade yağın karışımı olan adi yağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -vix,es, -vices)., (anat). boyun; rahim boynu; boyuna benzer herhangi bir kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard nut. hard nut to crack. as hard nut to crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEDVEL) (I. A.) (c. cedâvil).

1.Tabiî veya sun’İ su arkı, kanal: Süveyş cedveli. 2.Çizgi ve sıraları olan ve hanelere bölünen defter veya kâğıt: Bir cetvel çizmek: Cetvel tahtası = Doğru çizgiler çizmeye mahsus düz tahta.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruler. rule. foot rule. scale. tabulated form. list. chronology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. ruler. scale. schedule. list. table. straightedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruler. scale. table. tabulated list. register. schedule. column in a list. graduator. sluiceway. ditch. sluice. deposit slip. form. norm. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEW) (I. A.). Yanlışlıkla gök denilen hava ile dolu boşluk, fezâ. C»w-i havâ = Hava boşluğu: Cevv-i havâda uçan kuşlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جو] arpa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cevap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواب] yanıt. 2.karşılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. cevâb = karşılık, F. nâme = mektup). Cevâbı bildiren mektup, cevap yolunda yazılan mektup: Mektubumun cevâb-nâmesi geldi, cevâb-nâme-l Alînizi aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cevâb). Sorulan şeylere verilen karşılıklar. Ecvibe şeklinde de cem’i yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cevap olarak, cevap yerine: Sualime cevâben şu mektubu aldım, cevâben şöyle yazdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in reply. as answer to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوابا] yanıt olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. câbî). Câbîler, tahsildarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cûd» dan). Cömert.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواد] cömert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cömert, eli açık. 2.İhsan eden. - Dil kurumuna uygun olarak “d/t” ye dönüştürülür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cevher). Kıymetli taş, elmas: Cevâhir takmak, cevâhirle donatmak. Elmastan yapılmış veya elmasla süslü, cevâhir yüzük. Cevâhir yumurtlamak = Münasebetsiz sözler söylemek. (bk.) Cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery mücevher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواهر] mücevherler. 2.mücevher.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2.Mayalar, özl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Mücevherci, elmas vesair kıymetli taşlar ve bunları hâvî tezyinat yapan ve satan adam: Cevâhircilerde aramalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Cevâhirci, elmas alıp satan, kuyumcu, mücevher taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Câizeler. (bk.) CAize.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. câmi). Camiler. (bk.) CAmi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوامع] camiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوامد] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. câmûs). e. mandalar, su sığırları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواميس] mandalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوان] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, taze, delikanlı. - Cüvan şeklinde kullanılabilir, (bkz.Civan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cânib). Canipler, yönler, (bk.) CAnib.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوانب] yanlar, yönler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ecvibe).

1.Suale karşı söylenilen söz, sorma karşılığı: Cevap almak, cevap vermek: Bu söz, sualime cevap değildir.

