Vah ne demek? | Vah anlamı nedir? | Vah

Vah anlamı nedir?

Vah ne demek?

Vah anlamı nedir?

Vah | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(e. A. F.).

1.Ay, yazık, vay. Vah vah = Acırım, yazık: Eyvah, vâh yazık, yazıklar olsun.

2.Keder, teessüf, feryat, figan: Evlâdı vefat ettiğinden, zavallı adam ömrünü ah ile vah ile geçirdi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oh!. alas!. what a pity!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

what a pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واه] vah, yazık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah’ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz.el-Vahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlama, inleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آه و واه] feryat, sızlanma, hayıflanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dini görevleri yüklenebilecek yaşa gelmiş Musevi erkek çocuk; ergenlik töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cevher). Kıymetli taş, elmas: Cevâhir takmak, cevâhirle donatmak. Elmastan yapılmış veya elmasla süslü, cevâhir yüzük. Cevâhir yumurtlamak = Münasebetsiz sözler söylemek. (bk.) Cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewellery mücevher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جواهر] mücevherler. 2.mücevher.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2.Mayalar, özl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Mücevherci, elmas vesair kıymetli taşlar ve bunları hâvî tezyinat yapan ve satan adam: Cevâhircilerde aramalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cevahirci sanat ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Cevâhirci, elmas alıp satan, kuyumcu, mücevher taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Hastalıktan yeni kurtulan, iyice kendisine gelemeyen.

2.Sağlam.

3.Doğru, gerçek.

4.Ayıp, utanma.

5.Yiğitlik.

6.Sertlik, kabalık.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâhiyye). Musibet, Afet. (bk.) DAhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fem yahut fevh pek kullanılmaz).

1.Ağızlar: EfvSh-ı nâsa düştü = Halkın ağzına düştü.

2.Ağza benzer delikler, menfezler: Efvâh-ı nâriye = Ateşli ağızlar, yani toplar.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افواه] ağızlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kûh). Kamıştan yapılmış penceresiz kulübeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. levh). Levhler, levhalar, (bk.) Levh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الواح] levhalar, tablolar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. mâ). Mâlar, sular. (bk.) MA, miyâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rûh). Ruhlar, (bk.) Ruh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارواح] ruhlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Ahır). Son günler, son zamanlar: Ağustosun evâhırinde, evâhır-i ömründe, (bk.) Ahır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اواخر] sonlar, son günler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Çok Ah eden.

2.çok dua eden.

3.Merhamet duygusu kuvvetli olan.

4.İmânı sağlam.

5.Din bilgisi geniş adam. Kur’an’da bu kelime ile Hz. Ibrâhim vasıflandırılmıştır.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok ah eden. 2.Çok dua eden. 3.Merhametli. 4.İmanı sağlam. 5.Din bilgisi çok geniş olan kimse. 6.Kur’an-ı Kerimde bu isimle Hz.İbrahim vasıflandırılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yazık, heyhat, yazıklar, yanılıp yakılma: Eyvâhlar olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alas!. alack!. alas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fâhişe). Fâhişeler. bk FAhiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فواحش] fahişeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şahit, tanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Şahitlik, şehadet, tanıklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گواه] tanık, şahıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Helva vesaire pi şirmeye mahsus geniş ve az derin tencere veya kazan. Kuşhanenin büyüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yehova, Allah (Tanrının İbraniceden İngilizceye geçen bir ismi) Jehovah's Witnesses Yehova Şahitleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. lâhika). Lâhikalar, ekler. bk. Lâhika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لواحق] ekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevhibe). (bk.) Mevhibe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «meyve-i huşk» dan galat). Kuru yemiş: Meyvehoş gümrüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yelpaze.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مروحه] yelpaze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevi dininde sünnet; sevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahş» ten if.) (mü. mütevahhişe). Ürkmüş, korkmuş, Osm. vahşete duçar: Yabanî hayvanlar insanı görünce mütevahhiş olurlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «uhuvvet» den mas.).

1.Kardeşlik, birbirini kardeş sayma.