2.Kabûl etmeme: Müracaat ettimse de cevap verildi. 3.Cevap mektubu, cevap yolunda yazılan mektup, cevâbname: Yazdımsa da daha cevap almadım. Bu mektup yazımın cevabıdır. Cevab-ı red = Kabûl etmemek yolunda verilen cevab. Cevap yazmak = Bir yazılı suale karşı yazı ile cevap vermek. Hazırcevap (hâzır-cevlb) = Tereddütsüz, düşünmeksizin cevaba muktedir, nükteci. Sual • cevap = Sorgu, Ar. isticvab, istintak. Sual cevap tarzında = Mükâleme suretinde, bir tarafa sualleri ve karşısında cevabları yazmak suretiyle. Cevâb-ı nâ-savâb = Doğru olmayan, yanlış cevap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. reply. response. replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. reply yanıt. karşılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. reply. reponse. response. retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of reply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. to deliver a replication. respond. return. answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. reply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be answered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevabı olan, cevâbı verilen: Sualli cevaplı = Sual ve cevâbı olan. Cevaplı telgraf = Cevabının da ücreti verilmiş olan telgraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegram with notice of delivery. reply paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Cevabı verilmeyen: Benim yazım cevapsız kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanswered. unreturned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanswered yanıtsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unanswered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü: câriye). Cariyeler. (bk.) CAriye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواری] halayıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câsûs’un c. Casuslar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Câiz olma, yasak olmama, emir veya nehy olunmayıp işlenmesi ve terki eşit olma, müsaade: Dinimizde şaraplaşmamış üzüm suyunu içmede cevâz vardır: İslâm dini içki içmeye cevâz vermez. Cevâz-ı şer’İ = Şer’an câiz olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawfulness. permissibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواز] izin, uygun verme. cevâz vermek uygun vermek, olur vermek, müsaade etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İyilik, temizlik, halis, safî ve kusursuz olma: Cevdet-i kariha, cevdet-i fikr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جودت iyilik. 2.olgunluk. 3.tazelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İyilik, güzellik. 2.Olgunluk. 3.Büyüklük. 4.Tazelik. 5.Kusursuzluk. Cevdet Paşa: Osmanlı devlet adamı. Tarihçi ve hukukçu (1822-1895).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dolaşma, gidip, gelme, deveran: Kanın damarlarda cevelânı. Osm. cevelân-ı dem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جولان] dolaşma, gezinti. cevelân etmek 1.dolaşmak, akmak. 2.gezinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cevelân = dolaşma. F. gâh = yer, mahal). Dolaşılan yer, gidip gelinen mahal: Oraları avcıların cevelângâhıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جولانگاه] gezinti yeri, mesire yeri. 2.dolaşım yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.iç, dahil. Fars. derûn, orta.

2.Kof, oyuk.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوف] boşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bir atlı spor. (bk.) Cirit.

2.Türk askerî musikisinde bir usul vurma Aleti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چوگان] çevgen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cevâhir) (F. güher’den Arapça’laşmış). T. Kendi nefsiyle kaim olan şey, zât, araz karşılığı.

2.Tıynet, cibiliyyet, aslî: Cevherinde kabiliyet olursa terbiyesi kolay olur.

3.Hassa, tabiî istidat, soydan gelen değer: Bu atta cevher vardır.

4.Elmas vesaire gibi kıymetli taş.

5.Kılıcın namlusundaki meneviş ve hâreli dalgalar.

6.Ebced hesabında noktalı harf. Cevher-i Ferd = Bir cismi terkip eden, ayrılmaz küçük parçacıklardan her biri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. jewel. essence. goodness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gem. jewel. ore. ability. capacity. essence. substance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. gem. substance. jewel. precious thing. ability. capacity. ore. kernel. matter. base metal. nucleus. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوهر] mücevher. 2.öz. 3.elmas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Öz, maya. 2.Başlı başına, kendiliğinden olan. 3.Tıynet, cibilliyet, soydan gelen, haslet, tabii istidat. 4.Kıymetli taş. 5.Ebcet hesabında yalnız noktalı harfleri hesaplamaya dayanan tarih düşürme şekli. 6.Kılıç namlusuna yapılan menevişli süs. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cevher = kıymetli taş, F. dâşten = tutmak).

1.Haysiyeti olan, özü ve mayası makbûl olan.

2.İstidat ve tabiî kabiliyeti bulunan.

3.Elmas vesair kıymetli taşlarla süslü. Tîğ-ı cevherdâr = Mücevherli kılıç.

4.(Ebced hesabında) yalnız noktalı harfleri hesap olunan: Târîh-i cevher-dâr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cevher = kıymetli taş, F. fürûhten = satmak). Cevâhir satan, cevâhirci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Cevher). Hicri 5.asırda Bağdat’ta yaşamış meşhur bir İslam hanımı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جوهرفروش] mücevherci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cevheriyye).

1.Asıl, maya ve tıynete mensup ve müteallik.

2.Elmas vesair kıymetli taşlara ait.

3.Yalnız noktalı harfleri hesap olunan (tarih).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوهری] mücevherle ilgili. 2.mücevherli. 3.öz ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mücevherden, cevherden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevheri olan: O, çok cevherli bir talebedir, (bk.) Cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİVİK (i.).

1.Metin, sağlam.

2.Çabuk hareketli. Ar. serî-ül-hareke, Fars. eüst ü çâlâk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. swift. fleet. nimble. brisk. dapper. glib. light-footed. limber. lissom. lissome. nippy. spry. tripping. volant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. brisk. lissom. nimble. smart. snappy. spry. swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. active. airy. nimble. nippy. swift. on one's toes. tripping. up and coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(s.) (Erkek İsmi) - Çabuk davranan, hızlı ve hareketli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(bkz.Çevik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevik olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility. alacrity. pep. perfections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arpadan yapılmış: Nân-ı cevîn = Arpa ekmeği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوین] arpadan yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جور] haksızlık, üzülme, üzme, zulüm. cevir çekmek acı çekmek, zulüm görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tercüme, (bk.) Tercüme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendering. rendition. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. translation. version. translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translation. interpretation. rendition. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembler. translator. commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembler. inverter. rotating. rotary. driving. prime mover. turnover. invertor. reactor. rotator. convertor. converter. transformer. switch commutator. commutating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting. filming. taking. development of a film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filming. development of a film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öteye beriye koşup dolanmak. Fars. tek ü pû etmek (tekâpû).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çeşitli hububat karıştırılıp çevirilmekle vücuda gelmiş karışık zahire.

2.Suların dönmesi ve döndüğü yer, girdap.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevirmek fiili ve tarzı, (bk.) Çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir dizi veya uyguyu tersinden başlatma. Meselâ do mi aralığını mi do şekline getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Çevirmek işi. (bk.) Çevirmek.

2.Şişte döndürülerek kebap olmuş kuzu vesaire. Çevrilerek yapılmış (kebap) vesaire.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. rotation. spin. twirl. surround. enclosure. inclosure. conversion. translation. diversion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. flip. crank. switching. rotation. turning. changing. translating. translation. meat roasted on a spit. cycloid. commutation. wind. commutating. conversion. diversion. deviation. alteration. surrounding. handling. encircling. revolution. swinging

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürmek: Kebabı çevirmeli. Su, değirmeni; buhar, vapur çarkını çevirir.

2.Alt üst etmek, öbür yüzünü üste getirmek: Yaprağı çevir. 3, Etrafını almak, kuşatmak, çepçevre dolaştırmak: Bağa duvar çevirmeli. 4.Geri döndürmek, iade etmek: Kendisini yarı yoldan çevirdiler.

5.Bozmak, başka hale koymak, değiştirmek: Lâkırdısını çevirdi. 6.Geri almak, nakzetmek, bozmak: Mukaveleyi çevirdi. Ayakkabıyı çevirmek = Gitmeye davet etmek, nezaketle kovmak. Çehreyi çevirmek = Yüz ekşitmek. Geri çevirmek = iade etmek, kabûl etmemek. Yüz çevirmek = İltifat etmemek, vazgeçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter. dragoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürtmek, biri vasıtasıyle çevirmek ve döndürmek: Şiş kebabını devamlı çevirtmek lâzımdır.

2.Öbür yüzü görünecek surette alt üst ettirmek: O sayfayı çevirt.

3.Etrafını kuşattırmak, çepçevre kuşattırmak: Bağa duvar çevirtmeli. 4.Bir vasıtayla geri döndürmek; iade ettirmek: Uşağını gönderip kendisini yarı yoldan çevirtti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth translated. to have sth turned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEVZ) (i. A.). Koz denilen maruf meyve. Ceviz ağacı: Koz ağacı. Cevz-i bua — Küçük hindistancevizi. Cevz-i mâil = Tatula. Cevz-i mukayyî = Kargabüken. Cevz-i Hİndî = Hindistan cevizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hickory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut. walnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walnut. made of walnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Koz): Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları, meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememelk gerekir. Cevizyağı, raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Derinin yanmasını önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi ceviz ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haksızlık edip incitme, eza, cefa, sitem: Cevretmek, cevr ü cefâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جور] haksızlık, üzme, üzülme, zulüm. cevr etmek haksızlık etmek, üzmek, acı çektirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Etraf, civar, kenarlar.