2.Dostluk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahdet» den imef.) (mü. muvahhade).

1.Bir ve tek hâline konmuş, birleştirilmiş, Osm. tevhîd olunmuş.

2.Bir noktalı: Bâ-ı muvahhade.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahdet» ten if.) (mü. muvahhide) (c. muvahhidîn).

1.Allah’ın birliğine inanan.

2.(hi.) Fas ve ispanya’da saltanat sürmüş büyük bir Arap hanedanı.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah’ın birliğine inanan. Allah’tan başka hiçbir ilah ve kanun koyucu tanımayan, yalnız Allah’tan gelen emirleri kabul eden.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahşet» ten if.) (mü. muvahhişe). Vahşet getiren, insanın ıssız bir yerde hissettiği korkuyu veren: Çöller pek muvahhiştir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موحش] korkutucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâhiye). Nahiyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okşanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyi elde etmeden doğan neşe. 2.Güneş battıktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Revah). Ünlü sahabi Abdullah b, Revaha’nın babası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bal arıları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâhide). Bir kaide veya kelime için verilen sağlam örnek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şahika). Şahikalar, zirveler, (bk.) Şahika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâhil). bk. sahil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سواحل] kıyılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahşet» ten).

1.Korku hissetme, yalnızlıktan korkma.

2.Vahşî hayvanlar gibi ürkme, bir şeye alışamayıp güvensizlik gösterme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توحش] korku, korkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحه] vaha, çöl ortasındaki yeşil alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çöllerin su bulunan kesimlerinde oluşan bitkili alan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bağışlayan, ihsan eden. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır. “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur: Abdülvahab.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Batak yer, bataklık, çamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hazım güçlüğü, zor hazmedilen şeyin hâli. 2.Ağır ve tehlikeli olan şeyin hâli, tehlike, Ar. muhatara: Hastalığın vahâmeti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وخامت] korkunçluk, vehamet, tehlikeli durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Hazmı zor, hazmolunmaz, ağır.

2.Tehlikeli, korkulu, neticesi fena, vahtm, muhataralı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحسرتا] eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yerl(Erkek İsmi) Vahalar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحيفا] yazıklar olsun, eyvahlar olsun, vah vah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vahdâniyye). Allah’ın birliğine ve bir olan Allah’a mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحدانی] Tanrı’nın birliği ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah’ın birliği ve varlığı: Vahdâniyete inanmak, vahdâniyet hakkı için.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحدانيت] Tanrı’nın tekliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tekliği, birliği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Birlik, bir ve tek olma.

2.Yalnızlık, Ar. inzivâ, uzlet, halvet.

3.(tasavvuf) Allah’a yakınlık, vuslat, kesret mukabili.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وحدت] teklik. 2.birlik, beraberlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yalnızlık, teklik, birlik. 2.Allah’ı birlemek, şirkten uzaklaşmak. 3.Hakimiyet ve teşri’i (yasa koyuculuğu) yalnız Allah’a ait olarak görmek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واهی] yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehb» den) (mü. vâhibe). Bağışlayan, bağışlayıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bağışlayan, bağışlayıcı. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vahib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A. «vahdet» ten) (mü. vâhide).

1.Bir, tek, Fars. yektâ, Ar. münferid: Cenâb-ı Hak vâhid ve kadîmdir.

2.Vâhid-i kıyâsî = Ölçü, tartı, sayma ve parada esas alınıp onunla hesap olunan şey, birim: Onlu sistemde metre, ağırlıkta kilo vâhid-i kıyâsîdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahdet» ten) (mü. vahîde). 1 Yalnız, tek, Ar. münferid, Fars. yektâ.

2.Eşi ve benzeri olmayan, emsalsiz, Fars. bî-nazîr, yegâne, Ar. ferîd: Vahîd-i asr.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واحد] tek, bir tane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحيد] tek, biricik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir, tek, yalnız. Allah’ın sıfatlarındandır. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) VAhid.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek din, dinin tekliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tek olarak, yalnız başına, Ar. münferiden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahâmet» ten) (mü. vahîme).