2.Etrafı kıvrılıp oya ve nakış ile süslenmiş tülbentten yemeni: Sırmalı çevre. Çepeçevre: Fırdolayı, çepçevre.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın var olduğu ortam ya da koşullar. Bu çevre doğal fiziksel öğeleri, ayrıca organizmanın etkileştiği insan ürünü koşulları içerir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental. ecological. ambient. contour. surroundings. environment. premises. adjacencies. ambiance. ambience. purlieus. neighborhood. neighbourhood. vicinity. circumference. perimeter. atmosphere. ambit. circle. climate. compass. domain. entoura.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambience. atmosphere. circle. circuit. circumference. environment. medium. milieu. neighbourhood. perimeter. periphery. sphere. surroundings. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirli bir arazinin topografik, hidrolojik, jeolojik ve kültürel özellikleri gibi çevresel özelliklerinin incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ürünlerde normal olarak bulunan zararlı öğelerden bazılarını tasfiye etmek amacıyla tasarlanmış ya da değiştirilmiş ürünleri ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental pollution. environment pollution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local road. orbital road. ring road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envirormentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçine almak, kuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surround. encircle. enclose. inclose. circle. ring in. ring. begird. cincture. environ. girdle. orb. swathe. twine about. twine around. wreathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encircle. encompass. swathe. to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to surround. to encircle. to enclose. to circumscribe. gird. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşatılmak, sınır içine alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be surrounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental. peripheral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environmental. peripheral. circumferential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girdap, kasırga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çeviri. Çevriyazı = Transkripsiyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrounded. encircled. sided. skirted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrounded. encircled. turned round. facing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encirclement. enclosure. inclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Döndürülmek, devrettirilmek: Kebap, ateşin karşısında çevrilmekle pişer.

2.Alt üst olmak, öbür yüzü göz önüne getirilmek: O sayfa çevrilince öbür bahse geçilir.

3.Kuşatılmak, çepçevre sarılmak: Bu bağa duvar çevrilmelidir.

4.Geri döndürülmek, iade edilmek: Yarı V°Wan çevrildi. 5.Bozulmak, çürütülmek, geri alınmak: Verilen söz çevrilmez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be encircled. to be enclosed. to be translated. to be turned. turn round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd k.). Devir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit. cycle devir. circuit devre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sınır. 2.Girdap. 3.Sürekli ve düzenli değişme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Suların dönüp devretmesi. Fars. girdâp, girîvend.

2.Çeşitli hububatı çevirip karıştırmakla hasıl olan zahire karışımı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Haksızlık. 2.Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Köşk, konak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوشن] zırhlı giysi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh eriten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cevşen = zırh, pûşîden = giymek). Zırh giyen, zırhlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh paralayıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جو] hava. 2.boşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CEVVAL) (i. A.).

1.Hareket ve davranışları çabuk ve akıcı olan, iş yapmadan duramayan: Cevval bir adam. Cevval bir zekâ.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوال] çok hareketli, koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Koşan, dolaşan, hareket eden, canlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cevviyye). Fezaya, boşluğa, havaya ait, bunlarla alakalı. Alâim-i cevviyye = Feza alâmetleri, hadiseleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوی] hava ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). On iki Burç’ tan biridir ki, ikiz iki adam suretinde tasvir olunur, ikiz burcu. Güneş, bu burca mayısta girer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوزاء] ikizler burcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güneşin Mayıs ayında girdiği ikizler burcu. Ebced.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cev» den). Aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol. jail. penitentiary. prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison. lockup. lockup house. convict prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahve pişirmeye mahsus kulpu uzuri mâruf küçük kap: Cezveyi sürmek = Kahve pişirmek üzere bunu ateşe koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffeepot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değiştirme; devralma; geçiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düğünden sonra kap kacak ile yapılan gürültü, teneke çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşırı milliyetçilik, şovenizm. chauvinist (i). aşırı derecede milliyetçi kimse. chauvinis'tic (s). aşırı milliyetçi. chauvinis'tically (z). aşırı derecede milliyetçi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr)., (çoğ -chefsd,oeuvre). şaheser.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). frenkmaydanozu, (bot). Anthriscus cerefolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalye, atlı süvari; lejyon donör gibi nişan veya rütbe sahibi; kahraman ve mert kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sık yünü ile meşhur bir koyun cinsi; (k.h). (şev'iyıt) bu yönden dokunmuş kalın kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). assubay ve erlerin rütbelerini gösteren kol işareti; (mim). zikzak çıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asya üIkelerine mahsus geyiğe benzer birkaç çeşit geviş getiren hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ing). avlamak, avlanmak; (i). av, av narası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şövalye gibi, nazik, cömert, cesur. chivalrously (z). şövalyelere has bir şekilde. chivalrousness (i). şövalye gibi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şövalyelik; cömertlik; cesaret; şövalyelik örgütü; şövalyeler; şövalyelik makamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). charivari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemeğe tat vermek için kullanılan Frenk soğanı, (bot). Allium schoenoprasum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). chevy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cuvaş Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). sabık, eski.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın iki omuzu arası, iki omzunun başı. Cidav yarası = Yağır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dual citizenship. dual nationality. double nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.).

1.Ön, ileri. 2.Atın başlığı, yuları.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. cılav = yular, F. dâşten = tutmak. Yanlış tâbir). Yedek atı yularından sevkeden seyis, yedekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kurdun ensesinden yapılan kürk.

2.Kafasının tüyü par‘ak bir cins kurt.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bindery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Dilberce hareket, naz: Cilve tabiî olduğu vakit ne kadar tatlı ise yapmacık olduğu vakit de o kadar soğuk ve tatsız olur.

2.Güzel bir surette ortaya çıkmak: Şöyle bir hâl-i cilve-nümâ oldu.

3.Tecelli: Cilv»-i rabbâniyye = Tanrı’nın tecellisi (Arapça’da gelinin damada ilk görünmesi ve damadın geline yüz görümlüğü vermesi mânâlarıyle kullanılıp, her ne kadar münasebet açıksa da, dilimizdeki kullanılış yeri büsbütün başkadır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquetry. coquettish airs. archness. manifestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. coquetry. grace manifestation. apparition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquetry. phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلوه] görünme. 2.kırıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hoşa gitmek için yapılan davranış. 2.İşve, naz. 3.Yeni gelin duvağının kaldırılması merasiminin ve bu münasebetle güveyin geline verdiği hediyenin (Türk yüz görümlüğü) adıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut CİLVE-GEH (i. F. A. cilve, F. gâh, geh = mahal). Görünüş, tecelli ve zuhûr mahalli: Eltâf-ı sübhlniyyenin cilve-gâhı = Tanrı’nın lûtuflarının göründüğü yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cilve eden, cilvesi yakışan, cilveli, ııâzenin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve, F. kâr = iş). Cilve eden, cilveli, nazenin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve = F. nümûden = göstermek). Cilve gösteren. Cllve-nümâ = Zuhûr ve tecelli etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve, F. sâhten = yapmak). Cilve eden, cilve-ger, nâzenin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه گاه] görünme yeri. cilvegâh olmak yatak teşkil etmek, yurt olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه گر] görünen. 2.kırıtan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cilve yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dalliance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Karşılıklık olarak cilve yapmak.

2.Birbiriyle dostça şakalaşmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flirt with each other. to bill and coo. to joke with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coquettish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arch. coy. flirtatious. coquettish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come hither. coy. demure. kittenish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه ساز] kırıtan, cilve yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denizden etrafını dolaşmak. circumnaviga'tion (i). denizden etrafını dolaşma. circumnavigator (i). denizden etrafını dolaşan kimse. circumnutate.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). etrafına siper çekili, etrafı çevrili; (f). etrafına siper çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tuzağa düşürmek; hile ile önüne geçmek, atlatmak; etrafını dolaşmak. circumventer circumventor (i). tuzağa düşüren kimse; atlatan kimse. circumvention (i). tuzağa düşürme; atlatma. circumventive (s). tuzağa düşürücü; atlatıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dönmek, deveran etmek, dolaşmak. circumvolu'tion (i). bir merkez etrafında dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Uzun ve ucu demirli cirid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cırdaval denilen uzun ciritle silâhlı (asker).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Boş şeylerle öğünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Elde sıkıştırıp ovalıyarak yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cıva.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi:Hg

Atom Numarası:80

Kütle Numarası:200,59

Yoğunluk:13,456g/cm3

Erime Sıcaklığı:-38 °C

Kaynama Sıcaklığı: 356 °C

Oda sıcaklığında sıvı halde bulunur.

Gümüş görünümlü , ağır bir metaldir.