1.Hazmı güç, hazmolunmaz, ağır.

2.Neticesi tehlikeli, korkulu, muhataralı: Oranın havası vahîmdir, vahîm bir İŞ.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vehm» den if.) (mü. vâhime). Kuran, vehmeden, vehim ve hayale bağlı olan. Kuvve-i vahime = İnsanın vehmetmek hususiyeti, hayal gücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grave. dangerous. serious. desperate. perilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. grave. acute. desperate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وخيم] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuvve-i vâhime» den kısaltma). Kuruntu, kurmak hassası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vâhine). Arık, lagar, zayıf, düşkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) VAhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one. single. sole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single. sale. one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vahy.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apocalypse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation. divine inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vuhûş). Yabanî, ehlî olmayan. Hımâr-ı vahş = Yaban eşeği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحش] yabanıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yabanilik, vahşîlik: İnsanlar bir zamanlar vahşette yaşamışlardır.

2.Issızlık, tenhalık, yalnızlık: Vahşetin verdiği dehşet.

3.Tenha ve ıssız yerlerde duyulan korku ve dehşet. VahşetAmîz, vahşet-engîz = Korkunç, müthiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. savageness. savagery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wildness. savageness. savagery. atrocity. fear. solitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutality. wilderness. savageness. barbarousness. ferocity. savagery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وحشت] yabanîlik. 2.korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وحشت انگيز] korkunç, korku salan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ وحشتناک] korkunç. 2.ıssız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vahşiyye) (değişmiş bir kelime olup asıl Arapça’sı müzekker ve müennes için «vahş» tir).

1.Yabânî, ehlî olmayan: Vahşî hayvan, vahşî kedi. 2.Vahşî hayvan gibi yaşayan, çok iptidaî hayat yaşayanlar: Vahşî topluluklar.

3.İnsanlardan kaçan, ürkek: O çocuk pek vahşîdir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocious. barbarian. barbaric. brutal. brute. churlish. feral. ferocious. haggard. heathenish. savage. tigerish. truculent. uncivilized. wild. wolfish. barbarian. heathen. savage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarian. barbaric. disorderly. ferocious. fierce. lawless. ruffian. savage. truculent. turbulent. vitriolic. wanton. wild. brutal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutal. savage. wild. barbarous. untamed. virgin. ferocious. fierce. grim. inhuman. rude. uncivilized. wolfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وحشی] yabanî. 2.acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild animal. wild animal / beast. wild beast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türlerin doğal ekosistemlerinde bakımı ve geliştirilmesi; çevre dengesinin ve tür çeşitliliğinin korunması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vahşîlikle, yabânîce: Vahşîce hücum, vahşîce çekilip gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savagely. atrocious. barbarically. barbarously. wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestially. brutally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become savage. to grow / to run wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanîlik, vahşî olanın hâli: Kaplanın vahşîliği meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarity. savagery. wildness. brutality. savageness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brutality. wildness. savageness. untamedness. brute violence. savagery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Vahşîlikle, yabânîce: Vahşîyâne yırttı.

2.Ürküp kaçarak: Vahşîyâne kaçtı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (zaten Arapça olmayan vahşî sıfatından uydurulmuş bir kelimedir).

1.Vahşîlik, yabânîlik.

2.Ürkeklik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir fikir veya emrin Allah tarafından bir peygambere ilham olunması: Hz. Muhammed’e vahy, kırk yaşlarında iken nâzil olmuştur. İlâhî emirler, peygamberlere vahy ile bildirilmiştir (evliyâya olursa ilham denilir). Emînü’lvahy = Allah tarafından vahy getirmeye memur olan Cebrâil-,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وحی] vahiy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zevâhir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظواهر] dış yüzler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zâhire Türkçe’de kullanılmamıştır). Bir şey veya şahsın meydanda olan ve görünür tarafları, dış görünüşü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Parlak yıldızlar. 2.(bkz.Zahir). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by