Termometre, barometre gibi laboratuar araçlarında ve flüoresan lambalarda kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercury. quicksilver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercury. quicksilver. mercurial. mercuric. mercurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çok zehirli, gümüş rengi sıvı formunda bulunan bir ağır metal. Oda sıcaklığında sıvı halde olan tek metaldir. Buharları çok zehirlidir. Hafıza zayıflığına, baş ağrısına ve sinir hastalıklarına neden olur. Doğada cıva, insana zarar vermeyen istikrarlı bileşikler içinde görülür. İnsanoğlu 3500 yıldan beri endüstriyel ve tarımsal amaçlarla cıvayı kullanmaya çalışmaktadır. Cıva mantar öldürmede de kullanılır. Cıva bileşikleri tarım ve kağıt endüstrisinde, plastik, pil, boya sanayiinde kullanılmaktadır. Kömür ve petrol gibi fosil yakıtlarının kullanımı, madencilik, metalürji, çelik ve çimento üretimi de cıvanın ortaya çıkmasına yol açar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin baş tarafında yatan direk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowsprit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowsprit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercurial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı cuvân).). Genç, taze adam, delikanlı. Nev-clvân = Pek genç delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوان] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Genç, delikanlı, yakışıklı. - (bkz.Cevan, cuvan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. cuvân = genç, baht = talih). Talihi yâver, bahtı uyanık, bahtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cuvân = genç, merd = er). Cömerd, kerem sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Civânmerd’ln c. civânmerdler, cömertler, eli açık olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Civânmertlik, cömertlik, sahâvet, kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cömertlik, kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Civân’ın c. civanlar, gençler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانان] gençler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Genç olana yakışacak surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوان بخت] talihli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mutlu, şanslı (kimse).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı: cuvânî). Gençlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانی] gençlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gençlik, şebâb. (bk.) Civan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جوانمرد] cömert. 2.soylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık genç, delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, bir kır bitkisi (achillea millefolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milfoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yaraotu): Bileşikgillerden; çeşitli türleri olan bir kır bitkisidir. Kuru topraklarda, yol kenarında yetişir. Yaprakları uzun ve parçalıdır. Çiçekleri beyaz ve pembedir. Kandil şeklinde gruplaşmıştır. Kokusu çok güzeldir. Hekimlikte dal, yaprak ve çiçekleri kullanılır. İçinde Achillein denilen acı bir madde vardır. Kullanıldığı yerler: Hazımsızlığı ve kansızlığı giderir. Kanı temizler. Balgam söktürür, öksürüğü keser. Sinirleri ve vücudu kuvvetlendirir. Bağırsak ve mide gazlarını giderir. İshali keser. Basur memelerini tedavi eder. Kızamık, boğmaca, raşitizm, albasması, aybaşı gecikmesi ve kemik hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakın yer. Ar. kurb, etraf: Şehrin civarları pek güzeldir; evim çarşının civarındadır. Yakın komşu: Onun evi bize civardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacencies. neighborhood. neighbourhood. purlieus. environs. vicinity. adjacency. locality. precincts. vicinage. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neighbourhood. surroundings yöre. dolay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicinity. neighbourhood. environment. surroundings. community. environs. neck of the woods. neighbourhood /. outskirt. purlieu. quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جوار] yakın çevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakınlıkla, komşulukla ilgili, yakın, komşu olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakınlık, komşuluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkası iri başlı ve ucu somun geçmek üzere yivli vida, başlıca potrelleri, demir ve tahtaları birbirine bağlamaya yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. gib. pin bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. bolt screw. pin. screw bolt. pintle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yumurtadan yeni çıkmış kuş veya tavuk yavrusu, küçük piliç, palaz: Civciv çıkartmış.

2.Ufak kuşların ve piliçlerin ötüşmeleri. 3.Vızıltı, gürültü, kalabalık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chick. chicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vızıltılı, gürültülü, sesli: Pek civcivli bir yer.

2.Canlı, ruhlu, kalabalıklı: Pazarın en civcivli vakti. 3.Sıcak, hararetli, kaynayan: Sıcağın en civcivli vaktinde.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oku hedefe isabet ettirmemek, hedeften şaşırtmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جيوه] cıva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Canlı ve oynak yavru: Deve civeleği, mecazen oynak kadın.

2.Yeniçerilerde hizmet ve mülâzemet eden delikanlı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frolicsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Civelek tüysüz yeniçerilere verilen isimdir. Osmanlı döneminde yüzleri pürüzsüz ve tüysüz olan civelek gençler pamuk ipliğinden bir peçe örterek sokağa çıkarlardı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit misk; misk kedisi. civet cat misk kedisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır boynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çıvgar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ziraat çifti, toprağı işlemeye mahsus öküz çifti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kar ve rüzgârla karışık yağan yağmur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahta vs. mıhlamaya ve kakılmaya mahsus ucu sivri ve arkası başlı demir, mıh: Tel çivisi = Kalıba dökülmüşü, karfiçe. Demir çivi = Enser, misnrvar. Nalıncı çivisi = Demirden ufak çivi. Çivi diş = Dokuz yaş dişi. Çivi çiviyi söker = Taciz edici bir halin aynı şiddetle bir mukabil çare ile giderilebileceğini ifade eder: Nezleyim, ama yine de denize gireceğim, çivi çiviyi söker. Ahmet bana bu oyunu yapınca ben de onu şikâyet ettim; ne yapalım çivi çiviyi söker. Çivi gibi = Çevik ve sıhhatli kimse. Çivi kesmek, çivi gibi olmak = Çok üşümek. Çivi yazısı = Farslar’ın, Medler’in ve Asurlular’ın kullandığı yazı. Çivi yukarı = Yağlı güreşte hasmı tepesi üstü diktikten sonra sırtını yere getirme oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. crampon. crampoon. cotter. gib. wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. peg. pin. knob. stud. bolt. cleat. holdfast. joggle. spake. tap bolt. gad. dowel. swivel. fulcrum. key. broach. pivot. pintle. wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuneiform writing. cuneiform script. cuneiform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehre ait, belediye ile ilgili; yurttaşlık ile ilgili. civic center hükümet binaları, mahkeme, kütüphane veya galerinin bulunduğu şehrin merkezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yurt bilgisi, yurttaşlık bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çivit renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fazla sulu ve bulaşkan: Cıvık kar, çamur. Ekseriya arka arkaya olarak yapışkan ve bulaşıcı bir şeyi tasvir eder: Elleri yağ içinde cıvık cıvık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. pert. runny. thin. watery. soft. impertinent. saucy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. runny. impertinent. impudently familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşıcı bir şeyi avuç içinde sıkarak karıştırmak: Fıçının içindeki yağı cıvıklayıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bulaşıcı şey) Avuçlanarak veya basılarak karışmak: Çamur basıla basıla cıvıklanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vatandaslarla ilgili; hükümete ait, milli; sivil; ferdt, bireysel; vatandaşlık icaplanndan; medeni, uygar; nazik, kibar. civil death manevi ölüm. civil defense sivil savunma. civil disobedience yurttaşın haksız bulduğu bir kanuna karşı itaatsizlik g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chirpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chirpy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tweet. twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ufak kuşlar veya piliçler). Ötüşmek, civ civ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep. chirp. tweet. twitter. to chirp. to cheep. to chirrup. to tweet. to twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitter. to chirp. cheep. tweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak cıvıldamak, hep birden cıvıldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çivilemek işi. 2.Ayaküstü ve dimdik bir durumda denize atlama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailing. a dive with the feet foremost. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Çivi ile mıhlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. nailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivi İle mıhlanmak. mec. Bir yerde ilişip kalmak, gecikmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth nailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sivil kimse; Roma veya medeni hukuk öğrencisi veya bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nezaket, kibarllk, terbiye; kibar söz veya hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). medeniyet, uygarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). medenileştirmek, uygar seviyeye çıkarmak;aydınlatmak. civiliz'able uygarlaştırılabilir. civilizer (i). uygarlaştıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). medeni, uygar; kibar, nazik, ince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kuşların veya civcivlerin ötüşmesi, civ civ etmeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheep. chirrup. tweet. twitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Cıvık hale gelmek.

2.Çığırından çıkmak, hoş olmayan bir mecraya girmek: Lâubalileşmek, sululuk etmek: Bu iş iyice cıvıdı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çivirtmek, çivrindi. (bk.) Çevirmek vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yahut çiğit ve galatı: çevid). Hind’de ve Yemen’de yetişen bir bitkiden çıkarılan koyu mavi boya ki, sarılığı kaybettirmek için az miktarda çamaşıra da konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo. blue dye. blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çamaşırları çivitli suya sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde çivit bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)

1.Cıvık hale getirmek.

2.Yakışık almayacak bir hale gelmek, lâubali davranmak, saçmalamak: Sen artık iyice cıvıtmaya başladın. (ses taklidi). Kuşların bağırmasını tasvir ve taklit eder: Kuşlar cıyak cıyak bağrışıyorlardı, dövme gibi şiddetli bir muameleye uğrayan çocuklar hakkında dahi söylenir: Çocuğu cıyak cıyak bağırttı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be impertinent. to spoil a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çividi olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iyi vatandaş olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ok) Hedeften şaşmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k.dili). sivil elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.).

1.isa Cemiyeti denen bir Hıristiyan tarikatının üyesi: Cizvit papazı.

2.Fesatçı, bozguncu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jesuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gözle görülmeyen şeyleri görme kudreti; basiret; başkalannın zihninden geçenleri okuma hassası, gaipten haber verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garipten haber veren, gözle görülmeyen şeyleri gören; (i). bu hassaları haiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başı kalın çomak gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klavsen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). köprücük kemiği, klavikula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köprücük kemiği gibi veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çalgı aletinin tuşları; daktilo klavyesi; tuşları olan çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çomak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sakalı bıyığı tıraş olunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ClearVid CMOS sensörü, ışığı dijital sinyale dönüştüren video kameranın gözüdür. Daha fazla ayrıntı ve netlikle ve aralarında Kesintisiz Yavaş Kayıt, yüksek ışık hassasiyeti ve Çift Kayıt da bulunan daha gelişmiş işlevlerle daha yüksek kaliteli resme yol açar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ClearVoice Plus teknolojisi, konuşma frekansı aralığının ses seviyesini yükseltir; sonuç olarak konuşma sesleri çok daha berrak hale gelir. Yavaş kayıt hızında bile hoparlörden çalınan ses mükemmelliğini korur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarık; yarılma, çatlama; (kim). molekülün aynlması; (k.dili). göğüs yangının dekolte elbiseden görünmesi; (biyol). hücrenin bölünmesi; (jeol). dilinim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapışmak, iltisak etmek; bağlanmak, sadık olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (cleft veya cleaved veya clove; cleft veya cleaved veya cloven; (eski). cleave, clave clove) yarmak, bölmek, taksim etmek; ayırmak; açmak (yol vb); ayrılmak, yarılmak, bölünmek; arasmdan geçmek. cleavable (s). yarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). satlr, balta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tek). yoğurtotu, (bot). Galium aparine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). akıllı; zeki; becerikli; kabiliyetli. cleverhl (z). akılca, zekice. cleverness (i). akıllık; beceriklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenet demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cleave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil (baharat); karanfil ağacı, (bot). Caryophyllus aromaticus; diş (sarmısak). Indian clove bark karanfil kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cleave; (s). yarık, ayrık, çatal. cloven - footed, cloven - hoofed (s). çatal tırnaklı; şeytanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yonca, (bot). Trifolium in clover müreffeh, hali vakti yerinde. hare's foot clover tavşan paçası yonca, (bot). Trifolium arvense king's clover san yonca, (bot). Melilotus officinalis red clover kızıl yonca, (bot). Trifolium pratense wild clover yaban

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -leafs) yonca yaprağı kavşağı, altlı üstlü geçiş sağlayan kavşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm kayıtlı VAIO kullanıcıları teknik ve temel bilgilerin yanı sıra yazılım güncellemeleri sağlar. 24 saat içinde teslimatın yapıldığı aksesuarlar için özel bir sipariş hizmetinin yanı sıra, kişisel bir ana sayfa (www.club-vaio.com= sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yaşıt, akran, muasır, çağdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bilmeye veya kavramaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk)., (Lat). itirafname, ikrar, davalınln yazılı ikrar ve kabulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adore. to be dead nuts on sb. think the world of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(meteor). soğuk dalgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). toplanan, biriktirilen; toplu, müşterek, ortak; (i). ortaklaşma; (gram). topluluk ismi. collective agreement toplu sözleşme. collective bargaining işverenle işçi temsilcileri arasındaki toplu görüşme ve pazarlık. collective behavior toplu davr

İngilizce - Türkçe Sözlük by